Neo-liberalizm

Bu konu başlığı altında 252 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokratik barış teorisi'ne bir bakış: Mülkiyet hakkı perspektifi

Bu tezde demokrasi özellikleri gösteren fakat mülkiyet hakkının korunmasını güçlü bir şekilde sağlayamayan ülkelerin dış politikada çatışmaya daha yatkın olup olmadıkları araştırılmıştır. Demokratik kurumsallaşma açısından birbirine yakın olan liberal ve illiberal demokrasilerin mülkiyet hakkının ihlali konusunda ne şekilde ayrıştıkları incelenmiştir. Bu durumu incelemek için, demokratik kurumlar, girişim özgürlüğü, dış ticaret özgürlüğü, yabancı yatırım özgürlüğü gibi kontrol değişkenleri kullanılmış, bağımsız değişkenler olan mülkiyet hakkının korunmasındaki başarının/başarısızlığın ve yolsuzluğun, çatışmaya etkileri incelenmiştir. Mülkiyet hakkı iyi korunan, yolsuzluğun görece az olduğu, şeffaf demokrasilerde çatışmaya yatkınlığın mülkiyet hakkı kötü korunan, yolsuzluğun görece fazla olduğu şeffaf olmayan demokrasilere göre daha az olduğu gözlemlenmiştir.

DemokrasiDemokratik barışLiberal demokrasi+7
Burak Durgut
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel güney'de sosyal politikalar ve sınırları: Brezilya'da Bolsa Família örneği

Bu çalışmanın amacı, 2008 krizi sonrası alternatif ekonomi politikaları bütünü olarak sunulan Post-neoliberal yaklaşım kapsamında teşvik edilen sosyal politikaların yoksulluğu ve eşitsizliği azaltmadaki etkilerini tartışmaktır. Sosyal neoliberalizm olarak kavramsallaştırılan söz konusu politikaların özellikle gelişmekte olan ülkelerde 2008 krizi öncesinde uygulanmaya başlandığı vurgulanmakta, bu bağlamda Şartlı Nakit Transferleri yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele aracı olarak ele alınmaktadır. Bu çalışmada, neoliberal ekonomi politikaları benimsenmiş olmasına rağmen yoksullara yönelik sosyal politikalarla onların durumunu iyileştirmeyi hedefleyen sosyal neoliberal uygulamalar, Brezilya örneği üzerinden ele alınmaktadır. Kapsamlı bir Şartlı Nakit Transferi örneği olarak Bolsa Família'nın 2003-2010 yılları arasında ülkenin yoksulluk ve eşitsizlik verileri üzerindeki etkileri değerlendirilerek 2008 krizinin söz konusu verileri nasıl değiştirdiği incelenmektedir. Bununla birlikte, nakit transferleri karşılığında devlet tarafından sunulan eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanması şart koşulan yoksul kesimin söz konusu alanlarda gösterdiği gelişmeler tartışılmaktadır. Bu tezin, sosyal neoliberalizmin yoksulluk ve eşitsizlikle mücadeledeki rolünü, gösterge etkisi olan bir vaka analizi ile ortaya koyması bakımından literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.

Bolsa FamiliaBrezilyaEkonomi politikaları+5
Hazal Melike Çoban
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çin'in hegemonik dönüşümü üzerine bir inceleme

Son zamanlarda, uluslararası ilişkiler disiplininin en çok tartışılan konulardan biri Çin'in yükselişidir. Özellikle ekonomik performansı ile ABD'ye rakip olabileceği ile ilgili tartışmalar yapılmaktadır. Bu çalışma Robert W. Cox'un eleştirel teorisi ile Çin'in hegemonik dönüşümü üzerine bir değerlendirme yapmaktadır. Üretim ilişkilerini başlangıç noktası kabul ederek Çin'in yeni bir dünya düzeni kurma ihtimali üzerinde durulmaktadır. Bu amaçla, Mao döneminden günümüze kadar olan süreci üretim ilişkileri, sosyal kuvvetler ve devlet biçimleri açısından ele almakta ve "Çin karşı bir hegemonik hareket yaratabilir mi, yoksa bu gelişmeler bir Amerikan pasif devrim midir?" sorusunun yanıtını aramaktadır. Üzerinde durulan bir diğer nokta, Çin'in ekonomik modelinin ne olduğu ve bunun sürdürülebilirliğidir. Bu çalışma Çin'in ekonomik modelinin neoliberal politikalara dayandığını savunmaktadır. Bu çerçevede, Çin'in neden neoliberal bir ekonomik modeli olduğu, diğer neo-liberal modeli takip eden ülkelerden neden farklı olduğu ve bu modelin sürdürülebilirliği tartışılacaktır.

Eleştirel kuramHegemonyaKapitalizm+2
Begüm Hazal Kurt
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ceza muhakemesi hukukunda seri muhakeme usulü

7188 sayılı Kanun'la CMK m. 250'de düzenlenen seri muhakeme usulü 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Seri muhakeme usulü; sadece belirli suçlar bakımından şartların oluşması halinde uygulanmak zorunda olunan ve şüphelinin kabulü karşılığında cezasında indirim yapılan kovuşturma aşamasına geçilmeden mahkumiyet hükmü verilmesine imkan sağlayan alternatif bir muhakeme usulüdür. Bu usul, ABD'de uygulanmaya başlayıp Anglo-Sakson hukuk sisteminde giderek yaygınlaşan ve yakın geçmişimizde Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde de görülen iddia pazarlığı müessesesi ve benzer usuller ile birçok ortak nokta barındırmaktadır. Söz konusu iddia pazarlığının ortaya çıkış ve yaygınlaşma süreci, hukukun tamamını etkileyen üretim ilişkileriyle bağlantılı olarak gelişmiştir. Bu kapsamda refah devleti modeli sonrasında yaygınlaşan neoliberal üretim ilişkileri neticesinde üretimdeki verimliliğin artması ile yargılama süreçlerinin hızlanarak maddi gerçek arayışından uzaklaşılması arasında sıkı bir bağlantı bulunmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde seri muhakeme usulünün gelişimi bu çerçevede ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise ceza muhakemesinin genel işleyişi ile farklılık arz eden bu usulün uygulanışında ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri dile getirilmiştir.

Ceza muhakemesiCeza muhakemesi hukukuNeo-liberalizm+1
Muhammed Nureddin Bozalan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmparatorluk nostaljisi ve gösterişçi tüketim: Kayıp zamanı koklamak

Geçmişin tüketimi, geçmişin üretimi olmadan olanaksızdır. Her şeyin ekonominin konusu edildiği, ekonomik olarak belirli bir paha etmemenin var olmamakla eşleştirildiği kapitalist bir eşikte geçmişin üretimi ile tüketimi neyin var olma hakkı olduğuna dair oldukça siyasal bir müdahaledir. Türkiye'nin kapitalistleşme sürecini de bu minvalde neyin var olacağına izin verme siyaseti olarak okumak mümkündür. Bu tez, böylesi bir okumayı Türkiye'de egemen hale gelmeye başlayan Yeni-Osmanlıcılık irtibatıyla yapmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla Yeni-Osmanlıcılığın tarihine bakılacaktır. 1980 öncesindeki ilhamlar, 1980'lerden 2000'lere Küçük Osmanlı arzusundaki neo-liberalleşirken neo-muhafazakarlaşan Türkiye, sonunda Yeni-Türkiye olarak Yeni-Osmanlıcı günümüz siyaseti ve bunların eleştirileri incelenecektir. Ardından Yeni-Osmanlıcı tüketim irdelenecek Türkiye'de muhafazakarlığın tüketicilik ideolojisine dönüşmesini, tarihin bu tüketime nasıl koşulduğunu, kamusal ve özel alandaki fetih ideolojisinin nasıl Yeni-Osmanlıcı oldukça siyasal bir yayılmacı tüketicilikle birleştiğini ve nostaljinin bu tüketimdeki etkisini bahse açacaktır. Yeni-Osmanlıcılık özcülükten azade, temelci olmayan ve küresel örnekleriyle karşılaştırılan bir incelemenin konusu olacaktır. Son olarak Yeni-Osmanlıcı üretici ve tüketici ile doğrudan ilgilenilecek, Yeni-Osmanlıcı tüketim rekabetinde otantiklikle öne çıkmaya çalışan Sultandan.com'a göz atılacak, buradaki içeriğin ve söylemin analizi yapılacaktır. Osmanlı'nın metalaşması, saltanatın influencer ekonomisine dahil olması ve tüketicinin algısı söz konusu edilecektir. Yeni-Osmanlıcılık tarihsel olduğu kadar toplumsal bir yeniden inşadır. Tarihin ve toplumun bu yeniden inşası muhafazakâr olduğu kadar tüketici neo-liberal bireyin üretilmesini amaçlar. Sonuç olarak Yeni-Osmanlıcı tüketim, bu bireyin geçmişini sınırladığı kadar onun geleceğini de sınırlar ve nihayetinde oldukça sınırlı bir siyasal ufukla gündelik hayatı biçimlendirir. Yeni-Osmanlıcı nostaljiyi incelemek bu sınırlı siyasal ufkun ekonomisinin incelenmesini de mümkün kılar.

Gösterişçi tüketimNeo-liberalizmYeni muhafazakarlık
İkra Bengisu Çelik
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Post-Kemalist zamanlarda pop-Kemalizm: 90'lar Türkiyesi'nde popüler kültür

Bu çalışmanın amacı, doksanlı yıllarda Türkiye'de meydana gelen popüler kültür patlamasının Kemalizm'le olan ilişkisini incelemektir. Doksanlı yıllarda yükselişe geçen popüler kültür araçları, ideolojileri de etkisi altına alarak söylem biçimlerini dönüştürmüştür. Söz edilen dönemde Siyasal İslam ve Kürt Hareketi'nin yükselişe geçmesi, toplumda bölünme ve anti-laik söylerin artışı endişesini doğurmuştur. Bütün bunlar yaşanırken, akademi içerisinde de Kemalizm'e karşı eleştiriler artmaya başlamış ve kimi çevrelerce bu tehlike unsurlarının sorumlusu olarak görülmeye başlanmıştır. Neoliberal ekonomi politikaları ve kapitalist piyasa dinamiklerinin bir getirisi olarak yükselişe geçen popüler kültür, gündelik hayatın hemen her yerinde kendisine alan yaratmış ve piyasayla birbirini destekleyerek tezahürlerini artırmıştır. Bu noktada, eski hegemonik etkisi azalmaya başlamış olan Kemalizm, döneme uyumlanmak adına popüler kültürün araç ve işlevselliğine ihtiyaç duymuştur. Kemalizm, modern Türkiye'nin resmî ideolojisi olarak 1946'dan beri kabul görmüş düşünce sistemleri bütünüdür. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, modern ve çağdaş bir ulus-devlet kurma saikiyle bütünleşmiş olan Kemalizm, bugüne dek birçok farklı yoruma tabii tutulmuştur ancak literatürde halen açık bir tanımı yapmak oldukça güçtür. Bu çalışmada literatüre kazandırılmak istenen, Kemalizm'in ne olduğu değil özellikle doksanlı yıllarda Türkiye'de hangi şekillerde algılandığını açıklamaktır. Doksanları yılların sonuna değin süreçte, Kemalizm'i bir demokratikleşememe sorunu olarak gören post-Kemalist paradigmanın yanı sıra, halkın içinden yükselen gönüllü bir sevgi söylemi ortaya çıkar. Bu söylem, popüler kültür araçları üzerinden somutlaşarak bir pop ideolojiyi yani pop-Kemalizm'i ortaya çıkarır. Pop-Kemalizm, kendiliğinden, ideologsuz, gönüllü bir şekilde popüler kültür araçlarının siyasi bir söylem niteliği kazanmasını ifade eder. Bu kapsamda pop müzik şarkıcıları, pop müzik şarkı ve klipleri ile klasik müziğin siyasi söylem misyonu kazanarak popülerleşmesi incelenmiştir. Gayri resmi bir politik söylem haline gelen pop-Kemalizm, ülke içerisindeki istikrarsızlık, bölünme ve irtica tehlikeleri ile post-Kemalist eleştirilere karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıkmış ve popüler kültür araçları üzerinden söylem biçim ve kapsamını genişletmiştir.

KemalizmNeo-liberalizmPopüler kültür+3
İpek Serenlioğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Yetmez Ama Evet"in düşünsel arkaplanı olarak post-Kemâlizm

Bu çalışma 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu'nda bazı sol ve liberal fikrî-siyasî çevrelerin "Yetmez Ama Evet" (YAE) terkibiyle ifade ettiği politik tutumun düşünsel kökenlerini ve bu bağlamda post-Kemâlist paradigma ile olan ilişkisini ele almayı amaçlamaktadır. Seküler ideolojilere mensup YAE'ciler referandumdan önceki yıllarda iktidardaki İslâmcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çeşitli politikalarına eklemlenmiş, referandumda da bu tavırlarını sürdürmüşlerdir. Bu eklemlenme süreçleri ve referandumdaki oy tercihi gerekçelendirilirken demokrasi ve Kemâlizm kavramlarına sıkça vurgu yapılmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin demokrasi problemi ile Cumhuriyet'in kuruluş döneminde uygulanan politikalar arasında çok sıkı bir bağlantı olduğuna dair iddialar dile getirilmiştir. Bu iddialar İlker Aytürk'ün 2015 yılında "post-Kemâlist paradigma" adını koyduğu ve 1980'lerden sonra Türkiye'nin entellektüel hayatına hakim olduğunu belirttiği yaklaşımlarla örtüşmektedir. Dolayısıyla YAE'yi anlamak için 1980'lerdeki değişim dinamiklerini analize dahil etmek gerekmektedir. Kapitalizmin 1970'lerde yaşadığı krizden çıkış yolu olarak hayata geçirdiği neo-liberal sermaye birikim rejimi ulus-devletlere karşı piyasanın veya "sivil toplumun" özgürlük mücadelesi şeklinde yeni bir demokratikleşme ve özgürleşme anlayışının önünü açmıştır. Aynı dönemde Sovyetler Birliği'nin yıkılışı neticesinde sol hareketler geleneksel Marksist teoriden uzaklaşıp neo-liberal demokrasi yaklaşımının hegemonyası altına girmeye başlamıştır. Devlet-sivil toplum dikotomisini öne çıkaran bu ideolojik yenilenme, yine aynı dönemde gerçekleşen 1980 ihtilâlinin Atatürkçülüğü meşrulaştırma aracı olarak kullanmasının da etkisiyle, Türkiye'de yoğun bir Kemâlizm eleştirisine yol açmıştır. Türkiye'nin demokratikleşememesini Kemâlizmle ilişkilendirmenin doğal sonucu olarak bazı sol ve liberal çevreler "ortak düşman" Kemâlizme karşı farklı siyasî hareketlerle bir araya gelmiştir. "Eski" İslâmcı yeni "muhafazakâr demokrat" hareketin iktidara gelmesi bu bağlamda bir fırsat olarak değerlendirilmiş ve 2010'a kadar iktidarın "demokratikleşme" olarak sunduğu fakat muhalif kesimlerce otoriterleşme olduğu iddia edilen politik hamleler söz konusu çevreler tarafından destek görmüştür. YAE ise bu politik hamlelerin yeni ve kapsamlı bir örneği olan yüksek yargı ile ilgili bir anayasa değişikliğine verilen destektir. Çalışmada bu desteğin meşrulaştırılma biçimleri ve post-Kemâlist paradigmanın buradaki rolü ele alınacaktır.

Anayasa 2010Anayasa değişiklikleriKemalizm+7
Erhan Sandıkçı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Financializaton and US hegemony: A critical approach to contemporary debates

Hegemony has been the subject of heated debate among theorists from different perspectives in the international political economy literature since the 1970s. In this study, we aim to make a critical evaluation of contemporary hegemony debates, predicated on the analysis of Giovanni Arrighi, who explained the evolution of the international capitalist system with hegemonic transitions based on systemic cycles of accumulation, following the World System Theory developed by Immanuel Wallerstein in the 1970s. In his analysis of systemic cycles of accumulation, launched out in his study The Long Twentieth Century: Money, Power and the Origins of Our Age, published in 1994, Arrighi claims that the cycles of accumulation to which successive hegemonic leadership in the world economy are subject, initiate with real (material) expansion and at a particular stage are superseded by financial expansion. Accordingly, the financial expansion stage foreshadows hegemonic transitions in the international capitalist system and marks the autumn of the current hegemonic power. This study investigates whether the financialization process began in the 1970s, signs the end of the US hegemony that emerged after 1945, as advocated by Arrighi. Therefore, the first chapter of the study clarifies how and from which aspects the concept of hegemony is characterized by theorists from different International Relations and International Political Economy schools. In the second chapter, money and finance phenomena have been discussed since the birth of the modern capitalist system to reveal the nature of financialization. In the third chapter, the US hegemony is interrogated in particular. It is emphasized that, contrary to Arrighi's argument, financialization can be considered a process that consolidates the US hegemony. Finally, in the fourth chapter of the study, an answer is sought as to whether China can be the next hegemonic power by resting on a critical reading of the same theoretical framework. This question is discussed regarding the current academic debate involving various authors, notably Arrighi, who argue that the world's economic-political center of gravity has shifted to the East. Key Words: Hegemony, Financialization, US Hegemony, Hegemonic Cycles, Neoliberalism.

United States of AmericaFinancializationHegemony+2
Betül Sarı Aksakal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yurttaşlık söyleminin dönüşüm ve metalaşması sürecinde vatandaşlığın kazanılması

Kapitalist üretim ilişkilerinin belirleyici hale gelmesi, kapitalizm öncesi toplumsal ilişkiler sisteminden köklü bir kopuş yaratmış, devletin kapitalist örgütlenmesine ve işlevlerinin kapitalizmin yeniden üretilmesi bağlamında içerik edinmesine yol açmıştır. Yurttaşlık, kapitalist üretim tarzının hâkim olduğu ve devletin kapitalist devlet biçiminde örgütlendiği bu tarihsel süreç içinde ortaya çıkmıştır. Feodal unsurlarından arındırılan kapitalist devlet iktidarı, yurttaşlar toplumuna ait kabul edilmek suretiyle meşrulaştırılmıştır. Bu bağlamda devlet iktidarı, meşruiyetini sürdürmek üzere, yurttaşlar topluluğunu bir arada tutan ortak aidiyetlere, değerlere ve söylemlere dayanan bir toplumsal bütünlüğü sağlamak ve yeniden üretmek durumundadır. Ancak kapitalist üretim tarzının koşulları, toplumsal ilişkilerin yapısına ve özgül tarihsel koşullara bağlı olarak, farklı dönemlerde farklı içerikler edinirler. Sermaye birikiminin değişen koşulları, birikim rejimlerinin ve devletin bununla uyumlu kurumsal yapılarının ve işlevlerinin dönüşümüne yol açar. Yurttaşlığın kavramsal ve kurumsal içeriği de birikim rejimlerindeki dönüşüme bağlı olarak dönüşmüştür. 18. yüzyıl sonlarından 1970'li yıllara değin, yurttaşlık piyasa-dışı toplumsal ilişkiler alanına özgü kavramlarla tanımlanırken; 1970'li yıllardan itibaren piyasa ilişkileri alanına özgü bir içerikle tanımlanmaya başlamıştır. Bu dönüşümün hukuki düzenleniş biçimi, yatırıma dayalı vatandaşlığın kazanılmasının vatandaşlık hukuku mevzuatına eklenmesidir. Bu düzenleme, 1970'li yıllarda ortaya çıkmış ancak 2008 krizinin etkilerine bağlı olarak Türkiye'de ve dünya genelinde yaygınlaşmıştır. Belirli parasal değerdeki yatırımlar veya vasıflı emek gücünün ülke içinde tutulması karşılığında vatandaşlık hakkının tanınması, yurttaşlar toplumunu bir arada tutan ortak aidiyetlerin ve değerlerin veya söylemlerin aşınmasına yol açmıştır. Yurttaşlığın alım-satım ilişkileri alanında tanımlanması, diğer bir ifadeyle metalaşması, kapitalist üretim tarzını yeniden üretebilecek bir toplumsal bütünlüğün kalmaması, devletin temel işlevini sağlamasının imkânlarının esaslı bir biçimde ortadan kalkması anlamına gelir. Böyle bir sonuç, kapitalist devletin meşruiyet dayanaklarının zayıflamasına ve daha temelde kapitalist üretim tarzına özgü çelişkilerin önlemez krizine sebep olacaktır.

Anayasal vatandaşlıkDemokratik vatandaşlıkHukuk devleti+7
Merve Yiğit Kendirci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki LGBTİQ+ hareketinin STK'laşması: Neoliberalizm, sivil toplum ve cinselliğin müzakeresi

Ekonomik politikaların olanaklı kıldığı öznellikler ve alanların birbiri ile etkileşimi, toplumsal hareketlerin dönüşümü ve işlevselleştirdiği stratejileri anlamak için elverişli bir alan sunmaktadır. Neoliberalizmin ekonomik anlayışının, ideolojik yansımaları, yapıp-etmeleri dönüştürücü/bozuşturucu gücü toplumsal hareketlerin mücadele anlayışlarını, stratejilerini ve pratiklerini etkilemektedir. LGBTİQ+ hareket(ler)inin aynı anda barındırdığı ulusaşırı ve yerel karakteristikler ile neoliberalizmin konsolidasyonu için araç ve kaynaklara sahip sivil toplumu bir arada dikkate aldığımızda neoliberal akılsallığın etkisinin tartı(şı)labileceği bir kesişime odaklanmış olunmaktadır. Söz konusu kesişime odaklanarak bu araştırma kapsamında Kaos GL Dergisi üzerinden arşiv çalışması ile Türkiye'deki LGBTİQ+ hareketinin politik konumlanışı ve benimsenen mücadele pratiklerine dair söylemsel izlek incelenerek bir referans noktası oluşturulmuştur. Oluşturulan referans noktası, 1990 – 2003 tarihleri arasında LGBTİQ+ hareketine dahil olmuş 40 yaş üstü ve 2010 sonrasında harekete katılmış 30 yaş altı olan LGBTİQ+ hak savunucuları ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler üzerinden hizalanmaya çalışılmıştır. Böylece Türkiye'deki LGBTİQ+ hareketinin farklı dönemlerinde harekete katılma, mücadele algıları ve pratikleri konularında hak savunucularının düşünce ve deneyimlerinin nasıl şekillendiği ve değiştiği ve bu değişimleri neoliberal akılsallığın ne derece etkilediği incelenebilmiştir. Bulgular doğrultusunda LGBTİQ+ların işlevselleştirebildikleri ve müttefiklerini arttırabildikleri her alanda mücadeleyi yaygınlaştırmaya çalıştıkları, neoliberal akılsallığın bireysel güçlenme ve özgürleşmeye yönelik algısının tam olarak benimsenmediği fakat hareket alanının daraltılması itibariyle gerçekleştirilen pratiklerin biçimsel olarak bu akılsallıkla benzer göründüğü ve güncel amacın mevzi kaybetmemeye odaklanıldığı sonucuna varılmıştır.

Cinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıklarıNeo-liberalizmSivil toplum+2
Atilla Yardaş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Africa in the neoliberal age: Between development and IMF/world Bank economic policies

This thesis looks at the impacts of neoliberalism on Africa and argues that the neoliberal policies imposed on African countries by the IMF and World Bank will continue to be detrimental to these countries if changes are not made. These policies that come as conditions to loans include: the privatization of state owned enterprises, the devaluation of local currencies, the abolition of trade barriers like tariffs and taxes and the reduction in government spending especially on social affairs. The thesis argues that these policies have widened the gap between the rich and the poor and at the same time worsened the poverty situation in the continent. It also argues that the introduction of the poverty reduction strategies and debt relief initiatives are only intended to ensure the effective implementation of the structural adjustment policies and not to create change in the current situation of the poor. Keywords: Productivity, Motivation, Performance, Business Management, Quality

World BankEconomic policiesIMF+2
Beryu Yundze Gaston
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimEN

The critique of neoliberalism in David Hare's plays

This study aims at exploring the significance of neoliberalism in the selected plays written by David Hare. Acknowledging that any literary production cannot be examined without considering a bigger and more complex social structure, the study attempts to find out about the dialectical relationships among Hare's selected plays, the societies which they reflect and the neoliberal policies which have been perceptibly dominant in the world politics since 1970s. Using dialectical method, this study deals with the analysis of the interactive arrangements between the plays and their socio-political context. The impetus behind this study is therefore to investigate the ways in which David Hare critiques neoliberalism which destroys the foundational values of the western society and the social consensus lying in its base by deepening the economic and social injustices. In the parts of analysis and discussion, the thesis argues that, first; Hare presents the historical development of the neoliberalism by underlining its current political dimensions such as neo-imperialism. Second, neoliberalism is examined as a thematic marker in Hare's plays implying politics of dispossession and privatisation. Consequently, corruption of institutions is analysed in terms of legitimacy market capitalism and cynicism of the labour. Keywords: David Hare, Neoliberalism, Theatre, New Imperialism, Dispossession, Privatization, Social Integrity

Hare, DavidDispossessionNeo-liberalism+3
Hakan Gültekin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel medyanın sosyal hareketlerde rolü: New York Times Gazetesi'nde Turuncu Devrimin temsili

İletişim teknolojilerinin matbaa ile başlayan günümüzde de bilgisayar ve internet ile devam eden tarihsel serüvenine bakıldığında bu araçların icar edildikleri dönemi ve dönemin toplumsal yapısını etkiledikleri görülmektedir. Günümüzde de iletişim araçları bilgisayar ve internet kullanımının artması ile yayınlarını daha büyük kitlelere ve daha uzak coğrafyalara iletmeye başlamış, basın yayın kuruluşları da uluslararası olaylara müdahil olup haber içeriklerini de kendi görüşlerine göre oluşturmuşlardır. Dünyanın ve ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times Gazetesi'de yakın dönemde Ukrayna'da meydana gelen "Turuncu Devrim"e yakından ilgili göstermiş, bu ilgi sonucunda yaşanan olaylar ile ilgili yaptığı haberleri okuyucuya sunmuştur. New York Times Gazetesi'nin ürettiği içerikler Ukrayna'da yaşanan olayları bir Doğu – Batı savaşımı olarak yorumlanmıştır. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler, dolaylı yoldan Rusya'ya bağlanmış, Ukrayna'da yaşanan olayları da Rusya ve Batı'nın bir mücadelesi olarak haberleştirmiştir. New York Times'da yayınlanan haberlerde Batı yanlısı liberal aday Yuşçenko'yu olumlayan içerikler üretmiş, Ukraynalı muhaliflerin gösterilerini ise haber metinlerinde barışçıl eylemler olarak nitelendirilmiştir. Rus yanlısı olarak nitelendirdiği diğer aday olan Yanukoviç ise haberlerde olumsuz bir figür olarak tasvir edilmiştir. Sonuçta çok uluslu şirketlerin küresel medya yapıları yardımıyla ülkelerin siyasi yapısını etkilemek istedikleri ortaya çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler:Neoliberalizm, Küresel Medya, Sosyal Hareketler, New York Times, Turuncu Devrim.

GazetelerKüreselleşmeMedya+6
Harun Küçük
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

AKP'nin neoliberal bağlamında kadın istihdam politikasının medyaya yansıması

Dünyada hızla yükselen neoliberal süreç ülkemizde 1980 'li yıllarla birlikte başlamış ve bununla beraber, bu dönemde ılımcı-islamcı kesimin postmodern dünya algısı ve küreselleşmeye duyduğu sempati de daha fazla anlam kazanmaya başlamıştır. Bu bağlamda Adalet ve Kalkınma Partisi zinde bir aktör olarak ortaya çıkmıştır. AKP liberallerin desteğini almış ve diğer yandan neoliberalizmi tüm gücüyle hayata geçirmeye çalışmıştır. Sağlıktan özelleştirmeye, yeni şirketlerin hızla el değiştirmesi ve sosyal güvenlik kazanımlarının tasfiye edilmesine dek uzanan bir sürecin ana aktörü olarak siyasette yer almıştır. Pek çok sosyal düzenlemenin yapıldığı bu dönemde AKP 'nin çıkarmış olduğu Kadın İsdihdam Paketi bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Seçim sonuçları değerlendirildiğinde Türkiye'de yaklaşık %50'lik bir başarı grafiği yakalayan bir partinin oy verenlerinin neredeyse yarısının kadın olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda araştırmada, "AKP'nin Neoliberal Politikaları Bağlamında Kadın İstihdam Politikası ve Medyaya Yansımaları" başlığı doğrultusunda; AKP'nin neoliberal politikalarının analiz edilmesi çerçevesinde, kadın istihdam politikasına yönelik yasal düzenlemelerin ortaya konulması ve bu düzenlemelerin çalışan kadınlar tarafından nasıl değerlendirildiğinin bulunmasına yönelik bir çalışmadır.

Adalet ve Kalkınma PartisiKadın iş gücüKadın politikaları+7
Serpil Tuncer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası neo-liberal politikaların Türk tarımına etkileri ve Türkiye'de köycülüğün evrimi

Türkiye sahip olduğu jeopolitik konumunun getirmiş olduğu sayısız avantajlar açısından tarımsal üretimde öncü ülkeler sınıfında bulunmaktadır. Bu gerçekten hareketle Türkiye'de tarım sektörünün geliştirilmesi ülke sanayisinin geliştirilmesi kadar önem arz eden bir meseledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Halkçılık ilkesinin temel başlıklarından biri olan "Köycülük" ideolojisi ve onun siyasal yansımaları ise bu minvalde geliştirilmiş siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan mühim politik motiflerden biridir. Dünya ölçeğinde 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar hemen her alanda etkili olan büyük değişimlere yol açmıştır. Kısaca liberalizmin küreselleşmesi olarak izah edebileceğimiz neo-liberal politikalar, 70'lerin sonlarından itibaren birbiri ardınca yükselen sanayi devrimleri eşliğinde suni ve sentetik bir dünya inşa etmiştir. Türkiye tüm dünyanın aktığı bu yöne 1980 sonrası yöneldiği neo-liberal politikalar nihayetinde dâhil olmuştur. Türkiye'nin, 1980 sonrası neo-liberal politikalara geçiş süreci iktisadi, siyasi ve sosyal hemen her alanda büyük dengesizlikler doğurmuştur. 1980 sonrası gelişen bu neo-liberal politikalar nihayetinde Türkiye; iktisadi kalkınma bağlamında tarım endüstrisi gelişmiş köyler, sosyal bağlamda yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir köy toplumu inşa edemediği gibi, yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir şehir toplumu da inşa edememiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Liberalizm, Türkiye'de Tarım Politikaları, Köycülük

1980 sonrasıEkonomik etkiKöycülük+6
Gökçehan Efser Çakıroğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Başka bir eleştiri: Michel Foucault'nun eleştiri felsefesi

Foucault'nun eleştiri anlayışı Kant'ınkinden farklı bir eleştiri olarak yorumlanabilir mi? Bu metin öncelikle Foucaultcu eleştirinin "Kantçı-olmayan" eleştiri olarak yorumlanabileceğini gösteriyor. Bu açıdan iki önemli hamle söz konusudur: Bunların ilki antropolojik aklın eleştirisi, diğeri Foucault'nun tarih perspektifidir. Bu tarz bir eleştiri "bilginin biçimsel ontolojisi" veya "doğruluğun analitiği" olarak değil, "güncelliğin ontolojisi" olarak anlaşılabilir. Bu eleştiriyle birlikte yönetme ve özneleşme hallerimizi sorunsallaştırırız. Yönetme ve öznelliğe dair sorular sormak bizi, ekonomik model olmakla kalmayıp düşünme, davranma ve yapma biçimi olan neoliberal rasyonalitenin şekillendirdiği güncelliğimizin merkezine götürür.

AydınlanmaAydınlanma felsefesiEleştirel düşünce+7
Muhammed Taha Tunç
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Postmodern bağlamda Netflix'te LGBTIQ+ söylemleri

Bu tez çalışması bir orijinal Netflix dizisi olan Mindhunter özelinden Netflix'te LGBTIQ+ söylemlerinin homoseksüel tüketici kültürüne katkısı ve bu tüketici kültürünün asimilasyonist yapısını incelemiş, bunu yaparken de postmodern farklılık ve çok seslilik söylemlerinin bu kültürü oluşturmadaki rolünü ortaya koymuştur. Eleştirel söylem analizinin uygulandığı bu çalışmada bağlamsal, disiplinler arası ve eklektik bir inceleme yapmak için öncelikle detaylı bir teorik ve kavramsal araştırma yapılmış, tarihsel gelişmeler sıralanmıştır. Sonrasında postmodern, feminizm, LGBTIQ+ hareketi ve queer teorisi birlikte incelenmiş, tarihsel bağlamları da göz önünde bulundurularak, postmodern etkiler tespit edilmiştir. Mindhunter dizisinden elde edilen söylemlerde güdülen ideolojik, sosyolojik amaçlar, postmodern etkiler, bilinçli ya da bilinçsiz yanlılık tartışılmış, güç ve iktidar ilişkilerindeki kanunlaştırma, pekiştirme, meşrulaştırma ve yeniden inşa prosedürleri, postmodern ve neoliberalizmin birlikte incelenmesiyle aydınlatılmıştır. Ele alınan dizinin gerçek yaşam hikâyeleri ve karakterlerine dayanıyor oluşu ve diziye kaynaklık eden Mindhunter kitabının incelenmesi sayesinde, diziye eklenen LGBTIQ+ söylemlerinin bağlamları fark edilmiş ve hikâyenin gerçek yaşamdan kurgusal bir dünyaya aktarılırken eklenen veya çıkarılan unsurları ve bunların sebep ve sonuçları tartışılmıştır. Postmodernizmin neoliberalizme uygun kültürel altyapıyı nasıl sağladığı, Netflix'in kendi özelinde kapital sınıfın çıkarlarını nasıl koruduğu ve artan popülerliğiyle LGBTIQ+ hareketinin bağlamından koparılarak Foucault'un (2018) da ifadeleriyle, iktidarın temsil etmeye başladığı özneleri artan söylemlerle yeniden inşa ediş sürecinin 21. yüzyıldaki karşılığı aydınlatılmıştır. Bu araştırma disiplinler arası bir çalışmadır ve postmodern teorinin felsefe, medya, tarih, sosyoloji, cinsiyet çalışmaları, siyaset gibi birçok disipline olan etkisini, bu çalışmanın konusu bağlamında anlaşılır kılarak literatüre önemli bir katkı sağlamıştır.

Dizi filmEleştirel söylem çözümlemesiLGBTQ+6
Azize Maden
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

İnsan sonrası durum ve çoklu platformlarda sanat

Teknolojinin hızla gelişimi 'insansonrası durumlar' yaratmaktadır ve her geçen gün bir diğeri ile karşılaştığımız insansonrası durumlar insanı başkalaştırmakta, ivmelenen bir dönüşüme tabi tutmaktadır. Gelgelelim insanı kendinden ibaret bir varlık formu olarak anlamak doğru olmayacaktır öyleyse bahsi geçen dönüşümün denklemi insan bedenini çevreleyen şeyler ile beraber bir bütün olarak kurulmalıdır. Tez bu düşüncelerin izinde, insansonrası dönemin gerçekliğini oluşturan durumları irdelemek için insan, doğa, kent ve kültür ilişkisi üzerinde yoğunlaşmakta ve temel gördüğü insansonrası durum olan emek işçiliğinden zihin işçiliğine geçiş eğilimine odaklanmaktadır. Böylelikle gelişen sosyoloji içinde insansonrası durumun bir çokluk ortamı yaratma kapasitesi olduğu belirlenmekte ve bu bağlamda beden-insan, doğa-kent olgularının neye dönüştüğü tez kapsamında çözümlenmektedir. 'Posthümanizm' kavramının hakikat siyasetinden arındırılarak, gerçek ifadesinde 'Hümanizm' sonrası olarak anlaşılması, insansonrası durumları ve etkilerini değerlendirirken 'Transhümanizm' ve 'Posthümanizm' ayrımının netleştirilmesini gerektirmektedir. Bu sebeple tezde hümanizm olgusu ve kapsamı irdelenerek dışılığı açımlanmaktadır. Bu bağlamda posthümanizmin ancak 'eleştirel posthümanizm' olarak anlaşıldığında ve insansonrası durumların ancak yerleşik sistemden çıkışı mümkün kıldığında gezegen ölçeğinde 'yaşam'ın yüceltilerek sürdürülebileceği vurgulanmaktadır. Kapitalizm ile hümanizm'in birbirine bağlanması ile sosyolojinin mimarı olarak şekil alan 'neoliberalizm' ve transhümanizm tez kapsamında eleştrinin odağına alınmaktadır. Bir başka kültür alanı olarak görülen sanatın da insansonrası durumda gerçek ve gerçeklik ile kurulan ilişkinin sınırında, 'çokluk'un yapıtaşı olarak yer bulmakta olduğu öne sürülmektedir. Hipergerçeklik örüntüsünden çıkış ile sanatın gerçek olma savının, insansonrası durumda geçerlilik kazandığı belirlenmektedir. Çoklu birliktelikler, paylaşımlar, karşılıklı etkileşim ve katılım kısacası insan ve insan etkileşimi ile hakikat oyunlarının sonunun çoklu platformlarda söz konusu olduğu anlatılmakta ve bu sav kısa tarihsel bir zeminde incelenerek tez konusu edilmektedir. Anahtar kelimeler: Hümanizm, Posthümanizm, Postürbanizm, Çokluk, Neoliberalizm

HümanizmMultimedyaNeo-liberalizm+4
Gökhan Balkan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı yatırımlar ve kamu hizmeti

Bu tez neoliberal devlet döneminde kamu hizmeti kavramı ve kamu hizmetinin örgütlenmesinde yaşanan değişimin idare hukuku boyutunda ele alınması ve Türkiye açısından bahsi geçen değişimlerin değerlendirilmesine ilişkindir. Çalışmada kamu hizmetleri teknik bakımdan incelenmeye, genel bir tanıma oturtulmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte özellikle doktrine hakim olan kamu hizmeti yaklaşımına günümüz siyasal süreci göz önüne alınarak alternatif bir bakış açısı geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede milli/yabancı yatırım hukukunun düzenlenmesinde siyasal tercihlerin önemi ve hukukun da buna göre şekillendiği anlaşılmaktadır. Türkiye'de hukuk sisteminin yapısal olarak değiştirilme sürecinin hem esas gayesi hem de bu dönüşümün belirleyeni niteliğindeki yabancı yatırım kavramı, emperyalizmle ilişkilendirilerek hukuka sosyolojik yaklaşımlar üzerinden bir açıklama geliştirilmiştir. Buradaki esas amaç ise yabancı yatırımlara bakıştaki değişikliği anlama ve anlamlandırma çabasından ileri gelmektedir. Anahtar Sözcükler: Yabancı yatırımlar, kamu hizmeti, artı değer, sermayenin serbest dolaşımı, iktisadi kamu hizmetleri.

Ekonomi politikalarıKalkınmaKamu hizmetleri+5
Barış Ramazan Atıcı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de rejim dönüşümünün ekonomi politiği

Bu çalışmanın amacı tüm dünyada özellikle 2010 sonrası yükselen otoriterleşme eğiliminin Türkiye örneği üzerindeki dinamiklerini anlamak ve farklı kuramsal çevrelerin ortaya koyduğu nedensel dizilimleri bütüncül bir yaklaşımla birlikte değerlendirmektir. Türkiye'de son dönemde yükselen otoriterleşme eğilimi rejim değişikliği ve demokratikleşme literatürünün zenginleşmesini sağlamıştır. Farklı kuramsal kaynaklardan beslenen çalışmalar Türkiye'de gerçekleşen otoriterleşme eğilimini farklı nedensel dizilimler üzerinden incelemektedir. Bu farklı yaklaşımlar temel olarak devlet/toplum arasında, siyasal erkler arasında veya parti elitlerinin kendileri arasında yaşanan çatışmaları ön plana alan aktör merkezli yaklaşımlar ile ekonomik toplumsal süreçleri ön plana alan ve hakim birikim rejiminin krizleriyle toplumsal sınıflar arasında yaşanan çatışmaları analize dahil eden yapısal merkezli çalışmalardan oluşmaktadır. Tezimiz, bu iki farklı merkezden beslenen açıklama düzeylerinin nedensel dizilimlerini birlikte değerlendirecek ve ekonomi politik bir perspektifle Türkiye'de gerçekleşen rejim dönüşümüne bütüncül bir yaklaşım sunacaktır.

DemokrasiDönüşümDönüşümsel değişim+7
Kaan Eroğuz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhafazakârlık ve neoliberalizm kıskacında yeni bir kültürün doğuşu: Başakşehirli olmak

Bu çalışma inşa sürecinin başlamasından itibaren 25 yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, İstanbul'un özellikle muhafazakâr kesimin nazarında en gözde ve modern yaşam alanlarından birisi olan Başakşehir'i konu almaktadır. Bu bağlamda bir yaşam alanı olarak Başakşehir'in neo-liberal ekonomi politikalarının etkisiyle mekansal olarak yıllar içerisinde geçirdiği değişim ve dönüşümler incelenmektedir. Aynı zamanda tıpkı mekânda olduğu gibi, Başakşehirlilerin gündelik hayatı deneyimleme tarzlarının da zaman içerisinde benzer bir şekilde dönüşmesi sonucunda ortaya çıkan yeni yaşam tarzları çalışma içerisinde tartışılmaktadır. Böylelikle muhafazakâr kesimin Başakşehir deneyimi çerçevesinde giderek daha modern ve tüketim odaklı bir tarza geçiş süreçlerinin izinin sürülmesi amaçlanmaktadır.

Günlük yaşamKentsel dönüşümMekan+5
Muhammet Ali Dokumacı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hukukun piyasalaşma uğrağı olarak alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve arabuluculuk kurumu

Alternatif uyuşmazlık çözümü ve arabuluculuk ülkemiz özelinde yaklaşık son yirmi, dünyada ise altmış yıldır hukuk ve yargı gündemini meşgul etmektedir. Klasik yargılama sistemi olan dava usulünün artık küreselleşen dünyada uyuşmazlık çözümü için tek yol olmadığı doktrinde dile getirilmektedir. Hakim eğilime göre mahkemelerde davaların çok uzun sürmesi, yargılama masraflarının pahalılığı, dava yolunun hantallığı gibi sorunlar kökten halledilmesi gereken problemlerdir. Mevcut sorunlar doğru olmakla birlikte, bunların ele alınış biçimi ve bunlara getirilen reçeteler, neoliberal dönüşümün dinamikleriyle oldukça paralel yürümektedir. Bu doğrultuda bir kamu hizmeti olarak uyuşmazlık çözümü gittikçe özelleşmekte ve piyasalara devredilmektedir. Yargılama da artık kapitalist üretim tarzındaki çoğu ilişki ve nesne gibi bir metaya dönüşmektedir. Parası olanın adalete kavuşabilmesi, alternatif uyuşmazlık çözümü ve arabuluculuk vesilesiyle daha da kolaylaşmaktadır.

Alternatif uyuşmazlıkArabuluculukDönüşüm+3
Burak Yücekaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Neoliberal dönemde cezalandırmanın değişen amacı ve faile bakış açısı

Suç teşkil eden bir fiil karşısında bu fiilin failine uygulanan ceza yaptırımının hem uygulanma biçimi hem de uygulanma amacı tarihsel dönemlere göre farklılıklar göstermiştir. Nihayetinde devletin ideolojik araçlarından biri olan cezalandırmanın şeklinin ve amacının izlediği bu seyir, modern devletin doğuşu ve geçirdiği sosyoekonomik değişimlerle oldukça bağlantılıdır. Buradan hareketle tez kapsamında, merkez kapitalist ülkelerde Keynesyen refah devleti ve neoliberal devlet dönemleri arasındaki toplumsal yapı ve hakim cezalandırma anlayışının karşılaştırması yapılacak, dönemlerin sosyoekonomik özelliklerinin cezanın amacına nasıl etki ettiği ele alınacak, son olarak yaşanan değişimin ülkemiz bazında ne derece benzerlikler taşıdığı tartışılacaktır.

CezaCeza yaptırımıIslah+2
Beyzanur Baruş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de askerlik hizmetinin düzenlenmesi

Askerlik hizmeti kamu hizmeti ve yurttaşlık yükümlülüğüdür. Bu hizmet toplumsal bütünlüğün korunmasında ve yurttaşlık bilincinin yaygınlaşmasında işlev edinir. Dolayısıyla, askerlik hizmeti bir üstyapı kurumudur. Üretim ilişkilerinin değişiminden ve kapitalist üretim ilişkileri içindeki birikim rejimlerinin dönüşümünden etkilenmiştir. 1970`lerden itibaren dünya bir krize girmiştir. Bu kriz sonucu fordist birikim rejiminden post fordist birikim rejimine geçilmiştir. Kamu hizmetleri giderek metalaşmaya başlamıştır. Askerlik hizmeti de bir kamu hizmeti ve üstyapı kurumu olduğundan bu durumdan etkilenmiştir. 1970`lerde Avrupa ülkelerinin orduları, neoliberal ideolojinin verimlilik, maliyet gibi argümanları öne sürülerek, zorunlu askerlik hizmetinden profesyonel ordu sistemine geçmeye başlamışlardır. Türkiye`de de bu konudaki önemli adımlar 1980`li yıllarda atılmıştır. Bu çalışma Türkiye`de askere alma sisteminin dönüşümünü açıklanan yöntem bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır.

Askere almaAskerlikFordizm+3
Ekin Cansun Çılga Koç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular