Muscle strength

299 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kick boks sporcularında 4 haftalık crossfit antrenmanlarının denge çeviklik ve kuvvet parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma,kick boks sporcularında 4 haftalık crossfit antrenmanlarının denge, çeviklik ve kuvvet parametreleri üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılacaktır.Çalışmada Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde öğrenim gören aktif olarak lisanslı kick boks sporu ile uğraşan, herhangi bir sağlık sorunu olmayan ve gönüllü olarak katılacak 20-25 yaş arası 24 erkek sporcu yer alacaktır. Çalışmaya katılan sporcular rastgele örneklem yöntemi ile (12) deney ve(12) kontrol grubu olmak üzere 2 gruba ayrılacaktır. Deney grubuna kick boks antrenmalarına ek olarak 4 haftalık haftada 3 gün 60 dakika crossfit antrenmanı uygulatılacaktır. Kontrol grubu ise geleneksel kick boks ve kuvvet antrenmanlarına devam edecektir. Deney ve kontrol gruplarının fizikselözellikleri (yaş, boy, kilo ve vücut kitle endeksi), denge, kuvvet ve 505 çeviklik değişkenlerine ait tanımlayıcı veriler SPSS (version18.0) programı ile analiz edilecektir. Çalışmada anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenecek. Gruplar arası farklılıklar; normal dağılıma uygun olan değişkenler için Bağımsız Örneklem t-Testi ile, normal dağılıma uygun olmayanlar için Mann Whitney U Testi ile sınanacaktır. Antrenmanın etkisini değerlendirmek amacıyla denge, kuvvet ve 505 çeviklik ön test - son test arasındaki değişim baz alınacaktır. Elde edilecek bulgular analiz edilip yorumlandıktan sonra sonuç kısmına yazılacaktır. Elde edilecek sonuçların farklı spor branşlarında ki antrenörlere, bu alanda çalışma yapmak isteyen spor bilimcilere crossfit antrenman programını kullanmaları konusunda yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

AntrenmanDengeKas kuvveti+4
Emre Aydoğan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde online yapılan kuvvet geliştirme egzersizlerinin fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, dünya genelinde pandemi nedeniyle insanların evlerinde uzun süre kapalı bir ortamda kalma zorunlulukları, egzersiz yapmak istenilse bile birçok spor tesisinin kapalı olması, kalabalık ortamda egzersiz yapmanın bulaş riskini arttırması gibi birçok faktör dikkate alındığında hareketsiz devam eden bir yaşamın insanları gerek fizyolojik gerekse psiklojik açıdan önemli ölçüde yıprattığı düşünülmektedir. Bu nedenle pandeminin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla yetişkin bireyler için hazırlanmış bir egzersiz protokolünü ev ortamında uygulayarak onlara daha sağlıklı bir yaşam sunmaya çalışmaktır. Bu çalışmaya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan yetişkin kadın (12) ve erkek (9) olmak üzere toplam 21 güvenlik görevlisi dahil olmuştur. Güvenlik görevlilerine 12 hafta süreyle haftada 3 gün ve günde 1 saat elde bir çift dambıl (erkekler için 5 kg kadınlar için 3 kg) ve kendi vücut ağırlıklarıyla uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programının güvenlik görevlilerine 12 hafta süreyle haftada 3 gün ve günde 1 saat olmak üzere kendi vücut ağırlıkları ve bir çift dambıl kullanarak uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programının fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yapılan çalışmada kontrol grupsuz ön test- son test yarı deneysel yöntem uygulanmıştır. Kadın ve erkek güvenlik görevlilerine 12 hafta uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programı öncesi ve sonrasında Brockport Fiziksel Uygunluk Test Bataryasından alınan 5 fiziksel uygunluk testi (el kavrama kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti esneklik, dikey sıçrama) ve mezura ile vücut ölçü parametreleri alınmıştır. Kuvvet geliştirme egzersiz programı haftada 3 gün, günde 1 saat uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23.0 paket programına girilerek, analizler bu program dahilinde yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistik kullanılarak, bu değerlerin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları bulunmuştur. Yapılan çalışmanın amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için Paired Samples T analizinden faydalanılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan yetişkin kadın ve erkek güvenlik görevlilerinin ön test ve son test parametreleri incelendiğinde el kavrama kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti, dikey sıçrama, esneklik, sağ ve sol kol, omuz, göğüs, karın ve kalça genişlikleri parametre değerlerinde istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilirken (p<0.05), beden kütle indeksi ve vücut ağırlığı parametrelerinde anlamlı farklılık görülmemiştir (p<0.05). Çalışma bulgularına göre evde bir çift dambıl ile yapılan, temel basit hareketlerden oluşan, kuvvet geliştirme egzersiz programının yetişkin kadın ve erkek güvenlik görevlilerinde fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir. Ayrıca katılımcıların gerek pandemi gerekse normal koşullarda bu tür egzersiz protokollerini bir yaşam tarzı haline dönüştürmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: "Pandemi", "Covid-19", "Fiziksel Uygunluk", "Kas gelişimi", "Kuvvet Geliştirme"

EgzersizFiziksel uygunlukFizyolojik özellikler+3
Muhammed Metehan Genç
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Alt beden elektromyostimülasyon antrenmanı ve detraining'in performansa etkileri

Elektromyostimülasyon (EMS), kas ya da sinir bölgelerine dışsal olarak uygulanan elektriksel akımlarla kassal aktivasyon elde etme ve bu yolla istemli olarak aktive edilmesi zor olan hızlı motor ünitelerin yavaş motor ünitelerle beraber senkronize katılımıyla antrene edilerek sportif performansta fonksiyonel artışlar elde etme amaçlı kullanılan konvansiyonel olmayan bir antrenman metodudur. Bu çalışmanın amacı 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve takip eden 4 haftalık detraning periyodunun performansa etkilerini araştırmaktır. Çalışmada yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif 38 gönüllü katılımcı (yaş: 21.5±2.5yıl, boy uzunluğu: 175±6.5cm, vücut ağırlığı: 67.7±7.7kg, beden kütle indeksi: 21.7±1.9kg/m2, vücut yağ yüzdesi: %14.4±5.3) EMS grubu (EG, n=16) ve istemli grup (İG, n=22) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, skuat ve aktif sıçrama, 40m sprint, izokinetik kuvvet (60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda diz ekstansiyon-fleksiyonu), anaerobik güç ve kapasite testleri yapılmıştır. EG, 6 hafta boyunca haftanın 2 günü 110-120o diz eklem açı aralığında maksimal istemli izometrik kasılmalarla senkronize olacak şekilde baldır, uyluk ve kalça bölgesi majör kaslar üzerine yerleştirilen şerit elektrotlar aracılığıyla uygulanan EMS antrenmanına katılmıştır. İG ise EG grubuyla aynı uygulamayı EMS olmadan yapmıştır. Takip eden detraining süreci boyunca katılımcıların hiçbiri herhangi bir alt beden egzersizine katılmamıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası yapılan test ve ölçümler arasında fark olup olmadığı tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analiziyle incelenmiştir. Normal dağılım göstermeyen verilere logaritmik dönüşüm uygulanmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı fark gösteren ortalamaların belirlenmesinde post-hoc testlerinden LSD (En küçük önemli fark) testi kullanılmıştır. Antrenman süreci ve bunu takip eden detraining sonrası skuat sıçramada gruplararası (p=0.043) ve grupiçi (p=0.034) anlamlı fark bulunmuştur. Antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, aktif sıçrama, 40m sprint, 60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda sağ ve sol diz ekstansiyon ve fleksiyon izokinetik kuvveti, anaerobik güç ve kapasite değişkenlerinde ise gruplararasında istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Bu bulgular skuat sıçrama haricindeki diğer tüm değişkenler açısından 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve 4 haftalık detrainingin performansa etkisi olmadığını göstermiştir. Sonuç olarak maksimal izometrik kasılmalar üzerine maksimal tolere edilebilen akım şiddetinde uygulanan alt beden EMS antrenmanının yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif bireylerde konvansiyonel antrenmanlardan daha etkili olmadığı ve farklı protokollerle daha ayrıntılı çalışmalara gereksinim olduğu belirlenmiştir.

Anaerobik güçAntrenmanEgzersiz+5
Celil Kaçoğlu
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Elit güreşçilerde klasik direnç ve crossfit antrenman metotlarının kuvvet performansına etkisi

CrossFit antrenman metodunu çok sayıda sporcu ve antrenör kullanmasına rağmen CrossFit antrenman uygulamalarına ilişkin bilimsel çalışmalar sınırlı sayıdadır. Yapılacak bu araştırma ile elit güreşçilerde klasik direnç ve CrossFit antrenman metotlarının kuvvet performanslarına etkilerini ve hangi yöntemin kuvvet performansını korumada etkili olduğu ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. CrossFit Grubu (n = 20), Klasik Direnç Grubu (n = 20) kişi katılımcı olarak belirlenmiştir. Kuvvet ve antropometrik ölçümler 12 haftalık antrenman programından önce ve sonra yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24.00 paket programında analiz edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre; maksimum kuvvet parametrelerinden Squat ve Bench Press egzersizlerinde, klasik direnç grubunda kuvvet performansının arttığı, CrossFit grubunda performansın korunduğu gözlemlenmiştir. İzometrik güç parametrelerinden Hand Grip Strength (HGS) performans ortalaması CrossFit grubunda düşerken, klasik direnç grubunda korunduğu, Leg Strength (LS) performansının ise her iki grupta da arttığı gözlemlenmiştir. Kuvvette devamlılık parametrelerinden Pull-up egzersizinde; CrossFit grubunda kuvvet performansının korunduğu gözlenirken, klasik direnç grubunda düştüğü, Push-up egzersizinde ise; her iki grubunda kuvvet performanslarının korunduğu gözlemlenmiştir. Aktif sıçrama performansı; hem CrossFit hem de klasik direnç grubunda sabit kaldığı gözlenirken aerobik kapasitede; CrossFit grubunun performans ortalamasında artış, klasik direnç grubunun performans ortalamasında düşüş gözlemlenmiştir. CrossFit' in diğer modelleri ile farklı çalışmalar yapılabileceği önerilebilir.

AntrenmanGüreşGüreşçiler+5
Abdullah Demirli
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

11-13 yaş arası bireylerde beden eğitimi dersinde uygulanan geleneksel oyunların bazı temel motorik özelliklere etkisi

Oyunlar insanlık tarihi kadar eski etkinliklerdir ve nesilden nesile aktarılarak kültürel öğelerin taşınmasında aracılık ederler. Çocukların eğlenceli vakit geçirmelerinin yanında eğitimlerinin bir parçası olarak müfredatlarda yer verilmektedir. Beden eğitimi ve spor derslerinde oynatılan geleneksel oyunlar çocukların dijital oyunlardan uzaklaşmasında, bedensel, psikolojik, motorik ve sosyal açıdan gelişmesinde yardımcı olmaktadır. Gelişimlerinin önemli bir kısmını oluşturan motorik özellikler arasında sürat, esneklik, kuvvet, koordinasyon gibi unsurlar bulunur. Geleneksel oyunların içeriğinde bu özelliklerle ilişkilendirilen hareketler olduğundan çalışmamızın amacı 11-13 yaş arası bireylerde beden eğitimi dersinde uygulanan geleneksel oyunların belirlenen motorik özelliklere etkisi olup olmadığını tespit etmektir. Araştırmanın amacı kapsamında Siirt Sancaklar Ortaokulunda öğrenim gören öğrenciler evren olarak seçilmiştir. Gönüllülük esasına göre belirlenen örneklemde 11-13 yaş aralığındaki 30 kadın ve 30 erkek bulunmaktadır. Uygulanan ön test- son test yöntemi gereği 30'ar kişiden oluşan deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Her grup kendi içinde 15 kadın ve 15 erkek öğrenci barındırmaktadır. Uygulamalara başlanmadan önce öğrencilerin ön test ölçümleri yapılarak kayıt altına alınmıştır. Belirlenen beş farklı geleneksel oyun 8 hafta boyunca haftada bir gün ve iki ders saati süresince deney grubu öğrencilerine oynatılmıştır. Süre sonunda öğrencilerin son test ölçümleri yapılarak yeniden kaydedilmiştir. Elde edilen veriler SPSS25 paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde ağırlık ve boy ölçümleri ön test- son test verilerinde hem deney hem de kontrol grubunda anlamlı fark bulunmuştur. Fark toplamları değerlendirildiğinde ise anlamlı farklılık yoktur. Koordinasyon özelliğinde hem deney hem de kontrol grubunda anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ayrıca esneklik ve sürat ön test - son test sonuçlarında deney gruplarında anlamlı farklılık bulunurken, kontrol gruplarında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Bulgular sınırlı sayıdaki literatür araştırmalarıyla kıyaslanmış ve önerilerle desteklenmeye çalışılmıştır.

Beden eğitimiErgenlerEsneklik+7
Abdulmelik Oran
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Futbolcularda pliometrik çalışmaların sıçrama, şut hızı ve izokinetik kuvvet üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı izokinetik kuvvet geliştirmeye yönelik yapılan pliometrik çalışmaların şut hızı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Çalışmaya yaşlarının ortalaması 21.16 ± 2.91 yıl, boyları 176.50 ± 6.11, kilo 71.14±2.12,futbol yaşları 12.11 ± 2.58 yıl olan 18 amatör lig futbolcusu; yaşlarının ortalaması 20.88±3.16 yıl, boyları 177.35 ±6.19, kilo 71.43±2.04, futbol yaşları 13.55±2.43 yıl olan 18 amatör lig futbolcusu gönüllü olarak katılmıştır.İzokinetik cihazla (isomed2000) futbolcuların dominant ve dominant olmayan bacakları diz ekstansiyon ve fleksiyon kasılmasında (hareketinde) 600sn-1 ve 1800.sn-1 açısal hızlarda uygulanılan zirve torkları, ortalama güçleri belirlenmiştir, Futbolcuların şut hızları Cep radarıyla (pocket radar) belirlenmiştir. Futbolcuların çift bacak dikey sıçrama ve doğrusal sıçrama değerleri (mesafeleri),metre ve jump meter cihazıyla belirlenmiştir. Ölçümler arasında istatistiksel yönden anlamlı fark olup olmadığının belirlenmesi için paired-T testi uygulanmıştır. Deney ve Kontrol grubunundominant ve dominant olmayan bacak 600sn-1 ve 1800sn-1fleksiyon ve ekstansiyon zirve tork ve ortalama güç ölçümlerinde anlamlı gelişme görülmemiştir (p>0.05). Deney ve Kontrol grubunun dominant bacak şut hızı ölçümünde istatistiksel yönden anlamlı gelişme görülmemiştir (p>0.05).Kontrol grubundan farklı olarak deney grubunun çift bacak dikey sıçrama ve doğrusal sıçrama ölçümlerinde anlamlı gelişme görülmüştür (p<0.05).

AntrenmanFutbolFutbolcular+6
Ömer Zambak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Erkek tenis oyuncularında 8 haftalık direnç lastiği antrenmanlarının servis hızına ve izokinetik kuvvete etkisi

ÖZET Bozoğlu M.S., 'Erkek Tenis Oyuncularında 8 Haftalık Direnç Lastiği Antrenmanlarının Servis Hızına Ve İzokinetik Kuvvete Etkisi' Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi Ve Spor Anabilim Dalı Doktora Tezi, Kütahya, 2017. Bu araştırmada 8 haftalık direnç lastiği antrenmanlarının yetişkin tenis oyuncularında servis hızına ve izokinetik kuvvete etkisi incelendi. Araştırmaya Konya İli sınırlarında tenis oynayan yetişkin tenis oyuncuları gönüllü olarak katılmıştır. Oyuncular rastgele seçilerek iki guruba ayrıldı. Araştırmaya katılan oyuncular yaş ortalamaları 24,14±4,59 yıl, boy uzunlukları 178,29±4,821 cm ve vücut ağırlığı ortalamaları 75,17±10,432 kg olan 10 oyuncu deney gurubunu, yaş ortalamaları 23,86±3,805 yıl, boy uzunlukları 176,57±5,827 cm ve vücut ağırlığı ortalamaları 71,91±5,741kg olan 10 oyuncu kontrol gurubunu oluşturdu. Deney gurubuna tenis antrenmanlarına ek olarak 8 hafta süresince haftada 3 gün direnç lastiği antrenmanları uygulandı. Kontrol gurubundan ise rutin tenis antrenmanlarına devam etmeleri istendi. Elde edilen verilerin hesaplanmasında ve değerlendirilmesinde SPSS IBM22 istatistik paket programı kullanıldı. Normallik sınanmasına göre bağımsız gurupların karşılaştırılmasında ındependent T testi kullanıldı. Homojenik sınanmasına göre gurup içi karşılaştırmalarda ise paired sample T testi kullanıldı. Bu çalışmada hata düzeyi 0.05 olarak kabul edildi. Sonuç olarak servis hızı ön test – son test karşılaştırılmasında, deney grubu son test değerleri anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (P<0,05). Deney grubuna ilişkin izokinetik kuvvet istatistiksel bulgular 600/sn açısal hızda izokinetik peak tork internal ön test – son test ve average power internal ön test – son test değerlerinin karşılaştırılmasında son test değerleri ön test değerlerinden anlamlı derecede yüksek olduğunu göstermiştir (P<0,05). Deney grubuna ilişkin bulgularda ise 600/sn peak tork external ve average power external ön test değerleri ile son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (P>0,05). Deney grubuna ilişkin bulgularda 120⁰/sn ve 180⁰/sn açısal hızlarına ilişkin peak tork ve average power internal ve external ön test – son test değerlerinin karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (P>0,05). Deney gurubunun 90⁰/sn açısal hızı Average power external ön test değerleri ile son test değerlerin karşılaştırılmasında ise son test değerlerinin ön test değerlerinden anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür (P<0,05). Sonuç olarak yapılan direnç antrenmanlarının servis hızının gelişimine katkı sağladığı ve izokinetik kuvvete etkisinin sadece 600/sn açısal hız internal ve eksternal kuvvetlerini geliştirdiği söylenebilir. Ayrıca açısal hız arttıkça antrenmanın etkilerinin azaldığı söylenebilir. Anahtar kelimeler: İzokinetik kuvvet, Servis hızı, direnç lastiği, tenis.

AntrenmanHızKas kuvveti+4
Mustafa Sabır Bozoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Anaerobik gücün çabukluk ve çeviklik üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı anaerobik gücün çabukluk ve çeviklik üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya, yaşları ortalaması 21.29±2.73 yıl, boyları ortalaması 1.67±0.059 m, vücut ağırlıkları ortalaması 59.64±8.509 kg ve spor yaşları ortalaması 10.29±3.32 yıl olan 14 kadın Milli Tekvandocu; yaşları ortalaması 21.81±3.23 yıl, boyları ortalaması 1.82±0.088 m, vücut ağırlıkları ortalaması 73.75±14.187 kg ve spor yaşları ortalaması 11.94±3.45 yıl olan 16 erkek Milli Tekvandocu olmak üzere toplam 30 milli sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Sporcuların anaerobik güçlerini ölçmek için Wingate testi, çabukluk performanslarını ölçmek için 5 metre çabukluk testi ve çeviklik performansını değerlendirmek için ise T testi uygulandı. Kadın sporcuların çabukluk performansı ile anaerobik zirve güç (r= -0.547) ve anaerobik ortalama güç (r= -0.536) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0.05). Aynı zamanda, anaerobik zirve güç ve anaerobik ortalama güç kadın sporcularda çabukluk performansını sırasıyla 30 %; 29 % açıklamakta olup, hem anaerobik zirve güçteki hem de anaerobik ortalama güçteki bir birimlik artış kadın sporcularda çabukluk performansını -0.001 oranında etkilemektedir (P<0.05). Erkek sporcularda da çabukluk performansı ile anaerobik zirve güç (r=0.503) ve anaerobik ortalama güç (r=0.506) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0.05). Aynı zamanda, anaerobik zirve güç ve anaerobik ortalama güç çabukluk performansını sırasıyla 25 %; 26 % açıklamakta olup, hem anaerobik zirve güçteki hem de anaerobik ortalama güçteki bir birimlik artış çabukluk performansını sırasıyla (0.0004; 0.001) oranında etkilemektedir (P<0.05). Ayrıca, erkek sporcuların çeviklik performansı ile anaerobik zirve güç/kg (r= -0.507) ve anaerobik ortalama güç/kg (r= -0.508) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0.05). Hem anaerobik zirve güç/kg hem de anaerobik ortalama güç/kg çeviklik performansını 26 % açıklamakta olup, anaerobik zirve güç/kg'daki bir birimlik artış ve anaerobik ortalama güç/kg'daki bir birimlik artış çeviklik performansını sırasıyla (-0.229; -0.344) oranında etkilemektedir (P<0.05). Sonuç olarak; kadın sporcularda, anaerobik güçteki artış çabukluk performansını arttırırken çeviklik performansında herhangi bir değişim ortaya koymamaktadır. Erkek sporcularda ise rölatif anaerobik güçteki artış çeviklik performansını olumlu yönde etkilemektedir.

Anaerobik güçBeden eğitimi ve spor yüksekokullarıHız+5
Mine Taşkın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

12 haftalık eksantrik-pliometrik antrenman programının genç güreşçilerin vücut kompozisyonu, anaerobik performans, bacak kuvveti ve vücut yağ yüzdeleri üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; 12 Haftalık Eksantrik-Pliometrik Antrenman Programının Genç Güreşçilerin Anaerobik Performans, Bacak kuvveti, Vücut Kompozisyonu ve Vücut Yağ Yüzdelerinin araştırılmasıdır. Bu araştırmada 15-19 yaş grubu 15'i denek, 15'i kontrol grubu olmak üzere 30 güreşçi çalışma evreni olarak belirlendi. Denek ve Kontrol grubu güreşçiler çalışmaya gönüllü olarak katıldı. Ölçümlere katılan denek ve kontrol grubu sporcuların antrenman programlarına bağlı olarak fizyolojik ve fiziksel parametrelerinin başarı oranlarında ki değişkenleri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya konu olan sporculardan demografik özellikler olarak Adı, Soyadı, D.tarihi, Boyu, Kilo, Yağ Ölçümleri (Biceps, Triceps, Subscabula, Subrailiac, Abdominal, Uyluk, Baldır, Göğüs), Çevre Ölçümleri (Baş, Omuz, Göğüs, Kol, Ön-kol, Karın, Kalça, Uyluk, Baldır), Ölçümlerde skinfold, kayan kaliper ve mezura kullanılmıştır. Durarak Uzun Atlama(cm). Dikey Sıçrama, El Pençe Kuvveti, Bacak kuvveti, Kalp atım sayısı, 20m. sürat koşusu, Vücut yağ yüzdelerinin hesaplanmasında Durnin Womerseley formülü uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 17,00 programıyla Denek ve Kontrol grubu sporcular arasındaki farklılıkları belirlemede α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-test uygulanmıştır. Ayrıca deneklerden alınan ölçümlerin standart sapmaları ve ortalamaları analiz edilerek değerlendirilmiştir. Sonuçların anlamlılık derecesi P<0,05-0,01 seviyelerinde kabul edilmiştir. Yapılan çalışmada antrenman sonrası Pliometrik antrenman programının güreşçilerin vücut kompozisyonlarında vücut yağ yüzdelerinin denek grubu lehine anlamlı derecede farklılıklar ortaya koyduğunu göstermiştir. Test sonuçları, denek ve kontrol grubu güreşçilerde antrenman programına bağlı olarak grupların fiziksel p<0.05 patlayıcı güç p<0.05 ve vücut yağ yüzdeleri arasında p<0.05 önemli farklar olduğunu gösterdi. Bu çalışmada elde edilen bulgular; antrenman programlarının genç güreşçilerin patlayıcı güç, kuvvet ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Güreş, Antrenman, Vücut yağ oranı, Performans

AntrenmanBacakBireysel sporlar+7
Samet Şanslı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın voleybolcularda süper slow motion kuvvet antrenmanlarının alt ekstremite kuvvetine ve anaerobik güce etkisinin incelenmesi

TURGUT, K., Kadın Voleybolcularda Süper Slow Motion Kuvvet Antrenmanların Alt Ekstremite Kuvvetine ve Anaerobik Güce Etkisinin İncelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı programı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya. 2018. Bu çalışmada "Kadın voleybolcularda süper slow motion kuvvet antrenmanların alt ekstremite kuvvetine ve anaerobik güce etkisi" amaçlanmıştır. Yaş ortalamaları n=14 & deney grubu 20,35±2,11 yıl; n=14 & kontrol grubu 21,1±0,41 yıl olan sporculara sekiz hafta boyunca süper slow motion (SSM) kuvvet antrenmanı ve kontrol grubuna rutin antrenman uygulandı.Boy uzunluğu SSM n=14 & deney grubu; 171,286 ± 8,250 cm; n=14 & kontrol grubu 169,429 ± 7,325 cm, vücut ağırlığı SSM n=14 & deney grubu; 58.85±12,65 kg ; n=14 & kontrol grubu 61,44±8.54 kg toplamda 28 katılımcı yer aldı.Araştırmada sekiz haftalık süreçte ilk ve son haftalarda vücut ağırlığı, dikey sıçrama ve wattbike ergobisiklette 6 sn-30sn anaerobik güç değerleri tespit edilmiştir. Ayrıca dikey sıçrama, squat ve göğüs pres hareketlerinde güç değerleri MYO test aracılığı ile kayıt altına alındı. Katılımcıların ön kol, göğüs pres, önden omuz pres, lat çekişi, bacak pres, arka bacak bükme, bacak açma, parmak ucu yükselme hareketlerinde bir maksimum tekrarları (1 MT) kg cinsinden tespit edildi. Deney grubunda yer alan katılımcılar kaldırabildikleri 1 maksimum tekrarlı ( 1 MT) kg'ların % 50 değeri ile 2 sn konsantrik- 4 sn eksantrik olarak ilk hafta kuvvet antrenmanına katıldılar. Devamında 2.,3. ve 4. Haftalarda her hafta % 5 'lik yüklenme artışı uygulandı. 4. Hafta sonunda 1 maksimum tekrarları belirlendi. Kaldırabildikleri 1 maksimum tekrarlı ( 1 MT) kg'ların % 70'i ile 3 sn konsantrik- 6 sn eksantrik olarak programa 5. ve 6. Haftalarda devam edildi. Son iki hafta yüklenme yoğunluğu % 80 olarak arttırılarak antrenman periyodu sonlandırıldı. Çalışmalar 8 hafta boyunca, haftada 3 gün olacak şeklinde uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan katılımcılar rutin antrenman programlarına devam etmişlerdir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 17 paket programı kullanıldı. tekrarlı ölçümler varyans analizinde(Repeatedmeasures anova)zamanXgrup etkileşimi ve simple effect değerledirilmesi yapıldı. Uygun testin belirlenmesi için hipotezler test edilmeden önce verilerin normal dağılıma sahip olma durumlarına bakılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda katılımcıların ölçümler arası göğüs pres'e ait absolut güç (watt), göğüs pres'e ait hızı (cm/sn), squat dikey sıçrama hzı (cm/sn), 6-30 sn wattbike anaerobik absolut güç ortalama (watt) ve 6-30 sn wattbike anaerobik relatif güç (watt/kg) değerlerinde deney grubu lehine anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). Ancak squat dikey sıçrama yüksekliği (cm), ve squat absolut güç (watt) değerlerinde anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Katılımcıların GrupXölçüm olarak değerlendirildiğinde göğüs pres'e ait absolut güç (watt), göğüs pres'e ait hızı (cm/sn) ve 30 sn wattbike anaerobik absolut güç ortalama (watt) değerlerinde deney grubu lehine anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Fakatsquat dikey sıçrama yüksekliği (cm), squat absolut güç (watt),squat dikey sıçrama hzı (cm/sn), 6 sn wattbike anaerobik absolut güç ortalama (watt) ve 6-30 sn wattbike anaerobik relatif güç (watt/kg) değerlerinde anlamlı farklılık görülmemektedir. Sonuç olarak; Elde edilen bu verilere göre Süper slow motion kuvvet antrenmanın anaeobik güç ve dikey sıçrama hızına katkı sağlamaktadır. Antrenmanın etkisine GrupXÖlçüm olarak değerlendirildiğinde anaerobik absolut güç üzerine etkisinin daha belirgin olduğu görülmektedir. Voleybol branşında süper slow motion kuvvet antrenmanlarına yer verilmelidir. Fakat kuvvet uygulamalarında yüklenme şiddetinin sporcuda sakatlık oluşturmayacak düzeyde ve konsantrik-eksantrik kasılma sürelerinin uygulama sırasında etkinliği göz öününde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Voleybol, Süper slow motion, Anaerobik güç,dikey sıçrama

Alt ekstremiteAnaerobik güçAntrenman+7
Koray Turgut
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

10 haftalık antrenmanın ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan öğrencilerin kuvvet, dayanıklılık ve esneklik düzeyleri üzerine etkisinin araştırılması

ÖZETErcan, Ü. 10 Haftalık Antrenmanın İlköğretim Küçükler Kategorisinde Futbol Oynayan Öğrencilerin Kuvvet, Dayanıklılık ve Esneklik Düzeyleri Üzerine Etkisinin Araştırılması, Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi. Kütahya, 2012. Bu çalışmanın amacı; on haftalık çalışmanın ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan 10-12 yaş grubu çocukların şınav, mekik, patlayıcı kuvvetleri, dayanıklılıkları ve esneklikleri üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır.Bu araştırmada Yalova Çınarcık İlçesi Hüdaverdi Aydın İlköğretim Okulu ve ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan 5.ve 6. sınıflarda okuyan 11-12 yaşındaki erkek çocuklar çalışma evreni olarak belirlenmiştir. Örneklem grubu olarak Hüdaverdi Aydın İlköğretim Okulu'nda okuyan 11 ve 12 yaş grubu erkek çocuklar üzerinde uygulanmıştır. Çalışma kapsamında Beden Eğitimi öğretmenlerinden oluşan 3 kişilik ekiple hafta içinde her günde spor salonunda, birinci gün yaş, boy, kilo, uzan, eriş testi, şınav ve mekik ölçümleri, ikinci gün dikey sıçrama ve uzun atlama, üçüncü gün de mekik koşusu ölçümleri alındı. İstatistiksel olarak tekrarlı ölçümler arasında bir fark bulunup bulunmadığını belirlemede ?=0.05 olarak alındı. Tekrarlı ölçümlerde t testi kullanıldı.Test sonuçları boy, şınav, mekik, durarak uzun atlama, mekik koşusu ve esnekliliğe ait tekrarlı ölçümler arasındaki farkın anlamlı olduğunu gösterdi. Dikey sıçrama ve vücut ağırlığı 1. ve 2. ölçümleri arasındaki fark bulunmasına rağmen, bu farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Futbol, Aerobik Kapasite, Dayanıklılık.

Aerobik güçEsneklikFiziksel dayanıklılık+3
Ümit Ercan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Genç Erkek Boks Milli Takımı sporcuları ile Ankara ilinde genç erkek amatör düzeyde boks yapan sporcuların, fiziksel, antropometrik, bazı motorik ve somatotip özelliklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada genç erkek milli boks takımı ile Ankara ilinde genç erkek amatör düzeyde boks sporcuları arasındaki fiziksel, antropometrik, esneklik, dayanıklılık, sürat, somataotip ve bazı motorik özellikleri arasındaki farka bakılmak amaçlanmıştır.Bu araştırmada boks milli takımının 10 aralık 2012 tarihinde Ankara'da yapmış olduğu hazırlık kampında 20 tane boksörün tamamına ulaşıldı. Kamp yaptıkları Eryaman Olimpiyat hazırlama kamp eğitim merkezinde ölçümleri 5 araştırmacı tarafından alınmıştır. Ankara ilinde genç erkek amatör düzeyde müsabakalara katılan boks sporcularından 40 kişiye ulaşıldı. Fakat gönüllü olarak 20 kişi çalışmamıza katılmıştır. Ölçümler 20 aralık 2012 tarihinde aynı gün içerisinde Eryaman Olimpiyat hazırlama kamp eğitim merkezinde 5 araştırmacı tarafından alınmıştır. Ölçümler esnasında antropometrik ölçümler (skinfolt, çap ve çevre ölçümü) her iki grup içinde aynı kişi tarafından alınmıştır. Ankara ilinde genç erkek amatör düzeyde boks yapan sporcuların ve milli boksörlerin ölçümleri 10 gün arayla Eryaman Olimpiyat hazırlama kamp eğitim merkezinde alınmıştır. Bu araştırmada ulusal genç milli boks takımından 20 boksör ve amatör düzeyde 20 boksör arasında karşılaştırma yaparak toplamda 40 boksör üzerinde çalışma yapılmıştır. Araştırmaya katılan sporcuların ölçüm verileri bilgisayar programı ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir.Bu araştırmada bağımsız iki grup için t- testi uygulanmıştır. Analizlerde anlamlı sonuçlara ulaşabilmek için değeri 0,05 olarak alınmış ve p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Yapılan bu araştırma sonucunda genç milli boksörler ile Ankara ilinde genç erkek amatör düzeyde boks yapan sporcuların fiziksel özelliklerinde ( boy ve kilo) p<0,05 düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Aynı zamanda antropometrik ölçümlerinde (yağ, çap ve çevre ölçümlerinde) p<0,05 düzeyinde anlamlı bir fak bulunmaz iken, çap ölçümlerinden biri olan humerus ölçümünde p<0,05 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bununla birlikte bazı motorik özelliklerden biri olan durarak uzun atlama, esneklik(uzan eriş) ve sürat ölçümü olan 30 metre sürat koşusunda da p<0,05 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuş olan bu çalışmamızda dayanıklılık ölçümünde (20 metre mekik koşusunda) ise p<0,05 anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu çalışmada yer verdiğimiz somotatıf ölçümlerde de iki gurup arasında p<0,05 düzeyinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bazı ölçümler arasında fark bulunmamış olsa dahi milli sporcuların Ankara ilinde genç erkek amatör düzeyde boks yapan sporculara göre fiziksel, antropometrik ve esneklik, sürat, dayanıklılık ve bazı motorik özelliklerde daha iyi bir sonuca sahip oldukları tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Boks, kuvvet ölçümü, antropometri.

AnkaraAntropometriBoks+3
Derya Sarışık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Süper ligde oynayan buz hokeycilere uygulanan pliometrik antrenmanların çabuk kuvvet ve maksimal kuvvetlerine etkisinin incelenmesi

AKDENİZ, H. Süper Ligde Oynayan Buz Hokeycilere Uygulanan Pliometrik Antrenmanlarının Çabuk Kuvvet Ve Maksimal Kuvvetlerine Etkisinin İncelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya.2013. Bu araştırmanın amacı; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübü süper lig de oynayan buz hokeyi oyuncularına uygulanan pliometrik antrenmanların iki faklı açısal hızda Sağ ve Sol bacak konsantrik ve izokinetik kuvvet değerlerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, kontrol grubu, normal antrenmanlarına devam ederken, antrenman grubu ve haftada 3 gün pliyometrik antrenman grubu olmak üzere iki gruptan oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan denekler yansız ve rasgele iki gruba dağıtılmıştır. Araştırma için pliyometrik antrenman programı oluşturulmuştur. Deneklerin araştırma öncesi ve sonrası Diz ekstansiyon ve fleksiyon, konsantrik izokinetik kuvvet testlerine alınması planlanmıştır. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kâğıt Spor kulübü bünyesinde Süper ligde oynayan antrenman grubu yaş ortalaması, (21,42±4,79) yıl., Konrol grubu yaş ortalaması (21,12±3,44) yıl ve milli takımı temsil eden 15 erkek buz hokeyci denek grubu olarak alınmıştır. Bütün deneklere uygulanmış olan antrenmanlar öncesinde ve sonrasında Kocaeli Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu İzokinetik labratuvarın da bulunan, (Biodex Medical Systems, Inc, Shirley, New York, USA) cihazı kullanılarak alt extermitede diz fleksiyon- Ekstansiyon ölçümleri yapılmıştır. Biodex System 3 Dinamometre de Test protokolü olarak 60/60 dec/sn, 5 tekrar, 180/180 dec/sn,10 tekrar, 300/300 dec/sn 20 tekrar Con-Con test protokolü ile yapılmıştır. Sonuç olarak; Bu çalışma ile elde edilen bulgulardan 8 hafta süre ile düzenli uygulanan pliometrik çalışmaların Buz Hokeycilerde 60 dec/sn, 180 dec/sn ve 300 dec/sn dominant bacak ekstensör konsantrik ve izokinetik kuvvetlerine olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir(p<0.05). Ancak 60 deg/sn, 180 deg/sn ve 300 deg/sn dominant bacak fleksör konsantrik ve izokinetik kuvvetlerine sayısal olarak bir artış olmasına rağmen istatistiksel anlamda bir artış görülmemiştir. 60 dec/sn, 180 dec/sn ve 300 dec/sn nondominant bacak ekstensör konsantrik ve izokinetik kuvvetlerine sayısal olarak olumlu etkileri olduğu tesbit edilmiştir. Ancak 60 dec/sn, 180 dec/sn ve 300 dec/sn nondominant bacak fleksör konsantrik ve izokinetik kuvvetlerine sayısal olarak bir artış olmasına rağmen istatistiksel anlamda bir artış görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Pliometrik, Buz hokey, konsantrik, izokinetik.

AntrenmanKas kuvvetiPliometrik antrenman+4
Hakan Akdeniz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzücülerde core antrenman programının solunum fonksiyonları ve inspiratuar kas kuvveti üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, yüzücülerde core antrenman programının solunum fonksiyonları ve inspiratuar kas kuvveti üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya düzenli yüzme antrenmanı yapan 18-22 yaş arası 22 erkek yüzücü gönüllü olarak katılmıştır. Denekler deney (n:11) ve kontrol (n:11) grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Deney grubuna 8 hafta boyunca haftada 3 gün core antrenman programı uygulanmıştır. Her iki grup da normal yüzme antrenmanlarına devam etmiştir. Deneklerin core antrenmanı öncesi ve sonrası maksimal inspiratuar kas kuvveti (MIP), vital kapasite (VC), zorlu vital kapasite (FVC), zorlu ekpirasyon volümü (FEV1) ve zorlu ekspirasyon oranı (FEV1/FVC) değerleri ölçülmüştür. Deneklerin solunum fonksiyonları Spirometre ile solunum kas kuvvetleri ise MicroRPM basınç ölçer cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Grup içi karşılaştırmada Paired Samples T, grupların karşılaştırılması için Independent Samples T testleri kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda deney grubunun solunum parametreleri ve inspiratuar kas kuvveti değerlerinde istatistiksel olarak anlamlılık bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ise deney grubu lehine solunum parametreleri ve inspiratuar kas kuvveti değerlerinde anlamlılık bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak 8 haftalık core antrenman programının yüzücülerde solunum fonksiyonları ve inspiratuar kas kuvvetini olumlu yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Core antrenman, Solunum fonksiyonları, İnspiratuar kas kuvveti, Yüzme.

Core antrenmanKas kuvvetiSolunum fonksiyon testleri+5
Serdar Karapolat
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Solunum kas ısınmasının patlayıcı güç ve esneklik performansına akut etkisi

Bu çalışmanın amacı solunum kas ısınmasının patlayıcı güç ve esneklik performansına akut etkisini incelemektir. Çalışmaya 18 sedanter erkek denek (n:18, yaş: 22,44±1,71) gönüllü olarak katılmıştır. Denekler randomize olarak kontrol, plasebo ve deney grubuna ayrıldı. Deneklere 2×30 nefes şeklinde ve setler arasında 1 dakikalık dinlenme verilerek maksimal inspiratuar basınç (MIP) değerinin %5 şiddetinde plasebo ve %40 şiddetinde solunum kas ısınma egzersizi uygulanarak akut-kalça hamstring, boyun gövde, omuz esneklikleri ve patlayıcı güçleri ölçüldü. Solunum kası ısınması için POWER®breathe, UK marka solunum kası antrenman cihazı kullanıldı. Patlayıcı güç için dikey sıçrama testi kullanıldı. Verilerin istatiksel analizi için SPSS paket programı kullanıldı. Normallik sınaması için Shapiro-Wilk testi uygulandı. Uygulamalar arasındaki farklılığın analizi için tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi yapıldı. Elde edilen sonuçlara göre patlayıcı güç ve otur-uzan, boyun-gövde esneklik ortalamalarında uygulamalar arası istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Tespit edilen anlamlı farklılıkların kontrol ve deney grubu uygulaması arasında deney grubu lehine olduğu tespit edildi. Omuz esneklik ortalamalarında ise uygulamalar arası istatistiksel olarak anlamlılık bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak, sedanterlere uygulanan solunum kas ısınmasının patlayıcı güç ve esneklik değerlerini pozitif yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Solunum, Patlayıcı Güç, Esneklik, Isınma.

EsneklikIsınmaKas kuvveti+3
Mehmet Aslan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ısınma türlerinin izokinetik diz kuvveti, yorgunluğu, bilateral ve ipsilateral tork oranlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı farklı ısınma türlerinin izokinetik diz kuvveti, yorgunluğu, bilateral ve ipsilateral tork oranlarına etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda spor yapmayan sağlıklı sedanter 8 erkek katılımcı (yaş: 22.25±1.49 yıl; boy uzunluğu: 181±0.06 cm; vücut ağırlığı: 73.50±7.62) çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmayla akut etki belirlenmiştir. Çalışma, günler arasında minimum 48 saat olmak kaydı ile toplamda 5 farklı günde gerçekleştirilmiştir. Bu günlerde kontrol uygulaması, dinamik, balistik, PNF ve statik ısınma protokolleri randomize bir şekilde uygulanıp ardından izokinetik kuvvet ölçümleri gerçekleştirilmiştir. İzokinetik kuvvet ölçümleri Cybex marka izokinetik test cihazı (Humac Norm Testing and Rehabilitation System, CSMI, USA) ile Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Performans Ölçüm Laboratuvarı'nda gerçekleştirilmiştir. Uygulan ısınma protokollerinin ardından izokinetik test cihazı üzerinde 300o/s-1 açısal hızda 15 tekrarlı ısınma uygulaması yaptırılıp 3 farklı açısal hızda (240o/s-1,180o/s-1,60o/s-1) 15 tekrarla izokinetik kuvvet ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Isınma protokollerinin farklı açısal hızlarda izokinetik diz kuvveti, yorgunluğu, bilateral ve ipsilateral tork oranlarına etkisini değerlendirmek için Repeated Measures One Way Anova test yöntemi kullanılmıştır. Veriler arasındaki farklılıkların analizi için LSD Post-Hoc testinden faydalanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda dominant ve dominant olmayan dizde ipsilateral oranlarda uygulamalar arasında anlamlı farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Bilateral oranlarda ekstansör kaslarda 60o/s-1 açısal hızda uygulamalar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Zirve tork değerlerinde ekstansör kaslarda uygulamalar arasında anlamlı farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Fleksör kaslarda ise dominant dizde uygulamalar arasında 60o/s-1 açısal hızda uygulamalar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Yorgunluk indeksi değerlerinde dominant ve dominant olmayan dizde ekstansör kaslarda 60o/s-1 açısal hızda uygulamalar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Fleksör kaslarda ise uygulamalar arasında anlamlı farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Ortalama güç değerlerinde dominant diz ekstansör 60o/s-1 açısal hızda uygulamalar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Dominant olmayan ekstansör ve dominant ve dominant olmayan fleksör kaslarda ise ortalama güç değerlerinde uygulamalar arsında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Sonuç olarak dinamik, balistik, PNF ve statik ısınma uygulamalarının diz izokinetik kuvvete, bilateral oranlara, yorgunluk indeksi ve ortalama güç değerleri üzerinde 60o/s-1'lik açısal hızda etkili olabileceği söylenebilir.

EgzersizIsınmaKas kuvveti+4
Mehmet Vural
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kistik fibrozisli çocuklarda inspiratuar kas eğitiminin postüral stabilite, denge, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisi

Kistik fibrozis (KF), salgı bezlerinin yoğun olarak bulunduğu, başta akciğerler olmak üzere pankreas, karaciğer, gastrointestinal sistem ve üreme sistemi gibi birçok organ ve sistemi etkileyebilen genetik bir hastalıktır. Akciğer kaynaklı problemler bu hastalarda en önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Tedavi kılavuzlarında havayolu temizliğini geliştirmeye yönelik fizyoterapi yaklaşımlarının bu hastaların rutin tedavisinde yer alması gerektiği belirtilmektedir. Ancak, çeşitli kardiyopulmoner hastalıklarda yaygın olarak kullanılan inspiratuar kas eğitiminin (IMT) KF'li hastalarda kullanımına dair literatür tartışmalıdır. Ayrıca, kronik akciğer hastalıklarında akciğer dışı bir semptom olarak postural stabilite ve dengenin etkilenimi üzerine yapılan çalışmaların sayısı giderek artmaktadır ve respiratuar ve periferik kas güçsüzlüğü, istirahat solunum yükünün artması ve hiperinflasyon gibi nedenlerle hastalarda postural stabilitenin etkilenebileceği bildirilmektedir. Ancak, KF'li hastalarda postural stabilitenin etkilenimini ve ilişkili olan mekanizmaları araştıran çalışmaların sayısı oldukça azdır. Bu çalışma ile KF'li hastalarda postural stabilite ve denge ile ilişkili olan faktörleri analiz etmek ve kapsamlı bir göğüs fizyoterapisi programına ek olarak verilen IMT'nin postural stabilite, denge, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında yaşları 8-18 yıl aralığında olan KF tanısı almış 32 çocuk hasta randomize şekilde deney ve kontrol gruplarına ayrıldı. Tüm hastalara vücut kompozisyonu analizi, solunum fonksiyon testi (SFT), respiratuar ve periferik kas gücü ölçümü, 6 dk yürüme testi (6DYT) ve Biodex Balance System® cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duysal entegrasyonu testleri uygulandı. Kontrol grubuna 8 hafta boyunca, haftanın her günü, günde 2 kez uygulanmak üzere torakal ekspansiyon egzersizleri, insentif spirometre ve osilatuar pozitif basınçlı cihazlar ile egzersizler, postural drenaj, öksürüğü geliştirme teknikleri ve fiziksel aktivite önerilerini içeren kapsamlı bir göğüs fizyoterapi programı verildi. Deney grubuna ise kapsamlı göğüs fizyoterapi programına ek olarak günde 2 kez 15'er dk uygulanmak üzere Threshold IMT® cihazı ile maksimum inspiratuar basıncın (MIP) %30'u şiddette IMT verildi. Sekiz haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS v.20 programı kullanıldı. Solunum parametreleri arasından dengenin bağımsız belirleyicilerinin tespit edilebilmesi için 32 olgu üzerinde lineer regresyon analizi uygulandı. Verilerin dağılım özelliklerine göre de grup içi karşılaştırmalarda Paired Sample T-test ya da Wilcoxon testi; gruplar arası karşılaştırmalarda ise Independent Samples T-test ya da Mann Whitney U testi kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Regresyon analizi sonucunda maksimum ekspiratuar basınç (MEP) değerinin stabilite limitleri testinin ortalama skorunun bağımsız belirleyicisi olduğu saptandı. MEP değeri yüksek olanların stabilite limitleri testi ortalama skoru da yüksekti (R=0,514; R2=0,264; p=0,003). Sekiz haftalık tedavi sonrasında ise her 2 grupta da zorlu vital kapasite, zorlu ekspiratuar volüm 1. saniye, tepe ekspiratuar akım hızı, MIP, MEP, 6DYT mesafesi, M. Quadriceps kuvveti ve stabilite limitleri testinin ortalama skorunda anlamlı gelişmeler elde edildi (p<0,01). Deney grubunda, kontrol grubuna kıyasla MIP değerinde meydana gelen artış daha yüksekti (p<0,001); SFT, MEP değeri, fonksiyonel kapasite ve stabilite limitleri testi ortalama skorunda elde edilen gelişmeler açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p<0,05). Çalışmamızın sonucunda, KF'li çocuklarda abdominal kas kuvvetini yansıtan 'MEP' değerinin 'dinamik denge'yi değerlendiren bir test olan 'Stabilite Limitleri' testi ortalama skorunun bağımsız belirleyicisi olduğu saptandı ve tedavi ile MEP değerinde meydana gelen gelişme, hastaların dinamik denge skorlarına da yansıdı. Literatürde hem sağlıklı hem de kronik akciğer hastalıklarına sahip popülasyonlarda abdominal kas kuvvetinin dinamik dengeyi sağlayabilme yeteneği ile yakından ilişkili olduğu bildirilmektedir. Çalışmamızın sonuçlarına göre KF'li çocuklar için de benzer bir ilişkinin mevcut olabileceği düşünülebilir. Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, IMT'nin belirgin solunum kas güçsüzlüğü olan KF'li hastalara selektif şekilde uygulanabileceği ancak tüm KF'li hastalarda rutin olarak uygulanmasını destekleyen yeterli kanıtın mevcut olmadığı sonucuna varıldı. Ayrıca, çalışmamızda kapsamlı bir göğüs fizyoterapi programı ile havayolu temizliğini geliştirmenin ötesinde solunum fonksiyonu, solunum kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite de gelişmeler sağlanmış olması, literatür ile uyumlu şekilde göğüs fizyoterapisinin KF'li hastaların rutin tedavisine dahil edilmesinin önemini vurgulamaktadır.

DuruşEgzersiz tedavisiHasta eğitimi+7
Melih Zeren
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu çocuklarda core stabilizasyon eğitiminin solunum parametreleri, periferik kas gücü, denge , fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Vertebraların frontal düzlemde 10° ve üzerindeki lateral fleksiyonu ile birlikte, aksiyal düzlemdeki rotasyon ve sagital düzlemdeki fizyolojik eğrideki düzleşme bileşenlerini içeren üç boyutlu deformitesi skolyoz olarak tanımlanmaktadır. Yapısal skolyozun %80'ini idiyopatik skolyoz oluşturur. Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AIS) ise, puberte başlangıcından (10 yaş üzeri) büyüme plakları kapanana kadar olan dönemde ortaya çıkan idiyopatik skolyozun bir çeşitidir. AIS tedavisinde konservatif ve cerrahi tedavi seçenekleri bildirilmiştir. Konservatif tedavi gözlem, egzersiz ve ortez seçeneklerini içermektedir. AIS'de konservatif tedavinin primer amacı, eğrinin ilerlemesini önleyerek, sırt ağrısı, solunum problemleri, denge problemleri ve kozmetik deformasyonlar da dahil olmak üzere sekonder hasarları düzeltmek ve yaşam kalitesini iyileştirmektir. Konservatif tedavide özel egzersiz yöntemleri kullanılmaktadır. Core Stabilizasyon egzersizleri de bu yöntemlerden biridir. Bu çalışma ile AIS'li hastalarda Core Stabilizasyon eğitiminin solunum parametreleri, periferik kas gücü, denge, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında yaşları 10-20 yıl aralığında olan AIS tanısı almış 30 çocuk hasta randomize şekilde deney ve kontrol gruplarına ayrıldı. Tüm hastalara solunum fonksiyon testi (SFT), respiratuar ve periferik kas gücü ölçümü, 6 dk yürüme testi (6 DYT) ve Biodex Balance System® cihazı ile postural stabilite ve stabilite limitleri testleri uygulandı. Deney ve kontrol gruplarına verilen egzersizler 8 hafta boyunca haftanın 6 günü evde, 1 günü fizyoterapist gözetiminde uygulandı. Kontrol grubuna geleneksel skolyoz egzersizleri, eğitim grubuna ise geleneksel skolyoz egzersizlerine ek olarak Core Stabilizasyon egzersizlerini içeren egzersiz programı verildi. Sekiz haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS Statistics 21.0 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Sekiz haftanın sonunda tedavi öncesine göre eğitim grubunda gövde rotasyon açısında,öne ve yana eğilme açılarında, solunum fonksiyon testi parametrelerinden %FVC ve %FEV1 değerlerinde, solunum kas kuvveti değerlerinde (MIP,MEP), denge testindeki stabilite limitlerindeki bazı parametrelerde, el kavrama ve quadriceps kas kuvvetinde, fonksiyonel kapasitede, kozmetik deformite algı skorunda, yaşam kalitesinin bazı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme görüldü. Kontrol grubunda ise tedavi sonrasında tedavi öncesine göre öne ve yana eğilme açılarında, MIP değerinde, denge testindeki stabilite limitlerindeki bazı parametrelerde, quadriceps kas kuvvetinde, fonksiyonel kapasitede ve yaşam kalitesinin bazı alt parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme bulundu. Eğitim ve kontrol grubu karşılaştırıldığında bazı solunum parametrelerinde ve kozmetik deformite algısında eğitim grubunda daha fazla gelişme saptandı. Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, Core Stabilizasyon egzersizlerinin AIS'li hatalara uygulanabileceği ve rutin fizyoterapi programınına eklenebileceği sonucuna varıldı. anahtar kelimeler:adölesan idiyopatik skolyoz, core stabilizasyon egzersizleri, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti, periferik kas kuvveti, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi

ErgenlerKas kuvvetiSkolyoz+5
Sefa Yıldırım
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spina bifida'lı çocuklarda üst ekstremite ve gövde kas kuvvetinin solunum fonksiyonlarına etkisi

Spina Bifida (SB) embriyolojik dönemde 2-6. haftalar arasında nöral tüpün kapanmasındaki defekte bağlı olarak meninkslerin ve sinirlerin protrüzyonuna neden olan bir doğum kusurudur. SB'de kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, genitoüriner sistem problemlerinin yanında solunum sistemi problemleri de ortaya çıkmaktadır. Solunum sistemi problemleri primer problem olmadığı için değerlendirmede de ikinci planda kalmaktadır. Bu nedenle SB'de solunum sistemi problemlerinin nedenleri, değerlendirilmesi ve rehabilitasyonuna dair çalışmalar oldukça azdır. Bu çalışmanın amacı SB'li çocuklarda üst ekstremite ve gövde kas kuvveti ile solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesinden hareketle kas kuvvetinin solunum fonksiyonlarına etkisini araştırmaktır. Araştırma kapsamında 5-18 yaşları arasında değişen 33 (15 kız, 18 erkek) SB tanısı almış ve 30 (15 kız, 15 erkek) sağlıklı olguyla çalışıldı. Çalışmaya sadece üst lumbal, alt lumbal ve sakral etkilenimli SB'li olgular dahil edildi, torakal etkilenimin varlığı dışlanma kriteri olarak belirlendi. Olguların demografik verileri ve klinik bilgileri çalışmacı tarafından hazırlanan forma kaydedildi. Üst ekstremite ve gövde kas gücü ölçümünde manuel kas testi kullanıldı. Tüm olgulara solunum fonksiyon testi (SFT) ve göğüs çevre ölçümü yapıldı. SB'li olguların günlük yaşamdaki fonksiyonel yeteneği PEDI'nin Fonksiyonel Beceriler alt başlığı kullanılarak değerlendirildi. Veri analizi için SPSS v.20 programı kullanıldı. Gruplar karşılaştırıldığında hem üst ekstremite ve gövde kas gücü hem de SFT sonuçları SB'li grupta anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.05). Gruplar arasında yapılan istatiksel analizde aksillar ve epigastrik bölgelerde yapılan göğüs çevre ölçümünde SB'li olgularda sağlıklı olgulara göre anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). Kız ve erkek SB'li olgular arasında fonksiyonel becerilerde anlamlı fark yoktu (p>0.05). Lezyon seviyesi üst segmentlere ilerledikçe fonksiyonel becerilerin kendine bakım ve mobilite parametrelerinin anlamlı düzeyde azaldığı görüldü (p<0.05). SB'li olgularda ambulasyon seviyesi iyileştikçe FVC ve FEV1 değerleri de anlamlı düzeyde artış gösterdi (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamız üst lumbal, alt lumbal ve sakral seviyeli SB'li çocuklarda üst ekstremite ve gövde kas kuvvetinde azalmanın olduğu ve bu güçsüzlüğün solunum fonksiyonlarını ve günlük yaşamdaki fonksiyonel becerileri etkilediğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Spina Bifida, solunum fonksiyonu, fonksiyonel beceriler, lezyon seviyesi

BedenFonksiyonel yetkinlikKas kuvveti+6
Büşra Ilıca
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Parkinson hastalarında solunum kas eğitimi: Postüral stabilite ve denge, mobilite, günlük yaşam aktiviteleri, yaşam kalitesi, solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvveti arasındaki ilişkinin araştırılması

Parkinson hastalığı (PH), Alzheimer hastalığını takiben en sık görülen ikinci nörodejeneratif hastalıktır. Etiyolojisi hala net olarak bilinmese de bireyin genetik ve çevresel etmenlere bağlı olarak hastalık riski taşıyabileceği, beynin ilgili bölgelerinde ilerleyici nöron dejenerasyonu neticesinde oluşabileceği düşünülen bir hastalıktır. Substansia nigrada yoğunlaşmış halde bulunan dopamin hücrelerinin üretilemez hale gelmesiyle birlikte görülen motor belirtiler ve bunlara ek olarak non-motor belirtiler de görülmektedir. En yaygın motor belirtiler; tremor, rijidite, akinezi ve postüral instabilitedir. Ayrıca mortalite ve morbiditelerin gelişmesine yol açabilecek solunumsal problemler de görülmektedir. Literatüre bakıldığında PH'lı kişilerde yapılan çalışmalarda, denge çalışmaları ön plandadır. Nörodejeneratif hastalıklarda yapılan solunum kas eğitimi çalışmalarının hem nitelik hem de nicelik olarak yetersiz düzeyde olduğu görülmektedir. PH'da solunum kas eğitimi (SKE)'nin denge üzerine etkisini inceleyen çalışmaya da rastlanmadı. Bu çalışma ile PH'lı hastalarda dengeyle ilişki olan parametreleri incelemek ve denge eğitimine ek olarak verilen SKE'nin postüral stabilite, denge, mobilite, solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kaliteleri üzerine etkisini araştırmak amaçlandı. Çalışma kapsamında kriterlere uygun, Modifiye Hoehn & Yahr'a (MHY) göre evre 1-3 arasında, 60 ile 85 yaş aralığında 30 PH'lı hasta randomize edilerek deney ve kontrol gruplarına ayrıldı. Tüm hastalara, solunum fonksiyon testi (SFT), solunum kas gücü ölçümü, Biodex Balance System® cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri testleri uygulandı. Tüm hastaların günlük yaşam aktiviteleri; mobilite; yaşam kalitesi ve hastalık dereceleri sırasıyla barthel indeksi (Bİ); rivermead mobilite indeksi (RMİ); Nottingham sağlık profili (NSP) ve birleşik parkinson hastalık derecelendirme ölçeği (BPHDÖ) ile değerlendirildi. Kontrol grubuna, 8 hafta süre ile, haftada 1 gün gözetimli 2 gün ev egzersizi olmak üzere toplam 3 seans denge eğitimi verildi. Deney grubuna ise denge eğitimine ek SKE; günde 2 kez 15'şer dakika olmak zere Threshold IMT® cihazı ile inspiratuar kas eğitimi (İKE) şeklinde verildi. Cihaz, ağız içi basınç aletiyle ölçülen maksimum inspiratuar basıncın (MIP) %30'u şiddetine ayarlandı. Öğrenmenin etkisini kaldırma adına kontrol grubuna da her hafta ağız içi basınç ölçümü yapıldı. Tüm ölçümler 8 haftanın sonunda tekrar yapıldı. Veri analizi için SPSS v.20 programı kullanıldı. Dengenin bağımsız belirleyicilerinin tespit edilebilmesi için lineer regresyon analizi yapıldı. Verilerin dağılım özelliklerine göre de grup içi karşılaştırmalarda Paired Sample T-test ya da Wilcoxon testi; gruplar arası karşılaştırmalarda ise Independent Samples T-test ya da Mann Whitney U testi kullanıldı. Değerler arasındaki ilişkiye ise Pearson ya da Spearman korelasyon analiz yöntemiyle bakıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Yapılan regresyon analizi sonucunda, BPHDÖ, Bİ ve RMİ değerlerinin ise sırasıyla % 33 (p:0,001), %22 (p:0,008) ve % 21'lik (p:0,010) varyans değerleriyle postüral stabilitenin bağımsız belirleyicileri olduğu görüldü. NSP, MIP, maksimum ekspiratuar basınç (MEP), PEF, tanı süresi ve beden kitle indeksi (BKİ) değerlerinin herhangi bir postüral stabilite ve denge skorunun bağımsız belirleyici olmadığı görüldü (p>0.05). Sekiz haftalık tedavi sonrasında her iki grupta da MEP ve postüral stabilite değerlerinde anlamlı gelişme görüldü (p<0.05). Stabilite limitleri ve MIP değerlerinde ise yalnızca deney grubunda anlamlı gelişme görüldü (p<0.05). Her iki grupta da MEP, zorlu vital kapasite (FVC), zorlu ekspiratuar volüm 1. saniye (FEV1) değerlerinde meydana gelen değişimler ele alındığında gruplar arasında anlamlı farklılık yoktu (p>0.05). MIP ve PEF değerlerinde meydana gelen değişimlere bakıldığında ise deney grubunda meydana gelen değer artışı kontrol grubuna göre anlamlı şekilde daha yüksekti (p<0.05). Her iki grupta da tedavi öncesine kıyasla RMI, BI ve NSP değerlerinde anlamlı bir artış görülmedi (p>0.05). BPHDÖ skorlarında ise her iki grupta da tedavi öncesine kıyasla anlamlı gelişme vardı (p<0.05). BPHDÖ, RMİ, Bİ ve NSP skorlarında gruplar arasında anlamlı bir farklılık yoktu (p>0.05). Tedavi öncesi tüm olgular üzerinden yapılan korelasyon analizinde postüral stabilite değerinin HY, BPHDÖ, RMİ ve Bİ ölçek skorları ile anlamlı ilişkisi saptanmıştır (p<0.05). MIP değerinin MHY ve BPHDÖ değerleriyle anlamlı ilişkisi vardı (p<0.05). BPHDÖ'nün RMİ ve MHY ile; RMİ'nin de BI ve NSP skorları ile anlamlı ilişkisi vardı (p<0.05). Literatürde SKE ve dengenin ayrı ayrı PH'lı hastalarda etkili olduğu gösterilmiştir. Çalışmamız ile literature paralel bir şekilde bu iki eğitimden de verim alındığı görüldü. Fakat denge eğitimine ek verilen SKE'nin yalnızca denge eğitimine oranla dengeyi ve solunum kas kuvvetini artırmada daha etkili olduğu sonucuna ulaşıldı. Hastalarda, tek başına medikal tedavi yeterli olmadığı için semptomları azaltma ve yaşam kalitesini arttırma adına rutin olarak verilen denge eğitimlerinin yanında mutlaka solunum eğitimlerinin de verilmesi gerekliliği görülmüştür.

Egzersiz tedavisiGünlük yaşam aktiviteleriHareket aktivitesi+7
Ertuğrul Safran
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bariatrik cerrahi geçiren hastalarda postoperatif inspiratuar kas eğitimi ve dirençli egzersiz eğitiminin fonksiyonel kapasite, solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti ve enduransı üzerine etkisi

Bu çalışmada obezite tedavisinde büyük bir rol oynayan egzersizin, bariatrik cerrahi sonrasında da solunum fonksiyonları, solunum kas gücü, solunum kas enduransı, 8 major kas grubunun kas gücü, periferik kas gücü, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi gibi parametrelere olan etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya dahil edilen 30 hasta; Grup 1, Grup 2 ve Grup 3 (kontrol grubu) olmak üzere 3 gruba randomize edildi ve her grupta 10'ar hasta yer aldı. Grup 1'deki hastalara 8 hafta boyunca, 8 majör kas grubuna yönelik dirençli egzersizler verildi. Her hastaya uygun ağırlık, 'De Lorme Watkins' yönteminden yararlanılarak belirlendi. Dirençli egzersizler her hafta 3 seans birimimizde 1 saat boyunca fizyoterapist tarafından gözetimli olarak gerçekleştirildi. Hastalardan, seansa gelmedikleri günlerde de haftalık toplam 150 dakika olacak şekilde yürüyüş yapmaları istendi. Grup 2'deki hastalara ise dirençli egzersizlere ek olarak 8 hafta boyunca, haftanın 3 günü fizyoterapist gözetiminde, haftanın 2 günü ev egzersizi olacak şekilde toplam 5 gün boyunca günde 20 dk uygulanmak üzere Threshold IMT® (PhilipsRespironics, Birleşik Krallık) cihazı ile inspiratuar kas eğitimi verildi. Başlangıç eğitim şiddeti, hastanın ilk değerlendirmesinde ölçülen MIP değerinin %30'u olarak ayarlandı. Her hafta, hasta gözetimli dirençli egzersizlerini gerçekleştirmek için birimimize geldiğinde MİP değeri tekrardan ölçüldü ve eğitim şiddeti ölçülen MİP değerinin %30'u olarak ayarlandı. Hastalardan, seansa gelmedikleri günlerde de haftalık toplam 150 dakika olacak şekilde yürüyüş yapmaları istendi. Grup 3'deki (Kontrol) hastalar, 8 hafta boyunca haftada toplam 150 dakika olacak şekilde yürüyüş yaptı. Sonuç olarak; bariatrik cerrahi sonrası uygulanan dirençli egzersiz ve IMT + dirençli egzersizlerin solunum parametreleri, dinamik ve statik kas gücü, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkilerinin olduğunu gözlemledik. Çalışmamızın bulguları doğrultusunda bariatrik cerrahi sonrası hastaların fizyoterapi ve rehabilitasyonu açısından daha etkili sonuçları olduğu için öncelikli olarak IMT + dirençli egzersizleri, daha sonra da dirençli egzersizlerin oldukça etkin bir yöntem xiv olduğunu kullanımının yaygınlaştırılmasının bu hasta grubunda yararlı olacağını bildirmek isteriz. Anahtar kelimeler: bariatrik cerrahi, dirençli egzersizler, inspiratuar kas eğitimi, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti, solunum kas enduransı, periferik kas kuvveti.

Hasta eğitimiKas kuvvetiKaslar+6
Tevfik Acar
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İşitme engelli çocuklarda core (gövde) stabilizasyon egzersizlerinin solunum kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve postural kontrol üzerine etkisi

İşitme engelli (İE) çocuklarda yapılan çalışmalar; bu çocuklarda motor gelişimde gecikmeler, hareketlerin koordinasyonunda azalma, hipotoni, yaşıtlarına göre düşük kardiyorespiratuar seviye ve düşük musküler endurans gibi bir takım sorunlardan bahsetmektedir. Literatür incelendiğinde İE çocuklarda solunum fonksiyonlarının ve postural kontrolün değerlendirildiği çalışmalar ile karşılaşmaktayız. Ancak bu çocuklarda solunum kas kuvvetini değerlendiren çalışmaya rastlanmamıştır. Ayrıca bu çocuklarda tek başına uygulanan core (gövde) stabilizasyon egzersizlerinin solunum kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve postural kontrol üzerine etkileri araştırılmamıştır. Bu nedenle core stabilizasyon eğitimin İE çocuklarda solunum kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve postural kontrol üzerine etkilerini araştırmak amacıyla bu çalışmayı planladık. Çalışma kapsamında yaşları 9-15 yaş aralığında olan prelingual sensörinöral işitme kaybı tanısı almış 30 İE çocuk randomize şekilde çalışma ve kontrol gruplarına ayrıldı. Tüm olgulara solunum fonksiyon testi (SFT), solunum kas kuvveti ölçümü, "Biodex Balance System® (BBS)" cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testleri ve Denge Hata Puanlama Sistemi (DHPS) uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir eğitim verilmezken, çalışma grubuna birinci seviyede; stabil bir yüzeyde yapılan statik kontraksiyon eğitimi, ikinci seviyede; stabil bir yüzeyde yapılan dinamik eğitim, üçüncü seviyede; stabil olmayan bir yüzeyde yapılan dinamik ve dirençli eğitimden oluşan core (gövde) stabilizasyon eğitim protokolü uygulandı. Sekiz haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS v.20 programı kullanıldı. Niteliksel değişkenlerin analizi χ2-testi ile yorumlandı. Niceliksel verilerin dağılım özelliklerine göre grup içi karşılaştırmalarda Paired Sample T-test ya da Wilcoxon testi; gruplar arası karşılaştırmalarda ise Independent Samples T-test ya da Mann Whitney U testi kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Sekiz haftalık eğitim sonrasında çalışma grubunda zorlu vital kapasitede (FVC) ve tepe ekspiratuar akım hızında (PEF), maksimum inspiratuar basınçta (MIP), maksimum ekspiratuar basınçta (MEP), BBS'nin postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testlerinin tüm parametrelerinde anlamlı gelişmeler elde edildi (p<0,05). DHPS'nin düz zemin 'çift bacak', 'tek bacak', 'tandem' duruş ve köpük zemin 'çift bacak' ve 'tandem' duruş parametrelerinde anlamlı iyileşmeler sağlandı (p<0,05). Hiçbir eğitim verilmeyen kontrol grubunda ise solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, BBS ve DHPS'de ilk ölçüm ve son ölçüm arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Testlerin gruplar arası karşılaştırmasında ise solunum fonksiyonlarına ait parametrelerde gruplar arasında anlamlı fark görülmezken, solunum kas kuvveti ölçümünde MEP değerinde çalışma grubu lehine anlamlı fark bulundu (p<0,01). BBS'nin gruplar arası karşılaştırmasında postural stabilite testinin; 'genel' ve 'anterior/posterior', stabilite limitleri testinin; 'genel', 'sola', 'geriye/sola' ve 'geriye/sağa' parametrelerinde, dengenin duyusal entegrasyonu testinin; 'gözler açık/kapalı düz zemin', 'gözler kapalı köpük zemin' ve 'kompozit skor' parametrelerinde çalışma grubu lehine anlamlı artış saptandı (p<0,05). DHPS'nin gruplar arası karşılaştırmasında ise 'genel toplam skor'da çalışma grubu lehine anlamlı fark gözlendi (p<0,01). Literatürde sağlıklı ve hasta popülasyonlarında core stabilizasyon eğitiminin, solunum kas kuvveti ve solunum fonksiyonlarına ve postural kontrol üzerine olumlu etkisi olduğu bildirilmektedir. Çalışmamızın sonuçlarına göre, İE çocuklar için de benzer olumlu etkilerin olabileceği, core stabilizasyon egzersizlerinin ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuklarda solunum kas kuvvetini, solunum fonksiyonlarını ve postural kontrolü iyileştirdiği gözlenmiştir. Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçların ışığında, bu çocukların rehabilitasyon programlarına core stabilizasyon egzersizlerini kapsayan bir eğitimin dahil edilmesi yararlı olacaktır.

DengeKas kuvvetiKor stabilitesi+6
Deniz Tuncer
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin solunum, denge ve kognitif fonksiyonlar, solunum ve periferik kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisi

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH); tüm dünyada yüksek mortalite ve morbiditenin başlıca nedenlerinden biri olan; ilerleyici ve geri dönüşümsüz hava akımı kısıtlanması ile karakterize yaygın, tedavi edilebilir ve önlenebilir ve solunum sistemi etkilenimi dışında sistemik etkilere de sahip bir hastalıktır. Hastalarda artan solunum iş yükü ve azalan solunum fonksiyonları, solunum ve periferik kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite egzersiz intolerasına neden olan önemli faktörlerdir. Ayrıca; KOAH'lı hastalarda görülen akciğer dışı diğer problemler dengenin ve kognitif fonksiyonların etkilenmesidir. Kılavuzlarda; hastalığın yönetimi için multidisipliner pulmoner rehabilitasyon (PR) programlarının önemi vurgulanmaktadır ve bireyselleştirilmiş egzersiz eğitimi bu programların temel bir bileşenidir. Literatürde; KOAH'lı hastalarda geleneksel egzersiz eğitim programlarının yararlı etkilerini gösteren birçok çalışma bulunmasına rağmen hastaların bu programlara katılım ve devamlılık oranlarının düşük olduğu bildirilmektedir. Hastaların egzersiz programına uyumunu ve motivasyonunu artırmak için alternatif ve yenilikçi bir yaklaşım olan yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin potansiyel yararları literatürde gösterilmiş olmasına rağmen KOAH'lı hastalarda egzersiz eğitim yöntemi olarak yaratıcı dansın kullanıldığı herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle; yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin solunum, denge ve kognitif fonksiyonlar, solunum ve periferik kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite üzerine etkilerini araştırmak amacıyla bu çalışmayı planladık. Çalışmamıza, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda KOAH tanısı ile takip edilen, dahil edilme kriterlerine uyan ve gönüllülük esası ile çalışmaya katılmayı kabul eden 24 hasta dahil edildi. Hastalar deney ve kontrol olarak iki gruba randomize edildi. Tüm hastaların vücut kompozisyonu, solunum fonksiyon testi , "Modifiye Medical Research Council" Dispne Skalası, KOAH Değerlendirme Testi (CAT), BODE indeksi, "Biodex Balance System®" (BBS) cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testleri, Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MoCA), solunum kas kuvveti, altı dakika yürüme testi (6DYT) ve periferik kas gücü ölçümleri yapıldı. Deney ve kontrol grubundaki tüm hastalara 8 hafta boyunca, haftada 5 gün, günde 2 kere olacak şekilde diyafragmatik, göğüs ve bilateral segmental solunum egzersizleri, insentif spirometre (Triflo®), solunum kontrolü, gevşeme pozisyonları ve etkili öksürük tekniklerinin öğretildiği ve fiziksel aktivite önerilerini içeren ev temelli göğüs fizyoterapisi programı verildi. Deney grubundaki hastalara bu programa ek olarak Pulmoner Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Laboratuvarı'mızda gözetimli olarak 8 hafta, haftada 2 gün yaratıcı dans eğitmenlik eğitimi alan fizyoterapist eşliğinde yaratıcı dans temelli egzersiz eğitim programı uygulandı. Tüm değerlendirmeler sekiz haftanın sonunda tekrar edildi. Veri analizi için SPSS v.26 programı kullanıldı. Shapiro-Wilk testi verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini analiz etmek için kullanıldı. χ2-testi ile niteliksel değişkenlerin analizi yorumlandı. Normal dağılım gösteren sayısal verilerde grup içi karşılaştırmalarda: Paired Sample T-test, gruplar arası karşılaştırmalarda Independent Samples T-test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen veya ordinal verilerde grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon testi; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi kullanıldı. Tüm analizler için istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Sekiz haftalık eğitim sonrasında deney grubunda; CAT, BODE indeks ve MoCA skorlarında, solunum fonksiyon testinin tüm hem ölçülen değerlerinde hem de beklenen değerlerin yüzdesinde, maksimum inspiratuar ve ekspiratuar basınç (MIP-MEP) ölçümlerinde, sağ ve sol taraf M. Quadriceps ve M. Biceps kas kuvvetinde ve dominant ve non-dominant taraf kavrama kuvvetinde, 6DYT mesafesinde, BBS'nin postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testlerinin tüm parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme elde edildi. Kontrol grubunda ise; CAT, BODE indeks ve MoCA skorlarında, MIP ve MEP ölçümlerinde, 6DYT mesafesinde, BBS cihazının postüral stabilite testinin sadece "medial/lateral" değerinde ve stabilite limitleri testinin sadece "geriye/sola" değerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme elde edildi. Testlerin gruplar arası karşılaştırmalarında; deney grubunda CAT ve MoCA test skorunda, solunum fonksiyonunun değerlendirildiği tüm parametrelerde, MEP değerinde, periferik kas kuvvetinin değerlendirildiği tüm parametrelerde, 6DYT mesafesinde, BBS cihazının postüral stabilite ve dengenin duyusal entegrasyonu testlerinin tüm parametrelerinde, stabilite limitleri testinin ise sağa, öne/sola ve geriye/sola değerleri dışındaki tüm parametlerinde deney grubunda kontrol grubuna kıyasla meydana gelen artış daha yüksek bulundu. Sonuç olarak; KOAH hastalarında uygulanan yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin, motivasyonu ve katılım oranını artıran eğlenceli ve ilgi çekici bir yaklaşım olmasından dolayı geleneksel egzersiz eğitimine alternatif olarak seçilebileceğini düşünüyoruz. Ek olarak egzersiz çeşitliliğine sahip olması ve ekipman gerektirmemesi yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin bir aerobik egzersiz eğitim yöntemi olarak tercih edilebilir olduğunu göstermektedir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifBiliş+7
Meltem Kaya
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Karaciğer sirozlu hastalarda kırılganlık derecesinin prognostik önemi

Giriş ve Amaç: Kırılganlık, karaciğer sirozlu hastalarda planlanmayan hastane yatışını ve mortaliteyi ön görmede etkin bulunmuş bir klinik durumdur. Ancak kırılganlık; hepatik ensefalopati gelişimiyle ilişkisinin irdelendiği birkaç çalışma haricinde, sirozun dekompanzasyon kliniklerini ön görmedeki etkinliği açısından nadiren değerlendirilmiştir. Biz de çalışmamızda sirozun major komplikasyonlarının kırılganlıkla ilişkisini inceledik. Buna ek olarak; kırılganlığın klinik pratikte sirozlu hastalarda planlanmayan hastane yatışı ve/veya mortalite prediktörü olarak kullanılabilirliğini sorgulamak için diğer prognostik skorlamalarla karşılaştırmasını yaptık. Yöntem: Bu çalışmaya Bezmialem Vakıf Üniversitesi Gastroentroloji Kliniği'ne başvuran ve ICD-10 kriterlerine göre K74 (Karaciğer fibroz ve sirozu) tanılı, 18-80 yaş aralığındaki 134 hasta, prospektif çalışma dizaynıyla alınmıştır. Hastalar kırılganlık açısından FFI (Fried Frailty Index) ile değerlendirildikten sonra, 2 ana gruba ayrılmıştır. Birinci grup kırılgan (FFI≥ 3) hastalardan, ikinci grup ise prefrail (FFI: 1-2) ve fit (FFI: 0) hastalardan oluşturuldu. Hastaların ilk değerlendirmelerinde; yaş, cinsiyet, VKİ (Vücut Kitle İndeksi), tanı yaşları, siroz etiyolojileri, kullandıkları ilaçlar, asit geçmişleri, CTP (Child-turcotte-pugh) ve MELD (model for end stage liver disease) skorları hesaplanarak not edildi. Tüm hastalar 3 ay aralıklarla poliklinik kontrollerinde veya telefonla aranarak komplikasyonların gelişimi, hastane yatışı ve mortalite açısından sorgulandı. Hastaların yüz tanesi 12 ay, yirmi tanesi 9 ay ve 14 tanesi ise 6 ay takip edildi. Takip sürecinde gelişen komplikasyonlar ve planlanmayan hastane yatışları elektronik sağlık kayıtlarıyla teyit eddildi. Takip süresinin sonunda iki ana grup komplikasyon gelişmi, planlanmayan hastane yatışı ve mortalite oranları ile karşılaştırıldı. Bulgular: Kırılgan hastalardan oluşan grup (n=55) ve kırılgan olmayan hastalardan oluşan grup (n=79) temel özellikleri açısından karşılaştırıldığında; cinsiyet, VKİ, siroz etiyolojisi gibi parametreler benzer bulundu (p>0,05). Kırılgan hasta grubu diğer gruba göre yaşlıydı (p<0,001). Diyabet, hipertansiyon, KAH (koroner arter hastalığı), KBH (kronik böbrek hastalığı) gibi komorbiditeler kırılgan olan grupta daha sıktı (p<0,05). İki grup karşılaştırıldığında asit kırılgan olan grupta daha fazlaydı (p<0,001). CTP ve MELD skorları da kırılgan olan grupta daha yüksekti (p<0,001). İki grup karşılaştırıldığında varis ve varis kanama öyküsü benzerdi (p>0,05). Takip sürecinin sonunda; asit gelişimi, hepatik ensefalopati gelişimi, HRS (hepatorenal sendrom), SBP (Spontan bakteriyel peritonit) gelişimi, planlanmayan hastane yatşı ve mortalite kırılgan hasta grubunda istatistiksel olarak daha yüksekti (p<0,05). Olumsuz sonlanım (komplikasyonlar, planlanmayan hastane yatışı, mortalite) olarak bakıldığında; olumsuz sonlanımların kırılgan hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu görüldü (p<0,001). İki grup karşılaştırıldığında varis kanaması kırılgan olan grupta daha fazlaydı ancak istatiksel olarak diğer grupla benzerdi (p>0,05). HCC (Hepatselüler Karsinom) gelişimi iki grup arasında benzer saptandı (p>0,05). Kırılganlığın planlanmayan hastane yatışı ve mortaliteyi ön görme etkinliği CTP ve MELD skorlarıyla kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Kırılganlık alt parametrelerine yani FFI kriterlerine bakıldığı zaman her kriter ayrı ayrı asit gelişimi, hepatik ensefalopati gelişimi, planlanmayan hastane yatışı ve mortaliteyle ilişkili bulundu (p<0,05). Sonuç: Sirozlu hastalarda kırılganlık hem komplikasyonlarla artan hem de komplikasyon gelişimini ön görmede etkin olabilecek bir klinik tablodur. Özellikle kırılganlık alt parametrelerinden olan kas gücü ve fiziksel aktivite düşüklüğün gelişiminin üzerinde durulması, bu kliniklerin müdahalelerle düzeltilebilecek olması açısından önem arz etmektedir. Kırılganlık genel olarak baktığımızda sirozda olumsuz prognozla ilişkilendirilebilir. Kırılganlık konusunda yapılacak müdahelelerin bu kötü gidişatın yavaşlatılması ya da engellemesi için daha fazla hasta sayısıyla ve daha uzun takip süreli çalışmalar yapmak faydalı olacaktır. Anahtar kelimeler: Karaciğer sirozu, kırılganlık, düşük kas gücü, prognoz, hastane yatışı, mortalite.

KaraciğerKaraciğer sirozuKas kuvveti+4
Maral Martin Mıldanoğlu
Bezmialem Vakıf University
2022
00

Related subjects