Resimler

415 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Dışavurumcu üretim biçimi olarak Ünal Kuş'un resimleri

Dışavurumculuk akımı birçok disiplini kapsarken, en güçlü ifade biçimlerine görsel sanatlarda ulaşmıştır. Dışavurumculuk yalnızca bir akım değil, aynı zamanda insanın iç dünyasıyla ilgili olan bir dünya görüşüdür. Bu görüşle doğanın ve toplumun subjektif bir gerçekle yansıtılması savunulmuştur. Dışavurumcu biçimsel ve içeriksel özellikler daha çok sanatçının duygularıyla gelişen, yoğun renk, karşıt değerler ve deformasyonlarla yapılanmıştır. Dışavurumculuk kavram ve tarihsel gelişiminin de incelendiği bu tezin amacı Ünal Kuş'un dışavurumcu üretim biçimi olarak resimlerini incelemektir. Dışavurumculuk akımı ve Ünal Kuş'un resimlerine ilişkin veriler, literatür taraması, sanatçıyla görüşmeler ve gözlem yöntemleriyle elde edilmiştir. Dışavurumculuk ve tarihsel gelişimi bağlamında yapılan incelemelerde ele alınan birçok resim, Ünal Kuş'un resimlerinin plastik çözümlemesine destek olacak biçimde seçilmiştir. Bu çalışmada, Ünal Kuş'un sanat serüveni, resimsel tavrı ve Dışavurumcu üretim biçimi bağlamında ele alınan Bisikletli Kız, Cesur İlişkiler, Diyalog resimlerinde plastik çözümlemeler yapılmıştır. Resimlerinde birçok sembol kullanan sanatçının çizgileri, duygularını aktarabilmesi adına, anlatım aracı olmuştur. Sanatçının kullandığı renkler, kompozisyon tercihleri ve biçimsel deformasyonlar ise duyguları ifade eden simgelere bağlı olarak ruhani tepkilerle gelişmiştir. Bu gelişim resmin teması ve sanatçının öznel yaklaşımıyla, içgüdüye dayandırılmıştır. Bu çalışma sanatçının, bulunduğumuz dönemde figür ve nesneleri sanatın diliyle, dışavurumcu yaklaşımının ortaya koyulması ve sanatçı hakkında bugüne kadar kapsamlı bilgilere rastlanmaması açısından literatürdeki eksikliğin giderilmesini sağlayacaktır.

EkspresyonizmKuş, ÜnalPlastik çözümleme+2
Endam Yener
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatı bağlamında disiplin aşırılığın bir göstergesi olarak mekan

20. yüzyılda bilimsel ve kültürel gelişmelerle yaşanan değişimlerin etkisiyle, sanat disiplinleri arasında yeni durumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yeni durumlar 'disiplinlerarası', 'multidisipliner' ve 'disiplinaşırı' gibi terimler ile tanımlanmaktadır. 20. yüzyılda sanat pratiklerinin birbirleriyle olan ilişkileri, disiplinlerarası yapılara zemin hazırlamış ve multidisipliner üretme biçimlerinin oluşmasını sağlamıştır. Bu ortamlararası yapılar birçok akımın ve hareketin etkileşimleri sonucunda ortaya çıktığı görülür. Disiplinlerarası yapıda sanatçı birçok disiplinden yararlanarak tek bir sanatçı odaklı çalışırken, multidisipliner yapıda farklı disiplinden kişilerin iş odaklı üretimi ve etkileşimi söz konusudur. Bugün üretilen her şey, kendi disiplininin sınırını aşan bir noktada olup, başka alanların olanağını içinde barındıran ve pratiğinde uygulayan yapıya sahiptir. Disiplinaşırılık, bir disiplin odağında diğer disiplinlerin o odak içerisinde ya da sürecinde doğrudan gösterimine dayanır. Sürekli yeni medyumların eklenmesiyle birlikte resim sanatının bir disiplin olarak varlığı, çeşitli disiplinlerin medyum olarak katılımı ile disiplinaşırı bağlamlara uğramakta ve günümüz sanatında disiplinlerin ortaya koyduğu işler, disiplinaşırı olarak bakmayı zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, yapısal bir araştırma olarak; resim sanatı ile mekân kavramı arasındaki yapısal ilişkiyi, disiplinaşırılık kavramı üzerinden bir bağlam kurulmaya çalışılacaktır. Araştırmada mekân kavramı resim sanatı bağlamında ele alınacak, disiplinaşırılığın bir göstergesi olarak varlık tabakaları ortaya konmaya çalışılacaktır. Bu araştırma bağlamında mekân kavramı, resim sanatı bağlamında incelenecek olan çalışmanın paradigması olacaktır. Günümüzde artık sanatçı (ressam), resim temelli yola çıkarak bir mimarinin, sesin ya da dijital teknolojilerin olanağında resimsel üretimler yapabilmektedir. Farklı algı aralığında yer alan medyumlar artık resmin içinde bir yer işgal etmeye başlamaktadır. Bu konuda çeşitli disiplinlerin çoklu algı ve çoklu zekâ gibi kavramlarla, bu duruma kendi perspektiflerinden baktıkları görülmektedir. Sanatçı artık nesnel dünyanın sunduklarına eşit bir uzaklıkta yer alır. Kendi pratiğinin öz nitelikleri dolayımında bir mekânı ya da bir metni kendi pratiğinden bakışla kurabilir. Resim pratiğinden mekâna bakıldığında hala resimden söz edilebilir noktada olunduğu görülmektedir. Bu araştırmada, mekân olgusunu resim sanatı bağlamında bir disiplinaşırılık olarak ele almak ve resim disiplini olanağında mekânı bir aşırılık olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aşırılık, sanatçının kendi algı aralığının olanağı olan medyumun aşılması anlamına da gelmektedir. "Resim Sanatı Bağlamında Disiplinaşırılığın Bir Göstergesi Olarak Mekân" başlıklı çalışmada, resim sanatı çerçevesinden, mekân: disiplinaşırılık olarak yanılsama mekân, reel mekân ve sanal mekân olmak üzere üç aksta incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Disiplinaşırılık, Mekân, Yanılsama mekân, Reel mekân, Sanal mekân

DisiplinlerarasıMekanResim sanatı+1
Elif Köse
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında el imgesinin farklı anlam ve ifade biçimleri

Günlük hayatımızda etkin kullandığımız uzuvlardan biri olan ellerimizin, resim sanatında nasıl yer aldığı, içerik ve biçimi nasıl etkilediği, anlam ve ifade olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, birinci bölüm ile ellerin anatomik yapısı, kemik, kas, damar ve derinin işlevleri açıklanarak incelenmiş, sanatsal anatomide elin beden içindeki yeri, oranları ve biçimsel özellikleri açıklanmış, elin, insanın evrimi sürecindeki rolü ve evrim aşamasındaki değişiklikler ile edindiği hareket yeteneği araştırılmıştır. Ayrıca iletişimdeki ve beden dilindeki önemi ellerin duruş biçimlerinin aldığı anlamlar ile açıklanmıştır. İkinci bölümde, sembol ve imge kavramlarının farklı tanımları yer almış, imge ve sembol arasındaki ortak noktalar ve farklar açıklanmaya çalışılmıştır. Elin sembol olarak kullanım alanları örneklerle incelenerek imge ile sembol arasındaki farkların anlaşılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde ise, el imgesinin resim sanatında yer alan farklı anlam ve ifade biçimleri, kavramsal başlıklar altında toplanarak, resim sanatı tarihinden örnekler ile incelenmiştir. Bu başlıklar altında; Mağara dönemi ve ilkel toplulukların bıraktığı el izi örneklerinin neden ve hangi teknikler ile yapıldığı ulaşılan bilgiler doğrultusunda aktarılmıştır. Tanrısal gücün sembolik ifadeleri olan tanrı-tanrıça heykelleri, mitolojik tanrıların tasvirleri ve semavi dinlerin yaratma eyleminde metafor olarak kullandığı el imgesinin, anlatımı ne şekilde desteklediği örnekler ile incelenmiştir. Toplumsal düzenin dîni anlayış içinde oluşturulmasında yer alan resimler ve bu öğretilerin aktarılmasında yer alan el imgesinin rolü araştırılmıştır. Rönesans ile yayılan hümanizm düşüncesi, aklın öne çıkması ve bilimsel çalışmalar ışığında gelişen resim sanatında, anatomik çalışmalar ile sağlanan gelişmeler ve bunların yansımaları el özelinde örnekler ile yer almıştır. Üretim ve insan üzerine yoğunlaşan sanatçılardan ve emek üzerine yapılmış olan eserlerinden örnekler incelenirken ellerin üretim içindeki önemi ve anlatıma sağladığı katkılar araştırılmaya çalışılmıştır. Elin önemli fonksiyonlarından olan gizleme/örtme ve gösterme/işaret etme gibi özellikleri ile resim sanatında anlatım gücünü arttıran bir imge olarak nasıl yer aldığı eser örnekleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. Geleneksel yöntemlerin dışına çıkılarak, farklı yöntem ve malzemeler ile yapılan deneysel uygulamalarda, birbirinden farklı fikirlerin aktarılabilmesi için el imgesinin ifade gücünden ne şekilde yararlanıldığı araştırılmıştır.

ElResim sanatıResimler+2
Çağıl Sezin Özdemir
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçilikten yeni gerçekçiliğe

Bu araştırmada, 18. yüzyılın ikinci yarısında toplumsal anlamda gerçekçi eğilimleri olan sanatçılardan başlanılarak, 19. Yüzyılın ikinci yarısında resimsel anlamda ortaya çıkan "Gerçekçilik" kavramından, 1960'larda farklı bir üslupla gündeme gelen "Yeni Gerçekçilik" akımına ve Yeni Gerçekçiliğe etkisi olan, diğer akım ve yeni sanatsal teknikler araştırılmıştır. "Batı Gerçekçiliği" olarak başlayan birinci bölümde, Gerçekçilik (Realizm) öncesi bu konuda sanat eseri üreten Francisco Goya, Theodore Gericault, Eugene Delacroix gibi sanatçıların yaşadıkları dönem ve gerçekçilik kapsamına giren eserleri incelenmiştir. 19. Yüzyılın ortalarına doğru klasik ve romantik eğilimlerden, somut gerçeklere dayanan, sanattan bir devrim sayılan Gustave Courbet'in "Gerçekçilik" akımı anlatılmıştır. Bu temel sayılabilecek "Gerçekçilik" akımından, farklı ülkelerde farklı sanatçılar tarafından uygulanan, ancak benzer dili kullandıkları "Toplumsal gerçekçilik", "Eleştirel Gerçekçilik" ve daha çok Rusya-Meksika'da ideolojik olarak benimsenen "Toplumcu Gerçekçilik"e nasıl dönüştüğü anlatılmıştır. 20. Yüzyıl ilk çeyreğinden alınarak, son çeyreğine kadar olan sanatın genel eğilimlerinin anlatılmasıyla başlayan ikinci bölümde, modernleşmeyle birlikte kent yaşamının ve onun sunduğu endüstrileşmeye, makineleşme ile başlayan seri üretime ve Dünya savaşlarının yaratmış olduğu süreçlere tepki duyan "Dada" ve "Pop Sanat" gibi akımlar anlatılmıştır. Sanatçılar tarafından yeni arayışların çok fazla görülebildiği bu dönemin sanat hareketliliği içinde yeni teknikler olan "Kolaj", "Asamblaj", "Fotomontaj" ve "Hazır Nesne" kullanımları anlatılmıştır. Son bölümde, 1950'li yıllar Batı sanatında "Dada"nın temelleri üzerinde şekillenen, çağdaşı olan "Pop Sanat"la benzer teknik ve ifade yollarını kullanan, Fakat modern hayatla sanat arasındaki sınırları yok etmek üzere 1960 yılında eleştirmen Pierre Restany'ın bir araya getirdiği bir gurup olan, "Yeni Gerçekçilik" akımına ve sanatçılarına yer verilmiştir.

DadaEleştirel gerçekçilikKolaj+5
Ahmet Bozkurt
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı

Bu çalışmada Nevşehir ilinin Avanos ilçesine bağlı Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı konu edilmiştir. Kilise birbirine paralel dikdörtgen iki neften ve güneyde bir kişinin ibadet edebileceği ek bir şapelden oluşmaktadır. Vadide yer alan dini yapıların resim programında konulu sahne olmaması, vadiyi ve bu çalışmanın konusunu oluşturan Balıklı ve Üzümlü Kilise'yi tanımlamada dikkate alınması gereken önemli bir husustur. Erken dönemlerden itibaren ikonalara gösterilen ilginin bir ibadet sorunsalı olduğunu düşünen ikon karşıtlarının (ikonoklastlar) ibadet mekânlarını süslemede haç, balık, kuzu gibi sembolik tasvirler ile bitkisel-geometrik motifleri tercih ettikleri bilinmektedir. Çalkantılı dönemlerden geçen imparatorluk sınırlarında III. Leon'un tahta geçmesinin ardından 726/730 yıllarında ikonoklast ferman kabul edilmiş, 843 yılına kadar ikon karşıtlığı bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu dönem aralığına tarihlenen kiliselerin en belirgin özelliği kiliselerin resim programlarında yoğun olarak haç, bitkisel-geometrik bezemeler ile sembolik hayvan tasvirlerinin yer alması; İsa, Meryem ve kaynağını İncil'den alan konulu sahnelere rastlanmamasıdır. Bu verilerin ışığında Balıklı ve Üzümlü Kilise'de yer alan haç, balık tasvirleri ile geometrik bezemeler ikonoklazma dönemi sanat anlayışı ile bağdaşsa da araştırmacılar vadide pre-ikonoklazma döneminde ikon karşıtı inananların varlığını savunmaktadırlar. Kilise ayrıca vadide ikonoklazma döneminden sonra resim programı değiştirilen tek kilisedir. Anahtar kelimeler: Zelve, balık, haç, üzüm, Bizans, pre-ikonoklazma, ikonoklazma.

Dini mimariKiliselerMimari özellikler+3
Hicran Tuncer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kavramsal sanat uygulamalarıyla öğrencilerin sanatsal ifade biçimlerinin geliştirilmesine ilişkin eylem araştırması

