Izmir

385 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Süs bitkileri işletmelerinin üretim, ithalat, ihracat potansiyelinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi: İzmir ili, küçük menderes havzası örneği

Bu araştırmanın amacı; Küçük Menderes havzası içerisinde yer alan ilçelerdeki süs bitkileri sektörünün mevcut durumunu belirlemek ve buna bağlı olarak da ülkemizin en önemli süs bitkisi üretim merkezi olan İzmir ilindeki süs bitkileri işletmelerinin yapısı ve üretim olanaklarını tespit etmek, ithalat ve ihracat potansiyellerini karşılaştırarak ortaya koymak ve sektör sorunlarını belirleyerek bu sorunlara ilişkin bir takım çözüm önerileri ortaya koymaktır. Araştırmada birincil verileri, örneklemeye giren 152 adet süs bitkisi işletmesiyle yapılan anket çalışması ve mülakatlar oluşturmaktadır. İzmir Valiliği, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü web sayfalarından, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüklerince hazırlanan raporlardan, Resmi Gazetelerden, Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçılar Birliği tarafından hazırlanan Sektör Raporlarından elde edilen veriler ile birlikte TÜİK verileri araştırmanın ikincil verileri olarak kullanılmıştır. Ayrıca, konuya ilişkin çeşitli yayınlardan, tez ve makaleler ile internet araştırmalarından da yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda süs bitkileri sektöründe ciddi bir kayıt dışı üretimin var olduğu ve bunun da fiyat istikrarını sağlamada çok büyük bir sorun oluşturduğu belirlenmiştir. Diğer önemli bir sorunda sektör bazında veri karmaşasının olması, yeterli ve çeşit bazında istatistiki verinin bulunmamasıdır. Halen uygulamada olan "Bitki Pasaportu ve Operatör Kayıt Sistemi" süs bitkileri için yeterli değildir ve pek çok işletme sisteme kaydolmada ciddi sorunlar yaşamaktadır. Sektör üreticileri standart ve yerli tohumlukla üretim yaptıkları takdirde sektörün dış ticaretinde ciddi pazarlar elde edeceklerini ve artık bunun zaruri olduğunu ifade etmişlerdir. Sektörde uygulanan %18'lik KDV'nin çok yüksek olduğu, o nedenle de işletmelerin tamamının KDV indiriminin gerekliliğini savunduğu ve işletmelerin COVID-19 kapsamında yapılan %10'luk KDV indiriminin kalıcı olmasını istedikleri tespit edilmiştir. Sektör, ciddi bir devlet desteği almadığı için finansal sorunlar yaşamaktadır. Sektör yoğun bir işgücüne sahip olmasına karşın kalifiye eleman bulmakta zorlanmaktadır. Sektör içindeki iletişimin iyi ve ya çok iyi durumda olduğu, birbiriyle sorun yaşamayan işletmelerin birlikte çalışma eğilimi gösterdiği ve bu işletmelerin ciddi bir oranla birlikte çalışmak istedikleri tespit edilmiştir. Süs bitkileri sektörünün ciddi bir şekilde büyüyüp ilerleyebilmesi, dış pazarlarda gerçekten söz sahibi olabilmesi için, yukarıda tespit edilen sorunların çözümü amacıyla; ilgili kamu kurum ve kuruluşları, özel ve tüzel işletmeler ve sektör paydaşları bir araya gelip, ortak çalışma gerçekleştirmeli, fikir birliği oluşturmalı, sektör bazında ciddi yol haritaları oluşturulmalı ve bunlar ivedilikle uygulamaya aktarılmalıdır. Ancak bu şekilde rekabetçi bir sektör haline gelebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İzmir, süs bitkileri işletmeleri, tarımsal üretim, süs bitkileri ticareti, işletme sorunları ve önerileri

Küçük Menderes HavzasıSüs bitkileriTarım işletmeleri+5
Mert Evrensay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyonunun kuşaklararası karşılaştırması: İzmir örneği

İnsanlık tarihinin en eski olgularından biri olan göç ve göçmenlerin entegrasyonu sosyal bilimlerin uzun süredir çeşitli yönleriyle ele aldığı bir konudur. Entegrasyon sürecinin sadece bir kuşakla sınırlı olmadığı ve entegrasyonun birkaç kuşağı etkileyen dinamik bir süreç olduğu anlayışını temel alan kuşaklararası çalışmalar göç literatüründe geniş ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma, bu anlayış doğrultusunda 1989 Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyon sürecinin kuşaklararası dönüşüm ve aktarımını incelemektedir. 1989 Bulgaristan göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı illerden biri olan İzmir ilinde göçmenlerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın hane üzerinden kuşaklararası bir karşılaştırmaya dayanması nedeniyle 15'er hane olarak toplamda 30 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular anlatı analizi ile incelenmiştir. Göçmenlerin kendi yaşam öykülerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma ile göçmenlerin Türkiye'deki entegrasyonlarına ilişkin anlatılarının kuşaklararası aktarımı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma bulguları kapsamında birinci kuşak göçmenlerin bir göçmen kimliği inşa ettiği ve bu kimliğe ilişkin bazı niteliklerin ikinci kuşağa aktarıldığı görülmüştür. Göçmenlerin Bulgaristan'daki yaşamlarından Türkiye'ye taşıdıkları kültürel değerlerle Türkiye'deki entegrasyonlarını sağlamaya yönelik anlatıların birleşerek bir entegre olma stratejisi ortaya çıkardıkları görülmüştür.

BulgaristanBulgaristan TürkleriBütünleşme+5
Duygu Duman
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat parti döneminde İzmir'de sanat yaşamı (1950-1960)

