Branch teachers
612 theses under this subject heading
Matematik dersinde değerler eğitimine yönelik ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, matematik dersinde değerler eğitimine yönelik ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesidir. Bu doğrultuda ortaokul matematik öğretmenlerinin değerler eğitimi bağlamında; Matematik Dersi Öğretim Programı (MDÖP), ortaokul matematik ders kitabı ve gerçekleştirilen öğretim hakkındaki görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile 2020-2021 eğitim öğretim yılında Batman ili merkez ilçesindeki resmi ortaokullarda görev yapan 20 matematik öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme metodu uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda MDÖP'de değerler eğitimine az yer verilmesi öğretmenlerin matematik dersinde değerler eğitimine yer verme düzeyini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin, MDÖP'de değerler eğitimi konusuna daha geniş yer verilmesini ve öğrencilerin akademik başarılarının yanında öğrencilerde genel eğitimsel değerlerin de oluşmasını sağlayacak şekilde kendilerine rehberlik edilmesini bekledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Matematik ders kitaplarında matematiksel kazanımlarla ilgili problemlere yer verildiği, değer içeren etkinlik ve problemlere yeteri kadar yer verilmediği tespit edilmiştir. Matematik ders kitaplarında değer içerikli etkinlik ve problemlerin olmasını, günlük hayat ile ilgili etkinlik ve problemlerin sayısının artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Genel eğitimsel değerleri benimsemiş bireylerin yetiştirilmesinde matematik dersinin değerler ile ilişkilendirilmesinin gerekliliği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin matematik dersinde değerler eğitimi ile ilgili kök değerleri en çok günlük hayat problemleri ile ilgili içeriklerde kullandıkları belirlenmiştir. MDÖP ve matematik ders kitaplarının değer eğitimi açısından yetersizliği, öğrenci velileri ve okul idaresinin öğrencilerin akademik başarılarına odaklanması, MDÖP'nin değer eğitimine zaman ayıramayacak kadar geniş olması ve değerler eğitimi ile ilgili hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim almamış olmaları öğretmenlerin matematiği değerler ile ilişkilendirmede yaşadıkları zorluklar olarak belirlenmiştir.
Fen bilimleri öğretmenlerinin kişisel yönelimleri ile bireysel yenilikçilik (İnovasyon) düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin kişisel yönelimleri ile bireysel yenilikçilik (inovasyon) düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Betimsel türdeki bu araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul, Siirt ve Elâzığ başta olmak üzere birçok ilde, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda görev yapan 424 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği", "Kişisel Yönelim Bildirimi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma sorularını cevaplandırmak için betimsel istatistikler raporlanmış, t-testi, ANOVA, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin kişisel yönelim bildirimi ölçeği alt boyut puan ortalamaları arasında orta ve yüksek düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı derecede bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sırasıyla sezgisellik, sorgulama ve yaratıcılık yönelimleri diğer yönelimlerinden yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin kişisel yönelimlerinin cinsiyet, herhangi bir TÜBİTAK projesine dahil olma ve çalışılan okullarda yenilikçi fikirlerin desteklenme durumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin bireysel yenilikçilik ölçeği genel puan ortalamalarına göre yüksek seviyede yenilikçi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin çoğunluğunun yenilikçilik seviyelerinde yüksek seviyede, yenilikçilik kategorilerinde ise öncü ardından sorgulayıcı kategorilerinde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin eğitim düzeyi ve çalışılan okullarda yenilikçi fikirlerin desteklenme durumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin çalışkanlık, bilimsellik, yaratıcılık ve sezgisellik yönelimlerinin bireysel yenilikçiliğin yaklaşık olarak %38'ini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışkanlık ve bilimsellik alt boyutlarından kaynaklı bir artışın, bireysel yenilikçilik ölçeği toplam puanındaki azalma ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yaratıcılık ve sezgisellik alt boyutlarından kaynaklı bir artışın, bireysel yenilikçilik ölçeği toplam puanındaki artış ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda alanyazına öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yenilikçilik, Eğilim, Eğitim, Fen Bilimleri Öğretmeni, İnovasyon, Kişisel Yönelim, Yenilik
Fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformlarına ilişkin görüşleri: Bir karma desen araştırması
Bu araştırmanın amacı: fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformlarına yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırmada karma yöntemlerden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel yönteminde tarama modeli, nitel yönteminde ise fenomenoloji modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel örneklemini kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile belirlenen, 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında MEB'e bağlı Siirt ilindeki resmi ortaokullarda görev yapan 167 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel örneklemini ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme kullanılarak nicel örneklemden belirlenen 20 fen bilimleri öğretmeni meydana getirmektedir. Nicel veri toplama aracı olarak 'Dijital Eğitim Platformu Değerlendirme Ölçeği (DEPDÖ), araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu ise nitel boyutunda kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS paket programı ile yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde; Bağımsız Örneklem t-Testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Nicel bulgular sonucunda, fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformlarını kullanma durumlarının çalışılan okulun sosyo-ekonomik düzeyi değişkenine göre incelendiğinde sadece EBA boyutunda anlamlı farklılık tespit edilmiş olup cinsiyet, yaş, mesleki kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre her üç boyutta (EBA, Morpa Kampüs, Okulistik) da anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformları yeterlik düzeylerinin ölçeğin alt boyutlarına yönelik görüşleri farklı değişkenler açısından incelendiğinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Nitel bulgular sonucunda ise katılımcıların öğrenme-öğretme sürecinde platform kullanım sıklığının çoktan aza göre sırasıyla EBA, Okulistik, Morpa Kampüs şeklinde olmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu platformların öğrenme-öğretme sürecine fayda sağladığını ifade etmiştir. Katılımcıların platformların en çok zengin içeriklere sahip olması, eğitsel oyunlar barındırması, içeriklerin eğlenceli ve güncel olması, müfredata uygun olması ve deneme sınavlarının bulunması gibi nedenlerden dolayı tercih ettiği görülmüştür. Platformların içerik yetersizliği, öğrencilerin platformlara erişemezliği ve güncellenilmemesi gibi sorunlarından dolayı zorluklar yaşandığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimleri, Dijital Eğitim Platformları, Eğitim Teknolojileri.
Language assessment literacy level and needs of in-service EFL teachers in Turkey
The current research study aimed to examine the LAL levels and training needs of in-service EFL teachers who work in different formal and non-formal education institutions. To that end, training in LTA in undergraduate ELT programs and certain areas they perceive a need for training were investigated. Besides, it aimed to investigate whether training needs in LTA of them differ based on the type of institution and grade level they teach at, their level of experience and education. Their experience concerning LTA practices in classroom was also explored. The study employed a sequential explanatory mixed method design. Both quantitative (questionnaire) and qualitative (interview) data were collected from EFL teachers from different education settings in Turkey. Quantitative data collected from 300 in-service EFL teachers was analyzed using descriptive and inferential statistics. Subsequently, qualitative data collected from 20 in-service EFL teachers to triangulate and clarify questionnaire findings was analyzed utilizing coding and categorizing procedures. The results indicated that the training that they received in four domains of LTA was not adequate and the need for intermediate level of further training was expressed. The findings of the qualitative data also demonstrated that LTA training is not evaluated as sufficient by most of them and the course in LTA did not address the fundamental concepts of LTA adequately. Furthermore, they view the acquisition of expertise in LTA as essential for improving the overall quality of education. Considering these findings and the importance of LAL for EFL teachers, implications and suggestions were provided.
Fen bilimleri öğretmenlerinin bilimsel soruşturma anlayışlarının incelenmesi
Dünyada meydana gelen hızlı gelişmelerin beraberinde getirdiği değişimler doğrultusunda eğitim sistemimizde temel amaç, Türk eğitim sistemi değerlerine ve yetkinliklere sahip bireyler yetiştirmektir. Bu bireylerin yetiştirilmesinde en önemli görev öğretmenlere düşmektedir. Öğretmenlerin de 2018 yılı Milli Eğitim Bakanlığı Fen Bilimleri Öğretim Programı'nda da açık bir şekilde ifade edildiği gibi disiplinler arası bakış açısı kullanılarak soruşturma (araştırma-sorgulama) temelli öğrenme yaklaşımı uygulamaları beklenmektedir. Öğretmenlerin soruşturma temelli öğrenme yaklaşımını etkili bir şekilde kullanabilmeleri, fen okuryazarı bireyler yetiştirebilmeleri, bilimsel süreç becerileri ve yaşam becerilerini bireylere kazandırabilmeleri için esnek soruşturma anlayışına sahip olmaları gereklidir. Bunlardan dolayı öğretmenlerin esnek soruşturma anlayışlarının tanımlanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Alanyazında yer alan ölçeklere bakıldığında, direkt olarak öğretmenlerin esnek soruşturma anlayışlarını ortaya çıkarmakta yeterli olmadığı ve öğretmenlerin esnek soruşturma anlayışlarının tanımlanabilmesi için yeterli olamayacağını anlaşılmıştır. Bu sebeple öğretmenlerle açıklayıcı görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma türlerinden, durum çalışması kullanılmıştır. Çalışmaya MEB'de görev yapmakta olan sekiz Fen Bilimleri öğretmeni katılım sağlamıştır. Çalışmanın sonucunda, öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular doğrultusunda esnek soruşturma anlayışına sahip olanlar, sahip olup devamlı uygulamayanlar ve uzak olan öğretmenler olarak kategorilerin oluştuğuna ulaşılmıştır.
Veri destekli öğretime yönelik bir bilgi sisteminin özelliklerinin belirlenmesi
Öğretmenlerin, öğretimsel karar almada eğitsel veriye başvurmaları, ilgili alanyazında araştırılagelen bir konudur. Veri destekli öğretim kapsamındaki bu uygulamalar, öğretimsel kararların niteliğini belirlemede büyük bir rol oynamaktadır. Bu araştırmada, veri destekli öğretime yönelik bir bilgi sisteminin özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, yapılandırmacı temellendirilmiş kuram deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, ortaöğretim düzeyinde görev yapan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 13 farklı branştan 32 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler görüşme yoluyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma desenine uygun olarak, başlangıç ve odaklı olmak üzere iki aşamalı nitel veri analiz tekniği kullanılmıştır. Veri analizi sürecinde, sürekli karşılaştırma yöntemine uygun olarak, gerek toplanan veri ile kategorilerin karşılaştırılmasına gerekse ilgili alanyazın ile karşılaştırmaya başvurulmuştur. Araştırma bulguları doğrultusunda, veri destekli öğretime yönelik bir bilgi sisteminin özellikleri; süreç, teknoloji, paydaşlar ve veri boyutlarıyla açıklanarak sunulmuştur. Süreç boyutu, hazırlık, uygulama ve değerlendirme aşamalarını içermektedir. Teknoloji boyutunda katılımcı öğretmenlerin halen kullandıkları bilgi teknolojisi araçları ve geleceğe yönelik bilgi teknolojisi araçları hakkındaki beklentileri kategorileri yer almaktadır. Paydaşlar boyutunda beş paydaş belirlenmiştir. Belirlenen paydaşlar; okul rehberlik servisi, okul idaresi, meslektaşlar, veliler ve iş çevresi şeklindedir. Veri boyutunda, öğretmenler tarafından vurgulanan eğitsel veri türlerine yönelik bulgular sunulmuştur. Araştırma sonucunda veri destekli öğretime yönelik bir bilgi sisteminin özellikleri belirlenerek UML (Unified Modeling Language, Birleşik Modelleme Dili) kullanım senaryoları diyagramları aracılığıyla görselleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına bağlı olarak gelecekteki araştırmalar ve uygulama alanına yönelik olarak çeşitli öneriler sunulmuştur.
Fen bilimleri öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime yönelik algı ve yeterliliklerinin incelenmesi
Tüm dünyada farklı kültürlere mensup kişiler farklı gerekçelerle bir arada uyum içinde yaşamak durumundadır. Bu nedenle çokkültürlülük, eğitimin bir parçası olmaktan ziyade bütününü kapsayan bir faktör olmalıdır. Çokkültürlü eğitim günümüzde daha da önem kazanmış ve öğretmenlerin çokkültürlülüğe ilişkin farkındalık ve algılarının belirlenmesine yönelik ihtiyaç artmıştır. Bu araştırmanın amacı çokkültürlü eğitim hakkında ortaokullarda görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin algı ve yeterliliklerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma karma yöntemin açıklayıcı desenine uygun olarak tasarlanmıştır ve fen bilimleri öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime yönelik algı ve yeterliliklerinin belirlenmesi ve algı ve yeterliliklerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi için Çokkültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği ve Çokkültürlü Eğitim Algısı Ölçeği ile nicel veriler toplanmıştır. Toplanan nicel veriler doğrultusunda öğretmenlere görüşme soruları uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi ulaşılabilir örnekleme yöntemidir. Nicel veriler için ölçeklerin uygulanmasından sonra öğretmenler ile görüşmeler yapılarak nitel veriler toplanmış ve daha detaylı bilgiler edinilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler uygulanmış ve Pearson korelasyon katsayısı hesaplanarak yorumlanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulguların çokkültürlü fen eğitimine yönelik politikaların geliştirilmesine ışık tutacağı öngörülmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yaşları, cinsiyetleri, etnik kökenleri, eğitim durumları, mesleki deneyim yılları, çalışılan okul türü ile bulunduğu bölge ve çalışılan şehirler farklılık göstermektedir. Fen bilimleri öğretmenlerinin büyük bir kısmı çokkültürlü eğitim algı ve yeterliliğine sahiptir. Yaş aralığı, deneyim gibi değişkenlerde farklılıklar tespit edilmiştir. Yaş ve deneyim olarak daha büyük olan fen bilimleri öğretmenleri diğer öğretmenlere göre daha yüksek çokkültürlü eğitim algı ve yeterliliğine sahiptir. Fen bilimleri öğretmenleri ile yapılan görüşme sonuçlarına göre çokkültürlü eğitim ile ilgili bilgi ve yeterliliğe sahip oldukları tespit edilmiştir.
İlkokul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışları ve öğretmenlerin iş doyumu
Bu çalışma okul müdürlerinin sergiledikleri öğretimsel liderlik davranış düzeylerini belirlemek ve öğretmenlerin iş doyumu üzerindeki etkilerini saptayabilmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni 2021/2022 eğitim öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerindeki özel ve devlet ilkokullarında görev yapan 18,538 öğretmenden oluşmaktadır. Örneklem grubunda basit tesadüfi yöntemle belirlenmiş 483 öğretmen yer almaktadır. Çalışmada okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını ölçmek için Tanrıöğen'in geliştirdiği, 'Öğretimsel Liderlik Envanteri'nden, öğretmen iş doyumu düzeyinin belirlenebilmesi için de Şahin'in geliştirdiği 'İş Doyumu Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Toplanan verilerinin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri ile Spearman korelasyon analizi ve regresyon analizlerine başvurulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını genellikle sergilediklerine ilişkin algıya sahiptirler. Sınıf öğretmenleri ile branş öğretmenlerinin müdürlerinin gösterdikleri öğretimsel liderlik davranışlarına ilişkin algı düzeyleri branş öğretmenleri lehine istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklıdır. Benzer biçimde; öğretmenlerin kendilerine ilişkin iş doyumu algı düzeyleri düşük, branş öğretmenlerinin iş doyumu algısı sınıf öğretmenlerinin algısından anlamlı biçimde yüksektir. Diğer yandan, öğretmenlerin müdürlerinin gösterdikleri öğretimsel liderlik davranışlarına ilişkin algıları ile kendi iş doyum düzeyi algıları arasında düşük düzeyde, istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki vardır. Sınıf öğretmenlerinin müdürlerinin gösterdiği öğretimsel davranış düzeyi konusundaki düşük algı düzeylerinin yükseltilebilmesi amacıyla müdürlerle öğretmenler arasındaki iletişimin geliştirilmesi için daha çok fırsatlar yaratılabileceği, öğretmenlerin müdürlerinin öğretimsel davranışlarına ilişkin algı düzeyleri ile iş doyum düzeyleri arasındaki düşük düzeydeki ilişkinin yükseltilebilmesi için de hem öğretmenlere hem de müdürlere yönelik hizmet-içi eğitim etkinliklerinin düzenlenebileceği önerilmiştir.
Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin görüşlerine yönelik fenomenolojik bir çalışma
Bu çalışmanın amacı, Ankara ilinde yer alan ortaokullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayenin anlamına, unsurlarına, kişisel ve örgütsel katkılarına, okullarda geliştirilme sürecine, karşılaşılan zorluklara ve sosyal sermayenin geliştirilmesi için yapılabilecek çalışmalara ilişkin düşünceleri incelenmiştir. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Çankaya, Yenimahalle, Mamak, Altındağ, Etimesgut, Keçiören ve Sincan ilçelerinden maksimum çeşitlilik, ölçüt ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemleri ile belirlenen katılımcılar ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi benimsenerek olgu bilim çalışması şeklinde desenlenen bu araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Ortaya çıkan bulgular doğrudan alıntılarla desteklenerek sunulmuştur. Araştırma sonucuna göre öğretmenler ve okul yöneticilerinin düşüncelerinde sosyal sermaye iş birliği, iletişim ve güven olgularıyla iç içe olan bir kavramdır. Katılımcılar sosyal sermayenin bileşenleri olarak güven, sosyal ağlar, faaliyetlere katılım, okuldaki normlar ve örgütsel bağlılığa vurgu yapmışlardır. Öğretmenler ve okul yöneticileri sosyal sermayenin varlığının öğretmenlerin okula ait hissetme durumunu, mesleki motivasyon ve gelişimini, akademik başarıyı, okulun atmosferini ve imajını olumlu yönde etkilediğini ifade etmişlerdir. Böylelikle sosyal sermayenin okulun verimli işleyişine katkı sağladığı belirtilmiştir. Sosyal sermayenin geliştirilmesinde öğretmenler arasındaki iletişimin iyi olmaması, okul idaresinin otoriter bir tutum içinde olması, iletişime kapalı olması ve velilerin eğitim-öğretim sürecinde pasif bir konumda olması gibi engellerle karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Çalışmada, Ankara ilinde görev yapan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin düşünceleri ortaya konularak okullarda sosyal sermayenin geliştirilmesine ilişkin önerilere yer verilmiştir.
Novice and experienced EFL instructors'technology use and pedagogical skills in virtual classrooms: A case study in a foundation university
Teaching is a demanding process requiring the combination of multifarious skills. Since classroom management skills and competence in technology are vital for teachers, several studies focusing on the challenges regarding these issues have been conducted in traditional face-to-face educational settings. However, instructors' technological and pedagogical skills in virtual classrooms and depending on their teaching experience, how they use these skills differently is still unclear. This study examines EFL instructors' use of technological and pedagogical skills in virtual classes by focusing on the problems they face regarding these skills and their solutions for the problems. It also investigates the relationship between instructors' demographics and their pedagogical and technological skills in virtual classrooms by adopting a mixed-methods research design including qualitative data acquired through one-to-one interviews and quantitative data obtained using a questionnaire. It includes 50 instructors from a private university's prep school. The findings demonstrate there is not any significant difference among the instructors varied in teaching experience in applying technological and pedagogical skills in virtual settings. On the other hand, the instructors whose field is ELT differ from the ones in the different fields by overperforming in technology use. Accordingly, the courses involving practices about technological and pedagogical skills might be integrated into every field's curriculum for teacher candidates, to promote using those skills more competently. Decision-makers can provide in-service and pre-service programs to develop instructors' and prospective teachers' technological literacy in online language education. Since the study's participants are limited, it would not be accurate to generalize the findings.
Turkish EFL teachers' beliefs regarding reading strategies
The present study aimed to explore EFL teachers? beliefs regarding reading strategies. In order to identify teachers? beliefs on reading strategies, a questionnaire and semi-structured interviews were used. The study was carried out with 50 participants working at English preparatory school of Istanbul Aydın University. The obtained data was analyzed by utilizing both qualitative and quantitative analysis to investigate whether there is a relationship between teachers? use of strategies and such variables as gender, degree,?.etc. The results of the study revealed that there aren?t any statistical relationships between the teachers? gender, degree,years of teaching reading and the strategies they use in the classroom.On the other hand,there is a statistical relationship between the teachers? experiences in teaching and the pre-reading strategies they use. Key Words:Reading strategies, Teachers? beliefs
EFL teachers' analysis of foreshadowing in short stories
This study aimed to explore language teachers' beliefs on the analysis of foreshadowing in a short story. The study has also searched into the extent to which teachers reflect their espoused theories on their actual behaviors in regard to analysis of foreshadowing in a short story. In addition, the study investigates the kinds of foreshadowing found by the readers and tries to analyze the foreshadowing in relation to/ from perspective of Schema Theory, Reader Response Theory, Inoculation Theory, and Priming Theory. The participants were 15 English Language teachers. Data were collected through the use of questionnaire, interviews, and verbal reports. The findings revealed those participants' beliefs regarding the analysis of foreshadowing display differences as well as commonalities. Moreover, 6 of the participants reflected almost all of their beliefs on their actual behaviors while the rest had mismatches between their espoused theories and theories in action. As for the kinds of foreshadowing participants found, the findings yielded that prominent foreshadowing in Story 1 and concrete foreshadowing in Lottery had the highest frequencies among the other types/kinds. Key words: Foreshadowing, Short Story, Beliefs (espoused theories)
Ortaokullarda görev yapan müzik öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, ortaokullarda görev yapan müzik öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, İstanbul Avrupa Yakasının çeşitli semtlerinde görev yapan 294 müzik öğretmenine Maslach Tükenmişlik Envanteri uygulanarak, öğretmenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık puanlarının demografik özelliklerle ilişkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre öğretmenlerin cinsiyet, eğitim durumu, haftalık girilen ders saatleri, sınıflardaki ortalama öğrenci sayılarına ve öğretmenin mesleğini sevme durumuna göre mesleki tükenmişlik boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Öğretmenlerin yaşlarına göre ise duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanları arasında anlamlı bir farklılık görülürken (p<0,05), kişisel başarısızlık puanları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Öğretmenlerin medeni durumlarına göre duygusal tükenme puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüş olup (p<0,05), duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık puanları arasında ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Çalışma süresine göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanları anlamlı bir farklılık göstermiş olup (p<0,05), kişisel başarısızlık ise anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p>0,05). Görev yapılan okul sayısına göre duygusal tükenme boyutu anlamlı farklılık göstermiş olup (p<0,05), diğer tükenmişlik boyutları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Korelasyon analizi sonuçlarına göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutları hem yaş, hem de sınıftaki öğrenci sayılarına göre pozitif ve anlamlı ilişki göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Tükenme; DuyarsızlaĢma; KiĢisel baĢarısızlık; Müzik öğretmeni.
Ortaokullardaki branş öğretmenlerinin yapılandırmacı öğrenme kuramını uygulama düzeyleri
1960'lı yılların başında literatüre girmiş olan ve o tarihten günümüze de özellikle gelişim psikolojisi ve bilişsel psikoloji alanlarında geniş bir yer edinmiş olan yapılandırmacılık, öğrencilerin kendi gerçekliğini oluşturdukları ya da kendi deneyim ve algılarına dayanarak anlamı yorumladıkları bir yaklaşımdır. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2004 yılında yeniden düzenlemiş olduğu ilköğretim programıyla yapılandırmacı öğrenme kuramı milli eğitim sistemimizdeki yerini almıştır. 2005 yılından itibaren ise ülkemizde görev yapan öğretmenlerin derslerinde yapılandırmacı öğretim programlarını uygulamaları istenmiştir. Yeni hazırlanmış eğitim programlarının yapılandırmacı anlayış ilkelerinden de yararlanılarak hazırlanmış olması, ülkemiz eğitim sisteminde değişimlerin başladığının işaretlerini vermektedir. Ancak bu değişimlerin etkili olabilmesi öğretmenlerin uygulamalarına bağlıdır. Yapılandırmacı öğrenme kuramında sınıfta öğretim ve öğrenme süreçlerine liderlik yapan öğretmen, öğrenme ortamlarını düzenleyen ve değerlendirme süreçlerini planlayan bireydir. Yapılandırmacı yaklaşımda öğretmenin görevi, bilgi dağıtmak değil, öğrencilerin bilgiyi önceki bilgilerinin üstüne koymasına öncülük etmektir. Bu araştırmanın amacı, ortaokul branş öğretmenlerinin yapılandırmacı kuramı uygulama düzeylerini görmektir. Çalışma, İstanbul İlinin Beşiktaş İlçesi Gaziosmanpaşa Ortaokulu'nda görev yapmakta olan 1 Türkçe, 1 İngilizce, 2 Sosyal Bilgiler, 1 Fen Bilgisi ve 1 Matematik öğretmenlerinin 5, 6, 7 ve 8. sınıf derslerinde, yapılandırmacı öğretim yöntemlerini uygulama düzeyleri incelenmek istendiğinden gözlem yöntemi kullanılmıştır. Veriler 6 öğretmenin 2013-2014 eğitim öğretim yılındaki farklı tarihler ve derslerinden elde edilen 12 saatlik video kayıtlarından oluşmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin, öğrencilerin ilgilerini canlı tutabildikleri, genel anlamda merak duygusu uyandırabildikleri, öğrencilerin bilgiyi keşfetme sürecinde yeterli düzeyde rehberlik edebildikleri, öğrenenlere açık uçlu sorular sorarak araştırma yapmaya ve derse katılmaya teşvik ettikleri görülmüştür. Ancak, öğretmenlerin, öğrencileri grup etkinliklerinde yer almaya, işbirliği içinde çalışmaya yeterince teşvik edemedikleri, onların bilgi ve becerilerini geliştirecek düzeyde bilgi iletişim teknolojilerini kullanmadıkları, onların ön bilgilerini ölçebilecek sorular sormadıkları veya bunu sınıfın geneline yayamadıkları görülmüştür. Öğrencilerin fikirlerini ve ürünlerini sınıfa aktaramadıkları ve kanıtlayamadıkları, işbirliği içinde yeterince çalışmadıkları görülmüştür. Öğrencilerin, fırsat verildiğinde konu ve kavramları kendi bilgilerini kullanarak açıklamaya çalıştıkları, olaylar arasında neden sonuç ilişkileri kurabildikleri, sınıftaki diğer öğrencilerle ve öğretmenle iletişim içinde olabildikleri görülmüştür. Öğrenme ortamları bakımından derslerin diğer ünite, alan ve konularla ilişki kurulabildiği, gerçek hayattan örneklere yer verilebildiği, ders işleme süreçlerinde birden çok öğretim yöntem ve teknikten faydalanıldığı, ancak, öğretmenlerin ders kitabı dışında farklı kaynaklardan faydalanamadıkları, derste gerekli olan görsel-işitsel araçların yeterince kullanılmadığı görülmüştür. Öğrenme ortamlarında, öğrencilerin kendi kendilerini veya birbirlerini değerlendirmelerine fırsat verilmediğini, yapılan uygulama ve çalışmaların toplandığı ürün dosyalarının kullanılmadığı görülmekle birlikte, öğretmenlerin farklı türde ölçme ve değerlendirme tekniklerini uygulayabildikleri görülmüştür. Öğretmenlerin eskiden uygulanan öğretim yöntemlerini alışkanlık haline getirmiş oldukları görülmektedir. Öğrenme ortamlarının donanım açısından yeterli hale getirilmesi gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Sınıf mevcutlarının kalabalık olmaması, öğrenme programları için yeterince zaman ayrılabilmesi ise yapılandırmacı öğrenme kuramının uygulanabilirliğini etkilemektedir. Geleneksel öğretimin kalıplarından, yapılandırmacı öğrenme ortamlarına geçiş yapabilmenin çok da kolay olmadığını gördüğümüz araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin görev paylaşımı içeren, işbirliği gerektiren faaliyetlere öncelik vermesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı, Öğretmen, Gözlem.
Branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Avcılar Örneği)
Bu araştırma, branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla yazılmıştır. Bilindiği üzere insanlar istendik davranış değişikliği oluşması adına eğitim almaktadır. Kendilerine ve topluma faydalı bir birey olmaları ve hayatın kendilerine açtığı yoldan başarıyla ilerleyebilmeleri açısından eğitim almaları büyük önem teşkil etmektedir. Bu eğitimi alırken, özellikle ilk ve ortaöğretimde, faydalandıkları en önemli kaynak ise eğitimin köşetaşı olan öğretmenlerdir. Öğretmenler, öğrencilere eğitim verirken onları motive eder, çevresel faktörleri düzenler, hazır bulunuşluk düzeylerini belirleyip onlara uygun araçlarla öğrencilerin karşısına çıkar ve çeşitli eğitim öğretim yöntem ve teknikleriyle ders verir. Ancak en önemlisi onlarla iletişim kurar. Bir öğretmenin mesleki başarısı öğretmenin sadece anlatım becerisine değil aynı zamanda iletişim ve empati yeteneğine de bağlıdır. Öğretmenlerin empatik eğilimleri en nihayetinde onların örgüt içinde ve dışında gerçekleştirdiği iletişim durumlarını ortaya koymaktadır. Bu durumlar ise onların gerek meslek yaşamlarında gerekse günlük hayatlarında gerçekleştirdikleri iletişimin kalitesini bize gösterir. Yapılan bu çalışmayla branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin hangi değişkenlere göre farklılık göstermekte olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın Amacı Bilgi birikimlerinin yanında insanı eğiten ve şekil veren öğretmenlerin duygusal yönleri, incelenmeye ve üzerinde araştırma yapılmaya muhtaç bir konudur. Bu tezde öğretmenlerin duygusal yönlerinin hangi değişkenler neticesinde şekillendiğine cevap aranacaktır. Bu amaçla öğretmenlerin sosyo-demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, medeni durum), çalışma yaşamına ilişkin özellikleri (eğitim durumu, eğitimdeki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet) empatik eğilim düzeyi açısından ilişkisi karşılaştırılmıştır. Alt Problemler Araştırmanın alt problemleri toplamda 8 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden elde edilen veriler ile oluşturulmuştur. Evren ve Örneklem Yapılan bu çalışmanın evreni, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde İstanbul'un Avcılar ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan resmi okullarda çalışan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise İstanbul ili Avcılar ilçesinden basit rastgele örnekleme yoluyla seçilmiş 3 ortaokulu kapsamaktadır. Okullarda bulunan öğretmenlere anketler gönüllülük esasına dayalı olarak dağıtılmış ve gerektiğinde açıklamalar yapılmıştır. Verilerin Toplanması Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi yerli ve yabancı kaynaklardan elde edilen literatür taraması ile oluşturulmuştur. Verileri elde etmek için bir adet demografik bilgi formu bir adet de Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formu 8 sorudan oluşmaktadır.(EK-I) Bu sorular cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, öğretmenlikteki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet ile ilgili sorulardır. Bir diğer ölçek ise Empatik eğilim ölçeğidir ve 20 maddeden oluşmaktadır.(EK-II) Bulgular Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin57' si ( %57 ) bayan öğretmenlerden, 43' ü ( %43 ) erkek öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 29'u ( %29 ) 20-30 yaş aralığında, 50'si ( % 50 ) 31-40 yaş aralığında, 16'sı ( %16 ) 41-50 yaş aralığında, 5'i ( %5 ) 51-60 yaş aralığındadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 77'si ( %77 ) evli, 23'ü ( %23 ) bekardır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 92'si ( % 92 ) lisans mezunu 8'i ( %8 ) yüksek lisans mezunudur. Doktora mezunu örneklemde yer almamaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 56'sının ( %56 ) kıdem yılı 1-10 yıl arası, 30'unun ( %30 ) 11-20 yıl arası, 14'ünün ( %14 ) ise 21 ve daha fazla olduğu görülmüştür. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 7'sinin ( %7 ) Beden Eğitimi Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni, 11'inin ( %11 ) Fen ve Teknoloji Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Görsel Sanatlar Öğretmeni, 14'ünün ( %14 ) İngilizce Öğretmeni, 18'inin ( % 18 ) Matematik Öğretmeni, 3'ünün ( %3 ) Müzik Öğretmeni, 2'sinin ( %2 ) Rehberlik Öğretmeni, 12'sinin ( %12 ) Sosyal Bilgiler Öğretmeni, 4'ünün ( %4 ) Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni, 17'sinin ( %17 ) Türkçe Öğretmeni olduğu saptanmıştır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 85'i ( %85 ) öğretmenlik mesleğinden memnunken, 15'i ( %15 ) bu meslekten memnun olmadığını belirtmiştir. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 87'si ( %87 ) öğretmenlik mesleğini isteyerek seçmiştir. 13 öğretmen ( %13 ) ise bu mesleği isteyerek seçmemiştir. Araştırmaya katılan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden aldıkları puanların yaş, medeni durum, eğitim durumu, mesleki kıdem, branş ve mesleki memnuniyet değişkenlerine göre farklılık anlamsız bulunmuştur. Bununla beraber örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 4,67; p< ,05). Örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların mesleği isteyerek seçme değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 3,84; p< ,05).
Türkçe ögretmenlerinin sınıf yönetiminde karşılaştıkları problemler ve çözüm önerileri
Bu araştırmada Türkçe öğretmenlerinin sınıf içerisinde karşılaştıkları problemler ve ve çözüm önerilerine karşı uyguladıkları stratejilerin öğretmen görüşüne göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca bağlı olarak öğretmenlerin en çok ve en az karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ve bu davranışlar karşısında kullandıkları sınıf yönetimi stratejileri belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışlarının ve kullandıkları stratejilerin cinsiyet, yaş ve kıdeme göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmada seçilen konu, eğitim sistemi açısından ve ilgili literatüre katkı sağlaması yönüyle önemlidir. Çalışma kapsamında 2014-15 eğitim öğretim yılında İstanbul ili - Fatih ilçesinde genel öğretim vermekte olan orta okul kurumlarında görev yapan Türkçe öğretmenleri ile bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılarak verilerin çözümü ve yorumlanmasında betimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Uygulanan ankette; kişisel bilgiler, genel öğretmenlik özellikleri, istenmeyen davranışlarla karşılaşma sıklıkları ve sınıf yönetimi stratejileri bölümleri bulunmaktadır. Ölçek Şen Kulak (2010)'ın hazırladığı bir ölçektir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sınıfta en sık karşılaştığı istenmeyen öğrenci davranışının "cep telefonuyla meşgul olma" olduğu, en az karşılaşılanın ise "sınıfı kirletme-yerlere kağıt atma" olduğu görülmüştür. Sınıfta istenmeyen öğrenci davranışları karşısında en sık kullandıkları stratejinin "öğrenciye sınıfın kurallarını hatırlatmak" olduğu ve en az kullanılan stratejinin ise "tüm sınıfı cezalandırmak" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyet, yaş ve kıdemleri ile karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ve kullandıkları stratejiler arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: İstenmeyen Öğrenci Davranışları, Ortaokul, Türkçe Öğretmeni, Sınıf Yönetimi, Sorun Çözme Becerisi
Mesleki ve teknik anadolu liselerinde kültür dersi öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyinin tespiti: Beşiktaş ilçesi örneği
Bu çalışma ile Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan kültür dersi öğretmenlerinin tükenmişliklerini tespit etmek ve gereken tedbirleri almak için çözüm yolları bulabilmek amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı çerçevesinde; cinsiyet, yaş, mezun olunan okul, mesleki kıdem, medeni durum, eğitim düzeyi ve branş gibi değişkenlerin kültür dersi öğretmenlerinin mesleki tükenmişlikleri üzerindeki etkisi, kültür dersi öğretmenlerinin mesleki tükenmişliğe yol açan faktörler olarak neleri algıladıkları ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutlarındaki tükenmişlik seviyelerinin ne düzeyde olduğu sorularına cevap arayan araştırma, uygulamalı bir araştırmadır. Araştırmanın evreni 2015- 2016 Eğitim Öğretim yılında İstanbul ili Beşiktaş ilçesindeki tüm Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan kültür dersi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini evren içerisindeki öğretmenlerden tesadüfi yöntemle seçilip çalışmaya dahil edilen 160 kültür dersi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla demografik bilgi ölçeği ile öğretmenlerin tükenmişlik düzeyini belirleyebilmek için Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov - Smirnov dağılım testi kullanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen bulgulara göre, kültür dersi öğretmenlerinin düşük kişisel başarı hissi ile yaş değişkeni arasında ve öğretmenlerin mezun oldukları okul ile tükenmişlik genel puanları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunurken; öğretmenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, düşük kişisel başarı hissi ve tükenmişlik genel puanları ortalamaları sonuçlarına göre kıdem, branş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve medeni durum değişkeni açısından grup ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, mesleki ve teknik anadolu lisesi, kültür dersi öğretmeni, duygusal tükenme, duyarsızlaşma, düşük kişisel başarı hissi.
A comparison of english as a foreign language teachers' professional knowledge and classroom practices
This study aims to find out whether there is a gap between the teachers' professional knowledge and their teaching practices. The survey is addressed to EFL teachers and learners. 10 teachers from a language center volunteered to become the subjects of this study. Teaching Knowledge Test (TKT) part 2 was administered and these teachers' classes were observed to collect data for this study. In fact, the result of data analysis reveals that 16% of teachers' knowledge is not transferred to learners. So, there is a gap between teachers' knowledge and what they do. We believe that if teachers become aware of their weaknesses in transferring the information, they can improve their way of teaching for a professional growth and hence learners become more motivated for learning English.
Branş öğretmenlerinin demografik ve mesleki özelliklerine göre örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi (İstanbul ili Fatih ilçesi örneği )
Bir ülkenin geleceği, yetişmekte olan nesillerin eğitimine bağlıdır.Ancak eğitimle ülkemizin gelişmesine ve daha refah düzeye gelmesini sağlayabiliriz. Buradaki en büyük sorumluluk ise öğretmenlerimize aittir. Öğretmenlerimizin daha hevesli, azimli ve üretken olması örgütsel bağlılıklarına bağlıdır. Çalışmada branş öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarının eğitim kurumlarının amaçları doğrultusunda olup olmadığı incelenmekte ve bireylerin demografik ve mesleki özelliklerinin örgütsel bağlılıkları üzerinde etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla İstanbul Fatih ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan branş öğretmenleri seçilmiş ve bunlara ilgili anket formundaki sorular sorulmuştur. Araştırma kapsamında branş öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ölçeğine ilişkin önermelere katılım dereceleri incelenmiş ve branş öğretmenlerinin demografik özelliklerinin örgütsel bağlılıklarına ilişkin tutumlarında farklılaşma yaratıp yaratmadığı araştırılmıştır. Toplanan verilerin SPSS 22.0 istatistik paket programı ile çözümlenmesi yapılmıştır. Çalışmada branş öğretmenlerinin demografik özelliklerinin, örgütsel bağlılık tutumları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmadığı ancak öğretmenlerin ekonomik kaygı ve beklentilerinin örgütsel bağlılıklarını önemli derecede etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Branş öğretmeni, örgütsel bağlılık, demografik özellik
كفاية مدرس اللغة العربية في مدارس الأئمة والخطباء في مهارة النحو في المرحلة الثانوية، الواقع وسبل التطوير
This research whose title is (Teaching grammatical structures for non-Arabic speakers to the beginner and intermediate levels from a functional perspective related to the importance and methods of performance) discusses the importance of teaching grammar to non-Arabic speakers in absence of a communicative environment that enables students to acquire language automatically. The study also highlights grammatical structures that must be taught to the beginner and intermediate levels from a functional perspective that enables the learner to use the appropriate grammatical structure and how the teacher performs these compositions.
Lise coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ve yurttaşlık bilinci arasındaki ilişki
Mekân bilinci, bireyde mekâna yönelik olarak oluşan algıların bütünü; yurttaşlık bilinci ise bir toplum veya ülkeye dahil olma sonrasında, yönetime katılma, bir parçası olduğu toplumu savunma, onu daha fazla kalkındırmaya özen gösterme yetisi olarak tanımlanabilir. Coğrafi düşünüşün toplumda yaygınlaştırılmasının, milli birlik ve beraberlik duygularını pekiştireceği düşünülmektedir. Bu araştırma, lise coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ve yurttaşlık bilinci düzeyleri ile bu ikisi arasındaki ilişkiyi ve ayrıca bu iki bilinç düzeyinin bazı sosyo-demografik değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bir mekân bilimi olan Coğrafya disiplininin kuramsal düzeyinin arttırılması, aynı zamanda yurttaşlık bilinci çalışmalarıyla arttırılabilecektir. Bu bakımdan mekân bilinci ve yurttaşlık bilincini inceleyen çalışmaların önemi büyüktür. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Beşiktaş İlçesi'ne bağlı okullarda görev yapmakta olan 69 lise coğrafya öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Sosyo-demografik Bilgi Formu, Mekân Bilincine Yönelik Soru Formu ve Yurttaşlık Bilinci Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları, örneklem grubundaki katılımcılara 2018 yılı Mart-Nisan ayları içinde gerek görev yapmakta oldukları okul müdürlüklerince A4 çıktısı olarak, gerekse internet ortamında doldurulabilen online form olarak ulaştırılmış, bu iki yolla toplanarak önce excel dosyasına dökülmüş, eksik anketler elenerek eksiksiz doldurulmuş anket verilerinin analizinde SPSS 15.0 programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin demografik özellikleri frekâns ve yüzde dağılımları ile gösterilmiştir. Mekân bilinci ve yurttaşlık bilinci görüşlerine ait puanların cinsiyet, medenî durum ve görev yapılan okul türüne göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testinden; yaş, doğum yeri, öğretmenlikteki süre değişkenlerine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD post hoc testinden yararlanılmıştır. Coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ile yurttaşlık bilinci arasındaki ilişki analizinde Pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; lise coğrafya öğretmenlerinin genel mekân bilinci düzeyleri 'yüksek', genel yurttaşlık bilinci düzeyleri ise 'çok yüksek'tir. Lise coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ile yurttaşlık bilinci arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuş olup; mekân bilinci yüksek olan lise coğrafya öğretmenlerin yurttaşlık bilinci de yüksek; mekân bilinci düşük olan lise coğrafya öğretmenlerinin yurttaşlık bilinci de düşüktür. Anahtar Kelimeler : Lise Coğrafya Öğretmenleri, Mekân Bilinci, Yurttaşlık Bilinci.
الكفاية المهنية لمعلمي اللغة العربية لغير الناطقين بها
The professional competence of the teacher is essential, and important in teaching the Arabic language to non-native speakers. In this study the concept of professional competence of the teacher, the role of the professional teacher, and its importance in teaching Arabic non-native speakers were defined and inform the officials in education in training the teacher on how to acquire those competencies, and the need to choose appropriate methods and ways of teaching to achieve the goals of the educational situation. In addition, the methods to be followed to achieve the desired goals in teaching Arabic language to the foreign, and the important talents and qualities in a successful teacher, and the purpose of teaching Arabic language for non-Arabic speakers were clarified. A field study was conducted to determine the professional competencies of the teachers of the Arabic language for non-native speakers, and to know the extent of their practice by preparing a list of competencies for the teachers of the Arabic language for non-native speakers. This was done using a questionnaire. The list of professional competencies required 5 basic areas, and 40 competences. The survey was conducted on the teachers of Arabic for non-native speakers of different nationalities residing in Turkey or in Arab countries or other countries. The sample number selected from the total responses received was 28 responses for this study.The results of the study were to build a list of the professional competencies needed for teachers of Arabic language for non-native speakers, in addition to determining the extent of practicing the professional competencies of Arabic language teachers.
مكانة القصة التعليمية في رفع كفاية المعلمفي تعليم اللغة العربية للناطقين بغيرها
The story is still considered by many researchers and linguists as one of the most important ways and means of teaching language as a second language, because it has an effective impact on the learner's linguistic, educational and educational aspects. In order to clarify the status of the story and its role in the process of teaching Arabic to non-Arabic speakers, the researcher prepared this message, taking advantage of what the researchers and students reached in previous stages to add wealth to activate the importance of the story and its educational role. The purpose of this thesis is to expose the importance of the role of the educational story in raising the performance efficiency of Arabic language teachers to other speakers, based on a theoretical perspective supported by evidence and the importance of the educational story in the teaching of foreign languages in general and teaching the Arabic language in particular comes through the way it adopts the teacher on the one hand and the mechanisms of implementation of this method of interesting style and content that attracts the learner and deepen the interaction with the lesson on the other hand. In order to shed light on the reality of teaching Arabic to non-Arabic speakers in universities and educational centers that teach Arabic to other speakers, the researcher conducted a questionnaire of fifty one teachers of Arabic for non-Arabic speakers in Turkish schools and universities to explain the status of the story and its main role in raising the adequacy of Arabic language teachers For non-native speakers, and reveal the impact of the story in raising the level of learners and the extent of their response to the method of the story of education to achieve the desired goal is to make use of the desired learning story in learning Arabic language speakers in other languages. The researcher also conducted a mini questionnaire and practical applications on the first level students at Istanbul Aydin University, to demonstrate the positive impact of the educational story in the minds of the learners in raising their level linguistically, verbally and educationally, whether the story is audible or read or implemented in the form of a representative scene, For the researcher that the status of the story continues to live up to a high level in the educational process in terms of teaching languages in general and teaching the Arabic language to speakers of other languages in particular.
الثقافة العربية وأثرها في كفاءة معلم اللغة العربية للناطقين بغيرها
There are many aspects of Arab culture nowadays that includes information out of the framework of the mother tongue or the target language, which means that it forms a background of many humanities and professional sciences, as well as language sciences in general, and Arabic linguistics in particular. And the teacher of the Arabic language for non-native speakers is interested in providing the necessary Arab culture, to surround the students of the target language and then the culture of the life of new language; as well as its vocabulary and composition, to achieve cultural competence, instead of remaining the language performance exclusive of communication efficiency, where the cultural dimension of the highest levels Language, as culture is the language pot, and that the reaching of an advanced degree of cultural competence is one of the highest levels of language proficiency, especially with regard to the practice of social language. The aim of this study is to clarify the importance of acquiring the Arabic language teacher for the Arabic culture necessary and the effect of this in raising his educational efficiency and supporting his scientific specialization, building his personality and refining it, and the ability to examine and evaluate. In this context, the researcher has established the cultural relationship between the Arab culture and the Arabic language, the Arab culture and efficiency, the teacher's attitude towards these concepts, the theories of education and its cultural aspects and the role of the teacher in each. The average cultural level of the teacher, the advanced cultural level of the teacher, and the standards of each level. The study has also included the meaning of the cultural preparation of the teacher of the Arabic language for non-native speakers, and the criteria of this preparation to enhance the adequacy of the cultural teacher. The study has been concluded with conclusions and recommendations. To achieve the aim of identifying the reality of Arabic culture for teachers of Arabic language for non-native speakers, and to extrapolate the importance of this culture to the teachers, and the need to provide it to achieve the required efficiency, the researcher conducted a questionnaire of opinions (52) of experts, academics and directors of institutes, centers and faculty members in Arabic language education programs in Turkey and Jordan and many other Arab and foreign countries.