Newspapers
547 theses under this subject heading
Turan gazetesi örneğinde I. Dünya Savaşı'nda Avrupa cepheleri (1914-1915)
Bu çalışmada, Turan gazetesinin "Avrupa Harbi", "Almanların Vaziyeti", "Vaziyet-i Harbiye" ve "Vaziyet-i Umumiye" başlıkları altında yer alan Avrupa cephelerine ait haberler transkribe edilerek araştırmacıların dikkatine sunulmıştur. Avrupa muharebelerine dair detaylı bilgiler içeren bu haberler, Müttefiklerin cephedeki gelişmeleri kendi çıkarlarına uygun olarak kamuoyuna yansıtmaya çalıştıklarına dair önemli ipuçları içermektedir.
İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Türk militarizminin inşası: Silah gazetesinin söylem analizi
Çalışma, genel itibariyle toplumsallığın en önemli belirleyenlerinden olan devlet denilen yapıyı ve onun iktidarını tarihsel sosyolojik bir yaklaşımdan yola çıkarak anlamaya dairdir. Anti-statik işleyiş yapısıyla türlü mücadelelerin verildiği devlet arenası, kaynakları tekelinde toplamaya çalışan kişi ve grupların çatıştığı bir alandır. Bu mücadele hâlinde de kimi zaman altyapısal kimi zaman da müstebit iktidar biçimleri galebe çalma yolunda işe koşulur. Özel olarak bu çalışma da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin altyapısal iktidarını tahkim etmek için işe koştuğu basın faaliyetlerinin bir ürünü olan Silah gazetesinin söylemleri üzerinden tüm bu bağlamı kavramayı amaçlamaktadır. Bunları yaparken de özellikle popülerleştirilek itiyat hâline getirilen militarizmin ve sosyal Darwinizm'in kullanım biçimlerine odaklanılacaktır.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin kurulmasına dair anlaşmanın imzalanmasından sonra santralin yazılı basında sunumu
Ülkemizin enerji ihtiyacı sürekli artmakta ve nükleer enerji bu ihtiyacın karşılanmasında ve enerji güvenliğinin sağlanması yolunda ciddi bir alternatif olarak görünmektedir. Öte yandan toplumda nükleer enerji konusunda var olan bilgi eksikliği ve bilgi kirliliği, konunun doğru bir şekilde anlaşılmasını ve tartışılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin sunumu Türk basınına önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu çalışmada Türkiye'nin ilk nükleer güç santralinin Mersin Akkuyu'da kurulmasına yönelik anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Hükümetleri arasında 12 Mayıs 2010 tarihinde imzalanmasından sonraki 1 yıl boyunca, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin yazılı basındaki sunumu incelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda, yazılı basını temsilen seçilen Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetelerinde 12 Mayıs 2010-11 Mayıs 2011 tarihleri arasında yayımlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali konulu haberler içerik analizine tabi tutulmuştur.
Muhafazakar basında Hegemonya uğrakları: 12 eylül 2010 referandumu ve yeni anayasa tartışmaları
Muhafazakârlık üzerine tartışmalar Cumhuriyetin kuruluşundan beri yapılmaktadır. Kendini muhafazakâr demokrat bir parti olarak tanımlayan AKP'nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle beraber sosyal bilimlere ait disiplinlerde bir araştırma nesnesi olarak muhafazakârlığa olan ilgi artmıştır. Bu çalışma muhafazakâr söylemin muhafazakâr gazetelerin köşe yazarlarınca nasıl kurulduğuna odaklanmıştır. Bunu yaparken Laclau ve Mouffe'un Gramsci'nin hegemonya kavramını radikalleştirerek kullandıkları ve ucu açık bir süreç olarak ele aldıkları şekliyle hegemonya kavramını kullanmıştır. Muhafazakâr hegemonya bir oluş ve eklemlenme ilişkileri pratiği içinde ele alınıştır. Çalışma bu yönüyle muhafazakâr hegemonyaya alternatif bir bakış açısı geliştirmeye çalışmıştır. Çalışma iki temel uğrak üzerinden yapılandırılmıştır. İlkin, muhafazakâr hegemonyanın bütünüyle tesis edildiği bir tarihsel moment olan 12 Eylül 2010 Referandumu incelenmiştir. 1 Eylül ve 20 Eylül 2010 tarihleri arasında Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinin köşe yazarları incelenmiştir. İkinci bir tarihsel uğrak olarak da muhafazakâr hegemonyanın bir dizi tarihsel olayla kırılganlaştığı bir dönem olarak yeni anayasa yapım çalışmaları ele alınmıştır. Yeni anayasa yapım çalışmalarının sürdürüldüğü 20 Ekim 2011 ile 26 Aralık 2013 tarihleri Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde çıkan köşe yazıları Laclau ve Mouffe'un söylem kuramlarından yararlanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda özellikle 12 Eylül Referandumu sırasında biri sivil İslam geleneğinden gelen Zaman gazetesi, diğeri siyasal İslam geleneğinden gelen Yeni Şafak gazetesi köşe yazarlarının yazıları arasında tam bir koşutluk ve fikir birliği olduğu görülmüştür. İki yıl süren yeni anayasa çalışmaları sırasında ise bu fikir birliğinin özellikle başkanlık sistemi teması çerçevesinde ayrışmaya başladığı gözlenmiştir. Bu durum da muhafazakâr hegemonyanın ucu açık bir süreç olarak farklı eklemlenme ilişkilerine olanak sağlayacak bir biçimde işlediğini kapalı ve sonsuz bir sistem olmadığını göstermektedir.
Suriye haberlerinin Türkiye basınında çerçevelenişi
Haber çerçeveleri, bireysel çerçeveleri etkileyen oluşturan ilk basamak olarak görülmektedir. Yapılan araştırmalarda savaşın, çatışmaların ve toplumsal olayların basına yansıdığı dönemlerde, haber çerçevelerinin daha belirgin hale gelebildiği görülmüştür. Haberlerde kullanılan gizli yaftalar, saklı göndermeler, neden sonuç muhakemesi sağlayıcıları gibi unsurlar, bireysel çerçeveleri aynı yönde etkileyebilmektedir. Yakın tarihin en büyük toplumsal olaylarından biri olan Suriye İç Savaşı, Türkiye gündemini yoğun şekilde belirlemiş, aynı paralelde tartışmalar yaratmıştır. Bu dönemde Türkiye basınındaki haber çerçevelerini ve gazetelerin genel yayın politikalarına göre belirlediği çizgiyi araştırmak, okuyucu çerçevelerine etkinin öngörülebilmesi açısından önemlidir. Bu çalışma, Suriye haberlerinin belirlenen tarih dönemlerinde Türkiye basınında nasıl çerçevelendiğini incelemeye yöneliktir. Bu kapsamda Türkiye'de yayımlanan Hürriyet, Sözcü ve Zaman gazeteleri içerik ve çerçeveleme analizi ile değerlendirilmiştir.
İkinci aşama gündem belirleme çalışması: 2012 Gana genel seçimlerdeki siyasal kampanyaların gazete haberlerinde çerçevelenmesi
Maxwell McCombs and Donald Shaw'ın 1972 yılında çığır açan Gündem Belirleme Kuramı, 1968 Chapel Hill, başkanlık seçim kampanyası sırasında medyanın rolünü inceleyen çalışmalarıyla doğdu. Araştırmacılar bu çalışmayla seçim kampanyalarıyla ilgili haberlerin medyada yer almasıyla birlikte seçmenlerin siyasal konularda medyadan nasıl etkilendiğini ortaya çıkarmakla kalmadılar kuramı daha da genişlettiler. "İkinci Aşama Gündem Belirleme Çalışması: 2012 Gana Genel Seçimlerindeki Siyasal Kampanyaların Gazete Haberlerinde Çerçevelenmesi" araştırmasıyla ABD, İngiltere, İspanya ve İsveç gibi birçok ülkede yapılan ve uluslararası literatürde bir çok atıf alan Gündem Belirleme Kuramı kapsamında sorulan temel soru Ganalı seçmenler için de soruldu. Gazetelerdeki yer alan siyasi konular ve siyasal kampanyalarla ilgili haberler kamunun gündeminin şekillendirilmesine doğrudan ya da dolaylı bir şekilde etkisi kabul edildiğinden araştırma kapsamında Gana halkının geniş bir kesimi tarafından güven duyulan, mesleki deneyim ve tarafsızlık bakımında en iyi olarak kabul edilen, saygın ve apolitik olması (siyasal taraflılığı olmaması) beklenen "iki devlet gazetesi" seçildi. Siyasal konuların ve siyasal kampanyaların medyada yer alma oranı, haberi vermenin şekli seçmenleri ikna etmede ve bazı konuların kamu gündeminde fark edilmesinde şekillendirici olabilmektedir. Bu nedenle çalışmada ahlaklılık, duygular, çatışma ve ekonomi genel başlıkları kapsamındaki çerçeveler ile iki önemli siyasal aday hakkında çerçeveler toplam 801 haber üzerinden incelenmiştir. Bu çalışma ayrıca The Daily Graphic ve The Ghanaian Times, gazeteleriyle ilgili Gana'da yapılan ilk çalışmadır. Çalışma sonucunda seçimlerle ilgili The Daily Graphic gazetesinin The Ghanaian Times gazetesinden daha fazla haber yayınladığı belirlenmiştir. The Daily Graphic gazetesi The Ghanaian Times gazetesi ile karşılaştırıldığında haber yapma konusunda Ulusal Demokrasi Meclisi (NDC) partisini Yeni Milliyetçi Parti (NPP)'ye göre daha fazla tercih etmiştir. Ayrıca Yeni Milliyetçi Parti (NPP) The Ghanaian Times gazetesine seçim ile ilgili hiç kampanya reklamı vermemiştir. Kampanyaların gazetelerde konulaştırılması ve üslubu bakımından iktidarda olan Ulusal Demokrasi Meclisi (NDC)'den yana, muhalefet partisinin karşıt durumdadır. Haber metinlerinde adaylarla ilgili olarak Avrupa ülkelerinde ve ABD'de olduğu gibi benzer yayınlar olmakla birlikte Batı ülkelerinde olduğu gibi skandallar değil politikalar ve sorunlar gündeme gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Gündem Belirleme, Çerçevelenme, İkinci Aşama, Siyasal Kampanyaları, siyasal Partı, Gazete
İnsan hakları kavramının tarihsel gelişimi ve bu kavrama Türk basınının bakış açısı:Cumhuriyet ve Yenişafak gazetesi örnekleri
Bu çalışma 1 Aralık 2014- 31 Aralık 2014 tarihleri arasında insan hakları ile ilgili yapılan haberlerin niceliği ve diğer haberlere oranı ile ilgilidir. Bu bağlamda sağ ve sol basın karşılaştırılmış, sağ kesimi temsilen Yeni Şafak, sol kesimi temsilen Cumhuriyet gazeteleri seçilmiştir. Bu araştırma kapsamında, insan hakları kavramının tarihi ve toplumsal alt yapısı ve medeniyetler üzerindeki etkileri araştırılmış ayrıca Osmanlı İmparatorluğundan, Türkiye Cumhuriyetine insan hakları ve demokratikleşme sürecinin geçtiği yollar analiz edilmiştir. Bu bağlamda, insan hak ve özgürlüklerine ait kavramlar içerik analizi yöntemiyle incelenmiş, kişisel, kolektif ve toplumsal haklarla ilgili yapılan haberlerin yayın sıklıklarına bakılarak sonuçlar çıkarılmıştır.
İktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumak
Bu çalışmanın amacı, iktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumaktır. Bu bağlamda, CHP ile AKP arasındaki polemikler merkez-çevre çatışması bağlamında incelenmiştir. Cumhuriyet, Hürriyet, Vatan, Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri çalışma kapsamında incelenmiştir. Bahsi geçen gazeteler, eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Çalışma, birinci bölümde Türkiye siyasetinde belirleyici olan merkez-çevre çatışmasına odaklanmıştır. Bu bağlamda, modernleşme ve batılılaşma olguları incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı-Türkiye modernleşmesinde basının rolüne de değinilmiştir. Bu bağlamda, modernleşme sürecinde basının önemi öne çıkarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye basınından seçilen gazeteler eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmanın birinci bölümünde yer alan kuramsal kısım bağlamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, gazetelerde yer alan iktidar muhalefet polemiklerinin nasıl bir söylemle haberleştirildiği incelenmiştir. Farklı ideolojik referanslı 6 gazetede yer alan polemik haberlerinde, CHP ile AKP arasında merkez-çevre çatışması okumasına olanak veren polemiklerin yaşandığı görülmüştür. Cumhuriyet gazetesi iktidara muhalif bir haber söylemi kurmuştur. Hürriyet ve Vatan gazeteleri her iki tarafın söylemlerini yeniden üretmiştir. Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri ise iktidarın söylemlerini destekler bir eğilim göstermiştir. Sonuç olarak, güncel siyasetten hareketle CHP-AKP arasındaki polemik konularının merkez-çevre çatışması okumasına olanak verdiğini ve incelenen gazetelerdeki söylemlerden hareketle merkez-çevre çatışmasının devam ettiğini söylemek mümkündür. Anahtar kelimeler: İktidar, muhalefet, merkez, çevre, modernleşme, batılılaşma, basın.
Tarih araştırmalarına bir kaynak olarak Takvim-i Vekayi (1831-1840)
Gazeteler, toplumların geçirdikleri aşamaları ve toplumların başlarından geçen olayları kaydeden bir çeşit hatıra defterleridir. Bu nedenle basın târihi üzerine yapılan araştırmalar sadece bir metnin sunuluş biçiminden ibâret olmayıp, bunun yanında bir milletin olaylara verdiği tepkileri ve yaşanan süreçler içerisinde açığa çıkan çeşitli görüşleri ortaya koyarak, bu görüşlerin sonraki dönemlerde "toplum bilinci"nin oluşmasında ne kadar katkı yaptığının anlaşılmasına olanak sağlar. Osmanlı Devleti'nde tamamen Türkçe çıkan süreli yayınların başlangıcı olan Takvîm-i Vekayi devlet tarafından çıkarılmış ve bu nedenle devlet görüşünü ön plânda tutmuştu. Öte taraftan gazete dünyadaki bilimsel, teknik ve sosyâl gelişmeler hakkında da bilgi veriyordu. Gazetenin bu özelliği, ileride resmî görüşe karşı bir tepkiyi beraberinde getirerek, 1860 sonrası dönemde yoğun bir basım faâliyetine yol açmıştı ve bu sebeple bugünkü Türk Milleti'nin dünya görüşünü belirleyecek bir sürecin de başlamasına etki etmişti. Bu dönemde çeşitli görüşler ortaya atılarak etkilerini bugün görmekte olduğumuz ve gelecekte de göreceğimiz akımlar meydana getirilmişti. Bu öneme dayanarak Takvîm-i Vekayi'nin kaybolmuş olan fihristlerinin alanında yapılan çalışmalara bir katkı yapabilmesi, akademik çalışmaların yapımı sürecinde Takvim-i Vekayi'den daha çok faydalanılması ve araştırmanların araştırma sürecinde daha hızlı hareket edebilmelerine olanak yaratmak için biz bu çalışmayı meydana getirdik. Takvim-i Vekayi'ye ait bazı koleksiyonlar bulunmakla birlikte bu çalışmada Hakkı Tarık Us Koleksiyonu'ndan yararlanılmıştır. Koleksiyonda eksik görülen sayılar ise Anadolu Üniversitesi'nde ve İzmir Milli Kütüphane'de bulunan koleksiyonlar kullanarak tamamlanmıştır. Gazetede yer alan haberler konularına göre sınıflandırılarak bir fihristte olması gerektiği gibi özet şeklinde, gazetelerin çıkış tarihlerine göre sıralanmıştır. Haber özetlerinin altında haberin çıkış tarihi, gazete numarası ve haberin bulunduğu sayfa veya sayfalar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Takvim-i Vekayi, II. Mahmud, Esad Efendi, 19. Yüzyıl
Türkiye'de Anayasa referandumları ve basın: 1961, 1982 Anayasaları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumlarının Türkiye basınındaki sunumunun karşılaştırmalı çözümlemesi (cumhuriyet, hürriyet, tercüman/bugün gazeteleri örnekleri)
Bu çalışmada, 1961 ve 1982 Anayasaları referandumları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumunun Türkiye basınındaki sunumları örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde karşılaştırmalı olarak çözümlenmiştir. Sözü edilen örnek gazetelerin referandumlara (1961, 1982 ve 2010) ilişkin tutumları irdelenirken referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanları göz önünde tutulmuştur. Bununla birlikte, referandumların sözü edilen örnek gazetelerdeki sunumlarının irdelenmesi, referanduma sunulmuş olan 1961 ve 1982 anayasaları ile 2010 anayasa değişiklik paketinin içerikleri çözümlenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan referandumların tarihsel uğrakları, Türkiye'nin tarihsel süreçte geçirmiş olduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlardaki dönüşümler bağlamında soruşturulmuştur. Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümün referandum dönemleri ve referanduma sunulmak üzere hazırlanmış anayasalar ile değişiklik paketi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda, referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanının irdelenmesi, 1961 ve 1982 anayasalarının ve 2010 anayasa değişiklik paketinin içerik özelliklerinin değerlendirilmesi ve örnek olarak seçilmiş gazeteler özelinde Türkiye basınının referandumlara yönelik yaklaşımının ortaya konulması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Dolayısıyla, örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde Türkiye basınının sözü edilen referandumlara ilişkin tutumunun karşılaştırmalı olarak çözümlenmesi çalışmanın problemini oluşturmuştur. Çalışmada sorunsallaştırılan konunun çözümlenmesinde nicel ve nitel çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu yüzden, çalışmanın çözümleme kısmı nicel ve nitel çözümleme olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Çalışmanın nicel çözümleme kısmında, gazetelerin tüm sayfalarındaki referandumlara ilişkin haberlerin, fotoğrafların, köşe yazılarının, söyleşilerin ve yazı dizilerinin sayısal dağılımlarının belirlenmesinde kısmi olarak içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıştır. Nitel çözümleme kısmında ise, sözü edilen gazetelerde yayımlanmış referandumlara ilişkin manşet ve sürmanşet haberleri ile seçilmiş köşe yazılarının metinsel çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, tarihsel süreçte Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümlere göre farklılık gösteren referandum dönemlerindeki ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar ile sözü edilen gazetelerin referandumlara yönelik tutumları arasında organik bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle, gazetelerin içeriklerinin, ilk aşamada referandum dönemlerinde hâkim olan dönemsel koşullardan oldukça etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Referandumlar (1961, 1982 ve 2010), basın, sosyal refah devleti, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizm.
Türkiye'deki ulusal gazetelerin haber fotoğrafı seçiminde tercih öznesi olarak kadın fotoğraflarının feminist ideoloji çerçevesinde göstergebilimsel çözümlemesi
Kadının gazetelerde temsil ve sunuş biçiminin, gazetelerin kapak sayfalarında (1. sayfa) yer alan fotoğraflar üzerinden incelendiği bu çalışmada; gazetede yayınlanan fotoğraflar kadın ideolojisi çerçevesinde ele alınmıştır. Bu tez kapsamında kadın ideolojisinin tarihi, görüşlerin dayandığı temeller ve kadın hareketinin günümüzdeki konumu açıklanmaya çalışılmıştır. Göstergelerin yapıları oluşturduğu yapısalcı düşünce, fotoğrafların anlamlı metinlere dönüştürüldüğü göstergebilim tarihi gelişim süreci içinde değerlendirilmiş, göstergebilimin uygulama yöntemleri değerlendirilmiştir. Tez kapsamında gazetelerin kadına ne oranda yer verdiği, kadın fotoğraflarının hangi haberlerde daha sık yayınlandığı, kadınların fotoğraflardaki temsil biçimleri ile fotoğraf seçimlerinde kadın fotoğrafına yönelik bir tercihin olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada içerik analizi yönetimi ile göstergebilimsel çözümleme birlikte kullanılmıştır. Tiraj raporları uyarınca Türkiye'nin en çok satan 5 gazetesi (Hürriyet, Sabah, Posta, Habertürk ve Sözcü) taranmıştır. İçerik analizi ile elde edilen verilerde, kadının temsil biçimlerine ilişkin haber odaklı araştırmalarla benzerlik gösteren bulgulara ulaşılmıştır. Gazetelerdeki fotoğrafların, yarısına yakınında (%48,44) sadece erkeklerin bulunduğu, kadınların ise; ancak 5 fotoğrafın 1'inde (%18,35) yer alabildiği belirlenmiştir. Tezin niteliksel çözümlemesinde toplumun tamamını ya da hem kadınları hem de erkekleri ilgilendiren konularda içinde sadece kadın olanların kullanıldığıfotoğrafların göstergebilimsel çözümlemesi yapılmıştır. Alanyazındaki bilgiler ışığında ataerkil sistem ve onun geliştirdiği toplumsal cinsiyet rollerinin; kadının, toplum içindeki erkekle eşit bir varlık olarak değil de ikincil, yetersiz ve değersiz olarak görülmesine, annelik ve ev kadınlığı ile sınırlandırılmasına yol açtığı vurgulanmaktadır. Bu tezde de kadının, eşitsiz varlığının yanı sıra kadının basındaki temsilinin biçimsel açıdan sorunlu olduğu ortaya çıkmıştır. Yayınlanan az sayıdaki (%18,35) kadın fotoğraflarının, yüzde 25'i kadını cinsel nesne ya da haz nesnesi olarak gösteren fotoğraflardır. Kadının, erkekle; eşit bir varlık olarak temsil edildiği fotoğrafların oranı ancak yüzde 12,67'de kalırken, konuları itibariyle kadınların yer aldığı fotoğraflar genellikle; magazin haberleri ile asayiş ve 3. Sayfa ya da terör ve mülteci olaylarında yoğunlaşmaktadır. Sonuç olarak; içinde kadınlar yer aldığı fotoğrafların göstergebilimsel çözümlemesinin genel olarak belirli temsil biçimlerine ilişkin anlam ve yananlamlar içerdiği, siyaseti konu alan ya da bilim insanını vurgulayan hiçbir fotoğrafta kadınların olduğu fotoğrafların tercih edilmediği ortaya çıkmıştır. Göstergebilimsel çözümleme sonucunda kadınların tercih edildiği fotoğraflarda, kadının genel olarak; cinsel bir nesne veya haz aracı, eğlenceye düşkün, duygularını kontrol edemeyen ve mantıktan uzak, acının öznesi, çoğu zaman mağdur ya da mağdur yakını, anne veya fedakar kadın gibi toplumsal rolleri pekiştiren anlam ve yan anlamlar taşıdığı belirlenmiştir.
Türkiye'de modernleşme süreci'nde basın: Ulus Gazetesi'nin modernleşme söylemi
Bu çalışmada, ilk olarak 14 Eylül 1919 yılında İrade-i Milliye adıyla, ardından 10 Ocak 1920 yılında Hakimiyet-i Milliye adıyla ve daha sonrasında dil devrimine uygun olarak 28 Kasım 1934 yılında Ulus adıyla yayımlanmaya başlayan gazetede yer alan haberlerin "Türk Modernleşmesi"ne olan etkileri tartışılmıştır. İktidarın görüşlerini topluma aktaran ve yeni demokrasi ilkelerini topluma sunan Ulus Gazetesi'nde, 1935-1938 yılları arasında modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, modernleşme-batılılaşma kavramı üzerine odaklanılmış ve modernleşme olgusunun tarihsel dinamikleri ele alınmıştır. XVI. ve XVII. yüzyılda Rönesans ve Reform, sonrasında Sanayi Devrimi'ne dayanan modernleşme hareketleriyle birlikte Batı'nın ilerleme kaydetmesi, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gerilemenin ardından başlayan modernleşme denemeleri ve bu denemelerin cumhuriyet dönemine kadar uzanan tarihi söz konusu bölümün temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Osmanlı-Türkiye modernleşme süreci söz konusu bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, genel hatlarıyla Cumhuriyet Dönemi modernleşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Cumhuriyet Dönemi modernleşmesinin siyasal, ekonomik, hukuki, toplumsal ve kültürel gelişmeleri söz konusu bölümde ele alınmıştır. Öte yandan, 1930'lu yılların genel durumu ve yaratılmak istenen ulusal kimlik olgusuna da bu bölümde değinilmiştir. Ayrıca, ikinci bölümde modernleşme sürecinde basının rolüne genel hatlarıyla yer verilmiştir. Çalışmanın çözümleme bölümünde ise, Ulus Gazetesi'nin tarihi, yayın amacı ve yayın politikası dönem koşulları göz önünde bulundurularak irdelenmiştir. Ulus gazetesinde 1935-1938 yılları arasında yayımlanan ve modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde yer alan kuramsal arkaplan bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tek parti hükümetinin resmi yayın organı niteliği taşıyan Ulus gazetesinde yer alan haberlerin ulusal bir bilincin yansıtılmasında, modernleşme bağlamında Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınmasında ve yapılan devrimlerin heyecanının yansıtılmasında önemli bir rol oynadığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, gerçekleştirilen devrimlerde ve modernleşme hareketlerinde Atatürk'ün öneminin vurgulanması, Osmanlı geçmişinin reddedildiği söylemlerin ön plana çıkarılması, Türk modernleşmesinin olumlanması ve iktidar söyleminin yeniden üretilmesi bağlamında Ulus gazetesinde yer alan modernleşme söylemi içeren haberlerin önemli bir ölçüde belirleyici olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, batılılaşma, basın, Kemalizm, Ulus Gazetesi.
Suriyeli çocuk sığınmacıların Türk yazılı basınında temsili
Suriye İç Savaşı ve savaşın sonucunda ortaya çıkan mülteci krizi son birkaç yıldır Türkiye'nin gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Bugün itibariyle Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların sayısı 3 milyona yakındır ve sayının yarısından fazlasını çocuklar oluşturmaktadır. Alan Kurdi örneğinde görülebileceği gibi yaşanan süreçte en büyük zararı çocuklar görmektedir. Bu durum sığınmacı sorununa yaklaşımda ve sığınmacı politikalarının oluşturulmasında çocuk odaklı bir bakışın zorunlu olduğunu göstermektedir. Bu çalışma konunun medya boyutuna odaklanmakta ve Suriyeli çocuk sığınmacıların Türk yazılı basınında nasıl temsil edildikleri sorusuna yanıt aramaktadır. Bu kapsamda 2011 yılından başlanarak 2016 yılının sonuna kadar Hürriyet, Posta, Sabah, Sözcü ve Zaman gazetelerinde Suriyeli çocuk sığınmacılarla ilgili yayınlanan haber ve köşe yazıları içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular Türk yazılı basınının Suriyeli çocuk sığınmacılara yönelik olumlu bir bakış açısına sahip olduğunu ancak sığınmacı çocuklara dair üretilen temsillerin çeşitli etik sorunlar içerdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Suriyeli Çocuk Sığınmacılar, Suriyeli Çocuklar, Alan Kurdi,Medyada Temsil, Mülteciler.
Hukuk-i Umûmiye Gazetesi'nin (1908- 1909) meşrutiyet ve monarşi rejimlerine bakışı
Siyasi, toplumsal ve ekonomik açıdan çok önemli yere sahip olan basın-yayın, Osmanlı Devleti'ne 19. yüzyılın başlarında girmiştir. Osmanlı, Avrupa'ya nazaran daha geç basın hayatına başlamasına rağmen hızlı yol kat etmiştir. Yabancılar tarafından Osmanlı'da çıkarılan gazetelerin ardından ilk resmi gazete olan Takvim-i Vekayi, İstanbul'da devlet denetiminde yayın hayatına girmiştir. Daha sonra Ceride-i Havadis, Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkâr gibi gazeteler yayınlanmıştır. Batılılaşma sürecinin kendini hissettirdiği 1866 yılından sonra gazete basımı artmaya başlamış ve yavaş yavaş devlet tekelinden çıkmıştır. Gazetenin artması, bu gazetelerde dile getirilen ilk Tanzimat Bürokrasi'nin yönetimine dair muhalif görüşler, ardından II. Abdülhamit dönemine ilişkin eleştirel düşünceler gibi nedenler yüzünden, sansür uygulaması getirilmiştir. Sansürün en şiddetli hissedilmesi Sultan II. Abdülhamid döneminde gerçekleşmiştir. Eleştirel yazılar yazanlar para cezası, gazetenin kapatılması hatta hapis cezasına kadar varmıştır. 1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet dönemi ile gelen özgürlük ortamında, her türlü yayın ve gazete sayısında büyük bir artış yaşanmıştır. Meşrutiyet ile gelen sınırsız özgürlük herkesin fikrini özgürce beyan etmesini sağlamıştır. Meşrutiyet ile gelen sınırsız özgürlük herkesin fikrini özgürce beyan etmesini sağlamıştır. Bu dönemde, II. Abdülhamit'e muhalefet edenler sürgünden dönmüştür. Bu gelişme de gazetelerin artmasında etkilidir. İttihatçı yönetimi, sürgün ve firarilerin eski haklarını geri vermemiştir. İşsiz kalan sürgün ve firariler, seslerini duyurmak için Fedakâran-ı Millet Cemiyeti'ni kurmuştur. Cemiyet üyesi Avnullah Kazimi Bey, cemiyetin kuruluşunun hemen ardından Hukuk-i Umûmiye gazetesini çıkarmıştır. Hukuk-i Umûmiye Gazetesi, toplamda beş mesul müdür değiştirmiş ve toplamda yüz yetmiş üç sayı yayınlamıştır. İlk sayılarda Meşrutiyetin coşkusu, şiddetli şekilde hissedilmiştir. Aynı zamanda sürgün ve firarilerin haklarının verilmemesinden dolayı Kamil Paşa sürekli eleştiriye maruz kalmıştır. Genel itibari ile hürriyet ile birlikte ülkenin çalışarak ihya edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Abdülhamid Dönemi yöneticileri çok şiddetli şekilde eleştirilmiştir. Gazete hakkında sık sık davalar açılmıştır. Açılan davalardan dolayı birkaç defa yayınına ara vermiştir. Dönemin hükümetleri tarafından yapılan baskılara dayanamayan gazete 1909 yılında kapanmak zorunda kalmıştır. Anahtar Sözcükler Meşrutiyet, Monarşi, Hukuk-i Umûmiye Gazetesi, Fedakâran-ı Millet Cemiyeti, Osmanlı Basını.
Serbesti gazetesi ve Ahrar Fırkası
Toplumda meydana gelen gelişmelere paralel olarak siyaseti etkileyen önemli unsurlar da değişim göstermiştir. Dolayısıyla öncelikle siyasi yönü olmak üzere, sosyal, ekonomik ve hukuki açılardan ele alınabilecek basın faaliyetleri de gelişme göstermiştir. Bu sürecin önemli bir parçası olan Serbesti gazetesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi duruşuna ve uygulamalarına karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu gazetenin yayın hayatına başladığı yıllarda başka bir karşı fırka olan Ahrar Fırkası da kuruluşunu tamamlamış ve siyaset sahnesindeki muhalefet rolünü icra etmeye başlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra meydana gelen 31 Mart Vakası hem Serbesti gazetesi hem de Ahrar Fırkası için zor günlerin başlamasına sebep olmuştur. 31 Mart Vakası'ndan sonra Ahrar Fırkası, vakanın tetikleyicileri olarak görülen Volkan Gazetesi ve Serbesti gazetesi bocalama dönemine girmiştir. Özellikle Volkan Gazetesi muharrirleri, Serbesti gazetesi muharrirleri ve ile birlikte Ahrar Fırkası mensupları tutuklanarak çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Çalıştığımız tezde Serbesti gazetesinin ortaya çıktığı süreçten başlamak suretiyle basın alanındaki muhalefeti ve bu gazete ile birlikte muhalif saflarda olan diğer gazeteleri özet halinde ele aldık. Serbesti gazetesini incelerken Hakkı Tarık Us koleksiyonunda ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Atatürk Kitaplığı'nda bulunan Serbesti gazetesinin nüshalarından yararlandık. Bunun yanında muhalefetin en önemli ayağı olan fırka konusunda da muhalefet fikrinin ortaya çıkmasından başlayıp ilk muhalif oluşumlara değindik. Daha sonra muhalif yönü kadar ortaya koymuş olduğu Âdem-i Merkeziyet fikri ile de adından söz ettiren Prens Sabahaddin ve Ahrar Fırkası'nı ele aldık. Yine Ahrar Fırkası'nı değerlendirirken diğer fırkaları da değerlendirme olanağı bulduk. Tezin önemli bir kısmı İttihat ve Terakki'ye muhalif olarak ortaya çıkan ve gerek basın alanında, gerekse siyasi anlamda oluşan muhalefetin incelenmesi şeklinde ortaya konulmuş oldu. Anahtar Kavramlar: Serbesti gazetesi, Ahrar Fırkası, Mevlânzâde Rıfat, Hasan Fehmi, Prens Sabahaddin
II. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Balkan ülkelerini işgalinin Türk basınına yansımaları
Almanya, Nazilerin iktidara gelmesiyle Versailles Anlaşmasının düzeninden kurtulmayı amaçlamıştır. Avrupa'da yeni düzen ve Balkanlarda hâkimiyeti sağlamak için çalışmalarını başlatmıştır. " Hayat Sahası" politikası doğrultusunda ilerleme kararı almıştır. Almanya ve Türkiye bu dönemde ilişkilerini iyi bir şekilde sürdürmektedir. Bu dönemde devletlerarasında ittifaklar ve bloklar kurulmuştur. İyi ilişkilere rağmen Türkiye hiçbir blokta yer almamış ve tarafsız kalmayı seçmiştir. Almanya'nın Polonya'ya saldırması ile İkinci Dünya Savaşı başlamıştır. Türkiye, Almanya'nın Avrupa ve Balkanlara olan tutumundan endişelenmiştir. Etkili bir iletişim yolu olan basın, savaşın ayrıntıları, ilerleyişi ve izlenilen politikalar hakkında bilgi veren en önemli araç olmuştur. Balkanlara ilerleyen Almanya'nın politikaları ve ilerleyişi Türk Basınında sıkça yer almıştır. Türkiye savaşta tarafsız bir tutum izlemeyi amaçlamıştır. Bu tutum basına bazı kısıtlamalar getirmiştir. Gazeteler, hükümetin tarafsızlık politikasına uymak zorunda olsa da Almanya'nın Balkanlara girmesi sert bir şekilde eleştirilmiştir. Bazı karşıtlıklar olmuşsa da gazete yazarları genel olarak ortak bir noktada birleşmişlerdir. Gazete yazarları, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan işgallerini yazılarında ele alırken savaş öncesi ilişkiler, savaş içerisinde gelişen olaylar ve bu devletlerin tutumlarını göz önünde bulundurmuşlardır. Yazılarında da bu konular üzerinden değerlendirmelerini yapmışlardır. Gazete yazarlarının değerlendirmelerini yaparken özellikle işgal edilen devletlerin istiklallerini korumak için ne kadar çaba sarf ettiklerini ön plana koymuşlardır. Almanya – İtalya – Japonya dışındaki devletlerin Mihvere dahil olması Almanya'nın işgal aşamalarından birisi olmuştur. Bulgaristan, Romanya ve Yugoslavya'nın Mihvere dahil olması Alman işgaline uğramalarına engel olamamıştır. Devletlerin hem Mihvere katılması hem de Alman işgaline uğraması Türk Basınında eleştiri ile karşılanmıştır. Kısacası Türk Basını, milli birliği bozan ve istiklalini korumayan devletleri eleştirmiş, istiklali uğruna çaba gösterildiğinde de övgülerle bahsetmiştir.
Batı'daki İslam algısı çerçevesinde Paris saldırılarının Türk medyasındaki görünümü
Oryantalist temeller üzerine inşa edilen İslamofobi, bilhassa farklı inanç coğrafyalarından gelmiş Batı'daki Müslümanların kamusal alanda daha görünür olmalarından ötürü Batı ile Müslüman dünya arasındaki çatışmanın yeni yüzü olarak, fiziksel şiddete varacak düzeyde bir ayrımcılık ve nefret aracı haline gelerek bugüne kadar karşılaşılmamış hak ihlallerinin yaşanmasına sebep olmaktadır. Geldiğimiz noktada İslamofobi patolojik veya kriminal bir hal ya da marjinal bir kesim tarafından kabul görmüş arızi bir durum olma sınırını çoktan aşmıştır. Batı'da İslam düşmanlığı artarken Doğu toplumlarında ise oryantalist bakış değersizleşerek zemin kaybetmeye başlamış ve bu anlayışa karşı güçlü bir duruş sergilenmeye başlamıştır. Oksidentalizm olarak adlandırılan bu yeni eğilimin geldiği noktanın tespiti, önümüzdeki süreçte karşılaşılabilecek birçok karanlık noktanın aydınlatılarak konunun hatırı sayılır bir biçimde berraklaşmasına vesile olacaktır. Bu tezde söz konusu maksatla Paris saldırıları örnek olayı üzerinden kitleleri etkileyip yönlendirmede en kuvvetli vasıtalardan biri olan gazetelerin manşetleri/sürmanşetleri ve köşe yazıları oksidentalist bir tavrın olup olmadığının saptanması için incelenmiştir. Temel araştırma niteliğinde olan bu çalışmada, yorumsamacı sosyal bilim paradigmasından yola çıkılarak araştırmanın amacına uygun olan tanımlayıcı araştırma tasarımından yararlanılmış ve nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Veriler, yazılı doküman incelemesi yoluyla elde edilerek Paris saldırılarını takip eden on günlük süreçte 17 gazetenin ilgili bölümleri içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiştir. Yapılan çalışma neticesinde farklı dünya görüşlerine sahip gazetelerce Doğu'nun bir süje olma ve kendini gerçekleştirme hakkını yadsıyan oryantalist dogmaların kabul edilmediği görülmüş bilakis Türk basınında yeni bir Batı imgesi oluşturan oksidentalist eğilimleri güçlendiren bir tutum geliştiği tespit edilmiştir. Batı'nın dayattığı edilgen Doğu algısını rafa kaldırarak oksidentalist bir bakış üzerinden okurlara iletilen bu düşüncelerin, Doğu'nun Batı karşısında gerçek manada var olabilmesi için ise salt bir Batı düşmanlığı pompalanmasının ötesine geçmesi gerektiği ulaşılan önemli sonuçlardan birisi olmuştur.
27 Mayıs'tan 15 Temmuz'a, Türkiye'de gazetelerin askerî darbeler karşısındaki tavrı
Bu çalışmanın konusu, Cumhuriyet dönemi Türkiye siyasal hayatında gerçekleşen darbe ve darbe girişimlerinde süreç boyunca gazetelerin aldıkları tutumlardır. Çalışmaya 27 Mayıs 1960 Darbesi, 21-22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963'te Talat Aydemir öncülüğünde gerçekleşen darbe girişimleri, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 Darbesi, 28 Şubat 1997 Muhtırası ve 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi dâhil edilmiştir. Çalışmanın teorik arka plan konusuna ayrılan ilk bölümü ile sonuç bölümü haricinde geri kalan her bir bölümü, kronolojik bir sırayla, yukarıda sayılan darbe ve darbe girişimlerine ayrılmıştır. Her bir askerî müdahale, o müdahalenin gerçekleştiği dönemde Türkiye kamuoyunda öne çıkan, tirajı yüksek olanlar arasından seçilmiş en az beş gazete özelinde inceleme konusu edilmiş ve gazetelerin manşet, sürmanşet ve haber içerikleri ile köşe yazılarının açık içerikleri ele alınmıştır. Gazeteler, darbe ve darbe girişimlerinin gerçekleşmesinden bir ay öncesi ile bir ay sonrası arasında kalan iki aylık zaman zarfındaki yayınları üzerinden incelenmişlerdir. Çalışma boyunca öne sürülen temel argümanlar şunlardır: (I) Türkiye'de olağan dönemlerde demokrasinin savunuculuğu rolünü üstlenen gazeteler, darbe dönemlerinde çoğunlukla güç ve iktidar yanlısı bir tavır değişikliğine yönelmekte ve bir askerî müdahale girişiminin başarılı olup olmaması, o girişime karşı gazetelerin göstereceği tavrı da doğrudan etkileyebilmektedir. (II) Gazeteler, darbe dönemlerindeki yayınlarıyla, Türkiye'de darbe geleneğinin yerleşmesi ve bunun geniş kitleler tarafından on yıllar boyunca meşru görülmesinde kayda değer bir pay sahibidir. (III) Bununla birlikte, 1960'tan 2016'ya, gazetelerin darbeler karşısındaki tutumlarında zaman içerisinde belirgin bir dönüşümün yaşandığı ve ordunun siyasete müdahalesi konusunda çok daha duyarlı hâle geldikleri gözlemlenmektedir.
Kıbrıs Hür Söz Gazetesinde Türk edebiyatı ve edebiyatçıları (1946-1951)
Gazeteler geçmişten günümüze birçok edebî ve sosyolojik eserlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Gerek haber verme amacı olan gerekse edebî eserlerin yayımlanma safhasında öncülük eden gazeteler, edebiyatın ve edebiyatçının gelişimine katkı sağlamıştır. Birçok yazar, fikir yazılarını öncelikle gazetelerde yayımlama fırsatı bulmuştur. Şairler de şiirlerini ilk olarak gazetelerde yayımlamış, böylece kendilerini gerçekleştirme serüveninde gazetelere sığınmışlardır. Roman yazarları için de bu böyledir. Nitekim "tefrika" olarak bilinen romanların bölümleri gazetelerde yayımlanmış ve gazeteler romanların müstakil olarak basılmasına olanak sağlamıştır. Bu bağlamda gazetelerin yalnızca haber verme özelliği değil, aynı zamanda edebiyat zemininin sağlamlaşması hususundaki katkıları da net bir şekilde görülür. Kıbrıs'ta yayımlanan ve yayımlandığı yerin hem sözü hem sesi hem de edebî bir kılavuzu olan Hür Söz gazetesi, süreli yayınların anlam ve öneminin ifadesi bağlamında araştırılmaya değerdir. Hür Söz gazetesi 1946-1958 yılları arasında Kıbrıs'ta M. Fevzi Ali Rıza imtiyaz sahipliğiyle yayımlanmıştır. Günlük olarak çıkarılan 2-4 sayfa aralığında büyük boy şeklinde basılan bu gazete, döneminin sosyal, kültürel, ekonomik yaşamını yansıtmanın yanı sıra edebî türlere de içerisinde yer vermiştir.
Kıbrıs Bozkurt gazetesinde Türk edebiyatı ve edebiyatçıları (1951-1954)
Kıbrıs, tarih boyunca bulunduğu jeopolitik konum dolayısıyla birçok halkın ve devletin ilgisini çekmiştir. Kıbrıs, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilmiştir. 307 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilen Kıbrıs'ın idaresi, 1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere arasında yapılan gizli bir antlaşmayla İngiltere'ye verilmiştir. Kıbrıs'ın idaresi 1878 yılında İngiltere'ye verilse de Kıbrıs hukuken Osmanlı toprağı sayılmaktadır. Buna rağmen adadaki Rum nüfus arttıkça Kıbrıslı Türkler adada azınlıkta kalmıştır. Rumlar özellikle Helenizm, Megali İdea ve Enosis gibi politikaların hedeflerine ulaşmasını hızlandırmak amacıyla basın çalışmalarına Türklerden önce başlamıştır. Rum aydınlarının amaçlarını gerçekleştirmek adına girdiği çabanın farkında olan Kıbrıslı Türk aydınlar da gazete çıkarma girişiminde bulunmuştur. Kıbrıs Türk toplumunun varlığını ve etkisini uluslararası alanda duyurmak, haklarını ve çıkarlarını savunmak, adanın Yunanistan tarafından ilhak edilmesine karşı çıkmak Kıbrıs Türk basınındaki gazetelerin genel amaçları olarak sayılabilir. Gazeteler bu amaçları gerçekleştirmeye çalışırken Osmanlı Hükümeti ile ilişkileri zaman zaman bozulsa da Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkileri iyi olmuş, gazeteler Türkiye'ye hep bir bağlılık duymuş, Atatürk ilke ve inkılâplarının takipçisi olmuştur. İşte bu gazetelerden biri de Bozkurt gazetesidir. Çalışmamız 1951-1988 yılları arasında çıkarılan Bozkurt gazetesinin 1951-1954 yılları arasındaki sayıları ile sınırlandırılmıştır. Bu sayılarda gazetede tespit edilen Türk edebiyatı içerisinde değerlendirilebilecek edebî metinlerle bunların yazar ve şairleri belirlenmiştir. Bu aşamada Bozkurt gazetesindeki Atatürk sevgisi, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türkiye sanatçılarına bağlılık göze çarpmıştır. Türkiye Türkleri için önemli olan gün ve olayların Bozkurt gazetesindeki yansımaları da çalışmanın içine dahil edilmiştir. Bilimsel çalışmamız beş temel bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde "Bozkurt Gazetesi" hakkında genel bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde, "Gazetede Yazıları ile Öne Çıkan Edebiyatçılar" üzerinde durulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde "Kıbrıs Türklerinin Atatürk Sevgisi" ne dikkat çekilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde "Bozkurt Gazetesinde Milli ve Özel Günler" e değinilmiştir. Tezin beşinci bölümünde ise "Bozkurt'ta Adı Geçen Kitap ve Dergiler" ele alınmıştır. Ana bölümler dışında gazetenin 1951-1954 sayılarının incelenmesi neticesinde edebi metinlerin belirlenmesiyle oluşturulan fihrist de teze eklenmiştir.
Yerel basına göre Afyonkarahisar (1946-1960)
Bu araştırmanın amacı Afyonkarahisar yerel basını taranmak suretiyle Afyonkarahisar'ın siyasal, iktisadi, sosyal, kültürel yapısı hakkında bilgi elde etmektir. Araştırmada kullanılan materyal 1946-1960 yılları arasında çıkan Afyonkarahisar'ın yerel gazeteleri ve dergisidir. Yapılan basın taraması sonucunda elde edilen veriler ışığı altında şehrin siyasal, iktisadi, sosyal, kültürel yapısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. 1946-1960 yılları arasında ülke siyasetinin Afyonkarahisar'a yansımaları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nden sonra Demokrat Parti'nin ülke yönetiminin Afyonkarahisar üzerindeki etkileri yansıtılmaya çalışılmıştır. Yerel Basına Göre Afyonkarahisar tezinde şehrin yapısındaki değişiklik ve değişen yapının basına yansımaları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar Basını, Afyonkarahisar, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ra doldurulacaktır.
Bursa basınında Kıbrıs Barış Harekatı
1974 Kıbrıs Barış Harekatı Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhuriyet Döneminde sınırları dışında gerçekleştirdiği en büyük ve sonuçları bakımından en etkili savaştır. Kıbrıs Adası stratejik önemi dolayısıyla tarih boyunca pek çok devlet tarafından işgal edilmişti. 1571 yılında Ada'nın Osmanlı Devleti tarafından fethi ada halkını ekonomik, kültürel ve dini yönden son derece olumlu etkilemişti. 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile Kıbrıs Adası'nın yönetimi İngiltere'ye bırakılmış. Bu antlaşma Kıbrıs Türkleri için yaşanacak olumsuzlukların adeta bir başlangıç noktası olmuştu. Kıbrıs'ta kendini "Rum" olarak tanımlayan halk İngilizlerden de cesaret alarak Türklere karşı her geçen gün baskılarını arttırmışlardı. Rumların amacı "enosis" yani Kıbrıs'ı Yunanistan'a katmaktı. Rumların amacı önce İngilizleri, ardından da Türkleri adadan kovmaktı. 1960 yılına gelindiğinde Adanın tamamını kapsayan Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Cumhurbaşkanı Makarios yardımcısı ise Dr. Fazıl Küçük'tü. Barış içinde yaşamayı düşünen Türkler hayal kırıklığına uğradılar. Çünkü Makarios "Akritas Planı" ile Türklerin tamamını imha etmek için harekete geçti. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs'taki Türklere uygulanan şiddet ve baskı eylemlerini sonlandırmak için garantörlük yetkisini kullanarak Birleşmiş Milletler'de sorunu çözmeye çalıştıysa da herhangi bir sonuç alınamadı. Nihayet 15 Temmuz 1974 tarihinde "enosis", gerçekleştirmek için Yunanistan Kıbrıs'ta darbe yaparak Rum lider Makarios'u devirdi. Yerine Nikos Sampson'u getirdi. Türkiye bu oldubittiyi kabul etmedi. 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan haklarını kullanarak 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenledi. Böylece hem Kıbrıs'taki Türklerin can ve mal güvenliği sağlanmış oldu, hem de iki toplumlu bir yapı oluşmuş oldu. Anahtar kelimeler: Türkiye, Kıbrıs, Bursa Basını, Kıbrıs Barış Harekatı
Kastamonu basınında Demokrat Parti 1946?1960
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de vefatının ardından hem İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı seçilmesi hem de Cumhuriyet Halk Partisinin başına geçmesiyle ?Milli Şef? dönemi olarak da adlandırılan dönemde C.H.P. yönetimi ülke siyasetine hakim olmuştur. Bununla birlikte İsmet İnönü, parti içinde muhalif hareketin doğmasına engel olmamıştır.Tek parti yönetimi esnasında hem ülkenin iç dinamiklerinden hem II. Dünya Savaşı'nın ülke siyasetine olan etkisinden ve hem de C.H.P.'nin otoriter bir yönetim tarzı benimsemesinin de etkisiyle 1945'de Milli Kalkınma Partisi kurulmuştur. M.K.P.'nin seçimlerde hiçbir varlık gösterememesi ve 1958 yılında da kendini feshetmesi çok partili hayatın devamlılığı açısından olumsuz olsa da 1946 yılında Demokrat Parti'nin kurulmasıyla Türk siyasi hayatı muhalefete kavuşmuştur.Tezimizde Demokrat Parti'nin Türk siyaset sahnesine çıkışı, yaptığı faaliyetler, 1950 seçimlerini kazanması, iktidara geldiğinde yapmış olduğu icraatlar, dış politikadaki faaliyetleri Kastamonu basınının bakış açısıyla incelenmiştir. Ayrıca 1960 Askeri hareketi sonucu iktidarı askeri yönetime devretmek zorunda kalan Demokrat Parti'nin tüm icraatları karşılaştırılarak Türk siyasi hayatındaki etkisini belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Mustafa Kemal Atatürk, Çok Partili Hayat, Demokrat Parti İktidarı, Kastamonu Basını.
1950-1960 Demokrat Parti iktidarının Elazığ basınında ki yansımaları
Bu araştırmadaki temel amaç, siyasi tarihimizde ve çok partili yaşama geçişte büyük bir öneme sahip olan Demokrat Parti'nin 1950- 1960 yılları arasında Elazığ basınında yansımaları ve basın ile Demokrat Parti ilişkilerinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışma, gerek Elazığ ilinde gerekse bölge açısından partinin faaliyetlerini gün ışığına çıkarmaktadır.Bu çalışma 1950-1960 dönemlerini kapsayan Elazığ basınının önemli gazeteleri taranarak gerçekleştirilmiştir. İlin önemli yazılı basın kaynaklarından Uluova, Turan ve Elazığ gazetelerinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma çerçevesi Elazığ ilinde yayınlanan yerel gazeteler, Demokrat Parti hakkında yayınlanmış haber, reklam ilanları, basın bildirileri ve araştırmacının yorumundan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında Demokrat Partili yıllarda yayına devam eden gazeteler incelenmiş olup 1200 civarında Demokrat Parti ile ilgili haber ve yazılı belgeye rastlanmıştır.Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm ?Milli Şef İnönü ve Çekişmeler? başlığı adı altında incelenirken ikinci bölümde ise ?Demokrat Parti İktidarı ve İç Politika? ve üçüncü bölümde de ?Demokrat Parti İktidarı ve Dış Politikası? başlığıyla incelenmiştir.Arşiv taramalarından elde edilen veriler araştırma çerçevesinde yorumlanmış olup kronolojik olarak olaylar incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Adnan Menderes, Demokrat Parti, Elazığ, Elazığ Basını, İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk, Turan, Uluova.