14 Mayıs 1950 seçimlerini Demokrat Parti'nin kazanmasıyla çok parti dönemine geçilmiştir. On yıllık bir Demokrat Parti dönemiyle, demokrasi söyleminin öne çıkmasıyla, savaşın bıraktığı izlerin silinmesi ve insanların rahata kavuşmasının beraberinde geleceği düşünülmüştür. Bunun için çabalansa da istenilen sonuç alınamamıştır. Sanatçılar, yaptıkları sanatla insanları eğlendirmenin yanında, fikirlerini sanat yoluyla insanlara ulaştırmaları olmuştur. Halk tabakasına inmek sadece siyasetle olabilen bir iş değildir. Sanatın ve sanatçının yansıttıkları bir o kadar önemlidir. Bu süreçte Demokrat Parti döneminde İzmir'de sanatçıya verilen değer ölçülmektedir. Tiyatro ve sinema alanında ilerlemek isteniyor fakat kararlaştırılan işlerin yapımı uzun zamanlara yayılıyor. İzmir Belediye başkanlarının değişimi işlerin devamlılığını aksatmış olmaktaydı. Bu dönemde tiyatro liberalleşmenin de etkisiyle devlet desteği alamamıştır. Bu durum devlet tiyatrolarını sıkıntıya sokmuştur. İzmir Şehir Tiyatrosu'da bu süreçten en çok etkilenen kuruluş olmuştur. İzmir halkı şehrinde sanatı canlı kılmak için toplulukları desteklemiştir. İstanbul ve Ankara'dan gelen sanatçıların verdikleri röportajlarda İzmir halkının sanata ne kadar ilgili ve büyük beklentileri olduklarını dile getirmişlerdir. Gösterilerde biletlerin hızla tükenmesi ve salonlarda uzun kuyruklar yaşanması en büyük örneği olmuştur. Tiyatroya bu kadar ilgili olan bir şehrin, kendine has bir tiyatroya kavuşması sancılı bir süreçte gerçekleşmiştir. Hali hazırda bulunan tiyatrosunun kapanması ve kente ait bir tiyatronun oluşturulmasını sadece sanat sever insanların aldıkları kararlarla gerçekleşmediği görülmektedir. Amatör grupların çoğalması okullarda da etkili olmuştur. Liselerde öğrenciler, öğretmenlerinin yönetmenliğinde birçok tiyatro oyunu hazırlamışlardır. İzmir belediye başkanları İzmir Şehir Tiyatrosu'nun açılması ve bina çalışmaları için planlamalarda bulunmuştur. Belediye desteği olmadan açılan tiyatroların ömrü oldukça kısa olmuştur. Desteğin tam anlamda sağlanması uzun sürdüğü için, İzmir dışarıdan gelen sanatçıların şehri konumunda olmuştur. Aynı şekilde sanat ihtiyacını karşılamak için İzmir, özel tiyatrolar açmış ve sayılarında hızlı bir artış gözlemlenmiştir. 1950'ler Türkiye'sinde sinema bilinçli kişiler tarafından yönetilerek sanatsal bir boyut kazanmıştır. Fakat teknik alanın eksikliği, yabancı filmlerin artışı gibi sorunlar yaşamaktaydı. İzmir'de 1950-1960 tarihlerinde aktif olarak altmışa yakın açık ve kapalı olarak sinema çalışmaktadır. Sinemalar özel kişilerin yönetiminde olsa da düzenlemeler devlet tarafından yapılmaktadır. Halkın ihtiyaçlarına göre şekillenen yönetmenlikler belediye tarafından her ay kontrolü sağlanmaktadır. Denetim ne kadar sıklıkla yapılsa da sinemacılar daha çok para elde etmek için farklı yollara başvurmaktadır. Seyirciye istediğini vermek için tamamen arz talebe dönüşen bir hal almıştır. Sinemayı ciddiye alan ülkelerde ticari sinema salonlarının yanı sıra kurulan sanat sinemaları bizde kurulamamıştır. Sinema kulüplerinin, müzelerinin önemi anlaşılmamış, filmoloji diye bir eğitim dalı olduğu farkına varılmamıştır. Bizim seyircimiz ticari sinemanın kendisine öğrettiği üzerine düşünmeyen, başka örneklerle karşılaştırmadan kabul etmiş sinema sanatıdır. Sinemaya gösterilecek iki ilgili yol vardır. Birincisi onun varlığını korumak için gösterilen milli alaka ki bu tamamen devletin elindedir, ve ikinci olarak piyasa sineması olmasını önlemek için gösterilecek yine milli ve yönetici alakadır. Bu da halkın elinde olan bir güçtür.

Demokrat PartiSinemaTiyatro+1
Berna Kacemer
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de göç ve kentleşme: İzmir Egekent-2 toplu konut uygulaması örneği

Türkiye'de 1950'li yıllardan sonra kendisini hissettirmeye başlayan göç ve kentleşme sosyal bilimler açısından önemli bir araştırma konusudur. Sanayileşme ve gelişen teknolojiye bağlı olarak artan göç akımlarının yönü genellikle büyük kentler olmaktadır. Göçe bağlı olarak kentlerdeki nüfusun her geçen yıl artması, konut sorunu, gecekondulaşma ve plansız kentleşme gibi pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların çözümüne ilişkin atılan en somut adımlardan başında toplu konut yöntemiyle konut üretilmesi gelmektedir. Ülkemizde, 1980'li yıllardan itibaren yerel yönetimler ve kooperatifler öncülüğünde yaygınlaşmaya başlayan toplu konut uygulamaları ile konut maliyetleri düşürülerek dar gelirlinin ev sahibi olması amaçlanmıştır. Böylece kentsel gelişimi olumsuz etkileyen gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma önlenerek planlı ve bütüncül bir kentleşmenin sağlanacağı ön görülmüştür. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşanan göç ve kentleşme toplu konut uygulamaları bağlamında ele alınarak konuya akademik katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Akademik yazında gecekondulaşma, suçluluk, uyum vb. sorunlar çerçevesinde sıkça ele alınan göç ve kentleşme konusu İzmir Egekent-2 Toplu Konut Uygulaması örneğinde ele alınarak toplu konut uygulamalarının bu süreçteki rolü tartışılmıştır.

GöçlerKentleşmeToplu konut alanları+4
Erdem Güç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir ili park ve bahçe alanlarında bulunan bitki paraziti nematod türleri üzerine taksonomik araştırmalar

Bu çalışmada İzmir İli' nin Konak, Bornova, Çiğli ve Balçova merkez ilçelerinde yer alan ve bitki çeşitliliğinin fazla olduğu park ve rekreasyon alanlarındaki bitki paraziti nematod türlerinin faunistik ve taksonomik olmak üzere iki bölümde incelemesi yapılmıştır. Tez örneklemeleri 2015-2017 yılları arasında ergin bitki paraziti nematod türlerinin yaygın olarak bulunduğu Nisan ve Ekim aylarında yapılmıştır. Belirlenen yerlerden toprak ve kök örnekleri alınmıştır. Alınan bu örneklerden ekstrakte edilen bitki paraziti nematod türlerinin daimi preparatları hazırlanarak morfolojik ve allometrik ölçüm değerleri ile morfometrik karakterler kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. Tespit edilen türlerin sinonim isimleri, gözlemlenen varyasyonlar tespit edildiği konukçu bitkiler ve habitatları hakkındaki literatür kayıtları verilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Tylenchida, Dorylaimida, Aphelenchida takımlarına bağlı 4 alttakım, 2 aratakım, 8 üstfamilya, 11 familya, 14 altfamilya ve 18 cins' e bağlı toplam 41 tür teşhis edilmiştir. Tespit edilen türlerden Coslenchus polonicus, Ditylenchus medicaginis, Helicotylenchus erythrinae, Rotylenchus fragaricus, Psilenchus curcumerus, Psilenchus pini ve Paratylenchus pedrami sb. nov. Türkiye nematod faunası için yeni kayıt niteliğindedir. Çalışmada en sık karşılaşılan türler olarak ilk 5 sırayı Boleodorus thylactus, Pratylenchus penetrans, Paratylenchus pedrami sp. nov., Helicotylenchus pseudorobustus, Helicotylenchus multicinctus almıştır. Anahtar Kelimeler: Bitki paraziti nematodlar, taksonomi, park, rekreasyon, İzmir, Türkiye

Bitki parazitleriNematodlarParklar+3
Yasemin Kongu Akdemir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde (KOBİ) toplam kalite yönetimi (TKY) kritik faktörlerinin örgütsel performans üzerine etkileri: İzmir ilindeki gıda işletmelerinde bir uygulama

Günümüzde hayata dair her şey teknoloji, globalleşme ve bilgi toplumu kavramlarından etkilenmekte, değişmekte ve gelişmektedir. Değişim rüzgârı, bilgi çağının gereği olarak, insanı merkez alan bir yönetim anlayışı olan ?Toplam Kalite Yönetimi? felsefesinin doğuşuna zemin hazırlamıştır.Şiddetli rekabet şartları, işletmelerde müşteri tatminini sağlayan temel unsur olarak kalite iyileştirmeyi ön plana çıkarmıştır. Esnek yapılarıyla, değişken müşteri ihtiyaçlarını karşılamaları bakımından büyük öneme sahip olan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ)'de, bu yarışın bir sonucu olarak Toplam Kalite Yönetimi (TKY) uygulamalarını benimsemeye başlamışlardır.TKY'ye ilişkin kritik faktörlere önem veren ve bunları bünyesinde taşıyan KOBİ'ler üretim ve hizmette kaliteyi yakalayacak, kaliteli ürün ve hizmet bulan müşteriler tercihlerini o işletmelerden yana kullanacak, müşteri sadakati yakalanacak, satışlar artacak ve diğer işletmelere göre rekabet avantajı elde edilecektir. Bu bağlamda KOBİ'lerin, TKY'ye ilişkin başarı faktörlerini ne ölçüde taşıdıkları ile örgütsel performans arasında sıkı bir bağ vardır.Bu çalışma teorik ve uygulama olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Teorik kısmın ilk bölümünde kısaca KOBİ'ler ve tüm yönleriyle toplam kalite yönetimi kavramı ile Toplam Kalite Yönetiminin kritik faktörleri ele alınmış, ikinci bölümde performans ve örgütsel performans kavramları açıklanmıştır. Uygulama kısmında da, İzmir ilinde bulunan ve toplam kalite anlayışını benimsemiş 100 adet restoran işletmesinin yöneticisine anket yöntemi uygulanmıştır. Sorulan sorularla toplam kalite yönetiminin, örgütsel performansı etkileyip-etkilemediği, şayet etkilediyse ne yönde etkilediği analiz edilmiş, sonuçlar tablolar halinde değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: KOBİ'ler, Kalite, Toplam Kalite Yönetimi, Performans, Örgütsel Performans.

Gıda işletmeleriKOBİKalite yönetimi+5
Murat Koçyiğit
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetimi uygulayan işletmelerde yöneticilerin etik davranışlarının örgütsel performansa etkisi; İzmir ilindeki bankalarda bir uygulama

Küreselleşme olgusunun ortaya çıkmasıyla birlikte artan rekabet ortamında işletmelerin başarısı kalite, fiyat ve hız gibi faktörlere bağlı olmaktadır. Bu imhacı rekabet ortamında; müşterilerine kaliteli, düşük maliyetli ürün ve hizmetleri en hızlı biçimde, yeterince çeşitlilikte sunabilen işletmeler avantajlı duruma gelmektedir. Söz konusu ortamda faaliyette bulunmanın yolu Toplam Kalite Yönetimi felsefesidir.Toplam Kalite Yönetimi felsefesi insan odaklı bir felsefedir ve işletme çalışanlarının tatmin olması önemli bir noktadır. İşletmelerde çalışanların tatmininin sağlanması konusu ile doğrudan sorumlu bölüm insan kaynakları departmanıdır. Bu nedenle insan kaynakları yöneticileri departmanın tüm işlevlerinde iş etiği kurallarına bağlı kalmalı ve bu kurallar çerçevesinde hareket etmelidir.Yöneticilerin insan kaynakları işlevlerinde etik davrandığını hisseden işgörenler o iş yerinde çalışmaktan mutluluk duyarlar, performansları artar işletmenin Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarına katılımlarının sağlanması kolaylaşır bunlara bağlı olarak da örgütsel performans yükselir. Bu bağlamda, yöneticilerin insan kaynakları işlevlerinde etik davranışları ile çalışanların toplam kalite yönetimi uygulamalarını desteklemeleri ve örgütsel performans arasında sıkı bir bağ vardır.Bu çalışma teorik ve uygulama olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Teorik kısmın ilk bölümünde kısaca etik ve iş etiği kavramları tüm yönleriyle ele alınmış, ikinci bölümde kalite, Toplam Kalite Yönetimi kavramı ile Toplam Kalite Yönetiminin uygulamaları, üçüncü bölümde ise performans ve örgütsel performans kavramları açıklanmıştır. Uygulama kısmında da, İzmir ilinde bulunan ve toplam kalite anlayışını benimsemiş 60 adet banka şubesi yöneticisine anket yöntemi uygulanmıştır. Sorulan sorularla yöneticilerin insan kaynakları işlevlerinde etik davranmalarının, çalışanların toplam kalite yönetimi uygulamalarını desteklemelerini ve örgütsel performansı etkileyip-etkilemediği, şayet etkilediyse ne yönde etkilediği analiz edilmiş, sonuçlar tablolar halinde değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Etik, İş Etiği, İnsan Kaynakları Yönetimi, Performans, Örgütsel Performans, Toplam Kalite Yönetimi.

AhlakBankalarPerformans+7
Yeşim Kaya Koçyiğit
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir gazetesi (1-52. sayılar) 20 z. 1313-22 z. 1314 (2 Haziran 1896-25 Mayıs 1897) inceleme, tasnif, değerlendirme

ÖZET İZMİR GAZETESİ (1-52. SAYILAR) 20 Z. 1313-22 Z. 1314 (2 HAZİRAN 1896-25 MAYIS 1897) İNCELEME, TASNİF, DEĞERLENDİRME ÜSTÜNDAĞ, Mehmet Fevzi Yüksek Lisans Tezi, Tarih Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Arif KOLAY Ağustos, 2014, 239 sayfa Gazeteler, toplumun yönlendirilmesi ve içinde bulunduğu siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel durumunu gösterir. Gazeteleri inceleyerek o toplum hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür. Çalışmamızın Giriş bölümünde, Dünya ve Türk basınının doğuşu ve gelişimi hakkında bilgiler verildi. Özellikle, İzmir'deki Fransız gazetelerinin Türk basınının oluşumundaki rolü anlatılmaya çalışıldı. Ayrıca "İzmir" gazetesinin özellikleri hakkında bilgi verildi. Gazetede; siyaset, ticaret, edebiyat, eğitim, fen, ziraat, ekonomi, sanat ve ahlak hakkında geniş bilgiler yer alır. İzmir ve İstanbul haberlerinin yanında yabancı devlet haberleri de mercek altına alındı. Osmanlı Devletini ilgilendiren tüm haber, yazı ve ilanlar da ele alınarak geniş bir şekilde özetlenmeye çalışıldı. Ayrıca bu haberler, yazı ve ilanlar konularına göre tasnif edildi. Böylece yayına başladığı 1896'dan 1897 sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin iç ve dış gelişmeleri göz önüne serilmeye çalışıldı. Çalışmamızı inceleyen okuyucular belirtilen yıllar arasındaki dönemde, Osmanlının idari ve sosyal birçok yönü ile dünyadaki gelişmeler hakkında bir bilgi sahibi olabileceklerdir. Anahtar Kelimeler: İzmir Gazetesi, Osmanlı Basını, Girit Meselesi, II. Abdülhamid, 1896-1897.

Abdülhamid IIGazetelerGirit sorunu+6
Mehmet Fevzi Üstündağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Saruhan Sancağı'nda Mondros Mütarekesi sonrası Kuva-yı Milliye faaliyetleri

Tez çalışmamızda temel gayemiz, Saruhan Sancağı'nda Yunan mezalimi karşısında yöre halkının Milli Mücadele'deki yerini ve rolünü tespit ederek, milli tarihimize kısmen katkıda bulunabilmektir. Ayrıca, Ege Bölgesi'nde farklı yörelerdeki Mondros Mütarekesi'ne tepkiye yönelik kuva-yı milliye hareketleriyle ilgili araştırmalar, bizi de Saruhan Sancağı'nda araştırma yapmaya yöneltmiştir. Dört bölümden oluşan araştırmamızın giriş bölümünde; Birinci Dünya Savaşı'na giden yol, savaşın kaybedilmesi, Osmanlı Devleti'nin Mondros Mütarekesi'ni imzalamak zorunda kalması ve bunu müteakip İzmir'in işgalinin halkta oluşturduğu endişe izlemektedir. Gayri nizami harp unsurlarınca tepkilerin oluşumu, milis güç hareketinin Saruhan Bölgesi'ndeki faaliyetleri ve kuva-yı milliyecilerin rolleri, konuları ele alınmıştır. Birinci bölümde; Mondros Mütarekesi sonrası İzmir'in işgali ve gelişmeler başlığında Yunanların Anadolu'ya girişleri, İzmir'in İşgali, megola idea mefkuresinde Yunan işgali ve Yunan mezalimi, Yunan işgalinin yayılmasının Türk ve Dünya basınında yankılarına değinilmiştir. İkinci bölümde; İzmir işgali ve çevresinde yöresel tepkiler başlığında, Yunan ve Rum mezalimleri karşısında bölgedeki Türk halkının durumu, İzmir ve Saruhan çevresindeki yörelerde işgallere karşı gerçekleştirilen protestolar ve mitingler, Yunan işgaline tepki, kuva-yı milliye ruhu nedir ve faaliyetleri nelerdir, Yunan mezalimine karşı müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin kurulması açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Saruhan Sancağı'nın işgali ve tepkiler, Yunan ve Rum mezalimleri karşısında bölgedeki Türk halkının durumu, Yunanlıların Saruhan Sancağı'na girmesi ve işgali, Saruhan Sancağı'nda Yunan zulümleri anlatılmıştır. Dördüncü bölümde, Saruhan Sancağı'nda bölgesel kuva-yı milliye ruhu, Akhisar, Soma, Gördes, Demirci, Selendi, Kula, Alaşehir, Salihli yörelerinde işgaller ve tepkiler, Alaşehir Kongresi ve kararları, Saruhan Bölgesi'nde Çerkez Ethem'in direnişe katılması, Poyrazlılar Olayı, kuva-yı milliyeci Mustafa Bey olayı, Saruhan Bölgesi'nde kuva-yı milliyenin usulsüz finasman ve yargılama hareketleri ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Saruhan Sancağı, Mondros Mütarekesi, İzmir İşgali, Yunan Mezalimi , Kuva-yı Milliye, Çerkez Ethem, Demirci Mehmet Efe, Alaşehir Kongresi, Kuva-yı Seyyare, Poyrazlılar Olayı, Mustafa Bey Olayı.

