İklim

Bu konu başlığı altında 100 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerine etkisi ve tarım üretimi ve enflasyon: Panel veri seti analizi

Çalışmanın amacı, iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkisini küresel ölçekte panel veri seti kullanarak incelemektir. Çalışma, ayrıca, tarımsal üretim ile enflasyon arasındaki ilişkiyi basit bir regresyon modeliyle ortaya koyarak iklim değişikliğinin enflasyon üzerindeki önemli etkisine işaret etmeyi hedeflemektedir. Çalışmada, İklim Araştırma Birimi (CRU), İngiliz Atmosfer Veri Merkezi (BADC) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Acil Olaylar Veri tabanı (EM-DAT), Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Dünya Kalkınma İndeksleri (WDI) veri tabanlarından, yıllık iklim, tarımsal üretim, toprak kalitesi, arazi kullanımı, doğal afetler ve sosyoekonomik veriler, 1961-2013 döneminde 49 ülke için derlenmiş ve panel veri seti oluşturulmuştur. İlk olarak, 1901-2015 dönemi arasında Bai-Perron Çoklu Yapısal Kırılma Testi kullanılarak ülkeler için iklim değişkenlerindeki yapısal kırılmalar tespit edilmiştir. Ortalama sıcaklığın istisnasız tüm ülkelerde artış gösterirken; gün içi sıcaklık farkı, buzlu gün sayısı, yağmurlu gün sıklığı ve potansiyel evapotranspirasyondaki değişimlerin ülkelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İkinci olarak, iklimin tarımsal üretim üzerindeki etkisi regresyon analizi yardımıyla tahmin edilmiştir. Sıcaklıkta ve diğer değişkenlerde meydana gelen değişimler örneklemle sınırlanan küresel tarım üretimini pozitif, yağış ve gün içi sıcaklık farkındaki değişimler ise negatif yönde etkilemektedir. Son olarak, etkinin dünya üzerinde hangi enlemlerde farklılaştığı Eşik Değer Regresyon Modeli kullanılarak analiz edilmektedir. Yağıştaki değişimler tarım sektörünü alçak enlemlerde pozitif, yüksek dereceli enlemlerde ise negatif yönde etkilemektedir. Tarımsal üretim ve enflasyon arasındaki basit anlamlı ilişki ise, iklim değişikliğinin dolaylı olarak enflasyon üzerinde olası etkisini örneklemektedir. Bu çalışma iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini panel veri kullanarak inceleyen sınırlı sayıda çalışmalardan biri olup, bu çalışmalar içerisinde ise iklim değişikliğini en kapsamlı temsil ederek; özgün kırılma noktalarını belirlemeye yardımcı olan eşik değer regresyon modeli uygulayan ilk çalışmadır. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Tarımsal Üretim, Enflasyon, Bai-Perron Çoklu Yapısal Kırılma Testi, Eşik Değer Regresyon Modeli

EnflasyonPanel veri modelleriTarımsal üretim+3
Damla Or Ceyhan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne kayıtlı diyetisyenlerin iklim krizinin beslenmeye olan etkileri konusundaki farkındalık durumlarının ve iklim krizini önleme konusundaki yaklaşımlarının saptanması araştırması

Sürdürülebilir beslenme kavramı küresel halk sağlığının önemli konuları arasındadır. Kavram, sağlığın tümelci yaklaşımı ile ilişkilidir. Bu araştırmada, Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesi diyetisyenlerin; iklim krizinin beslenmeye olan etkisi konusundaki farkındalık durumlarının belirlenmesi, iklim krizinin önlenmesi konusundaki görüş ve yaklaşımlarının saptanması, iklim krizi kavramının diyetisyenlik uygulamalarına yansıtılabilmesi için diyetisyenlerin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma, tanımlayıcı bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya, Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne üye 114 gönüllü diyetisyen katılmıştır. Katılımcılara yönelik çevrimiçi olarak 12 Ağustos 2021 ve 18 Nisan 2022 tarihlerinde beş bölümden oluşan veri toplama formu uygulanmıştır. İstatistiksel verilerin analizi için SPSS (IBM SPSS Statistics23.0) paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın yapılması için etik kurul ve kurumsal izinler alınmıştır. Araştırmaya katılan diyetisyenlerin %99,1'i iklim krizi kavramını ve %97,4'ü sürdürülebilir beslenme kavramlarını bilmektedir ve %89,6'sı iklim krizinin sürdürülebilir beslenmeyi gerektirdiğini düşünmektedir. Diyetisyenlerin %86,9'u iklim krizinin sürdürülebilir beslenmeyi gerektiğini düşünürken %90,4'ü iklim krizinin diyetisyenleri ilgilendirdiğini düşünmektedir. Fakülteden 2010 yılından önce mezun olan diyetisyenlerin daha çoğunun iklim krizi kavramını bildiği görülmüştür (p=0,022). Beslenme alışkanlığı sağlıklı olan diyetisyenler sağlıksız olanlara göre iklim krizi kavramını daha fazla sıklıkta bilmektedir (p=0,01). İklim krizi kavramını bilenler bilmeyenlere göre anlamlı olarak daha fazla sürdürülebilir beslenme kavramını bilmektedir (p=0.00). Sonuç olarak; diyetisyenlerin iklim krizi ve sürdürülebilir beslenme konusunda farkındalıklarının geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin yapılması önerilmektedir.

BeslenmeBilgiDernekler+7
Şeyma Nur Taşın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak ekin saparısı [Cephus pygmeus (L.) (hymenoptera: cephidae)]'nın potansiyel dağılım alanlarının belirlenmesi

