Sosyal adalet
55 theses under this subject heading
Eğitimde sosyal adalet liderliğine ilişkin okul yöneticilerinin görüşleri: Karma yöntem araştırması
Bu araştırmanın amacı, Denizli ilindeki okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliğine ilişkin görüş, uygulama ve çözümlerini incelenmektir. Bu araştırmada, nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem açımlayıcı sıralı desen benimsenmiştir. Çalışmanın nicel boyutunda Denizli ili Merkezefendi ve Pamukkale ilçesindeki devlet okullarında görev yapmakta olan 245 okul yöneticisi, çalışmanın nitel boyutuna ise 11 okul yöneticisi dahil edilmiştir. Çalışmanın nicel verileri Türkçeye uyarlanan "Sosyal Adalet Liderliği" ölçeği ile nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma bulgularındaki nicel veriler incelendiğinde okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliğine ilişkin düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Okul yöneticilerinin sosyal adalet liderliği boyutları okul liderliği bağlamında yüksek, okul bağlamında düşük, toplum ve politik bağlamlarda orta düzeyde oldukları saptanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda elde edilen verilere göre, okul yöneticilerinin sosyal adaleti hayata geçirirken sosyal adalet liderliği davranışları gösterdikleri gözlemlenmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan okul yöneticilerinin bireysel olarak sosyal adalet yönelimlerinin olduğu, ancak bu yönelimi hayata geçirmek için strateji geliştirme kısmında maddi kaynak kısıtlılığı, bölgeler arası farklar, uygulanan politikalar ve sosyal adalet liderliği yaklaşımı ile ilgili yeterli bilgi ve donanıma sahip olmayışları gibi sorunlarla karşılaştıkları gözlemlenmektedir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal adalet algı ve deneyimleri
Yirmibirinci yüzyıl, dünya genelinde yaşanan toplumsal, ekonomik ve kültürel değişimlerin en hızlı gerçekleştiği dönem olarak kabul edilmektedir. Gerçekleşen bu değişimler eğitim anlayışını doğrudan etkilemektedir. Eğitimin amaçlarından biri vatandaş yetiştirmektir. Küresel değişimler ile birlikte farklılıklara saygı duyma, hoşgörülü olma gibi birçok yeni özellik vatandaşlardan beklenir hale gelmiştir. Bu özelliklerden biri sosyal adalet bilincidir. Sosyal adalet, toplumsal hayat içerisinde her bireyin kendini güven ortamı içerisinde hissederek, ilgi ve ihtiyaçlarını en üst seviyede karşılayıp potansiyelini ortaya koymasını amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra toplumsal yaşam içerisinde var olan ekonomik, sosyal ve politik ayrımcılıkların giderilmesini de amaçlamaktadır. Bu nedenle sosyal adalet farkındalığı küresel vatandaşların sahip olması gereken nitelikler arasında görülmektedir. Türkiye'de ortaokul düzeyinde sosyal bilgiler dersi doğrudan vatandaş yetiştirme amacını taşıyan bir ders olarak dikkat çekmektedir. Bu nedenle, sosyal bilgiler dersinde küresel vatandaş yetiştirme amacıyla sosyal adalet eğitimine de yer verilmesi beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal adalet algı ve deneyimlerine yönelik bilgi edinilmesidir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim desenine göre gerçekleştirilmiştir. Öğretmenler belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan maksimum çeşitlilik örneklemesinden yararlanılmıştır. İlk aşamada maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenen 10 öğretmen ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. İkinci aşamada, bu görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda öğretmenlerin hayata bakış açısı, mesleki deneyimleri, bulundukları okulun sosyo-ekonomik düzeyi, sosyal adalet konusundaki farkındalıkları, sosyal adalet eğitimine sınıf içerisinde yer verme düzeyleri gözetilerek görüşme yapılan 10 öğretmen arasından dört öğretmen belirlenmiştir. Belirlenen dört öğretmenin sınıfında sosyal adalet eğitimine ilişkin deneyimleri yaklaşık beş ay süresince katılımcı gözlem ile gözlenmiştir. Katılımcı gözlem sürecinin ardından tüm öğretmenlerle son görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler ve gözlemlerden elde edilen veriler Nvivo 10 nitel veri analizi programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin çoğunun sosyal adalet kavramını, eşitlik ve adalet olarak değerlendirdikleri görülmüştür. Öğretmenlerin çoğu, sosyal adalet algılarının gelişiminde ailelerinin ve aldıkları eğitimlerin önemli olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin çoğu sosyal adalet eğitimini fırsat eşitliği yaratmak, sosyal adaleti kavram olarak öğretmek ve öğrencilere sosyal adaletle ilgili değerleri kazandırmak olarak değerlendirmişler ve sosyal adalet eğitiminde öğretmenlerin, öğrencilerine olumlu model olması, farklı düşünce ve kimliklere saygı göstermesi gerektiğini dile getirmişlerdir. Öğretmenlerin çoğu, sosyal bilgilerin vatandaş yetiştirme, bireyleri yaşama hazırlama ve sosyal bilimleri öğretme gibi temel amaçlarının var olduğunu belirterek sosyal adaletin, sosyal bilgiler dersi içerisinde önemli bir yeri olduğunu ifade etmişlerdir. Ancak sosyal bilgiler öğretim programı ve ders kitaplarında sosyal adaletin doğrudan yer almadığını söylemişlerdir. Ders içerisinde öğretmenlerin, öğrencilerde sosyal adalet bilincini geliştirmek adına yaptıkları etkinlikler sınırlı kalmaktadır. Öğretmenlerin çoğu, öğrencileri arasında ayrım yapmadıkları ve öğrencilerine karşı olumlu tutumlarda bulundukları görülmesine karşın ders içerisinde sosyal adaletin insan hakları, demokrasi ve çevre koruma boyutlarına kısmen değinmişlerdir. Sonuç olarak öğretmenlerin çoğunun sosyal adalet kavramını sınırlı bir şekilde algıladıkları ve bu doğrultuda ders içi deneyimlerinin de sınırlı kaldığı görülmektedir. Araştırmada, sosyal bilgiler programı ve ders kitaplarında sosyal adalete doğrudan yer verilmesi, öğretmenlerin farkındalıklarının artırılması adına MEB ile üniversitelerin işbirliği içerisinde sosyal adalet konusunda çalışmalar yapmaları ve araştırmacılara, STK'larla işbirliği içerisinde yapılabilecek eylem araştırmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, sosyal adalet, sosyal bilgiler eğitimi, sosyal adalet eğitimi.
Türkiye'de kayıt dışı ekonominin iktisat sosyolojisi açısından analizi: Yaş sebze ve meyve toptancı hal uygulamaları
Kayıt dışı ekonomi, özellikle gelişmekte veya az gelişmiş ülkelerin en önemli problemlerinden biridir. Kayıt dışı ekonominin düzeyi, ülkelerin ekonomik olarak kalkınmışlık seviyelerine göre farklılıklar arz etmektedir. Kayıt dışı faaliyette bulunan kişiler devlete ve yasalara olan yükümlülüklerinden kaçınarak vergi sistemine dâhil olmadan kayıt dışı ekonominin artarak devam etmesini sağlamaktadırlar. Kayıt dışı ekonominin var oluşu sosyolojik olarak toplumsal adalet ve gelir dağılımda eşitsizlik tartışmalarını da beraberinden getirmektedir. Bir taraftan iktisadi faaliyetlerini yasalar çerçevesinden gerçekleştiren, devlete olan vergi yükümlülüklerini yerine getiren, diğer yandan ise iktisadi faaliyetlerini yasal çerçevede gerçekleştirmeyen bireyler düşünüldüğü zaman hem devlet iktisadi anlamda zarar görmekte hem de haksız kazanç meşru hâle gelmektedir. Ayrıca devletin bireylere sağladığı kamu hizmetleri, vergilerin alınamaması veya denetimin sağlanamamış olması durumunda aksamaktadır. Bunun nihai olarak olumsuz sonuçları da topluma ve bireylere yansımaktadır. Ayrıca, iktisat sosyoloji bağlamında toplumsal adalet ve eşitlik, kayıt dışı iktisadi faaliyetlerle zarar görmektedir. Ülkemiz topraklarında yetişen ürünlerin %30'u ancak hâllerde işlem görmekte, %70'e yakını ise kayıt dışı yollarla pazarlanmaktadır. Aynı zamanda Hâl Bildirim Sistemine dâhil olmadan piyasalara gayri resmi yollardan ulaşan ürünler hem gıda sağlığı ve hijyen açısından denetlenememekte hem de piyasalarda fiyat dalgalanmalarına sebep olarak üreticinin ve tüketicinin zarar görmesine sebep olmaktadır. Ülke ekonomisi açısından ise tarımsal pazarlama alanında kayıt dışı satışlar gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Bu çalışmada toptancı hâllerindeki uygulamalardan, denetim eksikliklerinden ve gerekse pazarlama sisteminden kaynaklanan sorunlar, kayıt dışı ekonomi bağlamında ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İktisat Sosyolojisi, Kayıt Dışı Ekonomi, Toptancı Halleri, SosyalAdalet, Eşitsizlik.
Kalkınma planlarında eğitimde sosyal adalet söylemi ve olası neoliberal uygulamaların eleştirel pedagoji perspektifinden incelenmesi (Türkiye örneği)
Bu çalışma, Dokuzuncu, Onuncu ve Onbirinci Kalkınma Planlarında hükümetlerin eğitimde sosyal adaleti sağlamak için hangi politikaları hedeflediklerini ve bu politikaların uygulamaya nasıl yansıdığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yöntemi nitel bir çalışma olan bu araştırmanın deseni durum çalışmasıdır ve çalışmada sosyal adalet ve neoliberal ideoloji gibi farklı boyutlar olduğundan dolayı iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi ile Dokuzuncu (2007-2013), Onuncu (2014-2018) ve Onbirinci (2019-2023) Kalkınma Planları taranmış ve sosyal adalet ve neoliberal ideoloji temalarına gönderme yapan politika maddeleri seçildikten sonra içerik analizine yapılmıştır. Politikaların uygulanma aşamasına yansıyan neoliberal ideolojinin etkisini görebilmek için ampirik çalışmalar da taranmıştır. Araştırmanın bulguları, sosyal adaleti sağlamak için oluşturulan politikaların, bir çoğunun sahada neoliberal ideolojiye hizmet eder durumda olduğu kanaatine varılmıştır. Uygulanan eğitim politikalarının, dezavantajlı gruplardaki öğrencilerin okula devam oranlarını artırmak ve okullar arası başarı farkını kapatmak gibi hedef gruplara istenilen faydayı sağlamadığı görülmektedir. Bu sebeple, araştırma, uygulanacak eğitim politikalarının eleştirel pedagojinin temel felsefesi olan diyalog temelli bir yaklaşımla, politikaların praksis boyutu da gözetilerek hazırlanmasını önermektedir.
Okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişkiyi öğretmenlerin görüşlerine göre incelemektir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden "yakınsayan paralel desen" tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 603 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen ve ilköğretim okullarında görev yapan 16 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verilerini toplamak için "Kişisel Bilgiler Formu", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılan görüşmeler ile toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde istatistik programı kullanılmış ve t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin sosyal adalet liderliğine ilişkin genel algıları yüksek düzeyde iken örgütsel bağlılığa ilişkin algıları orta düzeydedir. Okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışlarına ilişkin öğretmen algıları eğitim durumu, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Öte yandan öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları ise eğitim durumu, görevli oldukları okuldaki çalışma süresi, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık algılarına ilişkin toplam varyansın %35'i okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile açıklanmaktadır. Sosyal adalet liderliğinin alt boyutlarından katılım ve eleştirel bilincin öğretmenlerin örgütsel bağlılık algısı üzerinde önemli (anlamlı) bir yordayıcı olduğu görülmüştür.
Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği
Bu araştırmada öğrenci görüşlerine göre uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeyleri incelenmiştir. Öğrencilerin cinsiyet, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, okul türü, okulun bulunduğu yer, taşımalı sistem durumu, sınıf düzeyi, uzaktan eğitim sürecine katılım düzeyi, uzaktan eğitim sürecinde kullandığı cihaz türü, kullanılan bağlantı türü değişkenlerine göre uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeylerinin farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu çalışma 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında Yozgat ilinin Yerköy ilçesinde eğitim gören öğrencilerin katılımı ile gerçekleştirilmiş nicel bir araştırmadır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin görüşlerine göre uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeyini belirlemek amacıyla "Uzaktan Eğitim Sürecinde Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA ve post hoc testlerinde LSD testinden yararlanılmıştır. Analizde ayrıca Kruskal-Wallis Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Veri toplama aracının geçerliği yapılan doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile sınanmış ve analiz sonucunda elde edilen uyum iyiliği değerleri, ölçeğin faktör yapılarını doğrulamıştır. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alfa katsayısı hesaplanmış ve .90 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda UESALÖ geliştirilmiş ve yapılan çalışma ile uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Devamında yapılan analizlerle uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliğinde kardeş sayısı, baba eğitim düzeyi, okulun bulunduğu yer, katılım düzeyi ve kullanılan bağlantı türü değişkenlerine göre farklılık olduğu görülmüştür.
Okullarda sosyal adalet uygulamalarına ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, okullarda sosyal adaletin gerçekleşme düzeyine ilişkin okul yöneticileri ve öğretmenlerin algılarını belirleyerek mevcut sorunlara çözüm önerileri geliştirmek ve sosyal adalet kavramına ilişkin bir farkındalık oluşturmaktır. Nicel araştırma yöntemlerine göre gerçekleştirilen bu araştırma betimsel tarama modelinde desenlemiştir. Araştırmanın evreni, 2015-2016 yıllarında Batman'da eğitim veren ilkokul ve ortaokulda görev yapan öğretmen ve yöneticilerden oluşmaktadır. Örneklem seçiminde "basit tesadüfî örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı (Statistical Package for the Social Sciences) ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik yöntemler olarak t testi; nonparametrik yöntemler olarak Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar şöyledir: Hem okul yöneticileri hem de öğretmenler okullarda sosyal adaletin uygulanmasına ilişkin olumlu görüş beyan etmişlerdir. Bununla beraber okul yöneticilerinin öğretmenlere göre daha olumlu görüşe sahip oldukları gözlenmiştir. Öğretmenlerin sahip oldukları branş ve çalıştıkları okul düzeyi onların "sosyal adaletin algılanma düzeyine ilişkin görüşlerini" etkilememektedir. Hem yönetici hem de öğretmenlerin görüşlerine göre "dünya görüşleri, geldikleri bölge, cinsiyetleri, ekonomik durumlarına bakılmaksızın" tüm öğrenciler eşit muamele görmektedir. Okul ortamında kadın ya da erkek ayrımı yapmaksızın herkesin fikrini özgür bir şekilde ifade edebileceği rahat bir ortam sağlanması gerektiği önerilmektedir.
Sosyal adalet liderliği ile yöneticiye bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişki
Bu tez çalışmasında ortaokul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin müdüre bağlılık ve sergiledikleri örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada desen olarak betimsel araştırma türlerinden korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda Gaziantep il merkezinde görev yapan toplam 1025 ortaokul öğretmeninden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak sosyal adalet liderliği, yöneticiye sadakat ve örgütsel vatandaşlık davranışı ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t testi, ANOVA, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin sergilediği örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide müdüre bağlılığın aracılık etkisini incelemek için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulardan öğretmenlerin genel olarak sosyal adalet liderliği ve örgütsel vatandaşlık davranışı algılarının olumlu yönde olduğu ancak yöneticiye bağlılık düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin demografik özellikleri ile değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sosyal adalet liderliği ile yöneticiye bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi analizlerinden elde edilen bulgularda sosyal adalet liderliğinin, örgütsel vatandaşlık davranışı ve yöneticiye bağlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu saptanmıştır. Sosyal adalet liderliği ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkide yöneticiye bağlılığın aracılık etkisine yönelik yapılan yapısal eşitlik modellemesi analizi sonucunda yöneticiye bağlılığın kısmi aracı role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak sosyal adalet liderliğinin, öğretmenlerin hem örgütsel vatandaşlık davranışı hem de yöneticiye bağlılıklarının arttırdığı göz önüne alındığında, müdürlerin sosyal adalet liderliği yönlerinin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmasının önemi ortaya çıkmaktadır.
Sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimi: Sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalık ile problem kurma becerisi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması
Araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf düzeyinde sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin gelişimine etkisini incelemek, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunları belirlemek, belirlenen sorunlara çözüm yolları üretmek, üretilen çözümleri uygulayarak değerlendirmektir. Bu amaca yönelik, bu çalışma eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların seçiminde ölçüt olarak orta-sosyoekonomik bölgede yer alan bir devlet okulunda yedinci sınıf düzeyinde matematik uygulamaları dersini alıyor olmaları, belirlenen problem durumuna yönelik sınıfta sorun yaşanıyor olması göz önünde bulundurulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın katılımcılarını, Adana ili Yüreğir ilçesinde, orta sosyoekonomik bir bölgede yer alan bir devlet okulunda 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde matematik uygulamaları dersini alan 17 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada, on haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu ve Problem Kurma Beceri Testi ile toplanmıştır ve bu iki ölçme aracı uygulama öncesi ve sonrası olarak iki kez uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, hem uygulama öncesinde hem de sonrasında yapılan sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerisine yönelik görüşlerini belirlemeye ilişkin yarı-yapılandırılmış görüşmeler, uygulama sürecine yönelik ders video kayıtları, her derse yönelik öğrenci öz-değerlendirmeleri, her döngü sonunda belirli öğrencilerin uygulama sürecine yönelik görüşlerini belirlemeye yönelik yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi kapsamında, nicel verilere yönelik, bağımlı örneklemler için t-testi kullanılırken, nitel verilere yönelik içerik analizi yaklaşımı doğrultusunda tümevarımsal analiz, tümdengelimsel analiz ile betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları kapsamında, nitel verilere yönelik çeşitleme, uzman incelemesi, uzun süreli etkileşim, ayrıntılı betimleme ve raporlaştırma, temsil edilebilirliği kontrol etme ve örneklem seçimi, araştırmacı etkilerini kontrol etme, kayıtların teknik kalitesi ve transkriptlerin niteliği durumları göz önünde bulundurulurken, nicel verilere yönelik Kendall'ın Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen mevcut durum değerlendirmesi bulgularına göre, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıklarının ve problem kurma becerilerinin yeterli olmayıp, geliştirilmesi gerektiği düşüncesiyle eylem araştırması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması sürecinde daha çok, problem kurmada zorlanma ve dil-anlatım eksiklikleri, dışarıdan gelenlerin dersi bölmeleri, temel dört işlem becerilerinde ve büyük sayılarla işlem yapmada zorlanma, işlenen konuya yönelik önbilgi eksikliği, problem çözmede zorlanmaya yönelik sorunların olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu'na yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu durum, nitel bulgularla da desteklenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Problem Kurma Beceri Testi'ne yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin anlamlı bir şekilde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun, nitel bulgularla da desteklendiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerini arttırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Öğretimin değerlendirilmesine yönelik bulgular doğrultusunda ise, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimine yönelik öğrencilerin görüşlerinin genel anlamda olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Michael J. Sandel'in İktisadi Adalet Teorisinin modern toplumda uygulanabilirliğinin araştırılması
Hangi din ve millete, hangi inanç ve doktrine sahip olursa olsun her insanın adalete olan ihtiyacı en hayati ve vazgeçilmez ihtiyaçlarının başında gelir. Bu özelliği nedeniyle adalet ilkesi evrensel bir nitelik kazanmış ve tarih boyunca içeriği ve nasıl elde edileceği hakkında bitmez tükenmez doktrin ve teorilere konu olmuştur. Antik Yunanda Platon ve Aristoteles, Roma döneminde Ulpian ve Augustinus, Orta Çağ'da Thomas Hobbes, İslam dünyasında Farabi ve İbn Miskeveyh ve diğerleri, Yakın Çağ'da Immanuel Kant, John Locke, Jeremy Bentham ve John S. Mill ve son olarak günümüzde John Rawls ve Sandel gibi birçok filozof ve düşünür adalet ilkesi üzerine çalışmışlar, detaylı ve kapsamlı öğretiler geliştirmişlerdir. Ancak hemen hepsinin, özellikle de adaletin tanımı, dayanağı ve kaynağı konusunda oldukça farklı düşündükleri de bir gerçektir. Doğal olarak her bir düşünür farklı bir motivasyon ve saikten hareket etmiştir. Bunlardan kimi refah ve zenginliği önemseyip adaleti refah içerisinde içerilmiş olarak görürken kimileri özgürlükte, kimileri de erdemde içerilmiş olarak görmüştür. Bu çalışmada ilk önce adaletin tanımı ve çeşitleri ve kapsamı üzerinde kısaca durulduktan sonra tarihi geri planı incelenecek ve bu bağlamda Eski Yunan ve İslam dünyasında adalet teorilerine değinilecektir. Daha sonra ise Yakın Çağ düşünürlerinden konu ile ilgili teoriler gözden geçirilecek ve en son olarak Sandel'in yaklaşımları ele alınacaktır.
Durağan durum ekonomisi: Ekolojik sürdürülebilirlik ve sosyal adalet için parasal ve mali politikalar
Mevcut makroekonomik politika sürekli olan bir ekonomik büyümeyi teşvik etmektedir. Bu iktisadi iklimde işsizlik, yoksulluk ve borç, yetersiz büyüme ile ilişkilendirilmektedir. Ekonomik faaliyet, doğal materyallerin dönüşümü ve nihai olarak çevreye atık olarak geri dönmesine dayanmaktadır ve mevcut akım hacmi seviyeleri gezegenimizin taşıma kapasitesini geçmektedir. Başarısız bir şekilde kurulmuş ekonomik kuruluşların bir sonucu olarak toplum, ekolojik felaket ve sefalet arasında kabul edilemez bir seçim yapmaya zorlanmaktadır. Gezegenin sınırları ile uyumlu bir akım hacmi ile karakterize edilen bir durağan durum ekonomisine geçiş şarttır. Bu çalışma, mevcut parasal ve mali politika yapılarının eksik yanlarını inceleyerek ve çözüm önerileri sunarak bir durağan durum ekonomisi kurulmasına katkı sağlayacaktır. Bir durağan durum para politikası, kamu sektörü aracılığıyla, sürdürülebilir bir refahı destekleyecek şekilde, döngüsel olmayan ve borçtan bağımsız bir dikey para yaratımı sağlar. Bir durağan durum maliye politikası, gelir elde etmek için değil ama para politikası hedeflerine ulaşmak için, harcanan ve borç verilen her para ile bu paranın geri kazanımı arasında dikkatli bir şekilde denge oluşturmak zorundadır. Bir durağan durum maliye politikasının öncelikleri stratejik kamu malı yatırımları, ekolojik zararların ve ekonomik rantların vergilendirilmesi ve artan oranlı vergi mekanizmalarının yürürlüğe konması olmalıdır. Bu çalışmada ayrıca, akım hacmini düzenleyecek bir "Müşterekler Sektörü" ve para arzını sıkı sıkıya düzenleyecek bir "Para Komitesi" da dahil olmak üzere çeşitli kurumsal yenilikler düşünülmüştür.
Ev kadınlarının emeğinin GSYH hesaplamalarına etkisi
Bu çalışmada Emek Değer Teorisi temelinde, teorik analizden yola çıkarak "emeğin" geçirdiği evrimsel tanımlar ve teorideki gelişmeler ortaya konmaya çalışılmıştır. Emeğin toplumsal refah alanındaki yansımalarının bir göstergesi olan GSYH örneği kullanılarak, ampirik bir modelleme üzerinden, ev kadını emeğinin ekonomik değeri ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, bütüncül bir yaklaşımla yapılan bu çalışmada; öncelikle ortodoks (ana akım) ekonomi teorilerinde "emek" kavramı sorgulanmış; daha sonra emek-istihdam ilişkisinden soyutlanarak, kapitalist sistemde istihdam dışında kalan ücretsiz ev kadını emeğinin GSYH'ya nasıl bir etkisi olabileceğine odaklanılmıştır. Çalışmanın odağını oluşturan teorik analiz ile ekonomik problemlerin çözümünde heterodoks politikalara olan ihtiyacın bir göstergesi olarak; değişen insan profilinin rasyonellikten uzaklaşıp "sınırlı rasyonellik" ve sonrasında da "heterojen birey" profilini oluşturduğu sonucuna varılmıştır. İhtiyaçların karşılanması konusunda, içinde bulunduğu koşullara göre karar vermeyi tercih eden yeni heterojen birey modeline en iyi örneğin; kadınlar olduğu düşünülmektedir. İstihdamda ve ev işlerinde çalışan olarak nüfusun yarısını oluşturan kadınlar; ev kadını olma tercihleri nedeni ile nüfusun tamamına oranla, sınırlı rasyonel birey tanımına en çok uyan kesim olarak tanımlanmışlardır. Teorik analiz sonucunda tespit edilen emek yapısında ve bireylerde meydana gelen bu değişimler nedeniyle, çalışmanın ampirik analizinin temel değişkeni olarak ev kadını emeği dikkate alınmıştır. Türkiye örneğinde TÜİK istihdam verileri ile yapılan ampirik analizin ilk aşamasında, Atkinson Eşitsizlik Ölçeği kullanılarak ev kadını emeğinin GSYH dahil edilmediği mevcut durumun eşitsizlik ölçüsü hesaplanmıştır. Modelin ikinci aşamasında ev kadını emeği dikkate alınarak, GSYH'ya etkisi hesaplanmıştır. Teorik ve ampirik analizin sonuçları, emek–istihdam bağımlılığının sosyal eşitsizliğe ve ekonomik refaha etkisi bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın, sınırlı sayıda ampirik çalışma bulunan heterodoks emek teorileri ile ilgili literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesine ilişkin yönetici,öğretmen ve öğrenci görüşleri
Sosyal adalet, toplumdaki zenginlik, fırsat, güç ve ayrıcalık kriterlerinde adalet veya eşitlik arayışı olarak adlandırılmaktadır.Eğitimde sosyal adalet ise, herkesin yeteneğine ve ihtiyacına göre eğitim almasıdır. Eğitimdeki sosyal adalet arayışının temelinde de kaynak ve fırsat eşitliği yatmaktadır. Bu araştırmanın amacı, okullarda yönetici, öğretmen ve öğrencilerin sosyal adalete yöneliktutumlarının araştırılıp sosyal adaleti geliştirmek için neler yapıldığını belirlemek ve sosyal adaleti geliştirmek adına daha neler yapılabileceğini ortaya koymaktır.Bu araştırma okullardaki sosyal adaleti geliştirmek için çözüm önerilerinin ortaya konulmasının daha sonra yapılacak olan çalışmalara yol gösterici olması açısından önemli görülmektedir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülmüştür.Amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi seçilmiştir.Gaziantep merkez Şahinbey ve Şehitkâmil ilçe sınırları içinden seçilen okullardan 10 yönetici, 10 öğretmen ve 10 öğrenci olmak üzere toplamda 30 bireyin görüşlerine başvurulmuştur.Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma bulguları, oluşturulan tematik çerçeveye bağlı olarak seçilen tema ve araştırmanın alt problemleri doğrultusunda kodlanmıştır. Daha sonra veriler içerik analiziyle yorumlanmıştır. Araştırmada okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılmaktadır problemine bağlı olarak "Adil davranım,pozitif ayrım,dezavantajlı grupları maddi manevi destekleme,işbirliği,fırsat eşitliği gibi uygulamaların yapıldığı bulgularına ulaşılmıştır.''Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılabilir" problemine bağlı olarak: ''Öncelikle üst düzey yöneticilerin ve okul yöneticilerinin daha adil davranma, pozitif ayrımcılığın daha belirgin olmalı, öğrencilere ve öğretmenlere tam anlamıyla bir fırsat eşitliği sağlanmalı, öğrenciler arasında kültürel, cinsiyet veya sosyoekonomik bir ayrım yapılmamalı ve yeni nesillerin daha adil olabilmesi için öğrencilere sosyal adalet konusunda rehberlik yapılmalı" bulgularına ulaşılmıştır.1.Okullarda Sosyal Adaletin Geliştirilmesi için Neler Yapılmaktadır problemine ilişkin sonuçlar:Pozitif ayrımcılığın yapıldığı,maddi yardımların yapıldığı,derslerde sosyal adaletin vurgulandığı,demokrasi bilincinin oluşturulmaya çalışıldığı,okullarda fikir alışverişinin yapıldığı" gibi sonuçlara ulaşılmıştır.2.Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılabilir problemine ilişkin sonuçlar:''Mevcut yasa ve yönetmeliklerin sosyal adaletin geliştirilmesi için yetersiz kaldığı,ücretler daha adil bir şekilde düzenlenmeli,pozitif ayrım daha belirgin olmalı,dezavantajlı gruplar daha fazla desteklenmeli" sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sosyal adalet, Eğitim, Fırsat eşitliği
Okul yaşam kalitesinin okula yabancılaşmaya etkisinde sosyal adaletin aracılık rolü
Bu tez, lise öğrencilerinin okul yaşam kalitelerinin okula yabancılaşmaya etkisinde sosyal adaletin aracılık rolünün olup olmadığını inceleyen nicel bir araştırmadır. Araştırma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Düzce ilinde Anadolu liseleri, meslek liseleri, imam hatip liseleri ve güzel sanatlar lisesinde öğrenim görmekte olan 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerine toplam 899 adet ölçek uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Okul Yaşam Kalitesi Ölçeği", "Okullarda Sosyal Adalet Ölçeği" ve "Okula Yabancılaşma Ölçeği" kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda öğrencilerin okul yaşam kalitesi, okula yabancılaşma ve okullarda sosyal adalet algılarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Fark testlerine ilişkin bulgularda, okul yaşam kalitesi cinsiyete, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine göre anlamlı farklar elde edilmemişken, sınıf düzeyine göre incelendiğinde 9. sınıf öğrencilerinin okul yaşam kalitesi algıları daha yüksek bulunmuştur. Okul türüne göre incelendiğinde de Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin okul yaşam kalitesine ilişkin algılarının diğer lise türlerine nazaran daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okullarda sosyal adalet ölçeğinden elde edilen bulgulara göre cinsiyet, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi sosyal adalet algısı için anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Sınıf seviyesine bakıldığında 12. sınıf öğrencilerinin sosyal adalet algıları 10. sınıf öğrencilerinden, 9. sınıf öğrencilerin sosyal adalet algıları ise 10. sınıf öğrencilerinden anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır. Okul türüne göre bakıldığında Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin sosyal adalet algıları Meslek Lisesi öğrencilerinden daha yüksek bulunmuştur. Okula yabancılaşma ölçeği sonuçlarını cinsiyete göre incelendiğinde erkek öğrencilerin okula yabancılaşmanın alt boyutlarından "Güçsüzlük" aritmetik ortalamasının kızlardan daha yüksek olduğu yani erkek öğrencilerin daha fazla "güçsüzlük" algıladığı ve "Sosyal Uzaklık" alt boyutunda ise kız öğrencilerin daha fazla "sosyal uzaklık" yaşadığı tespit edilmiştir. Sınıf düzeyine göre bakıldığında 12.,11. ve 10. sınıfa giden öğrencilerin okula yabancılaşma algıları 9. sınıfa giden öğrencilerinden yüksek bulunmuştur. Okul türüne bakıldığında Anadolu Lisesi, İmam Hatip Lisesi ve Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin okula yabancılaşma algıları Meslek Lisesi öğrencilerinden fazla bulunmuştur. Baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir fark ortaya çıkmazken, annesi lisans mezunu öğrencilerin annesi ortaokul mezunu öğrencilere göre daha fazla yabancılaşma algıladıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın amacı olan aracılık rolüne ilişkin ise okul yaşam kalitesi ile okullarda sosyal adalet arasında pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Okul yaşam kalitesi ve okula yabancılaşma arasında negatif yönlü, orta düzeyde, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizleri sonucunda okul yaşam kalitesi ve okullarda sosyal adalet değişkenlerinin okula yabancılaşmayı yordama düzeyi %14,4 bulunmuştur. Bağımsız değişkenlerden sadece okul yaşam kalitesi bağımlı değişkeni anlamlı yordama gücüne sahiptir. Okullarda sosyal adalet değişkeninin okula yabancılaşmayı yordamadaki etkisinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.
Fen lisesinde okuyan öğrenciler ile ailelerinin sosyo kültürel yapılarının incelenmesi
Bu araştırmada Türk eğitim sisteminde önemli bir yeri olan Fen Liselerinin kurumsal ve fonksiyonel yapısı ile bu okullarda okuyan öğrencilerin ve ailelerinin sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Amacımız aileler ve öğrenciler tarafından özellikle tercih edilen bu okulların mevcut yapı ve sistemde eğitimde sosyal adalet ilke ve hedefinin gerçekleştirilmesinde kilit rol alabileceğini göstermektir. Bunun için 2016/2017 eğitim yılında Sakarya ve Düzce olmak üzere iki İlde mevcut olan 5 Fen Lisesinde okuyan toplam 1648 öğrenci üzerinde toplam 80 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın kaynağını teşkil eden anket verileri sayesinde aile yapısının özelliklerinin Fen Lisesi öğrencilerinin akademik başarısını etkilediği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte Fen Liselerine erişim konusunda eğitimde sosyal adalet ve fırsat eşitliği ilke ve hedeflerinin de tam olarak gerçekleşmemiş olduğu da ortaya çıkartılabilmiştir. Uygulama sonucunda Türk eğitim sisteminde ve özellikle Fen Liseleri bazında çıkan sorunlar belirlenmiş, açıklanmış ve bunlara özellikle eğitim odaklı sosyal politikalar kapsamında çözüm önerileri sunulmuştur.
Türk düşünce tarihinde Ali Fuad Başgil
Türkiye'nin büyük siyasî ve toplumsal dönüşümler yaşadığı bir sürece bizzat tanıklık etmiş olan Ali Fuad Başgil (1893-1967) eğitimci, hukukçu-sosyolog, siyasetçi ve bilim adamı gibi birçok kimlikle tanınan önemli bir şahsiyettir. Türk milletini çok seven Başgil, onun ilerlemesini, refah ve huzura ulaşmasını, demokratik hususlar çerçevesinde gelişmesini istemiş ve bu konuda büyük bir gayret sarf etmiştir. Hükümet, anayasa, demokrasi, Türkçe meselesi, din ve laiklik, 27 Mayıs ihtilali ve nedenleri, hürriyet gibi daha pek çok konuyu kaleme alarak kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu anlamda söyledikleri ve yazdıkları, hem Türkiye'nin siyasi ve toplumsal dönüşümünü görmek hem de onun fikri tekâmül seyrini anlamak açısından önemlidir. Sonuçta hukuk, siyaset ve düşünce alanındaki fikir ve eylemleri ile Ali Fuad Başgil, Türkiye'de önemli bir yere sahip olmuştur. Türkiye'nin demokrasi, ilim ve medeniyet gelişimine büyük bir katkı sağlamış ve ele aldığı kavramlarla, ülkemizde bu alana ilişkin önemli bir literatür boşluğunu doldurmaya çalışmıştır. Onun fikirleri, mücadelesi ve eserleri, yaşadığı dönemin ve hatta bugünün olumsuzluklarının kaynağını göstermede temel bir referans oluşturmaktadır. Bu bakımdan eserleri bir belge niteliği olarak görülebilir.
İlkokullarda ve ortaokullarda görev yapan okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı ilkokullarda ve ortaokullarda görev yapan okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İlinde görev yapan 10398 öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde görev yapan 458 öğretmene ölçekler dağıtılmış, toplanan ölçeklerden 23'ü analiz kapsamından çıkarılmış ve 435 ölçekten elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak kişisel bilgiler formu, sosyal adalet liderliği ölçeği ve işe yabancılaşma ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak, sonuçlar SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada uygun olacak analizleri yapabilmek için normallik testleri uygulanmış verilerin normal dağılım gösterdiği bulunmuştur. Değişkenler arasında ilişkiyi ölçmek amacıyla korelasyon analizi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etki düzeyini belirlemek üzere regresyon analizi yapılmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisini görmek için iki grup var ise Bağımsız Örneklemler t-Testi, ikiden fazla grup var ise One-Way ANOVA testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri arasında negatif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen regresyon analizi sonuçlarına göre Okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet davranışlarının öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür (F(4-430)=7.718; p<.001). Bulgular regresyon analizinde okul müdürlerinin göstermiş olduğu sosyal adalet liderliği davranışının öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerindeki değişimi %6.6'sını açıklamaktadır.
İslâm savaş tarihinde Müslüman kadınların faaliyetleri
Antik çağ toplumlarında, kadın ile erkeklerin görevleri arasında herhangi bir ayrımın bulunmadığı, ancak yerleşik hayata geçişle birlikte kadın ve erkeklerin toplumsal görevler bakımından ayrıştıkları düşünülmektedir. Doğal yaşamın bir parçası haline gelen savaşlar, güvenlik ve koruma görevini üstlenen erkekleri süreç içerisinde daha üstün bir konuma getirmiştir. Mesela medeniyetin doğduğu kentlerden biri olarak bilinen Atina'da kadınlar, yaşamları süresince hayattan izole edilmiş bir şekilde babalarının, eşlerinin ya da erkek çocuklarının idaresi altında yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Kadın bu dönemde birçok sosyal ve ekonomik haktan mahrum bırakılmıştır. Kadına yönelik olumsuz tutumlar yalnızca medeniyetler ve toplumlara özgü bir durum olmakla kalmamış aynı zamanda dine sonradan sokulan asılsız söylemlerle de kadın değersizleştirilmiştir. Öyle ki kız çocuklarının savaşamama ve ekonomik faaliyetleri gerçekleştirememe durumları nedeniyle onlardan utanılmaları ve diri diri toprağa gömülmeleri de kadının değersizleştirildiğini göstermektedir. İslâmiyet'in gelişiyle birlikte kadının toplumdaki değeri artmış ve birçok sosyal hakka sahip olmuştur. Hayatın birçok alanında kadınlar, aktif şekilde görev alabilmişlerdir. Peygamberimiz döneminde, bazı kadınlar savaşta erkeklerle birlikte savaşmışlardır. Peygamberimiz döneminde kadınların katıldıkları savaşlardan ilki olan Uhud Savaşı'nda, Ümmü Umare susayan askerlere, sabahın erken saatlerinde su taşımış ve ilerleyen saatlerde ise cephe içlerine kadar girmiştir. Ümmü Ümare, Huneyn, Hayber ve savaşlarına da katılmış ve Uhud ve Huneyn savaşlarında kaçan birçok Müslümana rağmen savaş alanında kalıp peygamberimizi korumuştur. Yine kadın sahabelerden olan Ümmü Süleym de Huneyn Savaşı'na katılan Müslüman kadınlardan biridir. Hz. Aişe de peygamberimizle birlikte birçok savaşa katılmış, Uhud Savaşı'nda Ümmü Süleym ile birlikte geri planda görev yapmışlardır. Hz. Aişe, yaşadığı dönemin şartlarına göre büyük bir orduyu yönetmiş ve adaletsiz davrandığı gerekçesiyle dönemin halifesi Hz. Ali'ye savaş açmıştır. Bu çalışmanın amacı kadına değer veren, birçok kültür ve medeniyet tarafından dışlanan, hakları elinden alınan kadınlara sahip oldukları hakları geri veren İslâm'da kadınların savaş dönemlerindeki faaliyetlerinin incelenmesidir. Sonuç olarak kadınların savaş dönemlerinde aktif şekilde savaşa katıldıkları, cephe gerisinde ve cephede çeşitli önemli görevleri gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Savaş, Kadın, İslâmiyet, Güvenlik, Toplumsal Adalet