Kuva-yı MilliyeMilli MücadeleMondros Mütarekesi+6
Mustafa Kadakoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

1946 genel seçimlerinin izmir'de uygulanması

Bu tezin amacı 1946 genel seçimleri öncesi, yerel siyasetin öneminin artmasıyla birlikte partilerin teşkilatlanmaları, seçim propagandaları, yerel planda iktidar muhalefet sürtüşmesi, seçim sonuçlarının doğurduğu ciddi şüpheler ve itirazları objektif bir gözle değerlendirmek olmuştur. Bir diğer deyişle dönemin temel tartışma konularını yoğun olarak içinde barındıran ve önemli bir merkez olan İzmir?in, 1946 seçimleri sürecinde ülke genelinde ses getiren siyasi mücadelesini ele alıp, demokratikleşme sürecinde Türkiye?nin siyasi rejimine nasıl bir katkısı olduğunun tespiti hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci el kaynaklara dayanmasına özen gösterilmiştir. Hem dönemin genel havasını yansıtması, hem de dönem gazete/dergi yazarlarının siyasi kimliklerinden ötürü, basında çıkan haber ve makaleleri ön plana çıkaran bir anlayış tercih edilmiştir. Genel olarak 1946 seçimleri öncesi partilerin İzmir?de teşkilatlanmaları, seçim sürecinde yapılan faaliyetler ve seçimlerin sonuçlanmasıyla birlikte yaşanan olağanüstü olaylar gibi konuları araştırdığımız bu tez çalışmasında, daha çok gazetelerden ve dönemin önde gelen isimlerinin anı kitaplarından yararlanılmıştır. Bu yayınlar arasında ulusal basından; Cumhuriyet, Ulus, Vatan, Akşam, Yeni Sabah, yerel basından; Anadolu, İzmir, Yeni Asır gazeteleri temel alınarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: CHP, DP, İzmir, 1946 Seçimleri

Cumhuriyet Halk PartisiDemokrat PartiGenel seçimler+6
Nazım Özkar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ili biyogaz potansiyeli ve Türkiye ekonomisine katkısı

Fosil kökenli kaynakların Dünyada ve Türkiye 'de azalması, hızlı nüfus artışı, günümüzde yaşanan iklimsel kaygılar, sürekli büyüyen sanayi ve teknolojik gelişmelerin hız kazanması enerjiye olan ihtiyacı artırmaktadır. Artan bu ihtiyacı karşılayabilmek için yenilenebilir enerji olan çevre dostu kaynaklara yönelim artmaktadır. Bitkisel ve hayvansal atıkların en çok bertaraf edildiği yöntem olan biyogaz, yenilenebilir enerji kaynaklarının en etkilisidir. İzmir ili tarım ve hayvancılık alanı ve sektörü açısından Türkiye'nin büyük illeri arasında yer almaktadır. İzmir'de 280 bin hektar olan sulanabilir tarım arazisi, tarım alanlarının %82 'sini oluşturmaktadır. Büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvancılığının yoğun olarak yapıldığı İzmir'de 54170 adet hayvan işletmesi bulunmaktadır. İşletmelerden kaynaklanan yıllık 10,75 milyon ton yaş atık elde edilmektedir. Oluşan bu atıklar işletmeler için çeşitli problemlere yol açar. Problemlerin en güzel çözümü ise atıkların biyogaz üretiminde değerlendirilmesidir. İzmir İli hayvansal atıklar için yapılan hesaplamalarda toplam 12.836.649 ton/yıl atık oluşmaktadır. Oluşan bu atıklardan 1.291.163 ton.KM/yıl da kuru madde elde edilmektedir ve elde edilen bu kuru maddeden ise 258.232.600 m3/yıl biyogaz oluşumu söz konusudur. Bu da göstermektedir ki İzmir için hayvansal atıklardan 1.627.777,77 MWh/yıl elektrik enerjisi üretim potansiyeli mevcuttur. Bitkilerden elde edilen 2.699.369 ton/yıl atıktan ise enerji eşdeğeri hesaplandığında 88.141.699 GJ/yıl olarak bulunmuştur. Yapılan bu çalışmada belirlenen atık miktarlarına göre, atık enerjisinin %92'si İzmir'de yetişen mısır bitkisinden karşılanmaktadır. İzmir'de bitkisel atıklardan yaklaşık olarak 88,15 PJ ısıl değeri ortaya çıkarken, hayvansal atıklardan ise 5,86 PJ enerji açığa çıkmaktadır.

Bitkisel atıklarBiyogazHayvansal atıklar+3
Aslıhan Temel Oflaz
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir tüketim pratiği olarak gençlerin israf anlayışının kır-kent bağlamında karşılaştırılması: İzmir örneği

Tüketim en genel ifadeyle, bireylerin yaşamın her alanındaki ihtiyaçlarını karşılaması olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda teknolojinin ve yaşam koşullarının geliştirilmesinin etkisiyle tüketim hızla artmaya başlamıştır. Bu artışla birlikte tüketim, ihtiyaçları karşılamanın ötesinde bir anlam ifade etmeye başlamıştır. Tüketim, statü ve sosyal ilişkiler için de araç konumuna gelmiştir. Bu nedenle bireyler gösteriş için tüketim yapmaya yönelmiştir. Tüketim kavramındaki bu değişimle birlikte daha çok ortaya çıkmaya başlayan israf kavramı, tüketimde aşırılık ve boşa harcama olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda bir tüketim pratiği olarak görülen israf davranışını, tüketimin en dinamik kesimi olan gençler üzerinden incelemek, gençlerin israf anlayışlarının kır ve kentte nasıl farklılaştığını açıklamak araştırmanın temel amacıdır. Tüketim ve israfın farklı türleri olduğu için iki kavram arasındaki ilişkinin farklı çeşitleri mevcuttur. Bu çalışmada israf kavramının giyim, gıda, enerji ve su israfı kapsamında ele alınması planlanmıştır. Bu alanların hepsinin araştırmaya dahil edilmesi gençlerin tüketim alışkanlıklarının ve israf davranışlarının incelenmesi açısından daha geniş bir perspektif sunacağı için tercih edilmiştir. Ayrıca bu kavramsal çerçeve, Baudrillard ve Veblen'in bu alandaki kuramsal metinleriyle desteklenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak İzmir'in merkezinde ve Ödemiş İlçesi'nin köylerinde yaşayan 20 katılımcı ile görüşülmüştür. Katılımcıların yaş aralıkları 18-30 olarak belirlenmiştir. Katılımcılar kartopu örneklem tekniğiyle seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla elde edilen veriler, kuramsal bakış açısıyla belirlenen temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sırasında Maxqda programı kullanılmıştır. Bu analizler doğrultusunda, çalışmanın en temel sonucu; gençlerin tüketim ve israf anlayışının kır ve kent bağlamında bazı farklılıklar gösterdiğidir. Ancak verilen yanıtlara bakıldığında, bu farklılıklara rağmen israf anlayışının kırda ve kentte benzerlik gösterdiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Tüketim, tüketim kültürü, israf anlayışı, kır-kent

