Pricing
117 theses under this subject heading
Bütünleşik pazarlama iletişiminde fiyat iletişimi ve yüksek-düşük fiyat düzeylerinin çağrışımları üzerine bir araştırma
İşletmeler özellikle küreselleşen dünya pazarları içerisinde müşteri bağlılığını sağlamak, sadık müşteriler oluşturabilmek, başarılı bir konumlandırma yapabilmek için iletişim odaklı faaliyetler uygulamak zorundadırlar. Giderek artan rekabet koşulları ve hızlanıp çeşitlenen iletişim olanakları, koşullara ayak uyduramayan işletmelere yaşama şansı vermemektedir. İşletmeler için oldukça önem taşıyan bütünleşik pazarlama iletişimi bu tez çalışmasında pazarlama karması elemanlarının iletişim rolleri ile ele alınmıştır. Pazarlama iletişimi, iletişimin unsurları, bütünleşik pazarlama iletişimine geçiş süreci ve pazarlama karması elemanlarının iletişim boyutu aktarılmıştır. Özellikle fiyat iletişiminin önemi anlatılmıştır. Değişen tüketici tutum ve davranışlarına bağlı olarak, işletmeler için ürünleri pazara sunmadan önceki önemli bir karar aşaması olan fiyatlandırma stratejileri ayrıntılı olarak anlatılmış ve tüketicilerin yüksek ? düşük fiyat algıları fiyat algılarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama İletişimi, Bütünleşik Pazarlama İletişimi, Fiyat İletişimi, Fiyat Algısı, Yüksek- Düşük Fiyat Çağrışımları
Kazançların süreğenliği ve tahakkuk anomalisi: Borsa Istanbul üzerine bir araştırma
Bu çalışmada tahakkuk anomalisinin Borsa İstanbul'daki varlığı araştırılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak Borsa İstanbul'da 2005-2012 yılları arasında işlem gören 158 şirketin kazanç ve bileşenlerinin süreğenliği panel veri analizi metodolojisi ile test edilmektedir. Çalışmanın sonuçları, Borsa İstanbul'da kazançların süreğen olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, kazançların süreğenliği üzerinde kazancın toplam tahakkuk bileşeninin nakit akımı bileşenine göre etkisi daha azdır. Bu duruma esas olarak kazancın anormal tahakkuk bileşeni neden olmaktadır. Çalışmada ikinci olarak ise, hisse senedi fiyatlarının, kazancın nakit akımı ve tahakkuk bileşenlerinin içerdiği gelecek dönem kazançları ile ilgili bilgileri doğru olarak yansıtıp yansıtmadığı sorusuna cevap aranmaktadır. Bu bağlamda, Mishkin ve hedge portföy testleri uygulanmaktadır. Mishkin ve hedge portföy testi sonuçları, Borsa İstanbul'da kazanç ve bileşenlerinin hatalı fiyatlandığını ortaya koymamaktadır. Diğer taraftan, ilgili örneklemden zarar eden şirketlerin çıkartılmasıyla toplam tahakkuk ve bileşenlerinin hatalı fiyatlandığı bir başka ifadeyle tahakkuk anomalisinin Borsa İstanbul'daki varlığı gösterilmektedir. Yatırımcılar, kar eden şirketlerin toplam tahakkuklarına dayalı olarak gerçekleştirdikleri işlem stratejisinden %18,58'lik bir anormal getiri elde etmektedir. Bu sonuçlar, Borsa İstanbul'un yarı-güçlü formda etkin olmadığı anlamına gelmektedir. Çalışmada elde edilen bulgular yatırımcılar, hisse senedi analistleri ve araştırmacılar açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kazanç, Nakit Akımı, Tahakkuklar, Kazançların Süreğenliği, Tahakkuk Anomalisi, Hatalı Fiyatlama, Piyasa Etkinliği
Enerji ekonomisi üzerine üç deneme
This study examines the Turkish economy with respect to a number of energy related issues. It is comprised of three chapters, each utilizing a different methodology. Chapter One shows that Turkey has room for implementing energy efficiency policies without hampering economic growth. Chapter Two examines the level and the evolution of oil price pass-through over time. The findings indicate that oil price pass-through to domestic prices in Turkey increases over time. Chapter Three investigates the role of biofuels in commodity futures price linkages, which is relevant to energy policy issues in Turkey. The findings shows that a channel through biofuels has probably caused links between energy and agricultural commodities by increasing the correlation between them. Keywords: Granger Causality, Bootstrap, Turkey, Oil Prices, Domestic Prices, PassThrough, Wavelet analysis, Comovement, Energy futures, Agricultural Commodity Futures, Biofuels
İnternet iktisadında son gelişmeler: Türkiye üzerine bir çalışma
IX ÖZET Internet günümüz dünyasının etrafında döndüğü tarihsel olarak 30 yıllık ancak son devrimsel gelişmesi açısından 5 yıllık bir icattır. Ağların ağı olarak ifade edilmektedir. Amerikan Ordusu ve Akademisyen Mühendisler tarafından tasarlanıp uzunca bir süre yönetilmiştir. İşin içine özel sektörün ve de bunu takiben elektronik ticaretin girmesi ile son yıllardaki hızlı değişim yaşanmıştır. Bu hızlı değişimin yaşanmasında telekomünikasyon sektöründe de önemli bir faktör olan ağ dışsalhklarının payı büyüktür. Ağ dışsallıkları yalnızca üssel büyümenin kaynağını oluşturmamıştır. Aynı zamanda, bazı önemli faktörleri de beraberinde getirmektedir; tarife yapısı, ağlar arası bağlantı, standartizasyon süreçleri, ağların optimal boyutu ve ağlar arası rekabet bunların belli başlılarıdır. Talebi etkileyen ağ dışsallıkları tıkanıklığında önemli sebeplerinden biridir. Tıkanıklıkla mücadele iki yolla olabilir: Fiyatlandırma veya vergilendirme. Vergilendirme konusunda otoyollar üzerine yapılmış olan çalışmalar aynı şekilde Internet adapte edilebilir. Sonuçları açısından veri gelir dağılımında etkinliğin sağlanması konusunda yardımcı olabilir. Fiyatlandırma tartışmaları ilk ortaya çıkış tarihinden itibaren başlamamıştır. Ticarileşmesi ile paralel olarak iktisatçılar arasında tartışılmaktadır. Akıllı piyasa çözümü, trafiğe dayalı fiyatlandırma, transfer oranı fiyatlandırması, düz-minimalist B-ISDN oranı, işleme-duyarlı fiyatlandırma modelleri gibi modeller öne sürülmüştür. Modellerin en önemli özelliği teknolojik olarak uygun olmamasıdır. Bu noktada, tezimizin vergilendirmeden sonraki analizi tepe-noktası fiyatlandırm asıdır. Tepe-noktası fiyatlandırması teknolojik olarak da uygundur ve kıt kaynak olan bantgenişliğinin kapasite yatırımları için kaynak oluşturabilmektedir. Bu tartışmalar ışığında, Internet'in Türkiye macerası az gelişmiş ülkelerin yaşadıkları ile paraleldir. Ülkemize Internet sancılı gelmiştir. Son kullanıcılar açısından Internet'in Türkiye'ye gelişi ise endüstriyel organizasyon teorilerine uygulama alanı olarak sunulacak bir yapıdadır. Piyasada yeterli penetrasyonu sağlamak için çeşitli fiyatlandırma stratejileri oluşturulmuştur. Bunların en önemlilerinden birisi de tepe-noktası fiyatlandırması olarak analitiğini incelediğimiz modeldir. Ampirik olarak, bantgenişliği-fiyat ilişkisi tepe noktası fiyatlandırmasının yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.
Marka denkliğini oluşturan boyutların referans fiyat oluşumuna etkisinin hafif ticari araç markaları üzerinde incelenmesi
Tüketicilerin markalar ile ilgili algılamaları, markalar için ödemeyi düşündükleri bedelin temellerini oluşturmaktadır. Gerçekten de bir ürün veya hizmetin fiyatına değer veya uygun olarak değerlendirilmesinde marka yoluyla taşınan bazı anlamların önemli bir etkisi olmaktadır. Tüketicinin marka hakkındaki görüşlerini bazı alt boyutlarla değerlendirme şansı sunan ve marka denkliği olarak ifade edilen yapı üzerinde çeşitli araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Fakat marka denkliğinin tüketicilerin zihinsel fiyat oluşumlarına etkisi üzerine gerçekleştirilen çalışmaların eksikliği bilinmektedir.Pazarlama karması elemanları arasındaki ilişkilerin daha etkili bir biçimde ortaya konulmasına da katkısı bulunacağı düşünülen bu çalışmanın amacı, marka denkliğini oluşturan algılanan kalite, marka bağlılığı ve marka farkındalığı/çağrışımı boyutlarının, tüketicilerin referans fiyat oluşumlarına etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın uygulaması, Mersin'de yaşayan 396 hafif ticari araç sahibi ile yapılan anketler sonucunda elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizleri sonucunda, tüketicilerin içsel referans fiyat oluşumlarında algılanan kalite ve marka bağlılığının, dışsal referans fiyat oluşumlarında ise, marka farkındalığı/ çağrışımının anlamlı bir etkisi bulunduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonunda gelecekte gerçekleştirilecek olan çalışmalara ve işletmelere yönelik önerilerde bulunularak sonuçlar tartışılmıştır.
Genel olarak gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve İMKB'de bir araştırma
Gayrimenkuller pek çok ülkede en çok tercih edilen yatırım araçlarından biri olmuĢtur. Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO), gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçları arasında önemli bir yere sahiptir. Bu çalıĢmada GYO‟ların Türkiye‟de ve dünyada ortaya çıkıĢı, geliĢimi, hukuki boyutları ve Ģimdiki durumu incelenmiĢtir. ÇalıĢmanın uygulama bölümünde, GYO endeksi getirisi Ocak 2003-Aralık 2011 dönemleri için Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeli (SVFM) ve Vektör Otoregresif Model (VAR) kullanılarak analiz edilmiĢtir. ÇalıĢmadaki ampirik bulgular, GYO‟ların incelenen dönemde pazar endeksi ile hemen hemen birebir iliĢki içinde olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Gayrimenkule Dayalı Sermaye Piyasası Araçları, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeli, Vektör Otoregresif Modeller
Uluslararası sermaye varlıkları fiyatlama modeli kapsamında ülke betası ve Türkiye'de ülke betasını etkileyen faktörler
Küreselleşmeyle birlikte artan sermaye hareketleri, ülke finansal sistemlerini birbirlerine oldukça yaklaştırmıştır. Bu durum ülke ekonomilerinin entegrasyonuna neden olurken, finansal yatırımcılar açısından da bir çok yatırım fırsatı yaratmaktadır. Yatırımcıların yatırım olanakları artmış, artık kendi ülkelerindeki sermaye varlıklarıyla sınırlı kalmadan dünya piyasalarına yatırım yapma imkânı ortaya çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ve araştırmacılar için bir ülkeye ya da bir ülkenin piyasa endeksine yatırım yapılacağı zaman bu piyasanın dünya piyasasından neden farklı getirilere sahip olduğu ve/veya olacağı önemli bir konudur. Bu farklılık ülkenin dünya sermaye piyasalarına olan duyarlılığından yani ülke riski olarak kabul edilen ülke betasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın temel amacı Türkiye'nin ülke riskini etkileyen makroekonomik değişkenlerdeki beklenmeyen değişimlerin etkisini 1998Q1-2013Q3 periyodu için tespit etmektir. Yerel ve küresel değişkenlerin Türkiye'nin ülke riskine etkisi ülke betası modeliyle sınanmıştır. Ülke Betası Modeli Harvey ve Zhou (1993), Erb vd. (1996), Bekaert vd. (1996), Gangami vd.(2000) tarafından geliştirilen, temeli Uluslararası Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeline dayanan bir modeldir. Çalışma sonucunda ülke riskinin göreceli olarak hem yerel hem de küresel faktörlerden etkilendiği tespit edilmiştir. Yerel faktörlerden Türkiye'nin yerel enflasyondaki, Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki ve Türk Lirası cinsinden mevduata ödenen faizlerdeki beklenmeyen değişimlerden, küresel bazda ise ABD'nin hazine bonosu getirisindeki, ABD'nin enflasyonundaki, ABD'de Euro Dolar mevduat faiz oranı ile hazine bonosu getirisinin farkındaki ve petrol fiyatlarındaki beklenmeyen bir değişimden etkilendiği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Portföy yönetimi, ülke riski, ülke betası modeli, makroekonomik değişken
Tüketicilerin fiyat promosyonlarına yönelik tutumlarına etki eden faktörler
Bu çalışmanın amacı tüketici fiyat algılamaları (fiyat bilinci, değer bilinci, indirim duyarlılığı, fiyat uzmanlığı, fiyat-kalite ilişkisi, prestij duyarlılığı) ve alışveriş motivasyonlarının (hazcılık, faydacılık) hızlı tüketim ürünlerindeki fiyat promosyonlarına yönelik tüketici tutumları üzerinde etkisini incelemektir. Bu amaçla, Adana ili kent merkezinde ikamet eden 420 tüketiciden yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; çoklu regresyon ve kanonik korelasyodan yararlanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular fiyat promosyonlarına yönelik tüketici tutumları üzerinde fiyat bilinci, indirim duyarlılığı, fiyat uzmanlığı ile faydacı alışveriş motivasyonunun istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü etkilerinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca fiyat-kalite ilişkisi ve prestij duyarlılığı ile hazcılık arasında, değer bilinci ve fiyat uzmanlığı ile faydacılık arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin varlığı görülmüştür. Bu kapsamda, sonuçlar hem literatür hem de uygulama açısından tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiyatlandırma, fiyat algısı, alışveriş motivasyonları.
Döviz kuru artışlarının fiyatlara geçiş etkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada döviz kuru artışlarının fiyatlar üzerindeki geçiş etkisi 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasında incelenmiştir. Türkiye'nin 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasındaki döviz kurunun fiyatlara geçiş etkisi, Engle-Granger Eş Bütünleşme ve Granger Nedensellik analizleri ile test edilmiştir. Türkiye'de 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasındaki reel efektif döviz kuru ve yurtiçi fiyat değişimleri grafik yardımıyla hem ayrı ayrı hem de her iki değişken birlikte ele alınarak incelenmiştir. Uygulanan ekonometrik modellerden Granger testi sonucunda döviz kurundan fiyatlara doğru tek yönlü bir nedensellik bulunmuştur. Engle-Granger testinde ise söz konusu değişkenlerin aralarında güçlü bir ilişki olduğu ve uzun dönemde birlikte hareket ettikleri tespit edilmiştir.
Post-keynesyen fiyatlandırma yaklaşımı: Türkiye imalat sanayiinde bir uygulama
Bu tez çalışması, iktisadın en önemli konularından birisi olmasına rağmen ana akım yaklaşımların tatmin edici bir şekilde açıklayamadığı fiyatlandırma konusunu ele almaktadır. Kapitalist üretim biçiminde, mübadele amacıyla üretilmiş her şeyin bir fiyatı vardır. Emeği ve diğer girdileri bir araya getirerek üretim yapan kapitalistler, zorlu rekabet şartları içinde firmalarını büyütmek, pazar paylarını korumak veya varlıklarını sürdürebilmek gibi amaçlarla çeşitli stratejik kararlar vermek durumunda kalırlar. Fiyatlandırma da bu kararlardan birisidir. Böyle bir ortamda firmaların, piyasa koşullarınca belirlenmiş fiyatı veri alarak, üretim miktarlarını ayarladıklarını varsaymanın, gerçek dünyayla uyuştuğunu söylemek pek mümkün görünmemektedir. Ana akım iktisadın dışında kalan Post-Keynesyen iktisat, gerçek dünyanın iktisadi ilişkilerinde sınai fiyatların çeşitli stratejik kararlar doğrultusunda firmalar tarafından idari olarak belirlendiğini ileri sürmektedir. Yalın ve gerçekçi bir çerçeveye oturan bu görüşe göre firmalar, hesapladıkları maliyet temeline bir marj (mark-up) uygularlar. Fiyatlandırma işlemi açısından mark-up oranını etkileyen faktörler de önem arz etmektedir. Bu faktörlerden en bilineni, firmanın sahip olduğu tekel gücüdür. Tekel gücünün, firmaya fiyat belirleme davranışında avantaj sağladığı ileri sürülmektedir. Bunun yanında sanayi ürünleri genellikle dış ticarete konu olan ürünlerden oluştuğu için, dış ticarete ilişkin faktörlerin de fiyatlandırma davranışını etkilediği düşünülmektedir. Bu çalışmada, fiyatlandırma davranışının kuramsal temelleri Post-Keynesyen iktisadın bakış açısından incelenmiş ve Türkiye imalat sanayiinin iki haneli 22 alt sektöründe 2003-2015 dönemi için ampirik olarak sınanmıştır. Elde edilen ekonometrik bulgular, Post-Keynesyen maliyet temelli fiyatlandırma hipotezini destekler niteliktedir. Mark-up oranlarının emek dışı maliyetlerle birlikte sınai fiyatları belirlemede önemli rolü olduğu ve bu rolün eksik rekabetçi sektörlerde, rekabetçi sektörlere göre daha kuvvetli olduğu görülmektedir. Bununla birlikte 2008 krizi sonrasında mark-up oranının etkisinde görülen ciddi düşüş (katsayısında azalma), imalat sanayinin geneli için kriz öncesindeki birikim sürecinin yavaşladığına ve fiyat belirleme gücünde bir aşınma olduğuna işaret etmektedir. Dış ticaret liberalizasyonunun ise piyasa disiplini hipotezinin aksine, sektörel fiyatları artırıcı yönde etki ettiği bulgusuyla karşılaşılmaktadır. Bu durum, imalat sanayi sermayesinin artan dış ticaret liberalizasyonuna fiyatları artırarak uyum sağladığı şeklinde yorumlanabilecektir. Anahtar kelimeler: Post-Keynesyen iktisat, fiyatlandırma, mark-up, imalat sanayi, panel veri analizi.
Transfer fiyatlandırmasında ilişkili kişi
Küreselleşme süreci ile birlikte ortaya çıkan ve üretim süreçlerini farklı ülkelerde oluşturan çokuluslu şirketlerin karlarını artırma çabaları transfer fiyatlandırmasının öneminin daha da artmasına neden olmuştur. Transfer fiyatlaması dünyada olduğu kadar Türkiye'de önemi artan vergisel konulardan birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu'nun Türk Vergi sistemine getirmiş olduğu en önemli yeniliklerden birisi olan "transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında ilişkili kişi" kavramı ve bu kavramın uygulamasında yaşanan sorunlar incelenmiştir. Bu kapsamda, transfer fiyatlandırması alanında başta OECD olmak üzere, ABD, Avrupa Birliği ve bazı gelişmiş ülkelerin yapmış oldukları çalışmalar incelenmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile getirilen yeni düzenleme sayesinde, Türk vergi mevzuatının uluslararası mevzuata yakınlaştırıldığı ancak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında ilişkili kişi kavramının çok geniş kapsamlı tanımlandığı, bu tanımlamanın da belirsizliklere neden olduğu görülmüştür. Sonuç itibariyle, yapılan bu değişikliğin ilişkili kişi kavramının kapsamını çok genişlettiği ancak çalışmada ileri sürülen öneriler dikkate alındığında, uygulamada yaşanan sorunların birçoğunun yapılacak yasal ve idari düzenlemeler ile çözüme kavuşturulabileceği anlaşılmıştır
Türkiye'de sosyo-ekonomik faktörlerin konut fiyatları üzerine etkisinin mekansal analizi
Gayrimenkul sektörü gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümenin önemli faktörlerinden biridir. Dolayısıyla bu sektörde yaşanan bir gelişme tüm ekonomiyi etkilemektedir. Gayrimenkul sektörünün Türkiye ekonomisinde de büyük bir paya sahip olması nedeni ile bu alana dair yapılan çalışmalar giderek önem kazanmaktadır. Gayrimenkul sektörünün önemli göstergelerinden biri konut fiyatlarıdır. Bu çalışmada, konut fiyatlarının belirlenmesinde büyük rol oynayan ve konut talep fonksiyonun belirleyicilerinden biri olan birim metrekare konut fiyatları ele alınmış ve bu fiyatları etkileyen sosyo-ekonomik faktörler mekansal ekonometrik analiz çerçevesinde belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla 81 ili kapsayan 2018 yılına ait yatay kesit verileri kullanılmıştır. Çalışmayı diğer çalışmalardan ayıran yönü; sosyo-ekonomik faktörleri göz önünde bulunduran, iller düzeyinde yapılan ve tüm Türkiye'yi kapsayan bir çalışma olmasıdır. Analiz sonuçları sosyo-ekonomik faktörlerden bin kişi başına düşen hekim sayısı, bitkisel ürün üretim miktarı, kanalizasyon şebeke oranı, nüfus yoğunluğu, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, konutların ortalama metrekaresi ve toplam yaş bağımlılık oranının konut fiyatlamasında önemli faktörler olmalarının yanı sıra fiyatlar üzerinde doğrudan ve dolaylı mekansal etkilere de sahip olduklarını göstermektedir. Analiz sonuçları ayrıca, bir ildeki konut fiyatlarının oluşumunda komşu illerdeki konut fiyatlarının da etkili olduğunu göstermektedir.
Otelcilik sektörüne yönelik dinamik oda fiyatlandırma probleminin modellenmesi ve bir uygulama
Günümüzde faaliyet gösteren tüm şirketlerin en önemli amaçlarından bir tanesi, elde edilen toplam gelirin mümkün olduğu kadar artırılmasıdır. Şirketler en düşük maliyetler ile en fazla geliri elde edebilecekleri ve mevcut hizmet/ürün kalitelerini koruyabilecekleri bir rekabet ortamı yaratarak, rakipleri karşısında güçlü duruşlarını korumayı ve faaliyetlerinin devamlılığını sağlamayı hedeflerler. Şirketler bu doğrultuda, talep tahmininin doğru yapılması ve satışı yapılacak hizmetlerin/ürünlerin fiyatlamasının doğru yapılması amacıyla birçok yöntemden faydalanırlar. Bu tez çalışmasında, otelcilik sektöründe faaliyet gösteren oteller açısından, talep miktarı, iptal miktarı, geceleme sayısı, konaklamaya kalan gün sayısı ve oda tipi gibi değişkenler göz önünde bulundurularak dinamik fiyatlandırma yapılması, mümkün olan en fazla gelirin sağlanması ve buna bağlı olarak yüksek doluluk oranlarına ulaşılmasının sağlanması hedeflenmiştir. Çalışmada otelcilik sektöründe faaliyet göstermekte olan bir otelden alınan gerçek hayat verileri kullanılmıştır. Öncelikle otelden alınan veriler ve sezgisel yöntemlerden "Yapay Sinir Ağları" kullanılarak talep tahmini uygulaması yapılmıştır. Talep tahmini uygulaması ile elde edilen tahmini veriler, gerçek uygulamalarda var olan sektörel kurallar ve karşılaşılan kısıtlar da dikkate alınarak oluşturulan dinamik matematiksel fiyatlandırma modeline aktarılarak çözümü yapılmıştır. Modelin çözülmesi ile elde edilen sonuçlar ile gerçek hayat uygulamalarında elde edilen sonuçlar birbiri ile karşılaştırılmıştır. Yapılan uygulamalar neticesinde, oluşturulan matematiksel dinamik fiyatlandırma modelinin otelcilik sektöründe kullanılabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca oluşturulan matematiksel model, bazı değişiklikler yapılarak farklı sektörlere uyarlanabilecek esnekliktedir.
Anali̇si̇ng the problems of determi̇ni̇ng arm's length price for transfer pri̇ci̇ng i̇n frame of Turki̇sh tax legi̇slati̇on
Global trade and the international markets have improved since the globalisation occured. Two-thirds of the global trade is consisting of the movements of multi-national companies. Since the mutual transfer of goods and services between connected sunjects use prices that the goverments have to tax, which affects the state incomer, caused a clash between different goverments taxation areas. Thus, goverments began to make arrangements on the transfer price that is going to be used between the connected subjects. Arrangements about ''Taxation of Institutions Act'' and '' Act of Income Taxation'' are written in the Turkish Taxation System. In this essay, the applications of USA, EU and OECD about the arrangement of transfer prices has been argued firstly, and then the situation in Turkey. Finally, the most important point about this issue, the aggreement on sample price has been argued and to conclude, some problems mentioned and some suggestions given.
İşletmelerin hisse senetlerinin halka arzı, hisse senetlerinin arz fiyatlarının belirlenmesi yöntemleri ve 1999 yılında halka arz edilen hisse senetlerin performanslarının değerlendirilmesi
ÖZET işletmelerin hisse senetlerini halka arz yoluyla sermaye piyasasından özsermaye şeklinde fon sağlamaları, işletme ve ortaklarına çok sayıda avantaj sağlamakta, ülke ekonomisi ve toplumunu da olumlu şekilde etkilemektedir. İşletmelerin halka açılma kararı; aktif yapısı, işletmenin büyüme arzusu, kontrol ve yönetimin paylaşılması, vergi düzenlemeleri gibi çeşitli etmenlerden etkilenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde işletmelerin borçlanma olanaklarının kısıtlı ve şartlarının elverişsiz olması nedeni ile özsermaye ile finansmanı tercih etmektedir. Türkiye'de hisse senetlerinin halka arzı, Sermaye Piyasası Kanunu ve Sermaye Piyasası Kurulu tebliğlerinin oluşturduğu yasal çerçeve içerisinde gerçekleşmektedir. 1999 yılında gerçekleşen halka arzların yarısı işletmenin sermaye artırımına gitmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Halka arz edilecek hisse senetlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınması zorunludur. 1999 yılında gerçekleşen halka arzların %80'ininde sabit fiyat toplama, %20'sinde ise borsada satış yöntemleri gerçekleşmiştir. Halka arz edilen hisse senetlerin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kotuna alınması ve hisse senedi pazarlarında işlem görmesi Borsa Yönetim Kurulu'nun kararına bağlıdır. Türkiye'de gerçekleşen halka arzlarda genelde kullanılan hisse senedi arz fiyatı belirleme yöntemleri; piyasa/defter değeri oranı, fiyat/kazanç oranı, temettülerin kapitalizasyonu ve serbest nakit akışlarının kapitalizasyonu yöntemleridir. Defter değeri, tasfiye değeri ve aktif değeri yöntemleri ise uygulamada çok nadir kullanılmaktadır. Çalışmanın son bölümünde İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında 1999 yılında halka arz edilen hisse senetlerinin kısa dönem fiyat performansı incelenmiştir. Halka açılma sonrası hisse senedi getirilerindeki gelişmeler ham ve anormal getiriler serilerinin incelenmesi sonucunda ortaya konulmuştur. Sonuçlar genel olarak, ilk işlem gününde yatırımcıya piyasa getirişi üzerinde getiriler sağladığını ortaya koymaktadır. Fakat, ilk gün sonrası 6 aylık bir dönemde, elde edilen birikimli anormal getiriler, alt gruplar arasında farklılık göstermektedir. Yatırım ortaklıkları grubundaki hisse senetleri ikinci işlemgününden itibaren 6 ay süresince sürekli negatif getiriler sağlarken, gayrimenkul yatırım ortaklıkları sınıfındaki hisseler 5 aya kadar düşük fiyatlamanın etkisindedir. Diğer işletme grubundaki hisselerin birikimli anormal getirilen ise düşük flyatlamadan dolayı 6 ay boyunca sürekli artış göstermiştir.
Türkiye'deki altın fiyatlarının ekonometrik analizi
Yüzyıllardan beri değerini ve önemini koruyan altın, tarihte uzun dönemler boyunca parasal sistemde önemli bir yere sahip olmuştur. Uluslararası ticaretin ve finansal piyasaların gelişmesi ile parasal sistem içerisindeki yerini kademeli olarak kaybetse de, günümüzde hala finans ve yatırım aracı olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, altınının ekonomik sistem içerisindeki yeri, Dünya ve Türkiye ekonomisinde altının önemi ve kullanım alanlarına değinilmiş ve Türkiye altın piyasasındaki altın fiyatlarında meydana gelen değişmeler incelenerek, altın fiyatlarını etkileyebileceği düşünülen değişkenler Londra Külçe Altın Birliği altın fiyatları, Brent Petrol fiyatları, ABD doları, Amerika Dow Jones Sanayi Endeksi, aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları, toptan eşya fiyat endeksi ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası 100 endeksi olarak seçilmiş ve ekonometrik modeller kurulmuştur. Engle- Granger iki aşamalı tahmin yöntemiyle tahmin edilen modellerden en iyi sonucu veren modelde, Londra Külçe Altın Birliği altın fiyatlarının İstanbul Altın Borsası altın fiyatlarını etkileyen tek ve en önemli bir değişken olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmada ayrıca İstanbul Altın Borsası?nın altın fiyatları ARCH modelleri yardımıyla tahmin edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre en iyi model EGARCH(1,1) modelidir. Bu modele göre İstanbul Altın Borsası Altın Fiyatlarını, Dow Jones Sanayi Endeksinin negatif yönlü olarak etkilediği, Londra Külçe Altın Birliği altın fiyatlarının pozitif yönlü olarak etkilediği, Toptan Eşya Fiyat Endeksinin pozitif yönlü olarak etkilediği ve ARCH modelleri yardımıyla tahmin edilen İstanbul Altın Borsası Altın Fiyatlarının Oynaklığının negatif yönlü olarak etkilediği sonucuna varılmıştır.
Fama-french üç faktörlü varlık fiyatlama modeli'nin geçerliliği: Borsa İstanbul üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, hisse senedi getirileri üzerinde; pazar risk priminin, firmalara ait defter değeri / piyasa değeri oranlarının ve firma büyüklük ölçülerinin etkilerini ortaya koymaktır. Fama ve French (1993) çok faktörlü modeller üzerine yaptıkları çalışmalarda hisse senedi getirilerinin Finansal Varlık Fiyatlama Modelinde belirtildiği gibi tek bir faktöre bağlı olmadığını, portföyün getirisinin aynı zamanda firma büyüklük ölçüsü ve defter değeri / piyasa değeri oranı faktörlerinden de etkilendiğini tespit etmişlerdir. Bu çalışmada Fama ve French Üç Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli'nin Borsa İstanbul'da geçerliliği araştırılmıştır. Çalışmada 2010-2017 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde faaliyet gösteren 49 firmaya ait hisse senetlerinin aylık verileri regresyon analizi yöntemi ile test edilmiştir. Çalışma sonuçları Fama ve French Üç Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli'nin Borsa İstanbul'da ilgili dönemde uygulanabilir olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak Fama ve French (1993)'in yaptıkları çalışmaların aksine Borsa İstanbul'da değer primi varlığına ve ölçek etkisine rastlanmamıştır. Bulgular incelendiğinde firma büyüklüğü açısından büyük, DD/PD oranı açısından ise düşük orana sahip olan BL portföyü en yüksek getiriyi (%2.06) elde eden portföy olarak gözlemlenmiştir. Fama ve French Üç Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli'nin, SL, SH ve BM portföyleri için geçerli olmadığı tespit edilmiştir.
Fama-French 5 faktör modelinin katılım endeksi üzerinde incelenmesi
Bu çalışmada, Fama French Beş Faktörlü Varlık Fiyatlandırma Modeli'nin ve enflasyon oranı kullanılarak geliştirilen alternatif bir modelin, Katılım 30 endeksi üzerinde geçerlilikleri incelenmiştir. Bu doğrultuda, 2011-2018 yılları arasındaki döneme ait Katılım 30 endeksinde faaliyet gösteren ve kesintisiz verisine ulaşılabilen 28 firma çalışma kapsamına alınmıştır. Elde edilen hisse senedi ve piyasa getiri verileri çoklu regresyon modeliyle analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, Fama French Beş Faktör Varlık Fiyatlandırma Modeli'nin ve geliştirilen alternatif modelin, Katılım 30 endeksi üzerinde geçerli olduğunu göstermiştir. Ayrıca geliştirilen alternatif modelin getirilerdeki değişimi açıklama gücünün, Fama French Beş Faktör Varlık Fiyatlandırma Modeli'nin orijinal halinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli, Fama French Beş Faktör Varlık Fiyatlandırma Modeli, Katılım Endeksi
Risk aversion, uncertainty and audit pricing
This study examines the relationship between uncertainty and audit pricing. The outcomes are stable with the thoughts that market uncertainty gives the firms a greater advantage over auditors through the pricing process and that the effect of uncertainty on audit pricing varies across auditor and client attributes. Overall, this paper provides evidence that the uncertainty in the market environment affects determining audit pricing.
Etnik restoranlarda fiyatlandırma ve marka değeri: İstanbul ilinde bulunan etnik restoranlar üzerine bir araştırma
Son yıllarda etnik restoranlara yönelik olarak artan müşteri talepleri, yiyecek içecek sektöründe yer alan işletme sayılarındaki artış, ulusal ve uluslararası yatırımcıların yiyecek içecek endüstrisine gösterdikleri ilgi ve alaka, etnik restoranların istikbaline olumlu yönde etkilemiştir. Bu restoranlara yönelik olumlu değerlendirmeler ve bu alandaki önemli yatırımlar sonucunda araştırmacılarda ilgilerini ve çalışmalarını bu restoran çeşidinin mekanizmasına, müşterilerin hissiyat, davranış ve algılarına yoğunlaştırmaya başlamıştır. Bu araştırmanın temel amacı, İstanbul ilinde yer alan etnik restoranlarda müşterilerin fiyat ve marka değeri algılarını belirlemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise yönetici kapsamında etnik restoranların fiyatlandırma yöntemlerini ve marka değerini ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda çalışmadaki amaçlara ulaşmak için İstanbul ilinde bulunan etnik restoran yöneticileri ve sahipleri ile görüşme yapılmış, bu restoranları tercih eden müşterilere anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında çalışmanın amacına ulaşılmış ve etnik restoran sahiplerine, yöneticilerine ve potansiyel etnik restoran girişimcilerine çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Rekabet hukukunda maliyet altı fiyatlandırma (RKHK ve TTK özelinde)
Fiyat, bir çok özelliğe sahip olan bir göstergedir. Fiyatın önemli özelliklerinden bir tanesi de piyasanın dili olarak işlem görmesidir. Fiyat oluşumlarında değerlendirilmesi gereken unsur hiç şüphesiz maliyet kavramıdır. Maliyet kavramının nasıl değerlendirilmesi gerektiği hukuki düzenlemeler çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmişse de hukuki düzenlemeleri kapsayan ortak maliyet değerlendirmeleri yapılmamıştır. Geniş anlamda rekabet hukuku olarak değerlendirilen ve çalışmamızda rekabet hukuku olarak ele alınan, RKHK ve TTK haksız rekabet hükümleri çerçevesinde, ortak bir maliyet değerlendirmesi yapmak hukuki birliği sağlamak adına verimli olacaktır. Ayrıca, bu neviden bir değerlendirme hukukun bütünlüğü ilkesiyle de uyumlu olacaktır. Çalışmamızda maliyet ve maliyet altı fiyatlandırma kavramlarının incelenmesinde, RKHK m. 6 çerçevesinde değerlendirilen yıkıcı fiyatlandırma temel alınmıştır. TTK haksız rekabet hükümlerinin maliyet altı fiyatlandırma çerçevesindeki değerlendirmelerinde, maliyet incelemelerinin ayrı bir değerlendirmeden ziyade RKHK ile ortak maliyet değerlendirmesine konu olup olamayacağı, ilgili hükümler çerçevesinde ele alınmıştır. Böylece maliyet kavramı çerçevesinde, maliyet altı fiyatlandırmanın rekabet hukukuna yansıması incelenmeye çalışılmıştır.
Eşyanın gümrük kıymeti uygulaması ve transfer fiyatlandırması karşısındaki durumunun değerlendirilmesi
Transfer fiyatlandırması süreci, gerek mali idare gerekse gümrük idaresinin etki ve kontrolü altındaki işlemlerde, mükellefler açısından bir vergi planlama aracı olarak kullanılmak istenmiş, aynı zamanda da maliye ve gümrük idareleri arasında, ithalat işlemlerinde vergi matrahını oluşturan eşyanın gümrük kıymet bedelinin tespit edilmesine yönelik görüş aykırılıklarının doğmasına neden olmuştur.Nitekim, temel amacı uluslararası ticarete konu ithal eşyasının gümrük kıymetinin objektif kriterler çerçevesinde doğru bir biçimde ortaya konması olan maliye ve gümrük idaresi açısından, ithal eşyasının kıymet bedelinin olduğundan düşük ya da yüksek bir bedel ile belirlenmesi konusundaki görüş aykırılıklarının temel nedenini, ithal eşyasına ait bedelin gümrük ve kurumlar vergileri üzerinde yaratacağı pozitif ve negatif etkiler oluşturmaktadır. Nitekim, bir tarafta yüksek kıymet beyanını ve buna bağlı olarak daha fazla gümrük vb. vergi gelirlerini hedefleyen gümrük idaresi, diğer tarafta ise gümrük kıymetinin yüksek belirlenmesinin, işletmenin stok maliyetlerini arttırması sonucu kurumlar vergisi matrahında aşınmayı sebep olduğu savı ile hareket eden mali idarenin konu ile ilgili işlemleri kendi yetki alanları içerisinde birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirmeleri, iki ayrı amacın uyumlaştırılmasını ve mükelleflerin söz konusu idarelerin konu ile ilgili bireysel tasarrufları arasında kalmasına ve ciddi sorunların doğmasına neden olmuştur.Buraya kadar anlatılanlar ışığında, bu çalışmada eşyanın gümrük kıymeti ekseninde transfer fiyatlandırması ilke ve uygulamalarının gümrük ve mali mevzuat açısından değerlendirilmesi yapılmış, bu bilgiler ışığında idareler arasında var olan ve yukarıda bahsedilen nedenler ile oluşan, kıymet belirlemesine yönelik bakış açısı ve uygulama farklılıklarının giderilmesi ile ilgili çözüm önerileri geliştirilmiştir.Anahtar Sözcükler1. Transfer fiyatlandırması2. Gümrük Kıymeti3. Emsal Bedel Prensibi4. İthalat5. Eşya
Türkiye'de elektrik piyasasında fiyat oluşumunun dünü, bugünü ve geleceği
Ekonomik kalkınmanın ve büyümenin yanında, yurttaşlar için de zorunlu bir mal olan elektrik enerjisine, toplumun her kesiminin kolay bir şekilde ulaşabilmesi, herkesin rahatça ödeyebileceği bir fiyattan satılmasına bağlıdır. Elektrik fiyatları geçmişte üretim, iletim ve dağıtım alt kesimlerinin tümünün devlet tekelindeki piyasa yapısında, belli ölçüde kamu yararı da gözetilerek elektrik KİT'lerinin maliyetleri ile hükümet programları ve enflasyon hedeflerine göre belirlenmekteydi. Devletin egemen olduğu dikey bütünleşikli bu yapıda sübvansiyonlar ve diğer teşvik unsurları fiyatların günümüze oranla daha düşük olmasını sağlamaktaydı. Piyasada önce devlet tekelinin kaldırılması, sonra da hükümetlerce yürütülen serbestleştirme çalışmaları ve özelleştirmelerle birlikte devletin sadece iletim sektöründe yer aldığı, üretim ve dağıtım pazarlarının özel kesime bırakıldığı bir piyasa yapısına geçiş hedefi büyük ölçüde gerçekleşmiştir. 4628 sayılı Yasa'nın çıkarılması sonrası Geçiş Dönemi olarak ifade edilen alt aşamada üretim ve dağıtım özelleştirmelerinin tamamlanmasıyla piyasanın yeniden yapılandırması sonucu, toptan piyasada fiyatların belli ölçülerde sunum ve istem dengesine göre marjinal fiyatlandırma ile belirlendiği bir yapı kurulmuştur. 2013 yılında geçilmesi tasarlanan son aşamada ise bütün piyasanın anlık sunum ve istem durumuna göre belirlendiği bir yapı kurulmuş olacaktır. Böyle bir ortamda belirlenecek, zorunlu olarak kullanılması gereken bir mal olan elektriğin fiyatının da geçmiş yıllardaki karar alma mekanizmalarının belirlediği fiyatlardan farklı olacağı açıktır. Özel sektörün egemen olduğu bir yapıda elektrik fiyatlarının gelecekte daha fazla artacağı yaşanan birkaç olayla gözler önüne serilmiştir.Buna göre, AB ve diğer uluslararası kuruluşların dayatmalarıyla stratejik açıdan önemli olan enerji ve elektrik konusunda Türkiye'nin kendi karar alma haklarını önce özel sektöre daha sonra uluslararası tekellere devredeceği olasılığının yüksek olduğu bir ortamda, belirlenecek olan bir fiyatlandırma yapısı da Türk toplumunun gönenci ve ülkenin geleceği açısından önemli sorunlar oluşturacaktır.
Yazılım firmalarında maliyete dayalı fiyatlandırma devlet teşviklerinin fiyatlandırmaya etkisi ve UFRS ile ilişkisi
Bu tez çalışmasının konusunu yazılım firmalarında yapılan fiyatlandırma çalışmaları oluşturmaktadır. Yeni ve gelişmekte olan bu sektörde firmaların fiyatlandırmada izleyebilecekleri yollar üzerinde durulmuştur. Maliyete dayalı fiyatlandırmada maliyetlerin belirlenmesi aşamasında firmaların karşılaşabilecekleri muhtemel güçlükler incelenmiş çözüm önerileri sunulmuş, firmaların maliyet yapılarının nasıl olabileceği tartışılmış, maliyet muhasebesi sistemlerinin işleyişi incelenmiştir. Ortak giderlerin dağıtımında daha uygun bir dağıtım yapabilmek için öneriler sunulmuştur. Devlet teşviklerinin maliyetlerin belirlenmesi aşamasındaki etkileri incelenmiştir. Tüm tez çalışması boyunca tez konusu ile ilgili URFS / TFRS standartları çalışma dahiline alınmıştır. Yazılım firmalarında hem kazanılan deneyim ve yazılım kodları, hem de üretilen ürünlerin yeniden kullanımı ve yeniden satışı anlamında yeniden kullanım (Re-use) kavramı üzerinde durulmuş, gerçekleşecek bu üretim ve satışların neredeyse sıfır maliyetle olabileceğinden bahsedilmiş ve fiyat koyma kararlarını nasıl etkileyebileceği araştırılmıştır. Gerek fiyatlandırma çalışmaları gerekse maliyetlerin belirlenmesi aşamasında kalıplaşmış çözümlerden çok firmaların yapılarına uygun çözümler üretilmesinin daha faydalı olabileceği kanısına varılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Yazılım Firmaları2.Maliyete Dayalı Fiyatlandırma3.Devlet Teşvikleri4.Yeniden Kullanılabilirlik5.UFRS / TFRS