Students-nursing

158 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin obstetrik becerilerinin geliştirilmesinde simülasyon modelinin etkisi

Bu çalışma, simülasyon modelinin (high-fıdelity) obstetrik becerilerinin geliştirilmesi üzerine etkisi ile ilgili hemşirelik öğrencilerin algıları, görüşleri ve önerilerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırma, 1 Mayıs 2014 ve 30 Mayıs 2014 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ohio State Üniversitesi Hemşirelik Bölümü üçüncü sınıf öğrencileri üzerinde tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmada öğrencilerin %81.0'inin obstetrik becerilerin kazanılmasında simülasyon modelini önemli bulduğu, %90.5'inin doğum sürecinde gebe ile iletişimin, %90.5'inin ekip ile iletişimin önemini fark ettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin %90.5'i debrifing oturumlarının yapılan girişimlerin etkinliğinin görülmesine katkı sağladığını, %81.0'i simülasyon modelinin uygulamada gerçek klinik ortamı yansıttığını ve %95.2'si oluşturulan bu çevrenin öğrenmeyi önemli oranda kolaylaştırdığını belirtmişlerdir. Ayrıca, öğrencilerin %85.7'sinin simülasyon modeli ile uygulama yapmaktan memnun olduğu ve %95.2'sinin obstetrik becerilerinin gelişiminde bu modeli önerdikleri saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuca göre; simülasyon, öğrencilerin öğrenme yaşantılarını olumlu yönde etkilemektedir. Öğrenciler bu modelin öz etkinlik, derin öğrenme seviyesi, mesleki becerileri, öz güven, problem çözme, iletişim ve takım çalışması üzerinde oldukça etkili olduğunu bildirmişlerdir. Simülasyon uygulaması, öğrencilere katkı sağladığından hemşirelik eğitiminde bir eğitim yöntemi olarak kullanılması ve yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Simülasyon, Simulator, Hemşirelik öğrencileri, Obstetrik beceri

BenzetimHemşirelerHemşirelik araştırmaları+5
Medine Ardıç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Video destekli oryantasyon eğitiminin hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama ile ilgili kaygı düzeylerine etkisi

Araştırma, video destekli oryantasyon eğitiminin hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama ile ilgili kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 öğretim yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde Hemşirelik Esasları dersi kapsamında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde klinik uygulamaya çıkan, araştırmaya katılmayı kabul eden ve araştırma kriterlerine uyan 80 öğrenci (deney:40, kontrol:40) oluşturmuştur. Araştırmada veriler, "Tanıtıcı Özelliklere İlişkin Anket Formu" ve "Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği" ile toplanmıştır. Oryantasyon eğitimi, deney grubuna video destekli, kontrol grubuna ise sunuş yöntemiyle verilmiştir. Öğrencilerin zamana göre (oryantasyon eğitimi öncesi ve sonrası, klinik uygulama ilk günü sabah ve öğleden sonra, klinik uygulama son hafta) kaygı düzeyleri incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzde, Ki-kare Testi, Mann Whitney U Testi, Bağımsız-T testi, İki Yönlü Karma Anova, Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi, Bonferroni Düzeltmesi, Friedman Testi ve Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki öğrencilerin sürekli kaygı puan ortalaması 47.2±5.3, kontrol grubundaki öğrencilerin sürekli kaygı puan ortalaması 45.9±4.6'dır. Deney grubundaki öğrencilerin zamana göre durumluk kaygı puanlarının değişimi arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p˃0.05), kontrol grubunda ise zaman göre durumluk kaygı puanlarının değişimi arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin zamana göre hissedilen kaygı puanları arasındaki fark ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Araştırmanın sonuçları doğrultusunda uygun önerilerde bulunulmuştur.

AnksiyeteHemşirelikHemşirelik eğitimi+6
Fadime Tekin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kavram haritalarının kullanımının hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserleri konusundaki başarısına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi

Araştırma, kavram haritası ile hazırlanan "Basınç Ülserleri" konusunun öğrencilerin öğrenme düzeyine ve öğrenmenin kalıcılığına etkisini belirlemek amacıyla öntest - sontest kontrol gruplu deneysel desen modeline göre yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2014–2015 Eğitim Öğretim yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü birinci sınıfta öğrenim gören toplam 135 öğrenci, örneklemini ise; araştırma kriterlerine uyan, çalışmanın yapılacağı tarihte sınıfta hazır bulunan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 120 (67 deney, 53 kontrol) öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veriler, "Öğrencilerin Tanıtıcı Özelliklerine İlişkin Anket Formu", "Basınç Ülserleri Başarı Testi" ve "Öğrencilerin Kavram Haritasına Yönelik Görüşleri" formu ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan iki saatlik ders içeriği deney grubuna kavram haritaları ile, kontrol grubuna ise sunuş yolu ile aktarılmış; araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi ders anlatımından önce ön test olarak, ders anlatımının hemen ardından son test olarak ve ders anlatımından dört hafta sonra kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzde, Mann Whitney U Testi, Wilcoxon Testi, Kruskal Wallis H Testi ve Bağımsız-T Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ön test puanı bakımından, deney (=34±10) ve kontrol (=31.8±11.8) grupları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p>0.05); son test ve kalıcılık testi puanları bakımından, deney grubu öğrencilerinin son test (=78.2±12.2) ve kalıcılık testi (=64.1±14.1) puan ortalamalarının kontrol grubu öğrencilerinin son test (=69.7±13.6) ve kalıcılık testi (=58.7±12.6) puan ortalamalarına oranla anlamlı derecede yüksek olduğu (p<0.05) bulunmuştur. Ayrıca deney grubunda yer alan öğrencilerin çoğunluğunun kavram haritası ile ilgili olumlu görüşlere sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda uygun önerilerde bulunulmuştur.

Basınç ülserleriHemşirelik araştırmalarıHemşirelik eğitimi+5
Rumeysa Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp fakültesi ve sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümü öğrencilerinde sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmanın amacı, üniversitemizde hemşirelik ve tıp eğitimi gören öğrencilerin sağlığı geliştirme davranışlarının değerlendirilmesi ve bu davranışları etkileyen sosyodemografik özelliklerin saptanmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan 534 öğrenci oluşturdu. Veriler, isimsiz olarak bir anket formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları (SYBD-II) ölçeği ile Mart -Mayıs 2016 tarihleri arasında toplandı. Bulgular: Çalışmaya katılan bireylerin %26,8' i (n=143) erkek, %73,2' si (n=391) kadındır. Bireylerin 283'ü Tıp bölümünde, 251'i Hemşirelik bölümünde yer almaktadır. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları-II ölçeği puan ortalamasının orta düzeyde olduğu (130.00 ± 17.62), en yüksek puanın tinsellik, en düşük puanın fiziksel aktivite alt ölçeğinden alındığı saptandı. Hemşirelik öğrencilerinin genel ölçek, sağlık sorumluluğu, beslenme, kişilerarası ilişki puanları tıp öğrencilerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı. Sağlık sorumluluğu ve kişilerarası ilişki puanı kadınlarda, fiziksel aktivite puanı erkeklerde istatistiksel olarak daha yüksektir. Anne ve/veya babasıyla kalan öğrencilerin SYBD ölçek, sağlık sorumluluğu, beslenme, kişilerarası ilişki alt boyut puanları anne ve/veya babasıyla kalmayan öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksektir. Kronik hastalığı olan bireylerin Sağlık Sorumluluğu alt boyut puanı olmayanlara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Tıp ve hemşirelik öğrencilerini kapsayan çalışmamızda sağlıklı yaşam davranışlarının uygulanması orta düzeyde bulunmuştur. Sağlık bilincini artırmaya yönelik programların düzenlenmesi, mevcut olan sağlık bilincini artırmaya yönelik eğitim programlarının gözden geçirilip geliştirilmeleri, fiziksel aktivite programlarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBD-II), Tıp öğrencileri, Hemşirelik öğrencileri

SağlıkSağlık araştırmalarıSağlık ve hastalık+5
Esra Demir
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Progresif gevşeme egzersizlerinin hemşirelik öğrencilerinin klinik kaygı düzeyine etkisi

Progresif Gevşeme Egzersizlerinin Hemşirelik Öğrencilerinin Klinik Kaygı Düzeyine Etkisi Araştırma, progresif gevşeme egzersizlerinin birinci sınıf hemşirelik öğrencilerinin klinik kaygı düzeyine etkisini belirlemek amacıyla deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma örneklemini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Dersi kapsamında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde klinik uygulamaya çıkan, araştırmaya katılmayı kabul eden ve araştırma kriterlerine uyan 44 öğrenci (deney:22, kontrol:22) oluşturmuştur. Araştırmada veriler, "Tanıtıcı Özelliklere İlişkin Anket Formu", "Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği" ve "Hissedilen Kaygıya İlişkin Görüş Formu" ile toplanmıştır. PGE, deney grubundaki öğrencilere klinik uygulama öncesi 6 hafta boyunca ve klinik uygulama süresince uygulatılmış, kontrol grubundaki öğrencilere ise hiç yaptırılmamıştır. PGE'nin öğrencilerde zamana göre (PGE öncesi ve sonrası, klinik uygulamanın ilk günü sabah ve öğleden sonra, klinik uygulamanın son haftası) kaygı düzeylerine etkisi incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzde, Ki-kare Testi, Mann Whitney U Testi, Shapiro-Wilks Testi, Levene Testi, Box's M Testi, Mauchly Testi, Bonferroni düzeltmesi, Friedman iki yönlü varyans analizi ve Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin sürekli kaygı puan ortalaması deney: =48.2±3.6, kontrol: =46.7±4.9'dur. Deney grubundaki öğrencilerin durumluk kaygı puan ortalamaları ilk klinik günü PGE öncesi: =64.6±4.3, ilk klinik günü PGE sonrası: =31.9±3.6, ilk klinik gün sonu: =26.0±2.6, klinik uygulama sonu: =22.0±1.9 şeklinde, hissedilen kaygı puan ortancaları ise ilk klinik günü PGE öncesi: 8.0 (min= 7.0; max= 10.0), ilk klinik günü PGE sonrası: 4.0 (min= 2.0; max= 6.0), ilk klinik gün sonu: 2.0 (min= 0.0; max= 3.0) ve klinik uygulama sonu: 0.0 (min= 0.0; max= 3.0)] şeklinde anlamlı düzeyde azalmıştır (p<0.05). Araştırmanın sonuçları doğrultusunda hemşirelik öğrencilerine klinik uygulama öncesinde ve sırasında PGE'ni uygulama önerisinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik eğitimi, hissedilen kaygı, klinik eğitim, sürekli-durumluk kaygı, progresif gevşeme

AnksiyeteEgzersizEgzersiz tedavisi+7
Gönül Gümüş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin terapötik iletişim becerilerinin manevi bakım yeterliliklerine etkisi

Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin terapötik iletişim becerilerinin manevi bakım yeterliliklerine etkisini incelemek amacıyla yapılan kesitsel, tanımlayıcı/ilişkisel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Döneminde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde öğrenim gören, araştırmaya katılmayı kabul eden, veri toplama formlarını eksiksiz dolduran toplam 468 öğrenci (n=468) oluşturmuştur. Veriler, "Sosyodemografik Veri Formu", "Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği" ve "Hemşirelik Öğrencileri için Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği" ile toplanmış, aritmetik ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Kolmogrow Smirnov testleri, Spearman Korelasyon ve parametrik olmayan Benforrini analizleriyle değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21.29±2.45, %62.18'i kadın ve %26.92'si dördüncü sınıf öğrencisidir. Hemşirelik öğrencilerinin %55.13'ü iletişim becerilerini iyi olduğunu, %62'si terapötik/nonterapötik iletişim kavramlarıyla ilgili herhangi bir ders almadıklarını, %50.25'i terapötik/nonterapötik iletişim becerilerini kullanırken zorlanma yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Hemşirelik öğrencilerinin %82.48'i manevi bakım ile ilgili bir eğitim/ders almadığını, %68.2'si manevi bakım vermede kendini yeterli hissetmediğini, öğrencilerin %96.79'u hemşire olarak hastaya/bireye manevi bakım vermenin gerekli olduğunu belirtmiştir. Hemşirelik Öğrencileri İçin Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği alt boyutlarına göre, öğrencilerin ortalama düzey nonterapötik iletişim becerilerine ve yüksek düzey terapötik iletişim becerilerine sahip oldukları, Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puan ve alt boyutlarına göre, öğrencilerin manevi bakım yeterliliklerinin ortalamanın üstünde olduğu ortaya çıkmıştır. Hemşirelik Öğrencileri için Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği ile Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği arasındaki ilişkinin incelenmesinde, Nonterapötik İletişim Becerileri Alt Boyutu ile Manevi Bakımın Değerlendirilmesi ve Uygulanması Alt Alanı, Manevi Bakımda Profesyonellik ve Hasta Danışmanlığı Alt Alanı, Hastanın Maneviyatına Karşı Tutumu ve İletişimi Alt Alanı ve Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Terapötik İletişim Becerileri Alt Boyut I ve Terapötik İletişim Becerileri Alt Boyut II ile Manevi Bakımın Değerlendirilmesi ve Uygulanması Alt Alanı, Manevi Bakımda Profesyonellik ve Hasta Danışmanlığı Alt Alanı, Hastanın Maneviyatına Karşı Tutumu ve İletişimi Alt Alanı ve Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirlenen bu ilişkiler istatistiksel olarak da anlamlıdır. Hemşirelik bölümü müfredatına manevi bakım ve terapötik iletişim becerileri ile ilgili ders konulması, öğrencilerin uygulamalı derslerinde manevi bakıma ve terapötik iletişime yönelik örnek vaka çalışmalarının yapılması, önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, İletişim, Terapötik kullanım Hemşirelik bakımı, Maneviyat.

Hasta bakımıHemşirelerHemşirelik+6
Fatmanur Özcan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin cerrahi sonrası hızlandırılmış iyileşme uygulamalarına ilişkin yaklaşımlarının belirlenmesi

Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin ameliyat sonrası hızlandırılmış iyileşme uygulamalarına ilişkin yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte olup, Kasım 2021 – Mart 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma, Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan 199 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, COVİD-19 pandemi kurallarına uyarak, "Cerrahi Sonrası Hızlandırılmış İyileşme Uygulamalarına İlişkin Yaklaşımlar Anketi" kullanılarak Google Formlar üzerinde toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 24 istatistik paket programında yapılmıştır. Verileri değerlendirmek için ortalamalar, yüzdelik dağılımlar, Mann-Whitney U, Ki-Kare testleri ve çapraz tablolar kullanılmıştır. Katılımcıların %76,9'u (n=153) kadın, %62,3'ün (n=124) genel akademik not ortalaması 3,00-4,00 arası, %78,4'ü (n=156) Nitelikli Liseden mezunu olduğu belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan anket sorularının genel doğru yanıtlanma düzeyi %62,17 olarak belirlenmiştir. Genel akademik not ortalaması yüksek olan ve Fen/Anadolu lisesinden mezun olan öğrencilerin doğru cevap ortalamasının daha yüksek olduğu görülmüştür. En yüksek bilinirliğe sahip olan sorular "Erken Mobilizasyon" ve "Ağrı Yönetimi" bileşenlere ait, en düşük bilinirliğe sahip olan sorular ise "Sonda ve Dren Kullanımı", "Erken Mobilizasyon" ve "Hipotermi" bileşenlere ait olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların cinsiyet, genel akademik not ortalaması ve okudukları lise grupları ile cevapların ERAS'a uyumlu olması ve olmaması arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerinin cevapları ERAS uygulamalarına uygunluğu orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Hemşire öğrencilerin kanıta dayalı uygulamalarla ilgili farkındalığını oluşturmak için, ders programı dışında farklı etkinliklerin/programların yürütülmesini önermekteyiz.

ERAS protokolüHemşirelerHemşirelik+2
Jasmına Hoxha
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gülhane Askeri Tıp Fakültesi ve Hemşirelik Yüksekokulu öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Özarslan, S. GATF ve HYO öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Yüksek Lisans Tezi, Kütahya. 2015. Bu araştırma, GATF VE HYO öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından belirlemeye yönelik olarak düzenlenmiştir. Gülhane Askeri Tıp Fakültesi ve Hemşirelik Yüksekokulunda okuyan erkek ve kadın öğrenciler araştırma grubunu oluşturmaktadır. Bu araştırmada bilgi toplama aracı olarak Geçerliliği ve güvenilirliği kabul edilmiş "Fiziksel Aktivite Biçimlerini Belirleme Anketi''(Childhood and Adolescent Physical Activity Patterns Questionnaire and Aerobics Center Longitudinal Study Physical Activity Questionnaire) "anket formu" kullanılmıştır. Verilerin analizine yönelik olarak, öncelikle araştırma kapsamında yer alan Fakülte ve Yüksekokul öğrencilerinden elde edilen veriler SPSS paket programında işlenmiştir. İstatistiksel yöntem olarak tanımlayıcı, grup değişkenlerine göre Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testlerinden faydalanılmış ve α=0,05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda cinsiyet, yaş, VKİ, bölüm, branş ve sigara kullanımı met puanı üzerinde etkili bir faktör olarak gözükmektedir.

Fiziksel aktiviteGülhane Askeri Tıp AkademisiHemşirelik araştırmaları+4
Serdar Özarslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hemşirelik öğrencilerinin meslek seçimini etkileyen nedenler

Bu araştırma, Türk hemşirelik öğrencilerinin meslek seçimini etkileyen nedenleri belirlemek amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırma 15 Ocak - 10 Mart 2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini yedi bölgedeki üniversite hemşirelik öğrencileri, örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden 2774 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından hazırlanan Tanıtıcı Bilgi Formu ve Hemşirelikte Meslek Seçimi Ölçeği (HMSÖ) kullanılmıştır. Veriler IBM SPSS 21.0 paket programında ortalama, yüzdelik, ANOVA, Mann Whitney U bağımsız gruplar t testi kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan öğrencilerin HMSÖ "Mesleki Uygunluk" alt boyutundan aldıkları puanlar ortalama 70.5 ± 20.8 olarak, "Yaşamsal Nedenler" alt boyutundan aldıkları puanlar ortalama 30.9 ± 10.2 olarak ve ölçek toplamından aldıkları puanlar , ortalama 101.4 ± 24.8 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %65.2'si bölümü isteyerek seçtiği, %67.9'u ilk beş tercihine yazığı , %56.8'i eğitime başladıktan sonra olumlu bakış açısı kazandığı belirlenmiş ve büyük çoğunluğunun (%83.3) bölümünü değiştirmek istemediği saptanmıştır. Öğrencilerin HMSÖ sorularına verilen cevapların dağılımı değerlendirildiğinde en yüksek oranda seçilen ilk madde 'Her zaman insanlara yardım etmek istemişimdir', en düşük oranda seçilen madde 'Hemşirelikte iyi para kazanılır' ifadesi olarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda meslek seçiminin bölgelere göre farklılık gösterdiği, öğrencilerin hemşirelik mesleğini yardım etme isteği ve iş imkanları için seçtikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin "Mesleki Uygunluk" boyutundan aldıkları yüksek puan ortalaması bilinçli tercih yaptıklarını ve hemşirek mesleğini benimsedikleri belirlenmiş. Anahtar Kelimeler:Meslek seçimi,öğrenci hemşire, hemşirelik

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+2
Burçin Selçuk
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencilerinin (1,2,3,4) hemşirelik sürecini bilme durumları

Bu araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi hemşirelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik sürecini bilme durumlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde eğitim öğretim gören 154 hemşirelik bölümü öğrencisi ile 16.06.2020- 22.06.2020 tarihleri arasında covid-19 salgını nedeniyle online olarak gerçekleştirildi. Veriler; ''hemşirelik süreci bilgi ve uygulama düzeyi belirleme formu'' kullanılarak toplandı. Analizler SPSS 21 (IBM Corp., Armonk, NY) istatistik programı ile yapılmış olup önemlilik yüzdesi p˂0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verilerinin normalite dağılımı Kolmogorov Simirnov testi ile gerçekleştirildi. Değişkenlerin tümünde p˂0.05 bulunduğu için analizler nonparametrik testler kullanılarak gerçekleştirildi. Tanımlayıcı testler için sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, karşılaştırmalı analizler için Anova, Kruskal Vallis, Mann Whitney U ve Pearson korelasyon katsayısı kullanıldı. Hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 20,44 ± 2,20 olup, %93,5 'i kadın hemşirelik öğrencisidir. Toplam bilgi puan ortalamaları kadın hemşirelik öğrencilerinin 11,50±2,04 ve erkek hemşirelik öğrencilerinin 10,10±3,69 olarak tespit edildi. Mezun oldukları okul göz önüne alındığında fen lisesi mezunu olanların toplam bilgi puan ortalaması en yüksek olup 12,00±1,00'dir. Anne-baba eğitim durumu incelendiğinde anne-baba eğitimi lisans olan hemşirelik öğrencilerinin toplam bilgi puan ortalamaları 11,50±1,24 olarak daha yüksek bulundu. Öğrencilerin hemşirelik süreci ile ilgili soruları %41,6 ile %98,7 arasında doğru cevaplandırdığı saptandı. Toplam bilgi puan ortalaması ise 1. Sınıfların 10,67±1,66, 2. Sınıfların 11,03±2,15, 3. Sınıfların 11,42±2,46, 4. Sınıfların 12,64±2,12 olarak tespit edildi. Araştırma sonucunda, hemşirelik bölümü öğrencilerinin yaşı büyüdükçe hemşirelik sürecini bilme durumlarının daha yüksek (p <0.05) olduğu saptandı.

HemşirelikHemşirelik araştırmalarıHemşirelik eğitimi+2
Nurşen Üçkardeş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma, hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ve uyku kalitesi düzeylerini belirlemek, internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışmanın evrenini, Kasım 2021-Şubat 2022 tarihleri arasında Çankırı Karatekin Üniversitesi Hemşirelik Bölümünde eğitim-öğretim gören 400 öğrenci oluşturmuştur. Örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden, verilerin toplandığı tarihlerde eğitimine devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, ortanca, Kolmogorov-Smirnov Testi, Spearman'ın Rho Katsayısı, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi ve Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre YİBÖ puan ortalaması 30,61±16,71 ve PUKİ puan ortalaması 5,96±2,68 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerden 17-20 yaşında olanların, 21 yaş ve üzerinde olanlardan (p=0,047), 1. sınıf öğrencilerinin, diğer sınıflardaki öğrencilerden (p<0,001), ev ortamında yaşayanların yurt odasında kalanlardan (p=0,010), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların daha az kullananlardan (p=0,030), interneti sosyal medya amacıyla kullananların diğer amaçlarla kullananlardan (p=0,028) internet bağımlılığının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Uyku kalitesi bakımından, sigara kullananların (p=0,032), yurt odasında kalanların (p=0,026), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların (p=0,001) istatistiksel olarak daha fazla düzeyde kötü uyku kalitesine sahip oldukları saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin YİBÖ ve PUKİ puanları arasında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Sonuç olarak, internet bağımlılığı yüksek olan hemşirelik öğrencilerinin daha kötü uyku kalitesine sahip olması, internet bağımlılığının uyku kalitesi ile ilişkili önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu nedenle iyi uyku kalitesi ve bilinçli internet kullanımının sağlanabilmesi için, gerekli eğitim planlamaları ve psikososyal destek programlarının ivedilikle yapılması önerilmektedir.

BağımlılıkHemşirelerHemşirelik+3
Şemsi Karabulut
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of knowledge and practice of nursing students in the prevention of surgical site infection relation coping strategies

Objective: The aims of thise study is to determine and assessment the knowledge and practice of nursing students in the prevention of surgical site infection. Sample of this cross-sectional descriptive study included 217 nursing students from Kirkuk university and Alkitab university in Iraq. Methodology: A descriptive cross-sectional study was conducted between September - December at Kirkuk university and Al_Kitab National university. Nursing students are made up of these universities. The study sample consisted of 217 male and female students who agreed to participate in the study at the time of data collection. The Personal Information Form, Nurses' Knowledge Scale and Nurses Practice were used to collect data. Results: According to the findings, it was seen that the level of knowledge about the prevention of surgical site infection of the students studying at both universities was above the average (91.2%). At the same time, it is seen that the vast majority of students perceive their practice skills as sufficient (76%). When the demographic variables related to the applications are examined, it is seen that the application skills of the individuals in the 23-26 age group are perceived to be higher than the individuals aged 18-22 and 27-30 years. At the same time, women see themselves as more competent than men in terms of practice skills. While there is a differentiation in the level of knowledge of the students according to the university of education, there is no difference in perception of the level of practice. In the study, no difference was found in terms of SSI knowledge level and practices according to the grade level, marital status and time they studied. When analyzed according to income level, it is seen that students who are not satisfied with their income level perceive their SSI knowledge level more than students who are satisfied. However, the same difference was not found to be significant in terms of perception of application competencies. Conclusion: The results of the study showed that the knowledge and practices of nursing students about the prevention of surgical site infection are generally good.

Level of knowledgeSurgerySurgical wound+4
Khalıd Sabhan Khakaf Khalaf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the prevalence of anxiety and depression among nursing students in middle euphrates of Iraq in pandemic process

This research aims to evaluate the prevalence of anxiety and depression among nursing students in the Middle Euphrates, Iraq, in the pandemic process.The study used a descriptive and observational study method in 4 universities in Iraq in the period between March to June 2022. The sample of the study consists of 812 nursing students by the sample calculation method. Data were collected online through Google Forms. "Sociodemographic Characteristics Form", "The State-Trait Anxiety Inventory scale", and "Beck Depression Scale" were used to collect data, Mann-Whitney U or Kruskal￾Wallis and Post-Hock tests were used to analyze the data. These results most of nursing srudents 58% of the study group were female and 77.4% were single. The State-Trait Anxiety Inventory scale' mean score of students was 50.9 ± 10.1 Beck Depression Scale mean score 21.00 ± 12.00 moderate depression among nursing students mean. It was also shown that there is a statistically significant negative relationship between the total score of The State-Trait scale Anxiety Inventory scale and the Beck score is positive. As the scores for the subdimension of anxiety increase, the total scores for depression increase. There is a positive relationship between BDI scale and STAI scale. This study concluded that nursing students' scores on the anxiety scale were high, and that this score had a significant impact on depression among nursing students during the pandemic and its spread among students. The study recommends the need to provide psychological counseling to the unemployed, those with negative income, sSmoker use and chronic diseases.

AnxietyCOVID 19Depression+6
Kadhım Abdulhaleem Kadhım Al-haddad
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşire yardımcılığı bölümü öğrencilerine yapılan film destekli iletişim eğitimin terapötik iletişim becerilerine, yansıtıcı düşünme ve empati düzeylerine etkisi

Hasta birey ile çalışmak sadece bakım verme değil aynı zamanda hasta ve hasta yakınlarıyla iletişim içerisinde olmayı gerektiren ayrıca hasta ve yakınlarına karşı empati yapabilmeyi gerektiren bir olgudur. Mevcut çalışmada sağlık meslek lisesinde eğitim gören 11 ve 12. Sınıf hemşire yardımcılığı bölümü okuyan öğrencilere film destekli yapılan iletişim eğitiminin terapötik iletişim becerilerine, yansıtıcı düşünme ve empati düzeylerine etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmada Yarı-Deneysel Tasarım türlerinden biri olan tek gruplu ön test – son test tasarımı kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini ve örneklemini Yerköy İbn-i Sina Mesleki ve Teknik anadolu lisesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında 11 ve 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. İletişim dersi öncesinde hemşirelik öğrencileri için terapötik iletişim becerileri ölçeği, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği ve empati düzeyi belirleme ölçeği anketleri doldurulmuş ve hemen ardından Patch Adams ve İçimdeki Deniz filmleri öğrencilere izletilmiştir. Filmler aynı hafta içinde farklı günlerde izletilmiştir. Her film sonrasında öğrenciler ile 1 saat boyunca teorik bilgi çerçevesinde iletişim becerileri tartışılmıştır. Sınıf içerisinde öğrencilerle birlikte filmin analizi yapıldıktan sonra tekrar aynı anketleri doldurmaları istenmiştir. Toplamda hemşire yardımcılığı bölümü öğrencilerinden 140 öğrenciyle çalışma yapılmıştır. Öğrencilerin sosyodemoğrafik özelliklerinde öğrencilerin yaş ortalaması 16,96± ,690 ve %61,4'ü kadın cinsiyette idi. Öğrencilerin %61,4'ü maddi durumunu iyi olarak değerlendirmekte ve %71,4'ü 12. sınıf öğrencisiydi. Öğrencilerin %78,6'sı eğitim gördüğü sağlık bölümünü kendi isteği ile seçtiğini ifade etmiştir. Tüm öğrenciler iletişim dersini ilk defa almaktaydı. Öğrencilerin Hemşirelik Öğrencileri İçin Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği ve Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği değerlerinin ön test son test değerleri karşılaştırıldığında ölçeklerin toplam puanı ve alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı olarak artış görülmüştür (p<0,05). Sonuç olarak hemşire ve/veya hemşire yardımcılığı bölümü öğrencilerine iletişim becerilerini öğretmek için filmleri kullanan yenilikçi bir eğitim stratejisi kullanılabileceği görülmektedir.

EmpatiHemşirelerHemşirelik+5
Ali Şahingöz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik eğitim modellerinin öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerine etkisi: Çok merkezli çalışma

Hemşirelerin, hemşirelik problemleri ile başa çıkabilmeleri, karmaşık hasta bakım gereksinimlerini saptayabilmeleri ve sistemik bakım verebilmeleri için aldıkları eğitim doğrultusunda eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Bireylere eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılmasında en önemli görev eğitim kurumlarına düşmektedir. Ülkemizde, son yıllarda hemşirelik eğitiminde klasik eğitime alternatif olarak probleme dayalı öğretim (PDÖ) ve entegre eğitim gibi farklı eğitim modelleri hayata geçirilmiştir.Araştırmanın evrenini PDÖ modelinin uygulandığı Dokuz Eylül Ü. Hemşirelik Yüksekokulu (n=131), entegre eğitim modelinin uygulandığı Cumhuriyet Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi (n=144) ve klasik eğitim modelinin uygulandığı Çukurova Ü. Adana Sağlık Yüksekokulu'nun (n=115) hemşirelik bölümlerinin 2008?2009 akademik yılı bahar döneminde birinci ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören toplam 513 öğrenciden çalışmaya katılmayı kabul eden 390 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin 229'u (%58,7) birinci sınıf, 161'i (%41,3) dördüncü sınıf öğrencisidir. Veriler, öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri, sosyal faaliyetleri ve eğitimleri ile ilgili bilgileri belirleyen anket formu ve California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (CEDEÖ) ile toplanmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilerin CEDEÖ toplam puan ortalamaları; entegre eğitim modelindeki öğrencilerde 267,4±31,8, PDÖ modelindeki öğrencilerde 262,6±29,1 ve klasik modeldeki öğrencilerde 256,4±23,8 olarak saptanmıştır (p=0,008). Dördüncü sınıftaki öğrencilerin puanı 266,3±32,2 olarak bulunurken, birinci sınıftaki öğrencilerin puanı 260,4±25,8 olarak bulunmuştur (p=0,020). Dördüncü ve birinci sınıf ortalamaları arasındaki fark PDÖ'de anlamlı bulunurken diğer eğitim modellerinde anlamlı bulunmamıştır. PDÖ eğitimi almak (OR:3,21, %95 GA:1,21-8,54, p=0,020), 4. sınıfta olmak (OR:3,55, %95 GA:1,62-7,79, p=0,002), demokratik (OR:3,94, %95 GA:1,55-10,01, p=0,004) ve yoksul sosyoekonomik düzeyde aileye sahip olmak (OR:3,61, %95 GA:1,02-12,76, p=0,046) yüksek düzeyde eleştirel düşünme eğilimini arttıran bağımsız etkenler olarak saptanmıştır.Çalışmanın sonuçları eğitim modellerinin eleştirel düşünme eğilimini etkilediğini göstermektedir.

Eleştirel düşünceHemşirelerHemşirelik+6
Figen Şengül
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik/ hemşirelik 1. ve 4. sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının belirlenmesi

Araştırma, ebelik ve hemşirelik birinci ve dördüncü sınıfında öğrenim gören kız öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını ve tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla metodolojik ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksek Okulu'nda öğrenim gören 209 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak, anket formu ile ZEYNELOĞLU tarafından geliştirilen ?Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.92)? kullanılmıştır. Anket formu ve TCRTÖ birinci sınıfta öğrenim gören öğrencilere 03.10.2008'de (dönem başında) ,dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilere ise 29.05.2009'da (dönem sonunda) uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 11.5 (Statistical Package for Social Sciences) bilgisayar programında; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile yüzdelik sayılar, t-testi, Anova testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin ?eşitlikçi cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.72, 4.sınıf 35.10) ve ?kadın cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 27.29, 4.sınıf 29.64), ?evlilikte cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.94, 4.sınıf 36.62), ?geleneksel cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 28.13, 4.sınıf 31.19) ve ?erkek cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 23.23, dördüncü sınıf 24.59) alt boyutlarına ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını belirleyen TCRTÖ puan ortalamaları ile öğrencilerin öğrenim gördüğü sınıf ve annelerinin eğitim düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları (1.sınıf TCRTÖ puan ortalaması 148.28 ? 18.61, 4.sınıf 157.14 ? 17.80 ) saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumların kazandırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Üreme sağlığı, Cinsiyet Eşitsizliği, Ebelik ve Hemşirelik Öğrencileri.

Cinsel kimlikCinsel kimlikCinsiyet farkları+4
Filiz Atış
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özelliklerine bağlı olarak hemşirelik ve tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinin seçeceği uzmanlık alanlarının belirlenmesi

Kariyer seçimi bir insanın hayatı boyunca vereceği en önemli kararlardan biridir. Kişiliğine uygun kariyer planlaması ülkemizde nadir uygulanan bir durumdur. Bu çalışmanın amacı, hemşirelik ve tıp öğrencilerinin uzmanlık alanı seçimi ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışma Çukurova Üniversitesinde 95'i hemşirelik, 107'si tıp fakültesi son sınıf öğrencisine beş faktör kişilik envanteri uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin demografik özellikleri ve seçecekleri uzmanlık alanları anket formu ile belirlenmiştir. Çalışmak istedikleri uzmanlık alanları 3 seçenekli yanıt ile belirlenmiştir (kesinlikle evet, olabilir, kesinlikle hayır). Sosyal yönelim, düşünsel yönelim ve odaklanma toplam puan ortalamaları hemşirelik öğrencilerinde tıp öğrencilerine göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (sırası ile p=0,05, p=0,005, p=0,001). Kesinlikle dahili branşları tercih oranı %37,6 (n=76), cerrahi branş %45,6 (n=94), laboratuar bilimleri %31,7 (n=64), koruyucu hekimlik %7,9 (n=16) psikiyatri %15,8(n=32) olarak saptanmıştır. Cerrahi branşları tercih etmek isteyenlerin duygulanım, uzlaşma, sosyal yönelim ve odaklanma puanları istemeyenlere oranla anlamlı olarak yüksek bulunurken, düşünsel yönelim puanları anlamlı fark göstermemiştir. Dahili branşları tercih edenlerin etmeyenlere oranla sosyal yönelim puanları daha düşük olarak saptanırken odaklanma puanları daha yüksek olarak belirlenmiştir (p=0,05 ve p=0,02). Psikiyatri alanını tercih edenlerin etmeyenlere oranla duygusal yönelim puanları düşük iken sosyal yönelim ve düşünsel yönelim puanları anlamlı olarak yüksek olarak saptanmıştır (p=0,01, p=0,05, p=0,001). Uzmanlık alan seçimi konusunda karar vermiş olan öğrencilerin genellikle karakter özelliklerine uygun branşlar seçme eğiliminde olduğu, buna karşılık son sınıf öğrencileri olmalarına rağmen çoğunun alan seçimi konusunda kararsız olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin kişilik özelliklerine uygun alan seçebilmelerinde, kişilik envanteri kullanılarak kariyer planlaması danışmanlığı verilmesi faydalı olacaktır.

DoktorlarHemşirelerHemşirelik+7
Ferda Boroğlu Yatangaç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin bireysel inovatiflik profillerinin, temel motivasyon kaynakları ve bilişsel tamamlanma ihtiyaçları ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma, bir davranış şekli olarak ele alınan bireysel yenilikçiliğin hemşirelik bölümünde öğrenim gören üniversite öğrencilerinde başarı ihtiyacı, güç ihtiyacı, bağlanma ihtiyacı, düşünme ihtiyacı ve bilişsel tamamlanma ihtiyacı gibi çeşitli ihtiyaçlarla olan ilişkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. İlişki arayıcı modelde tasarlanan çalışma evrenini, verilerin toplandığı yılda öğrenim görmekte olan 988 oluşturmuştur. Tüm evrene ulaşmaya çalışılarak dahil etme/dışlama kriterleri sonrası 566 hemşirelik öğrencisi araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; 'Kişisel Bilgi Formu', 'Hemşirelikte Bireysel İnovatiflik Ölçeği (HBİÖ)', 'Temel Motivasyon Kaynakları Ölçeği (TMKÖ)' ve 'Bilişsel Kapalılık İhtiyacı Ölçeği (BKİÖ)' kullanılmıştır. Hemşirelik öğrencilerinin ortalamanın (HBİÖ=44.03±9.13) altında yenilikçi oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin %92.6'sının gelenekçi profile uygun davranışlar gösterdiği belirlenmiştir. HBİÖ alt boyutlarından Fikir Önderliği puanının orta düzeyde, Değişime Direnç puanının ortalamanın üzerinde ve Risk Alma puanının ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Öğrencilerin temel motivasyon kaynakları en yüksek bağlanma ihtiyacında olduğu bunu sırayla düşünme, başarı ve güç ihtiyaçlarının izlediği ve tüm bu ihtiyaçların ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir. Öğrencilerin bireysel yenilikçilik puanları ile bağlanma, düşünme ve güç ihtiyaçları ve bilişsel kapalılık ihtiyacı negatif yönde ilişkili bulunmuştur (p<0.01). Öğrencilerin bilişsel kapalılık ihtiyacının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Alt boyutlar açısından değerlendirildiğinde; Düzen Tercihi, Belirsizlikten Rahatsızlık ve Tahmin İhtiyacı alt boyutlarının ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrencilerin bireysel yenilikçilik puanı kızlardan daha yüksek, temel motivasyon kaynakları ve bilişsel kapalılık ihtiyaçları daha düşüktür (p<0.05). İnovatif hemşirelerin yetiştirilebilmesi için onların psikolojik ihtiyaçların ele alınarak hem eğitim hem de çalışma hayatında bireysel yenilikçiliğin oluşturulması önerilir.

Bireysel yenilikçilikÖğrenciler-hemşirelik
Yasemin Korkmaz
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek öğrenci hemşirelerin bakım verirken yaşadığı zorlukların belirlenmesi

Bu araştırma erkek öğrenci hemşirelerin bakım verirken yaşadığı zorlukların belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini; İç Anadolu Bölgesinde bulunan ve araştırmaya izin veren 7 üniversitede öğrenim gören, klinik uygulamaya çıkmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 300 erkek öğrenci hemşire oluşturmuştur. Araştırma 01.10.2019/01.11.2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için etik kuruldan, kurumlardan yazılı izin, erkek öğrenci hemşirelerden sözlü izin alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanmış olan "tanıtıcı özellikler formu" ve "öğrencilerin bakım verirken yaşadığı zorluklar formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik testleri Ki-kare testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamaları 21,30 ± 2,00 olup %38,3'ünün 2. sınıf, %30,7'sinin 3. sınıf ve %31,0'ının 4. sınıf olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin %73,3'ünün mesleği ilk 5. sırada tercih ettikleri ve %47,0'ının kısmen isteyerek mesleğe geldiği saptanmıştır. Öğrencilerin %60,0'ının bazen stresli olduğu ve %55,0'inin klinik stres yaşadığı bulunmuştur. Erkek öğrenci hemşirelerin; kliniklerde kadın hastalarla çalışırken %72,0 oranında bakım sırasında utangaçlık-çekingenlik hissetmeleri, erkek hastalarla çalışırken %44,7 oranında kendilerine güvenmemeleri, hasta yakınlarıyla çalışırken %67,0 oranında sürekli hastalarının yanında olmak istemeleri, meslektaşlarıyla çalışırken %76,7 oranında fiziksel güç gerektiren görevlerde iş yükünün erkek hemşirelere bırakılması, hekimlerle çalışırken de %37,7 hekimlerin streslerini kendilerine yansıttıkları konularında sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin sınıf düzeyi, mesleği isteyerek seçme, kendini tanımlama durumu, aile tutumu, klinik stres yaşama durumu ve stresle baş etme yöntemleri gibi özelliklerinin klinikte yaşadığı zorlukları etkilediği bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, erkek öğrenci hemşirelerin çoğunlukla hasta ve hasta yakınlarıyla sorun yaşadıkları, hekimlerle ve meslektaşlarıyla daha az sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Araştırmanın farklı bölgelerde daha geniş popülasyonda yapılması önerilir.

Bakım verenlerBakım verme yüküCinsiyet+7
Habibe Zeybek
Yozgat Bozok University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin radyasyonun zararlı etkileri hakkında farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olan radyasyonun zararlı etkileri henüz toplum tarafından iyi bilinmemektedir. Sağlık personelinin kendisini ve hizmet sunduğu insanları radyasyonun zararlı etkilerinden koruyabilmesi, hizmet sunumu esnasında gerekli önlemleri alması ve aynı zamanda bilgilendirici eğitimler verebilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Adıyaman Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu Hemşirelik ve Ebelik Bölümü öğrencilerinin radyasyonun zararlı etkileri hakkında farkındalık düzeylerini değerlendirmek amaçlandı. Araştırma, Adıyaman Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu'nda 2014-2015 eğitim - öğretim döneminde hemşirelik ve ebelik bölümleri 1,2,3. ve 4. sınıflarda öğrenim görmekte olan toplam 583 öğrenci ile görüşülerek tanımlayıcı kesitsel tipte yapıldı. Evrene ulaşım hızı %85,2 olarak gerçekleşti. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik değişkenleri içeren "kişisel bilgi anketi" ve güvenilirliği 0.88 olarak belirlenmiş olan "radyasyon tutum ölçeği" kullanılarak toplandı. Araştırmaya katılan öğrencilerden %81'i kız (472) %19'u ise (111) erkekti. Elde edilen veriler Kruscal Wallis, Anova, Levene, Bonferroni ve bağımsız gruplar t testleri kulanılarak analiz edildi. Araştırma verilerine göre hemşirelik öğrencilerinin, ebelik öğrencilerine oranla radyasyonun zararları hakkındaki farkındalıklarının daha yüksek olduğu (p=,000) ve birinci sınıf öğrencilerin diğer sınıf öğrencilerinden radyasyon farkındalıklarının daha yüksek olduğu görüldü (p=,000). Anne ve baba eğitim durumuna göre öğrencilerin radyasyon farkındalık düzeyleri annesi ilköğretim mezunu olan öğrencilerin annesi diğer öğrenim düzeylerine sahip öğrencilere oranla yüksek bulunurken (p=.030), baba öğrenim düzeyi lisansüstü mezunu olanların diğer öğrenim durumlarına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görüldü (p=,000). Katılımcıların "radyasyon tutum" ölçeği toplam puan ortalamalarına bakıldığında, öğrencilerin radyasyonun zararlı etkilerine yönelik farkındalıklarının yeterli düzeyde olmadığı şeklinde yorumlandı. Araştırma sonuçlarına göre, Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin radyasyon farkındalık düzeylerinin yükseltilmesine yönelik, Sağlık Yüksekokulu hemşirelik ve ebelik eğitim programlarının radyasyon zararlarına yönelik içeriklerinin yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, ebelik öğrencileri, radyasyon, farkındalık, eğitim

AdıyamanFarkındalıkRadyasyon+5
Meral Çapuk
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik hisleri ve potansiyelleri ile hemşirelik eğitimindeki inovasyona ilişkin düşünceleri

Araştırma; hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik hisleri ve potansiyelleri ile hemşirelik eğitimindeki inovasyona ilişkin düşüncelerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Evreni; 2015-2016 Eğitim- Öğretim döneminde Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünde eğitim gören 862 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamının alınması planlanmış örneklem seçimine gidilmemiştir. Çalışmaya katılmayı kabul eden ve anketleri sorunsuz şekilde dolduran 554 öğrenci çalışmaya dahil edilmiştir Veriler; sosyo-demografik özellikleri içeren anket formu, eğitim ve inovasyon ilişkisi formu ve Girişimcilik Hisleri ve Potansiyeli ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 18 programında değerlendirilmiştir. Girişimcilik hisleri ve potansiyeli ile tanımlayıcı özellikler karşılaştırıldığında, erkeklerin; risk alma eğilimi, yaşamının çoğunu il merkezinde geçirenlerin; içsel kontrol hisleri ve girişimcilik potansiyelleri, süper lise mezunlarının; risk alma eğilimi puan ortalamaları istatistiksel olarak daha yüksektir Alınan eğitimin hemşirelik alanında meydana gelen yenilikleri kısmen içeridiğini düşünenlerin; risk alma eğilimi, hemşirelikteki yenilikleri içermediğini düşünenlerin; bağımsızlık arzusu, derslerin yeniliklere açık olarak işlendiğini belirtenlerin; risk alma eğilimi, yeniliklerden haberdar bir eğitim aldıklarını ifade edenlerin; içsel kontrol hissi ve risk alma eğilimi, hemşirelik eğitimi alırken gelenekçi bir eğitim aldığını düşünenlerin; risk alma eğilimi, derslerin güncel konuları içermediğini belirtenlerin; içsel kontrol hissi ve bağımsızlık arzusu, modern yaklaşımların tartışılmadığını belirtenlerin; risk alma eğilimi, hemşirelik eğitiminin fikir üretebilen bir birey olarak yetişmesine katkı sağlamasında uygulama derslerinin etkili olduğunu düşünenlerin; risk alma eğilimi, hemşirelik ile ilgili yeni şeyler düşünme düzeyine gelmemiş öğrencilerin; risk alma eğilimi, alternatif fikirler üretebilenlerin; girişimcilik potansiyeli istatistiksel olarak daha yüksektir.

GirişimcilikGirişimcilik eğitimiHemşirelik+3
Filiz Ekin
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik özellikleri ve eğilimleri

Araştırma hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik özelliklerini ve eğilimlerini belirlemek amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Evreni; 2015-2016 Eğitim-Öğretim döneminde Gaziantep Üniversitesi, Sağlık Bilimler Fakültesi, hemşirelik bölümünde eğitim gören 862 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamının alınması planlanmış, örneklem seçimine gidilmemiştir. Çalışmayı katılmayı kabul eden ve anketleri sorunsuz şekilde dolduran 591 öğrenci çalışmaya dahil edilmiştir. Veriler; tanımlayıcı ve girişimcilik özelliklerini içeren anket formu, Girişimcilikle İlgili Eğilimler Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 18 programında değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı Özellikler ile Girişimcilikle İlgili Eğilimler Ölçeğinin alt boyutları karşılaştırıldığında; Risk Alma Eğilimi; erkek, devlet yurdu ile özel-arkadaş evinde kalan, çalışan, süper lise mezunu, Yeniliklere Açık Olma; babası lise ve üstünde bir okuldan mezun ve çalışan, yaşamının çoğunu şehirde geçiren, Algılanan Eğitim Desteği; 20 yaş ve altı, 2.sınıf, çalışan ve hemşireliği isteyerek seçen öğrencilerin puan ortalamaları istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur. Girişimcilikle İlgili Özellikler ile Girişimcilikle İlgili Eğilimler Ölçeğinin alt boyutları karşılaştırıldığında; Risk Alma Eğilimi; projeleri tamamlamak için son anı bekleyenlerde, dikkati kolay dağılmayanlarda, işler istediği gibi gitmezse kolaylıkla hayal kırıklığına uğramayanlarda, Yeniliklere Açık Olma; ısrarcı olanlarda, Yeniliklere Açık Olma ve Algılanan Eğitim Desteği; odaklanmak için başkasına ihtiyacı olmayanlarda, Risk Alma Eğilimi ve Algılanan Eğitim Desteği; baskı dolu ortamları arayanlarda, kendisi bir iş kuranlarda, yeni kurulmuş bir işte çalışanlarda ve girişimcilik konusunda eğitim alanlarda, Risk Alma Eğilimi, Yeniliklere Açık Olma ve Algılanan Eğitim Desteği; sınırlı kaynaklarla çalışmak gerektiğinde yaratıcı olanlarda, iyimserlerde, hiçbir şey amaçlarını başarmada daha önemli olmayanlarda istatistiksel yönden anlamlı şekilde daha yüksektir

GirişimcilikHemşirelerHemşirelik+2
Ayşe Eminoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Son sınıf hemşirelik öğrencilerinin çocuk sevme düzeyleri ve çocuk haklarına ilişkin tutumları

Bu çalışmada hemşirelik bölümü son sınıf öğrencilerinin çocuk sevme düzeylerinin ve çocuk haklarına ilişkin tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Veriler Barnet's Çocuk Sevme Ölçeği, Çocuk Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan öğrenci tanıtım formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini Kırıkkale ve Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve parametrik testler kullanılmıştır. 153 öğrenci ile yapılan bu çalışmada, araştırmaya katılan öğrencilerin %79.08 'kadın, %20.91'i erkektir. Öğrencilerin %43.79 'unun çocuk hemşiresi olarak çalışmak istediği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Çocuk Sevme Ölçeği puan ortalaması 78.62±16.03, Çocuk Haklarına İlişkin Tutum ölçeği puan ortalaması 28.27±7.65 olduğu görülmektedir. Çocuk sevme puan ortalaması arttıkça çocuk haklarına ilişkin tutum puanı ortalaması azalmaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda hemşirelik öğrencilerinin çocuk sevme düzeyi yüksek, çocuk haklarına ilişkin tutumlarının olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. mesleki yaşamında çocuklarla çalışacak olan hemşirelik öğrencilerinin sağlıklı ve etkili bakım sunması için, çocuk hakları konusunda yeterli bilgi ve becerilerle donatılması önerisinde bulunulmuştur.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Emine Karabacak
Yozgat Bozok University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin üniversite yaşam kalitesi ve akademik öz yeterlikleri

Öğrencilerin kaliteli bir üniversite hayatı geçirmeleri, akademik özyeterlik seviyeleri ile yakından ilişkilidir. Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin üniversite yaşam kalitesi ve akademik öz yeterliklerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel türde yapılmıştır. Evrenimizi, Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik bölümünde 2016-2017 eğitim öğretim yılında eğitim gören 920 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Örneklem sayısı ise; 1000 kişilik evren için α 0.05 örneklem büyüklüğü, ± 0.03 örneklem hatası(d) ile p=0.5, q=0.5 için belirlenen minimum örneklem büyüklüğü olan 416 öğrenci olarak hesaplanmıştır. Örneklemi ise; tabakalama örnekleme yöntemi ile her sınıf tabaka kabul edildikten sonra her bir tabaka ağırlığına orantılı olarak örneklem sayısı ve öğrenciler belirlenmiştir. Araştırmaya 1.sınıflardan 144 öğrenci, 2.sınıflardan 172 öğrenci, 3.sınıflardan 131 öğrenci, 4.sınıflardan 66 öğrenci katılmıştır. Araştırma toplam 513 öğrenci ile tamamlanmıştır. Veriler; Tanıtıcı Özellikler Formu, Akademik Öz Yeterlik Ölçeği ve Üniversite Yaşam Kalitesi Ölçeği ile toplanmıştır. Öğrencilerin akademik öz yeterlik puanı 18.6±3.5, üniversite yaşam kalitesi ölçeğinin öğretim elemanı-öğrenci iletişimi alt boyutu puanı 14.0±4.2, kimlik alt boyutu puanı 14.0±4.1, sosyal olanaklar alt boyutu puanı 14.6±3.0, kararlara katılım alt boyutu puanı 16.5±4.5, öğrenci-öğrenci iletişimi alt boyutu puanı 12.6±3.5, gelecek alt boyutu puanı 9.3±3.1, sınıf ortamı alt boyutu puanı ise 13.1±2.6 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin akademik öz yeterlilik düzeyi ile üniversite yaşam kalitesi alt boyutlarından; öğrenci- öğretim elamanı iletişimi (r=.018,p=0.000), sosyal olanaklar (r=.261,p=0.000), gelecek (r=.244,p=0.000), sınıf ortamı (r=.203,p=0.000) ve toplam puan ortalamaları (r=.262,p=0.000) arasında pozitif yönlü, anlamlı ve zayıf bir ilişki bulunmaktadır. Sonuç olarak; öğrencilerin akademik özyeterlik puanları ve üniversite yaşam kalitesi puanları ortalamanın üzerinde bulunmuştur. Söz konusu alanlardan alınan puanların birbiri ile pozitif yönde bir ilişki içinde olduğu saptanmıştır.

Akademik başarıAkademik yetkinlikHemşireler+5
Adem Avci
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00

Related subjects