GençlerKarşılaştırmalı analizKentler+7
Emine İdil Savur
Manisa Celal Bayar University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ayniyat ve ahkam defterleri ışığında İzmir kazası (1808-1839)

Batı Anadolu, Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. yüzyılın sonlarından itibaren kapitalist dünya ekonomisi ile bütünleşen ilk bölgelerden biri olmuştur. İzmir bu dönemden itibaren Batı Anadolu'nun önemli ihraç limanları arasında yer almıştır. Batı Anadolu ve İzmir'in ticari faaliyetlerde ön plana çıkması İzmir'in yabancı tüccarlar için cazibe merkezi haline gelmesine neden olmuştur. Ancak İzmir'in aynı zamanda Dersaadet'in iaşesinin sağlanması hususunda önemli merkezlerden biri olması bazı durumlarda merkezi otorite ile yerel görevlileri karşı karşıya getirmiştir. Yerel görevlilerin ya da aracılık yapan bazı kişilerin devletin talep ettiği ürünleri yabancı tüccarlara daha yüksek fiyatlar ile satması İstanbul'un ihtiyaçlarını temin etme hususunda sıkıntı yaşamasına neden olmuştur. Bu tezde, ayniyat ve ahkam defterlerindeki kayıtlar incelenerek merkezi otoritenin İstanbul'un ve gerekli olduğu zamanlarda diğer yerlerin ihtiyaçları için İzmir'den yaptığı talepler incelenmiştir. Merkezi hükümet, ordu ve donanmanın ihtiyaçları için de İzmir'den birtakım taleplerde bulunmuştur. Bu tezde, söz konusu taleplerin İzmir'den karşılanma düzeyi yanında İzmir'de yürütülen ticari faaliyetler ve esnaf gruplarının durumu da ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezde, ele alınan dönem II. Mahmud dönemine tekabül etmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada II. Mahmud döneminde yaşanan önemli siyasi gelişmeler de ayniyat ve ahkam defterlerine İzmir merkezli olarak yansıdığı ölçüde ortaya konulmaya çalışılmıştır. II. Mahmud dönemi aynı zamanda önemli reformların da gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir dönemdir. Bu tezde, II. Mahmud'un gerçekleştirdiği reformların taşraya yansımaları da İzmir merkezli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin giriş bölümünde, İzmir ile ilgili literatür değerlendirmesi yapılmış ve tezin ana kaynaklarını oluşturan ayniyat ve ahkam defterleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Tez giriş bölümü dışında altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İzmir'in nüfusu ve idari taksimatı ile İzmir'i etkileyen önemli olaylar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde İzmir'in iktisadi yapısı incelenmiştir. Üçüncü bölümde askeri yapı başlığı altında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasının ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun kurulmasının İzmir'e yansıması ele alınmıştır. Dördüncü bölümde İzmir'deki asayiş ve güvenliğe dair gelişmeler incelenmiş ve kazada işlenen suçlar ve suçlulara verilen cezalara değinilmiştir. Beşinci bölümde merkezi idarenin yerel yöneticilerden talepleri incelenmiş, altıncı bölümde ise 1808-1839 yılları arasında İzmir'de yaşanan doğal afetler ve salgın hastalıklar hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma sonuç ve kaynakça bölümleri ile sonuçlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, İzmir, II. Mahmud, Reform, Tüccar, Ticaret, İaşe.

Mahmud IIOsmanlı İmparatorluğuReform+4
Zeynep Gürel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında İzmir'de spor yaşamı (1923-1938)

Bu çalışmada; Türk Spor Tarihi temelinde, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Atatürk döneminde (1923-1938) İzmir'deki spor hayatının çeşitliliği değerlendirilmiştir. Bu çeşitlilik değerlendirilirken şehrin toplumsal ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak, spor hayatının İzmir toplumundaki yeri ve önemi tespit edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşuna kadar, Osmanlı Devleti'ndeki spor hayatı geleneksel ve modern anlamda olmak üzere iki boyutta incelenmiştir. İkinci Meşrutiyet'in ilanının Osmanlı ülkesine getirdiği özgürlük ortamı içerisinde, Türk milletinin spora olan ilgisi artmış ve bunun sonucunda spor hayatı hareketlilik kazanmıştır. Bu hareketliliği İzmir'de de gözlemlemek mümkündür. Nitekim Yabancılar ve azınlıkların yanında Müslüman Türklerde başta futbol olmak üzere sporun farklı branşlarında boy göstermeye başladılar. I. Dünya Savaşı ve hemen ardından yaşanan mütareke ve işgal döneminde spor faaliyetleri de olumsuz etkilenmiştir. İzmir bu dönemin karanlık izlerini uzun bir süre üzerinden atmakta zorlanmıştır. Yunan işgalinden kurtuluşla birlikte yanmış yakılmış İzmir'in önceliği kentin yeniden imarı olmuştur. Millî Mücadele döneminin ardından yeni düzenin oluşturulmasıyla birlikte İzmir de spor yaşantısı bir hareketlilik kazanmış, bu hareketlilik sonucu birçok spor kulübü kurulmuş ve sporun kurumsallaşması adına çalışmalar yapılmıştır. İzmir'de kurulan her bir spor kulübü şehrin spor yaşantısına önemli katkılarda bulunmuş ve gelişmesini sağlamıştır. Cumhuriyet döneminin önemli yapıları olan Türk Ocakları ve Halkevleri de İzmir'deki spor hayatının gelişmesi ve ilerlemesi hususunda fayda sağlamıştır. Bu hususta okullarda yapılan spor etkinlikleri de şehrin spor hayatını önemli ölçüde etkilemiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Altay Spor Kulübü, Atatürk, Cumhuriyet, Futbol, İzmir Halkevi, İzmir Türk Ocağı, İzmir, Karşıyaka Spor Kulübü, Spor

AtatürkFutbolHalkevleri+5
Şeyda Sekban
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir'de kültürler arası evlilikler ve kimlik sorunu

Çok kültürlü bir yapıya sahip olan ülkemiz, farklı etnik köken ve farklı mezheplere mensup kişilerin, kentleşme ve modernleşme süreci ile birlikte bir araya gelmeleri bazı belirgin özellikleri göstermektedir. Bu bağlamda kültürlerin hoşgörü içerisinde yaşamaları gibi olumlu özelliği olması ile birlikte çatışma ve ötekileştirme gibi durumlar da ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışma, farklı etnik ve dinsel kültür geleneklerinden gelen bireylerin, evlilik süreçleri ve gruplar arası temasları üzerindeki etkileri ele almaktadır. Kültür, gelenek ve mezhep farklılıklarının bu bireylerin aile ve sosyal yaşamları üzerindeki etkileri incelenmektedir. Bu araştırmada, İzmir'de ikamet eden, farklı kültürlerden gelen bireylerin evlilik yaşamları içerisinde çeşitli demografik özelliklerden etkilenerek, kendi kültürlerini ne kadar yerine getirdiği ve farklılıktan dolayı çiftlerde veya çocuklarda kimliğin bir sorun olup olmadığı incelemek amaçlanmaktadır. İzmir'de yaşayan, kültürler arası evlilik yapmış olan 60 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonunda, İzmir'de yaşayan çiftlerin kültürlerarası evlilikler yaklaşımlarında belirgin birtakım farklılıklar saptanmıştır. Çalışma ile birlikte ailelerin ve yakın çevrelerin tepkisi, aile içinde dini ritüellerin yerine getirilmesi, geleneklerin yerine getirilmesi, çocukların dini eğitimi, çocukların ileride farklı mezhepten biri ile evlenmesi ve aileler ile görüşme sıklığı gibi sorun alanları saptanmıştır. Aile içinde bireylerin kültürel farklılıklarının değerlendirilmesi ile birlikte yeni bir kimliğin inşası ya da baskın kimliğin diğer aile bireyleri üzerindeki yeniden inşası üzerine sosyolojik olarak bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Gruplar arası temas ile birlikte karma evlilik yapan bireylerde, ön yargıların azaldığı ve olumlu temasların da ortaya çıktığı görülmektedir.

