Students

866 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Öğretmen adaylarında öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı ölçeği" geliştirme çalışması

Amaç: Öğretmenlerin öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı; öğrencilerin iyi ruh sağlığını sağlaması, ruhsal bozukluklarını tanıması, yönetmesi ve doğru bilgi kaynaklarına ulaşabilmesi açısından mezuniyet öncesi kazanılması gereken bir beceridir. Araştırmamızda Öğretmen Adaylarında Öğrenci Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği (ÖRSO-ÖA) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu metodolojik çalışma 2019'da Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi 4.sınıf öğrencilerinde yürütülmüştür. Evrenin tamamına (559) ulaşılması hedeflenmiş, 510 (%91,2) öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Veri toplamada araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu ve 90 maddelik madde havuzundan uzman görüşü ile 50 maddeye düşürülen 5'li Likert tipinde ÖRSO-ÖA kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, kapsam geçerlilik indeksi, madde, temel bileşenler, açımlayıcı faktör analizleri, Cronbach Alfa katsayısı, yarıya bölme yöntemi, Tukey's test of additivity, Hotelling's T-Squared, Interclass Correlation Coefficient, Kolmogorov-Smirnov, Mann Whitney-U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmış, p<0,05 önemli kabul edilmiştir. Bulgular: Öğretmen adaylarının %59,4'ü kadın olup, %68,6'sının anne eğitimi, %46,3'ünün baba eğitimi okuryazar değil/okuryazar/ilkokul mezunudur. %6,5'inin kendisinde ve %13,3'ünün yakın çevresinde doktor tanılı ruhsal hastalık bulunmaktadır. Madde elemesi analizleriyle 30 maddeye indirilen ÖRSO-ÖA'nın KMO:0,913, Bartlett Küresellik Testi p<0,001'dir. Ölçek 7 faktörden oluşmuş açıklanan toplam varyans %62,07'dir. Faktör1 "Ruh Sağlığı Bozukluklarını Tanıma", Faktör2 "Pozitif Ruh Sağlığını Geliştirme ve Sürdürme", Faktör3 "Yasal Durumları Yönetme", Faktör4 "Sosyal Sorunları Yönetme", Faktör5 "Zararlı Alışkanlıkları Fark Etme", Faktör6 "Profesyonel Yardım", Faktör7 "Ruh Sağlığı ile İlgili Doğru Bilgiye Ulaşma" olarak adlandırılmıştır. Cronbach Alfa katsayısı 0,908, Guttman Split-Half katsayısı 0,816, Spearman–Brown katsayısı 0,827'dir. Ölçek puanı toplanabilir özellikte değildir ve ölçmek istenilen özelliği ölçen, güçlü ve homojen bir ölçektir (p<0,001). Ölçek maddelerinin sıralanma şekli ve birbirleriyle uyumu uygundur (p<0,001). Faktör1-2-6-7 puanları kadınlarda, Faktör1-2-4-5-6-7 puanları sınıf öğretmenliği bölümünde okuyanlarda, Faktör5 puanı baba eğitimi ortaokul/lise/üniversite ve üzeri olanlarda, Faktör6 puanı ise ruhsal hastalık tanısı olmayanlarda daha yüksektir (p<0,05). Sonuç: ÖRSO-ÖA öğretmen adaylarının öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir araç olup, öğretmen adaylarının öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyini 7 alanda ölçmekte, toplam puanı bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Ruh Sağlığı Okuryazarlığı, Öğretmen adayı, Öğrenci, Ölçek, Geçerlilik-Güvenilirlik.

Aday öğretmenlerRuh sağlığıSağlık okuryazarlığı+3
Mehtap Canciğer Eltaş
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ders araştırma modelinin, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri üzerindeki değişimin incelenmesi

Eğitim alanında yapılan reformları incelediğimizde başarının ön koşulunun değişimi okuma ve hızlı cevap verme olduğu dikkat çekmektedir. Başarılı eğitim sistemlerinin kurulması, öz-düzenlemeli öğrenme ortamlarının oluşturulması ve yaşam boyu öğrenme becerilerinin kazandırılması için yüksek kalitede öğretmen profesyonel gelişim programlarına ihtiyaç vardır. Bu kapsamda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü (İl MEM) ve Intel Eğitim Vakfı işbirliği ile İstanbul genelinde, 2013-2015 eğitim yılları arasında Ders Araştırma Modeli (DAM) öğretmen eğitimi planlanmıştır. Araştırmanın amacı, DAM'ın, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri ve geliştirdikleri ürünlerdeki değişime etkilerini incelemektir. Çalışma grubunu, İstanbul İl MEM bünyesinde 39 ilçeden 27 ortaokul-lise öğretmeni ile bu öğretmenlerin 383 öğrencisi oluşturmaktadır. Eylem araştırması deseniyle yürütülen çalışmanın nicel boyutunda öğrencilere "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği", öğretmenlere ise "Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Nitel boyutunda ise, DAM kapsamında farklı zamanlarda 3 ve üzeri ders tasarımı uygulayan 10 öğretmenin tasarımı ile seçilen 10 öğrencinin süreçte geliştirdikleri ürünler seçilmiş ve öğretmen tasarımları öğretmen tasarımı rubriği ve öğrenci ürünleri ise öğrenci ürünleri değerlendirme rubriği ile analiz edilmiştir. Ayrıca, süreçle ilgili görüşlerini almak için 20 öğretmenle üç kez odak grubu görüşmesi yapılmış, veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Seçilen öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarının, öğrencilerinse öz-düzenleme becerilerinin gelişiminin eğitim öncesi ön-testler ve eğitim sonrası son-testlerde farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi için bağımlı örneklem "t" testinden faydalanılmıştır. Araştırma bulguları öğretmen boyutunda, DAM uygulama sürecinin, öğretmenlerin meslektaşları ile etkileşimini, işbirliğini, akran öğrenmesini ve öz-yeterlik algısını güçlendirdiği, disiplinler arası ilişkilendirmeleri ve çevrimiçi araçları öğretim süreçlerine etkin şekilde dahil ederek yaratıcı ve yenilikçi tasarımlar oluşturmaya katkı sağladığını ortaya koymuştur. Öğrenci boyutunda ise, DAM uygulamaları sonunda öğrenci ürünlerinin çevrimiçi araçların kullanımı, özgün içerik, yaratıcılık ve bilişüstü öğrenme stratejilerini destekleme kriterlerinde gelişim gösterdiği gözlemlenmiştir.

Ders araştırma modeliMesleki gelişmeÖz düzenleme becerisi+7
Zühal Yılmaz Doğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerine etkisi

ÖZET Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin boş zaman eğitim düzeylerini belirlenmesi, boş zaman eğitimi ile öznel iyi oluş ve benlik saygısı arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grupları, pilot çalışma için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 711 öğrenciden, asıl uygulama için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 1104 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın temel amacı çerçevesinde birbirini izleyen iki çalışma gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma olarak ele alınan Çalışma I'de, "Boş Zaman Eğitimi Ölçeği (BZEÖ)"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ölçek geliştirme süreci, madde havuzu oluşturmaya yönelik odak grup çalışması, BZEÖ faktör yapısının belirlenmesi ve ölçme modelinin test edilmesi, geçerlik ve güvenirlik testlerinden oluşmuştur. Ölçek geliştirme sürecini izleyen Çalışma II'de (nihai uygulama) ise, pilot çalışma sonucunda elde edilen BZEÖ faktör yapısının, benzer ve daha büyük bir örneklemde sınanması ve boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş ve benlik saygısı değişkenleri arasındaki ilişkilere yönelik yapısal modelin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma I kapsamında psikometrik niteliklerine ilişkin deneysel kanıtlar ortaya konularak 36 madde ve 7 faktörden oluşan Boş Zaman Eğitim Ölçeği geliştirilmiştir. Bu 7 faktör, farkındalık, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, sosyal etkileşim becerileri, can sıkıntısı, zaman yönetimi ve problem çözme olarak isimlendirilmiştir. Çalışma II kapsamında yapılan nihai uygulama analiz sonuçlarına göre, BZEÖ'nin Türk popülasyonunda yer alan üniversite öğrencileri için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu ortaya çıkmıştır. Önerilen hipotetik modele ilişkin analiz sonuçlarına göre, temel yapısal modelin iyi düzeyde doğrulandığı, boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif yönlü etkisinin olduğu, benlik saygısının da ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş, benlik saygısı.

Benlik saygısıBoş zamanları değerlendirmeRekreasyon+3
Süleyman Munusturlar
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımı: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrenci örneği

Bu araştırmanın amacı, kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerarası iletişimötesi iletişim aktörlerini araştırmak olmakla birlikte, bu aktörlerin işlevsellik boyutunu incelemek ve analiz etmektir. Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımının değerlendirilmesine dayanan bu çalışma, kişilerarası iletişimde yeni yaklaşımların aile sosyolojisi ve psikoloji alanlarıyla hem kuramsal hem de uygulamalı olarak bütünleştirilmesinde disiplinler arası bir niteliktedir. Mutlu ve uyumlu bir birliktelik her şeyden önce sağlıklı ve yeterli bir iletişim ve eşlerin bundan sağladıkları doyumla gerçekleşir. Evliliğin kalitesi ve uyumun artırılması konusundaki önemli noktalardan biri eşlerden her ikisini de hoşnut eden iletişim türleri ve düzeyi üzerinde eşlerin anlaşmaları fikir birliğine varmaları ve memnuniyet duymalarıdır (Şener ve Terzioğlu, 2008). İletişim düzeyinin önemli belirleyici faktörlerden biri olan iletişimötesi iletişimin bir amacı da; eşlere kendi ilişkilerinden sorumlu olmaya izin vererek ilişki kalitesini artırmak olacaktır. Mutlu birliktelik yaşamak isteyen insanları iletişimin bu özel tip süreçleri destekleyen bir bilgi alanı diğer tüm alanlarda da önemli olabilir. Bulgular ışığında, eşlerin iletişim kurarken iletişimötesi iletişim aktörlerini kullanmalarının romantik doyumları ile pozitif yönde bir ilişkisi olduğu söylenebilir.

Bilişüstü stratejilerKişiler arası iletişimRomantizm+5
Çiğdem Çalapkulu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Beden Eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri düzeylerinin incelenmesi: Anadolu Üniversitesi örneği

Kişinin kendisini bir başkasının yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anladığını ona doğru bir şekilde ifade etme sürecine empati denir. Empatik eğilim, bireyin empati kurma potansiyeli, empatik beceri ise; bireyin karşısındakinin duygularını anladığını ona hissettirebilme becerisidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik becerileri düzeylerini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 güz öğretim döneminde Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören toplam 141 (60 bayan, 81 erkek) öğrenci oluşturmuştur. Betimsel nitelikteki araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Empatik Eğilim Ölçeği" ve "Empatik Beceri Ölçeği-B Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "standart sapma", iki grubun karşılaştırılmasında "t testi", çoklu karşılaştırmalarda "tek yönlü varyans analizi" ve öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyleri ile empatik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin yorumlanması amacıyla "pearson korelâsyon analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları orta düzeydedir. Öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları arasındaki ilişkinin düşük negatif yönlü (r=-.073) ve anlamsız olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyi ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın oluşmadığı, bölümü isteyerek seçip seçmeme değişkenine göre anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının empatik beceri düzeyi puanlarını ile cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi, bölümü isteyerek seçip seçmeme ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır. Öğretmenlik mesleği düşünüldüğünde, öğretmen adaylarının empatik becerilerinin yetersiz olduğu ve geliştirilmesi için uygun empati eğitiminin verilmesinin gerektiği söylenebilir.

Beden eğitimiEmpatiEmpatik beceri+6
Özkan Beyaz
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyleri ve yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolü

Bu araştırmanın amacı lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyini belirlemek ve yükseköğretim programlarının lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyi, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin cinsiyet, sınıf düzeyi, fakülte bazında sınıf düzeyi, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumu, fakülte türü, mezun olunan ortaöğretim kurumu ve devam ettikleri programı tercih etme nedenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bununla birlikte, lisans öğrencilerinin görüşlerine göre yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştiren unsurları, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin gelişimini engelleyen unsurları ve öz düzenlemeli öğrenmenin yükseköğretim programlarında teşvik edilmesine ilişkin önerileri belirlenmiştir. Karma araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmanın deseni yakınsayan paralel desendir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği (Turan, 2009) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyuttaki örneklemi seçkisiz ve tabakalı örnekleme yoluyla belirlenen 1411 lisans öğrencisinden oluşmakta olup nitel boyutta ise 9'u erkek 8'i kadın toplam 17 lisans dördüncü sınıf öğrencisiyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin yüksek olduğu görülmüştür. Lisans öğrencileri Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği'nden en yüksek puanı güdülenme ve öğrenme için harekete geçme boyutundan elde ederken, en düşük puanı ise öğrenmede bağımsızlık boyutundan elde etmişlerdir. Ayrıca, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin lisans öğrencilerinin cinsiyetlerine, fakülte bazında sınıf düzeyine, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumlarına, fakülte türüne, mezun olunan ortaöğretim kurum türüne ve devam ettikleri programı tercih etme nedenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öte yandan araştırmanın nitel bulgularına göre, yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenmenin teşvik edilmesinde eğitim programlarına ilişkin unsurlar, öğretime ilişkin unsurlar, öğretim elemanlarına ilişkin unsurlar ve diğer unsurlar önem taşımaktadır. Yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenme becerisinin daha fazla desteklenebilmesine ilişkin lisans öğrencileri ağırlıklı olarak fiziksel olanakların artırılması, alternatif ölçme-değerlendirme yöntemlerinin işe koşulması, program değerlendirme ve geliştirme çalışmalarının yürütülmesi, öğrenme-öğretme sürecinde uygulamaya daha fazla yer verilmesi, verilen dönütlerin ve ders materyallerinin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, strateji öğretimine yer verilmesi, işbirlikli öğrenme ortamlarının artırılması, öğretim elemanlarının öğreticilik becerilerinin geliştirilerek öğrencilere daha fazla rehberlik etmeleri ve gezi, kariyer günleri vb. etkinliklerin düzenlenmesi önerilerini sunmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Öz düzenleme, Öz düzenlemeli öğrenme, Yükseköğretim, Lisans öğrencileri.

Yükseköğretim programlarıÖz düzenlemeli öğrenmeÖğrenciler+6
Betül Baldan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile akılcı olmayan inançları ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada ilk olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. İkinci olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin internet kullanım amacına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise cinsiyet, yetersizlik duygusu ve akılcı olmayan inançlar değişkenlerinin problemli internet kullanımını yordama gücünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Anadolu Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde örgün öğrenim gören 1229 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2009) tarafından geliştirilen 'Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği, Yurtal (1999) tarafından uyarlanan 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' ve Akdoğan (2012) tarafından geliştirilen 'Yetersizlik Duygusu Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların problemli internet kullanımının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca interneti sosyal medya ve oyun oynamak amacıyla kullanan katılımcıların problemli internet kullanım düzeyinin interneti akademik faaliyetler için kullananlara göre daha yüksek olduğu ortaya koyulmuştur.Yapılan regresyon analizinde ise yetersizlik duygusunun cesaretin kırılması ve kendi değerini yadsıma boyutlarının problemli internet kullanımı yordayan en güçlü değişkenler oldukları belirlenmiştir. Bunu akılcı olmayan inançların onaylanma isteği, suçlama eğilimi ve mükemmeliyetçilik boyutları ile erkek olmak izlemektedir. Öte yandan bu araştırmada yetersizlik duygusunun yararsız üstünlük çabası boyutu ile akılcı olmayan inançların yüksek beklentiler, aşırı kaygı ve duygusal sorumsuzluk boyutlarının problemli internet kullanımını yordamadığı ortaya koyulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarBilgisayar kullanımıEğitim psikolojisi+7
Merve Aydın
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Lexical bundle use of Turkish and native English writers: A corpus-based study

In recent decades, English has been the lingua franca of the academic and students and scholars are expected to produce written works in this global language. However, this creates a pressure on non-native students and scholars since they need to have a native- like proficiency to be able to fulfill their studies and publish their work, and moreover they need to be familiar with the distinguishing features of academic discourse such as words or multi-word combinations. In this sense, many studies have been conducted to identify such type of combinations, one of which is the recurring multi-word expressions, mostly referred to as lexical bundles. Being composed of three or more words, lexical bundles such as on the other hand and as a result of are extremely common and important in shaping academic discourse. Moreover, lexical bundles vary across different disciplines meaning that successful use of lexical bundles typical of a specific academic discipline is important for writers and the absence of such bundles may not sound fluent and native-like. Recent studies (e.g. Adel & Erman, 2012; Chen & Baker, 2010) have revealed that non-native writers produce not only fewer types of lexical bundles, but also less varied ones. Furthermore, they also overuse a restricted number of bundles in their writing. However, they should have a successful and native-like control over the lexical bundles which are commonly used in their discipline. In this regard, there is a need for studies identifying the frequent lexical bundles in a particular discipline and examining non-native writers' texts to see to what extent they approximate native writers in terms of lexical bundle use. The primary aim of this study was to investigate Turkish and native English postgraduate students' and native scholars' use of lexical bundles in a specific academic discipline, that is foreign language teaching, in terms of frequency, functions and structures of bundles. For this aim, a corpus of 150 texts was collected containing Turkish and native English students' MA and PhD theses along with native scholars' published research articles. Four-word combinations occurring 25 times per million words and appearing in at least 5 texts or more were identified as lexical bundles. WordSmith Tools 6 was used to retrieve the lexical bundles in the research corpus. The results revealed that Turkish postgraduate students used far more lexical bundles in their texts compared to both native students and scholars. However, there was a redundancy in Turkish students' texts when the token frequencies were examined, meaning that Turkish students overused most of the lexical bundles. On the other hand, statistical analysis of the bundle lists revealed that Turkish postgraduate students employed different bundles from their native peers and scholars. Finally, the structural and functional categories did not show any statistically significant differences. Keywords: Lexical bundles, English academic discourse, Turkish postgraduate students, native English postgraduate student, native scholars

Academic writingAcademiciansWord usage+3
Yusuf Öztürk
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışlarının kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları ile ilişkisi: Anadolu Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir araştırma

Günümüzde kurumlar, sadece karlarını arttırarak değil, aynı zamanda içinde bulundukları çevreye ve topluma karşı, toplumsal ve çevresel konulara ya da sorunlara değinerek daha fazla büyüyüp gelişebileceklerinin farkına varmaya başlamışlardır. Fakat kurumların sosyal sorumluluk faaliyetleri, paydaşların istek ve beklentilerine göre şekillenmesi konusunda zayıf kalabilmektedir. Zayıf kalan bir faaliyet hem kurumların paydaşlarının sorunlarına çözüm üretememekte hem de harcanan çabaların boşa sarf edilmesine neden olabilmektedir. Bu noktada kurumların paydaşlarını iyi bir şekilde analiz etmesi önem kazanmaktadır. Diğer taraftan tüketici sosyal sorumluluk davranışı, tüketicilerin bilinçli bir şekilde satın alma kararı verirken, ürün ya da hizmet satın alırken yansıttıkları davranış biçimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada bu davranış biçimlerinin, tüketicilerin kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları ile ilişkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler anket yöntemi aracılığıyla toplanmıştır. Tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışlarının ve onların kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, sınıf, gelir ve gider durumu değişkenleri bağlamında farklılaşıp farklılaşmadığı irdelenmiştir. Sonuç olarak bazı anlamlı farklılıklarla birlikte tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışları ile onların kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Kurumsal sosyal sorumluluk, Tüketici sosyal sorumluluk davranışı, Tüketici tutumu.

Anadolu ÜniversitesiSorumlulukSosyal sorumluluk+5
Yusuf Zafer Can Uğurhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İyilik Hali Yıldızı Psiko-Eğitim Programının iyilik hali ve psikolojik belirti düzeyleri üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı, araştırma kapsamında geliştirilen 10 oturumluk İyilik Hali Yıldızı Psiko-eğitim Programının (İHY-PEP) üniversite öğrencilerinin iyilik hali (genel, fiziksel, duygusal, sosyal, bilişsel ve yaşamı anlamlandırma ve hedef odaklı olma iyilik hali) ve psikolojik belirti düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla deney, plasebo ve kontrol gruplu ön-test, son-test ve izleme ölçümlü 3x3'lük deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya her grupta 12 öğrenci ile başlanmış olup denek kayıpları sonucunda deney grubunda 11 (6 kadın, 5 erkek), plasebo grubunda 9 (5 kadın, 4 erkek) ve kontrol grubunda 11 (5 kadın, 6 erkek) olmak üzere araştırma toplam 31 üniversite öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri İyilik Hali Yıldızı Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Kişisel Bilgi Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Ayrıca araştırmada odak grup görüşmesi ile nitel veriler de toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgular İHY-PEP'nin üniversite öğrencilerinin iyilik hali düzeylerini artırmada anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Ancak izleme ölçümlerinin ardından deney grubu öğrencilerinin altısının katılımı ile gerçekleştirilen odak grup görüşmesinden elde edilen nitel bulgular öğrencilerin duygularını tanıma, duygularını ifade etme, duygularını kontrol etme, empatik olma, arkadaşlık ilişkilerini geliştirme, zihinsel aktivitelerde bulunma, güçlü ve zayıf yönlerini fark etme, düzenli beslenme, düzenli uyuma ve düzenli spor yapma konularında yeni beceriler kazandıklarına ilişkin görüşlere sahip olduklarını göstermiştir. Bunun yanında, öğrencilerin iyilik hallerini derecelendirdikleri iyilik hali yıldızlarından elde edilen bilgiler de İHY-PEP'nin üniversite öğrencilerinin iyilik hallerinin geliştirilmesinde etkili olduğuna işaret etmiştir. Ayrıca, araştırmanın nicel bulgularına göre İHY-PEP'nin üniversite öğrencilerinin psikolojik belirti düzeylerini düşürmede etkili olduğu ve bu etkinin izleme sürecinde de devam ettiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İyilik hali, Psikolojik belirtiler, Psiko-eğitim, İyilik hali yıldızı modeli.

EğitimEğitim programlarıPsiko-eğitim programı+4
Ahmet Rıfat Kayiş
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi öğrencilerinin girişimcilik niyetleri ve çevresel tutumlarını ölçmeye yönelik bir araştırma

Doğaya saygılı davranmak, tüm insanların ve dolayısıyla insanların oluşturduğu her türlü yapılanmanın küresel vatandaşlık görevidir. Ancak bugün, doğal çevrenin geldiği nokta bu görevin pek de başarıyla gerçekleştirilemediğini gözler önüne sermektedir. Bu tabloda, üretim ve sunum faaliyetlerini gerçekleştiren girişimcilerin payı da oldukça büyüktür. Bu nedenle girişimcilerin çevreye karşı olumlu tutuma sahip olmaları ve çevre koruma ile ilgili düzenlemeleri gerekçeleriyle içselleştirip faaliyetlerine yansıtmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda, bu araştırmada 1056 girişimci adayının girişimcilik niyetleri ile çevresel tutumları irdelenerek planladıkları girişimlerde bulunmadan önce potansiyel girişimcilerde çevresel farkındalık ve hassasiyet oluşturarak çevreye duyarlı girişimciler yaratılmasına nasıl katkı sağlanacağı ele alınmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Toplanan veriler, araştırma sorularına göre SPSS v23.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda öğrencilerin girişimcilik niyeti puanlarının yüksek, ancak çevresel tutum puanlarının düşük olduğu görülmüştür. Bu açığın eğitimle ve e-öğrenme olanaklarıyla nasıl kapatılacağına ilişkin bir rapor hazırlanarak kurum yöneticilerine aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşletme Fakültesi Öğrencileri, Girişimcilik Niyeti, Çevresel Tutum, Doğal Çevre.

Anadolu ÜniversitesiDoğal çevreElektronik öğrenme+6
R .güleç Sabuncu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencisi sosyal medya kullanıcılarının mahremiyet algısı

Mahremiyet kavramı, insanlığın topluluk hâlinde yaşamaya başladığı günden itibaren konuşulan ve tartışılan bir konudur. Tarihsel süreç boyunca kültüre ve zamana göre bağlamı değişen mahremiyet kavramı, günümüzde gerçek hayatın yanında sanal ortamlarda da önem taşımaktadır. 20. yüzyılın sonlarından itibaren kullanımı yaygınlaşan internet tabanlı iletişim teknolojileri, sanal ortamda yeni bir dünyanın inşasını beraberinde getirmiştir. Gerçek dünyanın kişi ve kurumları günümüzde sanal ortamda da temsil edilmektedir. Dolayısıyla gerçek dünyaya ait normların bir bölümü, sanal ortamdaki yaşantıyı da etkilemektedir. Mahremiyet ve kişisel verilerin güvenliği bu bağlamda tartışılan konulardır. Dünyanın geri kalanında olduğu gibi Türkiye'de de sosyal medya araçlarını yoğun olarak kullananlar genç bireylerdir. Peki, gençler mahremiyet kavramını nasıl anlamlandırmaktadır? Gençler sosyal medya araçlarını kullanırken mahremiyet konusunda bir kaygı duymakta mıdır ve bu konudaki genel eğilimi nasıl yorumlamaktadır? Bu ve benzeri sorulara cevap bulmak adına hazırlanan bu çalışmada 18 lisans ve yüksek lisans öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak görüşleri alınmış ve bu görüşler yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Mahremiyet, Kişisel veri, Sosyal medya, Yeni medya

Kişisel veriKişisel veriMahremiyet+6
İsmail Kaplan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide stresle başa çıkmanın aracılık rolü

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlki travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem, sosyal destek ve kaçınma odaklı başa çıkmanın aracılık rolünü test etmektir. İkinci amacı ise travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkma yollarını ve travma sonrası büyümeyi yaşamlarının hangi alanlarında deneyimlediklerini ortaya koymaktır. Karma modelde desenlenen bu araştırmada açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verileri Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla travma sonrası büyüme düzeyi yüksek öğrencilerden toplanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda 763, nitel boyutunda ise 12 öğrenciden veri toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri IBM SPSS ve AMOS Graphics programları aracılığıyla ve yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Ayrıca dolaylı etkinin anlamlılığını test etmek için bootstrapping işlemi kullanılmıştır. Nitel veriler ise NVIVO 11 programı aracılığıyla içerik analiziyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem ve kaçınma odaklı başa çıkmanın kısmi aracılık ettiği sonucu elde edilmiştir. Sosyal destek odaklı başa çıkmanın ise benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkiye aracılık etmediği gözlenmiştir. Bootstrapping işlemi sonrasında ise dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucu gözlenmiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkmada kullandıkları yollar problem, sosyal destek, kaçınma odaklı ve dine sığınarak başa çıkma olarak ortaya çıkmıştır. Travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma sonrası büyüme yaşadıkları alanlar inanç sistemi, insan ilişkileri ve kendilik algısında değişim olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Travma sonrası büyüme, Stresle başa çıkma yolları, Benlik saygısı, Karma Yöntem, Yapısal Eşitlik, Bootsrapping, Üniversite Öğrencileri

Başa çıkmaBenlik saygısıBüyüme+7
Fatma Dilek Tel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

9. sınıf öğrencilerinin 6-8. sınıflar Türkçe öğretim programındaki okuduğu metni anlama ve çözümleme kazanımlarına ulaşma düzeyleri

Bu araştırmanın amacı, dokuzuncu sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi 6-8. Sınıflar Türkçe öğretim programında yer alan okuduğunu anlama kazanımlarına ulaşma düzeylerini değerlendirmektir. Bu nedenle betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Malatya il merkezindeki üç farklı lise türü oluşturmaktadır. Anadolu lisesi, genel lise ve güzel sanatlar lisesi 9. sınıf öğrencilerine veri toplamak amacı ile test uygulanmıştır. Testte ?okuma? öğrenme alanının ?okuduğu metni anlama ve çözümleme? kazanımlarından on dokuzunu değerlendirmeye yönelik 38 çoktan seçmeli soru sorulmuştur. Her kazanım için iki soru seçilmiştir.Araştırmanın sonucunda, Anadolu lisesi öğrencilerinin testteki başarı oranlarının %91,32; genel lise öğrencilerinin başarı oranlarının %70,96; güzel sanatlar lisesi öğrencilerinin başarı oranlarının %68,61 olduğu görülmüştür. Aynı testte cinsiyet farklılıkları ele alınmış, erkeklerin başarı oranları % 74,29; kız öğrencilerinin ise %79,64 olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretim programı, okuma kazanımları, okuduğunu anlama

EğitimOkuma-anlamaOkuma-anlama becerisi+7
Ali Özarslan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde hemoglobin A1c taraması ve olası yeme bozukluğu sıklığı

Türkiye'de obezite ve diyabet en önemli halk sağlığı sorunlarındandır. Bu sorunların temelinde erişkin öncesi dönemlerin rolü büyüktür. Bu sebeple çocuklarda ve gençlerde kanda hemoglobin A1c (HbA1c) değerlerinin ve olası yeme bozukluğu sıklığının saptanması önemlidir. Bu çalışma üniversite öğrencilerinin kanda HbA1c değerleri ile vücut analiz ölçütleri ve yeme tutumları ilişkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma kesitsel tipte analitik bir araştırmadır. 2013 yılı Mayıs-Temmuz aylarında Gaziantep Üniversitesinde öğrenim gören 428 öğrenci araştırma kapsamına alınmıştır. HbA1c değeri parmak ucu kanda NycoCard-Reader II cihazı ile ölçülmüştür. Yeme Tutum Testi (YTT-40) ile olası yeme bozukluğu sıklığı saptanmıştır. Tanita BF350 ile vücut analizleri yapılmıştır. Yaş ortalaması 21,87±2,02 yıl olan öğrencilerin %50,5'i erkek, %49,5'i kadındır. Öğrencilerin %72,4'ü öğün atlamakta, %8,4'ü diyet yapmaktadır. Öğrencilerin %72'sinin vücut kütle indeksi (VKİ) değeri normal (?18,5 - <25,0) aralıktadır. Boy uzunluğu ortalaması 171,0±8,9 cm, vücut ağırlığı ortalaması 65,9±13,1 kg idi. VKİ ortalaması erkeklerde (23,5±3,3) ve kadınlarda (21,3±2,8) anlamlı farklılık gösterdi, aynı zamanda vücut yağ oranı ortalaması da erkeklerde (%14,8±5,5) ve kadınlarda (%23,0±6,8) anlamlı farklılık gösterdi (p<0,001). HbA1c ortalaması erkekler (%5,26±0,55) ve kadınlarda (%5,20±0,47) benzerlik gösterdi (p=0,189). Öğrencilerin %6,8'inin HbA1c değeri ?%6,0 idi. %9,1'inin YTT puanı ?30 idi. YTT puanları ile HbA1c değerleri arasında düşük ama anlamlı bir korelasyon vardı (r=0,096; p=0,047). VKİ ile HbA1c değerleri arasında pozitif yönde düşük ama anlamlı bir ilişki bulundu (r=0,226; p=0,001). Bu araştırmada, diyabet gelişme riski taşıyanlar %6,8'dir. Olası yeme bozukluğu sıklığı %9,1'dir. Erken tanıda değerli olması sebebiyle üniversite sağlık servislerinin bu takipleri yapmaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Üniversite öğrencileri, HbA1c, Tarama, Yeme Tutum Testi

BeslenmeBeslenme bozukluklarıHemoglobin A+5
Bircan Ulaş
İnönü University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

18-24 yaş arası kız öğrencilerde antropometrik meme ölçümleri ve vücut kompozisyonlarıyla ilişkisi

Kadın vücudunda fiziksel ve sağlık açısından önemli işlevsel özelliklere sahip olan meme bezleri, göğsün iki tarafında sağlı sollu yerleşik olan deri eklentileridir. (Liu, 2009). Yaptığımız çalışmada memenin antropometrik ölçümlerini yapmayı ve bu ölçümlerden faydalanarak meme volümünü hesaplayıp meme volümünün vücut kompozisyonları ile ilişkisini karşılaştırmayı hedefledik. Çalışma 18-24 yaş aralığında Adnan Menderes Üniversite'si öğrencisi 93 gönüllü bayan ile yapıldı. Gönüllülerin yaşı 20 (20-21) percentil, boyu 164,00(159,00-168,00)cm iken vücut ağırlığı ortalama 55,10(49,60-60,65) olarak hesaplandı. İlk olarak antropometrik meme ölçümleri yapıldı. Bu ölçümler için 0,1 mm'ye duyarlı digital kaliper ve esnemeyen milimetrik mezura (baseline circumference) kullanıldı. BİA720s vücut analiz cihazı ile Vücut Kitle İndeksi, Bel Kalça Oranı(WHR), Vücut Kütle Ağırlığı(BCM), Vücut Yağ Ağırlığı (BFM), İskelet Kas Ağırlığı (SMM), Vücut Yağ Oranı (PBF), Vücut Mineral İçeriği(BMC), Toplam Vücut Suyu (TBW), Bazal Metabolizma Oranı (BMR) hesaplandı. Ayrıca iki meme arasında gözlenen boyut farklılıkları, pitozis, areola mammae çapındaki renk değişiklikleri kaydedildi. Sağ meme volümü ortalama (203,82±46,70)cc, sol meme volümü (207,62±47,91) cc olarak bulundu. Sağ ve sol meme volümü ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi(p>0,05). Vücut kompozisyon ölçümlerinden BMİ 20,70(18,80-23,45)kg/m2 iken WHR% ise 0,78(0,76-0,80) olarak hesaplandı. BFM (15,00±6,56)kg, SMM değeri ortalama (22,91±3,91)kg olarak hesaplandı. Meme volümü ile Vücut ağırlığı, BMİ, BCM, SMM, BMR, WHR arasında orta düzeyde pozitif yönde korelasyon gözlemlerken(r=0,29-0,4), BMC, BFM, PBF arasında pozitif yönde düşük düzeyde korelasyon gözlemledik(r=0,2-0,28). Meme volümü ile antropometrik meme ölçümlerinden MP, SNL, NIL, RLA, arasında pozitif yönde yüksek düzeyde artan bir korelasyon gözlenmesinin(r=0,4-0,8) yanısıra, MND, HL ve WL arasında orta düzeyde pozitif yönde artan bir korelasyon gözlendi.(r=0,29-0,4) Yapılan antropometrik ölçümlerden estetik cerrahide ideal meme boyutu belirlenmesinde yararlanılacaktır. Elde ettiğimiz veri tabanı estetik cerrahide uygun ölçülerde implant üretilmesini sağlayacaktır. Tekstil sanayide sütyen kalıpları belirlemede, moda tasarım alanında giysi kalıbı oluşturmada, teknolojide üç boyutlu model üretimine katkısı olacaktır. Elde edilen verilerin, ülke genelinden meme ölçümleri ile ilgili toplanabilecek veri tabanına yardımcı olacağını düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Antropometri, Meme Ölçümleri, Vücut Kompozisyonu, Bia,

AnatomiAntropometriKız öğrenciler+4
Sümeyra Arabacı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde kimlik duygusu, dini yönelim ve psikolojik iyi oluş

Bu çalışmada kimlik duygusu ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin dini yönelim bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adnan Menderes Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde eğitim gören 488 öğrenci oluşturmuştur. Gerekli etik kurul izni alındıktan sonra Kimlik Duygusu Değerlendirme Aracı (KDDA), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Müslüman Dini Yönelim ve Müslüman Dindarlık Ölçeklerinin yanı sıra demografik bilgi formu sınıf ortamında öğrenciler tarafından doldurulmuştur. Araştırmada KDDA puanları (kimlik duygusundaki sorunlar) psikolojik iyi oluş, içsel dini yönelim ve dindarlık ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Dindarlık ve dini yönelim değişkenleri kontrol edilerek KDDA üzerindeki etkileri incelendiğinde, korelasyon analizi sonucunda çıkan ilişkiler kaybolmuş ve sadece dışsal dini yönelim KDDA ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Yapılan regresyon analizine göre içsel dini yönelim psikolojik iyi oluşu pozitif yönde açıklarken, dindarlık, dışsal dini yönelim ve KDDA negatif yönde açıklamıştır. Daha sonra yapılan moderatör analizine göre, KDDA'da çok yüksek puan alan bireylerin dışsal dini yönelimleri KDDA'nın psikolojik iyi oluş üzerindeki olumsuz etkisini az da olsa hafifletmiştir. Araştırma sonuçları, sınırlılık ve öneriler tartışılmıştır.

DinDini eğilimlerKimlik+4
Ömer Taha Sözer
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Üstün zekâ/yetenekli ve normal öğrencilerde insani değerler, duyarlı sevgi, sosyal güven ve memnuniyet düzeylerinin karşılaştırılması

Üstün Zekâ/Yetenekli ve Normal Öğrencilerde İnsani Değerler, Duyarlı Sevgi, Sosyal Güven ve Memnuniyet Düzeylerinin Karşılaştırılması Bu araştırmada ortaokul 6,7 ve 8. sınıf düzeyindeki "üstün zekâ/yetenekli öğrenciler ile normal öğrencilerin insani değer, duyarlı sevgi, sosyal güven ve memnuniyet düzeylerinin karşılaştırılması" amaçlanmıştır. Öğrencilerin "insani değer, duyarlı sevgi, sosyal güven ve memnuniyet düzeylerini" ölçmek için insani değerler ölçeği, sosyal güvende hissetme ve memnuniyet ölçeği, duyarlı sevgi ölçeği ile araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2015-2016 eğitim öğretim yılında Ankara, İzmir, Balıkesir, Çanakkale ve Manisa illerinde öğrenim gören ve BİLSEM'e devam eden 6., 7. ve 8. 726 üstün zekâ/yetenekli öğrenci ile aynı illerde ortaokulda okuyan 796 normal öğrenciden oluşmuştur. Bu araştırmada, nedensel karşılaştırma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Analizler üç aşamada yapılmıştır. Birinci aşamada çalışma örnekleminin demografik edilmiştir. İkinci aşamada çalışmanın özünü teşkil eden hipotezler test edilmiştir. Üçüncü aşamada ise yapısal eşitlik modeli (SEM) yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; üstün zekâ/yetenekli öğrencilerin insani değerler, duyarlı sevgi ile sosyal güven ve memnuniyet düzeyleri normal öğrencilere kıyasla yüksek çıkmıştır. Üstün zekâ/yetenekli öğrencilerin insani değerler, duyarlı sevgi, sosyal güven ve memnuniyet düzeyleri; cinsiyet, sınıf, aile gelir durumu, anne-baba eğitim durumu, hayvan besleme durumu, anne-baba eğitim seviyesi, anne-baba mesleğine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Üstün zekâ/yetenekli öğrencilerde insani değerler, duyarlı sevgi, sosyal güven ve memnuniyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Üstün zekâ/yetenekli öğrencilerde insani değerler alt boyutu olan sorumluluk bilincinin yüksek olması duyarlı sevgiyi, duyarlı sevgi de sosyal güven ve memnuniyet düzeyini artıracağı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: İnsani değerler, duyarlı sevgi, sosyal güven- memnuniyet, üstün zekâ/yetenek

DeğerlerDuyarlı sevgiOrtaokul öğrencileri+5
Adnan Özbey
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmenler ile üniversite öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerde spor'un etkilerine yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; sportif faaliyetlerin zihinsel engelli bireyleri hangi düzeyde etkilediği ve bu etkinin toplum tarafından nasıl bir farkındalık uyandırdığının belirlenmesidir. Çalışmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılları arasında milli eğitim ile özel eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde öğretmenlik yapan ve üniversitelerin farklı bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerle birlikte toplam 1400 (843 Erkek, 557 Kadın) kişi katıldı. Veri toplama aracı olarak İlhan ve Esentürk tarafından oluşturulan Zihinsel Engellilerde Sporun Etkilerine Yönelik Farkındalık Ölçeği (ZEBSEYFÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulan 12 sorudan oluşan demografik bilgiler kullanıldı. Elde edilen dataların değerlendirilmesi için Microsoft Excel 2010 ve SPSS 20.0 paket programları kullanıldı. Katılımcıların demografik bilgilerinin analizi için tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) yapıldı. Katılımcıların cinsiyet, spor yapıp yapmama durumlarının değişkenlerine göre farkındalık düzeylerinin karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) yapıldı. Katılımcıların yaş, öğrenim gördükleri veya çalıştıkları kuruma göre ise farkındalık düzeylerinin karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) yapıldı. Anlamlı bulunan veriler arasındaki farklılıkların belirlenmesi ve bu farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için ikinci seviye testi olan Tukey HSD yapıldı. Elde edilen bulgular sonucunda katılımcıların cinsiyet, yaş, illere göre dağılım, spor yapıp yapmama durumları, çalıştıkları kurum ve çalışma süreleri, eğitim programına katılıp katılmama durumu, ailede engelli bireyin olup olmama durumlarına göre herhangi bir manidar sonuç bulunmadı (p>0,05). Şiddet Olaylarının olup olmama durumu, Engellilerle ilgili yapılan faaliyetler, Verilen Maaşın gerektiği şekilde harcanıp harcanmama durumu, engellilere gerekli önemin verilip verilme durumlarına göre ise anlamlı farklılıklar bulundu(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel Engelli, Spor, Farkındalık.

FarkındalıkSporSpor faaliyetleri+5
Funda Polatcanlı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Orta öğretim düzeyindeki tek ebeveynli sporcu öğrencilerin 12 haftalık sportif etkinliklerinin saldırganlık ve şiddet eğilimi düzeylerine etkilerinin incelenmesi

Varhan, Tek Ebeveynli Orta Öğretim Öğrencilerinin 12 Haftalık Sportif Etkinliklere Katılımının Saldırganlık ve Şiddet Eğilimleri Üzerine Etkisinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2016. Bu çalışmanın amacı, tek ebeveynli orta öğretim öğrencilerinin 12 haftalık sportif etkinlikleri öncesindeki saldırganlık ve şiddet eğilimlerinin, uygulanan sportif etkinlikler sonrası değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Afyonkarahisar'da orta öğretimde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden seçilen 109 tek ebeveynli öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yukarıda belirtilen tek ebeveynli öğrencilerden oluşan örneklem gurubuna eş zamanlı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984), Göka, Bayat ve Türkçapar (1995) tarafından geliştirilen "Şiddet Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. İstatiksel analizlerde; Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda, p>0.05 bulunduğu için verilerin çözümlenmesinde, parametrik istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, çok değişkenli frekans ve yüzde dağılımlarına ilişkin çapraz tablodan (Crostab) yararlanılmıştır. Çalışma öncesi ve çalışma sonrası tek ebeveynli öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimi durumların karşılaştırılmasında Eşleştirilmiş Örneklem t Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, tek ebeveynli öğrencilere yaptırılan 12 haftalık sportif etkinlikler sonucunda genel saldırganlık ve şiddet eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tek ebeveyn, Öğrenci, Spor, Saldırganlık, Şiddet

Ana-babaOrtaöğretim öğrencileriSaldırganlık+3
Şerife Varhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin rekreasyonel etkinliklere katılım engellerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi (Kütahya İli örneği)

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin, rekreasyonel etkinliklere katılımının önündeki engelleri öğrenci algısına göre bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmaya, Dumlupınar Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ve Eğitim Fakültesi' nde öğrenim gören tesadüfi yöntem ile seçilmiş 525 öğrenci katılmıştır. Çalışma kapsamında hazırlanan veri formu iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek için kişisel bilgi formu; ikinci kısımda ise rekreasyonel etkinliklere katılımının önündeki engelleri öğrenci algısına göre belirlemede Alexandris ve Carroll (1997) tarafından geliştirilen, Karaküçük ve Gürbüz (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan, "Boş Zaman Engelleri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçe formu 27 madde ve (a) birey psikolojisi (6 madde), (b) bilgi eksikliği (3 madde), (c) tesis yetersizliği (4 madde), (d) ulaşım sorunu (4 madde) (e) arkadaş eksikliği (3 madde), (e) zaman ve ilgi eksikliği (7 madde) biçiminde 6 alt boyuttan oluşmaktadır. Anketlerden elde edilen veriler Microsoft Office Excel programı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve verilerin analizi ve değişkenler arası karşılaştırmalarda SPSS 20.0 programından faydalanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, katılımcıların cinsiyet, yaş, öğrenim gördükleri bölüm, sınıf, en uzun süre yaşadıkları yerleşim birimi, gelir düzeyleri, anne eğitim düzeyi ile boş zaman engelleri puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilirken (p<0,05); rekreatif spor yapma durumu, lisanslı spor yapma durumu ve baba eğitim düzeyi ile boş zaman engelleri puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Anahtar Kelimeler: rekreasyon, boş zaman, boş zaman engelleri

Boş zamanları değerlendirmeKütahyaRekreasyon+2
Ceren Polat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Spor eğitimi veren fakülteler ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin basketbola karşı tutumlarının değerlendirilmesi

Alkaç, E.Spor Eğitimi Veren Fakülteler ve Yüksekokullarda Öğrenim Gören Öğrencilerin Basketbola Karşı Tutumlarının Değerlendirilmesi. Dumlupınar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2017. Bu çalışmanın amacı, spor eğitimi veren fakülteler ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin, çeşitli değişkenlere göre basketbola karşı tutumlarınındeğerlendirilmesidir. Aynı zamanda üniversiteler arası karşılaştırma yaparak, bu kurumlardaki öğrencilerin basketbol tutumlarını çeşitli boyutlarıyla ortaya koymaktır.Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında, Marmara,İçAnadolu,Akdeniz,Karadeniz ve Ege bölgelerinde Spor Eğitimi veren Fakülte ve Yüksekokullardan, Dumlupınar Üniversitesi, KocaeliÜniversitesi,AnadoluÜniversitesi,MersinÜniversitesi ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ndenuygun örnekleme metodu ile seçilen ve çalışmada gönüllü olarak yer alan 502 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı araştırmacılar tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile Erman Öncü,Bülent Gürbüz ve H.MehmetTunçkol tarafından geliştirilen, 2006 yılında geçerliği ve güvenirliği yapılan "Basketbol Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi olan Kolmogorow-Smirnov testi yapılmıştır ve verilerin non-parametrik yapıyı desteklediği ortaya çıkmıştır. Katılımcı öğrencilerin Basketbol Tutum Ölçeği alt boyutlarına ilişkin, üniversitelerine ve bölümlerine göre tutum düzeyleri arasında önemli bir fark olup olmadığını araştırmak için, p= 0.05 anlamlılık düzeyinde Kruskal-Wallis testi, cinsiyetlerine göre ise Mann Whitney-U testi uygulandı.Yapılan analizlerin sonucunda meydana çıkan bulgular katılımcıların, cinsiyet, spor branşı yaş ve refah düzeyi durumlarına göre basketbol tutum düzeylerinde anlamlı bir farklılık olduğu görünmezken, okudukları bölümler ve sınıflarına göre değer alt boyutunda, spor yapma durumlarına göre ise sadece eylem alt boyutunda anlamlı farklılıklar var olduğunu göstermiştir.

BasketbolBeden eğitimi ve spor yüksekokullarıSpor+4
Emre Alkaç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bandırma ilçesi'nde okullararası müsabakalarda (ilköğretim ve lise)takım sporlarında dereceye giren kız ve erkek sporcuların psikomotor ve fiziksel özellikleinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, Bandırma İlçesinde yapılan okullar arası müsabakalarda basketbol, voleybol ve atletizm müsabakalarında orta ve lise kategorilerinde dereceye girmiş olan takımlarda mücadele eden sporcuların; fiziksel uygunluk ölçümlerinden, uzunluk, genişlik ve çevre ölçümleri, fiziksel performans seviye belirleme ölçümlerinden, 30m sprint, dikey sıçrama, bacak kuvveti, durarak uzun atlama, şınav, mekik ve esneklik ölçümlerinde elde ettikleri dereceler bakımından farklılıklar ve benzerlikler araştırıldı.Bu çalışma, 2005-2006 eğitim-öğretim yılı Balıkesir ili okullararası basketbol, voleybol ve atletizm müsabakaları erkek sporcular, basketbol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Birincisi Kültür Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu, voleybol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Şehit Süleyman Bey ilköğretim okulu, atletizm birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Etibor Holding ilköğretim okulu, kızlarda; basketbol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Birincisi Marmara İlköğretim Okulu, voleybol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, orta okullar Kültür Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu, atletizm birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, orta okullar Yaman Egeli İlköğretim Okulu olmak üzere her takımdan tesadüfi olarak seçilen 12'şer, toplam 79 denek üzerinde yapıldı.Verilerin düzenlenmesinde ve grafiklerin çizilmesinde MS Excel tablolama paket programı kullanıldı, İstatistik analizler ve tabloların düzenlenmesinde SPSS istatistik paket programı kullanıldı. Dereceye giren kız ve erkek sporcuların; fiziksel, fizyolojik ve psikomotor özellikleri bakımından önemli farklılıklar olup olmadığını araştırmak için a= 0.05 önemlilik düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi uygulandı.Dereceye giren kız ve erkek sporcularda basketbol, voleybol ve atletizm branşlarında, fiziksel (P<0.05) ve motor özellikler, (P<0.05) uzunluk (P<0.05), genişlik (P<0.05), çevre (P<0.05) ve yağ ölçümleri (P<0.05) bakımından önemli farklılıklar olduğunu gösterdi.

Fiziksel özelliklerPsikomotor özelliklerSpor faaliyetleri+5
Nilüfer Sevinç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinin çevre kavramına ilişkin görüşleri

Bu çalışma ilköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerin çevre kavramına ilişkin görüşlerini ortaya koymak ve öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında etkili olan faktörleri sebepleriyle belirlemek amacıyla yapılmış nitel bir araştırmadır.Araştırmanın çalışma evrenini Ankara ili, Mamak ilçe merkezinde bulunan Barbaros Hayreddin Paşa İlköğretim Okulu dört ve beşinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.İlköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinin çevre kavramına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla çizim yöntemi ve yarı yapılaştırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Uygulanan yöntem ve tekniğin analizi için uzman görüşüne başvurularak, derecelendirme ölçekleri hazırlanmış ve bu ölçeklerden faydalanılarak öğrencilerin çevre kavramına ilişkin görüşleri belirlenmiştir.Elde edilen bulgulara göre ilköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinde çevre kavramının oluşmasında canlı çevre, cansız çevre, çevre sorunları ve diğer (sayılan etmenler dışında kalan tüm etmenler) faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Bu sınıflamalardan yola çıkılarak, öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında özellikle cansız varlıkların etkili olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında ağırlık kazanan cansız etmenler, bulut, güneş, ev ve çöp tenekesi iken; öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında ağırlık kazanan canlı etmenler ise; ağaç, insan, bitki ve kuştur. Ortaya çıkan bu etmenlerin sebeplerine yönelik olarak yapılan içerik analizinde öğrencilerin canlı ve cansız çevre çizimlerindeki bu etmenlere sıklıkla yer vermelerinde; yakın çevrelerinin, çevrelerindeki varlıklara karşı hissettikleri duygularının, arzu ve isteklerinin, geçmiş yaşantılarının ve hobilerinin özellikle etkili olduğu belirlenmiştir.Öğrencilerin çevre kavramlarına ilişkin yapmış oldukları çizimlerinde ve yapılan görüşmelerde dikkat çeken bir diğer sonuç ise; öğrencilerin çevre sorunlarına yeteri kadar yer vermedikleridir. Çevre sorunlarına değinen öğrencileri ise ağırlıklı olarak kız öğrencilerin oluşturması elde edilen bir başka sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.Araştırma sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; çevre eğitimine daha fazla ağırlık verilmesi, çevre eğitiminin daha erken yaşlarda başlatılması, bu eğitimin gerçekleştirilmesi aşamalarında öğretmenlerin örnek model olmaları ve öğrencilerin çevre bilinçlerine katkı sağlamak amacı ile okul müdürlüklerinin çevresel etkinliklere daha fazla ağırlık vermeleri gerektiği söylenebilir.Anahtar Kelimeler : Çevre, çevre bilinci, öğrenci, eğitim, tutum, doğa, çevre sorunu.

Ankara-MamakDoğaÇevre+6
Ahmet Gül
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects