Türk turizmi
Bu konu başlığı altında 65 tez
2010 sonrasında Türkiye'de sağlık turizminin gelişimi
Sağlık turizmi tedavi olmak, şifa bulmak ve iyileşme adına bir ülkeden diğer ülkeye yapılan seyahat olarak tanımlanmaktadır. Sağlık turizmi son yıllarda tüm dünyada oldukça önem kazanan bir turizm çeşidi haline gelmiştir. Dünyada ulaşım ve haberleşme olanaklarının artması, insanların boş zamanlarının çoğalması, turizmin yükselişi ile birlikte son yıllarda insanların kendi ülkelerindeki tedavi imkanlarının kısıtlı olması veya pahalı olması ve farklı ülkelerden sağlık hizmeti alma isteği 'Sağlık Turizminin' oluşmasına neden olmuştur. Sağlık turizmi gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde yeni bir pazar oluşturduğu için büyük önem arz etmektedir. Ekonomik katkısı fazla olduğundan ülkeler turist çekme yarışına girmişlerdir. Türkiye'de sağlık turizmi için uygun imkanlar mevcut olmakla birlikte sağlık turizmi alanında oldukça yüksek potansiyele sahip ülkelerden birisidir. Türkiye'den bu alanda lider ülkeler arasına girebilmek, rekabet edebilmek ve pastasından düşen payı alabilmek için yatırım be tanıtım çalışmalarının arttırılması beklenmektedir.
Uluslararası sağlık turizm gelirlerinin makro ekonomik belirleyicileri: Türkiye örneği
Bu çalışmada Türkiye ekonomisi için uluslararası sağlık turizm gelirinin makro ekonomik belirleyicileri analiz edilmiştir. Markov Rejim Değişim modeli üzerinden uluslararası sağlık turizm gelirine ilişkin iki farklı rejimin tanımlandığı çalışmada, açıklayıcı değişkenlerin eğilimlerinin değiştiği tespit edilmiştir. Buna göre yüksek rejimin hakim olduğu dönemde, bağımsız değişkenlerin katsayıları beklentiler doğrultusundadır. Daha açık bir ifadeyle yüksek uluslararası sağlık turizm geliri rejiminin geçerli olduğu dönemlerde, en önemli makro ekonomik değişkenlerin ulusal paranın değeri ve nispi fiyat seviyesi olduğu tespit edilmiştir.
Sağlık turizmi kapsamındaki medikal turizmin mevcut durumu, potansiyeli ve geleceği: Türkiye'nin medikal turizm değerlendirmesi
Yaşamakta olduğumuz küresel dünyada ve yoğun rekabet Pazar koşullarında turizm sektörünün ulusal çerçevede sınırlı kalmaları şu an imkânsız durumdadır. Dolayısıyla turizm sektörleri faaliyetlerini değişime dayanıklı, hızlı, yenilikçi ve esnek bir sistem çerçevesinde sürdürmeleri için stratejilerini yeniden tasarlamakta ve potansiyel gelecek yönelimlerini güncellemektedir. Çünkü turistlerin yaptıkları gezilerin ana amacını denize girmek, yeni yerleri keşfetmek, doğal güzellikleri gezmek gibi nedenler oluştururken, artık turistlerin farklı alanlarda da talepleri artmaktadır. Örneğin bunlardan biri, sağlık turizmi kapsamında yer alan medikal turizmdir. Turistler gezmenin yanı sıra, hastalarını tedavi etme ve o ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden faydalanarak iyileşmek, daha sağlıklı ve zinde hayat sürdürmek için farklı ülkelere gitmesi, sağlık ve sonrasında medikal turizminin doğmasına yol açmıştır. Medikal turizmi sektörünün en yaygın olduğu ülkelerin başında Hindistan, Malezya, Singapur, Tayland, Ürdün, Almanya gibi ülkeler gelmektedir. Çünkü bu ülkeler sağlık turizmi sektörünü önemsemiş olmalarının yanı sıra, bu alanı bir politika haline getirmişlerdir. Ancak Türkiye için medikal turizm yeni bir çalışma alandır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de sağlık turizmi kapsamında daha yeni gelişmekte olan ve yeni gündem konularından biri olan Türkiye'deki medikal turizmin durumunu irdelemek ve önemini ortaya koymaktır. Medikal turizm, yurt dışında on beş ya da yirmi yıldır yaygın olmasına rağmen pek çok ülkede yeterince yaygın olduğu söylenemez. Bunun için bu çalışmada Türkiye'deki medikal turizm uygulamaları betimsel araştırma yöntemi çerçevesinde incelenmiş ve çalışma sonunda GZFT analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'deki devlet, özel hastaneleri, üniversite ve araştırma merkezleri çoğunluğunun uluslararası nitelikte akreditasyon belgesine sahip oldukları, ancak ülkeye pek çok sayıda yabancı ülkelerden medikal turistlerin gelmesine rağmen, inceleme kapsamındaki hastanelerin medikal turizm faaliyetlerini pek yeterli olmadığı görülmüştür. Ayrıca, Türkiye'nin medikal turizm durumunu inceleyen bu çalışma, Türkiye ve dünyadaki medikal turizmin gelişimi ve geleceği hakkında ve bu alanın ülke ekonomisine sağlayacağı katkısı ile ilgili az sayıdaki çalışmaların birini teşkil etmekte ve kaynak açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Sağlık turizmi, medikal turizm, medikal turist, turizm, sağlık kuruluşları.
Türkiye'de bisiklet turizminin mevcut durum ve potansiyel açısından değerlendirilmesi
Bisiklet turizmi, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere çok sayıda ülkede gelişmekte olan ve özellikle kırsal bölgelere çeşitli faydalar sağlayan bir özel ilgi turizmi çeşididir. Aynı zamanda, sürdürülebilir bir turizm türü olan bisiklet turizminin sağladığı faydalar dikkate alındığında, Birleşmiş Milletlerin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda Türkiye için de önemli bir fırsat olabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın amacı Türkiye'nin bisiklet turizmi konusundaki mevcut durumunu ve potansiyelini belirleyerek bu potansiyelin değerlendirilebilmesine yönelik çeşitli önerilerde bulunmaktır. Belirlenen amaç doğrultusunda, öncelikle bisiklet turizmiyle ilgili literatür taraması yapılmış ve ardından veri toplama aşamasına geçilmiştir. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış soru formu aracılığıyla görüşme tekniği uygulanarak toplanmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseninde hazırlanan çalışmada, analiz yöntemi olarak içerik analizi ve betimsel analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; Türkiye'de bisiklet turizminin mevcut durumu, bisiklet turizmine uygunluk ve Türkiye'nin bisiklet turizmi potansiyeli olmak üzere üç boyut elde edilmiştir. Türkiye'de bisiklet turizminin mevcut durumuna yönelik bazı olumlu noktalar bulunsa da genel olarak durumun olumsuz değerlendirildiği tespit edilmiştir. Bisiklet turizmine uygunluk boyutunda, bir bisiklet turizmi destinasyonunun sahip olması gereken unsurlar ve Türkiye'de bisiklet turizmine uygun bölgeler ortaya çıkarılmıştır. Ardından, potansiyel boyutuyla ilgili olarak Türkiye'nin önemli bir bisiklet turizmi potansiyeli olduğu tespit edilmiş ve bu potansiyelin değerlendirilmesine yönelik görüşler alınmıştır. Son olarak, elde edilen bulgular neticesinde bisiklet turizmi paydaşlarına ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Van konaklama işletmelerindeki Y kuşağı çalışanların motivasyon unsurları
Çalışanlarda iş verimliliğini etkileyen unsurlar içerisinde psikolojik faktörler önemli bir yer tutmaktadır. Literatürde yer alan çalışmalarda özellikle motivasyonel faktörlerin iş performansı ve verimliliği üzerinde önemli bir belirleyici olduğu görülmektedir. Buna karşılık literatüre Y kuşağı çalışanlarda iş motivasyonunu etkileyen unsurların ele alındığı çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, konaklama işletmelerinde çalışan y kuşağı personelin motivasyon unsurları incelenecektir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda turizm (1850-1923)
Dünyada teknoloji, sanayi, askerî ve idarî alanlarda birçok değişim ve gelişmenin yaşandığı XIX. yüzyıl, bugünkü anlamıyla modern turizm faaliyetlerinin de başlangıç noktası olmuştur. Osmanlı Devleti, bu değişim ve gelişmelerin yanı sıra turizm faaliyetlerinde de Avrupa'yı geriden takip etmiştir. Osmanlı Devleti, Avrupa'da 1851'de açılan ilk sergiden 12 yıl sonra 1863'te İstanbul'da "Sergi-i Umumi-i Osmani" adında bir sergi açmıştır. Bu sergiye Avrupa yoğun bir ilgi göstermiş ve sergiyi ziyaret etmek için gruplar halinde İstanbul'a gelmişlerdir. Bu gruplar Osmanlı Devleti'ne toplu olarak gelen ilk turist kafilesidir. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı toprakları turistlerin ilgisini çekmeye başlamıştır. Özellikle ulaşım olanaklarının artması ile Osmanlı'ya daha fazla turist gelmeye başlamıştır. 1883'te ilk seferini yapan Orient Express, Avrupa ile İstanbul'u birbirine bağlamıştır. Osmanlı Devleti'nin dört bir yanında hizmet veren demiryolları seyahat etmeyi kolaylaştırmış ve turizmi oldukça hareketlendirmiştir. Gelen turistlerin konaklamaları için başta Beyoğlu olmak üzere İstanbul'un çeşitli tarihî bölgelerinde ve Osmanlı'nın diğer turistik bölgelerinde oteller ve misafirhaneler inşa edilmeye başlanmıştır. Yaşanan gelişmeler neticesinde başta İstanbul olmak üzere imparatorluğun liman kentleri ve Kudüs gibi kutsal şehirler dünyanın her tarafından turistleri kendisine çekmiştir. Bu tezde XIX. yüzyılın ikinci yarısı ile 1923 yılları arasında Osmanlı Devleti'ndeki turizm faaliyetleri, ulaşım olanakları, bu süreçte açılan otel ve misafirhaneler ve Osmanlı hükümetinin yapmış olduğu düzenlemeler incelenmektedir.
Turistik destinasyonlarda yer alan işletmelerin bütçe ve mali performans hedeflerinin gerçekleştirilmesinde turizm rehberlik faaliyetlerinin etkileri
Dünyada Küresel ekonomiyi belirleyen etkenlerden biri hiç şüphesiz turizm kaynaklarından gelen bütçelerdir ve son dönemlerde küresel dünyada ekonomik buhranlar yaşanmaktadır. Bu olumsuzluklardan turizm ve turizme bağlı kuruluşlar da etkilenmektedir. Turizmin bu olumsuzluklardan hangi düzeyde etkilendiğini incelemek amacıyla ülkemizde turistik destinasyonların mali ve bütçe performansını hedeflerine ulaştırma noktasında gereken turist rehberliği etkisi araştırılmıştır. Ülkemizde özellikle turizm alanında önemli bir rol oynayan İstanbul'da son yıllarda turizm hareketliği hızla artmaktadır. İstanbul'da yer alan bazı turizm destinasyonlarına gelen turistlere rehberlik yapan turizm rehberlerin bu destinasyonlarda yer alan işletmelerin mali ve bütçe hedeflerin gerçekleştirilmesinde sağladığı katkılar araştırılmıştır. Daha sonra elde edilen istatistik bilgiler destinasyonlarda yer alan işletmelerin mali ve bütçe yönünden gelişmesine sağladığı katkılar incelenmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında destinasyonlarda yer alan işletmelerin mali hedeflerine ne kadar yaklaştığı analiz edilerek turizm rehberlerinin destinasyonlarda yer alan işletmelerin sağladığı mali ve bütçe katkılarının gelecekte yapılacak turizm gelirleri ve turizm rehberinin bu gelirlere yaptığı çalışmalara ışık tutulması hedeflenmiştir.
Turist rehberlerinin duygusal zekâları ile iş doyumları arasındaki ilişki
Turist rehberliği mesleği, turistler ve turizm paydaşlarıyla iletişimde halinde olan ve bu sebeple duyguların da önemli olduğu bir meslek grubu olup ülkenin tanıtımında büyük rol oynamaktadır. Turist rehberliği mesleği, turist rehberinin turistler ve işbirliği içerisinde olduğu diğer yetkili çalışanlar ile iletişimde olup, hem turistin memnuniyeti hem de turist rehberinin işten alacağı doyum açısından önem taşımaktadır. Turist rehberliği mesleğini icra ederken hangi duygu durumlarının kullanılacağının bilinmesi profesyonellik için ön plana çıkmaktadır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde giriş, araştırmanın tanımı, hipotezler, varsayım ve sınırlılık yer almaktadır. İkinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde araştırmanın evren ve örneklemi, araştırma modeli açıklanmıştır. Bu bölümde veri toplama araçları; Minnesota iş doyum ölçeği, duygusal zekâ özelliği ölçeği (DZÖÖ-KS) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Dördüncü bölümde araştırmanın bulgu ve yorumlarına yer verilmiştir. Son bölüm ise araştırmanın sonuç ve öneriler kısmından oluşmaktadır. Bu araştırmanın amacı turist rehberlerinin duygusal zekâ düzeyleri ile iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanmasıdır. Araştırmaya yönelik literatür taraması yapılıp kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini eylemli turist rehberleri oluşturmaktadır. Araştırma evrenini temsil eden örneklem kitlesi oluşturulmuş olup kolayda örneklem metodu kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemlerinden anket tekniği kullanılmış olup, duygusal zekâ özellik ölçeği (DZÖÖ-KS) ve Minnesota İş doyum ölçeği kullanılmıştır. Anketler Şubat 2021-Temmuz 2021 tarihleri arasında gönüllülük esaslı olarak yüz yüze ve çevrimiçi olarak toplanılmıştır. Çalışmanın anketi 370 eylemli turist rehberi katılımcıya uygulanmış olup veriler SPSS 23.0 programında analiz edilmiştir. Analiz sırasında ortalama, frekans, ikili değişkenler için t testi, ikiden fazla değişkenlerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), değişkenler arası ilişkiyi tespit etmek amacıyla korelasyon ve değişkenler arası ilişkiyi tespit etmek amacıyla basit doğrusal regresyon analizleri kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda katılımcı turist rehberlerinin duygusal zekâları ile iş doyumları arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Turist rehberlerinin duygusal zekâları, onların iş doyumlarını etkilemekte olduğu tespit edilmiştir. Turist rehberlerinin duygusal zekâları arttıkça iş doyumlarının da arttığı tespit edilmiştir.
Türkiye'de turizm ve ihracat ilişkisi (2002-2021)
Turizm özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından oldukça önemli sektörlerden biridir. Çünkü bu ülkelerde dış ticaret açıkları meydana gelebilmekte ve bu açık finansman ihtiyacını artırmaktadır. Turizm, dış ticaretin hizmet sektörü olarak önemli gelir kalemleri arasında yer almaktadır. Turizm hareketliliği özellikle 1950'li yıllardan sonra dünya genelinde, 1980'li yıllardan sonra da Türkiye'de artış göstermiştir. Ülkelerin ihracat ve ithalat işlemlerinden oluşan dış ticaret döviz rezervleri başta olmak üzere ülkenin ekonomik göstergelerine etki eden bir faktördür. Dış ticarette ekonominin dışa açık ya da kapalı olması önemlidir. Dışa açık ekonomiler gelişme kaydetmekte ve dış ticaret dengesine ulaşabilmektedir. Bu durum dış ticaretin fazla vermesini sağlayarak dış ticaret açıklarını kapatabilmektedir. Bu denli etkili olan dış ticaretin, doğrudan bir ihracat olarak kabul edilmese de gelir getirici yönüyle turizm ile bağlantısı önemlidir. Çünkü gelişmiş turizm sektörleri önemli düzeyde döviz geliri sağlamaktadır. Bu çalışmada 2002-2021 dönemini kapsayan veri setleri aracılığıyla Türkiye'de turizm ile dış ticaret ilişkisi Granger nedensellik analizi yoluyla araştırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre ihracat gelirinde bir artış meydana geldiğinde turizm gelirinde de bir artış olduğu, turizm gelirinde bir artış meydana geldiğinde de ihracat gelirinde bir artış meydana geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak turizm ve ihracat gelirleri arasında nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.
Destinasyonların gastronomik değerlerinin arttırılmasında güvenli gıda takip sistemi ve coğrafi işaretin önemi -Balıkesir ili örneği
Artan dünya nüfusu, değişen iklim koşulları, salgın hastalıklar ve kıtlık gibi nedenlerden dolayı doğal kaynakların tüketilmesi ve gıda ürünlerinin endüstrileşmesi, gıda tüketimi alışkanlıklarının değiştirerek güvenli gıdaya ulaşmayı her geçen gün zorlaştırmaktadır. Değişen koşullar, yerel kaynaklı ve üretim aşamaları bilinen nitelikli gıda ürünlerine yönelimi arttırmaktadır. Bu noktada yerel kalkınmanın en önemli enstrümanlarından biri olan coğrafi işaretler, ürün özelliklerini ve proses aşamalarını net olarak belirlediği için güvenli gıda algısını birlikte getirmektedir. Ülkemizde son yıllarda popüler hale gelen coğrafi işaretli ürünlerin sayısının artması, bu ürünlerin taklit tağşişli benzerlerinin piyasaya sürülmesini beraberinde getirmektedir. Hileli ürünlerin ortaya çıkması, ürünlerde emek sahibi olan yerel halkın ekonomik yapısına ve kültürüne olumsuz etki etmektedir. Bu olumsuzlukların engellenmesi için, ürünlerin coğrafi işaretle koruma altına alınmasıyla birlikte takip sisteminin oluşturulması, taklit tağşişi önleme konusunda etkili bir uygulama olarak görülmektedir. 'Türkiye'yi Doyuran Şehir' olarak tanımlanan Balıkesir bereketli topraklarıyla tarımsal ve hayvansal ürünlerin kaynağı olarak bilinmektedir. Ürün kaynakları ve bölge kültürünün harmanlanmasıyla oluşan nitelikli yöresel ürüne ev sahipliği yapmaktadır. Et ve süt ürünleri başta olmak üzere birçok yöresel ürününü coğrafi işaretle koruma altına alan şehir, 'Balıkesir Kuzu Eti Takip Sistemi' ile farklılık yaratarak taklit tağşiş hilelerine karşı diğer coğrafi işaretli ürünler için örnek bir uygulama olarak görülmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmada, 'Balıkesir Kuzu Eti'nin takibi için oluşturulan sistemin, taklit tağşişin önlenmesi ve ürününün izlenebilirliği'nin sağlanmasıyla birlikte destinasyonun gastronomik değerinin arttırılmasındaki etkisi ana problem olarak alınmıştır. Takip sistemi içerisindeki kuzu etinin, tedarik zincirini oluşturan üretici, kesimhane, restoran, kasap, market zincirleri ve tüketiciler tarafından tercih edilmesindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın; problem, amaç, önem, varsayımlar, sınırlılıklar ve daha önce yapılan güvenli gıda takip sistemine ilişkin çalışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın bir sonraki bölümünde destinasyon kavramı ve destinasyonların gastronomik değerlerinin arttırılması hakkında literatür taraması yapılarak bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde coğrafi işaret ve güvenli gıda kavramlarıyla birlikte mevcut ürün takip sistemlerinden bahsedilirken dördüncü bölümde 'Coğrafi İşaretli Balıkesir Kuzu Eti Güvenli Takip Sistemi' ele alınmıştır. Beşinci bölümde araştırmanın yöntemi hakkında genel bilgilere yer verilmekte ve altıncı bölümde bulgular ve yorumlar tartışılmaktadır. Son bölümde ise elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmanın sonuç ve önerilerine yer verilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma sonucunda elde edilen bulguların 'Güvenli Gıda Takip Sistemi' ile entegre edilen coğrafi işaretlerin, üreticinin en büyük problemlerinden biri olan taklit tağşişlere karşı ürünü gerçek anlanma koruma altına aldığı görülmektedir. Destinasyonları gastronomik değerini arttırmak ve yerel kalkınmaya doğrudan fayda sağlamak adına, mevcut coğrafi işaretli ürünler için takip sisteminin kurulmasının olumlu etkiler sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda bu çalışmanın, destinasyonların gastronomik değerlerini arttırmak için coğrafi işaretli ürünlere takip sistemi oluşturma amaçlı kullanımı ile ilişkili çalışmalarda bir kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Balıkesir, Güveli Gıda Takip Sistemi, Coğrafi İşaret, Kuzu Eti Takip Sistemi, İzlenebilirlik LACAKTIR.
Bandırma'nın kent turizmi potansiyelinin belirlenmesi
Turizmin yılın on iki ayına yayılması ve kentlerin sahip olduğu turistik çekiciliklerin etkin bir şekilde vurgulanması amacıyla atılan stratejik adımlardan biri, kentlerin markalaşmasına yönelik çalışmalardır. Bu kapsamda geliştirilen projelerle, yerli ve yabancı turistlere farklı deneyimler sunacak yeni ziyaret noktaları belirlenmesi hedeflenmektedir. Ancak, yeni bir kent markası oluşturma süreci oldukça karmaşık ve çok yönlü olduğundan, bu alanda ciddi ve disiplinli bir planlama yapılması zorunludur. Ayrıca, kentin tüm paydaşlarının (yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, işletmeler ve yerel halk) fikirlerinin ve katkılarının alınması, sürecin başarıyla yürütülmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu tez çalışmasının temel amacı, Bandırma kentinin turizm potansiyelini kapsamlı biçimde analiz ederek, söz konusu potansiyelin etkin şekilde değerlendirilmesi yoluyla kent markalaşması sürecine katkı sağlayabilecek nitelikli veriler üretmektir. Bu amaç doğrultusunda, Bandırma kent merkezi ve yakın çevresini kapsayan özgün turistik güzergâhlar tasarlanmış; öne çıkan ziyaret noktaları tespit edilmiş ve bu noktalara ilişkin ayrıntılı rota önerileri geliştirilmiştir. Ayrıca, turist rehberlerinin kullanımlarına yönelik tematik anlatım içeriklerinin temel yapı taşları da bu çalışma kapsamında oluşturulmuştur. Çalışmanın, gelecekte Bandırma için uygulanacak kent markası geliştirme projelerine bilimsel ve pratik katkılar sunacağı öngörülmektedir. Gerçekleştirilen anket çalışmasıyla, yerel halkın, yerel yönetim temsilcilerinin, öğrencilerin ve ziyaretçilerin bakış açılarından kentin turizm potansiyeline ilişkin düşünceleri araştırılmıştır. Uygulanan anket aracılığıyla 301 katılımcıdan veri toplanmıştır. Anket analizlerinden ve alanyazından elde edilen verilere göre; Bandırma'nın en güçlü yönünün erişilebilirlik (ulaşım olanakları) ile çok katmanlı tarihî ve doğal mirası olduğu, ancak altyapı–üstyapı, konaklama kapasitesi, temizlik/peyzaj, tanıtım ve organize tur paketleri başta olmak üzere yapısal eksikliklerin belirgin olduğu saptanmıştır. Katılımcıların önemli bir bölümü kenti marka kent olarak görmemektedir. Logo/sembol tercihlerinde Bandırma Vapuru, Kuş Cenneti Milli Parkı, Son Kurşun Anıtı ve deniz temalarının öne çıktığı belirlenmiştir. Çalışmada geliştirilen yarım günlük, bir günlük ve konaklamalı örnek tur programları uygulanabilir bulunmuş, kentin yürünebilir merkez dokusunun kısa süreli ziyaretler için avantaj sunduğu belirlenmiştir. Sonuçlar, Bandırma'nın bölgesel entegrasyon (Erdek, Gönen, Manyas vb.) ve sürdürülebilir/tematik turizm türleri (gastronomi, ekoturizm, kuş gözlemciliği, bisiklet vb.) üzerinden markalaşma ve bütüncül bir destinasyon yönetimi stratejisine ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bu araştırma, beş ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, çalışmanın amacı, önemi, temel varsayımları ve sınırlılıkları detaylandırılmıştır. İkinci bölüm, araştırmanın teorik temelini oluşturan kavramsal çerçeveye odaklanmaktadır. Üçüncü bölümde ise çalışmanın metodolojisi açıklanmıştır; bu kısımda veri toplama araç ve teknikleri, araştırma evreni ve örneklemi ile verilerin analiz yöntemleri başlıkları altında araştırmanın yöntemi açıklanmıştır. Dördüncü bölüm, araştırmadan elde edilen bulguları ve bu bulgulara ilişkin analiz ve yorumları içermektedir. Son bölüm olan beşinci bölümde ise çalışmanın sonuçları sunulmuş ve gelecekteki araştırmalar veya uygulamalar için öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bandırma, Kent Markası, Kent Turizmi, Tur Rotası, Turist Rehberi
The impacts of Turkey's foreign and internal policies on Turkish tourism industry
Tourism sector is one that gets affected by the political turmoils and foreign policy activities in the most rapid and extensive way. Statistical studies clearly show that the increasing perceived risks change the demand for tourism in considerable amount. Therefore, it is considered as necessary to examine Turkey's tourism from the perspective of foreign and internal politics of Turkey. From this viewpoint, the impact of tourism in Turkey depends on foreign and internal politics of Turkey was elaborated in this study. Various periods emerged as a significant period of relations between tourism and the domestic and foreign policies of the country. Significant increases have been observed in tourism revenues especially after 1980. After the coup d'état of 1980, Turgut Özal developed a foreign policy that underscored the expansion of Turkey's commercial and economic relations with the surrounding regions. Parallel to these developments, the number of foreign visitors, which were approximately 1.5 million in 1983, reached around 7.5 million in 1995. Then, the number of foreign visitors to Turkey increased to 37 million in 2014 and the revenue the Turkish economy derived from international tourism was between $ 45-47 billion as a result of following the policies of integration with the world and friendly relations with neighbouring countries. However, the number of visitors increasing until 2014 started to show a major decline after 2014. The number of tourists in Turkey fell by 35% down to 22,1 million in 2016. At this point, of course, both the foreign policies adopted and the terrorist incidents in the country can be shown as the reasons for this decline. The results of our study expressly revealed that foreign and internal politics of Turkey and tourism are directly connected.
Türkiye turizminin servis kalitesi. Iraklı turistlere göre
Tourism sector is one of the most important revenue sources of a country. Service quality perceptions and satisfaction degrees of tourists on these services are so significant in terms of the tourism activities to be sustainable and develop in the country. In this respect, it can be seen that there have been conducted lots of studies recently about service quality issue tourism sector. Within this context, this study aims at measuring the service quality perceptions of Iraqi tourists on Turkish tourism sector. In relation to the research, survey technique which is one of the quantitative research methods is used. And a survey is prepared and conducted on 201 Iraqi tourists visiting Turkey. The data gathered through this survey is analysed via SPSS-22 statistical analysis program. To determine the demographic features of participants, descriptive statistics and frequency tables are used. Then, the survey scale which is prepared to determine service quality in tourism sector is analysed. Through the validity analysis, 7 factor are determined. In context to these 7 factors, variance analysis is carried out via demographic variables and also the hypotheses are tested. As the results of the research, service quality perceptions of participants on Turkish tourism sector is determined as high, and the 6 of the 7 hypotheses are accepted. Only, there is not determined any significant difference in terms of the variance analysis conducted according to the gender variable
An analysis of interaction between tourism and public diplomacy in the context of manufactured soft power: The case of Turkey
This study emphasizes the concepts of "soft power" and "public diplomacy" which have gained importance in today's global political system, especially in recent years. After the bi-polar Cold War era, the multi-polar and crowded international atmosphere have emerged in the liberal world order. The new order has begun to force nation states to restrict the use of hard power capabilities in a traditional way. New concepts and factors, which are the outputs of globalization and digital age, have required the use of new generation methods and tools in international relations. Thus, it is intended to ensure that interstate relations are performed in a sustainable framework without the risk of destroying life on earth, with its high destructive power, military technologies and without undermining commercial dependencies. In this study, the concepts of soft power and public diplomacy, shaped in a country's image and perception, is examined closely in the particular case of Turkey with its interaction with tourism. Especially in recent decades, tourism has become a significant sector of the global economy. Turkey, with its high potential for tourism, is being investigated in the study and as to whether tourism itself is used effectively in its strategies. The study evaluates state policies implemented in practice, by conducting in-depth interviews with people in suitable positions to ask, without relying solely on related literature. Additionally, the strategic approach and coordinated policies are being tracked by interviews with tourism operators, based on common beliefs and benefits. Turkey claims to be applying effective public diplomacy. This study conducts surveys and interviews with people from Norway, England and Germany, to test the success of Turkey in these areas. Interviews and survey groups are selected according to their interaction with the country and provide an evaluation of Turkey's public diplomacy and promotional activities in different categories and levels. Overall, it is aimed to measure the country's success and capability in reaching out to the target audience regarding Turkey's image and perception abroad.
Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinden gelen turistlerin Türkiye`yi tercih etme sebepleri, karşılaştıkları sorunlar ve beklentileri
iii ÖZET BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU ÜLKELERİNDEN GELEN TURİSTLERİN TÜRKİYE'Yİ TERCİH ETME SEBEPLERİ, KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR VE BEKLENTİLERİ İlgar MEMMEDOV Yüksek Lisans Tezi, İşletme Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Fatma DEMİRCİ OREL Nisan 2003, 126 sayfa Turizmin Türk ekonomisindeki önemli rolü nedeniyle sektöre verilen önem artmaktadır. Turizm sektörü ülkeye önemli miktarda döviz geliri kazandırmakta ve yeni istihdam sahaları yaratmaktadır. Bu yüzden, turist kabul eden bütün ülkeler, pazardaki paylarını artırabilmek amacıyla başta tanıtım olmak üzere pazarlama faaliyetlerine büyük rakamlarla ifade edilen bütçeler ayırmaktadırlar. Fakat, Türkiye'de turizm sektörüne yeterince önem verilmediği ve sektörün ciddi sorunlar içinde olduğu görülmektedir. Hizmet sektöründe çok hassas ve bir o kadar da karmaşık yapıya sahip olan turizmde istenilen seviyede gelişim etkin pazarlama faaliyetlerini gerektirmektedir. Turizmde başarılı bir pazarlama için pazar araştırması yapmak şarttır. Bu nedenle, turizm sektöründe hizmet pazarlaması faaliyetlerinin etkin bir şekilde kullanılması için ülkeyi ziyaret eden turistlerin demografik ve sosyo-ekonomik yapıları ile beklentilerinin ve karşılaştıkları sorunların bilinmesi önem taşımaktadır. Bunların bilinmesi turistlere sunulan hizmetlerdeki aksaklıkların giderilmesine ve turistlerin memnuniyet düzeylerinin yükseltilmesine olanak sağlayacaktır. Bu çalışmada, BDT ülkelerinden gelen turistlerin Türkiye'yi tercih etme sebepleri, Türkiye'de karşılaştıkları sorunlar ve Türk turizminden beklentileri araştırılmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümü, turizmde hizmet pazarlaması, Türkiye'ye yönelik turizm talebi ve bu talebi etkileyen faktörler gibi konuları kapsayan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise, araştırmayı tamamlayıcı niteliğe sahip bir saha çalışmasına ve sonuçlarına yer verilmiştir.IV Bu çalışmadan elde edilen bazı önemli bulgulara göre; BDT'li turistlerin Türkiye'de karşılaştıkları sorunların bir sonraki tatillerinde Türkiye'yi tercih etmeleri üzerinde orta düzeyde etkisi olduğu, ancak beklentilerinin tercihlerinde aynı etkiye sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Bu ülkelerden gelen turistlerin Türkiye'yi seçmelerindeki en önemli faktör ucuzluktur. Anahtar Kelimeler; BDT, Türk Turizmi, Türkiye'de Turizm, BDT'li Turistlerin Sorunları, BDT'li Turistlerin Beklentileri.
2008 küresel finans krizinin Türk turizm sektörüne etkisi: BİST'de işlem gören turizm şirketleri üzerine bir uygulama
Bu çalışmada kriz kavramı turizm sektörü açısından ele alınmış, finansal krizlerin turizm sektörüne etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, öncelikle turizm sektörünün finansal karakteristiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin 1999-2015 dönemine ait bilanço ve tablosu verilerinden yararlanılarak hesaplanan finansal oranları kullanılarak faktör analizi tekniği ile turizm sektörünün genel finansal yapısının tespiti amaçlanmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketleri için 18 finansal oran 16 yıllık dönem için hesaplanmıştır. Faktör analizi ile bu oranlar özetlenerek likidite, kaldıraç, büyüme ve karlılık olmak üzere dört faktör altında toplanmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat ve 2008 küresel finans krizlerinden BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin nasıl etkilendiği, kriz yılları ve sonrası şirketlerin finansal yapılarındaki değişiklik incelenerek ortaya konmaya çalışılmıştır. Finansal yapı etkileri bakımından, Türk Turizm sektörünün yerel kriz niteliğinde olan 2000 Kasım-2001 Şubat krizinden de, 2008 küresel krizinden de çok fazla etkilenmediği görülmüştür. Bununla beraber 2000 Kasım-2001Şubat krizinden nispeten daha fazla etkilendiği söylenebilir. Çalışmada ayrıca, BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin, 2000 Kasım-2001 Şubat ile 2008 küresel finans krizi dönemlerinde beta katsayılarının nasıl değiştiği de belirlenmeye çalışılmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat krizi dönemine özgü beta katsayılarının, 1999-2015 dönemi verileriyle hesaplanan beta katsayılarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal krizler, finansal oranlar, BİST, faktör analizi, beta katsayısı.
Gastronomi kültürü ve gastronomi turizmi açısından Likya bölgesini ziyaret eden turistler üzerine bir inceleme
Nicel verilere dayanarak yapılan bu çalışmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Likya bölgesini ziyaret eden turistler üzerine yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise bu bölgeyi ziyaret eden turistlerden, tesadüfî seçilmiş ve araştırmaya katılmaya gönüllü 345 bireyden oluşmaktadır. Yapılan bu araştırmada veriler anket formları aracılığı ile toplanmıştır. Anketin birinci kısmında, katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik 7 soru, ikinci kısmında ise katılımcılara yöneltilen beş soru başlığı altında 26 soru literatür taraması sonucunda araştırmanın amacına uygun olarak yazar tarafından hazırlanmıştır. Yapılan bu çalışmada katılımcılardan elde edilen nicel veriler SPSS 23.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin frekans, yüzde ve ortalama değerler verilmiştir. Veri setinin güvenilirlik analizi Cronbach Alfa katsayısı ile test edilmiştir. Katılım düzeylerinin, katılımcıların demografik özellikleri ile ilişkisi olup olmadığını saptamak için Ki-kare ve Fisher's Exact Testleri kullanılmıştır. Katılımcıların, ifadelere verdikleri cevapların dağılımlarının anlamlılık testi için tek örneklem ve Ki-kare analizi kullanılmıştır. Analizler %95 güven düzeyinde test edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre ele alınan demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sosyo-ekonomik düzey) ile Likya Bölgesi'nin gastronomi kültürü arasındaki ilişkinin bazı boyutları ile anlamlı bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Bulgulara göre kadınlar, gastronomi kültürü ile ilgili konuşma eğilimini erkeklere göre daha fazla gerçekleştirmektedir. 26-35 yaş arasında katılımcı grubu gastronomi turizmi eylemini daha fazla uygulamaktadır. Eğitim seviyeleri ile gastronomi kültür değişkenleri arasında çıkan farklar değişkendir ve lisansüstü eğitim seviyesine sahip bireyler gastronomi kültürünün ayrıntılarına daha fazla önem vermektedir. Sosyo-ekonomik düzeyle ile gastronomi turizmi memnuniyeti arasındaki ilişkinin ise diğerlerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra bireylerin yemek yemekten zevk almasının ve turizm eylemini ne amaçla gerçekleştirdiklerinin de (iş ya da tatil) önemli veriler elde etmede etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Tatil amacı ile turizm eylemini gerçekleştiren bireylerin gastronomi turizmine daha çok önem verdikleri belirlenmiştir.
Küreselleşme sürecinin uluslararası turizme ve Türkiye'ye etkileri
Bu çalışmanın temel amacı, uzun süreden beri var olan ancak 1980'li yıllardan itibaren etkilerini daha fazla hissettiren küreselleşme sürecini incelemek, bu sürecin turizm sektörüne olan etkilerinden bahsetmek ve son aşamada da küreselleşme sürecinin Türkiye turizm sektörüne olan etkilerini araştırmaktır.Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda öncelikle küreselleşme sürecinin başlangıcı ve gelişiminden bahsedilmiş daha sonra turizm ile ilgili bilinmesi gereken önemli tanımlara yer verilmiş ve dünya genelinde küreselleşme süreci ile birlikte gelişen turizm hareketleri ve küreselleşme sürecinin Türkiye turizm hareketlerine etkisi üzerinde durulmuştur.Çalışma sonucunda, günümüzde dünyanın bir bütün olarak ele alındığı bu durumun açıklamasının da küreselleşme kavramı ile yapılabileceği neticesine ulaşılmıştır. Küreselleşme tüm dünyayı etkisi altına alırken turizm sektörü de bu süreçten etkilenmiştir. Teknolojide yaşanan gelişmeler ve kişilerin sosyal haklarını kazanması turizm sektörünü doğrudan etkilemiştir. Özellikle turizmin ekonomik boyutu ele alınacak olursa, bu sektörün ülkeler için öneminin büyüklüğü de anlaşılacaktır. Türkiye, gerek turist çeken ülkeler gerekse yüksek turizm geliri elde etmesi bakımından dünya sıralamasında ilk on ülke arasında yer almaktadır. Bu nedenle küreselleşme sürecinin Türkiye turizm sektörünü olumlu yönde etkilediğini ancak alınacak çeşitli tedbirler ile Türkiye turizminin geliştirilebileceğini ve turist profilinin değiştirilebileceğini de söylemek mümkündür.Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, Uluslararası Turizm, Türkiye
Avrupa Birliği ve Türkiye turizm politikaları: Turizm sektörünün ekonomik etkileri
Bu araştırmanın amacı, Avrupa Birliği ve Türkiye'nin, turizm sektörünü ve turizm politikalarını inceleyerek, karşılaştırmalı bir şekilde tartışmaktır. Ayrıca, turizm sektörünün ekonomiye olan etkilerinin boyutunun incelenmesi de amaçlanmıştır.Çalışma sonucunda, hem Avrupa Birliği'nin hem de Türkiye'nin turizm sektörüne yönelik özel politikalar oluşturmadığı; ancak Avrupa Birliği'nin sektöre dair bazı düzenlemeler yaptığı saptanmıştır. Buna paralel olarak, Türkiye'nin de Avrupa Birliği'nin düzenlemelerini esas alarak, mevzuatını geliştirdiği ve Avrupa Birliği ile ortak çalışmalar yürüttüğü görülmüştür.Ayrıca, turizm sektörüne yönelik talebin gün geçtikçe arttığı, bunun gerek Türkiye gerekse Avrupa Birliği ekonomisine giderek artan oranda katkı yaptığı anlaşılmıştır. Ancak Avrupa Birliği ve Türkiye'nin turizm politikası oluşturarak bunları uygulamaya koymasının bir zaruret olduğu, aksi halde gelecekte beklenen olumlu sonuçların elde edilmesinin oldukça zorlaşacağı değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Türkiye, Turizm, Turizm Politikaları, Ekonomik Etki
Terör ve turizm ilişkisi: Türkiye üzerine yansımalar
Son yüzyılda şiddeti artan terör olayları insanlığın en önemli ortak sorunlarından biri haline gelmiştir. Uluslararası boyutta günden güne artan ve 9/11 saldırıları ile dünyayı sarsan terör olayları Türkiye için de son 30 yılın önemli sorunlarından biridir. Birçok sektörü olumsuz etkileyen terörün en çok etkilediği sektörlerin başında turizm gelmektedir. Literatür taraması yöntemiyle yapılan bu çalışmanın amacı, küresel anlamda ve Türkiye özelinde terörün turizm üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada öncelikle terör olgusunun temel özellikleri ve turizmin genel yapısı irdelenmiştir. Ayrıca terörün, turizme, küresel anlamda ve Türkiye üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Türkiye, 1980?li yıllarda Asala ve sonrasında PKK örgütlerinin eylemleriyle terörünün soğuk yüzüyle karşı karşıya gelmiştir. Yaşanan terör olayları, can kayıplarının dışında birçok sektörde olduğu gibi iç ve dış turizmi de olumsuz etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Terör olayları yüzünden turizm gelirlerinde dönemsel azalmalar görülmüştür. Terörün olumsuz etkilerini azaltmak için uluslararası ve ulusal düzeyde tanıtım kampanyalarının etkin şekilde aralıksız sürdürülmesi gerekmektedir. Türkiye?deki turizm sektörünün bölgesel olarak gelişmişlik dağılımının dengelenmesi için de devletin turizm teşvik politikalarını etkin bir şekilde uygulaması gerekmektedir. Sonuç olarak küresel anlamda terör olaylarının turizm üzerinde kısa süreli olumsuz etkilerinin görüldüğü ancak uzun vadede bu etkinin kaybolduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Terör, Turizm, Türkiye
Terörün Türk turizmine etkileri: Mardin ve Diyarbakır örnekleri
Bu çalışmanın temel amacı, terör eylemlerinin Türk turizm endüstrisini ne derece etkilediğini incelemektir. Terörizm; küresel dünya da ülkelerin toprak bütünlüğünü veya vatandaşların can güvenliğini tehdit etmektedir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler açısından turizm endüstrisi hızlı kalkınmanın anahtarı olarak görülmektedir. Türkiye'de de turizm endüstrisi ekonomik kalkınma açısından büyük önem teşkil etmektedir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin ekonomik refaha kavuşmalarını istemeyen terör örgütlerinin destekçileri, yaptıkları ekonomik yardımlar ile terör örgütlerinin gelişmesine ve büyümesine destek vermektedirler. Türkiye'de yaşanan terör eylemleri, turizm endüstrisini ciddi anlamda etkilemektedir. Çalışma kapsamında, 2015 ve 2017 yılları arasında Türkiye'de yaşanan terör olayları ve aynı yıllarda Türkiye'ye giriş yapan turist sayıları temel alınarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Ayrıca çalışmanın kapsamına, Diyarbakır ve Mardin'de bulunan 15 otel işletmesinin orta ve üst kademe yöneticileri dâhil edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın verileri Mardin ve Diyarbakır'da bulunan üç yıldız ve üzeri otel işletmelerinin orta ve üst kademe yöneticileri ile görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda terör eylemlerinin; Dünya turizmini, Türk turizmini ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi turizmini ekonomik, sosyal ve turizm çeşitliliği gibi yönlerden olumsuz bir şekilde etkilediği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Turizm, Türkiye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Mardin, Diyarbakır.
Türkiye'deki terör olaylarının (1996-2018) turizm talebi üzerindeki olumsuz etkileri
Bu araştırmada Türkiye için önemli sorunlardan biri olan terörün, ülke turizmini ne derece etkilediğini araştırmak ve Türkiye'ye gelecek turist sayısına yönelik tahminlerde bulunmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 1996 ile 2018 yılları arasında ülke içerisinde meydana gelmiş terör olayları ile aynı yıllar içerisinde ülkeye gelen yabancı turislerin aylık sayıları ve konaklama işletmelerinin yatak sayılarına ulaşılmıştır. Terör olayları verileri Küresel Terörizm Veritabanı'ndan, turist sayıları verileri Türkiye İstatistik Kurumu'ndan ve yatak sayıları verileri ise Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nden elde edilmiştir. Elde edilen veriler Eviews 10 paket programı analiz edilmiş, geleceğe yönelik tahminlerde bulunmak için zaman serisi analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda, 1996 yılından günümüze kadar (2016 yılı hariç) turist sayılarının artış eğilimi olduğunu göstermektedir. Ayrıca bazı terör olaylarının olduğu dönemde ülkeye gelen turist sayısının terör olayının olmadığı dönemdekinden daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu bulgu ışığında, terör olaylarının turist sayılarını etkilemediği söylenebilir. Ayrıca terör örgütlerinin eylemlerini gerçekleştirmek için turizmin en yoğun olduğu yaz aylarını hedef aldıkları da görülmektedir. Bir terör olayının turist sayılarını ilk 4 ay içerisinde etkilemeye başladığını ve 7 ayda da etkisini tamamen kaybettiğini göstermektedir. Terör olayları nedeniyle ülkeye gelen yabancı turist sayılarında görülen değişiklik ile yatak sayıları arasındaki nedensellik ilişkisi 1996-2018 yılları dikkate alınarak incelenmiştir. Bu değişkenler arasındaki nedenselliği test etmek için Granger Nedensellik testi kullanılmıştır. Bu analiz sonucuna göre değişkenler arasından çift yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Araştırmada mevsimsellikten arındırılmış turist sayılarına istinaden yapılmış geleceğe yönelik tahminler ise terör olayının olmadığı durumlarda 2023 yılında aylık ortalama turist sayısının 4,5 milyon civarında olacağı yönündedir.
Varitey seeking behaviour in Turkish tourism
This study aimed to conceptualise and analyse empirically the variety-seeking behaviour in tourism sector. Tourism, broadly defined, is a key services sector that has embraced loyalty-related marketing however, there is a large novelty factor in tourism which acts against revisiting. Hence, although a consumer may be very satisfied with the vacation experience, he or she may not revisit the same destination and accomodation. As one of the consumer buying behaviour model, variety seeking behaviour is an obstacle for the customer loyalty in tourism sector and by the way it damages the profits of tourism enterprises.This study consists of theoratical framework including tourism concepts, a profile to Turkish tourism and importance of tourism in Turkish economy, consumer behaviour in tourism, customer satisfaction, customer loyalty, importance of service quality in tourism, and variety seeking behaviour in tourism in order to get a deeper understanding of the issue. This research also attempts to incorparate the experiental application into a construct and tested variety seeking tendancy in tourism by an emprical study of 200 potential tourists. The questionnaire has two parts as a demographic and holiday habits and designed to analyse the influences of variety seeking behaviour in tourism.There are findings, interpretations conclusion parts which are based on the feedback and statistical datas from the questionnaire.
Türkiye`nin Avrupa Birliği`ne entegrasyonu sürecinde turizm sektörüne yönelik teşvik politikaları ve uygulamalarının değerlendirilmesi
Ill ÖZET Dünyanın en hızlı gelişen sektörlerinden biri Turizm sektörüdür. Turizm ülke ekonomisine döviz kazandırma; istihdam yaratma ve diğer sektörleri olumlu etkileme özelliklerinin yanında yatırım ağırlıklı bir sektördür. Bu nedenle son 15 yılda özellikle teşviklerin etkisiyle ülkemizde çok sayıda yatırım yapılarak, sadece Akdeniz Bölgesinde değil, dünyanın hemen tüm bölgelerindeki ülkelerle rekabet edebilecek bir turizm potansiyeline sahip durumuna gelmiştir. Bütün dünyada turizm yatırımları özel şekilde teşvik edilmekte, turizmde gelişmiş ülkelerde dahi teşvikler ısrarla sürdürülmektedir. Ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü amacıyla kullanılan kamusal müdahale araçlarından biri olan teşviklerin önemi "Kalkınma ve Yılık Programlarda öngörülen hedefler ile Avrupa Birliği normları ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak tasarrufları yatırıma yönlendirmek suretiyle, katma değeri yüksek, ileri ve uygun teknolojileri kullanarak bölgeler arası dengesizlikleri gidermek, istihdam yaratmak ve uluslararası rekabet gücü sağlamak için yatırımların desteklenmesi" şeklinde ifade edilmiştir (Hazine Müsteşarlığı, 2001: 4). Çalışmanın genel amacı 1980 sonrası yoğun olarak yaşanan dışa açılma sürecindeki teşvik politikalarının gelişimini incelemektir. Bu amaçla çalışma dört bölümden oluşmuştur, ilk bölümde Turizm sektörünün gelişmesinde "olmazsa olmaz" diyebileceğimiz turizm yatırımları, teşvik, alt yapı ve üst yapı gibi kavram ve özelliklere yer verildikten sonra, ikinci bölümde Avrupa Birliği, GATT, Gümrük Birliğinin teşvik politikaları ve üçüncü bölümde Türkiye'deki teşvik politikalarına ilişkin uygulamalar incelenmiştir. Dördüncü bölümünde ise, Teşvik politikalarının 1980 sonrası Türkiye'nin dışa açılma sürecinde gelişimi değerlendirilmiştir. Ayrıca konuyla ilgili yeni turizm teşvik önerileri sunulmuştur.