Ekin saparısı [Cephus pygmeus (Linnaeus, 1767)], dünya genelinde buğday verimine olumsuz etkileri olan önemli bir zararlıdır. İklim değişikliğinin farklı zararlı türlerinin dağılımı üzerinde önemli etkileri olması beklenmektedir. Bu çalışma, MaxEnt modelini kullanarak ekin saparısının küresel yaşama ortamı uygunluğunu tahmin etmek için yapılmıştır. Bu zararlı türün küresel dağılış kayıtları GBIF ve çeşitli diğer kaynaklardan toplanmıştır. Zararlının küresel dağılımı ile ilgili kayıtlar farklı veri tabanları ve özellikle GBIF'den alınmış, yanlış kayıtlar silinerek 641 adet kayıt modelde kullanılmıştır.İklim değişkeninin 19 farklı değerleri nihai yayılım kayıtlarından çıkarılmış ve çıkarılan değerler arasındaki korelasyon hesaplanmıştır. Korelasyon değeri >0.70 olan değişkenler elenmiştir. Ancak, modele daha fazla katkı sağlayan ve korelasyon katsayısı >0.70 olan iklim değişkenleri korunmuştur. Toplamda 10 iklim değişkeni (bio3, bio4, bio5, bio6, bio8, bio11, bio13, bio14, bio16 ve bio19), C. pygmeus'un yaşama ortamının mevcut ve gelecekteki iklim koşullarında uygunluğunu tahmin etmek için kullanılmıştır. Ayrıca türün gelecekteki yaşama ortamı uygunluğu, düşük karbon emisyon senaryosu olan SSP1-2.6 ve yüksek karbon emisyon senaryosu olan SSP5-8.5 altında tahmin edilmiştir. Model verilerin %70'inde eğitilmiş ve kalan %30'unda test edilmiştir. Sonuçlar, MaxEnt modelinin bu zararlının habitat uygunluğunu yüksek doğrulukla tahmin ettiğini göstermiştir (ROC = 0.97). Model, Avrupa'nın (Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika), Birleşik Krallık, Türkiye ve Kazakistan'ın mevcut ve gelecekteki iklim koşullarında en uygun alanlara sahip olduğunu tahmin etmiştir. Model, ılıman iklim değişikliği senaryosu altında C. pygmeus'un habitat uygunluğunun sırasıyla 2021-2040, 2041-2060, 2061-2080 ve 2081-2100 dönemlerinde %6.20, %17.61, %3.28 ve %20.56 oranında azalacağını tahmin etmiştir. Benzer şekilde, şiddetli iklim değişikliği senaryosu altında zararlının habitat uygunluğunun, 2021-2040 döneminde %31.70 ve 2061-2080 döneminde %27.97 oranında azalacağını tahmin etmiştir. Bunu aksine, şiddetli iklim değişikliği senaryosu altında C. pygmeus'un uygun yaşam alanının 2041-2060 döneminde %2.10 ve 2081-2100 döneminde %3.09 oranında artış olabileceği tahmin edilmiştir. Genel olarak, zararlının uygun yaşam alanı küresel olarak daralacağı, ancak nadiren de olsa popülasyonda bazı kaymalar olabileceği tahmin edilmiştir. Model, Türkiye'nin Güneydoğu kısmının bu zararlı için mevcut ve gelecekteki iklim koşullarında en uygun yaşama ortamına sahip olacağını göstermiştir. Ayrıca model, ekin saparısının yüksek yoğunlukta bir popülasyon düzeyinde kayma yaşamayacağını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu zararlıya karşı kontrol amaçlı zararlı yönetim stratejilerinin zararlıya en uygun yaşama ortamına sahip alanlarda yoğunlaştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Zararlılarİklimİklim değişikliği+1
Mehmet Başak
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erciş (Van) yöresinde bazı standart üzüm çeşitlerinin yetiştirilebileceği alanların coğrafi bilgi sistemiyle belirlenmesi

Bu çalışma ile bağ yetiştiriciliğinde en uygun alanların, Coğrafi Bilgi Sistemi yardımıyla belirlenmesini sağlayabilecek bir metodoloji geliştirilmeye çalışılmıştır. Bir alanda başarılı bir Bağcılık yapılabilmesi için bazı çevresel ve fiziksel koşulların sağlanması gerekmektedir. Coğrafi Bilgi Sistemi Programı Arcgis, birçok faktörün birlikte analizine imkân sağlamakta ve bu sayede bağcılık gibi ilk kurulum masrafı yüksek bir tarımsal faaliyeti yapma niyetinde olan üreticilere uygun alan analizi ile çeşit seçiminde fayda sağlanması amaçlanmıştır. Bu araştırmada farklı olgunlaşma düzeylerine sahip Vitis vinifera L. ve Vitis amurensis. türlerine ait 10 standart, bir yerel olmak üzere toplam 11 üzüm çeşidinin belirli bazı faktörlere göre Erciş (Van) ilçesinde yetiştiriciliğe en uygun alanların belirlenmesine çalışılmıştır. Yörede yetiştiriciliği yapılan yerel Erciş üzüm çeşidinin çalışma materyali içinde yer verilmesi ile çalışmamızın doğruluğunun test edilebilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın kapsamını Erciş (Van) ilçe merkezi ve ilçenin tüm köyleri oluşturmaktadır. Seçilen üzüm çeşitlerinin yetiştiriciliğine etki eden önemli bazı iklimsel, topoğrafik ve toprak özelliklerinin, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yardımıyla analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışılan erkenci çeşitler (Amurensis, Trakya İlkeren, Çavuş, Yalova İncisi, Sultani Çekirdeksiz) ilçenin büyük bir kısmında, orta mevsim çeşitler (Hamburg Misketi, Cardinal, Red Globe, Hatun Parmağı, Erciş Üzümü) sadece Van Gölü kıyılarına yakın ilçenin güney kısımlarında sorunsuz yetiştirilebileceği, geçci (Boğazkere) çeşidinin ise ekonomik anlamda yetiştiriciliğinin uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Bağ yetiştiriciliğinde önemli olan bazı faktörlerin (Etkili Sıcaklık Toplamı, Donsuz Gün Sayısı, Minimum Kış Sıcaklığı, Bakı, Eğim, Toprak Drenajı, Toprak Derinliği ve Arazi Kullanım Kabiliyeti) CBS analizi yardımıyla ve ağırlıklı oran sonuç yöntemi ile formülize edilmek suretiyle uygunluk analizi yapılmıştır. Ağırlıklı oran sonuç yöntemi için gerekli puanlamalar, literatür bildirişleri ile danışman hocaların görüşleri doğrultusunda belirlenerek formülize edilmiştir. Bölgenin topoğrafik olarak tanımlanmasında çalışılan lokasyona ait ASTER uydu görüntüsünden elde edilen sayısal arazi modeli (DEM) kullanılmıştır. Üzerinde çalışılacak DEM verisi olan bu görüntülerin bilgisayar ortamına aktarılmasında ArcGIS 10 yazılımından yararlanılmış olup, istenilen analiz ve haritaların oluşturulmasında ise ArcGIS'in alt programı olan 3D AnalystTools'dan yararlanılarak uygunluk haritaları çıkarılmıştır.

BağlarCoğrafi bilgi sistemleriTopoğrafya+1
Deniz Uğur Güzel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sıcak-kuru iklim geleneksel konutlarında iklime duyarlı tasarım

