Students

957 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Üçüncü kişilerin varlığının birlikte değer yaratma sürecine etkileri

Bu tezde öğrenci ve öğretmen ilişkisine eklenecek olan üçüncü kişiler çalışmaya dahil edilmiştir. Öğrenci ve öğretmen bağlamında senaryolar oluşturulmuş ve bu senaryolar doğrultusunda öğrenci ve öğretmen ilişkisi içerisinde olumlu ve olumsuz olarak adlandıracağımız durumlarda birlikte değer yaratma sürecinin nasıl etkilendiği incelenmiştir.

Değer yaratan faaliyetlerDeğerlerEdimsellik+5
Tuana Fırtına Yalçın
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisinin araştırılması

Ege, K.B. Beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisinin araştırılması, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2020. Yaşam doyumu, bireyin sahip olmak istedikleri ile gerçekte sahip olduklarının karşılaştırılması olarak tanımlanmaktadır. Birey sahip olmak istediklerine ne düzeyde ulaşırsa yaşam doyumu o düzeyde artmaktadır. Üniversite öğrencileri yaşamlarında en fazla stres hisseden kişilerden olduklarından hem daha düşük yaşam doyumu düzeyi hem de yeme bozuklukları riski altındadırlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar yaşam düzeyi seviyelerinin yeme bozuklukları ile ilişkisi olduğuna işaret etmektedir. Özellikle sağlık çalışanları ve diyetisyenlerde sıklıkla görülen sağlıklı beslenme takıntısı yani ortoreksiya nervoza ile yaşam doyumu düzeyi arasında bir ilişki olabileceği düşünüldüğünden, bu çalışmada 18-25 yaş arasındaki beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisi araştırılmıştır. Öğrencilere sosyodemografik bilgiler, ORTO-11 ölçeği, Yaşam Doyumu ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite anketi kısa formu ve besin tüketim sıklığı anketi içeren 6 bölümden oluşan bir anket "Google Dokümanlar" üzerinden iletilmiş ve gönüllü olanlar çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya toplamda 283 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin ORTO-11 puanı ortalaması 25,87±3,637'dir. Katılımcıların %64,7'sinin ortorektik eğilimler gösterdiği saptanmıştır. İkinci sınıfta okuyan öğrencilerin, üçüncü sınıfta okuyanlara göre daha fazla ortorektik eğilimler gösterdiği görülmüştür (p<0,05). Öğrencilerin yaşam doyumu skoru ortalaması 15,59±3,536, MET skoru ortalaması 1197,78±1466,44'tür. Kadın öğrencilerin %49,4'ü sedanter iken, erkek öğrencilerin %26,7'si sedanter bulunmuştur. Süt, yoğurt, tavuk, kuru baklagil, sebze ve meyve tüketimi ortoreksiya eğilimi ile ilişkili bulunurken; dana eti, domates, marmelat/reçel ve krema tüketimleri yaşam doyumu ile ilişkili bulunmuştur. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile meyve, sebze, ekmek ve kahve tüketimleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin besin seçimlerinin yaşam doyumu ve ortoreksiya nervoza eğilimlerine bağlı olarak değiştiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: ortoreksiya nervoza, yaşam doyumu, besin seçimi

Besin tercihleriBeslenmeDiyet+4
Kardelen Büşra Ege
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin dini inanç kavramlarına yönelik algılarına dair bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, farklı öğretim kademelerinde okuyan öğrencilerin inanç kavramlarına yönelik algılarını incelemektir. Bu genel amaç çerçevesinde öğrencilerin inanç kavramlarına yönelik algılarının nasıl olduğu, algı düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve öğretim programlarında verilen inanç kavramlarına ilişkin öğrenci görüşlerinin neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın bu amacını gerçekleştirmek için hem nitel hem de nicel yaklaşımların birlikte kullanıldığı karma araştırma türlerinden biri olan eş zamanlı dönüştürücü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu genel tarama, nitel boyutu ise olgu-bilim desenine göre şekillenmiştir. Nicel kısımdaki verileri toplamak için basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle evreni temsil edebilecek yeterlilikte 626 öğrenciye, nitel kısımda ise tabakalı amaçsal örnekleme yöntemine göre belirlenen 16 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğrencilerin İnanç Kavramlarını Algılama Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; nicel veriler, betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; öğrencilerin inanç kavramlarını algılamada yaş ve ailenin gelir düzeyi gibi değişkenlerin etkisinin büyük olduğu ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AlgıDini gelişimDini iman+5
Betül Sevgi
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kanser risk faktörlerine yönelik farkındalıklarının belirlenmesi

Önemli bir sağlık ve toplum problemi olan kanser, görülme sıklığı ve ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu ölümcül hastalığın kontrol altına alınabilmesi için risk faktörlerinin bilinmesi gereklidir. Bu araştırmanın amacı, sağlıkla ilgili bölümlerde okuyan üniversite öğrencilerinin kanser risk faktörleri hakkındaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırma sağlıkla ilgili bölümleri okuyan öğrencilerle yapılmıştır. Araştırma SANKO Üniversitesinde yürütülmüştür. Sanko Üniversitesinin 2016-2017 eğitim öğretim yılı itibari ile tüm bölümleriyle mevcut öğrenci sayısı 957'dir. Araştırmanın örneklemini 454 öğrenci oluşturmuştur. Bu çalışmada öğrencilere sosyodemografik veriler ve kanser risk faktörlerine ilişkin bilgi ve tutum düzeylerini ölçen formlar verilmiştir. Çalışmaya katılan üniversite öğrencilerinin yaş ortalaması 20,4±2,18 olup yaşları 17-30 arasında değişmektedir. Öğrencilerin % 74,8'i kadın, % 25,8 'i erkektir. Öğrencilerin yaklaşık dörtte birinin (%24,2) ailesinde kanser hikâyesi olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin %15,4'ü sigara %17'si ise alkol kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğrenciler egzersiz yapmak, bol meyve sebze tüketmek ve günde 2-3 litre su tüketmeyi anlamlı bir şekilde risk faktörleri arasında görmemektedir. Alkol kullanımını, sigara kullanımını, çevre kirliliği, dengesiz ve sağlıksız beslenme, baz istasyonları, genetik faktörler, kalitesiz ürünler, sanayileşme, hava kirliliği, kozmetikler, gıda katkı maddeleri, tarım ilaçları, madde kullanımı, radyasyon, zor yaşam koşulları ve nargile içmeyi alışkanlık haline getirmek seçeneklerini öğrencilerin %88,1-%96,7'si kanser risk faktörü olarak görmektedir. Çalışmamızda ülkemizde yapılmış çalışmalara göre üniversite öğrencilerinin günlük sigara ve alkol kullanma oranından daha düşük olduğu saptanmıştır. Sağlık bölümü okuyan öğrencilerin üniversiteyi bitirip meslek edindiklerinde sağlığın idamesi ve geliştirilmesinde rehber kişiler olacağı düşünülmektedir, müfredatlarında kanser ve kanser risk faktörleri konusuna yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Kanser, Risk Faktörleri, Farkındalık, Üniversite Öğrencileri

FarkındalıkNeoplazmlarRisk faktörleri+2
Neslihan Poyraz
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında öğrenci, öğretmen ve okul yöneticileri arasında etiketleme üzerine nitel bir analiz

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarındaki etiketleme olgusunun okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler açısından bütüncül bir şekilde incelenmesidir. Nitel durum çalışması olarak tasarlanan bu araştırmada Uşak ilinde öğrenci, öğretmen ve yönetici alımı bakımından farklılaşan iki ayrı ortaöğretim kurumuna odaklanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen ilk durum proje okulu olarak tanımlanmayan bir meslek lisesi, ikinci durum ise proje okulu olarak tanımlanan bir Anadolu lisesidir. Her durum kendi içinde öğrenci ve öğretmen-yönetici olmak üzere alt birimlere ayrılmıştır. Katılımcıları belirlemek adına amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler 18 öğrenci, 12 öğretmen ve dört okul yönetcisinden yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma sorularının geliştirilmesinde, desenlenmesinde ve verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında, etiketleme ve sosyal kimlik teorilerinin destekleyici gücünden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde öncellikle her durum kendi içinde analiz edilmiş, daha sonra çapraz durum analizi ile durumlar arası karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma bulguları, okul ortamında öğrenci, öğretmen ve yöneticiler arasında etiketleme olgusunun yoğun bir şekilde deneyimlendiğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte okul ortamında üretilen etiketlerin özellikleri, etiketlemelerin gerekçeleri ve etiketlemelerin okul yaşamına yansımaları durumlar arası farklılıklar göstermiştir. Öğrenci, öğretmen ve yöneticiler için okul türü üzerinden üretilen etiketlerin değer yüklü terimler haline gelebileceği ortaya konmuştur. Ayrıca araştırmada, öğrenciler için kullanılan etiketlerin kendini gerçekleştiren kehaneti harekete geçirme etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak, etiketleme olgusunun okul toplumu için önemli yansımaları olduğundan gelecek çalışmaların örneklemi genişletmesi ve etiketleme olgusunu farklı durumlarda derinlemesine araştırması önerilmektedir.

EtiketlemeKendini gerçekleştirmeLise öğrencileri+6
Hazal Takmak
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde travmatik yaşantı türü ve travma sonrası stres belirtileri ilişkisinde travma sonrası bilişler ve algılanan sosyal desteğin aracı rolünün incelenmesi

Bu çalışmada travma türü (insan ve doğa kaynaklı) ve travma sonrası stres belirtileri ilişkisinde travma sonrası bilişler ve algılanan sosyal desteğin aracı rolünün gösterilmesi hedeflenmiştir. Araştırma, geçmişte en az bir travmatik yaşantısı olan, 18 yaş ve üzeri, 216'sı kadın (%70), 91'i erkek (%30) olmak üzere 307 üniversite öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmada katılımcılara "Demografik Bilgi Formu", "Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği (TSSTÖ)", "Travma Sonrası Bilişler Envanteri (TSBE)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu (ÇBASDÖ)" uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Ayrıca değişkenlerin travma türüne (insan kaynaklı ve doğa kaynaklı) göre incelenmesi amacıyla MANOVA uygulanmış ve değişkenlerin aracı etkisi, aracı değişken analizi (PROCESS) ile çalışılmıştır. Çalışma boyunca travma sonrası bilişler travmatik yaşantı sonrası sahip olunan olumsuz düşünceleri ifade etmektedir. Analiz sonuçlarına göre, travma sonrası stres belirtileri ve travma sonrası olumsuz bilişler arasında pozitif yönde bir ilişki varken, travma sonrası stres belirtileri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki negatif yöndedir. Benzer şekilde travma sonrası olumsuz bilişler ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki de negatif yöndedir. Değişkenler travma türüne göre incelendiğinde, travma sonrası stres belirtileri ve algılanan sosyal desteğin travma türüne göre farklılaşmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, travma türünün travma sonrası olumsuz bilişlere etkisi anlamlıdır ve insan kaynaklı travmatik yaşantılarda travma sonrası olumsuz bilişler (benlik hakkında bilişler ve kendini suçlama alt boyutları) daha yüksektir. Travma türü ve travma sonrası stres belirtileri arasında, yani bağımsız ve bağımlı değişkenler arasında, anlamlı ilişki çıkmamıştır fakat Hayes (2009)'in önerdiği gibi aracı değişken analizi uygulanmıştır. Buna göre, insan kaynaklı travmatik yaşantı ve travma sonrası stres belirtileri ilişkisine travma sonrası olumsuz bilişlerin dolaylı bir etkisi olduğu söylenebilir. İnsan kaynaklı travma yaşamak travma sonrası olumsuz bilişleri etkilemekte ve travma sonrası olumsuz bilişler de algılanan sosyal desteği etkilemektedir. Fakat algılanan sosyal desteğin aracı rolü gösterilememiştir ve travma türünün travma sonrası stres belirtilerine olan toplam etkisi de anlamlı değildir. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır. Travma türünün travma sonrası bilişler açısından önemli bir değişken olabileceği düşünülmüştür. Ayrıca insan kaynaklı travmatik yaşantıların algılanan sosyal desteği etkileyiş yolu da bu çalışmada gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler Travma Türü, Travma Sonrası Stres Belirtileri, Travma Sonrası Bilişler, Algılanan Sosyal Destek

