Rational drug use
52 theses under this subject heading
Edirne il merkezindeki 18 yaş üstü bireylerde antibiyotik kullanımına dair bilgi ve tutumların değerlendirilmesi
Enfeksiyonlarla mücadelede önemli bir silah olan antibiyotiklerin yanlış kullanımları sonucu oluşan antibakteriyel direncin hızlı artışı küresel çapta sağlık sorunu oluşturmaktadır. Bu araştırmada Edirne merkez nüfusunun antibiyotikler hakkında bilgi ve tutumunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özelliklere ve antibiyotiklere yönelik sorular ve Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Bilgi-Tutum Ölçeği içeren anket uygulanmıştır. Katılımcıların bilgi ölçeği puan ortalaması 47,80 ± 8,79 ; tutum ölçeği puan ortalaması 68,47 ± 10,34 olup, bilgi ve tutum düzeyi orta-yüksek olarak belirlenmiştir. Ek olarak, aralarındaki ilişkinin pozitif yönde orta düzeyde olduğu ve bilgi arttıkça tutumun da artığı saptanmıştır. Katılımcıların %60,76'sı son bir yıl içinde antibiyotik kullandığını, %52,91'i antibiyotik direncini duyduğunu belirtmiş ve bilginin kaynağı olarak en çok hekim veya diğer sağlık çalışanlarının olduğu gözlemlenmiştir. Direnç nedenleri konusunda insan davranışları hakkında farkındalık olumlu düzeyde iken çevre, atıklar, tarım ve hayvancılık konusunda hala bilgi eksiklikleri devam etmektedir. Genç yaş, memur olmak, eğitim düzeyinin yüksek olması ve kronik hastalık olmayışı bilgi puanını arttırırken, yapılan regresyon analizinde, puanı etkileyen en belirleyici faktörün eğitim olduğu görülmüştür. Tutumu arttıran faktörlerin kadın cinsiyet, yüksek eğitim ve gelir düzeyi olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak kişilerin akılcı antibiyotik kullanımı hakkında bilgi ve tutumları yeterli olsa da, yaygın kullanım ve Tek Sağlık konusundaki bilgi eksiklikleri devam etmektedir. Aile hekiminin bireylerle ilk temas noktası ve kolay ulaşılabilir olması nedeniyle toplumda doğru ve güvenilir bilginin yayılımı konusunda önemli bir konumdadır. Anahtar kelimeler: akılcı antibiyotik kullanımı, antibiyotik direnci, Tek Sağlık
Edirne il merkezindeki aile sağlığı merkezine başvuran kronik hastalığı olan bireylerde akılcı ilaç kullanımının yaşam kalitesi üzerine etkisi
Edirne il merkezindeki aile sağlığı merkezlerine başvuran kronik hastalığı olan bireyleri dahil ettiğimiz bu çalışmada akılcı ilaç kullanımının yaşam kalitesi ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Kronik hastalığı olan ve düzenli ilaç kullanan 423 birey çalışmamıza katılmıştır. Veriler 51 soruluk anket formu ile elde edilmiştir. Anket formu sosyodemografik ve ilaç kullanımıyla ilgili bilgiler, 21 sorudan oluşan Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği ve 12 sorudan oluşan Short Form-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği'nden oluşmuştur. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U, Kolmogorov Smirnov, Shapiro-Wilk, Kruskal-Wallis, Pearson, Spearman testleri kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların 222'si kadın, 201'i erkekti. Katılımcıların yaş ortalaması 59,12±14,01olarak saptanmıştır. Katılımcıların akılcı ilaç kullanımı puan ortalaması 34,77±5,23'tir. Katılımcıların %61'i akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeyi açısından yeterlidir. Birtakım değişkenlerin akılcı ilaç kullanımı, yaşam kalitesinin fiziksel ve mental alt boyutlarını etkilediği saptanmıştır. Üriner sistem hastalığı olan bireylerin akılcı ilaç kullanım puanlarının anlamlı derecede düşük olduğunu saptandı. Diyabet, dislipidemi, kardiyovasküler, gastrointestinal ve kas-iskelet hastalıklarının Short Form-12 fiziksel bileşen özet puanlarını anlamlı derecede düşürdüğü saptandı. Kronik hastalıklar ve mental bileşen özet puanları arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Akılcı ilaç kullanımı ve Short Form-12 fiziksel bileşen özet puanları arasında pozitif yönlü ilişki tespit edildi. Çalışmamızda akılcı ilaç kullanımı ve yaşam kalitesini etkileyen bazı etkenler saptanmış ve akılcı ilaç kullanımı düzeyleri ile fiziksel yaşam kalitesi arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeyinin artırılması ile bireylerin yaşam kaliteleri artabilir. Anahtar kelimeler: kronik hastalıklar, ilaç kullanımını değerlendirme, yaşam kalitesi
Kronik hastalığı olan bireylerde akılcı ilaç kullanımının sağlık anksiyetesi ve siberkondri ile ilişkisi
Bu çalışmada kronik hastalığı olan ve olmayan bireylerde akılcı ilaç kullanımı, sağlık anksiyetesi ve siberkondri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlandı. Araştırma Kasım 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Günübirlik Tedavi Servisine başvuran 18-65 yaş aralığında 100 kronik hastalığa sahip birey ve 105 kronik hastalığı olmayan birey ile yürütüldü. Veriler Hasta Bilgi Formu, Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ve Siberkondri Ciddiyet Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme ile toplandı. Kronik hastalığı olanların Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği puan ortalaması 37,42±4,63; Sağlık Anksiyetesi Ölçeği puan ortalaması 20,92±9,97; Siberkondri Ciddiyet Ölçeği puan ortalaması 79,13±23,32 idi. Kronik hastalığı olmayanların Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği puan ortalaması 37,28±3,66; Sağlık Anksiyetesi Ölçeği puan ortalaması 15,83±5,86; Siberkondri Ciddiyet Ölçeği puan ortalaması 82,33±20,90 idi. Her iki grupta da Akılcı İlaç Kullanım düzeyleri yeterli idi. Kronik hastalığı olanların Sağlık Anksiyetesi düzeyi daha yüksekti (p<0.05). Kronik hastalığı olmayanların Siberkondri 'Aşırılık' ve Siberkondri 'Doktora Güvensizlik' düzeyi daha yüksekti (p<0.05). Kronik hastalığı olanların medeni duruma göre Siberkondri 'Aşırılık' düzeyleri arasında; çalışma durumuna göre Siberkondri 'Aşırı Kaygı' ve 'Aşırılık' düzeyleri arasında; eğitim durumuna göre Siberkondri 'Aşırılık' düzeyleri arasında fark vardı (p<0.05). Kronik hastalığı olanların ilaç kullanım sürelerine göre Siberkondri 'Doktora Güvensizlik' düzeyleri arasında; sağlık kurumu/hekime başvuru sıklığına göre 'Sağlık Anksiyetesi düzeyleri arasında fark vardı (p<0.05). Kronik hastalığı olmayanların eğitim durumuna göre 'Akılcı İlaç Kullanım düzeyleri, Siberkondri düzeyleri ve siberkondri 'Aşırılık' düzeyleri arasında fark vardı. (p<0.05). Kronik hastalığı olmayanların sağlık kurumu/hekime başvuru sıklığına göre 'Akılcı İlaç Kullanımı düzeyleri arasında fark vardı (p<0.05). Her iki grupta da Sağlık Anksiyetesi ile Siberkondri düzeyleri arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulundu (p<0.05). Kronik hastalığı olmayanların Akılcı İlaç Kullanımı ile Sağlık Anksiyetesi düzeyleri arasında negatif yönlü çok zayıf bir ilişki bulundu. Kronik hastalığı olmayanların Akılcı İlaç Kullanımı ile Siberkondri 'İçini Rahatlatma' düzeyleri arasında negatif yönlü çok zayıf bir ilişki bulundu (p<0.05).
Aile hekimliği polikliniğine başvuran bireylerde akılcı ilaç kullanımı ve etkileyen faktörler
Tıpta gelişmelerin artması ile daha fazla tanı ve tedavi şansı doğmaktadır. Bununla beraber piyasadaki ilaç sayısının artması ve ilaç kullanımının da artması söz konusudur. İlaçlar uygun kullanıldığında ne kadar yararlı ise yanlış kullanımlarında da bir o kadar zararlı olabilmektedir. Bu çalışma ile AİK bilgi düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçladık. Çalışmamızın katılımcıları Aralık 2021 – Mart 2022 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne kontrol amaçlı veya bir şikayet üzerine başvuran 18 yaş ve üzeri gönüllü bireylerdir (n:308). Veriler katılımcılara literatür taranarak hazırlanan 40 soruluk anket formunun yüz yüze sorularak toplanmıştır. Anket formunda hastaların sosyo-demografik özellikleri, ilaç kullanım özellikleri, alışkanlıkları, kronik hastalıkları sorgulayan sorular ve Demirtaş ve ark. tarafından hazırlanan 21 soruluk AİK ölçeği bulunmaktadır. İstatistiksel analizleri yapmak için SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılmıştır. Akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeyleri kadınların erkeklere göre, üniversite ve üzeri eğitim seviyesine sahip kişilerin ilkokul eğitim düzeyine sahip olanlara göre, şehir merkezi ve ilçe merkezlerinde yaşayanların diğer yerleşim yerinde yaşayanlara göre ve vitamin veya mineral takviyesi alanların vitamin veya mineral takviyesi almayanlara göre istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur. (p<0,05). Çalışmamıza katılan kişilerin çoğu genç yaş ve eğitim seviyeleri yüksek kişilerden oluşmasına rağmen %17,8 oranında AİK bilgi düzeyleri yetersiz bulunmuştur. Bu noktada hekimlere ve devlete sorumluluk düşmektedir. Gerekli eğitimlerin planlanarak halka sunulması gerekmektedir. Bu şekilde AOİK'in önüne geçilebilir.
Diyabetli bireylerin akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeyi ile sağlık algısı ve sağlıklı yaşam tarzları arasındakiilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, diyabetli bireylerin akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeyi ile sağlık algısı ve sağlıklı yaşam tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma tanımlayıcı tipte olup, Şanlıurfa Eyyübiye 4 Nolu Ertuğrulgazi Aile Sağlığı Merkezi Bölgesi'nde Ekim 2021 - Ağustos 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini 194 diyabet tanısı olan birey oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında eğitimliler ve eğitimsizler için mini mental testler, tanıtıcı bilgi formu, akılcı ilaç kullanımı ölçeği, sağlık algısı ölçeği, tip 2 diyabet ve sağlığı geliştirme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t testi, Mann Whitney U Testi, Krukall Wallis Analizi, Varyans Analizi, Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için etik kurul izni, kurum izni ve katılımcı izni alınmıştır. Diyabetli bireylerin %9,8'inin akılcı ilaç kullanma bilgisinin olduğu saptanmıştır. Akılcı ilaç kullanım ölçeği puan ortalaması ile sağlık algısı ölçeği puan ortalaması arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken (r = ,095, p= 0,188), akılcı ilaç kullanım ölçeği puan ortalaması ile tip 2 diyabet ve sağlığı geliştirme ölçeği puan ortalaması arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki (r= ,220, p= 0,002) saptanmıştır. Sonuç olarak diyabetli bireylerin akılcı ilaç kullanımı bilgisini, olumlu sağlık algısını ve sağlıklı yaşam tarzlarını geliştirecek girişimsel hemşirelik çalışmalarının yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, akılcı ilaç kullanımı, sağlık algısı, sağlıklı yaşam tarzları, hemşirelik.
Uygun olmayan cerrahi antibiyotik profilaksi kullanımını ve maliyetini etkileyen faktörler
Bu çalışma, rehberi olan ve olmayan iki kamu hastanesinde kullanılan cerrahi antibiyotik profilaksisinin (CAP) hastane CAP rehberlerine göre uygun ve uygun olmayan CAP kullanım miktarı, nedenleri ve maliyetini belirlemek ve bu kullanımlarda etkili olan faktörleri araştırmak amacıyla yapılmıştır. Retrospektif, kesitsel bir araştırma tasarımının kullanıldığı çalışmanın evrenini, 1 Ocak 2017 – 31 Aralık 2018 tarihleri arasında Yozgat Şehir Hastanesi (YŞH) ve Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi'nde (GMKDH) sürveyansı yapılan 5023 cerrahi işleme ilişkin veriler ve bu hastanelerde görev yapan 61 cerrah oluşturmaktadır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, hipotez testleri, lojistik ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden faydalanılmıştır. İki hastanede rehbere göre profilaktik amaçlı cerrahi öncesi antibiyotik kullanımında genel uygunluk oranı %67,1 olarak bulunmuştur. CAP uygulama süresinin fazla olması ve antibiyotik seçiminin hatalı olması en sık karşılan uygunsuzluk nedenleridir. İki hastanedeki toplam CAP tüketim miktarı tanımlanmış günlük doz (TGD) olarak 60,3 TGD/100 hasta günü iken bunun 17,7 TGD/100 hasta günü kadarı uygun olmayan kullanımlardan kaynaklanmaktadır. Toplam CAP maliyetinin %34,1'i uygun olmayan kullanımlardan oluşmaktadır. CAP rehberine sahip olan GMKDH'de uygun olmayan CAP kullanım oranı %19,5 iken YŞH'nin CAP rehberine sahip olmadığı dönemde bu oran %64,3 olarak bulunmuştur. YŞH'de bir önceki yıla göre uygun CAP kullanım oranının %35,7'den %45,2'ye artmış olması rehberin olumlu etkisinin olduğunu göstermektedir. Cerrahi teknik kullanılmaması, genel cerrahi tarafından yapılan bir işlem ve A3 ve B grubu bir işlem olması genel CAP uygunsuzluğunu ve CAP seçimi ve süresinin uygunsuzluğunu etkileyen ve hastanın yaşı ise anlamlı bulunmayan ortak faktörler olarak bulunmuştur (p<0,05). Operasyon süresi, cerrahi teknik kullanılmaması, antibiyotik türü, servis türü, A3 ve B grubu bir işlem olması, acil bir işlem olması, cerrahın cinsiyeti ve 10 yıldan uzun süre deneyime sahip olması ve uygun olmayan CAP süresi de toplam CAP maliyetini ve postoperatif yatış süresini etkileyen anlamlı ortak yordayıcılardır (p<0,05).
İnterpolimerik komplekslerden kontrollü ilaç salımı
Kontrollü ilaç salımı terapötik etkiyi istenilen sürede sağlamak ve ilacı hedef bölgeye iletmek için kullanılan bir tekniktir. Kontrollü ilaç salım sistemleri geleneksel salım sistemleri ile karşılaştırıldığında olası yan etkileri azaltması, ilaç alımındaki zaman aralıklarını uzatarak hasta konforunu arttırması gibi birçok avantaja sahiptir. İlaç salım sistemlerinde kullanılan malzemelerin yüksek ilaç taşıma kapasitesine sahip olması ve çapraz bağlayıcı gibi biyolojik sistemlere zarar veren kimyasallar içermemesi bu teknikte temel gerekliliktir. Tez çalışmasında yüksek adsorpsiyon kapasitesine sahip genişletilmiş perlit partikülleri ilaç taşıyıcı malzeme olarak kullanılmıştır. Çalışma için model ilaç olarak kanser tedavisinde sıklıkla kullanılan ve basit tekniklerle (UV-görünür spektroskopi) miktar analizi yapılan bir anti-kanser ilacı olan doksorubisin tercih edilmiştir. İlaç yüklü genişletilmiş perlit partiküllerden ilaç salım profillerin ayarlanması amacıyla, interpolimerik komplekslerin kullanılmıştır. Bu kapsamda; farklı yüklere sahip amino asit temelli iki polimer (poli-L-histidin ve poli-L-lizin) kullanılarak genişletilmiş perlit etrafında interpolimerik kompleksler oluşturulmuştur. Hem ilaç yüklü hem de interpolimerik kompleks oluşturulmuş genişletilmiş perlit örneklerin ilaç salım çalışmaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Hazırlanan ilaç taşıyıcı sistemler, Raman spektroskopisi, zeta-yük analizleri, termal gravimetrik analiz ve taramalı elektron mikroskopisi ile karakterize edilmiştir. Karakterizasyon işlemi sonucunda, ilaç salım profillerine pH, zaman, sıcaklık ve derişim gibi parametrelerinin etkileri incelenmiştir. Optimum salım koşullarının pH için 5,5, zaman 21 güne kadar ve sıcaklık 37oC olarak belirlenmiştir. Partikül derişiminin artmasıyla birlikte beklendiği üzere salım yapılan ilacın miktarı da artmıştır. Salım profillerin matematiksel analizleri için Korsmeyer-Peppas, sıfırıncı ve birinci derece modelleri verilere uygulanmıştır. Her iki sistem için de Korsmeyer-Peppas modelinin daha uygun olduğu, ancak sıfırıncı derece salım profiline yakın bir profile de sahip olduğu belirlenmiştir Sonuç olarak; interpolimerik kompleksin varlığı ilaç salım profilini olumlu yönde etkilediği ve daha kontrollü, pH duyarlı ve uzun süreli salım için uygun olduğu belirlenmiştir.
Çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelerin akılcı ilaç kullanımı ve tıbbi hataya eğilim özellikleri
Bu çalışma Mardin il ve ilçelerinde yer alan çocuk kliniği olan tüm kamu hastaneleri ve özel hastanelerde çalışan çocuk hemşirelerinin akılcı ilaç kullanımı ve tıbbi hataya eğilim özelliklerini incelemek amacıyla 180 hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplamada "Çocuk Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Akılcı İlaç Kullanımı ve Tıbbi Hataya Eğilim Özelliklerine İlişkin Anket Formu", "Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği " ve "Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler, bilgisayar ortamında değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamızda, çocuk hemşirelerinin akılcı ilaç kullanımı puan ortalamaları 38,21±4,21 olup; akılcı ilaç kullanımı bilgisinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çocuk hemşirelerinin Tıbbi Hataya Eğilim puan ortalamaları 231,55±16,54; Ölçeğin ilaç uygulamaları ve transfüzyon alt boyutu puan ortalaması 87,85±4,77, düşmeler alt boyutu puan ortalaması 22,21±4,08, hastane enfeksiyonları alt boyutu puan ortalaması 57,05±4,61, hasta izlemi/malzeme güvenliği alt boyutu puan ortalaması 40,77±5,13, iletişim alt boyutu puan ortalaması 23,65±2,40 olarak belirlenmiş olup; hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük düzeyde olduğu ve hemşirelerin en az hata yapma eğilimlerinin ilaç ve transfüzyon uygulamaları konusunda, en fazla hata yapma eğilimlerinin ise düşmeler konusunda yaptığı saptanmıştır. Lise mezunu, sorumlu hemşire olarak görev yapan, çocuk kliniklerinde çalışmayı tercih eden, klinikte en az sayıda hastaya bakım veren çocuk hemşirelerinin tıbbi hataya eğilimlerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Çocuk servisinde çalışan hemşirelerin tıbbi hataya eğilimlerinin diğer servislerde çalışan çocuk hemşirelerinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda çocuk hemşirelerinin tıbbi hatalar ve akılcı ilaç kullanımı konusunda farkındalıklarını artırma konusunda kurumların destekleyici davranarak gerekli düzenlemeleri yapması, konu ile ilgili klinik içi ve hizmet içi eğitim programları periyodik bir şekilde düzenlenmesi ve bu programlara hemşirelerin aktif bir şekilde katılmaları konusunda destek verilmesi önerilmektedir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının antibiyotiğin bilinçsiz kullanımı bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma, fen bilimleri öğretmen adaylarının antibiyotiğin bilinçsiz kullanımı bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. 2021-2022 yılında Türkiye'de belirlenen sekiz üniversitede 283 fen bilimleri öğretmen adayı ile yürütüldü. Öğretmen adaylarının antibiyotiğin bilinçsiz kullanımı bilgi düzeyi verilerinin toplanmasında araştırmacılar tarafından hazırlanan anket kullanıldı. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden nedensel karşılaştırma modeli anket desenine göre yapıldı. Verileri SPSS 22.0 paket programı ile analiz edildi. Puanların normal dağılım gösterip göstermediği Kolmogrov Smirnov Testi ile sınanmış ve verilerin normal dağılım göstermediği belirlendi (p>0.05). Puanlar normal dağılım göstermediği için verilerin analizinde parametrik yöntemlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testlerinden yararlanıldı. Faktör analizi sonucunda, Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) değeri 0.955 bulundu ve veri yapısı örneklem büyüklüğü ve faktör analizi açısından mükemmel derecede uygun olduğu görüldü. Bu araştırmada ölçeğin Cronbach's alpha değeri 0.947 olarak hesaplandı. Antibiyotiğin bilinçli kullanımı bilgi ölçeği anketinde kadın ve erkek öğretmen adaylarının çoğunlukla 'kararsızım' şeklinde yanıt verdiği tespit edildi. Fen bilimleri öğretmen adaylarının antibiyotik bilgi düzeyinin artırılmasında, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde, öğrencilerine doğru antibiyotik kullanımı bilincini verebilmesi için özellikle bu konuda seminerler düzenlenmeli, 'Çevre Eğitimi' ve iii genel kültür seçmeli dersi olan 'Beslenme ve Sağlık' derslerinde akılcı ilaç kullanımı hakkında bilgi verilmesi önerilmektedir.
0-14 yaş arası çocuğa sahip ebeveynlerin çocuklarda akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili bilgi ve tutumlarının araştırılması
Antibiyotik kullanımın en sık olduğu dönemlerden biri çocukluk dönemidir. Antibiyotiklerin bilinçsiz kullanılması toplumda dirençli bakterilerin hızla yaygınlaşmasına neden olan önemli bir halk sağlığı problemidir. Bu çalışmada Denizli il merkezindeki aile sağlığı merkezlerine başvuran 0-14 yaş arası çocuğa sahip ebeveynlerin çocuklarda akılcı antibiyotik kullanımı hakkında bilgi düzeylerinin saptanması ve tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini Denizli il merkezinde yer alan aile sağlığı merkezlerine başvuran 0-14 yaş arası çocukların anne veya babaları oluşturmaktadır. Evreni temsil edecek örneklem büyüklüğü 323 olarak hesaplanmıştır. Veri toplama aracı olarak 42 soruluk anket formu kullanılmıştır. Çalışmamıza toplam 351 ebeveyn katılmış olup, ebeveynlerin %78,3'ü (n=275) hastanın annesi, %21,7'si (n=76) babasıdır. Çalışmaya dahil edilen çocukların yaş ortalaması 7,00 ± 3,46 yıldır. Araştırma grubunun %72,9'unun akılcı antibiyotik kullanımı hakkında bilgi aldığı bulunmuştur. Bilgi alanların en sık bilgi edindiği kaynak sağlık personelidir. Çalışmaya dahil edilen çocukların son bir yılda en fazla antibiyotik kullandığı hastalık %70,4 ile üst solunum yolu enfeksiyonudur. Çalışmamıza katılan ebeveynlerin %13,1'i her ateşli hastalıkta antibiyotik gerektiğini, %28,2'si antibiyotiklerin soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıkları tedavi ettiğini düşünmektedir. Ebeveynlerin eğitim düzeyi, annelerin mesleği, gelir durumu ve ebeveynlerin cinsiyeti ile soğuk algınlığında antibiyotik gerektiğini düşünme durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Antibiyotik direncini bilen, prospektüs okuyan, reçetesiz antibiyotik kullanmayan, evde yedek antibiyotik bulundurmayan, doktordan antibiyotik talep etmeyen ebeveynlerin antibiyotiği doktorun belirttiği süre kadar kullanma oranı daha yüksektir ve bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Reçetesiz antibiyotik kullanma ile anne eğitim düzeyi, yedek antibiyotik bulundurma, doktordan antibiyotik talebi, soğuk algınlığında antibiyotik gerektiğini düşünme, her ateşli hastalıkta antibiyotik gerektiğini düşünme durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Katılımcıların %30,8'i çocuğu hastalandığında doktordan antibiyotik yazmasını talep etmektedir. Eğitim durumu daha yüksek olan ebeveynlerin, gelir durumu daha yüksek olanların, il merkezinde yaşayanların, aile tipi çekirdek aile olanların, antibiyotik direnci ve yan etkilerini bilen ebeveynlerin doktordan antibiyotik talebi daha az olduğu bulunmuştur. Akılcı antibiyotik kullanım bilincini oluşturmak için ebeveynlere antibiyotikler hakkında uygun doz, yeterli süre, yan etkiler, direnç kavramı ve mutlaka hekim reçetesi ile antibiyotik kullanılması ile ilgili bilgilendirme yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: akılcı antibiyotik, çocuk, direnç
Yaşlı bireylerde akılcı ilaç kullanımı davranışları ve bilgi düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma yaşlı bireylerin akılcı ilaç kullanımı davranışları, akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeylerinin ve akılcı ilaç kullanımını etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma analitik-kesitsel olarak 01 Ekim 2021- 01 Kasım 2022 tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde yatarak tedavi alan hastalarla dâhiliye ve cerrahi kliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemine, evreni bilinmeyen örneklem hesabı yöntemi ile 440 yaşlı birey alınmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında sosyo-demografik özellikleri içeren tanıtıcı özellikler formu, yaşlıların akılcı ilaç kullanımı davranışlarını değerlendirmek için soru formu ve akılcı ilaç kullanım bilgi düzeylerini belirlemek için akılcı ilaç kullanım ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U ve Kruksal-Wallis testi kullanılmış, p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya alınan yaşlıların yaş ortalamasının 72,56±5,84 olduğu ve %51,8'inin erkek olduğu belirlendi. Yaşlıların %91,6'sının sağlık sorunu olduğunda hekime başvurduğu, %92,7'sinin hekimin verdiği ilaç dışında ilaç kullanmadığı, %85,9'unun kalan ilaçları sakladığı belirlendi. Yaşlıların %98,9'unun ilaçların yan etkileri konusunda bilgi almadığı, %89,3'ünün ilaçların prospektüsünü okumadığı ve %79,1'inin ilaçların son kullanma tarihini kontrol etmediği bulundu. Yaşlıların %72,3'ünün hekime muayene olmadan ağrı kesici ilaç kullandığı belirlendi. Yaşlıların akılcı ilaç kullanma ölçeği puan ortalamasının 32,52±2,93 olduğu saptandı. Okur yazar olmayanların ve bekar olanların akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeylerinin daha düşük olduğu bulundu. Evde tarihi geçmiş ilaç bulundurma, ilaçların son kullanma tarihini kontrol etme, kendi başına antibiyotik kullanma davranışları ile akılcı ilaç kullanımı ölçeği puan ortalaması arasında anlamlı bir fark olduğu belirlendi (p<0,05). 10 Sonuç: Çalışma sonucunda yaşlıların akılcı ilaç kullanım bilgi düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşıldı. Yaşlıların eğitim durumunun, evde tarihi geçen ilaç bulundurmanın, muayene olmadan antibiyotik kullanma durumunun, ilaçların saat ve dozunu hatırlama durumunun akılcı ilaç kullanım bilgi düzeylerini etkilediği saptandı. Anahtar kelimeler: Akılcı ilaç kullanımı, İlaç kullanımı davranışları, Yaşlı
Aydın ilinde görev yapan acil servis hekimlerinin akılcı antibiyotik kullanımı konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi
Akılcı antibiyotik kullanımı, antibiyotik direnç gelişiminin önüne geçilmesine, ilaç yan etkisinin azaltılmasına, enfeksiyöz hastalıklara bağlı komplikasyon oranlarının düşmesine , hastalıkların kronikleşmesinin önlenmesine olanak sağlar. Acil servis, sık karşılaşılan enfeksiyöz hastalıkların hızlı bir şekilde doğru tanının konularak, bu enfeksiyona sebep olabilecek etkenleri kapsayacak şekilde ampirik antibiyotik tedavisinin başlandığı alanlardır. Dolayısıyla acil serviste görev yapan hekimlerin akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili yeterli bilgi düzeyine sahip olması gereklidir. Bu çalışma acil servis hekimlerinin akılcı antibiyotik kullanımı konusundaki bilgi ve tutumlarını değerlendirmek için yapılmıştır. Çalışmaya Aydın ilinde görev yapan 72 acil hekimi katılmıştır. Veri toplanması için uygulanan anket üç bölümden oluşmakta olup, ilk bölümde katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, ikinci bölümde akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili bilgilerini üçüncü bölümde ise akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili tutumlarını değerlendiren sorular bulunmaktadır. Çalışmamızda 27'si (%37,5) kadın, 45'i (%62,5) erkek olmak üzere toplamda 72 hekim gönüllü olarak yer almıştır. Ortanca yaş 30,5 olarak bulunmuştur. Akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili 48 (%66,7) hekim eğitim aldığını, 24 (%33,3) hekim ise herhangi bir eğitim almadığını belirtmiştir. Katılımcıların tanı koyduktan sonra uygun antibiyotik başlama konusunda yetersiz kaldığı üç enfeksiyöz hastalık akut menenjit, hastane kökenli pnömoni ve akut sinüzittir. Bu hastalıklara uygun antibiyoterapi başlanması açısından pratisyen hekimler ve uzman hekimler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Çalışmamızın sonucunda, Aydın ilinde görev yapan acil hekimlerinin akılcı antibiyotik kullanımı konusunda yetersiz bilgiye sahip oldukları, bu sebeple mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili belirli aralıklarla eğitime tabi tutulmaları gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar kelime: Akılcı antibiyotik kullanımı, acil servis, mezuniyet sonrası eğitim
65 yaş üstü kalp yetersizliği olan hastalarda akılcı ilaç kullanımı ile hastalığa uyum ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma 65 yaş üstü kalp yetersizliği olan hastalarda akılcı ilaç kullanımı ile hastalığa uyum ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Eylül 2020-Eylül 2021 tarihleri arasında, araştırma tipi tanımlayıcı-kesitsel olarak Aydın Devlet Hastanesi kardiyoloji polikliniğine kalp yetersizliği tanısı ile başvuran 322 hasta ile gerçekleştirildi. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu, Akılcı İlaç Kullanım Ölçeği (AİKÖ), Kronik Hastalıklara Uyum Ölçeği (KHUÖ) ve Yaşlılarda Yaşam Kalitesi Ölçeği (CASP-19) (YYKÖ) ile toplandı. Verilerin analizinde; karşılaştırmalar için t-testi, Mann-Whitney U ve ANOVA (post hoc Bonferroni testi) testi kullanılırken, ölçek skorları arasında ilişkiyi incelemek için ise Pearson korelasyon analizi kullanıldı. p<0,05 olduğu durum anlamlı kabul edildi. Bulgular: Akılcı ilaç kullanım ölçeğine (AİKÖ) göre, hastaların akılcı ilaç kullanım düzeyleri, 44,09±2,22, kronik hastalıklara uyum ölçeğine (KHUÖ) göre uyum düzeyleri, 74,66±9,97, ve yaşlılarda yaşam kalitesi ölçeğine (YYKÖ) göre yaşam kalitesi düzeylerinin 35,60±5,83 ortalamanın üzerinde olduğu belirlendi. Hastaların akılcı ilaç kullanım düzeyinin hastalığa uyum üzerinde anlamlı bir ilişkisi yarattığı görüldü. (r=0,226; p<0,001) Akılcı ilaç kullanım düzeyi ile yaşam kalitesi ilişkilendirildiğinde herhangi bir ilişkinin var olmadığı görüldü. (r=-0,039 ; p=0,486) Sonuç: Çalışmada, 65 yaş üstü kalp yetersizliği olan bireylerde akılcı ilaç kullanımının hastalığa uyum süreci üzerinde daha olumlu bir etki yarattığı, yaşam kalitesi üzerinde ise daha zayıf bir değişime neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularının daha büyük randomize çalışmalarla desteklenmesi uygun olacaktır. Akılcı ilaç kullanımın ileri yaş kalpyetersizliği olan hastalarda, mortalite ve morbidite üzerindeki etkisinin yeni çalışmalarda incelenmesine ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Akılcı İlaç, Kalp Yetersizliği, Uyum, Yaşam Kalitesi, Yaşlı
Çocuklarda tıbbi hastalığa bağlı uzun süre ilaç kullanılmasının akılcı ilaç kullanımına etkisi
AMAÇ: Bu çalışma Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran ebeveynlerden elde edilen verilerle çocuklarda tıbbi hastalığa bağlı uzun süre ilaç kullanılmasının akılcı ilaç kullanımına etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır GEREÇ VE YÖNTEM: Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk polikliniklerinde 1 Ocak 2022 - 31 Mart 2022 tarihleri arasında başvuran 288 ebeveynden, kronik hastalığı olan ve en az 3 aydır düzenli ilaç kullanan 0-12 yaş arası çocuğu olan 144 kişi araştırma grubu, kronik hastalığı olmayan ve sürekli ilaç kullanmayan 144 kişi kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Akılcı ilaç kullanımı farkındalığı, bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmeye yönelik literatür taranarak hazırlanan sorular ve sosyodemografik verilere yönelik soruların yer aldığı formun yanında ''Akılcı İlaç Kullanımına Yönelik Ebeveyn Tutum Ölçeği (AİKYETÖ)'' kullanılmıştır. Formlar yüz yüze görüşme yöntemi ile doldurulmuştur. Veri analizi SPSS 26 programı ile yapılmış ve %95 güven düzeyi ile çalışılmıştır. Çalışmada AİKYETÖ puanlarının gruplara göre karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi, gruplar ile kategorik (gruplu) değişkenlerin ilişkisinde ki kare testi, demografik özellikler ile grup değişkeninin AİKYETÖ puanlarına göre karşılaştırılmasında iki yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya katılan ebeveynlerin 195'i anne (%67,71), 93'ü baba (%32,29) olup yaş ortalaması araştırma grubunda 34,88±6,44 yıl iken kontrol grubunda 33,57±6,57 yıl olarak bulunmuştur. Tüm katılımcıların 12 yaş ve altı ortalama çocuk sayısı 1,53±0,62 olarak bulunmuştur. Evde kronik hastalıklı birey bulunma, evde sürekli ilaç kullanan birey bulunma oranı araştırma grubunda daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlıdır. Evde artmış ilaç ya da yedek amaçlı saklanan ilaç varlığı araştırma ve kontrol grubunda benzer sayıda bulunurken, bu ilaçları gerek görüldüğünde kullanma durumuna bakılırsa araştırma grubu %45,8 oranındayken, kontrol grubunda %56,3 olarak tespit edilmiştir. Araştırma grubundaki bireyler ilaç tedavisinde daha çok üniversite hastanesine başvururken, kontrol grubundaki bireyler daha çok devlet hastanesine başvurmaktadır. Araştırma grubundaki bireylerin %43,1'i çocuklarına reçetesiz ilaç vermezken, kontrol grubunda ise bu oran %16 olarak bulunmuştur. Kontrol grubu, araştırma grubuna göre 2 kat fazla reçetesiz vitamin kullanmaktadır. Tüm popülasyonda en çok kullanılan reçetesiz ilaç ise %44,79 oranıyla (n:129) antipiretik grubudur. AİKYETÖ maddelerinden ''İlaçları çocuğumun ulaşamayacağı yerlerde saklarım'' ifadesi en yüksek puanı almıştır, en düşük katılım gösterilen ifade ''Çocuğuma birden fazla ilaç vermem gerekiyorsa ilaçları birbirine karıştırırım.'' olmuştur. AİKYETÖ ve alt ölçeklerinde araştırma grubunun puanları kontrol grubuna göre daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlıdır. En uzun yaşanılan yer, eğitim durumu, evde fazla ilaç bulundurma, reçetesiz ilaç kullanma durumu puanları istatistiksel olarak etkilemektedir. Ayrıca araştırma grubundaki çocukların hastalık süresi AİKYETÖ toplam puanını ve Doğru ve Bilinçli Kullanım alt boyutunu; hastalığının grubu ise Etkili ve Güvenli alt ölçek puanını anlamlı derecede etkilemiştir. SONUÇ: Araştırmamıza göre çocuklarda tıbbi hastalığa bağlı uzun süre ilaç kullanılması akılcı ilaç kullanımını etkilemektedir. Çocukluk döneminde kullanılan ilaçların yaşa göre dozunun değişmesi ve farmasötik şeklinin erişkinlerden farklı olması sebebiyle gerek hazırlanması, gerekse kullanılmasında doğru ve güncel bilgilere ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca ilaçlar dışında bitkisel ürünler, takviye gıdalar da çocukluk döneminde kullanılmaktadır. Bu nedenle hem sağlık çalışanlarının hem de ebeveynlerin bilgi, tutum ve davranışları çocukların sağlıklarını direkt olarak etkilemektedir. Ülkemizde AİKYETÖ kullanılarak yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu konuda yapılan çalışmalar arttıkça AİK yönelik eğitim ve politikalar hazırlanırken çocukluk döneminde kullanılan ilaçlar için daha detaylı ve ayrı planlamalar yapılabilir. ANAHTAR KELİMELER: Akılcı ilaç kullanımı, çocuk, kronik hastalık
Muğla'nın Ula ilçesinde 65 yaş üstü bireylerde polifarmasi durumunun değerlendirilmesi
Ülkemizde ve dünyada yaşlı popülasyon oranı giderek artmakta ve kronik hastalıklar ile yaşlılığa özgü sağlık problemleri daha önemli hale gelmektedir. Yaşlılık dönemindeki kronik hastalıklar ve sağlık problemlerinin ilaçlar yardımı ile çözümlenmeye çalışıldığı aşamada ise çoklu ilaç kullanımı şeklinde tanımlayabileceğimiz polifarmasi sorunu ile karşılaşmaktayız. Önemli bir toplum sağlığı problemi olan polifarmasi, ilaç-ilaç etkileşimi, ilac-hastalık etkileşimi, ilaç uyumsuzluğu, istenmeyen yan etkiler, gereksiz sağlık harcamaları, düşmeler ve düşmelere bağlı kırıklar, hastane yatışlarında artış, kilo kaybı ve kognitif gerileme gibi geniş yelpazede pek çok olumsuz duruma neden olmaktadır. Çalışamızda Muğla'nın Ula İlçesinde ikamet etmekte olan 65 yaş ve üstü 269 kişi ile ev ziyaretleri yaparak yüz yüzyüze görüşme sağlandı. Görüşmelerde anket formundaki ölçek testler uygulandı. Yapılan görüşmeler ile Ula İlçesinde yaşayan yaşlı bireylerde kronik hastalıklar, ilaç kullanımı, polifarmasi, alkol ve sigara kullanımı ve düşme durumları hakkında değerlendirmede bulunmak amaçlandı. Çalışma sonucunda 3 ve daha fazla kronik hastalığa sahip olan kişilerde polifarmasiye daha çok rastlandığını saptadık.
Güvenli ilaç kullanımı sürecine ilişkin hemşirelerin tutum ve bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, hemşirelerin güvenli ilaç kullanımı sürecine ilişkin bilgi düzeylerini ve bu sürece yönelik tutumlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, hemşirelerin bu konudaki bilgi düzeyleri ve tutumları, hasta güvenliğinin sağlanmasında belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Araştırma, özel bir hastanede görev yapan hemşirelerin demografik ve mesleki özelliklerini, ilaç hatalarını raporlama davranışlarını ve ilaç hatalarına yönelik bilgi düzeylerini detaylı bir şekilde incelemiştir. Araştırmanın bulguları, hemşirelerin büyük çoğunluğunun ilaç güvenliği eğitimi aldığını ve ilaç hatası raporlamanın sağlık hizmetlerinin başarısını artırıcı bir kriter olarak değerlendirildiğini ortaya koymuştur. Ancak, raporlama sürecinde bazı hemşirelerin ilaç hatalarını bildirmekten kaçındıkları, bunun da raporlamanın kişisel yetersizlik olarak algılanmasından ve iş hayatına zarar verebileceği endişesinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca, ilaç güvenliği eğitimi almış hemşirelerin bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu bulgu, ilaç güvenliği eğitimlerinin bilgi artırıcı etkisinin yanı sıra, raporlama davranışlarına olan etkisinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Bu durum, raporlama süreçlerinin yalnızca bilgi düzeyi ile değil, aynı zamanda mesleki algılar, kurumsal politikalar ve iş ortamı gibi diğer faktörlerle de şekillendiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, hata raporlamanın kişisel eksiklik olarak algılanmasının önüne geçmek için, hastane yönetimi tarafından destekleyici ve güvenli bir iş ortamı oluşturulmalıdır. Bununla birlikte, ilaç hatası raporlamasında anonimlik sağlayan sistemlerin geliştirilmesi, hemşirelerin hataları çekinmeden bildirebilmelerini sağlayacaktır.
Karaciğer nakli olan hastalara sağlık inanç modeli doğrultusunda verilen video destekli eğitimin hastalığa uyum ve ilaç kullanımına etkisi
Karaciğer Nakli Olan Hastalara Sağlık İnanç Modeli Doğrultusunda Verilen Video Destekli Eğitimin Hastalığa Uyum ve İlaç Kullanımına Etkisi Amaç: Bu araştırma karaciğer nakli olan hastalara Sağlık İnanç Modeli (SİM) doğrultusunda ve standart olarak verilen video destekli eğitimin hastalığa uyum ve ilaç kullanımına etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma, randomize kontrollü deneysel tasarımda yürütüldü. Araştırmanın örneklemini güç analizi ile belirlenen 90 (30 SİM, 30 standart, 30 kontrol) karaciğer nakli hastası oluşturdu. Veriler "Hasta Tanıtım Formu", "Kronik Hastalıklara Uyum Ölçeği", "İmmünosüpresif İlaç Kullanımına Uyum Ölçeği" ve "Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği" kullanılarak ölçüldü. SİM grubuna SİM doğrultusunda hazırlanan, standart eğitim grubuna ise klasik yöntemle hazırlanan eğitim videoları, 1 ay süreyle haftada en az 1 gün izletildi. Randomizasyon sonrası tüm gruplarda ön test, girişimler sonrası ise son test ölçümleri yapıldı. Bulgular: Eğitim gruplarında kronik hastalığa ve immünosüpresif ilaç kullanımına uyum ve akılcı ilaç kullanımı son test puanlarının kontrol grubuna ve zamana göre daha yüksek olması istatistiksel olarak önemli bulundu (p<0.05). Tüm değişkenler açısından SİM grubu puanları standart eğitim grubundan daha yüksek olsa da sadece kronik hastalığa uyum ölçeğinin fiziksel alt boyutu açısından gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulundu. Kronik hastalığa uyum ölçeği fiziksel alt boyutunda SİM'e dayalı eğitimin daha etkili olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç: Araştırmada, SİM ve standartlaştırılmış video eğitimlerinin karaciğer nakli olan hastaların kronik hastalığa uyum, immünosüpresif ilaç kullanımına uyum ve akılcı ilaç kullanım düzeyini arttırdığı ve SİM'e dayalı verilen eğitimin kronik hastalığa uyum fiziksel alt boyutunda standart eğitimden daha etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Akılcı İlaç Kullanımı, Hastalığa Uyum, İlaç Uyumu, Karaciğer Nakli, Sağlık İnanç Modeli, Video Destekli Eğitim.
Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran 18 yaş üzeri hastaların proton pompa inhibitörü kullanım özellikleri ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi
Asit ilişkili patolojilerde anaakım tedavi olan Proton Pompa İnhibitörleri (PPI), tüm dünyada ve ülkemizde en çok reçete edilen ilaç gruplarındandır. Uzun sürelerde artan miktarlarda kullanılması ve potansiyel advers etkileri bildiren yayınların çoğalmasıyla, uygunsuz kullanımı ile ilgili araştırmaları beraberinde getirmiştir. Çalışmamızda, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran PPI kullanmakta olan 18 yaş üzeri 160 gönüllüye tıbbi literatür ışığında oluşturulmuş anketteki sorular, araştırmacılar tarafından yöneltilerek elde edilecek sonuçlara göre PPI kullanan hastaların özelliklerinin, PPI kullanım ve reçetelendirilme trendlerinin tespit edilmesi ve uygunsuz PPI kullanımı ile ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, PPI uygunsuz kullanımı %26,9 oranında saptanmış olup literatürdeki uygunsuz kullanım oranlarından daha düşüktür. Uygunsuz kullanım ile cinsiyet, eğitim durumu ve gelir düzeyi arasında herhangi bir anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ancak 65 yaş ve üzerinde PPI uygun kullanım oranı, 65 yaş altına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazla saptanmıştır (p=0,008). Daha önce Helicobacter pylori (HP) eradikasyon tedavisi alma oranı yaklaşık %20 olarak saptanmıştır ve ülkemizdeki HP prevalansı göz önünde bulundurulduğunda bu oran oldukça düşüktür. Hastalarda PPI kesme denemesi yapılma oranı %43,8 olup, bunların %82'si hastaların kendisi tarafından yapılmıştır ve %95'i şikâyetlerin tekrar başlaması üzerine PPI tedavisine geri dönmüştür. İlk reçetelenmelerinden sonra PPI'ları tek başına aile hekimleri en çok reçete eden hekim grubudur. Bu nedenle, ilaç kesimi girişimlerinin uygun hastalarda ve uygun stratejilerle aile hekimleri tarafından yapılması en ideal yaklaşım olarak görülmektedir.
Sağlık okuryazarlığının akılcı antibiyotik kullanımı üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
Tarihleri arasında çeşitli şikayetler ile polikliniğimize başvuran 121 hasta dahil olmuştur. Hazırlanan anket formu, yüz yüze görüşme yöntemi ile doldurularak veriler toplanmış; çalışmaya katılanların sosyo-demografik verileri toplandıktan sonra Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Bilgi-Tutum Ölçeği ile Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 uygulanmıştır. Çalışmaya katılan 121 katılımcının yaş medyan değeri 36 (18-65) olup %57'si (n=69) kadın cinsiyette, %43'ü (n= 52) erkek cinsiyettedir. Çalışmaya katılan kişilerin %9,1'i ilkokul, %4,1'i ortaokul, %24,8'i lise, %62'si üniversite ve üzeri mezuniyettedir Katılımcıların TSOY-32 ortalama puanı 33,4 olup yeterli sağlık okuryazarlığı seviyesinde çıkmıştır. Katılımcıların %15,7'si yetersiz sağlık okuryazarı, %34,7'si sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarı, %33,1'i yeterli sağlık okuryazarı, %16,5'i mükemmel sağlık okuryazarı çıkmıştır. Daha genç, yükseköğretim gören, çocuğu olmayan, kronik hastalığı olmayan bireylerin daha yüksek TSOY-32 puanı vardır. Akılcı antibiyotik bilgi puanı 47,7 olup akılcı antibiyotik tutum puanı ise 69,6 bulunmuştur. Akılcı antibiyotik bilgi puanı genç, yükseköğretim gören, çalışan kişilerde daha yüksek olup akılcı antibiyotik tutum puanı da kadın cinsiyette, yükseköğretim gören, çalışan kişilerde daha yüksek bulunmuştur. TSOY-32 total puanı ile Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Bilgi-Tutum ölçeği puanıyla arasında aynı yönlü korelasyon vardır. Sağlığın korunabilmesi ve geliştirilmesi için akılcı antibiyotik kullanımı ve sağlık okuryazarlığı önemli hususlardır. Aile sağlığı merkezleri ise bu iki konuda toplum eğitimi için önemli bir yere sahiptir. Bu çalışma sağlık okuryazarlığının akılcı antibiyotik kullanımı konusunda gelişimin bir basamağı olarak görmeyi ve bu konuda kullanabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık okuryazarlığı, akılcı antibiyotik kullanımı
Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı ile risk faktörlerinin araştırılması: Hitit Üniversitesi örneği
Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birey ve toplum için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Yasal ve yasal olmayan madde kullanımının bağımlılık yaratmasının yanısıra reçeteli ilaçların, doktor kontrolü dışında akılcı olmayan ve kötüye kullanımı da bağımlılık geliştirebilmektedir. Bağımlılıklarda biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok faktörün etkili olduğu biyopsikososyal model günümüzde kabul gören kapsamlı bir bağımlılık yaklaşımıdır. Bu yaklaşımdan yola çıkıldığında cinsiyet, çocukluk travması, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, yaşanılan çevre, olumsuz arkadaş ortamının varlığı, adli süreçlerin varlığı gibi biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörler bağımlılıklarla ilişkili risk faktörü veya bağımlılıkların sonucu olan riskli durumlar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ergenlik ve gençlik dönemi bağımlılıkların oluşmasında kritik bir dönemdir, diğer problemlerde olduğu gibi bağımlılıklarda da çözüme ulaşmanın en kestirme yolu problemin kaynağını bulmaktır. Problemin kaynağını bulurken de bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımına sürükleyen risk faktörleri veya kullanımı sonucunda doğan riskler hakkında bilgi sahibi olmamız, bağımlılıkların oluşmadan önlenmesi ya da bağımlılıklarla çalışma konusunda yardımcı olacaktır. Literatürde yapılan çalışmalarda genellikle bağımlılık yapıcı ilaç veya bağımlılık yapıcı madde olarak ayrı ayrı çalışıldığı, risk faktörlerinin ise genellikle tek veya daha az boyut üzerinden araştırıldığı, ayrıca bağımlılık bağlantılı adli süreçlerle ilgili yapılan çalışmaların da kısıtlı olduğu görülmektedir. Multidisipliner bir anlayışla biyopsikososyal birçok boyutun geniş bir yelpazede araştırıldığı çalışmamızın bu anlamda literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir. Çalışmamız Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenimine devam eden 18 yaş üstü 548 gönüllü öğrencinin katılımıyla tamamlanmıştır. Google Formlarda hazırlanan "Bağımlılık Yapıcı ilaç ve Madde Kullanımı ile Risk Faktörleri" anketi ile katılımcılara ulaşılarak çevrimiçi anket uygulamasıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin tanımlayıcı ve ilişkisel istatistikleri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş, analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmada cinsiyet, devam edilen yüksekokul, çocuklukta yaşanan travmatik yaşantı, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, intihar girişimi, olumsuz arkadaş grubuna sahip olma, adli bir olaya karışma ve adli bir olayın mağduru olma durumları ile yapılan analiz çalışmasında istatistiksel olarak anlamlı bulgulara ulaşılmıştır (p<0,05).
An economical analysis on unused and wasted medicines
Purpose: Unused/wasted drugs are a growing problem globally. This study was aimed to analyze the economic loss of unwanted/unused pharmaceutical products by an unused drug collection campaign held in a university. Materials & Method: The study conducted via Unused Drug Collection Campaign organized on the campus of Yeditepe University in Istanbul, Turkey in 2010. Collected drugs were recorded with price information (in 2010 and 2019 prices both), drug feature (content, expiry date, generic/original status and etc.) and past data needed for analysis. The results were compared by distribution in different features and pricing to make analysis. Result and Conclusion: 107 participants brought 1230 pharmaceutical products to the campaign for disposal. The economic burden of total products was 8.086 TL for retail pricing and 6.114 TL for SGK in 2010. In 2019, cost of wasted drugs was estimated as 13.526 TL and 8.721 TL respectively. Paracetamol (n=59), ipratropium bromide (n=43) and vitamin combinations (n=24) were found to be the mostly wasted. Tablet (44,63%), capsules (8,86%) and injectable forms (6,26%) predominated as dosage forms. 45,55% of total drugs were original whereas 39,63% of them were generic. Regarding expiration date, drugs were kept 10 months after expiry date as mean. Most of collected drugs were expired (63,04%), with their original container (62,28%) and used (69,94%). 9,83% of the whole drugs were drug samples and 30,06% were never used. The need for public education and awareness about negative effects of unused drugs in health, economic and also in environment should be emphasized. Further studies should be conducted to evaluate the extend of waste. In addition, health care professionals and particularly pharmacists should encourage the public to learn rational use of drugs and safe disposal of drugs. The incremental cost of unused/wasted drugs can be minimized by collaboration of governments, educators, health care providers and public.
Hızlı antijen testi uygulamasının antibiyotik reçetelenmesine etkisinin akılcı ilaç kullanımı kapsamında değerlendirilmesi
Hızlı Antijen Testi Uygulamasının Antibiyotik Reçetelenmesine Etkisinin Akılcı İlaç Kullanımı Kapsamında Değerlendirilmesi Hızlı antijen testi (HAT), A grubu Beta Hemolitik Streptokok Antijen varlığını saptamaya yönelik pratik bir testtir. HAT kullanımının, aile hekimlerinin ampirik antibiyotik reçetelemelerinde, akılcı ilaç kullanımına uygun ve farmakoekonomik olacağı öngörülerek planlanan bu çalışma, Kırıkkale ilinde 10 Aile Hekimliği biriminde HAT kullanılmayan 2015-2016 dönemleri ile HAT kullanılan 2017 yılı antibiyotik reçeteleme yaklaşımındaki davranış değişikliğini araştırmayı amaçlamıştır. HAT testi, Aile Hekimliklerinde 2017 Şubat ayında kullanılmaya başlandı. Kırıkkale'de görev yapan, yaklaşık 35000 nüfusa hitap eden 10 Aile Hekimliğinde, poliklinik ve reçete kayıtlarının yer aldığı Aile Hekimliği Bilgi Sisteminde (AHBS), Sağlık Bakanlığı'nın HAT kullanımı için sistemde öngördüğü ICD-10 tanılarına göre (Üst solunum yolu enfeksiyonlarını içeren), 2015, 2016 ve 2017 yılları Şubat, Mart, Nisan aylarında reçetelenen antibiyotik sayıları ve grupları saptandı. 10 Aile Hekiminin AHBS'de belirtilen dönemlerde istenen teşhisle reçetelenmiş olan antibiyotik sayı ve grupları kaydedildi. Antibiyotik reçetelenmesinde, HAT kullanılmayan 2015 ve2016 yılları arasında anlamlı bir fark görülmezken; HAT kullanılan 2017 yılı ile geçmiş iki yıl arasında düşüş yönünde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma, 10 Aile Hekimliği biriminde, 2015 ve 2016 yılları Şubat, Mart, Nisan ayları ile HAT kullanımı gerçekleşen 2017 yılı Şubat, Mart, Nisan aylarının karşılaştırılması sonucunda, 2017 yılında ilgili bölgedeki Aile Hekimlerinin antibiyotik reçetelemesinde anlamlı bir düşüş olduğunu göstermektedir. HAT kullanımı 2017 yılında antibiyotik reçetelenmesinde azalmaya neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: A grubu beta hemolitik streptokok, Aile hekimliği, Akılcı antibiyotik kullanımı, Farmakoekonomi, Hızlı antijen testi
Birinci basamakta yetişkin hastalarda polifarmasi, akılcı ilaç kullanımı ve tedavi uyumunu etkileyen faktörlerin araştırılması
Dünya genelinde giderek artan nüfusla birlikte özellikle kronik hastalıklar ve ilaç kullanımı artmaktadır. İlaç kullanımının artması ile beraber 'polifarmasi' dediğimiz çoklu ilaç kullanımı durumu ortaya çıkmaktadır. Akılcı ilaç kullanımı ise, doğru tanı ve tedavi yöntemi ile hastanın uygun ilacı, uygun süre ve dozda, en düşük fiyat ile kolayca sağlayıp kullanabilmesidir. Bu tez çalışması, Bursa ili 36 nolu Ertuğrul Eğitim Aile Sağlığı Merkezinde takibi yapılan ve kronik ilaç kullanımı olan hastalar arasında birinci basamakta yetişkin hastalarda polifarmasi, akılcı ilaç kullanımı ve tedavi uyumunu etkileyen faktörlerin araştırılması amacı ile yapılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan 249 hastanın yaş ortalaması 51 yıl olup; %64,7'si (n:161) kadın, %35,3'ü (n:88) erkektir. Hastaların kronik hastalık takiplerini %35,2'sinin düzenli yaptırmadığını, %37,8'inin çok fazla ilaç kullandığını ve azaltılması gerektiğini düşündüğünü, %28,8'inin ilaç yan etkisine maruz kaldığı görülmüştür. Hastaların %44,3'ü kullandığı ilaçların yan etkisini bilmemekte, %43,2'si kronik ilaçları harici ek tedavi kullandığını belirtmektedir. Genel Sağlık Anketi-12 Ölçeği total puan ortalaması 2,24 olup katılımcıların %42,6'sı psikolojik hastalık açısından risklidir. Polifarmasi dediğimiz yani 4 ve üzeri ilaç kullanımı olanların genel sağlık anketi puanı anlamlı olarak daha yüksektir (p=0,039). Genel sağlık anketinden yüksek risk grubunda puan alanların kronik ilaçları harici ek tedavi kullanımları %48,5 ile diğer gruplara oranla yüksek olduğu gösterilmiştir (p=0,014). İlaç yan etkisinin görülenlerin genel sağlık anketi puanı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=<0,001). İlaç yan etkisi görülmeyen bireylerde 1-3 adet ilaç kullanımı olanlar %76,2 ile 4 ve üzeri ilaç kullanımı olanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir (p=<0,005). Kadınlarda reçetesiz ağrı kesici kullanımı %58,4 (p=0,01) ve vitamin/mineral kullanımı %35,4 (p=<0,001) ile erkeklere göre daha yüksek kullandığı görülmüştür. Bireylerin bitkisel tedavi kullanımları yaş grupları ile kıyaslandığında yaş arttıkça bitkisel tedavi kullanımlarının arttığı görülmüştür (p=0,005). Polifarmasi varlığının istenmeyen ilaç reaksiyonları, ilaç-ilaç etkileşimleri, hastaneye yatış ve mortalite gibi risk faktörlerini beraberinde getirmesi nedeniyle bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi olasıdır. Birinci basamakta yaşlanma ile beraber polifarmasi oranlarının arttığı, polifarmasi oranlarının artması ile ilaç yan etkilerine maruz kalmanın arttığı yine genel sağlık anketinden alınan puanın artması ile beraber polifarmasi ve ilaç yan etiklerine maruz kalma oranlarının arttığı görülmüştür. Birinci basamakta hasta popülasyonun önemli bir kısmını oluşturan yaşlı ve kronik ilaç kullanımı olan hastalarda polifarmasi ve ilaç yan etkilerine maruz kalma açısından akılcı ilaç kullanım esasları özellikle dikkate alınmalı. Hastalık ve ilaç takipleri açısından hastaların bilgi düzeyi artırılmalıdır.
Geriatrik hastaların, acil servise tekrarlayan başvurularının reçete edilen potansiyel olarak uygunsuz ilaçlarla ilişkisi
Bu çalışmada; Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na başvuruları sırasında reçete edilen Potansiyel Olarak Uygun Olmayan İlaçların, geriatrik hastalarda artan acil servis başvuruları ile ilişkili olup olmadığını belirlemeyi hedefledik. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na başvuran 65 yaş üstü hastalara düzenlenen reçeteler, geriye dönük arşiv taraması yapılarak incelenmiştir. Potansiyel olarak uygunsuz ilaç alma durumu, yaş grupları, cinsiyet, başvuru şikâyeti, reçetelerdeki ilaç sayısı, taburculuktan sonraki 30 gün içerisinde acil servise tekrarlayan başvurularının olup olmaması, taburculuktan sonraki 30 gün içerisinde hastaneye yatış olup olmaması ve reçetelerin ortalama maliyetleri gibi veriler toplanarak, bu verilerin istatistiksel analizi SPSS 22,0 Windows versiyon paket programı ile yapıldı. Araştırma evreni 1 Eylül 2020 ve 31 Ocak 2021 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Erişkin Acil Servisi'ne başvurmuş 65 yaş ve üstü, reçete ile taburcu edilmiş hastalardan oluşmaktadır. Çalışmamıza %48'i erkek (n=4142), %52'si ise kadın (n=4422) olmak üzere toplam 8564 hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların %51'i (n=4341) reçete alırken, %49'u (n=4223) ise reçete almamıştır. Çalışmaya dahil olup reçete alan hastaların %59 gibi yüksek bir oranla 65-74 yaş arası olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamıza dahil edilip reçete ile taburcu olan hastaların %50,2'sine (n=2181), herhangi bir ilacın endikasyon dışı veya yan etki açısından yüksek risk alınarak kullanımı olarak tanımlanan 'potansiyel olarak uygunsuz ilaç' reçete edilmiş olup, %49,8'ine (n=2160) potansiyel olarak uygunsuz ilaç reçete edilmemiştir. Potansiyel olarak uygunsuz ilaç reçete edilen hastaların acil servise 30 gün içerisinde mükerrer başvuru oranları ve bu başvurular sırasında hastaneye yatış oranları anlamlı derecede düşük olarak tespit edildi. Acil Tıp kliniğimize, reçete ile taburcu olduktan sonraki 3-30 gün içerisinde tekrardan başvurma sırasında hastaneye yatış durumu, 4 adet ve üzerinde ilaç alan hastalarda anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmaya dahil edilen katılımcılara düzenlenen reçetelerin %48'i 150TL ve üstü, %19'u 100-150TL arası, %21'i 50-100TL arası ve %12'si ise 1-50TL arası ortalama maliyete sahipti. Bu çalışmada, 65 yaş üstü hastaların acil servise tekrarlayan başvurularının ve hastaneye yatış oranlarının, reçete edilen potansiyel olarak uygunsuz ilaçlarla ilişkili olamayabileceği, hastane yatış oranlarının daha çok reçete edilen ilaç sayısı ile ilişkili olabileceği sonucuna varılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Potansiyel olarak uygunsuz ilaç; Geriatrik hastalar; Beer's kriterleri; Acil servis.