EvlilikGruplararası temasKimlik+4
Sevinç Kalender
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Bayraklı Toplum Sağlığı Merkezi bölgesinde bulunan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin tıbbi ve sosyal durumları ve bunları etkileyen değişkenler

Amaç: Bu araştırmayla İzmir'in Bayraklı ilçesinde İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin demografik özelliklerinin saptanması, adolesan dönem sorunlarının ortaya konması, riskli sağlık davranışlarının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma kesitsel bir çalışmadır. Araştırmanın evreni, Bayraklı ilçesinde ilköğretim ikinci kademe okullarındaki toplam 11548 öğrenci olup minimum örneklem büyüklüğü 805 olarak hesaplanmıştır. Toplam 875 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmaya alınacak okullar tabakalı-rastgele örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Kullanılan Okul Çağı Çocukları Sağlık Davranışı 2009/10 anket formu araştırmacının gözetmenliğinde doldurulmuş ve öğrencilerin boy-kiloları araştırmacı tarafından sınıfta ölçülmüştür. Bulgular: Araştırmaya katılan 875 öğrencinin %51'i erkek, %49'u kızdır. Çalışmamızda sedanter yaşam oranı %85,5'dir. Öğrencilerin %22,2'si fazla kilolu, %17,3'ü obezdir. Öğrencilerin %7,1'inin sigara, %8'inin alkol kullanımı olduğu görülmüştür. Obezite, sedanter yaşam, düzensiz diş fırçalama, zararlı madde kullanımı, yaralanma, zorbalık yapma erkeklerde anlamlı olarak yüksek görülürken; zayıflık, düzensiz fiziksel aktivite ise kızlarda anlamlı olarak yüksek görülmüştür. Yarı kentsel bölgede düzensiz fiziksel aktivite, kentsel bölgede sedanterlik fazladır. Erkek olma, yaşı büyük olma, sosyal medya kullanımı zararlı madde kullanımını anlamlı olarak arttırmaktadır (Negelkerke R²= 0,186). Sonuçlar ve Öneriler: Çalışmamızda obezite ve sedanter yaşam prevalansı yüksek bulunmuştur. Sosyal medya kullanımının sedanterliği etkileyen en önemli faktör olduğu görülmektedir. Çalışmamızda şiddet oranları önlem almayı gerektirecek düzeydedir. Beslenmeyle ilgili olumlu davranışların desteklenmesi, aile bireylerine eğitim verilmesi ve çocukların hareketli yaşama geçiş yapmaları için yönlendirilmeleri gerekmektedir. Şiddetle mücadelede öğretmenler, rehberlik öğretmenleri, okul yönetimi ve aile iş birliği sağlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Okul Sağlığı, Sağlığı Geliştirme Davranışı, Ergenler, HBSC

DemografiErgenlerOkul sağlık servisleri+6
Tülay Şen Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Almanların İzmir ve çevresindeki faaliyetleri (1876-1918)

Osmanlı toplum yapısında, tarihi süreç içerisinde var olmuş birçok cemaat kurumunu görmek mümkündür. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun 1878 Berlin Antlaşması'ndan sonraki siyasi ve ekonomik durumu diğer Avrupalı devletlere karşı uygulamaya çalıştığı "Denge Siyaseti" ile hayat alanı oluşturma kaygısı, 1871 Frankfurt Antlaşması ile tarihi ülküsü; Milli birliğini kuran Almanya ile kader bağı taşımaktadır. Bismarck'ın "Kan ve Demir" siyaseti ile Avusturya ve Fransa'ya karşı vermiş olduğu akılcı siyasetin sonunda Almanya'nın kurulması siyasi olarak Avrupa'daki güçler dengesini sarsacak bir gelişmeydi. 1871 Bismarck Almanya'sının genel siyasetinde iç ve dış işlerinde Barış ve sukunetle nüfuz elde etme amacı hedeflenmiştir. Lakin II. Wilhelm'in tahta geçmesiyle birlikte "Welt Politik" ülküsü doğrultusunda Almanya "Drang nach Osten" (Doğuya Yönelme) amacı kapsamında Osmanlı İmparatorluğu ile yakın ilişkiler kurmuştur. Zaman içerisinde Almanya'nın Osmanlı coğrafyasında nüfuz elde etmesi Birinci Cihan Harbi sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanya'nın yanında cepheye iştirakını sağlayacaktır. Konunun İzmir ve çevresi açısından mahiyetini düşündüğümüzde ise; Almanların Protestan misyonerlik çalışmaları kapsamında İzmir'de ilk Alman cemaatini kurmaları ile birlikte Almanya, İzmir ve çevresinde sosyal, kültürel, dini, ticari ve siyasi alanda etkin olmaya başlamıştır. İzmir'deki bu etkin olma savaşı diğer sömürgeci devletlerin faaliyetlerine oranla zayıf kalsa da yeni bir ticari rekabet ortamı yaratmasından dolayı oldukça önemlidir. Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna dek İzmir'de Almanlar tarafından oluşturulan kurumların tarihi süreçlerini ve süreç içerisindeki faaliyetlerini açıklamaya çalıştığımız bu araştırmada 1876-1918 tarihleri arasındaki İzmir'de Almanların faaliyetleri hakkında bilgiler sunulacaktır.

AlmanlarKent tarihiMisyonerlik+5
Çağrı Pala
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın konukevinde kalan kadınların yaşadıkları şiddet ile aile işlevleri algıları arasındaki ilişki: İzmir örneği

Amaç: Bu araştırmada, şiddetin konukevinde kalan kadınların aile işlevleri algıları üzerinde etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İzmir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) na bağlı konukevlerinde Ekim 2016 ile Eylül 2017 tarihleri arasında kalan ve çalışmaya katılmaya gönüllü kadınlar ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında 96 kadın ile görüşülmüş, sosyo-demografik veri formu ve ardından aile değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada, sosyo-demografik veri formu ile kadınların medeni durumları, çocuk sayıları, ekonomik durumları, şiddet öyküsünün varlığı gibi verilerin elde edilmesi ve bu verilerin Aile Değerlendirme Ölçeğinden elde edilen veriler ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bulgular: Araştırmanın 96 katılımcısından 59'unun şiddet yaşantısı olduğu, 37'sinin ise şiddet yaşantısı olmadığı görülmektedir. Şiddet öyküsü olduğunu belirten katılımcıların %89,8'i fiziksel şiddete, %39,0'u cinsel şiddete, %91,5'i psikolojik şiddete, %62,7'si ise ekonomik şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. Şiddet gören kadınların %91,5'i eşlerinden ya da partnerlerinden%8,5'i ise diğer aile üyelerinden şiddet gördüklerini ifade etmişlerdir. Kadınların şiddet yaşantısı durumları ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca tüm şiddet türleri ayrı ayrı değerlendirilmiş, yine aynı şekilde tüm şiddet türleri ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir(p<0.05). Sonuçlar: Şiddet kadınların aile işlevleri algısını olumsuz etkileyerek beraberinde aileye de etki etmektedir. Birey ve aileden başlayarak tüm toplumu olumsuz etkileyen bir olgu olarak, kadına yönelik şiddetle mücadele, uluslararası düzenlemeleri, ulusal düzenlemeleri ve devlet eli ile yürütülen sosyal politikaların yanında toplumsal dayanışmayı ve kararlılığı gerektirmektedir. Anahtar Sözcükler: Aile İşlevleri Algısı, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, Kadın Konukevi, Sosyal Hizmet

