Press
456 theses under this subject heading
Gazetelerdeki Suriyeli sığınmacı temsili: Öne çıkarma ve çerçeveleme yaklaşımları ile içerik analizi
Bu çalışmada, siyasal iletişim literatüründe tanımlandığı üzere öne çıkarma (priming) ve çerçeveleme (framing) yaklaşımları temel alınarak Suriyeli sığınmacıların Türkiye'deki yaygın gazetelerdeki temsili incelenmiştir. Örneklem olarak, literatürdeki gazetelerin ideolojik mesafe tasnifi ve tiraj verileri esas alınmak kaydıyla Hürriyet, Yeni Şafak ve Sözcü gazeteleri sırasıyla ana akım (main stream), hükümet yanlısı (pro – government) ve muhalif (opposition) olarak belirlenmiştir. Gazetelerin basılı yayınları yerine daha fazla veri imkanı sağladığı düşünüldüğünden internet sitelerindeki 2016 yılını kapsayan Suriyeli sığınmacılar ile ilgili haberleri veri olarak alınmış ve içerik analizi metoduyla incelenmiştir. Araştırma sırasında elde edilen bulgulardan anlaşılmıştır ki, gazeteler konuyla ilişkili haberlerini hükümet gündemine (agenda) göre yapmaktadır. Dolayısıyla vakasal (episodic) çerçevelemenin (framing) hakim olduğu haberlerde gazeteler ideolojik mesafelerine yakın tonlama ile haberlerini aktarmaktır. Söz konusu durum Suriyeli sığınmacıların gündemlerinin (agenda) ön planda olmamasından dolayı hem hükümet açısından farkına varılmamış bir durum için çözüm üretememesine hem de kamuoyunun konuya dair farkındalığının oluşmamasına neden olmaktadır. Ayrıca çalışmada, gazetelerin duygusal bakış açısı katmak üzere insan odaklı (human – interest) çerçeveleme kullandığı ve kendi haberlerinde bile Suriyeli sığınmacılara yönelik terimsel bir karmaşıklık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Medya - Gazeteler, Suriyeli Sığınmacılar, Temsil, İçerik Analizi, Öne Çıkarma (Priming) - Çerçeveleme (Framing).
Yeni İnan gazetesinin incelenmesi (1960-1962)
Bu çalışma, Tekirdağ'da yayın yapan Yeni İnan gazetesinde, 1960-1962 yılları arasında yer alan haberleri incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, 1960-1962 yılları arasındaki Yeni İnan gazetesi biçim ve içerik yönünden incelenmiştir. İkinci bölümde 1960-1962 yılları arası Yeni İnan gazetesinde yer alan siyasi haberler incelenmiştir. Üçüncü bölümde 1960-1962 yılları arası Yeni İnan gazetesinde yer alan sosyal, ekonomik, eğitim ve kültür alanlarındaki haberler incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda 1960-1962 yılları arası Tekirdağ'da, yurt içinde ve yurt dışında gerçekleşen olaylar yeral basın penceresinden değerlendirilerek dönemin zihniyeti ortaya çıkartılmıştır.
Tarihsel süreç içinde Siirt "Mücadele" Gazetesinin yayın politikası (1964-1999)
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat döneminde birçok alanda düzenleme yapılmıştır. Yapılan düzenlemelerden biri, 1864 tarihi nizamnameyle gerçekleştirilen eyalet sisteminden vilayet sistemine geçilmesidir. Vilayetlerin kurulmasından sonra buralarda matbaalar da açıldı ve valilik adına resmi "vilayet gazeteleri" yayımlandı. Ancak bu gazetelere yeteri kadar önem verilmemesinden ve II. Abdülhamit'in baskıcı rejiminden dolayı gazeteler 1878-1908 yılları arasında işlevlerini yerine getirememiştir. Milli Mücadele dönemine gelindiğinde yerel gazeteler büyük önem kazanmıştır. Bu dönemde çıkarılan İrade-i Milliye ve Hâkimiyet-i Milliye gazeteleri Anadolu'nun sesi olmuştur. Cumhuriyet Türkiye'sinde yerel gazete sayısında artış olmuştur. Bu gazetelerden biri Siirt'te 1964 yılında yayımlanmaya başlanan Mücadele gazetesidir. Mücadele gazetesi Cumhur Kılıççıoğlu tarafından kurulmuş ve günümüze kadar yayımı devam etmektedir. Bu çalışmada Mücadele gazetesinin yayın politikası belirlenmeye çalışılırken gazetenin her sayısı titizlikle incelenmiştir. Gazetedeki haberleri incelediğimizde Siirt'in kültürü, sosyo-ekonomik yapısı, Siirt'in her alandaki sorunları, eğitim, sağlık durumu gibi konular hakkında bilgi edinebiliriz. Bunun yanında Siirt basını ve Siirt'in tarihi geçmişi hakkında da çeşitli bilgiler gazetede yer almaktadır. Tez çalışmamızda bu konular hakkında sunulan haberler yayım tarihi dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siirt, Basın, Mücadele gazetesi, Cumhur Kılıççıoğlu.
