Organizational trust
162 theses under this subject heading
İlkokulların örgüt sağlığı ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmada, ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgüt sağlığına yönelik görüşleri ile örgütsel güven düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin görüşlerine göre ilkokulların örgüt sağlığı düzeyi ve öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri saptanmıştır. Ayrıca örgüt sağlığına ilişkin öğretmen görüşlerinin ve öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin cinsiyet, görev unvanı, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2013-2014 eğitim öğretim yılı güz döneminde Eskişehir Tepebaşı ve Odunpazarı Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ilkokullarda görev yapan 912 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "İlkokullar için Örgüt Sağlığı Anketi", "Örgütsel Güven Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde paket program kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı korelasyon çözümleme tekniği kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını belirlemek için Scheffe ve Dunnett C çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, ilkokul öğretmenlerinin okullarının örgüt sağlığını yüksek olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin ilkokullarının toplam örgüt sağlığına ilişkin görüşlerinin cinsiyet, görev unvanı, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Örgüt sağlığının alt boyutları incelendiğinde ise, örgütsel bütünlük alt boyutunun yalnızca mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Örgüt sağlığının 4. alt boyutu olan akademik önem alt boyutu ile ise cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin de yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin toplam örgütsel güven düzeyleri ile yalnızca cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri alt boyutlar bağlamında incelendiğinde, yöneticiye güven boyutu ile eğitim düzeyi değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Paydaşlara güven boyutunda ise cinsiyet, görev unvanı, yaş, mesleki kıdem ve okuldaki görev süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Son olarak, ilkokulların örgüt sağlığı ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri arasında pozitif yönde, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Örgüt sağlığı ve örgütsel güvenin alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise, örgüt sağlığının öğretim liderliği boyutu ile yöneticiye güven, öğretmen bağlılığı boyutu ile meslektaşlara güven, akademik önem boyutu ile paydaşlara güven boyutları arasındaki ilişkilerin diğer boyutlar arasındaki ilişkilere göre daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Bu sonuçlara dayalı olarak eğitim örgütlerinin daha sağlıklı birer örgüt olmasına ve öğretmenlerin yöneticiye, meslektaşlarına ve paydaşlara olan güven düzeylerinin arttırılmasına yönelik okul bazında tüm paydaşların katılabileceği sosyal etkinlikler düzenlenmesi önerilebilir. Ayrıca örgütsel güven ile örgüt sağlığı arasındaki ilişki neden-sonuç ilişkisi bağlamında irdelenebilir.
Liderlik ve örgütsel güven arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Liderlik ve güven ile ilgili literatür taraması yapıldığında, liderlik ve güven konusunun gerek işletme yönetimi gerekse yönetim bilimciler açısından ilgi çeken bir konu olduğu ortaya çıkmaktadır. Bugün işletmelerde alınan kararların uygulanma başarısı liderlik özellikleri ve lidere güven ile ilgili olup, ?güvenilir lider? e verilen önemi biraz daha arttırmaktadır.İşletmelerde lider-yöneticiler etkinliği sağlayarak, kendilerine ve örgütlerine olan güven duygu düzeylerinde yeni yaklaşımlar geliştirebilirler. Etkin liderliğin şartlarından en önemlisi güven kazanmaktır. Lider-yöneticiler örgüt içerisinde güven duyulan bir ortam yaratarak çalışanlardan üst düzey verim alır.Amaç doğrultusunda çalışma üç ana bölüm halinde ele alınmıştır. Birinci bölüm "Liderlik" başlığında olup bu bölümde liderliğin tanımı yapılmış, farklı liderlik tipleri araştırılmış ve liderlik anlayışının tarih içerisindeki değişimi açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde ayrıntılı olarak liderlik özelliklerine yer verilmiş ve liderin güç kaynaklan açıklanmıştır.İkinci bölüm ?Güven ve Örgütsel Güven? başlığında ele alınmıştır. Bu bölümde güven, sosyal ve örgütsel yaşamda güvenin yeri ve önemi, örgütsel güven ve örgütsel güven modelleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.Üçüncü bölüm "Liderlik ve Örgütsel Güven Arasındaki İlişkiye Yönelik Bir Araştırma" başlığındadır. Bu bölümde, öncelikle yapılan araştırmanın modeli, örneklemi, verilerin toplanması ve analizinin nasıl yapıldığı açıklanmış, ardından araştırmanın bulgularına tablo ve grafikler halinde yer verilmiştir.
Örgütlerde güven olgusu: İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde uygulama çalışması
Bireyin, niteliklerini ve yaratıcılığını kullanabilmesi için kurumsal bağlılığını pekiştirecek güven duygusuna gereksinim duyulmaktadır. Örgüte güven duyma nihayetinde, örgütsel bağlılıkta, motivasyonda, verimlilikte ve performansta artışın; bunun yanında örgüt içi stres, çatışma ve belirsizlikte azalmanın meydana geleceği kabul edilmektedir. Bu minvalde çalışmanın amacı, son zamanlarda yoğun bir şekilde incelenmekte olan, ?iş hayatında güven? olgusunun nasıl analiz edilebileceğini ortaya koymaktır.Örgütleri diğer sosyal birimlerden ayıran özelliği, sosyal yapılarının belli bir amaca yönelik olarak planlanmış olmasıdır. Belli bir amacın gerçekleştirilmesi için gerekli işlemler düşünülerek bölümlere ayrılmış, çeşitli kademeler ve mevkiler oluşturulmuştur. Bu değişik kademeler ve mevkiler arasındaki bilgi alışveriş ağı ve emir-kumanda zinciri, farklı faaliyetlerin eşgüdümlenmesini sağlayacak biçimde planlanmakla birlikte belirli kurallara bağlanmıştır. Örgüt üyeleri değişse bile, onların yerine getirdikleri görevler devam etmektedir. Bu nedenle örgütler, üyeleri gelip geçici olduğu halde sosyal yapılarını koruyabilirler.Güven; birey ve grup davranışlarının önemli bir belirleyicisidir. Güvenin önemli işlevlerinden biri de karmaşıklığı ortadan kaldırmasıdır. Özellikle modern ve sanayileşmiş toplumlar bu karmaşık yapılara sahiptir. Güvenin oluşumu bilgi alışverişinin daha doğru, daha geniş ve daha yerinde olmasına, bir deyişle davranışsal belirsizliğin azalmasına neden olacaktır. Bu çalışmada güven kavramı ve güven türleri farklı bakış açıları ile tanımlanmış, örgüt ve örgütsel güven kavramı, kavramın özellikleri ve örgütsel güven modelleri detaylı bir şekilde irdelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Güven, Örgüt, Örgütsel Güven.
Özel dershanelerde çalışan öğretmenlerin örgütsel güven ve iş doyumu arasındaki ilişki düzeyleri
İş doyumu, çalışanların yaptıkları iş ile ilgili duygu ve düşüncelerini yansıtması açısından örgütlerin üzerinde önemle durması gereken konulardan biridir. İş doyumunun yüksek ya da düşük olması çalışanların performansını ve diğer çıktılar ile yakından ilgilidir. Bu nedenle, iş doyumu örgütsel yaşamdaki birçok değişkeni etkilediği gibi, birçok değişkenden de etkilenmektedir. Bu durumlardan biri de çalışanların örgütsel güven ile ilgili görüşleridir. Örgütsel güven, çalışanların yönetici, meslektaş ve paydaşlara güven düzeyi ile ilgili bir kavramdır. Bu çalışmada özel dershanelerde çalışan öğretmenlerin örgütsel güvenleri ile iş doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiş olup evreni Kütahya il merkezindeki özel dershanelerde görev yapan 183 öğretmenden seçilmiştir. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmeden tamamına ulaşılmıştır. Anketlerden geri dönen 160 tanesi ile analizler yapılabilmiştir. Veri toplama aracı olarak Örgütsel Güven Ölçeği ve İş Doyumu ölçeği kullanılıp verilerin analizi, betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizleri ile yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, özel dershane öğretmenleri, iş doyumu ve örgütsel güven düzeyleri orta düzeyin üstündedir. Katılımcıların, iş doyumu, örgütsel güven, meslektaşlara güven ve paydaşlara güven ile ilgili görüşleri cinsiyete göre değişmezken, yöneticiye güven ile ilgili görüşleri cinsiyete göre değişmektedir. Yöneticiye güven ile ilgili olarak kadın öğretmenler erkek öğretmenlerden daha olumlu görüşlere sahiptir. Katılımcıların, örgütsel güven, yöneticiye güven, meslektaşlara güven ve paydaşlara güven ile ilgili görüşleri medeni duruma göre değişmezken, iş doyumu ile ilgili görüşleri medeni duruma göre değişmektedir. Evli öğretmenlerin iş doyumları diğer diğer medeni durumlara göre daha yüksektir. Paydaşlara güven ile ilgili görüşleri eğitim durumuna göre değişmezken, iş doyumu, örgütsel güven, yöneticiye güven ve meslektaşlara güven ile ilgili görüşleri eğitim durumuna göre değişmektedir. Bütün boyutlarda eğitim fakültesi mezunu olan öğretmenler diğer fakültelerden mezun olanlara göre daha olumludur. Örgütsel güven, yöneticiye güven ve paydaşlara güven ile ilgili görüşleri yaş değişkenine göre değişmezken, iş doyumu ve meslektaşlara güven ile ilgili görüşleri yaş değişkenine göre değişmektedir. Örneklemin iş doyumu, örgütsel güven, yöneticiye güven ve meslektaşlara güven ile ilgili görüşleri görev yaptıkları özel dershanedeki kıdemlerine göre değişmezken, paydaşlara güven ile ilgili görüşleri görev yaptıkları özel dershanedeki kıdemlerine göre değişmektedir. Dershanedeki öğretmen ve öğrenci sayısı katılımcıların iş doyumu, örgütsel güven, yöneticiye güven ve paydaşlara güven ile ilgili görüşlerini etkilememektedir. Aylık ortalama gelire göre; iş doyumu, örgütsel güven, meslektaşlara güven ve paydaşlara güven ile ilgili görüşleri değişirken, yöneticiye güven ile ilgili görüşleri değişmemektedir. İş doyumu düzeyleri ile örgütsel güven düzeyleri arasında yüksek düzeyde, aynı yönde ve anlamlı bir ilişki varken iş doyum düzeyleri ile yöneticiye güvenleri, meslektaşlarına güvenleri ve paydaşlara güvenleri arasında da orta düzeyde, aynı yönde ve anlamlı ilişkiler vardır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel güven, iş doyumu, özel dershaneler, öğretmenler
İnsan kaynakları uygulamaları kapsamında örgütsel adalet algısının çalışanların örgütsel güveni üzerindeki etkisi
Günümüzde ağır rekabet koşulları altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışan örgütler; kendileri için vazgeçilmez olan insan unsurunun değerini anlamış, insanı temel alan uygulamalara başvurarak onların kuruma yönelik beslediği duygu, düşünce ve algılamalarına son derece önem vermeye başlamıştır. Bu bağlamda örgütler; adil uygulamaları etkin hale getirerek, çalışanların örgütsel güven duygusunu olumlu yönde pekiştirmeye ve böylece verimliliklerini arttırmaya çalışmaktadırlar. Bu çalışmada, insan kaynakları uygulamalarının boyutlarını oluşturan; personel seçimi, eğitim ve geliştirme, ücret yönetimi, ödüllendirme, kariyer planlama ve geliştirme, performans değerlendirme kapsamında algılanan örgütsel adaletin, çalışanların örgütsel güveni üzerindeki etkisinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda, Alanya ilçesinde dört ve beş yıldızlı otellerde anket çalışması gerçekleştirilerek elde edilin veriler, t-testi, Mann Whitney U Testi, Tek Yönlü Anova, Kruskall Wallis H Testi, Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizine tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda insan kaynakları uygulamaları ve örgütsel güven boyutlarının bazılarında, çalışanların demografik özelliklerine göre anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Bununla birlikte insan kaynakları uygulamaları boyutlarının örgütsel güven boyutları ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Son olarak da insan kaynakları uygulamaları boyutlarında adalet algısının, örgütsel güven boyutlarının her biri ve örgütsel güven üzerinde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgüsel Adalet, İnsan Kaynakları Uygulamaları, Örgütsel Güven.
Örgütsel güven ile psikolojik sermaye arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma
Çağımız iş dünyasında yaşanan değişimler ve yoğun rekabet ortamı örgütleri daha yenilikçi ve esnek yapılar olmaya zorlamaktadır. Çalışanlar arasında sağlıklı iletişim ve işbirliğinin sağlanması, takım ruhunun geliştirilmesi, çalışanların bilgi ve yeteneklerinin geliştirilmesine önem verilmesi, çalışanların beklenti ve ihtiyaçlarının karşılanması örgütlerin uygulamak zorunda oldukları temel stratejilerdir. Böyle bir örgütün oluşmasında güven olgusu hayati ihtiyaç niteliğinde olmaktadır. Son yıllarda örgüt yapısı üzerine yürütülen çalışmalarda, örgütleri başarılı kılan faktörler arasında, örgütün sahip olduğu güven atmosferinin önemli bir yerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda çalışanların olumlu davranışlarının incelenmesinde en önemli çalışmalardan biri olan psikolojik sermaye kavramı da gerek bireysel, gerekse örgütsel açıdan sahip olunan çok önemli bir kaynaktır. Bu çalışmada her ikisi de olumlu çıktılar sağlayan örgütsel güven ve psikolojik sermaye arasındaki ilişki araştırılmış, örgütsel güven konusu yöneticiye, çalışma arkadaşlarına ve örgüte güven olmak üzere üç farklı açıdan ele alınmıştır. Psikolojik sermaye ise umut, iyimserlik, dayanıklılık ve özyeterlilik boyutları ile birlikte incelenmiştir. Araştırmanın uygulanmasında eğitim sektöründeki bir kamu kurumunda çalışan personele anket çalışması yapılmıştır. 120 çalışana dağıtılan anketlerden 112 tanesi geri dönmüştür. Daha sonra bu veriler SPSS 17.0 paket programında sırasıyla güvenilirlik analizi, faktör analizi, anova ve t testine tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda kurumda örgütsel güvenin psikolojik sermaye ile ve psikolojik sermaye boyutlarından umut ve iyimserlik ile ilişkisinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Güven, Psikolojik Sermaye.
