Turkish literature

1,957 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Aşçı İbrahim Dede Rūhu'l-Beyān'daki Farsça Tanıklar ve çevirisi (III/1-100)

Çalışmamız, Aşçı İbrahim Dede'nin dört ciltlik Tercemetü'l-Fârisiyye fî Tefsîri'l-Hakkiyye adlı eserinin üçüncü cildinin 1-100. sayfa aralığının akademik yöntemlerle Latin harflerine aktarılmasıdır. Söz konusu eserde İsmail Hakkı Bursevî'nin Rūhu'l-Beyân adlı eserinde geçen Farsça nazım ve nesir bölümlerinin şerhi Türkçeye çevrilmiş ve açıklanmıştır. İlim dünyasına katkıda bulunmayı hedeflediğimiz çalışmamız; Birinci Bölüm'de eserin müellifi olan Aşçı İbrahim Dede'nin hayatı ve eserleri, nüsha tavsifi, muhtevası, Farsça tanıkların istatistiği, izlenen yöntem ile dil ve imla özellikleri; İkinci Bölüm'de transkripsiyonlu metin ve Sonuç'tan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aşçı İbrahim Dede, Rûhu'l-Beyân, Farsça, İsmail Hakkı Bursevî, Şerh.

Aşçı DedeBeyitlerDivan edebiyatı+7
Merve Kırca
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Güner Sümer'in tiyatroları ve tiyatroculuğu

Güner Sümer, ilerici toplumcu hareketin yanında olan bir sanatçı olması dolayısıyla tiyatro eserleri de bu doğrultuda şekillenmiştir. Sümer, oyunlarının dinamiğini orta tabakadan seçtiği, küçük insanının mücadelesi üzerine kurmuştur. Sümer'in yönetmenlik alanında daha çok ön plana çıkması diğer çalışmalarının gölgede kalmasına sebep olmuştur. Bu tezin yazılmasındaki amaç, Güner Sümer'in tiyatro eserlerinin yapı ve muhteva bakımından incelenmesi ve bu yolla onun tiyatro edebiyatımıza katkısını gözler önüne sermektir. Bu tez, sanatçıya ait tüm tiyatro eserlerini ihtiva eden ve oyunları her yönüyle inceleyen ilk çalışma olması bakımından özgün bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: tiyatro, edebî tahlil, oyun yazarlığı, Güner Sümer.

Türk edebiyatıTürk tiyatrosu
Dilek Tuğçe Çalışkan
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Balkan Antantı ve Türk Edebiyatı: Cumhuriyet devrinde Balkanlara dönük edebiyatın doğuşu ve gelişmesi

1930'ların kültür ve sanat hayatı gözden geçirildiğinde, Türk edebiyatında Balkanlara yönelik yeni bir ilginin oluşmaya başladığı görülmektedir. 1930 başlarında imzalanan Balkan Antantı ve çeşitli ikili anlaşmaların ardından başlayan büyük Balkan göçlerinin de tesiriyle, Türkiye kamuoyunda Balkanlara yönelik ilginin had safhalara ulaştığını söylemek mümkündür. Dönem boyunca ortaya çıkan gelişmeler gerek yönetici sınıflar, gerekse halk üzerinde Balkanlara yönelik ilgiyi beslerken, Osmanlı dönemine ait yaşanmışlıkları gün yüzüne çıkarmaya ve ortak hafızayı harekete geçirmeye başladığı görülmektedir. Bu gelişmeler aradan fazla bir zaman geçmeden edebiyata da yansımış, Balkanlara yönelik sayısız inceleme ve araştırmaya, makale yazımına, seyahatnamelere vücut vermiştir. Bunun yanı sıra doğrudan edebî verimler olarak şiir, hikâye ve roman alanında da dikkate değer gelişmeler kaydedilmiştir. İlgili dönem şimdiye kadar uluslararası ilişkiler ve Cumhuriyet tarihi bağlamında ele alınmış olmakla beraber, dönem içi gelişmelerin edebiyata yansıması bakımından müstakil bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı görülmektedir. Bu bakımdan, 1930'larla İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem arasında gerek önemli edebiyat-sanat dergilerinde ve gerek kitap olarak yayımlanan edebî verimlerin tespiti üzerinden Balkanlara yönelik edebiyatın boyutlarının ele alındığı bu tezde, dönem boyunca ortaya çıkan inceleme, makale, seyahatname, şiir, hikâye ve roman türündeki eserler topluca değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Balkan Antantı, Balkan Göçleri, Balkanlara yönelik edebiyat, Balkan dillerinden tercümeler.

Balkan AntantıCumhuriyet DönemiEdebi eserler+5
Saadet Çetin
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi (1953-1957) inceleme-dizin

Bilindiği gibi 1950'lerin başında Türkiye'deki siyasi ortam köklü şekilde değişir. Bu değişim toplumun pek çok alanı gibi kültür, sanat ve edebiyat ortamlarını da etkilemiştir. Örneğin çok partili dönemin başlaması ile sanat ve edebiyatta çok sesliliğin geliştiği ifade edilebilir. Özellikle genç kesimin çıkardığı çok sayıda dergi bu ortamı zenginleştirir. Ancak çıkan dergilerden pek çoğu da kısa sürede kapanır. Böyle bir ortamda İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi Mehmet Kaplan öncülüğündeki geniş kadrosu ile edebiyat ve fikir dünyasında dikkat çeker. Mümtaz Turhan, İbrahim Kafesoğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Sait Faik Abasıyanık, Âsaf Hâlet Çelebi, Tarık Buğra gibi sanat ve bilim alanının önemli isimleri derginin kaliteli içeriğinde pay sahibidir. Buna rağmen derginin akademik ortamda günümüze dek gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul Sanat ve Edebiyat, Kasım 1953'ten Şubat 1957'ye dek otuz dokuz sayı devam eder. Bu dönemde, ülkenin hemen her alanda tesiri altında kaldığı koşulsuz Batılılaşma fikrine alternatif getirmeye çalışır. Türk-İslam-Batı sentezi şeklinde ifade edilebilecek düşüncesini yalnız teklif etmekle kalmaz. Düşünce ve sanat alanındaki yazılı ve görsel metinleri ile bu yaklaşımı tatbik eder. Bu sayede İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi, Türkiye'nin modernleşme sürecinde izleri görülen söz konusu sentez teorisine Cumhuriyet sonrası dönemde canlı, yenilenmiş ve incelemeye değer bir örnek sunar. Anahtar Kelimeler: İstanbul Sanat ve Edebiyat, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, 1950'lerde edebiyat ortamı, Turgut Atasoy.

DergilerEdebi eserlerEdebiyat dergisi+4
Fatih Akbay
TOBB Economics and Technology University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında İstanbul imgesinin teşekkülü (1930-1945)

Mütareke ve ilk Cumhuriyet yılları edebiyatında İstanbul'un olumsuz imajlarla anlatıldığı hatta arka plana itildiği görülür. Cumhuriyet döneminde Ankara'nın başkent olması ile dikkatler İstanbul'un üzerinden uzaklar ve böylece kuvvetli bir Anadolu edebiyatı başlar. Millî Mücadele döneminde işgal altında bulunan dışarıda kalan İstanbul ötelenirken, Ankara ve Anadolu ziyadesiyle ön plana çıkar. Fakat bu edebi algılama en fazla sekiz-on yıl devam eder. 1930'lardan sonra Bergson felsefesi ve Freud psikolojisinin devreye girmesi sonucunda İstanbul algılaması alt üst olur. Nitekim 1930 ortalarından itibaren İstanbul Türk edebiyatında tekrar merkeze oturmaya başlar. Dolayısıyla 1930'lardan itibaren şiir ve nesirler üzerinden İstanbul merkezli yeni bir edebiyat doğar. Başlangıçta Abdülhak Şinasi Hisar'ın hatıra metinleri ile harekete geçen bu duyarlık, Yahya Kemal'in 1930 ortalarında ve 1940 başlarında yazdığı şiirlerle döneme hâkim bir hava yaratır. Bunları A. Ş. Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'i gibi eserler takip eder. Bu gelişmeler ayrıca dönem şiirini ziyadesiyle etkisi altına alır. Dolayısıyla dönem edebiyatında İstanbul'u merkez alan, onu yücelten yeni bir duyarlılığın harekete geçtiği ortaya çıkar. Şiir, müzik, tarih ve tabiat gibi çeşitli unsurların iç içe geçmesi ile izah edilebilecek bu yeni algılama biçimi, hem edebiyatın içine girdiği yeni bir dönemi bize haber vermekte, hem de bugün bir hayli yaygınlaşmış bulunan şehir tefekkürünün arka planının tanınmasına fırsat vermektedir. Kültür, düşünce ve sanat hayatı açısından önem arz eden bu yeni algılamanın doğuşu, oluşumu ve gelişmesi tezin temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstanbul İmgesi, Mütareke ve Cumhuriyet Döneminde İstanbul, 1930-1945, Bergson.

EdebiyatTürk edebiyatıİmaj+3
Hale Gülru Gürkanlı Kutlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Okay ve eserleri

Orhan Okay edebiyat tarihçiliği ve tenkitçiliğinin yanında önemli bir akademisyen ve düşünce adamıdır. Vefatına kadar geçen süre zarfında Yeni Türk edebiyatı alanına önemli bilimsel çalışmaların yanı sıra yüzlerce makale, tenkit ve denemeler, hatıra metinleri kazandırmıştır. Akademisyenliğinin dışında üretken bir yazar olan Orhan Okay, Nurettin Topçu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan gibi önemli isimlerden etkilenmiştir. Hocası Mehmet Kaplan'dan edindiği metodik tutuma bağlı kalarak bilimsel çalışmalarını şekillendirmiştir. Kaleme aldığı bilimsel metinler ve sanat verimleri okuyucular üzerinde tesir meydana getirirken, dil ve üslûp özellikleriyle de ayrıca dikkat çekerler. Akademik sahada şimdiye kadar yapılan çalışmalarda Orhan Okay'ın genellikle biyografisinin ve eğitim anlayışının incelendiği görülmektedir. Buna karşılık onun bilim ve sanata dair eserleri ve makaleleri özel olarak incelenmemiş; etkilendiği düşünür ve hocalar, yaşadığı değişim ve kırılmalar detaylı bir şekilde ele alınmamıştır. Yaptığımız çalışmada Orhan Okay'ın biyografisinin yanı sıra bilim ve sanat çalışmaları esas alınmış, onlar üzerinde yoğunlaşılmıştır.

Edebi eserlerOkay, OrhanTarihçilik+2
Seda Nur Uzel
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi edebiyat dergilerinde edebiyat eleştirisi (1928-1940)

Edebiyat eleştirisi, Tanzimat Dönemi'yle birlikte Türk edebiyatına giren bir tür olarak edebî faaliyetlerin değişim ve gelişimini besleyen bir alan olmuştur. 19 ve 20. yüzyılda çıkan edebiyat dergileri, edebiyat dünyasının canlılığını yansıtan panoramik bir görüntü sunmaktadır. Dolayısıyla edebî yönelişlerin en uygun şekilde takip edebileceği ortam edebiyat dergileridir ve edebiyat dünyasının gelişiminde eleştirinin etkisi çok önemlidir. 1928-1940 yılları arasında çıkarılan edebiyat dergileri üzerinden inceleme yapılmasının sebebi ise 1928 yılında Harf İnkılabı'nın gerçekleştirilmesi ve 1940 yılına kadar çok hareketli toplumsal ve edebî hayatın varlığının eleştiri türüne de yansımış olmasıdır. 1940 yılıyla incelemenin sonlandırılmasının sebebi ise İkinci Dünya Savaşı'nın toplumsal, ekonomik etkisinin yanında edebiyatta büyük kırılmaların başlangıcı oluşudur. Bu çalışma kapsamında 1928-1940 yılları arasında çıkarılan başlıca edebiyat dergileri üzerinden roman, şiir, tercüme ve eleştiri türleri üzerine yapılan tenkit içerikli yazılar incelenmektedir. Ayrıca bu çalışmada münekkitlerin üzerinde tartışmaya değer gördükleri bazı yazar ve şairler hakkındaki düşünceleri değerlendirildikten sonra münekkitlerin ve dönemin tenkit üslubu üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmayla Cumhuriyet Dönemi'nin edebiyat sahasındaki yansımaları ve edebiyat eleştirisinin gelişimi ile özellikleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmaktadır.

Cumhuriyet DönemiDergilerEdebi eleştiri+3
Şeyma Dayı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Daniel Defoe'nun Moll Flanders ve Namık Kemal'in İntibah romanlarında günahkar kadın temsilleri

Gender studies emerged in the 1980s and 1990s and gender began to be discussed in greater detail in academia. Gender studies is an interdisciplinary field focusing on women, gender identity, and representations in general. Women who live in patriarchal societies and are exposed to unfair attitudes have begun to think about their identity, purposes in their life, expectations from life, and their status in community. Society determines whether a woman is moral and immoral. This thesis examines fallen women representations, their features and their literary, religious, and historical backgrounds by providing literary and mythological examples. Mahpeyker is a fallen woman character in the novel İntibah which Namık Kemal wrote in 1876 and is one of the first example of Turkish novel that shows how fallen women are viewed by the society. To understand fallen women's point of view, Moll, a fallen woman character in the novel Moll Flanders, which Daniel Defoe wrote in 1722, was examined. This thesis explores how and why a woman is called a fallen or femme fatale by male-oriented societies in literary works.

Defoe, DanielWomenComparative literature+6
Zeynep Esra Altuntaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sezai Karakoç'un düşünce yazılarında yer alan değerler

Geniş kitleleri düşünceleriyle etkileyen Sezai Karakoç; kültür, sanat, edebiyat, eğitim, siyaset gibi alanlar ile ilgili farklı türlerde eserler kaleme almıştır. Bu araştırmanın amacı Sezai Karakoç'un düşünce yazılarının değer iletimi açısından önemini ortaya koymaktır. Sezai Karakoç'un düşünce yazılarında yer alan değerlerle ilgili iletileri saptamaya yönelik olarak, tarama modelleri yönteminin ve doküman inceleme tekniğinin kullanıldığı nitel bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın evreni Sezai Karakoç'un düşünce yazılarının yer aldığı 27 düşünce eseridir. Evrenin tamamı çalışma grubunu oluşturmaktadır. Alan-yazın taraması sonrasında, tarama modelleri yöntemi ve doküman incelemesi tekniği kullanılarak fişlenen veriler üzerinde betimsel analize gidilmiştir. Sezai Karakoç'un düşünce yazılarında yer alan toplamda 305 olmak üzere 29 farklı değerin yer aldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Sezai Karakoç'un düşünce yazılarının değer iletimi açısından önemli bir yere sahip olduğu ve bu eserlerin değerler eğitimi kapsamında değerlendirilebilineceği söylenebilir.

Değerler eğitimiEdebi eserlerFelsefi düşünce+4
Yusuf Güzel
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Süleyman Fâik mecmuası (Transkripsiyonlu metin inceleme, 1b-55a)

Arapça "toplama, bir araya getirme" anlamında kullanılan ve "cem" kökünden türemiş "mecmua" kelimesi, "toplanmış, bir araya getirilmiş" anlamlarına gelmektedir. Terim anlamı olarak ise farklı şairlere ait çeşitli şiirlerin bir araya getirilmesiyle oluşan eserlerin genel adıdır. Mecmualar Eski Türk Edebiyatı'mıza önemli katkılar sağlamaktadır. Bu çalışma, Süleyman Fâik tarafından kaleme alınan İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde NECTY09577 demirbaş numarasıyla kayıtlı olan Mecmua-i Süleyman Fâik adlı eserin [1b-55a] numaralı varakları üzerine yapılmıştır. Manzum ve mensur bölümlerden oluşan eser, karışık mecmualar grubunda değerlendirilmektedir. Mecmuada edebiyat, tarih, musiki, tasavvuf ve dönemin sosyal hayatı ile ilgili çeşitli bilgiler yer almaktadır. Çalışmamızda, mecmua tanıtıldıktan sonra eserin manzum ve mensur bölümleri incelenmiştir. Ardından mecmuanın çeviri yazılı metni verilmiştir.

DergilerEdebi metinlerEdebiyat dergisi+2
Emre Karanfil
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yahya Kemal Beyatlı'nın "Kendi Gök Kubbemiz" adlı şiirinde kelime grupları

Kelimeler, bireyler arasındaki iletişimin temelini oluşturan unsurlardır. Bu unsurlar yazılı ve sözlü iletişimin gelişmesiyle varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Fakat iletişimin gelişmesiyle kelimeler, duygu ve düşünceyi ifade etmekte yetersiz kalmıştır. Bu yüzden insanlar kelime gruplarını kullanmak durumunda kalmışlardır. Bu çalışmamızda Yahya Kemal Beyatlı'nın "Kendi Gök Kubbemiz" adlı şiir kitabındaki kelime grupları incelenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yahya Kemal Beyatlı'nın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde kelime grupları hakkında genel bilgiler verilmekle beraber araştırmacıların görüşleri açıklanmış ve görüş farklılıkları belirtimiştir. Üçüncü bölümde şiirdeki kelime grupları çözümlenerek değerlendirilmiştir.

Beyatlı, Yahya KemalDilbilgisiDilbilim+5
Zafer Korkmaz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı kitabının çocuk edebiyatının temel ilkeleri bakımından incelenmesi

Masal türü, halk edebiyatı alanında çocuk eğitimine katkıları ile ön plana çıkan ürünlerden biridir. Masalların çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından incelenmesi, son yıllarda birçok araştırmacının akademik araştırma alanlarından biri olmuştur. Bu araştırmada ünlü masal araştırmacısı Naki Tezel tarafından derlenmiş masallardan oluşan "Türk Masalları" adlı eserin biçim ve içerik özellikleri çocuğa görelik ilkesi başta olmak üzere çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada, örneklem grubunda yer alan ve Naki Tezel tarafından derlenerek "Türk Masalları" adlı kitapta toplanan elli dört adet masal, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Masalların çözümlemesi; tasarım ve içerik özellikleri başlıkları altında gerçekleştirilmiştir. Tasarım özellikleri bölümünde masalların kapak, sayfa, punto, resim, boyut nitelikleri ele alınmış; içerik özellikleri başlığında masallar konu–kurgu, izlek– tema, ileti, dil ve anlatım, eğitsel ve yazınsal ilkeler karakter ve çevre özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Çözümlemeler çerçevesinde Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı VI eserinde yer alan masalların genel olarak çocuk okurlara okuma alışkanlığı kazandırabilecek ve estetik zevk verecek nitelikte olduğu fakat bazı masalların gerek tasarım gerekse de taşıdığı eğitsel değerler açısından çocuğa görelik prensibine ters düştüğü tespit edilmiştir.

EdebiyatEğitimMasallar+6
Erhan Kılıçaslan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ayfer Tunç'un romanlarında kullanılan anlatım teknikleri

Türk edebiyatında tahkiye geleneği, Tanzimat'tan önce sözlü edebiyata dayanmaktadır. Tanzimat edebiyatı ile 'tahkiye geleneği' 'anlatma sanatı'na dönüşmüş ve daha sonra modern anlamda 'anlatım tekniği' halini almıştır. Romancılar, kurgusal metinlerini oluştururken en az konu kadar anlatılanı aktarma şekline de özen göstermişlerdir. Özellikle modern çizgide roman yazma geleneğinin gelişmesinden sonra anlatım tekniklerinin kullanılması oldukça yaygınlaşmıştır. Ayfer Tunç, roman yazma tekniğini yaygın olarak tercih eden yazarlardan biridir. Şu ana kadar altı roman yazan Tunç, eserlerinin hepsinde bilinçli olarak anlatım tekniklerini kullanmıştır. Bu çalışmada Tunç'un Kapak Kızı, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, Yeşil Peri Gecesi, Suzan Defter, Dünya Ağrısı, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura romanlarında kullanılan anlatım teknikleri örneklerle açıklanmaktadır. Tunç; romanlarındaki olay örgüsünü, gelişi güzel ya da klasik bir üslupla aktarmaktan ziyade farklı biçimlerle okura sunmayı benimsemektedir. Çalışma, iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar Türk edebiyatında roman merkeze alınarak 'tahkiye geleneği'nde ve 'anlatma sanatı'nda meydana gelen değişiklikler ile modern anlatım tekniklerinin gelişme süreci açıklanmıştır. Birinci bölümde, Ayfer Tunç'un hayatı, edebi kişiliği, eserleri yer almaktadır. İkinci bölümde, anlatım teknikleri açıklanmıştır. Her başlıkta ele alınan 'anlatım tekniği'i teorik olarak açıklandıktan sonra roman metinlerinden örnekler verilerek sağlam bir zemine oturtulmuştur. Sonuç kısmında ise Ayfer Tunç'un eserlerinde kullandığı anlatım tekniklerinin hangileri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tahkiye Geleneği, Ayfer Tunç, Anlatım Teknikleri, Postmodernizm

Anlatım teknikleriPostmodernizmRoman+3
Beşir Erdem Gönüllü
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında diriliş ekolü ve Ali Haydar Haksal

"Türk Edebiyatında Diriliş Ekolü ve Ali Haydar Haksal" adlı bu çalışmada birçok şair ve yazarı etkileyen ve edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakan Sezai Karakoç'un, Diriliş Dergisi etrafında oluşturduğu kitlenin günümüze kadar oluşturduğu ekol ve bu ekole bağlı olan Ali Haydar Haksal'ın şiirlerindeki Diriliş ve Sezai Karakoç'un etkileri kanıtlanmaya çalışıldı. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Diriliş ekolünün kurucusu Sezai Karakoç'un hayatına, sanat ve edebi anlayışına yer verilmiştir. Bu çerçevede kapsamlı bir dünya tasavvuru olan Diriliş düşüncesinin medeniyet, inanç ve sanat gibi alanlara dair bakış açısı ele alınmıştır. İkinci bölümde Türk edebiyatında Diriliş ekolü incelenerek Diriliş dergisi üzerinde yoğunlaşılmıştır. Diriliş ekolünün genel çerçevesi çizildikten sonra bu ekolün etkilediği önemli isimler üzerinde durulmuştur. Bu isimlerden Diriliş ekolünün genel çerçevesine bağlı kalarak farklı oluşumlar içine girenler de ayrı olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Diriliş ekolünün günümüz gençleri üzerinde etkin rol oynayan Ali Haydar Haksal'ın şiirleri ve poetikası Diriliş bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, Diriliş, Ekol, Dergi, Ali Haydar Haksal

DirilişHaksal, Ali HaydarTürk edebiyatı+1
Kübra Özkan Solmaz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ferit Edgü'nün kısa hikâyelerinde söz dizimi incelemesi

Bu çalışma, Ferit Edgü'nün öykülerinin dil ve üslubunu söz dizimi bakımından incelemeyi ve sonuç olarak yazarın dili hakkında değerlendirmelerde bulunmayı amaçlamaktadır. Edgü'nün "Leş toplu öyküler" eserinin incelenmesi Türkçenin sözdizimsel işleyişinin betimlemesine katkı sağlayacaktır. Çalışmanın kapsamını Edgü'nün 1953-2002 yılları arasında yazdığı öykülerini içeren "Leş toplu öyküler" kitabı oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda belge inceleme ve fişleme yöntemi ile kelime gruplarının sınıflandırılması ve adlandırılması, cümlede yüklem, özne, nesne, zarf tümleci, yer tamlayıcı ögeleri belirleyen kıstasların neler olduğu üzerinde durulmuştur. Cümleler, yüklemine, anlamına, unsurlarının sıralanışına göre gruplara ayrılıp Ögelerine ayrıldıktan sonra kelime grupları kendi içerisinde tasnif edilip cümle içerisindeki kullanışları dikkate alınarak incelemelerde bulunulmuştur. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı ve önemine değinilmiş ve sonrasında Ferit Edgü'nün hayatı, sanat anlayışı ve eserleri ele alınmıştır. Kelime Grupları bölümünde söz konusu gruplar hakkında bilgi verilmiş, bu gruplar ele alınırken cümlede hangi görevle kullanıldıkları öykülerden örneklerle gösterilmiştir. Cümle bölümünde, cümlelerin sınıflandırılması konusunda bazı araştırmacıların görüşlerine yer verilip, cümleler türüne, yerine, yapılarına ve anlamlarına göre değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise Ferit Edgü'nün dili ve üslubu hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç olarak, Ferit Edgü'nün gelecekteki insanın kaygılarına yer verirken biçimsel ve dilsel olarak zengin bir anlatım tekniğinden yararlandığı görülmüştür. Yapıtlarında ses, biçim, anlatım, kurgu biçimsel ve dilsel kaygıların kendine has olması, olay ve durumları anlatırken gereksiz tek bir sözcük kullanmaması ve yapmacıklıktan uzak durması Edgü'nün dilinin öne çıkan biçimsel özelliklerindendir.

Dil bilgisiDil bilimEdgü, Ferit+4
Betül Eği
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumcu gerçekçi Türk romanında mekân (1940-1980)

Dünyaya yön veren düşüncelerden biri olan Marksizm, sanat alanında da etkili olmuştur. Marksizm'e göre sanat üst yapının bir ürünüdür. Üst yapı ürünü olan sanat, toplumun asıl dinamik kitlesi olan proletaryanın eğitilmesinde ve devrimci bilince ulaştırılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu anlayış çerçevesinde özellikle SSCB'de ortaya çıkan ve kendini toplumcu gerçekçi olarak tanımlayan sanat anlayışı, Marksizm'in güdümünde olmuştur. Güdümlü bir sanat anlayışı olan toplumcu gerçekçiliğin ürünlerinden olan roman da bu anlayış çerçevesinde şekillenmiştir. Ülkemizde özellikle II. Dünya Savaşı sonrası toplumcu gerçekçi anlayış edebî hayatımızda önemli bir yer teşkil etmiştir. Bu çalışmamızda Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi romanda mekânın nasıl şekillendiği incelenmiştir. 1940-1980 yılları arasındaki belirlenen toplumcu gerçekçi romanlar incelenmiş, bu romanlardaki mekânın daha iyi anlaşılması için yazarın kısa biyografisi ve edebî anlayışı da ortaya konmuştur. Romanda olayı şekillendiren, romanın ana unsurlarından bir öge olan mekân, toplumcu gerçekçi anlayışta da güdümlü bir şekilde kullanılmıştır. Sömürü mekânları ön plana çıkarılmış; işçi, köylü ve halk tabakasının sıkıntılarını daha iyi anlatacak mekânlar seçilmiştir. Mekân içinde sıkışan insanlar bir bilinmezliğe doğru yola çıkmış veya umutlu bir gelecek için mücadele verilen mekânlar içinde tasvir edilmiştir. Bu romanlarda mekân olgusunun dönemin sosyo-ekonomik durumundan etkilendiği görülmektedir. 1940'lı yıllardan sonra başlayan köy, sonrasında sanayileşme ve şehir hayatı beraberinde gecekondulaşma gibi sosyal problemleri meydana çıkaran mekânların toplumcu gerçekçi romanda mekân olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu çalışmada incelenen romanlarda mekân kullanımı, mekânın toplumcu gerçekçi anlayıştaki özellikleri ve şekillenişi tespit edilmeye çalışılmıştır.

Edebi eserlerMekanRealizm+4
Yunus Nasır
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tasavvufta ilâhî aşk: Sultan Memdûh Tillovî'nin Dîvânü'l-Münîbî örneği

Aşk, tasavvuf geleneğinde ilgiyle karşılanan kavramlardan biri olmuştur. Bu kavram özellikle Ahmed el-Gazzâlî (v. 520/1126) ve sonrasındaki sûfîler tarafından sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Sûfîler, aşkı genellikle ilâhî olma yönüyle ele almışlardır. Bu konudaki düşüncelerini eserlerinde belirtmişlerdir. Sûfîlerin aşka dair yazdıkları gerek nesir gerek nazım türündeki eserler geniş bir literatür meydana getirmiştir. Eserlerinde ilâhî aşk konusuna geniş yer ayıran sûfîlerden biri de Sultan Memdûh Tillovî'dir (v. 1263/1847). Sultan Memdûh, Siirt'in Tillo ilçesinde yaşamış olup İsmâil Fakîrullah'ın (v. 1147/1734) torunu ve Erzurumlu İbrâhim Hakkı'nın (v. 1194/1780) talebesidir. Tamamı manzum olup Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerden oluşan geniş bir külliyatı vardır. Bu çalışmada Sultan Memdûh'un ilâhî aşk anlayışı Dîvânü'l-Münîbî bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Sultan Memdûh'un hayatı ve eserleri hakkındaki bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde tasavvuf geleneği çerçevesinde aşk kavramı incelenmiş, sûfîlerin aşk kavramına bakışları ele alınmış ve bazı sûfîlerin ilâhî aşk anlayışları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde de Sultan Memdûh'un ilâhî aşk anlayışı Dîvânü'l-Münîbî'de geçen şiirlerden hareketle ele alınmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler sonuç kısmında aktarılmıştır.

AşkDini edebiyatEski Türk edebiyatı+5
Muhammed İkbal Ekinci
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Kütüphanede kayıtlı 06 Hk 3656 şiir mecmûasının MESTAP'a göre tasnifi (1-70) (İnceleme–metin)

Çalışmamız Milli Kütüphane'de 06 Hk 3656 numarayla kayıtlı şiir mecmuasıdır. Mecmûaların günümüzdeki karşılığı şiir antolojileridir. Klasik Türk edebiyatının önemli bir kaynağı olan bu el yazması şiir mecmuaları edebiyat araştırmacılarının başvurdukları önemli eserlerdir. Bu çalışmamız Milli Kütüphane - Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinde Mecmûa-i Eş'ar adıyla 06 Hk 3656 dvd numarasıyla kayıtlı olan şiir mecmuasının 1-70. sayfaları arasının incelenmesi ve Mecmûaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifinden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümü "Giriş" bölümünde mecmuanın tanımı yapılıp önemine değinildikten sonra MESTAP hakkında bilgi verilmiştir. "Birinci bölüm"de ise mecmûanın şekil ve muhteva bakımından tanıtımına yer verilmiştir. "İkinci bölüm"de, mecmûanın çeviri yazılı metni yer almaktadır. "Üçüncü bölüm"de mecmûadaki şiirlerin MESTAP'a göre tasnifi yapılmıştır. "Dördüncü bölüm"de ise mecmûada yer alan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir.

Divan şiiriEdebiyatEski Türk edebiyatı+4
Ömer Çelepkolu
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ferit Edgü'nün romanlarında söz varlığı

Ferit Edgü çok okunan ve okur sayısı gün geçtikçe artan yazarlarımızdandır. Edgü, edebiyatımızda minimal (küçürek) roman ve öyküleriyle ön plana çıkmış bir yazardır. Eserlerinde daha çok yalnızlık ve yabancılaşma konularını işlemiştir. Varoluşçu felsefenin etkisiyle yazılarını kaleme alan Edgü, bilinç akışı tekniğine çok sık başvurmuştur. Bu da onun roman ve öykülerine düşsel bir nitelik katmıştır. Sıra dışı bir anlatım tekniği ve dili olan Edgü hakkında birçok makale, tez çalışması ve yazı yazılmıştır. Sadece bu bile yazarımızın çok benimsendiğini ve okunduğunu gösterir. Bu tez çalışması Ferit Edgü'nün romanlarını söz varlığı açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Yazarın romanlarıyla ilgili herhangi bir söz varlığı çalışması yapılmamış olması bu çalışmayı önemli kılmaktadır. Bu nedenle çalışmamızın kapsamı yazarın romanlarıyla sınırlı tutulmuştur. Edgü'nün roman türünde yazdığı "Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı", "O/ Hakkâri'de Bir Mevsim" ," Kimse" ve "Yaralı Zaman" adlı eserlerinin söz varlığı açısından incelenmesi yazarın eserlerindeki dili anlamamıza ve Türkçe'nin söz varlığını belirlemesine katkı sağlayacaktır. Bunun için Edgü'nün romanlarının söz varlıkları doküman incelemesi ve fişleme yöntemiyle belirlenmiş ve bu veriler tablo halinde sunulmuştur. Birinci plandaher romandaki söz varlıklarının geçtiği cümleler tespit edilmiş daha sonra her söz varlığı kümesi için tablolar oluşturulup tablolarda söz varlıklarının sıklık ve sayfa sıraları gösterilmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde Edgü'nün romanlarının çok zengin bir söz varlığına sahip olduğu, yazarın eserlerini az sözcük kullanarak yazdığı halde Türkçeyi çok ustaca kullandığı görülmüştür.

Dil bilgisiDil bilimEdgü, Ferit+4
Fevzi Doğan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Kütüphane'de kayıtlı 06 Hk 252/1 numaralı Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id (1a-50b) (Metin-inceleme-MESTAP'a göre tasnif)

Mecmualar, derleyicisi tarafından farklı özelliklerdeki metinlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan eserlerdir. Derleyicinin edebî zevkini, kültür ve birikimini yansıtan mecmualar, oluşturuldukları dönemin estetik ve edebî zevkini de yansıtmaları bakımından oldukça önemli eserlerdir. Günümüzde antolojiye tekabül eden bu eserler, klasik Türk edebiyatının en önemli kaynakları arasında yer alırlar. Mecmualar dönemin beğenilen şairlerini ve divanı olmayan şairlerin şiirlerini bulmakta araştırmacılara kolaylık sağlarlar. Çalışmamızın konusunu oluşturan "Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id", Milli Kütüphane'de 06 Hk 252/1 numarasıyla kayıtlıdır. Çalışmamızın giriş bölümünde mecmua, şiir mecmuaları, mecmuaların edebiyat tarihi açısından önemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde mecmuanın şekil ve muhteva özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde mecmuanın transkripsiyonlu metnine, üçüncü bölümde "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi"ne (MESTAP) göre tasnifine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise mecmuada adı geçen şairlerin biyografileri yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Şiir, Divan Şiiri, Mecmua, Şiir Mecmuası, Milli Kütüphane 06 Hk 252/1, MESTAP.

Eski Türk edebiyatıMecmu'atü'l-FevayidMecmu`a-i Eş`ar+3
Emine Duranay Yılmaz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Kütüphane'de kayıtlı 06 Hk 252/1 numaralı Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id (51a-99a) (Metin-inceleme-MESTAP'a göre tasnif)

Kütüphanelerde Şiir Mecmuası, Mecmûʿa-i Eşʿâr, Mecmuatü'l-Eşʿâr başlığıyla kayıtlı olan mecmualar, Klasik şiirimize ait çeşitli nazım şekilleri ve türlerin derlenmesiyle oluşturulmuş eserlerdir. Çalışmamızın konusunu, Ankara Milli Kütüphane'de "Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id" adıyla 06 Hk 252/1 arşiv numarasında kayıtlı olan şiir mecmuasının (51a-99a) incelenmesi ve "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP)" göre tasnifi oluşturmaktadır. Çalışmamızda mecmua ayrıntılı olarak tanıtılmış ve çeviri yazılı metni verilmiştir. Çeviri yazılı metinde, mecmuadaki şiirler şâirlerin neşredilmiş divanlarındaki şiirlerle karşılaştırılmıştır. Tespit edilen farklılıklar dipnotlarda gösterilmiştir. Çalışma, giriş ve dört bölümden oluşmuştur. "Giriş" bölümünde mecmua kavramının tanımı ve mecmuanın özellikleri ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. "Birinci Bölüm"de, tez konumuzu oluşturan mecmua, şekil ve muhteva hususiyetleri bakımından tanıtılmıştır. "İkinci Bölüm"de ise bu mecmuanın çeviri yazılı metnine yer verilmiştir. "Üçüncü Bölüm"de, şiir mecmuası için "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)" tablosu verilmiş, "Dördüncü Bölüm"de, mecmuda yer alan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir.

Eski Türk edebiyatıMecmu'atü'l-FevayidMecmu`a-i Eş`ar+3
Derya Tuna
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarında çocuğa görelik ilkesi ve erdemler

Geçmişten günümüze çocuk eğitimi konusunda yüzbinlerce eser kaleme alınmıştır. Bu eserlerin önemli bir kısmını ise, çocuk hikâye ve romanları oluşturur. Çocuk konusuna önemle yer veren yazarlardan birisi de Ahmet Mithat Efendi'dir. Ahmet Mithat Efendi, her eserinde okuyucusuna mesaj olarak, alınması gereken bir ders vermek ister. Bu mesajlarını bazen kahramanları vasıtasıyla bazen de kendisi bir yazar olarak vermeye çalışır. Kimi zaman da tercihi okuyucuya bırakır. Yine erdemli insan yetiştirmek her toplumda önemsenen bir konudur. Bu öneminden dolayı son yıllarda bu alanda birçok akademik çalışma yapılmıştır. Bu sahada bizim de bir katkımız olsun diye Ahmet Mithat Efendi'nin bir kısım romanlarındaki Erdem konusu bu açıdan incelemeye tabi tutulmuştur. Romanlarda tespit edilen erdemler, çocuğa görelik olarak da değerlendirilmiştir. Konunun kapsamı da göz önünde bulundurularak Ahmet Mithat Efendi'nin on romanı temel alınmıştır. İncelemeye esas alınan romanlar şunlardır: Felatun Bey ile Rakım Efendi, Hüseyin Fellâh, Paris'te Bir Türk, Acâyib-i Âlem, Diplomalı Kız, Bahtiyarlık, Dürdane Hanım, Vah, Hayret, Demir Bey yahut İnkişaf-ı Esrar. Bu çerçevede tezimizin konusu Ahmet Mithat Efendi'nin Romanlarında Çocuğa Görelik İlkesi ve Erdemler olarak belirlendi. Çalışma, Ön Söz ve Girişten sonra iki bölüm, sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Ön Sözde çalışmanın amacı belirlenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde tezin amacı, önemi, materyal ve yöntemi konusunda kısaca bilgiler verilmiştir. Burada yine çalışmanın sağlam bir temele oturması için "Öncesinde Yapılmış Olan Akademik Çalışmalar" alt başlığıyla bu sahada önceden yapılmış olan tüm akademik çalışmalara da bir başlık açılarak onlar hakkında da kısaca bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünün üst başlığı "Kavramsal Çerçeve"dir. Alt başlıklarda ise "Ahmet Mithat Efendi ve Roman", "Çocuk Kitaplarının Taşıması Gereken Özellikler", "Romanların Çocuk Eğitimine Katkısı" ve "Çocuğa Görelik İlkesi" yer almaktadır. Hem giriş kısmında hem de bu bölümde çalışmanın teori kısmı oluşturulmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci kısmının üst başlığı "Erdemler ve Çocuğa Görelik" şeklinde oluşturulmuştur. Eser incelemesi kısmındaki bu bölümde, Erdemler ve Çocuğa Görelik genel başlığı altında elde edilen asıl malzeme tasnif edilip tahhlil edilmiştir. Erdemler ve çocuğa görelik konusu; Adalet, Azim, Cömertlik, Paylaşma, Dayanışma, Kardeşlik, Yardımlaşma, Dostluk, Dürüstlük, Güven, Ahlaklı Olma, Saygı, Sevgi ve Vefa şeklinde bir tasnife tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular bu başlıklar çerçevesinde yorumlanmıştır. Yine bu tasnifte yer alan kelime ve kavramların anlam ve önemine de kısaca değinildikten sonra bu konuların, incelemeye esas alınan romanlarda, nasıl işlendiği tespit edilip irdelenmiştir. Sonuç ve öneriler kısmında ise elde edilen tüm bulgular vurgulanmış ve bu konuda yapılması gerekenler de birer öneri olarak tüm akademik camianın dikkatlerine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat, Roman, Hikâye, Edebiyat, Çocuğa Görelik, Erdem, Eğitim.

Ahmed Mithad EfendiEdebi eserlerErdem+6
Ömer Timur
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Namık Kemal ve Süleyman Nazif'in şiirlerinde vatan mefhumu

Namık Kemal ve Süleyman Nazif'in vatan mefhumuna bakış açılarının şiirlerinde olan yansımalarının ele alınacağı bu çalışmada bu iki güçlü şairin hususi hayatlarından başlayarak aldıkları eğitim, mizaçları - manevi dünyaları ve bunlara tesir eden hususlar, savundukları fikirler, dâhil oldukları topluluklar, "vatan" odaklı şiirlerinden bölümler ve bunlara dair açıklamalar şeklinde ele alınacaktır. Çalışmanın planı bu şekilde oluşturulurken Kemal'in, Nazif üzerinde oluşturduğu tesir de gözler önüne serilmeye çalışılacaktır. Tabii bütün bu çalışmaların odağında hep vatan mefhumunun bu iki şairimizde uyandırdığı izlenimler, düşünceler olacaktır. Namık Kemal'in, Süleyman Nazif'ten daha önce yaşamış olmasından ötürü çalışmanın her aşamasında Namık Kemal önce olacaktır. Başlangıçta Kemal ve Nazif'in hususi hayatları aile ve eğitimleri odaklı incelendikten sonra edebiyatımızdaki yerleri, Kemal'in Nazif üzerindeki etkileri aktarılırken, son bölümde ise yine vatan odaklı şiirlerinden karşılaştırmalı parçalar ve bunların açıklanması ve yorumlanması şeklinde bir yol izlenecektir.

Namık KemalSüleyman NazifTürk edebiyatı+3
Soner Yıldız
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Kütüphanede kayıtlı 06 Hk 3656 şiir mecmûasının MESTAP'a göre tasnifi (71-131)(İnceleme - metin)

Dîvân edebiyatının temelini oluşturan kaynaklar arasında dîvânlar, dinî metinler, siyerler, hadis tercümeleri, mesneviler, gazavatnâmeler, şehrengizler, şu'arâ tezkireleri, çeşitli biyografik eserler, tarihî metinler vb. yanında mecmûalar da önemli bir yer tutmaktadır. Köken olarak Arapça "cemʿ" sözcüğünden meydana gelen "mecmûʿa" sözcüğü, "toplanıp biriktirilmiş, tanzim ve tertip edilmiş şeyler bütünü" anlamına gelir. Bir edebî kavram olarak mecmûa, "farklı kişilere ait metinlerin/metin parçalarının bir araya getirildiği eserler bütünü" anlamına gelmektedir. Şiir mecmûaları, klasik Türk edebiyatı araştırmalarına geniş bir çalışma alanı sağlayan ve yazıldıkları dönemin zihniyetini, edebî zevkini içinde barındıran önemli kaynaklardır. Mecmûaların dîvânı bulunmayan şairlerin şiirlerini ortaya çıkarmak, dîvânlarda yer almayan şiirleri tespit etmek, şairin yaşadığı dönemin veya mecmûayı derleyen kişinin edebî anlayışını belirlemek vb. yönleri düşünüldüğünde neden ele alınıp incelenmeleri gerektiği açık bir şekilde anlaşılacaktır.

Divan edebiyatıDivan şiiriEdebiyat dergisi+5
Abdulkadir Saruk
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Related subjects