Tests
314 theses under this subject heading
A test of the job demands and resources (JD-R) model: Integration of challenge and hindrance demands
Recent studies of the JD-R model point out that some job demands do not relate to exhaustion and engagement as claimed in the original major proposition of the model, and they should be categorized as "challenge job demands (CJD)" versus "hindrance job demands (HJD)". Following that path, this thesis aimed at studying the relationships of two CJD (workload and information processing) and two HJD (role ambiguity and emotional demands) with two personal resources (optimism and self-efficacy), two job resources (autonomy and social support), exhaustion and engagement. After conducting various statistical analyses, including structural equation modelling, on data collected from a sample of 415 participants, it has been found that HJD and CJD differed in their relationships with engagement and exhaustion. While HJD was found to decrease engagement and increase exhaustion, CJD was found to increase exhaustion but had no significant effect on engagement. Both personal and job resources were found to relate positively to engagement and negatively to exhaustion. Additionally, resources moderated the relationship between CJD and exhaustion.
Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik kavram yanılgılarının belirlenmesi için üç aşamalı test geliştirilmesi
Bu çalışmada, farklı branşlardaki öğretmenlerin, STEM eğitimine yönelik kavram yanılgılarını belirlemek ve üç aşamalı kavram yanılgısı testi geliştirerek öğretmenlerin sahip oldukları kavram yanılgılarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden sıralı keşfedici desen kullanılmıştır. Öğretmenlerdeki kavram yanılgılarını ortaya çıkarmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni, belirlenen kavram yanılgılarına öğretmenlerin sahip olma oranlarını belirlemek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırma deseni uygulanmıştır. Siirt ilindeki 9 öğretmen ile 19 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve görüşmelerden sonra içerik analizi ile kod-kategori ve temalar oluşturulmuştur. Daha sonrasında ulaşılan kavram yanılgıları ile 8 sorudan oluşan üç aşamalı STEM eğitimine yönelik kavram yanılgısı testi geliştirilmiştir. Testin kapsam ve görünüş geçerliliklerini belirlemek için uzman görünüşüne başvurulmuştur. Üç aşamalı test Siirt ilindeki farklı branşlardaki 163 öğretmene uygulanmış ve nicel veri Microsoft Excel ve SPSS 21.0 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Testin yapı geçerliğini değerlendirmek için yanlış pozitif ve yanlış negatif puanlarının yüzdeleri hesaplanmıştır. Kuder-Richardson (KR-20) güvenirlik katsayısı .61 olarak hesaplanmıştır. Madde güçlük değeri .36; ortalama madde ayırt edicilik değeri .54 olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin STEM eğitimi ile ilgili çeşitli kavram yanılgılarına sahip oldukları ve bilimsel bilgiye sahip olma, bilgi eksikliği, tahmini şanslı cevap ve kavram yanılgısı olmak üzere dört kategoriden oluşan bulgulara ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda ortaya çıkan kavram yanılgıları ile STEM eğitimine yönelik farkındalığın artması ve tanımlamaların şekillenmesi beklenmektedir.
Kadın voleybolcularda kalça ve diz izokinetik kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonel testler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın, kadın voleybolcularda alt ekstremite kalça ve diz fleksör-ekstansör kas gruplarının izokinetik kas kuvvetlerini ölçmek ve üst ekstremite fonksiyonel testler ile aralarında ki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapıldı Çalışmaya Merinos Kadın Voleybol Spor Kulübü'nde 2021-2022 sezonunda aktif voleybol oynayan yaş ortalaması 17,89 ± 4,87 olan 45 sporcu dahil edildi. Çalışma için 14-35 yaş aralığında ve aktif voleybol oynayan ve ortopedik yaralanması olmayan sporcular seçildi. Daha sonra bireylerin demografik bilgileri kaydedildi. Sporcularda kalça ve diz fleksör ve ekstansör kas gruplarının izokinetik kas kuvvet ölçümleri, CYBEX (CSMI HUMAC NORM Testing and Rehabilitation System) cihazı ile yapıldı ve sonuçlar kaydedildi. Sporcuların üst ekstremite fonksiyonel değerlendirmeleri için Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilizasyon Testi (KKZÜEST), Sağlık Topu Fırlatma Testi (STFT) ve Y Denge Testi (YDT) uygulandı. Sporcularda ki anaerobik güç üretme kapasitelerini ölçmek için Dikey Sıçrama Testi uygulandı ve bu testin sonucuna göre kişinin Anaerobik Güç Ölçümleri (AGÖ) Lewis Nomogramı'na göre belirlendi. Verilerin istatistiksel analizi için İstatistiksel analizler için SPSS 22.0 (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) programı kullanıldı ve P<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Yapılan analizler sonucunda KKZÜEST ile diz 60 derece / saniye Hamstring izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). STFT ile 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Hamstring izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). STFT ile 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Quadriceps Femoris izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). STFT ile 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye İliopsoas izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). YDT ile diz ve kalça 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. AGÖ ile diz 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Quadriseps Femoris izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). AGÖ ile diz 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Hamstring izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). AGÖ ile diz 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye İliopsoas izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, alt ekstremite diz ve kalça izokinetik kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonel testler birbiri ile ilişkilidir. Yapılan çalışmanın sonucunda, voleybol sporu yapan kişilerde alt ekstremite kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonel kapasitenin bir biri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Voleybol sporu yapan kişilerin hem üst ekstremite olarak hem de alt ekstremite olarak birlikte değerlendirilmesi ve uygulanacak olan antrenman programının bu veriler göz önünde bulundurularak hazırlanmasının önemli olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: İzokinetik; Voleybol; Fonksiyonel testler; Dikey sıçrama; Güç
Kayıp veriyle baş etme yöntemlerinin madde takımlarında değişen madde fonksiyonu üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı kayıp veriyle baş etme yöntemlerinin madde takımları halindeki veri setlerinde değişen madde fonksiyonu (DMF) belirleme üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma bir yabancı dil testindeki 20 okuduğunu anlama maddesinin yer aldığı altı madde takımından oluşan iki farklı veri seti üzerinde yürütülmüştür. Sola çarpık dağılıma sahip veri seti veri1, sağa çarpık dağılıma sahip veri seti veri2 olarak adlandırılmıştır. Çalışmada tamamen rastgele kayıp (TRK), rastgele kayıp (RK), rastgele olmayan kayıp (ROK) kayıp veri mekanizmaları altında liste bazında silme (LBS), sıfır atama (SA) ve kesirli hot-deck atama yöntemlerinin DMF belirleme performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. DMF belirleme yöntemi olarak madde takımları için ko-değişkenli iki faktörlü çok boyutlu madde tepki kuramı modeline dayalı DMF belirleme yöntemi kullanılmıştır. İki örneklem büyüklüğü (1000 ve 2000) ve iki kayıp veri oranı (%5 ve %15) çalışmada incelenen diğer koşullardır. Çalışmanın sonuçları her iki veri setindeki tüm koşullardan elde edilen DMF değerleri ile tam veri setlerinden elde edilen DMF değerleri arasındaki korelasyonlar incelediğinde, LBS yönteminin en düşük korelasyonlara sahip olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte tüm koşullarda kayıp veri oranının artmasıyla uygulanan kayıp veriyle baş etme yöntemi fark etmeksizin elde edilen korelasyon değerleri düşmüştür. Veri1'e ait DMF analizleri sonucunda %5 kayıp veri oranında DMF'siz maddeleri belirleme performansının üç kayıp veri yöntemiyle benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Veri2'yle gerçekleştirilen analizlerde sekiz koşulda DMF'siz maddeleri belirleme performansında örneklem büyüklüğü arttıkça iyileşme olduğu, diğer koşullarda her iki örneklemde tüm DMF'siz maddelerin doğru sınıflandırıldığı belirlenmiştir. %15 kayıp veri oranında SA ve kesirli hot-deck yöntemlerinin uygulanmasıyla TRK mekanizması altında DMF'li maddeleri belirlenme performansı aynı bulunmuştur.
Üstün zekalı öğrenciler için "Bir Mentor Çiz Testi" nin geliştirilmesi
Bu araştırma üstün zekalı öğrencilerin eğitiminde sıklıkla kullanılan eğitim stratejilerinden biri olan mentorluk desteğinin aktif yürütücüsü mentora ilişkin öğrencilerin tercihlerini belirlemeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Mentorluk hizmeti sürecinde mentor seçimi sürecin en kritik parçası durumundadır. Bu çalışma kapsamında üstün zekalı lise öğrencilerinin faydalı bir mentorluk hizmeti alması amacıyla mentor seçiminin önemi doğrultusunda öğrencilerin ideallerindeki mentorle, alternatif mentorlerin eşleştirilmesini kolaylaştıracak dolayısıyla hizmetin kalitesine katkı sağlayacak bir ölçme aracının geliştirilmesine odaklanılmıştır. Bu odak doğrultusunda BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi)'e devam eden üstün zekalı lise öğrencilerin ideallerindeki mentorun belirlenmesi için "Bir Mentor Çiz" testinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yöntemi açısından "geçerlilik ve güvenirlilik kanıtları sağlamaya odaklı ölçme aracı geliştirme süreçleri (basamakları)" işe koşulmuştur. Çalışmanın katılımcılarını, Ankara'da dört BİLSEM'deki lise 9-12. sınıf düzeyinde olan 125 öğrenci oluşturmuştur. Ölçme aracı olarak bireysel bilgi formu, "Bir Mentor Çiz" ve Bir Mentor Seç Testi kullanılmıştır. Testten elde edilen sonuçların geçerlilik ve güvenirliliklerinin iyi düzeyde olduğu bulunmuş (Bir Mentor Seç= X2(5, n = 123) =15.488, p= .008; Bir Mentor Çiz, α= .73), testin uygulanabilirliği ise katılımcı görüşlerine göre mükemmel olarak belirlenmiştir. "Bir Mentor Çiz" testi ve Bir Mentor Seç testi bulgularının da birbiri ile örtüştüğü belirlenmiştir, bu durumda bu geçerlilik kanıtı olarak kabul edilmiştir. "Bir Mentor Çiz" testinin test-tekrar test uygulamaları sonucunda ölçeğin aynı yapıyı ölçtüğü (Z=-.244, p= .808) görülmüştür.
İngilizce kelime bilgisi testinin (VST) bireyselleştirilmiş bilgisayarlı test olarak uygulanabilirliğinin incelenmesi
Bireyselleştirilmiş Bilgisayarlı Testler (BBT) ölçülmek istenen yapının daha az madde ile ölçme kesinliğinden ödün vermeden ölçülebilmesine olanak sağlar. İngilizce kelime bilgisi gibi ölçülebilmesi için çok sayıda maddeye ihtiyaç duyulan yapılar için BBT bu noktadan önem teşkil eder. Bu çalışmada, İngilizce kelime bilgisini daha kısa sürede ve daha az madde ile ölçebilmek amacıyla, alan yazında İngilizce kelime bilgisini ölçmek amacıyla en çok kullanılan testlerden biri olan Vocabulary Size Test'in (VST) BBT versiyonu (BBT-VST) geliştirilmiştir. VST 140 maddeden oluşan çoktan seçmeli bir testtir. Öncelikle VST'nin kâğıt-kalem formu ile 1622 lisans ve lisansüstü öğrenciden toplanan veriler ile VST'nin geçerlik kanıtları araştırılmıştır. VST'nin İngilizce kelime bilgisini ölçmek için geçerli bir ölçme aracı olduğunun belirlenmesinden sonra aynı verilerle post-hoc simülasyonlar yapılmıştır. Çeşitli BBT kurallarının test edildiği simülasyonlardan elde edilen bulgulara göre gerçek zamanlı BBT uygulaması için en uygun yetenek kesirim yöntemi EAP, madde seçim yöntemi MFI, sonlandırma kuralı "SH ≤ .25" ve madde kullanım sıklığı kontrol yöntemi de "randomesque = 5" olarak belirlenmiştir. En uygun BBT kurallarının tespitinden sonra Concerto platformu ile BBT-VST geliştirilmiştir. Altmış lisans ve lisansüstü öğrenciden VST'nin hem kâğıt-kalem hem de BBT versiyonu ile iki versiyondan elde edilen bulguları karşılaştırmak amacıyla veri toplanmıştır. Bulgulara göre kâğıt-kalem versiyonu ile BBT versiyonunda kestirilen yetenek puanları arasında yüksek ilişki vardır (R= .83, %95 GA = .73, .90). BBT uygulamasında ortalama test uzunluğu 12 olmuştur. Bu sonuç da göstermektedir ki BBT-VST %91 oranında daha az madde kullanarak İngilizce kelime bilgisini güvenilir bir şekilde kestirmiştir.
Üstün zekâlı öğrencilerin fen bilimlerine özgü yeteneklerinin değerlendirilmesi: Bir test geliştirme çalışması
Ülkemizde ve dünyada üstün zekâlı bireylerin tanılanması amacıyla çeşitli ölçme araçları (zekâ testleri, genel yetenek testleri, akademik testler ve ölçekler) geliştirilmiştir. Tanılamada önemli verilerin toplanmasını sağlayan bu araçlar, bireylerin çeşitli özelliklerine ilişkin bilgiler sağlasa da farklı disiplinlere özgü yeteneklere ilişkin bilgi sağlamakta sınırlılıklara sahiptirler. Üstün zekâlı bireylere yönelik bir tanılamayı takiben, söz konusu bireylere uygun bir eğitim programı tasarımı yapılması ihtiyacı doğmakta ve bireyi uygun bir programa yerleştirme amacı güdülmektedir. Fakat eğitim programları, yapısal özelliklerindeki sınırlılıkları sebebiyle çoğunlukla tek bir alana yönelik biçimde planlanmaktadır. Bu sınırlı disiplinler-alanlar çoğunlukla matematik, fen bilimleri, teknoloji ve mühendislik bölümlerini içermektedir. Bu bağlamda sadece zekâ testleri ve başarı testleri ile ölçeklere odaklı bir tanılama süreci, disipline-alana özgü eğitim programı geliştirme konusunda detaylı bilgi sağlamamaktadır. Bu sebeple disipline-alana özgü yetenek testlerinin geliştirilmesi ve tanılamada kullanılması önemli bir boşluğu kapatacaktır. Bu çalışmanın amacı 5-8. sınıflarda öğrenim görmekte olan "üstün zekâlı" tanısı almış öğrencilerin fen bilimleri disiplinine özgü yeteneklerinin değerlendirmesinde kullanılabilecek bir yetenek testi geliştirmektir. Araştırmaya 338, 5.-8. Sınıf öğrencisi katılmıştır. Bu öğrenciler arasında 5. sınıfta 12, 6. Sınıfta 56 ve 7. ve 8. Sınıfta 7 üstün zekâlı tanısı almış öğrenci bulunmaktadır. Elde edilen yapı geçerliliği verileri tek faktörlü yapıyı doğrulamıştır. Dahası üst sınıf grupları ve alt sınıf grupları arasında da test puanları açısından üst gruplar lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 28 maddeden oluşan envanterden elde dilen puanların Cronbach Alfa güvenirlik değerinin .87 olduğu belirlenmiştir. Elde edilen geçerlilik ve güvenirlik bulguları ölçme aracından elde edilen puanların araştırma ve değerlendirme amacıyla kullanılabileceğini göstermektedir.
Sabit ve anında bireyselleştirilmiş çok aşamalı testlerin karşılaştırılması
Pek çok geniş ölçekli değerlendirmede Bireyselleştirilmiş Bilgisayarlı Testler (BBT) ve Bireyselleştirilmiş Çok Aşamalı Testler (BÇAT) gibi uyarlanabilir test yaklaşımları benimsenmiştir. BBT'nin yeteneği eksik ya da fazla kestirmesi, maddeler arası gezinmeye izin vermemesi, maddeyi atlamak için mutlaka cevap gerektirmesi ve senaryo tabanlı sorulardan oluşan ortak köklü maddelerin kullanılamaması gibi sorunlarını azaltabileceği düşüncesi ile BBT yerine BÇAT yaklaşımı tercih edilmeye başlandı. BÇAT, uygulama öncesinde birleştirilen panel ve modüller ile BBT'nin sorunlarını azaltsa da; daha az uyarlama noktası olması, tamamen bireyselleştirilmiş olmaması, aynı panel ve modül yapılarının sürekli uygulanması ile oluşan test ve madde güvenliği tehditi dezavantajları bulunmaktadır. Maddelerin katılımcının yetenek düzeyinde biraraya getirilerek modüllerin oluşturulduğu yeni bir yaklaşım olan A-BÇAT ise BBT ve S-BÇAT'ın güçlü yönlerinden faydalandığı ve zayıf yönlerini azalttığı için potansiyel taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı farklı benzetim koşulları altında S-BÇAT ve A-BÇAT yaklaşımlarını ölçme kesinliği ve madde güvenliği açılarından karşılaştırmaktır. Araştırmada simülasyon çalışması yürütülmüştür. TIMSS uygulamasında kullanılan 3PL modele dayalı maddelerin parametre dağılımları ile 400 maddenin parametreleri üretilerek madde havuzu oluşturulmuştur. 72 simülasyon koşulu altında 100 replikasyon ile karşılaştırmalar yapılmıştır. Sonuçlar, A-BÇAT'ın hem ölçme kesinliği hem de madde güvenliği açılarından S-BÇAT'tan daha iyi sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Kısa test uzunluklarında A-BÇAT'ın S-BÇAT'tan oldukça iyi ölçme kesinliğine sahip olduğu görülmektedir. Yetenek dağılımlarına göre, A-BÇAT'ın özellikle normal olmayan dağılımlarda S-BÇAT'tan daha iyi sonuçlar ürettiği sonucuna ulaşılmıştır. Modül/test uzunluğu oranına göre son modül uzunluğunun arttığı K-K-U oranında A-BÇAT'ın ölçme kesinliği farkının arttığı gözlemlenmiştir. A-BÇAT'ın sunduğu başarılı ölçme kesinliği ve madde güvenliği bulguları hem geniş ölçekli değerlendirmeler hem de literatür doğrultusunda tartışılmaktadır.
Bireyselleştirilmiş çok aşamalı testlerde çok kategorili madde oranının yetenek kestirimine etkisi
Çalışmanın amacı, karma testlerin kullanıldığı bireyselleştirilmiş çok aşamalı testlerde (BÇAT) çok kategorili madde oranının farklı koşullarda yetenek kestirimine etkisini incelemektir. Çalışma simülasyona dayalı bir araştırmadır. PISA 2018 uygulamasında okuma becerileri alanında kullanılan iki ve çok kategorili maddelerden kestirilen madde parametreleri kullanılarak, bireylerin yetenek parametreleri ve madde havuzu oluşturulmuştur. BÇAT koşulları; panel desenleri ("1-2", "1-3", "1-4", "1-2-2", "1-2-3" ve "1-3-3"), test uzunlukları (20, 40 ve 60), yönlendirme yöntemleri (Doğru Sayısı (DS) ve Maksimum Fisher Bilgisi (MFB)) ve çok kategorili madde oranıdır (%10, %30 ve %50). Simülasyon veriler, BÇAT deseni ve analizler, WinGen, Cplex ve R Studio programındaki 'mstR' paketi ile elde edilmiştir. Çalışmada toplam 108 koşul, 100 replikasyon incelenmiştir. Simülasyonlar sonucunda RMSE, ortalama mutlak yanlılık ve korelasyon değerleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, testlerdeki çok kategorili madde oranı %10'dan %50'ye çıktığında, ortalama mutlak yanlılık ve RMSE değerlerinin düştüğü, korelasyon değerlerinin ise arttığı görülmektedir. Test uzunluğu arttıkça RMSE ve ortalama mutlak yanlılık değerleri düşerken, korelasyon değerlerinin arttığı görülmektedir. Yönlendirme yöntemleri açısından MFB, DS yönlendirme yöntemine göre daha iyi performans göstermiştir. Genel olarak üç aşamalı panel desenleri iki aşamalı panel desenlerine göre manidar düzeyde iyi sonuçlar vermiştir. 1-2 ve 1-4 panel desenlerinde ise hangi yönlendirme yönteminin kullanıldığının bir önemi bulunmamaktadır.
Testin psikometrik özelliklerinin sinyal tespit kuramıyla belirlenen üstbilişsel izleme düzeylerine etkisi
Üstbilişsel izleme, öğrencinin başarı testi sorularını cevaplaması sırasında uygulamış olduğu bilişsel süreçlerin farkında olabilmesi ve bilişsel stratejilerinin soruyu yanıtlamak için yeterli olup olmadığını değerlendirebilmesi etkinliğidir. Bugüne kadar üstbilişsel izleme, farklı yöntemlerle ölçülmeye çalışılmış olup bunlardan biri de Sinyal Tespit Kuramıdır. Altıncı sınıf düzeyindeki 3489 öğrenciye, çevrimiçi olarak okuma becerileri testi uygulanmış ve her sorudan önce bu soruyu yanıtlayabileceğine inanıp inanmadığı; yanıtladıktan sonra ise yanıtından 1-5 arasında ne kadar emin olduğu sorulmuştur. Veriler, Tip-2 Sinyal Tespit Kuramı ile analiz edilmiş ve üstbilişsel izleme düzeylerine ulaşılmıştır. Ayrıca KTK ve MTK ile madde parametreleri hesaplanmıştır. Madde parametrelerinin üstbilişsel izleme düzeyleri üzerinde anlamlı ancak zayıf bir etki tespit edilmiş olup düşük güçlük ve yüksek ayırt ediciliğe sahip maddelerde daha yüksek üstbilişsel izleme puanı elde edilmiştir. Ayrıca "Üstbilişsel izleme puanı yüksek olan ile düşük olan öğrencileri ayırabilen maddelerin özellikleri nelerdir?" sorusu üzerine maddelerin üstbilişsel ayırt edicilikleri, ki-kare istatistiği ve nokta çift serili korelasyon katsayısıyla hesaplanmıştır. Üstbilişsel ayırt edicilik ile madde parametrelerinin ilişkisine bakılmış olup yalnızca madde güçlüğü ile orta düzeyli negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca üstbilişsel izleme ile testten alınan toplam puan arasındaki ilişki incelenmiş ve pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak bilişsel bir test üzerinden yapılan Sinyal Tespit Kuramı ile üstbilişsel izleme ölçümü, test maddelerinin özelliklerinden pratikte zayıf düzeyde etkilenmektedir. Ancak bu bulgu, üstbilişsel izleme ölçümü yapılacak bilişsel testte madde seçiminin önemsiz olduğunu göstermemektedir. Üstbilişsel ayırt edicilik katsayısı, gelecek çalışmalarla standartlaştırılabilir ve ölçümler için kriterler belirlenebilir. Böylece psikolojik bir yapı olan üstbiliş, daha iyi ölçülerek anlaşılabilirliği ve ölçülebilirliği sağlanabilir.
Bilgisayarda bireyselleştirilmiş testlerde madde cevaplama süresi yetenek düzeyi ve madde parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Bilgisayarda Bireyselleştirilmiş Testlerde (BBT) madde cevaplama süresinin, yetenek düzeyi ve madde parametreleri ile ilişkisini inceleme amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'nın (ALES) 2017 sonbahar, 2018-1/2/3 dönem soruları ile gerçek zamanlı BBT hazırlanmıştır. Bu dönemlerde sınava girmiş olan adaylardan madde tepki kuramı (MTK) modellerinden Rasch Modeli ile madde ve yetenek parametreleri elde edilmiştir. Bu madde parametreleri ile hazırlanan BBT'nin sayısal testini 238, sözel testini ise 203 birey tamamlamıştır. BBT uygulaması, ALES'e girmeye uygun olan lisans son sınıf öğrencilerine ve lisans mezunu olan bireylere uygulanmıştır. BBT esnasında bireylerin her bir maddeyi cevaplamak için harcadığı süre kaydedilmiştir. Madde cevaplarken harcanan sürenin madde ve yetenek kestirimine dahil edildiği lognormal madde cevaplama süresi modeli (LNCSM) analizleri R Studio'da LNIRT paketi yardımıyla yapılmıştır. LNCSM ile elde edilen madde ve yetenek parametrelerinin MTK'nın Rasch Modeli ve 2 parametreli lojistik modeli (2PLM) ile elde edilen madde ve yetenek parametreleri ile ilişkisi incelenmiştir. Cevaplama süresini dikkate almayan MTK ile elde edilen madde parametreleri ile LNCSM ile elde edilen madde parametreleri arasında ilişki olma durumları MTK modeline göre (Rasch-2PLM) değişse de süre parametreleri ile madde parametreleri arasındaki anlamlı ilişki bulunmuştur. LNCSM ile kestirilen hız parametresi ile yetenek değerleri arasında negatif ilişki çıkmıştır. Maddeye ve testin toplamına harcanan sürelerin özellikle düşük ve yüksek yetenek grubundaki bireyler için etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, LNCSM ile MTK modellerinden elde edilen yetenek ve hız değerleri arasında da ilişki elde edilmiştir. Anahtar sözcükler: bilgisayarda bireyselleştirilmiş test, madde tepki kuramı, cevaplama süresi, lognormal madde cevaplama süresi modeli
Üst ekstremite rotasyon testinin başüstü sporcularda güvenirliği ve seçili üst ekstremite performans testleri ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, Üst Ekstremite Rotasyon Testi'nin başüstü sporcularda güvenirliğinin ve Üst Ekstremite Rotasyon Testi'nin üst ekstremite performansının değerlendirilmesinde sık kullanılan testlerden olan Üst Ekstremite Y Denge Testi ile Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi arasındaki ilişkinin incelenmesiydi. Çalışmaya 24 kadın, 24 erkek olmak üzere 48 sporcu (Yaş:19,97 ±2,62 yıl, beden kütle indeksi: 22,26±2,64 kg/ m² ) dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen sporcuların branşları; voleybol (n=16), basketbol (n=16) ve hentbol (n=16) şeklindeydi. Test-tekrar test güvenirliğinin değerlendirilmesi amacıyla Üst Ekstremite Rotasyon Testi bir hafta ara ile iki kez yapılırken, Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi ve Üst Ekstremite Y Denge Testi bir kez yapıldı. Üst Ekstremite Rotasyon Testi başüstü sporcularda hem dominant (ICC:0,80) hem nondominant ekstremite (ICC:0,81) için yüksek güvenirlik gösterdi. Üst Ekstremite Rotasyon Testi'nin mutlak güvenirliğini değerlendirmek amacıyla standart ölçüm hatası (SEM) ve minimal tespit edilebilir değişim (MDC) değerleri hesaplandı. SEM değeri dominant ekstremite için 1,15; nondominant ekstremite için 1,22; MDC değeri ise dominant ekstremite için 3,18; nondominant ekstremite için ise 3,38 olarak hesaplandı. Üst Ekstremite Rotasyon Testi ile Üst Ekstremite Y Denge Testi arasında herhangi bir ilişki görülmezken (dominant ekstremite: r:0,01, p:0,94; nondominant ekstremite: r:0,005, p:0,97) Üst Ekstremite Rotasyon Testi ile Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi arasında (dominant ekstremite normalize değer: r:0,54, p<0,001; nondominant ekstremite normalize değer: r:0,65, p<0,001) orta düzeyde pozitif ilişki görüldü.
Test ve alt testlerde eşitlemenin farklı koşullar açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı çok boyutlu yapıya sahip bir testin, çeşitli uygulama basamaklarıyla test düzeyinde ve alt test düzeyinde eşitlenmesinden elde edilen sonuçlarını değerlendirme ölçütleri açısından karşılaştırmaktır. Araştırma simülasyon verileri kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmada eşitleme hatasını en aza indiren yöntem ve koşullar belirlenmeye çalışıldığı için, çalışma temel araştırma niteliği taşımaktadır. Bu araştırmada iki test formunu eşitleyebilmek için ortak maddeli denk olmayan gruplar (CINEG) deseni kullanılmıştır. Eşitleme işlemi farklı parametre kestirim yolları ile test ve alt test düzeyinde eşitleme sürecinin yürütülmesine göre 6 farklı uygulamada gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında eşitleme sürecinin yürütüldüğü altı farklı uygulamanın performansı alt testler arası ilişki düzeyi, alt testlerde madde sayısı, alt testlerde ortak madde oranı, örneklem büyüklüğü, testler ve alt testler arası güçlük düzeyi ile ölçek dönüşüm yöntemlerine göre incelenmiştir. Bu koşullar altında eşitleme süreçleri MTK gerçek puan eşitleme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada eşitleme sonuçlarının doğruluğunu incelemek amacıyla madde ve yetenek parametreleri için RMSE (eşitleme hatası), BIAS (eşitleme yanlılığı) ve SE (standart hata) değerleri hesaplanmıştır. Çalışma kapsamında; verilerin üretilmesi aşamasında R yazılımı, madde ve yetenek parametrelerinin kestiriminde IRTPRO 4.2 ve tek boyutlu eşitleme için IRTEQ, çok boyutlu eşitleme için LinkMIRT programı kullanılmıştır. Çok boyutlu yapıya sahip test parametrelerinin tek boyutlu 3PL MTK modeline göre kestirildikten sonra yapılan eşitlemede en yüksek hata değerlerine ulaşılmıştır. Bu hata değerlerini parametrelerin çok boyutlu 3PL MTK modeline göre kestirildikten sonra yapılan eşitleme işleminden elde edilen hata değerleri izlemektedir. Bu çalışma açısından en küçük hata değerleri her bir alt test parametrelerinin tek boyutlu 3PL MTK modeline göre kestirildikten sonra alt test düzeyinde yapılan eşitlemeden elde edilmiştir.
ABİDE 2016 Türkçe ve fen bilimleri alt-testlerinin öğretmen özelliklerine göre ölçme değişmezliğinin incelenmesi
Millî Eğitim Bakanlığı 8. Sınıf seviyesindeki öğrencilerinin bilgi ve becerilerini test etmek amacıyla 2016 yılında ABİDE (Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) çalışmasını gerçekleştirmiştir. 2 yılda bir uygulanması planlanan ABİDE ile ulusal düzeyde izleme ve değerlendirme sistemi kurulması amaçlanmaktadır. ABİDE 2016 çalışmasının ülkemizde ilk defa uygulanması nedeniyle sonuçlarının geçerliğine yönelik ölçme değişmezliği çalışmalarının yürütülmesi oldukça önemlidir. Ayrıca son yıllarda yapılan araştırmalarda öğrencilerin başarılarını etkileyen en önemli faktör öğretmenlerinin niteliği olarak gösterilmektedir. Bu araştırma kapsamında öğretmenlerin eğitim düzeyi ve mesleki deneyimlerine göre öğrencilerin Türkçe ve fen bilimleri testlerindeki başarılarının ölçme değişmezliği incelenmiştir. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan veriler kullanılmıştır. Araştırmada, ABİDE 2016 Türkçe ve fen bilimleri testlerinde bulunan çoktan seçmeli maddelere verilen öğrenci yanıtları ile öğretmen anketi verileri kullanılmıştır. Mesleki deneyime göre yapılan analizlerde verilerin tamamı kullanılırken eğitim düzeyine göre ölçme değişmezliğinin incelenmesi aşamasında alt örnekleme metodu kullanılmıştır. Verilerin analizinde Factor 10 ve Mplus 7 programlarından yararlanılmıştır. Çalışma sonunda ölçme değişmezliği test edilen Türkçe ve fen bilimleri başarısı modelleri öğretmenlerin mesleki deneyimi ve eğitim düzeyine göre oluşturulan öğrenci grupları arasında ölçme değişmezliğinin tüm aşamalarını sağlamıştır.
Karma testlerde doğrulayıcı faktör analizi kestirim yöntemlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı doğrulayıcı faktör analizinde (DFA) kullanılan en çok olabilirlik (EÇO), güçlü en çok olabilirlik (G-EÇO), ortalama ve varyansların düzeltildiği ağırlıklandırılmış en küçük kareler (OV-AEKK), ortalama ve varyansların düzeltildiği ağırlıklandırılmamış en küçük kareler (OV-UEKK), ağırlıklandırılmış en küçük kareler (AEKK) ve Bayes kestirim yöntemlerinin performanslarının, karma formattaki testlerde belirlenen simülasyon koşullarına göre karşılaştırılmasıdır. Monte Carlo simülasyonu olarak gerçekleştirilen bu çalışmada koşullar; açık uçlu madde yüzdesi (%10, %20, %40, %50), açık uçlu maddelerin dağılımı (normal, sağa çarpık, sola çarpık), açık uçlu maddelerin puan kategori sayısı (3, 4 ve 5), ortalama faktör yükü (0.40, 0.60, 0.80), örneklem büyüklüğü (200, 500 ve 1000) ve testteki madde sayısı (20, 30, 40) olarak belirlenmiştir. Her bir koşul için 1000 replikasyon yapılmıştır. Araştırmada tek boyutlu yapılar incelenmiştir. Araştırmada kestirim yöntemlerinden elde edilen yakınsama oranı (YO), uygun olmayan çözümler (UOÇ), doğru kestirim yüzdesi (DKY), göreli yanlılık (GY) ve standart hata yanlılığı (SHY) değerleri bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda elde edilen bulgular 2016 yılında Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi (ABİDE) çalışmasından elde edilen gerçek veri setleriyle karşılaştırılarak ampirik olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda örneklem büyüklüğü ve ortalama faktör yükünün artmasıyla yöntemlerin daha doğru kestirimler yaptığı gözlenmiştir. Araştırmada tüm koşullarda en iyi şekilde çalışan bir yöntem olmadığı söylenebilir. Ancak tüm koşullar değerlendirildiğinde OV-UEKK yönteminin performansı diğer yöntemlere göre bağımlı değişkenler açısından daha yüksek performans göstermiştir. OV-AEKK yöntemi de OV-UEKK yöntemine yakın sonuçlar vermektedir. Ayrıca Bayes yöntemi küçük örneklemlerdeki bazı koşullarda OV-AEKK ve OV-UEKK yöntemlerinden daha yüksek doğru kestirim yüzdesine sahiptir.
Şizofreni hastalarının kullandığı savunma mekanizmalarının Rorschach testi ile analizi
Bu çalışmada; şizofreniye özgü savunma mekanizmalarının Lacan'ın psikoz kuramında getirmiş olduğu Ayna Evresi'ne Gerileme, Baba-nın Adı'nın Men Edilmesi, Simgesel Düzenin dağılması öğretileri çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi Şizofreni Dostları Derneği'ne mensup 5 erkek şizofreni hastasından oluşmaktadır. Çalışmaya gönüllü olarak dahil olan katılımcılarla Psikanalitik Yönelimli Ön Görüşme ve ardından Rorschach Testi uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların Rorschach kartlarına verdikleri yanıtlar ile ön görüşmede alınan öykü birlikte değerlendirilmiştir. Rorschach Testi'nden elde edilen sonuçlara göre hastaların yanıtlarında görülen boşluklar, adlandırma güçlükleri, parçalanmış bedenler, kötücül tasarımlar, zevki düşmemiş ötekiler, persekütif yanıtlar, ben-ben olmayanın ayrışamadığı yanıtlar ve dikkat çeken dil bozuklukları; Lacan'ın psikozlar üzerine olan kuramında ortaya koyduğu Ayna Evresi'ne Gerileme ve Baba-nın Adı'nın Men Edilmesi kavramlarını anlaşılır kılmıştır.
İşe alım süreçlerinde uygulanan testlerin önemi üzerinde bir araştırma
Bu araştırmanın amacı işe alım süreçlerinde uygulanan testlerin öneminin incelenmesidir. Araştırma bir durum çalışmasıdır. Her bir katılımcıya araştırmanın amacı hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmada hazır giyim perakende mağazacılık sektöründe çalışan 5 kişi ile görüşme yapılmıştır. Katılımcılar en az 1,5 yıldır işletmede çalışmaktadır. Veri analizinde nitel veri analizi tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın alt sorularına yönelik olarak kelime ve cümleler işaretlenmiş ve bu işaretlemeler tek tek her katılımcı için tablolara eklenmiştir. İnsan kaynakları açısından işe alım uygulamaları ve süreçleri, iş verimliliği ve performansı açısından önemlidir. Bu nedenle işletmeler tarafından işe alım stratejilerinin doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Covid-19 pandemisi nedeniyle işe alım ve işten çıkarmaların sıkıntı olduğu şu dönemde, işletmeler açısından işe alım süreçleri daha fazla önem kazanmıştır. Bu araştırmada hazır giyim sektöründe işe alım sürecinde uygulanan yöntemler incelenmiştir.
Grup karşılaştırmalarında ön şartlar sağlanmadığı durumlarda transformasyon tekniklerinin I. tip hata ve testin gücü bakımından irdelenmesi
Bu tez çalışmasında varyans analizinde ön şartlar sağlanmadığında uygulanabilecek olan bazı transformasyon yöntemleri farklı dağılımlar, farklı grup sayıları, farklı gözlem sayıları, farklı varyans oranları ve farklı standart sapma cinsinden farkların oluşturulmasıyla hem I. tip hata olasılığı hem de testin gücü değerleri bakımından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan materyal, Python programlama dilinde Numpy kütüphanesindeki random fonksiyonu kullanılarak N (0, 1), χ2(3), t(10) ve β(15, 5) dağılımlarından üretilen tesadüf sayılardan oluşmaktadır. Söz konusu dağılımların her birinde 3, 4, ve 5 grupta her bir gruptaki gözlem sayısı 3, 5, 10, 15, 30 ve gruplar arası varyans oranı son grubun varyans oranının diğer grupların varyans oranından 1, 3, 5 ve 10 katı, ortalamalar arasındaki standart sapma cinsinden farklar 0, 0.5, 1, 1.5 ve 2 olacak şekilde simülasyon düzenleri kurulmuştur. Her bir simülasyon programı 100 000 tekrarlı olarak ele alınmıştır.Çalışmanın sonucunda, I. tip hata olasılığı bakımından varyansların homojenliğindeki bozulmalara bağlı olarak verilere 0.5 ve 0.375 eklenerek karekök alınan transformasyon tekniklerinin diğer transformasyon tekniklerine göre nispeten daha güvenilir sonuçlar verdiği fakat her durumda hem transformasyon uygulanmadan hem de uygulandıktan sonra deneme başında belirlenen I. tip hata olasılığının arttığı gözlenmiştir. Verilerin dağılım şekli normal dağılım, t(10) ve β(15, 5) iken varyansların homojenliği bozulduğunda transformasyon tekniklerinin testin gücü üzerinde dikkat çeken bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Özellikle sağa yatık dağılımda, üçüncü ve dördüncü dereceden kök transformasyonlarının testin gücü değerlerinde daha yüksek sonuçlar verdiği dikkat çekici bir biçimde gözlemlenmiştir.
Bilişsel becerilerin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisi
Travmatik yaşam olaylarına maruz kalan kişiler, ortaya çıkan olumsuz psikolojik sonuçlarla başa çıkabilmek için savunma mekanizmaları geliştirirler. Ancak farklı türlerde ortaya çıkan bu savunma mekanizmalarının türünde hangi süreçlerin etkili olduğu net olarak bilinememektedir. Bu çalışmada, travma sonrası gelişen savunma mekanizmalarının türünün belirlenmesinde bilişsel becerilerin rolü, işlevi ve etkililiği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini basit rastgele seçkisiz örneklem yöntemi ile yaşam boyu en az bir travmatik yaşam olayına maruz kalmış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü ile yaşamboyu hiç travmatik yaşam olayına maruz kalmamış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü oluşturmuştur. İlk aşamada, çalışmaya gönüllü olarak dahil olmak isteyen her bir katılımcıya sosyodemografik veri formu ile beraber travma değerlendirme formu verilmiştir. İkinci aşamada zeka, dikkat ve bellek gibi bilişsel becerileri ölçmek amacıyla Cattell Zeka Testi (3A Formu), d2 Dikkat Testi ve Benton Görsel Bellek Testi uygulanmıştır. Yaşanan travmanın şiddeti, sahip olunan travma sayısı, ego tarafından geliştirilen matür, immatür ve nevrotik savunma mekanizmaları ve dikkat dağınıklığı, psikomotor performans, sürdürülebilir dikkat problemi, dikkat salınımı, görsel bellek, soyut düşünme becerisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Veri analizi için SPSS for Windows 22,0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda bilişsel becerilerinin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisine yönelik anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, Bilişsel Beceriler, Savunma Mekanizmaları
PISA 2015 veri setinde OVA ve OVO stratejileri çerçevesinde bazı temel sınıflandırıcıların performanslarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı hem çok sınıflı verilerin sınıflandırılması için kullanılan OVA ve OVO stratejilerinin hem de bu stratejiler altında uygulanan bazı ikili sınıflandırıcıların performanslarının karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın yöntemi betimsel araştırmadır. PISA 2015 Türkiye uygulamasının fen başarı testi ve anket sonuçları veri seti olarak kullanılmıştır. PISA 2015 Türkiye uygulamasına 61 ilden 187 okul ve 5895 öğrenci katılmıştır. Okullar belirlenirken tabakalı seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmış daha sonra bu okullardan seçilen öğrenciler yine seçkisiz yöntemle belirlenmiştir. Okullar, istatistiki bölge birimleri sınıflamasına göre belirlenen 12 bölge içinden, eğitim türü, okul türü, okulların bulundukları yer ve okulların idari biçimleri dikkate alınarak oluşturulmuştur. 5895 örnek içeren veri setinden, boş veri içeren örnekler silindiğinde elde edilen 3459 örnekli veri seti çalışmada kullanılmıştır. 26 bağımsız 1 bağımlı değişkenden oluşan veri setinde bağımsız değişkenler kategorik olarak tanımlanmıştır. Veri dosyası arff formatına dönüştürülerek WEKA experimenter tezgâhında analizler gerçekleştirilmiştir. OVA ve OVO stratejileri altında belirlenen beş farklı algoritma veri setine uygulanmıştır. Test seçeneklerinden 10 katlı çapraz geçerleme, birleştirme stratejilerinden de oy verme tekniği kullanılmıştır. Analiz sonucunda OVA ve OVO stratejilerinin her ikisi altında en başarılı algoritmalar LR ve NB algoritmaları iken en başarısız algoritma KNN algoritmasıdır. En az örnek içeren sınıfı tahminleyebilme başarısı bakımından her iki strateji altında da en başarılı algoritma KNN algoritmasıdır. Algoritmalar doğruluk değeri ve hata ortalaması bakımından OVA stratejisi altında F metriği bakımından ise OVO stratejisi altında daha başarılıdır. Farklı algoritmaların performansları farklı ve daha çok sayıda veri seti üzerinde, farklı ayrıştırma ve birleştirme stratejileri ile, farklı test seçenekleri, farklı performans metrikleri, farklı algoritma parametreleriyle ya da yapılacak farklı önişlemler ile denenebilir. Anahtar Sözcükler Ayrıştırma stratejileri, Çok sınıflı sınıflandırma, Sınıflandırma algoritmaları, Performans karşılaştırma.
Değerler eğitimi dersinin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin değer algılarına etkisinin kelime ilişkilendirme testi ve resim çizimleri aracılığıyla incelenmesi
Bu araştırmada, dördüncü sınıf öğrencilerinin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretim programında yer alan vatanseverlik, tasarruflu olma ve çalışkan olma değerinin, değerler eğitimi dersi aracılığı ile uygulanmasının etkisini incelemek amaçlanmıştır. Nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem yakınsayan paralel desen uygulanmıştır. Araştırma boyunca veriler Uşak il merkezinde sosyo-ekonomik düzey farklılığı bulunan ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilerden çalışma gurubu oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunda 36 öğrenci yer almaktadır. Öğrencilerle yürütülen uygulama süreci 12 hafta sürmüştür. Uygulama her değer için dört haftalık dilimler şeklinde planlanmıştır. Uygulama sürecinde vatanseverlik, tasarruflu olma ve çalışkan olma değerine yönelik ön test şeklinde KİT (Kelime İlişkilendirme Testi) ve öğrencilerin kendilerini görsel olarak ifade etmelerine olanak sağlayacak resim çizimleri yaptırılmıştır. Sırasıyla vatanseverlik, tasarruflu olma, çalışkan olma değerlerinin ön test çalışmaları yapılarak dört haftalık süreç boyunca yaşantısal olması ve öğrencilerin süreç içinde aktif olmalarına imkân sağlayan rol oynama yöntemi ile dersler işlenmiştir. Sonra uygulaması yapılan her değer için son test şeklinde KİT ve öğrencilerin resim çizimleri istenmiştir. Uygulama sürecinde KİT ön test ve son test sonuçları kavram ağları ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre vatanseverlik, tasarruflu olma ve çalışkan olma değerleri için KİT (Kelime İlişkilendirme Testi) ile oluşturulan cevap kelimelerde anlamlı bir değişim olduğu görülmüştür. Öğrenci resimlerinin analiz edilmesi amacıyla yapılan ilişkili örneklemler t testinde her üç okuldaki öğrenci ürün puanlarının vatanseverlik değerinde şema, genel değerlendirme puanlarında; çalışkan olma değerinde ise şema sonuçlarında anlamlı bir artış olurken, vatanseverlik anlatımsallık, tasarruflu olma şema, anlatımsallık ve genel değerlendirme, çalışkan olma anlatımsallık ve genel değerlendirme sonuçlarında anlamlı bir artış olmadığı sonucuna ulaşılmıştır .Bu sonuçlara göre yapılan uygulamada öğrencilerin kendilerini sözel olarak ifade edebilirken, görsel olarak kendilerini ifade etmede yetersiz kaldıkları söylenebilir. Ayrıca öğrencilerle yapılan görüşmelerde üç okul öğrencilerinin de yapılan uygulama için olumlu tutum sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak elde edilen bulgulara göre; değerler eğitimi dersinin, disiplinler arası ilişkilendirmeler yapılarak uygulanan değerler eğitimine göre daha başarılı olduğu söylenebilir.
Ayrık seçenekli çoktan seçmeli testlerin uygulanabilirliği
Bu çalışmanın amacı ayrık seçenekli çoktan seçmeli maddelerin uygulanabilirliğinin incelenmesidir. Bu amaca ulaşmak için ortaokul matematik dersi kapsamında toplam 25 sorudan oluşan bir test kullanılmıştır. Testi oluşturan maddelerden 10 tanesi çoktan seçmeli maddelerden oluşurken 15 tanesi ayrık seçenekli çoktan seçmeli maddelerden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri 2020-2021 eğitim-öğretim yılı 2. döneminde ortaokulda öğrenim görmekte olan 725 öğrenciden elde edilmiştir. Öğrencilerin 491 (%68) tanesi 7. sınıf düzeyinde iken 234 (%32) tanesi 8. sınıf düzeyindedir. Çalışma grubundaki öğrencilerin 391 (%54)'ini kız öğrenciler, 334 (%46)'sını ise erkek öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde klasik test kuramı ile yapılan analizlerde özellikle yüksek puanlarda iki madde türü arasında büyük farklılıklar gözlenirken, MTK ile yapılan analizlerde öğrencilerin yetenek düzeylerinin kestirimlerinin soru tipinden etkilenmediği böylece uç değerlerde oluşabilecek hataları düşürdüğü gözlenmiştir. ASÇS maddelerinin, KTK yerine MTK ile parametre kestirimlerinin gerçekleştirilmesiyle öğrencilerin toplam puanlarında çok büyük bir farklılığa yol açmayacağı söylenebilir. Çalışmada kullanılan bazı ÇS maddeler, ASÇS madde formatında iki veya daha fazla soru olacak şekilde seçilmiş ve farklı soru türlerinin ASÇS madde formatında uygulanabilirliği test edilmiştir.
Karma testlerde kayıp verilerin değişen madde fonksiyonunaetkisinin incelenmesi
Bu araştırma iki ve çok kategorili puanlanan maddeler içeren karma testlerde kayıp veri ile başa çıkma yöntemlerinden Markov zincirleri Monte Carlo (MZMC), çoklu değer atama (ÇDA) ve beklenti maksimizasyonu (BM)'nun değişen madde fonksiyonuna (DMF) etkisinin incelenmesine yöneliktir. Bu amaçla çalışma TIMSS 2019'da fen bilimleri testinde 9 numaralı kitapçığı alan ve eksiksiz yanıtlayan 1160 öğrencinin puanlarından oluşan tam veri seti üzerinden yürütülmüştür. Yöntemlerin etkililiği için incelenecek koşullar; kayıp veri mekanizması (TRK ve RK), DMF düzeyi (A, B ve C) ve kayıp veri oranı (%10 ve %20) olarak belirlenmiştir. Söz konusu veri seti üzerinden tamamen rastgele kayıp (TRK) ve rasgele kayıp (RK) mekanizmaları altında farklı oranlarda veri silinerek oluşturulan kayıp verileri setlerine MZMC, ÇDA ve BM yöntemleriyle veri ataması yapılmıştır. Elde edilen tüm veri setlerine poly-SIBTEST yöntemiyle DMF analizi yapılmıştır. Bu doğrultuda tam veri setinden elde edilen sonuçlar referans alınarak diğer veri setlerinin sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen tüm koşullar açısından BM ve MZMC yöntemleri C düzeyi DMF için A ve B düzeylerine göre daha iyi performans sergilemiştir. %10 ve %20 TRK mekanizmalarında DMF gösteren maddelerde DMF belirlemede en başarılı ÇDA yönteminin olduğu görülmüştür. Tam veri setiyle karşılaştırıldığında %10 RK mekanizmasında üç yöntem de benzer sonuçlar gösterirken, %20 RK mekanizmasında diğer yöntemlere göre MZMC en yakın sonuçları vermiştir.
Maddenin testteki konumunun birey ve madde parametrelerine etkisinin incelenmesi
Özellikle başarı testlerinde, kopya çekme davranışını önlemek, test güvenliğini artırmak veya test kapsamının genişletilmesi gibi nedenlerden dolayı, farklı test formları kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, aynı maddenin test formları arasında farklı konumlarda yer almasının madde güçlük parametresi üzerindeki etkisinin farklı öğrenme alanlarında ve madde formatlarında incelenmesi ve bu etkinin birey ve madde özelikleri ile ilişkisinin saptanmasıdır. Araştırmanın veri setini PISA 2015 Türkiye örneklemi oluşturmaktadır. Çalışmanın analizleri R programında, Açıklayıcı MTK modellerinin analizine uygun lme4 paketi ile yürütülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, her iki alanda da, madde konum etkisinin madde güçlüğünü arttırdığı ve bu artışın okuma alanında daha fazla olduğu saptanmıştır. Ayrıca madde konum etkisinin bireyler arasında farklılaştığı, her bireyin aynı düzeyde madde konum etkisinden etkilenmediği görülmüştür. Yetenek ve madde konum etkisi arasındaki ilişki incelendiğinde, okuma alanında, yetenek düzeyi yüksek olan öğrencilerin madde konum etkisinden daha fazla etkilendiği, matematik alanında bu durumun tam tersi olduğu görülmüştür. Madde konum etkisinin madde formatı ile ilişkisi incelendiğinde ise, okuma alanında yer alan açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelerde ortaya çıkan madde konum etkisinin hemen hemen benzer olduğu, fakat matematik alanında açık uçlu maddelerin çoktan seçmeli maddelere göre madde konum etkisinden daha fazla etkilendikleri saptanmıştır. Madde konum etkisi ile ilişkili olabilecek birey özellikleri incelendiğinde, her iki alanda da, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre madde konum etkisinden daha fazla etkilendikleri görülmüştür. Ayrıca bireylerin SED, kaygı ve motivasyon düzeylerinin madde konumu ile ilişkisinde en önemli değişkenin SED olduğu, SED düzeyi yüksek ve ortalama kaygı düzeyine sahip öğrencilerin madde konum etkisinden daha az etkilendikleri görülmüştür.