Whistleblowing (bilgi ifşasının) örgütsel güvene etkileri üzerine bir alan araştırması
Günümüz dünyası işletmeler arasında ciddi rekabetlerin olduğu bir ekonomik düzen üzerine kurulmuştur. İşletmeler bu nedenle çeşitli etik dışı çalışmalar yürütebilmektedirler. Ya da işletme içindeki personel de kendini daha yüksek mertebelere getirmek için etik kurallara uymayan davranışlar sergileyebilmektedir. Bu durum işletme içindeki örgütsel güveni zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda şirket imajını hem müşterilere hem rakiplere hem de iş ortaklıklarına karşı zedelemektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı, işletmeler bilgi ifşasına önem vermekte, olası etik dışı durumların yöneticiler tarafından bilinerek müdahale edilmesini istemektedirler. Bu çalışmanın amacı, işletmelerde bilgi ifşasının güven ile ilişkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle birinci bölümde bilgi ve bilgiyi elde etme hakkında literatür taraması yapılmış bilginin önemi açıklanmıştır. Buna ek olarak whistleblowing kavramının ne olduğu, tarihçesi ve işletmelerde nasıl ortaya çıktığı ile ilgili araştırma da bu bölümde yer almaktadır. İkinci bölümde, gündelik hayatta sıkça karşımıza çıkan "güven" kelimesinin ayrıntılarına yer verilmiştir ve örgütsel boyutta güvenin hangi koşullar ile sağlanacağı sorusu üzerinde durulmuştur. Bu bölümün ardından, 3. Bölümde ise turizm sektöründeki işletmenin çalışanları arasında bir anket düzenlenmiştir. Ankete verilen yanıtların doğruluğu çalışmanın sınırlılıklarını belirlemiştir. Sonuç olarak, bilgi ifşasına yatkınlığın, örgütsel güven ile doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer sonuç ise, örgüte güven oranının daha fazla olduğu çalışanların, örgütü korumak amacı ile üstlerine etik dışı olayları iletmekten kaçınmadığıdır. Anahtar Kelimeler: Bilgi İfşası, Örgütsel Güven, Etik
Sosyal sermayenin özliderlik, güven ve performans ile ilişkisi
Klasik sermaye anlayışının gelişmesiyle yakın geçmişte yazında sosyal sermaye kavramı hem makro boyutta hem de mikro boyutta incelenerek nasıl oluşturulabileceğini ve faydaları ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada sosyal sermaye kavramı mikro boyutta incelenmiş, kurumda çalışanlar arası ilişkilere bakarak oluşan sosyal ağ içinde çalışanların sahip oldukları sosyal sermaye ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmada sosyal sermaye iki farklı bakış açısıyla incelenmiştir: dayanışmacı sosyal sermaye ve aracı sosyal sermaye. Çalışanların sosyal ağ içinde sahip olduğu düşünülen sosyal sermaye ile bireysel olarak gösterdikleri özliderlik, kişilerarası güven ve performans (bağlamsal performans boyutunda) davranışları ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye'de savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir şirketteki iki iş biriminden örneklemler seçilmiştir. Birinci örneklemde, birbirleriyle uzun süreden beri çalışan 71 kişiye (SST örneklemi) anket uygulanmış, 31 kişiden veri toplanmıştır. İkinci örneklemde bir sene önce kurulan nispeten yeni bir iş biriminde çalışan 43 kişiye (UGES örneklemi) anket uygulanmış, 30 kişiden veri toplanmıştır. Toplanan veriler Sosyal Ağ Analizi (SAA) ve istatistiksel analiz metodu ile analiz edilmiştir. Sosyal sermaye incelemesi için SAA iki örneklemde ayrı ayrı yapılmış ve bulgular incelenmiştir. Daha sonra SAA ile bulunan kişilerin sosyal sermayesi ile özliderlik, kişiler arası güven ve performans davranışları ile korelasyon ve hiyerarşik regresyon testleri yapılmış ve aralarındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma neticesinde toplam örneklemde SST'de çalışan kişilerin daha fazla dayanışmacı sosyal sermaye sahibi kişiler olduğu, UGES örnekleminde ise bazı kişilerin sahip olduğu aracı sosyal sermayenin SST'ye göre çok daha fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal sermaye yaklaşımlarından dayanışmacı sosyal sermaye ile "kişiler arası güven" alt boyutlarından olan "çalışma arkadaşlarının davranışlarına itimat etme" ve "yönetimin eylemlerine itimat etme" düzeyleri arasında anlamlı ve yordayıcı bir ilişki bulunmuştur. Kişilerin bağlamsal performansları ile de dayanışmacı sosyal sermaye arasında da anlamlı ve yordayıcı bir ilişki bulunmuştur.
