Postmodernism

247 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Modern erkeklikten postmodern erkek(lik)lere askerlik algısı ve pratikleri

Askerlik, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her sağlıklı erkek için bir zorunluluktur. Savunma ve eğitim işlevinin yanı sıra kültürel bir anlama sahip olan askerlik vazifesi, erkeklik inşa sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Üzerinde ortaklaşılan bir askerlik uygulamasından bahsetmek mümkünken tek ve değişmez bir erkeklikten bahsetmek oldukça zordur. Dolayısıyla her erkek askerliği farklı şekilde algılamakta ve deneyimlemektedir. Bu çalışmanın amacı moderniteden postmoderniteye geçişle farklılaşan erkek(lik)lerin askerliği nasıl algıladığı ve deneyimlediğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda İstanbul'un farklı semtlerinde ikamet eden, askerlik vazifesini yerine getirmiş 32 erkek katılımcıyla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

AskerlerAskerlikErkeklik+5
Deniz Sever
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat tarihinde paradigmatik kırılmalar ve resim sanatına yansımaları

Bu çalışmanın amacı, sanat tarihinin kırılma noktalarına ve bu kırılmaların ardında yatan içinde bulunulan dönemin güç ilişkilerinin neden olduğu dinamiklere odaklanmak ve özgürlükçü, çoğunlukçu bir ortamda, resim sanatının çağdaş sanat sunumları içerisindeki yerini vurgulamaktır. Sanat tarihi toplumun sosyal ve ekonomik ilişkilerini belirleyen güç ilişkilerinden bağımsız değerlendirilemez. Batı sanatı, tarih boyunca düşünce yapılarındaki bu kırılmalar sonucu farklı biçimlerde şekillenmiştir. Çağdaş sanat yaklaşımına kadar geçen süre içinde bütün sanat dönemleri hâkim akımların, büyük anlatıların etkisinde biçimlenmiştir. Ancak, çağdaş sanatla birlikte sanat gündelik hayatla bağlarını, yaşanılan dönemin gerçekliği ile tekrar kurmuş ve herkesi kapsayan bir niteliğe bürünmüştür. Bu anlayışın açtığı özgürlük alanı geçmişteki sanat anlayışından farklı olarak herkese sanatçı ve her şeye de sanat eseri olabilme yolunu açmıştır. Çağdaş sanatın gelenekselin tam karşısında şekillendiğini ileri süren tezlere rağmen çağdaş sanatın içinde barındırdığı özgürlük ve çoğulculuk karakteri, resmin ve sanatın sonu gibi karamsar tezleri çürütmüştür. Günümüzde, geleneksel yöntemlerden dijital teknolojinin sağladığı yeni imkânlara kadar her türlü sunum yöntemi uygulanabilir durumdadır. Aksi, çağdaş sanatın avangardlarının eleştirdikleri, modern sanatın seçkinciliği sorununu tekrar doğuracaktır. Ancak, avangard çıkışların sanatçılara sağladığı özgürlük alanının, kapitalizmin ve kültür endüstrisinin kontrolünde olduğu da yadsınamaz bir gerçekliktir. Çağdaş sanatın özgürlükçülüğü ve çoğulculuğu bir kazanım olmakla birlikte sanatın ve sanatçıların para ile kurduğu ilişki sanatın metalaşması sorununu, sanat ve hayatın kültür endüstrisi koşullarında birleşmesini de gündeme getirmiştir. Çağdaş sanatın bu iki farklı gerçekliği ekseninde oluşan gerilim, günümüz sanatının karakterini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: mimesis, estetik, çağdaş, modernizm, postmodernizm, çoğulculuk

ModernizmParadigmaPostmodernizm+4
Haydar Taşçılar
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Müze yöneticilerinin postmodern müzelerin pazarlama uygulamalarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi: İstanbul örneği

Müzecilik ve turizm arasındaki ilişki, gün geçtikçe önemli bir çalışma alanı haline gelmektedir. Buna karşın turizm pazarlaması alanyazınında, postmodern müzelerin karakteristik özelliklerini ortaya koyan ya da bu müzelerin pazarlanmasında postmodern koşullara olan uyumu araştıran bir çalışmanın henüz yapılmadığı görülmektedir. Bu çalışmada postmodern müzelerin modern müzelerden farklı yanlarını belirlemek, postmodern müzelerin pazarlanmasına yönelik eğilimleri anlamak ve postmodern müzelerin pazarlanmasına ilişkin Türkiye'deki mevcut durumu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Nitel bir bakış açısı ile ele alınan çalışmada, araştırmanın her aşaması ve izlenen yol detaylı olarak açıklanmıştır. Verilerin analizinde, veri içindeki örüntü, tema ve kategorileri keşfetmeyi içeren tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan müzeler, araştırmacının ve uzmanların yargılarına dayanarak İstanbul'daki özel müzeler arasından amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından ilgili kaynaklar referans alınarak hazırlanan ve uzman görüşüne sunulan soruların, araştırmanın amacını desteklediği varsayılmıştır. Çalışma sürecinde toplanan veriler yoluyla, postmodern müzelerin modern müzelerden dokuz farklı açıdan ayrıldığı bulunmuştur: Ek mekânların kullanılması, müzelerin özel etkinlikler için kullanıma açılması, ziyaretçilerin motivasyonları, kullanılan sergileme teknikleri, kullanılan sergileme mekânları, sergilenen eserlerin yapısı, sponsorluk kabulü, şubesinin olması ve sosyal medya kullanımı. Ayrıca araştırma kapsamındaki müzelerin, postmodern koşullar olan üstgerçekliğe, parçalanmışlığa, karşıtlıkların birlikteliğine, üretimle tüketimin yer değiştirmesine ve öznenin merkezsizleştirilmesine yönelik eğilimleri ve uygulamaları olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müzecilik, Modern Müze, Postmodern Müze, İstanbul.

MüzecilikMüzelerPazarlama+7
Seda Sökmen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Quentin Tarantino sinemasında postmodern kavramlar

Modernlikten bir kopuş olarak değerlendirilen postmodernizm, 1980'lerden itibaren modernizm serüveninin bir parçası olan filmlerde karşılık bulmaya başlamıştır. Bu çalışma, postmodernizmin Quentin Tarantino filmlerine nasıl yansıdığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda postmodernizmi tanımlamak için kullanılan zaman ve mekân deneyiminde değişikler, temsilin reddi, öznenin tahribi, parçalanma, belirlenemezlik, evrensel doğrulara olan inancın yitirmesi, şizofreni, metinlerarasılık, yüzeysellik, pastiş, nostalji gibi kavramlarının Tarantino filmlerinde ne ölçüde karşılık bulduğu araştırılmıştır. Filmlerde yer alan postmodern kavramlar ortaya konmakla beraber modern sinemanın birçok özelliğinin de devam ettiği görülmüştür. Bu nedenle filmlerin postmodern bir kopuş içerisinde olmasından ziyade postmodern unsurlar taşıyan bir yapıya sahip olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, Pastiş, Nostalji, Metinlerarasılık, Yüzeysellik

PostmodernPostmodernizmSinema+1
Vedat Mutlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Peri masallarının yakın dönem fantastik Hollywood sinemasındaki metinlerarası anlatı yapısı

Bu çalışma, yakın dönem Hollywood sinemasında yeniden çekilen peri masalı uyarlamalarındaki anlatı biçeminin nasıl değiştiğini ortaya koymaktadır. Metinlerarası anlatı yöntemleri ve imgelerinin, yeniden uyarlanan peri masallarındaki kullanımı irdelenerek ve farklılaşma sürecindeki etkileri üzerinde durularak yöntemlerin ve imgelerin, nasıl kullanıldığına odaklanılmıştır. Çalışmada öncelikle fantastik, peri masalları, metinlerarasılık, postmodernizm gibi kavramlar açıklanmıştır. Örnekleme alınan filmlerin, uyarlandığı özgün masallar Greimas'ın Anlatı Çizgesi modeline göre çözümlenmiştir. Ardından, örnekleme alınan filmlerde, metinlerarası süreçten geçen anlatıların, olay örgülerini nasıl çeşitlendirdiği, karakterlerin nasıl dönüştüğü ve farklılaşma sürecinde metinlerarası anlatı yöntemlerin ve imgelerin nasıl kullanıldığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde, edinilen bilgiler doğrultusunda, yeniden uyarlanan peri masallarında farklılaşan noktaların neler olduğu ve bu farklılaşma sürecine nelerin sebep olduğu üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Böylece, Hollywood sinemasının yakın dönemde peri masalı metinlerini nasıl ele aldığına ilişkin değiniler belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: Fantastik, Peri Masalları, Anlatı, Hollywood Sineması, Metinlerarasılık, Postmodernizm

AnlatıFantastikHollywood+6
Mustafa Algül
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey eserlerinde kimlik bunalımı ve anlam arayışı

Yirmi birinci yüzyıla ait Türk ve Japon edebiyatından seçilmiş iki eserde görülen toplumsal sorunlara duyarlılık, yaşanan kimlik bunalımı, dayatılan toplumsal kuralların yüksek sesle dile getirilişi ve insanın nasıl bir bunalıma sürüklendiği edebiyatta yansımalarını bulmuştur. Kapitalist toplum yapısı Doğu-Batı fark etmeksizin tüm toplumlarda insanı kaosa ve bu kaosun yarattığı hoşnutsuzluk, belirsizlik ve bu belirsizliğin getirdiği kimliksizleşmeye sürüklemektedir. Bu nedenle, bu çalışmada farklı kültürlerden Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerde eleştirilen postmodern toplum düzeninin söz konusu eserlere nasıl yansıtıldığı ve anlatı sonunda roman karakterlerinin bireysel mücadelelerinde ne ölçüde başarılı oldukları üzerine karşılaştırmalı bir çalışma yapmak hedeflenmiştir. Çalışma, Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerindeki kimlik sorununun incelenmesiyle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın esas amacı, inceleme konusu eserlerde yazarların ortak konuyu nasıl işlediklerinin izlerini sürmektir. Bu bağlamda farklı disiplinlerden de yararlanılması nedeniyle yöntem olarak çoğulcu inceleme yöntemi kullanılmış, söz konusu eserler sosyolojik ve psikanalitik eleştiri kuramları merkeze konularak incelenmeye çalışılmıştır. Felsefi ve sosyolojik bakış açısıyla postmodern toplumda yabancılaşma nedir, nasıl gerçekleşir ve bireylerin bunalıma sürüklenmelerinin nedenleri nelerdir sorularına yanıt aranmıştır. Sonuç bölümünde ise söz konusu eserler arasında çalışma konusu bağlamında saptanmış ortak, benzer ve farklı noktalara vurgu yapılarak eserlerin karşılaştırılmasına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Haruki Murakami, Mine Söğüt, Postmodern, Yabancılaşma, Kimlik Bunalımı

Karşılaştırmalı edebiyatKimlikKimlik inşası+7
Seda İşcan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Masaldan romana kahramanın serüveni: Yere Düşen Dualar ve Yerkuşağı'na eko feminist bir yaklaşım

Masallar insanlar var olduğundan beri çeşitli coğrafyalara köklerini salarak yayılan bir sarmaşık gibidir. Aynı tohumdan üreyen masalların kökleri farklı kültürlerden beslenerek büyümeye ve o kültürün yapı taşlarına göre şekil almaya devam etmektedir. Fakat bu masal toprağı o kadar bereketlidir ki sadece farklı kültürlerin bünyesinde nesilden nesile aktarılmakla kalmaz aynı zamanda da farklı disiplinlerin dallanıp budaklanmasınakatkı sağlamaktadır. Edebiyat da bu disiplinlerden biridir. Masalların sembol yüklü dili ve eğretilmeli anlatımı günümüz çağdaş edebiyatında da çeşitli amaçlarla kullanılmaya devam etmektedir. İnsanlığın gezegenimize etkisinin ciddi seviyelere ulaşmasıyla karşılaşılan ekolojik krizin ardından edebiyat da birçok bilim gibi çalışmalarında bu konuya dikkat çekmektedir. Ataerkil düşünce sisteminin bir sonucu olan kadının ve doğanın tahakküme maruz bırakılması günümüzde tartışılan en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Ataerkil sistemin, kadını ve doğayı görme şekli ve insan ve insan olmayan arasındaki ilişkilenme biçimleri üzerine eleştiriler getirilmektedir. Bizde bu çalışma ile disiplinlerarasılık ilkesine dayanarak Sema Kaygusuz'un Yere Düşen Dualar ve Deniz Gezgin'in Yerkuşağı romalarını masal unsurları bağlamında ekofeminist yöntem ile karşılaştıracağız. Yapılacak olan tez çalışması ile amaçlanan, folklor ve metinlerarasılık ilişkisini masal ve roman bağlamında incelemek ve söz konusu ilişkiyi eko-feminist yöntem ile ele alarak güncel toplumsal bir mesele haline gelen kadın ve doğanın ataerkil yapı tarafından kontrol altına alınmasının edebiyata yansımalarını tartışmaktır. İnsanın hem karşı cins ile hem de doğa ile olan ilişkilenme biçimlerini çağdaş edebiyat metinleri üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: masal, postmodern edebiyat, ekofeminizm, disiplinlerarasılık, karşılaştırmalı edebiyat.

DisiplinlerarasıEkofeminizmKahramanın yolculuğu+5
Minel Demirel
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alev Alatlı'nın fikirlerinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi

Türkiye'de edebiyat, Batı'daki değerinin aksine uzun yıllar sosyal bilimlerin odak noktasının dışında kalmıştır. Oysaki edebiyat disiplini, felsefe ve sosyal bilimler, özellikle de sosyoloji için çok değerli bulguların yer aldığı bir bilgi deryasıdır. Türkiye'de, romancı kimliğiyle tanınan Alev Alatlı, ülkemizdeki çoğu sosyal bilimcinin aksine, toplumsal konuları ve sorunları tahlil ederken, edebiyat alanından önemli ölçüde istifade etmiştir.Alatlı, Aristoteles mantığının tek düzeliğine karşın "saçaklı mantık"ın önemine vurgu yapan, bütüncül düşünce biçimini öne çıkaran, anti-pozitivist, gerçekçi bir romancıdır. Alatlı, Doğu-Batı ayrımı hakkındaki düşüncelerini, coğrafyadan ayrı olarak, biyofilik ve nekrofilik yönden kâinatı algılama tarzındaki farklılıkların üzerine kurmuştur. Alatlı'ya göre, Türk toplumu, Doğu ve Batı arasında arafta kalmış, ahlâk yapısı kapitalist sistemin zorlamasıyla göreceli ahlâka kurban gitmiş, değerler dünyasında büyük karmaşalar yaşamış, genç nüfusu cehalete yenik düşmüş, insanları Batılılaşmanın tesiriyle çeşitli açmazlarla karşı karşıya kalmış, kimlik bunalımı yaşamış, fertleri birbirine yabancılaşmış bir toplum haline gelmiştir.Alatlı, Türk toplumunun Batılılaşma süreciyle nekrofilik bir ruha büründüğünü, kendi yapısına ve dokusuna ters düşen bir yabancılaşma yaşadığını iddia etmiştir.Alatlı, Türk insanının derin kültürel bağlarında yatan özgürlük ruhuna vurgu yapmıştır. Alatlı, dünyayı tahakküm altına alan yağma düzenine eleştirel bakmıştır. Türk toplumunu dünyanın emniyet supabı olarak görmüştür. Alatlı, Türk toplumunun sahip olduğu değeri ve önemi fark etmiştir. O, Türk toplumunun özünü bulması için eserler kaleme almıştır.Tezimiz, Alatlı'nın kaleme aldığı yazıların ışığında, Türk toplumunu hangi dinamikler açısından nasıl değerlendirdiğini konu edinmiştir. Bunun yanı sıra tezimizde, Alatlı'nın toplum sorunlarına bakışını, Doğu-Batı ayrımına, Türk toplumuna ve insanına dair fikirlerini tahlil etmeyi amaçladık. Türkiye'de edebiyat dünyası ve sosyal bilimlerde önemli bir yere sahip olan Alatlı'nın görüşlerini genel ivbir çerçeveye oturtmaya çalıştık. Tezimiz, genellikle edebi yönüyle ele alınmış olan Alatlı'yı, sosyolojik bir perspektifle bütün yönlerini incelemiş olan ilk çalışmadır.Anahtar SözcüklerAlev Alatlı, Aydınlanma, Modernizm, Postmodernizm, Pozitivizm, Oryantalizm, Yabancılaşma, Biyofili, Nekrofili, Batılılaşma, Türk Toplumu, Türk İnsanı, Aydın, Bütüncül Düşünce, Kavram Kargaşası, Saçaklı Mantık, Rölativistik Ahlâk, Murat

Alatlı, AlevAydınlanmaBatılılaşma+7
Çağrı Aslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Modern ve postmodern hakikat anlayışları arasındaki ilişkiye dair kavramsal bir inceleme

Hakikat anlayışının olumsuzluklarına işaretle modernizmi reddetmek üzere ortaya çıkan postmodern düşünce, tepkisel özelliğinin bir sonucu olarak modernizme benzer şekilde olumsuzluklara yol açmaktan kendini kurtaramamış ve eleştirilerin odağı haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, postmodernizmin nihai bir düşünceyi temsil edemeyeceği iddiasını, onun modernizme yönelik tepkisel özelliği üzerinden temellendirmektir. Ayrıca modernizmin ve postmodernizmin olumsuzluklarının dışarıda bırakıldığı bir sentezin zorunluluğunu ispatlamak ve söz konusu senteze yönelik bazı imkanlara işaret etmek hedeflenmektedir. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda; bu tez çalışmasında benzerlik, tepkisellik, birbirini gerektirme ve sentez olmak üzere modern ve postmorn düşünceler arasındaki ilişkiyi gösteren dört aşamadan oluşan kavramsal bir model geliştirilmiştir. Birinci aşama olan benzerlik olgusunu tespit etmek üzere modern ve postmodern hakikat anlayışları karşılaştırılmıştır. Benzerliğe dair elde edilen verilerden hareketle mantıksal çıkarım yoluyla diğer aşamalara geçilmiştir. Sonuç olarak, modern ve postmodern düşünceler arasında bir sentezin gerekliliği fikrine ulaşılmıştır. Çalışmamızın çağdaş felsefede modern ve postmodern düşünürlerin birbirlerine yönelik sert eleştirilerinin yerine yapıcı önerilerin sunulduğu bir tartışma zemininin oluşmasına katkı sağlaması beklenmektedir.

FelsefeHakikatModernizm+3
Hümeyda Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Baskı gruplarının yönetişim anlayışı temelinde kamusal karar verme mekanizmalarına etkisinin analizi

Bu çalışmada, yönetişim anlayışı temelinde baskı gruplarının kamusal karar verme mekanizmalarına etkisi ele alınmıştır. Yönetim, yönetişim, ulusal yönetişim, yerel yönetişim, küresel yönetişim ve bölgesel yönetişim gibi kavramlara yer verilmiştir. Yönetişim yaklaşımının tarihsel gelişimi, özellikleri, bu özelliklerden katılımcılık, etkinlik, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, eşitlik, hesap verilebilirlik, stratejik vizyon ve cevap verilebilirlik konularında açıklamalara yer verilmiştir. Yeni devlet anlayışı; yeni muhafazakârlık ve neo-liberalizm başlıkları altında ele alınmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışında yer alan; modernizm, post-modernizm, sosyal devlet anlayışı vs. konuları irdelenmiştir. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde demokrasinin bir aracı olarak; baskı grupları, çıkar grupları, baskı grubu türleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Baskı gruplarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere kullandıkları yöntemlerden; tehdit, ikna, para, lobicilik, rüşvet ve boykot gibi araçların etkileri tartışılmıştır. Kamu denetimi faaliyetleri çerçevesinde; ombudsman kavramı, tarihsel gelişimi, denetim faaliyetlerinin önemi, denetimin meşruiyet katkısı konularına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetişim, Modernizm, Postmodernizm, Baskı Grupları, Çıkar Grupları.

Baskı gruplarıKamu denetimiKamu yönetimi+6
Osman Uçar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Modernliğin bugünü: modernist, postmodernist ve alternatif yaklaşımlar

Modernlik, toplumların tarihsel süreçte ulaştıkları son insanlık durumudur. Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma süreçleri, modernliğin hazırlanmasında düşünsel anlamda etkili olmuştur. Amerikan ve Fransız Devrimleri modernliğin şekillenmesinde politik dayanakları oluşturmuş, Endüstri Devrimi ise modern toplumun ekonomik altyapısını meydana getirmiştir.Feodal ve Tanrı merkezli dünyayı ortadan kaldırarak toplumsal bir dünyayı oluşturan bireyler, modernlikle birlikte her türlü dışsal otoriteden bağımsızlaşarak yaşamlarını kendi denetimlerine almaya başlamışlardır. Erken dönem modernliği kendi aklı ile karar verebilme ve dünyayı dönüştürebilme yeteneğine sahip bireylerin, kendisinin efendisi olduğu, bir ulus-devlet içinde hukuk aracılığıyla garanti altına alınan bireysel hakların ve karşılıklı çıkarların yurttaşlık çerçevesinde hayata geçirildiği, doğanın bilim aracılığıyla insanın denetimine alınmasının başarıldığı bir toplumsal dünya olarak ilerleme hedefiyle karakterize edilir.Öte yandan, modernliğin ilk ekonomik sistemi olarak ortaya çıkan kapitalizmin toplumu sınıflar halinde bölmesi, karşıtlıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yirminci yüzyılla birlikte modernlik, ekonomi sahasından kaynaklanan dönüşümler içine girmiştir. Modernliğin dönüşümleri önce sosyal devlet çatısı altında kolektivist olarak, daha sonra da neo-liberal bir anlayışla çokkültürcü ve bireyci olarak gerçekleşmiştir. Modernliğin neo-liberal döneminde eşitlik söyleminin ve politikanın öneminin azalarak, özgürlük taleplerinin ve kültürel farklılıkların baskın hale gelmesi, postmodern toplum teorisinin modernliğin sonunu işaret etmesine yol açmıştır.Postmodernizm, modernliğin ilkelerinin yoruma açık oluşunu yadsıyarak, günümüz dünyasını açıklamakta başarısız olmaktadır. Modernlik, bir çeşitlilikler dünyası olarak, çelişkileri içinde barındırmaya devam etmektedir. Habermas'ın belirttiği gibi, Aydınlanma projesi olarak modernlik, henüz hedeflerini gerçekleştiremediği ve çelişkilerini çözemediği için tamamlanmamıştır. Bu yüzden, modernliğin bugününü bir yeniden yapılanma süreci olarak görmek daha doğru olacaktır.

AydınlanmaKapitalizmModernlik+2
Orçun Girgin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu-batı bağlamında kentleşme sürecine ilişkin eleştirel bir yaklaşım

Kentler, tarih boyunca insanoğlunun askeri, ekonomik, siyasal ve entelektüel ilgisini çekmiş, onu anlamak, onun içerisinde yer almak ve dahası onu merak etmek arsında gidip gelen duygularla kentler inşa edip yıkmışlardır. Kentlerin etkileri, ona bakanda kendisini hayran bırakan özelliklerinde kendisini göstermektedir. Dünyanın yedi harikasının tümünün kentlerde olması bu açıdan tesadüf değildir.En yaratıcı fikirlerin ortaya atıldığı, en güzel binaların inşa edildiği mekânlar olan kentleri anlamak oldukça karmaşık ve zor bir süreçtir. Çalışmada kentler tarihsellikleri içerisinde yaşadıkları çelişkileri, gelişimleri ve mücadeleleri içerisinde ele alınmaktadır. Kent tarihi, siyasal bir açıdan ele alınan ve çifte standarda açık bir özellik göstermektedir. Bu çifte standardı üreten, batı merkezli modernist yaklaşımın uzantısı olarak değerlendirilebilir. Çalışma içerisinde kentleşme süreçlerinin anlatımında yalnız batı kentlerini kapsayan kısmı eleştirilmiş, doğu kentlerinin tarihsel gerçekliği ortaya konmaya çalışılmıştır.Kentlilik bilincinin oluşumu ve kentlerin siyasi karakteri, doğu batı ekseninde meydana gelen karşıtlığın hem nedeni hem de sonucu olarak ifade edilecektir. Çalışmada doğunun tarihsel konumu ve doğu kentlerine bakış bu bağlamda eleştirilerek, doğu kentlerinin özelliklerine değinilmiştir.İnsanoğlunun doğaya en büyük meydan okuması olarak kentler, zaferleri, yenilgileri, inanışları simgeleyen büyük bir imaj olarak, insanoğlunun tarihi kadar eski, yaşanılan zaman kadar güncel ve geleceği hayal etmek kadar fantastiktir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Kentleşme, Küreselleşme, Modernizm, Post-modernizm, Sanayi Devrimi, Oryantalizm.

DemokrasiEndüstrileşmeKentleşme+4
Hakan Uman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de güncel sanatın yeri ve önemi üzerine sanatçı uzman-izleyici ve alıcı görüşleri

Araştırmada 1890 ve 2008 yılları arasında Türk sanatının gelişimi kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Birinci bölümde Türkiye'de batılı anlamda sanatın ortaya çıkışı ve çağdaşlaşma süreci incelenmiştir. İkinci bölümde ise dünya sanatıyla paralel bir gelişim gösteren güncel sanatın, Türkiye'deki yeri ve önemi, bu sanatla ilgilenen sanatçı, galerici ve güncel sanat izleyicilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de güncel sanat uygulamaları ile güncel sanatın sanat ortamlarındaki kullanım ve algılanma boyutunun gerekliliğini, Türk kültürel ve ekonomik yapısı ile bağdaştırarak tespit edebilmektir. Güncel sanatın ne olduğu, Türkiye'deki güncel sanat uygulamaları, sanat-eser-alıcı düzeyinde güncel sanatın sorunları üzerinde durulmuştur.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır.Araştırmada, Türkiye'de güncel sanatta yaptıkları başarılı çalışmalarla Vahit TUNA, Gülçin AKSOY, sanat alıcısı olarak Daryo BESKİNAZİ, Azra TÜZÜNOĞLU, Uzman İzleyici olarak, Sevil DOLMACI ve Vasıf KORTUN'un görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca güncel sanatta söz sahibi olan sanatçı, küratör ve sanat eleştirmenlerinin de konuşmalarından ve makalelerinden alıntılar yapılarak çalışmanın içeriği araştırmanın amacına göre desteklenmiştir.Bu araştırmada, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılarken içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanmasında katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntı yapılmamıştır.Sonuç olarak; Güncel sanat'ın daha çok postmodern, günümüz toplumundan beslenen yapısı dolayısıyla geleneksel sanatta olduğu gibi biricikliği, belli bir malzemeye bağlı kalmaması, teknolojiden faydalanması, biçimsel kaygılar gütmemesi, geleneksel sanatla arasında başat ayrılıkların oluşmasına sebep olmuştur. 1990'lı yıllardan itibaren güncel sanat kavramı iyice yaygınlaşmış ve küreselleşmenin getirdiği yaşam biçimi ve sanat algısı ile Türk sanatçıların dünya çapında isimlerini duyurmasına olanak sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Güncel, Sanat, Postmodernizm, Galeri, Küratör.

Güncel sanatPostmodernizmSanat+1
Hatice Gür
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz

Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.

AydınlanmaBireysellikBireysellik+32
Fulya Sormaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Michel Foucault ve Jean Baudrillard düşüncesinin karşılaştırmalı bir analizi

20. yüzyıl çağdaş Fransız düşüncesinin özellikle ikinci yarısı felsefe tarihi açısından oldukça karmaşık bir yapıya sahip olup bu karmaşıklığın başında şüphesiz felsefenin "alan dışı" etkileşimlerle almış olduğu yeni hal vardır. Özne merkezli bir düşünceye gönderimde bulunan ve özellikle Jean Paul Sartre'a değin devam ettiğini söyleyebileceğimiz hümanist nosyon, 20. yüzyılın ikinci yarısında yıkılmaya başlanmış ve böylece de felsefede yeni bir döneme girip girilmediği sorunsallaştırılmıştır. Bu sorunsallaştırmaların başında gelen iki düşünür olan Michel Foucault ve Jean Baudrillard'ın düşüncelerinin daha sarih bir şekilde anlaşılabilmesi için, çalışmanın birinci bölümde konu edilen düşünce; Foucault ve Baudrillard'ın içinde yetişmiş olduğu döneme kadar devam eden modern düşüncenin oluşumudur. Özellikle Foucault ve Baudrillard açısından önemli bir dönüm noktasını/eşiği ifade eden modern dönemin önemi, güncelliğin anlaşılması adına, özneler olarak bugün eylemlerimizi belirleyen bilgi ve iktidarın birer sarmal halinde bugünkü deneyimlerimizi nasıl ve hangi bilgi ve iktidar ağlarıyla oluşturduğu ve bu deneyimlerin haricindeki deneyimlere öznelerin nasıl açılabileceği sorularının cevabının aranması gerektiği yer olmasından kaynaklanmaktadır. Bu açıdan çalışmanın birinci bölümde modern dönemin sübjektivite açısından önemine değinilmiştir. İkinci bölümde ise Foucault ve Baudrillard düşüncelerinin çağdaş Fransız düşüncesi içerisindeki konumu, Foucault ve Baudrillard'ın analiz biçimlerinin neler olduğu konu edilmiş olup, her iki düşünürün kullanmış olduğu analiz biçimlerinin, güncelliğin ontolojisinin yapılabilmesinde birbirine benzeyen ve ayrışan yönlerinin neler olduğu araştırılmıştır. İki düşünürün kaynaklarının ve araştırma alanlarının farklılığı, bu iki düşünürü karşılaştırmada bir handikap gibi görünse de, bu düşünürlerin çözümlemelerinin bugünü anlamada getireceği yararların ne olduğu da mevzu edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde de Michel Foucault'nun bugünü oluşturduğunu düşündüğü modern eşiğe dair var olan çözümlemelerinin, günümüzü anlamada bugüne daha çok eğilen ve bugünü çözümlemeye yönelik çabalarıyla Baudrillard'ın düşünceleri arasındaki benzerlik ve farklılıklara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Fransız Felsefesi, Michel Foucault, Jean Baudrillard, Postmodernizm, Yapısalcılık, Postyapısalcılık

Batı felsefesiBaudrillard, JeanFelsefe tarihi+7
Mustafa Dikmen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernizmin Türk kamu yönetimine etkileri: Siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan bir inceleme

Aydınlanma Çağı ile birlikte etkili olan modernizm sürekli bir yenilik peşinde olmuş ve evrensel doğruların savunuculuğunu yapmıştır. Postmodernizm ise modernizm eleştirisi yaparak gelişim gösteren bir anlayıştır. Postmodernizm tanımı modernizmin eleştirisi, zıttı veya eklentisi olduğu şeklinde çeşitlilik göstermektedir. Postmodernizm tanımının kesin bir yargı ile yapılamaması modernizm den tam olarak kopuşunun gerçekleşememesi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Postmodernizm gelenekleri savunarak evrensel bir doğrunun varlığını kabul etmemiş ve tek bir doğrunun olmadığını her bir bireyin düşüncesinin doğru olabileceği inancına sahip olmuştur. 1980'li yıllar öncesi modernizm anlayışının etkisinde olan Türk kamu yönetimi, çağın koşullarına cevap veremez bir hale gelmiştir. Gelişmeye ihtiyaç duyan Türk kamu yönetimi özellikle 1980'li yıllardan bu yana postmodern düşünüş biçiminden etkilenmeye başlamıştır. Postmodern fikirler Türk kamu yönetimini siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel alanda az da olsa etkilemeyi başardığı söylenebilir. Türkiye'de toplumsal yapıda çeşitli etnik kökenin varlığı siyasetçilere postmodernizmin benimsediği bütünleştirici söylemi kullanma imkânı sunmuştur. Postmodernizm, Türkiye'nin ekonomik hayatına liberal politikalarla yansımıştır. Türk kamu yönetimini yapısal ve işlevsel açıdan etkileyen postmodern kamu yönetimi kamu hizmetlerinde verimliliği ve etkinliği artırmıştır. Postmodernizm Türkiye'de sosyo-kültürel alanda bireyleri kitle iletişim araçlarının etkisiyle kültürel yabancılaşma ve tüketim kültürüne yönelttiği söylenebilir. Çalışmanın hipotezi: "Postmodernizm, 1980'li yıllardan itibaren Türk kamu yönetimini etkilemeye başlamış, ilerleyen yıllarda da siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel boyutlarla birlikte Türk kamu yönetiminin yeniden yapılanmasında önemli bir faktör olarak rol oynamıştır." Çalışmada tarihsel ve betimsel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Türk kamu yönetiminin postmodernizm etkisiyle şekillendiği siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel alanları incelenerek hipotezin kanıtlanabilirliği değerlendirilecektir.

Ekonomik analizEkonomik etkiKamu yönetimi+5
Mine Güzel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nursel Duruel hayatı, sanatı ve eserleri üzerine bir inceleme

Bu çalışma, edebiyatımıza başta öykü kitapları olmak üzere biyografik ve antolojik eserler kazandırmış, edebiyat dünyasının önemli isimleriyle yaptığı söyleşilerle edebiyat alanını zenginleştirmiş olan Nursel Duruel'in hayatını, poetikasını ve kurmacaya dayalı eserlerini anlamlandırma çabasını kapsamaktadır. Daha öncesinde yazarın hayatı, sanatı ve eserlerinin bütünlüklü bir çalışma ile ele alınmamış olması böyle bir çalışmaya zemin hazırlamıştır. Duruel ile yapılan söyleşilerden hareketle hazırladığımız (bizzat kendisi ile yaptığımız söyleşiler de dâhil olmak üzere) "HAYATI" bölümünde yazarın doğumu, ailesini, çocukluğunu, meslek hayatını, öykü evrenini oluşturan poetik görüşlerini açıklamaya çalıştık. Duruel'in edebiyatımıza kazandırdığı eserleri de bu bölüme dâhil ettik. "YAPI ve İZLEK" adlı bölümün ilk kısmında yazarın öykü evrenini inşa ederken seçmiş olduğu mekânları, kişileri ve zamanı nasıl biçimlendirdiğine dair tasnifler yer alırken; ikinci kısmında ise Duruel'in öykülerindeki izlekler yer alır. Özellikle izlek kısmında, öykülerde yer alan psikolojik ve sosyolojik geri planı yapmış olduğumuz disiplinler arası okumalarla anlamlandırmaya çalıştık. "DİL ve ÜSLÛP" adlı bölümde yazarın modern dünyayı ve bu dünyadaki insanların hayata tutunma çabalarını ve hayata karşı tutumlarını kurgusal bir şekilde anlatırken kullandığı anlatım tekniklerini ve kelime dünyasını aktarmaya gayret gösterdik. Çalışmanın son kısmına ise yazarın yaptığı ve yazarla yapılan söyleşileri, kendi yazılarını, Duruel için düzenlenmiş sempozyumları vs. bir araya getirmeye çalıştığımız bir bibliyografya ekledik. Anahtar Kelimeler: Dil, 1980 dönemi öykücülüğü, metin incelenesi, modernizm, Nursel Duruel.

BiyografiDilDuruel, Nursel+6
Merve Malak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The narrative strategies and temporal experiments in Martin Amis's Time's Arrow And London Fields

In the realm of contemporary literature, the narrative landscape continues to evolve, giving rise to an amalgamation of forms that challenge traditional storytelling conventions. In this context, the works of acclaimed British novelist Martin Amis stand out for his idiosyncratic style, which might be aptly described as a hybrid form of postmodernism. Characterized by its skepticism towards grand narratives, self-reflexivity, and bold experimentation with form and language, Amis's writing transcends traditional boundaries and embraces the multifaceted nature of the postmodern aesthetic. In this context, with a focus on Amis's groundbreaking novels Time's Arrow (1991) and London Fields (1989), this thesis embarks on a compelling exploration of his narrative strategies and temporal experiments within the framework of his distinct hybrid postmodernism. Through the analysis of these techniques, the thesis aims to shed light on the innovative techniques used and their implications for narrative construction and the boundaries of storytelling.

Amis, MartinNarrativeStory telling+5
Minay Çiğdem Dereli
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern felsefede Platon eleştirisi

Platon, Batı felsefi düşünce geleneğinin en önemli kurucu simasıdır. Zira metafizik karakterdeki felsefi düşünce geleneğinin önemli temel kavram, kabul ve ayrımları büyük ölçüde Platon (ve ondan ayrı düşünülemeyecek olan Sokrates) tarafından belirlenmiştir. Platon'un felsefe için belirlediği çerçeve günümüze dek felsefi düşüncenin güzergâhını belirlemiştir. Bu nedenle modern felsefe dahil olmak üzere tüm felsefi düşünce, kavram ve kategorilerin ardında Platon'un hayaletini görmek mümkündür. İşte özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında yaygınlık kazanan postmodern düşünsel yaklaşım bu egemen felsefi düşünce geleneğiyle hesaplaşmaya, düşünce için yeni yollar bulmaya, yeni bir düşünüş biçimi vücuda getirmeye giriştiğinde bir şekilde Platon'la hesaplaşmak ve onun üstesinden gelmek zorunda kalmıştır. Zira postmodern düşünürlerin nazarında Platon'un alt edilmesi ve onun felsefesinin çözülmesi, yapısökümüne uğratılması hakikat temelli metafiziksel, rasyonel felsefi geleneğin üstesinden gelmek olacaktır. Bu gerçekleştiğinde felsefi düşüncenin önüne yeni mecralar açılacak ve felsefe çoğulcu bir karakter kazanacaktır. Bu amaçla Lyotard, Derrida, Deleuze, Foucault, Baudrillard vb. düşünürler Platoncu felsefi geleneğin tamamını ya da bir kısmını yeniden değerlendirmeye ve eleştiriye tabi tutarak bu düşünce evreninin dışına çıkmaya çalışırlar. Çünkü onlara göre modern çağda yaşanan tüm düşünsel, toplumsal ve politik krizlerin kökeninde söz konusu metafizikçi felsefi düşünce geleneği yer almaktadır. Postmodern düşünürler Platon eleştirisinde büyük ölçüde Nietzsche ve onun takiben Heidegger'e yaslanırlar. 19. yüzyılda Nietzsche, Platon'un merkezinde yer aldığı felsefi düşünce ve kabullere çok şiddetli bir şekilde saldırarak onları yıkmaya, yeniden değerlendirmeye ve inşa etmeye girişir. Bu nedenle Nietzsche, postmodern yaklaşımın erken bir öncüsü olarak görülebilir. Nietzsche'yi takiple postmodern düşünürler Platon'un üstesinden gelmenin felsefi düşünme biçiminin üstesinden gelinmesi olduğunu düşünmüşler ve eleştiri oklarını büyük ölçüde felsefeyi temsilen Platon'a yöneltmişlerdir. Anahtar sözcükler: Platon, Postmodernizm, Metafizik, Hakikat, Nesnellik, Perspektif.

HakikatMetafizikNesnellik+2
İsmail Açıkgöz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılda sanatın üretim, tüketim ve eylem alanı olarak sokak

Burjuva Devrimi'nin, Aydınlanma'nın ve Sanayileşme'nin tüm getiri ve götürüleri ile girilen 20. yüzyılda, kapitalist endüstrinin hızlı gelişimiyle ortaya çıkan tüm toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi dönüşümler; hem sokağı hem sanatı hem de sokak ve sanat arasındaki ilişkiyi doğrudan etkilemiştir. Sokak, bu anlamda salt fiziksel bir mekan olmanın ötesinde toplumsal, kentsel ve gündelik hayat içindeki her türlü gelişmenin ve dinamiğin merkezinde olmuştur. Sanat ise tüm bu dönüşümlerin bir aracı ya da bir aktörü olarak, başka bir deyişle tüm bu gelişmelerin bizzat öznesi ya da nesnesi olarak, öyle ya da böyle yüzyıl boyunca etkin rol almıştır.Sanat alanı için 20. yüzyıl, geçmiş on dokuz yüzyılı ile her anlamda hesaplaştığı bir dönem olmuştur. Bu sorgulamaya sebep olan ise bahsi geçen dönüşümlerdir: Yani eski sistemlerin yerine gelen yeni sistemler, yeni üretim teknik ve biçimleri, yeni toplumsal ve kültürel yapılardır. Sanatçı, bu bağlamda gerek tüm bu yenilikleri yerinde keşfetmek üzere, gerek tüm bu yeni sistemle iktidar ve özgürlük mücadelesine girmek üzere, gerekse de tüm bu yeni sistem içinde yaşamını sürdürebilmek ve kendine bir rol, bir alan ya da bir kazanç sağlayabilmek üzere sokakta yer alabilmiştir. Bu çalışma, 20. yüzyıl boyunca sanatsal alanın ilgili tüm aktör ve araçlarının sokakta yer alma nedenlerini, süreçlerini ve sonuçlarını irdeleyerek ilgili kavram, yaklaşım, akım ve uygulamaları biraraya getirmeye çalışmaktadır.

AltkültürAvangard sanatKamusal alan+6
Eren Gülbey
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernist kent ve heterotopyalar

Sanayi devriminin gelmesiyle, toplum hayatında köklü değişimler meydana gelmiştir. Bu değişimler doğrudan kentlerin ve yapıların bütün detaylarına kadar etki ederek, birçok tanımı yok etmiş ve yerine yenilerini inşa etmiş ya da etmeye çalışmıştır. Modernist mimarların veya şehircilerin baskın iktidarı altında ortaya konan yaklaşımlar bütünü, evrensel ve tek doğru olma kaygıları güderek yükselmiş ve ardından yine aynı kaygılara olan tepkilerle sona ermiştir. 1960'larda baş göstermeye başlayan bazı eleştiriler ve yeni yaklaşımlar 1970'lerde hâkimiyetini artırarak postmodernlik adıyla tartışılan yeni toplumsal dinamikleri ortaya koymuştur ve ardından bu dinamiklerin şehircilik ve mimarlık alanlarına nüfuz etmesi çok sürmemiştir. Üstelik mimarlık ve şehircilik postmodern, dinamikler için çok verimli sahalar olmuşlardır. Farklılaşmak, yerelleşmek, tüketim, çoğulculuk, kolaj gibi kavramlarla ilişki kuran bu yükseliş günümüzde doruk noktasına ulaşmış gibi görünmektedir. Günümüzün şehircilik ve mimarlık araştırmaları yapılırken, Micheal Foucault'un ortaya koyduğu heterotopya kavramı, günümüzün yapılaşma mantığıyla örtüşür olması açısından kullanışlı ve kritiktir. Çağımızda yalıtılmış ve içe dönük heterotopyan dinamikler gerek kentsel gerekse mimari ölçekte, mekân ve zamanın organizasyon mantığında açıkça okunabilmektedir artık. Tek cümlelik bir özet ile heterotopyalar, büyüyen kaosun evreninde düzenin adaları olarak yorumlanabilirler. Günümüz kentlerinin ve özellikle metropollerinin daha iyi anlaşılabilmesi için heterotopyaların anlaşılması gerekmektedir.

Postmodern mimariPostmodernizm
Semih İğci
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernizm ve 1970 sonrası resim sanatında kendine mal etme ve uygulamaları

Bu çalışmada Postmodern sanat pratikleri arasında yer alan Kendine Mal Etme, Modenizm'den Postmodrenizm'e kadar geçen süre kuramsal ve sanatsal çerçevede ele alınıp, yapıtlar üzerinden örneklendirilerek anlatılmıştır. Kendine Mal Etme pratiğinin geliştiği postmodernizmin anlaşılabilmesi için modernizmin anlaşılması gerekliliği düşünülerek, birinci bölümde modernizm ve modern sanatın tarihsel perspektiften bakış açısısıyla genel karakteristik özelliklerinin incelenmesine çalışılmıştır. İkinci bölümde Postmodernizm, modernizm'den sonraki süreç ekseninde ele alınıp bu bağlam doğrultusunda kavramsal olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümde genel karakter özellikleri ile postmodern sanat, sanatçılar ve yapıtları incelenmiştir. Kendine mal etme pratiğinin anlaşılması için postmodern sanat stratejilerinin özellikleri ele alınmıştır. Kendine mal etme sanat pratiğine, postmodern resim sanatı üzerinden odaklanıp, sanatçılar ve yapıtları incelenerek, örneklendirilerek anlatılmaya çalışılmıştır.

PostmodernizmResim sanatıTemellük+1
Ercan Olgun
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ahlak felsefesi bağlamında Nietzsche ve postmodernizm

Bu çalışma; üç farklı problemi, ahlak felsefesini, Nietzsche'yi ve postmodernizmi birbirleriyle ilişkisel bir biçimde irdelemeyi amaçlamakla birlikte, çeşitli filozofların fikirleri üzerinden farklı birçok konuya eğilmekte, Nietzsche'yi postmodernizmi ön-celeyen bir filozof olarak ele almakla yetinmek yerine, geçmişe ve çağımıza damgasını vuran filozoflarla bir bütün olarak değerlendirmektedir. Nietzsche'nin yaşamdan yana koyduğu tavrı ve Batı felsefesi eleştirisini postmodernizmin çıkış noktalarıyla birleştirmekle birlikte ilerlemecilik, üst anlatı ve hakikat gibi kavramlar üzerinden çağın krizini etik gerçeklik bağlamında tartışmaya açmaktadır. Çünkü insanlığın ulaştığı aşamayı Nietzsche'nin öngörüsündeki nihilizmi anımsatmakla birlikte, hakikat ve yanılsama, gerçek ve kurgu arasındaki duvar hiç olmadığı kadar zedelenmektedir. İnsan yaşamın anlamı ve amacı konusunda eski dayanaklarını yitirmekte, kimi kavramlar üzerinde şüpheye düşmektedir. Dolayısıyla dünyayı anlamlandırma proje-lerinin insan gerçeği ve yaşam noktasında yetersiz kalışı, yeni bir gerçeğe adım attı-ğımızı göstermekte, bu da kendisini postmodernizm olarak ortaya koymaktadır. Ay-dınlanmacı felsefeden farklı olarak postmodernizm kavramların egemenliğinden ko-puşu temsil eder. Nietzsche'nin aklın, geleneksel düşünme biçiminin ürünü olan iyi-kötü ile beraberinde hakikatin putlaştırılmasına karşı yaşamdan yanalığı postmoder-nizmi öncelemekte; önemli bir problem olarak ilerlemeci tasarılar doğrultusunda 'şimdi'nin yitirilişi ise etik bir problem olarak kendisini çalışma boyunca farklı bağ-lamlarda göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Nietzsche, Postmodernizm, Ahlak, Nihilizm, Üst Anlatılar

AhlakAhlak felsefesiNietzsche, Friedrich Wilhem+3
Barkın Can Topcu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Post modern dönemde ideal beden inşaasında sosyal medyanın etkisine yönelik bir araştırma

Post modern dönem de benlik kavramı bir değer kazanmıştır. Benlik kavramının değer kazanması ile bedene yönelik gelişmeler de toplumda öne çıkmaya başlamıştır. Post modern dönemden önceki dönemler de beden, bu derece birey ve toplum tarafından kontrol altına alınmamaktadır. Toplumun benimsemiş olduğu bu tutum ile birey bedenini kontrol etmeyi bir sosyal norm olarak, hafızasına endekslemiştir. Bireyin uğramış olduğu bu değişim ile bedeni düzenlemeye yönelik yapılan tüm uygulamalar, post modern dönemde istek değil ihtiyaç olarak algılanmaya başlanmıştır. Post modern dönem de toplumun yaygınlaştırmış olduğu beden ölçülerine ve güzellik algısına uyum sağlamak aktörlerin yani bireylerin toplumdaki konumunu belirlemesin de bireye yardım etmektedir. Post modern dönemde ince olmak, zayıf olmak, kaslı olmak, şekilli ve yağsız bir bedene sahip olmak sosyal medyanın da yaygınlaştırmış olduğu düşünceler ve görseller sayesinde, birçok pozitif niteliği barındırmaya başlamıştır. Dolayısıyla bireylerde ideal bedene ulaşmak için kilo verme çabalarıda görülebilmektedir kilo vermek sadece şişman bireylerin değil sağlıklı bir kiloda olan kesimdende büyük bir bir ilgi görmektedir. İdeal beden yaratma eylemelerinde sosyal medyanın yaygınlaştırıcı etkisi olduğu düşünülerek bu çalışma planlanmıştır. Bu çalışmada 18 yaş üstü sosyal medya kullanıcısı bireylere ideal bedenin ve sosyal medya kullanımının anlamlandırılmasına yönelik sorular sorulmuştur. Nitel bir yöntemle yapılmış bu çalışmada ideal bedeni kilo durumu üzerinden değerlendirilebilecek sorular yönlendirilmiştir. Böylece bireylerin bedensel ve ideal beden tanımlamalarına, kilo deneyimlerine, sosyal hayatta geçirdikleri deneyimlerine, sosyal medya kullnımı sırasında; ürünlerden, tüketim pratiklerinden, feneomenlerden, ınfluencerlerden yada ünlülerden etkilenme durumları açığa çıkartılmıştır. Anahtar Kavramlar: Beden Sosyolojisi, Postmodern Dönem, Sosyal Medya

BedenBeden inşasıBeden sosyolojisi+2
Beyza Melike İlter
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects