Kimlik inşası

53 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey eserlerinde kimlik bunalımı ve anlam arayışı

Yirmi birinci yüzyıla ait Türk ve Japon edebiyatından seçilmiş iki eserde görülen toplumsal sorunlara duyarlılık, yaşanan kimlik bunalımı, dayatılan toplumsal kuralların yüksek sesle dile getirilişi ve insanın nasıl bir bunalıma sürüklendiği edebiyatta yansımalarını bulmuştur. Kapitalist toplum yapısı Doğu-Batı fark etmeksizin tüm toplumlarda insanı kaosa ve bu kaosun yarattığı hoşnutsuzluk, belirsizlik ve bu belirsizliğin getirdiği kimliksizleşmeye sürüklemektedir. Bu nedenle, bu çalışmada farklı kültürlerden Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerde eleştirilen postmodern toplum düzeninin söz konusu eserlere nasıl yansıtıldığı ve anlatı sonunda roman karakterlerinin bireysel mücadelelerinde ne ölçüde başarılı oldukları üzerine karşılaştırmalı bir çalışma yapmak hedeflenmiştir. Çalışma, Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerindeki kimlik sorununun incelenmesiyle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın esas amacı, inceleme konusu eserlerde yazarların ortak konuyu nasıl işlediklerinin izlerini sürmektir. Bu bağlamda farklı disiplinlerden de yararlanılması nedeniyle yöntem olarak çoğulcu inceleme yöntemi kullanılmış, söz konusu eserler sosyolojik ve psikanalitik eleştiri kuramları merkeze konularak incelenmeye çalışılmıştır. Felsefi ve sosyolojik bakış açısıyla postmodern toplumda yabancılaşma nedir, nasıl gerçekleşir ve bireylerin bunalıma sürüklenmelerinin nedenleri nelerdir sorularına yanıt aranmıştır. Sonuç bölümünde ise söz konusu eserler arasında çalışma konusu bağlamında saptanmış ortak, benzer ve farklı noktalara vurgu yapılarak eserlerin karşılaştırılmasına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Haruki Murakami, Mine Söğüt, Postmodern, Yabancılaşma, Kimlik Bunalımı

Karşılaştırmalı edebiyatKimlikKimlik inşası+7
Seda İşcan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arabesk rap müziği ve kültürel kimlik inşası: Gaziantep ortaokul gençliği örneği

Bu çalışma, arabesk rap müziğinin farklı kodları bir araya getirdiği yapısıyla dinleyici kitlesi üzerinde nasıl anlamsal bir evren oluşturduğunu, bu popüler müzik türünü dinleyen gençlerin kendilerini ortaya koyma ve kimlik inşa etme süreçlerindeki bağlantıları anlamayı amaçlamıştır. Hip-hop kültürünün temel parçalarından biri olan rap müzik Amerika'da doğmuş ve sonrasında dünyanın farklı bölgelerinde yankı bulmuştur. Türkiye'deki popüler müziklerden biri olan arabesk müzik, özellikle 2000'li yıllardan itibaren rap müzikle kesişmiş ve böylelikle bazı grupların kendilerini ifade etme alanı bulduğu arabesk rap müziği öne çıkmıştır. Özellikle bazı genç grupların kendilerini ortaya koymasında bu müziğin işlev gördüğü anlaşılmıştır. Popüler müziklerin gençler üzerindeki etkinlikleri düşünüldüğünde arabesk-rap müziği de bu grupların kendilerini ifade edebileceği, çevresiyle etkileşime ve iletişime geçebileceği, kimliklerini inşa edebileceği bir alan oluşturmuştur. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada derinlemesine görüşme ve gözlem yöntemleri kullanılmış; arabesk rap dinleyicisi olan görüşmecilerin sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bir konumda oldukları, sanatçılar ve dinleyiciler arasında benzer yaşam deneyimlerinin olduğu, görüşmecilerin çeşitli duygularını ortaya koymada arabesk rapin önemli bir işlevi olduğu görülmüştür. Özellikle sosyal medya üzerinden varlık gösteren bu müziğin gençlerin kimliklerini inşa edebilecekleri, otoritelere karşı mikro direnişler gösterebilecekleri, akranlarıyla etkileşimlere girebilecekleri bir saha yarattığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla her popüler müzik gibi arabesk rap de kendi katılımcılarının dünyasına hitap etmekte; onların karşı çıkışlarını, arkadaşlık ilişkilerini, duygularını deneyimledikleri bir mübadele ortamı sağlamaktadır. Genellikle olumsuz eleştirilere maruz kaldığı görülen bu müziğin ve bileşenlerinin arka planının anlaşılması ve yeni çalışmalar için fikir vermesi bu çalışmayı önemli kılan noktalar arasındadır. Anahtar sözcükler: Popüler Müzik, Arabesk Rap, Kimlik İnşası

Arabesk müzikGaziantepKimlik inşası+4
Engin Keleş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin kültürel kimliklerini inşa etme süreci: Gaziantep örneği

21. yüzyıl, araştırmacılar tarafından göçler çağı olarak nitelendirilmektedir. Dünyanın küresel hale gelmesi birçok sosyal olguyu etkilerken, göç olgusunu da etkilemiştir. Bulunduğumuz bu çağda göçler dünyanın dört bir yanına farklı nedenlerle yapılmış ve yapılmaya devem etmektedir. Bu konunun küresel bir anlam kazanması, araştırmacıların bu konuya ilgisini daha da artırmıştır. Göç konusunda literatüre bakıldığında birçok araştırmanın var olduğunu görülmektedir. Göç ve göçmenlik birbirine bağlı ayrılmaz bir ikilidir. Göçmenler ile ilgili önemli bir husus olan kültür ve kimlik, araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Kültürel kimlik göçmenlerin göç ettiği ülkelere kendileriyle birlikte götürdükleri en önemli manevi değerleridir. Göçmenler bu kültürel kimlikleri hedef alanda nasıl korudukları ve kültürel kimliklerine bağlı kalıp kalmadıklarını öğrenmek için bu araştırma yapılmıştır. Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesinde öğrenim gören Suriyeli göçmen öğrencilerin kültürel kimliklerini ve yeni bir yerleşim yerinde kültürel yapılarını nasıl devam ettiklerini öğrenmek, araştırmanın amacı olmuştur. Araştırma sahasında nicel ve nitel desenler birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonucunda göçmenlerin kültürel kimliklerine bağlı oldukları ve kültürel kimlik güçlerinin yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar sözcükler: Göç, Göçmen, Kimlik, Kültür, Kültürel Kimlik

GaziantepGöçlerGöçmenler+7
Çetin Sak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmenlerin yerleşik kimlik inşası: Gaziantep'te Suriyeli esnaflaşması

İçinde yaşadığımız şehir olan Gaziantep göçün sonuçlarına her açıdan şahit olan bir şehirdir. İç ve dış göçlere tarih boyunca "ev sahipliği" yapan Gaziantep, denildiğinde –özellikle 2011 yılı sonrası süreçlerde- akla Suriyeli göçmenler gelmektedir. Kapitalist dünya sisteminde her bireyin paylaştığı ortak bir noktası vardır: varoluşu devam ettirmek. Bugün ülkemizde beş milyona yakın Suriyeli göçmenden bahsedilirken emek piyasası içinde "Suriyeliler"in hayatını devam ettirebilme ve ihtiyaçlarını karşılayabilme stratejileri; "onlar"ın, daha önce aidiyet duygusu geliştirdikleri Suriye toplum yapısından, başka bir toplumun kültürel, ekonomik ve siyasal hegemonyası altında yeniden kimlik oluşturabilmelerini birçok farklı açıdan etkilemektedir. Sosyal hayatta maruz kaldıkları dışlanmışlığın ve ikinci sınıf olma konumunun ekonomik hayatta da yansımaları görülmektedir. Ekonomik hayatta kazanılmış olan ikinci sınıf olma(ötekilik) duygusu ise bir kabulleniş olarak uyum sağlayabilme ve yerel halkla ilişki kurabilme çabası şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ötekilik, Gaziantep'te esnaf kültürü, Suriyeliler, kimlik/benlik, kapitalizm.

EsnaflarGaziantepGöçler+7
Eda Özçellik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Meşrutiyetten Cumhuriyete vatandaşlık öğretim programlarında kimlik inşası

Kimlik; dünden bugüne insanların bireysel, toplumsal, dini, milli ve siyasal olarak kendisini tanımlayan bir kavramdır. Bu kavram; Modern Çağ öncesinde gelenek ve din etrafında kurgulanırken Modern Çağ ile pozitivizm, sekülerizm, laiklik ve özgür düşünce ekseninde inşa edilmiştir. Fransız Devrimi kimlik kavramını ideolojik kalıba sokarak ulus devletlerin ortaya çıkışını sağlamıştır. Yurttaşlığın ulus devlet temelinde tanımlanması ile okullarda vatandaşlık öğretim programları, müfredatlar, ders kitapları kimlik inşasının aracı durumuna gelmiştir. Modern Çağ'da siyasal iktidarlar ideolojilerinin yeniden üretilmesinin araçlarından biri olan vatandaşlık öğretim programları ile kimlik inşası gerçekleştirmiştir. Bu araştırmanın amacı Meşrutiyet ve Cumhuriyet Dönemleri ilkokul ve ortaokul vatandaşlık öğretim programlarında devlet ideolojisi tarafından inşa edilmek istenen kimliği ortaya çıkarmaktır. Bunun yanı sıra iki farklı dönem ideolojisinin kurguladığı siyasal ve toplumsal düzende kimlik inşasının süreçte yaşadığı değişim ve sürekliliği göstermekte amaç edinilmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 1908 II. Meşrutiyet'in ilanından 1962 tarihli İlkokul Program Taslağı ve Ortaokul Programı'nı kapsayan süreçte yer alan ilkokul ve ortaokul vatandaşlık öğretim programları oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırma verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma verileri kodlanarak temalar oluşturulmuştur. Çalışmanın temel çerçevesi "bireysel kimlik", "dini kimlik", toplumsal kimlik" ve "milli kimlik" temaları olarak belirlenmiştir. İlkokul ve ortaokul vatandaşlık öğretim programları verileri ana temalar altında içerik analizi yöntemi ile düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda, Meşrutiyet ve Cumhuriyet Dönemi ilkokul ve ortaokul vatandaşlık öğretim programlarında milli kimlik inşasının ideolojik temelde gerçekleştirilmek istendiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda bireysel kimlik inşası haklar ve sorumluluklar temelinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Kimlik inşasında toplumsal kimliğin solidarist yanının öne çıkarıldığı; milli kimliğin fedakârlık, milliyetçilik, Türklük, ülküdaşlık temelinde gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. İktidar ideolojisinin kimlik inşası ve vatandaşlık öğretim programlarında etkin olarak yer aldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İdeoloji, Kimlik inşası, Vatandaşlık, Vatandaşlık öğretim programları

Cumhuriyet DönemiKimlikKimlik inşası+7
Hüseyin Ozan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi dersinde kimlik inşa etme durumları ve ders kitaplarında kimlikler

Bireyin kendini bilmesini ve tanımasını sağlayan kimlik kavramı, ben kimim ve kimlerdenim sorusuna verilecek yanıta karşılık gelmektedir. Bireyin kimlik gelişimi içinde yaşadığı toplumun yapısal özellikleri etrafında şekillenir ve toplum tarafından vatandaş olarak nitelendirilmesini sağlar. Vatandaş yetiştirme ise hayat bilgisi dersinin amaçları arasında yer almaktadır. Hayat bilgisi, ilkokul bir, iki ve üçüncü sınıfta okutulan, konusunu yaşamın içerisinden alarak öğrencinin kendini tanımasını, yaşadığı toplumu bilmesini ve çevresini anlamlandırmasını amaçlayan bir derstir. Nihayetinde hayat bilgisi dersinin bireyin kimlik inşasında rol oynadığı anlaşılmaktadır. Bu amaçla çalışmada, hayat bilgisi dersi kapsamında inşa edilen kimlikleri belirlemek, sınıf öğretmenlerinin kimlik profillerini tespit etmek ve hayat bilgisi ders kitaplarında yer alan kimlik türlerini ortaya koymak hedeflenmiştir. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ve doküman inceleme yönteminin kullanıldığı bu araştırma üç boyutta gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama tekniklerinden gözlem, görüşme ve doküman incelemesine gidilmiş, başka bir ifade ile metodolojik üçgenlemeden faydalanılmıştır. Durum çalışması deseninin kullanıldığı birinci ve ikinci boyutta maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle belirlenen sınıf öğretmenleriyle çalışılmıştır. Birinci boyutta veriler ikinci sınıfların öğretim sorumluluğunu üstlenen sınıf öğretmenlerinden gözlem yoluyla elde edilmiştir. İkinci boyutta sınıf öğretmenlerinin kimliklere yönelik düşüncelerinin belirlenmesi hedeflenmiş ve araştırmanın birinci boyutuna katılım gösteren sınıf öğretmenleriyle araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler yürütülmüştür. Araştırmanın üçüncü boyutunda doküman incelemesi yönteminden yararlanılmıştır. Ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenen MEB Yayınları ve SDR Dikey Yayıncılık'a ait ikinci sınıf hayat bilgisi ders kitapları veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Üç boyutta yürütülen araştırmada elde edilen veriler MAXQDA 24 programına aktarılmıştır. Birinci ve ikinci boyuta ait verilerin analizinde içerik analizi tekniğine başvurulurken üçüncü boyuta ait veriler için doküman analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın üç boyutunda elde edilen veriler, kapalı yaklaşım benimsenerek "bireysel kimlik" ve "kolektif kimlik" temaları ile kolektif kimlik teması içerisinde ise "milli kimlik", "dijital kimlik", "çevreci kimlik", "toplumsal kimlik", "küresel kimlik" ve "politik kimlik" kategorileri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda, ikinci sınıfın öğretim sorumluluğunu üstlenen sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi dersinin işlenişinde bireysel kimlik ve kolektif kimlik kapsamındaki; milli kimlik, çevreci kimlik, toplumsal kimlik, politik kimlik, küresel kimlik, dijital kimlik türlerini inşa ettikleri belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi dersinde inşa ettikleri bireysel kimlikler ile bireysel kimlik profilleri arasında benzerlik ve farklılıkların olduğu, milli kimlik inşaları ile milli kimlik profillerinin genel anlamda benzerlik gösterdiği, çevreci kimlik ile çevreci kimlik profilleri arasında benzerlik ve farklılıkların olduğu, bazı öğretmenlerin dijital kimlik ile küresel kimlik profillerinde olumsuz düşünceler olmasına karşın hayat bilgisi derslerinde dijital kimlik ile küresel kimlik inşalarında bu olumsuzluklara yer vermedikleri, öğretmenlerin kimlik profillerinde toplumsal kimlik ve politik kimlik çok az yer alırken hayat bilgisi dersinde bu kimliklerin inşasına dersin içeriği nedeniyle yer verdikleri tespit edilmiştir. Bununla birlikte resmi ve özel yayınevleri tarafından hazırlanan ikinci sınıf hayat bilgisi ders kitaplarının her ikisinde de bireysel kimliğin ve kolektif kimlik kapsamındaki; milli kimliğin, çevreci kimliğin, toplumsal kimliğin, politik kimliğin, küresel kimliğin, dijital kimliklerin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin etkili vatandaş yetiştirme özel amacına sahip olan hayat bilgisi dersinde inşa ettikleri kimlikler incelenmiştir. Etkili vatandaş yetiştirmeyi hedefleyen "sosyal bilgiler" ve "insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi" dersleri de benzer şekilde araştırma konusu edilebilir.

Abant İzzet Baysal ÜniversitesiDers kitaplarıHayat bilgisi dersi+3
Eylem Çoban
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

1968'den günümüze sosyal bilgiler öğretim programlarında kimlik inşası

Kimlik, geçmişten günümüze bireylerin birçok alanda kendisini ifade etmesini sağlayan kavramdır. Bu kavram modern dönem öncesinde gelenek ve din etrafında şekillenirken; modern dönemde liberal ideolojinin ekseninde inşa edilmiştir. Fransız devrimi ile kimlik kavramı belirli kalıplar dâhilin de ulus devletlerin ortaya çıkışını hızlandırmıştır. Kimlik ediminin temelinde iyi bir yurttaş olma ve bu yurttaşlığın görevlerini yerini getirme amacı yatmaktadır. Bu amacı sağlayan en önemli derslerden birisi de Sosyal Bilgilerdir. Sosyal bilgiler dersinin kapsamı kimlik oluşumunu desteklemektedir. Bu durumun en iyi örneğini Sosyal Bilgiler Öğretim Programları oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze kadar oluşturulmak istenilen kimlik profilleri Sosyal Bilgiler Öğretim Programları çerçevesinde siyasal iktidar tarafından bir araç olarak kullanılmaktadır. Araştırmanın amacı 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programları'nda inşa edilmek istenilen kimliği ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra geçen bu süreç içerisindeki ideolojilerden hareketle kimlik inşasında meydana gelen değişim ve sürekliliği ifade etmek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını 1968 (İlkokul 4,5.Sınıf) Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, 1973 (Ortaokul 1,2,3.Sınıf) Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, 1985 (İlkokul) Milli Tarih, Milli Coğrafya ve Milli Vatandaşlık (Ortaokul 8.Sınıf) Öğretim Programları,1998 (İlköğretim 4,5,7.Sınıf) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2005 (İlköğretim 4,5,7.Sınıf) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2010 (İlköğretim 8.Sınıf) Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi Öğretim Programı, 2015 (İlkokul 4.Sınıf ve Ortaokul 5,6,7.Sınıf ) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2015 (İlkokul 4.Sınıf) İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi Öğretim Programı, 2018 (İlkokul 4.Sınıf ve Ortaokul 5,6,7.Sınıf ) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2018 (İlkokul 4.Sınıf) İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Öğretim Programı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırma verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma verileri kodlanarak temalar oluşturulmuştur. Çalışmanın temel çerçevesi "Milli Kimlik", "Toplumsal Kimlik", "Bireysel Kimlik", "Politik Kimlik", "Küresel Kimlik", "Çevreci Kimlik", "Dini Kimlik" ve "Dijital Kimlik" temaları olarak belirlenmiştir. İlkokul ve ortaokul Sosyal Bilgiler ve Vatandaşlık Öğretim Programları verileri ana temalar altında içerik analizi yöntemi ile düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda, 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programlarından elde edilen veriler ışığında oluşturulan sekiz farklı kimlik türünün programlarda yer aldığı tespit edilmiştir. Bu kimlikler arasında ağırlıklı olarak milli, toplumsal ve bireysel kimliklere yer verildiği görülmüştür. 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programları'nda milli kimlik inşası tarih, coğrafya ve milli değerler aracılığıyla ideolojik temelde oluşturulmak istenildiği, toplumsal kimlik için birlikte yaşam vurgusu yapıldığı ve bireysel kimliğin ise 2005 ve sonrası dönemde artış göstererek bireyin hak ve sorumluluklarının bilincinde olması temelinde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca 2005 ve sonrası dönemde; Sosyal Bilgiler Öğretim programlarının küresel ve dijital kimlik oluşumunu desteklediği tespit edilmiştir. Küresel kimlik inşası iktidar ideolojisi kapsamında uluslararası ilişkileri destekleyici olarak şekillendiği; dijital kimlik inşası ise Sosyal Bilgiler eğitiminde dijital okuryazarlık becerisi temelinde şekillenerek dijital çağa uyum sağlama amacı güdüldüğü görülmüştür. İçerisinde yaşadığımız çağın gerekleri ve iktidar ideolojisinin kimlik inşasında Sosyal Bilgiler öğretim programlarında etkin olarak yer aldığı ve dönüşüme açık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kimlik, Kimlik İnşası, Sosyal Bilgiler, Sosyal Bilgiler ve Vatandaşlık Öğretim Programları

Eğitim tarihiKimlik inşasıKimlik oluşumu+5
Büşra Doğu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Entegrasyon bağlamında kimlik mücadelesi: Avrupa'da Müslüman olmak (Hollanda örneği)

Çalışma, tanınma teorileri kuramsal zemininde, Avrupa'daki Müslüman göçmenlerin dini kimlik talepleri ile entegrasyonu arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin Avrupa toplumsal ve kamusal alanında gördüğü "kabul" ve "itibar" verileri hareket noktası alınarak, Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin toplumsal entegrasyona etkisi çalışmanın odağını oluşturmaktadır. Avrupa toplumsal ve kamusal alanında artan Müslüman dini kimlik nitelikleri, toplumsal ilişkilerde belirleyici faktörler olarak tartışmaların odağını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumsal yaşamında kimliksel varlık "mücadelesi", entegrasyon çerçevesinde değerlendirilmektedir. Çalışmada nicel araştırma modeli kullanılmış, bunun yanında nitel araştırma tekniklerinden grup görüşmesi ve katılımcı gözlemden de faydalanılmıştır. Hollandalı bireyler ve Müslüman göçmenlere olmak üzere iki ayrı anket uygulanmış, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulardan Hollanda toplumunda Müslüman dini kimlik taleplerinin entegrasyon bağlamında "sayılmadığı" ve "itibar" görmediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Müslüman göçmenlerin dini kimlik aidiyetlerinin yüksek olmasına karşın entegrasyon tutamlarının da yüksek olduğu görülmüştür. Tutumlar arası bu anlamlı ilişki, Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumunda dini kimlikleri ile var olma istekleri olarak değerlendirilmiştir. Tanınma teorileri kavramsal çerçevesinde "kabul görmeyen", "sayılmayan" talepler, kimlik "mücadele"si olarak kendini göstermektedir. Müslüman göçmen grupların Avrupa toplumsal yapısına dini kimlik taleplerinden vazgeçmeden uyum sağlamak istedikleri sonucuna varılmıştır.

AvrupaAvrupa ülkeleriBütünleşme+6
Hasan Gökmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Modern Türk kimliğinin inşasında (1930-1939) âdâb-ı muâşeret kitapları ve dinselliğin dönüşümü

Gündelik hayatın dönüşümü konusu, yakın bir tarihi zaman içerisinde bilimsel araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Genellikle sosyoloji camiası tarafından ilgilenilen bu konu gazete, dergi, haber, roman, anı gibi çeşitli araçlar vasıtası ile çalışılmıştır. Bu vasıtalardan biri de hem değişen hayatın bir sonucu hem de yaşanacak dönüşümün itici güçlerinden biri olan âdâb-ı muâşeret eserlerdir. Bu eserler değişimin ideal formlarının gözlenmesi ve farklılaşan hayatta değişen ve değiştirilmek istenen değerleri göstermesi açısından önemlidir. Bu bağlamda değişen tarihi süreçte, birey ve toplumların din ile girmiş olduğu ilişki adab eserleri üzerinden okunabilmektedir. Osmanlı modernleşmesi bağlamında ortaya çıkan ilk adab literatürü din ve örf eksenli klasik adab anlayışından göreceli olarak uzaklaşmıştır. Cumhuriyet devrinde devletin reformlarla toplumsal hayatı dönüştürme çabasıyla birlikte adab yazarları daha seküler bir yaklaşım benimsemişlerdir. Bu durum dinin; dönemin adab eserlerindeki yerinin, işlevlerinin ve konumunun değişmesi ile sonuçlanmıştır. Araştırmamız bu bağlama yoğunlaşmış ve Türk modernleşmesi bağlamında modern ve medeni kimliğin oluşum sürecinde dinselliğin dönüşümünü, âdâb-ı muâşeret kitapları çerçevesinde sosyolojik bir okumaya tabi tutmayı kendine problem edinmiştir. Bu problemi incelenerek; âdâb-ı muâşeret kitapları aracılığı ile modern ve medeni Türk kimliğinin inşası döneminde dinin; toplum ve birey nezdindeki rol, konum ve ağırlığının değişimini ve oluşturulmak istenen yeni insan prototipindeki yerini ortaya koymak araştırmamızın temel amacıdır. Bu amacın gerçekleşmesi adına nitel araştırma yöntemi ve doküman analizi tekniği tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda dönem yazarlarının dine yaklaşım tipolojisi ortaya konulmuş ve âdâb literatüründe dine bakış açısının yazarların zihniyet dünyasına göre değiştiği ancak asrilik ekseninde bir yaklaşım benimsendiği görülmüştür.

AdabDinDini iman+6
Nazife Hande Yılmaz
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Kore'de kimlik inşasının tarihsel dinamikleri: Kookmin algısı

Bu tez, Kore Yarımadası'nda ve özellikle Güney Kore'de milli kimlik inşasını inceleyerek, bu süreci şekillendiren tarihsel ve sosyal dinamiklere odaklanmıştır. Kore'nin etnik homojenliğinin korunması ile bunun milliyetçilik ve sivil kimlikle korelasyonu araştırılmaktadır. Çalışma üç ana bölümde yapılandırılmıştır. İlk bölüm, kimliğin rolünü ve tarih boyunca ve günümüzde bireyler ve toplumlar üzerindeki etkisini tartışarak, kimliğin farklılık ve dışlama siyasetini içeren politik bir kavram olduğunu savunmaktadır. Etnik kimlik, ortak kültür ve dilin milli kimlik oluşumundaki rolü incelenmektedir. Sonrasında, Kore'nin etnik homojenliğinin tarihsel kökenleri ve bu yapının nasıl korunduğu araştırılarak, milli kimliğin inşası detaylandırılmaktadır. Özellikle Japon emperyalizminin Kore milliyetçiliği üzerindeki etkisi, Kore milli hareketleri ve ideolojileri üzerinde durularak incelenmektedir. Üçüncü bölümde, Kore Yarımadası'nın 38. paralel boyunca Kuzey ve Güney olarak yapay bir şekilde bölünmesi ve bu bölünmenin milli kimlik üzerindeki etkileri üzerinde durulmaktadır. Bilhassa beş bin yıllık ortak tarihe rağmen iki Kore arasında "biz" tanımlarındaki farklılıklar vurgulanmaktadır. Ayrıca, çalışmada Güney Kore'de kookmin (milli kimlik) ve minjong (etnik kimlik) kavramlarının değişen önemi araştırılmaktadır. Bunun için de etnik ve sivil faktörlerin modern Güney Kore milli kimliği şekillendirmedeki rolü üzerine önceden gerçekleştirilmiş yararlanılmıştır. Öteki algısını anlamak içinse Kuzey Korelilere ve denizaşırı Korelilere yönelik algıların son yüzyıldaki değişimi üzerine yapılmış anket çalışmalarının değerlendirilmesine yer verilecektir. Son bölümde iki Kore hükümetinin de "diğer Kore"ye yönelik politikalarına ve kookmin'in Kuzey Kore rejimi ve halkına ilişkin algısının son yirmi yıl içerisindeki değişimine odaklanılacaktır. Çalışmamda yerel ve uluslararası anketler, başkanlık söylevleri, hükümet ve özel sektör istatistikler değerlendirilerek Güney Kore'deki milli kimliğin tarihsel ve sosyal dinamiklerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Kore'de milli kimliğin nasıl inşa edildiğini, etnik ve sivil kimliklerin etkileşimini ve devlet politikalarının son 75 yılda toplumsal birliği nasıl şekillendirdiği sorularını bu tez ile cevaplanmaya çalışılacaktır.

Güney KoreKimlik inşasıKore+1
Hatice Çiftçioğlu
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hegemonı̇k erı̇llı̇ğı̇n ı̇nşası bağlamında GQ, Esquire ve Men's Health dergı̇lerı̇nde sembolı̇k erkek kı̇mlı̇ğı̇ sunumunun ı̇ncelenmesı̇

Toplumsal cinsiyetin erkekler üzerinde kurduğu hegemonyanın bir sonucu olan hegemonik erillik kavramı, feminist hareketin ikinci dalgasından itibaren incelenmeye başlanmış, Erkeklik Çalışmaları alanının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu alanda yapılan araştırmaların gösterdiği üzere; tek bir erkeklik biçiminden söz etmek mümkün değildir ve hegemonik erkeklik dışında erkeklikler de bulunmaktadır. Erkek yaşam tarzı dergileri, ürettikleri söylemler ve reklamlar aracılığıyla modern ve yeni erkek kimlikleri inşa etme görevini üstlenirken aynı zamanda okurlarını tüketim odaklı ve lüks yaşam biçimlerine teşvik etmektedir. Erkeklere rehberlik etme amacı taşıyan bu dergiler, idealleştirilen erkekliğin ve sembolik erkek kimliklerinin açıkça görülebildiği tüketim unsurlarıdır. Bu çalışmada hegemonik erilliğin ve sembolik erkek kimliklerinin, erkek dergilerindeki söylemler aracılığıyla nasıl inşa edildiği ve sunulduğu analiz edilmektedir. Çalışmanın örneklemi olan GQ, Esquire ve Men's Health erkek dergilerinin, 2013-2018 yılları arasında Türkiye'de yayımlanan toplam 18 sayısında yer alan metinler, Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, erkek dergileri hegemonik erilliği pekiştirmekte ve söylem yoluyla yeniden inşa etmektedir. Erkek dergilerinde yer alan tüm erkek kimlikleri, tüketim ekseninde oluşan ve değişim gösteren kimliklerdir. Dergilerde yer alan söylemler, hayal edilen erkeklik biçimine ulaşmanın yollarını öğütleyerek, toplumsal cinsiyet bağlamında erkeklik mücadelesinin sürekli devam ettiğini doğrulamaktadır.

DergilerEleştirel söylem çözümlemesiEsquire dergisi+6
Seçil Demircan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Metal müzik ve izler-kitlelerince benimsenen kültüre yönelik ötekileştirme politikalarının müzikal, sembolik, toplumsal nedenleri ve bunların kimlik inşası ve komünite kurgusundaki işlevsellikleri üzerine bir değerlendirme

Sanat üretimlerinin, doğaları ve yapıları itibariyle toplum dinamiklerinden bağımsız düşünülemeyecek birer "anlamlandırma" aracı olması, onların deşifresinde izlenecek yolun, ilkin içinde filizlendikleri toplumun kültürel paradigmalarının çözümlenmesi üzerinden şekillendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bir sanat üretimi olarak kategorilendirilen müziğin popülerleşmesinin ya da ötekileştirilmesinin nedenleri sorgulanırken de, dirsek temasında olduğu konuların bütünlüklü bir şeması çıkartıldıktan sonra benimsenen ifade kanonunun da bu kavramlarla olan kesişim ya da ayrışım kümelerinin saptanmaya çalışılması gerekmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın odak noktasında yer alan Metal müzik kültürünün okuması yapılırken başvurulan yöntem, üç ana başlık çerçevesinde biçimlendirilmiştir: İlk olarak, Metal müziğin temel karakteristikleri ve dönüşüm evreleri incelenmiş, bunların tarihsel ve müzikal bileşenleri üzerinde durulmuştur; ikinci olarak bu türde kullanılan sembollerin ve performatif ritüelistik edimlerin tarihsel ve kültürel izleği izah edilmeye çabalanmıştır; iki bölümden oluşan son kısımda ise, önce bu türde kullanılan sembolik ifade dilinin kimlik inşa ve ifşasına nasıl yansıdığı araştırılarak toplumsal statülendirilmeyle ilişkisi irdelenmiş; ardından müzik dışı tüketim ürünleri ve pratikleri üzerinden, türün daha geniş bir kamusallık alanındaki tezahürlerine hizmet eden temsiliyet kipleri ve mevcudiyetinin ticarî izdüşümleri aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Metal müzik, Kimlik, Komünite, Altkültür, Sembol ve Alegori, Ritüelistik

AltkültürHeavy metalKimlik inşası+6
Esin Nilay Zengin
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Atatürk Döneminde vatandaşlığın ve ulusal kimliğin inşasında eğitimin rolü (1923-1938)

Ulus-devletler vatandaşlığın inşasında benzer araçlara sahip olsalar da bunların kullanımı, içeriği ve ortaya çıkan sonuç her ülkenin kendi siyasal ve toplumsal kültürüne bağlı olarak kendi özelinde incelenmelidir. Bu çalışmanın konusu da ulusal eğitim aracılığı ile Atatürk dönemi içinde ulusal kimliğin inşası ve vatandaşlığın oluşturulması sürecidir. Gerek ulus ve ulusçuluk kavramlarının karmaşık-eklektik doğası ve döneminin iç ve dış faktörleri nedeniyle durmadan dönüşüme uğraması gerekse Cumhuriyet rejiminin ideolojisini ancak zaman içinde yavaş yavaş oluşturması nedeniyle vatandaşlık ve ulusal kimlik Cumhuriyet'in kuruluşu ile tamamlanmış bir yapı olmamış, inşacı yaklaşım perspektifinde aktörler (kurumlar, devlet, zümreler veya toplumsal hareketler) tarafından devamlı bir şekilde yeniden oluşturulmuştur ve şekillenmiştir. Buna bağlı olarak bu çalışmada amaçlanan ise Türkiye'de laik ve modern vatandaşlık kimliğinin oluşturulması yönündeki ilk çabaların ardındaki düşünsel tutum ve temaların neler olduğunu, nelerden beslendiğini, inşaya konu olan "vatandaş tipolojisini," eğitim politikasının bu inşa sürecindeki rolü, etkisi ve yansımaları konularının araştırılmasıdır. Böylece resmi söylemin tasavvur ettiği kimlik profilinin eğitim politikalarına nasıl yansıdığı ve süreç içinde hangi sapmalara uğradığı aydınlatılmaya çalışılacaktır. Öte yandan, kimlik inşasının başlanıp tamamlanan bir yapı değil, bir süreç olması nedeniyle Türkiye'de bu sürecin başlangıcına doğru eğilmenin günümüzde etkisi devam eden kimlik tartışmalarını anlamaya ışık tutacağı düşünülmektedir.

Anayasal vatandaşlıkAtatürk DönemiEtnik ulusçuluk+4
Davut Taş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa kimliği inşa süreci ve Türkiye-AB ilişkileri

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler, 1959 yılında Türkiye'nin gerçekleştirmiş olduğu ortaklık başvurusu ile Soğuk Savaş dönemi içerisinde başlamıştır. "Güvenlik kaygısının" hakim olduğu bu dönemde taraflar arasındaki ilişkilerin olumlu bir çerçevede ilerlediği görülmektedir. Ancak, Soğuk Savaş dönemi tehditlerinin ortadan kalkması ve bütünleşme hareketi içerisinde "Avrupa kimliği" inşasının başlaması ile tarafların birbirini tekrar tanımladığı ilişkilerin ilk dönemindeki olumlu atmosferin ortadan kalktığı görülmektedir. Ortaya çıkan bu yeni bağlamda, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği hususunda "kimlik" temelli tartışmalar gündeme gelmeye başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası uluslararası ortamda değişen güvenlik anlayışı ve 11 Eylül ile oluşan "İslami terör" algısı Avrupa'da Müslümanları ötekileştirmiştir. Sonuç olarak "kimlik" temelli tartışmalar artmış ve bu da Türkiye ve AB arasındaki ilişkileri etkilemiştir. Buradan yola çıkarak, bu tez çalışmasında AB içerisinde Avrupa kimliği inşası ile birlikte ortaya çıkan "kimlik" temelli tartışmaların Türkiye - AB ilişkilerine yansımaları incelenmiştir. "Kimlik" temelli tartışmalar Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğinin önünde bir engel teşkil etse de söz konusu bu engellerin, ilişkilerin karşılıklı olarak tekrar inşa edilmesi ile birlikte aşılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Avrupa Birliği, Avrupa Kimliği, Kimlik İnşası, Sosyal İnşaacılık

Avrupa BirliğiKimlik inşasıSosyal inşaa+3
Aylin Kılıç
Başkent University · Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada yaygınlaşan linç kültürünün twitter mecrası özelinde incelenmesi ve linç atlası uygulaması

İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler neredeyse bütün dünyaya yayılmış durumdadır. Özellikle Web 2.0 teknolojisiyle beraber sosyal medya bireylerin ve toplumların tutum, davranış ve yeteneklerini dönüştürmektedir. Bu nedenle kavramlar, davranış ve tutumlar reel ve sanal ortamlarda ayrı ayrı şekillenmeye başlamıştır. Bunlardan birisi de linç kavramıdır. Linç, sadece meydanlarda ve aynı değer yargılarına sahip kalabalıkların bir grubu veya birini, fiziksel şiddet uygulayarak cezalandırması olarak görülmemektedir. Günümüzde linç kavramı kapsamını genişletmiş ve dijital ortamlarda da varlığını sürdürmeye başlamıştır. Bu kapsamda meydanların yerini sosyal medya, fiziksel şiddetin yerini sözlü şiddet ve kalabalıkların yerini kullanıcılar almıştır. Fakat dijital linçi anlamak için bu kadarı yeterli değildir. Sosyal medyadaki kimlik inşası, linç kavramının sanal ve reel olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi bakımından önem arz etmektedir. Özellikle yeni medyayla birlikte uzam ve zaman boyutlarının yok olması, eşzamanlılık ve enformasyonun çok hızlı bir şekilde yayılması bireyleri özgürleştirmiş, sosyalleşme pratiklerini değiştirmiş ve yeniden kimliklendirmiştir. Bu nedenle dijital ortamlarda şiddetin açığa çıkması da enformasyon kadar hızlıdır. Tıpkı sosyal ağlar sayesinde hızlıca kurulan arkadaşlıklar gibi şiddet de hızlı bir şekilde gerçekleşmekte ve bireyler çok hızlı bir şekilde birini yargılama konusunda hemfikir olmaktadır. Özellikle dijital ortamlarda meydanlara göre şiddetin daha fazla olmasının temel nedenlerinden biri de kullanıcıların konfor alanlarını terk etmemesi ve sosyal medyada anonim kimlikler oluşturmasıdır. Dolayısıyla dijital linçe karışan kullanıcılar meydanlardaki kalabalıklara göre daha az riske girerler fakat linç edilen bireylere verilen zarar neredeyse eş değer olmaya başlamıştır. Dijital ortamlarda başlatılan linç kampanyaları bireylere psikolojik, ekonomik ve hukuki açıdan zarar verebilmektedir. Bu nedenle psikolojik şiddeti kaldıramayan bireyler hayatlarını sonlandırmaya kadar gitmiştir. Türkiye kapsamında değerlendirildiğinde meydanlardaki linçler genellikle milliyetçi, dini ve siyasi temelli olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte milliyetçi, dini ve siyasi olabildiği gibi çok mikro konularda da dijital linçlerin gerçekleştiği görülmektedir. Örneğin, kitabı beğenilmeyen bir yazar kullanıcılar tarafından linç edilmektedir. Dolayısıyla dijital ortamlarla birlikte kitleler her alanda hıza alıştığı için tahammül sınırlarının da bununla bağlantılı olarak azaldığı görülmektedir. Bu nedenle kullanıcılar beğenmedikleri paylaşımlara karşı daha tahammülsüz davranmakta ve akabinde paylaşımı yapan bireyi linç etmektedir. Bu çalışma Türkiye'de yaşanan fiziksel ve dijital linçleri örnek olay incelemesi kapsamında ele almıştır. Dijital linçler Twitter mecrası üzerinden incelenmiş ve altı adet örnek olayla sınırlandırılmıştır.

Kimlik inşasıLinçSosyal medya+1
Zehra Karataş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Turistik tüketimin kimlik inşasındaki rolü

Kimlik, turistik tüketimde merkezi bir role sahiptir. Ancak turizmle ilgili tüketim çalışmalarının önemli bir kısmı turistik tüketimde kimliğin rolünü ya göz ardı etmekte ya da buna yeterince değinmemektedir. Bu bağlamda söz konusu doktora tezinin amacı, turistik tüketimin kimlik inşasındaki rolüne yönelik bir anlayış geliştirmektir. Sözü edilen amaç doğrultusunda nitel araştırma desenlerinden gömülü kuram yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırılan konuya ilişkin yeni anlayışlar geliştirilmesine olanak tanıyan bu yaklaşım çerçevesinde gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler, araştırma yaklaşımının sistematiğine uygun olarak yapılmıştır. Kuramsal örnekleme tekniğinden yararlanılan araştırmada yirmi beş katılımcıyla görüşülmüştür. Araştırma sonuçları turistlerin, tüketim öncesi, sırası ve sonrasını kapsayan süreçlerde kimlikle bağlantılı tüketimler gerçekleştirdiklerini göstermiştir. Sonuçlar, turistlerin kimliklerine uygun ve turistik tüketimi kimliklerini inşa etmek için bir araç olarak nasıl kullandıklarını ortaya koymuştur. Bu doktora tezi kapsamında ortaya koyulan kimlik yönelimli turistik tüketim modeli, ilgili alanyazının yanı sıra uygulayıcılar/karar vericiler ve girişimciler için de kayda değer katkılar sağlamaktadır.

KimlikKimlik inşasıTuristik davranışlar+6
Erdal Arslan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Instagram'da sunulan beden: Kimlik inşasında beden imgesine teknolojik müdahale olarak Photoshop uygulamalarının rolü

Instagram, her an her yerde görünür olma arzusuyla bireylerin kimliklerini sürekli yeniden inşa ettikleri bir mecra konumundadır. Bu bağlamda Instagram kullanıcıları, yaptıkları paylaşımlar aracılığıyla kimliklerini bir performansa dönüştürerek diğerlerine sunarken, en iyi performansı gösterebilmek ve vitrini en güzel şekilde doldurabilmek adına kusursuzlaştırma çabası içerisine girmektedir. Bu noktada beden, Instagram'daki pek çok farklı sunum biçimiyle birlikte bir meta ve teşhir ürünü haline gelmekte ve bir anlamda photoshop uygulamalarıyla bireysel olarak denetlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, photoshop uygulamalarının kullanımının bireylerin kimlik inşası süreçleri üzerine etkilerini incelemektir. Bu amaçla, 18-35 yaş aralığında 15 kadın ve 15 erkek olmak üzere toplam 30 Instagram kullanıcısıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde, katılımcıların Instagram'da photoshop kullanma amaçları, photoshop deneyimleri ve photoshop'lu paylaşımlar hakkındaki görüşleri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın sonucunda, bireylerin Instagram'da photoshop uygulamaları aracılığıyla idealize edilmiş bir kimlik sunumu gerçekleştirdikleri görülmektedir. Photoshop uygulamaları çoğu zaman ideal güzellik ve ideal beden formuna yakınlaşma amacıyla kullanılmaktadır. Photoshop uygulamalarının beğeni sayıları üzerindeki etkisi ise bu uygulamalara olan ilgiyi arttırmaktadır. Araştırmada ayrıca, photoshop uygulamalarının kullanımında cinsiyetler arası bir farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Photoshop uygulamalarının, ideal beden algısını pekiştirici etkisinin yanı sıra farklı kullanım biçimleri ile alternatif anlamların üretilmesine de aracılık ettiği görülmektedir.

BedenBeden imajıKimlik+6
Ayşegül Erdem
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel kadın ragbi oyuncularında kimlik inşası

Bu araştırmanın temel amacı profesyonel kadın ragbi oyuncularının sporcu (kadınlık) kimliklerini oluşturma sürecini nasıl anlamlandırdıklarını inceleyip yorumlayabilmektir. Araştırmanın alt amaçlarına yönelik olarak da ragbi sporu yapan milli takım oyuncularının, alandaki deneyimleri aracılığıyla kimliklerini nasıl inşa ettikleri ve (kadınlık) kimliği inşa sürecinde maruz kaldıkları cinsiyetçi pratikleri beden ve iktidar ilişkisi bağlamında analiz edilmiştir. Nitel bir çalışma olarak araştırmada fenomenolojik desen kullanılmıştır. Çalışma, 25-33 yaş aralığındaki 9 milli takım kadın ragbi oyuncusu ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Görüşmeler sonrasında elde edilen analiz sonucunda 4 temaya ulaşılmıştır : "Ragbi Oynamaya İmkan Tanıyan Bedenler, Ragbi'nin Cinsiyetli Halleri, Yapılar ve Var Olma Mücadelesi ve Daha Görünür Bir Ragbi". Yapılan analiz sonucunda elde edilen veriler ragbi sporunun, toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir alan olduğunu göstermiştir. Ragbi, bir mücadele alanı olarak alana dahil olabilmenin sosyal ve fiziksel sermayeye bağlı olduğu gibi ekonomik sermayenin de dolaşımda olmadığı bir alandır. Ayrıca bu alanda disipline edici iktidar pratiklerinin uygulamaları da dikkat çekmektedir. Sonuç olarak ragbi, bir yandan kadınların geleneksel kadınlık normlarını yeniden inşa etmesi nedeniyle baskıcı, diğer yandan beden üzerindeki denetim araçlarına karşı mücadeleleri yönünden güçlendirici bir pratik olduğunu göstermiştir.

KadınlarKimlik inşasıRagbi+2
Kevser Özkan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Düşünümsel modernite bağlamında kimlik inşası: "Minor Empire" örneği

Pozitivizm eleştirisi, büyük anlatıların reddi, medya kültürüyle birlikte bireyin tüketici konumu rolünün değişmesi ve toplumsal dönüşüm; moderniteden postmoderniteye, endüstriyel kapitalizmden geç kapitalizme geçiş noktalarından tartışılmıştır. Toplumsaldan kültürele geçiş olarak da adlandırılan bu dönemeçte düşünümsel modernite kavramını ortaya atan Giddens (1991) bu yeni 'post-geneksel' düzende toplumsal kimliklerin, devamlı üzerinde çalışılan ve muhakeme edilen düşünümsel projeler haline geldiğini belirtir. Giddens (2014), özdüşünümselliğin belirli öz sorgulamalarla geliştiğini söyler. Yazara göre özdüşünümselliği oluşturan sorgulamalar; "şu anda gerçekte olan nedir, ne düşünüyorum, ne yapıyorum, ne hissediyorum" gibi öz sorgulamalardır. 2010 yılında Özgü Özman ve Ozan Boz'un Türkiye'den Kanada'ya yerleşmesi ve orada müzik yapmaya başlamasıyla kurulan Minör Empire grubu, müziksel düzeyde World Music ve Fusion türlerine yakın bir çizgi gösterirken Türk Halk Müziği'ni; elektronik, progresif ve caz müzik ögeleriyle bir arada kullanır. Yaptığı müziğe 'kendilerini ifade etmek' değeri atfeden grup, sadece kendilerine ait olan ve kategorize edilemeyecek bir müzik için çabaladığını vurgular. Bu müziği, "zıt olan iki şeyi; geleneksel olanı alıp müziğin şu anda bugünkü bilgilerle yapabileceği en ileri seviyeyle, progresif unsurlarla, bir araya getirerek onları birlikte var etmek" şeklinde tanımlar ve buna "Coexistence" adını verir. Bu çalışmada; Minör Empire grubunun, müziksel düzeyde yakın olduğu türleri kendi müziğinde reddetmesinden hareketle geliştirdiği stratejiler sonucunda yaptığı müziği "Coexistence" olarak adlandırması, düşünümsel modernitede kimlik inşası bağlamında incelenecektir.

Bir arada var olmaDönüşümsel moderniteKimlik+3
Cemrenur Ünsür
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medyada ateist kimliğin öz-temsili ve karşı-hegemonyanın inşası: Karikateist öz-örgütlenmesi örneği

Bu araştırma, Ateist kimliğin hegemonik bir ilişki olarak kurulan öteki/madun konumundaki iletişimsel eylem imkanlarını inceler. Türkiye'deki temsili kimlikler rejiminde sembolik olarak ötekileşen Ateist kimliklilerin bir kısmı, hegemonik madunluğunun bir sebebi ve sonucu olan edilgen temsiliyeti ters-yüz etmeyi amaçlayan sosyal medyatik öz-temsil gücüyle öz-örgütlenir ve karşı-hegemonik tarihsel bloğun inşası için bir dizi yapıbozucu anlamı söz-eyler. Bu araştırmada, çevrimiçi Ateist öz-örgütlenmeleri arasında bir avangart ve sembolik güç olan Karikateist'in karşı-kamusal söylemleriyle modellediği kültürün teşhisi ve Ateist egemen konuşmaların karşı-hegemonik söylem yapılarının deşifresi amaçlanır. Karikateist öz-temsili, yalnızca Ateist kimliğini değil, öteki olarak yeniden tanımladığı geleneksel egemenleri de içermesi bakımından hegemonik söylem savaşımını iyi örnekler. Çünkü artık egemen kimliklerin hakkında konuştuğu bir kimlik olmak yerine kendi hakkında ve egemenler hakkında konuşan yeni bir kimliğin egemenleşmesinden söz edilebilir. Karikateist'in kimler ve neler hakkında, nasıl konuştuğu merakı çevresinde bir saha okumasıyla biçimlenen bu araştırma, söz konusu karşı-hegemonik öz-temsili, söylem merkezli kültür paradigmasıyla kavramıştır. Eleştirel söylem çalışmalarının etnometodolojik bir sayısal medya uyarlaması olan Sosyal Medya-Eleştirel Söylem Çözümlemesi metodu, verilere erişim ve tahlil yaklaşımı olarak uygulanmıştır. Karikateist'in karşı-hegemonik kültürü, kimlikler arası söylem pratikleriyle kodlanan bir sosyal külliyat olarak modellenmiştir. Bu kapsamda, sahadaki çok kipli söylemler çözümlenmiş, ayrıca kamusal söylemlerin yorumcular bağlamındaki rezonanslarının irdelendiği derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, Karikateist'in yalnızca din-dinsizlik ekseninde konuşan bir kolektif olmanın sınırlarını geçerek her türlü gündemi konulaştırdığını ve öncelikle politik bir muhalif kimlik profili olarak göründüğünü ortaya koyar. Karikateist, politik öncelikli karşı-hegemonyasında geleneksel bir egemen gibi davranır ve ötekilerinin varlığı üzerine bina ettiği iktidarını söylemlerinde somutlaştırır.

AteizmHegemonyaKimlik+7
Savaş Keskin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudi milli kimliğinin medya yoluyla inşası: Israel Hayom Haber Sitesi örneği

Günümüzde kolektif kimliğin en önemli türlerinden biri olarak "milli kimlik" fenomeni hala etkisini sürdürmektedir. Ortak bir kader anlayışı, aynı ülküye doğru beraber ilerleme, parçası olunan topluluğun karşılaştığı tehditler karşısında fedakarlık yapabilme arzusu, kahramanlıklar, dinsel ve geleneksel ritüeller bugün bir milletin var olmasında ve kendi kimliğini korumasında önemli unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte medya aracılığıyla bu unsurların tekrar tekrar topluma sunulması daha kolay bir hal almıştır. Medya, bu içerikleri yeniden inşa ederek kimi zaman da farklı programlara eklemleyerek okuyucuların ve dinleyicilerin özümsemesi bağlamında etkili bir ortam oluşturmaktadır. İdeolojilerle işlenen temsiller, kim olduğumuzu, hangi grubun bir parçası olduğumuzu bizlere sürekli hatırlatmaktadır. Bunun yanı sıra "bizin" karşısına konulan "ötekilerle" de kimliğimizin daha sağlam olmasına yönelik içerikler üretmektedir. Bu noktada medya sahiplerinin rolü de oldukça büyüktür. Ekonomiyi yönlendirenin düşünceyi de yönlendirme gücüne eriştiği dünyamızda sermaye sahipleri medyalar aracılığıyla kendi görüşlerini de medya içeriklerine işlemektedirler. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan dramlar sadece toplumsal ilişkileri değil aynı zamanda medyayı da etkilemiştir. Bu noktada Yahudi Soykırımı olarak da bilinen İkinci Dünya Savaşı'nın en trajik sonuçlarından biri olan Holokost, yok olma aşamasındaki bir halkın kendisini yeniden var etmesi anlamında önemli bir olay olarak karşımıza çıkmaktadır. Holokost ile birlikte dünyanın farklı noktalarında yaşayan Yahudiler, kötü bir tecrübeyle kim olduklarını hatırlayarak bir ulus olarak var olma yolunda çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Bunun bir ayağını da medya oluşturmuştur. Gelecek nesillere bu trajedinin anlatılması ve kimliğini hayatının merkezine koymayanlara tekrardan kim oldukları gerçeği, medyayla anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada da Yahudi milli kimliğinin Holokost etkisinde medyada nasıl inşa edildiği incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi olarak Israel Hayom Haber Sitesi ele alınmıştır. Çalışmanın yöntemini ise dekonstrüksiyon oluşturmaktadır. Anahtar sözcükler: Yahudi, Milli Kimlik, Holokost, Medya, Dekonstrüksiyon

DekonstrüksiyonHaber kanallarıKimlik inşası+6
Rüya Davutoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoğun annelik algısı: Annelerin perspektifinden çağdaş ebeveynlik kültürü

Küresel ölçekte yaşanan ekonomik dönüşüm ve teknolojik gelişmelerin kültürel boyutta neden olduğu değişimler ve bu değişimlerin ortaya çıkardığı yaşam deneyimleri ülkemiz için artık yabancı değildir. Bu değişimlerden uzmanlıkların statüsündeki ve uzmanlık bilgisine atfedilen önemdeki artış, toplumsal bir fenomen olarak annelik üzerinde risk ve tehlike algısının artması, anne kimliğinin düşünümsellikle oluşturulup devam ettirilen bir tasarım niteliği kazanması ve gözetim kültürünün yaygınlaşması yönünde önemli etkilere sahiptir. Uzmanlık bilgilerinin toplumsallaşmasında yaşanan değişimlerin sonucu olarak ortaya çıkan bu etkiler anneliğin çocuk merkezli, risk bilinçli, maddi ve manevi sorumluluğu yüksek bir uzmanlığa dönüşümüne, yani yoğun annelik anlayışına yol açmıştır. Bu tez çalışması ise söz konusu dönüşümün annelik deneyimine, çocuğa dair bakış açısına, anneliğin algılanışına yansımalarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Çağdaş anne ideali ile günümüz ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişki çerçevesinde annelik deneyiminin nasıl düzenlendiğini anlamayı da kapsayan bu amaç doğrultusunda fenomenolojik araştırma deseni kullanılarak eğitimli orta ve orta üstü sosyo-ekonomik statüye (SES) sahip anneler ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerden ele edilen veriler kategorik içerik analizi ile tahlil edilerek günümüz toplumsal ve kültürel gelişmeleri, daha özelde uzmanlık bilgilerinin toplumsallaşmasında yaşanan değişim çerçevesinde değerlendirilmiştir. Günümüzde anneliğin kadınlar için kritik süreçlerden oluşan bir deneyim olduğu söylenebilir. Bu süreçlerde potansiyel ve/veya somut riskler karşısında güven duyulan uzman rehberliği hem çocuğun korunup kollanması hem de anne kimliğinin oluşturulup devam ettirilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle annelik hem bizzat uzman tarafından izlenen hem de annenin uzman bilgilerine referansla kendi kendini izlediği rasyonel bir sorumluluk niteliği kazanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoğun Annelik, Uzman Rehberliği, Risk Bilinci, Düşünümsel Kimlik, Gözetim Toplumu

Ana-baba algısıAnne deneyimiAnneler+5
Zehra Zeynep Sadıkoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bulgar ulusal kimliğinin psikolojik inşasında Osmanlı imgesi ve Bulgaristan dış politikasına etkileri: Osmanlı egemenliğine girişinden Birinci Dünya Savaşı'na

Bu çalışma, Uluslararası İlişkiler ve Psikoloji bilimlerini nevi şahsına münhasır bir perspektifle bir araya getirerek genel olarak bir ulusal kimliğin oluşumunu ve daha sonra da ilgili ulus devletin dış politikasına etkilerini incelemiştir. Uluslararası İlişkiler biliminden İnşacılık yaklaşımı ile Psikoloji'den de ana akım perspektifi olarak ele alınan Nesne İlişkileri Kuramı "İnşacı Psikoloji" adı altında birleştirilerek düşünümsel bir ontoloji bağlamında değerlendirilen ulusal kimlik oluşumu analiz edilmiştir. Pozitif bilgi birikimi sağlanabilmesi için vaka çalışması yapılmış, bu bağlamda Bulgar ulusu, VII. yüzyıldaki bilinen geçmişinden XX. yüzyıl başlarına kadar etraflıca incelenerek ulusal kimliğini nasıl inşa ettiği ve hangi psikolojik dinamiklerden etkilendiği detaylıca aktarılmıştır. Daha sonra Bulgar ulusal kimliğinin Bulgar devletinin dış politikasına hangi boyutlarda etki ettiği analiz edilmiştir. Bu kapsamda, Bulgar devletinin kuruluşundan I. Dünya Savaşı'na kadarki süreçte, Bulgar dış politikasında düşünümsel bir unsur olarak ulusal kimliğin maddi unsurlara yön verme kapasitesi aktarılmıştır. Özellikle Bulgar ulusunun Osmanlı ile tarihi etkileşimlerinin Bulgar milli kimliğinde Türkler ile ilgili agresif bir psikolojinin gelişimine sebep olduğu tespit edilmiştir. Bu agresif ulusal psikolojinin ise Bulgar devletinin Osmanlı/Türkiye Devleti ile ilişkilerini geçmişten günümüze etkileyebilmesi açısından son derece önemli olduğu ifade edilmiştir. Sonuç itibariyle, ulusal kimliklerin belirli psikolojik dinamiklerle inşa edilebildiği, a priori (önceden verili) olmadıkları ve öznel yapıları dışında kalan kısımların özne-nesne etkileşimleri bağlamında sürekli inşa edilip değişim ve dönüşüme açık oldukları görülmüştür. Aynı zamanda ulusal kimlikler hâlihazırdaki oluşmuş yapılarına uygun şekilde politik eylemi de etkileyebilmektedirler. Çalışmanın, literatüre yaptığı katkılar bağlamında Uluslararası İlişkiler disiplininde ana akım teoriler dışında farklı yaklaşımların da ağırlığı olabileceği ve Politik Psikoloji'nin de disiplin içinde hak ettiği yerini alması gerektiği ifade edilmiştir.

BulgaristanBulgarlarKimlik inşası+7
Anton Antonov Sımeonov
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada dijital kimlik inşasında gözetim toplumunun etkisi

Geçmişte iletişim araçlarında yaşanan her gelişme toplum yapısında bir takım değişikliklere yol açmış ve bu değişiklikler farklı dönemlerde düşünürler tarafından tartışılmıştır. Geleneksel kitle iletişim araçlarının icadı ve yaygınlaşması enformasyon toplumuna dönüşüme etkileri açısından değerlendirilmiş ve bahsedilen araçların gözetimsel faaliyetlere katkısı irdelenmiştir. İnternet ve sosyal medya ağlarının icadı ile günlük hayatın her alanına nüfus etmeleri arasındaki oldukça kısa zamanda, bahsi geçen ağların, iletişimden toplum yapısına kadar çeşitli alanlara etkisi farklı açılardan ele alınmış ve incelenmiştir. Bugün 4.6 milyar kullanıcısıyla, dünya nüfusunun %59.5'ine yayılmış olan sosyal medya ağları, bireylerin günlük ortalama 2,5 saatlerini geçirdikleri platformlar haline gelmiştir. Sosyal medya ağlarının bu denli hızlı yayılmasına en önemli etken etkileşimlilik ve çift yönlü iletişim imkânı sunması olarak görülmektedir. Sosyal ağların bu özelliğinin olumlu getirilerinin yanı sıra pek çok olumsuz sonucu olduğu, görünürlük, sosyal ağların sağladığı ekonomik kazançların dağılımı gibi konularda eşit ve adil olmaktan uzak bir sistemin yaratıldığı görüşleri de mevcuttur. Tüm bunların yanı sıra sosyal medya ağlarındaki kullanıcı verilerinin ticari ve siyasi güç sahiplerince gözetlendiği ve bu veriler üzerinden bir takım kazançlar elde edildiği ileri sürülmektedir. Kimlik kavramının bireysel anlamda tartışılmaya başlaması modernizm etkisiyle gerçekleşmiş, o dönemde bireyin ve bireye özgü konuların ön plana çıkması kamusal alan ve özel alan kavramlarının da tartışılmaya başlamasına sebep olmuştur. Sonraları postmodernizm ve tüketim kültürü, kimlik kavramı üzerinde etkisini göstermiş ve böylece kimlik, sürekli tüketilen imajlar olarak akışkan bir hal almıştır. İnternet teknolojisi ve toplumsal etkileri sonucu dijimodernizm olarak adlandırılan bir dönemin yaşanmaya başladığı ve bu dönemde anlık olarak inşa edilebilen dijital kimliklerin kendi dil ve sembolleri olduğu ifade edilmiştir (Kirby, 2009). Tüm bu toplumsal dönüşümler kendi içlerinde bir takım gözetimsel faaliyetlere çeşitli biçimlerde imkân tanıması açısından eleştirilmektedir. Her dönemin kendi teknolojik gelişmeleri çerçevesinde gözetime olanak tanıdığı ve bu dönemler içinde toplum yapısının yanı sıra gözetim faaliyetlerinin de değişip dönüştüğü vurgulanmaktadır. Gözetim teknolojilerinin çeşitliliği ve kapsamı, içinde yaşanılan toplumu günden güne gözetim toplumuna dönüştürmekte ve bireyler, gözetimin en yaygın aracı olan sosyal medya ağlarına katılırken, inşa ettikleri dijital kimliklerini gözetim toplumunun etkisinde şekillendirmektedir.İnternet teknolojisi ve dijitalleşme ile tanıştıkları döneme göre dijital yerli ve dijital göçmen olarak iki gruba ayrılan kullanıcıların, sosyal medya ağlarında dijital kimliklerini inşa ederken mahremiyet ve gözetime karşı farklı yaklaşımlara sahip olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma toplamda 622 dijital yerli ve dijital göçmen grubuna dahil aktif sosyal medya kullanıcısının, dijital kimlik inşası sürecinde gizlilik endişesi, gizlilik kontrolü, mahremiyet ifşası, gözetim farkındalığı ve mahremiyet ihlâli farkındalığı açısından karşılaştırmalı değerlendirmesini içermektedir. Araştırmanın sonucu, sosyal medya ağlarında dijital kimlik inşası sürecinde, dijital yerlilerin daha az mahremiyet ifşası yaptığını, dijital göçmenlerin daha fazla gözetime karşı farkındalık sahibi olduğunu ve bahsi geçen iki grubun gizliliklerinden endişe etmek, gizlilikleri üzerinde kontrol sahibi olma düşüncesi ve mahremiyet ihlâli farkındalığı konularında farklılık göstermediklerini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya ağları, gözetim toplumu, benlik, kimlik, dijital kimlik inşası, panoptikon, sinoptikon, süperpanoptikon, omniptikon, dijital yerli, dijital göçmen.

Benlik kavramıBenlik sunumuGözetim toplumu+6
Merve Yıldız
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects