Work safety
619 theses under this subject heading
Kişisel koruyucu donanım tasarımlarının kadınların iş hayatındaki yeri: Karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Bu araştırma kişisel koruyucu donanım tasarımlarının kadınların iş hayatındaki yerini, önemini karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Nitel araştırma yöntemleri temelinde ele alan bu araştırma durum çalışması modeli ile desenlenmiştir. Durum çalışması deseni olarak bütüncül çoklu durum deseni seçilmiştir. Araştırma kapsamında Covid-19 sebebi ile görüşmeler Google Form uygulamasından açık uçlu sorularla yapılmıştır. Araştırmada sadece kadın çalışanlarla görüşülmüştür. Kadın çalışanların meslek grupları; sağlık çalışanları, mühendis-tasarımcı-kalite uzmanı, mimarla ile sınırlanmıştır. Araştırmaya katılan kadın çalışanların yaş aralığı 24 - 61'dir. Toplam katılımcı sayısı 23'tür. Katılımlardan 4 kişi İtalya'da yaşamaktadır. Araştırmaya eklenen İtalyan katılımcılarım sebebi; Covid-19 sürecinde İtalya'nın yüksek kayıplar yaşaması, basına en çok İtalyan doktor ve hemşirelerin yansımadır. Araştırmaya katılan 23 kişide 22 katılımcının, cevaplarının çalışmanın araştırma soruları ve hipotezlerini yanıtlamaya yeterli veri sağlandığı görülmüştür. Araştırmaya boyunca "Kişisel koruyucu donanımla ilgili ulusal ve uluslararası yasa, yönetmelik ve ilkeler nelerdir?", "Kişisel koruyucu donanımların üretim ve kullanımında karşılaşılan tasarımsal ve ergonomik sorunlar nelerdir?", "Kadınlara yönelik kişisel koruyucu donanımlarda karşılaşılan tasarımsal ve ergonomik sorunlar ve çözüm önerileri nelerdir?" sorularına cevaplar aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişisel koruyucu donanım, Kadın ergonomisi, Feminist düşünce, Tasarım, İş sağlığı ve güvenliği
Havalimanlarında iş sağlığı ve güvenliği: 3. havalimanı örneği
Dünya'da olduğu gibi ülkemizde de meydana gelen iş kazaları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı hayli fazladır. Özellikle iş sağlığı ve güvenliği konusunda kazalara yönelik alınan önlemlerin yetersiz oluşu, çalışanların eğitimlere yeterince önem vermemesi ve kişisel koruyucu donanımların yeterince özverili kullanılmaması nedeniyle ortaya çıkan durumun sonuçları hayli ağır olmaktadır. İş kazalarına yönelik önleyici programların geliştirilmesi ve denetiminin doğru ve yeterli şekilde yapılması gerekir. Bu çalışmada; Türkiye'de ve Dünya'da iş sağlığı ve güvenliği kavramına ilişkin tanımlamalara ve havalimanlarındaki uygulamalara yer verilerek, iş sağlığı ve güvenliğini konusunda havalimanlarındaki uygulamalar ve bu uygulamaların Üçüncü Havalimanında nasıl yapıldığı konusu araştırılmıştır. Ayrıca çalışmamızda; Türkiye'de ve Dünyada iş sağlığı ve güvenliği konularına ilişkin yazılmış olan tezler, internet kaynaklı sistemlerden alınmış bilgiler, konu ile alakalı kitaplar ve makalelerden yararlanılarak kaynak tarama tekniği kullanılmıştır. Araştırmada sonunda anket yönteminden faydalanılmıştır.
İnşaat sektöründe çalışanların iş sağlığı ve güvenliğine yönelik tutumları: Tekirdağ Ergene örneği
İş sağlığı ve güvenliği en genel haliyle çalışanların işyerinde işin yürütülmesi sırasında çeşitli nedenlere bağlı olarak iş kazası veya meslek hastalığı geçirme riskini minimum düzeye indirmek amacıyla yapılan çalışmaların tümüyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Ortaya çıkışı M.Ö 2600'lü yıllara dayanan iş sağlığı ve güvenliğinin ülkemize geniş çaplı olarak girişi Dilaver paşa Nizamnamesi ile gerçekleşmiş özellikle Cumhuriyet sonrası imzalanan sözleşmeler, getirilen kanunun ve yönetmelikler ile birlikte belirli bir sisteme oturtulmuştur. Sistemin yeni bir kimliğe kavuşması ise 2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanun ile birlikte mevzuattaki dağınıklık giderilmiş, konular bütünleştirilmiş ayrıca işçi, işveren ve devletin üzerinde olan sorumluluklar arttırılmıştır. Türkiye'de tüm dünyada olduğu gibi gerek sermaye yatırımları gerekse istihdam olanakları ile ön plana çıkan sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Sektörün içerdiği riskler nedeniyle çok tehlikeli sınıfta yer alması iş sağlığı ve güvenliğinin bu alanda ki önemini ortaya çıkarmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmada Tekirdağ ili Ergene ilçesinde bulunan inşaatlarda, faaliyet gösteren 40 çalışan ile görüşmeler yapılmıştır. Ses kaydı alınarak yapılan bu görüşmelerin düz yazı şekline çevrilerek metne aktarılmış daha sonrasında MAXQDA 2018 programı ile analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler ve gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde bölgedeki inşaat sektörü çalışanlarının bilgi, algı ve tutum seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmektedir. Bu sorunun en büyük kaynağının ise işçi, işveren ve devletin yürürlükte olan kanunlarda ve yasalarda belirtilen sorumlulukları yerine getirmemesinden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.
Taş ocaklarında atık yönetimi ve isg uygulamaları
Çalışma 10 pilot firma üzerinde incelemeler yapılarak oluşturulmuş olup, taş ocaklarındaatık yönetimi ve İSG uygulamalarını konu almaktadır. Atık yönetimi açısından, evsel ve endüstriyel atıklar incelenmiştir. Ortaya çıkan atık çeşitleri ve miktarları, pilot firmaların çalışan sayısı ve kapasiteleri ile ilişkilendirilerek grafikler ile incelemeler yapılmıştır. Atıkların firmalardaki kontrollü yönetimlerinden, geri dönüşüm ve bertaraf süreçlerine kadar olan tüm aşamalarından sırası ile bahsedilmiştir. Oluşan atıkların miktarının; firmalardaki, yürütülen çalışma yöntemi, çalışma süresi, çalışan sayısı ve kullanılan ekipmanlar ile doğru orantılı olduğu sonucuna varılmıştır. İş sağlığı ve güvenliği açısından ise, çok tehlikeli sınıfta yer alan taş ocaklarında doğru bir yönetim sistemi ile güvenli çalışma koşullarının oluşturulması incelenmiştir. Bu yönetim sistemi kapsamında, planlı bir çalışmanın temeli olan dökümantasyon uygulamaları ele alınmıştır. Genel, personel ve sahadökümantasyon uygulamaları olarak üç başlık altında derlenen bilgiler ve örnek dökümantasyonlar çalışma kapsamında sunulmuştur. Bu şekilde yönetim sağlanması durumunda ramakkala olaylarda ve iş kazalarında azalma olduğu gözlenmiştir. Yönetimin doğru dökümantasyon uygulamaları ile sağlanması durumunda; üretimin, çalışma alanının ve çalışanın sürekli olarak güvenliğinin sağlanacağı sonucuna varılmıştır.
Su ve kanalizasyon hizmetlerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları
Büyükşehirlerde, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri arasında yer alan su ve kanal arızası, bakım ve onarımı, kanal ve depo temizliği, abone bağlantısı, şebeke imalatı ve kanal yapımı çalışmaları su ve kanalizasyon idareleri tarafından yerine getirilmektedir. Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmekle görevli bu idareler, çalışanlarının iş güvenliği risklerini azaltmak ve iş kazalarını önlemek için iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığının izlemek, denetlemek ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlamakla yükümlüdür.Bu çalışmada, örnek olarak TESKİ Genel Müdürlüğünün iş sağlığı ve güvenliği organizasyon yapısı ve idarede uygulanan iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi incelenerek yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Genel Müdürlükte meydana gelen iş kazalarının incelenerek organizasyon yapısının ve yönetim sisteminin etkinliği sorgulanmış alınması gereken tedbirler belirlenmiştir.
İş sağlığı ve güvenliğinin performans yönetimi üzerindeki etkisi
Bu araştırma iş sağlığı ve güvenliği ve performans yönetimi hakkında bilgi vermek ve iş sağlığı güvenliğinin performans yönetimine etkisini ifade etmek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın tamamlanması aşamasında yöntem olarak literatür taraması yönteminden yararlanılmıştır. Literatürde iş sağlığı ve güvenliği ve performans yönetimi kavramlarıyla ilgili yayınlar incelenerek çalışmaya aktarılmıştır. Araştırma sonucunda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının performansı olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine başvuran iş kazalarının demografik özellikleri
İş sağlığı ve güvenliği ve iş kazaları uzun zamandır bilinen tanımlardır. Buna rağmen ülkemizde meydana gelen ölümlü iş kazası oranları gelişmiş ülkelere göre daha fazla görünmektedir. Bunun yanı sıra iş kazaları adli süreçlerdir ve hekimlere de tuttukları adli rapor ile önemli bir görev düşmektedir. Çalışmamızın amacı Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine 01.01.2020 ile 01.01.2021 tarihleri arasında başvuran 235 iş kazası vakasının demografik özelliklerini, kazaların oluş mekanizmalarını, klinik süreçlerini ve adli rapor sonlanımlarını inceleyerek iş sağlığı ve güvenliği için önerilerde bulunmak ve acil hekimlerinin dahil oldukları bu klinik ve adli süreçler hakkında bilgi verebilmektir. Çalışmamıza dahil olan 235 vakanın yaş ortalaması 33,910,9 şeklindedir. Erkeklerin sayısı 192 (%81,7), kadınları sayısı 43'tür (%18,3). En çok iş kazası gelişen vardiya 125 vaka (%53,2) ile gündüz vardiyasıdır. İş kazası mekanizmalarından en sık görüleni %47,2 (n=111) oran ile iş makinesi/aleti sebebiyle olan yaralanmalardır. Acil servise iş kazası nedeniyle başvuran vakaların en sık yaralanma bölgesi %38,2 (n=90) oran ile üst ekstremitedir. İş kazası sebebiyle acil servise başvuran vakalara en sık konulan tanı %34,9 (n=82) oran ile basit yumuşak doku travmasıdır. Vakaların 213'ünde (%90,6) hayati tehlike yokken sadece 3'ünde (%1,2) hayati tehlike vardır. Vakaların 145'inin (%61,7) travmalarının BTM ile giderilebileceği, 42'sinin (%17,9) BTM ile giderilemeyeceği belirtilmiştir. Acil servise iş kazası ile başvuran 235 vakanın %92,3'ü (n=217) taburcu edilmişken, %4,3'ü (n=10) ilgili servislere yatırılmış, %0,4 hasta (n=1) hasta ise hayatını kaybetmiştir. Çalışanların yaptıkları işin riskleri hakkında belli aralıklar ile eğitimler alması ve koruyucu önlemler alınması iş kazalarının önüne geçebilir. Hekimler basit tıbbi müdahale ile giderilemez durumları ilgili branşlara konsülte etmeye daha yatkındırlar. Adli süreçler için mevcut durumdaki hayati tehlike durumu, mevcut BTM ile giderilme durumu ve rapor sonlanımı oldukça önemlidir. Acil servis hekimleri ve adli tıp uzmanlarının beraber yapacakları eğitimler ile adli rapor yazım standardı oluşturulması gereklidir.
Trakya Bölgesi'nde faaliyet gösteren ve BİST sürdürülebilirlik endeksinde yer alan şirketlerin incelenmesi
Bu çalışmada, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve simit ekonominin gelişimine yer verilmiştir. Bu bağlamda, BIST Sürdürülebilik Endeksi'nde yer alan ve Trakya Bölgesi'nde faaliyet gösteren şirketlerin sürdürülebilirlik raporları incelenmiştir. Raporlarda yer alan sosyal ve çevresel performans göstergesi bulgularına iki ayrı başlık altında yer verilmiştir. Sosyal performans göstergelerinde, kadın ve erkek çalışan sayısı, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ve diğer eğitimler yer alırken, çevresel performans göstergelerinde, sera gazı salımı, enerji tüketimi ve su tüketimi bulguları yer almaktadır. Araştırma hedefi, sosyal ve çevresel performans göstergelerinin sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi prensipleriyle nasıl ilişkilendirilebileceğini anlamaktır.
İş sağlığı ve güvenliğinde psikososyal tehlike ve riskler
Günümüzde iş sağlığı ve güvenliğinin psikososyal boyutu giderek önem kazanmaktadır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nunda psikososyal tehlike ve risklerin belirlenmesi ve önlenmesi konusuna yeterince önem verilmediği görülmektedir. Literatürde psikososyal tehlike ve risk ayrımı tam olarak yapılamamakla beraber kavramlar iç içe geçmiş durumdadır. Psikososyal faktörlerin iş sağlığı ve güvenliğindeki öneminin net olarak anlaşılamaması, çalışma ortamındaki sorunların gözlemlenmesi ve çözüm bulunması açısından, yetersiz kalınmasına neden olmaktadır. Bir iş yerinde sağlıklı bir çalışma ortamı oluşabilmesi için, bu tehlike ve risklerin, önlenmesi ve belirlenip ortadan kaldırılması zorunludur. Psikososyal tehlike ve psikososyal riskler; stres, depresyon, intihar ve ölüm gibi sonuçlara neden olabilmekte ve işletmenin örgütsel işleyişini bozabilmektedir. Bu çalışmada literatürde, iç içe geçmiş olarak görülen ve bazen birbirinin yerine kullanılan psikososyal tehlike ve risk kavramlarının ayrımının net bir biçimde yapılıp, iki kavram arasındaki farkların ortaya konması amaçlanmıştır. Uygulama kısmında ise, Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın şantiyesinde anket çalışması yapılarak, çalışanların psikososyal tehlike ve risk kavramları hakkındaki bilinç düzeylerini ölçmek ve farkındalık oluşturmak hedeflenmiştir. İstatistiksel analizlerin yapılmasında SPSS Paket programı kullanılmıştır.
İnşaat sektöründe çalışan iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu mühendislerin iş kazalarının önlenmesindeki etkileri
İş yaşamında çalışanların, sağlıklı ve güvenli olması oldukça önemlidir. İş sağlığı ve güvenliğinin öncelikli amacı; çalışanların sağlığını, iş yerinin olumsuz koşullarından iş kazalarından ve meslek hastalıklarından korumaktır. Alınacak önlemler sayesinde, hem çalışan sağlığı korunmuş olacak, hem de çalışanın kendi sağlığına değer verildiğini görmek, işyerine bağlılığını ve çalışma ortamındaki verimini arttırmış olacaktır. Bu araştırmanın amacı Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda alınan önlemlere ilişkin uygulamaları hangi düzeyde gerçekleştirdiğinin tespit edilmesidir. Bu amaçla 100 mühendis üzerinde bir anket araştırması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarından işletmeler daha çok acil durum planını uyguladıkları tespit edilmiştir. Ayrıca işletmelerdeki mühendislerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına bakış açısı medeni durum, yaş, kıdem, gelir durumuna göre değişmediği belirlenmiştir.
İnşaat sektörü çalışanlarında ergonomik risk faktörlerinin değerlendirilmesi
İnşaat sektörü, Türkiye'de bulunan üretim sahalarını doğrudan ilgilendiren, ülkenin gelişmesine ve ülke ekonomisine kayda değer bir katkı sunan sektörlerden biridir. İnşaat sektörü, özellikle 20'nci yüzyıl boyunca ilerlemiş teknolojik gelişmelerden sonra ciddi manada değişikliğe uğramıştır. 100-150 yıl kadar önce yapılması mümkün görünmeyen veya yapımı çok zaman alan yüksek yapılar, havalimanları, pistler, barajlar, endüstriyel fabrikalar, tesisler yapılır hale gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte üretilen makinaların ve inşaat araç gereç ve malzemelerinin inşaat sektöründe kullanımı sonucunda bu seviyeye ulaşılmıştır. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca hayatın ve bilimin her yönünde yaşanan muazzam teknolojik gelişmeler, inşaat işkolunda ihtiyaç duyulan araç gereç ve malzemelerin farklılaşmasına ve gelişmesine, farklı şekillerde kullanılmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler kendileri ile beraber meslek hastalıklarını da ortaya çıkartmıştır. Gerek kimyasal gerek biyolojik gerekse fiziksel tehlikelerden kaynaklı birçok hastalık baş göstermiş ve insan sağlığını etkilemeye başlamıştır. Gelişen teknoloji ile beraber ülkemizdeki inşaat sektörü de ortaya çıkan ihtiyaçları giderecek derecede gelişmiş ve işkolu olarak inşaat ön plana çıkmaya başlamıştır. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli önemli projelere imza atılmasıyla beraber, inşaat sektörü, alt dallarıyla beraber ekonominin parlayan yıldızı haline gelmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, inşaat sektöründe meslek hastalıkları, iş ve işçi sağlığı ile iş ve işçi güvenliği hususları daha da önemli hale gelmiştir. Türkiye'nin, sosyal ekonomik ve kültürel olarak bütünleşme gayreti bulunan Avrupa Birliği, inşaat sektöründe meslek hastalıkları ve güvenlik konularında önemli kriterlere sahiptir. Özellikle yurt dışı inşaat faaliyetlerinde Türk inşaat firmaları çok fazla yer almaya başladığı için Avrupa standartlarına uymak zorunda kalmışlardır. Bunun yanında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme çabalarının doğal sonucu olan uyum çalışmaları kapsamında, inşaat sektörümüzdeki iş ve işçi güvenliği olumlu şekilde etkilenmektedir. Sektörde faaliyet gösteren birçok işçi ve çalışan, kimyasal, fiziksel ve biyolojik etkilerden dolayı meslek hastalığına yakalanmaktadır. Bunun yanında iş esnasında ortaya çıkan tehlikeli durumlar sonucunda oluşan kazalarda yaralanmalar veya ölümler meydana gelmektedir. Yetersiz mevzuat, yetersiz denetim ve kontrol ile eğitim eksikliği gibi sebeplerden dolayı işçi sağlığı, iş ve işçi güvenliği hususlarında tatmin edici seviyeye ulaşılamadığında, bu durumdan ülke ekonomileri de olumsuz etkilenmektedir. İş ve işçi kazaları ile meslek hastalıkları sonucu, yetişmiş ve kaliteli işgücü kaybı yaşanmasından dolayı, güvenli çalışma koşullarının oluşturulması bakımından toplumsal duyarlılık, farkındalık ve bilinç de önem arz etmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde inşaat sektöründe görülen meslek hastalıkları, işkolunun kendine has çalışma şartları, meydana gelen kaza ve olaylar araştırılmış, eksik olan hususlar tespit edilmiş ve alınması gereken önlemler ortaya konmuştur. Ayrıca inşaat sektöründe; kalıp işçiliği, duvar işçiliği, demir işçiliği gibi farklı aşamalarda, işe özgü belirlenen 21 farklı çalışma şekli üzerinde gözlemler gerçekleştirilmiş, REBA ve QEC yöntemleri ile değerlendirmeleri yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda, inşaat sektöründe bina inşaatında çalışılan her dal için risk düzeyi yüksek olarak saptanmıştır. Bu sonuçlara göre inşaat sektöründeki tüm alanlarda, çalışan işçilerin kas iskelet sistemine zarar verildiği, el, kol, bilek, omuz, boyun, diz, bel ve sırt bölgelerinde sağlık sorunları meydana geldiği, uzun süre çalışan işçilerin tedavi görmek zorunda kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle çalışma koşullarında belli değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması, kullanılan malzemelerin uygun hale getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bantlı konveyörlerdeki riskler ve İSG uygulamaları
Bu tez çalışmasında demir çelik fabrikalarında, termik santrallerde, liman yükleme ve boşaltma tesislerinde, çimento ve şeker sanayisinde, tahıl silolarında yaygın olarak kullanılan bantlı konveyörlerde iş sağlığı ve güvenliği açısından risklerin belirlenmesi ve bu risklerin etkilerinin ortadan kaldırılması ya da en aza indirilmesi için yapılabilecek uygulamalar çalışılmıştır. Bugün endüstride işletme ekonomisine en fazla etki eden faktörlerden biri malzeme iletimidir. Bantlı konveyörler, sürekli malzeme iletiminde en elverişli sistemi oluştururlar. Konveyör bantlara bağlı temel tehlikeler metalik niteliklidir. Sıkışma noktalarına takılma, sıyrık ve yanıklar, hareketli ekipmanlara kapılma, kesilme ve ezilme yoluyla zarar verebilecek noktalar konveyörlerdeki temel tehlikeleri oluştururlar. Malzeme yüklerinin boyutu, çalışma hızları, içerdikleri ve tükettikleri enerji miktarı nedeniyle, ciddi yaralanmalara ve ölüm vakaları dahil olmak üzere, konveyörlerin iş kazalarının önde gelen sebeplerinden biri olduğu gösterilmiştir. Ayrıca konveyör kaynaklı kazalar işverenleri milyonlarca lira zarara uğratabilmektedir. Bu sebeple her alanda olduğu gibi bantlı konveyörlerde de iş sağlığı ve güvenliği büyük önem arz etmektedir. Bantlı konveyörlerdeki tehlikelerin tamamı doğru eğitim, hazırlık ve güvenlik önlemleri ile engellenebilir. Yapılan hazırlık çalışmaları ile basit uygulamalarla bile tehlikelerin etkilerinin ortadan kaldırılabildiği ya da en aza indirilebildiği görülmüştür.
Çimento fabrikalarında iş kazaları ve meslek hastalıklarının iş yeri güvenlik kültürü ile ilişkisi: Medcem Madencilik Çimento Fabrikası örneği
Yapılan bu alan uygulamasında Çimento sektöründe yürütülen iş sağlığı ve iş güvenliği faaliyetlerinde çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemede iş güvenliği boyutunu kültürel olarak işveren ve çalışan ile beraber yerleşik hale getirmenin temel adımları atılacaktır. Tarih boyunca olası kazaları önlemek ve çalışanlar için sağlıklı bir ortam yaratmak amacıyla birçok Kanun ve kurumsal kurallar düzenlenmiştir. Bu kurallar ve önlemler mevcut olmakla birlikte, işyerinde hala birçok kaza meydana gelmektedir. Bu, yalnızca teknik prosedürlere bağlı olmadığını, ancak burada önemli bir faktörün "kişi" olduğunu ve bu nedenle güvenlik kültürü kavramının önemini ortaya koyduğunu göstermektedir. Güvenlik kültürünü ifade eden ve çalışanların ortak olan değerleri, algıları, inançları ve tutumları, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamını yaratmak için önemlidir. Bu nedenle kazaların meydana gelmesini önleyen düzenlemeler ve faaliyetler yapılmalıdır. İşe başlarken verilen eğitimler, kişisel koruyucu ekipmanların bilinmesi, kullanılması, düzenli olarak gelişen sisteme adapte olmalarını sağlama ve işverenin faaliyetini yürütürken işletmeyi ve çalışanın güvenlik kültürünü sağlamak için atacağı adımlara kadar olan süreç mevcut İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanununda literatürde yer almasını sağlayacaktır. Çalışanların risk gurubunda A sınıfına giren çimento fabrikaların da Türkiye'de coğrafi bölgelere göre dağılımı dikkate alındığında Akdeniz bölgesi 2017 yılında 1270 kişi ile Türkiye'de 1. Sırada yer almaktadır. Medcem Çimento fabrikası entegre bir fabrika olması nedeniyle İş Sağlığı ve İş Güvenliğinde meslek hastalığı ve iş kazası faktörlerinin önlemede iş yerinde uygulanan güvenlik kültürü ilişkisi daha net bir şekilde görülecek işyerinden biridir. Bu kapsamda fabrikada uygulanan İSG Yönetim Sisteminin elde edilen veriler ışığında değerlendirilerek İSG alanında alışıla gelmiş nicel yöntemlerden ziyade sosyal bir araştırma temelli nitel yöntem kullanılmıştır. Yapılan çalışma ile mevcut veriler uygulamalar ile karşılaştırılıp önleyici politikalar geliştirilerek diğer işyerlerinde oluşabilecek iş kazası ve meslek hastalıklarında önleyici ve süreğen bir durum olarak yerleşmesine katkı sunacak katkılar sağlayacaktır.
Kimyasallarla çalışmada iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yerleştirilmesine yönelik alınacak önlemler
Güvenli bir çalışma ortamı, yapılan çalışma ve kullanılan madde seçimlerinde insan sağlığı ve çevre için öncelik arz etmesi, verilen eğitimin ihtiyaç ve gereksinimleri karşılaması gelecekte bilinçli nesiller oluşturmak için çok önemlidir. Güvenli bir çalışma ortamı ancak sağlıklı çalışma standartlarının oluşturulmasıyla sağlanabilir. Sebep olan kaynaklar ve sonuçları incelenerek değerlendirilir, iyileştirmeler yapılır. Ülkemize baktığımızda kimyasal madde kullanımında meydana gelen kazalarin büyük çoğunluğu bilinçsiz kullanım ve yetersiz tedbirler sonucu ortaya çıkmaktadır. Çalışma ortamına dahil olan her birey ve materyal, kazalara sebep olan kaynaklar arasındadır. İyileştirmelerin verimli olabilmesi, etken faktör, bireylerin izlenmesi ve yapılan bu gözlemlerin değerlendirilmesiyle mümkündür. Yaşadığımız kazalara kalıcı çözümler getirebilmek, en aza indirmek ancak kazalara sebep veren faktörlere odaklanarak üstesinden gelinebilir. Hatalar bilinirse ve farkında olunursa doğru yöntemlere daha çabuk ulaşılır. Kimyasal maddeler giderek daha fazla güncel hayatımızın içinde yer almakta ve geleceğimizi tehdit etmektedir. Üstelik artan yan ürünleri ve çeşitleri farklı risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Hızla çeşitlilik gösteren bu maddeler gıda katkı maddeleri, temizlik ürünleri, böcek ilçaları, zirai ilaçlar ve insan sağlığı için kullanılan ilaçlarda koruyucu veya yan etki olarak kendini göstermektedir. Günümüzde organik yetiştirme ve beslenmeye verilen önem artsada, vazgeçemediğimiz bir çok ihtiyaç alanında yapay maddeler yerini korumaktadır. Doğal maddelerin kimyasal reaksiyona uğrayarak oluşturduğu bu yeni suni maddelere kimyasal madde adı verilmektedir. Kimyasal madde üretimi her alanda artmaktadır. Bir çoğu doğada kendiliğinden yok olamadığı gibi geri kazanımı da mümkün değildir. Bu sebeple üretimi kadar güvenli kullanımı da önem arz etmektedir. Kimyasallarla çalışma bilincinin yerleştirilmesi, eğitim seviyelerine ve çalışma ortamına göre detaylandırılması, kullanılan kimyasallara yönelik eğitimlerin verilmesi ve bu bilincin küçük yaşlardan itibaren aşılanması güvenli çalışma ortamına yapılacak en iyi yatırımdır. Gerekli tedbirlerin alınmasında, kullanılan kimyasalların içeriği ve geçmişte yaşanan kazalar büyük oranda yol gösterecektir. Geçmiş çalışmalarda edinilen kimyasal bilgi deneyimi ve geliştirilmiş koruyucu ekipmanlardan yararlanmak da çok fazla yarar sağlayacaktır. Ama en önemlisi ihtiyaç ve gereksinimlere cevap veren eğitimlerle ilerleme sağlanabilir. Tehlikeli kimyasallarla çalışmaya başlamadan önce alınan eğitimlerle daha bilinçli öğrenci, eğitimci ve çalışanlar sayesinde kimyasal kazalar ortadan kaldırılabilir veya daha az seviyeye indirgenebilir. Tehlikeli kimyasallarla çalışmada iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yerleştirilmesi eğitim sektöründe alınması gereken tedbir ve verilmesi gereken eğitimlerle mümkündür. Temelde aşılanan bilgi ve farkındalıkla daha bilinçli nesil ve kullanıcılar oluşturulabilir. Oluşturulan bu farkındalık ile ihtiyaç ve gereksinimlere yönelik koruyucu ve önleyici tedbirler daha hızlı geliştirilebilir ve iyileştirilebilir.
Tehlikeli atık bertaraf tesislerinde meslek hastalığı ve biyolojik faktörler açısından risk değerlendirmesi
Seçilen bir tehlikeli atık bertaraf/geri kazanım tesisinde atığın taşınmasından bertaraf aşamasına kadar ki süreçteki riskler belirlenerek bunların oluşabilme analizi yapılmış ve bunlara bağlı olarak hangi önleyici tedbirlerin alınması gerektiği belirlenmiştir. Yapılan araştırmalardan doğan veri analizlerinin tehlikeli atık sektöründeki biyolojik faktörden kaynaklı oluşmakta olan ve ileride oluşabilecek meslek hastalıkları incelenmiştir. Bu çalışmada, bir Tehlikeli Atık Bertaraf Tesisinde çalışanların atıkları aldıkları mesafelerden bertaraf süresine kadarki olan, maruziyet süreleri, vücutla teması, oluşan havanın solunması gibi etkiler incelenmiştir. Kullanılacak verilerin temin edileceği yer Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) kayıtlarıdır. Tesiste uzun sürelerdir bulunan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanı kayıtları, doktor tarafından tutulan sağlık kontrol kayıtları ve atıkların cinsine göre oluşan ve oluşabilecek meslek hastalıkları araştırılmıştır. Biyolojik risklerden kaynaklı elde edilen veriler kapsamında 5*5 L TİPİ MATRİS kullanılmıştır. Genel riskler için ise 5*5 L TİPİ MATRİS ve FİNE KİNNEY kullanılmıştır ve metotlar yardımıyla karşılaştırma yapılarak bu riskler arasındaki farklar karşılaştırılmıştır. Seçilen bir tehlikeli atık bertaraf/geri kazanım tesisinde atığın taşınmasından bertaraf aşamasına kadar ki süreçteki riskler belirlenerek bunların oluşabilme analizi yapılacak ve bunlara bağlı olarak hangi önleyici tedbirlerin alınması gerektiği belirlenmiştir. Yapılan araştırmalardaki veri analizlerde tehlikeli atık sektöründeki biyolojik risk faktörlerin kaynakları ve ileride oluşabilecek meslek hastalıkları incelenmiştir. Anahtar
Tıbbi laboratuvarlarda yaşanan iş kazaları, karşılaşılan meslek hastalıkları ve önleme faaliyetleri
Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma ihtiyacı ve bu amaç için alınan önlemler insanlık tarihine kadar dayandırılsa da bugünkü anlamda iş sağlığı ve güvenliği kavramının sanayi devrimi sonrası dönemde ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Fabrika tipi üretimin gelişmesi ve bu işyerlerinde çalışan sayısının artmasıyla birlikte iş kazası ve meslek hastalıkları da artmış, birçok işçi ölüm veya yaralanma nedeniyle çalışma hayatından uzaklaşmış ve bunların ortaya çıkardığı kayıplar ekonomik açıdan büyük boyutlara ulaşmıştır. Özellikle 19. Yüzyılın ortalarından itibaren işyerlerindeki sağlıksız ve güvensiz çalışma koşullarına karşı işçiler örgütlü mücadeleye girmişlerdir ve devlet sosyal politikalar üreterek bu alana müdahale etmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar ve Avrupa Birliği gibi uluslar üstü kuruluşlar ise iş sağlığı ve güvenliği alanında ulusal mevzuatların oluşturulmasını hızlandırmıştır. Hastalık tanısının konulmasında önemli bir role sahip olan tıbbi laboratuvarlar, hastanelerin en kritik birimlerinden biridir. Tıbbi laboratuvarlarda iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması açısından çalışanların, disiplinli ve dikkatli olması ve laboratuvar çalışma koşullarına uygun Şekilde çalışmaları önemli bir zorunluluktur. Bu çalışmanın temel amacı, tıbbi laboratuvarlarda iş sağlığı ve güvenliğinin önemini göstererek konuya ilişkin farkındalık yaratmaya çalışmaktır. Bu amaca yönelik olarak, tıbbi laboratuvarlarda iş sağlığı ve güvenliğinin önemi konusunda, çalışanların mevut durumları ortaya konmaya ve bu konudaki bilgi düzeyleri ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla bir hastanenin tıbbi laboratuvarında çalışanlara anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmada yapılan istatistiksel analizlerde SPSS Paket Programı kullanılmıştır.
6331 sayılı kanun sonrasında yerel yönetimlerde iş sağlığı güvenliği uygulamaları: Erdemli Belediyesi örneği
Günümüzde, yaşantımızın her alanında insana verilen değer artmaya başlamış, insan hakları kavramı gittikçe önemini artırmaktadır. Buna paralel olarak çalışma hayatımızın bütün unsurlarında yer alan iş sağlığı ve güvenliği konuları da, bu alandaki her birim tarafından önemsenmeye başlamıştır. Çalışan, işveren ve devletin önemli hak ve sorumlulukları bulunmaktadır. Bu hak ve sorumluluklar yasal güvence altına alınmaya başlanmıştır. Bu kapsamda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012 yılında ülkemizde yürürlüğe girmiştir. Ülkemizde yerel yönetim kavramı, merkezi devletin ilgilenmesinin mümkün olmadığı detaylarda söz sahibi olarak, daha küçük bir bölgeyi, daha az nüfusu ve daha bu ölçekte daha detaylı işleri kapsamaktadır. Yerel yönetimlerin en önemli unsurlarından biri de belediyelerdir. Belediyeler genellikle hizmet odaklı oldukları için devamlı bir çalışma alanı içinde olmaktadır. Belediyenin faaliyet alanları içinde ağır işler de bulunmaktadır. Ağır işler, riskli ve tehlikeli işleri barındırır. Türkiye'nin güneyinde yer alan, denize kıyısı bulunan, Mersin'in bir ilçesi olan Erdemli Belediyesinin de çalışma alanları çok çeşitlidir. Rutin hizmetlerin yanında, deniz ve sahil ile ilgili faaliyetler de yürütülmektedir. Bunun yanında bir takım ağır işler de yapılmaktadır. Bu nedenle, Erdemli Belediyesinin iş sağlığı ve güvenliği konularında oldukça titiz bir çalışma yürütmesi beklenmektedir. 15 farklı müdürlüğü bulunan Erdemli Belediyesi, 4 müdürlükte iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları gerektirmektedir. Bunun yanında iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini koordine eden bir müdürlük bulunmaktadır. Erdemli Belediyesinde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili faaliyetler Belediye Başkanlığı koordinesinde yürütülmekte, proaktif (önleyici) yaklaşım uygulanmaktadır. Belediye'de, önleyici yaklaşımın avantajlı yönlerinden faydalanıldığı açıkça görülmektedir.
Mersin ilinde örtü altı tarım çalışanlarının sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine erişim düzeylerinin saptanması
Özellikle ülkemizde, kırsal kesimlerde okuma-yazma oranı yetersiz kalıp, genellikle bu kesimdeki insanlar geçimlerini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Fakat ekonomik açıdan bu denli önem verilen sektör, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde hukuki ve insani olarak hala gereken düzeylerde önemsenmeyip geri planda tutulmaktadır. Bu çalışmada; tarımsal faaliyetlerin önemli bir bölümünü kapsayan örtü altı tarım sektörünün, birçok tehlike ve riske açık olması, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile irdelenmesi gerekliliği ve iş kazası ve meslek hastalıklarına maruz kalma olasılığının göz ardı edilemeyecek boyutlarda olmasından yola çıkılarak örtü altı tarım çalışanlarının sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine erişim düzeylerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı epidemiyolojik bir araştırma yapılması planlanmıştır. Çalışmanın Mersin ili, Erdemli ilçesinin Kocahasanlı kasabasındaki seralarda tarım işçiliği yapan örtü altı tarım çalışanları ile yürütülmesi planlanmıştır. Örtü altı tarım çalışanlarının kayıt altına alınamaması ve toplam istihdam sayısının bilinmemesinden dolayı araştırmanın evreni belirlenememiştir. Araştırma 42 tarım işçisi ile yapılmıştır. Veriler, araştırmaya katılım için gönüllülük esas alınarak, örtü altı tarım işçilerinin sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş güvenliği hizmetlerine erişim durumlarını içeren ''Anket Formu'' ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare önemlilik testi, frekans ve yüzdelik değerler kullanılmıştır. İstatistik anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Araştırmaya katılan örtü altı tarım çalışanlarının %52,4'ü kadın, yaş ortalaması 41,5'tir.
Sinkrotron merkezi çalışanların radyasyon kaynaklı güvenlik tedbirlerine olan farkındalıklarının değerlendirilmesi
Bu çalışma kapsamında, parçacık hızlandırıcılarına dayalı ışınım kaynakları olan sinkrotron ışınımı (SI) merkezindeki radyasyon işçilerinin farkındalığı değerlendirilmiştir. Serbest elektronlardan elektromagnetik ışıma meydana gelmesi bilinen bir gerçektir. Bu bölümde ışınım yayımlanma mekanizması ve şartlarının anlaşılması ve kavranmasına yönelik bir takım yaklaşımlar ifade edilmiştir. Elektronların bir foton soğurması ya da yayımlaması için gerekli şartlar değerlendirilmiştir. Aynı zamanda sinkrotron kullanım alanları ve iş güvenliği açısından bu merkezlerde meydana gelen problemler üzerinde durulmuştur. Bu etkenler göz önüne alınarak sinkrotron terimi ve merkezleri hakkındaki kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışma Türkiye ile birlikte on farklı ülkede bulunan sinkrotron merkezlerinde çalışmakta olan 125 radyasyon işçisinin katılımı ile radyasyon güvenliği farkındalığını ölçmek için anket çalışması yapılmıştır. Çalışma içerisinde sinkrotron ışını hakkında temel bilgiler verilmiştir. Sinkrotronun ışınım özellikleri, sinkrotron tesislerinin genel yapısı ve özelliklerinden bahsedilmiştir. Aynı zamanda, tesis özellikleri kapsamında yükseklik, parlaklık özelliği, ayarlanabilirlik, kutuplanabilirlik, kısa atma sürelerine yer verilmiştir. Sinkrotron kullanım alanları, Dünya'da ve Türkiye'de Sinkrotron merkezleri hakkında genel bilgi verilmiştir. Sinkrotron merkezlerinin iş güvenliği açısından değerlendirilmesinden söz edilmiştir. Sinkrotron merkezlerinin çok fazla kullanım alanı olmasına karşın radyasyona yayma tehlikesi de bulunduğundan dolayı radyasyon terimi açıklanmış ve sinkrotron merkezleri, radyasyon terimi arasındaki bağlantı tez içerisinde ifade edilmiştir. Çalışmamız, sinkrotron merkezlerinden meydana gelen problemleri ele alması ve çözüm odaklı ilerlemesi açısından literatüre ışık tutacaktır.
Kömür madenciliği sektöründe çalışanların karşılaşabilecekleri iş kazaları ve meslek hastalıklarının araştırılması
Kömür madenciliği çok tehlikeli sınıfında yer alan bir sektördür. Tüm ülkelerde bu sektörde yaşanan iş kazaları çok yüksektir. Türkiye'de de kömür madenciliği sektöründe yaşanan iş kazaları oldukça fazladır. Madencilik sektörü sayısız risk unsurunu içinde bulunduran insan yaşamı açısından son derece tehlikeli bir sektördür. Özellikle kömür madenciliğinde çalışanların diğer meslek gruplarına göre iş kazası geçirme riski daha yüksektir. Madencilik sektöründe meydana gelen kazalar açısından dünyada ön sırada olmamız, ayrıca ülkemizde değişik iş kollarındaki iş kazaları istatistiklerinde kömür madenciliği sektörünün inşaat sektöründen sonra ikinci sırada yer alması konunun önemini, araştırılmasını, madenciliğin güvenlik ve sağlık açısından geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Kömür madenciliği sektöründe iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin sorunların belirlenmesi, değerlendirilmesi ve aksayan konuların iyileştirilmesi bu sektörde yaşanabilecek iş kazalarının azalmasına neden olacaktır. Bu çalışmada özel bir işletmede çalışan teknik personelin ve teknik personel yönetiminde çalışan işçilerin iş kazası geçirme nedenleri ve kazaların önlenmesine yönelik görüşlerin saptanması amaçlanıştır. Böylece sektörde yaşanan sorunlar değerlendirilerek hem maden işletmeleri hem de uygulamadaki madencilik mevzuatı için yapılmış ve modern madencilik uygulamalarından ve gelişmiş ülkelerde kullanılan mevzuatlardan yararlanılarak çözüm önerileri getirilmiştir.
Karayollarında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusunda farkındalık düzeylerinin belirlenmesi: Diyarbakır örneği
Bu çalışma karayollarında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusunda farkındalık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veri toplama tekniği olarak anket yöntemi kullanılmış olup çalışmanın örneklemi Diyarbakır ilinde Karayolları'nda çalışan 248 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan anket soruları keşfedici faktör analizi, frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), korelasyon gibi testler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma 23 soru, 4 faktörde incelenmiştir. Çalışmada ortaya çıkan faktörler yönetime bağlılık, yazgıcılık, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetmedir. Bu faktörler, eğitim durumu, meslekte geçen süre, işten memnuniyet düzeyi gibi çeşitli değişkenler bağlamında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yönetime bağlılık faktörü ile yazgıcılık, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetme arasında pozitif yönlü korelasyon ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki deneyim ile yazgıcılık arasında negatif yönlü korelasyon ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmış olduğu iş yerinden memnun olanların aynı zamanda yönetime bağlılıkları, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetme düzeylerinin de yüksek olduğu bulgusu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte çalışma hayatında iş kazasına uğrayanlar, eğitim, bilgilendirilme, güvenlik konularında eksiklikten kaynaklandığını belirtmişlerdir.
Avrupa Birliği ve Türkiye'de engelli istihdamına yönelik iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık süreci ile birlikte birçok alanda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamaya dönük politikalar geliştirdiği ve ulusal mevzuatta çeşitli düzenlemeler yaptığı gözlenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin istihdam edilebilirliğinin arttırılması ve özel politika gerektiren engelli bireylerin işyerlerinde her açıdan korunması ile iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal politikaya ilişkin alanlar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için üzerinde durulan en önemli konular arasındadır. Bu bağlamda bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde engellilik ve engelli istihdamı ile ilgili kavramsal çerçeve, ikinci bölümde Avrupa Birliği bağlamında engelli istihdamı, üçüncü bölümde Türkiye'de engelli istihdamı ve dördüncü bölümde de engelli çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ele alınarak geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği ve Türkiye'ye ilişkin yapılan literatür incelemesi sonucunda, işyerlerindeki uygulamalarda engelli çalışanlara yönelik birçok yanlış uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle engelli bireylere yönelik yapılan düzenlemelerde görülen eksik noktalar vurgulanmış, yürürlükteki mevzuata ve işyerlerine uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın engelli bireylere, engelli bireylerle çalışan işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli; ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol gösterici olması ve bu alanda yapılacak akademik çalışmalara ışık tutması amaçlanmaktadır.
Ortak sağlık güvenlik biriminde çalışan iş güvenliği uzmanlarının çalışma hayatında yaşadığı stres ve etkileri üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasında Ortak Sağlık Güvenlik Biriminde (OSGB) çalışan iş güvenliği uzmanlarının çalışma hayatında yaşadığı stres ile stresin sebep ve sonuçları arasındaki ilişki incelenmiştir. Stresin çalışan sağlığı üzerinde fiziksel ve psikolojik etkilerini saptamaya çalışarak stresi en aza indirmek için alınabilecek önlemler konusunda atılması gereken adımları belirlemeye yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma için iş güvenliği uzmanlarına yönelik dört bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Anketin birinci bölümü iş güvenliği uzmanlarının sosyodemografik özelliklerini, ikinci bölümü çalışma hayatında karşılaştıkları zorlukları, üçüncü bölümü psikolojik yönden olumsuz hissetikleri durumları, dördüncü ve son bölümü ise yaşadıkları sağlık problemlerini belirlemeye yöneliktir. Anket sonuçları SPSS programı ile analiz edilerek, değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın OSGB'de ve diğer sektörlerde çalışan iş güvenliği uzmanlarının stres yönetimi için oldukça yararlı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belediyelerde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri üzerine örnek bir çalışma
Ülkemiz gelişen Dünya ile her alanda inovasyon çalışmaları içindedir. Oldukça genişleyen sanayileşme ve üretim, iş sağlığı ve güvenliğinin önemini ortaya koymuştur. Gün geçtikçe yaşanan iş kazaları ve can kayıplarının fazlalaşması, insanların bu alandaki yanlış, bilinçsiz davranışları konunun önemini arttırmıştır. İş sağlığı ve güvenliği konusu hem kamu hem de özel sektör tarafından dikkatle irdelenmeye başlanmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliğinde temel hedef, tüm çalışan ve işverenlerimizin bilinçli ve farkındalık düzeyini yüksek hale getirmektir. Belediyelerde yapılan hizmetlerin çeşitliliği iş sağılığı ve güvenliği çalışmalarını daha önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında, belediyelerde çalışanların maruz kaldıkları gürültü ve aydınlık değerleri araştırılmıştır. Buna ek olarak, işyerinde risklerin tespit edilmesi ve risk analizi çalışması yapılması amaçlanmıştır. Yayılan gürültünün olumsuz etkilerinden çalışanların etkilenmemesi için gürültünün azaltılması konusunda ne gibi önlemler alınabileceği tartışılmıştır. Bu çalışmaya göre belirli noktalarda ölçüm yapılmış, gürültü seviyelerinin durumuna göre saha çalışmasında renklendirme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre minimum ve maksimum değerler saptanmıştır. Fine Kinney metoduna göre risk değerlendirme tablosu oluşturulmuştur. Son olarak ise yapılan ölçüm sonuçları değerlendirilerek belirlenen maruziyetlerin mevzuatlara uygunluğu tartışılmıştır. Risk değerlendirme tablosunda mevcut tedbirlerden bahsedilmiştir. Bu tablo sonucunda riskleri önleyici veya en aza indirecek önleme faaliyetleri hakkında önerilerde bulunulmuştur.