Religious education
441 theses under this subject heading
Diyanet TV çizgi filmlerinin din eğitimi açısından incelenmesi
Bu çalışmanın konusu, Diyanet TV çizgi filmlerindeki sözel ifadelerin din eğitimi açısından incelenmesidir. Çalışmada, Diyanet TV çizgi filmlerinin dinî unsur içerip içermediğini ve çizgi filmlerde hangi dinî tasavvurların gelişimine öncelik verildiğini incelemek amaçlanmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Veri analizinde ise, içerik analizine başvurulmuştur. Youtube Diyanet Çocuk Kanalında sırasıyla en çok izlenen 5 çizgi film olan "Harfler Köyü", "Hümeyra", "Yusuf'un Dünyası", "Şeker Hoca" ve "Dedemin Öyküleri" çizgi filmleri araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; tüm çizgi filmlerde toplamda en çok unsur "Diğer" kategorisinde tespit edilmiştir. Çizgi filmlerde Melek ve Kader kategorilerine ilişkin unsura rastlanılmamıştır. Toplamda en çok unsur bulunduran çizgi film, Yusuf'un Dünyası'dır. Çizgi filmlerde, çocukların dinî gelişimini destekleyecek pek çok kelime basit ve anlaşılır bir biçimde açıklanmıştır. Ayrıca abdest, namaz ve oruç ibadeti ile ilgili birçok içerik bulunmaktadır. Buna karşın, çizgi filmlerde Kelime-i Şehâdet, Zekât ve Hac için herhangi bir unsura yer verilmemesi eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yine Kitap kategorisine ilişkin unsurların yetersiz olduğunu ve çocuklara Kutsal Kitabın ilahiliğini ve önemini anlatacak bir mahiyete sahip olmadığını söylemek mümkündür. Bir diğer eksiklik ise; vatan ve millet temasının neredeyse hiç işlenmemiş olmasıdır. Çizgi filmlerde Allah lafzının sıkça kullanılması, bilgi yüklü anlatımlar yerine peygamberlerin hayatlarından öyküler anlatılması, bayram ve özel günlerin sevinç ve mutluluk temalarıyla işlenmesi ve cami sevgisinin konu edilmesi çocukların dinî gelişimi açısından faydalı bulunmuştur. Yusuf'un Dünyası'nda günah ve ölüm/öldürmek; Şeker Hoca çizgi filminde günah ve haram kelimelerinin kullanılması, çocukların din eğitimi açısından kötü olabileceği sonucuna varılmıştır.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi (4–8. sınıflar) öğretim programında hikâye etkinlikleri
Eğitim programının güncellenmesi aşamasında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi programı da geliştirilmiştir. Bu programla öğrenme-öğretme sürecinde öğrencilerin kazanmaları amaçlanan bilgi, beceri, tutum, değer ve davranışlarda, öğrenciyi merkeze alan öğrenme yaklaşımının etkin olması hedeflenmiştir. Etkinlikler öğrencilere bilgilerin düzenli bir şekilde verilmesinde, öğrendiklerinin tekrarlanmasında, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerinin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır. Ancak genelde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi kitaplarındaki etkinliklerin ve özelde de hikâye etkinliklerinin yeterli olmadığını düşünmekteyiz. Bu nedenle kazanımların gerçekleşmesine katkı sağlayacak olan etkinliklerden hikâye etkinliğini araştırma konusu olarak belirledik. Dünden bugüne, İslami ilkeleri yaşatmak, dini ilkeleri akılda tutmak ve hayata uyumunu kolaylaştırmak amacıyla din eğitiminde hikâye anlatma tekniklerinden yararlanılmaktadır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de hikâye anlatımına sıkça yer verilmiştir. Çünkü hikâye anlatımı insanın öğüt almasını, hayal kurmasını ve düşünmesini sağlayan önemli bir öğretim metodudur. Bu düşünceden hareketle ilkokul 4. sınıf Din ve Temizlik ünitesinin içerik ve kazanımlarını incelemeye aldık. Öğretim programındaki ünite için belirlenen kazanımların hikâyelerle ne ölçüde gerçekleşebileceğini tespit etmeye çalıştık. 4. sınıf Din ve Temizlik ünitesinin bütün kazanımlarının gerçekleşmesi için uygun örnek hikâyeler ile 5. sınıftan 8. sınıfa kadar ibadet alanı ünitelerinin kazanımlarına uygun birer örnek hikâye bularak bir plan çerçevesinde ders esnasında uygulanmasını örneklendirmeye gayret gösterdik. Çalışmanın sonuçlarının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenlerine rehberlik yaparak katkı sağlayabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Din Eğitimi, DKAB Dersi, Öğretim Programı, Hikâye, Kazanım.
Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde işbirlikli öğrenme-öğretme yaklaşımının uygulanması (Isparta örneği)
ÖZET Bu araştırmanın temel amacı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) öğretmenlerinin ve ortaokul öğrencilerinin işbirlikli öğrenme yöntemine dair deneyimlerini derinlemesine analiz etmektir. Araştırma, bu yöntemin DKAB derslerindeki uygulanma potansiyelini, sağladığı katkıları ve uygulama sürecindeki güçlükleri ortaya koymayı hedeflemektedir. İşbirlikli öğrenme; öğrencilerin aktif katılımını, öğrenmeyi anlamlı ve eğlenceli kılmayı, sosyal becerilerin gelişimini ve farklı öğrenme stillerine uyumunu desteklemektedir. Araştırma bulgularıyla da desteklenen yöntemin bu yapısı özellikle DKAB derslerinin yapılandırmacılığa uygun muhtevası, yöntemin tercih edilme nedenleri arasında yer almaktadır. Ancak yöntemin uygulanmasını zorlaştıran etkenler de vardır. Sınav sistemi, müfredat yoğunluğu, ders saati yetersizliği ve kalabalık sınıflar gibi sistemsel ve dış etmenlerle öğrenci isteksizliği ve öğretmenin bilgi, tecrübe eksikliği bu etmenler arasındadır. Araştırmanın yönteminde nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, Isparta'da görev yapan 25 DKAB öğretmeni ve Isparta'daki bir ortaokulda öğrenim gören 42 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, öğretmen ve öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, MAXQDA analiz programı kullanılarak tematik analizden geçirilmiştir. Bulgular, dört ana tema 'öğretmen deneyimleri' ve altı ana tema 'öğrenci deneyimleri' çerçevesinde yapılandırılmıştır. Öğretmen deneyimleri işbirlikli öğrenme yönteminin tanımı, yöntemi uygulama ve uygulamama sebepleri, yöntemin olumlu-olumsuz yönleri ile öğretmen önerilerinden oluşmuştur. Öğrenci deneyimleri ise; yöntemin tanımı, öğrencilere katkısı, yöntemin olumlu-olumsuz yönleri, yönteme dair öğrenci hisleri ve öğrenci önerilerinden müteşekkildir. Öğretmen ve öğrenci deneyimlerinin çok boyutlu olarak betimlendiği araştırmada, işbirlikli öğrenme yönteminin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli perspektifinde DKAB derslerinde etkin bir şekilde uygulanabilmesi için, öğretmenlere yönelik yeterli eğitim verilmesi ve müfredat ile sınav sisteminin yöntemin felsefesiyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Din eğitiminde hac öğretimi
ÖZET Bu çalışmanın amacı; imam hatip lisesi fıkıh ve temel dini bilgiler dersleri ile ilköğretim ve ortaöğretimdeki din kültürü ve ahlâk bilgisi derslerinde, anlatımında zorluk çekilen konular arasında yer alan hac konusunun etkili, verimli ve kalıcı bir biçimde öğretilmesine katkı sağlamaktır. Bu çalışmada hac konusunun öğretiminde kullanılacak farklı ilke, yöntem, araç, gereç ve materyaller ele alınmıştır. Bu ilke, yöntem, araç, gereç ve materyallerin haccın öğretimine uyarlanarak kullanılması ve öğretimi sırasındaki zorlukları ortadan kaldırması amaçlanmıştır. Bu çalışmada teorik bir araştırma yöntemi olan literatür taraması kullanılmıştır. Arama, tarama, derleme ve yorumlama aşamalarından oluşan bu yöntem kapsamında hacla alakalı yazılmış eserlerle eğitim, din eğitimi, din öğretimi, öğretim ilke, yöntem ve materyalleri ile ilgili yazılmış kitaplar, makaleler ve tez çalışmaları gözden geçirilmiş, elde edilen bilgiler özenle düzenlenmiş, bir plan dâhilinde ve bütünlük içerisinde yazılmıştır. Bu çalışmada eğitim, din eğitimi, öğretim, din öğretimi ve ibadet gibi terimlerin tanımının yapıldığı kavramsal çerçeveye yer verilmiştir. Hac ibadetinin tanımı, amacı, hikmetleri, çeşitleri gibi genel çerçevesi ve haccın fıkhî boyutu kısaca açıklanmıştır. Hac konusunun öğretimi esnasında dikkat edilmesi gereken öğretim ilkeleri, kullanılabilecek yöntemler, öğretimi zenginleştirmek ve kalıcığını arttırmak amacıyla kullanılan günümüze en yakın ve güncel öğretim araç, gereç ve materyallerinin haccın öğretiminde nasıl kullanılacakları hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç olarak; haccın öğretiminde farklı ilke, yöntem, araç, gereç ve materyallerinin kullanılmasının, hac öğretimdeki güçlükleri ortadan kaldırılabileceği, öğretimi zenginleştireceği, zevkli, verimli, kalıcı, etkili hale getirebileceği sonucuna varılmıştır.
İlköğretim öğrencilerinin din kültürü ve ahlak bilgisi dersine yönelik tutumları (Muğla ili örneği)
ÖZET Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim öğrencilerinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine yönelik tutumlarını Muğla ili örneklemi üzerinden incelemektir. Bu amaç kapsamında cinsiyet, sınıf düzeyi, annenin DKAB dersinin gerekliliğine inanma durumu, babanın DKAB dersinin gerekliliğine inanma durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, yaşanılan ilçe ve bu ilçenin sahil ilçe-iç bölge ilçesi olma durumu kapsamında öğrenci tutumları mukayese edilmiştir. Bu doğrultuda, araştırmanın tarama modelinde yürütülmesine karar verilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacının geliştirdiği Kişisel Bilgi Formu ile Özdemir ve Çelik (2017)'in geliştirdiği DKAB Dersi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Bu süreçte elde edilen verilerin analizinde bağımsız gruplar t testi ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda, ilköğretim öğrencilerinin DKAB dersine yönelik tutum düzeylerinde cinsiyet, baba eğitim durumu ve öğrenim görülen ilçenin sahil ilçe-iç bölge ilçesi olma durumuna göre anlamlı sonuçlar elde edilememiştir. Ancak sınıf düzeyine göre 5. sınıf öğrencilerinin puanı 7 ve 8. sınıf öğrencilerinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Ayrıca, annesi DKAB dersinin gerekliliğine inanan öğrencilerinin puanı annesi inanmayan ve kararsız olan öğrencilerinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Ek olarak, babası DKAB dersinin gerekliliğine inanan öğrencilerinin puanı babası inanmayan ve kararsız olan öğrencilerinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Buna ilaveten, toplam puan ile ilgi ve güven boyutlarında annesi ilkokul ve ortaokul mezunu öğrencilerinin puanı annesi okuma yazma bilmeyen öğrencilerinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Son olarak, Kavaklıdere'de öğrenim gören öğrencilerinin puanı Yatağan'da öğrenim gören öğrencilerinden anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
16. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'nun din ve ahlak eğitimiyle ilgili görüşleri
Din ve ahlak eğitimi bağlamında, misyon ve vizyonu itibarıyla önemli bir konuma sahip bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı ve Başkan sıfatıyla bu kurumu yöneten ve yön veren kişiler ve bu kişilerin fikriyatı bu anlamda ayrı bir öneme haizdir. Buradan hareketle, 16. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu araştırma konusu yapılmıştır. Nitekim kendisi derin dini ve hukuk bilgisiyle yetişmiş, Türkiye'nin dini-siyasi yaşamında dönüştürücü bir figür olmuş, eğitimci, akademisyen, hukukçu ve yönetici kimliğiyle, ayrıca din, kitap, sünnet, din ve toplum, İslam ahlakı, dindarlık, İslam hukuku, din ve devlet, laiklik, din eğitimi ve öğretimi, ahlak eğitimi gibi konularında yaptığı çalışmalarıyla önemli ve değerli bir İslam düşünürüdür. Bununla birlikte o, yaygın din eğitimi faaliyetlerinin geniş olarak yürütüldüğü Diyanet İşleri Başkanlığı görevinde yedi küsur yıl bulunmuştur. Bu yönleriyle de din ve ahlak eğitimi alanına katkı sunan çalışmalarıyla maruf, başarılı bir din adamı ve idarecidir. Bardakoğlu, İslam dini temelinde din, dindarlık, din-devlet, ahlak ve eğitim gibi kavramlar üzerinde yaptığı çalışmalarında, İslam'ın güvenli insandan hareketle güvenli toplum ve güvenilir toplumun oluşmasını öncelediğinden bahseder. Din, dindarlık ve ahlak arasında hem uhrevi hem dünyevi şeffaf hesap verilebilirlik boyutuyla kopmaz bir bağ olduğunu söyler. Yine ibadet pratiklerinin, davranış modellerinin ve eğitimin de samimi dindarlık profiline olan önemini vurgular. Dini ibadet pratiklerinin şekli olarak özünde dindara ahlaki davranış biçimine tecrübe ve katkı oluşturacağı ifade eder. Bardakoğlu, din, dindarlık ile ahlak ve din eğitimi gibi hususları beşeri hukuk yönüyle de değerlendirmeye alır. Diğer taraftan Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı döneminde, muhtelif vesilelerle tertip edilen konferans, panel gibi ilim ortamlarında yaptığı yaygın din eğitimi faaliyetlerinin üzerinde durur. Onun döneminde cami içi ve dışı ile Kur'ân kursları hizmetlerine birtakım yeniliklerin geldiği görülür. Camilerde Kur'ân öğretimi kursları, Yaz Kur'ân kurslarında kur sistemine göre öğretim modeli, Aile ve Dini Rehberlik Büroları, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ile yürütülen manevi destek hizmetleri öne çıkan çalışmalardır.
Dini ve ahlaki gelişim açısından Diyanet 4-6 yaş Kur'ân kursları Osmaniye il merkezi örneği
Çocukların gelişiminde ilk altı yıl kritik bir dönemdir. Araştırmalar, 3-6 yaş aralığında çocukların fiziksel, bilişsel, dil, sosyal, duygusal ve ahlâkî gelişimlerinin büyük bölümünü tamamladığını göstermektedir. Bu dönemde aile, çevre ve öğretmenler çocuk için rol model niteliğindedir. Çocuğun enerjisini oyuna yönlendirmesi, öğrenme sürecini destekleyen en etkili yoldur. Ayrıca soyut kavramların somut örneklerle öğretilmesi, öğrenmenin kalıcılığını artırır. Dolayısıyla, okul öncesi eğitim kurumları yalnızca bilişsel ve sosyal becerilerin değil, aynı zamanda dinî ve ahlâkî değerlerin kazandırılması açısından da önemli bir öğrenme ortamı sunmaktadır. 2012 yılında yapılan yasal düzenlemeyle çocukların Kur'ân öğrenmelerinin önündeki engeller kaldırılmış, 2013 itibarıyla Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kur'ân kurslarını hayata geçirmiştir. Bu kursların temel amacı, çocuklara oyun ve etkinlik temelli bir yaklaşımla dinî kavram, değer ve davranışları tanıtmak ve farkındalık oluşturmaktır. Programda değerler eğitimi ağırlıklı olmakla birlikte, çocukların yaş gelişimlerine uygun materyaller ve yöntemler kullanılmaktadır. Araştırmanın yapıldığı Osmaniye ili, farklı bölgelerden aldığı göçlerle kültürel bir mozaik oluşturmakta; İl Müftülüğü tarafından 4-6 yaş Kur'ân kurslarının şehrin çeşitli bölgelerinde erişilebilir kılınması sağlanmaktadır. Bu bağlamda araştırma, söz konusu kursların çocukların dinî ve ahlaki gelişimlerine katkısını, öğretici ve veli görüşleri doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Almanya'da yaşayan okul öncesi Türk çocuklarının karşılaştığı kültürel sorunlar: Köln örneği