Türkiye'de hayırseverlik kültürü: Zengin bağışçılar üzerine sosyolojik bir araştırma
Modern kapitalist sistemin ve yenidünya düzeninin sonucu olarak ulusal ve küresel çaptaki gelir dağılımı adaletsizliği, zenginler ile yoksullar arasındaki mesafenin açılıp derinleşmesine yol açmaktadır. Hayırseverliğin yoksullukla birlikte pek çok sosyal ve ekonomik problemlerin çözümüne katkı sağlayacağı aşikârdır. Bu bakımdan başta bireyler olmak üzere devletlere, ulusal ve uluslararası kuruluşlara ve sivil toplum kuruluşlarına önemli vazifeler düşmektedir. Zenginlerin hayırseverlik ilgileri ve yüksek miktarlardaki bağışları, bireysel ve kurumsal bağışlar düzleminde genel toplumsal sorunlara çözüm arayışlarında önemli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle zenginlerin hayırseverlik algı ve davranışları, hayırseverlik kültürüne katkıları bu araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Bu araştırmanın yapılma nedenlerinden biri, zenginler üzerine yapılan çalışmalara katkı sağlayacağı düşüncesidir. Çünkü ülkemizde zenginler ve hayırseverlik ilişkisinin sosyolojik bağlamda irdelenmediği tespit edilmiştir. Bu araştırma, zenginlerin hayırseverlik kültürünü ve bu kültürün alt bileşenlerini tanımak ve betimlemek amacıyla Türkiye'nin doğusundan, ortasından ve batısından temsilen olmak üzere üç ilde ikamet eden (Malatya, Konya ve İstanbul) bazı zengin aile ve kişilerle gerçekleştirilen bir alan araştırmasıdır. Araştırmada, gözlem ve derinlemesine mülakatın yapıldığı nitel bir yöntem izlenmiştir. Araştırmanın örneklem grubu ise 45 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada bağışta bulunma nedenleri arasında pek çok etmenin yer aldığı tespit edilmiştir. Bunların arasında dinî inanç ve tutumlar, empati kurma, huzur ve mutluluk psikolojisine erişmek, sosyal sorumluluk ve sosyal adalet, sosyal dayanışma ve yardımlaşma gibi unsurlar öne çıkmaktadır. Ayrıca, hayırseverlik kültürüne önemli katkılarıyla birlikte siyasi ve ekonomik kazanımlar elde etmek, statü ve prestiji artırmak, zenginliği hayırseverlik üzerinden teşhir etmek gibi amaç ve eğilimler de zengin hayırseverliğinin önemli bir yönünü oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hayırseverlik, Bağış, Zenginler, Yoksulluk, Sosyal Adalet, Sosyal Yardımlaşma, Sosyal Dayanışma, Gönüllü Kuruluşlar
Milli eğitim müdürlüğünde açılan davaların bazı değişkenlere göre analizi
Bu çalışmada, Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde bulunan dava dosyalarının doküman incelemesi yöntemiyle ele alınması ve bu doğrultuda belirlenen başlıklar çerçevesinde verilerin yorumlanması amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde doküman analizi yönteminin adımları takip edilerek yıl, cinsiyet, maliyet, konu, sendika, yargı kolu, açılış türü, eğitim kademesi, branş, kıdem, sonuç, süre, idarenin konumu ve davanın tarafları bakımından 01.01.2012 ile 31.12.2019 tarihleri arası baz alınarak incelemeye elverişli 424 dava dosyası çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin analizi için doküman analizinin aşamaları takip edilerek öncelikle kurumdaki dokümanlara ulaşılmış, dokümanların orijinal olup olmadıkları tek tek kontrol edilmiş, dokümanların anlaşılması ve özümsenmesi için bir süre beklenmiş, verilerin analiz edilmesi için veriler konu başlıkları çerçevesinde anlamlı gruplara ayrılmış ve elde edilen verilerin gizlilik çerçevesinde kullanılmasına özen gösterilmiştir. Elde edilen veriler 14 konu başlığında toplanmış, dava ve davacı ile ilgili bilgilerin; yıllar, cinsiyet, idareye maliyet, yargı kolu, konu, sendika, açılış türleri, eğitim kademesi, branş türleri, eğitimcilerin kıdemi, sonuçları, yargılama süreleri, idarenin konumu ve davanın tarafları açısından farklılaşıp farklılaşmadığı incelenerek yorumlaması yapılmıştır. Buna göre en çok davanın 2019 yılında açıldığı; erkeklerin kadınlara göre daha fazla dava açtığı; davaların idareye getirisinin götürüsünden fazla olduğu; en çok idari yargı kolunda dava açıldığı; dava konusu olarak alacak davalarının ön plana çıktığı; Türk Eğitim-Sen sendikasına kayıtlı eğitimcilerin daha çok dava açtıkları; davaların büyük oranda vekil aracılığıyla açıldığı; davaların büyük çoğunluğunun ortaöğretim kurumu öğretmenleri tarafından açıldığı; branş bazında sınıf öğretmenlerinin, kıdem olarak 11-15 yıl arası kıdeme sahip öğretmenlerin ön plana çıktığı; davaların genel olarak red kararı ile sonuçlandığı; davaların en çok ilk bir yıl içinde bittiği; idarenin davalarda çok büyük oranda davalı sıfatıyla yer aldığı, davaların taraflarının genellikle öğretmenler olduğu görülmüştür. İnsanların adalet ve hak arama yollarından birinin dava açma olduğu göz önüne alındığında, açılan davaların yaşanan sorunların çözümünde yol gösterici olduğu düşünülebilir. Bu araştırmada ise hem hukuk hem de eğitim branşları ortak bir süzgeçten geçirilerek sorun geniş bir perspektiften ele alınmıştır. Doküman analizi yöntemiyle şimdiye kadar açılmış olan dava dosyalarının ayrıntılı bir analizinin yapılması ve bu verilerin yorumlanması yoluyla alana katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Toplumun öğretmen, öğrenci veli üçgeninde büyük bir kesimine hitap eden eğitim çalışanlarının hukuksal anlamda nelerle karşılaştıkları ve bunun çözümü için ne gibi yollar izlenebileceği noktasında değerlendirmelerde bulunmak, dava sonuçlarının eğitim politikacıları ile yöneticiler tarafından yorumlanması ve kendilerini eksik gördüğü hususları gidermelerinde katkı sağlamak, mutlu birey mutlu toplum ilkesinden hareketle eğitim çalışanlarının hukuksal açıdan incelemesini yaparak toplumsal barışının sağlanmasına katkı vermek amaçlanmıştır.
Sosyal adalet liderliği ile okul başarısı arasındaki ilişkide okul akademik iyimserliğinin aracılık etkisi
Bu araştırmanın amacı, sosyal adalet liderliği ile okul akademik iyimserliği ve okul başarısı arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide okul akademik iyimserliğinin aracılık etkisini incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma, Isparta Merkez ilçesinde 2020-2021 eğitim öğretim yılında 41 ortaokulda görev yapmakta olan 409 ortaokul öğretmeni üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği-Öğretmen Formu ve Okul Akademik İyimserlik Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Okul başarısı için 2020 Lise Giriş Sınavı puanları kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı ve LISREL 8.7 programından yararlanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, korelasyon analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırıma sonuçlarına göre öğretmenlerin okul akademik iyimserliği düzeyleri ve okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği düzeylerinin yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal adalet liderliği ile okul başarısı ve okul akademik iyimserliği arasında ve okul akademik iyimserliği ile okul başarısı arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir başka sonucu olarak okul akademik iyimserliğinin sosyal adalet liderliği ile okul başarısı arasında aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir.
The relationship between university efl teachers' teaching for social justice beliefs and their multicultural teaching competencies
The objective of this study is to investigate university EFL teachers' teaching for social justice beliefs, their multicultural teaching competence and possible relationship between these two phenomena. It is also aimed to make possible connections between demographic information of participants and the aforementioned subjects. In line with the study's objective, the participants consist of 102 university EFL teachers working at the universities chosen from Southeastern and Mediterranean regions of Turkey. The study data was gathered by three instruments: a demographic questionnaire, Learning to Teach for Social Justice-Beliefs (LTSJB) scale and Multicultural Teaching Competency scale (MTCS). Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) program was used to analyze the data collected by the online participation. Statistical tests such as descriptive statistics, analysis of variance (ANOVA), independent sample t-test and Pearson's Correlation test were used to analyze the data. The results indicated that even though participants' multicultural teaching competencies seems to be on a high level, their beliefs on teaching for social justice remained lower than the compared literature studies. In addition, some of the demographic factors were found to make significant difference affecting participants both teaching for social justice beliefs and their multicultural teaching competencies. Finally, the study found out that there is a positive low correlation between teachers' teaching for social justice beliefs and their multicultural teaching competencies. In other words, it is found out that when teachers' commitment to teaching for social justice levels increase, their multicultural teaching competence levels increase accordingly.
Tracing signature dynamics of EFL teachers' agency for social justice in Türkiye: Retrodictive qualitative modelling
Drawing upon CDST (Complexity Dynamic System Approach), this case study aims to explore how English language teachers in Türkiye exercise their agencies for social justice issues in classes with marginalized students and the factors affecting their agency enactments. Previous work in this field confirmed contextual and time-sensitive feature of individual teacher's agency (Leal & Crookes, 2018; Li & De Costa, 2019; Pena-Pincheria & De Costa, 2021), yet, there is no elaborate inquiry into early-career EFL teacher agency archetypes and their characteristics, teachers' developmental agency trajectories, and underlying factors influencing their agency. To fill this gap, this study aimed to investigate early-career EFL teachers' agency development for social justice issues at schools including marginalized group of students. In this current study, a retrodictive qualitative modelling approach (Dörnyei, 2014) was employed. The initial phase of the approach, focused on identifying system outcomes, referred to early-career EFL teacher agency archetypes for social justice issues. The second phase aimed to pinpoint prototypical teachers that exemplify their archetypes well. The final phase sought to trace the developmental teacher agency trajectories of these prototypical teachers, aiming to uncover dynamic signatures that explain how the system reaches these outcomes (Chan, Dörnyei & Henry, 2015). Data were collected with a survey, semi-structured interviews, written reflection forms, and field notes. At the first phase of the study, 112 early-career EFL teachers completed the survey designed by Pantic (2017). Then, teachers' agency archetypes for social justice issues were defined by conducting hierarchical and k-means clustering analysis with SPSS. At the second phase, prototypical teachers, two teachers for each archetype, were identified by the researcher and the school principal based on the participants' survey results. At the third phase, written reflection forms were collected form six prototypical teachers and semi-structured interviews were conducted with them. This study is significant in terms of providing a holistic understanding of dynamic, interacting, unpredictable nature of teachers' agency for social justice issues. Also, it might have important implications for teacher trainers, school administrators, and policy makers, highlighting the needs to prepare teachers pedagogically and emotionally to act for social justice issues in diverse teaching contexts.
Reclaiming accessible mixed-ability collaborations in human-computer interaction using the disability justice lens
The thesis aims to understand the role of collaborative technologies for the organization of access by mixed-ability collaborators using disability justice perspectives within Human-Computer Interaction (HCI) research. The developed design implications for collaborative technologies are to support accessible, and justice-oriented mixed-ability collaborations, and interactions. Existing mixed-ability studies in HCI mainly highlight collective access and interdependence by focusing on how a group of disabled people (e.g., people with visual impairments) interact with a group of non-disabled people. To expand this view, the Disability Justice scholars point to the importance of further aspects such as cross-disability solidarity and collective liberation. This thesis overlays state of the art in mixed ability studies in HCI and provides five studies to debate a perspective of cross-disability interactions. The driving research questions of this thesis are: (1) How do mixed-ability communities interact around access, (2) in which ways collaborative technologies are used in this process? and (3) what are the design implications for collaborative technologies to support justice and solidarity-based negotiation of access for the mixed-ability collaborators? To answer these questions, this thesis builds on 5 studies. All the studies build on social constructivist epistemology and qualitative research methodology. The selective sampling and the study setups applying different techniques in each study makes the thesis as diversified as possible. The first study focuses on interactions between mixed-ability caregivers on a Facebook group using digital ethnography, the second study focuses on interactions between mixed-ability gatekeepers in a higher education institution and uses in-depth interviews, the third study uses self-ethnography, and I present my experiences as a disabled design researcher, fourth study focuses on interactions of a mixed-ability social entrepreneur group works on an online workspace and fifth study shows a literature review of mixed-ability interactions in HCI. The findings of the thesis show how mixed-ability communities used collaborative technologies for their interactions around access. Three categories are: 1) redefining lived experience around disability and access 2) sharing experience for shaping visibility and challenging priorities 3) building community through engaging in activism, negotiating power, and conflict resolution. Based on these three categories, this thesis provides practical implications for collaborative technologies. Overall, this thesis highlights the importance of cross-disability mixed-ability interactions from the perspective of Disability Justice and contributes to the mixed-ability research in HCI.