Morphology
Bu konu başlığı altında 348 tez
The effectiveness of using morphological analysis as a vocabulary learning strategy
This study attempts to investigate the effectiveness of explicit instruction of morphological analysis on developing EFL high school learners' capacity to learn new vocabulary and the relationship between the morphological analysis and their learning styles. The study was a quasi-experimental research and a pre-posttest experimental and control group design was used. Prior to the implementation of the study, the participants (N=38) were administered Oxford's Quick Placement Test and Nation's Vocabulary Size Test in order to evaluate and compare their level of proficiency and readiness. To collect the data, Morphological Analysis Test was designed and implemented in order to test participants' existing morphological knowledge before the intervention and their acquired morphological knowledge at the end of the intervention. During the intervention, the experimental group was instructed fifteen prefixes and roots via morphological analysis while the control group only received a word list of the same target words and learned them through the traditional ways of vocabulary learning such as memorizing or using a dictionary. Following the instruction process, the experimental group was given a questionnaire about learning styles. Results revealed that the mean scores of the experimental group surpassed those of the control group in the post test condition. Thus, it can be suggested that morphological analysis is more effective in vocabulary learning than the memorization of the target words. According to the results of the questionnaire, experimental group has right-brain dominance and global learning style while morphological analysis is often related to analytical thinking and left-brain dominance. Considering all of these, this research study sheds light on the role of morphological analysis as an alternative vocabulary learning strategy in EFL high school curriculum.
Hatay'da Girit muhacirleri ağzı
Türkiye Türkçesi ağız araştırmaları 19. yüzyılın ikinci yarısından bugüne yapılmaya devam edilmektedir. Yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından sürdürülen bu araştırmalar, standart dilin özellikleriyle birlikte arkaik ve farklı dil özelliklerini barındıran, yazı dilinde kullanılmayan pek çok sözcük ile zengin söz varlığına sahip olan, Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkarmak açısından büyük önem taşıyan ağızların Türkçenin ses bilgisi, şekil bilgisi özelliklerine ışık tutması, medya, iletişim, ulaşım vb. unsurların gelişmesine paralel olarak ÖTT'den etkilenen TT ağızlarının kayıt altına alınması bakımından oldukça önemlidir. Ülkemizde yapılan dil araştırmaları henüz yeterli seviyeye ulaşmamıştır. Bu çalışmamız Türkiye sınırları dışında kalan Girit'ten çeşitli siyasi olaylar sebebi ile Türkiye'ye getirilip Hatay'a yerleştirilen Girit muhacirlerinin ağzını inceleyerek alana küçük de olsa bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada Hatay'da yaşayan Girit muhacirlerinin ağız özellikleri tespit edilmiştir. Bu tespitler, Girit muhacirlerinin yerleştiği 3 köyden derlemeler yapılarak ortaya konmuştur. Çalışma "Giriş", "Kavramsal Çerçeve", "Yöntem", "Bulgular" "Metinler", "Sonuç", "Kaynakça" ve "Dizin ve Sözlük" bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmaya dair problem, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiştir. Kavramsal Çerçeve bölümünde, araştırmaya dair kavramsal açıklamalar ve çalışma sahasına dair bilgiler belirtilmiştir. Yöntem bölümünde, araştırmanın yöntemi anlatılmıştır. Bulgular bölümünde, Hatay ili Girit muhacirleri ağızlarının ses bilgisi ve biçim bilgisi özellikleri ele alınmıştır. Metinler bölümünde, Hatay ilinde Girit muhacirlerinin yaşadığı 3 köyden derlenen 31 metin numaralandırılarak verilmiştir. Sonuç bölümünde, Hatay ili Girit muhacirleri ağızlarının genel özellikleri sıralanmıştır. Dizin ve Sözlük bölümünde ise çalışmanın temel verisi olan metinlerin gramatikal dizini yapılmış ve sözlük oluşturulmuştur.
Nurmırat Sarıhanov'un Yagtılıga Çıkanlar Povesti (Dil incelemesi-transkripsiyonlu metin-aktarma-dizin)
Türkmen yazı dilinin gelişiminin bir bütün olarak ele alınabilmesi için Türkmenistan edebiyatının tarihi dönemlerine ait eserlerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Türkmen edebiyatı dönemleri incelendiğinde İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Türkmen edebiyatının hem edebiyat açısından hem de bu eserlerin dili açısından ayrı bir önemi olduğu anlaşılmaktadır. Bu yıllar "durgunluk dönemi edebiyatı" olarak nitelendirilse de Türkmen edebiyatının parlak aydın, yazarlarının mücadelesinin ortaya konulduğu dil açısından Türkmen Türkçesinin halkın günlük söylemindeki canlı birçok ifadeyi barındıran eserler yayınlanmıştır. Bu eserlerden biri de Nurmırat Sarıhanov'a ait olan Yagtılıga Çıkanlar povestidir. Tez çalışmamız giriş, ses bilgisi, şekil bilgisi, metin transkripsiyonu, metnin Türkiye Türkçesine aktarımı, dizin ve sonuç olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde Türkmen edebiyatı ile ilgili açıklamalarda bulunarak yazarın hayatının geçtiği dönem ve yazar hakkında bilgiler verilmiştir. Ses bilgisi bölümünde ünlü ve ünsüzler, art süremli olarak ele alınarak ses olayları tespit edilmiştir. Şekil bilgisi bölümünde metinde geçen isimler, sıfatlar, zarflar, zamirler, edatlar ve fiiller sınıflandırılarak ele alınmıştır. Dizin bölümünde metnin gramatikal dizini verilmiştir. Kiril alfabesiyle yazılan povestin transkripsiyonu yapılarak Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkmen Türkçesi, Nurmırat Sanhanov, Yagtılıga Çıkanlar, ses bilgisi, şekil bilgisi.
Crenosciadium siifolium ve glaucosciadium cordifolium (apiaceae)'un farmasötik botanik yönünden araştırmaları
Bu çalışmada Apiaceae (Umbelliferae) familyasına ait Türkiye'de doğal olarak yetişen biri endemik ve tehlike kategorisi (EN) olmak üzere iki monotipik tür olan Crenosciadium siifolium Boiss. et. Heldr. ve Glaucosciadium cordifolium (Boiss.) Burtt. & Davis, farmasötik botanik yönden araştırılmış ve bu türlerin morfolojik, anatomik, palinolojik özellikleri ayrıntılı olarak ışık ve taramalı elektron mikroskobunda (SEM) ortaya konmuştur. Kimyasal çalışmalarımızda ise bitkilerin yağ verimleri belirlenip, uçucu yağ analizleri yapılarak, antimikrobiyal etkilerine bakılmıştır. Türlerin morfolojik özelliklerini belirlemek amacıyla genel görünüşleri, çiçek durumu, tek çiçek, meyve ve meyveye ait kısımlar çizilmiş, doğal ortamlarında çekilen fotoğraflarıyla birlikte verilmiştir. Ayrıca meyve yüzeylerinin mikromorfolojik özellikleri taramalı elektron mikroskobunda (SEM) incelenmiştir. Anatomik çalışmalarda bitkilerin gövde, yaprak ve meyvelerinden alınan kesitlerle iç yapısı aydınlatılmıştır. Her iki türde de gövdeler yuvarlak ve çizgilidir. C. siifolium 'da iletim demetleri 13-17, G. cordifolium'da ise 17-24 adet olup, halka şeklinde düzenlenmiştir. C. siifolium'da öz boşken, G. cordifolium'da öz doludur ve yer yer salgı kanalı içerir. C. siifolium'da yaprak bifasiyal, diğerinde monofasiyal tiptedir. C. siifolium merikarp anatomisi enine kesitte, beşgenimsi şekilde ve salgı kanalları çoktur. G. cordifolium'da merikarp eliptik şeklinde ve daha az salgı kanallıdır. C. siifolium polenlerinin şekli perprolat, diğerinin ise europlat-perprolattır ve her ikisi de rugulat ornemantasyona sahiptir. Kimyasal çalışmalarda bitkilerin toprak üstü kısımlarından, distilasyonu sonucu uçucu yağ elde edilmiş ve uçucu bileşiklerin GK ve GK-KS analizleri gerçekleştirilmiştir. C. siifolium'un uçucu yağ temel bileşenleri diterpen (% 35.9), β-Pinen (% 19.9) ve (Z)-β-Osimen (% 9.8)'dir. G. cordifolium'un uçucu yağ ana bileşenleri ise Sabinen (% 42.1), α- Pinen (% 17.1) ve α-Fellandren (% 10.1)' dir. Antimikrobiyal çalışmalarda ise Klinik Laboratuvar Standartları Enstitüsü'ün (CLSI) standart protokollerine göre uçucu yağların antikandidal ve antibakteriyal etkileri 14 patojen mikroorganizmaya karşı denenmiştir. Anahtar Kelimeler: Apiaceae, anatomi, morfoloji, palinoloji, SEM, uçucu yağ
Eskişehir ilindeki bazı crocus L. türleri üzerinde anatomik, morfolojik ve kimyasal araştırmalar
Bu çalışmada, Eskişehir il sınırları dahilinde yayılış gösteren 2'si endemik olan 3 Crocus L. türünün; (C. ancyrensis Herbert (Maw), C. antalyensis Mathew ve C. chyrsanthus (Herbert)) anatomik, morfolojik ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda; 3 Crocus türünün; korm, tunika tipi, yaprak kını sayısı, brakte, brakteol yapıları, tepal ölçüleri, perigon tüpü ve stilus gibi karakterleri incelenerek morfolojik çizimleri yapılmıştır. Anatomik çalışmalarda; kök, gövde ve yapraklardan alınan enine kesitler incelenmiş ve çizimleri yapılmıştır. Kimyasal çalışmalarda ise; yumru, stilus ve tepallerden mikrodistilasyon yoluyla uçucu bileşikler elde edilmiş ve Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) ile uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir.
Tek dilli Türkçe ve iki dilli Türkçe-Kürtçe konuşan dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin incelenmesi
Çocukların bir kısmı farklı nedenlerle dil dediğimiz sözel, yazılı veya başka bir sembol sistemini öğrenmekte, kullanmakta veya anlamada sıkıntılar yaşarlar. Bu sıkıntılar dilin bir veya daha fazla bileşeninde birlikte ve farklı derecelerde görülebilmektedir. Genel olarak herhangi belirli bir etiyolojisi olmadan sözel dilde yaşıtlarından önemli derecede görülen bir gerilik Özgül Dil Bozukluğu (ÖDB) olarak adlandırılmaktadır. Bu bozukluk dilin anlama ve ifade etme boyutunda dilin birçok bileşenini etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda sözdizimi ve biçimbilgisi bileşeninin ağırlıklı olarak birçok dilde etkilendiği ortaya konulmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır ve yapılan bu sistematik çalışmalar da göstermiştir ki ÖDB diller arası önemli oranda farklılıklara sahiptir. Diğer yandan tüm dünyada 100 milyondan fazla kişi tarafından ana dili olarak konuşulan Türkçe için bu konuda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Ek olarak, alanyazında Kürtçe'nin tek dilli ve iki dilli edinimi ve bozukluğu ya da gelişiminde görülen aksaklıklarla ilgili çalışma neredeyse yoktur. Türkçe'de, tek dilli ve Almanca-Türkçe, İngilizce-Türkçe ve Hollandaca-Türkçe gibi iki dilli özgül dil bozukluğu olan çocuklarla yapılan sınırlı sayıda araştırma göstermiştir ki, bu çocuklar alan yazında diğer dillerde yapılan çalışmalara paralel olarak, hem biçimbilgisi hem de sözdiziminde yapı olarak farklılıklara sahip olmakla birlikte önemli problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin profilini çıkarmak, bu özelliklerin anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli normal dil gelişimine sahip çocuklar ve anadili Türkçe olan tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinden hangi açılardan farklılaştığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda ise bahsedilen hedeflere ulaşmak için bazı basamaklar izlenmiştir. İlk olarak bu üç grubun morfolojik ve sentaktik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla TODİL tüm alt testleriyle tüm katılımcılara uygulanmış ve aynı bağlamda tüm katılımcılardan doğal dil örneği alınıp sözcüklerde ve biçimbirimlerde ortalama sözce uzunlukları hesaplanmış ve 3 grubun sağladığı tüm sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocuklardan dilbilgisel bağlamda farklı özellikler sergilemediği saptanmıştır. Bu durum alanyazında yapılmış olan ilgili çalışmaların sonuçlarıyla örtüşmektedir. Anahtar Kelimeler: İki dillilik, Özgül Dil Bozukluğu, Türkçe, Kürtçe
Ahmed Râsih Efendi'nin Fâlü's-Sa'âde adlı eseri (inceleme-metin)
Bu çalışmada 17. yüzyılın ikinci yarısı ile 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Balıkesirli Ahmed Râsih'in Fâlü's-Sa'âde adlı eseri transkribe edilerek eserin ortaya konulması, içerik özellikleri ile dil ve anlatım özellikleri hakkında bilgi verilmesiyle eserin tanıtılması amaçlanmıştır. Tezin giriş bölümü; nesir, nesir çeşitleri ve klasik Türk edebiyatında nesrin yeri hakkındadır. Bu bölümde nesrin çeşitli tanımlarına yer verilerek nesir türleri hakkında açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca klasik Türk edebiyatında 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar nesir alanındaki gelişmelerle bu dönemlerdeki önemli isim ve eserlere yer verilmiştir. Birinci bölüm, 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Râsih ve eserleri hakkındadır. Tezkirelerdeki bilgilerden hareketle Râsih'in hayatı ve özelliklerine dair açıklamalara yer verilerek eserleri kısaca tanıtılmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm; eserin muhteva ve şekil özellikleri ile ilgilidir. Muhteva ve şekil özellikleri başlığı altında çeşitli alt başlıklarla eserin yazılış sebebi, nüshaları ve fiziksel özellikleri, üslup ve dil hususiyetleri, içerik tahlili, eserde müellifin yararlandığı kaynaklar, eserde yer alan manzum ürünler, ayet ve hadisler ile Hz. Peygamber ve dört halife ele alınmıştır. Eserde Hz. Peygamber, bütün özellikleriyle tanıtıldıktan sonra diğer peygamberlerle karşılaştırılmıştır. Yine eserde, dört halifenin özellikleri ve onlarla ilgili nazil olan ayet ve rivayet edilen hadislere oldukça geniş bir şekilde yer verilmiştir. Üçüncü bölümde metnin transkripsiyonu yapıldıktan sonra ve sonuç ve kaynakça bölümlerine yer verilmiştir.
Lugat-ı Tarihiyye ve Cografiyye II. cilt (Transkripsiyon-inceleme-madde başı indeksi)
Bu çalışmamızda XIX. yüzyılın Osmanlı Sahası önemli lügatlerinden olan, Ahmed Rıfat'ın eseri "Lugat-ı Tarihiyye ve Cografiyye"nin ikinci cildinin transkripsiyonu yapılmıştır. XIX. yüzyılda Osmanlı Sahası Sözlük çalışmalarında önemli bir yeri olan bu sözlüğün ikinci cildi alfabetik düzenine göre "B-P-T-S̱" harflerini içermektedir. Bu sözlükte tarih ve coğrafya başta olmak üzere, matematik, kimya, fizik ve din bilimleri kavramları da açıklanmaktadır. Ansiklopedi niteliği taşıyan bu eser, Osmanlı Devleti'nin edebi ve kültürel yapısı alanında çalışacaklara da kaynaklık etmiş olacaktır. Ayrıca bu çalışmamızda, ''Şekil Bilgisi'' isim çekim ekleri ve isim yapım ekleri, Karahanlı Türkçesi, Harezm-Kıpçak Türkçesi, Çağatay Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi'ndeki kullanımları ile önce ayrı ayrı tablolarda gösterilip daha sonra karşılaştırmalı tabloda verilmiştir. Sonra değerlendirme yapılıp metinde geçen örnekler verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi'ndeki isimlere gelen çekim ve yapım eklerindeki dönemsel gelişim ve değişim örneklerle takip edilerek ortaya konulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tarih, Coğrafya, Ansiklopedi, Lugat, Ahmed Rıfat,ġekil Bilgisi
Kestane tomurcuklarında kestane gal arısı tarafından indüklenen gal gelişiminin histolojik incelenmesi
Kestane gal arısı (Dryocosmus kuriphilus), dünya çapında kestane ağaçlarını etkileyen önemli bir böcek zararlısıdır. Zararlı, kestane sürgünlerinde oluşturduğu galler ile sürgün gelişimi ve çiçeklenmeyi engellemekte ve meyve üretimini azaltmaktadır. Bu zararlıyla mücadele ve dayanım mekanizmasının aydınlatılmasına yönelik yapılacak çalışmalarda zararlı tarafında indüklenen gal gelişiminin ayrıntılı olarak bilinmesi önemlidir. Bundan dolayı bu tez çalışmasında yoğun gal oluşumu görülen 'Alimolla' ve hibrit çeşit olan 'Marigoule' çeşitlerinden bir yıl boyunca (kestane gal arısının tomurcuklara yumurta bırakması ile gal oluşumunun tamamlandığı dönem) periyodik aralıklarla alınan tomurcuk ve gal örneklerinde stereo mikroskop altında ayrıntılı incelemeler yapılmıştır. Böylelikle tomurcuk içinde gal dokusu oluşumunun başlama, gelişim-farklılaşma aşamaları ile yeni sürgünlerde galler görünür olduğunda farklılaşma ve olgunlaşma aşamaları belirlenmiştir. İncelemeler öncelikle tomurcuklarda daha sonra yeni süren sürgünlerde görülen gallerde yapılmıştır. Gal gelişim evreleri bakımından çeşitler arasında bir farklılık görülmemiştir. Zararlı-bitki etkileşiminden kaynaklanan gal dokusunun oluşumu tomurcuklarda larva aşamasında başladığı ve sürgünler üzerinde görünür olduğunda hızlıca gelişip olgunlaşmasını tamamladığı belirlenmiştir
Eskişehir çevresinde yayılış gösteren colchicum türleri üzerinde sistematik ve anatomik incelemeler
http://tez2.yok.gov.tr/tezvt/aktiflestir.php?-recid=526869&AktifPasif=1&-edit&-token=yrdm&-token.kdr=kdr
Kütahya Domaniç ağzı
Araştırmada, Domaniç yöresinde ağız incelemesi yapılmış ve bu yöreyle yazı dilimiz arasındaki ses, şekil farklılıkları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Araştırmanın örneklemini Domaniç ilçesine bağlı bulunan 31 köyden, demografik yapıya ve merkez ilçeye uzaklıklarına göre seçilmiş toplam 21 köy oluşturmaktadır. Araştırmadaki incelemeler, bu köylerdeki kişilerle görüşme yapılarak ses kaydı alınan 26 metne dayanmaktadır. Metin derlemelerinde kaynak şahısların yörenin ağız özelliklerini koruyan orta ve ileri yaştaki kişilerden olmasına özellikle dikkat edilmiştir. Bu derlenen metinler çevriyazı sistemi esas alınarak fonetik yazıya aktarılmıştır. Türkçenin ses ve şekil bilgisi ele alınmış olup yazı dilimizdeki kullanımları ile Domaniç yöresindeki kullanımları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Çalışmanın giriş bölümünde Domaniç ilçesinin tarihi, coğrafi, sosyal ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Derlenen metinler birinci bölümde ses, ikinci bölümde ise şekil bilgisi yönünden yazı dili ile karşılaştırılarak incelenmiş, farklılıklar gösterilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kütahya Domaniç, ağız, fonetik, morfolojik, sözlük
Kütahya Pazarlar ağzı
Bu çalışmada, Pazarlar yöresinde ağız araştırması yapılmış ve elde edilen bulgular sonucunda bölgenin ağız özellikleri ses-şekil bilgisi bakımından incelenmiştir.Yaptığımız çalışma ses bilgisi, şekil bilgisi ve metinler olmak üzere üç bölümde incelenmiştir. Bunlardan sonra sırasıyla sözlük, kaynakça ve dizin yer almıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya'nın Pazarlar ilçesi ve bu ilçeye bağlı 8 köy oluşturmaktadır. Derlediğimiz metinler, görüşme yapılarak ses kaydı aldığımız 22 metne dayanmaktadır. Elde ettiğimiz kayıtlar Tuncer Gülensoy'un ?Kütahya ve Yöresi Ağızları? adlı çalışmasında kullandığı çeviriyazı sistemine göre yazıya geçirilmiştir.Araştırmamızın ses bilgisi kısmını genel olarak ünlüler ve ünsüzler oluşturmaktadır. Bu bölümde Pazarlar bölgesinde yazı dilinden farklı olarak görülen ünlüler ve ünsüzler belirtilmiş, bunlarla ilgili ses olayları ortaya konmuştur.Şekil bilgisi kısmında ise bölgede kullanılan çekim ve yapım ekleri, kipler, çekimsiz fiiller ile zamir, sıfat, zarf, edat, bağlaç gibi isim türleri belirtilmiştir. Bunların bir kısmı yazı dilinden ayrılmakla birlikte bir kısmı yazı dilimizle benzerlik gösterir. Ayrıca inceleme sonucunda Pazarlar ağzının etnik yapı ile ilişkisi belirlenmiş ve bunlar örneklerle gösterilmiştir.Ses ve şekil bilgisi incelemesinde verilen örnekler numaralandırılmıştır. Bu numaralardan birincisi metin numarasını, ikincisi ise bulunduğu metnin cümle numarasını gösterir.Araştırmanın ikinci bölümünü metinler oluşturmaktadır. Bu metinler, 8 köy ve ilçe merkezinden toplam 22 kişi ile yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıkmıştır. Görüşme yapılan kişiler metinlerin başında ad-soyad, eğitim, yaş gibi özellikleriyle belirtilmiştir. Bu kaynak kişiler ayrıca giriş kısmının sonunda da tablo halinde gösterilmiştir.Araştırmanın sözlük kısmını ses olaylarıyla değişime uğrayan kelimeler oluşturmaktadır. Ses ve şekil bilgisi çalışmasına önem verildiği için dizin kısmında dilbilgisi terimlerine yer verildi. Yaptığımız çalışmada sözlük ve dizin kısmı tek başlık altında bir arada verilmiştir. Araştırmada yararlanılan kaynaklar kaynakça bölümünde belirtilmekle birlikte, ayrı ayrı sınıflandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kütahya, Pazarlar, Ağız, Ses, Şekil Bilgisi.
Kütahya ve Eskişehir'de yayılış gösteren bazı Fritillaria taksonları üzerinde anatomik ve morfolojik çalışmalar
Türkiye Florasında Fritillaria L. cinsi 37 tür ile temsil edilmektedir. Bu taksonlardan 21'i endemiktir. Fritillaria cinsi'ne ait Kütahya ve Eskisehir'de yayılıs gösteren bazı taksonlar morfolojik ve anatomik yönden incelenerek bulunan sonuçlar karsılastırılmıstır. Çalısılan taksonlar sunlardır: Fritilaria pinardii Boiss. (Mor popülasyon), F. pinardii Boiss. (Sarı popülasyon) ve F. fleischeriana Steudel & Hochst. ex Schultes & Schultes fil. Morfolojik çalısmalarda taksonların ayrıntılı tanımlamaları verilip bitkinin genel görünüslerine ait fotoğraflar ilave edilmistir. Anatomik çalısmalarda taksonların, kök gövde ve yapraklarının enine kesitleri alınarak incelenmis olup resimleri çalısmaya eklenmistir. Anahtar Kelimeler: Anatomi, Fritillaria, Liliaceae, Morfoloji.
Tavşanlı ve yöresi ağız incelemeleri
Dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan geçmişte yaşanan olayları bugüne, bugünkü olayları da yarına aktaran en önemli araçtır. Dil, aynı zamanda kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen bir yapıya sahiptir. Bu gelişim sürecinde dilin şekillenmesinde, toplumların içinde bulunduğu durumlarda etkin rol oynar. Dilin alt birimleri olan lehçe, şive ve ağız da bu süreçle birlikte oluşmaktadır. Bu araştırmada, Tavşanlı yöresinde ağız incelemesi yapılmış ve bu yöreyle yazı dilimiz arasındaki ses, şekil farklılıkları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı, etnik yapıya göre seçilmiş toplam 20 köy oluşturmaktadır. Araştırmadaki incelemeler, bu köylerdeki kişilerle görüşme yapılarak kasete alınan 20 metne dayanmaktadır. Bu derlenen metinler, çevriyazı sistemi esas alınarak fonetik yazıya aktarılmıştır. Çalışmanın giriş kısmında Kütahya İli ve Tavşanlı İlçesinin Tarihi ve Sosyal Durumu ele alınmıştır. Birinci bölümde, dil ve dilin alt birimleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Türkçedeki ses bilgisi ele alınıp Tavşanlı yöresindeki örnekleri gösterilmiştir. Üçüncü bölümde, şekil ve kelime bilgisi bakımından Türkçenin günümüzdeki kullanımı ve Tavşanlı yöresindeki durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde de, derlenen metinler verilmiştir.
Processus mastoideus'un konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinde morfometrik olarak değerlendirilmesi
Proc. mastoideus insanların yaş, cinsiyet, beslenme ve etnik köken gibi önemli özellikleri için incelenebilen önemli yapılardan biridir. Proc. mastoideus'un dikkat çekmesinde en önemli etki ise temporal kemiğin bu parçasının dayanıklılığı ve kompakt yapısıdır. Aynı zamanda önemli kas gruplarının yapışma noktasıdır. Orta kulak ameliyatlarında ve bu bölgenin enfeksiyonlarında klinik öneme sahiptir. Radyolojik yöntemler ise güvenilir ve pratik yöntemlerdir. Bu avantajları morfometrik ve morfolojik araştırmalarda kullanılan bir yöntem olmasını sağlamıştır. Bu çalışmanın amacı ise 18-95 yaş arası bireylerde proc. mastoideus'un morfolojisinin ve morfometrisinin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi üzerinde yapılan görüntülemelerde yaş, cinsiyet ve taraflara göre karşılaştırmasını yapmaktır. Çalışmada 247 bireye ait koronal, transvers ve sagittal olmak üzere üç ayrı kesit üzerinde görüntüler incelendi. Bu kesitlerde mastoidale (Ma), porion (Po) ve tegmen mastoideum (TM) olmak üzere 3 landmark belirlendi. Bu landmarklar kullanılarak, koronal kesitte 3, transvers kesitte 5 ve sagittal kesitte 7 ayrı parametre bilateral olarak incelendi. Koronal, transvers ve sagittal kesitlerden alınan ölçümlerin cinsiyete göre karşılaştırılması sonuçlarına göre AIA parametresi dışındaki tüm parametreler de cinsiyetler arası anlamlı bir fark saptandı. AIA parametresi hariç tüm uzunluk ve açılar erkeklerde kadınlardan fazla bulundu.Yaşa göre yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre koronal kesit üzerinde IMMAE parametresinde yaş ile negatif yönde çok zayıf bir ilişki ve transvers kesitte BG2 parametresinde yaş ile pozitif yönde çok zayıf bir ilişki olduğu bulundu. Logistik regresyon ve diskriminant analizi sonuçlarına göre en iyi yüzde her iki analizde de sağ MU parametresinde %74,9 olarak saptandı. ROC eğrisi analizlerine göre AIA parametresi dışındaki tüm parametrelerde ROC eğrisi altında kalan alan anlamlı bulunmuştur. Bu çalışma ile proc. mastoideus'un cinsiyetler arasında anlamlı farklılıklar oluşturmasına karşılık yaş ile bir ilişkisi olmadığı saptanmıştır. Bu çalışmada elde edilen verilerin bölgenin cerrahi işlemlerinde klinisyenlere yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
İnsan omuz kuşağı ve üst ekstremite uzun kemiklerinde foramen nutricium morfolojisi ve topografisi
Kemiğin en belirgin beslenmesi arteria nutricia tarafından sağlanır. Kemik gelişiminin her safhasında önemli olan arteria nutricia, kemiğin dış yüzeyindeki en büyük foramen olan foramen nutricium ile kemiğe giriş yapar. Bu nedenle foramen nutricium hem morfolojik hem klinik açıdan önemlidir. Bu çalışmada toplam 414 yetişkin insan kuru kemiği incelendi. İncelenen scapula, clavicula, humerus, radius ve ulna'daki foramen nutricium'ların sayılarının ve yerlerinin belirlenmesi, topografisi ve morfolojisinin anlaşılması amaçlandı. Foramen nutricium'lar el merceği kullanılarak gözlemlendi. Büyüklükleri ve yönleri 21 gauge enjektör iğnesi ile belirlendi. Böylece majör foramen nutricium'lar saptandı. Foramen nutricium'ların konumları hem kemiklerin yüzeylerine göre hem de foraminal indeks hesaplanarak proksimal, orta, distal olarak ayrılan segmentlere göre belirlendi. Çalışmamızda örneklerin %71'inde tek bir foramen nutricium bulundu. Clavicula'da foramen nutricium'ların %94.2'si kemiğin orta 1/3 segmentte, humerus'taki foramen nutiricum'lar %89.3'ü orta 1/3 segmentte, radius'taki foramen nutricium'lar %51.3'ü orta 1/3 segmentte, ulna'daki foramen nutricium'lar %67.7'si orta 1/3 segmentte yerleşmişti. Çalışmamızın bulguları, literatürdeki birçok çalışmanın bulgularıyla paraleldir. Foramen nutricium'lar birçok patoloji ile ilişkilendirildiğinden çalışmamızdaki bulgular, bu bölgede yapılacak uygulamaların planlanması hususunda cerrahlara yardımcı olabilecektir. Ayrıca literatüre katkı sağlayarak birçok cerrahi prosedürler için önemi olmasından dolayı klinisyenlere kaynak olacağı düşünülmektedir.
Derleme sözlüğünde hayvan adlarının söz varlığı
"Derleme Sözlüğü'nde Hayvan Adlarının Söz Varlığı" adlı çalışmamızda Türkiye Türkçesinde ağızlarda yer alan hayvan adlarının nasıl oluşturulduğu ve bu adların şekil ve anlam olarak incelendiği görülmektedir. Derleme sözlüğünde geçen Hayvan adlarının morfolojik olarak incelendiği bu tezde ''Giriş, Hayvanlar ve Zooloji, Türk Dili ve Kültüründe Hayvanlar, Hayvan Adlarının Anlamsal Sınıflandırılması, Yapısına Göre Hayvan Adları, Hayvan Adlarının Sınıflandırılması ve Sonuç bölümleri yer almaktadır.''Yapısına Göre Hayvan Adları'' bölümünde Derleme Sözlüğü'nde bulunan 'basit, türemiş ve birleşik' yapılı hayvan adları morfolojik olarak incelenmiştir. Ek-kök ayrımı tam olarak yapılamayan bazı hayvan adları ' basit adlar' grubuna alınmıştır. Bu bölümde yer alan ikinci alt başlık olan türemiş hayvan adları yapı ve kavram olarak incelenmiştir. Yapı olarak birleşik grupta yer alan hayvan adları ise 'isim tamlaması, sıfat tamlaması, sıfat-fiil grubu, tekrar grubu ve isnat grubu şeklinde olanlar' olarak gösterilmiştir. Son kısımda ise hayvanların zooloji bilmene göre sınıflandırılması yapılmıştır. Bu sınıflandırma alfabetik sıralamaya göre olup hayvanların niteliklerine göre on alt başlıkta toplanmıştır. Anahtar Kelimeler:Hayvan adları, Derleme Sözlüğü, Adlandırma, Morfoloji
Kısa abstinens süresiyle ardışık ejakülasyonun sperm kromatin bütünlüğü ve antioksidan aktiviteye etkisi
Üremeye yardımcı tedavi uygulamalarında tercih edilen tedavi yaklaşımına göre semen parametrelerinin embriyoloji laboratuvarı parametrelerine ve klinik başarıya etkisi değişmektedir. Semen parametreleri abstinens süresi ve androloji laboratuvarında uygulananyıkama protokollerine göre değişmekte ve inseminasyonda kullanılacak sperm materyalinin kalitesini etkilemektedir. Bu çalışmada normozoospermik erkeklerde kısa abstinens süresinin rutin semen parametrelerine, sperm kromatin ve DNA bütünlüğüne, oksidatif strese karşı gelişen antioksidan kapasiteye etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Aynı hastadan ardışık ejakulasyonla2-5 günlük abstinens süresi sonrası (n=36) ve 1 saat abstinens süresi sonrası(n=36) alınan numuneler yıkama öncesi ve yıkama sonrası değerlendirildi.Yıkama öncesinde abstinens süresine bağlı olarak sperm volümünün ve total motil sperm sayısının kısa abstinens süresi aleyhine anlamlı olarak değiştiği, yıkama sonrasında motilitenin değişmediği, konsantrasyonun kısa abstinens grubunda anlamlı azaldığı görüldü. Abstinens süresi kısa tutulduğunda sperm kromatin hasarının ve DNA fragmantasyon oranının azaldığı, antioksidan kapasitede bir değişiklik oluşturmadığı saptandı. Bu çalışmanın sonucunda abstinens süresinin kısa tutulması sperm konsantrasyonunu ve bununla bağlantılı olarak total progressif sperm sayısını azaltmakla birlikte, normozoospermik olgularda uygulanacak üremeye yardımcı tedavi yaklaşımına göre inseminasyonda kromatin ve DNA bütünlüğü açısından daha kaliteli sperm kullanılmasına imkan sağlayacaktır. Ardışık ejakulasyon ve abstinens süresindeki kısalma aktioksidan kapasitede olumlu ya da olumsuz bir etki oluşturmamaktadır.
Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış bir Faziletname (İnceleme-metin-gramatikal dizin)
Bu çalışma Yemini'nin XV. yüzyılın ikinci yarısıyla XVI. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı dönemde EAT ile yazdığı, bilinen 40 el yazması suret Faziletname'lerden Hamit Karaca'nın şahsi kütüphanesinde bulunan suretin 3.varaktan başlayarak 38 varaka kadar okuyarak, metin incelemesi yapılmış ve diğer el yazması Fazletname eserlerinden bir kısmı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın "Giriş" bölümünde Faziletname isimli eser, eserin özellikleri, konusu ve başlıkları gibi konular ele alınmış, "Dil Özellikleri" başlığında eserin şekil bilgisine ait özellikleri örneklerle incelenmiş, "Gramatikal İndeks" başlığında eserin sistematik bir sözlüğü hazırlanarak, isim ve filler anlam ve gramer kategorileri bakımından geçtikleri beyit numaralarıyla birlikte alfabetik olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Faziletname, Eski Anadolu Türkçesi, Yemini, Hz.Ali.
Aorta abdominalis'in morfolojik ve morfometrik değerlendirilmesi
Aorta abdominalis'deki (AA), morfolojik ve morfometrik değişimler hemodinamiği etkilemekle beraber damar hastalıklarının patogenezinde oldukça önemlidir. Bu çalışmada bifurcatio aortae'nın vertebralara göre seviyesi ile AA'nın deviasyon varlığına, varsa deviasyonun vertebralara göre seviyesine bakarak, bifurcatio aortae açısı ile AA'nın farklı seviyelerdeki çaplarının, yaş ve cinsiyetle olan ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmada 299 bireye ait bilgisayarlı tomogrofi anjiografi (BTA) görüntüleri Horos v.4.0.0 programı kullanılarak 2B ve 3B olarak üzerinde çeşitli seviye, çap, açı ölçümleri yapıldı. Bifurcatio aortae'nın vertebralara göre seviyesi, tüm bireylerde (76 kişi) ve AA deviasyonu olmayan grupta (58 kişi) en fazla L4 orta, AA deviasyonu olan grupta L4 üst (23 kişi) seviyesinde görüldü. AA deviasyonu saptanan 80 kişide, deviasyonun vertebralara göre seviyesi en sık L2-3 discus intervertebralis hizasında (21 kişi) gözlendi. AA'nın tüm seviyelerdeki çap değerleri erkeklerde kadınlara göre daha yüksek bulundu. AA deviasyonu olanlarda çap değerlerinin ve bifurcatio aortae açısının daha yüksek olduğu görülürken, kadınlarda deviasyon varlığı daha fazla, yaş ortalaması da deviasyon olanlarda daha yüksekti. Tüm kişilerde ve AA deviasyonu olmayanlarda çap ile yaş arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki belirlendi. Tüm kişilerde ve AA deviasyonu olanlarda bifurcatio aortae'nın açıları ile yaş arasında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki belirlendi. Bifurcatio aortae dış açısındaki 1 birimlik değişim AA'nın bifurcatio aortae seviyesindeki uzun eksen çapını tüm kişilerde %0.8, deviasyonu olanlarda ise %1.3 oranında arttırmaktadır. Bifurkasyon iç açısındaki 1 birimlik değişim AA'nın bifurcatio aortae seviyesindeki kısa eksen çapını tüm kişilerde % 0.5, deviasyonu olanlarda ise % 0.8 oranında arttırmaktadır. AA anatomisindeki değişiklikleri bilmek gelecekteki klinik tedaviler için önem arz etmektedir. Elde edilen bulguların gelecekteki araştırmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Foremen venosum morfolojisinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinde incelenmesi
Foramen venosum (FV), fossa cranii media'da yer alan kraniyal açıklıklar ile olan yakın komşuluğu nedeniyle klinik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntülerinde FV insidansı, morfolojisi ve varyasyonlarını inceleyerek FV anatomisi hakkında cerrahi planlamalarda da kullanılacak ayrıntılı bilgiler sunmaktır. Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi arşivinden seçilen, yaş ortalaması 43.76±16.31 (yaş aralığı, 18-87) olan 150 erkek ve 100 kadına ait toplam 250 KIBT görüntüsü retrospektif olarak incelendi. Çalışmada ilk olarak FV'nin varlığı veya yokluğu belirlendi ve şekli not edildi. FV uzun (FV-UÇ) ve kısa (FV-KÇ) eksen çapları ölçüldü. Ayrıca FV'nin foramen ovale (FV-FO-M), foramen spinosum (FV-FS-M) ve orta hatta (FV-OH-M) olan uzaklıkları ölçüldü. FV'nin FO, canalis pterygoideus (CP) ve sinus sphenoideus (SS) ile olan ilişkileri incelendi. 250 görüntünün 120'sinde (%48) FV gözlendi. Bunların 77'si (%30.8) unilateral (tek taraflı), 43'ü (%17.2) ise bilateral (çift taraflı) olarak mevcuttu. Unilateral FV'lerden 3 (%1.2) tanesinin çift (dublike) FV olduğu saptandı. Unilateral FV'ler, bilateral FV'lerden anlamlı derecede fazla bulundu (p=0.002). Cinsiyete göre ise, unilateral FV'ler erkeklerde kadınlardan anlamlı derecede daha fazla saptandı (p=0.001). Şekillere göre FV'ler çoktan aza doğru oval (%48.2), yuvarlak (%26.5), düzensiz (%14.5) ve iğne deliği (%10.8) şeklinde gözlendi. FV-UÇ, FV-KÇ, FV-FO-M, FV-FS-M ve FV-OH-M parametrelerinin ortalama değerleri sırayla 1.73±0.81 mm, 1.07±0.45 mm, 1.72±0.77 mm, 10.98±1.60 mm, 19.57±1.81 mm tespit edildi. Bu çalışmada her iki tarafta saptanan toplam 166 FV'den 12'sinin (%7.2) FO, 40'ının (%24.1) CP ve 7'sinin (%4.2) SS ile ilişki kurduğu gözlendi. Bu çalışma FV ile ilgili anatomik bilgilerin yanı sıra cerrahi işlemlerin planlanması için faydalı bilgiler sunmaktadır.
Alçı hidratasyonunda morfolojiye etki eden faktörler
Dereceli hassas kalıba döküm yönteminde, hazırlanan kalıbın morfolojisi (mikroyapı ve gözenek dağılımı) bütün prosesi etkileyen önemli bir parametredir. Kalıp morfolojisine bağlı olarak fiziksel özellikler, mekanik özellikler ve ısıl özellikler değişmekte ve bu özellikler döküm parçasının özelliklerini belirleyici bir role sahip olduğundan oldukça önem arz etmektedir.Hassas döküm kalıplarında bileşimin temelini alçı bazlı malzemeler oluşturmakta ve çeşitli oranlarda kullanılan farklı katkı malzemeleri ile kalıp morfolojisi kontrol edilmektedir. Bu çalışmada öncelikle değişik katkı malzemeleri kullanılmış ve bu katkı malzemelerinin bileşimdeki oranları optimize edilerek morfolojinin değişimi gözlemlenmiştir.
Kilo vermeye yardımcı bazı baharatlar üzerinde anatomik, morfolojik ve organoleptik incelemeler
Baharatlar değişik amaçlarla tarih boyunca kullanılmıştır. Farmakoloji, yemekler ve kozmetik ürünleri gibi birçok alanda tercih edilmektedir. Sağlığa olumlu etkilerinden dolayı yemeklere de sıklıkla ilave edilirler. Yapılan çalışmalar sonucunda çörek otu, tarçın, zencefil, kırmızı biber, kara biber, kişniş, zerdeçal, biberiye, kakule ve kimyonun kilo vermeye yardımcı olduğu görülmüştür. Bu baharatların tüketimi sonucunda vücut kütle indeksini azaltarak obezite ve şişmanlığı engellediği gözlenmiştir. Yapılan bu tez çalışmasında 5 tane aktar ve baharatçıdan satın alınan 10 farklı baharatın anatomik, morfolojik ve organoleptik özellikleri incelenmiştir. Organoleptik özellikler arasında tat, koku ve renk belirleyici olarak kullanılmıştır. Baharatların morfolojik özellikleri ve içeriğindeki yabancı maddeler stereo mikroskop yardımıyla tespit edilmiş ve fotoğraflanmıştır. Anatomik özelliklerini incelemek için Sartur ve Kloralhidrat reaktifleri kullanılmış, ışık mikroskobu yardımıyla anatomik çalışmalar fotoğraflanmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlar bilimsel tanımlamalarla karşılaştırılıp değerlendirilmiştir. Çörek otunun tadı aromatik, kalem tadında ve keskin; rengi gri-siyah; kokusu karakteristik ve keskindir. Çörek otunun tohumları 2–3 mm boyunda, 1,5-2 mm genişlikte ve 1 mm kalınlıktadır. Yabancı madde kontrolleri sonucunda başka bitkiye ait parçalara ve taş parçalarına rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri sartur reaktifi kullanılarak incelenmiştir. Tarçının tadı karakteristik ve biraz tatlı; rengi farklı tonlarda açık kahverengi; kokusu karakteristik, aromatik ve hoş kokuludur. Yabancı madde kontrolleri sonucunda ip ve başka bitkiye ait parçalara rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri sartur reaktifi kullanılarak incelenmiştir. Zencefilin tadı keskin ve aromatik; rengi değişik sarı tonlarında; kokusu karakteristik ve aromatiktir. Yabancı madde kontrolleri sonucunda başka bitkiye ait parçalara ve ipe rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri kloralhidrat kullanılarak incelenmiştir. Kırmızı biberin tadı kendine has, karakteristik ve acımsı; rengi farklı kırmızı tonlarında; kokusu kendine has ve keskindir. Yabancı madde kontrolleri sonucunda başka bitkiye ait parçalara, küçük odun parçaları, tüy ve ipe rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri sartur reaktifi kullanılarak incelenmiştir. Kara biberin tadı keskin ve acımsı; rengi kahverengiden siyaha dönük; kokusu kendine özgü, yakıcı ve keskindir. Yabancı madde kontrolleri sonucunda başka bitkiye ait parçalara, küçük odun parçasına ve tüye rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri sartur reaktifi kullanılarak incelenmiştir. Kişnişin tadı kendine has, aromatik ve karakteristik; rengi farklı kahverengi tonlarında; kokusu keskin ve kendine özgüdür. Yabancı madde kontrolleri sonucunda başka bitkiye ait parçalara ve tüye rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri sartur reaktifi kullanılarak incelenmiştir. Zerdeçalın tadı sıcak aromatik ve acıdır; rengi farklı sarı tonlarında; kokusu aromatiktir. Yabancı madde kontrolleri 19 sonucunda ip, tüy, başka bitkiye ait parçalar ve odun parçasına rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri kloralhidrat kullanılarak incelenmiştir. Biberiyenin tadı keskin aromatik, kafurlu ve acıdır; rengi farklı tonlarda yeşil; kokusu kuvvetli aromatiktir. Biberiye 1-4 cm uzunluğunda ve 2-4 mm genişliğindedir. Yabancı madde kontrolleri sonucunda küçük odun parçalarına, sümüklü böcek kabuğu ve başka bitkiye ait parçalara rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri kloralhidrat kullanılarak incelenmiştir. Kakulenin tadı aromatik, keskin ve hafif acı; rengi farklı kahverengi-yeşil tonlarında; kokusu aromatiktir. Tane kakulenin boyutları neredeyse birbirleriyle aynıdır. Yabancı madde kontrolleri sonucunda herhangi bir yabancı maddeye rastlanılmamıştır. Anatomik özellikleri sartur reaktifi kullanılarak incelenmiştir. Kimyonun tadı sıcak, acımsı, aromatik ve nahoş; rengi farklı kahverengi tonlarında; kokusu tuhaf, güçlü ve ağırdır. Yabancı madde kontrolleri sonucunda başka bitkiye ait parçalara ve ipe rastlanılmıştır. Anatomik özellikleri sartur reaktifi kullanılarak incelenmiştir. Anatomik, morfolojik ve organoleptik özellikler bilimsel tanımlamalarla karşılaştırılmıştır. Anatomik özellikler bilimsel tanımlamalara uygundur ancak baharatların organoleptik ve morfolojik özellikleri farklılık göstermekte ve bazıları tanımlamalara uymamaktadır. Obeziteyi engellemek için yapılan tedavilerde sık kullanılan bitki listesinde çalışmamızda bulunan 5 baharat (kırmızı biber, kişniş, kimyon, çörek otu ve biberiye) yer almaktadır. Aynı zamanda obezite tedavisinde kullanılan egzotik bitkiler listesinde çalışmamızda bulunan 3 baharat (tarçın, zerdeçal ve zencefil) yer almaktadır. İncelediğimiz literatür çalışmalarının sonucunda bu baharatlara ek olarak kakule ve kara biberinde kilo vermeye yardımcı olduğu görülmüş ve çalışmamıza dahil edilmiştir. Çalışmamızdaki baharatları seçerken bu araştırmalar göz önünde bulundurulmuştur. Sonuç olarak denetim mekanizmaları eksik olarak ve güvenilir olmayan alanlardan temin edilen baharatların güvenilirliği tartışma konusudur ve çalışmamız buna ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Anatomik, baharat, morfolojik, organoleptik, zayıflama
Çukurova koşullarında yüksek verimli uç hexaploid triticale hattında farklı tohum iriliklerinin tarımsal ve morfolojik karakterlere rtkisi üzerinde bir araştırma
IV ÖZ Çukurova'nın taban koşullarında, üç triticale hattında farklı tohum iriliklerinin verim ve verim unsurlarına etkisinin incelendiği bu çalışmada, incelenen özelliklerin hatlardan ve iriliklerden önemli derecede farklı etkilendiği görülmüştür. İncelenen hatlar arasında Çukurova koşullarına en uygun triticale hattının Drira OAP 6 olduğu saptanmıştır. Tane iriliğinin azalışına paralel olarak verim ve verim unsurlarında önemli düşüşlerin meydana gelmesi nedeniyle tohumluk olarak kullanılacak tanelerin en azından 2.2 mm'den büyük olması gerektiği sonucuna varılmıştır.