Neo-liberalism

210 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yeni sağ politikalarının yükselişi: 12 Eylül askeri darbesi ve ANAP iktidarı

Refah devleti modelinin çözülmeye başlaması ile birlikte yükselen Yeni Sağ politikaların Türkiye'deki taşıyıcısı Özal liderliğinde kurulan Anavatan Partisi olmuştur. Özal'ın liberal ve teknokrat kimliğinin ön plana çıkması Türkiye'deki Yeni Sağ politikaların ideolojik zeminini şekillendirmiştir. Ayrıca Anavatan Partisi'nin iktidarından önce Özal tarafından yürürlüğe koyulan 24 Ocak Kararları, 12 Eylül 1980 darbesi ve politik yeniden yapılanma sürecine paralel 1982 Anayasası'nın teşekküllü Yeni Sağ politikaların ideolojik tabanını oluşturmaktadır. Bu bağlamda 12 Eylül darbesinin meydana getirdiği baskı ve tahakküm ortamı, örgütlü işçi sınıfının çözülmesine ve sendikasızlaşma sürecine hız vererek neo-liberal hegemonyanın inşasını sağlamıştır. Buna paralel, sermaye birikiminin yaşadığı problemleri aşmaya yönelik bir restorasyon dönemi olarak ifade edilen Yeni Sağ düşünce, Türkiye'nin küresel kapitalist sisteme entegre olma girişimini başarılı bir şekilde yönetme akılsallığı olarak ifade edilmektedir. Anavatan Partisi'nin ideolojisi olarak kabul edilen Yeni Sağ felsefe, ekonomik alanda neo-liberalizmden ve politik alanda ise neo-muhafazakârlıktan meydan gelmektedir. Dünyanın, 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşadığı krizler ve bunlara karşı ürettiği çözümler, Yeni Sağ ideolojinin temel dinamiklerini belirlemiştir. Bu bağlamda Batı'da Reagan ve Thatcher ile gündeme gelen Yeni Sağ felsefenin ekonomik ve siyasal anlamda ortaya koyduğu politikaların Türkiye'deki uygulayıcısı Turgut Özal olmuştur. Böylelikle Özal'ı, 1980 sonrası Türkiye siyasetinde uzun soluklu yapan en temel olgu, neo-liberalizm ile neo-muhafazakâr ideolojinin çelişkilerini aynı potada eriterek birbirine eklemlemedeki başarısıdır. 1982 Anayasası ile Özal döneminde dönüştürülen politik, ekonomik ve sosyal yapı, Yeni Sağ politikaların uygulama alanı bulmasına dair meşruiyetin oluşması açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple çalışmanın asıl konusu, Anavatan Partisi ile Türkiye'de yükselen Yeni Sağ politikaların meşruiyet zeminini analiz etmek ve neo-liberal hegemonyanın inşa sürecindeki temel dinamiklere eleştirel bir pencereden bakmaktır. Ayrıca Anavatan Partisi'nin ekonomik, siyasal ve dış politikaya dair yaklaşımını biçimlendiren Yeni Sağ ideolojiye, Türkiye'nin 1980 sonrası Batı ile olan ilişkilerinde yeni bir boyut kazandırması açısından sunmuş olduğu katkı ele alınmaktadır.

12 Eylül müdahalesiAnavatan PartisiNeo-liberalizm+6
Hasan Burak Bilir
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif bir üretim biçimi olarak kooperatifçilik: S.S Ovacık 94 Mah. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin dayanışma ekonomileri açısından incelenmesi

21. yüzyılın ilk çeyreği, "büyümenin sonuna" geldiğimize dair birçok kanıt ortaya koymaktadır. Açgözlülük, rekabet, bireysel hırs ve borç ile yürütülen küresel kapitalizm, amansız bir büyümeyle "hayali zenginlik" yaratmakta, eşitsizliği derinleştirerek, doğayı ve dünya toplumlarını tehdit etmektedir. Yoksulluk, savaş, suç, işsizlik, ırkçılık, açlık, her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Eşitsizliğin derinleşerek büyümesi, neo-liberal iktisadın bakış açısını yeniden sorgulamamıza ve alternatif yaklaşımlar üzerinde düşünmemize neden olmuştur. Bu durum sosyal ve politik teoride uzun süre göz ardı edilen dayanışma kavramının, tekrar hak ettiği ilgiyi görmesini sağlamıştır. Son yıllarda yaşanan yeni toplumsal hareketlerin kimlik ve emek mücadelelerindeki dirençli ve ortak tavrı, farklı dayanışma biçimlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı, neo-liberalizmin yıkıcı etkilerinin yeniden sorgulandığı ve buna bağlı olarak farklı dayanışma biçimlerinin ortaya çıktığı bir dönemde, alternatif üretim sistemleri tartışmasına dikkat çekmektir. Çalışma, alternatif üretim sistemleri arayışını, dayanışma ekonomileri tartışması üzerinden gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda, dayanışma ekonomilerinin en önemli bileşeni olan kooperatifçilik hareketi öne çıkmaktadır. Türkiye'deki kooperatifçilik tartışması açısından, son zamanlarda dikkat çeken örneklerden biri, S.S. Ovacık. 94 Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifidir. Toplumsal faydayı ve dayanışmayı öne çıkaran uygulamaları nedeniyle, S.S. Ovacık 94 Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, dayanışma ekonomileri tartışması açısından önemli bir noktada durmaktadır. Çalışma, "Küresel kapitalist üretim biçimine karşı, alternatif üretim sistemi geliştirilebilir mi?" ana sorunsalına odaklanmaktadır. Çalışma, alternatifi dayanışma ekonomileri yaklaşımı ile S.S. Ovacık 94 Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi içinde aramaktadır. Anahtar Sözcükler: Dayanışma Ekonomileri, Kooperatif, Kooperatifçilik, Küreselleşme, Neo-liberalizm, S.S. Ovacık 94 Mah. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Tunceli

Dayanışma ekonomileriKooperatiflerKooperatifçilik+4
Mahir Can Göçer
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikası

1980 yılında imzalanan 24 Ocak Kararları ile birlikte neoliberalizm ve küreselleşmenin hız kazanması ve 1973'de yaşanan Petrol Krizi sonucunda petrolün güvenilir bir enerji kaynağı olmaktan çıkıp enerji kaynaklarının çeşitlilik kazanmaya başlamasıyla birlikte 1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikaları farklılaşmaya başlamıştır. Ülkede özel sektörün de enerji piyasalarındaki varlığı güçlenmiştir. Özellikle doğalgazın enerji karışımına girmesiyle birlikte ülkenin enerjide dışarıya bağımlılığı giderek artmış ve kömür ve hidrolik enerji gibi ülkede potansiyel anlamında bol miktarda bulunan kaynaklardan yeterli düzeyde fayda sağlanamamıştır. Özel sektörün de enerji piyasalarındaki etkisi giderek artmış, ancak özelleştirmeler genel anlamda liyakat temel alınarak yapılmadığından bu durum verimlilik artışlarını beraberinde getirmemiştir. Bu çalışmada 1980 sonrası Türkiye'nin uyguladığı enerji politikaları incelenirken; öncesinde enerji politikalarını etkileyen faktörler ve yenilenemeyen ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geçmişten günümüze tüketim, maliyet ve çevresel etkiler anlamında dünyadaki genel durumu okuyucuya sunulmuş ve elde edilen bulguların Türkiye'nin uyguladığı enerji politikalarının değerlendirilmesinde yardımcı olması amaçlanmıştır. Sonrasında ise Türkiye'nin enerji kaynak ve potansiyelleri verilerek, bu veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye'nin gelecekte yenilenebilir ve yenilenemeyen kaynaklar bağlamında uygulayabileceği enerji politikaları tartışılmıştır.

1980 sonrası24 Ocak 1980 kararlarıEnerji+6
Ceyhun Turan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir'deki yerel magazin basınının ekonomi politiği: Follow ve Motto dergileri örnekleri

Türkiye basınında yaygınlaşan magazin kavramının yerel basındaki yansımalarının, 1980'li yıllardan itibaren değişen ekonomik, siyasi ve kültürel yapısıyla ilişkilendirilerek irdelenmesi bu çalışmanın sorunsalını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, Eskişehir yerel magazin basınının üretim ve metin boyutunda incelenmesi de çalışmanın sorunsalı kapsamındadır. Eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde oluşturulan bu çalışma, Eskişehir'de yayımlanan magazin dergilerinin üretim koşullarını ve içeriklerini çözümleyerek; yerel düzeyde işleyen magazin haberciliğini ve anlayışını sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, öncelikle ekonomi politik bilimin temelleri ve eleştirel ekonomi politiğin medyaya yaklaşımı değerlendirilmiştir. Ardından, medyadaki ekonomi politik dönüşüm ve magazini önceleyen dinamikler, 1980'li yıllardan sonra uygulanan neo-liberal politikalar, tüketim kültürü ve yaşam biçimleri ekseninde tartışılmıştır. Çözümleme kısmında ise, çalışmanın temel amacı çerçevesinde belirlenen araştırma sorularına yanıtlar aranmıştır. Bu doğrultuda, Eskişehir'de yayımlanan magazin dergileri (Follow ve Motto) nitel çözümleme yöntemiyle incelenmiştir. Bu kapsamda, dergilerin üretim süreci ve içeriklerine ilişkin sektör analizi ve metin çözümlemesinden yararlanılmıştır. Sektör analizi yoluyla her iki derginin editöryal kadrolarıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen bulgular, dergilerin üretim aşamasına ilişkin belirlenen beş başlık çerçevesinde yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra, metin çözümlemesi tekniğiyle dergi içeriklerini belirleyen konu ve aktörlerin sunumları incelenmiştir. Metin çözümlemesinden elde edilen bulgular, sektörden elde edilen verilerle de desteklenerek beş başlık altında yorumlanmıştır. Sonuç olarak, tekelci bir medya yapılanması içerisinde olan Follow ve Motto dergilerinin içeriklerinin reklam ve kâr kaygısıyla üretildiği sonucuna varılmıştır. Bu şekilde dergilerin tektipleşen içeriklerinde, Eskişehir'deki üst ve üst orta sınıfa üye kişilerin yaşam biçimlerini ve tüketim alışkanlıklarını özendiren ve tüketim kültürünün sürekliliğini destekleyen bir ideolojik üretim gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel ekonomi politik, neo-liberal politikalar, tüketim kültürü, yaşam biçimleri, magazin, yerel magazin basını.

DergilerEkonomi politikalarıEskişehir+5
Nursen Aydın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Anayasa referandumları ve basın: 1961, 1982 Anayasaları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumlarının Türkiye basınındaki sunumunun karşılaştırmalı çözümlemesi (cumhuriyet, hürriyet, tercüman/bugün gazeteleri örnekleri)

Bu çalışmada, 1961 ve 1982 Anayasaları referandumları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumunun Türkiye basınındaki sunumları örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde karşılaştırmalı olarak çözümlenmiştir. Sözü edilen örnek gazetelerin referandumlara (1961, 1982 ve 2010) ilişkin tutumları irdelenirken referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanları göz önünde tutulmuştur. Bununla birlikte, referandumların sözü edilen örnek gazetelerdeki sunumlarının irdelenmesi, referanduma sunulmuş olan 1961 ve 1982 anayasaları ile 2010 anayasa değişiklik paketinin içerikleri çözümlenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan referandumların tarihsel uğrakları, Türkiye'nin tarihsel süreçte geçirmiş olduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlardaki dönüşümler bağlamında soruşturulmuştur. Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümün referandum dönemleri ve referanduma sunulmak üzere hazırlanmış anayasalar ile değişiklik paketi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda, referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanının irdelenmesi, 1961 ve 1982 anayasalarının ve 2010 anayasa değişiklik paketinin içerik özelliklerinin değerlendirilmesi ve örnek olarak seçilmiş gazeteler özelinde Türkiye basınının referandumlara yönelik yaklaşımının ortaya konulması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Dolayısıyla, örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde Türkiye basınının sözü edilen referandumlara ilişkin tutumunun karşılaştırmalı olarak çözümlenmesi çalışmanın problemini oluşturmuştur. Çalışmada sorunsallaştırılan konunun çözümlenmesinde nicel ve nitel çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu yüzden, çalışmanın çözümleme kısmı nicel ve nitel çözümleme olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Çalışmanın nicel çözümleme kısmında, gazetelerin tüm sayfalarındaki referandumlara ilişkin haberlerin, fotoğrafların, köşe yazılarının, söyleşilerin ve yazı dizilerinin sayısal dağılımlarının belirlenmesinde kısmi olarak içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıştır. Nitel çözümleme kısmında ise, sözü edilen gazetelerde yayımlanmış referandumlara ilişkin manşet ve sürmanşet haberleri ile seçilmiş köşe yazılarının metinsel çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, tarihsel süreçte Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümlere göre farklılık gösteren referandum dönemlerindeki ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar ile sözü edilen gazetelerin referandumlara yönelik tutumları arasında organik bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle, gazetelerin içeriklerinin, ilk aşamada referandum dönemlerinde hâkim olan dönemsel koşullardan oldukça etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Referandumlar (1961, 1982 ve 2010), basın, sosyal refah devleti, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizm.

Anayasa 1961Anayasa 1982Anayasa 2010+7
Lütfü Pınar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de neo-liberal politikalar çerçevesinde devletin yeniden yapılandırılması: Siyasi ve idari anlamda yerel özerklik

Liberalizm, bireylerin özgür olması gerektiğini vurgular. Neo-liberalizm ise politika olarak ekonomik liberal anlayışın kolektif düşünce karşısında bireyi öncü görerek piyasa temelli çözümler sunması olarak görülür. Türkiye'deki neo-liberal politikalar 1980'den sonra özelleştirme, deregülasyon, siyasi liberalizasyon ve küreselleşmenin yaygınlaştırılması olarak ortaya çıkmaktadır. Modernleşen dünyada özgürlüklerin, devlet düzenlerinin ve ekonomideki gelişmelerin bir dayanak noktası her zaman bulunur. Bu gelişmelerin ışığında liberalizmin dünyada modernleşmenin ön ayağı niteliğinde olması Türkiye'de de etkisini ortaya koymaktadır. 1980'den sonra ülkemizin içinde bulunduğu durum toplumun içerisinde bulunduğu kriz, mevcut politikaların yetersizliğini ortaya koymaktadır. Yönetimsel krizler sonucunda yeniliğe ihtiyaç duyularak reform çalışmaları yapılmaktadır. Böylece kendi kendine yetebilme fikrinden dolayı özerklikliğin neo-liberal eksende yaşanan gelişmelerle ortaya çıktığı söylenmektedir. Dolayısıyla çalışmamızda; yeniden yapılanma, neo-liberal anlayışın ortaya çıkışı, yönetim ilkeleri, yerel yönetimler, merkezden ve yerinden yönetim arasındaki ilişki açıklanmaktadır. Faaliyet gösterme alanlarının ülkede meclis tarafından ortaya çıkarılan kanunlarla belirlendiği özerk yapılara yerel yönetimler denir. Özerklik; muhtariyet ve otonomi olarak da kullanılır. Ülkede yaşayan bireylerin ve grupların, sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmeleri için özerklik, ön koşuldur. Gerçekleşen neo-liberal dönüşümün ülkemizde ortaya çıkardığı yeni kurumlar ile gelenekselliğini bir kenara bırakmaya çalışan toplumsal yapı çerçevesinde modernleşme süreci geçiren kurumların incelenmesi yapılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda neo-liberal politikalar çerçevesinde siyasi ve idari özerklik konuları izah edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liberalizm, Neo-Liberalizm, Yeniden Yapılanma, Siyasi Özerklik, İdari Özerklik.

DevletKamu kuruluşlarıNeo-liberalizm+7
Kemal Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu yönetiminde neoliberal dönüşüm bağlamında yeni sağ muhafazakâr anlayışın çözümlenmesi: Turgut Özal dönemi

1980'li yıllar neoliberalizm açısından Türkiye'de dönüm noktası olmuştur. 1970'lerde yaşanan dünya ekonomik bunalımının akabinde refah devleti anlayışı terk edilerek yeni sağ ideoloji uygulanmaya başlanmıştır. 1980'lerde ortaya çıkan yeni sağ politikaların uygulayıcıları; ABD'de Ronald Reagan, İngiltere'de Margaret Thatcher, Türkiye'de ise Turgut Özal olmuştur. ABD'de Reaganizm, İngiltere'de Thatcherizm, Türkiye'de ise Özalizm olarak adlandırılan yeni sağ politikalar çerçevesinde birtakım gelişmeler yaşanmıştır. 1980'lerde, Türkiye'de, devletçilik politikalarının rafa kaldırılıp neoliberal politikaların uygulandığı bir dönem yaşanmıştır. Türkiye'de yaşanan toplumsal sorunlar ve siyasal istikrarsızlıklar ekonomik sıkıntılarla birleşince, 1980 sonrasında neoliberal bir dönüşüm başlamıştır. Süleyman Demirel hükümetinin Türkiye ekonomisini iyileştirmeye ve geliştirmeye dönük hazırladığı "24 Ocak 1980 ekonomik istikrar programı" ile Turgut Özal, bu neoliberal dönüşümü Türkiye'de başlatan kişi olmuştur. Türkiye'de yeni sağ ideoloji, "24 Ocak Kararları" ile uygulama alanı bulabilmiştir. Bu kararlarla Türkiye'de yapısal dönüşüm sürecine girilmiştir. Neoliberal ekonomi programının uygulanmasıyla liberal ekonomi dönemi başlamış, Türkiye ekonomisi dış rekabete açık bir hale getirilmiş, özelleştirme uygulamaları yapılarak devletin küçültülmesi sağlanmıştır. Ancak bu gelişmeler ilk başta olumlu olsa da ilerleyen dönemlerde olumsuz sonuçlar yaratmıştır. Ayrıca bu dönemde ihracatta artış yaşanırken, piyasa ekonomisine yönelik gereken altyapı hazırlanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Neoliberalizm, 24 Ocak Kararları, Turgut Özal, 12 Eylül Darbesi, Yeni Sağ.

12 Eylül müdahalesi24 Ocak 1980 kararlarıAnavatan Partisi+7
Havva Nur Aksu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anavatan Partisinin siyasal ideolojisi

Siyasal partiler üzerine yapılan çalışmalar sonucu, siyasal partilerin klasik tanım ve sınıflandırılması yerine daha kapsamlı bir tanımlama ve sınıflandırma çabaları içine girilmiştir. Bu çalışmalar içerisinde Otto Kircheimmer tarafından yapılan ?catch-all party? (Toplayıcı Parti) tanımlaması, günümüz partilerinin pek çoğunu tanımlamada kullanılabilecek bir kavramdır. Türkiye'de, ?catch-all party? tanımlaması, 1983 yılında 4 eğilimin partisi olmak üzere kurulan ANAP için geçerlidir.ANAP'nin ideolojisi olarak kabul edilen yeni sağ ideoloji ekonomik alanda neo-liberalizmden ve siyasal alanda ise neo-muhafazakarlıktan oluşur. Dünyanın 20. Yüzyılda yaşadığı krizler ve bunlara karşı ürettiği çözümler, yeni sağın anlaşılmasında oldukça önemlidir. Doğaldır ki bu krizler ve çözüm önerileri bize yeni sağın sadece ekonomik boyutunu görmekte fayda sağlayacaktır. Yeni sağın siyasal dönüşümü için, neo-muhafazakar düşünceyi irdelemek ve onun ne olduğunu ortaya koymak önemlidir.Batı'da Thatcher ve Reagan'ın uygulamaya koyduğu yeni sağın Türkiye'deki temsilcisi ANAP'dir. 1983 yılında kurulan ve 2010 yılına kadar Türk siyasal hayatında varlığını sürdüren ANAP'nin ekonomik ve siyasal olarak icraatlarını ya da ideolojisini anlayabilmek için, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi geçmişine kısaca değinmek gerekmektedir. Türkiye'nin kuruluşundan 1980 yılına kadar çeşitli ekonomik ve siyasi modeller denenmiş, ancak bu modeller krizlere geçici çare olsa da bir müddet sonra başka krizlere neden olmuştur. 12 Eylül 1980 sonrası oluşan yapıda gerek Askeri Rejim'in gerekse de toplumun geniş bir kesiminin desteğini alan ANAP ve Turgut Özal, 6 yıl iktidarda kalacak ve yeni sağ politikaları uygulamaya gayret gösterecektir. ANAP, yeni sağ düşünceye uygun bir şekilde, enerjisinin çoğunu ekonomiye harcamış, siyasal düzeni ise Askeri Rejim'e bırakmıştır. ANAP iktidardayken, yine Turgut Özal'ın önderliğini yaptığı ve 24 Ocak 1980 tarihinde uygulamaya konulan istikrar paketini sürdürmeye büyük gayret göstermiştir. Türkiye'de ANAP'nin temsilciliğini yaptığı yeni sağın, ekonomik alanda 24 Ocak kararlarıyla, siyasal alanda ise 12 Eylül'le başladığını söylemek yanlış olmayacaktır.Anahtar Kelimeler: Toplayıcı Parti, Neo-liberalizm, Neo-muhafazakarlık, Yeni Sağ, 24 Ocak, 12 Eylül, Turgut Özal, ANAP.

Anavatan PartisiNeo-liberalizmSiyasi partiler+2
Muahmmed Ali Köse
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksellikten neo-liberal muhafazakârlığa Türkiye'de İslamcılığın dönüşümü

Modern bir ideoloji olarak İslamcılık, belirli bir tarihsel dönemde ortaya çıkmıştır. İslamcılık, toplumun temelleri ve yapısı itibariyle yukarıdan aşağıya İslamileştirilmesini hedeflemektedir. İslami bir devlet ve toplum inşasını amaçlayan İslamcılık, modernlikle olan ilişkisinde, modernliği sorgulamasına karşın onu reddetmemektedir.Türkiye'de 1970'li yıllarla birlikte bağımsız siyasal bir parti etrafında örgütlenen İslamcı hareket, 1990'lı yıllara dek milliyetçi, muhafazakâr ve radikal bir politik güç olarak yükselmiştir. Bu dönemde İslamcılık; öz İslam'dadır, hakikati İslam'da aramak ve İslam'ın altın çağına dönmek gibi politik söylemlere sahiptir. Ancak, 1990'lı yıllardan itibaren İslamcılık, küreselleşme, neo-liberalizm ve ulus-ötesi kapitalizmle bütünleşerek ve önceki ideallerinden vazgeçerek dönüşmüştür. Türkiye'de İslamcılığın dönüşümü, İslamcı hareketin Batı ile olan ilişkisinde açıklık kazanmaktadır. 1970'li yıllarla 1990'lı yıllar arasında İslamcılık, Batı karşıtı bir ideoloji olarak gelişme gösterirken, 1990'larla birlikte ve 2000'li yılların başında İslamcılık dönüşerek Batı siyasal formu olan liberal demokrasilerle bütünleşme çabası içinde olmuştur. Bu nedenle, 2000'li yılların başında muhafazakâr İslamcı iktidar partisi AKP, yeni muhafazakâr hareket olarak politik kimliğini ?muhafazakâr demokrat? olarak ifade etmiştir.Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Küreselleşme, Neo-liberalizm, Ulus-ötesi Kapitalizm, Yeni Muhafazakârlık, Dönüşüm

DönüşümKapitalizmKüreselleşme+3
Kerem Özbey
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin emperyal boyutları: Aşırı liberalizm

Özellikle son yirmi beş yıl göz önüne alındığında, küreselleşme söylemleri ile birlikte karşımıza Neo-liberal politikalar çıkmaktadır. Bu yaklaşım 1980'lerle birlikte oldukça etkili bir rol oynamış olup, liberalizmin yeniden ve daha yüzeysel olarak değerlendirilmesi, öne sürülmesi olarak da değerlendirilebilir. Neo-liberal politikaların hangi sosyal gerçeklikler sonucunda ortaya çıktığı, liberal politikalar ile benzeşen ve ayrılan noktalan, Küreselleşme söylemleri içerisinde nasıl yer aldığına bağlı olarak incelendiğinde daha anlaşılır sonuçlar doğurmaktadır. Neo-liberalizm kendisini, Küreselleşmenin bir ideolojisi olarak ortaya koymaktadır. Bu anlamda Kapitalizm, liberalizmin açmazlara girmesi sonucunda, kendisini yeniden üretmesi çabalarının bir sonucu olarak karşımızda durmaktadır. Yeni Dünya Düzeni olarak adlandırılan bu dönemde neo-liberal politikalar asıl olarak kurulması istenilen bu yeni düzen mantığı içerisinde kendisini göstermektedir.

EmperyalizmKüreselleşmeLiberalizm+2
Gökhan Göktürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kalkınma planlarında eğitimde sosyal adalet söylemi ve olası neoliberal uygulamaların eleştirel pedagoji perspektifinden incelenmesi (Türkiye örneği)

Bu çalışma, Dokuzuncu, Onuncu ve Onbirinci Kalkınma Planlarında hükümetlerin eğitimde sosyal adaleti sağlamak için hangi politikaları hedeflediklerini ve bu politikaların uygulamaya nasıl yansıdığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yöntemi nitel bir çalışma olan bu araştırmanın deseni durum çalışmasıdır ve çalışmada sosyal adalet ve neoliberal ideoloji gibi farklı boyutlar olduğundan dolayı iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi ile Dokuzuncu (2007-2013), Onuncu (2014-2018) ve Onbirinci (2019-2023) Kalkınma Planları taranmış ve sosyal adalet ve neoliberal ideoloji temalarına gönderme yapan politika maddeleri seçildikten sonra içerik analizine yapılmıştır. Politikaların uygulanma aşamasına yansıyan neoliberal ideolojinin etkisini görebilmek için ampirik çalışmalar da taranmıştır. Araştırmanın bulguları, sosyal adaleti sağlamak için oluşturulan politikaların, bir çoğunun sahada neoliberal ideolojiye hizmet eder durumda olduğu kanaatine varılmıştır. Uygulanan eğitim politikalarının, dezavantajlı gruplardaki öğrencilerin okula devam oranlarını artırmak ve okullar arası başarı farkını kapatmak gibi hedef gruplara istenilen faydayı sağlamadığı görülmektedir. Bu sebeple, araştırma, uygulanacak eğitim politikalarının eleştirel pedagojinin temel felsefesi olan diyalog temelli bir yaklaşımla, politikaların praksis boyutu da gözetilerek hazırlanmasını önermektedir.

Eleştirel pedagojiEğitimKalkınma planları+2
Tuğba İşbaşarır
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal küreselleşmenin siyasal ve felsefi boyutları

Bu çalışma ile kapitalizmin zamanın ruhuna uygun olarak evrildiği bir ideoloji olan neoliberal küreselleşmenin, ortaya koyduğu dünya tasavvuru ve onun siyasal ve felsefi boyutlarının incelenmesi yapılmıştır. Bu ortaya koyulurken, neoliberal küreselleşmeye kaynaklık eden liberal felsefenin, ortaya çıkmasını sağlayan düşünsel ortam, liberal felsefeyi savunan düşünürler ve liberal felsefenin savunduğu temel meseleler işlenmiştir. İlerleyen süreçte, liberal felsefenin bir ideolojiye dönüşmesi, bu olurken uygulanan devlet politikaları ve kapitalizm, emperyalizm kavramlarının bu süreç içerisindeki yeri belirtilmektedir. Liberalizmden, neoliberalizme doğru yaşanan felsefi ve iktisadi dönüşüm ele alınarak, neoliberalizmin ortaya çıkışı, daha sonra küreselleşme olgusunun, neoliberal araçları ifade edilmiş ve onun küreselleşmeyle birlikte tesirleri incelenmiştir. Son olarak ise, neoliberal küreselleşme sürecenin siyasal ve felsefi boyutları teferruatlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Emperyalizm, Kapitalizm, Küreselleşme Liberalizm, Neoliberalizm, Neoliberal Küreselleşme

EmperyalizmKapitalizmKüreselleşme+4
Burak Özmaden
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Yönetsel akıl ve sanat: Farklı bilgi biçimleri arasında bir hakikat tartışması

Bu tezde neo-liberal politikaların ve post-Fordist kapitalizmin kullandığı bilgi üretme ve yönetim teknikleri ile sanatın alanının ve sanat üretimini algılayışımızın ilişkisi araştırılıyor. Sanat alanının, farklı öznelliklerin ve tekilliğin kurtarılmış bölgesi olarak görmemizin artık mümkün olmadığı savlanırken, güncel kapitalizmin bilgi üretme biçimleri kullanılarak sanat yapıtlarına, iş dünyasının çalışanda aradığı nitelikler vasıtasıyla ?sanatçı özne?ye, şirketlerin kullandığı ?performans ölçüm? yöntemleri ile sanat kurumuna bakılıyor. Anahtar kelimeler: ?çelişki?, ?post-Fordizm?, ?neo-liberalizm?, ?yönetimsellik?

Neo-liberalizmPostfordizmSanat+3
Burak Delier
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Neo-liberal ekonomi politikalarının Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkileri

Tarım sektörünün Türkiye ekonomisine katkısı yadsınamaz bir gerçekliktir. Tarım politikaları tarihsel süreç boyunca değişim göstermiştir. 1970'ler sonrasında dünyada yaygınlaşmaya başlayan neoliberal politikalar Türkiye'de de 24 Ocak 1980 Kararları ile karşılığını bulmuştur. 24 Ocak Kararları neticesinde Türkiye'de ekonomi ve tarım politikalarında birçok değişim meydana gelmiştir. Tarım sektöründe uygulanan politikaların temel amaçları verimliliğin ve rekabetin arttırılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir tarıma ulaşmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda uygulanan politikaların tarımsal üretimdeki çıktıyı nasıl etkilediği en önemli husustur. Bu kapsamda çalışma neoliberal ekonomi ve tarım politikalarının Türkiye'de tarım sektörünü ne yönde etkilediğini incelemek amacıyla yazılmıştır. Bu çalışmanın temel sorusu 1980 sonrası uygulanan ekonomi politikalarının günümüz tarım sektörüne yansımalarını tespit etmektir. Neoliberal ekonomik görüşün hâkim olmasıyla beraber ortaya çıkan değişimlerin tarımsal üretimde ne gibi sonuçlar doğurduğu incelenecektir. Neoliberal ekonomi politikalarını ortaya çıkaran temel görüşlerden, dünyada uygulanan politikaların benzerlerinin Türkiye'de ne şekilde uygulandığı ele alınmıştır. İncelemelerin sonucunda neoliberal ekonomi politikalarının gerek yöntem gerek ise uygulama yanlışlıklarından kaynaklı tarım sektöründe negatif etkiler doğurduğu görülmüştür. Tarım sektörünün potansiyel üretim miktarı ile mevcut üretim miktarı arasındaki fark sektör mensupları ve ülke açısından tatmin edici olmadığı görülmüştür. Tez çalışmasının amacına, sonuçlarına, önermesine yönelik nitel bir araştırma yöntemi uygulanmıştır. Çalışmanın konusu bağlamında ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların değerlendirme ve verilerinden ikincil kaynak olarak faydalanılmıştır.

EkonomiEkonomi politikalarıNeo-liberalizm+2
Cengiz Fakı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnsani gelişme yaklaşımı ve neoliberal politikaların gelişmekte olan ülkeler açısından karşılaştırılması

Amartya Sen'e göre kalkınma, insanların yararlandıkları gerçek özgürlüklerin genişletilmesi sürecidir ve temel olarak insanlarla ilgilidir. Gerçek anlamda bir kalkınma ancak, insanların yaşamlarını özgür bir biçimde sürdürebildikleri bir toplum içerisinde gerçekleşebilir. Yalnızca gelir artışının veya çıktı düzeyinin artırılmasını içeren iktisadi bir anlayış, böylesi bir süreci açıklamada yetersiz kalır. Gelir artışı, tek başına insani yoksunluğu açıklayamaz. İnsanların tercihleri, iktisadi refahın çok ötesindedir. Dolayısıyla kalkınma sürecinin asıl içeriğine erişilmesi, ancak insanların yaşamlarında önemli bir yer tutan ve onların yaşamlarını değerli kılan sosyal, siyasal, kültürel olmak üzere diğer tüm unsurların da analize dahil edilmesiyle mümkün olabilir. Ancak bu şekilde, insan refahı tam anlamıyla anlaşılabilir.Amartya Sen'in "kapasite yaklaşımı", insan merkezli bir kalkınma anlayışının felsefi ve kavramsal altyapısını oluşturur. Merkezine insanı alarak, onun temel kapasitelerine ve özgürlüklerine odaklanan insani gelişme yaklaşımı, kalkınma sürecinde önemli bir yer tutar. Kişisel çıkar dürtüsüne dayalı, faydanın ve iktisadi refahın maksimizasyonunu içeren ve rasyonaliteyi evrensel bir koşul olarak kabul eden neoliberal yaklaşımda ise kalkınmanın içeriği, milli gelirde rakamsal bir artışı ifade eder. Ancak böylesi bir kalkınma anlayışı, gelişmekte olan ülkelerin deneyimlerine bakıldığında yetersiz ve işlevsiz kalır. İhtiyaç duyulan, bilinçli bir kamu politikasıyla iktisadi büyümenin insanların yaşantılarına aktarılmasıdır. Buna göre, kalkınma sürecinde insana ve insani gelişmeye dayalı bir yaklaşım, etkili bir kamu politikasıyla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde neoliberal reçetelere göre daha etkin görünmektedir.

Devlet politikalarıEkonomik kalkınmaGelişim+4
Mehmet Sedat Uğur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çin Halk Cumhuriyeti: Politik ve ekonomik dönüşüm süreci (1970–2011)

Neoliberalizmin hızla yayıldığı 1980'li yılların Çin Halk Cumhuriyeti'nde (ÇHC) ekonomik dönüşümlerinin yaşanmaya başladığı döneme denk gelmesi sonucu, neoliberalizm akımı ÇHC ekonomik dönüşümünü hızlandırmıştır. ÇHC, 1990'lı yıllarda ekonomik dönüşümler sayesinde elde ettiği yıllık %9-11 kalkınma hızıyla dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi haline gelmiştir. Küreselleşmenin, tek bir çıkış yeri ve başlangıç noktası olmamasına karşın Soğuk Savaş sonrası 1990'lı ve özellikle 2000'li yıllarda hızla ilerlemesi Çin ekonomik dönüşümüne olumlu katkıda bulunmuş ve ÇHC'nin dünya ekonomik sistemi ile bütünleşmesine etkisi oldukça önemli hale gelmiştir. Küreselleşmenin etkisinde muazzam dönüşümler yaşayan ÇHC ekonomisi, uluslararası alanda da önemli değişimler yaşayarak, özellikle 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ile dünyaya kapılarını tamamen açmıştır. Küreselleşme akımının etkisiyle geçirdiği ekonomik dönüşümler sonrasında, küresel ekonomik sistemi ile bütünleşmesi, ÇHC'nin uluslararası ilişkiler çerçevesinde yeni sorumluluklar üstlenmesini gerektiren bir yaklaşımı da beraberinde getirmiştir. Anahtar kelimeler: ÇHC ekonomisi, ekonomik dönüşüm, küreselleşme, neoliberalizm.

DönüşümEkonomik değişmeKüreselleşme+5
Selin Dağtekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal eğitim politikaları bağlamında orta sınıfın okul tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Türk eğitim sistemindeki neoliberal politikalar bağlamında orta sınıf ailelerin ve çocuklarının okul tercihlerini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Araştırma nitel betimsel bir çalışmadır. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 22 veli (13 devlet - 9 özel okul) ile orta sınıfa mensup, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilindeki devlete ait fen liselerini tercih edecek düzeyde TEOG sınavı puanına sahip 30 öğrenci (16 devlet okulu - 14 özel okul) oluşturmaktadır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, velilerin ve öğrencilerin okul tercihlerinin akademik, fiziki, ekonomik, çevresel, kişisel, sosyal ve kültürel, dini, siyasi ve politik faktörlerden etkilendiği görülmüştür. Araştırmada, velilerin okullardan akademik, sosyal ve kişilik gelişimi ile ilgili beklentilerinin olduğu; öğrencilerin ise akademik ve sosyal yönlerden beklentilerinin olduğu saptanmıştır. Çalışmada, devlet okulu velilerinin ve öğrencilerinin okulları akademik ve sosyal açıdan yeterli bulmadığı; özel okul velilerinin ve öğrencilerinin ise okulları sosyal açıdan yeterli bulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim politikalarıNeo-liberalizmOkul seçimi+2
Dilek Karataşoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Neoliberal politikalar ışığında gelir dağılımı adaleti ve finansal krizler: Seçilmiş ülkeler üzerine bir inceleme

Adil gelir dağılımı hedefi, son yıllarda birçok ülke için öncelikli strateji planı hedefleri arasında gösterilmeye başlamıştır. İktisat biliminde bölüşüm teorileri kapsamında incelenen adil gelir dağılımı hedefi, tarih boyunca küresel iktisadi sisteme hükmeden tüm iktisadi görüşlerce incelenmiştir. Günümüz hâkim iktisadi görüşlerinden biri olarak kabul edilen Neoliberalizm de artan gelir eşitsizliği sorununun çözümü olarak iktisadi küreselleşme ve iktisadi liberalizasyon uygulamalarından oluşan iki temel politika önerisinde bulunmaktadır. Buna karşın, iktisadi küreselleşme politikalarının gelir eşitsizliğinin azaltılması hedefindeki başarısı, iktisat literatüründe hala önemli bir tartışma konusudur. Üstelik gelir eşitsizliğini azaltmak amacıyla uygulanan liberalizasyon politikalarının, finansal krizlerin ortaya çıkışında anahtar bir role sahip olduğu yönünde güncel tartışmalar da başlamıştır. Bu tartışmalara dayalı olarak çalışmanın temel amacı, Neoliberal iktisadi görüşün, gelir eşitsizliği sorununa karşı çözüm olarak sunduğu iktisadi küreselleşme ve iktisadi liberalizasyon politikalarının gelir dağılımı üzerindeki etkilerinin ve finansal krizlerdeki rolünün incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada öncelikle gelir eşitsizliğini etkilediği kabul edilen temel faktörler dikkate alınarak iktisadi küreselleşmenin gelir eşitsizliği üzerindeki etkileri, gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerden oluşan 70 ülkelik bir panel ve 1991-2013 dönemi için incelenmiştir. Bunu yaparken ülkeler arasındaki bağımlılığı göz ardı etmemek amacıyla yatay kesit bağımlılığını dikkate alan ikinci nesil panel veri yöntemlerinden faydalanılmıştır. Daha sonra, artan gelir eşitsizliği sorununa karşı uygulanan finansal deregülasyon politikalarının finansal krizlerdeki rolünü incelemek amacıyla ikinci bir ampirik model oluşturulmuş ve modelde 10 gelişmiş ülke örneği ele alınmıştır. Bu modelde, literatür ile uyumlu bir biçimde kredi genişlemesi, finansal krizlerin göstergesi olarak kullanılmış ve gelir eşitsizliğinin kredi genişlemesi üzerindeki etkileri, kredi genişlemesini etkilediği kabul edilen temel faktörler göz ardı edilmeden incelenmiştir. Gözlemlenen her ülke için ayrı ayrı sonuç almak amacıyla değişkenler arasındaki nedensellik ilişkilerinin zaman serisi yöntemleri ile incelendiği bu model kapsamında, gelir eşitsizliği ile kredi genişlemesi arasındaki ilişki ayrıca zamanla değişen nedensellik testi aracılığıyla da araştırılmıştır. İktisadi küreselleşmenin gelir eşitsizliği üzerindeki etkilerinin incelendiği birinci model için elde edilen bulgular küresel ölçekte incelendiğinde, ekonomik büyümenin ve iktisadi küreselleşmenin gelir eşitsizliğini arttırdığı; beşeri sermaye birikiminin ise gelir eşitsizliğini azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci model kapsamında incelenen ve gelir eşitsizliği sorununa karşı uygulanan finansal deregülasyon politikalarının finansal krizlerin ortaya çıkışında anahtar bir role sahip olduğu yönündeki hipotezin, Anglo-Sakson refah devleti modeline bağlı ülkeler için geçerli olduğu buna karşın İskandinav modeline ve Kıta Avrupası modeline bağlı ülkeler için geçerli olmadığı görülmüştür.

Finansal krizGelir dağılımıGelir dağılımı politikaları+3
Mehmet Akif Destek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal politikaların gelir dağılımı ve yoksulluk üzerine etkileri

Neoliberalizmin bireysel girişimciliği serbest bırakması ve serbest piyasayı hakim kılarak emek-sermaye ikilisinden, sermaye kesiminin çıkarlarını gözeten politikalar uygulamaya koyması ile gelir dağılımı sermaye sahipleri lehine değişmiştir. Farklı gelir grupları arasındaki makas farkı ciddi şekilde açılmaya başlamış ve yoksulluk artmıştır. Yoksulluk adına uygulanan neoliberal politikalar yoksulluğu azaltmak yerine kalıcı hale getirmiştir. Bu çalışmada, 1970'li yıllarda uygulamaya konan ve günümüzde küreselleşme süreciyle bütün dünyaya yayılan neoliberal iktisat politikalarının tüm dünyada yoksulluğun derinleşmesine, gelir dağılımının kötüye gitmesine sebep olduğu konusuna vurgu yapılacak ve bu bağlamda yoksullukla mücadele ve gelir dağılımı eşitsizliğinin en aza indirilmesi için uygulanabilecek alternatif politikaların neler olabileceği üzerinde durulacaktır. Anahtar kelimeler: Neoliberalizm, gelir dağılımı, yoksulluk.

EkonomiEkonomi politikalarıGelir dağılımı+2
Birgül Katar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen güvenlik algısı çerçevesinde Türkiye'de özel güvenlik hizmetlerinin kent güvenliğine etkileri

Soğuk Savaş dönemi sonrası yaşanan küreselleşme, neoliberalizm ve yönetişim süreçleri güvenliğin türü, sınırı, sunum şekli, kontrol makamını değiştirmiştir. Değişen dünyanın değiştirdiği kent merkezleri içerisinde çok sayıda farklı ırk, ideoloji, kültür, inanç, eğitim vb. yaşam şekline sahip insanlarla dolmuştur. İnsanların yığınlar halinde yaşadığı kentler güvenlik tehditlerinin en yüksek olduğu mekanlar haline gelmiştir. Kentlerin daha güvenli alanlar olabilmesi için kolluk güçlerinin yanında özel sektörün sunduğu güvenlik hizmetlerine de başvurmak önemli bir konu olmuştur. Bu bağlamda dünyada olduğu gibi Türkiye'de de özel güvenlik hizmetleri başlamış ve 1981'de hukuki olarak uygulamaya konulmuştur. Hukuki ve uygulama olarak gelişimi desteklenen özel güvenlik hizmetlerini yerine getiren personel sayısı nihai noktada polis kuvvetlerinin önüne geçmiştir. Çalışmada kentlerdeki birçok mekânın güvenliğinin emanet edildiği özel güvenlik hizmetlerinin kalite ve memnuniyet gibi hususlarının, kentlerde yaşayanlar tarafından nasıl algılandığı ve değerlendirildiği anlamak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda kentlerde yaşayan bireylerin özel güvenlik hizmetlerine duyduğu memnuniyeti ölçmek için bir anket uygulaması yapılmıştır. Ankete 212 kişi katılmış olup 200 anket geçerli kabul edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde yer alan anket çalışmasından elde edilen bulgulara göre kentliler özel güvenlik görevlilerine kolluk güçleri kadar olmasa da güven duymaktadırlar. Ayrıca özel güvenlik personellerinin kullanım sayısına karşı ortada derecede memnuniyet olmakla beraber varlıkları gerekli olarak algılanmıştır. Bir başka bulgu ise kentlilerin özel güvenlik hizmetlerinden faydalanırken çekinmedikleri, personelleri samimi ve hevesli bulduklarıdır. Yapılan çalışma elde edilen bulgular ekseninde değerlendirilmiş ve bu hususta öneriler geliştirilerek tamamlanmıştır.

GüvenlikGüvenlik hizmetleriKent güvenlik yönetim sistemleri+4
Rabia Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal liberalizasyonun eşitsizlik olgusu bağlamında incelenmesi ve ampirik bulgular

Bretton Woods sistemi 1970'li yılların başına kadar finansal sistemin çatısı işlevini üstlenmiş; 20.yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde sistemin çökmesi ve gelişmiş dünyada sermaye birikimindeki durgunluk dünyayı yeni bir finansal sistem arayışına yöneltmiştir. Bu yönelim gelişmiş ülkeler nezdinde finansal liberalizasyonu merkezine alan neoliberal ekonomi politikalarını gündeme getirmiştir. Bu politikalar önce gelişmiş ülkeler tarafından, daha sonra 1980'li yılların borç krizleriyle mücadele halindeki gelişmekte olan ülkeler tarafından Washington Uzlaşısı çerçevesinde benimsenmiştir. IMF ve Dünya Bankası gibi Bretton Woods kurumları tarafından gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunlarıyla mücadeleleri kapsamında ele alınan bu politikalar sürdürülebilir kalkınmanın önkoşulu olarak değerlendirilmiştir. Öyle ki gelişmiş dünyanın finansal sermaye birikimi ile gelişmekte olan dünyanın finansman ihtiyacının bu süreçte birbirini tamamlayıcı pozisyonu, finansal liberalizasyon politikalarının benimsenmesiyle mümkün olabilmiştir. Sonraki süreçte ise gelişmekte olan ülkelerin art arda yaşadıkları para ve borç krizleri bir yana, gelişmiş ülkelerin başat pozisyonu ile dünya genelinde 1970-1980 döneminden sonra ülke-içi eşitsizliklerde gerçekleşen yukarı yönlü trend, finansal liberalizasyonun gelir dağılımını bozucu etkisinin ve dolayısıyla neoliberal ekonomi politikalarından beklenen getiri ve etkinlik kazanımlarının epey sorgulanmasına yol açmıştır. Bu çalışma, üzerinde uzlaşı olmayan bu meseleyi 1996-2016 dönemi için, hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerin yer aldığı 52 ülkeyi kapsayan bir örneklem üzerinden statik ve dinamik, doğrusal ve doğrusal olmayan panel veri analizleri aracılığıyla araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla finansal liberalizasyon düzeyini alternatif açılardan ölçen farklı içerikli değişken ve endeksler ile gelir eşitsizliği ölçütü olarak Gini katsayısı kullanılmaktadır. Analiz sonuçları, kredi genişlemesindeki artışın gelir dağılımını iyileştirmediğine dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Diğer yandan, uluslararası sermaye hareketlerinin serbestliğini, dolayısıyla finansal açıklığı ölçen göstergelerin eşitsizliği azalttığına yönelik bir kanıt elde edilememiştir. Öyle ki bu göstergelerden, kurallara dayalı de-jure göstergelerin parametre katsayıları pozitif fakat anlamsız bulunmuştur. Fiili yani de-facto bir gösterge olarak, doğrudan yabancı yatırım stokunun GSYİH'ya oranındaki artışın ise gelir eşitsizliğini artırdığına yönelik bazı ipuçları elde edilmiştir. Bu bağlantı, etkileşim terimleri ile ölçülen aracı değişkenlerden iktisadi büyüme ve kurumsal gelişme düzeyinden etkilenmekte, fakat aracı etkinin doğrusal olmadığına dair herhangi bir sonuç elde edilememektedir.

EkonomiEkonomi politikalarıEşitsizlik+4
İpek Tekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta sınıf ve finansallaşmanın sosyo-mekansal yansımaları

Neo-liberalizmin etkisini her alanda gösterdiği günümüz toplumlarında, kentler de bu sürecin bir parçası haline gelmektedir. Neo-liberal küreselleşme ile birlikte finansal işlemler artmış ve gündelik hayatın içine kadar girmiştir. Bu durum, bireylerin finansal işlemlerle daha yakından ilişki içinde olmasını ve kredi kullanımını birçok alanda arttırmasını beraberinde getirmiştir. Finansallaşmanın artması, bir taraftan bir borçlanma kültürünün oluşumunu beraberinde getirirken diğer taraftan da kentsel mekânda konut tüketimi üzerinde kendini göstermektedir. Günümüzde konut sahibi olmak, artış gösteren kredi olanaklarıyla birlikte daha ulaşılabilir bir hale gelmiştir. Böylece, maaşlarının verdiği güvence ile orta sınıflar konut kredisinden yararlanıp uzun süreli borçlanarak konut sahibi olabilmektedir. Bu süreç, özellikle borçlanarak konut satın alan orta sınıfların mekânda konumlanması üzerinde görünür olmakta ve bir takım sosyo-mekânsal yansımaları ortaya çıkarmaktadır.

Finansal faaliyetlerFinansal farkındalıkFinansallaşma+4
Elif Özgür
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Neo-liberalizmin sirayeti, mekan ve yerel yansımalar

Tüm dünyada belirleyici olan küreselleşme süreci ve neo-liberal uygulamalardan hareketle şimdiye kadar kamuya ait malların şirketleştirilmesi, metalaştırılması ve özelleştirilmesinin yanı sıra, günümüzde artık sermaye birikimi için insanların içinde bulunduğu mekâna kadar müdahale edildiği görülmektedir. Mekânlar üzerinde uluslararası ve ona bağlı işleyen sermaye ilişkilerinin giderek egemen olduğu gerçeğinden hareketle, bu mekâna sermaye tarafından müdahaleye birtakım yerel tepkilerin ortaya çıktığı yadsınamaz bir gerçekliktir. Neo-liberal küreselleşmenin yerinden eden unsurlarına karşıt olarak yerelin yeniden yerleştirici unsurları arasında sürekli bir ilişki söz konusudur ve yerelin yeniden yerleştirici güçleri genellikle küresel olana bir tepki olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de 1980'lerden itibaren neo-liberal ekonomi politikalarının temel dinamiklerini benimsemiş, küresel işleyişle eklemlenebilmenin gereklerini yerine getirmeye başlamıştır. Özellikle yapısal uyum programları bu süreçte önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, küreselleşme süreci ve onun ekonomik görünümü olan neo-liberal politikalar aracılığıyla sermayenin mekana ve yerelliklere nasıl sirayet ettiği ve yerelin bu sirayete verdiği tepkiyi tartışmak temel amaç durumundadır.

EkonomiEkonomi politikalarıKüreselleşme+7
Ecem Eskicioğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal küreselleşme, hegemonya ve Wall Street'i İşgal Et Hareketi: Neo-Gramşiyan bir analiz

Kapitalist uluslararası ekonomik sistemde 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin, dünya çapında pek çok ülkenin ulusal ekonomilerinin büyüme hızlarında dramatik düşüş, hatta iflasa varan durgunluk, işsizlik oranlarında artış gibi sonuçları oldu. Bu ve bundan önceki yapısal krizler nedeniyle sarsılan ve sorgulanan, neoliberal küreselleşmenin temsilcisi ABD'nin hegemonyasına, karşıt-hegemonik meydan okuma New York'un finans merkezinde 2011 yılı Eylül ayında "Wall Street'i İşgal Et! (Occupy Wall Street-OWS)" protestoları ile başlatıldı. Temel isteklerinin sosyal adalet olduğunu vurgulayarak kendilerine biz %99'uz diyen protestocular, ABD'nin %1'ini oluşturan en zenginlerini protesto ediyordu. Bu çalışmada, OWS hareketi ile ABD sivil toplumunda hegemon neoliberal düzenden duyulan rahatsızlığın dile getirilmesinin, özgürleştirici güçlerin kültürel değişim için vereceği uzun soluklu bir mücadele ile alternatif dünya düzeninin kurulmasının başlangıcı olacağı savunulmaktadır. Bu bağlamda hareket, mevcut düzenin sürdürülmesi kadar sivil toplumdaki dönüşüm mücadelesini de analizinin merkezindeki hegemonya kavramı ile açıklayan Neo-Gramşiyan Yaklaşım ile değerlendirilecektir. Ayrıca günümüz toplumsal hareketlerini politik ve kültürel boyutlarıyla birlikte değerlendiren, hâkim norm, kimlik ve egemenlik ilişkilerini eleştirel yaklaşımla analiz eden Yeni Toplumsal Hareketler Teorisinden de faydalanılacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriEkonomi politikalarıGramsci, Antonio+7
Sinem Toprak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects