Identity

666 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Logoya yönelik tutumun kültürel miras üzerindeki etkisinin incelenmesi: Trakya Üniversitesi, Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi örneği

Bu çalışma, resmi kurumların logolarına yönelik tutumların, bu logoların şehirleri temsil etme üzerindeki etkisini incelemektedir. Logolar, sadece kurumların kimliklerini değil, aynı zamanda temsil ettikleri şehirlerin kültürel, tarihi ve coğrafi özelliklerini de yansıtır. Dolayısıyla, logolara yönelik tutumlar, bu görsel unsurların şehir kimliğini ne kadar etkili bir şekilde temsil ettiğini anlamada kritik bir rol oynar. Bu bağlamda, Edirne ilinin önemli kurumlarından Trakya Üniversitesi, Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi'ne ait logoların üniversite öğrencileri tarafından nasıl algılandığı ve bu algıların logoların şehri temsili üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada, Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören 411 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket formu hem fiziki hem de online olarak hazırlanmış ve katılımcılara yüz yüze ve online olarak uygulanmıştır. Araştırmanın logoların şehri temsil gücünü gösteren kapsamlı bir çalışma olması nedeniyle literatüre önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma logoların sahip olduğu özelliklerin hangilerinin şehri temsil üzerinde etkili olduğunu gösteren kapsamlı bir çalışmadır. Literatürde logonun sahip olduğu özelliklerin hangilerinin şehri temsil üzerinde daha etkili olduğunu gösteren çalışmalara rastlanmamış olması bu çalışmanın önemini daha da artırmaktadır. Aynı anda şehir için öneli olan üç farklı kurumun logolarına yönelik tutumu inceleyip, bunları birbiriyle karşılaştırması araştırma sonuçlarının genellenebilirliğini de artırmaktadır. Araştırmanın önemli bir yönü de hem şehrin sakinleri hem de şehre dışardan gelenlerden verilerin toplanarak bu kişilerin tutumlarının karşılaştırılmasına olanak tanımasıdır. Dolayısıyla hem şehir sakinleri hem de turistlerin bakış açısına dayanarak logoların yeniden dizayn edilmesine imkan sağlanmaktadır. Katılımcılar ankette yer alan ifadeler aracılığıyla logoların estetik değerlerini, sembolik anlamlarını ve kent kimliğine katkılarını değerlendirmektedir. Araştırma bulguları, her üç logoya yönelik logoya yönelik olumlu tutumların, logonun şehri temsil etme gücünü artırdığını göstermektedir. Trakya Üniversitesi logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, asimetrik-simetrik olması ve köşeli-yuvarlak olmasıdır. Edirne Valiliği logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, derinliksiz-derinlikli olması, asimetrik-simetrik olması, dengesiz-dengeli olması ve enine boyuna orantısız-orantılı olmasıdır. Edirne Belediyesi logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, basit-detaylı olması, derinliksiz-derinlikli olması ve dengesiz-dengeli olmasıdır. Bu araştırma, logoya yönelik tutumların, logonun şehri temsil etme üzerindeki etkisini vurgularken, şehir logolarının tasarımında dikkate alınması gereken önemli faktörleri de ortaya koymaktadır. Şehir logolarının, estetik değerlerinin yanı sıra, şehir kimliğini yansıtan sembolik unsurları da içermesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, logoların halk tarafından benimsenmesi ve tanınması için, logoların tasarımı sürecine yerel halkın da dahil edilmesi önerilmektedir. Bu, logoların şehir kimliğiyle daha uyumlu ve etkili olmasını sağlayabilir.

Görsel analizKimlikKültürel değerler+1
Bilge Erdem
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Alman dış politika kimliği ve güç kullanımı (1949 - 2016): Süreklilik ve değişim dinamiklerinin analizi

Bu çalışmada Almanya'nın 1949'dan günümüze, uluslararası çatışmalarda izlediği politikalar ele alınmaktadır. Tezin amacı, Almanya'nın II. Dünya Savaşı sonrası geliştirdiği, güç kullanımına karşı mesafeli ve değer bazlı dış politika kimliğinin, birleşme ve Soğuk Savaş'ın bitişinin getirdiği değişimlere rağmen sürekliliğini koruyup korumadığının anlaşılmasıdır. Bu doğrultuda özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında geliştirilen kimlik ve bu kimliğin öne çıkan değer ve politikaları ele alınmıştır. Sonrasında Almanya'nın, hem Soğuk Savaş hem de Soğuk Savaş sonrası dönemin çatışmalarına yönelik politikalarında, bu değerlerin görünürlükleri incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, Almanya'nın çok taraflılık gibi değerleri gözeterek de olsa uluslararası müdahalelere katılımının açık şekilde arttığı gözlemlenmiştir. Ancak bu müdahalelerin nadiren doğrudan ama genellikle barış gücü gibi misyonlar bağlamında olması dolayısıyla, II. Dünya Savaşı sonrası değerlerin ufak değişimlerle devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Alman dış politikası, güç kullanımı, süreklilik, değişim, dış politika kimliği

AlmanyaDeğişimKimlik+3
Mahmut Mazlum
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi otoritenin zayıfladığı ortamlarda kimlik gruplarının ortaya çıkması, birbirleri ve merkezi otoriteyle ilişkileri

Bu tezin amacı, ulus devlet sistemi içerisinde yaşanan problemler neticesinde bölünmüş toplumlarda aktörlerin davranışlarını uluslararası ilişkilerdeki denge kavramıyla incelemektir.Vestfalya Barış anlaşması sonrası ulus devlet düzeni tüm dünyada benimsenerek insanların bir arada yaşaması ve devletin meşruiyeti homojen bir yapıda olduğu varsayımına dayandırılmıştır. Bu çalışmada ulus devlet sistemi içersinde etnik dini ya da mezhepsel olarak homojen olmayan devletlerde çıkması muhtemel halk hareketliliklerinin sebebi incelenecek, çatışmasızlığın sağlanması adına izlenmesi gereken yollar tartışılacaktır. Halk hareketliliklerinin bir iç savaşa evrildiği toplumlarda iç savaşın her bir aktörünün tıpkı uluslararası sistemde devletlerin hareket ettiği gibi bağımsız hareket edeceği ve kendi çıkarı için ilişkiler tesis edeceği yapısal denge teorisine göre ele alıncaktır. Aktörlerin söz konusu bağımsızlığı iç savaşın dengelenerek çatışmasızlık ortamına alan yaratabileceği bir durum oluşturabileceği gibi çatışmayı daha da şiddetlendirebilir. Çalışmamızda tüm bu durumları inceleyerek bölünmüş toplumlarda aktörler arası ilişkilerin ne şekilde gelişeceğini 2012 sonrası halk hareketliliği olarak başlayan ve iç savaşa dönüşen Suriye örneği özelinde incelenecektir.

DemokrasiGüç dengesiKimlik+7
Cihad Özdemiroğlu
TOBB Economics and Technology University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun (TRT) ve özel tv kanallarının kimlik jeneriklerinin görsel iletişim tasarımı bağlamında karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Günümüzde kimlik jenerikleri gelişen teknolojilerin sunduğu imkanlarla ve iletişim, pazarlama, hareketli grafik tasarım gibi farklı alanlarla işbirliği halinde TV kanalları açısından önemini gittikçe arttırmaktadır. Görsel iletişim tasarımı bağlamında TRT (TRT1, TRT2, TRT Spor, TRT Çocuk) ve özel TV kanallarının (TV8, Kanal D, Fox, Show TV, ATV, Star TV) kimlik jeneriklerinin karşılaştırmalı incelemesini sunan bu çalışmada jenerikler Roland Barthes'ın göstergebilimsel çözümleme yöntemi aracılığıyla incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, görsel iletişim tasarımı açısından karşılaştırıldığında TRT kanalları ile özel kanalların kimlik jeneriklerinde tasarım ve kullanılan görsel dil açısından farklılıklar olduğunu göstermektedir. TRT kanalları ile özel kanalların kimlik jeneriği tasarımlarında renk paleti, görsel efektler, müzik, ses, tasarım üslubu açısından farklılıklar bulunmaktadır. TRT kanallarının kimlik jeneriklerinde müzik, destinasyon seçimi (Kapadokya, Göbeklitepe), önemli günlerin temsili (milli bayramlar), görseller (Türk bayrağı, sekiz köşeli yıldız) bağlamında milli unsurların ön plana çıktığı görülmektedir.

Görsel iletişim tasarımıJenerikKimlik+3
Burak Demirkaya
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir bağlantılı tarih örneği olarak İbrahim Müteferrika'nın çok kimlikli düşünce dünyası

İbrahim Müteferrika, Erdel bölgesinde Kolozsvár'da doğup, Hristiyan bir eğitim almıştır. Transilvanya bölgesinin kültürel çeşitlilik fikirleri ile 18. yüzyıl başlarında Osmanlı topraklarına gelen Müteferrika, kendini Osmanlı dili ve kültüründe geliştirerek Osmanlı kültür dünyasında önemli bir yer edinmiştir. Osmanlı yönetiminin resmi onayıyla kurduğu matbaada bastığı eserlere yaptığı katkılarla çok kimlikli yapısı ve kendi etkileşimlerini sergilemiştir. Eserlerinde tüm bu fikir dünyalarını sentezleyerek sunmuştur. Aynı anda ve çatışmadan birlikte var olabilen kimlikleri ile her iki kültürden de faydalanarak her iki kültüre de etki etmiştir. Tezde Müteferrika "kültürlerarası geçişlilik" (transculturality) kavramı üzerinden incelenmiştir. Bu tez, Osmanlı kültür dünyasının yekpare bir anlayışla var olduğu anlatının dışına çıkılmasını amaçlamakta ve farklı kültürlerden beslenen bu yapıyı Müteferrika üzerinden örneklendirmektedir.

KimlikKültürel çeşitlilikİbrahim Müteferrika
Sedef Albayrak
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay'da bağımsızlık mücadelesi ve Kemalizm ile kurulan etkileşim (1918–1939)

Bu tez, 1918–1939 seneleri arasında Hatay'da yürütülen bağımsızlık mücadelesi sürecini ve bu süreçte Kemalizm ile yerel halk arasında kurulan etkileşimi incelemektedir. Hatay bu süreçte, sadece siyasal bir çatışma alanı değil, aynı zamanda ulusal kimliğin şekillendiği bir toplumsal alan olmuştur. Bu çerçevede Kemalist ideoloji, yalnızca bir siyasal yönelim değil; aynı zamanda toplumsal aidiyetin şekillenmesine katkı sunan ve onu besleyen bir yapı olarak Hatay'da çeşitli araçlar ve farklı pratiklerle karşılık bulmuştur. Kemalist ideoloji; reformlar, toplumsal örgütlenmeler, basın, ulusal semboller ve milli bayramlar gibi ritüeller aracılığıyla Hatay toplumunda görünür hâle gelmiş; şapka ve harf inkılâbı gibi reformlar, Hatay Türklerinin bağımsızlık davasıyla özdeşleşen semboller ve toplumsal direnişin simgeleri hâline gelmiştir. Basın faaliyetleri, yerel kanaat önderleri, toplumsal örgütlenmeler aracılığıyla şekillenen bu etkileşim süreci, halkın Kemalist değerleri bağımsızlık mücadelesinin araçları olarak benimsediği çok katmanlı bir kimlik inşasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda tez, Hatay halkının bağımsızlık mücadelesi sürecinde Kemalizm ve Kemalist değerler ile kurduğu bağları ve bu bağlar aracılığıyla şekillenen ulusal aidiyet duygusunu temel alarak, bağımsızlık mücadelesi ile Hatay'da Kemalist kimliğin inşası arasındaki kesişimi anlamayı hedeflemektedir.

HatayKemalizmKimlik
Bahar Özçelik Öztosun
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Discourse and identity in Louis De Bernieres' Novel Birds Without Wings

The aim of this present thesis is to discuss the concept of identity in a discursive perspective in Louis De Bernieres' Birds Without Wings. Identity concept is studied on in six chapters to observe the construction and deconstruction processes of identity formation based on the related identity theories. In the first chapter the focus is on the individual identities in relation to the narrative technique applied in the novel. In the second chapter, social construction of identity, its reflections on society and social structures are discussed. The third chapter focuses on the reflections of religious identities on individual and social levels with reference to religious characters in the novel. Chapter four deals with dislocation of identities or exiled identities with reference to the event of exchange of populations of Turks and Greeks being one of the central themes in the novel. In the fifth chapter sexual identity is discussed under the concepts of gender and gender roles mostly on the social level with reference to inter-relationships and the last chapter took the concepts of disidentification and non-identity with reference to some isolated, marginalized selves as characters in the novel. As a study of identity focusing on the artificial shaping and reshaping of its structures and types in the postmodern novel Birds Without Wings written with a general attitude to make the existing multiplicities visible with the narrative technique employed by the author, identity concept, identity construction and deconstruction are aimed to be examined to discuss the awareness and effects of change, transformation, fluidity and instability of human identity in individual and social structures within a discursive frame. Key words: Identity, Discourse, Individual identity, Social identity, Religious identity, Gender identity, Exiled identity, Disidentification

Bernieres, Louis deIdentityNovel+3
Evla Yürükler
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Aestheticism and identity information in Walter Pater's Marius The Epicurean

The novel of formation, or the Bildungsroman, is among the most popular types of fiction in Victorian England, especially with realists. Opposed to realism and representing one of the most powerful late-nineteenth-century avant-garde trends is aestheticism. Its initator, Walter Pater, is mostly known and widely acclaimed as the theoretician of this innovative aesthetic movement. In this respect Pater's novel Marius the Epicurean is written in accord with the Bildungsroman, but,distinguishably in the sense of its thematic and narrative elements, the text differs from both socially and morally concerned realistic novel of formation. Even if Marius have found no appropriate philosophy and ended prematurely his life, nevertheless he continuously investigate and prove distinctive philosophical systems objectifiying Pater's unique aesthetic doctrine. To Pater, carrying the spirit to the fleeting chain of impressionisms in a powerful way is the keystone for a succesful and productive life. The aim of the present thesis is to explain the literary importance of the novel, reveal its non-realistic pattern and show the ways in which Pater follows the tradition of the Bildungsroman while relating it to the philosophical and aesthetic issues in many aspects.

AestheticsAesthetic novelIdentity+4
Ayça Yavuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Building female identity within immigrant background in Monica Ali's Brick Lane

This study examines the development of the Bildungsroman literary genre, which can be also described as a literary system and / or literary tradition, and its place in contemporary English literature. Bildungsroman, which reached its traditional form in Victorian English literature, is evaluated in this study through Monica Ali's novel: Brick Lane in terms of the new elements and principles the genre acquired in Modernism and Postmodernism. The focus in the study is on the identity formation of the main character, which is considered to be the central element in the Bildungsroman, and on her personal developmental process according to the Postcolonial context. Brick Lane is exemplary to the Bildungsroman literary genre in contemporary English literature when it is analysed with regard to the personal development of Nazneen, a woman who immigrated from Bangladesh to England. Monica Ali, who is also from Bangladesh and started living in England at an early age, narrates the physical, mental and social development of a woman who was born and raised in Bangladesh and immigrated to the United Kingdom when she married at a young age. In this context, it is possible to evaluate other characters besides Nazneen with their impact on the personal development of Nazneen and within their own personal and social development in respect to culture and identity. From this point of view, Monica Ali's novel Brick Lane is analysed within the context of the development of Bildungsroman literary genre in English literature and with regard to the Postcolonial literary theory on the effect of migration and culture on personality formation.

Ali, MonicaBrick LaneEmigrants+4
Duygu Başcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ilişkilerde kimlik: Mursi Dönemi Türkiye-Mısır ilişkileri

Türkiye ve Mısır ortak bir tarihsel geçmişe sahip olmalarına rağmen kuruldukları tarihten beri iyi ilişkiler kuramamış, iki devlet arasındaki ilişkiler genellikle rekabet ve krizlerin gölgesinde seyretmiştir. Uzun bir süre boyunca düşük bir düzeyde sürdürülen ve zaman zaman gerilimlere sahne olan ilişkiler, Arap baharı sürecinde Mısır'da yaşanan iktidar değişikliği ile farklı bir boyuta geçmiştir. Bu süreçte Müslüman Kardeşlerin Mısır'da iktidara gelmesi ile Türkiye-Mısır ilişkileri hızlı bir şekilde değişmiş, krizleri ve gerilimleri aşarak müttefik ilişkisine dönüşmüştür. Bu süreçte iki devlet arasında birçok alanda iş birliği ve ortaklıklar kurulmuş ve ikili ilişkilerin altın çağı olarak kabul edilebilecek bir döneme girilmiştir. İki devlet ilişkisinin kısa sürede hızlı bir değişim yaşaması bu araştırmanın yapılmasına kaynaklık etmiştir. Bu tezde Türkiye-Mısır ilişkilerinin değişen doğası sosyal inşacı yaklaşım çerçevesinde incelenmiştir. İki devletin birbirlerine yönelik algılarını ve politikalarını anlamak için iki tarafın kimliklerini ve kimliklerinin oluşum sürecini anlamak gerekmektedir. Türkiye ve Mısır tarihsel anlamda kimliklerini farklı şekilde tanımlamışlardır bu tanımlama ise birbirlerinden farklı çıkarlar belirlemeleri sonucunu doğurmuştur. Farklı kimlik ve çıkarlara sahip olmaları ise birçok alanda uyumlu eylem veya davranışlarda bulunmalarını zorlaştırmıştır. Sahip oldukları sosyal ortaklıklar sonucunda bir dönem birbirlerini algılamalarına "biz" bakış açısı hakimken ayrı devletler olarak kurulduktan sonra her iki devlet de birbirlerine göre "öteki" yi temsil etmeye başlamıştır. Bunun sonucunda ve bölgesel dinamiklerin de etkisiyle ikili arasındaki sistemik etkileşim karşıtlıklar üzerinden sürdürülmüştür. Mısır'da Müslüman Kardeşlerin iktidara gelmesi ile Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarda bulunduğu Türkiye ile ilişkiler önemli ölçüde gelişme göstermiştir. Bu dönemde birbirleri ile uyumlu hale gelen kimlik yapıları ile beraber ortaya çıkan ortak kadere yönelik inanç ve bölgesel gelişmelerden kaynaklanan ortak kaygılar ilişkilerin doğasını değiştirmiştir. Bu anlatılanlar ışığında, bu tezde Mısır'da Müslüman Kardeşlerin iktidarı döneminde Türkiye ile Mısır arasında değişen ikili ilişkiler her iki devletin kimliklerine odaklanılarak sosyal inşacı yaklaşım çerçevesinden incelenmiştir.

KimlikMursi, MuhammedMüslüman Kardeşler+7
Harun Çelikcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The representations of the archetypal Jew in Christopher Marlowe's Jew of Malta and William Shakespeare's Merchant of Venice

William Shakespeare is one of the most popular authors, not only in England but worldwide. He was greatly influenced by his contemporary Christopher Marlowe. The similarity is witnessed in their themes, motifs, devices, and plots. During my research, these two writers' works respectively The Merchant of Venice and The Jew of Malta, are first broadly compared in order to explore the various differences and specific embellishment that each author adds and later closely examining their main characters, namely Barabas and Shylock in order to deconstruct the Jewish archetype. The following paper aims to also elaborately examine the archetypes, treatment, status, rights and the connotations revolved around Jews starting from Medieval literature, tracing its metamorphic progress through Renaissance and Victorianism till Modernism. An elaboration on the metamorphoses of the Jewish archetypal characters, previously recognised as stubborn, malicious, villain and hatred by God to the modernist alienated Jew striving to find his authentic identity in a socially constructed environment facing ambiguous personality threat, will also be encountered. Specifically, this paper analyses both authors' artistic recreations and embellishments of the archetype Jew as a satire on anti-Semitism.

AntisemitismArchetypeIdentity+4
Françeska Gropaj
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Representing the unrepresentable: Postcolonial trauma and identity in Toni Morrison's Beloved and Tomson Highway's Kiss of the Fur Queen

This thesis offers an in-depth examination of the novels, Toni Morrison's Beloved (1987) and Tomson Highway's Kiss of the Fur Queen (1998), focusing on their poignant portrayal of postcolonial and racial trauma. Central to the analysis is an exploration of trauma in literature and psychoanalysis, particularly through a Freudian lens, as well as the periods of postcolonialism and racial identity. The research probes into how these literary works articulate issues surrounding trauma and the ensuing identity crisis. Primarily, it centers on the depiction of victimization experienced by African American and North Indian American communities, including dehumanizing actions. The novel Beloved is scrutinized in relation to the expression of African American grief and melancholia, along with an interpretation of Lacan's concept of 'jouissance'. On the other hand, the novel Kiss of the Fur Queen is examined from the perspective of indigenous cultural spirit. The goal of this study is to illustrate how both novels integrate past experiences that have not been completely assimilated into the psychical characters, signifying the suppressed aspects of their identity. Keywords: Colonialism, Identity, Trauma

RacismIdentityMorrison, Toni+3
Ayşegül Şentürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Building identity within and beyond the urban background: Three Brothers by Peter Ackroyd as a bildungsroman

This thesis aims to disclose the formation of an individual identity as a process encompassing various experiences among which is the urban experience determining the building and assertion of 'identity'. Relaying on the most recent theories of psychogeography, the present thesis studies the interconnectedness between the individual mind and the urban background as a means of formative principle in constructing an individual identity. Although identity is viewed as eroded and indefinable in postmodernism, psychogeography endeavours to discover if the territory in which an individual located affects the mood and/or attitude of the individual in means of a search for the identity. In this study, Peter Ackroyd's Three Brothers, as a postmodern Bildungsroman, is analysed through the framework of psychogeography and the analysis indicates that there is an evident relationship with the identity and the urban background. This paper contributes to recent debates in the literature on identity and its indefinability concerning the postmodern thoughts by offering a new perspective. Keywords: Bildungsroman, Identity, Peter Ackroyd, Postmodernism, Psychogeography

Ackroyd, PeterBildungsromanIdentity+4
Dilara Nihal Şenetiler
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Netflix orijinal içeriklerdeki türk dizilerinde postmodern bireyin inşası: Göstergebilimsel bir analiz

Modern dönemin yıkıntılarından yükselen postmodern dönemde üretimden tüketime, toplum biçiminden bireyin inşasına kadar uzanan pek çok alanda önemli değişimler meydana gelmiştir. Postmodern dönemde birey, ben odaklı, spiritüel, geçmişinden kaçan, denge arayan vb. nitelemelerle tanımlanmaktadır. Postmodern dönemde bireyde ortaya çıkan değişimler, postmodern bireyin inşasına yönelik çalışmaları da beraberinde getirmiştir. Modernden postmoderne yaşanan değişimlerin ele alındığı bu tez çalışmasında ise postmodern dönem, Stuart Hall'un "yeni zamanlar" görüşüyle ilişkilendirilmiştir. Çalışmada, Netflix orijinal içeriklerdeki Türk dizilerinde inşa edilen karakterlerin postmodern kimlik etrafında nasıl şekillendirildiğinin, sunulan anlatı ile de günümüz insanını nasıl yansıttığının ortaya konması amaçlanmıştır. Evrenini dijital platformların oluşturduğu çalışmada, dijital platformlardan Türkiye'de ilk uluslararası nitelikte yayın hayatına başlayan Netflix ele alınmıştır. Örneklem çalışmanın amacına uygun olarak seçilmiştir. Bu kapsamda "Hakan: Muhafız", "Atiye", "Zeytin Ağacı" ve "Uysallar" dizilerinin birinci sezonundaki bölümleri analize dahil edilmiştir. Dizilere Roland Barthes'ın fikirleri odağında göstergebilimsel analiz uygulanmıştır. Ayrıca Geert Hofstede'nin kültürel boyut teorisi ve Levi Strauss'un ikili karşıtlıklarından yararlanılmıştır. John Fiske'nin gelişkin ve kısıtlı kodlarından da bahsedilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda Netflix orijinal içeriklerdeki Türk dizilerinde inşa edilen karakterlerin postmodern kimlik bağlamında inşa edildiği ve günümüz insanını da söz konusu biçimde betimlediği varsayımı doğrulanmıştır.

KimlikNetflixPostfordizm+3
Aslıhan Akbayır
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Niteliğini yitirmiş tarihi kentlerde kültür turizmiyle yeniden canlandırma: Siirt örneğinde planlama önerileri

Kent olgusu ilk insanın tarım devrimi sonrası yerleşik hayata geçerek, topluluklar halinde yaşamasıyla başlamış ve neredeyse medeniyet kavramıyla yaşıt kabul edilebilecek bir olgudur. Kentler; insanların birlikte yaşama kültürü geliştirdikleri, ürettikleri, üretileni tükettikleri hem bireysel ihtiyaçlarını giderdikleri hem de bir araya gelerek ya toplum oluşturdukları ya da bir toplumla birleşerek o topluma katıldıkları fiziksel sınır ve tanımların dışında algı ve anı ortamlarıdır. Toplumlar da bireyler gibi ya bilinçli veyahut ta bilinçsiz bir şekilde kabul ettikleri dayatmaların sonucunda, tarihleri bin yılları bulan, sokaklarında atalarından kendilerine uzanan bir birikimin izlerini taşıyan tarihi kent merkezlerinden vazgeçip, bu kadim mekânları her anlamda çürümeye ve yok olmaya terk etmişlerdir. Çalışma alanımız olan Siirt, yeryüzünün bilinen en eski yerleşim bölgesi olan Mezopotamya'nın, tıpkı kendisi gibi kadim bir kentidir. Tarihi bin yılları bulan Siirt, somut ve somut olmayan kültür miraslarıyla keşfedilmeyi bekleyen ve turizm anlamında çok yönlü alternatifler sunabilen ender şehirlerimizdendir. Doğal güzelliklerinin yanında, tarihi eserleri ve kültürel yönleriyle bir cazibe merkezi olmayı bekleyen Siirt, gün geçtikçe değerlerini yitirmekte ve kimliğini kaybetmektedir. Bu çalışmada Siirt tarihi kent merkezinin gerek yapısal gerek sosyo-kültürel anlamda yeniden ihyası, kentin somut ve somut olmayan değer ve imgelerinin yeniden açığa çıkarılarak, Siirt'e aidiyet hissinin pekiştirilmesi ve kimliğini yitirmeye başlamış olan kentin, turizm eliyle yeniden canlandırılmasına yönelik çözüm önerileri sunulmaktadır.

KimlikTarihi kentlerTurizm+2
Kemal Aydın
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mübadele'nin (1923-24) Belleği: Müslümanlaş(tırıl)mış Rumlar'da Bellek ve Kimlik İlişkisi

Bellek ve kimliğin ilişkisini ele alacak olan bu tez, Mübadele döneminde bir şekilde Anadolu'da kalarak Müslümanlaş(tırıl)an Rumların belleklerinin verili kimlikleri ile ilişkisini merkezine alıp, hatırlama ve unutma rejimleri üzerinden inceleyecektir. Hatırlama kadar, unutmanın da oldukça etkili olduğu savından hareketle, Mübadele ile başlayan ve sonrasında gerçekleşen olaylarla Müslümanlaş(tırıl)an Rumların unutma ve unutulma taleplerini, daha sonra hikayelerini bugüne neden taşıdıkları, nelerin, ne şekilde, ne için hatırlama sürecine girdiğini, bu süreç sonunda kimliklerle olan ilişkinin ve olası değişimin etnik yeniden canlanma ile ne biçimde ilişkilendirilebileceği tartışılacaktır. Bu doğrultuda aile hikayelerinde Müslümanlaş(tırıl)mış Rumluk olan kişilerle yapılacak sözlü tarih çalışmasıyla, hatırlama sürecinin kimlikler ile ilişkisi ve geçmişin anlamını şimdide sorgulayarak, evirildiği yeni anlamlar ve geleceğe yönelik beklentinin mahiyeti hakkında sonuçlar üretmeyi hedefleyecektir.

Asimilasyon politikalarıBellekKimlik+7
Mert Kaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Traces of collective memory in A. K. Ramanujan's poetry

This thesis employs the intersection of collective memory studies and postcolonial studies in examining selected poems from A. K. Ramanujan's The Striders (1966) and Second Sight (1986). As such, it centres around two claims: memory is a narrative, to remember is to fictionalise; and memory is collective, since individuals complete their own worldviews depending on the groups they are part of like religion, nationality, family, and culture overall. Minding these claims, it explains how works of autobiography can reveal the climates of thought they were written around. Since these are also based in memory – which is collective, and a narrativization of the past – poetry as a genre can also be looked at as revealing the collective threads that aided in its creation. The Striders and Second Sight are analysed accordingly. Ramanujan was born in 1929 in India, living as an English colonial subject for eighteen years. This colonial structure is a noteworthy point regarding identity-shaping. England, with its imperial policies, expanded greatly through the world. Seeing itself as dominant over 'lesser' nations, it studied, oppressed, and stereotyped its colonies; India was one of them until 1947. The colonisation process impacted the identities of Indians, creating hybrid entities. After being part of that collective experience, Ramanujan immigrated outside of India to the West. His poems reveal his shaping worldview as autobiographical compositions, since he keeps thorough diaries and writes his poems accordingly. After explaining the mentioned theories, the colonial history of India, and the postcoloniality of Ramanujan's poetry in the Introduction, this thesis analyses selected poems from the mentioned collections in their dedicated chapters. Both works reveal colonial practices and the ripples of their influence that present themselves as problems for Indian society and environment. The Striders lays the foundations for the shift in his perspective. The 'Indian' label still works to describe him at this point, and its poems reflect the collective experience of India as viewed from the West. This outward perspective is turned inwards after twenty years of living in 'exile' with Second Sight. Since Indianness does not describe his way of life anymore, he embarks on a quest to find his lost essence. In the end, after analysing this shift of gaze from The Striders and Second Sight through the lens of collective memory and postcoloniality, this thesis concludes that the poet finds the solution to his identity crisis by accepting his fate as a fragmented being stemming from the globalised world. In the end, he is simply a human being, as part of that macrocosmic collective.

IdentityIdentity fragmentationCollective memory+2
Doğa Yalçın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatırat ve mektuplar üzerinden Avrupa medeniyetini anlamak (1830-1923)

Bu çalışmada, Erken Cumhuriyet ve Geç Osmanlı döneminde yaşamış Osmanlı entelektüellerinin kendi yaşamlarından tanıklıklarla yaklaşık yüz yıl süren bu evrenin medeniyet haritası ortaya çıkarılmıştır. Tanzimat dönemi, Osmanlı entelektüellerinin büyük zihniyet değişikliği yaşadığı bir dönemdir. Bu zihniyet değişikliğinin kökeninde Avrupa ile farklılaşan ilişkilerin etkisi büyüktür. Bu nedenle çalışma, Tanzimat döneminde 1837 yılında Avrupa'ya gönderilen Sadık Rifat Paşa'nın Batı ile ilgili ilk gözlemleriyle başlamıştır. Osmanlı entelektüellerinin Avrupa'yı nasıl anladıkları genellikle göz ardı edilen ve ikincil bir önem atfedilen hatırat ve mektuplar üzerinden yani birinci elden bilgilerle meydana çıkarılmaya çalışılmıştır. Yazarların bu tanıklıkları tarihi gerçeklikleri ve kırılma noktalarını anlamak açısından önemlidir. Avrupa medeniyeti yazarların hatırat ve mektuplarında kronolojik sırayla, Tanzimat devrinde sivilizasyon ve medeniyet, II. Abdülhamid döneminde terakki ve II. Meşrutiyet döneminde ise inkılap sözcüğüyle karşılanmıştır. Sözcüklerin dildeki değişimi belli bir sistemi takip etmektedir. Bu sistem, devrin siyasi ve toplumsal olaylarıyla yakından ilintilidir. Çalışmada bu sözcüklerin arkasında yatan zihniyet değişmelerinin, önemli kırılma noktalarının, Türk edebiyatını besleyen Batılı fikir akımlarının üzerinde durulacaktır.

Batı medeniyetiDoğu medeniyetiHatırat+7
Kübra Fatma Dursun Önen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada belirsizliğin ve sosyal kimliklerin bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler üzerindeki etkileri

İnsanlar yaşam boyunca karşılaştıkları belirsizlikleri azaltmak için çabalamaktadır ve belirsizlikle baş etmenin etkili yollarından biri grupla kimliklenmektir. Günümüzde sosyal medya platformları grup etkinlikleri için yeni bir ortam sağlamaktadır. Bu nedenle belirsizliği azaltmak için bu platformlar yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat sosyal medya platformlarında sosyal kimlik tehditleri de yaygındır. Bu nedenle belirsizlik gibi rahatsız edici bir durumdan sonra sosyal medyada sosyal kimlik tehdidi ile karşılaşmanın, insanların iç grup kimliğini korumak için daha fazla güdülenmelerine neden olması beklenebilir. Bu araştırmada yürütülen ilk deneyde sosyal medyada karşılaşılan belirsizliğin ve cinsiyet kimliğine yönelik tehditlerin bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Deney Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden 102 kadın katılımcıyla yürütülmüştür. Belirsizliği değişimlemek için katılımcılara yaşadıkları belirsizlik veya olumlu anlarla ilgili açık uçlu sorular sorulmuş; sosyal kimlik tehdidini değişimlemek içinse Sosyal Medyada Dışlanma Paradigması kullanılarak tehdit içeren ve içermeyen profiller oluşturulmuştur. Analiz sonuçları belirsizliğin olumlu duygular üzerindeki temel etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Fakat belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin olumsuz duygu, bilişsel ve davranışsal tepkiler üzerindeki temel ve ortak etkileri anlamlı değildir. İkinci deneyde ilk deneydeki değişimlemeler ve ölçümler kullanılmıştır. Farklı olarak kimlik tehdidinin kaynağını değişimlemek amacıyla ulusal kimlik kullanılmış ve sosyal medya profillerinde kişinin iç grup (T. C. vatandaşı) ya da dış gruptan (yabancı uyruklu) olduğu ile ilgili bilgiler verilmiştir. Deney Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden 149 katılımcıyla yürütülmüştür. Analiz sonuçları belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin bağımlı değişkenler üzerindeki temel etkilerinin anlamsız olduğunu fakat olumlu duygu puanları üzerinde ortak etkinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Ek olarak, katılımcılar belirsizlik yüksekken kimliklerini tehdit eden dış grup üyesini tehdit içermeyen profillere kıyasla daha fazla dışlamışlardır. Fakat iç grup üyesini dışlama davranışı belirsizlik yüksekken ya da kontrol koşulunda farklılaşmamaktadır. Sonuç olarak, bulgular insanların belirsizlik yüksekken iç grup kimliklerini korumaya kısmen de olsa güdülendiklerini ve belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin dışlama davranışını motive edici bir etkisinin olabileceğini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Sosyal medya, sosyal kimlik, belirsizlik, dışlama, cinsiyet kimliği, ulusal kimlik

BelirsizlikBilişsel tepkiCinsel kimlik+7
Eylem İrem Morkoç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

African American female subjectivity, class and colorism in the works of Jessie R. Fauset

Centered around the notions of double consciousness, passing, colorism and social class, this thesis examines Jessie R. Fauset's There Is Confusion (1924), Plum Bun: A Novel Without a Moral (1929), The Chinaberry Tree: A Novel of American Life (1931) and Comedy: American Style (1933), as works shedding light on distinctive African American women figures of the Harlem Renaissance. Theorized by W.E.B. Du Bois, double consciousness is considered as an experience of "twoness," which refers to the internal conflict of African Americans between the identities of "African" and "American." As an oppressed people, African Americans are conditioned to see themselves from the eyes of the white society. In the case of African American women, the damaged sense of self becomes even more problematic because of racial and sexual discrimination. Some of the experiences peculiar to the mixed-heritage middle class women were passing, colorism and social inequality. Harlem Renaissance provided women artists with a chance to express themselves and explore their subjectivity. Fauset has long been dismissed as being imitative of white, upper-middle class values in her works. Going against this negative reception of her fiction, this thesis studies the nuanced subjectivities of her female characters, focusing on their self-realization as fully-developed individuals, artists and activists, who are able to transcend the colorism and the upper-class emulation of the period. Much as the process is agonizing, the experiences of double consciousness and passing prove themselves as supporting elements in the formation of one's self in the end. Therefore, the use of these concepts enriches the creation of Black female subjectivity in the Harlem Renaissance. Their experiences lend color to the constitution or denial of the intersectionality of race, social status and gender convictions.

Afro-AmericanWhite manFauset, Jessie Redmon+7
Büşra Fideli
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Emine Sevgi Özdamar'ın "Hayat Bir Kervansaray" ve "Haliçli Köprü" adlı eserlerinin toplumsal cinsiyet penceresinden incelenmesi

Bu çalışmamızda Emine Sevgi Özdamar'ın "Hayat Bir Kervansaray (Das Leben ist eine Karawanserei hat zwei Türen, aus einer kam ich rein, aus der anderen ging ich raus)" (1992) ve "Haliçli Köprü (Die Brücke Vom Goldenen Horn)" (1998) eserleri üzerinde durduk. Bu çalışma, amacı gereği toplumsal cinsiyetin göçmen edebiyatındaki yansımalarını ortaya koymaktadır. Emine Sevgi Özdamar'ın bu çalışmada seçilmiş olmasının temel sebeplerinden biri eril bakış açısından sıyrılan kadın göçmen yazarı olmasıdır. Bir diğer neden ise Alman okurlar tarafından kabul görmesidir. Elbette Özdamar başka çalışmaların da incelenme konusu olmuştur. Burada diğer çalışmalardan ayrışan nokta ise eserlerine toplumsal cinsiyet bağlamındaki yaklaşımıdır. Söz konusu toplumsal cinsiyet kavramı olduğunda iki yönelim görmekteyiz: 1. Biyolojik olarak 2. Bireyin toplumdaki yeri olarak. Bu iki yönelimde çalışmamızın başlıca sorununu oluşturmaktadır. Özellikle bir kadın yazar tarafından kaleme alınan eserlerde yine bir kadının nasıl yansıtıldığı yukarıda belirtilen eserler çerçevesinde incelenmiştir. Ayrıca Emine Sevgi Özdamar eserlerinde hem Türkiye'deki hem de Almanya'daki yaşantıdan anlatması sebebiyle iki toplumu karşılaştırmamıza ve toplumsal cinsiyet bağlamında farklı yaklaşımları belirginleştirmemize imkân sağlamıştır. Bu araştırmada, toplumsal cinsiyet perspektifinden göçmen edebiyatı ele alınarak bu bağlamda, toplumsal cinsiyetin göçmenleri ne ölçüde etkilediği, yaşanılan toplumun kültürel oluşumlarını (sosyal açıdan nasıl temsil edildiğini) ve edebiyata olan yansımaları ele alınmıştır. Sonuç bölümünde, çalışmanın temelini oluşturan toplumsal cinsiyet bağlamında Türk toplumunun bireylere yaklaşımının göçmen edebiyatı içinde yer alan eserlere yansımasını sınıflandırarak ortaya konulmuştur.

Alman edebiyatıEdebi eserlerGöçler+5
Betül Kahveci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Identity in Russian foreign policy towards Ukraine

This thesis analyzes the identity transformations that Russia has been going through in the post-Cold War period in connection with internal, external, and historical factors, and the role these transformations played in the changes in this country's foreign policy towards Ukraine. This thesis argues that the changing Russian policies towards Ukraine in the periods after Ukraine's Orange Revolution and the "Euromaidan" events in this country emerged as a reflection of the interconnected identity transformations of these two countries. In this direction, this thesis explains different foreign policy preferences that emerged with identity transformations and changes in perceptions by social constructivism. Ukraine has historically been an important place for Russia with the Russian perception of the shared strong historical, cultural, religious, and ethnic ties of the two states. Particularly after the Soviet disintegration, Ukraine, like Russia, entered into the period of its own national identity transformations and strove to create and consolidate a common Ukrainian identity. As this thesis aims to put forward, the extent of the influence of transformations of Russian national identity on the Ukrainian national identity, which has still been in the process of creation and consolidation, is crucial to perceive the interconnective nature of identity transformations in the two states with mutual influences of these on their foreign policy choices. This study focuses on the Russian perspective and reactions in the 2004 and 2014 revolution processes in this country in order to show the changing policies of Russia towards this country, within the framework of identity, national self, and perceptions that are still in transformation in two countries.

EuromaidanIdentityIdentity change+4
Tunahan Koç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zincirin halkaları: Osmanlı kimliğinde selef tasavvuru

Osmanlı tarihlerinden günümüze ulaşanlar, tamamıyla devletin ikinci bir kuruluş süreci yaşadığı Fetret Devri (1402-1413) ve sonrasında ortaya çıkmış, Osmanlı hanedanı Timurluların ve çevre Türk-İslam hanedanlarının egemenlik iddiaları karşısında kendi meşruiyetini kanıtlamak ve yeni bir güçlü kimlik tesis etmek zorunda kalmıştır. Meşruiyet soyca Oğuz-Kayı anlatısına bağlanmakla kurulmuş, öte yandan hâkimiyetin önceki erklerden yasal biçimde devralınması gerekliliği Selçuklular başta olmak üzere önceki hanedanlar ve kutsi makamlarla Osmanlılar arasında tarihsel bir ilişki tesisini zorunlu kılmıştır. Bu ilişki kurgusu, Osmanlıları öncekilerin halefleri ve meşru mirasçıları olarak sahneye çıkarmış, öte yandan öncekilerin gölgesinde kalma tehlikesi, yeni devletin evvelkilerden ne kadar farklı ve üstün olduğunu vurgulamayı gerektirmiştir. Osmanlıların kendilerinden öncekilerle ilgili düşünceleri bazen bilinçli bir inşa ile ortaya çıkarken bazen de tutumlarda görece bilinç dışı biçimde kendini açık etmiştir. Bu tezde, öncellerle halef-selef ilişkisi kurma işinin Osmanlılarda nasıl bir görünüm arz ettiği, bu iş yapılırken geçmişte ve o anda vuku bulan hangi siyasi, askerî ve sosyal gelişmelerin etkili olduğu ele alınacaktır.

KimlikKolektif kimlikMoğollar+7
Emre Taş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de uç sağ ve Kürtler, 1945-1980: Güvenlik, kimlik ve kalkınma

Bu tezin amacı, 1945-1980 yılları arasında "güvenlik", "kimlik" ve "kalkınma" kavramları ekseninde uç sağın Kürt meselesine dair söylemini incelemektir. Uç sağ, erken Cumhuriyet döneminin sonuna doğru Nihal Atsız, Necip Fazıl Kısakürek öncülüğünde dergiler üzerinden görünür olmaya başlamış, çok partili hayata geçişle birlikte önce merkez sağ partilerinde hizip olarak var olmuş sonrasında da müstakilleşerek partileşmişlerdir. Ayrıca Soğuk Savaş sürecinde Türk Milliyetçiler Derneği, Millî Türk Talebe Birliği, Akıncılar, Mücadeleciler, Ülkü Ocakları, Komünizmle Mücadele Dernekleri, Aydınlar Ocağı uç sağın önemli yapıları olmuşlardır. Soğuk Savaş sürecinde uç sağın temel özelliği antikomünizm olmuş ve komünizmle mücadele çerçevesinde devlet nezdinde de meşruiyet elde etmiştir. Ayrıca millî ve dinî değerlere vurgu yapmış ve Türkiye'nin beka meselesini önemsemiştir. Uç sağ, Kürt meselesini erken Cumhuriyet döneminin "yanlış politikaları" sonucu olarak ortaya çıkan bir sorun şeklinde değerlendirmiş, Soğuk Savaş sürecinde de komünistlerin istismar ettiğini öne sürmüştür. Uç sağ Kürt meselesini "beka" sorunu şeklinde ele almış ve komünistlerle ilişkilendirerek konunun komünizmle mücadele çerçevesinde ele alınması gerektiğini söylemiştir. Tezin birinci bölümünde, çalışmanın kavramsal ve tarihsel/siyasal arka planı bağlamında uç sağın ortaya çıkışı, kurumları ve genel özellikleri anlatılacak ve Kürt meselesinin Osmanlı'dan günümüze serencamı ele alınacaktır. Bu çalışmanın diğer bölümlerinde ise Soğuk Savaş sürecinde uç sağın kategorileri olan Seküler Türkçü-Turancılar, Anaakım Milliyetçiler, Anaakım İslâmcılar ve Radikal İslâmcılar'ın sırasıyla "güvenlik", "kimlik" ve "kalkınma" kavramları çerçevesinde Kürt meselesine bakışı ele alınacak ve çözüm önerileri tartışılacaktır. Anahtar Sözcükler Kürt Meselesi, Uç sağ, Milliyetçiler, İslâmcılar, Komünizm

GüvenlikGüvenlik politikalarıKalkınma+7
Bayram Koca
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects