Proteins

121 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Doğal, konvektif, mikrodalga ve kombine mikrodalga-konvektif kurutma yöntemlerinin trabzon hurmasının biyoaktivitesi üzerine etkisi

İlk nem içeriği %83,97 ± 0,01 olan 100 g kütleye sahip Trabzon hurması (Diospyros kaki L. cv. Fuyu) dilimleri son nem içeriği %11,03 ± 0,01 oluncaya dek doğal, konvektif, mikrodalga ve kombine mikrodalga – konvektif kurutma yöntemleriyle kurutulmuştur. En uzun kuruma süresi 6 510 dakika ile doğal kurutmada ölçülürken, en kısa kuruma süresi 14 dakika ile 5 W g-1 – 130°C'de elde edilmiştir. Kurutma verileri 21 farklı ince tabaka kurutma eşitliği ile modellenmiş ve en başarılı modeller doğal kurutma için Logistic, 70°C, 130°C, 4 W g-1 – 70°C, 4 W g-1 – 100°C ve 4 W g-1 – 130°C için Alibas modeli, 100°C için Weibull dağılımı, 3 W g-1 için Jena ve Das modeli, 3 W g-1 – 70°C için Verma vd. modeli ve 5 W g-1 – 130°C ise Page modeli olarak tespit edilmiştir. Diğer kurutma yöntemleri için en uygun modelin Geliştirilmiş Henderson ve Pabis modeli olduğu belirlenmiştir. Termal özelliklerin tümünde doğal kurutma yönteminde en yüksek değerlere ulaşılmıştır. Parlaklık için 3 W g-1 – 70°C, kırmızılık, sarılık, kroma, toplam renk değişimi ve beyazlaşma indeksi için 5 W g-1 – 70°C, renk açısı için doğal kurutma ve esmerleşme indeksi için ise 5 W g-1 – 130°C'de en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Taze ürüne en yakın protein ve makro besin elementleri ise 5 W g-1 ve 5 W g-1 – 70°C'de ölçülmüştür. Sodyum için en yüksek değer 5 W g-1'de belirlenirken; demir ve mangan için 5 W g-1 – 70°C, bakır için 4 W g-1 – 70°C ve çinko için doğal kurutma yönteminde en yüksek sonuçlar bulunmuştur. Toplam fenolik içeriği açısından en yüksek yüzde biyoalınabilirlik 5 W g-1'de tespit edilmiştir. Antioksidan kapasitesi açısından en yüksek yüzde biyoalınabilirlik DPPH ve ABTS yönteminde 130°C'de, CUPRAC yönteminde ise 5 W g-1 – 100°C'de elde edilmiştir. Ayrıca, en yüksek antioksidan kapasitesi sonuçları DPPH yönteminde ölçüldüğünden, bu yöntem en uygun yöntem olarak belirlenmiştir. En yüksek antosiyanin içeriği 4 W g-1'de ölçülürken; en düşük sonuçlar 70°C'de elde edilmiştir. Taze ürüne en yakın likopen içeriği 4 W g-1 – 70°C'de bulunurken, en yüksek beta karoten ve E vitamini 5 W g-1 – 70°C'de saptanmıştır. En yüksek C vitamini ve pridoksin 3 W g-1'de ölçülürken, tazeye en yakın tiamin, niasin ve folik asit ise sırasıyla doğal, 130°C ve 100°C'de tespit edilmiştir.

Besin elementleriBiyoaktif bileşiklerKurutma+2
Aslıhan Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Characterization of functional properties of oat protein and enrichment of kefir with oat protein

In this study, it was aimed to investigate the functional properties of oat protein, and to improve nutritional value of kefir by adding oat protein. For this purpose, water holding capacity, oil holding capacity, foaming properties, protein solubility and emulsion properties of oat protein were determined. Then, 0.5%, 1% and 2% (w/v) oat protein and 30% (w/v) kefir grains were added to cow's milk to produce four different types of kefir and physicochemical, sensory and microbiological properties of kefir were examined. Oat protein added to kefir had a significant effect on pH, titration acidity, serum separation, viscosity and total phenolic substance values and amount of Lactococcus depending on protein concentration (p<0.05). During the storage period, an increase was observed in the titration acidity, viscosity and total phenolic substance values of the kefir samples. Addition of oat protein reduced serum separation. Minimum serum separation was observed at 2% oat protein concentration. Addition of oat protein to kefir has been shown to promote the replication of Lactococcus. At the end of storage, the amount of lactic acid bacteria increased in kefir with 1% oat protein concentration. According to the results, it was observed that the addition of oat protein increased the amount of Lactococcus of kefir, improved its physicochemical properties and did not adversely change its sensory properties. Based on the data obtained, it has been concluded that adding oat protein can give kefir a functional property, and considering the sensory properties, it can be recommended to use 2% oat protein in kefir production.

Functional foodsKefirLactococcus+3
Merve Karakaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Protein katlanması dinamiği: Transfer edilebilir etkileşim potansiyeli dizaynı ve farklı komplekslik seviyelerine sahip yeni monte carlo ve moleküler dinamik protein modellerinin geliştirilmesi

Protein katlanması, biyolojik bilimlerdeki en zorlu problemlerden bir tanesidir. Sahip oldukları amino asit dizisi, zincir uzunluğu, katlı yapı topolojisi vb. özelliklere bağlı olarak, proteinler katlanma kooperativitesi ve katlanma oranlarında saçılım gibi farklı termodinamik ve kinetik davranışlar sergilerler. Bu davranışların anlaşılması ancak farklı karmaşıklık seviyelerine sahip protein modellerinin ayrıntılı incelenmesi ile gerçekleşebilir. Tezin ilk bölümünde, protein içi etkileşim ağlarının, katlanma termodinamiği ve kinetiği üzerindeki etkileri basitleştirilmiş zincir temsilli içeren moleküler dinamik model yaklaşımı ile 13 farklı protein incelendi. Bariyersiz davranıştan , iki durumlu davranışa termodinamik davranışa geçişin dikkate değer bir şekilde ortalama etkileşim sayısına bağlı olduğu gözlemlendi. Ayrıca, önerilen yeni etkileşim düzen parametresi AEEDP, bağsız etkileşimlere ilaveten açısal etkileşimleri de içerisine dahil ederek, proteinin hem kinetik hem de termodinamik davranışların açıklanmasında kullanılabildiği görüldü. İkinci bölümde, tüm atomların temsil edildiği Monte Carlo simülasyon yöntemi için transfer edilebilir etkileşim potansiyeli tasarlandı. 25,801 proteinin katlı yapısı üzerinden veri madenciliği kullanarak, (i) atom çiftleri etkileşmesi (ii) NHO hidrojen bağları, (iii) 7 farklı ardaşık amino asit üçlü terimi, (iv) ardaşık aminoasit dörtlüsü için istatistiksel etkileşim potansiyeli geliştirildi. Atom çiftleri etkileşmelerinde, atomların zincir üzerinde ki bir birlerine olan mesafesi incelenerek toplam çift çeşidinin 195,223'e çıkartılması tartışılmıştır. Monte Carlo simülasyon yöntemi ile modellen iki alpha-yapılı protein ikisi de başarı ile kararlı yapılarına katlanmış, en düşük 2.29A RMSD değerine sahip yapı elde edilmiş ve kooperatif katlanma - açılma geçişleri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Protein Katlanması, Protein İçi Etkileşim Ağları, Moleküler Dinamik Go Modeli, Transfer Edilebilir Protein Modelleri, Bütün Atom Temsilli Monte Carlo Protein Modeli

BiyoinformatikMoleküllerMonte Carlo Yöntemi+2
Gökhan Selamet
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sıçanlarda zorunlu yüzme testi ile oluşturulan depresyon modelinde 2 boyutlu elektroforez ile tanıya yönelik proteinlerin araştırılması

Depresyon, dünya nüfusunun yaklaşık %20 gibi büyük bir kısmını etkileyecek kadar yaygın olması yanında; günlük yaşam işlevselliğini bozarak neden olduğu yeti kayıpları, ekonomik sonuçları ve yüksek intihar eğilimi nedeniyle de en önemli psikiyatrik sorunlardan biri olma özelliğini sürdürmektedir. Major depresyon tanısında biyokimyasal tekniklere dayalı bir tanı sistemi henüz geliştirilmemiştir. Bu çalışmanın amacı, sıçanlarda zorunlu yüzme testi ile oluşturulmuş depresyon modeli ile depresyon sırasında değişim gösteren serum örneklerindeki proteinlerin tanımlanmasıdır. Depresyon ve kontrol gurubu olarak ayrılan toplam 14 hayvandan alınan serum örnekleri kromatografik yöntemlerle ayrıştırılıp daha sonra 2 boyutlu elektroforez ile karşılaştırılması yapıldı. İki boyutlu elektroforez sonrasında bilgisayar yazılımı ile ifadelerinde farklılık gösteren toplam 9 potansiyel tanı proteini dizisi belirlendi. Çalışmanın son aşaması olan MALDI-TOF analizi aşamasında, guruplar arasında farklı ifade edildiği belirlenen noktaların dizileri elektriksel alanda aminoasit kalım sürelerini hesaplama yoluyla belirlendi. Aralarında anlamlı farklılık bulunan protein ifadeleri karşılaştırılarak elde edilen 9 farklı noktanın ayrı ayrı ya da birkaçı birlikte kullanılarak potansiyel biyobelirteçler olabilecekleri sonucuna varıldı

BiyobelirteçlerDepresyonElektroforez+6
Tuğçe Duman
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Işığa-duyarlı akıllı ilaç taşıyıcı sistemler: DNA-polimer ve protein-polimer konjugatlarının sentezi ve karakterizasyonu

Son zamanlarda özellikle kanser gibi önemli hastalıkların tedavisi için yeni metodların geliştirilmesine yönelik artan ihtiyaç sebebiyle, konvansiyonel ilaçların yerine daha etkili olabilecek ve hastaları daha az yan etkiyle tedavi edebilme potansiyeline sahip akıllı ilaç taşıyıcı sistemler geliştirilmektedir. Bu sistemler genellikle çeşitli polimerlerle oluşturulan nanoparçacıkların içine uygun ilaçların yüklenip hastalıklı bölgeye uygun hedeflendirmenin yapılarak ilacın tüm vücuda yayılmadan sadece istenilen bölgeye uygulanabileceği şekilde tasarlanmaktadır. Bu amaçla oluşturulacak taşıyıcı sistemlerin sentezinde uygun çözücüler içinde kendiliğinden birleşme özelliğine sahip amfifilik konjugatların kullanılması bu sistemlerin kolaylıkla elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Amfifilik yapıları oluşturmak için hidrofobik ve hidrofilik iki blok çeşitli konjugasyon yöntemleriyle bir araya getirilir. Bu yapılar tamamen sentetik polimerlerle hazırlanabilirken canlı ortamla uyumlu olmaları sebebiyle günümüzde hidrofilik blok olarak biyomakromoleküller daha yaygın olarak çalışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada fotoaktif bir molekül olan kumarin içeren metakrilat monomeri ile tersiyer bütil akrilat monomerinin ATRP ile polimerizasyonu sonucu hidrofobik bir polimer bloğu elde edilmiştir. Hidrofilik blok olarak ise iki ayrı biyomakromolekül kullanılmıştır. İlk olarak 22 bazlı tek zincirli bir oligonükleotit ile hidrofobik polimerin CuAAC "click" reaksiyonu vasıtasıyla konjugasyonu yapılmış ve bu konjugatın karakterizasyonu için FT-IR, DLS ve UV ölçümleri alınmıştır. Bir diğer hidrofilik blok olarak ise BSA proteini kullanılmıştır. Hidrofobik polimer ile BSA'nın CuAAC "click" reaksiyonu vasıtasıyla konjuge edilmesinden sonra elde edilen konjugatın karakterizasyonu FT-IR, DSC, SDS-PAGE, UV ve floresans ile yapılmıştır. Daha sonra konjugatların distile su içerisinde misel oluşumu sağlanmış ve DLS ölçümleri ile bu misellerin parçacık boyutları belirlenmiştir. Miseller UV ışık altında (350 nm) 1 saat aydınlatılarak tekrar DLS ölçümleri yapılmış ve parçacık boyutlarındaki değişim gözlenmiştir.

DNAFotoaktiviteKonjugat+7
İrem Akar
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluğu olan hastaların kanlarında olası biyobelirteçlerin protein düzeyinde araştırılması

OKB'nin heterojenliği ve spesifik nörotransmitterler için tasarlanmış sınırlı farmakoterapi yaklaşımları nedeniyle tüm hastalar adına umut verici olamamaktadır. Dolayısıyla bu hastalığın altında yatan mekanizmaları daha iyi anlamak amacıyla Liquid chromatography-mass spectrometry (LC-MS/MS) yöntemiyle anlamlı farklılık gösteren proteinlerin OKB ile olası ilişkisinin araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmaya DSM-5 kriterlerine göre Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı almış 14 hasta ve 10 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Katılımcılara Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği, Obsesif İnanışlar Ölçeği (OİÖ-44), Üstbiliş Ölçeği-30 uygulanmıştır. Katılımcılardan bir kereliğine mahsus olmak üzere EDTA kaplı mor kapaklı kan tüplerine 10 cc peripheral kan alımı yapılmıştır. Alınan bu kanlar, plazma izolasyonu için Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı'ndaki moleküler biyoloji laboratuvarına iletildi. Kanlar, 3500 rpm hızda 10 dakika boyunca +4o koşullarında sentrifüjlenerek üst tabaka olan plazma içeren süpernatant temiz mikroeppendorf tüplere aktarıldı. İzole edilen tüm plazma örnekleri geniş çaplı protein analizi LC-MS/MS based proteomiks çalışmasına kadar -80o'de muhafaza edilmiştir. Tüm plazma örneklerinin toplanmasının ardından proteomiks çalışması için İstanbul Medipol Üniversitesi REMER Proteomiks Birimi'ne soğuk zincirde transfer edilmiştir. Bu çalışmada Bezmialem Vakıf Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve Projeler (BAP) biriminin desteğinden yararlanılmıştır. Sonuçlar ise hem istatistiksel olarak anlamlılık hem de kat değişimi açısından aralarında farklılıklar değerlendirildiğinde ise Plastin-2 (LCP1), Kanca protein 1 (HOOK1), Apolipoprotein L1 (APOL1), Ig gamma-2 zincir C bölgesi (IGHG2), Apolipoprotein D (APOD), Seruloplasmin (CP) proteinleri anlamlı olarak kat değişimi göstermiştir (p ≤0,05, ≥1.4-kat değişimi).

BiyobelirteçlerKanKromatografi-sıvı+5
Serra Nimet Esencan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Besin proteini ilişkili proktokolit, enteropati ve enterokolit sendromu olan çocukların annelerinin diyet eliminasyonu tedavisi sırasındaki ruhsal durumlarının çocuklarının klinik bulguları ile ilişkili olarak değerlendirilmesi

Amaç: Besin alerjilerinin prevalansı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de her gün gittikçe artmaktadır. Besin alerjisi teşhisi hem çocukların hem de ebeveynlerinin yaşamını olumsuz yönde etkiliyor. Bilinen tek tedavi emziren annelere ve çocuklarına diyet eliminasyonu yapmaktır. Bu süreç çocukların klinik durumuna göre aylar süre bilmektedir. Besin alerjisi olan çocukların ebeveynleri, günlük aktivitelerinde duygusal stres ve kısıtlamalar yaşarlar. Bu çalışmada besin protein ilişkili proktokolit (BPİAP), enteropati (BPE) ve enterokolit (BPİES) tanısı alan çocukların annelerinin diyet öncesi ve diyet altında depresyon ve duygu durumlarını değerlendirmeyi ve çocuklarının klinik durumu ile annelerinin ruhsal durumlarındaki değişiklikleri belirlemeyi amaçladık. Materyal ve Metod: Çalışmamıza, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Polikliniğinde besin protein ilişkili proktokolit, enterokolit ve enteropati tanısı alan 1-12 ay aralığındaki 42 çocuk hasta ve anneleri dahil edildi. Katılımcılara çocuklarını beslenme şekli, ne kadar süre sadece anne sütü ile beslediği, mama ve ek gıdaya ne zaman geçildiği, çocukların doğum zamanı, doğum tartısı, hastane yatışı ve antibiyotik kullanımı öyküsü, annenin yaşı, annenin eğitim durumu, ailede çocuk sayısı sorgulanarak veri toplama formuna kaydedildi. Başvuru anında ve diyet altında kontrolde hastalar tartıldı, klinik bulguları (huzursuzluk, memeyi reddetme, gaz sancıları, kusma, mukuslu dışkılama, kanlı dışkılama, yağlı ishal, kilo alamama, kabızlık) sorgulandı, Comiss skorlaması yapılarak çalışma formuna kaydedildi. Çalışmadaki hastaları klinik olarak BPİAP, BPİES ve BPE olmak üzere 3 gruba ayırdık. Hastaların annelerini ise çocuklarını beslenme şekline göre üç gruba ayırdık. Bunlardan biri çocuklarını sadece anne sütü ile besleyen anneler, ikincisi hem anne sütü hem de mama ile besleyenler ,üçüncü grup ise sadece mama ile besleyen emzirmeyen annelerdi. Annelere diyet öncesi ilk tanı anında ve 2 ay sonra kontrole geldiklerinde diyet altında iken iki kez Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği doldurtuldu. Verilerin analizlerde SPSS 27.0 programı kullanılmıştır. Değişkenlerin dağılımı kolmogorov simirnov test ile ölçüldü. Nicel bağımsız verilerin analizinde ANOVA (Tukey test), Kruskal-Wallis, Mann-Whitney u test kullanıldı. Bağımlı nicel verilerin analizinde Wilcoxon testi kullanıldı. Nitel bağımsız verilerin analizinde Ki-kare test, Ki-kare test koşulları sağlanmadığında fischer test kullanıldı. Korelasyon analizinde Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: BPİAP, BPE ve BPİES grupları arasında hastaların tanı alma ayı, annelerin yaş ortalaması anlamlı (p> 0.05) farklılık göstermedi. BPİAP, BPE ve BPİES grupları arasında cinsiyet dağılımı; hastaların doğum tartısı, doğum şekli, doğum zamanı, sadece anne sütü alma süreleri, ailede atopi öyküsü anlamlı (p > 0.05) farklılık göstermedi. Tüm gruplarda diyet öncesi ile diyet sonrası kıyaslandığında CoMiSS değeri diyet öncesine göre anlamlı (p <0.05) düşüş izlendi. Çocuklarını sadece anne sütü ile besleyen anne grubunda diyet sonrası anksiyete puanı diyet öncesine göre anlamlı (p> 0.05) değişim görülmedi. Anne sütü ve mama ile besleyen anne grubunda diyet sonrası anksiyete puanı diyet öncesine göre anlamlı (p <0.05) artış gözlendi. Bebeklerini sadece mama ile besleyen annelerde diyet sonrası anksiyete ve depresyon puanı diyet öncesine göre anlamlı (p <0.05) düşüş gösterdi ve düşüş miktarı diğer iki gruptan anlamlı (p <0.05) olarak daha yüksekti. Sadece anne sütü ile diyet sonrası depresyon puanı diyet öncesine göre anlamlı (p <0.05) artış göstermiştir. Anne sütü ve mama ile besleyen grupta diyet sonrası depresyon puanı diyet öncesine göre anlamlı (p <0.05) artış göstermiştir. Çoklu besin eliminasyon diyeti yapan grupta diyet sonrası anksiyete ve depresyon skoru sadece süt eliminasyon diyeti yapan gruptan anlamlı (p <0.05) olarak daha yüksekti. Diyet sonrası dönemde CoMiSS skoru ile anksiyete ve depresyon skoru arasında anlamlı pozitif (p < 0.05) korelasyon gözlenmiştir. Sonuç: Besin alerjisi olan çocukların anneleri diyete maruz kaldığında ruhsal durumlarında bozulma görülebilmektedir. Çocuklarda diyet tedavisi ile klinik iyileşme sağlanırken, bu süreçte diyet yapmak durumunda kalan annelere de multidisipliner yaklaşımda bulunmak ve gereklilik halinde ruhsal açıdan desteklemek önemlidir. Anahtar sözcükler: Besin protein ilişkili proktokolit, besin protein ilişkili enteropati, besin protein ilişkili enterokolit, eliminasyon diyeti

Besin alerjisiBeslenmeBeslenme tedavisi+7
Nıgar Bayramova
Bezmialem Vakıf University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ayva ve armutlarda anaç/kalem ilişkilerinin izoenzim analizleriyle araştırılması

Bu çalışma, bazı armut çeşitleri ile ayva anaçları arasındaki aşı uyuşmazlığının erken belirlenmesi için bir marker olarak kullanılabilecek PRX (peroksidaz) izoenziminin ve diğer proteinlerin araştırılması üzerine kurulmuştur. PRX izoenzimi çalışmaları için Bartlett (BT) ve Beurre Hardy (BH) armut çeşitleri, QA ve BA-29 anaçları ile büyüme kuvvetleri belirlenmiş ve daha önceki çalışmalarla armut için anaç olarak seçilmiş 15 ayva klonu üzerine aşılanmıştır. BT, QA anacı ile uyuşmayan, BH ise uyuşun armut çeşitleridir. İzoenzim analizleri için, aşılanmamış anaçlar ve çeşitler ile aşılanmış olanların aşı noktasının 4 cm altından ve üzerinden kabuk ve kambiyum dokuları alınmıştır. Örnekler, aşılamadan 1, 4, 8, 12 hafta sonra toplanmıştır. Ayrıca aşılamadan 12 ay sonra aşı noktasından örnekler alınarak analizlenmiştir. PRX izoenzim analizlerinde nişasta jel elektroforez (Starch jel elektroforez-SGE) yöntemi kullanılmış, anaç ve çeşitlerin asidik (anodik) ve bazik (katodik) PRX yönünden incelenmesi ise poliakrilamid jel elektroforez (PAGE) tekniğine göre yapılmıştır. Toplam proteinlerin belirlenmesi çalışmasında ise Passe Crassanc (PC), B. Hardy (BH), Beurre Bosc (BS) ve Bartlett (BT) armut çeşitlerinin QA ve armut çöğür anacı ile oluşturduğu kombinasyonlardan çeşidin yıllık sürgünlerinden kabuk dokuları alınmıştır. Toplam protein analizlerinde SDS-PAGE yöntemi kullanılmıştır. SGE'de jelin katod kısmındaki bulanık görüntü nedeniyle, sadece anodik PRX'lar değerlendirilmiştir. İki armut çeşidi ile denemede kullanılan 17 anacın SGE' de PRX profilleri karşılaştırıldığında pek çok bant gözlenmiştir. Fakat iki izoperoksidaz bandı [Rf = 0.88 (A) ve 0,68 (B)] önem kazanmıştır. A bandı BH çeşidinde, QA, BA-29 ve 9 ayva klonunda bulunurken BT çeşidinde görülmemiştir. B bandı ise sadece BH çeşidinde görülmüştür.Aşı bölgesinin izoenzim profilleri anaç ile kalemin bireysel izoperoksidazlarının birleşimi şeklinde görülmüştür. Oysa ki, A ve B bantları yönünden bazı istisnalar gözlenmiştir. A ve B izoperoksidazlan bireysel olarak aşı bileşenlerinde bulunmalarına rağmen aşı bölgesinde mevcut değildir. Bunun tersi olarak da bu bantlar aşı bileşenlerinde bulunmasa da aşı bölgesinde görülmüştür. Aşı bölgesi örneklerinin izoperoksidaz bantları, aşı bileşenlerinin bireysel (aşısız) olanlarından daha koyu olarak gözlenmiştir. Ayrıca uyuşur (BH/QA), orta derecede uyuşur (BT/BA-29) ve uyuşmaz (BT/QA) aşı kombinasyonlarının karşılaştırılması, uyuşur ve orta derecede uyuşur aşı bölgesi örneklerinin uyuşmaz olandan daha fazla izoperoksidaz bandı içerdiğini göstermiştir. Aşı bölgesi örnekleri A ve B bantları yönünden karşılaştırıldığında ise BH çeşidinin oluşturduğu tüm kombinasyonlarda A ve B bandı saptanmıştır. BT çeşidinin oluşturduğu kombinasyonlarda ise uyuşmaz olan BT/QA'mn aşı bölgesinde A ve B bantları bulunmazken, sadece BT/BA-29 ile BT'nin ayva klonlarıyla oluşturduğu 5 kombinasyonda saptanmıştır. Bu nedenle, bu 5 ayva klonu BT çeşidi ile uyuşabilir, ümit var ayva anaçları olarak belirlenmiştir. Tüm aşı kombinasyonlarında aşılamadan sonraki dönemlerde aşı noktasının altmdan ve üzerinden alınan örneklerin SGE'de PRX profilleri tamamen benzerlik göstermiş ve hiçbir farklılık saptanmamıştır. Çeşitler ile anaçların PAGE'de elde edilen bazik PRX profilinde daha iyi çözünürlük elde edilmiştir. Asidik PRX profilleri ise SGE'de belirlenen anodal PRX ile benzerlik göstermiştir. Sadece bir bazik isoperoksidaz bandı (Rf = 0.91) BH çeşidinde ve tüm anaçlarda gözlenirken BT çeşidinde görülmemiştir. Böylece izoenzim sonuçları bize, elektroforez tekniği ile izoperoksidaz analizleri yapılarak, armut/ayva aşı kombinasyonlarında aşı uyuşma veya uyuşmazlığının, aşı bölgesinin PRX profillerine bakılarak erken belirlenebileceğini göstermiştir. Dört armut çeşidi ile QA ayva anacının SDS-PAGE'de belirlenen toplam protein parmak izlerinin birbirine çok benzer olduğu dikkati çekmekle beraber 63kDa ağırlığındaki bir protein bandı QA anacı üzerine uyuşur bir armut çeşidi olan PC, BH ve orta derecede uyuşur olan BS çeşidinde belirlenirken uyuşmaz olan BT çeşidinde saptanamamıştır. Genelde, QA üzerine aşılı çeşitlerin çöğür anacına aşılı olanlardan daha fazla proteine sahip olmalarına rağmen, farklı kombinasyonlardaki çeşitlerin, toplam protein miktarları ile uyuşmazlık arasında bir ilişki kurulamamıştır. Elde edilen sonuçlar, belirlenen 2 anodal ve 1 katodal isoperoksidaz bandı ile 1 protein bandının, armut/ayva aşı uyuşmazlığı ile ilgili olabileceğini göstermektedir. Yürütülmekte olan arazi gözlemleri bu sonuçları geliştirecektir. Anahtar Kelimeler : armut/ayva aşılaması, aşı uyuşmazlığı, peroksidaz (PRX), izoenzim, protein

ArmutAyvaAşı uyuşmazlığı+4
Hatice Gülen Sertli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Cyprinus carpio (L.)'da bakır, çinko ve bakır+çinko karışımında solungaç karaciğer ve ve kas dokularındaki metal birikiminin nicel protein, glikojen ve kandaki bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkileri

ÖZ Cyprinus carpio (L.)'da bakır, çinko ve bakır + çinko karışımında solungaç, karaciğer ve kas dokularındaki metal birikiminin nicel protein, glikojen ve kandaki bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkileri, üç seri halinde metallerin tek tek ve karışımları için belirlenen ortam derişimlerinde 1, 7, 15 ve 30 gün olmak üzere dört farklı zaman sürecinde belirlenmiştir. Deney serilerinde, bakır ve çinkonun solungaç, karaciğer ve kas dokularındaki birikimi ortam derişimi ve etkide kalma süresindeki artışa bağlı olarak artmış, ancak karışımın etkisinin incelendiği seride doku ve organlardaki metal birikimi metallerin tek tek etkisinde saptanan birikimden daha az olmuştur. Bakır, çinko ve bakır + çinko karışımının ayrı ayrı etkisinde solungaç ve karaciğer dokusundaki protein derişimi, belirli bir sürede ortam derişimindeki artışa ve belirli bir ortam derişiminde etkide kalma süresindeki artışa paralel olarak artarken kas dokusunda azalmıştır. Belirli bir sürede ortam derişiminin artması veya belirli bir ortam derişiminde etkide kalma süresinin uzaması karaciğer ve kas dokularındaki glikojen düzeylerini düşürürken, serum glikoz, total protein ve kolesterol düzeylerini arttırmıştır.

BakırBirikimGlikojen+8
Bedii Cicik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Cyprinus carpio (L)'de azinphosmethyl'in solungaç, böbrek, beyin ve dalak dokularında total proteinin kantitatif değişimine etkisi

rv OZ Bu çalışmada, organofosforlu insektisit AzinphosmethyTin 0,20 ve 0,35 ppm derişimlennin kültür balığı Cyprtnus carpio (L)' de solungaç, böbrek, beyin ve dalak dokularında total protein düzeylerine etkileri 1, 2, 3, 4, 15 ve 30 gün sürelerle incelenmiştir. Azinphosmethyl'in başlangıçta düşük derişimde tüm dokularda, yüksek derişimde ise dalak dışındaki dokularda protein miktarını azalttığı belirlenmiştir. İlerleyen sûre içerisinde bu miktarın her iki derişimde dalgalanmalar göstererek, yüksek derişimde beyin dokusu dışındaki tüm dokularda kontrol düzeyine ulaştığı gözlenmiştir. Pestisit stresinde besin alınamaması nedeniyle proteinlerin enerji ihtiyacını karşılamak üzere kullanılması, pestisitin enzim aktivitelerini inhibe ederek işlevsel aksaklıklar oluşturması veya incelenen dokularda histolojik deformasyonlar oluşturarak protein sentezinin engellendiği ve bu nedenlerle de protein miktarında azalmalar görüldüğü düşünülmektedir, ilerleyen sürelerde balığın ortam şartlarına adaptasyon göstererek protein miktarını düzenlemeye çalıştığı tahmin edilmektedir.

AzinfosmetilBalıklarBeyin+6
Sahire Karataş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı Oreochromis niloticus (L.) bireylerinde bazı hematolojik parametrelerin saptanması üzerine bir araştırma

Ill ÖZ Bu araştırma, Kasım-1993 ve Ağustos-1994 yılları arasında Ç.ü Su ürünleri Fakültesi Balık üretim İstasyonunda, Cichlidae familyasına ait sağlıklı Oreochromis niloticus (L.) bireylerindeki, bazı hematolojik parametrelerin saptanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, boyları 17-21,24 cm ve ağırlıkları 112-142 gr arasında değişen toplam 110 balık bireyi kullanılmıştır. Bulgularda eritrosit miktarı, 2. 16-4. 005. 10a/mm3 ; lökosit miktarı, 25.6-77.5 103/mm3 ; hematokrit değeri. %25-%44; hemoglobin miktarı, 3-6 dL/g'dır. Lenfosit hücrelerin yüzdesi, % 32-%84; monosit hücrelerin yüzdesi. %Q-%42 nötrofil hücrelerin yüzdesi, %4-%10; asidofil hücrelerin yüzdesi, %4-%28; agranüler hücrelerin yüzdesi. %64-%92-, granüler hücrelerin yüzdesi. %Q-%36 dır. Ayrıca eritrosit uzun hücre çapı. 11-14/i; kısa hücre çapı ise, 5-7/i olup, lenfosit hücre çapı, 7-11. 5/J; monosit hücre çapı, 9.5-llji; nötrofil hücre çapı, 5-8/j ; asidofil hücre çapı, 7.5-10y dur. Bazofil hücresine, sadece bir çalışmada ve bir tane rastlanıldığından, yüzdesel olarak ifade edilememiştir. Total serum proteini, 2.6-4.4 dL/g; kan glikoz miktarı ise, 114-235 dL/mg olarak bulunmuştur.

BalıklarGlükozGranülosit+4
Aysel Azizoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Subkutan ve oral yolla enjekte edilen bakırın mus musculus var. albinus'un dokularındaki birikimi ve bu dokuların nicel protein ve glikojen düzeyleri ile bazı kan parametreleri üzerine etkileri

VII OZ Mus musculus var. albinus 'un çeşitli bakır derşimlerinin etkisinde karaciğer, dalak, böbrek, kas, testis ve beyin dokularındaki metal birikiminin nicel protein derişimine, kas ve karaciğer glikojen düzeyleri ile kandaki bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.. Deneylerde oral ve subkutan şekilde enjekte edilen bakır derişimi arttıkça dokulardaki metal birikimide artma göstermiştir. Ancak birikimdeki artışın subkutan enjeksiyonda daha fazla olduğu saptanmıştır. İncelenen dokular arasında en fazla metal birikimi karaciğerde gözlenirken en az birikimin kas dokusunda olduğu belirlenmiştir. İncelenen dokulardan karaciğer, dalak, böbrek, beyin ve testis de metal birikimine paralel olarak doku protein düzeyleri artarken, kas dokusu protein düzeyi azalmıştır. Her iki enjeksiyon şeklinde de enjekte edilen bakır derişiminin artması karaciğer ve kas dokularındaki glikojen düzeylerini düşürürken, serum glikoz, total protein ve kolesterol düzeylerini arttırmıştır.

BakırDokularGlikojen+2
Özcan Ay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessEN

The study on some liver enzymatic activities among patients with liver disease in Al-Diwaniyah province

The liver is the largest organ in human body. Facilitates digestion, energy storage, and waste elimination. Infectious factors like hepatitis A, B, and C are the cause of many ailments. Liver disease may also be exacerbated by the use of drugs, poisons, and large quantities of alcohol. Those who have developed cirrhosis or fatty liver disease are not alone. In addition to liver cancer. Fluctuations in liver enzyme levels are a common diagnostic and treatment challenge in general clinical practice. It might be challenging to sort through all of the potential diagnosis, even for a seasoned physician. Focusing on certain liver enzymes has allowed the researchers to ascertain whether or not a patient is suffering from liver disease. The ELISA technique was employed to look into liver enzymes, obtained results showed that protein levels had dropped, including albumin. Enzyme levels of ALT and AST changed by increasing during liver infection. In conclusion, Aminotransferase levels can vary from normal to over 10 times the upper limit of normal, depending on the degree of liver elevated enzymes due to cardiovascular disease. The total protein cutoff value of 5.8 is used to diagnose liver disease, while the albumin cutoff value of 3.95 is used as a good predictor of liver illness.

AlbuminsIraq-Al-DiwaniyahLiver enzymes+2
Farah Moojıd Kadhım Al-khuzaıe
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Plasma oxidative biomarkers and conformational modifications of albumin in patients with diabetes complications

The current research examined the antioxidant capacity of plasma and erythrocytes in diabetic patients to healthy controls. Diabetes patients aged 25-65 and healthy volunteers of the same age were each given a blood sample, which totaled (90). These patients were seen at Azadi Teaching Hospital in Kirkuk, Iraq, from July to December 2021. In the present study, patients' total protein, albumin, and Alb/Glob ratios were significantly lower (P 0.05) than in the control group. Compared to the control group, patients' globulin concentrations increased significantly (P0.05). The data demonstrate a substantial (P0.05) increase in thiol, Thiol Protein, and amino group concentrations in patients compared to controls. Otherwise, the carbonyl group concentration in patients is non-significant (P0.05) compared to controls. Finally, compared to the control group, patients' Hb concentrations were significantly (P0.05) lower. Results shows the average emission auto-fluorescence spectra of various sample patients from 340 nm to 630 nm.

AlbuminsAminoDiabetes mellitus+1
Mhmood Khalıd Hassoon Hassoon
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Study β-trace protein and serum creatinine in diagnostic staging and predicting progression of chronic kidney disease in Erbil city

Recent studies are related to the study of Beta-Trace Protein (BTP) and its effectiveness in detecting kidney disease, as it is distinguished by its light molecular weight. In this study, samples were taken from 150 patients with various stages of CKD, and they were categorized into five groups based on their glomerular filtration rate. Enzyme-linked immunosorbent assays were used to determine the beta-trace protein level (ELISA). A comparison was made between BTP and Creatinine and found statistically significant relationships between them and other vital variables. The study concluded that the BTP level rises in the early stages of the disease, and therefore it is a good biomarker in the early detection of CKD. As a consequence, we may conclude that Beta-Trace Protein, Creatinine, and other key biochemical variables were significantly elevated (p 0,05-0,01). The amounts of the above Protine showed significant increases in the G2, G3, G4, and G5 in comparison with G1.

CreatinineChronic kidney disease-mineral and bone disorderNoninvensive methods+1
Esraa Asaad Subhı Al-bayatı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

‏‏evaluation of the activity of liver enzymes and some biochemical variables in pregnant women infected with COVID-19 in Kirkuk governorate‏‏‏‏

Some hematological and biochemical markers were measured in COVID19 patients (pregnant women) as part of the research. 60 pregnant women with COVID-19 infection and 30 control subjects were included in this study. Research was carried out at Kirkuk's hospitals between January 2022 and April 2022. The following is a breakdown of the participants: Pregnant women in the first group: 30 healthy women. In the second group, 30 samples were taken from infected pregnant women aged 18 to 30 years old. Pregnant women between the ages of 30 and 40 are in the third group, which includes 30 samples. RBC count, Hb concentration, PCV/MCV ratio, and percentage of MCV decreased significantly (P 0.05) in patients compared to control group. Patients' WBC and neutrophil and lymphocyte percentages rose significantly (P 0.05), whereas their lymphocyte and neutrophil percentages decreased significantly (P 0.05). Otherwise, the proportion of eosinophils, monocytes, and basophils in patients (15.71±2.18) compared to the control group indicates no significant differences (P 0.05). Patients' levels of liver enzymes were found to be significantly (P 0.05) elevated. Finally, the findings revealed that patients' levels of total protein, albumin, and vitamin D3 were significantly decreased (P 0.05). Keywords: COVID19, Liver enzymes, Vitamin D3, Total protein, Albumin

AlbuminsCOVID 19Enzymes+3
Waleed Ibrahım Hameed Hameed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik böbrek yetmezlikli hastalarda protein kısıtlı diyet ile beraber esansiyel amino asitlerin alfa-keto analoglarının kullanımının hastalığın progresyonunu ve komplikasyonlarını önlemedeki rolü

Giriş ve Amaç: Kronik böbrek hastalığı sıklıkla ilerleyici bir süreçtir. Böbrek hastalarında protein kısıtlaması ile hastalığın ilerlemesi ve komplikasyonları yavaşlatılabilmekte, beraberinde esansiyel amino asitlerin keto analoglarının kullanımı ile bozulmuş olan metabolik parametreler daha etkin olarak kotrol altına alınabilmektedir.Bizde bu çalışma ile protein kısıtlaması ve beraberinde esansiyel amino asidlerin keto analoglarının kullanımının kronik böbrek hastalığının progresyonu ve komplikasyonları üzerine yaptığı etkileri araştırmayı planladıkMateryal ve Metod : Çalışmaya evre 3-4 kronik böbrek hastalığı olan 72 hasta(43 erkek, 29 bayan) alındı. Hastalara 0,6 g /kg/gün protein kısıtlaması yapıldı. 36 hastaya sadece protein kısıtlı diyet, diğer 36 hastaya protein kısıtlı diyet ve 5 mg/kg esansiyel amino asitlerin keto analogları verildi. Hastaların böbrek fonksiyonları, proteinüri, anemi, renal osteodistrofi, asidoz açısından laboratuar parametreleri bir yıl süre ile takip edildi. Klinik takip sırasında 1 hasta miyokart enfaktüsünden, 1 hasta koroner bay-pass sonrasında eksitus olduğu, 15 hasta diyete uymadığı, 6 hasta hemodiyalize başlandığı, 3 hasta devam eden aylarda poliklinik takibine gelmediği için çalışmadan çıkarıldı. Çalışma 26 keto analog alan, 20 almayan toplam 46 hasta(25 erkek, 21 bayan) ile sonlandırıldıBulgular: Takip esnasında keto analog alanlar ortalama olarak 0.72±0,04 g/kg/gün, almayanlar 0,73±0,05 g/kg/gün protein almaları sağlandı. Keto analog alanların kreatinin klirensi takip boyunca artarken (başlangıç:30±8,2 mL/dakika, bitiş:37±9,1mL/dakika) sadece protein kısıtlı diyet alanlarınki(başlangıç:39,8±13,2 mL/dakika, bitiş:33,1±8,5 mL/dakika) azaldı(Pilaç=0,032). Fosfor düzeyi keto analog alanlarda (başlangıc:4,02±0,67 mg/dL, bitiş:3,62±0,51 mg/dL), protein kısıtlı diyet alanlardan (başlangıç:3,83±0,77 mg/dL, bitiş:3,79±0,62 mg/dL) daha fazla düştü (Pilaç=0,022). Hemoglobin değeri keto analog alanlarda(başlangıç:12,55±1,95 g/dL, bitiş:12,36±1,77 g/dL), protein kısıtlı diyet alanlardan (başlangıç:11,63±2,01 g/dL, bitiş:11,00±1,93 g/dL), daha iyi seyretti(Pilaç=0,030). Proteinüri, sistolik ve diastolik kan basıçları, bikarbonat, alkalen fosfataz değerleri keto analog alanlarda takip boyunca giderek düzeldi(Pzaman=0,001, Pzaman=0,001, Pzaman=0,015, Pzaman=0,001, Pzaman=0,034). Albumin değeri keto analog alanlarda zaman içerisinde değişmezken, sadece protein kısıtlı diyet alanlarda azaldığı, bunun istatiksel anlamlılığa yaklaştığı görüldü(Pzaman=0,069). Serum total kolesterol, trigliserid, düşük dansiteli lipoprotein, yüksek dansiteli lipoprotein, lipoprotein a, C-reaktif protein, ferritin, ürik asit değerleri çalışma sonunda her iki grupta da çalışma sonunda düzeldiSonuçlar: Kronik böbrek hastalarında protein kısıtlaması ile beraber esansiyel amino asitlerin keto analoglarının kullanımı glomerüler filitrasyon hızı, proteinüri, anemi, asidoz, kalsiyum fosfor metabolizması ve kan basıncı üzerine olumlu etkileri mevcutturAnahtar sözcükler: Kronik böbrek hastalığı, protein kısıtlaması, esansiyel aminoasitlerin keto analoğu, proteinüri, kreatinin klirensi.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikEsansiyel amino asit+4
Mevlüt Hamamcı
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Pseudomonas sp. suşlarında cold shock protein izolasyonu ve SDS-PAGE analizi

Bu araştırmada, soğuk şoku protein izolasyonu için Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastane Laboratuarından alınan, Pseudomonas aeruginosa balcalı-1, Pseudomonas aeruginosa balcalı-2 ve Pseudomonas aeruginosa ATCC 27853 suşu kullanılmıştır. Soğuk şoku protein sentezi için, 5, 10, 20 ºC sıcaklıklar seçilmiş ve bu sıcaklık değerlerinde 60 ve 480 dakika süreyle inkübasyon gerçekleştirilmiştir. Cold shock proteinlerin moleküler ağırlığının saptaması için, SDS-PAGE jel sistemi kullanılmıştır.P. aeruginosa ATCC 27853 suşundan izole edilen 1700 ve 18130 Da ağırlığındaki proteinler, diğer proteinlere göre daha fazla sentezlenmiştir. Bu iki protein soğuk şok muamelesi ile ortaya çıkmıştır.P.aeruginosa Balcalı 1 `in 20ºC' de 60 dakika ve 5, 10, 20 ºC'de 480 dakika sonra 77066 Da' luk cold shock protein sentezledikleri bulunmuştur.SDS_PAGE analizleri P. aeruginosa Balcalı-2 suşunda 22666 ve 21576 Da' luk iki farklı protein ürettiğini gösterdi.Araştırmada kullanılan suşlar içerisinde Pseudomonas Balcalı-1 ve 2 suşlarının, P. aeruginosa ATCC 27853 suşundan daha yüksek düzeyde soğuk şok yanıt oluşturmuştur.Sonuç olarak P.aeruginosa' nın 3 farklı suşu, soğuk şokuna maruz bırakıldığında, 10 ºC sıcaklıkta 60 dakika inkübasyon süresinde en fazla protein sentezi gerçekleştirmiştir.

Elektroforez-poliakrilamid jelProtein analizleriProteinler+2
Zuhal Üzümcü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Spot idrarda protein/kreatinin ve albumin/kreatinin oranı ile 24 saatlik idrarda total protein ve albumin miktarının korelasyonu

Spot (Anlık) İdrarda Protein/ Kreatinin, Albumin/ Kreatinin Oranı İle 24 Saatlik İdrarda Total Protein ve Albumin Miktarının KorelasyonuGiriş ve Amaç: Proteinüri, renal ve kardiyovasküler hastalıklar için bağımsız bir risk faktörü ve uç organ hasarını gösteren bir belirteç olarak kabul edilmektedir. Proteinüri ölçümü için referans test 24 saatlik idrarda protein ve 24 saatlik idrarda albumin düzeyinin ölçümüdür. Ancak 24 saatlik idrar toplama hastalar açısından zahmetli ve kimi zaman hatalı sonuç vermektedir. Bu nedenle 24 saatlik idrarda proteinüri ve albuminüri ölçümleri yerine spot (anlık) idrarda protein/kreatinin oranı ve albumin/kreatinin oranı kullanılmaktadır. Biz de çalışmamızda diyabetes mellitus, hipertansiyon, kronik böbrek hastalığı ve nefrotik sendrom nedeniyle izlenen hastalarda 24 saatlik idrarda total protein ve albumin ölçümleri ile sabah anlık idrardaki protein/kreatinin oranı ve albumin/kreatinin oranının uygunluk ve güvenilirliğini araştırdık.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları polikliniklerine başvuran 130 hasta (kadın=53 erkek=73) alındı. Hastaların yaş ortalaması 53,5±15,4 idi. Hastaların ayrıntılı anamnez ve fizik muayenesi yapıldı. Özgeçmiş sorgulaması yapıldı. Kan basıncı ölçüldü. Glomeruler filtrasyon hızı değerleri hesaplandı. Kullanılan ilaçlar sorgulandı. Bu hastalarda rutin takipleri sırasında istenen tetkiklere ek olarak 24 saatlik idrar, sabah anlık idrar ve kan örneği istendi. Hastaların 24 saatlik idrarda kreatinin, albumin, protein düzeyleri, anlık idrarda kreatinin, albumin, protein düzeyleri ölçüldü. Anlık idrarda protein/kreatinin oranı ve albumin/kreatinin oranı, 24 saatlik idrarda albumin ve protein miktarları hesaplandı. Hastaların 24 saatlik idrarda protein ve albumin ile anlık idrarda protein/kreatinin oranı ve albumin/kreatinin oranları karşılaştırıldı. Beraberinde idrarda total protein ve total albumini etkileyecek değişkenleri(yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, hipertansiyon, böbrek hastalığı mevcudiyeti, serum albumin) hesaba katarak hastaların total proteinüri ve total albuminüri değerlerini saptayabilecek regresyon analizi ileyeni bir model oluşturuldu.Bulgular: Çalışmada anlık idrar albumin/kreatinin değeri ile 24 saatlik albumin/kreatinin sonuçları birbirinden farklı olmadığını ve birbirleri yerine kullanılabilir olduğu, yine anlık idrar protein/kreatinin değeri ile 24 saatlik idrar protein/kreatinin sonuçları birbirinden farklı olmadığını ve birbirleri yerine kullanılabilir olduğu sonucu elde edildi. Anlık idrar protein/kreatinin değeri ile 24 saatlik idrar protein değerleri arasında % 86; anlık idrar albumin/kreatinin değeri ile 24 saatlik idrar albumin değerleri arasında % 92 düzeyinde korelasyon saptandı. Hastanemiz için bakılan anlık idrar albumin/kreatinin oranı için 0,372 ve üzeri değerler için % 95 özgüllük ve % 95 duyarlılıkla patolojik albuminüriyi saptadığı sonucu elde edildi. Bununla beraber anlık idrar protein/kreatinin değeri 0,480 ve üzeri değerler % 96 özgüllük ve % 88 duyarlılıkla patolojik proteinüriyi saptadığı sonucu elde edildi. Regresyon analiziyle 24 saatlik idrarda protein düzeyi 3000 mg ve üzeri hastalarda R katsayısı % 92; 24 saatlik idrarda albumin düzeyi 300 mg ve üzeri hastalarda R katsayısı % 87 olduğu saptandı. Bununla beraber 24 saatlik idrarda protein düzeyi 3000 mg ve 24 saatlik idrarda albumin düzeyi 300 mg'ın altında olan hastalarda regresyon modeliyle daha iyi sonuçlar alındığı gösterildi.Sonuç: Çalışmamızda 24 saatlik idrarda protein ve albumin ölçümleri için anlık idrarda protein/kreatinin ve albumin/kreatinin oranlarının kullanılabilir bir yöntem olduğu ancak günlük 3000 mg'ın altında olan proteinüri ve 300 mg'ın altında albuminüri için regresyon modeli kullanımı ile referans değerlere daha yakın sonuç verdiği gösterildi.Anahtar Sözcükler: İdrarda albumin/kreatinin oranı, idrarda protein/kreatinin oranı, mikroalbuminüri, proteinüri

AlbüminlerKreatininMikroalbüminüri+5
Esin Aşlamacı Ünaldı
Çukurova University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı bakır oranlarının ergin pimpla turionellae L'nın yaşam süresi ve yumurta verimi ile sentezlediği protein ve glikojen miktarına etkileri

Bu çalışmada farklı bakır (CuSO4.5H2O) oranlarının (0.000, 0.010, 0.025, 0.050 ve 0.100 mg/100 ml) bir endoparazitoid hymenopter türü olan ergin Pimpla turionellae L.?nin yaşam süresi, yumurta sayısı, yumurta açılımı ile sentezlediği protein ve glikojen miktarına etkileri, kimyasal yapısı bilinen sentetik besinler kullanılarak araştırılmıştır. Denenen bakır konsantrasyonlarının yaşam süresine etkisi, uygulanan bakır miktarlarıyla ters orantılı olarak kontrole oranla azalma şeklinde görülmüştür. Birey başına düşen yumurta sayısında dikkate değer olmamakla beraber düşüş gözlenirken, yumurta açılım oranında bazı günlerde azalma yönünde önemli değişimler tespit edilmiştir. Deneylerde besine ilave edilen tüm bakır dozlarının P. turionellae dişilerinin protein miktarı üzerinde kontrol grubu dişilerine kıyasla azalma şeklinde etki yarattığı gözlenirken glikojen miktarı üzerinde tam tersi durum söz konusudur.

BakırGlikojenPimpla turionellae+1
Nilay Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Medical Sub-SpecialtyOpen AccessTR

Çocukluk çağı lösemi hastalarında lamin protein ekspresyonu

Çocukluk Çağı Lösemi Hastalarında Lamin Protein Ekspresyonu Amaç: Çalışmamızda, çocukluk çağı akut lösemilerinde hücre çoğalması ve apoptozis ile ilgili yollarla bağlantılı olduğu düşünülen lamin A/C, lamin B1 ve lamin B2 proteinlerinin ekspresyon durumunun saptanması ve prognoz ile olan ilişkilerinin değerlendirilmesi planlandı. Gereç ve yöntem: Çalışmamıza, hastanemiz Pediatrik Onkoloji Bilim Dalı'nda Ocak 2008 ile Mart 2014 tarihleri arasında başvuran ve akut lösemi tanısı alıp tedavi edilen 73'ü akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve 29'u akut myeloid lösemi (AML) olmak üzere toplam 102 olgu alındı. Tanı anında ve indüksiyon tedavisi bitiminde lamin A/C, lamin B1 ve lamin B2 protein ekspresyonları Real Time PCR yöntemi ile çalışıldı. Bulgular: ALL ve AML hastalarımızda, tanı anında bakılan lamin B1 protein ekspresyonu kontrol grubuna göre belirgin olarak azalmış bulundu (p<0,05). ALL hastalarında, lamin B1 ve B2 protein ekpresyonları, tanı anında splenomegalisi olanlarda (sırasıyla p:0,027, 0,012) ve ALL hastalarından eksitus olanlarda (sırasıyla p:0,03, 0,01) kontrol grubuna göre artmış bulundu. Tanı anında beyaz küresi 50000-100000/mm3 olan ALL hastalarında sadece lamin B1 protein ekspresyonu artmış bulundu (p<0,05). Hepatomegalisi olan AML hastalarında lamin A/C, splenomegalisi olanlarda hem lamin A/C hem de lamin B2 protein ekspresyonu, hepatomegali ve splenomegalisi olmayan AML hastalarına göre artmış bulundu. Sonuçlar istatistiksel olarak anlamlıydı. (p<0,05) Lamin protein ekspresyonları, kontrol grubu ortalamasına göre düşük ve yüksek olmak üzere 2 gruba ayrıldı ve genel sağ kalıma etkisi araştırıldı. Lamin B2 protein ekspresyonu, kontrol grubuna göre yüksek olan ALL hastalarında genel sağ kalım sonuçları çok daha iyiydi. (p<0,05) Benzer şekilde AML hastalarında da lamin B2 protein ekspresyonu yüksek olanlarda genel sağ kalım sonuçları daha iyiydi, ancak, sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı değildi. Tedavi bitiminde daha az sayıda hasta analiz edilebildiğinden, her iki grupta da lamin protein ekspreyonları ile ilgili anlamlı sonuç alınamadı. Sonuç: Çocukluk çağı akut lösemilerinde, lamin B1 protein ekspresyonu, tanısal bir belirteç olarak, lamin B2 protein ekspresyonu ise ALL hastalarında prognostik bir belirteç olarak kullanılabilir. Çalışmamız, hematolojik maligniteler için literatürde yapılan ilk çalışma olup daha fazla hasta örneklemesi ile yapılacak çalışmalardan daha net sonuçlar elde edilebilecektir. Anahtar Kelimeler: Akut Lösemi, lamin proteinleri, prognoz.

ApoptozisGen ifadesiLaminler+4
Ayşe Özkan
Çukurova University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı tuzluluk oranlarında azot ve fosfor sınırlamalarının mikroalg Tetraselmis suecica'nın lipid ve yağ asitlerine etkisi

Farklı tuzluluk oranlarında azot ve fosfor sınırlamalarının, laboratuvar ortamında kültüre alınan Chlorodendrophyceae sınıfından, mikroalg Tetraselmis suecica'nın klorofil a, kuru madde, optik yoğunluk, protein, lipid ve yağ asidi içeriklerine etkisini belirlemek üzere yürütülen çalışmada ‰15, 30 ve 45 tuzluluk oranlarında %50 N ve %50 P eksiltilmesi uygulanmıştır. Uygulanan muamele gruplarında belirlenen en düşük büyüme %50 N(-) içeren kültürde belirlenmiştir. En yüksek lipid oranı %39.8±1 ile %50 N(-) kültürde belirlenirken buna en yakın oran %34.6 ile %50 P(-) kültürde belirlenmiştir. Doymamış yağ asitleri (PUFA) içerikleri en yüksek %50 P(-) içeren gruplarda belirlenmiştir. Protein değeri ‰30 tuzlulukta %50 P(-) grupta %22.3 ve %50 N(-) grupta %15.7 olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tetraselmis suecica, büyüme, tuzluluk, lipid, protein, yağ asitleri, N sınırlaması, P sınırlaması

BüyümeDeniz algleriLipidler+3
Cananur Pihava
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Pübertal ve prepübertal obez çocuklarda yüksek dansiteli lipoprotein (HDL-C) kolesterol düşüklüğünün karaciğer yağlanmasına etkisinin dopler usg ve B-mod ultrasonografi ile değerlendirilmesi

Amaç:Prepübertal, pübertalobez çocuklarda karaciğer yağlanma sıklığını hem B- Mode hem de Dopler USG ile değerlendirip, her iki yöntemle saptanan karaciğer yağlanmasının antropometrik ve metabolik parametrelerle ilişkisini tespit etmektir.Metod: Bu çalışmaya çocuk endokrinoloji ve metabolizma polikliniğine ayaktan başvuran 97'siprepubertal (48 erkek, 49 kız) obez çocuk ile 114'üpubertalobezadolesan ( 63 kız, 51 erkek) dahil edildi. B-mod ve Dopler Ultrasonografi ile karaciğer yağlanması değerlendirildi. Hastalara oral glukoz tolerans testi yapıldı. Hastalardan trigliserid, aspartataminotransferaz, alaninaminotransferaz, yüksek dansiteli kolesterol, düşük dansiteli kolesterol, total kolesterol düzeyi çalışıldı.Hastalarınantropometrik ölçümleri ve biokimyasal değerlerinin B-ModveDopler USG ile korelasyonu incelendi.BulgularPrepübertal grubun yaş ortalaması 9, 20 ±1, 8, pübertal grubun yaş ortalaması12, 90±1, 75 olarak bulundu. Prepübertal grupta bulunan obez çocukların 50'sinde (%51, 5) B-Mod USG ile, 30'unda (%30, 9)Dopler USG ile karaciğer yağlanması saptandı. B-Mod USG ile karaciğer yağlanması saptananlarda, ağırlık SDS, VKİ, bel çevresi, ALT, AST ve trigliserit düzeyleri anlamlı olarak yüksek saptandı. İnsulin direnci ve HDL-K düzeyi düzeyine göre hastalar grublandığında B-Mod ve DoplerUSG'de fark saptanmadı. Prepubertalgrub'da B-Mod USG ileALT, AST, açlık insülini, HOMA-IR, bel çevresi arasında korelasyon saptandı.Dopler USG ile sadece ALT arasında korelasyon saptandı.Pübertalgrubta bulunan 114 obez hastanın B-Mod USG ile 75'inde (%65, 78), Dopler USG ile 43'ünde (%37, 71) karaciğer yağlanması saptandı.Pübertal grup B-mod USG ile değerlendirildiğinde ALT, AST, HDL, HOMA-IR, ağırlık, ağırlık SDS , VKİ, VKİ SDS'si, bel çevresi, kalça çevresi arasındaki grublar arasında istatiksel anlamlı fark bulundu.Dopler USG ile akım patternanormaliği saptanan ve saptanmayanpubertalobezhastaların ALT, AST, açlık düzeyleri ve HOMA-IR düzeyleri arasında anlamlı istatiksel fark saptandı. Pübertalgrub B-mod USG ile değerlendirildiğinde ALT, açlık insülini, HOMA-IR, ağırlık, ağırlık SDS , VKİ, VKİ SDS, bel çevresi, kalça çevresi ile korelasyon saptandıSonuç: Obez çocuklarda ister prepübertal olsun, ister pübertal olsun karaciğer yağlanması saptanabilir. Karaciğer yağlanmasının kesin tanısı biyopsi ile olsa da, ultrasonografi yağlanmayı saptayan kolay ve invasiv olmayan bir yöntemdir. Karaciğer yağlanmasını saptamak için hem geleneksel B-mod USG, hem de hepatikvendeki akım hızı değişikliklerini belirleyen Dopler USG kullanılabilir. B-mod USG ile karaciğer yağlanması, Dopler USG'ye göre hem pübertal hem de prepübertalobez çocuklarda daha fazla oranda rastlanmaktadır. Ancak bu sonuç bize B-modUSG'nin Dopler USG'den karaciğer yağlanmasını göstermesi açısından daha duyarlı olduğunu göstermez.

ErgenlikKaraciğer yağlanmasıKolesterol-HDL+5
Bayram Özhan
Manisa Celal Bayar University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Pirinç-mısır bazlı glütensiz makarnaların viskoelastik özellikleri

Çölyak hastalık oranı gelişmiş teşhislere rağmen gittikçe artmakta ve yeme alışkanlıklarını degiştirmektedir. Günümüzde, yüksek kaliteli glütensiz ürünlere karşı büyük bir talep oluşturmaktadır. Glütenin makarnaya güçlü bir ağ yapısı vermesi ve pişirme sırasında dağılmayı engellemesi nedeniyle, glütensiz makarna üretmek zordur. Polisakkaritlerin özelliklerinden dolayı, hidrokolloidlerin hamura eklenmesinin, hamurun viskoelastik özelliğini geliştirmesi beklenir. Hidrokolloidlerin, glütensiz hamurun reolojik özellikleri üzerine etkisi onların molekül yapılarıyla ilgilidir.Glütensiz formülasyonlu hamur reolojisinde proteinler ve hidrokolloidlerin etkisi % 60, 80, 100 jelatinize pirinç ve jelatinize mısır-jelatinize pirinç unu karışımları temel alınarak araştırıldı. Karboksi metil selüloz (KMS), ksantan gam, guar gam, karagenan gam, keçi boynuzu gamı (KBG), kazein proteini ve yumurta akı içeren % 2 g/g hidrokolloidler ve proteinler eklendi. Hamurların reolojik davranış çalışması Dinamik Mekanik Analiz Cihazı (DMA) ve Teskstür Analiz cihazıyla yapıldı. Hamurun deformasyona karşı direnci ve elastikliğini sürünme-geri kazanım ve dinamik viskoelastik ölçümleriyle belirlendi ve sonuçlar Burger denklemiyle modellendi. Eklenen hidrokolloidler arasında en düşük sürünme komplians değerlerini ksantan ve KMS gamlarının gösterdiği bulundu. Sürünme kompliansı elastik kısmının en yüksek değerleriyle kanıtlandığı gibi elastik özelliklerin artırdığını gösterdiler. Mısır-pirinç ve pirinç hamurunun elastik davranışı kazein eklendiğinde artmıştır.

HidrokolloidlerMısırProteinler
Dilek Büyükbeşe
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00

Related subjects