Yapıcı sapkın iş yeri davranışlarının örgütsel güven, algılanan örgütsel destek ve öz yeterlik açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, örgütsel güvenin, algılanan örgütsel desteğin ve öz yeterliğin yapıcı sapkın iş yeri davranışları üzerinde etkili olup olmadığını araştırmaktır. Bunun yanı sıra, algılanan örgütsel desteğin, yapıcı sapkın iş yeri davranışları üzerindeki etkisinde, öz yeterliğin düzenleyici rolünün olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın değişkenleri, yapıcı sapkınlık, yapıcı sapkınlıkla ilişkili diğer yapılar ve bu yapılarla bağlantılı olan teorik ve deneysel kanıtlara dayanarak seçilmiştir. Ayrıca, literatür incelenebildiği kadarıyla yapıcı sapkınlığın, örgütsel güven, algılanan örgütsel destek ve öz yeterlik gibi değişkenlerle olan ilişkinin bütünsel olarak ele alındığı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Ele alınan değişkenler arasındaki ilişkileri araştırmak yoluyla, konuya dikkat çekilmesi, bazı boşlukların giderilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda geliştirilen hipotezler, Ankara'daki özel banka çalışanlarından oluşan 301 kişiden toplanan veri ile test edilmiştir. Araştırma verisi, anket yöntemi ile toplanmıştır. İlk olarak toplanan verinin ve ölçeklerin uygunluğunu test etmek amacıyla faktör analizleri, geçerlik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Sonrasında çalışmanın modelinde yer alan değişkenler arasındaki doğrudan etkilerin test edilebilmesi için basit doğrusal regresyon, çoklu regresyon ve düzenleyici etkinin test edilebilmesi için hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, algılanan örgütsel destek ve öz yeterliliğin yapıcı sapkın iş yeri davranışlarının her bir boyutu üzerindeki olumlu etkisi kanıtlanmıştır. Çalışma arkadaşlarına güven, hem yenilikçi hem kişiler arası yapıcı sapkın davranışlar sergileme eğilimi üzerinde etkilidir. Kuruma güven yenilikçi yapıcı sapkın işyeri davranışlarını olumlu yönde etkilemekte iken, yöneticiye güven kişiler arası yapıcı sapkın davranış sergileme eğilimini arttırmaktadır. Bununla birlikte örgütsel güvenin alt boyutlarının mücadeleci yapıcı sapkın davranışlar sergileme eğilimi üzerinde etkisine rastlanmamıştır. Son olarak algılanan örgütsel desteğin kişiler arası yapıcı sapkın iş yeri davranışları üzerindeki etkisinde öz yeterliğin düzenleyici bir rolünün olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yapıcı Sapkın İş Yeri Davranışı, Örgütsel Güven, Algılanan Örgütsel Destek, Öz Yeterlik
Örgütsel alt kültürlerde örgütsel adalet ve güven algısı üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, örgütlerde yaygın kültürün yanında çeşitli alt kültürlerin de var olduğundan hareketle örgütsel adalet ve güven algılarının farklı örgütsel alt kültürlere göre ne derece farklılaştığı anlaşılmaya çalışılmaktadır.Bunun için, Adana ilinde büyük bir sanayi firması genelinde, mavi ve beyaz yakalı 924 iş görenden anket yoluyla elde edilmiş olan veriden yararlanılmıştır. Profesyonellik eğilimi, hiyerarşi eğilimi, klan eğilimi, yenilik eğilimi ve destekleyicilik eğilimi olmak üzere beş kültürel boyut üzerinde yapılan kümeleme analizi sonucunda firmada dört alt kültür saptanmış ve bunlar pragmatik kültür, güç kültürü, pasif kültür ve ihtiyatlı kültür olarak nitelendirilmiştir. Pragmatik kültürde adalet algısının diğer alt kültürlere oranla daha yüksek olduğu belirlenirken, güç kültüründe güven algısının diğer alt kültürlere göre daha düşük olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, araştırmada elde edilen bulguların, örgütsel alt kültür ile örgütsel adalet ve güven yazınları açısından önemi tartışılmaktadır.Anahtar Kelimeler:Alt kültürler, örgüt kültürü, örgütsel adalet, örgütsel güven,kümeleme analizi.
Kurumların ve sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerine etkisi
Ülkelerin ekonomik performanslarında görülen farklılıkların nedenleri uzun yıllardır politikacıların ve ekonomistlerin araştırma konusu olmuştur. Ekonomistlerin bu farklılıkları açıklamak için kullandıkları araçların açıklayıcılık düzeylerinin sınırlı olması, sadece ekonomi alanında değil tüm sosyal bilimler alanında yeni enstrüman arayışlarına sebebiyet vermiştir. Bu süreçte araştırmalara konu olan kavramlardan biri de kurum kavramı olmuştur.Kurumların ekonomik büyüme üzerine etkileri çeşitli kanallar aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu kanallardan biri de kurumların toplum tarafından içselleştirilmesi ve bu sayede oluşan güven ortamıdır. Ülkelerin güven düzeyleri ve bireylerin oluşturdukları birliktelikler üretim sürecine dahil olarak ekonomik performanslarının önemli belirleyicileri olabilmektedir. Oluşan güvene dayalı iletişim ağları ülkenin sosyal sermayesi olarak nitelendirilmektedir. Özellikle sanayi devrimi sonrasında ülkelerin büyüme sürecinde kat ettikleri yolları sadece fiziki sermaye birikimi ile açıklamak mümkün değildir. Bu yeni evrede bilgi toplumuna dönüşümle birlikte beşeri sermayenin yanı sıra sosyal sermayenin de yapılan ekonomik analizlere dahil edilmesi gerekmektedir.Kurumların ve sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerine etkilerinin sorgulandığı bu çalışmada, yatay kesit veri analizi yöntemiyle çeşitli gelir gruplarına dahil 69 ülke üzerine ampirik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre orta gelir düzeyine sahip ülkelerin kurumsal kalite düzeyi ve sosyal sermaye düzeyi ile ekonomik büyümeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki bulunurken, yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerin kurumsal kaliteleri ve sosyal sermaye düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çalışmanın sonucunda yeterli miktarda fiziki sermayesi bulunmayan ülkelerin, kurumsal kalite ve sosyal sermaye düzeylerini yükselterek ekonomik büyüme gerçekleştirebildikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Örgütlerde sıkılık-esneklik boyutunun örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansına etkisi: Türkiye'nin öncü sanayi işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu araştırma toplumsal kültürün bir boyutu olarak ortaya atılan sıkılık-esneklik boyutunun örgütsel bağlamda olası sonuç ve etkilerinin tartışılması ve bu boyutun örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yine çalışma kapsamında sıkılık-esneklik boyutunun sermaye yapısı, faaliyet gösterilen sektör, pazar boyut, yönetim felsefesi ve istihdam edilen personel sayısı vb. çeşitli örgütsel değişkenler ile ilişkisinin ortaya koyulması ve sıkılık-esneklik boyutu bakımında Türkiye'nin kültürel bir profilinin çıkarılması araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma, İstanbul Sanayi Odasının (İSO) her yıl düzenlediği "Türkiye'nin birinci ve ikinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" listesinde yer alan öncü sanayi firmaları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan sıkılık-esneklik, örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı ölçeklerinin ve alt boyutlarının faktör yapısının geçerliliğinin doğrulanması amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM)'den yararlanarak doğrulayıcı faktör analiz uygulanmış ve faktör yapıları doğrulanmıştır. Yine araştırmada kullanılan tüm ölçekler ve alt boyutlarına ilişkin Cronbach Alpha katsayısı hesaplanarak ölçeklerin güvenirlik değerleri hesaplanmıştır. Araştırma kapsamında oluşturulan temel hipotezler ve çok değişkenli faktörler arasındaki ilişkilerin net olarak ortaya koyulabilmesi ve sağlıklı bir şekilde yorumlanabilmesi için alt hipotezler oluşturulmuş ve test edilmiştir. Araştırmada dışsal bir değişken olarak ele alınan, sıkılık-esnekliği etkileyen ve modele dahil edilmeyen katılımcı örgütlere ve beyaz yakalı çalışanlara ilişkin demografik özelliklere göre anlamlı bir seyrinin olup olmadığı ise araştırma sorularıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın temel ve alt hipotezlerinin analizi için Pearson Korelasyon katsayısı ve Basit Doğrusal Regresyon katsayısı hesaplanmış, alt sorularının cevaplarını bulmaya yönelik ikili değişkenler için t-testi ve ikiden fazla değişken için ANOVA testi yapılarak örgütlerin demografik özelliklerine farklılıkları araştırılmıştır. Tespit edilen farklılıkların hangi gruptan kaynaklandığını bulmak amacıyla Scheffe testi kullanılmıştır. Örgütlerde sıkılık-esneklik ile örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı arasındaki ilişkileri belirlemeye yönelik analiz sonucunda "Ha: Sıkılık-esneklik boyutu ile örgütsel güven, kurumsal girişimcilik, firma performansı arasında ilişki vardır." hipotezi ve "Hb: Sıkılık-esneklik boyutu örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerinde etkilidir." ana hipotezi kabul edilmiştir. Buna göre örgütsel bağlamda sıkılık-esneklik boyutu firmaların örgütsel güven algıları, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Yine Türkiye sanayi sektörünün sıkılık-esneklik boyutu bakımında kültürel bir profilinin çıkarılması amacıyla yapılan analizlerde Türkiye ekonomisinin nabzını tutan ve şekillendiren büyük sanayi işletmelerinin esnekliklerinin yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sıkılık-esneklik, örgütsel güven algısı, kurumsal girişimcilik, firma performansı
Örgütsel adalet ve örgütsel güven algılarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkileri: Türk spor örgütü örneği
Bu çalışmanın amacı örgütsel adalet [ÖAA], yöneticiye [YGA] ve kuruma güven [KGA] algılarının Spor Genel Müdürlüğünün [SGM] taşra örgütü olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde [GHSİM] çalışan personelin örgütsel vatandaşlık davranışları [ÖVD] üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmanın evrenini 81 ilde çalışan 6108 GHSİM personeli oluşturmaktadır. Rastgele seçilen 49 ilden gönüllü katılan 961 erkek ve 375 kadın olmak üzere toplam 1336 GHSİM personeli örneklemi oluşturmuştur. Çalışmanın veri toplama aracı olarak 5'li Likert tipinde 19 sorudan oluşan ÖAA ölçeği, 16 sorudan oluşan YGA ölçeği, 21 sorudan oluşan KGA ölçeği ve 20 sorudan oluşan ÖVD ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde güvenilirlik testlerinin yansıra, betimsel istatistik tekniklerinden frekans ve yüzde analizleri, ilişkisel analizler için ise basit ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; GHSİM personelinin ÖAA, YGA ve KGA algıları ve ÖVD alt boyutları arasında genel olarak olumlu ve orta düzeyde ilişki olduğu (p<0.001), ilgili algı değişkenleri olan ÖAA alt boyutları ile KGA'nın tamamen ve YGA'nın ise kısmen ÖVD'nin alt boyutlarını yordadığı (p<0.001) görülmüştür. Ancak YGA'nın, ÖVD alt boyutu olan centilmenlik davranışını yordamadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Sonuç olarak bu araştırma, çalışanların örgütsel adalet algılarının, yöneticilerine ve kurumlarına olan güvenlerinin örgütsel vatandaşlık davranışlarında açıklayıcı değişkenler olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle, adalete ilişkin algının ve kuruma olan güvenin arttırılmasında kurum yöneticilerinin ve kurumun, kanun ve yönetmelikleri uygularken yönetsel işlemlerin her aşamasında adil ve eşit davranmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: GHSİM, Örgütsel Adalet, Yöneticiye Güven, Kuruma Güven, Örgütsel Vatandaşlık.
Dönüşümsel liderliğin örgütsel vatandaşlık davranışına etkisinde örgütsel güvenin rolü
Bu çalışmanın amacı, dönüşümsel liderlik (DL) ve alt boyutlarının örgütsel güven (ÖG) ve örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD) üzerindeki etkisini ve DL ve alt boyutları ile ÖVD arasındaki ilişkide ÖG'nin aracı (mediator) rolünü incelemektir. Dönüşümsel liderlik, yapılan keşifsel faktör analizinde iki boyutta ortaya konmuş, analizlerde DL ve "karizmatik motivasyon" ile "geliştiren ilgi" adı verilmiş olan iki alt boyut bağımsız değişken olarak alınmıştır. Sonuçta, DL ve saptanan alt boyutları ile örgütsel güven ve ÖVD arasında pozitif ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Yapılan analizler, örgütsel güvenin dönüşümsel liderlik ve onun alt boyutlarının ÖVD'ye olan etkisinde kısmi olarak aracılık ettiğini (partial mediation) göstermektedir. Anahtar kelimeler: Dönüşümsel liderlik, örgütsel vatandaşlık davranışı, örgütsel güven, aracılık
Algılanan örgütsel politikanın örgütsel güven ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Türkiye-Romanya karşılaştırması
Bu çalışmanın amacı, Ankara ve Bükreş şehirlerinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarının örgütsel politika algılarının, örgütsel güven düzeylerini ve işten ayrılma niyetlerini ne şekilde etkilediğini ortaya koymak ve araştırmaya konu olmuş iki farklı kültüre mensup çalışanlar arasında bir karşılaştırma yapmaktır. Araştırmanın Türkiye örneklemini, Ankara şehrinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanları (n=407) oluşturmaktadır. Araştırmanın Romanya örneklemini ise Bükreş şehrinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanları oluşturmaktadır (n=402). Bu çalışmada veriler, Kacmar ve Ferris (1991) tarafından geliştirilen, Yeliz Mohan Bursalı (2008) tarafından Türkçe'ye çevrilen Örgütsel Politika Algısı Ölçeği, Omarov (2009) tarafından çeşitli yabancı ölçekler aracılığıyla oluşturulan Örgütsel Güven Ölçeği, Wayne, Shore ve Linden (1997) tarafından geliştirilen, Küçükusta (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan İşten Ayrılma Niyeti Ölçeğinden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler, keşfedici faktör analizi, çoklu regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; örgütsel politika algısının genel politik davranışlar ve çalışma arkadaşlarının davranışları boyutları hem Türkiye hem de Romanya örneklemlerinde örgütsel güven üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Buna karşın örgütsel politika algısının terfi-ücret uygulamaları boyutunun her iki örneklemde de örgütsel güven üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda örgütsel politika algısının genel politik davranışlar ve çalışma arkadaşlarının davranışları boyutlarının Türkiye ve Romanya örneklemlerinde işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu saptanmış olup, örgütsel politika algısının terfi-ücret uygulamaları boyutunun Türkiye örnekleminde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı, Romanya örnekleminde ise pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Son olarak araştırmanın bazı kısıtlarının bulunduğu vurgulandıktan sonra, hem araştırmaya konu olan sektördeki işletmelere konu ile ilişkili araştırma bulgularına dayalı olarak bazı önerilerde bulunulmuş hem de gelecekte benzer konularda yapılacak araştırmalara ilişkin öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Algılanan Örgütsel Politika, İşten Ayrılma Niyeti, Örgütsel Güven
Dönüşümcü ve etkileşimci liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel iletişim, örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın aracı rolü
Bu çalışmada dönüşümcü ve etkileşimci liderlik davranışlarının çalışan memnuniyetine etkisi ve bu etkide örgütsel iletişim, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık algılarının aracılık rolü incelenmiştir. Bu kapsamda öncelikle dönüşümcü ve etkileşimci liderlik, çalışan memnuniyeti, örgütsel iletişimi, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık konusunda oluşturulan kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturulmuş olup bunlara göre çalışmanın hipotezleri sunulmuştur. Ardından, çalışma kapsamında gerçekleştirilen anket uygulamasına ilişkin araştırma yöntemine ve uygulanan analizler sonucu elde edilen bulgulara ve sonuçlara yer verilmiştir. Çalışmanın örneklemini, Yozgat Bozok Üniversitesinden 460 eğitim çalışanı ve Yozgat Bozok Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 440 sağlık çalışanı olmak üzere toplamda 900 kişi oluşturmaktadır. Anket formunda ise likert tipi ölçekler kullanılmış, araştırma modelinin doğrulanmasında yapısal eşitlik modeli (YEM) tercih edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.00 ve AMOS 24.00 programları kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre sağlık çalışanlarında dönüşümcü ve etkileşimci liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın kısmî aracılık rolü olduğu belirlenmiştir. Eğitim çalışanlarında ise dönüşümcü liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın kısmî aracılık rolü olduğu belirlenirken; etkileşimci liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın tam aracılık rolü olduğu belirlenmiştir. Örgütsel iletişimin çalışan memnuniyetini anlamlı olarak etkilemediği belirlenmiş, bu yüzden aracılık etkisine rastlanılamamıştır.
Örgüte duyulan güvenin, örgütsel yenilik yönelimi ve risk alma davranışına etkisi: Adana'da kamu ve özel banka çalışanları üzerine bir uygulama
Günümüzde sürekli bir değişimin olduğu piyasada örgütler sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlayabilmek için bir yandan örgüt içinde güvenin oluşturulması diğer yandan da bunun çalışanların yenilik yönelimi ve risk alma davranışlarına olan etkisini iyi yönetebilmeleri gerekmektedir. Bu kavramlara ilişkin araştırma sonuçları çeşitli sektörlere göre değişkenlik göstermektedir. Rekabetin yoğun olduğu bankacılık sektöründe de örgütsel güven, risk alma ve örgütsel yenilik yöneliminin öne çıkan kavramlar olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı Adana'da faaliyet gösteren banka çalışanlarının örgüte dolayısıyla yöneticiye ve çalışma arkadaşlarına duydukları güveninin onların yenilik yönelimleri ve risk alma davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise araştırma değişkenleri ile cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi ve toplam iş tecrübesi arasında anlamlı bir farklılaşmanın olup olmadığını test etmek olmuştur. Araştırmanın analiz sonuçlarına göre örgüte duyulan güvenin alt boyutları olan yöneticiye güven ve örgüte güvenin çalışanların risk alma davranışı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı ancak çalışma arkadaşlarına güvenin risk alma davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu bulunmuştur. Yine araştırmanın bir diğer sonucu ise yöneticiye, örgüte ve çalışma arkadaşlarına güvenin çalışanların örgütsel yenilik yönelimleri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırma değişkenleri ile cinsiyet ve medeni durum arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Yöneticiye ve çalışma arkadaşlarına güven ile yaş, çalışma ve toplam iş tecrübesi arasında anlamlı bir farklılaşmanın olduğu belirlenmiştir. Çalışanların yaşları ve toplam iş tecrübeleri arttıkça çalışma arkadaşlarına olan güvenlerinin azaltığı tespit edilmiştir.
Psikolojik sözleşme ihlali ile örgütsel bağlılık arasında örgütsel güvenin aracılık rolü
Psikolojik sözleşemeler günümüz yazılı sözleşmelerinin fiziki imkansızlık nedenilye kapsayamadığı çalışma ilişkisinin tüm açık ya da örtük taahhüt ve yükümlülükleri kapsamaktadır. Bu taahhüt ve yükümlülüklerin zaman içinde karşılanmaması ya da imkansızlık nedeniyle karşılanamaması durumunda çalışanlarda psikolojik sözleşme ihlali algısı oluşmaktadır. Psikolojik sözleşme ihlali algısının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi daha önce gerçekleştirilen çalışmalarda incelenmiş olmasına rağmen bu ilişki sürecinde örgütsel güvenin aracılık rolünün ortaya konulması açısından yazında araştırma eksikliği bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı çalışanlarının psikolojik sözleşme ihlali algılarının örgüte olan bağlılıklarını ve örgüte olan güvenlerini nasıl etkilediğini tespit etmek ve bu süreç içinde güven kaybının bağlılığa olan dolaylı etkisini ortaya koymaktır. Çalışmada sunulan hipotezlerin test edilmesi için sağlık sektöründe çalışan 261 çalışandan oluşan bir örneklemden alınan veriler kullanılmıştır. Araştırma modeli katılımcıların psikolojik sözleşme ihlali algısını, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık seviyelerini değerlendirmeleri amacıyla, yazında kullanılan ölçeklerden yararlanılarak hazırlanan anket kullanılarak test edilmiştir. Sonuçlar psikolojik sözleşme ihlali algısının örgütsel bağlılığa olan etkisinde örgütsel güvenin kısmi aracılık rolünün varlığını ortaya koymuştur. Çalışmada araştırma sonuçlarının gelecekteki araştırmalar için pratik sonuçları tartışılmıştır. Ayrıca çalışma, psikolojik sözleşme ihlali, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık kuramlarını genişletmektedir Anahtar kelimeler: Psikolojik sözleşme, psikolojik sözleşme ihlali, örgüsel bağlılık, örgütsel güven.
Hemşirelerin sosyal baskınlık yönelimleri ve örgütsel güvenle ilişkisi
Amaç: Hemşirelerin sosyal baskınlık yönelimleri ve örgütsel güvenle ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışma, Mart-Mayıs 2018 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi'nde çalışmakta olan hemşireler oluşturdu (N=298). Araştırmanın örneklemini, 219 hemşire ve yönetici hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmayı kabul eden hemşirelerden yüz yüze görüşme yöntemi ile veriler toplandı. Veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgiler Formu, Sosyal Baskınlık Yönelimi Ölçeği (SBYÖ), Örgütsel Güven Ölçeği (ÖGÖ) kullanıldı. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ölçeklerin alt boyut ortalama ve standart sapmaları, hesaplandı. Ölçeklerin Cronbach alfa değerlerine bakıldı, iki ölçek puanları arasında kolerasyon analizi yapıldı. Ölçek puanlarıyla hemşirelerin demografik özellikleri arasında ilişkiyi belirlemek için Ki-kare, Mann Whitney U testleri kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin SBY ölçeği ortalaması 50,18±16,91 olarak bulundu. Hemşirelerin ÖGÖ alt boyut ortalamaları; yöneticiye güven 3,96±1,08, kuruma güven 3,25±1,15, çalışma arkadaşlarına güven ortalaması ise 4,54±0,84 olarak belirlendi. Sosyal baskınlık yönelimi ile yöneticiye güven ve çalışma arkadaşlarına güven arasında anlamlı bir ilişki görülmezken, kuruma güven ile arasında pozitif yönde zayıf anlamlı bir ilişki bulundu (r=0,151, p<0,05). Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan hemşirelerin orta düzeyde SBY izledikleri; yaş, eğitim düzeyi arttıkça SBY puanlarının da artığı gözlendi. Beklenildiği gibi, erkek hemşirelerin SBY puan ortalamaları ile kadınların SBY puan ortalamaları arasında anlamlı fark görüldü. Hemşirelerin ÖGÖ puan ortalamaları literatüre oranla düşük saptandı. Hemşirelerin en fazla çalışma arkadaşlarına, en az da kuruma güvendikleri görüldü. Anahtar kelimeler: Sosyal baskınlık yönelimleri, örgütsel güven, HemĢirelik
Okul öncesi öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin örgütsel güven algıları( Diyarbakır İli örneği)
Bu araştırmanın amacı, resmi bağımsız okul öncesi öğretmenlerin görevli bulundukları okullara ilişkin örgütsel güven algılarını tespit etmek ve örgütsel güven algılarının bazı değişkenlere (cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu) göre anlamlı fark oluşturup oluşturmadığını saptamaktır. Öğretmenlerin örgütsel güven algıları; "çalışanlara duyarlılık", "yöneticiye güven", "iletişim ortamı" ve "yeniliğe açıklık" boyutları açısından değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 eğitim- öğretim yılında, Diyarbakır il merkezinde bulunan 16 resmi bağımsız okul öncesi eğitim kurumunda görevli 154 öğretmen, örneklemini ise; yine 16 okulda görevli bulunan 130 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Örgütsel Güven Ölçeği" kullanılmıştır. Bu ölçek; Daboval, Comish, Swindle ve Gaster (1994) tarafından geliştirilen, Kamer (2001) tarafından Türkçe'ye çevrilen ve Yılmaz (2005) tarafından okullarda kullanılmak üzere yeniden uyarlanan, geçerlilik ve güvenirliği saptanmış likert tipi bir ölçektir. Ölçeğin birinci bölümünde, kişisel bilgilere ilişkin sorular bulunmakta; ikinci bölümünde ise resmi bağımsız okul öncesi okullarda görevli öğretmenlerin örgütsel güven algılarını ölçmeye yönelik sorular bulunmaktadır. Verilerin analiz ve yorumunda yüzdelik, t testi ve anova analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesi, SPSS 17 programından yararlanılarak yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Araştırma sonunda ulaşılan önemli bulgular şunlardır: 1. Mesleki kıdem, eğitim durumu ve cinsiyet değişkenlerine göre öğretmenlerin örgütsel güven algıları arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. 2. Öğretmenlerin okul örgütüne ilişkin güvenleri, örgütsel güvenin "çalışanlara duyarlılık (x=3,90)", "yöneticiye güven (x=4,19)", "yeniliğe açıklık (x=4,07)" ve "iletişim ortamı (x=4,17)" alt boyutlarında "çok" düzeyinde saptanmıştır. 3.Öğretmenlerin okullardaki örgütsel güvene ilişkin algıları, ölçek bazında "çok" düzeyde saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Güven, Örgütsel güven, Yöneticiye güven, Yeniliğe açıklık,Okul öncesi öğretmeni
Otokratik ve demokratik liderlik tarzının lidere ve takıma olan güvene etkisi: Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinde deneme modelli araştırma
Güven kavramı, kişiye dayalı olarak oluşan ve yine kişi tarafından anlamlı hale getirilen bir kavramdır. Güven, bireyler arası ilişkilerin oluşturulmasında, sürdürülmesinde ve kalıcı hale getirilmesinde temel ölçüdür. Güven, çalışanların, örgütte liderlerine inanmaları, onların doğruluğunu, dürüstlüğünü, açıklığını ve örgüt içi adaleti şüphelenmeden kabul etmeleridir. Güven yüksek performansa sahip takımların en temel özelliğini oluşturur. Güven ilişkileri bir arada tutan yapıştırıcı işleve sahiptir. Lidere güven liderin doğru sözlü olacağına ve sözünün ardında duracağına olan inanç olarak da tanımlanır ve güven bu manada hem yatay hem de dikey anlamda tüm örgüt içi ilişkilerin temelini oluşturur. Takım arkadaşlarına güven; meslektaşlarının yeterliliğine, adilliliğine, itimat edilirliğine, ahlaki davranışlar sergileyeceğine olan inancı ifade eder. Takım açısından güven, takımın dürüstlüğüne, adaletli oluşuna ve doğruluğuna duyulan inançtır. Deneme modelli yapılan bu araştırma Otokratik ve Demokratik liderlik tarzının lidere ve takım içi güveni ne yönde etkilediğini araştırmaktır. Bu amaçla, Şanlıurfa Büyükşehir Fen İşleri Daire Başkanlığı Kent Estetiği Şube Müdürlüğü'nde çalışmakta olan üç ayrı bölgede çalışan 97 personel üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada denekler bir grubu kontrol grubu olarak seçilmiş bu gruba hiç bir müdahale yapılmamıştır. Birinci Deney Grubuna Otokratik liderlik tarzı, İkinci Deney Grubuna Demokratik liderlik tarzı uygulaması yapılmıştır. Otokratik ve demokratik liderlik tarzı uygulamalarına 75 gün devam edilmiştir. Uygulama başlangıcı da ve sonunda kontrol ve deney gruplarının lidere ve takım içi güvene yönelik algıları ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar SPSS programında değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimler: Güven, Otokratik liderlik, Demokratik liderlik, Takım içi güven
Manisa il merkezi hastanelerinde görev yapan yönetici hemşirelerin organizasyona bağlılık ve güven durumlarının incelenmesi
Amaç: Bu çalışma Manisa il merkezinde yer alan hastanelerde çalışan yönetici hemşirelerin kurumsal bağlılık ve güven düzeylerini tespit etmek için yapıldı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapıldı. Çalışmanın evrenini, Manisa il merkezindeki kamu ve özel hastanelerde çalışan yönetici hemşireler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden yönetici hemşireler oluşturdu (n=86). Veri toplama aracı olarak; Hemşire Bilgi Formu, Örgütsel Bağlılık Ölçeği (ÖBÖ) ve Örgütsel Güven Ölçeği (ÖGÖ) kullanıldı. Verilerin analizinde; sayı yüzde, ortalama, standart sapma, ölçek puan ortalamaları arasındaki farkları belirlemek için; çeyrekler arası aralık, Student T Testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi, Spearman Korelasyon ve ölçeklerin iç tutarlılığı için Cronbach alfa katsayılarına bakıldı. Bulgular: Yönetici hemşirelerin çoğu üniversite hastanesinde %40,7 çalışmakta, %98,8'i kadın, %76,7'si evli, %57,0'si lisans mezunu, %59,3'ü yöneticilik deneyimine sahip ve %66,3'ü kliniklerde yöneticilik yapmaktadır. Hemşirelerin örgütsel bağlılık algılarının ortalaması 3,32±0,49 ve örgütsel güven algısının ortalaması 4,32±0,83 olarak bulundu. Örgütsel güven ile çalıştıkları kurum, eğitim durumu ve kurumun sağladığı imkânlar arasında anlamlı bir fark saptandı (p<0,05). ÖBÖ ve ÖGÖ alt boyutları arasında en yüksek ilişki normatif bağlılık ve kuruma güven arasında bulundu (r=,605, p=,000). Sonuç: Yönetici hemşirelerin ÖBÖ ve ÖGÖ alt boyutları puan ortalamalarından en yüksek korelasyon normatif bağlılık ve kuruma güven arasında bulundu. Kurumsal bağlılık ve kurumsal güven açısından yönetici hemşirelere destek programları planlanmalıdır.
Zaman perspektifi ile işe adanmışlık ve örgütsel güven ilişkisinin incelenmesi: Adana Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
Günümüz işletmelerinin karşı karşıya kaldığı rekabet ortamında başarılı olmak ve fark yaratabilmek için, çalışanların yadsınamaz bir önemi bulunmaktadır. Çalışanların zamanla ilgili algılarının, pek çok örgütsel çıktıyı etkilediği dikkate alındığında, bu örgütsel çıktılardan, iş performansı, finansal sonuçlar ve müşteri memnuniyeti ile ilişkili görülen işe adanmışlık kavramı ve örgütsel bağlılık, uzun vadeli karlılık ve verimlilik gibi faktörlerle ilişkili görülen örgütsel güven kavramı araştırma kapsamında incelenmiştir. Bu doğrultuda, bir kişilik özelliği olarak da değerlendirilen zaman perspektiflerini araştırmak ve zaman perspektiflerinin çalışanların işe adanmışlıkları üzerindeki etkisini ve hissedilen örgütsel güvenin bu ilişkideki aracılık rolünü incelemek bu çalışmanın ana amacıdır. Zaman perspektifinin demografik değişkenlerle ilişkisini incelemek ise araştırmanın bir diğer amacıdır. Ülke ekonomisine önemli katkılarından dolayı, çalışmamızın evreni Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'nde (AOSB) üretim yapan işletmeler olarak belirlenmiştir. Bu bölgede çalışmakta olan toplam 238 kişiye anket uygulanmıştır. Anket sonucunda toplanan veriler, uygun analiz yöntemleri ile analiz edilmiş, henüz Türkçe uyarlaması yapılmamış olan zaman perspektifinin olumsuz ve olumlu gelecek alt boyutlarının uyarlaması yapılmıştır. Zaman perspektifinin değişkenler üzerindeki etkisini ve aracılık etkisini araştırmak için regresyon analizleri ve zaman perspektifinin demografik değişkenlere göre farklılaşma durumunu araştırmak için ise t testi ve anova analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, zaman perspektifi alt boyutlarından dördünün (olumsuz geçmiş, şimdide hazcı, olumsuz gelecek, olumlu gelecek) işe adanmışlığı etkilediği ve örgütsel güvenin bu ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. Demografik değişkenlerle ilgili yapılan analiz sonuçlarına göre olumsuz geçmiş zaman perspektifinin, eğitim, unvan, cinsiyet ve departmana göre farklılaştığı; şimdide hazcı zaman perspektifinin eğitim ve cinsiyete göre farklılaştığı; olumsuz gelecek zaman perspektifinin eğitim seviyesine, unvana ve departmana göre ve olumlu gelecek zaman perspektifinin ise yaşa göre farklılaştığı bulunmuştur. Çalışanların algılarının, bilişsel ve duygusal durumlarının iş sonuçlarına katkısı da göz önüne alındığında, çalışanların pozitif sonuçlar doğuran dengeli zaman perspektifine sahip olabilmeleri için, koçluk ve benzer uygulamalarla desteklenmeleri, bilinçli farkındalık egzersizleri veya eğitimlerine dahil edilmeleri, hem çalışanların hem de örgütlerin faydasına görülmektedir.
Algılanan yönetici desteği ve yöneticiye güvenin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Görgül bir araştırma
Bu çalışma, algılanan yönetici desteği ve yöneticiye güvenin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini görebilmek amacını taşımaktadır. Çalışmadaki bu modelde yöneticiye güven ve örgütsel bağlılık ilişkisi ile algılanan yönetici desteği ve örgütsel bağlılık ilişkisi ele alınmıştır. Araştırmanın bir diğer amacı ise araştırma değişkenleri ile demografik değişkenlerden yaş, pozisyon ve çalışma süresi arasında anlamlı bir farklılaşmanın olup olmadığını test etmek olmuştur. Araştırmanın örneklemini özel ve kamu bankası, İstanbul ve Adana illerindeki banka çalışanlarından erişim sağlanan 316 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri, anket yöntemi ile edilmiştir. Anket formu; örgütsel bağlılık, yöneticiye güven ve algılanan yönetici desteğini ölçmek üzere bir araya getirilen ifadelerden ve katılımcıların demografik özelliklerini barındıran kişisel bilgi formundan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizde betimsel istatistik analizler, normallik testi, açımlayıcı faktör analizi, Anova testleri ve regresyon analizleri kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Analizler sonrası elde edilen sonuçlar, araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki etkiyi ifade eden iki hipotezi destekler şekilde yöneticiye güven ve algılanan yönetici desteğinin örgütsel bağlılık üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu yönünde belirlenmiştir. Araştırma içerisinde banka çalışanlarının örgütsel bağlılık, yöneticiye güven ve yönetici desteği algılarının yaş, pozisyon ve çalışma süresi değişkenlerine göre farklılaşma gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacı ile Anova testleri uygulanmıştır. Anova testlerinin sonucuna göre; yaş faktörü ile örgütsel bağlılık arasında anlamlı ve pozitif bir farklılaşma belirlenmiştir. Algılanan yönetici desteği ve yöneticiye güven değişkenleri ile yaş arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Kurumdaki mevcut pozisyon; algılanan yönetici desteği üzerinde anlamlı bir farklılaşma gösterirken, örgütsel bağlılık ve yöneticiye güven değişkenleri ile arasında farklılaşma bulunmamıştır. Kurumdaki çalışma süresi ile tüm değişkenler arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu belirlenmiştir.