Doğal kaynakların korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi, fosil kaynaklarının tüketiminin azaltılması ve doğayla iç içe var oluşu İran'ın çöl mimarisinin ilkeleridir. Yıllarca böyle sert bir iklimde yaşayan yerliler, sıcak-kuru iklime ait iklim şartlarını önemli ölçüde azaltmak için çözümler bulmuşlardır. Geleneksel çöl mimarisinin incelenmesi, hava sıcaklığı ve ikliminin sorunlarını çözmek için bazı yöntem ve teknikleri ortaya koymuş ve modern mimaride kullanılabilen sürdürülebilirlik kalıplarının geliştirilmesine yol açmıştır. Geleneksel pasif sistemler bu çalışmanın temel hedefidir. Pasif soğutma sistemleri İranın sıcak-kuru, yerel mimarisinde önemli bir eleman olarak karşımıza çıkmaktadır. Yıllar boyunca İran'ın özel hava iklimine ve hava koşullarına göre tasarlanmış kentlerden biri olarak Yezd kenti örnek alınmış ve bu çalışmada açıklanmıştır. Modern mimarı yaygınlaştıktan sonra iç konfor sağlamak için mekanik sistemler kullanılmaya başlanmış dolaylısıyla binalarda iklimsel tasarım giderek azalmaya başlamıştır. Günümüzde fosil yakıtlarından aşırı kullanımıyla ortaya çıkan kriz ve çevre kirliliği nedeniyle iklimsel tasarıma yeniden önem verilmiş ve geçmişimizde kullanılan pasif sistemler yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırma Bu kalıplardan bazıları üzerinde açıklamalar yapılmaktadır. Bu bakış açısıyla, İran'ın Yezd kentinde kullanılan geleneksel pasif sistemleri detaylı olarak incelenmiş ve Lariha Konut'tu örneği üzerinden Revit bilgisayar programı kullanılarak uygulanan sistemlerin analizi yapılmıştır. Anahtar sözcükler Çöl mimarisi, enerji verimliliği, pasif soğutma sistemleri, iklimlendirme, Revit.

KonutKonut tasarımıKuru koşullar+7
Ladan Sojoudıhassanloueı
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Internet gazeteciliğinde iklim haberciliği

Dijitalleşme ve yeni iletişim teknolojileri ile gelişen ve değişen aktivist pratikler, medya aracılığıyla gündeme gelmektedir. Dijital aktivist pratikler, iklim aktivizmi konusunda etkileşim, hız, zamana ve mekâna bağlı kalmaksızın iletişimin sağlanmasını mümkün kılmıştır. Öyle ki iklim aktivistleri seslerini farklı yeni medya platformları ve projeler ile duyurmaya çalışmaktadır. Medya zaman zaman küresel ve güncel olaylar arasında yer alan iklim değişikliği, küresel ısınma ve çevre haberlerine ilişkin daha uzak bir yaklaşım sergileyebilmektedir. İklim haberleri alan hakkında uzmanlaşmanın gerekli olduğu bir yönelimdir. Bilimsel verilerin kamuoyunun anlayabileceği sade ve anlaşılır bir dil ışığında kullanılması gereklidir. Bu noktada haber dili okuyucuda çaresizlik hissettirmemesi, harekete geçmesini sağlaması bağlamında önemlidir. İklim haberleri, gazetecilerin ve editöryal süreçlerin haberin çerçevesini belirlemesi ile oluşmakta ve haberler ulusal basının internet gazetelerinde de farklılıklarla yer almaktadır. Çalışmanın amacı, küresel ısınma ve iklim değişikliği konulu haberlerin ulusal basının resmi internet sitelerinde hangi benzerlik ve farklılıklarda, hangi sıklıkta yer aldığını ve haberlerdeki sistematik içeriği ortaya koymaktır. Bu çalışmanın iklim haberciliğinin, çevre haberleri alt başlığı altında sunulmadan, mevcut bir tür olarak kabul görmesi yönündeki tartışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İklim Haberciliği, İklim Aktivizmi, Yeni Medya

AktivizmGazetecilikGazeteler+6
Sümeyye Polat
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Improving physical parameterization for warm bias of RegCM4.0 on arctic and sub-arctic (Mid, Mid-east and Northeast) Asia regions

In this thesis, the semi-empirical cloudiness parameterization adapted to the regional climate model of the Abdus Salam International Center for Theoretical Physics (ICTP), RegCM to improve the model's ability to simulate the temperature climatology of Central Asia region. The new semi-empirical cloudiness parameterization was tested by using ERA-interim and ERA40 reanalysis data and the global climate model ECHAM5 as the boundary condition for different periods of time. The performance of the regional climate model RegCM in simulating the climate of the region were improved. Investigation of the future temperature and precipitation climatology of Central Asia was done for periods of 2010-2040, 2040-2070 and 2070-2100 with respect to the period of 1970-2000 by using RegCM4.3.5 which was driven by two global climate models. RCP4.5 and RCP8.5 emission scenario (IPCC) output of HadGEM2 and MPI-ESM-MR global climate model were dynamically downscaled to 50 km for the domain. Results showed that strong warming in the winter and a decrease in precipitation in almost all parts of the domain will be seen for the future periods. The future mean air temperature and precipitation climatology and variability were also projected over the Mediterranean region by using A2, A1B and B1 scenario outputs of 16 global climate models. Results showed that strong warming up to 6.5 °C in the summer and lowest warming in the winter season will be observed. Decrease in precipitation will be seen in all seasons excluding the Switzerland and Caucasian region during the winter season for future period of 2070-2100 with respect to reference period of 1970-2000.

MediterraneanMediterranean climateClouds+4
Tuğba Öztürk
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye için iklim değişikliğine karşı sektörel bazlı uyum faaliyetleri önerileri

Bu çalışmanın ana amacı, Türkiye'de iklim değişikliği uyum faaliyetleri çerçevesinde, iklim değişikliğine karşı hazırlıklı olunması için çalışma süresince incelenen ülkelerin deneyimleri ile Avrupa Birliği Komisyonu'nun da çalışmaları göz önünde bulundurularak Türkiye için havza bazında eylem planı örneği ortaya koymaktır. Bu amaç kapsamında, öncelikle Avrupa Komisyonu'nun iklim değişikliğine karşı hazırlıklı olunması ve bu kavram ile yaşamanın kolaylaştırılması amacıyla yayınlamış olduğu belgeler ve resmi internet portalı incelenerek gerekli görülen bölümler ingilizce aslından çevrilmiş olup, detaylı olarak incelenmiş, değerlendirilmiş ve neden havza bazında etkin bir eylem planına ihtiyaç duyulduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, dünya genelinde ağırlıklı olarak Avrupa Birliği üyesi ülkeler olmak üzere gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerin eylem planları da incelenmiştir. Çalışmanın havza bazında incelenme bölümüne destekleyici unsur olması amacıyla havza bazında yapılan eylem planı örneği de değerlendirilmiştir. Günümüzde artık iklim değişikliğinin değişikliğinin önlenemeyecek boyutlara ulaştığı kaçınılmaz bir gerçektir. Şu anda tüm sera gazı salınımları durdurulsa dahi atmosferdeki mevcut gazların yerküreyi gelecek 50 yıl da ısıtmaya devam edeceği bilinmektedir. Bu sebepten ötürü değişen iklime uyum sağlayabilmek ve oluşacak etkileri en aza indirmek bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında ele alınan 7 ülke (Almanya, Fransa, İspanya, Danimarka, İtalya, Amerika, Kenya) ve bir sınıraşan havzadan (Aşağı Tuna Havzası) her birinin iklim değişikliği uyum faaliyetleri eylem planı kapsamında kat ettiği yol incelendiğinde, özellikle tercih ettikleri yenilenebilir enerji, temiz üretim, iklime dirençli sistemler, enerji tasarrufu, geri kazanım, geri dönüşüm gibi doğaya dost teknoloji ve ürünler aracılığıyla etkin bir eylem planı ve stratejisi hedefine yönelik önemli aşamalar kaydettikleri tespit edilmiştir. Eylem planlarında temel olarak sektörler benzerlik gösterse de, herbir ülkenin kendi bölgesine özgü doğa sorunlarına uygun olarak sektörel analizlerini şekillendirdiği de görülmektedir. Türkiye için önerilen sekörel analiz ise sağlık su kaynakları, biyoçeşitlilik, tarım ve ormancılık, altyapı (bina, ulaşım ve enerji), kentsel planlama (kentsel ve havza planlama), sanayi ve enerji, turizm, araştırma ve geliştirme, bilgilendirme, eğitim ve öğretim, finansman ve sigorta, denizel ekosistem ve balıkçılık, kıyı alanları olarak sıralanmıştır. Oluşturulan sektörel analiz ve adaptasyon seçenekleri sıralanırken, havza özelinde değerlendirme yapılıp, benzer ekosistemlere sahip olması açısından karasal ve kıyısal havzalar olarak ele alınmıştır. Belirlenen adaptasyon seçeneklerinin etkilenebilirlik analizleri doğrultusunda önceliklendirilmelerinin yapılmasının gerekliliğine ve iklim değişikliğine uyum sağlamanın hiç önlem almamaktan daha karlı bir yönelim olduğunu belirtmek amacıyla fayda-maliyet analizinin önemine de vurgu yapılmıştır.Bu bağlamda çalışmanın sonucunda ulusal düzeyde Orman ve Su İşleri Bakanlığı'ndan Havza Yönetimi Merkez Kurulu ve Havza Yönetim Heyetleri'nden oluşan kurul ile koordineli bir çalışma yürütülerek, havza bazında iklim değişikliğine karşı uyum eylem planı oluşturulup, planın kısa, orta ve uzun vadeli olarak uygulanması önerilmektedir. Bu süreç uygulanırken unutulmamalıdır ki, uygulama başladıktan sonra yaşanarak ve geribildirimler alınarak gerektiğinde bazı değişiklik ve düzenlemelere tıpkı incelenmiş olan diğer ülkelerde görüldüğü gibi gidilmelidir.

Havza yönetimiUyumİklim+1
Deniz Tekten
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim ve sanat bağlamında iklimin rönesans resim sanatına etkisi

Hava olaylarına bu denli kafa yormuş bilim insanları, mühendis ve filozofların yaşadığı Antik Çağ'a ışık tutan Rönesans aydınlarının ve sanatçılarının doğa, iklim, insan ilişkilerine ilgi duyduğunu düşünmek yanlış olmaz. Bu tez kapsamında öncelikle doğa, kültür, insan ilişkileri incelenecektir. Bu ilişki sonucunda iklimden Rönesans aydın ve sanatçılarının ne şekilde etkilenmiş olabileceği araştırılacaktır. İncelemede Rönesans'taki iklimsel koşullar irdelenecektir. Rönesans coğrafyası ve dönemleri temelinde resim sanatının aldığı iklimsel etkiler ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır. Dört ayrı Rönesans ressamı ve örnek yapıtları incelenmek suretiyle iklimsel bağlamda etkilenmeler açıklanacaktır.

Resim sanatıRönesans DönemiSanat+4
Nilüfer Şen
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekolojik göç - mültecilik

Çalışmada küresel ısınma ve iklim değişikliğinin göç olgusu üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. Yapılan araştırmalar, karanın buzul çağında bir milyon yıldır devam eden sert bir iklim değişikliği yaşayabileceğini göstermektedir. Üstelik insanlık M.Ö. 8000-7000 yılları arasındaki dönemde çeşitli derecelerde iklim değişiklikleri yaşamıştır. Ayrıca bu değişiklikler kademeli olarak ve doğal faktörlerle gerçekleşmiştir. Ancak sanayi devriminden bu yana tarihte ilk kez insan merkezli olarak tetiklenen bir iklim değişikliği yaşanmıştır. Atmosferde sera gazı birikmiş ve karbondioksit salınımı artmıştır. Bu faktörler, küresel olarak ısı oranlarının yükselmesini etkilemektedir. Bu durum, Afrika ve Asya gibi kıtasal alanlarda kuraklık oluşturacak güce sahiptir. Küresel ısınma, özellikle az gelişmiş ülke vatandaşları açısından insan hayatını dramatik bir şekilde etkileyebilecek düzeyde su kıtlığına, gıda krizlerine ve bulaşıcı hastalıklara neden olabilmektedir. Açıkçası durum bu insanları daha yaşanabilir alanlara doğru göç etmeye mecbur bırakacak niteliktedir. Spesifik olarak, Kuzey Avrupa ve ABD gibi ekonomik olarak gelişmiş ve daha yaşanabilir ülkeler açısından göç talebi ve yasa dışı/yasal göç konusunun kaçınılmaz olarak gündeme gelmesi beklenmelidir. Bu amaçla küresel ısınma, iklim krizi ve göç gibi konular incelenmiş, iklim değişikliğinin uzun vadede göç olgusuna doğrudan etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

Ekolojik etkiEkolojik faktörlerEkolojik koşullar+7
Ayşenur Genişol Bilen
Balıkesir University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gebelerde iklim değişikliği farkındalığı ve eko-anksiyetenin yaşam kalitesi ile ilişkisi

Bu araştırma, gebelerde iklim değişikliği farkındalığı ve eko-anksiyete düzeylerinin yaşam kalitesi ile ilişkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Kesitsel tipteki araştırmanın evrenini, Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne başvuran gebeler oluşturmaktadır (N=1630). Örneklem büyüklüğü, %95 güven düzeyi, %4 hata payı ve %50 prevalans ile 439 olarak hesaplanmış; araştırma, 460 gebe ile tamamlanmıştır. Veriler, Tanımlayıcı Bilgi Formu, Gebelikte Yaşam Kalitesi Ölçeği, İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği ve Eko-Anksiyete Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 28.46±5.07 yıl olup, %63.7'si gebeliğinin ikinci trimesterındadır. Gebelikte Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 19.50±5.41, İklim Değişikliği Farkındalığı Ölçeği puan ortalaması 120.19±36.50 ve Eko-Anksiyete Ölçeği puan ortalaması 10.16±6.54'tür. Eş/partnerin çalışmaması, düşük sosyoekonomik durum, yüksek gebelik sayısı, planlanmamış gebelik, düzenli sağlık kontrolüne katılmama, gebelikle ilgili endişe ve fiziksel aktivite eksikliği ile iklim değişikliği ve çevre kaygısı olan gebelerde, yaşam kalitesi daha düşüktür (p<0.05). Gebelikte Yaşam Kalitesi Ölçeği ile Eko-Anksiyete Ölçeği puan ortalaması arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0.274–0.440, p<0.05). Regresyon analizi, eko-anksiyetenin gebelikte yaşam kalitesi üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğunu göstermiştir (β=0.368, p<0.05). Gebelerin eko-anksiyete düzeylerinin yaşam kalitesi üzerinde pozitif ve anlamlı etkisini olduğu belirlenmiştir. Gebelerin eko-anksiyete ile baş etme becerilerinin geliştirilmesi yaşam kalitesini artırmada önemlidir. Ayrıca, gebelerde iklim değişikliği farkındalığının orta düzeyde olduğu görülmüş olup, farkındalığı artırmaya yönelik eğitim ve bilinçlendirme programları planlanabilir.

EbelikFarkındalıkYaşam kalitesi+1
Fatma Öztürk
Balıkesir University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Polinom regresyonuyla olası ekstrem aylık ortalama hava sıcaklığı tahmini

19. yüzyılın sonlarından bu yana küresel ısınmada yaşanan artış, ekstrem sıcaklık olaylarının gözlenme süresini arttırmış, sıcak hava dalgalarının frekans ve yoğunluğunun artmasına neden olmuştur. Sıcaklıkta görülen bu değişimler iklim sistemlerinde ve hidrolojik döngüde değişikliklere sebep olmuştur. Bu değişiklikler afetlere ve ekonomik zararların oluşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle sıcaklığın davranışını tahmin edebilmek önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'deki meteoroloji istasyonlarındaki gözlenen hava sıcaklığı verilerindeki eksik kısımlar SPSS programı kullanılarak, beklenti maksimizasyonu yardımıyla tamamlanmıştır. Daha sonra polinom regresyonunu kullanan bir yazılım olan PolReg ile gelecekte gerçekleşmesi muhtemel ekstrem aylık ortalama hava sıcaklıkları, %95 güven aralığı sınırları içerisinde yılın her ayı için tahmin edilmiştir. Böylece, Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının hangi bölgede hangi değerlere kadar yükselebileceği konusunda öngörü oluşturulması amaçlanmıştır. Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki 82 adet meteoroloji gözlem istasyonun ortalama hava sıcaklık değerleri kullanılarak yıldaki 12 ay için beklenen muhtemel maksimum değerler tahmin edildikten sonra bu tahminler, ArcMap programında ters mesafe ağırlıklı yöntem ile her ay için Türkiye ekstrem aylık ortalama hava sıcaklığı haritaları oluşturulmuştur.

Hava sıcaklığıPolinomlarRegresyon+3
Hasan Göktuğ İlkimen
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan kaynakları yönetimi uygulamaları, etik iklim ve örgütsel vatandaşlık davranışı

Bu çalışmada insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve etik iklimin örgütsel vatandaşlık davranışı ile olan ilişkileri incelenmiştir. Bu amaçla insan kaynakları yönetimi uygulamalarının alt boyutları olan seçme ve yerleştirme, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirme ve ödemeler ve faydalar ile tek boyut olan etik iklimin örgütsel vatandaşlık davranışının alt boyutları olan diğergamlık, vicdanlılık, centilmenlik, nezaket ve sivil erdem ile ilişkileri değerlendirilmiştir. Araştırma, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 50 farklı işletmede 151 tane beyaz yakalı çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda insan kaynakları yönetimi uygulamaları için Khatri (2000), Tsaur ve Lin (2004) ile Edgar ve Geare (2005)'e ait ölçeklerden faydalanılmıştır. Etik iklime yönelik çalışanların algılarını ölçmek amacıyla Schwepker (2001)'in, örgütsel vatandaşlık davranışı için Podsakoff (1990)'un ölçekleri kullanılmıştır. Ölçekler Beşli Likert ile yapılandırılmıştır. Toplanan veriler istatistik programıyla incelenmiştir. Çalışmada yüksek verimlilik, etkinlik ve etkililik düzeylerine ulaşmak için insan kaynaklarının performansını arttırma işlevi gören insan kaynakları yönetimi uygulamaları, organizasyonlarda doğru tutum ve davranışların yanlış olanlardan ayırt edilmesini sağlayan etik iklim ve işgörenler tarafından gönüllü olarak yerine getirilen rol fazlası davranışları ifade eden örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilgili literatür incelenmiş, edinilen bilgiler ışığında örgüt yöneticileri ve işverenlere tavsiyelerde bulunulmuştur.

EtikEtik iklimYönetim+4
Alptekin Develi
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of technological optimism in international climate agreements

This research aims to explore the role of technological optimism in international climate agreements and how technological optimism affects the climate-related behaviors of countries. To this end, I built upon the dynamic game with stocks proposed by Harstad (2012, 2016), which takes emissions and green technology investments as contractible strategies. An R&D project that aims to invent a technology that will decrease the accumulation of greenhouse gases is introduced into the model. A comparison between my model, where the R&D dimension is exclusively considered, and the baseline model proposed by Harstad will capture how technological optimism may alter the behavior of countries. With the presence of an R&D project, emission levels and the greenhouse gas stock increase, and the global stock of green technology and its investments decrease for all countries in both the first-best (cooperative) and the business-as-usual (non-cooperative) outcomes. The effect of technological optimism increases when the R&D project is expected to invent a more robust technology to decrease greenhouse gas accumulation. My model explores how relying on a future technology affects the current action plan to tackle climate change, thus contributing to the literature on international climate agreements, dynamic games and technological optimism.

TechnologyTechnology utilizationInternational agreements+7
Emre Kösemen
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A synthetic approach to the holiday climate index for the Mediterranean coast of Turkey

Climate change has an impact on the comfort level of tourists visiting coastal areas. Researching these impacts is important for a more comprehensive understanding of climate change and for developing effective solutions. The study first derives the Holiday Climate Index (HCI:Coast, HCI:Urban, and HCI:Combined) in the Mediterranean provinces of Turkey for the 1976-2000 period. Second, it examines how comfort patterns could change during the 2026-2050 period using the RCP8.5 global warming scenario. Third, utilizing the derived indices, the effects of climate-related holiday comfort on the number of tourist arrivals as well as on overnight stays between 1976 and 2020 are estimated by panel data analysis. It is detected that the comfort level has a significant and positive impact on the number of arrivals and overnight stays of tourists. Besides, comfort levels are found to deteriorate in the 2026-2050 period compared to the reference period, 1976-2000. As the comfort conditions get worse, the number of tourist arrivals and overnight stays is expected to decline in the future. Since regional analyses of climate change, holiday comfort, and tourism activity are rare in the literature, the study intends to fill the gap in this area. It is envisaged that the results of the study can be very useful for tourists, tourism professionals, operators, other stakeholders, and policymakers.

Mediterranean coastsTouristic behavioursTourists+6
Başak Bilgin
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pamuk üreticilerinin iklim değişikliği ve tarım sigortasına yönelik algılarının incelenmesi: Aydın ili örneği

Tez çalışması için ankete katılım sağlayan üreticilerin sosyo-demografik özellikleri, iklim değişikliği, tarım sigortası ve TARSİM'e bakış açıları belirlenmiştir. Üreticilerin hepsi erkek olup ortalama eğitim seviyesi ortaokuldur. Araştırma için seçilen tarım ürünü pamuktur. Üreticilerin hepsi pamuk üretmekte olup pamuğun dışında ikinci ürün olarak arpa, buğday, ayçiçeği, mısır yetiştirmektedirler. Pamuk yetiştirmekte en önemli sebepleri geçim kaynakları ve aileden gelen bir faaliyet olmasıdır. Tarımda risk ve belirsizliklerin, sorunların fazla olması sebebiyle üreticilerin en çok karşılaşmış oldukları sorunlar arasında hastalıklarla mücadele, üretim koşulları ve yeterli bilgiye sahip olmama vardır. Üreticilerin %16,67'si yaş ve sağlık sebebiyle pamuk üretmeyi bırakmak istemektedirler. Tarımda devlet tarafından desteklemeler mevcut olup desteklemelerden üreticilerin %89,58'i faydalanmaktadır. Yıllardır süregelen iklim değişikliği hakkında %92'sinin bilgisi mevcuttur. İklim değişikliğinin birden çok nedeni olup üreticilerin çoğunluğu atmosfere salınan zararlı gazlardan kaynaklı ozan tabakasındaki incelmeden kaynaklı olduğunu belirtmişlerdir. Üreticiler iklim değişikliğinden yetiştirmiş oldukları üründe; ekim-dikim zamanında kararsız kalmak, ürün kalitesini düşürmek ve zirai mücadelede yetersiz kalmak gibi konularda etkilendiklerini belirtmişlerdir. Üreticilerin %92,71'nin tarım sigortası hakkında 15-20 yıl arası bilgiye sahip olduğu belirlenmiştir. Düzenli sigorta yaptırmayan üreticiler; düzensiz gelire sahip olmak, arazisinin bulunduğu alanda risk görmemek ve poliçe bedellerinin bütçesini aşması gibi sebepler nedeniyle her dönem sigorta yaptırmadıklarını belirtmişlerdir. Üreticilerin %52,08'i TARSİM'in ilk benimseyenler grubuna dahil ederken TARSİM'in yeterli düzeyde kendilerine eğitim, tanıtım yapmadıklarını belirtmişlerdir. Çalışmanın sonucunda ise; Üreticiler iklim değişikliğinden etkilendiklerini, oluşabilecek risklere karşı ürünlerini korumak adına tarım sigortası satın aldıklarını ve genel olarak tarım sigortaları hakkındaki bilgilendirmenin yetersiz olduğunu, hasar bedellerinin geç ödendiğini, ürün teminatların düşük tutulduğunu, sigorta primlerinin yüksek olduğunu, sigortalamanın risklerden korunmak için iyi bir yöntem olduğunu belirtmişlerdir.

PamukTARSİMTarım sigortası+2
Ebru Şengün
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkisi: Bir ARDL modeli uygulaması

Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ile yer küre ve denizlerde meydana gelen sıcaklık artışlarına küresel ısınma denilmektedir. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, 1985-2016 zaman periyodunda küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, tarımsal GSYH, buğday üretimi, mısır üretimi, çeltik üretimi değişkenlerinin her biri ile ortalama sıcaklık, toplam yağış, toplam karbondioksit miktarı arasındaki ilişki ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, tarımsal GSYH ile karbondioksit ve yağış miktarı arasında negatif bir ilişki vardır. Sıcaklık ile tarımsal GSYH arasında negatif bir ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, iklim değişikliğinin genel etkisi negatif yöndedir. Yapılan analizlerde çeltik üretimi ile sıcaklık ve yağış değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, karbondioksit miktarının çeltik üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mısır üretimi ile iklim değişikliği ilişkisi incelendiğinde ise kısa dönemde yağış ve karbondioksit miktarının üretimi negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın uzun dönemde mısır üretimi ile iklim değişikliği arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Buğday üretimi ile sıcaklık, yağış ve karbondioksit değişkenleri arasında ise bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Tarım Sektörü, ARDL.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiIsınma+7
Buşra Temur
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin afetlere etkisi üzerine: Manavgat ve Kaliforniya orman yangınlarının afet yönetimi açısından karşılaştırılması

Dünya iklimi geçmiş çağlardan günümüze kadar birçok değişime uğramıştır. Bu değişim ilk zamanlarda doğal yollardan gelişmiştir. Sanayi Devriminin gerçekleşmesi ve tüm dünyayı etkisi altına alması ile birlikte iklimde büyük değişiklikler yaşanmaya başlanmıştır. İklimin doğal nedenler ile değişmesine ilaveten iklim üzerinde insanoğlunun etkisi artmaya başlayınca iklimde yaşanan bu değişimler etkisini göstermeye başlamıştır. İklim değişikliği, dünyamızı ciddi boyutlarda tehdit eden bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan dünyamız için iklim değişikliği olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Günümüzde artış gösteren iklim değişikliği afetlere de neden olmaktadır. Dünya üzerinde çeşitli doğal afetlerin yaşanmasına ve afet sayısının artmasına yol açmaktadır. Son yıllarda artan afetler milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve ekonomiler üzerinde ciddi zararların doğmasına neden olmaktadır. Dünyamızda birkaç yıldır artış gösteren afetlerden birisi ise orman yangınlarıdır. Dünyanın birçok bölgesinde orman yangınları haberleri son zamanlarda gündemde yerini almaktadır. İklim değişikliği sebebiyle artış gösteren hava sıcaklığı orman yangınlarını tetiklemektedir. İklim değişikliğinin yol açtığı afetlerin dünyamızı ilerleyen yıllarda ciddi tehlikeleri beraberinde getireceği öngörülmektedir. Bu çalışma da iklim değişikliğinin tarihsel gelişimi, nedenleri ve sonuçları ele alınmıştır. İklim değişikliğinin yol açtığı doğal afetlere, insan kaynaklı afetlere ve bu afetlerin doğurduğu olumsuzluklar hakkında bilgiler verilmiştir. 2021 yılında Kaliforniya/Dixie ve Antalya/Manavgat'ta yaşanan orman yangınlarının afet yönetimi anlayışı çerçevesinde incelenecektir. Literatürden elde edilen veriler ışığında ve içerik analizi ile bu iki orman yangını sırasında yapılan çalışmaların karşılaştırılması yapılacaktır. Orman yangınları karşısında her iki ülke açısından afet yönetimlerinin yeterince etkin ve yeterli olmadığı ortaya çıkmıştır.

AFADAfet yönetimiAfetler+7
Melisa Kaftar
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim okullarındaki örgüt iklimine ilişkin öğretmen algıları

Örgüt iklimi, toplumdaki bireylerin belirgin beklenti ve davranıslara gösterdikleri yapılar üzerine kurulu bir kavram olup örgütün belli bir zamandaki havasını yansıtır. ?klim, kisiler tarafından görünmez ya da dokunulmaz ancak gerçek ve üstelik bir oda içerisindeki hava gibi bir organizasyon içinde olup biten her seyi içerir ve etkiler. Okullar sahip oldukları iklim özellikleri ile çalısan bireyleri farklı biçimlerde etkilemekle birlikte bunun uzantısı olarak ta gerçeklestirilmeye çalısılan amaçlar bu etkilere göre sekillenmektedir. Amaçlar arasında belirgin fark olmamasına rağmen her okulun çıktısı bu etkilere göre değismektedir. Okullarımızda olusturulan bu iklimlerin belirlenmesinin amaçlardaki bu farklılıklara olumlu yönde katkı sağlayacağı söylenebilir. Bu arastırmanın amacı resmi ilköğretim okullarındaki örgüt ikliminin değerlendirilmesidir. Arastırma verileri ?stanbul Ümraniye ?lçesindeki 30 ilköğretim okulundan seçilen 338 öğretmene anket uygulanması sonucu elde edilmistir. Kullanılan Örgütsel ?klimi Tanımlama Anketi (OCDQ-RS), Hoy ve Tarter tarafından ortaokullar üzerinde genis kapsamlı çalısma yapılarak gelistirilmistir. Elde edilen veriler aritmetik ortalama, standart sapma, varyans analizi, en küçük önemli farklar tekniği ve t-testi kullanılarak incelenmis ve raporlastırılmıstır. Arastırma genel tarama biçiminde olup, anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıstır. Arastırma sonuçlarına göre, resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin algılamaları ile örgüt iklimi alt boyutları arasında anlamlı bir iliski bulunamamıstır. Ancak, otoriter müdür davranısı ve endiseli öğretmen davranısı boyutlarında, yas değiskeni ve meslekte çalısma süresine göre, kendini isine vermis öğretmen davranısı boyutunda ise yas değiskenine göre anlamlı bir iliski bulunmustur

Örgüt iklimiÖğretmen algısıÖğretmenler+3
Abdullah Tok
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yukarı Fırat Havzası hidroekonomik modelinin geliştirilmesi ve iklim değişikliği adaptasyon stratejilerinin belirlenmesi

İklim değişikliği ve küresel ısınma, yaşadığımız çağın ve yakın geleceğin en önemli konuları arasında yer almaktadır. İklim değişikliğinin olumsuz etkileri su, enerji ve ekosistem ilişkisini temel alan bütünleşik havza bazlı sürdürülebilir su yönetimi anlayışı ile çalışan modeller kullanılarak en aza indirilebilir. Bunun için kullanılabilecek uygun model çeşitlerinden bir tanesi de hidroekonomik optimizasyon modelleridir. Hidroekonomik modellerde temel olarak hidrolojik ve ekonomik veriler kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Fırat Nehri'ne su akışını sağlayan en büyük ve ana havza olan Yukarı Fırat Havzası'nın birbirine bağlı su temini altyapısının bir hidroekonomik optimizasyon modeli olan Fırat Havzası Hidroekonomik Modeli (FEHEM) geliştirilmiştir. Model ile 45 yıllık tarihi hidrolojik veri seti kullanılarak su yönetimi ve hidroelektrik karar verme operasyonları aylık zaman basamakları aralığında lineer programlama (LP) modeliyle değerlendirilmiştir. Ayrıca havzada 2116 yılına kadar iklim değişikliği ve küresel ısınmanın hidrolojik verilere olacak etkisi düşük ve yüksek emisyonlu iklim senaryolarına göre belirlenmiştir. Sonuç olarak; iklim değişikliği ile yağış miktarının azalması ve akış zamanlamasının da değişmesi beklenmektedir. Akım girişlerinde modellenen azalma ortalama %37.5'tir. Pik akışların ise zamansal olarak ortalama 1-2 ay civarında erken gerçekleşeceği görülmektedir. Bu hidrolojik değişikliklerin bir sonucu olarak yakın gelecekte havzada toplam enerji üretim miktarı dolayısıyla hidroelektrik gelir azalacaktır. Rezervuar depolamaları ve hidroelektrik karar verme mekanizmaları bütünleşik havza planlamasına ile yeniden ele alınmalıdır. Yağışın zaman ve büyüklüğüne göre çalışan havza bazlı karar verme algoritmaları kullanılmalıdır. Büyük depolama kapasitelerine sahip hidroelektrik santraller bu anlamda esnek çalışma kabiliyetleri ile oldukça stratejik öneme sahiplerdir. Yakın gelecekte bütünleşik havza yönetimi yaklaşımıyla çalışan modellerin su yönetimi ve planlaması çalışmalarında en önemli karar verici olacağı değerlendirilmektedir.

Fırat HavzasıHavza yönetimiHidroelektrik santralleri+3
Ayça Aytaç
Fırat University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Frankfurt am Main (Almanya) ve çevresinin iklim analizi

Günümüzde sıkça kullanılan "iklim değişikliği" terimi sadece küresel düzeyde kalmayıp yerelde de önem kazanan bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. İklimin etkilerindeki zamansal ve mekânsal değişime bağlı olarak oluşan yeni şartlara uyum sağlamak için yaşam şartları da değişmektedir. Bu çalışmada, Frankfurt am Main'a ait uzun dönem (1960-2020) rasat verileri kullanılarak Frankfurt şehri ve yakın çevresinin iklim özellikleri belirlenmiştir. Rasat verileri kullanılan 11 meteoroloji istasyonu Taunus 'un güneydoğusundaki Rhein-Main ovasında ve Frankfurt'u çevreleyen sıradağlar (başlıca Taunus ve Wetterau) üzerinde yer almaktadır. Bu istasyon verilerine göre yerleşmenin yoğun olduğu havza tabanından, yoğunluğun azaldığı havza çevresindeki yüksek alanlara doğru iklim özelliklerinde değişmeler görülmektedir. Şehrin kurulduğu yerin bu morfolojik özelliği nedeniyle inceleme alanı kapalı bir havza özelliği göstermektedir. Bu durumda havzanın ılıman bir iklim özelliğine sahip olmasını sağlamıştır. Meteoroloji istasyonu verilerine göre Frankfurt'ta uzun yıllar ortalama yıllık sıcaklık 10.5°C, yıllık ortalama yağış 640.5 mm'dir. Yıllık ortalama basınç değerleri 1020 mb olup hakim rüzgar yönü kuzeydoğudur. Sıcaklık ve buharlaşmaya bağlı nispi nem değerlerinde, yıl boyunca yüksek ve kararlı bir gidiş görülmektedir. Yıllık ortalama güneşli gün süresi ise 4 saat 59 dakika olup sıcaklık, yağış ve güneşlenme süresi göz önüne alındığında gökyüzünün yılın büyük bir bölümünün yoğun bulutlu veya kapalı olduğu anlaşılmaktadır. Bu iklim özelliklerine sahip olan Frankfurt ve çevresinin iklim analizini yapmak amacıyla yıllık ortalama sıcaklık ve yağış verileri kullanılarak Mann-Kendall ve Sen yöntemi ile trend analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre yıllık sıcaklık ortalamasının 1.37°C arttığı ve yağış miktarında azalma eğilimi ile yağışın düştüğü dönemlerde kaymalar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Frankfurt am Main, İklim analizi, Trend analizi.

Almanya-FrankfurtTrend analiziİklim+2
Vahap Yıldız
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Biga Yarımadasındaki yağış ve akım değişimlerinin ve atmosferik salınım indisleri ile bağlantılarının incelenmesi

Bu çalısmanın amacı, Biga Yarımadası ve çevresindeki hava sıcaklıgı, yagıs veakarsu akım dizilerindeki uzun süreli degisiklikleri ve egilimleri belirlemektir.Ayrıca, bu çalısmada, klimatolojik/hidrolojik dizilerdeki yıllararası degisimler veçesitli atmosfer salınımı indisleri arasındaki baglantılar incelenmistir. Mann-Kendallsınaması, ortalama, ortalama maksimum ve minimum sıcaklıkların, sonbahar dısındatüm mevsimlerde genel olarak artmakta oldugunu gösterir. Anlamlı ısınmaegilimleri, ilkbahar ve yaz sıcaklıklarında belirgindir. Kıs yagıslarında 1970'lerdebaslayan ve 1990'larda giderek belirginlesen bir azalma egilimi gözlenir.Kısın, El Niño-Güneyli Salınım (EÑSO) dısında, Kuzey Atlantik Salınımı(NAO), Akdeniz Salınımı (MO) ve Arktik Salınım (AO) indisleri ile ortalama,ortalama maksimum ve minimum sıcaklıkların yıllararası degiskenligi arasında,istatistiksel açıdan anlamlı negatif bir iliski bulunur. lkbaharda ise, EÑSO ve havasıcaklıkları arasında anlamlı pozitif bir iliski görülür. Baglantının en kuvvetli oldugudegisken, minimum sıcaklıktır.Çalısmada, ayrıca, atmosferik uzakbaglantı desenlerinin ortalama, ortalamaminimum, ortalama maksimum ve toplam yagıs verileri üzerindeki etkilerinibelirleyebilmek için kümelerarası iliski analizi uygulandı. Kümelerarası iliskianalizine göre, tüm sıcaklıklar üzerinde en belirleyici olan atmosferik indisler, kısınAO, MO ve NAO'dur. AO daha çok iç bölümde etkili olurken, NAO ve MO kıyıkusagında daha etkilidir. Tüm ilkbahar sıcaklıkları en iyi EÑSO ile açıklanırken,NAO'nun degiskenligi yaz sıcaklıklarındaki yıllararası degisimleri daha iyi açıklar.Tüm sonbahar sıcaklıklarındaki degisimler ise en iyi AO tarafından açıklanır. Yagıstutarları üzerinde en belirleyici etkiye sahip olan atmosferik salınım indisi, kısın AOve NAO'dur. lkbahar yagıslarında AO ve NAO etkili olurken, yaz yagıslarında yereletkiler daha belirleyicidir. Sonbahar yagıslarındaki yıldan yıla degisimleri ise, en iyiNAO ve AO'nun yıldan yıla degiskenligi açıklar.

AtmosferBiga YarımadasıCoğrafi özellikler+5
Zahide Acar
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ikliminin bir bileşeni olarak kar yağışı özellikleri ve kar yağışlarının alansal ve zamansal değişimlerinin belirlenmesi

Günümüzde iklim sistemini anlamak ve tahmin etmek, bilimin uğraştığı en önemli küresel değişiklik konularından biridir. Küresel iklim değişikliğinin, Türkiye'de kar yağışı klimatolojisinin özellikleri bakımından, kar yağışlı dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihleri ile zamansal ve alansal değişime neden olup olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Böylece Türkiye'nin kar yağışı ve buna bağlı özelliklerinin ortaya konulması yoluyla küresel iklim değişiminin etkilerini gözlemek kolaylaşacaktır. Bu da çözüm üretme ya da önlem alma, uyum sağlama konusunda yol gösterici olacaktır. Türkiye'deki kar yağışlı günlerin çalışılması amacıyla Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü ölçümlerinden yararlanılmıştır. Türkiye'de kar yağışlı günlerin gözlem sayılarının şekillenmesinde karasallık, yükselti, konum ve yerel iklim özelliklerinin belirleyici olduğu görülmüştür. Türkiye'de kar yağışlı günlerin alansal olarak en fazla Kuzeydoğu Anadolu istasyonlarında gözlendiği dikkat çekmekle birlikte, zamansal azalma eğiliminin de en yoğun olduğu kesimdir. Kar yağışlı günlerin başlangıç ve bitiş tarihlerindeki anlamlı daralmalar da gene aynı kesimde yoğunlaşmıştır. Ayrıca Türkiye'deki yerel klimatik özellikler nedeniyle, kar yağışlı günler Edirne ve Kastamonu'da artarken Iğdır ve Malatya çevresine doğru azalmaktadır.Anahtar Kelimeler: İklim değişikliği ve değişkenliği; Türkiye'de kar yağışı özellikleri; Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS); Uzun süreli eğilim; Mann-Kendall sınaması.

Coğrafi bilgi sistemleriKar yağışıMeteoroloji+3
Şeyda Kartum
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarında örgütsel iklimin örgütsel bağlılığa etkisi

Örgütü, belirli amaçlara ulaşmak için bir grup insanın bir araya gelerek oluşturdukları sistem olarak tanımlarız. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere iş görenlerin örgütlerde en önemli yeri oluşturduğu gerçeğidir. Son yıllarda özellikle iş görenlerin devrini azaltan, örgütün değerlerini kendi değerleri üzerinde tutan ve örgüt için daha fazla çaba sarf eden örgütler emsallerine göre daha fazla başarılı olmaktadır. Bu da örgütsel bağlılık kavramının öncelik gösterilmesi gereken faktörler arasında yer almasını sağlamaktadır. Örgütsel bağlılığı etkileyen en etkili faktörlerden biri örgütsel iklim olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüt iklimi temelde üyelerin örgütü benimseme derecelerine dayanmakta ve örgütü kuşatan atmosfer olarak tanımlanmaktadır.Bu çalışmanın 1. bölümünde örgütsel bağlılık, 2.bölümünde ise örgüt iklimi konularının literatür çalışması yapılmıştır. Son bölümde örgütsel iklimin ve örgütsel bağlılığa etkisi Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarının personeli üzerinde yapılmış olan uygulamalı bir çalışmayla analiz edilerek elde edilen bulgular özetlenmektedir.Anahtar Kelimeler: Örgüt, Örgüt Bağlılık, Örgütsel İklimi.

BağlılıkEğitim kurumlarıKütahya+5
Korhan Ağacık
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

İlgili konular