Pandemics

1,257 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Covid 19 pandemisi sürecinde ölüm oranlarının karşılaştırmalı analizi

Giriş ve Amaç: COVID-19 pandemisi, yalnızca salgın etkeni kaynaklı ölümleri değil, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması ve sosyal, ekonomik etkiler nedeniyle dolaylı ölümleri de artırmıştır. Bu çalışma, Türkiye, Almanya, İspanya, Güney Kore, Japonya ve Finlandiya'da 2015–2021 yılları arasında ölüm nedenlerine göre aylık bazda gerçekleşen ölümleri analiz ederek, özellikle 2020–2021 döneminde COVID-19 dışı nedenlere bağlı aşırı ölüm sayılarını ve bu gerçekleşen ölümlerde pandemi politikalarının rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmada, altı ülkeye ait 2015–2021 yıllarına ilişkin yedi temel ölüm nedeni kategorisinde (ICD-10 sınıflandırmasına göre) aylık ölüm sayıları, yıllık nüfus verileri ve Oxford COVID-19 Government Response Tracker (OxCGRT) veritabanından elde edilen iki politika endeksi (Sıkılık Endeksi, Ekonomik Destek Endeksi) ve bu tezde hesaplanan yeni bir endeks (Sağlık Endeksi) kullanılmıştır. Öncelikle 2015–2019 dönemine ait verilerle her bir ülke ve ölüm nedeni için lineer regresyon modeli kurularak 2020–2021 yılları için beklenen ölüm sayıları tahmin edilmiştir. Ardından, gözlenen değerlerle beklenen değerler arasındaki fark kullanılarak aşırı ölüm sayıları hesaplanmış; bağımlı değişken olarak COVID-19 dışı aşırı ölümler, bağımsız değişken olarak üç politika endeksinin yer aldığı sabit etkiler panel veri regresyon modeli ile analiz edilmiştir. Ayrıca nüfusa normalize edilmiş aşırı ölümler üzerinden ülke kıyaslaması yapılmıştır. Bulgular: Ölüm nedenlerine göre aşırı ölümler(toplam, COVID-19 dahil, dışı ve kümülatif) ülkeler arası farklılıklar göstermektedir. Model sonuçlarına göre, ülkeler ve ölüm nedenleri düzeyinde politika endekslerinin etkileri farklılık göstermektedir. Sağlık Endeksi, bazı ülkelerde solunum ve dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı aşırı ölümleri anlamlı biçimde azaltırken; bazı ülkelerde artırmıştır. Sıkılık Endeksi, bazı durumlarda azaltıcı etki göstersede genel itibariyle pozitif yönde aşırı ölüm etkileri göstermiştir. Ekonomik Destek Endeksi'nin etkisi genel olarak sınırlı olmakla birlikte, bazı ülkelerde etkisi daha belirgin gözlenmiştir. Bulgular, politika bileşenlerinin ülke bağlamında ve nedenlere göre farklı etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Sonuç: COVID-19 pandemisine karşı uygulanan politika önlemleri, yalnızca enfeksiyon yayılımını değil, aynı zamanda dolaylı ölümleri de etkilemiştir. Çalışma, pandemi yönetiminde sağlık sisteminin kapasitesinin ve politika tasarımının ölüm oranları üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Politika endekslerinin nedenlere göre ayrıştırılarak analiz edilmesi, gelecekteki kriz durumlarında daha hedefe yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu yönüyle çalışma, hem yöntemsel hem de ampirik açıdan literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar kelimeler: COVID-19, aşırı ölüm, dolaylı ölüm sayıları, politika endeksleri,

PandemilerSağlık yönetimi
Halil Bozoğlu
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Monetary policy effectiveness during pandemics

This thesis uses a calibrated New-Keynesian model to compare different monetary policy rules' effectiveness during in the context of the COVID-19 outbreak. It uses Taylor-type monetary policy rules which differ in degree of monetary policy inertia. It is found that both price stickiness and monetary policy sluggishness increase the loss of the monetary authority. The important point is that their effect is amplified when these two frictions are employed at once. We also find that a very high policy rate inertia in the central bank's policy function leads very significant losses in its loss function even if the central bank has the interest rate smoothing incentive. Hence, we conclude that when the economy experiences sudden turbulences like in the case of the pandemic, it gets even more important to actively respond to economic conditions.

InertiaCOVID 19Price stickiness+3
Gülsüm Asena Çakır
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 küresel salgını ile gelişen yeşil ekonomi dönüşümü: Ülkeler, işletmeler ve yatırımcılar için çıkarımlar

Ekonomi yıllar itibariyle pek çok değişime uğramış bir kavramdır. Bu değişimden toplumlar, devletler, şirketler denklemin birer parçası olarak doğrudan etkilenmekte ve buna göre şekillenmektedirler. Sanayi devrimi ile başlayan süreçten günümüze kadar küresel çaplı refah artışı sağlanırken elde edilen büyümenin bu sistemde sürdürülebilir olamaması 21. yüzyılda karşımıza biyoçeşitlilikte azalma, deniz seviyelerinde artış, yüzey sıcaklığında yükselme gibi doğa tahribatı olarak geri dönmüştür. Bu durumun tüm dünyada doğrudan hissedilen etkisi ise COVID-19 salgını ile deneyimlenmiştir. Yeşil düzen, sürdürülebilir büyüme ile ekonomik aktiviteyi sağlarken çevre ve toplum menfaatini göz önünde bulundurmayı amaçlayan yeni bir yaklaşımdır. Bu tez çalışmasında COVID-19 salgınının yeşil ekonomideki gelişime etkisi ARCH metodu kullanılarak test edilmiştir. Bulgular anlamlı ve pozitif bir etkinin olduğunu göstermektedir. Başlayan yeşil yeni düzende; denklemin parçası olan ülkelerin, şirketlerin ve yatırımcıların bu değişimden nasıl fayda sağlayabilecekleri ve aksiyon alabilecekleri tez kapsamında ele alınmıştır. Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası ölçekte karar alıcılar önümüzdeki 25 yıllık dönemde yeni düzene adapte olmak için karbon ekonomisine bir dizi önlem ve sınırlama getirmektedir. Geçmiş örnekler dikkate alındığında, gelişmekte olan ülkelerin bu süreci yönetme kabiliyeti sağlayabilmesi bugünden adım atmaktan geçmektedir. Şirketler ise faaliyetlerine devam ederken yeşil ekonomi ekosisteminde kalmak ve bu düzene uygun hareket etmek için belirli düzen değişikliği yapmalıdırlar. Yatırımcılar açısından ise yeşil işlerin gelecek potansiyelini şimdiden öngörerek portföylerinde bu finansal enstrümanlara nasıl yer verebilecekleri açıklanmıştır. Tez kapsamında yeşil ekonomiye geçişte hem ülkelerden, hem de şirketlerden örnekler çalışmaya dahil edilerek yorumlanmıştır.

ARCH modelAmpirik portföyCOVID 19+6
Ezgi Gümüştekin
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring architectural education from the resilience perspective: The case of the pandemic experience

There had been numerous disastrous events in the last decades, including natural disasters such as tsunamis, droughts, heatwaves, forest fires, and earthquakes. Moreover, there had been pandemics, economics crisis, social conflicts, poverty, the gradual decrease in world resources, effects of climate change, terrorism, and war. In the midst of this time of conflicts and disasters, resilience capacities of natural and social systems became more relevant than before. Resilience is a concept that emphasizes the ability or capacity of a system to absorb disturbance and prevent its function in the face of shocks, disturbances or while undergoing a change. Nowadays, resilience is utilized by many fields to understand the behavior and attributes of complex systems in the face of disturbances. With the global health crisis, namely the COVID-19 pandemic, the need for architectural education to be flexible and resilient in the face of disturbances has been brought into the focus. Moreover, new tools, ways, and methods were experienced during the "emergency remote learning" that took place to prevent the spread of the virus. It is predicted that positive aspects of emergency remote learning will remain, and higher education would transform. This response of the education system is similar to the adaptive resilience framework. In this manner, the recent pandemic experience provides an observable example of the adaptation process of architectural education in the face of disturbances. To understand and lead the transformation of the architectural education to new conditions, it is crucial to understand and analyze current changes that architectural education goes through. This study adopts resilience perspective and takes the example of the pandemic experience to provide insight into the transformation of architectural education in the face of future challenges. To do this, first, the concept of resilience and the genetic characteristics of the architectural education (curriculum, tools, learning environment and interaction) are discussed. A new understanding of resilience is developed, which is then used as a foundation to explore architectural education from the resilience perspective. After setting the framework, a literature review on architectural education is conducted in order to address the disturbances that education systems went through in relation with their transformations. Finally, the pandemic experience of TOBB ETU Department of Architecture is examined to provide data to develop strategies to increase the resilience of education systems and insights for adapting better to future disturbances.

COVID 19FlexibilityArchitectural education+2
Merve Nur Sağlık
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Prolonged grief and posttraumatic growth following the loss of a relative from COVID-19: Role of pandemic grief risk factors, ruminations, and perceived social support

The present study explored COVID-19-caused bereavement outcomes of individuals. Correspondingly, the predictor roles of pandemic grief risk factors (PGRF), intrusive rumination, deliberate rumination, perceived social support and its subfactors (i.e., support from family, friends, and significant other) on prolonged grief (PG) symptoms and posttraumatic growth (PTG) were investigated. The potential buffering role of perceived social support on PTG was also investigated. The sample consisted of 144 bereaved people living in Turkey who had lost their loved ones due to COVID-19, reached through purposive and snowball sampling methods on social media. Data collections tools were the Demographic Information Form, the Pandemic Grief Risk Factors (PGRF) Inventory, the Event-Related Rumination Inventory, the Multidimensional Scale of Perceived Social Support, the Prolonged Grief Disorder-13, and the Post Traumatic Growth Inventory. First, a confirmatory factor analysis was performed for the Turkish-adapted PGRF inventory. The obtained data were then analyzed by performing hierarchical regression analyses and moderated mediation analyses. Findings indicated the predictor role of traumatic perception of loss, PGRF, and friends support on PG symptoms, the predictor role of age and deliberate rumination on PTG, and finally, the moderator role of family support on PTG. Within the framework of the literature, findings were discussed.

Perceived social supportCOVID 19Pandemics+7
Meyra Çakar
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin yoğun bakım hemşirelerinde yorgunluk, stres ve iş yüküne etkisi

Bu çalışma Covid-19 pandemisinin yoğun bakımda çalışan hemşirelerin yorgunluk, stres ve iş yüküne etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Çalışma Kasım 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi pandemi yoğun bakımlarında çalışan ve araştırmamıza katılmayı gönüllü olarak kabul eden 125 hemşire ile yapıldı. Veriler Kişisel Bilgi Formu, İş Yükü Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Piper Yorgunluk Ölçeği kullanılarak online anket uygulaması şeklinde toplandı. Çalışma verileri NCSS (Number Cruncher Statistical System) kullanılarak ortalama, standart sapma, frekans, Student t Test, Mann Whitney U testi, One-way Anova Test, Kruskal Wallis test, Pearson ve Spearman's Korelasyonları ile istatistiksel analiz yapıldı. Hemşirelerin yaş ortalaması 26,84±4,51 olup %71,2'si kadın, %90'ı bekar ve %80,8'i lisans mezunudur. Hemşirelerin %83,2'si Covid (+) veya şüpheli hastalara bakarken bulaş korkusu, %91,2'si Covid (+) olması durumunda ailesine taşıma korkusu yaşamış olup kişisel koruyucu ekipman giyme zorunluluğu %96,8'inin işini zorlaştırmıştır. Hemşirelerin %31.2'si Covid sürecinde Covid-19 (+) olmuştur. Algılanan stres ölçeği toplam puanı 23,35±5,44, iş yükü ölçeği toplam puanı 37,34±7,45, Piper yorgunluk ölçeği toplam puanı 7,43±1,51 olarak bulunmuştur. Araştırmamızda işinden ayrılmayı düşünen hemşirelerin algılanan stres puanları daha yüksek bulundu. Covid-19 hastalarına bakarken bulaş korkusu yaşayan hemşirelerde iş yükü puanları daha yüksekti. Çalışma saatlerinden memnun olan ve dinlenme için özel zaman ayırabilen hemşirelerin Piper yorgunluk ölçeği puanları daha düşük bulundu. Algılanan stres puanı yüksek olan hemşirelerin iş yükününün de daha yüksek olduğu ve algılanan stres puanı ve iş yükü puanı yüksek olan hemşirelerin daha yorgun olduğu bulundu. Çalışmamızın sonucunda Covid-19 pandemisinin hemşireleri yorgunluk, stres ve iş yükü açısından olumsuz etkilediği sonucuna ulaşıldı.

COVID 19HemşirelerHemşirelik+7
Kübra Şekerci
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aktif spor yapan sporcuların pandemi sürecinde covid-19 salgınına karşı yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)

Araştırmanın amacı; aktif spor yapan sporcuların Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyleri ile spora özgü başarı motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenin Tekirdağ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde bulunan, bireysel ve takım sporları yapan sporcular oluştururken örneklem grubunu ise 119'u kadın 67'si erkek toplamda 186 sporcu oluşturmaktadır. Çalışmamızda bilimsel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı kişisel bilgi formu, Demir ve ark. (2020) tarafından geliştiren ''Covid-19 kaygı ölçeği'' ve Tiryaki ve Gödelek (1997) tarafından geliştirilen ''Spora özgü başarı ve motivasyon ölçeği'' kullanılmıştır. Çalışma için elde ettiğimiz verileri analiz etmek için SPSS 18 sürüm yazılımı kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarının normalliğini kontrol etmek amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey çoklu karşılaştırma ve Tamhane's T2 testleri yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki 'Pearson Çarpım Moment Korelasyon' kullanılarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek kaygıya sahip oldukları tespit edilmiş, bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek başarı motivasyonuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca sporcuların yeni tip Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu düzeyleri arasında orta derece pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sporcu,Kaygı,Başarı,Motivasyon,Covid-19,Pandemi

AnksiyeteCOVID 19Pandemiler+4
Sertaç Aksoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 eve kapanma sürecinde adolesanlarda beden kitle indeksi ve yaşam tarzı değişiklikleri izlemi

Adolesanlar arasında obezite prevalasnsı son 30 yılda gittikçe artmaktadır. Adolesan çağda görülen obezite yetişkinliğe geçildiğinde de devam etmesiyle mortalitesi ve morbiditesi yüksek pek çok hastalığa neden olmaktadır. Covid-19 pandemesi nedeniyle hayatımıza giren sosyal izolasyon nedeniyle pek çok bireyin fiziksel aktivite miktarı kısıtlanmıştır ve obezite riski artmıştır. Bu çalışmada adolesanların Covid-19 eve kapanma sürecinde beden kitle indeksi ve yaşam tarzı değişikliklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne Haziran 2020'de başvuran adolesanlar dahil edilmiştir. Katılımcılara sosyodemografik, antropometrik bilgilerini ve beslenme – egzersiz davranışlarını inceleyen ölçek ön test ve son test şeklinde uygulanmıştır. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri, yaşam tarzı ve beden kitle indeksi değişiklikleri değerlendirilmiştir. Katılımcılar %64,9'u kız (n: 50), %35,1'i (n:27) erkek olmak üzere 77 kişiden oluşmaktadır ve yaş ortalaması 16,64 ± 0,16 idi. Katılımcıların sokağa çıkma kısıtlamasının başındaki ve sonundaki beden kitle indeksi persantil ortalaması arasında istatiksel açıdan anlamlı fark mevcuttur (p:0,014) ancak serbest zamanın başındaki ve sonundaki beden kitle ortalamasında istatiksel açıdan anlamlı fark saptanmamıştır (p:0,372). Katılımcıların %57,1'i pandemiden sonra egzersiz davranışlarının azaldığını belirtmiştir. Sokağa çıkma kısıtlaması dönemindeki ekran başında geçirilen süre kısıtlamalar kalktıktan sonra azalmıştır (p:0,043). Araştırmamızda sokağa çıkma kısıtlamasında daha fazla kilo aldığı gösterilmiştir. Adolesanlar arasında her geçen gün artmakta olan obezite prevalansı, sokağa çıkma kısıtlamalarıyla daha da artma riski altındadır. Covid-19 pandemisiyle adolesanlarda obeziteyle mücadele farklı bir boyut kazanmış olup, özellikle risk altındaki gruplara daha fazla odaklanılmalıdır.

COVID 19ErgenlerObezite+4
Onur Büyükkıyıcı
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde turizmde yaşanan tüketici sorunları

Covid-19 salgını tüm dünyada pek çok endüstri dalını derinden etkilemektedir. Salgının etkilerinin en yoğun görüldüğü alanlardan biri de turizm endüstrisidir. Pek çok bilimsel araştırma salgının turizm alanındaki farklı ve olumsuz etkilerini rapor etmiştir. Bununla birlikte Covid-19 sürecinde turistlerin ne tür sorunlar yaşadığı, bu sorunların içerikleri ve tüketici hakları çerçevesinde ülkelerin ne gibi tedbirler aldıkları konusunda yapılan araştırmaların henüz yeterli olmadığı görülmektedir. Literatürdeki bu boşluktan hareketle bu araştırmada Covid-19 salgını sürecinde müşterilerin otelcilik hizmetleri, seyahat acentelerinin hizmetleri ve ulaştırma hizmetleri ile alakalı yaşadıkları sorunlar tespit edilmekte, bazı ülkelerde konuyla ilgili getirilen tedbirlere yer verilmektedir. Bu çalışmanın amacı COVID-19 sürecinde turizm endüstrisinde ne tür sorunların yaşandığını, turistleri koruyucu ne tür önlemlerin alındığını ve hak kayıplarını önlemek için ne tür desteklerin yapıldığını tespit etmektir. Bu çerçevede bu araştırmada Covid-19 sürecinde tatile giden, seyahat acenteleri ve/veya otellerden rezervasyon yaptırdığı halde tatile gidemeyen turistlerin hangi hizmetlere ilişkin sorunlar yaşadıkları incelenmektedir. Bu çalışmanın bir başka amacı ise Türkiye'de Covid-19 süreci boyunca turizm endüstrisine ilişkin hangi mercilere ne tür şikayetlerin yapıldığını incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda 4 farklı araştırma gerçekleştirilmiştir. Birinci araştırmada anket yöntemiyle Covid-19 sürecinde tatil yapmış olan 103 müşteriden tatil tecrübeleri ve yaşadıkları sorunlar hakkında veriler toplanmıştır. İkinci araştırmada anket yöntemiyle seyahat acentelerinden tatil rezervasyonu yaptırmış olan ancak Covid-19 nedeniyle tatile gidemeyen 107 müşteriden seyahat acenteleri tecrübeleri ve yaşadıkları sorunlar hakkında veriler toplanmıştır. Üçüncü araştırmada anket yöntemiyle otellerden tatil rezervasyonu yapan ancak Covid-19 nedeniyle tatile gidemeyen 104 müşteriden tecrübeleri ve yaşadıkları sorunlar hakkında veriler toplanmıştır. Dördüncü araştırmada Covid-19 sürecinde şikayetvar.com, il ve ilçe hakem heyetleri ve TÜRSAB'a oteller, tatil köyleri, pansiyonlar, turizm acenteleri, uçak ve otobüs gibi ulaştırma araçlarına ilişkin yapılan şikayetler hakkında veriler toplanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS programı üzerinde betimsel istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Bu araştırmada ilgili literatür Belge tarama yöntemi ile hazırlanmıştır. Sikayetvar.com internet sitesi ile birlikte pek çok tez, makale, kitap ve genelgeler üzerinde doküman incelemesi yapılmıştır. Ankete dayalı nicel verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 26 programı üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın hedeflediği veriler kategorik verilerdir ve betimsel analiz için uygundur. Veri toplama aracı olarak anket formları kullanılmıştır. Ayrıca bazı veriler şikayetvar.com internet sitesine, il ve ilçe hakem heyetlerine ve TÜRSAB'a yapılan şikayetlerde incelenerek elde edilmiştir. Covid-19 sürecinde tatile giden, acentelerden ve otellerden rezervasyon yaptığı halde alınan önlemler nedeniyle tatile gidemeyen kişilerin turizm işletmeleri ile yaşadıkları sorunlar demografik özelliklerine göre karşılaştırılmıştır. Yaşanan sorunların grup ortalamaları arasında farklılık gösterip-göstermediği t-testi ve ANOVA analizleri yapılarak test edilmiştir. Covid-19 sürecinde tatil yapan müşterilerin çoğunluğu yurt içinde resort ve şehir otellerinde tatillerini geçirmiştir. Tatilcilerin en sık yaşadıkları sorunlar; oturma planlarında alınan tedbirler, hizmete kapatılmış havuzlar, bazı rekreasyon ve sportif alanlar ve kahvaltıdaki yiyecek/içecekler ve sıcak yemek çeşitleriyle ilgilidir. Bu sorunlara rağmen tatilcilerin çoğunluğu memnundurlar. Tatile giden lisans düzeyindeki eğitime sahip turistler lise ve daha alt düzey eğitime sahip olanlara göre yiyecek-içecek hizmetlerine ilişkin daha çok sorun yaşamışlardır. Düşük gelir seviyesine sahip olanlar daha fazla oda ve kat hizmetleri sorunları yaşamıştır. Buna karşın gelir seviyesi daha fazla olan katılımcılar yiyecek-içecek hizmetlerine ilişkin daha çok sorun yaşamışlardır. Şehir otelinde ve resort otelde kalanlar ile kamp ve çadırda kalanlar pansiyonda kalan müşterilere göre daha fazla oda ve kat hizmetleriyle alakalı sorunlar yaşamaktadırlar. Daha az geceleyenler oda ve kat hizmetleri, yiyecek-içecek ve otelin diğer hizmet alanlarıyla alakalı hizmetlere ilişkin daha çok sorun yaşamışlardır. Acentelerden rezervasyon yaptırdığı halde tatile gidemeyen kişilerin en sık yaşadığı sorunlar ise ödenen paranın tamamını geri alamama, yeni tarihli tatil için daha yüksek fiyatlar istenmesi, oyalama ve erteleme yaşanması, iadelerle ilgili belirsizlik, arzu edilen tarihe yönelik rezervasyon değişikliği yapamama, rota değişikliği yapamama, transfer ücretinin iade edilmemesi, uçuş değişikliği için fiyat farkı uygulanması ve ulaşım araçlarında Covid-19 tedbirleri gereği boş bırakılan koltukların ücretinin müşteriden tahsil edilmesi şeklinde belirtilebilir. Covid-19 sürecinde seyahat acentalarından rezervasyon yaptırıp ancak tatile gidemeyen kişiler arasında eğitim seviyesi daha yüksek olanlar uçak hizmetleriyle ilgili sorunları daha çok yaşamışlardır. İşçiler memurlardan daha fazla seyahat acenteciliği ile alakalı sorunlar yaşamış; çalışmayanlar memurlardan daha fazla uçak hizmetleriyle alakalı sorunlar yaşamaktadırlar. Aylık geliri 5000 TL ve daha az olanlar aylık geliri 7000-9001 TL olan gruplara göre daha fazla hem acentecilik hem de uçak hizmetleriyle ilgili sorunlar yaşamışlardır. Otellerden rezervasyon yaptırdığı halde tatile gidemeyen kişilerin en sık yaşadığı sorunlar ise ödenen paranın tamamını geri alamama, rezervasyon değişikliği talep edildiğinde oyalama veya erteleme yaşanması, transfer ücretinin iade edilmemesi, para iadesi konusunda belirsizlik yaşanması ve ileriki tarih için fiyat farkı uygulanması şeklinde belirtilebilir. Covid-19 sürecinde Otellerden rezervasyon yaptırıp ancak tatile gidemeyen kişiler arasında; 31 yaş ve üzeri katılımcılar 30 yaş ve altındaki katılımcılara göre, lisans mezunları, lise ve daha alt düzey mezuniyete sahip müşterilere göre son olarak da çiftçiler çalışmayan kesime göre otellerle ilgili daha çok sorun yaşamışlardır. Türkiye'de müşterilerin Covid-19 sürecinde şikayetvar.com, il ve ilçe hakem heyetleri ve TÜRSAB'a yaptıkları şikayetlerin yaklaşık yarısı ödenen paraların iadesi edilmemesiyle ilgilidir. Bu şikayetler arasında muhatap bulamama, kaporanın iade edilmemesi, zorunlu iptaller ve ayıplı hizmet gibi konular da vardır. Bu çalışmada dünyada koronavirüs sürecinde turistlerin hak kaybına uğramaması için otellere ve acentelere finansal destekler sağlandığı, seyahat garanti fonları ve devlet garantili kuponların devreye sokulduğu anlaşılmıştır. Türkiye'de turizm işletmelerine ilişkin pandemi sürecinde uygulamak zorunda oldukları genelgenin gönderildiği, paket turlara ilişkin yapılan ön ödemelerin iadesi taleplerinin yerine getirilmesinde konaklama tesislerine finansman desteği sağlanması konusunda çalışmaların yapıldığına ilişkin ipuçları elde edilmiştir. Bu çalışmanın ilgili alan yazındaki boşluğun giderilmesine, otel, acenta, yiyecek-içecek ve ulaştırma şirketleri yöneticilerine farklı bakış açısı kazandırabileceği beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, seyahat kısıtlamaları, turizm işletmeleri, müşteri şikayetleri, turist hakları, rezervasyon iptalleri.

COVID 19PandemilerRezervasyon+5
Bihter Peköz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Viral salgınlar perspektifinde salgın yönetimi değerlendirmesi: SARS-COV-2 örneği

Sağlık, kişinin hem ruhen ve hem de bedenen kendini iyi hissetme halidir. Sağlıklı hissetme hali içgüdüsel olarak gelişmektedir. Canlılar bedenlerindeki herhangi bir aksaklık durumunda içgüdüsel dürtü ile oluşan sorunları giderme eğilimine girmektedirler. Hastalıklar, insanlık tarihi ile birlikte varlıklarını sürdürmektedirler. Kişinin yaşam kalitesinin büyük bir kısmını sağlık ölçütü belirlemektedir. Bulaşıcı hastalıkları ele aldığımızda, milyonlarca insanı etkisi altına aldığı görülmektedir. Bulaşıcı hastalıklar her dönem bulundukları toplumda tehdit unsuru olarak varlığını sürdürmektedir. Gelişen bilim ve teknoloji ile birlikte günümüz çağında virüslerle savaşmak daha avantajlı hale gelmiştir fakat bilim ve teknolojinin dezavantajlı yönü de bulunmaktadır, virüsler artık biyolojik silah olarak da kullanılmaktadır. Çalışmada geçmiş, dönemlerde yaşanılan salgın hastalıklar, salgın hastalıkların varlığını sürdürdüğü dönemlerde alınan önlemler ve tedavi yöntemleri, hastalığın sona erdirilmesi ya da etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Bu çalışmalar işlenirken koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine değinilmiştir. Hastalıklar oluşmadan ya da oluştuğu dönemlerde alınması gereken tedbirler ve bu tedbirlerde koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi ele alınmıştır.

COVID 19PandemilerSARS virüsü+3
Merve Çetin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin acil hemşirelerinde kaygı, tükenmişlik düzeyi ve uyku sorunlarına etkisi

Bu çalışma; acil servis hemşirelerinin COVID-19 pandemi sürecinde kaygı ve tükenmişlik düzeyleri ile uyku kalitelerini belirleyebilmek amacıyla gerçekleştirilmiş tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma verileri Kasım 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında, İstanbul ilinde Sağlık Bakanlığı'na bağlı bulunan bir şehir hastanesinin acil servis biriminde çalışan hemşireler ile görüşülerek elde edilmiştir. Pandemi başından itibaren acil servis ünitesinde çalışan 142 hemşire araştırmaya katılmada gönüllü olmuştur. Veriler "Kişisel Veri Toplama Formu", "Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve "Sağlık Anksiyetesi Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yanısıra Ki-Kare Testi, t testi, Spearmann Testi, ANOVA ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılığı Cronbach-alfa katsayısı ile hesaplanmıştır. Acil hemşirelerinin yaş ortalaması 29,30±6,77 yıl olup, %61,4'ü kadın, çoğu (%75,4) lisans düzeyinde mesleki eğitime sahipti. Yarıdan fazlasının (%59,9) haftalık çalışma süresi 50 saat ve üzerinde idi. Çalışma verilerinin elde edildiği tarih itibari ile, pandeminin ilk 8 ayı geride kaldığında, acil hemşirelerinin %30,1'inde Covid-19 için PCR pozitifliği saptanmıştı. Acil serviste görev yapan hemşirelerin Maslach Tükenmişlik Ölçeği "Duygusal Tükenme" alt boyut puanı 22,02±7,30, "Duyarsızlaşma" alt boyut puanı 7,52±3,82, "Kişisel Başarı" alt boyut puanı 11,99±3,70 olarak hesaplandı. "Aşırı Duyarlılık" alt boyutundan 3,90±2,19, "Kaygı" alt boyutundan 17,70±6,32 olmak üzere Sağlık Anksiyetesi Ölçeği puanı 13,80±5,21 olarak bulundu. Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği'nden aldıkları ortalama puan 8,47±3,04 olup, hemşirelerin %89,4'ünün uyku kalitesi kötü idi. Tükenmişlik düzeyi ve uyku kalitesi arasında orta düzeyde pozisitf korelasyon saptandı. Maslach Tükenmişlik Ölçeği puanı üzerine kaygı puanı (p=0.006) 1.171 katsayı ile, uyku latansı (p=0.024) 2.541 katsayı ile, uyku ilacı kullanımı 4.502 (p=0.045) katsayı ile etkili bulundu. Sonuç olarak; pandemi döneminde acil hemşirelerinin uyku kaliteleri kötü, sağlık anksiyetesi düzeyleri düşük, tükenmişlik düzeyleri çoğunlukla orta ve yüksek düzeydedir.

Acil hemşirelikAnksiyeteCOVID 19+7
Sefa Ahmet Demir
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde COVİD-19 pandemi döneminin sigara alışkanlığı üzerine etkisi

Sigara bağımlılığı dünya genelinde önlenebilir ölümlerin en önde gelen sebeplerden olup ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada Tıp fakültesi öğrencilerinin sigara kullanım durumları, sigara kullanım durumlarını etkileyen faktörler ve COVİD-19 pandemi döneminin sigara içme alışkanlıkları üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Üniversitemizde öğrenim görmekte olan 808 tıp fakültesi öğrencisi araştırmaya dahil edildi. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, sigara kullanım durumları, sigara kullanımını etkileyen faktörler, sigara bağımlılık düzeyleri, sigara bırakma düşüncesi, COVİD-19 pandemi döneminin sigara alışkanlığına etkisinin sorgulandığı bir anket uygulandı. Katılımcıların 444'ü kadın (%55), 364'ü (%45) erkek olup yaş ortalamaları 21,27±2,22 yıldı (min:17-maks:30). Öğrencilerin sigara içme oranı %25,2 bulundu. Katılımcıların sigara içicisi olma durumu; 4.,5.,6. sınıf öğrencilerinde 1.,2.,3. Sınıf öğrencilerine göre, erkeklerde öğrenci evinde kalanlarda, annesi üniversite ve üstü eğitime sahip olanlarda, babası sigara kullanan veya sigarayı bırakanlarda, sigara içen kardeşi olanlarda, en yakın 3 arkadaşından sigara kullanan sayısı artıkça istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Pandemi dönemindeki ortalama günlük sigara sayısındaki artış anlamlı bulundu. Öğrencilerde COVİD-19 pandemi dönemindeki durumunun sigara kullanımına etkileri incelendiğinde bu dönemde karantinada kalma durumu ve öğrencilere ait gelirin değişimi ile öğrencilerin sigara kullanımının değişimi arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulundu. Öğrencilerden %51,5'i COVİD-19 pandemi döneminde sigarayı bırakmayı denediği belirlendi. Araştırmamızda tıp fakültesin öğrencilerinin COVİD-19 pandemi döneminde ortalama günlük sigara sayısındaki artış anlamlı bulunmuştur. Tıp fakültesi öğrencilerinin pandemi sürecinde yaşadıkları zorluklar dikkate alındığında çalışma koşullarının daha güvenli ve destekleyici hale getirilmesi ve ruh sağlığı hizmetleri konusunda iyileştirilmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca sağlık sorunlarına olan farkındalığın arttığı pandemi döneminde sigara bırakma hizmetlerini küresel olarak güçlendirmek gerekir.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+5
Tuğçe Duman
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi stajyer ve intern doktorlarının COVİD-19 pandemisi dönemindeki tıp eğitimine bakış açıları ve depresyon düzeyleri

Çin'de 2019 yılında başlayarak hızlı bir şekilde yayılanCOVID-19 hastalığı, 12 Mart 2020'de pandemi olarak nitelendirilmiştir.Bu süreçte virüsün yayılımını önlemek amacıyla YÖK okulların bir süreliğine kapatılarak eğitim-öğretimin uzaktan eğitimle yapılması yönünde karar almuştır. Dünya tarihinde pandemiler, kişileri yalnızca fiziksel sağlıkları yönünden tehlikeye atmakla kalmayıp aynı zamanda ruhsal sağlıklarını da ciddi düzeyde etkilemişlerdir. Bu dönemde hem salgının sağlık konusunda yaşattığı endişeler hem de okulların kapanmasıyla akademik gelecekleri için hissettikleri kaygılar nedeniyle öğrenciler, pandemi döneminde ne çok etkilenen gruplardan biri olmuşlardır. Çalışmamız 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi 4. Sınıf, 5. Sınıf ve 6. Sınıfta eğitim alan 321 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Çalışmamızın amacı, Covid-19 pandemisinin öğrencilerin eğitimine etkisi, bu yeni eğitim yapısıyla ilgili memnuniyet durumları ve depresyon düzeylerinin değerlendirilmesidir. Öğrencilere sosyodemografik özellikler, Uzaktan Eğitime Bakış Açısı Ölçeği(UEBA) ve Birinci Basamak İçin Beck Depresyon Tarama Ölçeği(BDÖ-BB)'nden oluşan bir anket uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS.23 programı ile ShapiroWilk's testi, Levene's Testi, bağımsız T testi, Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis-H Testi,ANOVA, Sperman'srho korelasyon testi kullanılarak yapılmıştır. Katılımcı öğrencilerin 85'i (%26,5) 4.sınıf, 157'si (%48,9) 5.sınıf ve 79'u (%24,6) 6.sınıf tıp öğrencileriydi ve 149'u (%46,4) erkek, 172'si (%53,6) kadındı. En küçük katılımcı 21, en büyüğü ise 28 yaşında olup, ortalama yaşları 23,16±1,33'tü. Öğrencilerin tekrar seçme şansları olsa 119'u (%37,1) tekrar tıp fakültesini seçeceğini, 102'si (%31,8) seçmeyeceğini, 100'ü (%31,2) ise kararsız olduğunu belirtmişlerdir. Pandemi döneminde öğrencilerin 224'ü (%69,8) aile evinde, 133'ü (%41,4) öğrenci evinde, 16'sı (%5,0) ise yurtta ikamet etmişlerdir. Öğrencilerin 17'si (%5,3) sadece online eğitim sistemini, 127'si (%39,6) sadece yüz yüze eğitim sistemini, 177'si (%55,1) ise online ve yüz yüze eğitimin beraber olduğu sistemini tercih ettiğini belirtmişlerdir. UEBA ile BDÖ-BB arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kadın öğrencilerin UEBA ortalaması 1,81±0,41, erkek öğrencilerin ortalaması 1,95±0,45 olarak görülmüştür.Tıp fakültesi 4 sınıf öğrencilerinin ortalama UEBA puanı 1,83±0,45, 5. sınıf öğrencilerinin 1,96±0,41, 6. sınıf öğrencilerinin ise 1,80 ± 0,45 olarak hesaplanmıştır.Covid 19'un öğrencilerin psikolojileri üzerindeki etkileri incelendiğinde, iyi yönde etkilenenlerin ortalama UEBA puanı 2,11±0,38, kötü yönde etkilenenlerin 1,80±0,45, etkilenmeyenlerin 2,15±0,35, kararsız olanların ise 1,89±0,35 olarak elde edilmiştir. Bugünden itibarensadece online eğitimle eğitim almayı tercih eden öğrencilerin ortalama UEBA puanı 2,23±0,60, yüz yüze eğitim sistemini tercih edenlerin ortalaması 1,64±0,39, online ve yüzyüze eğitim sistemini seçenlerin ortalaması 2,02±0,36 olarak hesaplanmıştır. 4.sınıf tıp öğrencilerinin ortalama BDÖ-BB puanı 6,44±4,27,5. sınıf öğrencilerinin 5,06±3,64, 6. sınıf öğrencilerinin ise 4,87±4,20 olduğu görülmüştür. Covid 19'dan iyi yönde etkilenenlerin ortalama BDÖ-BB puanı3,12±3,45, kötü yönde etkilenenlerin 6,25±4,13, etkilenmeyenlerin 4,21±3,48, kararsız olanların ise 3,88±3,01 olarak elde edilmiştir. Sonuç olarak; öğrencilerin uzaktan eğitime bakışlarının kararsız düzeyde olduğu görülmüştür ve uzaktan eğitim memnuniyetini cinsiyet, ev ortamı, sahip olunan internet kotası, teknik sorunlar, kullanılan ders materyalleri, eğitimde kullanılan online platform, sınav sistemleri gibi pek çok faktörden etkilendiği saptanmıştır. Öğrencilerin çoğunun salgının ekonomik, sosyal ve akademik alanlarda sebep olduğu büyük değişimlerden kötü yönde etkilenerek depresif belirtiler gösterdiği saptanmıştır ve bu öğrenciler uzaktan eğitim sistemlerinden daha az memnun kalmışlardır. Acil durumlar başta olmak üzere normal eğitim-öğretim zamanlarda da yüz yüze eğitimin önemli bir alternatifi ve destekleyicisi olan uzaktan eğitime dair memnuniyet çalışmamız ve diğer destekleyici araştırmalarla arttırılmaya çalışılacaktır.

COVID 19DepresyonKorona virüs enfeksiyonları+6
Büşra Dursun
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de COVID-19 pandemisiyle mücadele eden hemşirelerin yaşadıkları bireysel sorunların mesleki gelişimlerine etkisi ve bu durumdan kaynaklanan sürecin incelenmesi

Pandemi gibi afet ya da kriz durumlarında görev yapmak, özellikle sağlık çalışanları için insanlığa hizmet etmek bakış açısıyla tatmin edici olmakla birlikte, bakım verdiği hastaların, kendi yakınlarının ya da iş arkadaşlarının şiddetli hastalıkla beraber acı çekme veya ölüm sürecine tanıklık etme gibi durumlar nedeniyle ruh sağlıklarının olumsuz etkilenmesine ya da psikiyatrik travma yaşanmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda COVID-19 salgını ile mücadelenin ön saflarında yer alıp, hastalara 24 saat bakım sağlayan meslek gruplarından biri olan hemşireler psikolojik açısından risk altındadır. Anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları, kronik yorgunluk, sekonder travmaya stres tepkileri ve merhamet yorgunluğu, bu kriz döneminde ön safta çalışan hemşireler için yaygın psikolojik ve sosyal sorunlardır. Hemşirelerin ruh sağlığını korumak için psikiyatrik hastalık belirtilerinin farkında olmaları, fiziksel ve psikolojik stresle baş etme, kişisel öz bakım ve profesyonel öz bakım konularında destek almaları önemlidir. Önleyici tedbirlerin yetersiz kaldığı durumlarda iş arkadaşlarının desteğinin alınması, işyerindeki sorumlu kişilerin bilgilendirilmesi, eylem planının geliştirilmesi ve profesyonel psikiyatri desteği alınması önerilebilir. Pandemi ile mücadele sürecinde sağlık ekibi içerisinde devamlı ön saflarda bulunan hemşirelerin bu süreç boyunca ailelerinden uzak kalmaları, yıllık izin kullanılamaması, bulaş riski bulunan ortamlarda sürekli mesai yapıp, vakit geçirmeleri gibi nedenlerle birçok sorun ile karşılaşması kaçınılmaz olmuştur. Hemşirelerin bu dönemde özellikle psikolojik olarak tükenme noktalarına gelmeleri, mesleklerine ilişkin gelecek planları yapmasını engellemiştir. Ayrıca, en yakın aile bireylerinden uzak kalıp destek alamadan sürekli olarak çalışmaları tükenmişlik durumunu da beraberinde getirmiştir. Yapılan bazı çalışmalarda hemşireler mesleklerine ilişkin olarak gelecek kaygıları taşıdığı, mesleki anlamda ilerlemekle ilgili plan yapmak yerine mesleklerini bırakmayı düşündükleri bilinmektedir. Türkiye'de ve dünyanın farklı ülkelerinde emekli olmuş olan hemşirelerin görevlerine davet edilmeleri bu iddiayı kanıtlar niteliktedir. Bu çalışma kapsamında özellikle Türkiye'de Covid-19 pandemisiyle mücadele eden hemşirelerin yaşadıkları bireysel sorunların mesleki gelişimlerine etkisi ve bu durumdan kaynaklanan süreç incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Pandemi, Covid-19 Pandemisi, Hemşireler, Psikoloji, Gelecek Kaygı, Hemşirelik Mesleği

Bireysel sorunlarCOVID 19Hemşireler+4
Bilge Karadaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemi döneminde gıda tüketici davranışlarındaki değişimler

Bu çalışmada Covid-19 pandemisinde gıda tüketici davranışlarındaki değişimler araştırılmıştır. Çalışma, 1030 kişinin online ve yüz yüze olmak üzere anket katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Anket yönteminden yararlanılarak elde edilen sonuçlara göre; katılımcıların %56,4'ü kadın, %32,6'sı 25-34 yaş aralığında, %33,7'sinin aylık geliri 10.000-15.000 TL'dir. Katılımcıların %58'i 3-4 kişiyle birlikte yaşamaktadır, %56,4'ü üniversite mezunu, %76,3'ü şehirde yaşamaktadır. Katılımcıların %58,8'i pandemi öncesinden daha az alışverişe gitmiştir, %41,2'si pandemi öncesi kadar satın almıştır. Katılımcıların %60,8'i pandemi döneminde gıda/yiyecek stoklamamıştır. Pandemi döneminde gıda satın alma davranışında etkili olan faktörler sorulduğunda katılımcılardan %61,9'u son kullanma tarihi önemlidir sorusuna kesinlikle evet cevabını vermiştir. Diğer faktörlere bakıldığında; %38,1'i besin içeriği, %35,6'sı kolayca hazırlanması, %41'i ambalajı, %43'ü depolanabilirliği, %41,8'i tanınmış marka olması, %35,6'sı yöresel gıda olması, %38,6'sı organik/doğal olması, %41'i fiyatı, %42,7'si evde kolay hazırlanabilmesi, %32,6'sı internet üzerinden sipariş etmek önemlidir, %42,5'i küçük market veya bakkaldan şahsen yiyecek satın almak sorularına evet cevabını vermişlerdir. Katılımcılardan %30,4'ü başkalarının satın alması önemlidir, %36,4'ü süpermarketten şahsen yiyecek satın almak, %27,5'i yemeklerin/gıdaların doğrudan eve teslim edilmesi önemlidir sorularına nadiren cevabını vermişlerdir. Katılımcıların tüketim faktörleri incelendiğinde %50,4'ü daha çok su tükettim sorusuna kesinlikle evet cevabını vermişlerdir. Katılımcıların %42,2'si meyve ve sebze, %41,8'i kırmızı et ve et ürünleri, %41,4'ü beyaz et ve balık, %42,7'si sağlıklı yiyecekler ve %41'i hamur işlerinin tüketim miktarlarının daha çok olduğuna evet cevabını vermişlerdir. Paketlenmiş, dondurulmuş gıdaları %35,9'u, konserve gıdaları %32,9'u nadiren tükettiklerini bildirmişlerdir. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların gelir durumları, yaş grupları, eğitim durumları ve yaşadığı bölge ile satın alma faktörleri arasında anlamlı ilişki vardır (p<0,05). Cinsiyet, medeni durum, gelir, yaş, eğitim ile tüketim faktörleri arasında anlamlı ilişki vardır (p<0,05). Çalışma sonucunda Covid-19 salgını ile gıda tüketici davranışlarında değişim olduğu tespit edilmiştir.

COVID 19Gıda tüketimiKorona virüsler+2
Simge Geçtogan
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

14-16 yaş grubu basketbolcularda COVİD-19 pandemi sürecinde aktif spora devam eden ve devam etmeyen sporcuların bazı performans değerlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, basketbolculara uygulanan hız, çeviklik, çabukluk, denge ve güç çalışmalarının, pandemi döneminde aktif spora devam eden ve devam etmeyen sporculardaki değerlerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışma, haftada 3 gün orta şiddetli basketbol teknik- taktik antrenmanına devam eden 14-16 yaş gurubu lisanslı 18 basketbolcu ile aynı yaş gurubunda lisanslı fakat pandemi sürecinde antrenmanlara ailesinin veya kendisinin tercihi ile ara veren 18 basketbolcu katılmıştır. Sporculara 20 metre sürat, dikey sıçrama, pro agility (çeviklik), flamingo denge testi, şut performans testi, otur uzan testi ve pençe kuvveti testleri uygulanıp elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen verileri analizi etmek için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikten yararlanılan çalışmada katılımcı sayısının az olması sebebi ile verilerin istatistiksel analizlerinde Non-Parametrik testler kullanılmıştır. Gruplar arası farklılıkların tespit edilebilmesi için Kruskal Wallis-H ve Mann Whitney-U testleri uygulanmış; istatistiksel işlemlerde değişkenler arası farklılıkların tespitinde 0,05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre pandemi sürecinde antrenman yapan ve yapmayan grupların tanımlayıcı istatistik tablosu incelendiğinde; her iki grubun yaş aralıklarının birkaç aylık farklar dışında benzer olduğu anlaşılmıştır. Her iki grubun da ortalama ve standart sapma değerlerinin benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Grupların deneyim sürelerine bakıldığı zaman antrenman yapan grubun minimum ve maksimumu deneyimde 2'şer yıl avantajlı oldukları anlaşılmıştır. Antrenman yapan ve yapmayan grupların boy ortalamaları benzerlik gösterirken; vücut ağırlıkları ortalamasında antrenman yapmayan grubun maksimum ağırlığının (6 kg) fazla olduğu belirlenmiştir. 20m koşu sürelerinde antrenman yapan grubun, antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu; yine antrenman yapan grubun çeviklik testi değerlerinin antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu, flamingo testi değerlerinde de antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Dikey sıçrama ortalamalarına göre antrenman yapan grubun minimum sıçramada iyi durumdayken; maksimum sıçramada ise antrenman yapmayan grubun iyi durumda olduğu belirlenmiştir. Dikey sıçrama zirve güç hr değerlerinde antrenman yapan grubun, antrenman yapmayan gruba göre iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Otur uzan değerlerinde antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre durumunun iyi olduğu anlaşılmıştır. Pençe değerleri bakımından antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Şut performansı değerlerinde de antrenman yapan minimum değerinin düşük olmasına rağmen antrenman yapmayan gruba bariz bir üstünlük kurduğu anlaşılmaktadır. Çocukların gelişimi açısından düzenli fiziksel aktiviteler, büyük önem taşımaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitelerde yer alan ya da sporcu çocuklarla bu faaliyetlerde yer almayan çocuklar arasında farkların olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Basketbol, pandemi, COVİD-19, sürat, çeviklik, dikey sıçrama.

BasketbolBasketbolcularCOVID 19+4
Muammer Bayru
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne il merkezindeki bir kamu hastanesinde hemşirelerin COVID-19'dan korunma bilgileri ile izolasyon önlemlerine uyum ölçeği değerlerini etkileyen kimi faktörlerin belirlenmesi

COVID-19 hastalığı kısa süre içerisinde pandemi durumunu almış ve hasta kişilerin bakımında etkin rol oynayan hemşirelerin iş yükü ve hastalığa yakalanma riskleri artmıştır. Bu nedenle çalışmamızın amacı Edirne il merkezindeki kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumunun ölçülmesi, COVID-19 hastalığından korunma bilgilerinin saptanması ve bunları etkileyen kimi faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmamız kesitsel nitelikte bir çalışma olup çalışmamıza pandemi yoğun bakım servisi, pandemi servisi, acil servis ve diğer servislerden 220 hemşire katılmıştır. Yüz yüze görüşme tekniği kullandığımız çalışma 01 Mart ile 01 Kasım 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Katılımcılardan verilerin toplanması için demografik bilgi formu, COVID-19 hastalığı ve izolasyon uyum maddeleri, T.C. Sağlık Bakanlığı COVID-19 rehberi kaynak alınarak oluşturulan COVID-19 hastalığından korunma bilgi düzeyi değerlendirme maddeleri ve İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeğinden yararlanılmıştır. Katılımcıların 174'ü (%79,1) kadın, 46'sı (%20,9) erkek idi. Katılımcıların yaş ortalaması 33,20 ± 8,43 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %86,4'ü COVID-19 hastalığından korunma önlemlerine ilişkin eğitim aldıklarını ifade etmiştir. Katılımcılar COVID-19 hastalığında alınması gereken izolasyon önlemlerini % 99,1'i oranında, aerosol oluşturacak işlemler sırasında uygun kişisel koruyucu ekipman seçilmesini %93,6 oranında ve kişisel koruyucu ekipman giyme sırasını %92,3 oranında doğru bilmiştir. Katılımcıların İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeğinden aldıkları ortalama puan 78,91 ± 8,02 olarak tespit edilmiştir. Acil serviste çalışan hemşirelerin diğer üç serviste çalışan hemşirelere göre izolasyon önlemleri uyum ölçeği (İÖUÖ) alt boyutlarından anlamlı olarak düşük puan aldığı saptanmıştır. Toplanan verilere göre eğitim almış hemşirelerin İÖUÖ puanı eğitim almayan hemşirelere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Hastanede görev yapan hemşirelerin COVID-19 izolasyon önlemleri ile ilgili eğitim alması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bilgi düzeyiCOVID 19Devlet hastaneleri+6
Aylin Şirin Köken Berberoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin tüketicilerin satınalma tutum ve davranışlarına etkileri

Küresel ölçekte sonuçları olan pandemi yaşamın tüm alanlarını etkilediği gibi tüketicilerin satın alma tutum ve davranışlarını da etkilemiştir. Pandeminin etkilerini ve bu etkilerin sonuçlarını anlamak, işletmeler, pazarlamacılar, iş dünyası ve kamu politika yapıcıları için mevcut tüketicileri korumak, yenilerini çekmek, stratejiler ve taktikler uygulamak için hayati önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Covid-19 pandemisinin tüketicilerin satın alma tutum ve davranışları üzerinde ne tür etkileri olduğunu tespit etmektir. Covid-19 döneminde panik satın alma, online satın alma, tüketici satın alma bu davranışların ölçülmesine yönelik her birinin araştırıldığı çalışmalara rastlanmakla birlikte, hepsinin beraber değerlendirildiği bir çalışmaya rastlanmamaktadır. Tez çalışmasında söz konusu tüketici davranış ve satın alma biçimleri ile pandeminin alışveriş alışkanlıklarına ve kültürüne etkileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada hem pandemide yaygınlaşan satın alma biçimlerinin beraber incelenmiş olması hem de bunların alışveriş alışkanlık ve kültüründe yaşanan etkiler ile geniş kapsamlı olarak araştırılması çalışmayı özgün kılmaktadır. Covid-19 pandemisinin tüketici satın alma davranışlarına etkilerini inceleyen çalışmalarda kullanılan ölçekler incelenmiş ve bu tez çalışmasında kullanılan ölçekler ile benzerlik ve farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Covid-19 Pandemisinin tüketicilerin satınalma tutum ve davranışlarına etkilerine ilişkin tüketicilerin tutumlarını ölçmeye yarayan hazır ölçek yer almaktadır. Bu çerçevede öncelikle Türkçe'ye uyarlanan ve 36 maddeden oluşan "bulaşma, tehlike, ekonomik ve sosyal sonuçlar, travmatik stres, yabancılara karşı çekince ve zorunlu kontrol" olmak üzere altı boyuta sahip Covid-19 Stres Ölçeğinden yararlanılmıştır. Daha sonra ise sonra beş maddeden oluşan "online satın alma ölçeğinden", yedi maddeden oluşan "panik satın alma ölçeğinden" ve son olarak 10 maddeden oluşan "tüketici satın alma ölçeğinden" yararlanılmıştır. Anketin ikinci kısmı ise Covid-19'un alışveriş alışkanlık ve kültürüne etkisini belirlemeye ilişkin 12 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. Bu bölümde ayrıca pandeminin tüketicilerin çeşitli mal ve hizmetleri satın alma tutum ve davranışlarına etkisine tutumlarını belirlemek üzere "arttırdı", "azalttı", "değiştirmedi" şeklinde ölçeklendirilen 42 adet soruya (ifadeye) yer verilmiştir. Son bölümde ise deneklerin demografik özelliklerini tespit etmeye yönelik sekiz adet çoktan seçmeli soru yer almaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de Covid-19 pandemi döneminde alışveriş yapan tüketiciler oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında geçerli 1040 adet anket değerlendirilmeye alınmıştır. Anketler yüz yüze ve online ortamda karma yöntemle 2022 yılı Ocak-Nisan ayları arasında toplanmıştır. Analizler Smart-PLS ve SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İlgili literatür incelemesinde pandemi döneminde panik satın alma, online satın alma, anlık satın alma, stoklama eğilimlerinin yaygınlaşması gibi önemli bulgulara erişilmiştir. Başka bir deyişle Covid-19 pandemi sürecinde online satın alma ve panik satın alma davranışlarının yaygınlaştığı, ayrıca pandeminin stokçuluk, iş ve normal yaşam alanının bulanıklaştığı, mağazaların eve geldiği, teknoloji kullanımının arttığı, bastırılan talepler, yeni hobiler veya yeteneklerin geliştirilmesi gibi sosyal yaşama dair birçok etkisi olduğuna ilişkin ipuçları yakalanmıştır. Tüketiciler daha çok salgın korkusu nedeniyle online alışverişe yönelmiş, online alışverişe konu olan ürün çeşitliliği artmıştır. Pandemi boyunca tüketicilerin sağlıklı gıdalara yönelik talepleri artmış, en çok satın alınan ürünler sırasıyla unlu mamuller, temizlik ve hijyen malzemeleri ve sağlık ürünleri şeklinde tespit edilmiştir. Satın almada etkili olan kriterler ise sırasıyla, fiyat, marka ve deneyimler olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre eğitim seviyesi arttıkça Covid-19'un tehlikeli olduğu görüşü de artmaktadır. Gelir ve satın alma gücü azaldıkça yabancılara karşı çekinceler de artmaktadır. Panik satın alma kapsamında fiyat değişkeni en çok önemsenen satın alma kriteridir. Haftada iki kere ve 15 günde bir kere alışveriş mekânlarına giden tüketicilerin panik satın alma eğilimleri daha yüksektir. Pandemide alışverişlerini fiziksel mekânlarda yapan tüketiciler bulaş riskini daha olası görmekte; hastalığa karşı daha kontrolcü olan ve kendini daha fazla travmatik stres altında olduğunu hisseden tüketicilerde konut, ticari araç ve iki tekerlekli motorlu araç satın alma davranışlarının arttığı ortaya çıkmıştır. Pandemide organik ve yöresel ürünlere olan talebi artan tüketicilerin online satın alma eğilimlerinin yüksek olduğu ve hastalığa karşı kontrolcü davrandıkları, ambalajlı ürünleri tercih eden tüketicilerin ise yabancılara karşı çekincelerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen çıkarımlar küresel bir salgın sırasında tüketicilerin panik, online, anlık satın alma davranışları ve değişen alışveriş kültürleri hakkında literatüre katkıda bulunabilir. Çalışmada tüketici davranışlarını etkileyen faktörlerin pandemi sürecinde değerlendirilmesi ve pandeminin neden olduğu durumsal ve duygusal süreçlerin satın alma davranışlarına ne şeklide yansıdığı açıklanmıştır. Bu açıklama ve araştırma çıkarımlarının işletmelerin küresel kriz dönemlerinde tüketici davranışlarını anlama, yorumlama ve hızlı karar alma durumlarına katkı sağlaması olasıdır. Ayrıca kriz dönemlerine ilişkin tüketici satın alma davranışlarını incelemek isteyen araştırmacılar için bu çalışmadaki ölçekler ve ortaya çıkan bulgular ayrı bir bakış açısı sağlayabilir. Bu tür sağlık krizleri dönemlerinde ortaya çıkan tüketici satın alma tutum ve davranışlarına yönelik geliştirilmesi gereken stratejiler konusunda ileriki dönemlerde çalışmalar yapılabilir. Böylece işletmelerin kriz dönemlerinde satış ve pazarlama stratejilerini yenileme konusundaki tutumları ayrı bir çalışma konusu yapılabilir. Pandemi döneminde tüketicilerin satın aldıkları mal ve hizmetlerin tedarik zinciri, dağıtımı ve fiyatlandırılmaları gibi konularda tüketicilerin tutumları incelenebilir. Pandemi dönemlerinde merkezi otoritelerin ve işletmelerin panik ve ani satın almalar karşısında tüketicilere yönelik güven arttırıcı ne tür önlemler alınabileceğine ilişkin çalışmalar yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Tutum ölçeği, pandemi, tüketici, satın alma davranışı, panik satın alma, anlık satın alma, online alışveriş, alışveriş alışkanlık ve kültürü, Tekirdağ.

COVID 19PandemilerSatın alma+6
Beste Burcu Kasap
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Acil Servisi'ne COVID 19 pandemi öncesi ve pandemi dönemi başvuran hastalarda adli vaka dağılımı

Amaç: Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi öncesi ve sırasında acil servise başvuran adli vakaların özelliklerindeki değişimin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu gözlemsel kesitsel çalışma, 1 Nisan 2019 ve 31 Mart 2021 tarihleri arasında, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Acil Tıp Anabilim dalında gerçekleştirildi. 1 Nisan 2019 ile 31 Mart 2020 arasındaki dönem "COVID-19 pandemi öncesi dönem" (n = 1101), 1 Nisan 2020 ile 31 Mart 2021 arasındaki dönem ise "COVID-19 pandemi dönemi" (n = 685) olarak tanımlandı. Acil servise başvuran olguların dosyaları retrospektif olarak hastane kayıtlarından incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen toplam 1786 adli vakanın %71,6'sı erkekti ve yaş ortalaması 32,68 ± 15,67 yıldı. En sık vaka tipleri %28,7 darp/cebir, %25,1 araç içi trafik kazası ve %20,9 iş yeri kazasıydı. Olguların %61,6'sı pandemi öncesi dönemde başvurmuşken, %38,4'ü pandemi döneminde başvurdu. Pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında, pandemi döneminde acil servis başvuruları arasında adli vaka sıklığının anlamlı düzeyde arttığı görüldü (%1,5 vs %1,7, p = 0,001). Pandemi öncesi ile karşılaştırıldığında, pandemi döneminde adli vakaların yaşının, hastanede yatırılan olgu sıklığının, bu olguların hastanede yatış süresinin, iş ve motosiklet kazası sıklığının anlamlı düzeyde arttığı, darp/cebir ve trafik kazası kaynaklı adli vaka sıklığının ise anlamlı düzeyde azaldığı görüldü (p<0,05). Pandemi öncesi ile karşılaştırıldığında, pandemi döneminde olguların hastaneye başvurduğu aylarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık tespit edildi (p<0,001). Sonuç: Pandemi döneminde adli vaka sayısı azalsa da, hastaneye başvuran olgular arasında adli vaka yoğunluğunun arttığı görüldü. Pandemi döneminde başvuran olgular daha yaşlıydı, daha sık ve daha uzun süre hastaneye yatırıldı. Ayrıca vakalar arasında daha az darp cebir, trafik kazası ve daha fazla iş ve motosiklet kazası vakaları yer alıyordu. Anahtar Kelimeler: Acil servis, COVID-19, pandemi, adli vaka

Acil servis-hastaneAcil tıpAdli vakalar+4
Mehmet Burak Peköz
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını sürecinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretiminde karşılaştığı sorunlar

Bu tezin temel amacı Covid-19 salgını sürecinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretiminde karşılaştığı sorunları ortaya çıkartmaktır. Araştırmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ili Eyyübiye ilçesinde bulunan resmi kurumlarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formundan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda öğretmenlerin teknolojik kaynaklı engellerden donanım eksikliği nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminde sorunlar yaşadığı tespit edilmiştir. Öğretmenler uzaktan eğitim sürecinde ses temelli cümle yöntemiyle ilk okuma yazma öğretimi yaparken sesten anlamlı heceler, kelimeler ve cümleler oluşturma basamağında öğrencilerin en fazla hecelerden kelime oluştururken zorlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin derse devamının sağlanması için öncelikli olarak donanım eksikliklerinin giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

COVID 19Okuma-yazma öğretimiPandemiler+4
Şeyma Işıkdoğan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID 19 pandemi döneminde uzaktan eğitim sürecinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı eğitim paydaşlarının (Milli Eğitim Müdürlüğü personelleri, öğretmen, öğrenci ve veli) salgın döneminde uzaktan eğitim sürecinin değerlendirilmesine yönelik fikirlerini ortaya koymak ve uzaktan eğitimin verimliliğini arttırmaya yönelik öneriler sunmaktır. Araştırmada nitel araştırma türlerinden vaka incelemesi (Örnek Olay Araştırması) benimsenmiştir. Bu kapsamda zorunlu uzaktan eğitim sürecinde eğitim paydaşlarıyla mülakatlar yapılarak veriler toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim–öğretim yılında Siirt ilinde bulunan kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 29 öğretmen ve yöneticiler, Siirt Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli 16 memur, 23 öğrenci ve 22 veliden oluşturmaktadır. Eğitim paydaşlarının uzaktan eğitim konusundaki görüşleri içerik analizi yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, uzaktan eğitimin tanımlamasına yönelik iki konu üzerinde durulmuştur. Bunlar; teknoloji kullanımı ve zaman- mekân bağımsızlığı olarak ifade edilmiştir. Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitime kıyasla avantajlarının neler olduğu hakkında katılımcılar farklı fikirlere sahiptir. MEM personelleri, öğretmen ve velilerin çoğunluğu uzaktan eğitimin zaman ve mekândan bağımsız olması avantajına değinirken öğrenciler; çok daha rahat bir eğitim olmasından dolaylı uzaktan eğitimi avantajlı görmektedirler. Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitime kıyasla dezavantajlarının neler olduğu hakkında MEM personelleri, teknolojik ve altyapı yetersizliği ve motivasyon eksikliğini ifade ederken öğretmen, öğrenci ve veliler ise daha çok yaşayarak öğrenememe ve teknolojik alt yapı yetersizliğine vurgu yapmaktadırlar. Uzaktan eğitimin verimliliği hakkında MEM personelleri, öğretmen, öğrenci ve veliler açısından bakıldığında katılımcıların çoğunluğu uzaktan eğitimi; içeriğin etkin sunulamaması, teknik ve altyapı sorunları ve uzaktan eğitimin doğası gereği verimsiz bulmuşlardır. Uzaktan eğitimin sürdürülebilirliği hakkında MEM personelleri, öğretmen, öğrenci ve velilerin büyük çoğunluğu; sosyo-ekonomik imkânsızlıklar, teknik ve altyapı sorunları, velilerdeki dijital bilgi eksikleri ve uzaktan eğitimin fırsat eşitsizliği yaratması gibi sebeplerle uzaktan eğitimin sürdürülebilir olmadığını ifade etmiştir. Uzaktan eğitimde öneriler kısmında katılımcılar; eğitimin paydaşlarının eğitilmesi ve desteklenmesi, teknolojik materyal desteği ve alt yapı hizmetlerinin güçlendirilmesi önerisinde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Uzaktan Eğitim, Salgın, Koronavirüs, Covid-19.

COVID 19EpdemiPandemiler+1
Hamza Ülgen
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID 19 pandemisinin hemşirelerin psikolojik sağlamlık anksiyete ve depresyon düzeylerine etkisi

Bu araştırma COVID-19 pandemisinin hemşirelerin psikolojik sağlamlık, anksiyete ve depresyon düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı türde yapılan bu çalışma, Gaziantep ilinin merkez ilçesinde hizmet vermekte olan 25 Aralık Devlet Hastanesi'nde 10 Kasım 2020-20 Haziran 2021 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Çalışmanın örneklemini pandemi sırasında aktif görev yapan, çalışmaya katılmayı kabul eden 25 Aralık Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşireler oluşturdu. Çalışmanın örneklemini 260 hemşire oluşturdu. Veriler; Kişisel Tanıtım Formu, ''Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği'' (PSÖ), ''Beck Depresyon Envanteri'' (BDE) ve 'Beck Anksiyete Ölçeği'' (BAÖ) ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, minimum-maksimum, Shapiro-Wilk, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri, Post Hoc testlerinden Tukey ve Tamhane's T2 testleri ile Spearman korelasyon testi kullanıldı. BDE, BAE ve PSÖ skorlarına etki eden faktörlerin belirlenmesinde çoklu lineer regresyon modeline başvuruldu. Tüm testlerde istatistiksel önemlilik düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Hemşirelerin %68,1'inin kadın, %39,2'sinin 25-30 yaş, %75,0'inin lisans/önlisans mezunu, %31,5'inin yoğun bakımda, %40,8'inin serviste çalıştığı belirlendi. Hemşirelerin BDE puan ortalaması 11,0±7,6, BAÖ puan ortalaması 14,7±10,9, PSÖ puan ortalaması 19,4±4,3 olarak saptandı. Hemşirelerin BDE puanı ile BAÖ puanı arasında pozitif yönlü zayıf bir korelasyon (r=0,457) (p<0,001); BDE ile PSÖ arasında ise negatif yönlü zayıf bir ilişki saptandı (r=-0,294) (p<0,001). PSÖ ile BAÖ arasında da negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu belirlendi (r=-0,263) (p<0,001). Hemşirelerin BDE puanını etkileyen faktörlerin; BAÖ ve PSÖ puanları ile hemşirelerin istifa yönelimi ve eğitim durumu olduğu belirlendi. Hemşirelerin BAÖ puanını etkileyen faktörlerin; BDE ve PSÖ puanları ile hemşirelerin mesleğe bakış açısının olumsuz yönde değişmesi, enfekte olma, kronik hastalığa sahip olma durumu olduğu belirlendi. Hemşirelerin PSÖ puanını etkileyen faktörlerin; BDE ve BAÖ puanları ile hemşirelerin ruh ve beden sağlığının etkilenme durumu ve enfekte olma riski olduğu belirlendi. Bu çalışma sonucuna göre; COVID-19 pandemisinde görev alan hemşirelerin ruhsal olarak etkilendikleri sonucuna ulaşılmıştır.

AnksiyeteCOVID 19Depresyon+5
Defne Bayat
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalarında (KOAH) pandemi sürecinde depresyon, anksiyete, fiziksel aktivite düzeyi ve yorgunluk düzeyinin etkileri

Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan bireylerde devam eden Covid-19 pandemisi sürecinde depresyon, anksiyete, fiziksel aktivite ve yorgunluk düzeyini belirlemek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Araştırmanın evrenini SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde KOAH tanısı ile izlenen hastalar oluşturdu. Çalışmaya KOAH tanılı 20 hasta ve 21 sağlıklı birey dahil edildi. Depresyon, Beck Depresyon Ölçeği; anksiyete, Beck Anksiyete Ölçeği; yorgunluk semptomu, Yorgunluk Şiddet Ölçeği; fiziksel aktivite düzeyi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi UFAA kısa form (International Physical Activity Questionnaire IPAQ) testi ile değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre; KOAH tanılı hastaların Beck Depresyon Ölçek (BDÖ) puanlarının kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görüldü (p<0,05). Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) puanları yönünden KOAH tanılı hastalar ile sağlıklı kontrol grubu benzerdi (p>0,05). Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ) skorlarının KOAH grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlendi (p<0,05). Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formunun (UFAA-KF) oturma süresi dışındaki tüm alt parametre MET değerleri benzerdi. Ancak KOAH tanılı hastaların oturma süresi, kontrol grubunda anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak KOAH tanılı hastalarda pandemi sürecinde yorgunluk, anksiyete ve depresyon semptomlarının daha yoğun yaşandığı saptandı.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifAnksiyete+5
Mustafa Yıldızlı
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi dönemi sağlık çalışanlarında uyku yorgunluk depresyon ve yaşam kalitesi düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma pandemi döneminde sağlık çalışanlarında uyku, yorgunluk, depresyon ve yaşam kalitesi düzeylerini belirlemek ve sağlık çalışanı olmayan meslek grubuyla karşılaştırmak amacıyla planlandı. Çalışma Aralık 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında COVİD-19 ünitelerinde görev alan 36 sağlık çalışanı, COVİD-19 ünitelerinde yer almayan 38 sağlık çalışanları ve üniversite kadrosunda yer alan 36 akademisyen olmak üzere toplam 110 katılımcıyla gerçekleştirildi. Uyku kalitesi, Pittsburgh Uyku Kalite indeksi (PUKİ), yorgunluk Yorgunluk Etki Ölçeği, depresyon Beck Depresyon Envanteri ve yaşam kalitesi Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ile değerlendirildi. İstatistiksel analizler için IBM SPSS 25.0 paket programı kullanıldı. İstatistiksel analizler sonucunda katılımcıların; %58,2'si kadın ortalama çalışma süresi 7,2 yıl, ortalama yaş 31,3 yıl ve ortalama VKİ 23,8 iken %59,1'i COVİD-19 hastalığı geçirmedi ve %88,2'sinin kronik bir hastalığı yoktur. PUKİ anketinin öznel uyku kalitesi, uyku latensi, alışılmış uyku, uyku bozukluğu uyku ilacı kullanımı ve gündüz işlev bozukluğu alt parametrelerinde anlamlı bir fark ortaya çıkmazken (p>0,05); uyku süresi alt bileşeninde anlamlı fark ortaya çıktı buradaki anlamlı farkın üniversiteden çalışmaya katılan akademisyenler ve COVİD-19 ünitelerinde görev yapmakta olan sağlık çalışanlarında ortaya çıktığı ve COVİD-19 ünitelerinde görev alan personellerin ortalama uyku süresi skoru üniversitedeki akademisyenlere göre daha fazla olduğu belirlendi (p<0,05). Yorgunluk etki ölçeği toplam skoru ve alt bileşenlerinde her üç grup arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı (p>0,05), Beck depresyon envanteri toplam skoru ve sınıflandırmasında (p>0,05), SF-36 yaşam kalitesi ölçeğinde fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, enerji ve ağrı alt parametrelerinde ortalama skor bulgularında istatistiksel açıdan anlamlı fark çıkmadı (p>0,05); fiziksel fonksiyon, ruhsal sağlık sosyal işlevsellik ve genel sağlık alt bileşenlerinde anlamlı bir fark bulundu ve üniversitede bulunan akademisyenlerin ortalama skoru diğer iki gruba göre daha yüksek olduğu sağlık çalışanlarının yaşam kalitesi akademisyenlere göre fiziksel fonksiyon, ruhsal sağlık sosyal işlevsellik ve genel sağlık alt parametrelerinin daha düşük olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç olarak hem COVİD-19 ünitelerinde görev alan sağlık personelleri hem de COVİD-19 ünitelerinde görev almayan sağlık personellerinin araştırmadaki diğer çalışma grubuna göre daha yüksek derecede etkilendiği ve uyku süresi, fiziksel fonksiyon, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik ve genel sağlık parametrelerinde anlamlı derecede fark olduğu, pandemide sağlık çalışanları uyku, yorgunlk, depresyon ve yaşam kalitesi açısından diğer çalışma grubuna göre daha yüksek derecede etkilendiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: COVİD-19; pandemi; sağlık çalışanları; akademisyen.

AkademisyenlerDepresyonPandemiler+4
Fetullah Ateş
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

Related subjects