Algılanan sosyal destekSosyal destekStres+5
Zeynep Ateş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik eğitim kurumları öğrencilerinin internet kullanım alışkanlıkları ile algıladıkları sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları öğrencilerinin demografik değişkenlere ve internetle tanışma zamanı, internette ve sosyal ağlarda geçirilen süre gibi bazı unsurlara göre internet kullanım alışkanlıklarını ve algıladıkları sosyal destek derecesini belirlemektir. Çalışmada ayrıca internet kullanım alışkanlıkları ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya İstanbul ili Anadolu yakasındaki meslek liselerinde okuyan 456 öğrenci katılmıştır. Çalışmada, araştırma grubunun kişisel özellikleri ile ilgili bilgi sahibi olmak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", internet kullanım alışkanlıklarını tespit etmek amacıyla "İnternet Kullanım Ölçeği" (Ekinci, 2014) ve algılanan sosyal desteği ölçmek amacıyla da "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" (Eker, Arkar ve Yaldız, 2001) uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programında istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin internet kullanım alışkanlıkları; cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi, internette geçirilen günlük süre, sosyal ağlarla tanışma zamanı, sosyal ağlarda geçirilen günlük süre, sosyal ağları güvenli bulma derecesi, internet tabanlı oyunlarla tanışma zamanı ve internet tabanlı oyunlarda geçirilen günlük süreye göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öğrencilerin algıladığı toplam sosyal destek ise; ailenin ekonomik düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, akademik başarı, bilgisayar sahipliği, internet sahipliği, internetle tanışma zamanı, internette geçirilen günlük süre, sosyal ağlarda geçirilen günlük süre, sosyal ağları güvenli bulma derecesi ve internet tabanlı oyunlarda geçirilen günlük süreye göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öğrencilerin internet kullanım alışkanlıkları ile algıladıkları sosyal destek arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Algılanan sosyal desteğin alt boyutları açısından ise; internet kullanım alışkanlıkları ile aileden algılanan sosyal destek arasında anlamlı düzeyde negatif yönde ilişki olduğu bulunurken; arkadaştan ve özel kişiden algılanan sosyal destek ile internet kullanım alışkanlıkları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Internet kullanım alışkanlıkları, algılanan sosyal destek, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu

Algılanan sosyal destekLise öğrencileriMeslek liseleri+6
Hakan Ak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik öğretmenlerinin görüşlerine göre ortaöğretim kurumlarındaki müzik eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkinliğinin incelenmesi

Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada ayrıca 1071 Malazgirt savaşından itibaren Anadolu coğrafyasında kurulan Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nde dönemin örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yürütülen müzik eğitiminin tarihsel süreç içerisindeki değişimi ve gelişimine de değinilmiştir. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde öğrencilerin müzik eğitimine ne derecede ilgi duydukları ne tarz bir eğitim sistemine tabi tutuldukları ve müzik eğitimini alma amaçları araştırma kapsamında belirlenmeye çalışılmıştır. Ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşlerine bağlı kalınarak öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmış bu araştırmada, öğretmen görüşlerini belirlemek için uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmış yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlar literatür taramasına bağlı olarak ulaşılan ve araştırma konusu ile paralellik gösteren çalışmaların sonuçları ile büyük oranda benzerlik göstermektedir. Ayrıca yine Araştırmada elde edilen sonuçlara göre ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik eğitiminin yetersiz olduğu saptanmıştır.

Lise öğrencileriMüzik dersiMüzik eğitimi+5
Süleyman Süer
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Artvin Çoruh Üniversitesi öğrencilerinin yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yer ve cinsiyetlerinin sosyal fobi düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu tezin amacı Artvin Çoruh Üniversitesi öğrencilerinin yaşamlarinin çoğunu geçirdikleri yer ve cinsiyerlerinin sosyal fobi düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada, sosyal fobi her yönüyle ele alınmaya çalışılmış. Sosyal fobi, başkaları tarafından gözetlenme korkusu nedeniyle, iletişim ortamlarından kaçınmaktır. Sosyal fobi insanların ilişkileri olumsuz etkilemektedir. Bu tezde sosyal anksiyete bozukluğunun etiyolojisini açıklayan psikolojik kuramlardan bahsedilmiştir. Sosyal anksiyete bozukluğunun etiyolojisini tamamıyla açıklayan tek bir neden henüz ortaya konulmamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda hem biyolojik hem de psikolojik etkenlerin birlikte rol oynadığını düşündürmektedir. Sosyal fobinin temel psikolojik görünümü kişinin yapıp ettiklerinin yersiz ya da yetersiz olarak değerlendirileceği düşüncesinden kaynaklanan biçimde sosyal ortamlarda utanma ya da aşağılanmaktan aşırı ve sürekli bir şekilde korku duymadır. Araştırmaya Artvin Çoruh Üniversitesinde eğitim gören 246 kız ve 189 erkek toplam 435 öğrenci katılmıştır. Veri toplamak için öğrencilere sosyodemografik veri formu ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği ( LSKÖ ) uygulanmıştır. Bulguların analizinde her iki cinsiyetteki öğrencilerin ve yaşamlarının çoğunu köyde, şehirde ve metropolde geçiren öğrencilerin birbirine yakın sonuçlar verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin yarısına yakınında sosyal fobi düzeyi yüksektir. Uzun yıllar ihmal edilen sosyal fobi üniversite öğrencilerinde oldukça sık görülen bir hastalıktır. Erken tanınıp tedavi edilmesi öğrencilerin hem yaşam kalitelerinin yükselmesini, hem de kimlik gelişimlerinin sağlıklı bir yönde ilerlemesini sağlayabilir. Ailelerin, öğretmenlerin ve akademisyenlerin bu konuda daha duyarlı olması ve bu kişileri tedavi arayışına yönlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı bir ergenlik dönemi yaşamada zaten gerekli olan psikolojik yardım, sosyal fobik ergenler için çok daha da büyük bir önemtaşımaktadır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı tarafından sosyal fobi tanısının üniversite öğrencilerinde azaltılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur

Cinsel kimlikEğitim psikolojisiFobiler+4
Hümeyra Morbel
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer gelişiminde aile etkisi: Pendik İlçesi örneği

AraĢtırma Ġstanbul Ġli, Pendik Ġlçesi‟ nde öğrenim görmekte olan meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer geliĢiminde aile etkisini tespit etmeye yönelik olarak yapılmıĢtır. AraĢtırmanın örneklemi, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında Ġstanbul ili, Pendik Ġlçesi meslek lisesi son sınıfta öğrenim görmekte olan 95 kız, 240 erkek ve toplam 335 öğrenciden oluĢmaktadır. AraĢtırmada araĢtırmacı tarafından oluĢturulan kiĢisel bilgi formu ile Found, Cotter, Fitzpatrick, Kantamneni, Carter, & Bernfeld, tarafından geliĢtirilip, Akın, Usta, & Satici, tarafından Türkçeye uyarlanan Kariyer GeliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği kullanılmıĢtır. Kariyer geliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği dört boyut, 22 maddeden oluĢmaktadır. Ölçeğin alt boyutları: „‟bilgisel destek‟‟,‟‟ailenin beklentiler‟‟,‟‟maddi destek‟‟ ve „‟değerler/inançlar‟‟ boyutlarından oluĢmaktadır. AraĢtırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical PackageforSocialSciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiĢtir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıĢtır. Niceliksel verilerin karĢılaĢtırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karĢılaĢtırmalarında Tek yönlü (Oneway) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılmıĢtır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiĢtir. AraĢtırmanın verileri, 2013-2014 eğitim ve öğretim yıllarında toplanmıĢtır. Bu verilerinin analizi neticesinde ulaĢılan sonuçları aĢağıdaki gibi özetleyebiliriz: 1. AraĢtırmada yer alan öğrencilerin aile geliri arttıkça maddi anlamda destek görme oranı da artmaktadır. 2. Aile ile iyi iliĢkilere sahip öğrencilerin bilgisel anlamda daha fazla desteklendiği saptanmıĢtır. 3. Aile ile iliĢkilerde olumlu yöndeki artıĢ maddi anlamda da destek oranına da yansımaktadır. 4. Ev hanımı ve çalıĢmayan annelerin çocuklarının değer ve inançları hayatlarına daha fazla yansımıĢtır. 5. Anne ve baba eğitim seviyesindeki yükselme öğrenciyi bilgisel anlamda destekleme oranını da artırmaktadır. 6. Anne ve baba eğitim seviyesindeki artıĢ maddi anlamda destek oranını da artırmaktadır. 7. Ġlköğretimde baĢarılı olan öğrencilerin genel anlamda daha fazla desteklendiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer GeliĢimi ve Planlaması, Mesleki Eğitim, Aile

Aile desteğiAkademik kariyerAna-baba tutumu+7
Yasin Solmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin okula yabancılaşma sorunu: İstanbul ili Silivri ilçesi örneği

Çağımızın gerekliliği olarak ortaya çıkan değişimler ve yenilikler insan faktörünü düşünme ve üretimden uzaklaştırmıştır. Toplumsal baskılar, ideolojik düşünceler, bürokrasi, yönetim, statü, hiyerarşik durum ve ekonomik yetersizlikler insanların kendi düşünce ve değerlerini koruyamamaktadır. Birey kendisini yetersiz ve önemsiz hissederek, kendine ve yaşadığı çevreye yabancılaşır. Baskılar sonucunda bireyler yaratıcılıktan, kendilerini yenilemekten uzaklaştılar. Bir bakıma kendilerini gerçekleştirememektedirler. Bu çalışmada amaçlanan, orta öğretim öğrencilerinin yaşadıkları yabancılaşma düzeyinin belirlenmesidir. Öğrenci Yabancılaşma Ölçeği: güçsüzlük 6 madde, kuralsızlık 5 madde, soyutlanmışlık 5 madde ve anlamsızlık boyutunda 4 madde olmak üzere dört alt boyuttan ve toplam 20 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğe ilişkin iç tutarlılık katsayısı; birinci boyut için .79, ikinci boyut için .75, üçüncü boyut için .76, dördüncü boyut için .76, ölçeğin geneli için .86'dır (Çağlar, 2013). Araştırma çalışma grubu 2014-2015 eğitim öğretim yılı İstanbul ili Silivri ilçesinde bulunan 13 ortaöğretim kurumunda eğitim gören 444 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini anlamak için tüm değişkenlerin çarpıklık değerlerine bakılmıştır ve değişkenler normal dağılım göstermediği saptanmıştır. Bu duruma göre verilerin normal dağılmadığı gerekçesiyle Farksızlık Testleri için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H Testleri kullanılmıştır. "Ortaöğretim öğrencilerinin okula yabancılaşma sorunu; İstanbul ili Silivri ilçesi örneği" veri toplama aracı faktörlerine yönelik algılarında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek için Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularında sosyo ekonomik değişkenler açısından yabancılaşma boyutunda anlamlı bir fark bulunmaktadır. Sosyo-ekonomik durumu orta düzeyin üstü olan öğrenciler diğer öğrencilere göre daha fazla yabancılaşma yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde ölçeğin toplam ortalaması 52,86 olarak hesaplanmıştır. Bu sebepten öğrenciler orta düzeyde yabancılaşma yaşamaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Yabancılaşma, Eğitimde Yabancılaşma, Ortaöğretim Öğrencileri.

Lise öğrencileriOrtaöğretim okullarıYabancılaşma+1
Meral Filiz Pala
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ilinde öğrenim gören 15-17 yaş aralığındaki bir grup lise öğrencisinin aleksitimi,ruhsal ve davranışsal sorunlar ile üst biliş özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 15-17 yaş aralığındaki öğrencilerin aleksitimik karakter özelliğine sahip olma durumlarına göre üst biliş özellikleri ile ruhsal ve davranışsal sorunları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Üsküdar ve Kadıköy ilçesinde bulunan toplam 5 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören lise 1. 2. ve 3. Sınıf 592 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların 331'i (%58,1) kız, 239'su (%41,9) erkektir, 22 katılımcıdan ise sağlıklı veri toplanamamıştır. Araştırmanın verileri Demografik Soru Formu, 20 soruluk Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), Üst Biliş Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu (ÜBÖ-ÇE) ile Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS v22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, yüzde gibi betimsel istatistiklerden faydalanılmıştır Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında ki-kare ilişki, bağımsız iki grubun karşılaştırılmasında ise bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. İlişki analizinde Pearson ilgileşim katsayısı hesaplanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki korelasyon analiziyle ve ilişki katsayısı pearson korelasyon katsayısı olarak gösterilmiştir. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0.05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; kızlar ve erkekler arasında aleksitimi sıklığı açısından anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Aleksitimik ergenler ile aleksitimik olmayan ergenler karşılaştırıldığında yaş ortalamaları arasında istatistiksel anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Aleksitimik ergenlerin ailelerinin aylık gelir ortalamaları, aleksitimik olmayan ergenlere oranla istatistiksel anlamlı olarak düşüktür. Aleksitimik ergenlerin üst biliş puanları incelendiğinde olumsuz üst endişeleri, batıl inanç, ceza ve sorumluluk inançları ve üst biliş toplam sorunları yaşıtlarına göre anlamlı olarak daha yüksektir. GGA puanları incelendiğinde aleksitimik ergenlerin toplam sorun puanları, dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik puanları, akran, davranış ve duygusal sorun puanları yaşıtlarına oranla istatistiksel anlamlı oranda yüksek, olumlu özelliği ölçen sosyal davranış puanları ise istatistiksel anlamlı oranda düşüktür. Korelasyon analizi sonuçları incelendiğinde TAÖ-20 puanları ile ÜBÖ-ÇE puanları arasında pozitif yönde zayıf ve TAÖ-20 puanları ile GGA puanları arasında pozitif yönde orta düzey istatistiksel anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

AleksitimiDavranışDavranışsal tutum+5
Gizem Uzal Özğül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

7.-8. sınıf özel okul öğrencilerinin sınav kaygısı ile ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin anne-baba tutumlarının mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Anne ve baba tutumları, bireyin sağlıklı bir kişilik yapılandırması, akademik gelişimi ve aynı zamanda bireyin sosyal ve uyum becerilerini geliştirebilmesi için Aile Danışmanlığı alanının önemli konuları arasında yer alır. Yurtdışında ve ülkemizde anne-baba tutumu ile ilgili önemli sayıda araştırma göze çarpmaktadır. Son yıllarda uygulanan eğitim sisteminde sınavların hayatımızdaki yerinin ve öneminin artması ile sağlıksız anne ve baba tutumlarının öğrenci üzerinde baskı oluşturması öğrencide mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısının yaygınlığı arttırmıştır. Bu araştırmadan yola çıkarak anne-baba tutumlarının, mükemmeliyetçi kişilik ve sınav kaygısını, ne kadar etkilediği, öğrencinin sınıf düzeyine, cinsiyetine, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-babanın birliktelik durumuna ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstereceği düşünülmektedir. Araştırma 7. ve 8. sınıfa devam eden 150 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin verilerini saptamak amacıyla Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Taşdemir 2003) kullanılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin öğrenci üzerinde sınav kaygısını yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir ve bunun sonucunda, anne-baba tutumlarının sınav kaygısı ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasında önemli sonuçlar saptanmıştır Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları

Ana-baba tutumuAnksiyeteErgenler+5
Bilge Küçüker
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin öznel iyi oluş düzeyleri üzerine etkisi

Bu araştırmanın genel amacı üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin öznel iyi oluş düzeylerini anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığı ve öznel iyi oluşun cinsiyet ve gelir düzeyi değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilindeki üniversitelerde öğrenim gören 356 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin 275'i kız öğrenci ve 81'i de erkek öğrencidir. Araştırmada yer alan değişkenlerin ölçülmesi amacıyla katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, bağlanma stillerini ölçmek için İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA), Öznel İyi Oluş düzeylerini belirlemede ise Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) ile Pozitif Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizlerinde değişkenlere bağlı olarak t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyon tekniği (LSD) ve Çoklu Regresyon Analizi tekniği (MANOVA) kullanılmıştır. Araştırmada yapılan t testi analiz sonucuna göre cinsiyet değişkeni açısından öznel iyi oluş puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılaşma bulunmuştur. Bu sonuca göre, kız öğrencilerin öznel iyi oluşları erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Yapılan varyans analizi sonuçları incelediğinde üniversite öğrencilerinin aile geliri değişkenine göre öznel iyi oluş puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma saptanmıştır. Bu farklılaşmanın kaynağını belirlemek amacıyla LSD testi yapılmıştır. Aile geliri 3001 TL ve üzeri olan öğrencilerin öznel iyi oluş puan ortalamaları aile geliri 1500 TL, 1501-2500 TL ve 2501-3000 TL olan öğrencilerin öznel iyi oluş puan ortalamalarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Diğer karşılaştırmalarda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmalar saptanmamıştır. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ilişkin t testi sonuçları incelendiğinde, güvenli bağlanma stili ve saplantılı bağlanma stili alt boyutlarının öznel iyi oluş üzerinde önemli bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Korkulu bağlanma stili ve kayıtsız bağlanma stilinin ise öznel iyi oluşu yordamada önemli bir etkiye sahip değildir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Öznel İyi Oluş, Aile Geliri, Cinsiyet

BağlanmaBağlanma stilleriÖlçme-değerlendirme+3
Emre Bulut
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kendini gerçekleştirme düzeyi ile benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Alan araştırması olarak tasarlanan çalışmanın ana konusunu kendini gerçekleştirme ve benlik saygısı kavramları oluşturmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı benlik saygısı ile kendini gerçekleştirme değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmanın örneklemi 2016-2017 öğretim döneminde İstanbul'da bir vakıf meslek yüksek okulunda, 1. ve 2. Sınıfın birinci ve ikinci öğretimine devam eden, 18-26 yaş arasındaki, 76 kız ve 59 erkek olmak üzere toplam 135 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrenciler araştırmaya gönüllülük esasına göre seçilmiştir. Araştırmada kendini gerçekleştirme düzeyini ölçmek üzere Everett Storm (1968) tarafından geliştirilen "Kişisel Yönelim Envanteri " , benlik saygısı düzeyini ölçmek için Stanley Coopersmith (1986) tarafından oluşturulan "Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri" kullanılmıştır. Öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde SPSS24 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde ANOVA testi, t testi, pearson korelasyon analizi, çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kendini gerçekleştirme ve benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Orta gelirli ailesi olan öğrencilerde ve kız öğrencilerde "kendini gerçekleştirme düzeyi" yüksek bulunmuştur. Orta gelirli ailesi olan öğrencilerde ve kız öğrencilerde "kendini gerçekleştirme düzeyi" yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kendini Gerçekleştirme, Benlik Saygısı

Benlik saygısıKendini gerçekleştirmeÖğrenciler+1
Dilek Erzenli
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri ve öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri ile öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bulunan ilişkiler doğrultusunda öneriler geliştirilmesidir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Yıldız Teknik Üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri, örneklemini ise eğitim fakültesi ve mühendislik fakültesin'de 1., 2., 3., 4., sınıfa devam eden, 157'si kız, 143'ü erkek olmak üzere 300 öğrenciden oluşturulmuştur.Veri toplama aracı olarak Neff (2003b) tarafından geliştirilen ve Türkçe güvenirlik ve geçerlik çalışması Deniz, Kesici ve Sümer (2008) tarafından yapılan Öz-Anlayış Ölçeği ve Petrides ve Furnham (2000, 2001) tarafından geliştirilen, Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirlik çalışması Deniz, Özer ve Işık (2013) tarafından gerçekleştirilen Duygusal Zeka Özelliği-Kısa Formu (DZÖÖ-KF) kullanılmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilerin bazı kişisel bilgileri için ise ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır.Bu araştırma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama türünde bir araştırmadır. Çalışmada kullanılan ölçekler ve anketler ile elde edilen verilere ilişkin yüzdelik ve frekans dağılımlar saptanmış, ulaşılan sonuçlar tablo olaral bulgular bölümünde yorumlanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin istatistiksel analizinde SPSS WİNDOWS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, t-testi, korelasyon analizi, anaova testi, non parametrik analiz ve çeşitli çoklu karşılaştırmalar testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeylerinin puan ortalamaları cinsiyet, aile yapısı, anne baba tutumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaşırken, sınıf, mezun olunan lise, yaşamın çoğunu geçirdikleri yer, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk ve ilkokulda öğretmen değişimi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. Üniversite öğrencilerinin öz-anlayış puan ortalamaları anne baba tutumu değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşırken diğer değişkenler açısından anlamlı farklılaşma yoktur. Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyi puanları ile öz-anlayış düzeyi puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Öz- Anlayış.

Duygusal zekaÖlçme-değerlendirmeÖz duyarlılık+2
Ebru Çırpan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin zaman perspektikleri ile ruh sağlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin zaman perspektiflerinin ruh sağlıklarına etkisi incelenmiştir. Araştırmaya 18-40 yaş arası 49'u kadın, 51'i erkek 300 üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Araştırmada öğrencilere zaman perspektifi ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi ölçmek için Zimbardo Zaman Perspektifi Envanteri Kısaltılmış Form ve Kısa Semptom Envanteri uygulanmış, ayrıca yaş, cinsiyet gibi demografik bilgilerin olduğu Kişisel Bilgi Formu'nu doldurmaları istenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 16 paket programı kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemede Pearson Momentler Korelasyon Tekniğinden yararlanılmıştır. Zaman Perspektiflerinin, Psikolojik Belirtileri yordayıp yordamadığını belirlemek için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Cinsiyet değişkenine ilişkin farklılıkları belirlemek amacıyla Bağımsız Örneklem T-Testi kullanılmıştır. Zaman pespektiflerinin ruh sağlığna etkisine yönelik yapılan analizler sonucunda depresyon, anksiyete ve somatizasyon alt boyutlarının görülmesinde geçmişe olumlu, geçmişe olumsuz ve şimdide kaderci zaman perspektiflerinin etkisi olduğu, şimdide hazcı ve gelecek zaman perspektiflerinin bu üç alt boyuta etki etmediği saptanmıştır. Olumsuz benlik alt boyutunun görülmesinde geçmişe olumlu ve geçmişe olumsuz zaman perspektiflerinin etkisi olduğu, şimdide kaderci, şimdide hazcı ve gelecek zaman perspektiflerinin etki etmediği belirlenmiştir. Hostilite alt boyutunun görülmesinde şimdide kaderci, şimdide hazcı, geçmişe olumlu, geçmişe olumsuz zaman perspektiflerinin etkisi olduğu, gelecek zaman perspektifinin ise etki etmediği bulunmuştur. Cinsiyete göre farklılaşma testlerinde zaman perspektiflerinde herhangi bir fark bulunamazken, psikolojik belirti boyutlarından depresyon, anksiyete ve somatizasyonun kadınlarda daha çok görüldüğü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zaman Perspektifi, Ruh Sağlığı, Psikolojik Belirtiler

Psikolojik belirtilerRuh sağlığıRuh sağlığı+5
Şeyma İzmitli
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin depresyon ile anksiyete düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Üniversiteye giriş sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerin depresyon ve anksiyete düzeylerinin belirlenmesi ve bu düzeylerin hangi etkenlere göre değişkenlik gösterdiğini incelemektir.Bu araştırmanın evrenini, bu görüş çerçevesinde bu araştırmanın örneklemini, Türkiye İstanbul ilinin Bahçelievler ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı özel liselerde ve devlet lisesinde son sınıfta okumakta olup üniversiteye hazırlanan 193 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmanın verilerinin toplanmasında; 21 sorudan oluşan anksiyete düzeyini belirlemeye yönelik Beck Anksiyete Envanteri(BAE), 21 sorudan oluşan depresyon düzeyini belirlemeye yönelik Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve sosyo-demografik bilgi formu (okul türü, cinsiyet, anne/baba sağ-ölü olma durumu, anne/baba eğitim durumu, anne/baba mesleği, aile geli durumu) kullanılmıştır. Araştırmanın yürütülmesi için çalışmaya katılan bireylerden sözel izinleri alınmıştır. Veriler; SPSS 20.0 paket programından analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak Kruskal Wallis testi, Wilcoxon testi, ANOVA, bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi, tukey testi ve Spearman korelasyon analizinden yararlanılmıştır.Bulgular, lise son sınıf öğrencilerinin anksiyete ve depresyon düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Depresyon ve anksiyetenin öğrencilerin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Bunun yanı sıra, sosyo-ekonomik düzey depresyon ve anksiyeteyle anlamlı bir ilişki göstermemiştir. Depresyon ve anksiyete düzeyi anne eğitim düzeyiyle anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Aynı şekilde baba eğitim düzeyiyle depresyon arasında anlamlı bir farklılık görülmemesine rağmen baba eğitim düzeyiyle anksiyete arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca babanın sağ-ölü olma durumuyla anksiyete ve depresyon arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir.

AnksiyeteDepresyonEğitim psikolojisi+6
İnci Yelkenci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin sanat gelişiminde müzelerin etkisi

Başlangıcından bu yana "Sanat"ın gelişim evrelerinin tarihsel süreçte toplumların, sosyal, coğrafi ve kültürel yapılarına göre değiştiği bilinmektedir. Sanat, hayatı anlayan insan zekasının tabiatı işleyerek, ilgi çekici, en güzel biçimlere ve tasarımlara dönüştürerek görsel olarak ifade etmesidir. Sanatın değişmeyen değerlerinden estetik, özgünlük ve yaratıcı düşüncenin hep var olduğunu görmekteyiz. Sanat eğitimi çocukların, insanların ve toplumların kültürel gelişmesinde önemli bir yere sahip, eğitimin oldukça önemli bir parçasıdır. Her çocuğun gelişim düzeyi ve hızı yaş dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Çocuklar kendine özgü bir bireydir. Çocukların eğitim-öğretim dönemi olan okul hayatlarında aynı yaş gruplarında benzer gelişim evreleri gözlenmesine rağmen aile ve bulunduğu toplumdaki kültürel çevrenin özelliğiyle de eğitiminde bazı farklılıkların oluştuğunu bilmekteyiz. Geçmişten geleceğe uzanan kültürel izleri taşıyan müzeler, gerek çocuklar gerekse yetişkinler için içinde yaşadığımız dünyayı deneyimleyerek öğrenmeleri adına önemli kurumlardır. Özellikle yetişme ve öğrenme çağındaki çocukların, olayları ve çeşitli olguları ortamında gözlemleyerek ve birebir yaşayarak, duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade ettikleri, yaratıcı düşüncelerini geliştirme ve yorumlama güçlerini artırmada daha başarılı olabilecekleri bilinmektedir. Yaşayan tarih, bilim, kültür yuvası olan müzeler de çocukların bu temel sosyal ihtiyaçlarını giderme anlamında önemli yapılardır. Bu gerçeklikten yola çıkarak, teorik ve uygulamalı sanat eğitiminin birlikte yürütülmesi, eş zamanlı götürülmesinin çocukların düşüncelerinde, doğalarında varolan yaratıcılıklarında ve algısal zenginliklerine katkısında nasıl ve hangi düzeyde bir etki yarattığını gözlemleyebilmek amacıyla 6. sınıf öğrencilerinin katılımıyla bir çalışma gerçekleştirilmiştir. "Ortaokul Öğrencilerinin Sanat Gelişiminde Müzelerin Etkisi" konulu hazırlanan bu tez çalışması, literatür taraması ve uygulamalı çalışmaların incelendiği altı bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde: Problemin tespiti, amacı, araştırma metodolojisi hakkında girişten oluşmaktadır. İkinci Bölümde: Müze Kültürü ile ilgili genel bilgileri; müze tanımı amaç ve işlevleri-Avrupa ve Dünya kültüründe müzecilik ile Türkiye'de müzeciliğin tarihi gelişimine yönelik bilinen sanat müzelerinden incelemeler ve gidilecek müzelerden bahsedilmiştir. Üçüncü Bölümde: Çocuk ve çocuk gelişim aşamaları ve öğrenme yöntemleri ele alınmıştır. Dördüncü Bölümde: Ortaokulda sanat eğitimi ve sanatsal yaratma yönelimleri incelenmiştir. Beşinci Bölümde: Müze ziyaretlerine yönelik yapılan uygulamalar, çalışma grubu, önce ve sonrasında yapılan eğitim çalışmaları yorumlanmıştır. Altıncı Bölümde: Sonuç kısmında çocukların sanatsal algı, tutum ve davranışlarının gelişimine yönelik eğitim-öğretimde neler yapılabileceğine dair öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Müze, Sanat Eğitimi, Çocuk Gelişimi, Yaratıcılık, Müze Bilinci.

Görsel sanatlar eğitimiMüzelerOkul-müze+7
Hüsniye Yıldırım
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan ikinci kademe öğrencilerinin saldırganlık eğilimlerinin ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların saldırganlık eğilimleri ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki Özel Bahçelievler İhlas Koleji'ne 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında devam etmekte olan 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisi 273 çocuk oluşturmaktadır. Geçersiz olan ölçeklerin elenmesiyle araştırma 265 kişi üzerinden yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, katılımcıların bazı kişisel özelliklerini (kardeş sayısı, anne ve babanın beraber olup olmama durumu, aylık gelirleri, herhangi bir oyun konsoluna sahip olup olmadıkları) belirleyebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'', saldırganlık düzeyini belirlemek amacıyla ''Buss Perry Agresyon Ölçeği'' ve öz-kavramına ilişkin bilgilere ulaşmak için de'' Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'' kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen veriler SPSS22 istatistik programında değerlendirilmiştir. İki gruplu değişkenlerde Bağımsız Örneklem T testi, Mann Whitney U testi ikiden fazla gruplu değişkenlerde Kruskal Wallis testi, Anova testi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer oyun türleriyle oynayan çocuklara göre saldırganlık eğilimlerinin fazla olduğu görülmüştür. Bunun yanında şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer çocuklara oranla benlik saygılarının daha düşük olduğu saptanmıştır.

Benlik saygısıBilgisayar oyunlarıOyunlar+4
Gökhan Ergür
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal kaygı, bilinçli farkındalık ve üstbilişlerin değerlendirilmesi

Sosyal kaygı belirtilerinin genellikle üniversite yıllarına denk gelen "beliren yetişkinlik" döneminde ortaya çıktığı ve yoğunlaştığı düşünülmektedir. Literatüre bakıldığında sosyal kaygının bilinçli farkındalık ve üstbilişler ile ilişki içinde olduğu görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, sosyal kaygı, bilinçli farkındalık ve üstbilişler arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde birçok farklı bölümde öğrenim görmekte olan 345 kadın ve 143 erkek toplam 488 üniversite öğrencisi (yaş ortalamaları 20.77, ss=1,95) oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların sosyal kaygı düzeylerini belirlemek için Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği, bilinçli farkındalık düzeylerini belirlemek için Bilinçli Farkındalık Ölçeği, üstbilişlerini değerlendirmek için Üstbilişler Ölçeği-30 kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların sosyal kaygı puanları cinsiyet, romantik ilişkinin varlığı, alkol/sigara ve madde kullanımına göre farklılaşmaktadır. Sosyal kaygı toplam puanı ve alt boyutları (anksiyete ve kaçınma) ile bilinçli farkındalık arasında negatif bir ilişki bulgulanmıştır. Ayrıca, üstbiliş toplam puanı ve alt ölçekleri ise sosyal kaygı toplam puanı, sosyal kaygının anksiyete ve kaçınma alt boyutları arasında pozitif bir ilişki görülmüştür. Son olarak, bilinçli farkındalık ve üstbilişin sosyal kaygıdaki varyansın %12'sini açıkladığı ve üstbilişin bilişsel güven ve düşünceleri kontrol ihtiyacı alt boyutlarının sosyal kaygıyı anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Tüm bu bulgular literatürle tutarlılık göstermekte olup, sosyal kaygının önleyici çalışmalarında ve sağaltımında bilinçli farkındalık temelli programların ve üstbilişsel değerlendirmelerin etkili olacağı düşünülmektedir.

Bilinçli farkındalıkSosyal kaygıÖğrenciler+2
Gözde Durusoy
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişki: Reddedilme duyarlılığının aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide reddedilme duyarlılığının aracı rolünü incelemektir. Araştırma, İstanbul'da üç farklı üniversiteden seçilen 452 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Narsistik Kişilik Envanteri, Kırılgan Narsisizm Ölçeği ve Red Duyarlığı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis Testleri gruplar arası farkları belirlemek için kullanılmıştır. Spearman rho Korelasyonu ise araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bağlanma stilleri ile narsistik kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bu sebeple, reddedilme duyarlılığının bu ilişkideki aracı rolüne bakılamamıştır. Ancak araştırma sonuçları, reddedilme duyarlılığı ile kırılgan narsisizm arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, reddedilme duyarlılığı ile grandiyöz narsisizmin kendine yeterlilik boyutu arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, grandiyöz narsisizm, kırılgan narsisizm, reddedilme duyarlılığı

BağlanmaBağlanma stilleriNarsisizm+3
Hazel Esin Özdemir
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup lise öğrencisinin internet kullanımlarının beden algıları ve yeme tutumları ile ilişkisi

Problemin Tanımı: Kullanım oranı sürekli artan ve yaygınlaşan internet; insanların işlevselliklerini olumsuz yönde etkilemekte ve sağlıksız kullanımlara yol açmaktadır. Özellikle ergenlik dönemindeki gençler, problemli internet kullanımı için risk grubundadır. Beden algısı kavramı; kişilerin kendi bedenlerine dair duygu ve düşüncelerini tanımlamaktadır. Bedensel gelişim ve değişimin büyük oranlarda gerçekleştiği ergenlik döneminde kişilerin beden algıları oldukça önemlidir. Yeme bozuklukları son yıllarda yükseliş göstermektedir; özellikle genç kızlarda görülmektedir. Bu araştırmanın amacı; lisede öğren görmeye devam eden ergenlerin internet kullanım sıklığını, problemli internet kullanımı davranışlarını araştırmak, sosyodemografik değişkenleri yanı sıra; beden algıları ve yeme tutumlarıyla ilişkili olup olmadığını belirlemektir. Yöntem: Araştırmaya İstanbul'da yaşayan, yaşları 14-18 arasında değişen 274 (%40,5 erkek - % 59,5 kız) gönüllü lise öğrencisi katılmıştır. Kullanılan veri toplama araçları; Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği-Ergen Formu, Vücut Algısı Ölçeği ve Yeme Tutumu Testi'dir. Verilerin analizi için; SPSS (Statistical Package Program for Social Science) for Windows 24.0 programından yararlanılmıştır. Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu'ndaki değişkenlerin dağılımları Frekans Analizi ile tespit edilmiş; uygulanan ölçekler ile ilişkisini saptamak için Bağımsız T-Testi Analizi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit etmek için Pearson Korelasyonu, yordayıcı etkiyi saptamak amacıyla ise Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Cinsiyet değişkeni Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği için istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık göstermezken; Vücut Algısı Ölçeği ve Yeme Tutumu Testi için anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Kız öğrencilerin Vücut Algısı Ölçeği puanları, erkek öğrencilerden anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Ayrıca; kız öğrencilerin Yeme Tutumu Testi puanlarının da erkek öğrencilerden anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Problemli internet kullanımı ile yeme tutumu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca; beden algısı ile yeme tutumu arasında da pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan; problemli internet kullanımı ile beden algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik Dönemi, Problemli İnternet Kullanımı, Beden Algısı, Yeme Tutumu, Yeme Bozuklukları

AlgıBeden imajıLise öğrencileri+6
Buse Yılmaz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup üniversite öğrencisinin sosyal anksiyete düzeylerine göre bilinçli farkındalık ve yaşam doyumu düzeylerinin incelenmesi

Problemin Tanımı: Bu araştırmanın amacı bir grup üniversite öğrencisinin sosyal anksiyete düzeyleri ile bilinçli farkındalık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırma evrenini üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise İstanbul Teknik Üniversitesi, Işık Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi'nde 2015-2016 yılı yaz okulu döneminde eğitim gören bir grup lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklem toplamda 227 kişiden oluşmakla birlikte bunların 123'ü İstanbul Teknik Üniversitesi, 76'sı Işık Üniversitesi, 28'i Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisidir. Katılımcıların 149'u erkek 78'i kadındır. Örneklem, Sosyal Bilimler ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerini içermektedir. Katılımcıların yaşları 19 ile 25 arasında değişmektedir. Veri toplama aşaması 2016 Temmuz ayının başında başlayıp bir ay içerisinde tamamlanmıştır. Ölçekler öğrencilere dersliklerde dağıtılmıştır. Ölçek uygulamaları yaklaşık 25 dakika sürmüştür. Araştırmaya katılan bireylere, Araştırma Bilgi Formu (Bkz., Ek A), Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği (LSAÖ) (Bkz., Ek B), Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ) (Bkz., Ek C), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) (Bkz., Ek D) uygulanmıştır. Araştırmada yer alan verilerin analiz çalışması SPSS programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Gerçekleştirilen korelasyon analizleri istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Bu doğrultuda, üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeyleri ile bilinçli farkındalık düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sosyal anksiyete ile bilinçli farkındalık arasındaki ilişkinin açıklayıcılık gücünü belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Bu doğrultuda, üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeylerinin bilinçli farkındalık düzeylerini azaltmakta olduğu tespit edilmiştir. Sosyal anksiyete ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin açıklayıcılık gücünü belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeylerinin yaşam doyumu düzeylerini azaltmakta olduğu tespit edilmiştir.Sonuç: Literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda, bilinçli farkındalık temelli programların anksiyete düzeyini azalttığı ve yaşam doyumunu arttırdığı bilinmektedir. Bu araştırma bulguları sonucunda, sosyal fobinin sıklıkla görüldüğü üniversite öğrencilerinde farkındalığı arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmasının ve öğrencilerin bilinçlenmesinin faydalı olabileceği düşünülmektedir. Bununla beraber öğrencilerin yaşama yönelik doyumlarının artacağı düşünülmektedir.Araştırmadan edinilen bulgular literatür doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Anksiyete Bozukluğu, Sosyal Fobi, Bilinçli Farkındalık, Yaşam Doyumu, Üniversite Öğrencileri

AnksiyeteBilinçli farkındalıkBilişsel farkındalık+7
Nur Tuncer
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

Related subjects