Mısır
248 theses under this subject heading
Latin Amerika ve Ortadoğu'daki askeri darbelerin karşılaştırmalı bir incelemesi ve ABD'nin tutumu: Venezuela ve Mısır
Askeri rejimler; çoğu zaman kalıcı olmayan, güçsüz, iktidarın siyasal zayıflığından dolayı ortaya çıkan istikrarsız yönetim biçimleridir. Bu şekilde yönetilen hükümetlerin genellikle demokrasi geleneğinin zayıf olmasıyla beraber muhalefet partilerinin, derneklerin, baskı ve çıkar gruplarının da etkinliği asgari düzeydedir. Ordu, kendi çıkar ve menfaatine yönelik politikalar üreterek toplumu, devleti, medyayı güç kullanarak kontrol altına alır. Ortadoğu ve Latin Amerika coğrafyaları askeri darbelerin en sık yaşandığı bölgeler arasındadır. Bunun en temel sebepleri; gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek politik yapılara, güçlü ve istikrarlı kurumlara sahip olmamaları, demokrasi geleneğini sürdürememeleri ve küresel piyasa ekonomisinde geri planda kalan dünya devletlerini barındırmalarıdır. Bu çalışmada, Venezuela ve Mısır ülkelerinde birbirinden bağımsız bir şekilde gerçekleşen askeri darbe girişimleri sivil-asker ilişkileri çerçevesinde ele alınmaktadır. Çalışmanın asıl amacı Latin Amerika ve Ortadoğu bölgelerinin sahip oldukları doğal kaynaklar ve stratejik önemleri nedeniyle Venezuela ile Mısır'da yakın dönemlerde gerçekleşen askeri darbeleri açıklayarak benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymaktır. İlaveten, gerçekleşen askeri darbelerde Amerika Birleşik Devletleri'nin sergilediği tutum ve varsa rolünün hangi boyutlarda olduğuna yer verilmektedir. Bu çalışmanın hipotezi, tarihsel süreç boyunca Mısır ordusunun üst kademesiyle devirdiği hükümet ve Müslüman Kardeşler arasında ideolojik ayrışmalar varken, Venezuela'da ordu komutası ve Maduro hükümeti Chavismo ideolojisi etrafında birleşmektedir. Ayrıca Mısır ve ABD ordusu arasında Enver Sedat dönemine kadar uzanan köklü ilişkilerin olması gerçekleşen darbenin başarılı olmasının önünü açan bir diğer etken olmuştur. Böylelikle darbe öncesi dönemdeki sivil-asker ilişkileriyle beraber ABD'nin bu tezin konusunu oluşturan Venezuela ve Mısır orduları ile ilişkileri de bu ülkelerdeki askeri darbelerin gidişatını etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Askeri Darbe, Mısır, Venezuela, Sivil-Asker İlişkileri, ABD, Chavismo
Muhammed Tevfik Sıdkî'nin hadis ve sünnet anlayışı
XIX. asırda İslâm dünyasında hadis ilmiyle ilgili çalışma ve tartışmaların önemli bölgelerinden biri Mısır'dır. Tevfik Sıdkî'nin zihniyetinin şekillenmesinde önemli etkisi olan Batı'nın Mısır'daki siyasi ve ilmi yapıda oynadığı etken rol İslam dininin kaynakları hakkında hususen hadis-sünnet tartışmalarında gelinen noktayı göstermektedir. Bu amaçla biz de tez konumuzu Mısırlı Tabib Muhammed Tevfik Sıdkî'nin hadis ve sünnet anlayışı çerçevesinde belirledik. Tezimiz giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmanın konusu, önemi, amacı ve metodu belirlendi. Çalışmada izlenilen yöntem ve başvurulan kaynaklar hakkında bilgi verildi. Birinci bölümde; Muhammed Tevfik Sıdkî'nin hayatı, yaşadığı dönemin ilmi ve siyasal yapısı, etkilendiği şahsiyetler, düşünce yapısı, peygamber ve sahabe anlayışı, Kur'an'da nesh meselesine bakışı ve eserleri hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde ise Tevfik Sıdkî'nin hadis ve sünnet anlayışı üzerinden Kur'an-sünnet ilişkisi, akıl-sünnet ilişkisi, sünnetin bağlayıcılığı, hadis ve sünnet anlayışının fıkhî yorumlarına etkisi konularına değindik. Sonuç bölümüyle de tezimizi tamamlamış olduk. Anahtar Sözcükler: Sünnet, Hadis, Mısır, Muhammed Tevfik Sıdkî.
Mısırlı neo-klasik şairlerin şiirlerinde II. Abdulhamid Han imajı
Şiirlerde imaj, şairin iç dünyasını yada şairin inanç, kültür veya dış etkenler gibi birçok faktöre bağlı olarak yeniden şekillendirip anlamlandırdığı bir gerçeği tanımamızı sağlayan bir araçtır. Karşılaştırmalı Edebiyatın alt dalı olarak İmajbilim, birbirinden dil ve kültür gibi birçok yönüyle ayrışan farklı toplumların, öteki toplumlar hakkında ürettikleri imajı araştırmaktadır. Araştırmacı yönünden İmajbilim, Arapların gözünde Türk imajını incelemek gibi ötekinin ben hakkında ürettiği imajı konu edinmektedir. Araştırmanın birincil amacı, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han'ın imajını araştırmaktır. Araştırmamızın ikincil amacı, imaj üreticisi Neo-klasik akımın üslup ve özelliklerini karşılaştırma yoluyla incelemektir. Mısır'da ortaya çıkan bu akımın öncülerinin çoğu yine Mısırlı şairlerdir. Araştırmada şiirleri araştırılan şairler, Bârûdî'nin öğrencileri Ahmed Şevkî, Ahmed Nesîm, Hâfız İbrahim, İsmail Sabri, Muhammed Abdülmuttalib ve Veliyyüddin Yeken'dir. İslami klasik şiirin takipçisi olan, ancak taklitten öteye geçmeyi başarıp şiirlerini, kimliklerini güçlendirme ve sömürgeye başkaldırma aracı olarak kullanan bu şairler, şiirlerin beyânî yönü ve içeriğini yenilemede öncü olmuşlardır. Bunun yanı sıra Neo-klasik şairler, halk tarafından kabul görmüş ve dilden dile dolaşmış şiirleri ile de Modern Arap Edebiyat Tarihinde iz bırakmışlardır. II. Abdülhamid'in tarihteki yeri, Neo-klasik akımın, Modern Arap Edebiyatı için bir temel akım niteliğinde olması ve imajı üreten şairlerin birer öncü olması araştırmanın önemini göstermektedir. Ürettikleri imajlar halk tarafından içselleştirilmiş olan söz konusu şairler ve bunların II. Abdülhamid Han'ın aynı dönemde yaşamış olmaları, bu çalışma ile sadece şairlerin değil Mısır'ın da gözündeki II. Abdülhamid imajını da ortaya koyacaktır. Bütün bunlara ek olarak II. Abdülhamid Han'ın imajının bu altı şairin şiirlerinde daha önce araştırılmamış olması da çalışmanın önemini bir başka açıdan arttırmaktadır. Çalışmanın yöntemi, amacına uygun nitel bir araştırma yöntemi olan çoklu bir inceleme yöntemidir. Veriler tarandıktan sonra, araştırmanın konusu olan şairlerin II. Abdülhamid Han hakkında nazmettikleri şiirleri Türkçeye çevrilmiştir ve ardından metin dışı ve metin içi unsurlar dikkate alınarak dilsel analizin ön plana çıktığı çoklu bir inceleme yöntemine tabi tutulmuştur. Bu inceleme yönteminde metin dışı olarak şairlerin hayatları, tarihi ve sosyal bağlam gibi unsurlar dikkate alınmıştır. Metin içi olarak ise birincil olarak imajları ve buna bağlı olarak da akımın üslubunu ortaya koyduğunu tespit ettiğimiz öncelikle cüz'î sonrasında ise külli imaj incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, metin dışı unsurlar olan imajın üretildiği zaman ve mekân, imajı ortaya koyan akım ve şairler incelenmiştir. İkinci bölümde ise ilk olarak şairlerin II. Abdülhamid Han'ı konu edindiği şiirleri verilip ve çevirileri yapılmış; daha sonra ise şiirlerdeki imajlar cüz'î ve külli olarak incelenmiştir.
Türkiye'deki İslamcı dergilerde İhvan-ı müslimin hareketinin algılanış biçimleri
Tez konumuzu, İhvan'ı Müslimin'in Türkiye'de yayın yapan İslamcı dergilerdeki algılanış biçimi oluşturmaktadır. Bu çerçevede İhvan'la ilgili fikirlerin Türkiye'ye ne zaman intikal ettiği ve bu faaliyetlerde şahıs olarak kimlerin çabası bulunduğu araştırılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda tezimiz iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İhvan'ın İslamcı dergilerde nasıl algılandığının ortaya çıkarılmasında önem arz eden İslamcı dergiler ve İhvan-ı Müslimin Hareketi'nin tarihsel seyri ve gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde ise belirlenen on altı dergi içinde İslamcı dergilerde İhvan algısı araştırılmıştır. İhvan-ı Müslimin, 1928 yılında Mısır'da ortaya çıkmış ve çeşitli İslam coğrafyalarına etki etmiş en önemli dini hareketlerden biridir. Bu hareket içerisinde Hasan el-Benna, Seyyid Kutub, Abdulkadir Udeh, Said Havva gibi şahsiyetler faaliyet göstererek kendi alanlarında birçok eser kaleme almışlardır. Onlar, dönemin Mısır siyaseti içerisinde baskı ve şiddete maruz kalsalar da, ortaya koydukları fikirlerle İslamcılık düşüncesi içerisinde vazgeçilmez isimlerden olmuşlardır. İslamcı dergilerin tarihsel seyrinin, Türkiye'nin siyasi, dini ve sosyal hayatından bağımsız ele alınması mümkün değildir. II. Meşrutiyet dönemiyle birlikte İslamcılık düşüncesinin fikri alanda kendine yer bulduğu söz konusu dergicilik faaliyetleri, Cumhuriyet dönemi reformlarıyla birlikte 1923 yılından 1947 yılına kadar devam edecek olan bir kesinti dönemine girmiştir. 1950 yılında Demokrat Parti iktidarıyla birlikte kısmı demokrasi ortamının sağlanması, İslamcı fikriyatın tekrar yayın yapma alanına kavuşmasını sağlamıştır. Özellikle de Hareket ve Büyük Doğu dergileri hariç tutulursa diğer dergiler bu dönemde başlayan rahatlama ortamı ile yayın hayatına başlamış ve bu alanda ciddi bir çeşitlenme yaşanmıştır. 1960'lı yılların ortalarından itibaren İslamcılık düşüncesinin ivme kazanmasına yönelik yayın faaliyetlerini de etkileyen yeni bir döneme girilmiştir. Tercüme faaliyetleri olarak adlandırılan bu dönemde 60'lı ve 70'li yıllarda Mısır ve Pakistan'da, 80'li yıllarda da İran'da yazılıp Türkçe'ye çevrilen kitapların Türkiyeli okuyucularla buluşması hedeflenmiştir. Tercüme faaliyetleriyle birlikte Hasan el-Benna ile Seyyid Kutub başta olmak üzere Abdulkadir Udeh, Said Havva gibi isimler tarafından kaleme alınan kitapların tercüme edilmesi Türkiye'de dini, fikri, siyasi ve sosyal düşüncede değişimler yaşanmasına sebep olmuştur. Bu amaca hizmet eden en önemli İslamcı dergi Hilal dergisidir. Hilal dergisi bu faaliyetlere öncülük ederek kendi ifadeleriyle Türkiye'deki İslami uyanışa İhvan'ın eserlerinin Türkiye'de tanınmasıyla katkı yapacağını düşünmüştür. Hilal başta olmak üzere İslamcı dergilerin büyük bölümünde, İhvan'ı Müslimin Hareketi'ne yönelik yaklaşımın olumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bunlar arasında söz konusu hareketle bağlantılı olarak tasavvuf, Selefilik, tekfircilik, cahili toplum gibi kavramlara yönelik eleştirilerin olduğu da görülmektedir. Bu doğrultuda Cemalettin Efgâni ve Muhammed Abduh gibi isimler merkeze yerleştirilmiştir. Özellikle İslami Hareket isimli derginin İhvan'ın Efgâni ile ilişkisini reddetmesi dikkat çekicidir. Ayrıca Büyük Doğu dergisi de İhvan'ı, Seyyid Kutub özelinde eleştirilere tabi tutmaktadır.
Yüksek nem içeren mısır danesinin silaj ve yem değeri özelliklerinin saptanması
Bu tez yüksek nemli dane mısırın silolanma özelliğini geliştirmek için düzenlenmiştir. Bu amaçla yüksek nemli mısır üç farklı kuru madde de (%65,32, %70,77 ve %75,31) hasat edilmiş ve kabaca öğütülerek denemede kullanılmıştır. Deneme materyali yüksek nemli dane mısır (YNDM)'lara sırasıyla; (katkısız: kontrol), %2 üre, 106 cfu/g Lactobacillus plantarum (LP)+Lactobacillus buchneri (LB) ve 106 cfu/g Lactobacillus buchneri (LB) ilave edilmiş ve 60 gün süreyle silolanmışlardır. Bu süre sonunda silajların besin madde bileşimleri, silaj fermantasyon özellikleri, silaj mikrobiyolojisi, aerobik stabilitesi, in vitro gaz üretimi ve sindirilebilirlik özellikleri saptanmıştır. Yüksek nemli mısır silajının farklı KM'de hasat edilmesi silajların besin madde bileşimi ve silaj kalitesini önemli düzeyde etkilemiştir (P<0,05; P<0,01). Kuru madde düzeyinin artması ham protein (HP) içeriğini düşürmüş, nişasta ve hücre duvarı bileşenlerini önemli düzeyde artırmıştır (P<0,05; P<0,01). Silajların laktik asit (LA), laktik asit bakteri (LAB), maya ve küf sayısını ise düşürmüştür. Silajların KM düzeyinin artması aerobik stabiliteyi geliştirmiştir. Yüksek nemli dane mısır silajına üre ilavesi silajların HP içeriğini artırmış, nişasta içeriğini ise düşürmüştür (P<0.05). Üre ilavesi ayrıca silajların LAB, maya, küf, laktik asit (LA), propiyonik asit (PA), etanol, in vitro gaz üretimi, OMS ve ME içeriğini düşürmüştür (P<0,05). Buna karşın üre silajların pH, amonyak azotu (NH3N) ve asetik asit (AA) miktarını artırmış, aerobik stabiliteyi olumsuz etkilemiştir. Yüksek nemli dane mısır silajına LP+LB ve LB ilavesi silajların besin madde bileşimi üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0,05; P<0,01). Silajlara LAB ilavesi pH, maya ve küf sayısını düşürmüş, LAB sayısı ile LA, PA ve etanol miktarını artırmışlardır. Laktik asit bakteri ilavesi ayrıca karbondioksit (CO2) miktarını artırarak aerobik stabiliteyi geliştirmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre yüksek nemli dane mısır silajı yapımında en uygun KM dozunun %70 olmuştur. Besin madde bileşimi, silaj mikrobiyolojisi, fermantasyonu, besin maddeleri sindirimi, aerobik stabilite için en uygun katkı maddesi LAB inokulantı olduğu sonucuna varılmıştır. En etkili LAB inokulantı LP+LB kombinasyonu olmuştur. Bunu LB ve %2 üre izlemiştir.
Farklı kuru madde ve laktik asit bakteri inokulantlarının mısır silajının fermantasyon ve aerobik stabilite özellikleri ile yem değeri üzerine etkisi
Bu çalışma, homofermantatif ve heterofermantatif laktik asit bakteri (LAB) inokulantlarının farklı kuru maddede (KM) hasat edilen mısır (Zea mays L.) silajlarının fermantasyon, aerobik stabilite ve yem değeri üzerine olan etkilerini araştırmak için tasarlanmıştır. Araştırmada kullanılan mısır materyali, süt olum (SO), hamur olum (HO), diş olum (DO) ve fizyolojik olum (FO) dönemi olmak üzere dört farklı olgunlaşma döneminde ve sırasıyla %26,3, 31,4, 37,3 ve 42,7 KM içeriğinde hasat edilmiştir. Homofermantatif LAB olarak Lactobacillus plantarum (LP), heterofermantatif LAB olarak Lactobacillus buchneri (LB) ve bu iki bakterinin (LP+LB) 1:1 kombinasyonunu içeren inokulantlar 1×106 cfu g-1 düzeyinde uygulanmıştır. Deneme grupları, dört olgunlaşma dönemi (SO, HO, DO ve FO) ve dört uygulamadan (kontrol (C), LP, LB ve LP+LB) oluşmuştur. Her deneme materyali dörder tekerrürlü olarak 1,5 L'lik anaerobik kavanozlara silolanmıştır. Silolamanın 60. gününde kavanozlar açılarak silajların kimyasal ve mikrobiyolojik analizleri yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan silajlara beş gün süreyle aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Silajların yem değeri in vitro gaz üretim tekniği ile belirlenmiştir. Olgunlaşma dönemlerinin tüm parametreler üzerindeki etkileri anlamlı bulunmuştur (P<0,0001 ila P=0,0003). İnokulantların KM, amonyak azotu, asit deterjan lif, hemisellüloz, metabolik enerji, net enerji laktasyon içerikleri ve organik madde sindirilebilirlikleri üzerine etkileri önemsiz bulunurken (P>0,05), diğer parametreler üzerindeki etkileri farklı düzeylerde (P<0,0001 ila P=0,02) önemli bulunmuştur. İnokulantlar pH değerini tüm dönemlerde düşürmüşlerdir. Özellikle LP, pH düşüşü üzerine LB ve LP+LB'den daha etkili olmuştur. İnokulantların tümü kontrole göre laktik asit ve asetik asit üretimini artırmıştır. En yüksek laktik asit üretimi, LP uygulanan silajlarda olmuştur. LB ve LP+LB uygulamaları tüm dönemlerde aerobik stabiliteyi geliştirirken LP uygulaması tüm aşamalarda aerobik stabiliteyi düşürmüştür. Anahtar Kelimeler: Aerobik stabilite, gelişim dönemleri, heterofermantatif, homofermantatif, in vitro sindirilebilirlik, Lactobacillus buchneri, Lactobacillus plantarum, laktik asit bakterileri, mısır, silaj, olgunlaşma, fermantasyon, silaj katkı maddesi, yem değeri, Zea mays
Mısır silajında bazı insektisitler ve bunların zehirli metabolitlerinin kalıntı durumunun belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid'in 200 günlük fermantasyon süresince mısır silajı içerisindeki degredasyonunu ve bazı metabolitlerine [3,5,6-trichloro-2-pyridinol, diethyl phosphate, diethyl thiophosphate, chlorpyrifos-oxon, 3-phenoxybenzoic acid, 3-(4-hydroxyphenoxy)benzoic acid, imidacloprid-olefin, imidacloprid guanidine, 6-hydroxynicotinic acid ve 6-chloronicotinic acid] dönüşümünü izlemektir. Çalışmada, fermantasyon sürecinin insektisitlerin parçalanması ve metabolitlere dönüşmesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Laktik asit bakterilerinin fermantasyonu mısır silajında asidik koşulların oluşumuna neden olmaktadır. İnsektisitler fermantasyon ortamında bulunan bu mikroorganizmalar tarafından metabolize edilebilmektedir. Bu tez çalışmasında insektisitler blank örneklere (pestisit kullanılmadan yetiştirilen mısırlar) laboratuvar ortamında ayrı ayrı uygulanmıştır. İnsektisit spike edilmiş mısır bitkilerinin bir kısmı kurumaya bırakılmış, bir kısmı kavanozlarda silaj yapılmıştır. Fermantasyonun etkisini belirlemek için örneklerde, spike edilmiş olan insektisitler ve metabolitleri LC-MS/MS kullanılarak periyodik olarak analiz edilmiştir. Analizlerde kullanılan yöntemin verifikasyonu SANTE/12682/2019 rehberine göre yapılmıştır. LOD değerleri 2,76 mg/kg ile 53,61 mg/kg arasında, LOQ değerleri ise 9,19 mg/kg ile 178,71 mg/kg arasında bulunmuştur. Analitlerin geri kazanımları %93,7-109,2, tekrarlanabilirlik RDSr değerleri %1-15 ve tekrarüretilebilirlik RDSR değerleri %1-13 arasında hesaplanmıştır. İnsektisit uygulanmasından 200 gün sonra silaj örneklerinde chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid bozunma oranları sırasıyla %46, %45 ve %30 olarak tespit edilirken bu oran kontrol (kurutulmuş mısır) örneklerinde %67, %55 ve %61 olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, mısır silajındaki düşük pH ortamının insektisitlerin bozunmasını yavaşlattığını, dolayısıyla pestisit kalıntılarının aerobik koşullara kıyasla silaj ortamında daha uzun süre stabil kalabildiğini göstermiştir.
Mısır ve ayçiçeği karışımı silajların yem değeri ve kuzu besisinde kullanılma olanakları
Bu çalışma, mısır ve ayçiçeği silajları ve bu silajların farklı oranlardaki karışımları ile hazırlanan rasyonların kuzuların besi performansı ve karkas özellikleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Denemede, 10-12 haftalık yaşta ve ortalama 20-25 kg canlı ağırlığa sahip 40 baş Kıvırcık ırkı erkek kuzu kullanılmıştır. Kuzular 5 gruba ayrılmış ve hayvanlara deneme süresince yoğun yeme ek olarak 5 farklı silaj [%100 mısır silajı (kontrol), %75 mısır silajı+%25 ayçiçeği silajı, %50 mısır silajı+%50 ayçiçeği silajı, %25 mısır silajı+%75 ayçiçeği silajı, %100 ayçiçeği silajı] verilmiştir. Besi süresince performans kriterleri olarak, canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, silaj ve yoğun yem tüketimi ile yemden yararlanma oranı gibi özellikler belirlenmiştir. Ayrıca, beside kullanılacak yoğun yem ve silajların besin madde içerikleri, besi başı ve sonu olmak üzere 2 kez rumen sıvısı alınarak rumen bazı rumen parametreleri saptanmıştır. Besi süresi sonunda (0-8 hafta), farklı silajlarla beslenen kuzuların canlı ağırlıkları ve canlı ağırlık artışları arasında farklılıklar önemli bulunmamıştır. Benzer şekilde, 0-8 haftalık dönemde, gruplara ait günlük ortalama silaj tüketimleri arasındaki farklılıklar da önemli bulunmamıştır. Ancak, söz konusu dönemde, grupların silaj+yoğun yem tüketimleri arasındaki farklılıklar önemli (P≤0.05) bulunmuştur. En yüksek silaj+yoğun yem tüketimi (128.2 kg) %100 ayçiçeği silajı ile beslenen grupta görülürken, en düşük tüketim %100 mısır silajı (99.4 kg) ile %75 mısır silajı+%25 ayçiçeği silajı (101.6 kg) ile beslenen gruplarda saptanmıştır. Besi süresince, grupların günlük ortalama yoğun yem tüketimleri arasındaki farklılıklar önemsiz bulunmuştur. Yemden yararlanma düzeyi bakımından hafta en kötü olan grup %100 ayçiçeği silajı ile beslenen (10.2) grup olurken, en iyi gruplar %100 mısır silajı (7.6) ile %75 mısır silajı+%25 ayçiçeği silajı (7.8) ile beslenen gruplar olmuştur. Söz konusu dönemde, yemden yararlanma oranları bakımından elde edilen ortalamalar arasındaki farklılıklar önemli (P≤0.01) bulunmuştur. Karkas özellikler bakımından, farklı silaj tipleri ile beslenen kuzuların kesim ağırlıkları, sıcak- soğuk karkas ağırlıkları, sıcak- soğuk karkas randımanları, karkas firesi, MLD kesit alanı, iç yağı oranı ve sırt kabuk yağı değerleri arasında farklılıklar önemsiz bulunmuştur. Sonuç olarak; kuzu besisinde, mısır silajı yerine %100 oranına kadar ayçiçeği silajı kullanılmasının besi performansı ve karkas özellikleri üzerine olumsuz bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
A comparative study between countries hosting Syrian refugees' entrepreneurs: Turkey, Germany, and Egypt case
The study intends to explore the influence of refugee entrepreneurs on the host countries, especially in the context of business sectors. The study focuses on Egypt, Germany, and Turkey to examine the effects of Syrian refugee entrepreneurs on the economic sectors of the communities that have embraced them. This research investigates the role of Syrian refugee entrepreneurs on the local business sector. The study adopts a mixed approach, thereby collecting both qualitative and quantitative data. Snowball sampling was used for selecting the sample population and the research was supported by 6 key informants interviews (KIIs), with the help of 6 Syrian as well as local experts. Descriptive and inferential statistical analyses were conducted along with Chi- Square analyses using SPSS. The findings show that the investments made by Syrian refugees as entrepreneurs had a favorable contribution on the foundation of new firms, creating new jobs, expanding access to resources, and developing revenue. The results indicate that the entrepreneurial endeavors of Syrian refugees have a considerable role on the economic sectors of the host communities. Besides, Syrian businesses operating in Host nations significantly influenced the labor market by fostering greater access to employment, increased sales and local business expansion due to an increase in customers, promotion of overseas sales, increased accessibility to financial resources, market expansion and easy access to resources, encouragement of the entrepreneurial spirit, and influence on the labor market's social culture. Language barriers, poor accessibility to funding and loans, business plan development, difficulties in marketing products, legal issues, fear of failure, commercial arrangements and challenges in balancing family life and work have proven to be the most significant obstacle for Syrian businesses doing operations in their host countries. Keywords: Entrepreneurship, Immigration, Syrian, Host communities, and Refugees
Stagflasyon kavramı, nedeni ve sonuçları Mısır örneği
OPEC üyelerinin 1973 savaşında İsrail'i destekleyen ülkelere karşı petrolü siyasi bir baskı aracı olarak kullanması, küresel ekonomik ortamda büyük etki yaratmıştı. O dönemde petrol fiyatlarında yaşanan önemli artışın ardından Phillips'in ünlü eğrisindeki işsizlik ile enflasyon arasında ters yönlü ilişki olduğu iddiası gözden düşmüştür. Sonuç olarak, işsizlik ve enflasyon ilk kez aynı anda arttığı için Keynesyen analiz önemli eleştiriler almıştır.Bu ekonomik duruma stagflasyon adı verilmiştir. Ekonomi okulları, stagflasyonun birleşik bir yorumu üzerinde anlaşmaya varmamış ve İktisatçılar arasında olguyu açıklanması, ortaya çıkış nedenleri ve ortadan kaldırma yöntemleri konusunda görüş ayrılığına varmıştır. Bu çalışmanın amacı, stagflasyon olgusunu kısaca teorik çerçevede açıklamak; ardından aynı olgunun Mısır Devleti'nde ortaya çıkışını teorik olarak incelemek vestagflasyonu, işsizlik ve enflasyonun toplamı alınarak büyüme oranı ile ilişkisi1973-2020dönemi için araştırmaktır.Çalışma,1998-2002 dönemi hariç, Mısır ekonomisinin 1979-2020 döneminde stagflasyon yaşamış olduğu sonucuna varmıştır. Mısır'da stagflasyon ilk kez 1979 yılında ortaya çıkmıştır. Bunu, 1976 yılında uygulanan ekonomik dışa açıklık politikası nedeniyle ve aynı yıl enflasyonla mücadele için faiz oranlarının yükseltilmesi yatırım ve istihdamı olumsuz etkilemiştir. Bu çalışmada, Johansen Eşbütünleşme analizine göre, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki gözlenmiştir. Mısır'da stagflasyon oranı ile ekonomik büyüme oranı arasında ters yönlü ilişki olduğu açıktır. Stagflasyon oranı %1 arttığında ekonomik büyüme oranı %0,326 azalmaktadır.Hata düzeltme modeli (ECM) hesaplanmıştır, buna göre modele bir şok geldiğinde ilişki zaman içinde tekrar dengeye gelebilmektedir.Son olarak CUSUM kare testi yapılmıştır. Ve model kurma hatasına restlenmemiştir.
Adana ili mısır ekim alanlarında turcicum yaprak yanıklığı (Exserohilum turcicum (Pass. ) Leonard. and Suggs) ve maydis yaprak yanıklığı (Helminthosporium maydis Nisik.) hastalıklarının yaygınlığı, biyoekolojisi, mısır çeşitlerinin bu has
öz DOKTORA TEZÎ ADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA TURCICUM YAPRAK YAMKLIĞI (Exserohilum turcicum (Pass) Leonard, and Suggs) VE MAYDİS YAPRAK YANIKLIĞI (Helminthosporium maydis Nisik.) HASTALIKLARININ YAYGINLIĞI, BİYOEKOLOJİSİ, MISH* ÇEŞİTLERİNİN BU HASTALIKLARA KARŞI DUYARLILDXLARI VE MÜCADELE OLANAKLARI ÜZERİNDE ARAŞTD3MALAR Veli ÇETİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ Yıl: 1999, Sayfa: 131 Jüri : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ : Doç. Dr. Abuzer SAĞIR : Doç. Dr. Ali ERKILIÇ Adana ilinde mısır ekim alanlarının son yıllarda hızla artması, mısırla ilgili sorunların da artmasına neden olmuştur. Bunlar içerisinde Exserohilum turcicum (Pass.) Leonard and Suggs, ve Helminthosporium maydis Nisik. ' in neden olduğu yaprak yanıklıkları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma iki yaprak yanıklığı etmeninin bazı kültürel özelliklerinin, Adana ili mısır ekim alanlarında yaygınlıklarının, kışı nerede ve nasıl geçirdiklerinin, bazı mısır çeşitlerinin bu hastalıklara karşı duyarlılıklarının ve mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla 1994 - 1998 yıllan arasında yürütülmüştür. E. turcicum en fazla koloni gelişimini dekstozu azaltılarak modifıye edilmiş PDA ortamında, H. maydis yulaf ağarda gösterirken, en fazla konidi sayısı her iki etmen için de pepton dekstroz ağarda saptanmıştır. Etmenler 5 ile 9 pH dereceleri arasında optimum koloni gelişimi gösterirken, E. turcicum için 25 °C, H.maydis için 30 °C nin uygun olduğu görülmüştür.. Değişik ışık sürelerinin E. turcicum1 un gelişimi üzerinde etkisi görülmezken, H. maydis' in gelişimi ışıkta kalma süresinin azalmasına paralel olarak azalmıştır. Sörvey çalışmaları sonucunda, Adana ili mısır ekim alanlarında Maydis Yaprak Yanıklığının, Turcicum Yaprak Yanıklığına göre daha önemli olduğu görülmüştür. Her iki etmen de kışı toprak altında geçirememiş, konidilerin canlı kalma süreleri toprak derinliğine bağlı olarak azalmış, tarlada olduğu gibi kalan yada toprak yüzündeki bitki artıklarında konidi olarak kışlayabilmiştir. Turcicum yaprak yanıklığına karşı 1994' de doğal enfeksiyon koşullarında denenen çeşitlerin tamamı dayanıklı bulunurken, yapay enfeksiyon koşullarında 1996' da denenen çeşitlerden 16'sı dayanıklı, 2'si orta dayanıklı, 4'ü orta duyarlı, 1997 yılında 16' sı dayanıklı, 3' ü orta dayanıklı 5'i orta duyarlı bulunmuştur. Maydis Yaprak Yanıklığına karşı denenen çeşitlerden 1995' te 6' sı dayanıklı, 3'ü orta dayanıklı, 9'u orta duyarlı ve 1' i duyarlı, 1997 yılında 5' i dayanıklı, 5' i orta dayanıklı, 6' sı orta duyarlı ve 7'si duyarlı olarak belirlenmiştir. Sera koşullarında yapılan denemede maneb, mancozeb, metconazole, prochloraz, propiconazole, cyproconazole ve çaptan ümitvar bulunurken, carbendazim ve triadimenol etkili olmamışlardır. Anahtar Kelimeler: Mısır, E. turcicum, H. maydis,
Çukurova koşullarında hibrit cin mısırları (zea mays evarta sturt.)'nın yetiştirilme olanakları üzerine bir araştırma
Bu çalışma; tek melez cin mısın genotiplerinin verim ve diğer bazı özelliklerini belirlemek amacıyla 1997-98 vejetasyon döneminde Çukurova koşullarında yapılmıştır. Araştırmada bitki materyali olarak toplam 30 genotip kullanılmıştır. Deneme "Tesadüf Blokları Deneme Deseninde" 3 tekrarlaman olarak kurulmuştur. Ekim, sıra arası 70, sıra üzeri 20 cm olacak şekilde elle yapılmıştır. Denemede, bütün parsellere saf 6 kg/da P2O5 ve 20 kg/da N hesabıyla gübre verilmiştir. Fosforlu gübrenin tamamı ekimle birlikte, azotlu gübrenin ise % 50'si ekimle birlikte, % 50'si de bitkiler 40-50 cm'ye ulaştıktan zaman verilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen ortalama değerlere göre genotiplerin, tepe püskülü çıkarma süresi, 1. üründe 51.3-61. 7 gün, 2. üründe 45.0-51.7 gün; bitki boylan 1. üründe 143.5-183.2 cm, 2. üründe 149.5-192.5 cm; koçan boyu 1. üründe 13.3-16.8 cm; 2. üründe 13.1-16.1 cm; koçan çaplan 1. üründe 2.7-2.9 mm, 2. üründe 2.8-3.3 mm; koçanda tane sayısı 1. üründe 387-561 adet, 2. üründe 390 -541 adet; tek koçan verimleri 1. üründe 42.8-64.0, 2. üründe 64.0-107.7 g; bin tane ağırlıklan 1. üründe 104.2-135.8, 2. üründe 186.7- 208.3 g ; tane verimleri 1. üründe 96-587 kg/da, 2. üründe 386-638 kg/da arasında değişmiştir. Anahtar Kelimeler : Mısır, Cin Mısın, Tek Melez, Genotip
Çukurova bölgesinde yetiştirilen atdişi melez mısır çeşitlerinde tane verimi ile bazı tarımsal özellikler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi
Denemede yer alan mısır çeşitlerinde belirlenen tane verimine ait ortalama değerler 1039-1321 kg/da arasında değişim göstermektedir. En düşük tane verimi saptanan çeşit ise, LG.60 (1039 kg/da) olarak bulunmuştur. En yüksek tane verimi saptanan çeşit P.3163 (1321 kg/da) olarak bulunmuştur. Tane verimi ile tepe püskülü çıkış süresi (0.798**), koçan püskülü çıkış süresi (0.631**), ilk koçan yüksekliği (0.630**), bitki boyu (0.539**), bitkide yaprak sayısı (0.615**), kök kuru madde ağırlığı (0.567**), koçan kalınlığı (0.602**), sırada tane sayısı (0.549**), koçanda tane sayısı (0.616**), bin tane ağırlığı (0.742**) ve koçanda tane ağırlığı (0.739**) arasında 0.01 düzeyinde olumlu ve önemli, yaprak açısı (-0.473*) 0.05 düzeyinde arasında olumsuz ve önemli ilişkiler saptanmıştır. Path analizi sonuçlarına göre; tane verimine doğrudan ve olumlu etki gösteren özellikler ve etki oranları sırasıyla, koçanda tane ağırlığı (% 32.1010), kök kuru madde ağırlığı (% 17.6805), sömek oranı (% 16.1383), sırada tane sayısı (% 10.5966), koçanda sıra sayısı (% 7.1383), bitki boyu (% 6.5991), koçan püskülü çıkış süresi (% 1.3294) olarak bulunmuştur. Tane verimini doğrudan ve olumsuz etkileyen özellikler ise sırasıyla; bitkide yaprak sayısı (% 28.4782), bin tane ağırlığı (% 20.7304), koçan uzunluğu (% 10.4683), koçanda tane sayısı (% 10.4154), sap kalınlığı (% 8.7759), hasat indeksi (% 6.6575), yaprak açısı (% 2.3269) ve ilk koçan yüksekliği (% 0.7962) olarak saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Mısır, Çeşit, Korelasyon Katsayısı, Path Katsayısı.
Çukurova bölgesinde sulanan koşullarda uygulanabilecek ekim nöbeti sistemlerinde farklı kışlık ara ürünlerin mısırın (Zea mays L. ) bazı tarımsal karakterleri ve tane verimine etkileri üzerinde araştırmalar
oz DOKTORA TEZİ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE SULANAN KOŞULLARDA UYGULANABİLECEK EKİM NÖBETİ SİSTEMLERİNDE FARKLI KIŞLIK ARA ÜRÜNLERİN MISIRIN (Zea mays L.) BAZI TARIMSAL KARAKTERLERİ ve TANE VERİMİNE ETKİLERİ ÜZERİNDE ARAŞTİRMALAR İLKER İNAL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. TURAN SAĞLAMTÎMUR Yıl: 2002, Sayfa:97 Jüri: Prof. Dr. TURAN SAĞLAMTÎMUR Prof. Dr. Hasan GÜLCAN Prof. Dr. VEYİS TANSI Doç. Dr. MUSTAFA KKILŞİMŞEK Yard. Doç. Dr. Abdulhabip ÖZEL Çukurova koşullarında değişik ara ürünlerin, mısırın bazı tarımsal özellikleri ve tane verimine etkilerinin saptanması amacıyla yürütülen bu çalışmada, yeşil gübre bitkisi olarak iskenderiye üçgülü (Trifoliwn alexandrinum L.), bakla (Viciafaba L.), fiğ+yulaf karışımı (Vida sativa L.+Avena sativa L.) yetiştirilmiştir. Baklagil bitkileri hem parçalanmış ve yeşil gübre olarak toprağa karıştınlmış, hem de kaba yem olarak hasat edilmiştir. Hasat edilen bitkilerin hasat artıkları (anız ve kök) toprağa karıştırılmıştır. Ispanak (Spinacia okracea L.) ve marul (Lactuca serriola L.) ana ürünün ekim tarihini geciktirmeyecek şekilde kışlık ara ürün olarak yetiştirilip, hasat edildikten sonra, hasat artıkları parçalanarak toprağa karıştınlmış ve daha sonra ana ürün olarak mısır (Zea mays L.) yetiştirilmiştir. Mısır tane verimleri 1999 yılında 1050.97- 1341.79 kg/da arasında değişmiş, en yüksek mısır tane verimleri, Ispanak-Mısır (1341.79 kg/da) ve İskenderiye üçgülü (Kaba yem)-Mısır (1330.61 kg/da) sistemlerinden elde edilmiştir. 2000 yılında ise 1149.49-1335.43 kg/da arasında değişmiş, en yüksek değer Ispanak-Mısır (1335.43 kg/da) ve Bakla (Yeşil gübre)-Mısır (1323. 1 1 kg/da) sistemlerinden elde edilmiştir. Birim azot miktarının sağladığı mısır tane veriminin, özellikle baklagillerin yeşil gübre veya kaba yem olarak yetiştirildiği sistemlerde monokültür mısıra göre önemli derecede yüksek bulunduğu ve büyük oranda azotlu gübre tasarrufu sağladığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeşil Gübre, Yeşil Yem, Mısır Tane Verimi, Baklagiller, Ispanak, Marul IV
Çukurova bölgesinde ikinci ürün mısırın doğrudan ekim olanaklarının araştırılması
öz DOKTORA TEZİ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE İKİNCİ URUN MISIRIN DOĞRUDAN EKİM OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI TAYFUN KORUCU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM MAKİNALARI ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Vahit KİRİŞÇİ Yıl: 2002, Sayfa: 112 Jüri : Prof. Dr. Vahit KİRİŞÇİ Prof. Dr. Faruk ÖZGÜVEN Prof. Dr. Alim IŞIK Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGER Prof. Dr. M. Tunç ÖZCAN Bu çalışmada, anızı yakmaksızın belirli ürünlerin doğrudan ekimine yönelik toprak ve makina parametreleri belirlenerek mevcut ekim makinasına uyarlanmış ve geleneksel sistemle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği'ne ait yaklaşık 1 ha'lık (131.5 x69 m) sulanabilir bir alanda tesadüf bloklarında altı faktörlü bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Tohumluk olarak, TTM-815 ikinci ürün mısır çeşidi kullanılmıştır. Deneme alanının yarısı ekim işleminden önce sulanmış, böylece tavlı (T) ve kuru (K) olmak üzere (ana parseller) iki farklı toprak koşulu oluşturulmuştur. Doğrudan ekim alanlarında anız yüksekliği; yüksek (AY) ve alçak (AA) olmak üzere iki seviyeli bir muamele olarak dikkate alınmıştır. Geleneksel ekim işlemi; birinci ve ikinci sınıf toprak işleme makinalarıyla yapılan tohum yatağı hazırlığının ardından gerçekleştirilmiştir. Doğrudan ekim işlemi, pnömatik ekim makinasına "ikiz düz disk+8 dalgalı disk" (8), "ikiz düz disk+12 dalgalı disk" (12), "ikiz düz disk+tekli düz disk" (D) ve "ikiz düz disk" (B) eklenerek gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda toprak işleme sistemlerinin mısır tane verimi ve tarla filiz çıkışı üzerinde % 1 önem seviyesinde etkili olduğu görülmüştür. En yüksek verim değeri, kuruya geleneksel ekim yöntemi (GK) ve kuruya ikiz düz disk+8 dalgalı diskle yüksek anıza (8AYK) doğrudan ekimin yapıldığı yöntemle elde edilmiştir. Tava ikiz düz disk+tekli düz diskle yüksek anıza (DAYT) doğrudan ekimin yapıldığı yöntemde de verim en düşük düzeyde gerçekleşmiştir. Uygulamalar arasında toplam yakıt tüketimi ve çalışma süresi değerinin % 1 önem seviyesinde önemli olduğu görülmüştür. Geleneksel sisteme göre doğrudan ekim yöntemlerinde yakıt tüketimi ve çalışma süresi bakımından yaklaşık % 35-60 arasında tasarruf sağlanmıştır. Gelir/gider oranı yönünden mevcut koşullar dikkate alındığında en kârlı ekim sisteminin kuruya ikiz düz disk+8 dalgalı diskle alçak anıza (8AAK) doğrudan ekim olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Korumalı toprak işleme, Doğrudan ekim, Erozyon, Mısır
Çukurova koşullarında mısır (Zea mays L.)ve soya (Glycine max (L) Merrill)'nın birinci ve ikinci ürün olarak birlikte yetiştirilmesinin verim ve bazı tarımsal karakterlere etkisi üzerinde araştırmalar
ÖZET Adana'da mısır ve soyanın birinci ve ikinci ürün olarak değişik birlikte yetiştirme sistemlerinde tane verimine etkilerini saptamak amacı ile yapılan bu çalışma; 1990 ve 1991 yıllarında Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü uygulama arazisinde yürütülmüştür. Deneme; Kombine tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamak olarak kurulmuştur. Araştırmada uygulanan ekim sistemleri aşağıdadır. 1. Sal' mısır (70x20) 2. Saf soya (70x5.0) 3. 1M+ İS (20+2.5) 4. I M+ İS (20+5.0) 5. 1M+ İS (15+2.5) 6. 1M+1 S (15+5.0) 7. 1M+ IS (10+2.5) 8. 1M+1S (10+5.0) 9. 2M+2S (20+2.5) 10. 2M+2S (20+5.0) 11. 2M+2S (15+2.5) 12. 2M+2S (15+5.0) 13. 2M+2S (10+2.5) 14. 2M+2S (10+5.0) Birlikle yetiştirme sistemleri mısır ve soya yoğunluğuna bağlı olarak mısır bitkisinde verim artışına, soya bitkisinde verim azalmasına neden olmuştur. Birinci Ürün Mısır : Bitki boyu, bitki çapı ve ilk koçan yüksekliği birlikte yetiştirme sistemlerinde mısır sıklıklarından etkilenmemiştir. Tür içi rekabet nedeni ile koçan sayısı, koçan boyu, koçan çapı, koçan ağırlığı, bin tane ağırlığı, tane verimi ve ham134 protein veriminde mısır sıklıklarından etkilenmiş, bu etkileşimde artış görülmüştür. Artan mısır sıklığı ile olgunlaşma süresi uzamıştır. Mısır tane veriminden lM+lS(20+2.5) birlikte yetiştirme sistemlerinde %1 8.8 ile %35. 1 oranında artış gerçekleşmiştir. İkinci Ürün Mısır : Bitki çapı ve bin tane ağırlığı uygulamalarda mısır sıklıklarında etkileşimi olumsuz etkilenmiştir. Mısır bitkilerinin kendileri ile rekabeti sonucu diğer karakterleri mısır sıklıklarından olumlu şekilde etkilenmişlerdir. İkinci ürün mısır tane veriminin lM+lS(20+5.0) birlikte yetiştirme sisteminde artış oranı %0.53 ile %44.0 arasındadır. Birinci Ürün Soya : Dal sayısı, bakla sayısı, baklada tohum sayısı, tane verimi ve ham protein verimi tüm yetiştirme sistemlerinde soya ve mısır bitkisinin sıklığı ile gölgeleme etkisi saf yetiştirmeye göre olumsuz etkilenmişlerdir. Diğer tüm özelliklerde ise önemli artışlar gözlenmiştir. Mısır sıklığının artışı, gölgeleme ve olumsuz rekabeti artırmıştır. İkinci Ürün Soya : Bakla sayısı, baklada tohum sayısı, bitki başına tohum verimi, tane verimi ve ham protein verimi değerlerinin ekim sistemlerinde bitki sıklıklarından etkilenmediği, diğer karakterlerin ise ekim sistemlerini etkilediği saptanmıştır. Alan Eşdeğerlik Oranı : (LER) bakımından en yüksek değerin 1. ve 2. ürün olarak denemenin her iki yılında ve iki yıllık verilerde, tüm birlikle yetiştirilen sistemlerde yüksek bulunmuş olup, l.ürün 1990'da lM+lS(15+5.0) sisteminde 1.73, 1991'de 1.68, iki yıllık verilerde 1.66, 2. ürün 199()'da lM+LS(20+5.0) sisteminde 1.46, 1991'de 1M+1S ve 2M+2S( 15+2.5) sistemlerinde 1.30, iki yıllık verilerde lM+lS(20+5.0) sisteminde del.33 olarak saptanmıştır.
Birinci ürün mısırda ( zea mays L. ) assimilasyon yüzeyinin tane verimi ve bazı bitkisel özelliklere etkisi üzerinde bir araştırma
Bu çalışma Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında, birinci ürün mısırda asimilasyon yüzeyinin tane verimi ve di ğer agronomik karekterlere etkisinin belirlenmesi amacıyla 1992 yılında, tesadüf bloklar deneme desenine göre dört tekrarlama lı olarak yapılmıştır. Bu araştırmada materyal olarak LG 2771 çeşiti kullanılmıştır. Yaprak kesim işlemi ile bitki boyu 212.75-249.75 cm arasında değişmiştir. En yüksek bitki boyu değeri kontrolde ve en düşük bitki boyu değeri ise bayrak yaprak çıkış döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile sap kalınlığı 18.6-22.8 mm arasında değişmiştir. En yüksek sap kalınlığı değeri 11-12 yapraklı dönemde ve en düşük sap kalınlığı değeri ise 7-8 yapraklı dönemde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile yaprak sayısı 3.50-14.75 adet/bitki arasında değişmiştir. En yüksek yaprak sayısı değeri kontrolde ve en düşük yaprak sayısı değeri ise bayrak yaprak çıkış döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile koçan uzunluğu 15.38-17.00 cm arasında değişmiştir. En uzun koçan uzunluğu değeri kontrolde ve en kısa koçan uzunluğu değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir.42 Yaprak kesim işlemi ile koçan ağırlığı 143.05-200.95 gram arasında değişmiştir. En yüksek koçan ağırlığı değeri kontrolde ve en düşük koçan uzunluğu değeri ise ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile koçanda tane sayısı 446.85-605.25 tane/bitki arasında değişmiştir. En yüksek koçanda tane sayısı değeri kontrolde ve en düşük koçanda tane sayısı değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile koçanda tane verimi 134.90- 166.20 gram/koçan arasında değişmiştir. En yüksek koçanda tane verimi değeri kontrolde ve en düşük koçanda tane verimi değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile bin tane ağırlığı 245.00-281.25 gram arasında değişmiştir. En yüksek bin tane ağırlığı değeri kontrolde ve en düşük bin tane ağırlığı değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile hektolitre ağırlığı 64.25-77.88 arasında değişmiştir. En yüksek hektolitreağırlığı değeri kontrolde ve en düşük hektolitre ağırlığı değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile koçanda tane oranı 870.13-85.83 arasında değişmiştir. En yüksek koçanda tane oranı değeri kontrolde ve en düşük koçanda tane oranı değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir.43 Yaprak kesim işlemi ile tane veri mi 227.40- 1049.30 kg/da arasında değişmiştir. En yüksek tane verimi değeri kontrolde ve en düşük tane verimi değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi ile tanede ham protein oranı %7.63-9.06 arasında değişmiştir. En yüksek tanede ham protein oranı değeri kontrolde ve en düşük tanede ham protein oranı değeri ise süt olum döneminde yapılan kesim işleminde elde edilmiştir. Yaprak kesim işlemi sonucu Çukurova Koşullarında Birinci Ürün olarak yetiştirilen mısırda tane verimi ve bitkisel karekterlerde 3, 5-6, ve 7-8 yaprak dönemlerinde fazla bir gerileme olmadığı, ancak ilerleyen dönemlerde yaprak kesim işleminin yapılmasıyla önemli oranlarda gerileme görüldüğü gözlenmiştir. Bu nedenle mısırda yaprak kesim işlemi tavsiye edilmemektedir.
Mısır bitkisinin su-verim ilişkileri, kök dağılımı ile bitki su stresi indeksinin belirlenmesi ve CERES-maize bitki büyüme modelinin yöreye uyumluluğunun irdelenmesi
öz Bu çalışma, Çukurova koşullarında yetiştirilen I. ürün mısır bitkisinin su-verim ilişkilerini, su kısıntısının verim ve verim unsurları ile kök dağılımına etkilerini belirlemek; infrared termometre (IRT) ve porometre gözlemlerinden saptanan bitki su stresi indekslerinden (CWSI) yararlanarak sulama programım hazırlamak ve CERES-Maize bitki büyüme modelinin yöreye uyumluluğunu test etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, denizden yüksekliği ortalama 20 m olan, 36° 59' N, 35° 18' E enlem ve boylamlarında yer alan Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme alanında 1993 ve 1994 yularında killi Mutlu serisi topraklarında TTM-815 mısır çeşidi kullanılarak yürütülmüştür. Bu çalışmada, sulama konulan her 10 günde bir 120 cm'lik toprak profilinde tüketilen suyun %100 (îm), %80 (I*,), %60 (Ieo), %40 (!«,), %20 (I20) ve %0'ı (Io) uygulanması şeklinde oluşturulmuştur. Araştırmada Iı«> konusuna denemenin birinci yılında 6, ikinci yılında ise 7 kez olmak üzere, sırasıyla toplam 752 ve 823 mm su uygulanmıştır. Anılan konuya ilişkin su tüketimi birinci yıl 999 mm, ikinci yıl ise 1052 mm olarak belirlenmiştir. Sözkonusu sulama konusunda dekara verim 1993 yılında 1001.5 kg; 1994 yıkıda ise 1003.4 kg olmuştur. Dane verimi (Y) ile sulama suyu (I) ve su tüketim (ET) miktarları arasında denemenin ilk yılında sırasıyla Y = - 0.00191 f + 2.9 I - 139.34 ( r2 = 0.98** ) ve Y = 1.623 ET - 500.45 (^=0.88**); ikinci yılında ise sırasıyla Y = - 0.0012 I2 + 1.9 I + 222.49 (1^=0.97**) ve Y= 1.042 ET - 14.10 (^=0.88**) şeklinde önemli ilişkiler bulunmuştur. Çalışmada verim etmeninin (ky), 1.08 ile 1.61 arasında değiştiği saptanmıştır. Konulara göre sulama suyu kullanım randımanı (IWUE), 1.0-2.43 kg/da-mm; su kullanım randımanı (WUEet) ise 0.22 ile 1.25 kg/da-mm arasında değişmiştir. Yaprak alan indeksi (LAI), kuru madde miktarı, bitki boyu, bitki basma yaprak sayısı, koçan boyu, koçan basma verim, koçandaki dane dayısı, bitki basma koçan sayısı, bitki başına dane verimi ve sayısı bitkide su stresi arttıkça azalmıştır. Çalışmada, mısır dane veriminin düşmeye başladığı, sulamadan önceki infrared termometre gözlemlerinden belirlenen eşik CWSI değeri 0. 19; porometre gözlemlerinden belirlenen eşik değeri ise 0.26 olarak bulunmuştur. Su stresi arttıkça, toprak profilinde mısır köklerinin daha derinlere doğru gittiği gözlenmiştir. Mısır köklerinin 0-40 cm'lik toprak katmanında yoğunlaştığı ve etkili kök derinliğinin ise 100 cm olduğu saptanmıştır. CERES-Maize bitki büyüme modelinin tarla kapasitesi, solma noktası su içeriklerine ve sulama randımanına duyarlı olduğu; bazı konularda kimi verim ve verim unsurlarım tam olarak kestiremediği belirlenmiştir.
Çukurova koşullarında değişik ara ürünlerin mısır tarımında yeşil gübre olarak kullanılma olanaklarının saptanması üzerinde araştırmalar
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇUKUROVA KOŞULLARINDA DEĞİŞİK ARA ÜRÜNLERİN MISIR TARIMINDA YEŞİL GÜBRE OLARAK KULLANILMA OLANAKLARININ SAPTANMASI ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR İLKER İNAL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. TURAN SAĞLAMTİMUR Yd: 1997, Sayfa: 44 Jüri: Prof. Dr. TURAN SAĞLAMTİMUR Prof. Dr. VEYİS TANSI Doç. Dr. A. EMİN ANLARSAL Çukurova koşullarında değişik ara ürünlerin mısır tarımında yeşil gübre olarak kullanılma olanaklarının saptanması amacıyla yürütülen bu çalışmada, yeşil gübre bitkisi olarak iskenderiye üçgülü (Trifolium alexandrinum L), bakla (Viciafaba L.), fiğ+yulaf (Vicia sativa L.+Avetm sativa), anotu (Phacelia tcmacetifolia Benth.), ve kolza (Brasica napus var. oleifera), ana ürünün ekim tarihini geciktirmeyecek şekilde yetiştirildikten sonra parçalanarak toprağa karıştırılmış ve daha sonra ana ürün olarak mısır (Zea mays L.) yetiştirilmiştir. Yeşil gübre bitkilerinden gerektiğinde 3216.67 kg/da ile 5016.67 kg/da arasında yeşil ot ve 591.67 kg/da ile 1 148.67 kg/da arasında kuru ot elde edilebilir. En yüksek mısır tane verimi 1085.72 kg/da üe iskenderiye üçgülünden sonra ekilen mısır parselinden, en düşük verim ise 833.17 kg/da ile anotundan sonra yetiştirilen mısırdan elde edilmiştir. Birim azot miktarının sağladığı mısır tane veriminin, özellikle baklagil yeşil gübre bitkilerinden sonra yetiştirildiği sistemlerde kontrola göre önemli derecede yüksek bulunduğu ve büyük oranda azotlu gübre tasarrufu sağladığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeşil Gübre, Mısır, İskenderiye Üçgülü, Fiğ+ Yulaf, Bakla, Anotu, Kolza, Tane Verimi, Toplam Azot. II
Çukurova koşullarında ikinci ürün mısır bitkisine Zea mays L. uygulanan azot dozları ve büyüme düzenleyicilerinin verim ve verim unsurları üzerine etkisi
Çukurova koşullarında 1992 ve 1993 yıllarında yapılan bu çalışmada, orta erkenci (LG-55 ve LG- 60) ve orta geçci (LG- 2771) mısır çeşitlerine (Zea mays L.) uygulanan farklı azot (0, 18 ve 36 kg/da) dozlarının ve farklı büyüme düzenleyicilerinin (Maxicrop, Omex ve Cytozyme) verim ve verim komponentlerine etkisi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre dane verimi bakımından yıllar, çeşitler, azot dozları ve büyüme düzenleyicileri arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. En yüksek verim 1992 yılında LG- 60 çeşidinde 524 kg/da ile 0 kg N/da doz ve 1993 yılında ise LG- 2771 çeşitinde 803 kg/da ile 36 kg N/da doz ve Omex uygulamasından elde edilmiştir. İki yıllık varyans analiz sonuçlarına göre hektolitre ağırlığı, sömek oranı, dane verimi, koçanda dane sayısı, koçan boyu uygulanan faktörlerden etkilenmiştir.
Ekolojik tarımda kullanılabilecek bazı mineraller ve bunların mikoriza ve kompost ile aktive edilmesi üzerinde bir çalışma
Araştırmanın amacı, ekolojk tarımda kullanılan gübre kaynaklarının(kayaçlar, organik madde ve mikoriza) mısır ve üçgül bitkilerinin büyümesi ve besinelementleri alımı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, Ç.Ü. Ziraat FakültesiToprak Bölümünde sera koşullarında yürütülmüştür. Bu amaca yönelik olarakkompost, öğütülmüş glokonit, pirit, kaya fosfatı ve onların kombinasyonlarınınmikorizalı ve mikorizasız ortamda etkinlik düzeylerinin belirlenmesine çalışılmıştır.Deneme, doğal verimliliği düşük, kireçli Karaburun serisi toprağında yürütülmüştür.Deneme sonuçlarına göre kompost ve glokonit, pirit, kaya fosfatı ile bunlarınkombinasyonları mısır ve üçgül bitkisinin kuru madde üretimini ve besin elementlerialımını önemli derecede artırmıştır. Bu uygulamalar özellikle mikorizalı ortamdaönemli derecede farklılık göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Organik ve inorganik materyal, mikoriza, mısır, üçgül
Mikoriza ve elementer kükürtün bitki tarafından topraktan fosfor alımına etkisi
Genel olarak kil ve kireç içeriği yüksek olan ülkemiz topraklarında sınır düzeylerinde olması yanı sıra kuvvetle toprakta fikse edilen ve bitkiler tarafından alımı güç olan fosfor bitkisel üretimin sağlıklı gelişmesinde sınırlayıcı bir etken olmaktadır. Bu çalışmanın amacı mikoriza olarak adlandırılan kök mantarı aşılaması ve 100 mg/kg elementer kükürt ilavesinin soya ve mısır bitkilerinin biokütle üretimine, fosfor alımına ve mikoriza ile infekte olma yüzdesine etkileri mikorizalı ve mikorizasız uygulamalar esas alınarak araştırmaktır. Deneme Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü sera ve laboratuarında yürütülmüştür. Denemelerde kullanılan fosforca fakir steril edilmiş Karaburun ve Menekşe serisi topraklarında yetiştirilen soya ve mısır bitkilerinden elde edilen biokütle kuru madde verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi değerlendirilmiştir. Denemede Karaburun ve Menekşe gibi düşük verimli Çukurova toprakları kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları desenine göre üç yinelemeli olarak kurulmuştur. Kontrol uygulamasına oranla 100 mg/kg elementer kükürt ilavesiyle toprak üstü aksam ve kök verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi değişmemiştir. Mikoriza ilavesiyle toprak üstü aksam ve kök verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi artış göstermiştir. Mikoriza ilavesiyle elde edilen söz konusu artış mikoriza ve 100 mg/kg elementer kükürt ilavesiyle değişmemiştir. Soya ve Mısır bitkilerinde en yüksek verim Menekşe toprak serisinde elde edilmiştir.Sonuçlar 100 mg/kg elementer kükürt ilavesinin verimde ve fosfor alımında etkili olmadığını göstermektedir.Anahtar Kelimeler : Soya, Mısır, Fosfor, Elementer Kükürt, Mikoriza
Mısır-nişasta sanayi atıksularının yukarı akışlı havasız çamur yataklı reaktörle arıtımında proses verimine etki eden faktörlerinin incelenmesi
ÖZET Bu çalışmada, mısır- nişasta sanayi atıksularının yukarı akışlı havasız çamur yataklı reaktörlerle arıtılmasında, proses verimine etki eden faktörler tek tek incelenerek bu gibi sistemlerin tam ölçekli uygulamalarında dikkate alınması gereken işletme parametreleri belirlenmiştir. Bu amaçla, 7 farklı debide çalışılmıştır. Reaktöre beslenen atıksu, endüstriyel ve evsel atıksuların karıştığı atıksu toplama havuzundan alınmıştır. Reaktörün giriş ve çıkışından alınan numuneler Üzerinde gerekli ölçümler yapılmıştır. Her çalışma periyodu için ortalama işletme parametreleri bulunmuştur. Çalışma suresince reaktör sıcaklığı 3B °C de muhafaza edilmiştir. Reaktörli işletmeye almak için, benzer bir havasız atıksu arıtma tesisinden aşı çamuru alınmıştır. İşletmeye alma devresi bir haftada tamamlanmıştır. 13 saat hidrolik bekleme sllresi, 11,35 kg K0I/m3-gUn organik ytlk, 0. 184 kg KOI/kg UAKM-gUn çamur ylikleme ve 304 gtin çamur bekleme süresinde, maksimum % 88.9 KOI giderme verimi elde edilmiştir. Yine aynı organik yükte, 218 İt/gün biyogaz elde edilmiş ve bunun metan muhtevası % 72 olarak ölçülmüştür. Atıksu kompozisyonunu ve kirlilik yükünü dengelemek için reaktör önüne bir tank yerleştirilmiştir. Ayrıca, atıksuyu reaktöre cazibe ile beslemek için reaktör üstüne de bir başka tank konulmuştur. Atıksuyun pH* sı reaktöre girişte 4.5 olmasına karşın, reaktörün ilk musluğunda 6.5 Ölçülmüştür. pH'daki bu değişime, reaktör üzerine yerleştirilen tank ve reaktörde üretilen alkalinite sebep olmuştur. Fabrikadaki proses atıksularına evsel nitelikli atıksuların karışmasından dolayı deneysel çalışma boyunca besi maddesi ihtiyacı olmadığı gözlenmiştir. Böylece işletme maliyetinde tasarruf sağlanmıştır. xi
Birinci Dünya Savaşı sırasında İkdam Gazetesine göre Mısır meselesi (1 Ağustos 1914-Ağustos 1916)
Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı başladığında askeri yönden yıpranmış durumdaydı. Bir süre tarafsızlığını sürdürse de varlığını korumak için Almanya'nın yanında savaşa girmiş, 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile ittifak kurmuştur. Almanya'nın bu ittifaktan beklentisi Batı Cephesine uzak doğudan gelecek olan İngiliz sömürgesindeki kuvvetlerin Süveyş kanalında Osmanlı Devleti tarafından önlenmesiydi. Kanala ilk saldırı 2\3 Şubat 1915 yılında gerçekleşmiş ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Osmanlı Devleti geri çekilmek durumunda kalmıştır. 1915 yılı, eksikleri gidermek ve yeni saldırıya hazırlanmakla geçmiştir. 1916 yılında ise, İkinci bir Kanal Seferi planlandığı gibi gitmeyerek başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Böylece Kanal Seferleri 1916 yılında son bulmuştur. Biz de bu çerçevede, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açtığı cepheler içerisinde İngiltere ve Osmanlı Devlet'i için askeri ve ticari öneme sahip olan Süveyş Kanalı'nın, hem Osmanlı basınına yansımaları hem de İkdam gazetesi içerisinde yer alan Mısır meselesi ile ilgili metinleri inceledik. Araştırmamız, Birinci Dünya Savaşı'nda Süveyş kanalının durumu ve Mısır'da yaşanan olaylar hakkında hem dış haber kaynaklı hem de İkdam yazarlarının konu ile yazılarını içermektedir. Ayrıca, gazetenin konuyla ilgili görüşleri de değerlendirilmeye çalışılmıştır.