Almanya'daki Türk çocukları iki kültür arasında yetişmekte ve buna bağlı olarak iki kültürün izlerini de taşımaktadır. Aile içerisinde kendi kültürel değerlerini; dilini, dinini ve geleneklerini öğrenirken, Alman anaokullarında ise yeni bir kültür, dil ve din ile tanışırlar. Bu çalışma, Almanya'nın Köln–Chorweiler bölgesinde yaşayan Türk çocuklarının okul öncesi (Kita) karşılaştıkları kültür, dil, din ve yaşam tarzı problemlerini betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Köln bölgesinde yaşayan 72 Türk aile ve 14 Türk öğretmen oluşturmaktadır. Karma yöntem olan bu araştırmada, Türk ailelere anket uygulanmış ve çalışmanın amacı doğrultusunda daha kapsamlı bilgiye ulaşmak için 2022/2023 eğitim-öğretim yılında farklı anaokullarında görev yapmakta olan Türk öğretmenlere hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu gerçekleştirilmiştir. Böylelikle bu çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Türk aileler ile yapılan anketlerden elde edilen veriler SPSS programında betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir ve Türk öğretmenler ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucu toplanan veriler tablolar halinde gösterilmiş, araştırmanın sonucunda Almanya/Köln şehrinde yaşayan okul öncesi Türk çocuklarının kültür problemleri birebir incelenmiş, alınan veriler değerlendirilerek sonuçlar bağlamında öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi dönemde elifbâ öğretim yaklaşımlarına dair öğretici görüşleri
İlk vahiyden itibaren Müslümanlar, Kur'ân-ı Kerim'i öğrenmeyi ve öğretmeyi önemsemiş, kendilerine vazife edinmişlerdir. Belli bir döneme kadar şifahi bir şekilde gerçekleştirilen bu vazife, ilerleyen dönemlerde elifbâlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Elifbâlar, yöntem, teknik ve içerik bakımından dönem dönem; şartlara, ihtiyaçlara ve muhatap kitleye göre değişikliğe uğramıştır. Her bir değişimdeki temel amaç, daha kolay, daha etkili ve daha kalıcı bir elifbâ öğretiminin gerçekleştirilebilmesini sağlamaktır. Günümüzde de bu değişim kendini göstermektedir. Bu tez çalışması, elifbâ öğretiminde uygulanan birbirinden farklı yaklaşımlardan hangisinin okul öncesi dönem öğrencileri için daha uygun olduğunu tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümde Kur'ân öğretim tarihinde elifbâların geçirdiği değişim ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde günümüzde okul öncesi dönem elifbâ öğretiminde uygulanan yaklaşımlar tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir. Son bölümde, çalışmanın problemini çözümlemek amacıyla görüşme yapılan Diyanet 4-6 yaş Kur'ân Kursu öğreticilerinden 5, özel anaokullarında Kur'ân öğreticiliği yapan 6 öğretici ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonucu elde edilen bulgular kaydedilmiştir. Yapılan görüşmeler ve literatür taraması sonucunda, okul öncesi kurumlarında elifbâ öğretiminde klasik usûl, hece yöntemi, savtî usûl ve ses temelli yöntemin uygulandığı tespit edilmiştir. Her bir yaklaşımın avantajları olduğu gibi dezavantajları olduğu görülmüştür. Ancak yaklaşımlar, harflerin öğretim süreci, sıralama ve gruplanma şekli, doğru mahreç öğretimi ve pedagojik uygunluk açısından karşılaştırıldığında ses temelli yaklaşımın okul öncesi dönem öğrencileri için daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Değerler eğitiminde çocuklar için felsefe (P4C) yaklaşımının kullanım imkânı ve sınırlılıkları
Bu çalışma, değerler eğitiminde Çocuklar İçin Felsefe (P4C) yaklaşımının kullanım imkânlarını ve karşılaşılan problemleri incelemektedir. P4C, Matthew Lipman tarafından geliştirilen ve çocuklarda eleştirel, yaratıcı ve etik düşünme becerilerini teşvik eden bir eğitim yaklaşımıdır. Araştırma, P4C'nin değerler eğitiminde nasıl kullanılabileceğini analiz etmekte ve bu yaklaşımın değerler eğitiminde kullanımının imkânını, sınırlılıklarını ve karşılaşılan zorlukları ele almaktadır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular, P4C'nin değerler eğitimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu, ancak bu yaklaşımın uygulanmasında belirli sınırlılıkların ve zorlukların bulunduğunu göstermektedir. Özellikle öğretmen eğitimi, kültürel farklılıklar, uygulama materyallerinin uygunluğu ve eğitim politikalarının yetersizliği gibi konular, P4C'nin etkin bir şekilde uygulanmasını engelleyen başlıca problemler olarak ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, P4C'nin değerler eğitimine katkı sağlama potansiyeli vurgulanmakla birlikte, değerler eğitiminde kullanımıyla ilgili daha fazla eleştirel çalışmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiş, bu yaklaşımın değerler eğitiminde kullanımında karşılaşılan zorluklara öneriler sunulmuştur.
Erken çocuklukta soyut kavram öğretimi
Bu araştırma, erken çocukluk döneminde soyut kavramların nasıl öğretildiğini incelemeyi; bu süreci etkileyen faktörleri, kullanılan pedagojik yaklaşımları ve bu yaklaşımların çocuğun kavramsal gelişimine katkılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Erken çocukluk dönemi, bireyin bilişsel, dilsel ve sosyal gelişimi açısından kritik bir evredir. Bu dönemde kazandırılan kavramlar, çocukların dünyayı anlamlandırmalarına ve ileri düzey öğrenmelere temel oluşturmalarına olanak tanır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak yürütülmüştür. Bu kapsamda, konuyla ilgili akademik literatür, tezler, makaleler ve öğretim programı dokümanları sistematik biçimde incelenmiş; uygulayıcılarla yapılan görüşmelerle veriler derinleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, soyut kavram öğretiminde aktif katılım, somut yaşantılar ve oyun temelli uygulamaların öne çıktığı; materyal seçimi, öğretmen niteliği ve çocuğun gelişimsel özelliklerinin süreci doğrudan etkilediği belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırma, erken çocukluk döneminde soyut kavramların öğretimine ilişkin süreci derinlemesine incelemeyi amaçlamakta; nitel araştırma desenine dayalı olarak yürütülen görüşmeler aracılığıyla, uygulayıcılara yol gösterici olabilecek veriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kavram Öğretimi, Soyut Kavramlar, Erken Çocukluk Dönemi, Pedagojik Yaklaşımlar, Öğretim Stratejileri, Kavramsal Gelişim, Din Eğitimi
Islamic primary education in the netherlands: Negotiating religious and national values in an era of societal tensions
The large-scale movement of people across national borders in an increasingly globalized and transnational world represents one of the most significant challenges of our modern societies. Over the past decades, European countries, such as the Netherlands, have experienced a great influx of Muslim migrants. This has severely impacted both migrant communities and host societies. Muslim migrants have had to deal with the socio-psychological effects of migration, such as exclusion, marginalization and alienation, while host societies have witnessed a rise of xenophobia, Islamophobia and new rightist populism. In this era of societal tension, Muslim migrants have sometimes struggled to preserve their Islamic religious heritage in societies that are culturally dominated by secular-liberalism. This has initiated an inter-generational process in which Muslim migrants attempt to negotiate religious and national values that, at least at surface level, seem to be diametrically opposed. One of the primary domains were this process of negotiation takes place is education. The Netherlands has a long history of institutionalized Islamic education through laws that support the right to religious freedom. These Islamic schools however operate in a largely secular liberal environment and are legally bound to national secular curricula. In the current social context, the schools are heavily monitored and more often than not accused of being sites for radicalization and anti-integration tendencies. Scholarly research on Islamic education in the Netherlands, which is fairly meager, maintains several far-reaching claims such as lack of engagement and agency on behalf of Muslim parents and a prevalent rejection of Dutch cultural values and norms. It also tends to merely focus on quantitative studies of the educational achievements of first-generation Muslim migrants, which makes the current state-of-the art both limited and outdated. This thesis aims to go beyond mere statistics on educational achievements and focuses instead on the lived experiences of Muslims and the complex process of value negotiation. Based on qualitative-empirical research amongst the newly emerging second-generation of Muslim migrants the author offers new insights into the case of Islamic education in the Netherlands. Contrary to earlier scholarly and popular representations, the Dutch second-generation migrant community emerges as vibrant, well-educated, informed, highly demanding and accommodating of Dutch national values. The Dutch Islamic school, rather than a site of radicalization and anti-integration tendencies, functions as an open and safe space where Muslim students, parents, teachers and school leadership negotiate questions of identity, religious values, and integration into the host society.
Ergenlik dönemi dini obsesif kompulsif bozukluk (OKB): Din eğitimi alan öğrenciler üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Obsesyonlar bireylerin günlük yaşayışlarını etkileyen bastırılamayan, tekrarlayıcı düşünceler, dürtülerdir. Kompulsiyonlar ise bu düşüncelere bağlı olarak kaçınmayla ortaya çıkan, yineleyici eylemlerden oluşan ruhsal problemlerdir. OKB'nin bir türü olan dini OKB ise bu bozukluğun dini içerikli unsurlar içerdiği halidir. Bireyin günlük yaşamını olumsuz yönde etkilediği gibi dini yaşantısını da sekteye uğratabilmektedir. İstanbul'da Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve Hafızlık eğitimi veren kurumlarda dini eğitim alan 13-15 yaş arası ilk ergenlik dönemindeki gençlerde dini OKB eğilimi ve din eğitimi açısından karşılaştırılması araştırmanın temel konusudur. OKB ve dini OKB hakkında bilgi vermek, ergenlik dönemi gelişim evrelerini incelemek, Türkiye'de dini OKB konusunu ele alan ampirik çalışmaları tespit etmek, OKB ve dini OKB düzeyi açısından Erken ergenlik döneminde din eğitimi alan öğrencilerin aldıkları dini eğitime, hafızlık yapma durumuna, bazı demografik değişkenlere, anne-baba yetiştirme tarzına ve din eğitimi/ hafızlık eğitimi alınan din eğitimcisinin eğitim tarzına göre karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Dini OKB temelinde literatürdeki çalışmaların yetersiz olması, hafızlık öğrencileri üzerinde dini OKB ekseninde müstakil bir çalışmanın bulunmaması, erken ergenlik döneminde ortaya çıkma eğiliminde olan OKB'nin bu dönemdeki katılımcıların örneklem olarak seçilmesi bu araştırmayı önemli kılmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi anketi, OK Ölçeği, Penn Dinsel Obsesyonlar Ölçeği, Dini Kompulsiyonlar Ölçeği uygulanmıştır. Veriler Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve hafızlık eğitimi veren kurumlarda öğrenim gören 13-15 yaş arasındaki ergenlerin rastgele seçilmesi ile elden toplanmıştır. Dini eğitim alınan kuruma göre OKB ve dini OKB düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmiştir. Hafızlık yapma durumuna göre hafızlık yapanlarda OKB ve dini OKB düzeyi diğerlerine göre daha düşük olarak tespit edilmiştir. Demografik değişkenler, anne-baba yetiştirme tarzı, din eğitimcisinin yetiştirme tarzı açısından OKB ve dini OKB düzeyleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.
Eğitsel oyun yönteminin din kültürü ve ahlak bilgisi dersindeki dini ifadelerin öğrenilmesi üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ilişkin eğitsel oyun yönteminin öğrencilerin akademik başarı düzeylerine etkisini incelemektir. Çalışma, nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda, eğitsel oyunların öğrencilerin başarısına etkisini tespit etmek amacıyla başarı testi (ön-test-son-test) uygulanmıştır. Nitel boyutunda ise, öğrencilerin eğitsel oyun yöntemine ilişkin deneyimlerini aktarabilmeleri için görüşme formu verilerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ili Gebze ilçesinde bulunan bir ilkokulun 4. sınıfında öğrenim gören toplam 54 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubunda bulunan 27 öğrenciye eğitsel oyun yöntemi; kontrol grubunda bulunan 27 öğrenciye ise geleneksel öğretmen merkezli yöntem uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak başarı testi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 24 istatistik paket programında değerlendirilmiş; bağımlı ve bağımsız örneklem t testinden yararlanılmıştır. Nitel veriler için ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Uygulama sonunda elde edilen bulgulara göre, 4. sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi için uygulanan iki yönteminde benzer etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarında deney grubundaki öğrencilerin derse daha aktif katıldıkları, sosyal etkileşim sağlayan bir ortam oluşturdukları, derse daha istekli katıldıkları ve öğrenme sürecinden keyif aldıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Elde edilen bu sonuçlara göre eğitsel oyun yöntemi, öğrencileri derste aktif kıldığı için ve öğrenme ortamını keyifli hale getirdiği için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde destekleyici bir yöntem olarak tercih edilmelidir. Bu bağlamda, eğitsel oyunlar öğretim sürecinde yalnızca bir yöntem olarak kısıtlanmadan, dersin genel planına dengeli bir şekilde dâhil edilerek uygulanabilir ve benzer uygulamalar farklı kademelerde yapılan çalışmalarla desteklenebilir.
İlahiyat fakültelerindeki demokratik iklimin öğrenci görüşleri çerçevesinde incelenmesi
Bu çalışmada ilahiyat fakültelerindeki demokratik iklimin değerlendirilmesi amacıyla, Türkiye'de bulunan ilahiyat fakültelerinde eğitim gören ve mezun olan öğrencilerin söz konusu iklime ilişkin algıları incelenmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, ilahiyat fakültelerinde demokratik iklimin varlığının öğrenciler tarafından farklı şekillerde algılandığını göstermektedir. Katılımcıların büyük çoğunluğu fikirlerini özgürce ifade etmekte çekindiklerini, bazı zamanlarda sınıf arkadaşları ve öğretim elemanları tarafından tepkilere maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca araştırma verileri, karar alma süreçlerinde öğrenci katılımının düşük düzeyde olduğunu göstermektedir. Katılımcıların önemli bir bölümü bazı öğretim elemanlarının otoriter tavırlar sergilediğine, cinsiyete dayalı pozitif ayrımcılık yaptıklarına ve iletişim kurma noktasında kendilerini yeterince özgür hissetmediklerine değinmişlerdir. Buna karşılık demokratik tutum sergileyen öğretim elemanları ile kurulan iletişimin, öğrencilerin eleştirel düşünce gelişimi açısından olumlu yönde etkiye sahip olduğu da bulgular arasındadır. Bulgular dikkate alındığında çalışma, ilahiyat fakültelerindeki demokratik iklimin geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Fikir özgürlüğünün, eleştirel düşünce gelişiminin, fırsat eşitliği ve adaletin teşvik edildiği bir eğitim ortamının oluşturulması demokratik eğitimin hedefleri doğrultusunda son derece önemlidir.
Mevlevi ayinlerinin eğitim boyutu
Mevlânâ'nın ortaya koyduğu görüşleri üzerine, ölümünden sonra oğlu tarafından kurulan, daha sonra torunları tarafından geliştirilen Mevlevîlik, ılımlı yaklaşımları ve devlet adamlarıyla kurdukları sıkı ilişkiler neticesinde günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Adeta bir eğitim yuvası olan Mevlevîlik tekkeleri, birer enstitü ve konservatuvar niteliğindedir. Tarikatın kullandığı en önemli unsurlarından biri olan zikir ve beraberinde icra edilen musikinin verdiği o eşsiz hazla vecde gelip ekstaza ulaşmak anlamına gelen sema ayinleri, Mevlevîler için farklı bir konuma sahiptir. Dervişlerin Dergâhta türlü eğitim aşamalarından geçerek, tekbirleme töreniyle ulaştıkları dede ünvanının ardından "sema çıkarmaya" hak kazanırlar. Semanın her bir kademesi, ayrı ayrı eğitimleri ve kendine has manaları içermektedir. Biz de bu çalışmamızda, Mevlevî ayinlerinin eğitim boyutunu incelemeye çalışarak Dervişlerin Sema Törenlerine çıkana kadar maddi ve manevi manada geçirdikleri eğitim aşamalarını ve bu eğitimler neticesinde ulaştıkları makamları ele almaya çalışacağız.
Hâlidî medrese geleneği ve Norşin Medresesi
Norşin Medresesi, yüzkırk yılı aşkın bir süreden beri bulunduğu bölgeyi birçok yönden etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Çalışmamızın amacı, Nakşî-Halidî Medrese geleneğine bağlı birçok din âlimi yetiştiren ve günümüzde de bu fonksiyonu yerine getirmeyi sürdüren bu medresenin daha yakından tanınmasına katkı sunmaktır. Çalışmamızda öncelikle Norşin Medresesi'nin kaynaklık eden Hâlidîlik ele alınmıştır. Daha sonra Medresenin tarihi, milli mücadeleye katkıları, müderrisleri, eğitim-öğretim faaliyetleri, bölgeye katkısı, bölgedeki diğer medreselere etkisi, buradan yetişen âlimler gibi konular ele alınmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Ayrıca medreseyi değişik yönleri ile ele alan tez ve makalelerden yararlanılmıştır. 1875 yılında kurulan ve günümüzde de faaliyetini sürdüren Norşin Medresesi, ilköğretimi bitirmiş birçok talebe ile eğitim faaliyetlerini geleneğe bağlı olarak modern binalarda sürdürmektedir. Çalışmamız neticesinde, Norşin Medresesi'nin yasal zeminden yoksun olması, mezunlarının resmi olarak herhangi bir göreve alınmaması, İmam Hatip Okullarının yaygınlaşması ile medreseye olan talebin azalması gibi sorunlara rağmen, burada eğitim faaliyetlerine devam edildiği tespit edilmiştir.
Usüsü't-terbiyyeti'l-hadariyye fi'l-Kur'âni'l-Kerîm
The subject of civilizational education has a great role in the Glorious Koran, because it is concerned with the aspect that prepares the individual and develops his abilities to build civilization according to the principles of the Glorious Koran. Civilizational education is concerned with culture and civil society, as the two sides of civilization. The religious thought is considered to be the source of the emergence of human civilization. Civilization consists of three basic elements: human being, life, and the universe. The civilizational education derives its characteristics from the Glorious Koran. Thus, it is divine, inclusive, comprehensive, moderate, balanced, realistic and gradual education. Furthermore, civilizational education has several foundations such as: intellectual foundations: focusing on the perspective of the Glorious Koran to the universe, the human being, and life. Scientific foundations: which focus on the tools of obtaining knowledge. The doctrinal foundations: which build the correct vision of the reality of what is extant (present). The worshiping foundations, that build the relationship between man and his Creator. The legislative foundations, which include provisions that are derived from the Glorious Koran. The moral foundations, which include human behaviors at the individual and collective levels, and finally, the psychological foundations, that maintain the balance of civilization. These foundations guarantee the creation of civilization anywhere, whenever such principles and foundations apply. Accordingly, the civilizational education in the Glorious Koran has several goals, such as: moral goals that deal with ideas, and the sensory goals which are concerned with the body. In order to obtain both the moral and the sensory goals scientific methods should be followed - which depend on thought and on the humanitarian methods which are accordingly concerned with the individuals. In addition, there are technical methods that run the two previous methods. Thus, civilizational education has several aspects through which education can be applied, for instance, the physical arenas that deal with the sensory aspects of civilization, the moral arenas that focus on ideas and ethics, and the organizational arenas which balance the sensory and moral aspects. Hence, the educational methods that are applied, such as the scientific style, the humanistic style, and the technical style. Then, the civilizational education is subject to certain controls to be able to survive and to solve the civilizational problems. Such controls comprise systematic controls, behavioral controls and regulatory controls.
The role of The Qur'an courses in understanding The Qur'an and shaping student behaviors (Van case)
Religious education institutions have an important place in the understanding of the messages of the Quran. Quran courses are one of these institutions. In this context, it is important to examine the role of Quran courses in understanding the Qur'an and shaping student behaviours. In the research, the sample group includes 390 students who attend the Quran courses of Edremit, Tusba, İpekyolu, Ercis, Gurpinar and Çaldıran districts, their 25 instructors and 30 parents which are representative of socio-economic and socio-cultural differences. By applying a questionnaire to the students and interviewing the parents and instructors, data has been collected. By analysing these findings, it is understood that the Qur'an courses have an effect on the individual's understanding of the Qur'an, his behaviour in social life, his perception of value, his regular worship and having basic religious knowledge. As a result of the findings, it is found out that according to the opinions of the students, their parents and the instructors, the Qur'an courses have a positive effect on shaping student behaviours but there are shortcomings such as "reading and focusing more on memorizing" due to the course programs. Accordingly, the participants share their opinions and make some suggestions. They state that the courses should aim at shaping students' behaviours, understanding the Quran, teaching the Quranic stories and the lives of the prophets. In accordance with the results and the suggestions, in the education and teaching activities of the Quran courses, it is necessary to use the educational methods, materials and technology used in modern education. It is thought that the study will contribute to the development of the curriculum and educational activities of the Quran courses program. Key Words: Religion education, Religion, Qur'an education, Qur'an course, Understanding the Qur'an.
İmam hatip lisesi ve diğer lise mezunu ilahiyat fakültesi öğrencilerinin dini tutumlarının mukayesesi(Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi-Hakkâri Üniversitesi örneği)
Yapılan araştırmanın konusunu farklı liselerden mezun olmuş ve şu an ilahiyat fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin dini tutumlarının belirlenmesi oluşturmaktadır. Araştırmada ilahiyat fakültesi öğrencilerinin daha önce öğrenim gördükleri liselerde almış oldukları din eğitiminin, dini tutumlarını nasıl etkiledikleri ve dini tutumları arasında anlamlı bir farklılaşmanın olup olmadığı tespit edilmek amaçlanmıştır. Bu amaçla daha önceden hazırlanan ve uzman görüşü ile uygulanabilirlik onayı alınan anket Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Hakkâri Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğrenim gören 300 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin dini tutumlarının yanı sıra; yaş, cinsiyet, yaşanılan yer, ekonomik düzey, mezun olunan lise gibi demografik değişkenler ile dini tutumları arasındaki farklılıklar da incelenmiştir. Ayrıca; öğrencilerin dini tutumları ile yükseköğrenim boyutu, inanç boyutu, davranış boyutu ve sosyal etki boyutu arasındaki ilişki de ele alınmıştır. Yapılan araştırmada öncelikle tezin teorik kısmı ele alınarak açıklanmış, araştırma çerçevesinde daha önce yapılan çalışmalar incelenmiş, konu ile ilgili makale, tez ve kitaplardan faydalanılmıştır. Araştırmada mevcut durumun tespitinin olduğu gibi yapılabilmesi için tarama modelinin veri toplama araçlarından anket tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında değerlendirilmiştir. Verileri analiz etmede betimsel istatistiklerden (frekans, yüzde) yararlanılarak çapraz tablolar oluşturulmuş ve ki-kare analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Necip Fazıl Kısakürek ve eğitim anlayışı
Cumhuriyet dönemi Türk düşüncesinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek, bireysel ve toplumsal birçok konu ve sorunla ilgilenmiş ve bu sorunlara çözüm önerileri sunmuştur. Necip Fazıl'ın özgün ve dikkate değer çalışma alanlarından biri de eğitim alanı ile ilgilidir. Kendisinin eğitime dair görüş ve yazıları incelendiğinde, bu fikirlerinin ve düşüncelerinin genellikle eğitimin manevi ve inanca dair alanlarında kümelendiği, dolayısıyla din eğitimi ile alakalı görüş ve düşüncelere sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda Necip Fazıl'ın eserleri merkeze alınmış, çalışmaya temel oluşturması açısından farklı kaynaklardan da faydalanılmıştır. Bu çalışmayla, Necip Fazıl Kısakürek'in gerek ilmi kişiliğinin gerekse eğitim görüşlerinin din eğitimi anabilim dalına kazandırılması, bu görüşlerin de bazı eğitim problemlerine çözüm getirmesi için dikkate alınması ve onun bir kürsü öğretmeni olarak din eğitimcilerine rol model olarak sunulması amaçlanmıştır. Bu anlamda din eğitimi bilim dalına yeni bir konu ve yeni bir şahsiyet kazandırma gayreti güdülmektedir.
Din eğitiminde din dili
Bilimsel disiplinlerce interdisipliner (disiplinlerarası) ölçekte değerlendirilen, özellikle felsefe ve din felsefesine konu olan din dili, din eğitimi bilim sahasında da çalışılması gereken önemli konulardandır. Din dilinin özellikle eğitim ve din eğitimi bağlamında ele alınmasının temel amacı; bilimin başlangıcı kabul edilen duyusal tecrübe perspektifinde, duyguların ve algıların ne kadar önem arz ettiğinin ifâde edilebilmesidir. Bu itibarla Din Eğitiminde Din Dili başlıklı bu tezle; çocuk, ergen, genç, yetişkin ve yaşlı kitlelerine yönelik din eğitiminde, din dilinin duygular ve algılar üzerindeki etkileri araştırılarak genelde eğitim, özelde ise din eğitimi bilim sahasına (küçük de olsa) katkı sağlamak amaçlanmaktadır.
Dini-psikoterapi ekseninde karakter eğitimi
Psikoloji ilmi, Avrupa ve Amerika'da gelişen bir bilim dalıdır. Temel dayanağını, Avrupalı bilim adamlarının düşünce sistemleri oluşturur. Yakın bir geçmişe sahip olan bu bilim dalı, Amerika, Almanya, İngiltere, Hollanda, diğer Avrupa ülkelerinde ve zamanla Asya ülkelerinde de yer edinmeye başlamıştır. Psikoloji ilminin bir alt disiplini olan, bireyi, içinde olduğu hastalık ve rahatsızlıktan kurtarmak adına belli başlı metotları içeren psikoterapi de Batı temelli bir var oluşa ve Batı eksenli düşünce sistemine sahiptir. Bu çalışmada temelde insanın karşılaştığı anlam belirsizliği sebebiyle yaşadığı eksiklik ve maneviyat eksenli huzursuzluk, psikoterapi ve dini terapi ekseninde ele alarak bireyin karakter eğitimi incelenmiştir. Psikoloji ve eğitim kavramları üzerinde tahliller yapıldıktan sonra, bu ilimlerin alt disiplinleri olan psikoterapi, din eğitimi ve dini terapi kavramları üzerinde durularak, bu kavramlar kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Bilgiler alanda yazılan kitapların detaylı bir şekilde okunup incelenmesiyle elde edilmiş analizlerdir. Çalışmamız neticesinde, ferdin yaşadığı olumsuz olayları ve ruhsal rahatsızlıkları iyileştirme sürecinde ve bireye kimlik kazandırmada modern ilimlerin yanı sıra dini bilgilerin de etkin rol alması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sağlıklı bir kişilik ve karakter oluşturma sürecinde psikolojik, antropolojik verilerle beraber dini bilgilerin ve dini terapi yöntemlerinin sürece dahil edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Dini terapinin de bireyi ele almada, onu değerlendirmede ve iyileştirmede en az psikoterapi kadar etkin olması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Eğitim, Din Eğitimi, Psikoterapi, Dini Rehberlik, Karakter Oluşumu, Sayfa Adedi : 132 Tez Danışmanı : Prof. Dr. Şakir GÖZÜTOK
İbrahim Arvas'ın din eğitimine katkıları
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren eğitim politikalarında din eğitimi giderek sınırlandırılmıştır. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak ülkemizde de İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan demokratik gelişmeler, din ve vicdan hürriyeti ile birlikte din eğitiminin de yaygınlaştırılmasına yönelik çabaları artırmıştır. Uzun yıllar bürokraside önemli görevler üstlenmiş ve yedi dönem milletvekilliği yapmış İbrahim Arvas, din eğitiminin yeniden yaygınlaştırılması ve kurumsallaştırılmasını sağlamaya dönük çabaları ile müstesna bir siyasetçi, münevver ve aksiyon insanı olarak tarihte yerini almıştır. CHP milletvekili olarak Arvas'ın gerek partisinde, gerekse TBMM'de etkili bir mücadele verdiği bilinmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığınca imam, hatip ve vaiz okullarının açılması ve üniversitelerde İlahiyat Fakültesi kurulmasıyla ilgili mecliste ilk teklifi veren ve bu teklifi kanunlaşan Arvas'ın din eğitimi ve öğretimi alanındaki gelişmelerde büyük payı olmuştur. Milletvekilliğinin sona erdiği 1950 sonrasında çeşitli dergi ve gazetelerde yazdığı yazılar, yayımladığı hatıratı ve diğer faaliyetleri ile de din eğitiminin gündemde kalması ve sürekli geliştirilmesine önemli katkılar sağlamıştır. Arvas'ın din eğitiminin gelişmesi ve kurumsallaşmasına katkılarını inceleyerek, bu amaçla yürüttüğü faaliyetleri, mücadeleleri ve sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bu araştırmada, dokümantasyon yöntemi uygulanarak literatür ve birincil kaynak taraması kullanılmıştır. Ayrıca konuyla alakalı arşiv vesikaları, gazeteler, dergiler ve ilgili literatür çalışmalarından yararlanılmıştır. Türk eğitim sisteminin önemli bir parçası olan din eğitiminin Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden itibaren geçirdiği değişimi de ele alan bu çalışma, bu alandaki tarihsel gelişmenin günümüze ve geleceğe dair yansımalarına da ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Din Eğitimi, İbrahim Arvas, İmam Hatip Okulları, Din Öğretimi, Cumhuriyet Dönemi