Siirt Gazetesi'ne göre Siirt'te siyasi, sosyal ve iktisadi hayat (1937-1950)
Bu araştırma; Siirt İlinin 1937-50 yılları arasında siyasi, sosyal ve iktisadi hayatında yaşadığı olaylar üzerine odaklanmıştır. Bu bağlamda ağırlıklı olarak Siirt Gazetesi'nin 1937-1950 yılları arasındaki haberleri referans olarak alınmıştır. Bu haberler kendi içinde sınıflandırılarak Siirt'in siyasi, sosyal ve iktisadi hayatına dair gelişmeler ve değişimler özel başlıklar ile detaylandırılmıştır. Siirt Gazetesi'nin basım aşamasına gelinceye kadar, basının Ülkemizdeki evreleri ve yaşadığı süreçler de ele alınarak yerel basın hayatının temelleri irdelenmiştir. Bahsi geçen yıllar arasında ülke genelinde yaşanan seçimler ve Siirt'ten seçilen milletvekilleri ile bu vekillerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Siirt adına yaptığı faaliyet ve konuşmalara da yer verilmiştir. Cumhuriyetin kurulması ile başlayan yeni yönetim anlayışının Siirt özelindeki yansımaları ve halkın yaşantısı haber başlıkları ve köşe yazıları eşliğinde incelenmiştir. Bu yıllar arasında Siirt'in bir resmi çekilmiştir. Bu bağlamda İlin siyasi kimliği ve vekilleri ile seçim sisteminin değişmesi ile siyasette yaşanan değişim tespit edilmiştir. İlin halkevleri faaliyetleri ve halkevlerinin bu süreçte üstlendiği misyon ortaya çıkarılmıştır. Bunların yanı sıra İlin Çocuk Esirgeme Kurumu faaliyetleri, İlde yaşanan deprem ve verilen tepkiler, elektrik, radyo ve sinemanın şehre gelişi ve gelişimi ile bu konularda yaşanan sıkıntılar, hayvancılık durumu, kaçakçılık ile mücadele faaliyetleri, şehir kadın faaliyetleri, ulaşım, yol ve kaldırım durumu, milli bayram kutlama programları, tarım ve bağcılık, un fabrikası, posta sıkıntısı, temizlik ile ilgili yaşananlar, il genelinde temininde güçlük çekilen mallar, tren meselesi, Siirt battaniyesi ve kuyuları başlıkları altında İl hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan tarihi doküman analizi tekniği kullanılmıştır. İncelenen konuya ilişkin birinci ve ikinci elden kaynaklar temin edilmiş ve bu dokümanlar analiz edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda; Siirt İlinin yeni kurulan bir il olması hasebiyle çeşitli sorunlar yaşadığı ve bu sorunları bertaraf etmek üzere kamu-özel işbirliği ile çeşitli faaliyetlerin ve icraatların yapıldığı görülmüştür. Bu vesile ile günümüz Siirt İlinin siyasi, sosyal ve iktisadi manada geldiği noktayı yorumlamak için o günün şartlarının bilinmesi ve incelenmesi bakımından bu çalışma önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Siirt, Siirt Gazetesi, Basın.
27 Mayıs darbesinden 12 Mart muhtırasına Türk basınında Atatürk ve Atatürkçülük (1960-1971)
Bu çalışma, 1960-1971 yılları arasında Türkiye'de yayımlanan yazılı basın örnekleri üzerinden Atatürk ve Atatürkçülük konulu köşe yazılarını incelemeyi hedefler. Bu kapsamda tez çalışmasının kavramsal çerçevesini ve köklerini sunan bir girişle beraber ilk bölümde 27 Mayıs 1960 darbesinden hemen önceki birkaç yılda yaşanan hadiseler anlatılmıştır. Bu bölümün içeriğinde iktidar ve muhalefetin temel konulara bakışlarındaki farklılıklar ve gerginlikleri meydana getiren başlıklar açıklanmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Türk basınının genel görünümü, darbeye mahalli ve ulusal çapta yaklaşım tarzı ile darbe sonrası yapılan yargılamalara ilişkin açıklamaları ele alınmıştır. Üçüncü bölüm ise bu tez çalışmasının yazılı basın arşivine ait incelemelerin yer aldığı kısımdır. Atatürk ve Atatürkçülük bağlamında yapılan ideoloji benzetmeleri, siyasi yelpazede Atatürk ve Atatürkçülüğü bir yere konumlandırma girişimleri bu bölümde aktarılmıştır. Dördüncü ve son bölümde mezkur dönemin kapanışını yapan 12 Mart Muhtırasının Türk basınındaki yankılarına bakılarak, tez çalışması bir sonuç ile tamamlanmıştır.
Sosyal medyanın yazılı basında gündem oluşturmadaki rolü (Örnek çalışma twitter)
Günlük yaşantımızda her an birçok olay meydana gelmektedir. Bu olaylardan hangisi ve ya hangilerinin kamuoyunun bilgisine sunulacağına ve gündemde tutulacağına medyada eşik bekçileri olarak adlandırılan medya profesyonelleri karar vermektedir. Sosyal medya diğer medya profesyonellerinin varlığını fark etmesi ile günümüzde tüm haber ağlarını etkileyen bir güç olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğu zaman sosyal medyanın gündeme almadığı olaylar, halkın da gündemine girmeyip, üzerinde tartışılmayan değerlendirilmeyen, eleştirilmeyen konular olmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın amacı sosyal medyadaki en önemli ağlardan biri olan Twitter?in yazılı basına kaynak olmadaki rolünün belirlenmesidir. Çalışmayı kapsayan 3 aylık süre içerisinde tiraj bazında ilk beş sırada yer alan gazeteler incelenmiş ve Twitter kaynaklı haberler araştırma kapsamına alınmıştır. Böylelikle Twitter?in yazılı basında gündem oluşturmadaki rolü ortaya konulmaktadır. Anahtar kelimeler: 1. Sosyal medya 2. Mikroblog 3. Twitter 4. Gündem belirleme
Suriyeli göçmenlerin temsili: Türk basınında Suriyeli göçmenlere dönük yapılan haberlerin analizi
Göç, insanlık tarihinin var olduğu süreçten itibaren günümüze kadar toplumların değişmeyen bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Küreselleşen dünyada ülkelerin göçlere ve kendi göç politikalarının nasıl olduğu ve bu doğrultuda Türkiye'nin göçe bakışının nasıl olduğuna bakmak gerekir. Suriye'de yaşanan iç savaş sonucunda Türkiye'nin yardımları ile gelen Suriyeli mülteci göçmenler bugün kaldıkları kampların yetersizliği sonucunda büyük şehirlere çalışmak üzere göç etmektedirler. Çalışmanın ilk bölümünde Göç ve Suriyeli Göçmenler üzerine literatür çalışması bulunurken çalışmanın ikinci bölümde metodolojisi ve sınırlılıkları üzerinde durulacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yayın politikaları birbirinden farklı tirajı yüksek 2 gazetenin olayların başladığı ilk 2 yılda Suriyeli göçmenler üzerine yapılmış olan haberleri Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi ışığında Suriyeli göçmenleri nasıl temsil ettiklerine bakılacaktır.
6-7 Eylül olayları'nda basının rolü ve azınlıklara karşı tutumunun değerlendirilmesi
Siyasi tarihimize 6-7 Eylül Olayları olarak geçen hadiseler; 1955 yılında İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde çoğunluğunu Rumların oluşturduğu azınlıklara karşı girişilmiş baskı, şiddet ve talan hareketidir. Olaylar 6 ve 7 Eylül tarihlerinde meydana geldiği için siyasi tarihimize 6-7 Eylül Olayları olarak geçmiştir. Bilindiği üzere 20. yüzyıl başlarında imparatorluklar devri kapanmaya başlamış, yıkılan imparatorluklar yerini ulus-devletlere bırakmışlardır. 20. yy. ilk yarısında yıkılan imparatorluklardan biri de Osmanlı İmparatorluğuydu. Osmanlı İmparatorluğu Anadolu, Balkanlar, Ortadoğu coğrafyasında uzun yıllar hüküm sürmüş çok kültürlü ve çok uluslu bir devletti. 1. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yanında yer alan Osmanlı İmparatorluğu İttifak Devletleri'nin savaşı kaybetmesiyle dağılma sürecine girdi. 1. Dünya Savaşı'nın galipleri masa başında yaptıkları planlarla Anadolu'yu paylaşmak istediler ve işgallere başladılar. İşgallere karşı Anadolu insanının verdiği kurtuluş mücadelesi zaferle sonuçlandı ve yıkılan imparatorluğun yerine bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti imparatorluk bakiyesi üzerine kurulan bir devlet olduğundan, sınırları içerisinde çok farklı etnik ve kültürel toplulukları barındırmaktaydı. Bunlardan bazıları olan Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler Lozan Antlaşmasıyla azınlık statüsüne kavuşmuş ve bazı haklar elde etmişlerdi. Ulus-devlet temelinde yükselen genç Türkiye Cumhuriyeti zaman zaman azınlıkların ve farklı etnik unsurları tek potada eritme amaçlı girişimlerde bulunmuştur. Siyasi tarihimize 6-7 Eylül Olayları olarak geçen hadiseler, bu girişimlerin şiddet ve kanla sonuçlandığı olaylardır. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayan ve çoğunluğunu Rumların oluşturduğu azınlıklar baskı ve şiddete maruz kalmış, bazıları hayatını kaybetmiş, ibadethaneleri yağmalanmış ve birçoğunun iş yeri talan edilmiştir. 6-7 Eylül Olayları'nın hemen öncesinde Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs Sorunu kaynaklı bir dizi kriz iki ülke arasındaki ipleri fazlasıyla germişti. Bu gerginlik en ufak bir olayın bile karşı taraf aleyhine propaganda malzemesi yapılabileceği bir noktaya ulaşmıştı. İşte böyle bir ortamda 6 Eylül 1955 günü İstanbul Expres Gazetesi Atatürk'ün Atina'da doğduğu eve bomba atıldığı (bunun bir ses bombası olduğu ve evin sadece bir camının kırıldığı sonradan öğrenilecektir.) haberini yıldırım baskı ile manşetten okuyucularına ulaştırmıştır. Bu haberlerin etkisiyle galeyana gelen halk Beyoğlu Bölgesi'nde Rum ve diğer azınlıklara ait ev ve işyerlerini yağmalamaya başladı. Olaylar o kadar hızlı yayıldı ki; diğer semtlerde ve Ankara, İzmir gibi şehirlerde yaşayan azınlıklar da bu yağma girişiminden nasibini aldı. 6-7 Eylül 1955 tarihinde çıkan bu hadiselerden sonra ortaya çıkan tablo vahimdi. Azınlıklara karşı birçok ev, işyeri, okul ve ibadethane yakılmış, yıkılmış, birçok kişi yaralanmış ve bazıları da hayatını kaybetmiştir. Bu elim olaylardan sonra azınlıkların büyük bir kısmı yıllardır yaşadıkları ve kendi öz vatanları saydıkları Türkiye'den göç etmek zorunda kalmışlardır. 6-7 Eylül Olayları'nın öncesinde Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs sorunu yaşanmış ve başta Hürriyet Gazetesi başta olmak üzere basının büyük bir kısmı Kıbrıs meselesinin kamuoyunun gündemine girmesini sağlayan yayınlar yapmışlardır. Yapılan bu yayınlarda çoğu zaman Yunan halkını ve Türkiye'de yaşayan Rum azınlığı rencide edici ifadeler yer almıştır. Rum azınlık karşısında kullanılan bu tahrik edici üslup, kitlelerin öfkesinin giderek artmasına neden olmuş ve bu şekilde 6-7 Eylül Olayları'nın taşları döşenmiştir. Yapılan bu çalışmada basının "nefret söylemi" içeren yayınlar yaptığında kitlelerin psikolojisini etkileyerek büyük toplumsal felaketlere yol açabileceği 6-7 Eylül Olayları üzerinden anlatılmış Anahtar Kelimeler: 6-7 Eylül Olayları, Azınlıklar, Kıbrıs Sorunu, Basının Rolü
Türk basınında haberin fotoğraf ve infografikle anlatımının okunabilirliğinin karşılaştırılması
Fotoğraf ve grafik tasarım ögeleri, dünyada olduğu gibi Türk basınında da gazetelerde haberin okuyucuya sunulmasında çok önemli bir rol taşıyan unsurlardandır. Düz bir yazıdan ibaret olan haber metni, fotoğraf ve grafiğin kullanılması ile okuyucu tarafından kolaylıkla okunabilecek bir forma dönüşür. İlk keşfedildiği yıllardan beri gazetelerde kullanılan fotoğraf, okuyucu tarafından haberi kanıtlayan önemli bir belge olarak kabul görür. Dünyanın her hangi bir yerinde yaşanan bir olay fotoğraf ile herkese ulaştırılır. Fotoğraf gazete için o kadar önemlidir ki, açıklayıcı haber metni olmaksızın, tek başına da haberi her şeyi ile gösterip anlatabilmektedir. Ancak fotoğrafın bu güçlü görsel etkisi bazı haberler söz konusu olduğunda yeterli olamamaktadır. Gazete sayfalarını hazırlayan tasarımcılar fotoğraf kullanamadıkları durumlarda grafik ögelerden faydalanırlar. Grafik ögelerin en etkililerinden biri olan infografik anlatım, gazete sayfasında görseli olmayan bir haberi temsili resimlerle renklendirip dar bir sayfada çok ayrıntılı bilgi veren haber sunum şeklidir. İnfografik haberler keyif alınarak okunduğu için okur tarafından da giderek daha fazla kabul görmeye başlamıştır. Günlük haberlerin tek düzeyliğinden sıkılan okura daha az yazı ve bol görselle bilgi veren infografik metot, fotoğraf ile sunulan bir haberin önüne geçebilir mi? Okuyucu tarafından gazetelerde infografik kullanılarak hazırlanan haber sunumu mu, yoksa fotoğraflı haber sunumu mu daha çok kabul görmektedir? Bu tez çalışması, amaç ve hedefleri çerçevesinde gazetelerde sunulan haberlerin fotoğraf ya da infografik ile aktarılması durumunda okurun tercihinin hangisi yönünde olduğu araştırılıp, tespit edilmeye çalışılmıştır.
Yeni toplumsal hareketler bağlamında yazılı basında değişen işçi kimliği
Bu araştırmada "Yazılı Basında Değişen İşçi Kimliği" "Yeni Toplumsal Hareketler" bağlamında ele alınmıştır. Eski ve Yeni Toplumsal Hareket kavramları açıklanarak belirlenen gazeteler incelenmiş ve işçi kimliğinin haberleştirilmesinde değişim yaşanmış mıdır? Sorusuna cevap aranmıştır. Çalışmada Van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntem olarak kullanılmıştır. 2002 – 2012 yılları arasında Cumhuriyet ve Yeni Şafak gazetelerinin 30 Nisan, 1 Mayıs ve 2 Mayıs tarihli sayıları belirlenen kriterlere göre incelenmiştir.Yazılı basında işçi kimliğinin sunumunun, yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkışıyla birlikte değiştiği dile getirilmiştir. Bu değişimin üretilen haberlerde görüldüğü iddia edilmiştir. Çalışma sonunda incelen gazetelerde işçi kimliği haberleştirilirken işçi kimliğindeki ve işçi taleplerindeki değişimin tam olarak okunamadığı sonucuna varılmıştır. Dünya genelinde etkisi her geçen gün artan "Yeni Toplumsal Hareketlerin" işçi kimliğini eksenli muhalefeti de değiştirdiği gerçeğinin tam olarak anlaşılmadığı sonucuna varılmıştır. İncelenen gazetelerin "İşçi Kimliği" ni kendi yayın politikaları içinde araçsallaştırdıkları sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Sınıf, Toplumsal Hareket, Kimlik, Söylem
Türkiye'de 1950-1960 dönemi demokratikleşme süreci
Eski Yunan'da ortaya çıkan demokrasi kavramı, Amerikan ve Fransız devrimlerinden sonra toplumların gündemini teşkil eden en önemli konulardan biri olmuştur. Dönem koşullarına ve ülkelere göre değişiklik gösteren demokratikleşme süreci, Türk demokrasi tarihinde oldukça zorlu bir süreçten geçmiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde saltanatın kaldırılmasıyla birlikte cumhuriyetin ilan edilmesi ve 1945 yılına kadar hedefine ulaşmamış olsa da çok partili hayata geçiş denemeleri Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi isteğini açıkça ortaya koymuştur. 14 Mayıs 1950 seçimleri ise Türk demokrasi tarihinin önemli bir dönüm noktası olmuş ve 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, 27 yıl aralıksız iktidarda olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin yerini almayı başarmıştır. Kurulduğu günden itibaren dikkatleri üzerine çeken Demokrat Parti, 1950-1960 yılları arasında arka arkaya üç seçim kazanarak 10 yıl iktidarda kalmıştır. Türkiye'nin siyasi tarihi açısından büyük önem taşıyan bu yıllarda Demokrat Parti'nin muhalefet ve basın ile olan ilişkileri sıklıkla tartışılmıştır. Özellikle iktidarlığının son döneminde bu ilişkilerde yaşanan gerginlik 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine zemin hazırlamış ve Demokrat Parti'nin iktidarlığını darbe sonucu kaybetmesi Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde olumsuz etkiler bırakmıştır. Bu bağlamda, 1950-1960 döneminde gerçekleştirilen siyasi ve hukuki faaliyetler başta olmak üzere demokrasinin gelişimi ve sürekliliği adına önem arz eden iktidar-muhalefet ilişkileri ve basına yönelik uygulamalar çalışmada ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çok Partili Hayata Geçiş, İktidar, Muhalefet, Basın, 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi
Türk basınında kadın gazetecilerin istihdamında karşılaşılan sorunlar
Dünya nüfusunun yarıya yakınını kadınlar oluştursa da, gerek dünyamız genelinde gerekse ülkemizde kadınların iktisadi hayata katılımları bu oranın oldukça altındadır. Kadınların sosyal ve ekonomik alanda gerekli yeri alamamasının her toplum üzerinde çeşitli etkileri olduğu ise vazgeçilmez bir gerçektir. Bu etkiler kimi toplumlarda ırki, kimi toplumlarda kültürel olmakla beraber çoğu toplumlarda ise dini boyuttadır. Ülkemizde kadının eğitim, sağlık ve siyaset gibi alanlarda yeterli katılımı gösterememesi de önüne çıkan ya da çıkartılan engeller neticesindedir. Birçok sektörde kadınların istihdam açısından zorlandığı yapılan araştırmalarda öne sürülmüştür. İstihdamı güç, kalıcılığı ise istihdamından daha güç olan sektörde kadın, kendisine hak ettiği koşullarda bir yer bulamamaktadır. Kadın olmanın zorluğu, basın çalışanı bir kadın olduğunda kat be kat artmaktadır. Tüm bu koşullarda ekonomik hayata katkı sağlamaya çalışan kadın, önce kendisi ve ailesi, sonrada içerisinde bulunduğu topluma katkı sağlamayı amaçlasa da engeller karşısında ayakta kalmaya ve sektörde kendisine yer bulmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'deki basın sektöründe çalışan kadınların yaşadığı sorunlar, karşılaştıkları engeller kimlik ayrımcılığı bağlamında incelenmiş, basın çalışanı olmanın verdiği sosyal ve iş hayatlarına olan etkileri yüz yüze yapılan sözlü mülakat ve anketler aracılığıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın Gazeteci, Basın, Kimlik
Türk mizah basınında harf devrimi (1928-1938)
Harf Devrimi, diğer Atatürk devrimleriyle karşılaştırıldığında dönemin en köklü değişimlerinden biri olmuştur. Asırlarca Arap alfabesinin kullanıldığı bir toplumun hızlı bir şekilde yeni Türk alfabesine geçmesi ancak gerçekleştirilen okuma seferberliğiyle mümkün olmuştur. Doğal olarak bu köklü dönüşüm, dönemin Türk ve dünya basını tarafından da yakından takip edilmiştir. Türk basınının önemli bir kısmı bu devrimi desteklemiş ve halkın yeni harfleri öğrenmesine yardımcı olmak için özel yayınlar yapmışlardır. Bu çalışmada Türk mizah basınında harf devriminin nasıl ele alındığı üzerinde durulmuştur. Harf Devrimi'nin; basın yayın hayatına olan etkisi, okuryazar oranının artması ve toplumun çağdaşlaması konularında ne gibi rol oynadığı irdelenmiştir. Araştırmada yer alan "Mizahın Kaynakları" başlığında Henri Bergson'un sınıflandırmasından önemli ölçüde yararlanılmıştır. Bu kapsamda Karagöz, Akbaba, Cem, Babacan ve Yeni Köroğlu dergileri ile Cumhuriyet ve Akşam gazetelerinde 1928-1938 yıllarında yayımlanan ve harf devrimini ele alan karikatürler incelenmiştir. Bu çalışmada döneme ait karikatür örnekleri verilerek harf devriminin karikatürlere yansıması gösterilmiştir.
Geleneksel basından dijitale geçiş sürecinde gazetecilik etik ilkelerinin değişim ve dönüşümü: New York Times örneği
Bu araştırmanın amacı gazetecilik meslek etiğinin güven üzerine etkisini New York Times gazetesi üzerinden açıklamaya çalışmaktır. Nitel araştırma yöntemiyle oluşturulan araştırmada örnek olay çalışması olarak New York Times incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme metodu benimsenmiş ve her biri farklı ülkeden olan 19 gazeteci ile uzaktan bire bir görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, betimsel ve içerik analizi yöntemine göre ele alınmıştır. Araştırma kapsamında: Haber sitelerinin gelir modellerine daha fazla odaklandığı, kamuoyunda güven konusundaki farkındalığın yükseldiği, gazetecilerin etik sorunlara karşı bilincinin arttığı ve haber merkezlerinin dijitalleşmeye yönelik dönüştürülmeye başlandığı saptanmıştır. Bu faktörlerden dolayı internet haberciliğinin geleceğinin son 10 yılda olduğu kadar problematik geçmemesi beklenmektedir. Katılımcıların "tarafsız yayıncılıktan" çok "güvenilir içeriğin" önemine vurgu yaptıkları belirlenmiştir. New York Times'ın internet ile geleneksel yayıncılığı başarılı şekilde koordine ettiği, internet ortamında okuyucuya ulaşmak için tüm araçları etkin şekilde kullandığı ve aldatıcı başlıklara başvurmadığı sonucuna varılmıştır. Bu araştırmanın geleneksel basından dijitale geçiş sürecinde yaşanan etik sorunlara karşı izlenebilecek yolların bulunmasına katkı sağlaması da hedeflenmektedir.
Muhafazakâr basında batılılaşma (1945-1960)
Bu çalışmada, 1945-1960 yılları arasında yayınlanan muhafazakâr mecmuaların "modernleşme" ve "Batılılaşma" ile ilgili görüş ve düşünceleri ele alınmıştır. Muhafazakâr yayınlar, Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanı ile hız kazanan modernleşme ve Batılılaşma eğilimlerine şüpheyle yaklaşmıştır. Türk kültürüne ve İslami değerlere olan gözle görülür hassasiyetle bu yayınlar, aşırı Batılılaşmaya eleştirel yaklaşarak buna karşı fikri bir mücadele yürütmüştür. Nitekim bu yayınlarda, Batılılaşma kapsamındaki hareketlere ve Batı'dan gelen değerlere karşı Türk ve İslam gelenekleri ön plana alınarak karşılık verilmiştir. Muhafazakâr yayınlarca kaleme alınan görüşler, tarihsel bütünlüğü dikkate alınarak aktarılmıştır. Demokrat Parti (DP)'nin iktidara gelişinin ardından Türk matbuat hayatında beliren hürriyet ortamı ile muhafazakâr yayınlar, bilhassa Batılılaşmaya olan eleştiriyi en üst seviyeye çıkarmıştır. Batılılaşmaya olan ilginin ahlaki ve dini değerlere zarar verdiği düşüncesi, muhafazakâr basının bu kavramlara olan bakışını belirleyen en önemli faktör olmuştur
Yerel basın'da şehir: Van postası gazetesi örneğinde Van (1976-1980)
Yerel gazeteler bir kentin ya da bölgenin hafızasını oluşturan yazılı belgelerin başında gelir. Yerel gazete sayfalarına yansıyan haberler; bir kentin sosyo- ekonomik ve fiziki yapısı, kent kültürü, eğitim, o kente dair planlanan ya da hayata geçirilen projeler hakkında önemli bilgiler vermekte ve kent yaşantısı hakkında fikir yürütmemize olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada, Van Postası Gazetesi'nin 1976-1980 yılları arasında yayımlanan sayılarında yer alan kente dair projeler, kentin sosyo-ekonomik ve fiziksel yapısı ile ilgili haberler incelenerek elde edilen verilerin kentin hafızasına kazandırılması amaçlanmıştır. Bu haberlerde; ekonomik yapı, fiziksel yapı ve projeler sınıflandırılmıştır. Haberler materyal analizi yöntemi ile incelenip, yorumlanmıştır. Van Postası Gazetesi'nin incelenen beş yıllık arşivinden elde edilen verilere göre; ülke genelinde hâkim olan ekonomik krizin Van özelinde de çok etkili olduğu görülmüştür. Buna rağmen il genelinde çoğu devlet destekli birçok proje planlanmış ve bazı önemli yatırımlar da gerçekleştirilmiştir. İncelenen haberlerde planlanan bazı projelerin başlamadığı ya da yarım kaldığı da göze çarpmaktadır. İncelenen dönem içinde yayımlanan haberlerde temel gıda maddeleri, akaryakıt, elektrik ve odun-kömür gibi ihtiyaç malzemelerinin yokluğu büyük sıkıntılara sebep olduğu ve kent yaşamını olumsuz etkilediği görülmüştür. Günümüzde de yaşanan ekonomik kriz sonrasında çok konuşulan tanzim satış ofisleri gibi ekonomik tedbir uygulamalarının o dönemlerde yerel yönetimlerce de uygulandığı yayımlanan haberlerden anlaşılmıştır. Öte yandan ekonomik sıkıntıların hissedilir şekilde yaşanmasına rağmen, kentleşme anlamında Van'da hızlı ve kayda değer ilerlemeler de görülmüştür. Bu dönemde hem yerel gazetelerin hem de sivil toplum kuruluşlarının kentin gelişimi ve sorunlarının merkezi hükumete taşınması anlamında çok büyük çabalar gösterdiği gözlenmiştir. Bu çabalar sonucu Van kentine dair bazı sorunlara yönelik çözümler üretildiği de gazeteye yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.
Uşak yerel gazetelerinin demokrasi ve vatandaşlık kavramları açısından incelenmesi (1949-1990)
Çalışmamızda gündelik hayatın hafızası olan gazetelerin incelenmesi aracılığıyla demokrasi, vatandaş ve vatandaşlık gibi kavramların Uşak ilindeki algılanışı ve bu kavramların konu alanlarının kapsamında olan aktiviteler yer almıştır. Gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık kavramları tarihi süreçteki toplumsal durumu yansıttığı için önemlidir. Günümüze kadar olan süreçte Uşak'ta gazeteler ile ilgili yapılan çalışmaların sınırlı oluşu alanla ilgili bilimsel boşluğun doldurulması gereğini doğurmaktadır. Uşak'taki yerel gazeteler, gazetelerde yer alan yazılar ve haberler çalışma konumuzu içermektedir. Dönemin içerisinde demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık ile ilgili çok fazla haber ve yazı bulunmaktadır. Çalışmamızın konusu, Uşak'ta basının gelişimi ve matbaanın başlangıcıyla günümüze kadar olan süreçte toplumun demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık kavramlarına olan ilgisini gazetelerde yer alan yazı ve haberler aracılığıyla tespit etmektir. 1949?1990 yılları arasında Uşak'taki yerel gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık ile ilgili haber ve yazılar kategorize edilerek tarihi süreç içerisinde incelenmiş. Gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık başlıklı ve içerikli yazı ve haberler çıkartılarak kategorize edilmiş ve gazetelere göre bu kavramların kullanım sıklığı ortaya çıkarılmıştır. Böylelikle gazetelerde yer alan haber ve yazılarda vatandaş, vatandaşlık ve demokrasi, demokrat, demokratik kavramına olan ilgi ortaya çıkarılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gazete, Demokrasi, Vatandaş, Vatandaşlık, Basın, Kavram, Uşak, Yerel, Türkiye, Tarih,
Yerel medyanın özellikleri ve sorunları: Afyonkarahisar örneği
Fonksiyonları itibariyle sosyalleşmeye ve demokratikleşmeye katkı sağlayan yerel medya, toplumun her katmanında ve bilimsel çevrelerde önemi giderek artan şekilde değerlendirmelere ve incelemelere konu olmaktadır. Ancak yerel medya var olduğu günden bu yana her zaman büyük sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan medya, özellikle yerel düzeyde yerel unsurları ve sorunları ortaya koyan, gerçekleştirdiği haber ve yorumlarla yerel yönetimlerin dikkatini çeken, yöre halkı ile yerel yöneticiler arasında köprü işlevi gören, katılımcı demokrasinin gelişmesinde önemli katkı sağlayan bir misyona sahiptir. Doğal olarak yerel medyanın sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi önem ve gereklilik arz etmektedir. Bu çalışmanın konusu yerel medya kavramı ve Türkiye'deki yerel medya üzerinden hareketle Afyonkarahisar'da yerel medyanın gelişimi, özellikleri ve sorunlarıyla personellerin bu sorunlara yaklaşımlarının incelenmesi esas alınmıştır. Türkiye'de genel olarak yerel medya kavramı ve sorunları üzerine yapılan araştırmalar artsa da, yerel medya kuruluşlarının bulundukları bölge veya ildeki özel durumları ve sorunları hakkında yeterli araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmada Afyonkarahisar ilinde görev yapan medya çalışanlarının sosyo-demografik profili tespit edilerek, çalışanların mesleklerine ve meslekteki sorunlara yaklaşımları ortaya konulmuş ve medya kuruluşlarının özellikleri ve yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Çalışmada, medya sektöründe aktif olarak çalışanlara araştırmacı tarafından yapılandırılmış anket tekniği uygulanmış, sonuçlar frekans analiziyle tartışılmış, SPSS İstatistik Paket Programı ile analiz edilmiştir. Bunun dışında Afyonkarahisar'daki yerel medyanın bölümlerini temsil eden gazete, radyo, televizyon ve internet medyasının son durumu değerlendirilmiştir. Karahisar TV'de sektörün sorunları hakkında açık oturum programı yapılarak tez içeriği zenginleştirilmiştir. Yine Afyonkarahisar'da mesleğin ilklerinden olan gazetecilerle özel röportajlar yapılarak, sektörün sorunları incelenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Basın, Yerel Medya, Medyanın Özellikleri, Medyanın Sorunları, Medya Çalışanları, Afyonkarahisar.
Türkiye'de kadın hakları ve medya: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün basında temsili
Bu tez çalışması, uluslararası bir anma günü olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün Türkiye'de yayınlanan ulusal medya araçlarında nasıl sunulduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla tez çalışmasında farklı ideolojilere sahip 6 gazete ele alınmıştır. Betimsel analiz yöntemi çerçevesinde son 10 yıl verileri basılı medya ve internet medyasıyla incelenmiştir. Kadınların örgütlü bir şekilde sokaklarda olduğu 8 Mart Günü adına incelenen gazeteler; Hürriyet, Cumhuriyet, Yeni Akit, Yeniçağ, Türkiye ve BirGün gazeteleridir. Toplumsal hareketlerin 1960 yılında yaşadığı dönüşümle birlikte, toplumsal hareketler bir kimlik hareketine dönüşmüştür. Yeni toplumsal hareketler olarak adlandırılan bu eylemler tarihsel süreç içersinde kadınları da etkisi altına almıştır. Kadın hareketinin tarihçesine bakıldığında Fransız Devrimiyle birlikte örgütlenme bilincine ulaşan kadınların, aslında 13. yüzyıldan sonra eşitsiz durumlarını basılı araçlarla sorguladıkları görülmektedir. Kadınların toplumsal hareketlerden ayrılarak kadın hareketi içerisinde olmaları ise 18. yüzyılda görülmektedir. Dünyada kadın hareketinin simgeleşmiş bir günü olan 8 Mart Kadınlar Günü'nün nasıl ortaya çıktığı konusunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Ancak genel olarak kadınların 1857 yılında bir fabrikada grev yapmalarının ardından çıkan yangında hayatını kaybeden kadın işçiler adına düzenlenen eylemler olduğu düşünülür. Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası bir gün olarak tanımlanması 1975 yılında olsa da, 8 Mart'ın anma günü olması Clara Zetkin tarafından 1910 yılında İkinci Sosyalist Enternasyonal'e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı'nda önerilmiştir. Kadın hareketinin Türkiye'deki durumuna bakıldığında ise Osmanlı döneminde başlayan yenileşme hareketiyle birlikte kadınların mevcut konumlarını sorguladıkları görülmektedir. Tanzimat Fermanı ile başlayan ve basılı araçlarla kendilerini ifade eden kadınlar Cumhuriyet rejiminin gelmesiyle daha görünür hale gelmişlerdir. Türk kadının 1935 yılında oy hakkını elde ettikten sonra 1960'lara dek kadın hareketlerinde bir duraksama görülse de, 1980 yılına gelindiğinde Türkiye'de kadın hareketlerinin ivme kazandığı görülmektedir. 8 Mart Günü'nün Türkiye'de ilk kutlanışı ise 1921 yılında Komünist Parti üyesi Süleyman Selim'in düzenlemiş olduğu kadınların genel toplantısıyla gerçekleşmiştir. Tüm dünyada bilinen bu anma gününün Türk basınında nasıl ele alındığı konusu, kadın eylemlerine bakış açısından önemlidir. Bu tezde incelenen 8 ve 9 Mart tarihinde çıkan haberlerin son 10 yılı incelendiğinde Kadınlar Günü'ne ilişkin farklı bakış açıları görülmektedir. İdeolojik olarak farklı bakış açılarına sahip bu gazetelerde kadınlar, toplumsal cinsiyet rolleri ile temsil edildiği, kadın eylemlerine ise bazı gazetelerde temsil hiç edilmezken, bazı gazetelerde ise kadın sorunlarına yönelik haber yazıldığı ve bazı gazetelerde siyasilerle birlikte anıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yerel yazılı basın özellikleri ve sorunları: Uşak ve ilçeleri üzerine bir çalışma
Yerel yazılı basınlar birçok ilde birbirinden farklılıklar gösterebilmektedir.Bu açıdan her yerel basının kendi içerisinde geçmişten bu güne inceleyerek değerlendirmek gerekmektedir.Gerçekleştirilen araştırmanın asıl amacı Uşak ili ve ilçelerinde ki yerel yazılı basının sorunlarını belirlenmesi ve yerel yazılı basında çalışan kişilerin görüşleri doğrultusunda uşak iline özel önerilerde bulunmaktır.
Türkiye'de basın organizasyonu bağlamında İletişim Başkanlığı örneği
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetim sisteminin değişip Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle birlikte ülkemizde uzun yıllar çalışma yürüten Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Kurumu bu değişim süreci içinde İletişim Başkanlığı ismi ile çalışma yürütmeye başlamıştır. 1984 yılında Başbakanlığa bağlanan Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü uzun yıllar Başbakanlık çatısı altında basın organizasyonunda, dış basının takibinde önemli çalışmalar gerçekleştirmiştir. Kanun Hükmünde Kararname ile gelen sistem değişikliğiyle birlikte 2018 yılının Temmuz ayında Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü isim değiştirilip İletişim Başkanlığı adıyla görev, yetki ve sorumluluklarında bazı değişiklikler yapılarak Cumhurbaşkanlığı makamının çatısı altında göreve başlanmıştır. Bu tez çalışmasında İletişim Başkanlığının yurt içinde yerel ve ulusal gazetecilerin basını denetleyen devlet kurumunun gazetecilik mesleği üzerinde etkisi ve konumunun önemi hakkında bilgi verilecektir. Bu çalışma Normatif Kuram içinde yer alan Liberal Kurama dayandırılarak açıklanacaktır. Liberal kuramın basın özgürlüğü bağlanımdaki temel bakış açısı açıklanıp bu düşüncenin İletişim Başkanlığı içindeki durumu belirtilecektir. Araştırma kapsamında beş ulusal beş de yerel gazete müdürüyle irtibata geçilmiş, derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak bu müdürlere İletişim Başkanlığı hakkında beşer soru sorulmuştur. Çalışmamıza verilen cevaplar doğrultusunda İletişim Başkanlığı kurumunun görev ve sorumlulukları hakkında yerel ve ulusal gazete yöneticilerinin yeterli bilgiye sahip olmadığı ortaya çıkmıştır. İletişim Başkanlığının tek çatı altında faaliyet yürütmesinin daha faydalı olacağı, resmi ilan yetkilendirmesi bağlamında yerel gazete yöneticilerinin resmi ilanlara büyük önem verdiği, kendilerini muhalif olarak nitelendiren gazete yöneticilerinin bu sistemde birtakım sorunlar yaşadığı araştırmada görüşme yapılan müdürler tarafından belirtilmiştir. İletişim Başkanlığı gibi bir kurumun gazete ve devlet yöneticileri arasında köprü vazifesi görmesi gerektiği, ilgili kurumlara her daim eşit mesafede ve adil olması gerektiği yapılan araştırmada ortaya çıkan sonuçlar arasındadır.
Türk basın tarihinde Tarsus gazetesi (23 Haziran 1925-22 Mart 1926)
Basının temel görevi, insanların çevresinde olup bitenleri gözlemleyerek, toplumu ilgilendiren gelişmeleri okuyucuya anlaşılır çerçevede sunmaktır. Bu durum aslında insanların kendisini etkileme potansiyeli olan olayları bilme arzu ve ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Temelde il ve ilçeler olmak üzere, bölgesel konuları ele alan yerel basın, bilgilendirme görevini öncelikli olarak yerine getiren kitle iletişim aracıdır. Yerel basın, aynı zamanda yayımlandığı bölge ve ülke gelişimine katkı sağlayan önemli bir iletişim aracıdır. Dolayısıyla yerel basın, demokratik toplumlarda vazgeçilmez konumda bulunmaktadır. Haber verme başta olmak üzere iktidarın denetimi ve kamuoyu oluşturma işlevlerine sahip olması nedeniyle basın, demokratik toplumlarda önemli bir yapı olarak görülmektedir. Yaygın basında olduğu gibi yerel basının da yerel yönetimlerin denetleyicisi olma özelliği vardır. Kentte meydana gelen gelişmeler, belediyelerin çalışmaları, etkinliklerin halka ulaştırılması gibi konularda halkı bilgilendiren yerel basın, diğer taraftan yapılan çalışmaların halk tabanındaki yansımalarını değerlendirir ve gündeme taşır. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra yayın hayatına başlayan Tarsus Gazetesi, Tarsus ve civarında meydana gelen haberleri ele alan ve kendisine göre bir bakış açısı ortaya koyan yerel bir gazete olarak göze çarpmaktadır. Dönemin basım ve yayım tekniklerindeki imkansızlıklardan olduğunu düşündüğümüz dizgi ve yazım hataları gazetenin okunmasını belirli oranda zorlaştırmıştır; fakat bu zorluklara rağmen gazetenin 23 Haziran 1925 ve 22 Mart 1926 tarihleri arasındaki 55 sayılık ve 110 sayfalık kesiti okunmuştur. Çalışma; siyasi, idari ve adli, sosyal, eğitim ve ekonomi alanında çıkan haberler olmak üzere 5 bölüme ayrılmış ve bu bölümlerden yola çıkılarak bir sonuç ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarsus Gazetesi, Cumhuriyet, Sosyal Hayat, Eğitim, Ekonomi, Siyaset
Basın dağıtım kanallarının tekelleşmesinin basın etiği bağlamında değerlendirilmesi
Bilginin bir tık uzakta olduğu günümüz dünyasında, sürekli olarak yenilik gösteren teknolojiye herkes ayak uydurmaya çalışmaktadır. Zaman içerisinde yaşanan toplumsal ve ekonomik değişimlerden her sektör kendine düşen payı almış, gelişim ve değişim göstermiştir. Yaşanan gelişmeler basın sektörünü de derinden etkilemiş, basın araçlarının çeşitlenmesine ve yapılanma anlamında köklü değişimlere neden olmuştur. Basın, bir ideoloji oluşturma konusunda büyük bir güce sahiptir ve bu gücünü kamuoyu üzerinde kullanır. Yıllar içerisinde bu durum, toplumdaki bazı kesimlerin dikkatini çekmiştir. Sermaye sahibi kişiler veya holdingler küçük, orta ve büyük ölçekli basın işletmelerini ve dağıtım kanallarını satın alarak sektörde birikim, yoğunlaşma ve tekelleşme kavramlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sektörde oluşan tekelci yapı bağlamında, basının temel ilkeleri tekelleşmeler nedeniyle yok sayılmakta ve etik çerçeveye uygun olmayan pek çok durum söz konusu olabilmektedir. Bu çalışma, basın dağıtım kanallarının tekelleşmesi bağlamında ortaya çıkan etiksel problemleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Basın sektörüne yıllarını adayan isimler ile derinlemesine görüşmeler yaparak, bu kişilerin konu hakkındaki düşünceleri çarpıtılmadan aktarılmıştır. Tespit edilen problemlere ilişkin çözüm önerileri, betimsel analiz yöntemi aracılığıyla, elde edilen bulgular ve veriler doğrultusunda harmanlanarak detaylı ve açıklayıcı bir şekilde sunulmaya çalışılmıştır.
Yazılı basında linç saldırılarının temsili (2009-2019)
Linç, toplumda yerleşik olan milli, dini ve ahlaki değerlerin ihlal edildiği veya ihlal edildiği sanıldığı durumlarda halktan bir grubun suçlu bulduğu kişi veya grubu cezalandırdığı bir şiddet biçimidir. Hukuk devletiyle örtüşmeyen bu saldırıların paradoksal biçimde kanunda suç olarak işaretlenmemesi dolayısıyla cezasız kalması linç saldırılarının önünü açarak olağanlaşmasına sebep olmaktadır. Linci besleyen ve toplum nezdinde olağanlaşmasına sebep olan bir diğer unsur da saldırı sonrasında siyasi ve idari yetkililerin medyada yer alan söylemleridir. Yetkililerin söylemleri çoğunlukla, lincin önemsiz, 'basit bir adi' vaka ya da 'provokasyon' olduğu yönündedir. Yazılı basın ise, resmi yetkililerin açıklamalarını destekleyen bir söylem kullanmasının yanı sıra lincin üstünü kapatan ya da bir dizi gerekçeyle haklı kılan dolayısıyla meşrulaştıran bir tutum sergilemektedir. Egemen ideolojinin bir aracı olan medya, hâkim değerlerin ve normların yeniden üretilmesindeki işleviyle bu değerlerin dışında kalan düşünceleri veya kimlikleri toplum için tehdit oluşturan bir unsur olarak temsil ederek kimi zaman hedef göstermekte kimi zaman bu gruplara yönelik şiddeti meşrulaştırmaktadır. Bu çalışmada, lincin hedefi, nedenleri ve meşrulaştırılması gibi aşamaları içeren linç sürecinin işletilmesinde medyanın rolünü sorgulamak amacıyla Türkiye'de 2009-2019 yılları arasında yazılı basında yer alan linç saldırılarının haberde temsil edilme biçimleri incelenmiştir. Bu bağlamda Kemalist-laik basını temsilen Cumhuriyet, ana akım-popüler basını temsilen Hürriyet, İslami-muhafazakâr basını temsilen Yeni Şafak gazeteleri seçilmiştir. Seçilen gazetelerde yer alan haberler önce nicel içerik çözümlemesiyle analiz edilmiş ardından örnek olay olarak belirlenen dört linç vakasının yer aldığı haberler eleştirel söylem analizine tabi tutulmuştur. Eleştirel söylem analizinde Ruth Wodak'ın 'pozitif biz' ve 'negatif onlar' inşasını oluşturan söylem stratejilerinin yer aldığı söylem-tarihsel yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yaklaşım aynı zamanda olayın arka plan ve bağlam bilgisini analize dahil ederek, linç haberlerinin söylem analizi yapılırken lincin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tarihsel arka planı açığa çıkarmaktadır. Anahtar Sözcükler Linç, meşru şiddet, kolektif şiddet, cezasızlık, medya, temsil.