1960'lı yıllardan itibaren sanat alanında yaşanan hızlı dönüşüm, teknolojik alandaki gelişmeler günümüz sanatının ifade formlarını, düşünüş biçimlerini değiştirmiş, dönüştürmüştür. Sanattaki bu değişimle birlikte, sanat eğitimi alanında da yeni bir yapılanmaya, planlamaya ihtiyaç duyulmuştur. Sanat eğitiminin biçimci, teknik öğretilerin, tek boyutlu öğretim sisteminin dışında artık düşünceyi temeline yerleştiren, yaratıcı düşünceyi geliştiren, farklı disiplinlerle iç içe etkileşim içinde olan, çoğulcu bir yapıya dönüşmesi gerekliliği oluşmuştur. Toplumsal ve bireysel kültürel olgulardan beslenen sanattın yeni ifade diline uygun, bireyin sınırlarını zorlayacak, bakış açısını geliştirecek, araştırma ve sorgulamaya yöneltecek, sonuç değil süreç odaklı bir sanat eğitimi programı uygulanmalıdır. Günümüz eğitim kurumların öğretim programlarına baktığımızda, sanattaki bu dönüşümün sanat eğitimi alanına entegre edilemediğini söyleyebiliriz. Bu anlamda öğrencilere, kavramsal sanatın düşünceyi temel alan, araştırmacı, sorgulayıcı tavrıyla düşünceyi sanat ürününe dönüştürme süreci ve deneyimi yaşatılmak istenmiştir. Öğrenciler, kavramsal sanatın kuramsal ve ifade biçimlerini kullanarak düşüncelerini nasıl bir süreç yaşayarak sanat ürününe dönüştürebilir sorusuna cevap aranmıştır. Bu amaç çerçevesinde araştırma, ortaya çıkan sorunları ortaya koyabilme ve çözüm önerisi sunabilme açısından eylem araştırması modeli ile desenlenmiştir. Araştırma, 2012-2013 güz döneminde Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Grafik Tasarım ana sanat atölye dersinde, lisans 3. Sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma 4 Ekim-20 Aralık 2012 tarihleri arasında uygulanmış ve araştırma süresince 2 etkinlik yapılmıştır. Her iki etkinliğin uygulanması, önce konuya ilişkin sınıf tartışmalarının yapılması, etkinliğin gerçekleştirilmesi ve ardından sanat ürününün oluşturulması aşamalarından oluşmuştur. Bu anlamda etkinlikler hem teorik bilgi hem de uygulamanın bir arada olduğu bir yapıda kurgulanmıştır. Toplam 10 haftalık bir süre içinde araştırmanın uygulaması tamamlanmış, uygulama süresince tüm dersler atölyede kamera ile kayıt altına alınmıştır. Uygulama yapılan sınıfta, kavramsal sanat ile ilgili projeler tüm öğrencilerle gerçekleştirilmiş ve veriler toplanmıştır. Araştırmada uygulama 12 öğrenci ile gerçekleştirilmiş olup, iç örneklem yoluyla 6 odak öğrenci belirlenmiştir. Uygulama sonunda belirlenen 6 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmış ve ses kayıt cihazıyla görüşmeler kaydedilmiştir. Araştırma sırasında veriler, ders video kayıtları, yarı-yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, öğrenci ürünleri ve sosyal medya yazışmalarından elde edilmiştir. Uygulama sırasında karşılaşılan problemlere ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre yeni eylem planları programa dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiş ve elde edilen bulgular araştırma sorularına göre yorumlanmıştır. Araştırmada ulaşılan önemli görülen sonuçlardan bazıları şunlardır: •Kavramsal sanat uygulamaları ile öğrencilerin, araştırma ve sorgulama sürecini yaşayarak çevrelerine karşı farkındalık geliştirdiği görülmüş, bu bağlamda kendi bireysel deneyimlerinin bilincine vardıkları anlaşılmıştır. •Bu araştırma ile öğrencilerin artık gördükleri nesneleri farklı bir gözle değerlendirdikleri, bunları sanatsal açıdan incelemeye başladıkları dolayısıyla sanatsal bakış açılarında değişim yaşadıkları görülmüştür. •Temel düzeyde araştırma yapma becerisi kazanan öğrenciler, okuma yapmaya yönelik davranışlarını olumlu yönde değiştirmişlerdir. •Öğrenciler kavramsal sanata ve günümüz sanatına olan uzak tavırlarını, bu konudaki ön yargılarını değiştirmişler ve anlamlandırma çabalarına girmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sanat eğitimi, kavramsal sanat, güncel sanat eğitimi.

EğitimGüncel sanatKavramsal sanat+4
Çiğdem Tanyel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resim sanatında kadın figürü betimlemeleri

Bu araştırmada resim sanatında kadın figürü betimlemeleri ele alınmıştır. Araştırmanın konusu, bilinen insanlık tarihi içinde, insan eliyle yapılmış olması ve biricikliği bakımından sanat eseri olarak da görülen, bulunmuş ilk arkeolojik kadın formlarından, günümüz sanatına yansımış kadın figürlerine kadar geniş bir yelpazade değerlendirilmiştir. Seçilmiş örneklerde kadın figürünün, sanat eserlerine yansıtılmasının ardındaki toplumun sosyolojik, ekonomik ve politik durumları okunmaya çalışılmıştır. Bu araştırma için çeşitli bilimsel kitaplar, dergi ve internette yayınlanmış makaleler, yayınlanmış tezler, videolar ve müze web sayfaları taranmıştır. Araştırma beş bölüme ayrılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde, ilk insan inanışlarının sanatsal ürünü Venüs heykelciklerinden başlayarak Rönesansa kadar olan süreçte, sanatın daha çok dini inanışların somut olarak kendisini ifade etme durumunda ortaya çıkmış kadın figürleri üzerinde durulmuştur. Çıplaklık ile Nü arasındaki fark ikinci bölümde ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde 15. yüzyıldan itibaren, Reform hareketleri ve Karşı Reform hareketlerinin resim sanatını nasıl etkilediği tartışılmıştır. Ayrıca Protestan inancının geliştiği yerlerde yaşanan toplumsal değişim, kadın figürü üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde aydınlanma felsefesi ile sanayi devriminin oluşturduğu yeni toplumsal yapı ve yönetim biçimlerinin değişimi ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise endüstri ve sanayi devriminin insanı yaşamak zorunda bıraktığı modern hayatın sanata yansıması ile postmodern sanatı oluşturan etkenler, kadın betimlemeleri referans alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Figürü, Resim Sanatı, Anaerkil, Ortaçağ, Modernizim.

FigürFigüratif resimFigüratif resim+5
Gülser Aktan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat tarihinde paradigmatik kırılmalar ve resim sanatına yansımaları

Bu çalışmanın amacı, sanat tarihinin kırılma noktalarına ve bu kırılmaların ardında yatan içinde bulunulan dönemin güç ilişkilerinin neden olduğu dinamiklere odaklanmak ve özgürlükçü, çoğunlukçu bir ortamda, resim sanatının çağdaş sanat sunumları içerisindeki yerini vurgulamaktır. Sanat tarihi toplumun sosyal ve ekonomik ilişkilerini belirleyen güç ilişkilerinden bağımsız değerlendirilemez. Batı sanatı, tarih boyunca düşünce yapılarındaki bu kırılmalar sonucu farklı biçimlerde şekillenmiştir. Çağdaş sanat yaklaşımına kadar geçen süre içinde bütün sanat dönemleri hâkim akımların, büyük anlatıların etkisinde biçimlenmiştir. Ancak, çağdaş sanatla birlikte sanat gündelik hayatla bağlarını, yaşanılan dönemin gerçekliği ile tekrar kurmuş ve herkesi kapsayan bir niteliğe bürünmüştür. Bu anlayışın açtığı özgürlük alanı geçmişteki sanat anlayışından farklı olarak herkese sanatçı ve her şeye de sanat eseri olabilme yolunu açmıştır. Çağdaş sanatın gelenekselin tam karşısında şekillendiğini ileri süren tezlere rağmen çağdaş sanatın içinde barındırdığı özgürlük ve çoğulculuk karakteri, resmin ve sanatın sonu gibi karamsar tezleri çürütmüştür. Günümüzde, geleneksel yöntemlerden dijital teknolojinin sağladığı yeni imkânlara kadar her türlü sunum yöntemi uygulanabilir durumdadır. Aksi, çağdaş sanatın avangardlarının eleştirdikleri, modern sanatın seçkinciliği sorununu tekrar doğuracaktır. Ancak, avangard çıkışların sanatçılara sağladığı özgürlük alanının, kapitalizmin ve kültür endüstrisinin kontrolünde olduğu da yadsınamaz bir gerçekliktir. Çağdaş sanatın özgürlükçülüğü ve çoğulculuğu bir kazanım olmakla birlikte sanatın ve sanatçıların para ile kurduğu ilişki sanatın metalaşması sorununu, sanat ve hayatın kültür endüstrisi koşullarında birleşmesini de gündeme getirmiştir. Çağdaş sanatın bu iki farklı gerçekliği ekseninde oluşan gerilim, günümüz sanatının karakterini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: mimesis, estetik, çağdaş, modernizm, postmodernizm, çoğulculuk

ModernizmParadigmaPostmodernizm+4
Haydar Taşçılar
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Cumhuriyet öncesi-sonrası kadın'ın konumu ve baskıresim alanındaki varlıkları hakkında bir analiz

19. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa‟da ve Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde ataerkil bir yapı egemendi. Bu yapıya göre erkek, üst bir değer taşırken kadın, özel alana ait olarak görülüp hukuki ve sosyal hiçbir hakka sahip olmadan neslin devam etmesi için yaşayan bir varlık olarak konumlanmıştır. Osmanlı Devleti‟nde ise II. Meşrutiyet‟le beraber kadın haklarında birtakım düzenlemelere gidilmişse de kadının özgürleşmesi Cumhuriyet Rejimi ile mümkün olmuştur. İncelenen toplumlarda kadınlar, bilim, edebiyat ve diğer dallarda olduğu gibi sanat alanından da uzunca bir süre uzak tutulmuşlardır. Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde kadınlar için sanat eğitimi, Mihri Müşfik Hanım‟ın çabaları sonucunda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi açılana kadar çoğunluğu azınlık ve Levanten olan ailelerin kızlarına aldırdıkları özel derslerle sınırlı kalmıştır. Tuval sanatı, asıl olarak Cumhuriyet Dönemi‟yle gelişmeye başlamış, baskıresim ise askeriyeye hizmet etmek amacıyla kullanılan bir teknik olarak kalmıştır. Serbest sanat çalışmaları ise ilk defa Cumhuriyet Dönemi‟nde uygulanmaya başlamıştır. Ancak resim sanatı gibi hızlı bir gelişme sağlayamamıştır. Çünkü baskıresim sanatının uygulanabilmesi dönemin olanaklarına göre zordu. Ancak bazı sanatçıların özel çabaları sayesinde uygulanmaya başlandı ve olanakların artmasıyla da hem baskıresim sanatı önem kazandı hem de Türk kadın baskıresim sanatçıları sayıca artarak Türk baskıresim sanatında azımsanamayacak bir yere sahip oldular. Ancak literatürlerde Türk kadın baskıresim sanatçılarının birçoğunun adı bile geçmemektedir. Algılanan bu durum ise araştırmanın amacını oluşturmaktadır.

Baskı resimKadınlarResim sanatı+3
Nesli Sisli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlarda hayalî bahçe tasvirleri

Doğanın içinde yaşayan insan ilk çağlardan beri doğayı dönüştürerek kendi tarihini yaratmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde insanın doğayla olan ilişkisi irdelenmiştir. Doğanın içinde var oluş savaşı veren insanın, ürünlerini yetiştirmesi ve bahçeler oluşturması, insanlık kültürünün ilk başarısı olarak görülür. Bahçelerin dönemler boyunca değişimi ve bulundukları coğrafyalara göre gösterdikleri özellikler, Bahçelerin Kısa Tarihçesi isimli ilk bölümde anlatılmıştır. Bu bölümde; bahçelerin yer aldıkları kültürlere ve inanışlara göre gösterdikleri değişimler incelenmiş, bahçelerin felsefeyle olan ilişkisi kısaca anlatılmış, insanın düşünce tarihindeki yeri irdelenmiştir. İkinci bölümde; hayalî bahçelerin tanımının yanı sıra tarih boyunca insan yaşamlarındaki yeri ve önemi ele alınmıştır. Hayalî bahçelere dair mitlerin bazıları, insanın öldükten sonra gideceği dünyadaki iyilik ve kahramanlıklarının ödülü olan bir bahçeyi anlatırken, bazı mitler bu cennet bahçelerinin yeryüzünde bulunduğunu anlatır. Bu ütopik bahçe mitleri, dönemlere ve fiziksel koşullara göre değişiklikler gösterse de birçok benzer öğeyi barındırır. Farklı dönemlerde pek çok sanatçı bu mitleri - idealleri farklı biçimlerde ve tekniklerde canlandırmıştır. Bu bölümde, hayalî bahçelerin Avrupa, Doğu ve Uzak Doğu sanatındaki yansımasının, felsefi ve toplumsal boyutunun yanı sıra, görsel sanatlarda örnekleri de çözümlemeli olarak incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Tek tanrılı ve çok tanrılı dinlerin yanı sıra yeryüzünde bahçe tasavvurunun incelendiği bu bölümde; Cennet bahçesi, Altın Çağ, Hayat ağacı gibi pek çok mitin hayalî bahçe kavramı açısından görsel sanatlarda önemli bir esin kaynağı olduğu göz ardı edilmemektedir. Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlarda Bahçeler, Cennet Bahçeleri, Hayalî Bahçeler, Altın Çağ, Mitoloji.

BahçelerCennetDoğa+5
Aslı Ayşe Akyüz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Baskıresim ve sokak sanatı

Sokak sanatı Amerika'da 1960'lı yıllarda doğmuş ve günümüze kadar farklı sanat dallarından beslenerek zaman içinde sahip olduğu felsefi değerleri değiştirmeye ve genişletmeye başlamıştır. Baskıresim sanatı, çağdaş sanatın disiplinlerarası yapısına uygun şekilde farklı disiplinlerden tekniklerle denemeler yapmış olan sokak sanatçılarının üretimlerinde önemli rol oynamıştır. Tezin ilk bölümünde, günümüz sokak sanatının kapsamının ve anlamının daha iyi anlaşılabilmesi için temel oluşturmak adına, kamusal alanın geçirdiği tarihsel dönüşüm, kamusal alan modelleri ve kamusal alanın özellikleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, sanatın kamusallaşma süreci anlatılmış ve ardından 1960'larda Amerika'da ortaya çıkan graffitinin sokak sanatına dönüşümü kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Daha sonra sokak sanatının sokak kimliğinden sıyrılarak galeri/müze duvarlarına girmesiyle başlayan kurumsallık tartışmaları ve vandallık boyutu ile birlikte sokak sanatının popülerleşmesi ve bunda internetin etkisi de değerlendirilmiştir. Sokak sanatının baskıresim sanatıyla ilişkisinin tartışıldığı son bölümde, Baskıresim sanatına dair genel bir çerçeve çizdikten sonra, birbirinden farklı iki sanatsal disiplin olan sokak sanatını ve baskıresmi biraraya getiren ortak paydalar ele alınmıştır. Baskıresmin izinden giden sokak sanatçılarının çalışmalarından örnekler verilerek, baskıresmin sokak sanatı ve sanatçıları üzerindeki etkisinin ne denli önemli olduğunun ve sokak sanatının baskıresim ile etkileşime girdikçe güçlenerek yaygınlaştığının altı çizilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sokak Sanatı, Graffiti, Baskıresim.

Baskı resimGraffitiResim sanatı+2
Burçak Balamber
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal paylaşım sitesi Facebook aracılığı ile gerçekleştirilen görsel kültür çalışmalarının ortaokul 3. sınıf öğrencilerinin resimsel anlatımlarına yansıması

Bu araştırmanın amacı, sosyal paylaşım ağı olan Facebook ile gerçekleştirilen görsel kültür çalışmasının ortaokul 3. sınıf öğrencilerinin resimsel anlatımlarına yansımasını belirlemektir. Sosyal ağ içinde görsel bombardımana maruz kalan çocuk, bu görselleri kendi resminde bilinçli ya da bilinçsiz olarak kullanabilmektedir. Facebook'un bu görsel çeşitliliği sağlayan sosyal medya araçlarından biri olduğu bilinmektedir. Bu görsel çeşitlilik görsel sanatlar eğitimi dersinde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalara olumlu bir biçimde yansıyabilir. Facebook üzerinden kapalı grup oluşturularak sanal sınıf ortamında görsel kültür çalışması yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda; sadece ortaokul 3. sınıf öğrencilerinin katılabileceği kapalı bir grup oluşturulmuştur. 26 Eylül 2013 tarihinde araştırmacı uygulama yapacağı sınıfın görsel sanatlar dersine girerek, uygulama için açılmış olan grup hakkında öğrencilere bilgi vermiş, paylaşımların sadece Picasso teması ile sınırlandırıldığı belirtmiştir. Gruba öğrencilerin üye olması araştırmacının kontrolünde gerçekleşmiştir. Uygulamaya 18 erkek, 12 kız olmak üzere 30 öğrenci ile başlanılmıştır. 30 Eylül - 6 Ekim 2013 tarihleri arasındaki bir haftalık süreç boyunca, Facebook üzerinden oluşturulan kapalı grup içerisinde Picasso ile ilgili bilgi, resim, video vb. paylaşımlar yapılmasına izin verilmiştir. Diğer hafta ise, Facebook' da ki paylaşımlardan yola çıkarak edindikleri görsel kültür kazanımları doğrultusunda resim yapmaları istenmiştir. Ayrıca araştırmanın amaçları doğrultusunda öğrencilerin uygulamaya ilişkin görüşlerini almak amacı ile yazılı doküman yoluyla görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan uygulama sonucunda, öğrenci resimleri ile Picasso resimleri iki alan uzmanı tarafından karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin uygulamaya yönelik görüşlerini almak amacı ile yazılı görüşme yapılmıştır. Öğrenci görüşleri belirlenen temalarla ilişkilendirilerek incelenmiş; tematik analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; sosyal paylaşım ağındaki paylaşımlar öğrencilerin resimsel anlatımlarına yansıdığı görülmüştür. Öğrencilerin görsel kültür kazanımları hem yazılı görüşlerde hem de yaptıkları resimlerde görülebilmektedir. Dolayısıyla, öğrencilerin görsel kültürünün geliştiği sonucuna varılabilir. Öğrencilerle yapılan yazılı görüşmeler sonucunda, hem görsel kültür konusunu inceleme hem de bu konuyu kendi bakış açıları ile yorumlayarak anlamaya çalışma eğilimleri görülmüştür. Sosyal paylaşım ağı üzerinden gerçekleştirilen görsel kültür çalışmaları sırasında araştırmacı, uygulama süresince öğrencilerin konu ile ilgili paylaşımlarına olumlu dönütler vermeye özen göstermiştir. Bu bağlamda uygulamanın öğrenciler açısından hem eğlendirici hem de öğretici olduğu söylenilebilir. Ayrıca öğrenciler sosyal paylaşım ağı üzerinden işlenen dersi geleneksel sınıf anlayışından farklı bulmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Medya, Facebook, Görsel Kültür, Sanat Eğitimi

FacebookGörsel kültürOrtaokul öğrencileri+4
Şemsi Altaş
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında kuş imgesinin hareket bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada, resmin temelini oluşturan ve tasarım elemanları olarak da ifade edilen çizgi, biçim, ışık-gölge ve renk öğelerinin hareket ilkesi ile olan ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hareket ilkesi, Çağdaş Türk Resim Sanatı kapsamında kuş imgesini ön plana çıkaran sanatçıların eserleri üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeye alınan eserlerdeki hareket ilkesi, resmin biçim elemanları göz önünde bulundurularak çözümlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın ilk bölümünde, resmin biçim elemanlarının hareket ilkesi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, tuval resminde hareketin oluşum biçimlerinin tarihsel serüveni, Fütürizm ve Op Art sanat akımları çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Çağdaş Türk Resim Sanatında hareket olgusu, kuş temalı resimler bağlamında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Resim Sanatı, Fütürizm, Optik Sanat, Kuş İmgesi, Hareket

FütürizmHareketKuşlar+6
Harika Musal Çakmaklısoy
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat, iktidar, beden

İnsan türünün en yaratıcı üretim ve eylem biçimlerinin bir bölümünün somutlaşmış biçimi/yansıması olan sanat, her dönemde yalnızca sanatçının hür iradesiyle var olan bir niteliğe sahip değildir. Etki gücünü her alanda gösteren iktidar olgusu, sanat üzerinde de bazı dönemlerde varlığını sanat yapıtları üzerinden de somutlaştırmıştır. İktidar kavramı geniş çerçevede düşünüldüğünde, yüzyıllar boyunca insanı dolayısıyla onun yaratıcı üretim sürecinin sonucu olan sanatı doğrudan ya da dolaylı pek çok biçimde etkilemiştir. Kavramı Münci Kapani'nin açıkladığı biçimde "başkalarının davranışlarını etkileyebilme, kontrol edebilme olanağı' olarak düşündüğümüzde bu etkileşim durumunun izini (iktidar-birey ilişkisi bağlamında) tarih öncesi döneme kadar sürmek mümkündür. Bu ilişkide iktidar, birey üzerinde güç ve etkiye sahip her şey olarak düşünülebilir ve tarih öncesi dönemden de referans alınabilir. Literatür tarandığında insanların mağara yüzeylerine hayvan figürleri çizmeleri konusundaki genel varsayım insan türünün başka bir tür karşısında güç elde etme isteğidir. Varsayımdan hareketle, mağara duvarlarına kaydedilen bu veriler insanın başka bir türle olan güç savaşının göstergelerindendir. Zamanla, topluluk bilincinin oluşmasına paralel olarakyeni iktidar biçimlerinin (dinsel, siyasal, ekonomik) doğuşuyla, sanat ve sanatçı üzerindeki etkileri de farklılaşmıştır. İktidarın yaptırım gücü, yapıtlarının iktidarın amaçları doğrultusunda üretilmesi ve kullanılmasına neden olabilmiştir. Sanat, dinsel, politik, ekonomik çıkarlara hizmet eden bir araç olarak uzunca bir süre kullanılmıştır. Sanatın, dine hizmet için kullandığı dönemlerde, sanatçıların mesajı halka iletmek için kullandıkları en önemli araç insan bedeni olmuştur. Siyasetin, yönetim biçimlerinin sanatı bir propaganda aracına dönüştürdükleri dönemde de, insan bedeni kitleleri etkilemek amacıyla doğrudan mesajları iletecek biçimde resmedilmiş ya da biçimlendirilmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise bedenin sanatta kullanım biçimi radikal bir değişime uğramıştır. Beden, sanatçının yalnızca resmettiği ya da biçimlendirdiği bir öge değil, canlı yapısıyla doğrudan bir sanat nesnesi olarak sanat tarihi sayfasında yerini alır. Bedenin, sanat arenasında devrim niteliğindeki bu yeni sunum biçimi, sanatçının sadece yeni yada farklı olanı arayışından doğan bir sonuç değildir. Yüzyıllardır iktidarın dolayısıyla sanatın nesnesi olarak kullanılan beden artık iktidarın karşısında bir güç olarak somut varlığıyla ve aracısız bir biçimde görülmektedir. Değişen dünya konjonktürüyle birlikte sanatçının sanat arenasında daha çağdaş ve radikal üretimlere imza attığı gözlemlenmektedir. İktidar biçimlerine muhalif duruşlarıyla dikkat çeken sanat hareketlerinin yaratıcısı olarak sanatçı birey, artık gücünü bir hamiden, kiliseden ya da bir diktatörün sempatisinden değil, kendi özgür iradesinden almaktadır. Burada özgürlük kavramı sınırlarını tamamen sanatçının belirlediği bir kavram olmamakla birlikte, önceki dönemlere göre önemli ölçüde çerçevesi genişletilmiş bir kavram olarak düşünülmelidir. Anahtar Sözcükler:Sanat, iktidar, beden

BedenResim sanatıResimler+2
Gökcen Meryem Kılınç
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Toplum sanat ilişkisi ve süreç

Bu sanatta yeterlik tezi, sanat yoluyla kamusal alan oluşturulabilir mi sorunsalını irdelemektedir ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bir proje çalışmasıdır. Kamuyla beraber yapılan sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özellikleri incelenerek, projenin kapsamı belirlenmiştir. Projenin yöntemi olarak literatür taraması kullanıldığı gibi, bu konuda çalışan kişilerle birebir görüşmeler yapılmış ve proje dahilinde 43 kişinin katıldığı Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesinde 'Kamusal Alanda Diyalog' isimli bir sergi oluşturulmuştur. Toplum Sanat İlişkisi ve Süreç Tez Projesi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, kamusal alan ve kamusal sanatın ortak kelimesi, 'kamusal'ın anlamsal değerlendirmesi yapılmış, projenin bu kavramlarla ilişkisi belirlenmiştir. Projenin geleneksel kamusal sanat çalışmalarından farklı olarak, ilişkilere dayanması ve kamusal alanda kamuyla beraber kamu için yapılan bir sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özelliklerini içermesi ele alınmıştır. İkinci Bölümde ise, sanatın, geleneksel özelliklerinden koparak, toplumla yapılan sanat çalışmalarına giden yolu açan, sanat içindeki kavramlar ve sanat çalışmaları incelenmiştir. Özellikle tarihsel avangard ve avangard gibi akımlardan örnekler verilmiştir. İkinci Bölümün son kısmında ise, yeni tip kamusal sanat olarak tanımlanan sanat çalışmalarına yöneltilen eleştiriler üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, toplumun ve günlük yaşantının, yeni tip kamusal sanata ve projenin oluşumuna katkısı araştırılmıştır. Projenin, toplumla birebir ilişkili olan bir sanat türünü ele alması, toplum ve sanatın buluşmasıyla ilgili saptamalar içeren verilerin ortaya çıkmasını sağlanmıştır. Bu araştırmayla, Eskişehir'deki kamu kurum yöneticileri, üniversite rektörleri, sivil toplum örgütleri yöneticileri, Eskişehir'in en eski esnafı, tek kadın milli piyango satıcısı, en eski lületaşı ustası, gibi toplum içerisinde var olan karakterlerin birbirleriyle ve sanat öğrencileriyle buluşması temel alınmıştır. Bu bağlamda karşılıklı gerçekleşen etkileşimle birlikte, Kamusal Alanda Diyalog Sergisinde sergilenen portre resimler ortaya çıkmıştır. Böylelikle katılımcıların, resimler yoluyla, kendilerinin ve birbirlerinin farkına vardıkları kabul edilebilir. Araştırmanın adında da var olduğu gibi, insanlar arasında gerçekleşen diyalog temelinde, sanat ve toplum ilişkileri üzerine, öğrencilerin ve araştırmacının deneyimler elde etmesi yönünde, toplum, sanat ve süreç kavramlarıyla ilgili, resim sanatı eğitiminde de kullanılacak pek çok veri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu, Kamusal, Sanat, Toplum, Yeni tip kamusal sanat, Diyaloğa dayalı sanat.

Kamusal alanKamusal sanatResim sanatı+3
Gülçin Karaca
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Geç Osmanlı çağdaşlaşma sürecinde toplumsal ve siyasal dönüşümlerin resim sanatına yansıması

Geç Osmanlı döneminde çağdaşlaşma çabalarıyla Türk resim sanatının gelişimi arasında yakın bir ilişki vardır. Erken dönem çağdaş Türk resim sanatında Osmanlı ressamları, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da görülmeye başlayan sanatsal üslup ve akademik yaklaşımlara göre manzara, natürmort ve figüratif resimler yapmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı'da toplumsal ve siyasal olaylar, dinamik, zaman zaman çatışmacı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Osmanlı sanatçılarının siyasi ve toplumsal konulara ilgileri, Osmanlı yöneticilerinin ve toplumunun sahip olduğu kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal çağdaşlaşma deneyimleriyle yakından ilişkili olduğu için; toplumsal ve siyasi konular birkaç sanatçı tarafından resmedilmiştir. Osmanlı çağdaşlaşma çabası kültürel sonuçlarıyla birlikte, Sultan II. Mahmud döneminde devlet politikası olarak başlamıştır. Tanzimat Fermanı'ndan sonra reform ve çağdaşlaşma süreciyle birlikte, Osmanlı toplumu 1876 yılında Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla anayasal ve parlamenter yönetim biçimini kısa süreli de olsa yaşamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde ise, gelenekçi muhafazakâr yöneticilerle genç kuşak reformcu aydınlar arasında demokratik çağdaşlaşma konusunda mücadeleler olmuştur. Bu çatışma süreci kültürel boyutta edebiyat ve sanat alanında da hissedilmiştir. Bu araştırmanın amacı, erken dönem çağdaş Türk resim sanatında toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sanatçı ve yapıtları üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Bu araştırma 1838 ve 1918 yılları arasında Osmanlı ressamları tarafından yapılan yapıtlarla sınırlıdır.

ModernleşmeOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+5
Murat Ateşli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Avrupa resim sanatında ölümcül kadın figürler

Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bu projede, Avrupa sanat tarihinin 9. yüzyıl ile 20.yüzyıl tarihleri arasını kapsayan süreçte oluşturulmuş resimler içinde yer alan "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürleri, patriarkal düşünüşün varlığını kanıtlayan en önemli örnekler olarak görülmüş ve incelenmiştir. İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinde kadın, toplayıcılığı ile klan ekonomisine katkısı, doğayı tanıması nedeniyle hastaları iyileştirmesi, doğurganlığı ile insanlığın devamını sağlaması gibi ayrıcalıklı özellikleri ile Ana Tanrıçalık statüsünde yer almıştır. Yeryüzü coğrafyasının değişen yapısı nedeniyle çoban topluluklarının, tarım yapan çiftçi toplulukları üzerinde hakimiyet kurması, tarihte ilk sınıflı toplumsal yapının oluşması ile sonuçlanmıştır. İnsanların yöneten ve yönetilenler olarak sınıflara ayrılması patriarkal bir düşünce biçiminin gelişmeye başlaması için ortam hazırlamış, kadın yaratıcı bir kimlik olarak oturduğu kraliçelik tahtından yavaş yavaş indirilmiştir. Bu değişim Mezopotamya uygarlıklarının inanç ritüellerine yansıyarak Avrupa düşünce biçiminin temellerini oluşturan Yunan–Roma mitolojisine aktarılmış, kadının ikincil konumu Medea, Clytemnestra, Medusa gibi "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" karakterler ile kendini göstermiştir. Roma imparatorluğunun Hristiyanlığı resmi din ilan etmesi ile birlikte Yahudi–Hıristiyanlığın kutsal metinlerini de etkileyen mizojini, skolastik düşüncenin hakim olduğu Ortaçağ Gotik resimlerinde Havva, Salome, Judith gibi karakterler üzerinden sürdürülmüştür. Dolayısıyla Avrupa Resim Tarihinin iki önemli kaynağı olan Yunan-Roma mitleri ile Eski-Yeni Ahit öyküleri, Rönesans, Maniyerizm, Barok, Rokoko, Yeni Klasizm dönemleri içerisinde yapılmış kompozisyonlarda yer alan kadın figürlerini de negatif anlamlar ve yüklenen sıfatlar anlamında güçlü bir şekilde etkilemiştir. Sanatçının özgürleşmeye başladığı ya da özgürleştiği modern süreçler olan Romantizm, Realizm, Empresyonizm, Ekspresyonizm, Art Nouveau, Pre-Rafaelistler, Sürrealizm, Kübizm, Primitifler ve 20. Yüzyıl sanatlarında da söz konusu olan erkil düşünceler, yerini koruyarak hatta güçlenerek "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürlerinin oluşmasında önemli olmuştur. Mizojininin varlığını sorgulayan bu araştırmadan elde edilen argümanlar, araştırmacının uygulama çalışmalarını temellendirmiş, "Büyükbabamın Ölümcül Kadınları" adlı resim serisini biçim-içerik açısından beslemiştir. Anahtar Kelimeler: Femme Fatale, Ölümcül Kadın, Alegorik, Tematik, Edebi, Lirik, Didaktik

Batı resim sanatıKadın figürüResim sanatı+1
Betül Serbest Yılmaz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Düşlerin resimsel yorumu

Bu rapor kapsamında ele alınan düş kavramı, temelini, insanın kendi içinde yaşadığı düş ve gerçek kurgusundan alır. Düş ve gerçek, bu anlamda aslında bütünüyle iç içedir ve farkındalığın yarattığı farklılıklarla kurguya ve anlatıma yansır. Yani insan, düşün ve gerçeğin ne kadar farkındaysa, anlatımı o kadar bu farkındalığı ve kendini anlatır. Kurgulanan, buradan yola çıkarak, tümevarım ya da tümdengelim şeklinde, konuyla bütün ya da tamamen alakasız görünür.Çalışmanın birinci bölümünde düş ve gerçek, öncelikle kavram olarak ele alınmış, gerçek ve mecaz anlamda tanımlarından yola çıkılmış, aslında vizyonun gelişmesine bağlı olarak öğrenilenin ve öğretilenin ve her insanın tarihsel sürecinin bir sonu olarak oluşan bilinçlerin yaratılarından, genel olarak söz edilmiştir. Bu yaratıların, nasıl ortaya çıkıp, nasıl geliştiği, bilinçli ya da bilinçsiz ele alınan, seçilen figürlerin ve kavramların, aslında insanın geçmişiyle ve düşleriyle bir bütün oluşturduğu, bunlardan bağımsız düşünülünce anlamını yitirdiği vurgulanmaya çalışılmıştır. Hem bir bütünden, hem de bu bütünü oluşturan parçalardan söz edilmiş, gerek tümevarım gerekse tümdengelim düşünce biçimleriyle konuya yaklaşılmış, `biz mi düşlerimizin belirleyicisiyiz yoksa düşlerimiz mi bizi belirliyor? Bizi diğerlerinden farklı yapan düşlerimiz mi?' sorularına yanıt verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde düş ve gerçek kavramları sanat tarihi süreci içerisinde değerlendirilmiş ve farklı tarzlarda çalışan sanatçılara ve akımlara yer verilmiştir. Özellikle dada ve gerçeküstücülük üzerinde durulmuş ve bu tarzlarda çalışan sanatçıların düş kavramıyla ilgili düşünceleri vurgulamaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise tez konusu kapsamında yapılan resimler, kavramsal açıdan değerlendirilmiş, resimlerde yer alan kavramların anlamları ve resimlerde yer alış amaçları üzerinde durulmuştur. Resimlerin plastik çözümlemeleri yapılmış, resimler, açık-koyu, renk, mekân, armoni ve biçim anlamında değerlendirilmiştir.

DüşlerFigürGerçeklik+4
Sema Öcal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eugêne Delacroix'nin araştırıcı sanat eleştirisi yönetimine göre eserinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, Eugéne Delacroix'ın eserlerinin, dönemin toplumsal olayları açısından, araştırıcı sanat eleştirisi yöntemine göre incelenmesini içermektedir. Araştırmada Edmund Feldman'ın "araştırıcı sanat eleştirisi" yöntemi esas alınarak, beş resmin analizi yapılmıştır. Bu yöntem dört disiplinden (sanat eleştirisi, sanat tarihi, estetik, sanatsal uygulamalar) biridir. Edmund Feldman'ın araştırıcı sanat eleştirisi yöntemi; betimleme, çözümleme, yorum ve yargı alt başlıklarından oluşmaktadır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiş ve bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinde betimsel analiz yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Eserler plastik elemanlarının nasıl, hangi amaçlarla kullanıldığı, üslubu, kullanılan simgeler ve yapıldığı dönemin toplumsal olayları göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre sanatçının eserleri, sosyal ve kültürel etmenler göz önünde bulundurularak oluşturduğu genel havayı ve toplum üzerindeki etkilerini yansıtmaktadır. Aynı zamanda sanatçının etkilendiği olayların boyutlarının da gözlendiği bir çalışmadır. Sanatçının eserlerinde kullandığı canlı renkler ve olağanüstü hareketli kompozisyonların, duyguları ayağı kaldıracak, seyirciyi altüst edecek derecede olduğu görülmektedir. Ayrıca, eserlerinde rengin hiçbir zaman sadece araç olarak kullanılmamış olduğu anlaşılmaktadır. Resimlerinde yer alan her renk tıpkı resme hayat veren figürler ya da nesneler gibi anlam ve duygu bütünlüğü içindedir. Sanatçı, "resim sadece göze hitap eden bir sanattır" sözü ile günümüz sanatına kadar bütün resim anlayışlarına ışık tutmuştur. Anahtar kelimeler: Romantizm, Eugéne Delacroix, Resim, Eleştiri.

18. yüzyılDelacroix, Ferdinand Victor EugeneEleştiri+3
Evin Elmascan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılın ilk yarısında Türk resminde manzara ve Nazmi Ziya Güran

Bu araştırmada "20. Yüzyılın ilk yarısında Türk Resminde Manzara teması ile birlikte Nazmi Ziya Güran"ın üslubunu ve eserlerini incelemektedir. Araştırma; manzaranın Türk resminde tarihsel gelişim evreleri, çeşitli sanat grupları tarafından yorumlanması, Nazmi Ziya Güran'ın yaşamı, sanatı ve eserlerinin incelenmesi açısından önemlidir. Araştırma betimsel tarama modelinde desenlenmiştir. Geleneksel Türk manzara resmi minyatür sınırları içinde gelişme göstermiştir. Osmanlı Mühendishanesine resim dersinin eklenmesiyle minyatür resmi önemini yitirmiş, zaman içinde resim dersleri sayesinde gelişen manzara resmi Primitif ressamların daha sonra da asker ressamların tuvallerinde ele alınmıştır. Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda manzara resmi birçok sanat grubu tarafından işlenip yorumlanmıştır. Nazmi Ziya Güran, manzarayı bireysel eğilimle resimlerine konu edinmiştir. Sanat anlayışındaki üretkenlik, özgünlük ve seçtiği konulardaki kararlı tavır ile Türk resim sanatında yer edinen önemli manzara ressamlarından biri olmuştur. Nazmi Ziya, yaşadığı şehrin doğasını, kent ve sokaklarını, deniz ve çeşmelerini büyük bir kararlılıkla resmetmiştir. Günün değişen anlarının resimlerini yapan sanatçı ışığın, geçici hava tabakalarının ve güneşin peşine düşmüştür. Paletinden karanlık renkleri uzaklaştırarak kendine daha aydınlık tonlarda bir palet oluşturmuştur. Resimlerinde puantilist tekniği hakim kılmış, tuş tuş kullandığı renk parçacıklarını karıştırmadan kullanmıştır. Yaptığı tüm çalışmalarında doğayı salt bir güzellikle değil, kendi ruhundan ve özünden geçirerek resmetmiştir. Anahtar Kelimeler: Çallı Kuşağı, Nazmi Ziya Güran, Manzara, Minyatür, Türk Resmi

20. yüzyılGüran, Nazmi ZiyaManzara+3
Yasin Çakır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1883'ten 2003'e Türk azınlık ressamları ve yapıtları

Azınlık; bir ülkenin içinde, baskın halka mensup olmayan, ancak kendine ait bir kültürü, bütünlüğü olan topluluk demektir. İlk defa ortaçağda kullanılan ?azınlık? kavramı, günümüzde de kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nda azınlık halklar ticari, siyasi, ekonomik, ve sanatsal alanlarda etkin rol oynamıştır. Etkin oldukları sanat alanlarından biri de resim sanatıdır. Araştırmanın amacı Türkiye'deki azınlık ressamlarının 1883'ten 2003'e kadar geçen sürede resim sanatına yapmış oldukları katkıları, yaşantılarının Türk Resim Sanatı'na yansımaları ve yabancı ülkelerde Türk Resim Sanatı'nı temsil etme durumlarını irdelemektir. Ayrıca Sanayi Nefise'den günümüze doğru bu sanatçıların eserlerinin yanında Türk Toplumu ve Devleti'nin azınlık sanatçılarına bakışını da incelemektir. Konuya paralel olarak 20. Yüzyıla doğru Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa'da sosyo-ekonomik durum da incelenmiştir.Araştırmada 1883 yılından 2003 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyetinde yaşamış olan azınlık ressamları hakkında genel bilgiler verilmiş ve bu ressamların Türk Resim Sanatına olan katkıları incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma bu açıdan önemlidir. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada öncelikli olarak 1883'ten itibaren Türk Sanatının gelişimi, batılılaşma süreci ve azınlık sanatçıları hakkında alan yazın taraması yapılmıştır.Araştırmada Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. Yüzyıldan günümüze kadar eğitim ve sanat alanında yenileşme hareketleri, devletin ve toplumun azınlık sanatçı ve toplumuna bakışı incelenmiş, toplumsal olayların azınlık sanatçılarına etkileri araştırılmıştır. Türkiye de azınlık sanatçılar her türlü sanatsal faaliyetlerini, özgürce ifade etmekte yurtdışında ülkemizi temsil edip, Türk Milleti adına ödüller kazanmaktadır. Türk sanatçılarla beraber aynı atölyelerde çalışmakta, beraber sergiler açıp etkileşim içinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

RealizmReformResimler+7
Rifat Sarıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

1950 sonrası Türk resim sanatında doku

Araştırmada 1950 sonrası Türk resim sanatında doku öğesi kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca resimlerinde dokunun öğesini kullanmasıyla öne çıkan sanatçıların doku öğesine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; doku'nun tanımı, dokuların ortak özellikleri, dokuların algılanması, dokuların oluşumları açıklanmış ve doku çeşitleri olarak; doğal doku, görsel (yapay) doku, güncel doku, optik doku ve dinamik dokulara yer verilmiştir. 1950 sonrasında Türk resim sanatına değinilmiş, Türk resim sanatında dokunun kullanımı, yeri ve öneminden bahsedilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir.Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemi ile Türk resim sanatında, tuval resminde doku unsuru ile dikkat çeken altı sanatçı, örneklem olarak belirlenmiştir. Resimlerinde doku öğesine yer vermelerinden dolayı Devrim Erbil, Mehmet Güleryüz, Halil Akdeniz, Erkan Özdilek, Ahmet Yeşil ve Ünsal Kınıklı ile yapılan görüşmelere yer verilmiştir.Bu araştırmada, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizleri yapılırken, içerik analizinden yararlanılmıştır. İçerik analizinde temelde yapılan işlem, birbirine benzeyen verileri belirli kavramlar ve temalar çerçevesinde bir araya getirmek ve bunları okuyucuların anlayabileceği bir biçimde düzenleyerek yorumlamaktır. Araştırmada, tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından açıklanmış, ilişkilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanmasında, katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır.Araştırmanın üçüncü bölümünde, görüşme yapılan sanatçıların, dokunun önemine ilişkin görüşleri, 1950 sonrası Türk resim sanatında doku unsurunun tuval resminde değişimine ilişkin görüşleri, Avrupa resim sanatçılarıyla Türk resim sanatçılarının yapıtlarındaki doku farklılıklarına ilişkin görüşleri, sanatçıların kendi resimlerindeki doku ve kullandıkları malzemelere ilişkin görüşleri yer almaktadır.

Modern resim sanatıResimlerSanat+2
Remziye Ercan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

1950'den günümüze Türk resminde kent imgesi

Kentler, ilk kuruldukları zamandan itibaren sosyolojik, ekonomik ve kültürel anlamda değişimlerin yaşandığı yerleşim yerleri olmuştur. Yaşamımızın bir parçası olan mimari yapıtlar estetik kaygılarla oluşturulmuş ve resimde de tema olarak kullanılmaya başlanmıştır.Araştırmada 1950'den günümüze Türk resim tarihinde ?kent? konulu resimlerin tarihsel süreç içinde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu genel amaç çerçevesinde: Çalışmanın ilk bölümünde, tarih içinde kentlerin ortaya çıkışı, neolitik dönemden endüstrileşme sürecine kadar kısaca yer veriliştir. Kentlerin oluşumu ile birlikte sanatsal yaklaşımlar değerlendirilerek kent temasının özellikle resimlerde nasıl ele alındığı incelenmeye çalışılmıştır. Avrupa resminde olduğu gibi Türk resminde de sanatçı yaşadığı mekanı betimlemiştir. Türk resminde minyatürlerden başlayarak modernleşme sürecine ve 1950 lere kadarki süreçte, sanatçıların kent imgesine hangi açılardan yaklaştıkları incelenmiştir.İkinci bölümde 1950'den günümüze kentleşmenin sanatçılar üzerindeki etkileri ve bunun resme yansımaları incelenmiştir. Çağdaş anlamdaki sanat akımlarının resim sanatını malzeme, konu, teknik açıdan etkilemiştir. Yeni sanat yaklaşımların varlığı, resim sanatçılarının da kent imgesini konu alırken etkilemiştir. Sanatçılar toplumun bir bireyi olarak küreselleşmenin olumlu ve olumsuz etkilerini yaşarken, giderek kentleşen ülkemizin göç, şehirleşme, iletişim ile ilgili sorunlarına resimlerinde eleştirel açıdan yaklaşmışlardır. Resim sanatçıları kent ve kentsel yaşamın etkilerine yer vermişlerdir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma 1950 sonrasında Türk resim sanatında kent imgesine yönelen sanatçı eserleri ile sınırlandırılmıştır. Konuyla ilgili alan yazın incelendiğinde sanatta kent imgesini irdeleyen az sayıda araştırma olduğu görülmüştür. Bu araştırma, alan yazına katkıda bulunmak açısından önemlidir.Anahtar Kelimeler: Kent; Türk Resim Sanatı; Kentleşme; Sanat Akımları.

KentlerKentleşmeResim sanatı+2
Döne Arısoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde figüratif resmin kültürle ilişkisi

Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında yaşanılan kültürel değişimin figüratif resme yansıması, kuramsal bir çerçevede tartışılması amaçlanmıştır. Bu araştırma günümüz figüratif resmini anlayabilmek açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma Çağdaş Türk Resminde Figüratif resim yapan ressamlar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminin gelişiminde yer alan figüratif resimlere, üsluplara ve yaklaşımlara kısaca değinilmiştir.Çağdaş Türk Resminin oluşumu ve figüratif resim başlığı altında yer alan ikinci bölümde Türk Sanatında figürün varlığına değinilerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim geleneği ile değişimine yer verilmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin figür resmindeki önemi vurgulanarak Cumhuriyetin ilanı ile her alanda gerçekleşen yeniliklere ve bu yenilikler içerisinde sanat alanındaki gelişmelere yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası sanat grupları ve bu gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, konusu, tekniği ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.1950 sonrası siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki yeni oluşumlar sanat alanlarını da etkilemiş, yeni bir açılım ve çok yönlülük getirmiştir. 1980'ler büyük atılımların, değişimlerin ve sanatsal gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda figüratif ve soyut resim, akademi çevrelerince tartışılmaya başlanmıştır. Sanatçılar figüratif resmi yeni içerik değerlerine kavuşturmaya çalışmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de ortaya çıkan toplumsal, düşünsel ve teknolojik değişikliklerin sanat dünyasını nasıl etkilediği bu etkileşimin yeni sanatsal oluşumlar yanında figür resmine yansıması tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Sanat Akımları; Sanayi-i Nefise Mektebi; Çağdaş Türk Resim Sanatı.

Figüratif resimKültürModern resim+6
Zerrin Pehlivan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects