Labour market
120 theses under this subject heading
İşsizlik sorunu ve uygulanan istihdam politikaları: Kuzey Makedonya örneği
Ülke 1991 yılında Yugoslavya'nın dağılmasıyla Makedonya ismi ile bağımsızlığını ilan etmiştir. Diğer uluslararası örgütler olan Avrupa Birliği, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Avrupa Yayın Birliği ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi örgütler de ülkeyi Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (EYMC) adıyla tanımışlardır. Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ismiyle (FYROM) tanıyan NATO teşkilatına ait ve içinde Makedonya geçen tilin belgelerde, metinde "FYROM" kısaltması geçerken belgenin sonundaki bir dipnotta NATO ülkeleri Makedonya'yı anayasal ismi ile tanıdığı ayrıca belirtilmiştir. 2018 Haziran ayında Yunanistan'la yapılan uzun görüşmeler neticesinde Makedonya'nın resmi adının "Kuzey Makedonya Cumhuriyeti" olması konusunda mutabakata varılmıştır. Günümüzde de bütün Uluslararası örgütler, ülkeyi ''Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'' olarak adlandırmaktadır. İşsizlik çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanında yapılan çalışmalarda en çok sonuçlar yaratmaktadır. Halkın satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak ülkenin üretim kapasitesi azalmakta ve işçinin yaşam standarttı düşmekte dolayısıyla işçi psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bütün bunlardan toplum huzuru da olumsuz yönde etkilenmektedir. Hatta işsizlik sorununun ötesinde asıl tartışılması gereken konu işsizlikle mücadele yöntemleridir. Uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalara konu olan işsizlik. bireysel ve toplumsal düzeyde sorunlara yol açtığından mücadele edilmesi gereken bir alanı oluşturmaktadır. İşsizlik ile kendi başına mücadele edilmesi zor olduğundan; devlet işsiz kalmış kişilere gerek işsiz kaldığı dönemi daha az sorunla geçirmesi, gerekse yeniden iş bulabilmesi sağlanması amacıyla çeşitli politikalar uygulamaktadır. Literatürde ve uygulamada aktif ve pasif işgücü piyasası politikaları olarak tanımlanan politikalar daha geniş bir çerçevede devletin uyguladığı makroekonomik ve sosyal politikaların altında yer almaktadır. İşsizlik oranını düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak gibi makroekonomik politika hedefleri zaman zaman birbiri ile çelişmektedi Çalışmamızda kısaca Kuzey Makedonya ekonomisi endüstri sektörünün yapısındaki olumsuzlukları, teknoloji yetersizliği, ihracatın düşük seviyede seyretmesi, üretim ve tüketimde ithalat mallara olan talep artışları, yüksek işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığını, bunlara ne şekilde çözümlerin üretilebileceğini, Bağımsızlıktan ( 1991 'den) sonra Makedonya ekonomisi yüksek işsizlik ile nasıl mücadele edildiğini edinilen ampirik bulgular, bilimsel çerçevede sorgulanarak tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, Yabancı Yatırımlar, İşgücü Piyasası
Evaluation of labor market on regional economic policies on the context of contemporary economic schools
Since the diversion of economics from philosophy, many economic ideas have been put forward. Those who support each other in these thoughts revealed contemporary economics schools. All these schools have made important contributions on the labor market. This study was conducted to evaluate the regional economics of economics schools in the context of the labor markets. In this context, first a detailed literature survey was carried out and previous studies were examined in depth. Then, a conceptual framework was created by using these publications in order to establish the theoretical infrastructure of the research. At the next stage, the views of economics schools in the context of the labor market were discussed within the framework of regional economic policies. At the next chapter an econometric analysis carried out with the datas of 29 OECD countries. In this analysis as variables unemployment, inflation, GDP, population, direct foreign investments and social transfers has been used. In the last part of the research, proposals can be applied by academicians and policy developers who will deal with the subject are depicted.
Türkiye'de istihdam-işsizlik ve çözüm önerileri: Siirt ili örneği
İstihdam ve işsizlik gerek bireysel gerek toplumsal ve gerekse küresel boyutlarda ciddi önem arz eden konulardır. İlk çağlarda sorun teşkil etmese de gelişen dünya düzeni ile ortaya çıkan istihdam ve işsizlik sorunu dünyada ve ülkemizde her geçen gün büyümektedir. Gelişen teknoloji ile insana olan ihtiyaç azaldıkça bu konuların önemi de artmaktadır. Bireyin ihtiyaçlarını karşılaması için çalışması gereken bir ekonomik düzende, gelişen teknoloji ile insan gücünü saf dışı bırakan bu yeni ekonominin yarattığı zıtlık nedeniyle insanlar işsiz kalmakta ve maddi- manevi ağır darbeler almaktadırlar. Artan nüfus ve yetersiz iş alanlarının yanı sıra son dönemde tüm dünya ekonomilerine ağır darbe vuran Covid–19 etkisi nedeniyle işgücü ve istihdamın önemi daha da öne çıkmıştır. Çalışmamızda ülkemizin işgücü piyasası genel bir bakışla ele alınmış olup Siirt İli özelinde bir alan araştırması ile işgücü piyasası değerlendirilmiştir. İşgücünün, istihdamın, işsizliğin tanımı yapılarak işgücü piyasasının etkilerine değinilmiştir.
Emek pazarı ve kimliklenme ilişkisi: İzmir Urla Sıra Mahallesi Romanları örneği
Bu çalışma, emek pazarıyla temasın, Roman kimliğine etkisini konu edinmektedir. Bu çalışmanın yöneldiği özgün soru, hipergetto bir yerleşke olan Sıra Mahallesi'nde yaşayan Romanların, kendi kültürel kimliklerinin penceresinden ve değer setlerinden hareketle emek piyasalarını nasıl gördükleridir. Çalışmada Romanların yaşam koşullarını, onların sesleri ve bakışı, taktikleri ve eylem pratikleri üzerinden görmek hedeflenmiştir ve yoksul, hipergetto bir mahalle olan Sıra mahallesinde (Urla-İzmir) yaklaşık iki yıl boyunca etnografik saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Tez, Romanların mekan, eğitim ve çalışma deneyimlerine odaklanırken, yaşam alanlarına ilişkin detaylı, mikro bir perspektif sunmaktadır. Toplumsal alanlarda hakim pozisyonlarda bulunan ve emek pazarını hakimiyetinde bulunduran Gaco (Roman olmayanlar), dikte ettiği kültürel değer ve yaşam biçimleri ile Romanların yaşamlarını da büyük ölçüde belirlemektedir. Tezde, emek pazarı ile ilişkilenen Romanların, tahakküm-direniş ilişkisi üzerinden Gaco ile nasıl bir kültürlerarası bir müzakere sürdürdüğü ve güç asimetrisi içeren bu müzakerenin bir sonucu olarak Roman kimliklenmesinin nasıl gerçekleştiği incelenmiştir. Yoksulluğa dair kuramsal tartışmalar ve yoksulların norm-dışı davranışlarına odaklanan literatürün ışığında, etno-ırksal ve maduniyet ekseninde gerçekleşen Roman kimliklenmesindeki faillik sorgulanmış ve Romanların yaşam tercihlerinde kültürel değerlerin ve sınıfsal bağlamın nasıl yer bulduğu irdelenmiştir. Mevcut yoksulluk literatüründe genellikle yoksulluğun yapısal şartlarına odaklanılırken, yoksul bireylerin, topluma ve emek piyasalarına eklemlenmek arzusu taşıdığı varsayımından hareket edilmektedir. Yoksullara emek piyasasına eklemlenme arzusu atfetmek yerine, Romanlar örneğinde doğrudan onların gözünden piyasaya bakmak, normalleştirilmiş/meşrulaştırılmış kimlik-emek ilişkisini sorgulamak için verimli bir başlangıç noktası olmuştur. Bu çerçeveden yoksulluğun ve başarısızlığın yükünü maduna yükleyen egemen bakışı sorgulamak hedeflenmiştir.
Mülteci hareketleri ve iş gücü piyasası ilişkisi: Van ili örneği
Göç, insan ve toplum bilincinde derin izler bırakan ve insanlık tarihi kadar eski olan bir olaydır. Birden fazla alana ve sosyal yaşam katmanlarına yayılmış ve küresel bir sorun haline gelen ulus ötesi göç hareketliliği, ülkeleri işbirlikleri geliştirmeye ve kapsamları ve boyutları ile örgütlenme temelinde buluşturmaya zorlamaktadır. Türkiye, küresel ve bölgesel krizlerde ve uluslararası göç hareketliliğinde kritik bir coğrafyadır. Türkiye'ye gelen mülteciler gittikleri yerlerdeki nüfusu ve coğrafi dağılımı; eğitim, sağlık, güvenlik, barınma ve ekonomi gibi çeşitli alanları etkileyerek hem toplumsal hem de ekonomik problemlere sebep olmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma kapsamında mültecilerin Van'daki yerel işverenlere ve işgücü piyasasına bakışları araştırılmıştır. Farklı uyruklardan oluşan toplam 555 kişiye ilk kez bu çalışmada geliştirilen anketler uygulanmıştır. Elde edilen veriler ışığında, faktör analizi için Memnuniyet, Uyum, Sağlık ve Gelir olmak üzere dört faktör oluşturulmuş ve demografik değişkenler ile aralarındaki korelasyon incelenmiştir. Sonuçlara göre; yabancı işgücünün uyruğu, yaşı, medeni durumu, eğitimi ve cinsiyeti gibi demografik değişkenlerin ölçeğin alt faktörlerine göre istatistiki olarak farklılık gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır.
Uluslararası ticaretin serbestleştirilmesinin bölüşüm ilişkileri üzerine etkisi
Uluslararası ticaretin serbestleşmesinin işgücü piyasası üzerindeki etkileri iktisat literatüründe ilgi çeken konuların başında gelmektedir. Ticaretin serbestleşmesi olumlu ya da olumsuz mutlaka işgücü piyasalarını etkilemiştir. Teknolojik değişimlerle birlikte sermaye hareket kazanmış ve üretim başka ülkelere hızla kayabilme özelliği kazanmış, endüstriyel yapıda değişimler yaşanmış, esnek üretim biçimi yaygınlaşmış, işgücü piyasası katmanlaşmış, bilginin kendisi yeni bir üretim faktörü olarak görülmeye başlanmış ve bilgi işçisi kavramı öne çıkmıştır. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalar daha çok Faktör Donanımı Teorisi ve bu teoriden ortaya çıkan Stolper- Samuelson Gelir Dağılımı Teorisine dayanmaktadır. Stolper-Samuelson Gelir Dağılımı Teorisine göre dış ticaretin serbestleşmesi ile birlikte ülkelerde bol bulunan üretim faktörüne olan talep ve bu faktörün fiyatı artar, az bulunan üretim faktörlerine olan talep ve bu faktörün fiyatı azalır. Bu durum ise ülkedeki gelir dağılımı eşitsizliklerini düzeltici etkide bulunur. Türkiye'ye bakıldığında ise dış ticaretin serbestleşmesi ile birlikte ülkede bol bulunan faktör olan emek faktörünün talebinin ve ücretinin artması, işsizliğin ise azalması beklenmektedir. Bu çalışmada uluslararası ticaretin serbestleşmesinin işgücü piyasası üzerine etkisi açık işler ile işsizlik arasındaki negatif ilişkiyi gösteren Türkiye'nin 1989-2013 yıllarına ait dönemsel Beveridge Eğrisi yardımıyla incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre dış ticaretin serbestleştiği ilk yıllarda işsizlik değerleri nispeten düşük seviyelerde olmuş, açık işler ise artma ve azalma yönünde hareket kazanmıştır. Bu yıllardan itibaren 2000 yılına kadar genel olarak işgücü piyasası açık iş sayısının işsizlik sayısından fazla olduğu yer olan 45° derece doğrusunun solunda yer almaktadır. Bu tarihten sonra ise özellikle kriz yıllarında işsizlik sayısının açık iş sayısından fazla olduğu yer olan 45° doğrusunun sağında yer almaktadır. Son yıllarda işgücü piyasasının tekrar 45° doğrusunun solunda olması nedeniyle ekonomik canlanma sürecinde olduğu söylenebilir. Ancak son yıllarda açık sayısı işsizlik sayısından fazla olsa da özellikle 2008 yılından sonra açık iş sayısı ile işsizlik sayısı zaman zaman birlikte artış göstermiş, Beveridge eğrisi orijinden uzaklaşmış ve işgücü piyasasındaki uyumsuz eşleşmeler artmıştır. Uyumsuz eşleşmelerin artmasında daha çok işgücü piyasasının yapısal sorunları ve yaşadığı krizler etkili olmuş, Beveridge eğrisi krizlerden sonra literatürle uyumlu olarak saat yönünün tersine doğru bir yönelim göstermiştir.
Endüstri 4.0'ın iş gücü piyasalarına etkileri: Türkiye'deki iş gücü ve ücret kutuplaşması eğilimi
Günümüzde dünya Endüstri 4.0 olarak adlandırılın bir sanayi devrimi süreci içerisindedir. Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ulus ve şirket, yeni dönüşümün getirdiği modern teknolojiyi kullanmaktadır. Diğer sanayi devrimlerinde olduğu gibi Endüstri 4.0'ın getirdiği teknolojik değişimlerin toplumlar üzerinde büyük etkileri mevcuttur. Bu kapsamda teknolojideki hızlı gelişme dünya genelinde iş gücü piyasalarını etkilemekte ve dönüşüme uğratmaktadır. Bu çalışmada yeni endüstri devriminin iş gücü piyasalarına olan negatif ve pozitif etkilerden bahsedilmiştir. Ayrıca bu etkilerden biri olan iş gücü ve ücret kutuplaşması Türkiye özelinde analiz edilmiştir. Bu analiz uygulanırken TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi mikro verisi kullanılarak, 2012-2018 yılları arasında Türkiye işgücü piyasasında da endüstriyelleşmiş ülkelere benzer bir kutuplaşma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Türkiye'de gözlemlenen iş gücü piyasalarında ve ücretlerdeki bu kutuplaşmanın sebebi literatürde geçen vasfa yönelik teknolojik gelişmeler olarak gösterilmektedir. Ayrıca Türkiye'de meslek ve görev düzeyinde veriler mevcut olmadığı için ülkemizdeki gözlemlenen istihdam ve ücret eğilimleri sadece ISCO-08 meslekleri üzerinden incelenmiştir.
İşgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve gelir dağılımı
Piyasa ekonomisi içinde yaratılan gelirin, üretime katılan faktörler ya da bireyler arasında nasıl bölüşüleceği, bu bölüşümün iktisadi sistem üzerindeki etkileri ve adaletli olup olmadığı iktisat disiplini boyunca tartışılan bir konu olmuştur. Bu tartışmalar içinde analiz birimin üretim faktörleri mülkiyetine dayalı toplumsal sınıflardan bireye doğru kayması, işgücü piyasası içindeki dinamiklerin tartışılması için daha geniş bir zemin yaratmıştır. Böylece işgücü piyasasında cinsiyete dayalı bir ayrımcılığın etkileri daha görünür hale gelmiştir. Ancak bu görünürlük hâkim iktisadi yaklaşımın ayrımcılık tanımının izin verdiği ölçüde gerçekleşmiştir. Hâkim iktisadın dar ve soyutlayıcı yaklaşımı karşısında feminist yaklaşım, toplumsal cinsiyet çözümlemesini ortaya koyarak ayrımcılığın doğası ve niteliği hakkında daha bütüncül ve kapsamlı bir bakış açısı sunmuştur. Feminist yaklaşımın çıkış noktasını oluşturduğu bu çalışmada, kadınların işgücü piyasasındaki dezavantajlı konumu ve işgücü piyasasında kadınlara yönelik ayrımcılık, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık /eşitsizlik olarak okunmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, işgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğin bireysel gelir dağılımına etkisi ücret-maaş eşitsizliği üzerinden araştırılmaktadır. Bu amaçla kantil regresyona dayalı ayrıştırma Machado-Mata yönteminden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye işgücü piyasasında tam zamanlı çalışanlar arasında, kadınlar ücret-maaş dağılımı boyunca erkeklerden daha düşük gelir etmekte ve bunun önemli bir bölümü cinsiyete dayalı ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Kadın -erkek arasındaki en güçlü eşitsizlik dağılımın alt bölgelerinde yani nispeten daha düşük gelirli işgücü arasında ortaya çıkmıştır. Bu durum tam zamanlı çalışan kadın ve erkek arasında kadınlar aleyhine bir yapışkan zemin etkisini işaret etmektedir. İşgücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrımcılığın etkilerini araştıran ayrıştırma yöntemleri önemli bulgular sunmakla birlikte hâkim iktisadi yaklaşımın etkisi, bu bulguların alanını oldukça daraltmaktadır. Bu analizlerde toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümün yarattığı eşitsizlikler analiz dışına itilmekte, bir diğer ifade ile "mesele" edilmemektedir. Bununla birlikte toplumsal cinsiyete dair bu bakış açısı iktisat disiplini içinde genel bir eğilim niteliğindedir. Bu bağlamda çalışmada, uygulanan ampirik modele dair bulgular ve bu analizlerin kavramsal sınırlarını belirleyen kuramsal yaklaşıma ait toplumsal cinsiyetçi bakış açısının sorgulanması bir arada sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Gelir Dağılımı, İşgücü piyasası, Ayrımcılık Teorileri, Quantile Regresyon , Ayrıştırma Yöntemler
Work and work accidents in the flexible working regime: The Zonguldak Hard Coal Basin case
This thesis examines the work accidents in subcontracted companies in the Zonguldak Hard Coal Basin in the period of the flexible working regime post 1980. For this purpose, first, the political economy of work accidents is examined and the impacts of the new working forms on work accidents under the flexible working regime are discussed. Second, an overview of the history of the Zonguldak Hardcoal Basin is given. In addition to this, the changing global political economy of the coal production is analyzed by developing a comparative perspective between the cases of England, the People's Republic of China, and Turkey. Third, the redevance system as a subcontracting practice is studied. Fourth, the main causes of the work accidents in subcontracted companies and informal pits are discussed. As a result, we conclude that the flexible working regime as one of the main pillars of neoliberalism has increased rate of the work accidents in the Zonguldak Hard Coal Basin.
Makroekonomi üzerine iki makale
This thesis is composed of two essays on macroeconomics. In the first essay, motivated by the empirical evidence that implies a negative correlation between government trust and the size of informal sector, we develop a game- theoretical model to account for this dynamic. We construct a model in which government type, which cannot be directly observed by households, follows a Markov chain; and households allocate their labor between formal and informal sector, each with different production technologies. We characterize the Markov perfect equilibrium of the model that implies that the size of informal sector is relatively higher for economies in which the level of government trust is lower. In the second essay, we develop a model-based approach to create measures of different types of economic risks, namely fiscal risk, financial risk, and labor market risk, for a panel of countries. We use an annual cross-country dataset that includes fiscal policy, labor market, and financial variables to explain their effect on the variation in total productivity. Using the estimated TFP series, we run a DSGE model by calibrating model parameters to match several moments in the data so as to obtain measures for fiscal, financial and labor market risks. This exercise allows us to construct a model-based dataset of three categories of risks mentioned above, and to calculate the welfare costs of different kinds of country-specific risks.
Uluslararası göç ve işgücü piyasası arasındaki ilişki: Ampirik bir uygulama
Hızla artan nüfus sorununun yanında, mülteci krizi ve artan göç hareketleri nedeniyle göç sorunları son yıllarda daha da ön plana çıkmıştır. Kökeni ne olursa olsun göçlerin toplum üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır ve bunlar tartışmalı olabilmektedir. İktisadi perspektifte göçler, hem tüketici talebine hem de mal ve hizmet üretiminde kullanılan emek talebine katkıda bulunabilir. Göçün ekonomik etkileriyle ilgili tartışmalar eğitim ve istihdam gibi alanlarda politikaların oluşturulmasında son derece önemlidir. Bu nedenle bu tez çalışmasının amacı, 1990-2019 dönemi baz alınarak en çok göçmen barındıran 7 ülkenin uluslararası göç ve işgücü piyasası arasındaki ilişkinin ekonomik etkilerini ampirik yönden incelemektir. Bu doğrultuda, paneli oluşturan birimler arasında yatay kesit bağımlılığını dikkate alan Durbin-H ve heterojen katsayıların tahminine imkan sağlayan CCE tekniklerine dayalı ekonometrik modeller kullanılmıştır. Seriler arasındaki nedensellik ilişkisi Kónya tarafından geliştirilen bootstrap panel nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Tahmincilerden elde edilen bulgular, işgücü piyasasının uluslararası göç üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Bu bulgulara dayanarak işgücü piyasasında açık veren ve büyük sermayeli ülkelerin uluslararası göçe neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak nedensellik analizinden elde edilen bulgular, göçlerden ücretlere doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğunu göstermektedir. Bu bulgu, bahsi geçen ülkelerde meydana gelen göç hareketlerinin ücret seviyelerini değiştirme gücüne ve kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir. Çalışma ayrıca, uluslararası göçlerin emek zengini ile sermaye zengini ülkeler arasındaki ücretlerde ortaya çıkan farklılıklardan kaynaklandığını savunan Neoklasiklerin makroekonomik göç teorisi ile de uyumlu bulgular elde etmiştir.
Teknolojik ilerlemelerin işgücü piyasası üzerindeki etkileri: Cinsiyet farklılıklarına yönelik bir inceleme
Küreselleşme hareketleri ile hız kazanan teknolojik gelişmeler sonucunda ülkelerin küresel ekonomide meydana gelen rekabet ortamına uyum sağlayabilmek ve uluslararası piyasalarda yer edinebilmek için teknolojik gelişmelere öncelik vermeleri gerekmektedir. Ülkelerin, sürdürülebilir kalkınma sağlayabilmeleri amacıyla teknolojik gelişmeler yanında işgücü piyasalarının da etkin olması gerekmektedir. Teknolojik gelişmeler neticesinde ülkelerin rekabet gücü artarken aynı zamanda işgücü piyasalarında da değişimler meydana gelmektedir. Teknolojide yaşanan gelişmelerin işgücü piyasası üzerinde nasıl bir etki yaratacağı merak konusu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı doğrultusunda teknolojide yaşanan gelişmelerin cinsiyet temelinde işgücü piyasası üzerindeki etkisi incelenecektir. Bu çalışmada, teknolojide yaşanan gelişmelerin cinsiyet temelinde işgücü piyasası üzerindeki etkisi ampirik olarak incelenmiştir. Bu ilişkinin incelenmesinde panel veri regresyon analiz yöntemi kullanılmıştır. Kullanılan yöntemde G-20 ülkeleri model için seçilmiş ve veri eksikliği nedeniyle G-20 ülkeleri kapsamında 13 ülke ve Avrupa Birliği modele dahil edilmiştir. AR-GE harcamaları ile ilgili yapılan modellerde 2000-2020 yılları arası veri setleri kullanılmıştır. AR-GE araştırmacıları ile ilgili yapılan modelde ise 2000-2018 yılları arası veri setleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre teknolojik gelişmeler sonucunda; kadınların, erkeklerin ve tüm grupların işsizlik oranlarında bir azalma meydana gelmiştir. Teknolojide yaşanan gelişmeler sonucunda işgücüne katılım oranında ise cinsiyet temelinde farklı sonuçlar elde edilmiştir. Teknoloji ile beraber kadınların işgücüne katılım oranında artış meydana gelirken, erkeklerin işgücüne katılım oranında azalma meydana gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Teknoloji, Cinsiyet, İşsizlik, İşgücü, Panel Veri Regresyon Analizi.
Birincil bölüşüme devlet müdahalesi
Bu çalışmanın amacı devletin birincil bölüşümdeki rolü ve müdahale araçlarını tartışmak ve devletin iktisadi bölüşümdeki rolünün yeniden bölüşüm olarak sınırlandırılmasını sorgulamaktır; zira bu tür bir sınırlama, devletin ilk elden piyasaların kurucusu ve düzenleyicisi olarak birincil bölüşüm alanında yaptığı müdahaleyi göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Bu amaç çerçevesinde öncelikle farklı iktisat okullarının bölüşüm ve ücret teorileri ile devletin ekonomideki rolüne ilişkin yaklaşımları incelenmektedir. Sonrasında ise emek piyasalarına yönelik devlet düzenlemelerinin on dokuzuncu yüzyıldan günümüze kadar olan kısa bir tarihsel gelişimi ele alınmaktadır. Temel yaklaşımımız birincil bölüşümün üretim ilişkileri öncesinde ve sınıfsal çatışmanın sonucu olarak belirlendiğidir. Emek ve sermaye arasındaki sınıf çatışmasının ortaya çıktığı alan emek piyasalarıdır ve devlet bu piyasaların oluşumu ve işleyişine çeşitli düzenlemelerle müdahale etmektedir. Çalışmada bu düzenlemelerin ücret payları üzerindeki etkisi regresyon analizi yöntemi ile 1990-2020 yılları arasında 34 OECD ülke verisi kullanılarak, imalat sektörü ücret payı için araştırılmış, özellikle asgari ücretin düzeyinin ve bu bağlamda asgari ücret düzenlememelerinin ücret payları üzerinde önemli ölçüde olumlu etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer önemli bulgumuz yedek işgücü ordusunun ücret payları üzerindeki olumsuz etkisidir. Bu bulgular hükümetlerin, asgari ücret gibi emek piyasasına yönelik emek yanlısı politikalarla ve işçileri işsizlik tehdidi karşısında koruyan ya da istihdam olanaklarını genişleten düzenlemeler ve politika uygulamalarıyla; etkili ve kalıcı bölüşüm politikaları uygulayabileceklerini göstermektedir.
Emek piyasasına katılan Suriyeli göçmen kadınların toplumsal cinsiyet rollerindeki dönüşüm: Mardin örneği
Bu araştırma, 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş nedeniyle Türkiye'ye zorunlu göç ettikten sonra iş yerleri açarak ücretli çalışma yaşamına katılan Suriyeli kadınların deneyimlerini incelemektedir. Bu bağlamda göçmen kadınların zorunlu göç sonrası kadınlık kimliğinde yaşanan dönüşümleri konu alan bu araştırma kadınların göç sürecini erkeklerden farklı deneyimlediği temelinden hareket etmekte ve göç sürecindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Araştırmada kadın-göç ilişkisi, uluslararası göç teorileri ve toplumsal cinsiyet kavramı temelinde incelenmiştir. Araştırma, Mardin kentinin Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde iş yeri açan, zorunlu göçten önce ev kadını olarak yaşamını sürdürmüş 13 Suriyeli göçmen kadınla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan bu araştırmada derinlemesine mülakatlarla toplanan anlatılar yorumlanmıştır. Bu bağlamda kadınların zorunlu göç süreciyle birlikte dönüşen toplumsal cinsiyet rolleri, ev dışı ücretli çalışmanın bu dönüşüm üzerindeki etkilerinin neler olduğu tartışılmıştır. Feminist bir perspektifle görüşmelerden edinilen bilgilerle bir yandan göç sürecinde kadınların maruz kaldıkları mağduriyetler görünür kılınmaya çalışılırken bir yandan da kadınların göç sürecindeki aktif konumlarına dikkat çekilmiştir. Ayrıca zorunlu göç ve uyum konusunda toplumsal cinsiyet rolü, söz konusu dönüşümlerin etkisiyle sunulmuştur. Dolayısıyla zorunlu göç sürecinde değişen kültürel ve ekonomik koşullara bağlı olarak kadınlık kimliğinin çeşitli dönüşümler geçirdiği ve bu dönüşümlerin kadınların uyum süreçlerine olumlu katkılarda bulunduğunu söylemek mümkündür. Araştırma, göç sürecinin kadınların özgül deneyimleri bağlamında toplumsal cinsiyet ve cinsiyet dinamikleri tarafından doğrudan yapılandırıldığını ortaya koyarak ilgili literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Dropping out of the labor force: Women in Turkey
According to the microdata of Household Labor Force Survey (HLFS) in 2017, the half amount of women are not in the labor force even though they are not disabled, retired or students. The share of the women who have worked before and who are no longer in the labor force substantially increased from 24.4 percent to 31.7 percent in the period of 2010-2017. As the share of women who dropped out women increased, the share of women who are not in the labor force and have never worked before substantially decreased by 18.0 percentage points and recorded at 19.2 percent in 2017. The data implies that women have more problems staying in labor force than entering it. I find that being married, having a child aged between 0 and 5 and having low education levels women increase the likelihood of labor market exit. Also, working in agriculture, the sector of other services, and elementary occupations or as craft workers, plant and machine operators, and assemblers increases the probability of labor market exit. Lastly, I examined the dropping out of the labor market exit by education levels. I find that marginal effect of the last sector is similar across education levels while the effect of occupational groups are different for women in every education levels.
Tükiye'de 1980 sonrası liberalleşmenin işsizlik üzerindeki etkisi
24 Ocak Kararları ile Türkiye ekonomisinde önemli bir dönüşüm süreci başlamıştır. 1980 öncesi dönemde planlı kalkınmadan beklenen kararlı bir ekonomik büyümedir ancak kalkınma planları değişen konjonktürün de etkisiyle, beklenenin aksine büyük ekonomik bunalımları beraberinde getirmiştir. Bu ekonomik bunalımlara çözüm olarak ve dünyadaki gelişmelere paralel yeni politika kararları ile 1980-88 yılları arasında dışa açılma ve 1989 sonrası finansal serbestlik süreçleri başlamıştır. Bu yeni ekonomi politikalarının pek çok makroekonomik değişkene etkisi olmuştur. Bu makroekonomik değişkenlerin en önemlilerinden bir tanesi ise işsizlik olmuştur. İşsizlik olgusu bu dönüşüm sürecinden sonra daha dikkat çeken bir boyut kazanmıştır. Bu çalışmada 1980 sonrası gerçekleşen liberalleşmenin işsizlik üzerine etkisi incelenecektir. Bu amaçla ilk olarak emek piyasası ve işsizlik ile ilgili temel yaklaşımlar ele alınacaktır. Bu temel yaklaşımlar ele alınırken konu farklı okulların görüşleri çerçevesinde değerlendirilecektir. İkinci bölümde ise 1980 sonrası Türkiye ekonomisinde yaşanılan dönüşümün emek piyasasına etkisi incelenecektir. Bu bölümde ilk olarak 1980 dönüşümünün Türkiye için ne anlama geldiği kısaca anlatıldıktan sonra Türkiye'deki emek piyasasının yaşadığı değişim sendikalar, eğitim, cinsiyet ayrımcılığı ve esnek istihdam yapıları perspektiflerinden ele alınacaktır. Üçüncü bölümü oluşturan Türkiye'de işsizlik konusu incelenirken sayısal verilerden yararlanarak işsizlik konusunda Türkiye'nin Dünya ülkeleri arasındaki konumu araştırılacaktır. Çalışma genel bir değerlendirme ve Türkiye'nin işsizlik konusuna ilişkin politika önerileri ile sonuca ulaşmaya çalışacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, işsizlik, Emek Piyasası, Türkiye, Liberal Politikalar
Esnek işgücü piyasası politikalarının ücret ve kar üzerine etkisi: 1998-2008 dönemi karşılaştırmalı ülke analizi
1970'li yıllarda kapitalizmin krizine yanıt olarak ortaya konulan neo-liberal politikalar, üretimin ve rekabetin küresel bir boyut kazanmasıyla birlikte serbest bir piyasa mekanizmasının genelleşmesine neden olmuştur. İşgücünün dünya ölçeğinde kullanılmasına olanak sağlayan bu dönemde, sınıflar arası güç dengesi değişmiş ve yaşanan yüksek oranlı işsizliğe çözüm olarak işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi sunulmuştur. Esneklik politikaları, sermayenin karlılığı önündeki tüm engellerin tasfiye edilmesi hedefiyle işçiler açısından güvencesiz, denetimsiz bir işgücü piyasasına neden olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 1998-2008 döneminde 34 OECD ülkesini inceleyerek, esneklik, ücret, kar ve işgücü üretkenliği arasındaki ilişkiler üzerine bulgular sunmaktır. Ülkeler arası karşılaştırmaya dayanan çalışmada, işgücü piyasalarının istihdamı korumada ne derece katı ya da esnek olduğunu gösteren OECD "İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi"nden yararlanılmış ve 1998-2008 yıllarını kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. GMM ve Sabit Etki modelleri kullanılarak yapılan tahminlerde, istihdamı korumada katılık derecesindeki artışın ücretleri artırıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuramsal beklentilerle örtüşen bu sonuca ek olarak, üretkenliğin istihdam koruma ile etkileşimi, istihdamı korumada katılık derecesinin ücretler üzerindeki etkisini azaltmış, azalan etkinin ise katma değer içinde kâra yansıyıp ücretleri negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü Piyasaları Esnekliği, Ücret, Kar, İşgücü Üretkenliği
Ekonomideki yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerine etkileri
Dünya ekonomisindeki küresel dönüşümler neticesinde yapısal dönüşüm kavramı önem kazanmıştır. Günümüzde bu süreç; Neo-Liberalizm, küreselleşme, sanayisizleşme ve finansallaşma ile karakterize edilmektedir. Yapısal dönüşümler ve verimlilik artışı gibi gelişmeler ekonomik büyümede önem bir rol oynamaktadır. Ekonominin gelişme sürecinde bazı sektörlerin karakteristik değişimlere bağlı olarak diğerlerine nazaran hızlı büyümesi söz konusu olmaktadır. Ekonomideki kaynaklar, bu süreçte düşük verimli sektörlerden daha verimli sektörlere kaymaktadır. Böylece tarım sektörünün toplam istihdamdaki payı giderek azalırken, önce sanayi, sonra da hizmetler sektörünün payı artmaktadır. Bu yapısal değişiklikler, aynı zamanda kalkınma sürecinin belirleyici özelliklerini oluşturmaktadır. Çalışmada OECD ülkelerinde yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerine etkileri analiz edilmiştir. Analizde statik panel veri modellerinin yanı sıra dinamik panel veri modellerinden yararlanılmıştır. Analiz bulguları; ekonomideki yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerinde anlamlı etkilerinin olduğunu göstermektedir. Bulgular aynı zamanda, ekonomide işgücü verimliliği artışının, beklenen şekilde sanayi sektörü istihdamında gerilemeye yol açtığını, dolayısıyla sanayisizleşme olgusunun gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapısal Dönüşüm, Yapısal Değişme, Sanayisizleşme, İşgücü Piyasası, OECD Ülkeleri.
Emek piyasasında ayrıştırılmış verinin önemi: Türkiye için Beveridge Eğrisi tahmini
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de işgücü alt gruplarında yapısal ve konjonktürel işsizliğin Beveridge eğrisi yaklaşımı ile araştırılmasıdır. Çalışmada ayrıca işgücü alt gruplarında yapısal sorunların genel işsizlik oranındaki artışa etkileri de araştırılmıştır. Türkiye emek piyasası Beveridge ilişkisi ile toplam düzeyde araştıran çok sayıda çalışma bulunmasına karşın alt gruplar üzerine çalışmalar az sayıdadır. Araştırma 01/2009:04/2018 dönemini kapsamaktadır. Araştırmada TÜİK ve İŞKUR verileri kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik analizinde Beveridge eğrisi DOLS yöntemi ile tahmin edilmiştir. Sonuçların görselleştirilmesinde u-v uzayı kullanılmıştır. Bu görselleştirme bu alandaki uluslararası geleneklere uygundur. Analizlerde kullanılan temel değişken işsiz/açık iş (u/v) oranıdır. Bu değişken konjonktüreldir ve GSYH ile aynı yönlü dalgalanmaya sahiptir. Yapısal değişme bir sabit parametre ve zaman içerisinde Beveridge eğrisinde kaymayı gösteren trend değişkeni ile ölçülmüştür. Çalışmada elde edilen bulgulara göre erkek, 24-35 ve 35 yaş ve üstü yaş aralıkları, yükseköğrenim altı eğitim işgücü alt gruplarında işsizlik oranının v/u'ya göre esnekliği genel işsizlik oranının esnekliği ile benzer veya daha yüksektir. Kadın,15-24 yaş aralığı ve yükseköğrenim alt gruplarında ise esneklik daha düşük tahmin edilmiştir. Buna göre bu alt gruplarda ekonomik genişleme dönemlerinde konjoktürel işsizlik oranı daha yavaş azalmaktadır. Türkiye'de genel olarak yapısal işsizlik artmaktadır. Benzer şekilde, işgücü içerisinde payı düşük ve azalan birkaç alt gruplar dışında, tüm alt gruplarda yapısal işsizlik artmıştır. Yapısal işsizliğin en hızlı artış gösterdiği alt gruplar ise kadın ve 24-35 yaş grubudur. Bu gruplar genel olarak işgücü içerisinde payları artan gruplardır. Bu nedenle, eğer yapısal işsizliği azaltmaya yönelik emek piyasası politikaları hayata geçirilmezse yakın gelecekte yapısal işsizlik artışı devam edebilecektir.
The effects of digitalization on the gender inequality. A quantitative analysis in oecd countries and a qualitative analysis mainly in scope of labour
The aim of this thesis is to investigate the present and future effects of digitalization on gender inequality. Although both terms are commonly quite well-known, the effects of digitalization on social areas, like gender equality, are not widely studied yet. Therefore, there is not sufficient literature in this regard. This insufficiency is the reason of choosing both quantitative and qualitative research as the research method. Following the literature research of these two subjects separately, in scope qualitative research 17 semi-structured interviews were held with mostly high-level executives and entrepreneurs. Ten research sub questions were asked during these interviews. Detailed analysis of the answers is included in the thesis. In terms of quantitative analysis two separate studies were conducted. Initially, statistical analysis methods via SPSS were applied to examine the factors affecting the United Nations Gender Inequality Index (GII). Also, the relationship between several factors and development class of 155 countries was tried to be figured out. Finally, regression analysis was applied regarding thesis' research questions. Secondary data, which was obtained from two different sources, was used in this thesis; the data of GII (provided by United Nations) and also Information and Communication Technologies Development Index (IDI-in other words Digitalization Index) which was provided by International Telecommunication Union (ITU). The scope of this analysis is limited with OECD countries. Throughout the thesis related statistical data is also provided. Keywords: Digitalization, Gender Inequality, Regression Analysis, Technology, Future, Digital Economy and Society, Labour
Innovation & entrepreneurship in business ecosystems: A study on the need for a paradigm shift in Turkey
In the thesis, as human dominated ecosystems, vital strategies of healthy and sustainable business ecosystems are analyzed from the point of the new business trend. The structural complexity of these new manmade ecosystems is clearly defined via business ecosystem actors, agents, their roles and strategies. The business ecosystems of the global top four countries together with BRIC countries in regard to the Global Competitiveness Report (2013-2014) are deeply analyzed to explain what the guidelines of health and sustainability in their own human ecosystems are and how these guidelines function to capture success. The confirmation of this analysis is obtained through a set of interview questions designed in terms of ecosystem strategies and operations. After the analysis of the two groups of countries and their companies' review through symbiotic relationships, the business trend in Turkey is focused using a customized chart to provide a healthy measurement. The result of this analysis depicts a framework within global measures in which the new global competition strategies including innovation and R&D with advanced technology and entreprenurship lie. In the spotlight of all the analysis provided in the thesis, the similarities and differences in Turkey's business ecosystems are identified, the impact of pros and cons of these similarities and differences on global business ecosystems and on Turkey's economy are compared. Reminding of the extinction of the traditional way of business and the disappearance of mass production with the concept of "one fits for all", an urgent call for a shift to the new business trend, at least, through the improvement of the weaker parts in Turkey is made in order not to be too late for a healthy economy.
Türkiye'de işsizlik ve COVID-19 ilişkisi
Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve hızla tüm dünyaya yayılan COVİD-19 virüsü, yalnızca insanların sağlıklarını değil, nerede ise tüm ekonomik ve sosyal hayatı da etkisi altına almıştır. Virüsün yayılım hızını engellemek amacı ile tüm devletler tarafından alınan tedbirler, finansal piyasaları negatif yönde etkilemiştir. Küresel ve ulusal üretim hacimleri daralmış ve sonuç olarak işsizlik bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır. COVİD-19 her ne kadar bir sağlık krizi olarak baş göstermiş olsa da sonraki süreçte bir ekonomik krizi de beraberinde getirmiştir. Tüm ülkeler, COVİD-19 süresince ekonomik küçülme ve işsizlik problemleriyle mücadele etmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu çalışmada, COVİD-19 salgın sürecinin Türkiye'nin işgücü piyasası üzerindeki etkileri teorik olarak değerlendirilmiştir.
İŞKUR'un düzenlediği mesleki eğitim programlarının etkinliği: Bursa örneği
İşsizliğin boyutları ülkelerin gelişmişlik düzeylerine, içinde bulundukları ekonomik koşullara, emek piyasasının yapısına göre farklılık gösterse de, işsizlik her zaman en önemli sorunların başında gelmiştir. Ülkemizde işsizliğin giderek arttığı ve kronikleştiği son yıllarda, istihdamı korumaya yönelik uygulanan aktif emek piyasası politikalarının da önemi artmıştır. Aktif emek piyasası politikalarının en önemli ayağı olan mesleki eğitim programları sadece işsizlerin değil çalışma hayatındaki bireylerin de eğitimine ve gelişimine katkı sağlamaktadır. Bireylerin istihdam edilebilirliğini arttırmakta, işe dönüşlerini kolaylaştırarak işsizlikle mücadele etmelerine yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada işsizlikle mücadelede uygulanan aktif emek piyasası politikalarından mesleki eğitim programları incelenmiş, Bursa Çalışma ve İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim programları analiz edilmiştir. Yıllar içerisinde düzenlenen mesleki eğitim programlarının istihdama katkısı, Bursa'nın emek piyasasının yapısı ve ihtiyaçları doğrultusunda yorumlanmıştır. Anahtar kelimeler: Aktif Emek Piyasası Politikaları, Mesleki Eğitim Programları, İŞKUR, İşsizlik, Bursa.
Türkiye'de kadınların işgücüne katılımında engeller ve çözüm önerileri
İşgücü piyasaları, emek arzının her zaman homojen bir yapıya sahip olmaması nedeniyle işgücünü arz ve talep edenlerin öznel koşullarının etkili olduğu piyasalardır. Davranışsal faktörler, işgücü arzının niteliği üzerinde etkilidir. Çalışanlarınzevkleri, aile içi konumları, gelir karşısındaki tercihleri, beklentileri, eğitimve meslekler işgücü arzını etkilemektedir. Üretim faktörlerinin etkin kullanımı, ekonomik kalkınmanın sağlanmasında en önemliunsurdur. Üretim faktörlerinden işgücünün kullanımında cinsiyet ayrımcılığına gidilmesi, kadınların işgücü piyasalarına girmeleri ve bu piyasalarda çalışma yaşamlarını sürdürme süreçlerindeki engeller, işgücü piyasalarının yapısında olumsuz etkilere yol açmaktadır. Kadın işgücünün, işgücü piyasalarında karşılaştığı başlıca sorunlar emek yoğun düşük ücretli işlerde, enformelsektörlerde ve kayıt dışı çalışmaları olarak sayılabilir. Kadınların çalışma yaşamına girerken ve çalışma yaşamı içindeyken karşılaştıkları cinsiyete bağlı ayrımcılığın önemli bir sorun olduğu yadsınamaz. Türkiye'de kadınların işgücüne katılımında, erkeklerin oldukça gerisinde yer aldığı görülmektedir. Ayrıca diğer dünya ülkelerindeki kadınların işgücüne katılımlarıyla karşılaştırıldığında da oldukça geri sıralarda olması dikkat çekicidir. Bu durumun nedenleri olarak, kadın işgücünün niteliksel gelişimini ve işgücü piyasalarında yer almasını sağlayacak mekanizmaların oluşmamış olduğu söylenebilir. Bu çalışmada, kadınların işgücüne katılımındaki engeller incelenmiş, işgücü piyasalarının işleyişi ile kadın işgücü arzını etkileyen teorik alt yapıya yer verilmiş, çözüm önerileri sunulmuştur.