AileAile içi ilişkilerAile içi şiddet+7
Firdes Çağlayan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Demokrat Parti İzmir il örgütü (1946-1960): Muhalefetten iktidara bir siyasal partinin yerel politikası

Çalışmamızda Demokrat Parti İzmir il örgütünün kuruluşundan 1960 darbesine kadar geçen süre içerisindeki çalışmaları ve etkileri incelenmiştir. Çalışma giriş kısmından sonra altı bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Türkiye Cumhuriyeti tarihinde DP'den önce kurulmuş olan belli başlı siyasal partiler incelenmiştir. Ayrıca İzmir'in sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasi arka planına değinilmiştir. Birinci bölümde 1946-1950 yılları arasında İzmir'de DP örgütünün kuruluş çalışmaları incelenmiştir. İl, ilçe, bucak ve ocak teşkilatlarının kuruluşu, kurucuları ve propaganda çalışmaları üzerinde durulmuştur. DP genel merkez yöneticilerinin İzmir ziyaretleri ve yapılan toplantılardaki vaatleri ve siyaset yöntemleri ortaya konulmuştur. İkinci bölümde 1946-1950 yılları arasında yapılan seçimler ve DP İzmir il örgütünün bu kapsamdaki çalışmaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde DP'nin muhalefette bulunduğu yıllarda DP İzmir il örgütünün idare, kolluk kuvvetleri, diğer partiler ve DP genel merkeziyle ilişkileri incelenmiştir. Ayrıca parti teşkilatının sosyal ve kültürel etkinlikleri ile yardım çalışmaları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde 1950 seçimleriyle iktidar olan DP il örgütünün İzmir siyasal yaşamındaki yeri irdelenmiş; DP kadrolarının uyguladığı politikalar sonucunda geniş halk kitlelerinin DP'ye yaklaşımı ve bunların seçimlere yansıyış biçimi değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde DP il örgütünün 1954- 1957 yılları arasındaki çalışmaları, bu dönemde yapılan seçimler ve parti içi çekişmeler değerlendirilmiştir. Altıncı bölümde ülke çapında gerginleşen siyasal ortamda DP il örgütünün tutumu ve faaliyetleri incelenmiştir. Sonuç bölümünde DP açısından İzmir'in önemli bir merkez olduğu görülmüş, DP il örgütünün partinin genel merkezinin politikalarında belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca ulaşılmasında İzmir'in siyasal kültüründe mevcut olan eleştirel yaklaşımın belirleyici olduğu fikrine ulaşılmıştır.

Demokrat PartiGazetelerSeçimler+7
Aymelek Şenel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensuplarının sorunları ve beklentileri: İzmir ilinde bir uygulama

Bu çalışmanın amacı muhasebe meslek mensuplarının mesleklerini icra ederken karşılaşmış oldukları sorunları tespit etmek ve sorunlara çözüm önerileri getirebilmektir. Çalışmanın örneklemini İzmir'de faaliyet gösteren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler oluşturmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Türkiye'de muhasebe mesleği ve gelişim süreci ele alınmıştır. İkinci bölümde benzer çalışmalara ait literatür taraması gerçekleştirilerek meslek mensuplarının yaşamış oldukları sorunlar ile bu sorunlara ait beklentiler tespit edilerek açıklanmıştır. Üçüncü bölümde anket çalışması mevcuttur. Anket çalışması internet ortamında Google Drive ile hazırlanarak İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası aracılığı ile üyelere gönderilmiştir. Gelen sonuçlar IBM SPSS 20'de analiz edilmiştir. Analiz sonucu meslek mensuplarının en çok katılım gösterdikleri sorunlar; iş yükünün çok fazla olması, mesleki hatalardan dolayı maruz kalınan maddi sorumlulukların ağır olması, mali tatilin yasada olmasına karşın uygulanmıyor olması şeklindedir. Devlet dairelerinde bürokratik işlemlerin fazla olması, ücret tahsilatında yaşanan sıkıntılar, mükelleflerin evrakları zamanında getirmemesi, haksız rekabet, etik ikilem, eğitimlerin yetersizliği diğer tespit edilen sorunlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: 3568 Sayılı Kanun, 5786 Sayılı Kanun, Muhasebe Meslek Mensubu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Ekonomik sorunlarMesleki beklentiMesleki sorunlar+5
Özge Çeltikli
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Heyecan arayışı ile yaşam doyumu ve serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyi ilişkisi: İzmir korku evleri örneği

Çalışmanın amacı İzmir ilinde bulunan korku evlerindeki seanslara katılan bireylerin heyecan arayışı ile yaşam doyumu ve serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyi arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın evrenini İzmir ilinde bulunan korku evlerindeki seanslara katılan bireyler oluştururken, çalışma grubunu ise bireyler içerisinden kolayda örneklem metodu ile seçilen, yaş ortalamaları 197 erkek (Ortyaş=25.89 ± 7.71) ve 155 kadın (Ortyaş=25.56 ± 7.11) olmak üzere 352 (Ortyaş=25.74 ± 7.44) gönüllü birey oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Çelik ve Turan (2016) tarafından "Heyecan Arayışı Ölçeği Kısa Formu" (HAÖ), Durak, Şenol Durak ve Gençöz (2010) tarafından "Yaşam Doyumu Ölçeği" (YDÖ) ve Yerlisu Lapa ve Ağyar (2017) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Düzeyi Ölçeği" (SZAÖÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların serbest zamanlarını değerlendirirken bazen zorluk çektikleri, korku evi seanslarına genellikle arkadaşlarıyla katıldığı, fiziksel etkinliklere katılımın tüm ölçek ortalama puanlarını artırdığı sonucuna varılmıştır. SZAÖÖ, YDÖ ve HAÖ toplam ortalama puanlarının yüksek olduğu ve çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaştığı, SZAÖÖ ile YDÖ arasında düşük seviyede ve pozitif yönde SZAÖÖ ile HAÖ arasında orta seviyede ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Korku evi, Yaşam Doyumu, Heyecan Arayışı, Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük, Serbest Zaman

Boş zamanları değerlendirmeHeyecanHeyecan arayışı+5
Elvan Deniz Yumuk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay sorununun İzmir basınında yansımaları (1936-1939)

"Hatay Sorununun İzmir Basınında Yansımaları (1936-1939)" adlı tez çalışmasında uluslararası platformlarda Sancak, Atatürk'ün deyimiyle Hatay olarak adlandırılan bölgenin uzun yıllar süren mücadeleler sonrasında anavatana katılma serüveninin İzmir basınında nasıl ele alındığı anlatılmıştır. Hatay Sorunu, 1936 yılında uluslararası bir mesele olarak ortaya çıkmış ve 1939 yılında bölgenin Türkiye'ye kesin bir şekilde katılmasıyla sona ermiştir. Bundan dolayı bu çalışmada zaman aralığı olarak 1936-1939 arası alınmıştır. Eski ve yeni başkentlerimiz olan İstanbul ve Ankara gazeteleriyle kıyaslanabilecek derecede İzmir gazeteleri Hatay Sorunu'nu sahiplenmiştir. Gazetelerde konuyla ilgili yapılan haberlerde yansıtılan bakış açılarını, makalelerde gelişmelerin ele alınış biçimlerini, gazetelerin kamuoyunun dikkatini bölgeye çekme konusundaki gücü, sorunun hem ulusal hem de Avrupa basınını kapsayacak boyutta takip edilip edilmediğinin saptanması başlıca hedefler olmuştur. Yöntem olarak 1936-1939 yılları arasında İzmir'de çıkan Anadolu, Yeni Asır ve Halkın Sesi gazeteleri taranmış, bunların bir bölümü dijital ortama aktarıldığından bazı makalelerin incelenmesinde güçlük yaşanmıştır. Bazı haberler sayfalar yıpranmış olduğu için okunamamıştır. Giriş bölümünde; Birinci Dünya Savaşı'nda kaybedilen ve 1921 yılında imzalanan Ankara Antlaşması'yla bu onaylanan kayıp Sancak bölgesinin, 1936 yılında atılan diplomatik adımlar sonucunda uluslararası bir mesele haline getirilmesine kadar geçen sürede yaşanan olaylara değinilmiştir. Birinci bölümde; Fransa'nın 1936 yılında Suriye ile imzaladığı antlaşmanın ardından Sancak'ın Suriye'ye verilmesine karşı çıkan ve Avrupa'da artan gerginliklerden yararlanmak isteyen Türkiye'nin konuyu Milletler Cemiyeti'ne götürüp oradan Hatay'la ilgili "ayrı bir varlık" şeklinde ifade edilen müstakil bir idare kararı çıkarması ele alınmıştır. İkinci bölümde; müstakil bir devlet yaratılması için yapılan çalışmalar ve Fransa'nın çeşitli yollarla bunu sabote etme girişimleri incelenmişti. Üçüncü bölümde ise; Fransa'nın gittikçe artan Alman tehdidi karşısında Türkiye ile ilişkilerini düzeltme kararı alması ve bu kapsamda hem Hatay Devleti'nin kurulması hem de ikili antlaşmalar eşliğinde Hatay'ın anavatana katılma süreci İzmir basınının penceresinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Hatay, Sancak, Fransa, Ankara, Manda, Suriye, Türkiye.

BasınBasın tarihiCumhuriyet tarihi+6
Adem Budak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1913-1914 yıllarında ahenk ve Köylü gazetelerinde İzmir merkezin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısı

Şehir tarihi araştırmalarının kaynakları dönemsel farklılıklar gösterir. Osmanlı şehir tarihi çalışmalarında kullanılan tahrir defteri, temettuat defteri ve şeriye sicili gibi kaynakların yanında XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra gazeteler de kullanılmaya başlanmıştır. XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti'nin modernleşme ve merkezileşme hareketinin bir parçası olarak resmi gazete ilk defa 1831 yılında yayınlanmıştır. Bu gazetenin yayınlanmasından sonra 1840 yılında Ceride-i Havadis ve 1860 yılında da Tercüman-ı Ahval yayınlanmıştır. Bu gazetelerden sonra gerek başkent İstanbul'da gerekse vilayet merkezlerinde gazeteler yayınlanmaya başlanmıştır. Gazetelerin yayınlandığı bu şehirler arasında imparatorluğun en büyük ihracat limanlarından olan İzmir de yer almaktadır. İzmir'de yayınlanan gazetelerde imparatorluğun genel durumu yanında diğer şehirlere dair de pek çok haber yayınlanmıştır. Osmanlı Arşiv belgelerinde bulunamayan pek çok konuya dair bilgilere gazeteler vasıtasıyla ulaşılabilmektedir. Gazeteler merkezi idarenin yayınladığı kanunların ve yapılan düzenlemelerin halka duyurulmasında önemli rol üstlenmiştir. Bunun yanında gazeteler yoluyla halkın dilek ve şikâyetleri yetkililere iletilmiş ve bunlara çözüm bulunabilmiştir. İzmir'de yayınlanan gazetelerden Ahenk ve Köylü gazeteleri de yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda hizmet yapmıştır. İçerdiği değerli bilgiler sebebiyle bu iki gazete çalışmamızda kaynak olarak kullanılmış ve gazetelerin verdiği bilgiler diğer kaynaklardaki bilgilerle karşılaştırılarak teyit edilmiştir. Çalışma dönemi olarak Balkan savaşları sonrası ve I. Dünya savaşı başlangıç yılları olarak seçilmiştir. Bu anlamda İzmir'de yayınlanan Ahenk ve Köylü gazetelerinin1913-1914 yıllarına ait sayıları incelenerek İzmir merkezin sosyal, ekonomik ve kültürel durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan ilgili yıllara ait gazete nüshaları İzmir Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi'ndeki gazete koleksiyonundan temin edilmiştir. Bu gazetelerde Aydın vilayetinin İzmir dışındaki sancak ve kazaları ile ilgili haberler de bulunmaktadır. Bu gazeteler yoluyla vilayet halkı Osmanlı Devleti'nin bu dönemdeki siyasi durumu ve diğer devletlerle olan ilişkileri hakkında bilgilendirilmeye çalışılmıştır. Her iki gazetenin 1913 ve 1914 yıllarına ait İzmir'le ilgili yazıları okunmuş ve fişlenmiştir. Her iki gazeteden elde edilen bilgiler konularına göre tasnif edilerek çalışmanın ana ve alt başlıkları oluşturulmuştur. Çalışmada gazeteler yanında İzmir'e dair yapılan çalışmalardan da istifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İzmir, Gazete, Aydın, Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Yapı

GazetelerTarihİzmir
Simge Sarçın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya sektöründe inovasyonun ihracat performansına etkisi: İzmir ili üzerine ampirik bir çalışma

Bugünün dünyasında mütemadiyen bir değişim ve dönüşüm söz konusudur. Yaşanan bu değişim ve dönüşümlerle beraber her geçen gün artan rekabet karşısında işletmeler varlıklarını korumak ve farklılaşmak adına değişime ve yeniliğe ihtiyaç duymaya başlamıştır. Bu da bilim ve teknolojinin ortak öğesi olan inovasyonun önemini artırmaktadır. İnovasyon, geleceğin planlı halde oluşmasını sağlayan temel taştır. Ülkelerin ve toplumların gelişimi ve refah seviyelerindeki artış, yeniliğe açık olmakla mümkündür. Bugün bilim ve teknolojide olduğu gibi üretimde de geleneksel mantıktan çıkılmış, yeni bir dönüşüm sürecine girilmiştir. Bu kapsamda çalışmamızda özellikle üretimde kilit konumda olan sanayinin önemli kısmını oluşturan mobilya sektöründe inovasyonun ihracat performansına etkisi üzerine odaklanılmıştır. Çalışma, İzmir ili sınırları içerisinde mobilya sektöründe ihracat yapan firmalara uygulanmıştır. Firmaların yenilik yeteneklerinin ihracat performansı üzerindeki etkilerini araştırma amacı ile yapılmıştır. Araştırma, İzmir'de mobilya sektöründe faaliyet gösteren firmalarda yapılan 120 ankete sağlıklı cevap veren 80 kişi üzerinde uygulanmıştır.Anket sonucunda verilerin faktör analizine uygun olup olmadığına bakılmış olup, devamında varyans analizi ve korelasyon analizi yapılmıştır.Açıklayıcı faktör analizi sonucunda süreç yeniliği yetenekleri, ürün yeniliği yetenekleri, davranışsal yenilik yetenekleri, stratejik yenilik yetenekleri ve ihracat performansı faktörleri elde edilmiştir.Yenilik yeteneği faktörlerinden, ürün yeniliği yetenekleri ve süreç yeniliği yeteneklerinin, mobilya sektöründe faaliyet gösteren firmaların ihracat performansını artırdığı görülmüştür.

MobilyaMobilya endüstrisiMobilya sektörü+5
İnci Karadayı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects