Menkul kıymetler borsası
53 theses under this subject heading
Finansal krizlerde Borsa İstanbul alt sektörleri arasındaki oynaklık yayılımı: Yön, frekans boyutu ve şoklar bağlamında analiz
Araştırmanın temel amacı; 2001 Finansal Krizi ve 2008 Küresel Krizi esas alınarak belirlenen dönemlerde, krizler nedeniyle BIST alt sektör endeks getirilerinin kendi sektör grupları içinde değişen oynaklık yayılımlarının, yönünün, frekans boyutunun ve değişime neden olan olaylar bağlamında dinamik yapısının belirlenmesi ve farklı türdeki krizlerin oynaklık yayılımları üzerinde yarattığı etkilerin farklı olup olmadığının tespit edilmesidir. Tezde birbirlerini tamamlayan nitelikteki üç ayrı yöntem ile yapılan analizlerle, alt sektör endeks getirileri arasındaki oynaklık yayılımlarının yön ve frekans boyutu belirlenmiş, yayılımlar üzerinde hangi tür şokların daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan analizler ile 2001 Finansal Krizi ve 2008 Küresel Krizi'nin, sınai, hizmetler ve mali alt sektör endeks getirileri arasındaki oynaklık yayımlılarının yönünü ve frekansını farklı şekilde değiştirdiği belirlenmiştir. Bulgular, krizlerin ardından birçok alt sektör endeks getirisi arasındaki koşullu korelasyon yapısının değiştiğini, 2008 Küresel Krizi'nin ise koşullu korelasyon yapıları üzerinde daha fazla etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte 2001 Finansal Krizi'nin ardından tüm alt sektörlerin politik şoklardan, özellikle mali alt sektör getirileri arasındaki oynaklık ilişkilerinin de ekonomik şoklardan diğerlerine göre daha fazla etkilendiği belirlenmiştir. 2008 Küresel Krizi'nin ardından ise ekonomik şokların sınai ve mali, toplumsal ve politik olayların da sınai ve hizmetler alt sektör getirileri arasındaki oynaklık ilişkilerinde daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir. Tez sonucunda elde edilen bilgiler ışığında aynı türde krizlerin gerçekleşmesi durumunda yatırımcılara çeşitlendirmeye ilişkin bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal krizler, varyansta nedensellik, frekans temelli oynaklıkyayılımı, dinamik koşullu korelasyon, Borsa İstanbul
The effect of working capital management on profitability performance of manufacturing firms listed at the Nairobi Securities Exchange:Kenya
The study analyzed the effect of working capital management and profitability performance of manufacturing firms listed at NSE for a period of 2010-2015. Working capital management components were inventory conversion period, accounts receivable collection period, accounts payable period and cash conversion cycle while profitability performance was limited to return on assets. The study used secondary data from manufacturing company's financial statements and Nairobi Security Exchange handbook produced annually due to the easy access and reliability of the data. The researcher conducted descriptive, correlation and regression analysis to evaluate the relationship between dependent and independent variables to achieve the objectives of the study. The study found accounts receivable collection period and the accounts payable period had a positive association with return on assets while cash conversion cycle had a negative relationship at 5% significant level. However, study concluded that the managers of manufacturing firms can increase the profitability performance of their business while reducing cash conversion cycle at the minimal levels and prolonging the accounts payment period. Keywords: Working Capital Management, Average Collection Period, Average Inventory Period, Average Payment Period, Cash Conversion Cycle, and Return on Assets.
Borsa İstanbul'da (BIST) hisse senedi fiyatlarının spektral analizi
Bu tez çalışmasında Borsa İstanbul'un (BIST) Spektral Analiz Tekniği ile analizi yapılmıştır. Birinci bölümde, tasarruf ve yatırım ilişkileri, menkul kıymetler, borsalar ve spektral analizle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, zaman serileri ve spektral analiz teorik olarak anlatılmıştır. Spektral analiz tekniğinin, günlük hayatta yaşanan belli bir döngüye sahip olaylar için yeni ve farklı bir gösterim ve analiz tekniği sunmasından ötürü, oldukça karmaşık matematiksel eşitliklerin anlaşılabilirliğini sağlamak için konu ayrıntıları ile anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Borsa İstanbul'un verileri, spektral analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip İstanbul Borsası'nın geçen bu süre içinde farklı faktörlerin etkisinde olması nedeniyle, uygulamanın yapılması kolay olmamıştır. Zaman serileri dolayısıyla da spektral analiz tekniği, ekonomik döngüleri trend, konjonktür, mevsimsel olarak adlandırılan değişik zaman süresindeki periyodik bölümlere ayırmaktadır. Türkiye'de bu 30 yıl süre içerisinde ekonomik sistem değişime uğramış, Serbest Piyasa Ekonomisi daha belirginleşmiştir. Çalışmada, bu süreçlerin İstanbul Borsası'nın yapısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın sonuçları değerlendirilmiştir. Spektral analiz tekniğinin Borsa İstanbul'a uygulanabilirliği sağlanmış ve periyodik bileşenler tespit edilmiş, özellikle rassal dalgalanma olarak görülen pek çok olayın alsında bir döngüsel olaydan oluştuğu tespit edilmiştir. Borsa İstanbul'un spektral analiz grafiği, gelişmiş ülke borsaları üzerine yapılan çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, spektral analiz yönteminin Türkiye'de gelişebilmesi için, nelerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: BİST 100, Borsa İstanbul, Ulusal 100 Endeksi, Zaman Serileri, Spektral Analiz, Fourier Dönüşümü
Küresel krizin bulaşma etkisi: Menkul kıymet borsaları üzerine bir uygulama
Küreselleşmenin bir sonucu olarak ülkeler arasında sınırların ortadan kalkması, piyasalar arası finansal ilişkilerde yoğunluk ve serbestliği de beraberinde getirmiştir. Bu serbestleşme piyasalarda yaşanan şokların ülkelerarası transferine olanak sağlayan bir yapı ortaya çıkartmıştır. Ekonomik şokların ülkelerarası transferi konusunda literatürde yapılmış birçok çalışma yer almaktadır. Bu çalışmalara ilave olarak son yıllarda finansal şokların transferi konusunda krizlerin bulaşıcılığı ön plana çıkmış ve birçok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Bu çalışmada da çeşitli ülkelerde yaşanmış ve küresel çapta diğer ülkeleri de etkileyen birtakım krizlere değinilerek, bu krizlerin bulaşıcılığı incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde detaylı olarak küreselleşmeden bahsedilmiştir. İkinci bölümde finansal krizlerin bulaşma etkisi konusunda literatüre uygun bir alt yapı oluşturması için tanımlamalar yapılmış ve çeşitli küresel krizlerin bulaşıcılık etkileri incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise ABD kaynaklı 2007-2009 küresel finansal krizin bulaşma etkisi örneklem seçilen bir grup ülke için ampirik uygulama yapılmak sureti ile incelenmiştir. Ampirik Uygulamada DCC- GARCH modeli kullanılmıştır. Çalışma sonucuna göre kriz döneminde, kriz öncesi döneme göre DCC katsayıları yüksek çıkarak, örneklem seçilen ülkelere 2007-2009 Küresel finans krizin bulaşma etkisi gözlemlenmiştir. Bulaşma etkisi özellikle üst gelir grubu ülkelerde diğer ülkelere göre daha fazla görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Finansal Kriz, Bulaşma Etkisi, Küresel Kriz, DCC GARCH
Davranışsal eğilimler ile borsaya katılım ilişkisi: Muhasebe-finansman bilim dalındaki akademisyenlere yönelik bir araştırma
Davranışsal finans, yatırımcıların rasyonel hareket etmediklerini kabul etmektedir. Yatırımcılar, risk ve getiri faktörlerinin dışında davranışsal eğilimler ve sosyo-ekonomik faktörlerden de etkilenmektedir. Birçok davranışsal eğilim var olmasına karşın literatürde kabul edilen en temel davranışsal eğilimler; risk toleransı, kendine güven, sürü davranışı ve demirleme eğilimleridir. Bu çalışmanın amacı; muhasebe ve finansman bilim dalındaki akademisyenlerin borsaya katılım durumlarındaki davranışsal eğilimlerini saptamak ve bu davranışsal eğilimlerin borsaya katılım durumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bunun yanında katılımcıların sosyo-ekonomik faktörleri ile borsaya katılma durumları da karşılaştırılmıştır. Toplamda 403 Muhasebe finansman bilim dalındaki akademisyene uygulanan anket soruları Lojistik Regresyon ve Ki-Kare Testi vasıtasıyla analize tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda yapılan analizler neticesinde araştırma kapsamındaki davranışsal eğilimler ve sosyo-ekonomik faktörlerden 10 faktör ile borsaya katılım arasında ilişkiler olduğu sonucuna varılmıştır.
Menkul kıymet piyasalarında, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, 2004-2014 yılları aralığında, halka açık şirketlerden BİST Sınai Endeks'inde işlem gören firmaların mali tablolarından elde edilen bilgiler kullanılarak Türkiye için, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yatırımcı duyarlılığını ölçmek için üç farklı ölçüt kullanılmıştır. Birincisi, yatırımcı duyarlılığını temsil ettiği düşünülen yedi değişkenle, temel bileşenler analizi yöntemi kullanılarak elde edilen yatırımcı duyarlılığı endeksi; ikincisi, yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı; üçüncüsü ise TÜİK Tüketici Güven Endeksi değeri/100' dür. Kurumsal seviyede yatırım, net operasyonel varlıklardaki değişime dayanılarak hesaplanmıştır. Sabit etkiler panel veri analizi kullanılarak yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre: (i) Kurumsal yatırım değeri ile aynı dönem içindeki hisse senedi getirileri arasındaki pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. (ii) Kurumsal yatırım ile yatırımcı duyarlılığı ölçütlerinden yatırımcı duyarlılığı endeksi ve TÜİK Tüketici Güven Endeksi/100 arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Kurumsal yatırım ve yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı ile anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bulgulara dayanarak, kurumsal yatırımın, yatırımcıların optimistik olduğu dönemde artış gösterdiği söylenebilir.
Finans biliminde temel teoriler ve geçerliliklerinin testi üzerine denemeler: Borsa İstanbul örneği
Değişen piyasa koşulları ve yatırımcı psikolojisi gibi birçok unsur, finans teorilerinin genel varsayımlarından sapmalara yol açmakta ve bu teorilerin pratikteki karşılığı sorgulanmaktadır. Klasik finans teorilerinin piyasa davranışını ne derece açıkladığını tespit etmek; yatırımcılar, yöneticiler ve finans araştırmacıları için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, finans biliminin dayandığı bazı teori, hipotez ve ilkelerin geçerliliklerini güncel veriler ile Borsa İstanbul'da test etmektedir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, çeşitli piyasa ve analiz yöntemleri kullanılarak tasarlanmıştır. Bir finansal yatırım kararı verilirken risk unsuru göz ardı edilmemesi gerekir. Bu bağlamda vadeli piyasalar, spot piyasalarda ortaya çıkan risklere karşı koruma sağlama özelliğinden dolayı sıklıkla kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu iki piyasa arasındaki etkileşim yapısının araştırılması, hem teorik beklentileri değerlendirmede hem de yatırım kararları noktasında kullanılmaktadır. Bu kapsamda çalışmada spot ve vadeli piyasalar arasındaki eşbütünleşme ve nedensellik (öncül-ardıl) ilişkileri araştırılarak İşlem Maliyeti Hipotezi, Kaldıraç Hipotezi, Taşıma Maliyeti Hipotezi, Etkin Piyasa Hipotezi ve Çeşitlendirme İlkesi'nin değerlendirilmesi yapılmıştır. Aynı zamanda finansta birçok teori ve model için bir altyapı ilkesi olan risk-getiri rasyonelliği spot ve vadeli piyasa üzerinden sınanmıştır. Son olarak ise, yurt içi ve yurt dışı çeşitli piyasalar arasında Dinamik Koşullu Korelasyonlu Çok Değişkenli Stokastik Volatilite Modeli (DCC-MSV) kullanılarak volatilite yayılmaları hesaplanmış ve Uluslararası Portföy Teorisi'nin avantajları bu bağlamda araştırılmıştır. Çalışmadan elde edilen temel sonuç; BİST 30 Endeksi'nin davranışının araştırma kapsamına alınan finansın klasik teori ve ilkeleri ile desteklenmediği yönündedir. Ayrıca endeksin diğer piyasalarla genellikle birlikte hareket ettiği, aralarında yüksek derecede dinamik koşullu korelasyon değerine sahip olduğu, döviz kurları ve çeşitli uluslararası hisse senedi piyasaları ile volatilite yayılımları gösterdiği ve bunun sonucunda ise her geçen gün çeşitlendirme fırsatlarının azalabileceği tespit edilmiştir.
Borsa İstanbul sektör endekslerinin uzun dönemli risk ve getiri performanslarının değerlendirilmesi
Finansal piyasalarda birçok yatırım alternatifi bulunmaktadır. Bu yatırım alternatifleri içerisinde yatırımcıların tasarruflarını değerlendirme alışkanlıklarına bakıldığında; gelişmiş ülke yatırımcılarının çoğunluğunun sermaye piyasalarını tercih ettiği görülmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkeler açısından incelendiğinde ise, yatırımcıların tasarruflarını sermaye piyasalarında değerlendirme oranının geçmiş yıllara göre artış eğilimi gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu durum bize yatırımcı sayısındaki artışı gösterse de, amaç bilinçli yatırımcı sayısını artırmak olmalıdır. Tamda bu sebeple bu çalışma, sektör endekslerinin uzun vadeli risk ve getiri performanslarını ölçerek yatırımcılara ışık tutmayı amaçlamaktadır. Nitekim yatırımcıların, yatırımlardan elde edeceği getiriler hesaplanırken, risk unsuru da göz ardı edilmemelidir. Gelecek net bir şekilde öngörülemeyeceğinden dolayı içinde hep bir risk unsuru barındırmaktadır ve bu risklerin bazıları ortadan kaldırılabilirken, bazılarının yok edilmesi mümkün değildir. Bu çalışmada sektör endekslerinin risk ve getiri performansları ölçülmektedir. Amaç mevcut risklerin hangi sektörü ne derecede etkilediğini ortaya koymaktır. Böylelikle bu çalışmada, elde edilen sonuçlar yatırımcıların yatırım kararlarında yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Bunun için, Borsa İstanbul'da yer alan dört ana sektör ile 19 alt sektör endekslerinin 10 yıllık endeks verileri kullanılmış ve getirileri bulunarak risklerini ölçülmüştür. Elde edilen bulgular neticesinde, ana sektör endeksi ile alt sektör endekslerinde hangi endekslerin sistematik riskinin en yüksek değere hangilerinin en düşük değere sahip olduğu ortaya konulmaktadır.
Türkiye'de hisse senedi piyasasının gelişimi ve bazı önemli ülkelerin hisse senedi piyasalarıyla karşılaştırmalı bir analiz
Piyasalar, tarihin en eski kavramlarından biri olarak birçok olgunun temelini oluşturmaktadır. Bu çalışmaya konu olan finansal piyasalar da para ve sermaye piyasası olmak üzere iki alt başlıkta incelenmektedir. Sermaye piyasası yatırım araçlarından olan pay senetleri ve pay senedi piyasasının işleyişi bu çalışmanın ana odak noktasını oluşturmaktadır. Piyasaların doğuşu ve gelişimi günümüz ekonomi ve piyasalarına yön vermiştir. Borsaların ilk oluşumları ve modern anlamda bildiğimiz Borsalara dönüşümü bu tarihsel etkilere dayanmaktadır. Bugünü anlayabilmek ve geleceği doğru tahmin edebilmemiz için tarihi ve tarihsel süreçleri iyi analiz etmemiz gerekmektedir. Tam olarak bu sebeple bu çalışma hem piyasalara hem de borsa kavramına ve tarihsel gelişimlerine ışık tutmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de borsaların doğuşu ve gelişimi incelenerek, geleceklerinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Oldukça köklü bir tarihe sahip Borsa İstanbul pay senedi piyasası bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de pay senedi piyasasının son 10 yıldaki gelişimini dünyadaki önemli bazı ülkelerin pay senedi piyasaları ile karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktır. Bu amaçla, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin yıllık raporlarından yararlanılmış ve pay senedi piyasasının son 10 yıllık verileri kullanılarak, piyasanın hali hazırda geldiği noktanın durumu analiz edilmiştir.
G20 ülkelerinin bankacılık sektörü endekslerinin getiri düzeyleri açısından karşılaştırılması
Bu araştırmada G20 ülkeleri arasında finans sektörü borsa endeksleri ile BIST finansal endeksi arasındaki eşbütünleşmenin tespit edilmesi ve G20 ülkeleri arasındaki ülkelere yatırım gerçekleştirmeyi planlayan tasarruf sahiplerine hali hazırdaki borsaların birbiri arasında bir portföy oluşturularak karar alma süreçlerinde kendilerine fayda sağlanması amaçlanmıştır. Buna göre BIST finansal endeksi (XUMAL) ile G20 ülkeleri borsalarının finansal endeksleri arasındaki eşbütünleşmeye bakılmıştır. Araştırmada Ocak 2010- Aralık 2019 tarihleri arasındaki ilgili ülkelerin borsalarına ait veri setleri kullanılmıştır. Bu inceleme yapılırken G20 ülkeleri içerisinde bulunan Arjantin ve Suudi Arabistan'ın bahsedilen tarih aralıklarının tamamında finansal sektöre ait endeks verileri yer almadığından analiz dışında bırakılmıştır. Ülkelere ait finansal endeks verileri https://tr.investing.com/indices/ adresinden ulaşılmıştır. Ülkelere ait veri setlerinin aynı birim üzerinden ifadesi için finansal endeks veri setlerine logaritmik dönüşüm uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Eviews 10 programı kullanılmıştır. Türkiye finansal endeksi ile ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere'nin finans endeksleri arasında iz ve maks-eigen istatistik değerleri kritik değerden büyük oldukların için Türkiye ve bu ilkeler arasında uzun dönemli ilişkiden söz edildiği görülmektedir. Türkiye'nin finans endeksinde oluşacak olan bir sağmanın yıl içerisinde ABD'de %21,6; Almanya'da %18,3; Fransa'da %16,8 ve İngiltere'de %18,8 oranında düzeleceği tahminlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, G20, BİST, Borsa Endeks
Muhasebe manipülasyonlarının kredi analistlerinin ve borsa yatırımcılarının değerlendirmeleri açısından incelenmesi
Günümüzde finansal tablo kullanıcılarının sayısındaki artış sebebiyle finansal tablodaki bilginin gerçeği yansıtması, doğru ve güvenilir olması büyük önem taşımaktadır. Çünkü karar vericilerin finansal tabloları doğru yorumlayabilmesi ve doğru bir karar verebilmeleri çok önemlidir. Ancak bu durumu engelleyen en önemli tehditlerden birisi mali tablolarda yapılan manipülasyonlardır. Bu araştırmanın amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bankaların ticari kredi biriminde çalışan personelin manipülasyona bakış açılarını ölçmek ve BİST imalat sektöründe faaliyette bulunan firmaların manipülasyon yapma ihtimalini ortaya koymaktır. Anket çalışmasından elde edilen bulgulara göre; işletmelerin kredi değerliliğinde seçilmiş 16 adet hesap kalemi içinde çok önemli olan kalem; Satışlar kalemi olarak tespit edilmiştir. Manipülasyona çok yatkın olan kalemin Stoklar hesap kalemi olduğu tespit edilmiştir. Kredi yetkililerinin kredi değerlendirme sürecinde, Giderlerin ve Karşılıkların Muhasebeleştirilmesinin finansal tablolarda en fazla karşılaşılan manipülasyon tekniği olduğu sonucuna varılmıştır. Beneish Modeli kullanılarak yapılan analizler sonucunda; 152 firmadan 30 tanesinin finansal bilgi manipülasyonuna başvurduğuna dair bir bulgu bulunmadığı, 45 firmanın finansal bilgi manipülasyonu yapmış olma olasılığı hakkında ciddi bulgular olduğu tespit edilmiştir.
Bitcoin ve seçili endeksler arasındaki dinamik ilişkilerin ekonometrik analizi
2008 itibariyle hayatımıza giren ve bilinirliği günden güne artan Bitcoin insanların ilgisini oldukça fazla çekmektedir. En büyük sorunsallardan bir tanesi Bitcoin'e ne olarak bakılacağı konusudur. Bir yatırım aracı olarak değerlendir mi gerekir ya da ileride bir rezerv para olacak mı soruları sürekli sorulagelmektedir. Bitcoin'im yapısına ilişkin bir çok çalışma yapılsa da ekonomik etkisi henüz yeni bir kavram olduğu için anlaşılamamaktadır. Bu çalışmanın amacı Bitcoin ile BİST100, NASDAQ 100, NYSE 100 ve Dolar kuru endeksleri arasındaki dinamik ilişkiyi ekonometrik olarak analiz etmektir. Tezin zaman aralığı 1 Ocak 2017 ve 10 Mart 2022 olarak belirlenmiştir. Analiz için ilk olarak durağanlığın sağlanması için birim kök testlerinden (ADF, PP, KPSS, ZA, FADF ve FFFFF ADF) yararlanılmıştır. Birim kök test sonuçlarına göre Otoregresif Koşullu Değişen Varyans Modelleri (ARCH) kullanılmıştır. Daha sonra Genelleştirilmiş Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (GARCH-EGARCH) ve Dinamik Koşullu Korelasyon Testi (DCC GARCH) yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde borsa kavramı detaylı olarak irdelenmiş, Türkiye'de BİST 100 yapısı ve seçili endeksler olan NASDAQ 100 ve NYSE 100 yapısı analiz edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde para kavramı ve tarihçesinden bahsedilerek, takas ekonomisinden dijital paralara kadar olan bölüm değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmada kullanılan serilerin açıklamaları ile birlikte çalışmada kullanılan ekonometrik yöntemler açıklanmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise çalışmaya uygulanan test ve model sonuçları açıklanarak bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda DCC GARCH modelinin çıktıları analiz edildiğinde Bitcoin ile BİST 100 ve Dolar kuru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir dinamik koşullu korelasyon çıkmazken, Bitcoin ile NASDAQ 100 arasında negatif yönlü ve Bitcoin ile NYSE 100 arasında da pozitif yönlü ve anlamlı bir dinamik koşullu korelasyon elde edilmiştir.
Makroekonomik göstergelerin hisse senedi fiyatlarına etkisi: BİST'de bir uygulama
Makroekonomik değişkenler ile sermaye piyasaları arasındaki ilişki hem ulusal hem de uluslararası literatürde önemli bir konudur. Sıkça çalışılmış bir konu olsa da hisse senedi fiyatları üzerinde makroekonomik değişkenlerin nasıl bir etkisi olduğu konusunda bir fikir birliği yoktur. Yapılan çalışmalar yüksek oranda gelişmiş piyasalar üzerine olsa da gelişmekte olan piyasaların gelecekte sağlayacağı nakit akımlarının yüksek olacağına olan inanç gelişmekte olan piyasaları ilgi çekici hale getirmektedir. Bu sebeple Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülke için bu çalışmanın yapılması faydalı olarak görülmektedir. Literatürde; çalışma için seçilen makroekonomik değişkenler (dolar kuru, mevduat faiz oranı, enflasyon, para arzı, emtia fiyatları) arasında anlamlı ilişkiler saptanmış olsa da çalışmada seçilen zaman serileri özelinde ilişkinin var olup olmadığını saptamak amaçlanmıştır. Bu çalışmanın amacı Ocak 2005- Aralık 2019 tarihleri arasındaki aylık zaman serilerini kullanarak BİST 100 borsa fiyatları ile makroekonomik göstergeler arasında ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Seçilen makroekonomik göstergelerle, BİST 100 fiyatları arasındaki istatistiksel ilişkinin kapsamını belirlemek için yapılan analizde Eviews 11 paket programı kullanılmıştır. Zaman serileri ile çalışıldığından serilerin durağanlığı ADF ve PP birim kök testleri ile sınanmıştır. Düzey değerde durağanlık saptanamadığından tüm serilerin logaritmalarının birinci derece farkları alınmış ve birinci farkta durağanlık sağlanmıştır. Çalışmada hisse senedi fiyatı ve makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki sınanırken bu değişkenler arasında karşılıklı ilişkilerin irdelendiği Vector Hata Düzeltme (VEC) modeli kurulmuştur. VAR modeli aracılığıyla öncelikle etki-tepki analizi ve varyans ayrıştırması sonuçları yorumlanmıştır. Kullanılan değişkenler arasında eşbütünleşme, olması durumuna ulaşılmıştır. Son olarak değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü tespit etmak için Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Brent petrol fiyatlarındaki %1'lik bir artış BİST 100'ü %0.23 oranında arttırırken; faizdeki %1'lik artış BİST 100'ü %0.38 azaltmaktadır. Dolar kurundaki %1'lik artış BİST 100' ü %0.77 arttırmaktadır. Serilerin uzun dönemde birbirleri ile hareket ettikleri sonucuna ulaşılsa da değişkenler arasındaki bu ilişki son derece kısıtlıdır.
Davranış eğilimleri ve sosyo demografik özelliklerin borsaya katılım üzerindeki etkisi
Günümüz dünyasında sermaye piyasasında yaşanan değişim ve enflasyonun artmasıyla birlikte borsaları ve bununla birlikte menkul kıymetler borsası oldukça önem kazanmıştır. Bu çerçevede çalışmanın amacı da davranış eğilimlerinin ve sosyo-demografik faktörlerin borsaya katılım üzerindeki etkisini incelemek ve değerlendirmektir. Çalışma örneklemini ise Gaziantep'te faaliyet gösteren muhasebeciler oluşturmaktadır. Araştırmamızda kullanılan veriler ise anket yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 23.0 (Statistical Package for Social Sciences) istatistik programında yapılmıştır. Bu çerçevede frekans analizi, faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; davranış eğilimlerinin borsaya katılımı etkilemediği tespit edilmiştir. Sosyo-Demografik Faktörler ile borsaya katılım üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde kısmen etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Yatırım araçlarında bulanık mantık yönetmiyle teknik analiz incelemesi
Bu çalışma, finansal piyasalarda yatırım kararlarının daha etkin bir şekilde alınabilmesi için teknik analiz yöntemleri ile Bulanık Mantık Yöntemi'nin entegrasyonunu incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal piyasalarda belirsizliklerin ve risklerin azaltılmasına yönelik bir çerçeve sunmayı hedefleyen bu araştırma, yatırımcıların karar alma süreçlerine hem teorik hem de pratik anlamda katkılar sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, Borsa İstanbul'un (BIST50) endeksine dahil hisse senetleri, 2015-2024 dönemindeki fiyat hareketleri ve teknik analiz göstergeleri temel alınarak analiz edilmiştir. Araştırmada, hisse senetlerinin geçmiş fiyat hareketlerini inceleyen teknik analiz yöntemi, Bulanık Mantık'ın esnek ve yorumlamaya dayalı analitik yaklaşımıyla birleştirilmiştir. Teknik analiz göstergeleri arasında hareketli ortalamalar (HO), Göreceli Güç Endeksi (RSI), Bollinger Bantları, Stokastik RSI ve Emtia Kanal Endeksi (CCI) kullanılmıştır. Bu göstergeler, hisse senetlerinin trendlerini ve fiyat hareketlerindeki dönüş noktalarını belirlemek için üyelik fonksiyonları ve bulanık kurallar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, Bulanık Mantık ve teknik analiz yöntemlerinin entegrasyonunun, yatırım kararlarının doğruluğunu artırdığını ve risk-getiri analizlerine farklı bir bakış açısı kazandırdığını göstermektedir. Bu araştırma, yalnızca finansal analiz yöntemleriyle ilgili literatürdeki bir boşluğu doldurmakla kalmamış, aynı zamanda yatırımcılara sektörel düzeyde daha bilinçli kararlar alabilmeleri için bir rehber sunmuştur.
Menkul kıymet borsaları arasındaki koentegrasyon
Globalleşen dünya ekonomisinde artan finansal liberalizasyon sonucu, ülkelerde oluşan politik ve ekonomik gelişmeler, ilişkili oldukları diğer ülkeleri ve borsaları da çok kısa sürede hatta eş zamanlı olarak etkileyebilmektedir. Yatırımlarda riski azaltmak amacıyla çeşitlendirme yapmak için oluşturulan portföylerde, farklı yatırım araçlarına veya farklı menkul değerlere yatırım yönlendirilerek bu çeşitlendirme yapılmaktadır. Bununla birlikte, uluslararası yatırımlarda da çeşitlendirme yapılarak ülke risklerinden korunmak mümkündür. Bu amaçla uluslararası yatırım portföyleri oluşturulurken yatırım yapılacak olan borsalar arasında eşbütünleşik bir ilişkinin bulunmaması, yatırımcıların riskten korunmaları açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda Türkiye menkul kıymetler borsası (BİST) ile gelişmiş menkul kıymetler borsaları arasındaki koentegrasyon ilişkisi incelenmiştir. Koentegrasyon ilişkisinin ölçülmesinde Johansen koentegrasyon testi kullanılmış olup, borsalar arasındaki nedensellik ilişkileri Granger nedensellik testi ile gösterilmiştir. Bununla beraber bu ülkeler arasındaki tanımlayıcı istatistikler tablo olarak sunulmuştur.Bu araştırmanın amacı, menkul kıymetler borsaları arasındaki koentegrasyon (eşbütünleşme) ilişkisinin test edilmesidir.
İşletmelerin sermaye yapıları ve firma değerleri arasındaki ilişki – BIST sınai endeksinde bir uygulama
Sermaye yapısı ile firma değeri arasındaki ilişkinin varlığı ve yönü, finans dünyasında en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Sermaye yapısı ile firma değeri arasındaki ilişki literatürde klasik yaklaşımlar (Net Gelir Yaklaşımı, Net Faaliyet Geliri Yaklaşımı, Geleneksel Yaklaşım ve Modigliani - Miller Yaklaşımı) ve modern yaklaşımlar (Vergi Yaklaşımı, İflas Maliyetleri Yaklaşımı, Temsilci Maliyetleri Yaklaşımı, Dengeleme Teorisi, Finansal Hiyerarşi Teorisi, Sinyal Teorisi ve Piyasa Zamanlama Teorisi) olarak ele alınmaktadır. Konuya ilişkin yapılan çalışmalarda genel olarak sermaye yapısı ile firma değeri arasında bir ilişki olduğu vurgulansa da kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu çalışmasının temel amacı, sermaye yapısı ile firma değeri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada 2010 – 2017 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST XUSIN) Sınai Endeksinde faaliyet gösteren firmalar araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Araştırmaya konu firmalara ilişkin veriler Borsa İstanbul ve Kamu Aydınlatma Platformu resmi internet adreslerinden alınmış ve araştırmacılar tarafından analize hazır hale getirilmiştir. Sermaye yapısı ile firma değeri arasındaki ilişki panel veri analizi yöntemi ile test edilmiştir. Araştırmada "Sermaye yapısı ile firma değeri arasında ilişki vardır" hipotezi test edilmiştir. Çalışma sonucunda, firmaların sermaye yapılarında borç kullanmalarının firma değerini olumsuz etkilediği, özsermaye kullanmalarının ise firma değerini olumlu etkilediği tespit edilmiştir.
Bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi: Irak Menkul Kıymetler Borsası'nda bir uygulama
Günümüzün yoğun rekabet koşullarında, finansal kararlar hem kurumsal yatırımcılar hem de bireysel yatırımcılar için büyük önem taşımaktadır. Finans alanındaki son çalışmalar, insanların rasyonelliğine dayanan Geleneksel Finans Teorilerinin, finans alanında meydana gelen olayları açıklamakta yetersiz olduğunu göstermektedir. Davranışsal finans, bireylerin karar alma mekanizmalarının sosyal, bilişsel ve duygusal önyargılardan nasıl etkilendiğini ortaya koymaya çalışmaktadır. Davranışsal finans, insan psikolojisini dikkate alan ve geleneksel finans teorilerinin hesaba katamayacağı karar verme bileşenlerini işaret eden bir disiplin olarak doğmuştur. Bu çalışmanın amacı, bireysel yatırımların yatırım kararları üzerinde etkili olan faktörleri tespit etmektedir. Bu amaç doğrultusunda Irak Menkul Kıymetler Borsası`nda yatırımda bulunan bireysel yatırımcılar üzerinde bir anket uygulaması yapılmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS 22.0 programında frekans ve yüzde analizlerine tabi tutularak yorumlanmıştır. Analiz sonucunda bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen risk, finansal kriz, finansal bilgi ve sürü psikolojisi gibi birçok faktörün olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bireysel yatırımcılar, davranışsal faktörler, yatırım kararları, ırak menkul kıymetler borsası
The impact of geopolitical risk on stock markets and tourism sector: Case for developed markets and Turkey
Tourism has always been crucial sector nowadays for both emerging and advanced countries due to its numerous benefits such as economic, social, environmental political etc. Therefore, all countries attempt to promote its tourism attractiveness by using touristic advantages of their countries. However, tourism is sensitive to all kind of risks. Especially, geopolitical risk has effects on all countries, emerging countries can be affected more against geopolitical risk. In this context, it has become important to measure the geopolitical risk of countries and a geopolitical risk index has been created by Caldara and Iacoviello. Therefore, this thesis tries to answer the question of how much geopolitical risk impact on stock markets and tourism sector. In this regard, this thesis aims to analyze the impact of geopolitical risk on stock markets and tourism sector of selected 6 countries, namely Denmark, Sweden, Finland, United States of America, England and Türkiye via employing geopolitical risk index and Diebold-Yılmaz methodology. To the best of our knowledge, this methodology was not used to find the impact of geopolitical risk on tourism stocks Moreover, national broad indices, as well as tourism and leisure stock indices is employed to understand the impact of geopolitical risk on tourism sector and stock market. Results indicate that the effect of geopolitical risk on the stocks of the Nordic countries is weak or even non-existent, whereas it is much more pronounced for the USA, which is mainly attributable to its leading role in the world. More importantly, we show that geopolitical risk hinders the performance of emerging markets the most. Therefore, Turkish stocks and especially tourism companies are the most highly affected stocks between sample countries.
Türkiye'de halka arzlarda kullanılan değerleme yöntemlerinin karşılaştırmalı analizi
Günümüzde finans sektörü ve reel sektörde pek çok amaç için kullanılan şirket değerlemesi halka arzların da temel gerekliliklerinden biridir. Şirketlerin değerlerinin doğruya yakın ölçülmesi hem sermaye piyasası yatırımcılarının hem de şirket sahiplerinin mağdur edilmemesi için büyük önem taşımaktadır. Değerlemelerde değerleme uzmanlarının kendi kanaatlerine göre kullandıkları farklı yöntemlerle şirketin gerçek değerine yakın sonuçlara ulaşılmaya çalışılmaktadır. Türkiye'de halka arzlardan sonra bazı şirketlerin yaşadığı değer düşüşlerine rağmen henüz halka arz öncesi yayınlanan fiyat tespit raporlarında yer verilen değerleme yöntemlerini sorgulayıcı ve başarılarını kıyaslayıcı bir çalışmaya literatürde rastlanmamıştır. Bu çalışmada öncelikle kavramsal çerçeve ele alınmış, şirket değerleme ve yöntemleri, halka arz ve Borsa pazarları anlatılmıştır. Ardından Borsa İstanbul'da (İMKB) Yıldız ve Ana Pazar ile GİP'te işlem gören 2010 sonrası ilk defa halka arz edilmiş imalat sanayi sektörü şirket paylarının halka arz fiyatlarının tespitinde en çok kullanılan yöntemler olan İNA ve piyasa çarpanları değerleme yöntemleri karşılaştırılmıştır. Bunun için regresyon ve fark analizlerini içeren toplu analiz, şirket, periyot ve pazar bazında analizler yoluyla belirli zaman periyotlarında söz konusu yöntemlerin bulduğu özsermaye değerlerinin piyasa değerlerine yakınlıkları incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre İNA ile piyasa çarpanları yöntemi arasında ciddi farklılıklara ulaşılmıştır. Analizler toplu olarak göz önüne alındığında piyasa çarpanları yönteminin İNA yöntemine göre piyasa değerlerine genellikle daha yakın sonuçlar verdiği görülmüştür.
Menkul kıymet borsalarında fiyat dinamikleri: İMKB örneği
Bu çalışmada, menkul kıymet borsalarında oluşan fiyatların kapitalist birikim mantığı açısından anlamı irdelenmiş ve İMKB'de oluşan fiyat dinamiklerinin istatistik mekanik modellemesi yapılmıştır. Fiyat dinamiklerinin incelenmesi için öncelikle menkul kıymet borsaları ile ilgili yapılan kavramsallaştırmalar tartışılmış ve teorik açıdan menkul kıymet borsalarının salt bir piyasa olmanın ötesinde kapitalizm içinde işlevi ele alınmıştır. Sonuç olarak menkul kıymet borsaları kapitalist birikimin belli aşamalarında birikim için bir katalizör, belli aşamalarında birikimin kendisi, belli aşamalarında ise birikimi engelleyen ve kriz dinamikleri yaratan bir olgu olmuştur. Bu çoklu işlev olgusu, tarihsel süreçte kendini göstermiş ve menkul kıymet borsalarının içinde bulunduğu finansal mekanizmalar başat konumda rol oynamışlardır. Menkul kıymet borsalarının teorik açıdan incelenmesinin bir diğer boyutu, fiyat dinamiklerinin belirli modeller altında ele alınmasıdır. Modern finans teorisi kapsamında geliştirilmiş modeller, fiyat dinamiklerinin ortaya çıkarılması açısından yetersizliklere sahip oldukları için ekonofizik yaklaşımı altında geliştirilmiş modeller geleneksel modellere bir alternatif olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak İMKB özelinde menkul kıymet borsalarının sermaye birikimi açısından hacminin çok ötesinde işlevi olduğu ve kapitalizme eklemlenme aşamalarında en önemli etmenlerden biri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İMKB 100 endeksi için yapılan istatistik analizler içinde mikroskobik simülasyonlardan elde edilen en önemli bulgu, yatırımcıların heterojenliği ve karşılıklı etkileşimleri, fiyat dinamiklerini belirleyen en temel değişken olarak öne çıkmasıdır. 2001 yılında İMKB yatırımcılarının davranışsal parametrelerinde yapısal bir değişim ortaya çıkmış ve karar alırken ele alınan kişisel etkilerin önemi azalırken, yatırımcılar arası etkileşim artmıştır. Mikroskopik modellemeden elde edilen bir diğer bulgu, yatırımcıların yatırım ufuklarının giderek kısalması ve giderek daha düşük düzeyde ortaya çıkan fiyat değişimlerine tepki vermeye başlamalarıdır. Makroskopik analizlerde ise İMKB 100 Endeksi'nin Cauchy dağılımına uygun dağıldığı sonucuna ulaşılmış ve fiyatların belli bir ölçekleme kalıbına uyduğu tespit edilmiştir. Bu iki bulgu beraber ele alındığında İMKB 100 endeksinin normal dağılıma göre geliştirilmiş modellerin öngördüğünden çok daha riskli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Modern finans teorisi kapsamında geliştirilmiş modellerden hesaplanan risk ve beklenen getiri kavramları, İMKB 100 Endeksi'nin istatistiksel özellikleri dikkate alındığında anlamlarını yitirmektedir.Anahtar Kelimeler: Menkul Kıymet Borsaları, İMKB, Finansal Aktifleri Fiyatlama Modelleri, Finansallaşma, Ekonofizik.
Sermaye artırımı duyurularının Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin hisse senedi getirisi üzerine etkisi
Şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak için sıklıkla başvurduğu yöntemlerden biri de sermaye artırımıdır. Ancak sermaye artırımı yaparken, bu kararın piyasadaki yatırımcılar tarafından nasıl algılandığı ve hisse senedi fiyatlarının ve getirilerinin bu doğrultuda nasıl şekillendiği şirketler ve paydaşları açısından oldukça önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırmada, Türkiye'de hisse senetleri piyasasının, yatırımcıların sermaye artırımı duyurusunda kamuya açık tüm bilgilerle piyasanın üstünde bir getiri sağlayabilecek kadar etkin olup olmadığını analiz etmeye çalışılmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Borsa İstanbul'da bedelli ve bedelsiz sermaye artırımı duyurularında yarı güçlü etkinlik formunu test etmektir. Araştırmada 1996-2021 yılları arasında BIST-100 endeksinde bedelli veya bedelsiz sermaye artırımı açıklayan 337 farklı şirketin 1436 sermaye artırımı duyurusu incelenmiştir. Analiz yöntemi olarak olay etüdü yöntemi kullanılmış ve kısa vadede üç farklı çerçevede olay pencereleri oluşturulmuştur. Çalışmanın bulgularına göre BIST-100'de sermaye artırımı açıklayan şirketlerin kısa vadeli analizinde, sermaye artırımı duyuru öncesi ortalama ve kümülatif anormal getirileri pozitif iken, sonrası anormal getirileri negatif değerler olarak hesaplanmış ve firmaların sermaye artırımı duyurularının, ilgili firmaların kısa dönemde hisse senedi getirilerine etkisi olduğu belirlenmiştir. Sektörlere göre duyuru öncesi ve sonrası ortalama ve kümülatif anormal hisse senedi getirilerinin farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bu bulgulara göre, BIST-100 endeksinin incelenen dönemde kamuoyuna yapılan sermaye artırım duyurularından etkilendiği ve Borsa İstanbul Piyasası'nın (BIST) yarı güçlü formda etkin olmadığı söylenebilir. Çalışmada ulaşılan sonuç, duyuru etkisini konu alan sinyal hipotezini ve sermaye artırımının duyurulması sırasında hisse senedi fiyatının önemli ölçüde değiştiğini belirten bilgi içeriği hipotezini desteklemektedir.
Finansal etkinlik ölçümünde veri zarflama analizi: BİST'te ampirik bir uygulama
Türkiye'nin makroekonomik hedefleri doğrultusunda, sanayi sektörü önem arz etmektedir. Bu sekörde faaliyet gösteren işletmelerin finansal performansları da sektörün performansının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Sektörün önemli işeltmeleri ise BIST'te işlem görmektedir. Bu sebeple, BIST Sınai Endeksi'nde bulunan ve Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı sektörler olan, otomotiv, hazır giyim ve konfeksiyon, çelik ve elektrik elektronik ve hizmet setkörlerinde faaliyet gösteren 49 şitketin 2015 ve 2016 yılı finansal etkinlikleri ölçülmüştür. Finansal etkinliğin ölçümünde Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Öncelikle CCR modeli ile her iki yılın finansal etkinlik değerleri bulunmuş ve iki yıl arasındaki değişimler belirtilmiştir. Ardından analiz BCC modeli ile tekrar edilmiştir. Her iki model de girdiye yönelik kurulmuştur. Çalışmada, Aktif Toplam, Özkaynak, Net İşletme Sermayesi (NİS), Cari Oran, Yabancı Kaynak / Toplam Aktif, Özkaynak / Yabancı Kaynak, Özkaynak / Toplam Aktif, Net Satışlar / Özkaynak, NİS / Net Satışlar, NİS / Net Kar girdi olarak; Net Satışlar, Net Kar / Özkaynak, Net Kar / Toplam Aktif ise çıktı olarak kullanılmıştır. Bu analizler sonucunda 2015 yılında 34 işletmenin etkin, 15 işletmenin etkin olmadığı; 2016 yılında ise önemli sayıdaki işletmenin etkinliklerini kaybettiği ve 15 işletmenin etkin, 34 işletmenin etkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Üst düzey yönetici özelliklerinin muhasebe kalitesine etkisi: BIST imalat sektöründe bir araştırma (2011-2020)
Muhasebe kalitesini güvence altına almak her şeyden önce işletmelerin sorumluluğundadır. İşletmelerin muhasebe kalitesini etkileyen makro ve mikro düzeyde birçok faktör olduğu bilinmektedir. Bununla beraber özellikle halka açık büyük işletmelerin muhasebe kalitesi üzerinde tepe (üst) yönetimlerin önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir. Sahip oldukları yetki ve sorumluluklar ile işletmelerin üst yönetiminde önemli bir ağırlığı ve gücü olan ve kısaca CEO olarak ifade edilen genel müdür, icra (yürütme) ve/veya yönetim kurulu başkanı pozisyonundaki insanlar işte bu açıdan tez çalışmasında inceleme konusu yapılmıştır. Zira şirketin CEO'sunun finansal bilgilerin üretim ve raporlama organizasyon ve süreçlerine müdahil olmak suretiyle işletmenin muhasebe kalitesini etkileyebileceği düşünüldüğünden burada CEO ile muhasebe kalitesi ilişkisi araştırılmıştır. Literatürde genellikle kurumsal yönetim özelliklerinin kâr yönetim uygulamaları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ancak CEO'lar ile muhasebe kalitesi ilişkisi üzerine ulusal literatürde ayrıntılı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Alandaki boşluğu doldurmak üzere 2011-2020 yılları arasında BIST İmalat sektöründe yer alan 112 şirket verisi kullanılarak yapılan bu çalışmada CEO ile muhasebe kalitesi ilişkisini araştırmak maksadıyla öncelikle CEO'lara ilişkin bazı önemli olay ve durumlar ile gözlemlenebilir demografik özellikler tespit edilmiş ardından muhasebe kalitesine ilişkin veriler toplanarak literatürdeki modeller yardımıyla analiz edilmiştir. CEO özellikleri üst yönetim etkisi teorisi (upper echelons theory) kapsamında ele alınmış, muhasebe kalitesinin ölçümünde ise tahakkuk ve işlem esaslı kâr yönetimi modellerinden yararlanılmıştır. İsteğe bağlı tahakkuklar ve anormal kalemler OLS yöntemiyle hesaplanmıştır. Tahakkuk esaslı kâr yönetim modellerinde "isteğe bağlı tahakkuklar" ve işlem esaslı kâr yönetim modelinde ise "anormal kalemler" temsilci olarak kullanılmıştır. CEO demografik özelliklerinin, muhasebe kalitesi üzerindeki etkisi sabit etkiler ve FGLS yöntemi ile analiz edilmiştir. Neticede, CEO'lara ilişkin bazı hususlar ile demografik özelliklerinin muhasebe kalitesi üzerinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Örneğin FGLS yöntemine göre CEO'nun kadın olması ile dört muhasebe kalitesi temsilcisi arasında anlamlı pozitif bir ilişki; CEO muhasebe deneyimi ile iki muhasebe kalitesi temsilcisi arasında anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur. Aynı şekilde CEO'nun yaşı ve cinsiyeti ile işlem esaslı kâr yönetimi arasında pozitif anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer yandan CEO muhasebe okuryazarlığı ile bir muhasebe kalitesi temsilcisi arasında sabit etkiler yönteminde anlamlı negatif bir ilişki bulunurken FGLS yönteminde de CEO muhasebe okuryazarlığı ile iki muhasebe kalitesi temsilcisi arasında da anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sektörlere, işletmelere, yöntemlere ve modellere göre bu analiz sonuçlarının farklılaşabileceği de görülmüştür.