Turkish tax system

137 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi

Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerine göre tarihsel bir gelişmenin sonucu olarak oluşan vergi sistemlerinin, toplumların ekonomik, sosyal, siyasal yapısı değişim göster-dikçe zamanla reforma tabi tutulması kaçınılmaz hale gelmektedir. 1980'li yıllarda hü-kümetler bir yandan kamu harcamaların baskısını kontrol altına alabilmek, bir yandan da vergi sistemlerini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak ihtiyacı ile reformlar yapmaya yönelmişlerdir. Bu reformlar kapsamında Robert Hall ve Alvin Rabushka tarafından günümüz düz oranlı vergi sisteminin temelleri atılmıştır. Dünya'da düz oranlı vergi sis-temi 1947'de Hong Kong'ta uygulamaya girdikten sonra 1980'li yıllardan itibaren bazı ülkelerin gündemine oturmaya başlamıştır. Bu çalışmada vergi hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi araştırılmıştır. Birinci bölümde vergi sistemleri, vergileme ilkeleri ve vergi tarifeleri incelenmiştir. İkinci bölümde düz oranlı verginin tanımı, tarihsel gelişimi, işleyişi ve esasları, yararları ve eleştirileri ele alınmış, düz oranlı vergi sisteminin optimal vergileme ilkeleri kapsamında artan oranlı vergi sistemi ile karşılaştırılması yapılarak, anayasal iktisat perspektifiyle düz oranlı vergi sistemi anlatılmıştır. Daha sonra zekât kurumu ile düz oranlı vergi sisteminin benzer yanları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, düz oranlı vergi sistemini uygulayan ülkeler tek tek araştırılmıştır. Türkiye'de uygulanan gelir vergisi ve kurumlar vergisi tarifeleri, barındırdıkları muafiyet, istisna ve indirimler anlatılarak Türk vergi sisteminde vergi reformunun gerekliliği ortaya konulmuştur.

Artan oranlı vergiDüz oranlı vergilerGelir vergisi+6
İskender Özsarı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde arsa ve arazilere yönelik mali yükümlülükler

Ödeme gücünün göstergeleri gelir, harcama ve servettir. Ödeme gücünün göstergelerinden olan servet, uzun yıllar önemli bir vergi konusu olarak değerlendirilmiş ve buradan elde edilen gelir kamu harcamaları için finansman kaynağı oluşturmuştur. Günümüzde servet vergileri eskiye nazaran önemini yitirmiş olsa da vergi sistemlerinde yerini korumaktadır. Bir servet vergisi olan emlak vergisinin konusunu bina, arazi ve arsalar oluşturmaktadır. Ayrıca arsa ve araziler Türk Vergi Sistemi kapsamında emlak vergisi dışında bazı vergi ve harçların da konusuna girmektedir. Kentleşme olgusunun bir sonucu olarak arazileri arsaya dönüşen toprak sahipleri ciddi oranda hakedilmemişlik niteliği ağır basan kazançlar (rant) elde edebilmektedir. Bu rant gelirlerinin ana kaynağı çoğu zaman kamunun yapmış olduğu bir takım kamusal hizmetler ile imar uygulamalarıdır. Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde arsa spekülasyonu yaygınlaşmış, inşaat işi ile uğraşanlar ve arsa spekülatörleri bu sebeple rant geliri elde etmişlerdir. Arsa spekülasyonu üzerinden sağlanan bu rant gelirlerinin gelir dağılımını bozucu ve sosyal adaleti zedeleyici etkileri ortaya çıkmış bulunmaktadır. Dolayısıyla taşınmazlardan sağlanan bu rant gelirlerinden kamunun pay almasını sağlamak bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışmada servetin unsurlarından olan arsa ve araziler ele alınmıştır. Birinci bölümde servet, servet vergisi, arsa, arazi, rant gibi temel kavramlar teorik düzlemde ortaya konulmuştur. İkinci bölümde arsa ve arazilere yönelik mevcut yasalarda düzenlenen mali yükümlülükler ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise kentsel rantların mevcut yasalarca vergilendirilmesi üzerine genel bir değerlendirme yapılarak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Servet vergileri, arazi-arsalara ilişkin mali yükümlülükler,kentsel rant

Arazi değeriArazi rantıArsa+5
Tacim Yayğır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de katma değer vergisi uygulamasında tek oranlı yapı önerisi ve değerlendirilmesi

Katma Değer Vergisi; kamu gelirleri içerisindeki sahip olduğu yüksek pay ve uygulanış biçimi bakımından oldukça önemli bir maliye politikası aracıdır. Lakin tüketim odaklı bir dolaylı vergi olması sebebiyle, düşük gelirlilerin üzerinde yarattığı ekonomik yük hususunda çoğu zaman eleştirilmiş ve bu durum çeşitli korumacı uygulamalar doğurmuştur. Hâkim görüş olarak kabul edilen KDV modeli; yüksek bir standart oran, geniş tabanlı indirimli oranlar ile çok sayıda muafiyet ve istisnalardan teşekkül bir yapıdır. Fakat yapılan pek çok araştırmada ve uygulama sonuçlarının değerlendirilmesinde; çoklu oran sisteminin düşük gelirliler üzerindeki korumacı etkisinin istenilen etkiyi veremediği; çeşitli mal ve hizmet gruplarını birden fazla vergi oranına göre tasnif etmenin ve bunları sık sık değiştirmenin yanı sıra beraberinde çok sayıda istisna ve muafiyet getirmenin, vergi adaletine hizmet etmediği, hatta mevzuatı ve uygulamayı oldukça karmaşık bir yapıya sokarak uygulayıcılar nezdinde oldukça zorlu bir durum yarattığı belirtilmektedir. Bütün bunlar, vergi uyumunu düşürerek potansiyel matrahın vergilendirilmesinde istenilen etkinliğin sağlanamamasına yol açmaktadır. Bu çalışmada; çeşitli dünya ülkelerindeki KDV rejimleri ve oran uygulamaları mukayeseli olarak değerlendirilerek çoklu oran ile tek oran uygulamaları çeşitli yaklaşımlarla incelenmiş ve tekli oran sisteminin üstün yanları belirtilmiştir. Ülkemizdeki KDV uygulamasında yaşanan belli başlı problemler irdelenerek, çok oranlı ve karmaşık bir vergi sisteminin, mükellefler ve vergi idaresi nezdinde yarattığı sorunlara değinilmiştir. Hâlihazırda yaşanan indirimli oran iade ve vergi yükü problemleri ile mükelleflerin vergi uyumundaki eksikliklerine karşın, tek oranlı basit ve sade bir KDV sistemi, çözüm önerisi olarak sunulmuştur.

Katma değer vergisiTürk vergi sistemiVergi adaleti+1
İbrahim Burak Yaşar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İç göçlerin vergi gelirleri üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de iç göç ile vergi gelirleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada 2008-2014 dönemi için 81 il düzeyinde panel regresyon analizi uygulanmıştır. Kurulan modelde bağımlı değişken olarak her ilde tahakkuk eden gelir vergisinin gayri safi yurtiçi hasılaya oranı, bağımsız değişken olarak da her ilin net göç hızı oranı kullanılmıştır. Ayrıca kontrol değişkeni olarak her ilin kişi başına düşen milli geliri modele dâhil edilmiştir. İç göçün temel olarak bir emek faktörü hareketliliği olması nedeniyle vergi türü olarak gelir vergisi seçilmiştir. Temel panel regresyon analizinin sonuçlarına göre net göç hızında meydana gelecek olan %1'lik bir değişim tahakkuk eden vergi/gayri safi yurtiçi hasıla oranında %0.026738'lik bir pozitif değişime neden olmaktadır. Kişi başına düşen milli gelirde meydana gelecek %1'lik bir değişim tahakkuk eden gelir vergisinin gayri safi yurtiçi hasılaya oranında %0.743096'lık bir pozitif değişime neden olmaktadır. Türkiye'de 2008-2014 dönemi için iç göç neticesinde oluşan net göç hızı tahakkuk eden gelir vergisinin gayri safi yurtiçi hasılaya oranı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu sonucuna ulaşılmıştır.

Gayri safi milli hasılaGöçlerTürk vergi sistemi+2
Sinan Uyan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergilemede adalet ilkesi açısından Türk vergi sisteminin incelenmesi

Vergi kamu harcamalarını sağlamak için devletin egemenlik gücüne dayanarak cebren elde ettiği gelirler toplamıdır. Vergiler yapısı itibariyle iktisadi politikalara konu olacak niteliktedir. Bugün iktisadi açıdan hiçbir teknik bilgisi olmayan sıradan bir vatandaşa vergiler nasıl olmalıdır diye sorulsa: alınacak cevap vergilerin adaletli olması gerektiğidir. Türkiye'de vergiler kanunla konulur, değiştirilir ve kaldırılır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73.Maddesinde ''vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının temel amacıdır '' denilmiştir. Vergi adaletinin sağlanması Türk Vergi Sisteminin sosyal amacıdır. Araştırma içerisinde öncelikle birinci bölümde vergi ve vergi adaleti ile ilgili kavramlar ele alınıp, vergi adaletini etkileyen faktörler açıklanmıştır. Bu faktörlerin vergi adaletine olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde Türk Vergi Sisteminin genel yapısı ve özelliklerinden, anayasal çerçevesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Türk Vergi Sisteminde yer alan vergilerin türlerine göre gelir, harcama ve servet üzerinden alınan vergiler olarak gruplandırılmış ve vergi adaleti bakımından incelenmiştir. Ayrıca vergiler dolaylı ve dolaysız vergiler olarak gruplandırılmıştır. Vergi gelirlerinde dolaylı vergilerin ağırlığı incelenmiş ve bu durumun düşük ve sabit gelirli bireylerin üzerindeki vergi yükünü arttırdığı tablolarla desteklenerek anlatılmıştır. Son olarak dördüncü bölümde Türk Vergi Sisteminde adalet ilkesini etkileyen unsurlar ele alınmış, olumsuz faktörler sıralanarak vergi yükünün adaletli dağıtımı açısından alınacak tedbirlerden söz edilmiştir. Anahtar kelimeler: Vergi Adaleti, Vergi Yükü, Türk Vergi Sistemi

AdaletAdalet kuramlarıTürk vergi sistemi+3
Gamze Ateş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de optimal vergileme arayışı: Bir model ve uygulaması

Vergilerin kamu finansmanının temel yapı taşı olması yönüyle ideal bir vergi sistemi tasarımı, sürdürülebilir kamu maliyesi ilkeleri arasında öncelikli bir hedeftir. İdeal bir vergi sistemi, vergilendirmenin arzu edilen çeşitli niteliklerini dengeleyen bir sistemdir. Bu niteliklere göre vergiler; ihtiyaç duyulan geliri sağlamalı, piyasadaki sapmaları en aza indirecek şekilde uygulanmalı ve mükellef ile vergi idareleri üzerinde aşırı maliyetlere yol açmamalıdır. Bu ve benzeri niteliklerin en azından bazılarının analiz edilmesini konu alan yaklaşımlardan biri de optimal vergilendirme olarak adlandırılan bir araştırma alanıdır. Optimal vergileme, kaynakların en etkin ne şekilde tahsis edileceği ve adil gelir dağılımının nasıl sağlanacağına ilişkin politikalar geliştiren ve refah iktisadının standart araçlarına dayanan normatif bir yaklaşımdır. Optimal vergi teorisinde, etkinlik ve adalet arasındaki denge gözetilirken, kamu finansman ihtiyacını karşılayacak yeterli vergi gelirinin elde edilmesi amacıyla optimal vergi oranları için farklı formüllere odaklanılmıştır. Zira ekonomilerde sürdürülebilir kalkınma hedefleri için optimal vergi oranlarının belirlenmesinde temel faktör optimal olarak belirlenmiş vergilerdir. Bu kapsamda optimal vergi ve vergi oranları, toplumun sürdürülebilir kalkınmasını ve refahını sağlamak için önemli bir kaldıraçtır. Sözü edilen bu bilgiler doğrultusunda çalışmada 1980-2019 dönemine ilişkin Türk vergi sisteminde maliye politikalarının optimallik sorunu, Laffer eğrisi perspektifinden ele alınarak vergi oranı ile vergi geliri arasındaki ilişkinin analiz edilmesi ve Türkiye'nin gerçek Laffer eğrilerinin çizilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda vergi oranları, vergi gelirleri, kriz dönemleri, işsizlik oranları, reel ücretler gibi makroekonomik değişkenler kullanılmıştır. Mevcut değişkenler ekonometrik paket programı yardımıyla analize dahil edilmiştir. Zaman serileri kapsamında vergi oranının vergi gelirleri üzerindeki etkisi Johansen ve ARDL eşbütünleşme yaklaşımları kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen bulgularda Türkiye'de toplam ve dolaylı vergi oranlarının Laffer eğrisinin sağında kaldığı, diğer bir ifadeyle Laffer eğrisinin tepe noktasını aştığı; dolaysız vergi oranlarının ise Laffer eğrisinin solunda kalarak optimal vergi oranlarının altında gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Laffer eğrisiOptimal vergilendirmeTürk vergi sistemi+5
Gamze Çimen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Optimal vergileme açısından Türk vergi sisteminin değerlendirilmesi

Optimal vergi, adalet ile etkinlik arasındaki tercihi en iyi yansıtan ve aynı zamanda sosyal refah düzeyini maksimum seviyeye çıkaran vergi yapısıdır. Bu bağlamda optimal vergilemenin tarihsel gelişimine, ulaşılmak istenen amaçların neler olduğuna yer verilmiştir. Çalışmanın amacından hareketle, Türkiye özelinde vergi sisteminde yer alan vergilerin etkinlik ve adalet ilkelerine uygunluğunun tespiti yapıldı. Ramsey, Mirrlees gibi optimal vergilemeye ilişkin yaklaşımları olan kişilerin optimal vergilemeye ulaşmak için önerileri ile Adolf Wagner, Adam Smith ve modern maliyecilerin optimal vergileme ilkelerinin neler olmasını gerektiğine ilişkin çalışmalarına yer verilmiştir. Bu çalışmaların neler olduğu bu çalışmada yer almaktadır. Optimal vergi bileşimine nüfus, sermaye ve uluslararası hareketlere göre sürekli kendini güncellemesinden dolayı kesinlik belirten sınırlar çizilemese de elde edilen bilgilere göre Türk vergi sisteminde yer alan dolaysız vergilerin optimal vergileme ilkelerine etkinlik ve adalet açısından uygun olmadığına, dolaylı vergilerden katma değer vergisinin kısmen de olsa optimal vergilemenin etkinlik ilkesine uygunluk gösterdiğine ancak hem katma değer vergisinin hem de Özel Tüketim Vergisinin optimal vergilemenin adalet ilkesine uygunluk göstermediği tespit edildi. Anahtar kelimeler: Optimal vergileme, optimal vergilemenin amaçları, verginin tarihçesi, optimal vergileme ilkeleri, Türk vergi sistemi.

Optimal vergilendirmeTürk vergi sistemiVergi sistemi+2
Gökhan Doğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vergiye gönüllü uyumu artırmaya yönelik uygulamaların Anayasal vergilendirme ilkeleri bağlamında değerlendirilmesi

Vergi, devlet harcamalarının finansmanı temeline dayanmakla birlikte ekonomik ve sosyal müdahale amacıyla da kullanan bir araç haline dönüşmüştür. Devlet egemenlik gücüne dayanarak vergi toplamakta ve hukuki çerçevesi belirlenmiş cebirle bu yetkisini kullanmaktadır. Vergi, Anayasal bir ödev ve zorunlu bir mali yükümlülük olarak tanımlansa da toplumda vergi bilinci arttıkça; vergi vermek ortak hedeflere ulaşma amacına hizmet eden gönüllü bir görev olarak benimsenmektedir. Gönüllü vergi uyumunun kısa vadeli önemli sonucu; mükelleflerin ödevlerini aksatmadan yerine getirmeleriyle birlikte verginin tam ve eksiksiz tahsil edilebilmesi olarak görülmektedir. Uyumun süreklilik arz etmesi ise vergi bilincine sahip bir toplum meydana getirerek vergi politikalarının sosyal ve hukuki adalet içinde yürütülmesini sağlayacaktır. Bu noktada vergi politikalarının mükellefleri gönüllü uyuma teşvik edici yönü önem kazanmaktadır. Vergi verme sorumluluğu bulunan mükellefler günümüzde çok daha bilinçli tutumda olsalar da vergi bilincinin ve uyumunun gelişmesi için kanuni düzenlemelerin ve vergi idaresi uygulamalarının da titizlikle yürütülmesi gerekmektedir. Gönüllü uyuma yönelik uygulamalar hayata geçirilirken dikkate alınması gereken bir diğer husus ise bunların Anayasal vergilendirme ilkeleriyle uyumlu olması gerektiğidir. Hem bireylerin hak ve özgürlüklerinin hem de devletin vergilendirme yetkisinin kaynağı Anayasa'dır. Dolayısıyla genel olarak vergilendirme süreç ve işlemlerinin ve tüm vergi düzenlemelerinin Anayasa'ya ve Anayasal ilkelere bağlı kalınarak yapılması gerekmektedir. Çalışmada ise gönüllü uyuma yönelik düzenlenmiş bazı uygulamaların Anayasal çerçeveden doğan vergilendirme ilkeleri ile uygunluğu ele alınmıştır. Ülkemizde özellikle son yıllarda mükellef odaklı anlayış benimsenerek, vergi uyumuna yönelik yasal düzenlemelerin ve uygulamaların gelir idaresi tarafından hayata geçirildiği gözlenmiştir. Ayrıca bu konuda görüş, öneri ve olası sonuçları konu edinen makale, akademik çalışma ve mesleki yayınlarda da artış olduğu görülmüştür. Bu çalışmada öncelikle vergi kavramları, vergilendirme ilkeleri ve Anayasal vergilendirme ilkeleri hakkında bilgi aktarılmıştır. Ardından vergi uyumu kavramı incelenerek gönüllü vergi uyumuna yönelik yapılan düzenleme ve uygulamaların neler olduğu ortaya koyulmuştur. Çalışma sonucunda, bu uygulamaların ve düzenlemelerin her birinin ayrı ayrı Anayasal vergilendirme ilkeleriyle ilişkisi ve uygunluğu ortaya konulmuştur.

AnayasaAnayasal ekonomiTürk Anayasa hukuku+4
Fatma Şule Mutlu
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınmayla mücadelede yeşil vergiler: Seçilmiş ülkeler ve Türkiye değerlendirmesi

Araştırmada, küresel ısınmanın ve küresel ısınmayla müacadelede uygulanan yeşil vergilerin teorik temelleri üzerinde durularak yeşil vergileri uygulayan seçilmiş ülkelerden örnekler ile Türkiye' deki mevcut uygulamalar incelenecek. Genel bir karşılaştırma yapılacaktır.

Karbon vergisiKatma değer vergisiKüresel ısınma+6
Zeynep Arslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Vergilendirmeye etkisi bakımından hukuki güvenlik ilkesi

Kamu gelirleri içerinde kamusal finansman kaynağı olan vergi en önemli gelir kaynağıdır. Toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında devlet tarafından sunulan kamu hizmetlerinin yeterli, etkin ve düzenli olabilmeleri için toplumun ürettiği kaynakların en verimli şekilde kullanılması esastır. Devlet kamusal ihtiyaçların karşılanmasında toplumun ürettiği kaynakları vergilendirme yetkisini kullanarak elde etmektedir. Devletin egemenlik gücüne dayalı olarak vergi alma konusunda sahip olduğu hukuki ve fiili güç olan vergilendirme yetkisi sınırsız değildir. Hukuk devleti ilkesi gereğince, devletin egemen gücünün karşısında bireyin korunması esastır. Bireyin, hukuk kurallarının varlığı ile kendini güvende hissetmesi, bu kuralları önceden bilebilir olması hukuki güvenliğin sonucudur. İdarenin keyfi uygulamaları, hukuki güvenlik ilkesinin zedelenmesine yol açabilmekte, bireyin güven içinde yaşamasının önüne geçmekte ve gelecek kaygısına yol açmaktadır. Bu kapsamda, vergilendirmeye etkisi bakımından hukuki güvenlik ilkesinin incelenmesi vergi hukuku açısından önemlilik arz etmektedir. Bu öneme atfen hazırlanan çalışmanın ilk bölümde, vergi ve vergilendirme yetkisi kavramsal olarak ele alınmıştır. İkinci ve son bölümünde ise, sınırsız vergilendirme yetkisi olamayacağından hareketle vergilendirme Türkiye'de tabi olduğu anayasal ilkeler ve hukuki güvenlik ilkesi kapsamında değerlendirilmiş, hukuki güvenlik ilkesinin vergilendirmeye etkisi Anayasa Mahkemesi kararları ışığında ele alınmıştır. Çalışmada anayasal ilkeler bazında idarenin ihlallerinin değerlendirilmesi amaçlanmış, Anayasa Mahkemesi kararları analiz edilmiştir. Hukuki güvenlik ilkesine ve alt ilkelerine yönelik ihlallerin nasıl ve niçin en aza indirilmesine dair sonuç kısmında önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergileme İlkeleri, Vergileme Yetkisi, Vergi Hukuku, Hukuki Güvenlik İlkesi,

Türk vergi sistemi
Hilal Cura
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi denetiminde mükellef hakları ve vergi incelemesinden kaynaklanan hakların Danıştay kararları ışığında değerlendirilmesi

İnsan hakları temelinde demokrasi, anayasacılık hareketleri, hukuk devleti ve vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasına bağlı gelişen mükellef hakları, vergi sisteminin karmaşıklaşması, uluslararası alanda meydana gelen gelişmeler, teknolojik gelişim, mükelleflerin seçmen olarak önem kazanması ve vergi idaresinin mükellefe bakış açısının değişmesi ile önem kazanmış, küreselleşmeyle birlikte vergi idaresinin sınırları aşmasıyla uluslararası bir boyuta ulaşmıştır. 20. yüzyılın son çeyreğinde devletlerin yönetim anlayışında yaşanan dönüşümle birlikte, vergi idaresi ve vergilendirme anlayışı da kabuk değiştirmiştir. Gönüllü uyumun temel alındığı yeni sistemde, müşteri odaklı idarelerin, zorlamaya değil mükellef memnuniyetine önem verdiği görülmektedir. Bu noktada da mükellef haklarının tanınması, yasal güvence ile koruma altına alınması, mükelleflerce kullanılmasının sağlanması için, mükellefleri ve haklarını ön planda tutan bir anlayış benimsenmiştir. Bu noktada unutulmaması gereken bir diğer nokta ise, idarelerin mükellefleri mutlu etmelerinin, çalışanlarını mutlu etmekten geçtiğidir. Türk Vergi Sistemi, vergiyi doğuran olayın belgelendirilerek defterlere kaydedilmesi esasına dayanmaktadır. Yapılan işlemlerin kaydedildiği belgelerin ilk bakışta doğru olduğu kabul edilse de, belgelerde gösterilen işlemlerin gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bunu yapma yükü idareye ait olup, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırma, tespit etme ve sağlama amacı taşıyan vergi inceleme yetkisi de bu amaçla tanınmıştır. Bu çerçevede idarece gerek görülen durumlarda ve kimi zaman da mükelleflerin talepleri üzerine vergi incelemesi yapılmaktadır. Vergi incelemesi, mükelleflerin maddi ve manevi baskı altında hissetmesine sebebiyet verebilecek uzun bir süreç olması nedeniyle, inceleme sürecinde mükelleflerin haklarının detaylı şekilde ortaya konması, güvence altına alınması ve böylece kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması gerekmektedir. 2010 yılında, vergi inceleme sürecinde mükelleflerin hakları noktasında mevcut düzenlemelere ek birçok yasal düzenleme yapılmıştır. İzleyen süreçte de bu gelişimin sürdüğü görülmektedir. Hukuk devletinin bir gereği olmasının yanında, İnceleme sonucunda kendi başına icrai nitelik taşımayan vergi inceleme raporlarına dayanılarak yapılacak vergilendirme işlemlerinin sağlıklı olabilmesi adına, hazırlayıcı işlem niteliğindeki vergi inceleme sürecinde mükelleflere tanınan hakların tamamına uyulması gerekmektedir. Söz konusu kuralların ihlal edilmesi halinde, mükelleflerin açacakları dava ile ihlalin ağırlığına göre vergilendirme işleminin hukuka uygun olmadığını tespit ettirmesi mümkündür. Vergi inceleme sürecinde yapılan uygulamalar kadar, vergi incelemesini izleyen süreçte yapılan uygulamalar da önemlidir. Zira, inceleme sürecini izleyen süreçte de mükelleflerin hakları bulunmakta olup, söz konusu işlemlerde yapılacak hak ihlalleri için de aynı durum söz konusudur. Çalışma kapsamında, 2011 yılından itibaren verilen 203 Danıştay kararı incelenmiştir. Buna ek olarak, çalışma ile ilgili olduğu için, geçmiş tarihli bazı yargı kararlarından da yararlanılmıştır. Özetle, gerek inceleme sürecinde gerekse de sonrasında tesis edilen işlemlerde, mükelleflerin yargısal başvuru hakkını kullanarak, ihlal edilen haklarını araması, yasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarının kullanımına etki etmektedir. Özellikle, idari uygulamalara mükellef lehine olacak şekilde yön verildiği görülmektedir. Bununla birlikte, mükelleflerin vergi incelemesinde sahip oldukları usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine dair az miktarda ihtilafa rastlanmıştır. Bu noktada Danıştay'ın görüşü, vergilendirme işlemine etkisi bakımından sadece asli şekil noksanlıklarının işlemin iptalini gerektireceği yönündedir. Bir hakkın tanınması kadar korunması da oldukça önemlidir. Bu bağlamda mükellef ve Müfettiş haklarının tanınması ve korunması için çalışmalar yapılması ve hak ihlallerinin yaptırımlara bağlanması gerekmektedir.

DanıştayMükellefMükellef hakları+5
Mustafa Sefa Mazlum
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de elektronik devlet uygulamalarının vergilendirme işlemlerine yansımaları

Bu çalışmada küreselleşen dünyada sürekli gelişen bilgi teknolojileriyle birlikte ekonomik sistem içerisinde birçok sektörde olduğu gibi kamu sektöründe de bilişim teknolojilerine ayak uydurarak kendi iç işleyişi ve vatandaşlarla olan iletişimin ağ teknolojileri yardımıyla geliştirmesinin nasıl olduğuna ve bunun vergisel sistemde etkilerine değinilmiştir. Devletler kamu hizmetlerini sunarken ve ayrıca kamu gelirlerini sağlarken bunu en etkin, en hızlı şekilde ve en az maliyetle sağlama hedefi içerisindedir. Bu anlamda elektronik devlet kavramı günümüzde ortaya çıkmış ve önemi de her geçen gün artmaktadır. Elektronik devlet vatandaş-devlet ilişkilerinin karşılıklı olarak ağ ortamında sağlandığı bir yapılanmadır. E-devlet alanındaki uygulamalar kısa zamanda vergilendirme alanında kullanılmaya başlanmıştır. Elektronik vergileme, devleti vergi tahsilatları sırasında ağır iş yükü ve maliyetlerden kurtarmakta; mükellefin de vergi görevlerini yerine getirirken daha basit ve karmaşıklıktan uzak hızlı bir şekilde bunun uygulamasını sağlanmakta, devlet ve birey arasındaki iletişim kalitesini de artırmaktadır.

Elektronik devletElektronik vergilendirme sistemiTürk vergi sistemi+1
Ömer Admiş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gönüllü vergi uyumunu etkileyen faktörler

Geçmişten günümüze vergi gelirleri, devletlerin harcamalarını gerçekleştirmesi için kullandığı en önemli kalem olmuştur. Mükelleflerin vergi ödevleri karşısında gösterdikleri tavır ve tutumlar vergi gelirleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilmektedir. Mükelleflerin vergi ödevini gerçekleştirme konusunda göstereceği isteksizlik, vergi karşısında olumsuz davranışların gelişmesine ve vergi gelirlerinde azalmaya neden olabilecektir. Vergi bilincinin yeterince gelişmemesi, vergi politikalarının mükellef odaklı olmaması vergiye karşı olumsuz davranışların gelişmesinde etkili olabilmektedir. Mükelleflerin vergi uyumunu sağlamak amacıyla toplumu yönetenlerde yeterli vergi bilincine sahip olmalıdır. Vergi uyumunun gerçekleşmesi bireysel bir olgu olmasının yanı sıra aynı zamanda toplumsal bir olgu olarak da değerlendirilmelidir. Vergi uyumunun ve vergiye karşı davranışları etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi için Hatay ilinde 300 mükellef ile 34 soruluk anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Amaç anket sorularına verilen yanıtlardan elde edilen sonuçlardan hareketle mükelleflerin vergi uygulamaları karşısındaki düşünce, tavır ve davranışları hakkında tespitte bulunmaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde vergi kavramı teorik olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde mükelleflerin vergiye uyumunu etkileyen faktörler incelenmiştir. Son bölümde ise anket sonuçlarının frekans değerleri ve yapılan çapraz tablolar analizi yer almaktadır.

Türk vergi sistemiVergi ahlakıVergi mükellefi+4
Gürkan Doğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde pişmanlık ve ıslah müessesesi ve etkileri

Türk Vergi Hukuku içinde yer alan müesseselerden biri olan pişmanlık ve ıslah; vergide ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, bazı koşulların sağlanması halinde, idari aşamada çözüm üretebilecek müesseselerden biridir. Olumlu sonuçlarıyla, sorunsuz bir şekilde uygulanarak hem idarenin, hem de yükümlünün işlerini kolaylaştırmayı amaçlar. Hali hazırda, fazla olan yargının yükünü azaltıcı etkisi vardır. Vergi Usul Kanununun 371. maddesinde yazılı olan şartları yerine getiren yükümlülerin cezadan kurtulmasını ve vergi idaresinin alacağını bir an önce tahsil edip hazineye intikalini sağlar. Bu özelliğiyle pişmanlık ve ıslah müessesesi, vergi idaresi ve yükümlüler açısından önemli bir düzenlemedir. Bu çalışmayla amaçlanan, vergi uygulamaları içinde pişmanlık ve ıslah müessesesinin yerini değerlendirip, Türk vergi yargısına etkilerini ortaya koymaktır.

PişmanlıkTürk vergi hukukuTürk vergi sistemi+5
Zübeyde Özgür Anıl Akbalık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi adaleti ve 2000 sonrası dönemde Türk vergi sisteminin vergi adaleti açısından değerlendirilmesi

Vergi adaletinin sağlanması vergi sistemlerinin temel amaçlarından birisidir. Ülkemizde vergi adaleti konusu her zaman tartışılan bir konudur. 2000 sonrasında dönemde ülkemizde vergi adaletinin ne durumda olduğu, vergi adaletinin sağlanıp sağlanamadığı ve bu konuda yapılması gerekenler bu çalışmanın amacını oluşturacaktır. Vergi adaletinin sağlanması Anayasamızın öngördüğü bir düzenlemedir. Anayasamızın 73. Maddesinde "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır." denilmektedir. Dolayısıyla vergi adaletinin sağlanması konusu, anayasal bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca vergi adaletinin ekonomik olduğu kadar sosyal etkileri de dikkate alındığında konunun önemi ortaya çıkmaktadır. 2000 yılı öncesi ve sonrasında vergi adaleti konusunda yaşanan gelişmeler ve bunların karşılaştırılması, aynı zamanda birçok ekonomik ve sosyal değerlendirmeler yapılmasına da imkân sağlayabilecektir. Bir başka açıdan da uygulana ekonomik ve mali politikaların ülkemizde vergi adaletinin sağlanması konusunda ne tür etkiler meydana getirdiğinin tespiti de mümkün olabilecektir. Araştırmada vergi adaleti hakkında öncelikle literatür taraması yapılacaktır. Çeşitli yönleriyle vergi adaleti kavramı incelendikten sonra, Türk Vergi Sistemi'nin genel yapısı hakkında bilgi verilecektir. Ülkemizde vergi adaletinin boyutunu ortaya koyduktan sonra, daha adil bir vergi adaletinin sağlanabilmesi için yapılması gerekenler ortaya konulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Vergi Adaleti, Vergi Yükü, Dolaylı Vergiler, Dolaysız Vergiler

AdaletTürk vergi sistemiVergi adaleti+3
Dilara Sünel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yapılan vergi incelemelerinde verimlilik ve etkinlik

Vergi, devletlerin kişilerden kanuna dayanarak topladıkları, kamu ihtiyaçlarını karşılama amacı güden önemli bir finansman kaynağıdır. Ancak vergi toplama işlemi cebri yollardan ve karşılıksız olarak yerine getirilmesinden dolayı bazı vergi mükellefleri veya sorumluları, vergilerini eksik ödeme ya da hiç ödememe yolunu tercih etmektedirler. Yasal olmadığı ve cezası olduğu bilindiği halde bu yolu tercih edenlerin ortaya çıkarılmasını sağlayan, ödenmeyen ya da eksik ödenen bu vergilerin tarhının yapılmasını sağlayan yöntem de vergi incelemesidir. İdare tarafından yapılan vergi incelemelerinin etkin ve verimli olduğu, az gelişmiş veya Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki vergi kaçakçılığı oranını azaltmasıyla ölçülebilmektedir. İdarenin vergi incelemesi işlemlerini yerine getirirken kullandığı yöntemler, mükellef seçimi, inceleme süreci, yaklaşım tarzı, incelemenin sürekliliği ve personel sayısı gibi daha birçok unsur vergi incelemesinin verimli ve etkin olmasındaki temel unsurlardır. Çalışmamızda 10.07.2011 tarihli KHK doğrultusunda yeni kurulan Vergi Denetim Kurulu (VDK) Başkanlığı bünyesinde yapılan vergi incelemeleri ve Vergi Usul Kanunu'nda (VUK) belirtilen diğer inceleme yapmaya yetkili olanlar tarafından yapılan vergi incelemelerinin yıllar itibariyle verimliliği ve etkinliği değerlendirilecektir. Bu doğrultuda çalışmanın birinci bölümünde Türk Vergi Sistemi ve vergi yapısı ele alınacak, ikinci bölümde vergi denetimi ve vergi denetim yollarından birisi olan vergi incelemesi konusu ayrıntılı bir şekilde işlenecektir. Son bölümde ise AB ülkelerindeki vergi incelemelerine değinilerek GİB ve VDK Başkanlığı tarafından yapılan incelemelerin sonuçları ele alınarak, alınması gereken önlemler ve birtakım öneriler belirtilecektir Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Ġncelemesi, Etkinlik, Verimlilik.

EtkinlikTürk vergi sistemiVergi sistemi+3
Muzaffer Özderen
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sistemi ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları açısından menkul kıymetlerin değerlemesi

İşletmelerin finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğunu amaçlayan Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın aksine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi matrahının aşındırılmasını önlemeye çalışan koruyucu bir bakış açısı ile mükelleflerin uyacakları değerleme hükümlerini düzenlemiştir. İktisadi işletmeler atıl fonlarını çeşitli finansal araçlara yatırım yaparak gelir elde etmeyi ve kar maksimizasyonu sağlamayı amaçlamaktadır. Değerleme günü itibariyle finansal araçların değerlerinin ölçümü ve getirilerinin tespit edilmesi finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğu açısından önem arz etmektedir. Finansal araçlar içerisinde yer alan menkul kıymetler ve menkul kıymetlerin değerleme ölçüleri Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları uygulamalarında farklılık göstermektedir. Vergi Usul Kanunu menkul kıymetlerin değerlemesinde uyulacak değerleme ölçülerini vergi matrahının aşınmasına engel olacak şekilde ve ticari işletmelere inisiyatif bırakmadan belirlemiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarında ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarında yer alan ölçüm esasları ise işletmelerin finansal durumlarını gerçeğe en yakın olacak bir şekilde yansıtmayı amaçlamıştır. Mevcut düzenlemeler; vergi kanunları, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasındaki uygulama farklılıkları ve uygulama farklılıklarının iktisadi işletmelerin finansal tablolarına etkileri ile bu etkilerin düzeltilmelerine ilişkin muhasebe uygulamalarının önemini artırmaktadır. Kanaatimizce VUK değerleme ölçülerini TMS/TFRS ölçme esasları ile uyumlaştıracak yasal düzenlemeler ile menkul kıymetlerin değerlemesinde uluslar arası standartlar yakalanmış olacaktır. Ayrıca; işletmeler, herhangi bir dönüştürme işlemi yapmadan, finansal raporlarını defter kayıtları veri alarak uluslar arası standartlara göre elde edebileceklerdir. Böylece işletmeler doğru, tarafsız ve güvenilir bilgi sunan finansal tablolar elde ederek finansal tablolardan beklenen ölçme ve bilgilendirme gibi temel amaçları sağlayacaklardır.

DeğerlemeFinansal raporlama standartlarıMenkul kıymetler+5
Raşit Uçan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinin vergilendirilmesi ve muhasebe uygulamaları

Muhasebe Sistemi Genel Tebliğinde dönemsellik ilkesi, "İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet gider ve zararlarla karşılaştırılması ...." şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca, gerek Türk Ticaret Kanununda gerekse de Vergi Usul Kanununda dönemsellik kavramına paralel olarak düzenlemeler yapılmış ve işletmelerin belli dönemler için değerlendirilmeleri zorunluluğu getirilmiştir. VUK' nun 174'üncü maddesinde yasal defterlerin hesap dönemi itibarıyla tutulacağı ve hesap dönemlerinin normalde takvim yılı olacağı, ancak 12' şer aylık özel hesap dönemlerinin de tayin edilebileceği belirtilmiştir. Bunlara paralel olarak, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kazancın hesap dönemleri itibarıyla tespit olunacağı aynı şekilde Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde de gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri kazanç ve iratların gelir vergisinin konusunu oluşturacağı belirtilmiştir. Kural hesap dönemi olmakla birlikte, GVK' nın 42, 43, ve 44. maddelerinde düzenlenen ticari kazanç niteliği bulunan yıllara sari inşaat taahhüt ve onarım işlerinde yıllık hesap döneminden, dolayısıyla dönemsellik ilkesinden sapma olmuştur. Bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu'nun 42, 43 ve 44'üncü maddelerinde düzenlenen ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, kurumlar vergisi mükelleflerine de uygulanan özel bir vergileme rejimi öngörülmüştür.

Gelir vergisiKatma değer vergisiKurumlar vergisi+7
Ömer Çınar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Transfer fiyatlandırmasında ilişkili kişi

Küreselleşme süreci ile birlikte ortaya çıkan ve üretim süreçlerini farklı ülkelerde oluşturan çokuluslu şirketlerin karlarını artırma çabaları transfer fiyatlandırmasının öneminin daha da artmasına neden olmuştur. Transfer fiyatlaması dünyada olduğu kadar Türkiye'de önemi artan vergisel konulardan birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu'nun Türk Vergi sistemine getirmiş olduğu en önemli yeniliklerden birisi olan "transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında ilişkili kişi" kavramı ve bu kavramın uygulamasında yaşanan sorunlar incelenmiştir. Bu kapsamda, transfer fiyatlandırması alanında başta OECD olmak üzere, ABD, Avrupa Birliği ve bazı gelişmiş ülkelerin yapmış oldukları çalışmalar incelenmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile getirilen yeni düzenleme sayesinde, Türk vergi mevzuatının uluslararası mevzuata yakınlaştırıldığı ancak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında ilişkili kişi kavramının çok geniş kapsamlı tanımlandığı, bu tanımlamanın da belirsizliklere neden olduğu görülmüştür. Sonuç itibariyle, yapılan bu değişikliğin ilişkili kişi kavramının kapsamını çok genişlettiği ancak çalışmada ileri sürülen öneriler dikkate alındığında, uygulamada yaşanan sorunların birçoğunun yapılacak yasal ve idari düzenlemeler ile çözüme kavuşturulabileceği anlaşılmıştır

FiyatlandırmaKurumlar Vergisi KanunuKurumlar vergisi+5
Tülin Özel Gülbil
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası vergi ve bilgi değişim anlaşmaları çerçevesinde Türkiye'nin güncel durumunun değerlendirilmesi

Artan küreselleşmenin etkisiyle meydana gelen uluslararası ticaret hacmindeki büyüme devletlerin vergisel işlemlerini de çeşitlendirmiştir. Farklı vergi türleri ortaya çıkarken aynı zamanda vergi kayıp ve kaçağını önlemeye yönelik yeni tedbirlere de ihtiyaç duyulmuştur. Devletler bu noktada iş birliğinin önemini anlayarak karşılıklı olarak pek çok iki taraflı vergi anlaşması imzalamışlardır. Ancak zamanla şirketler iki taraflı vergi anlaşmalarındaki boşluklardan yararlanarak vergiden kaçınmanın da yolunu bulabilmektedirler. Dünya üzerinde iki taraflı anlaşmaların sayılarının 3000'in üzerinde olması OECD'yi bu konuda tek ve genel geçer bir çok taraflı sözleşme hazırlamaya yöneltmiştir. OECD çok taraflı vergi anlaşmasını hazırlayarak hem iki taraflı vergi anlaşmalarındaki eksik yönleri kapatmış hem de problemlere daha hızlı ve etkin çözümler üreterek uluslararası vergi sorunlarına çözüm bulmaya çalışmıştır. Tez konumuz üç farklı başlık altında incelenmiş olup öncelikle vergi ve bilgi anlaşmalarıyla giriş yapılarak sonrasında çok taraflı vergi anlaşması maddeleri ve etkilerinden bahsedilmiştir. Ülke örnekleri açıklamasıyla da sonuçlandırılmıştır.

Mali hukukOECD ülkeleriTürk vergi hukuku+7
Çağla Keşkekoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticarette teslim şekillerinin damga vergisi yükümlülüğüne etkisi

Ülkemizin vergi sistemi içinde 1800'lü yıllardan itibaren yer almaya başlamış olan damga vergisi, aslen içeriğinde hukuki bir işlem yer alan kağıtları konu almaktadır. Damga vergisi, bireylerin birbirleriyle veya devlet ile gerçekleştirdikleri medeni ya da ticari alandaki yasal süreçler için hazırlanan kâğıtlarla ilgili olarak alınır. Söz konusu yasal süreçler için herhangi bir kâğıt düzenlemesi gerçekleşmezse damga vergisinden muaf olacaktır. Böylece, damga vergisinin yükümlendirdiği iktisadi öge, yani konusu yasal süreçlerin dayanağını gösteren kağıt ve belgelerdir. "Kağıtlar" teriminin herhangi bir durumun ispatı amacı ile ya da belli etme amaçlı sunulabilmesi mümkün olan belgeler olduğu ve bu yazılı kağıtlardan da damga vergisi alınmasının uygun olduğu Damga Vergisi Kanunu'nun ilk maddesinde, söz konusu yasa ile açıklanmıştır. Bu belgeler (kâğıtlar); gerek kişilerin kendi aralarındaki gerekse devletle yapmış oldukları birtakım hukuki işlemleri göstermek için düzenlenmektedir. Bu çalışmada uluslararası ticarette teslim şekillerinin damga vergisi yükümlülüğüne etkisi incelenmiştir.

Damga vergisiTeslim yöntemleriTicaret+4
Orhan Aflaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de vergi suç ve kabahatlerine uygulanan cezai yaptırımların etkileri

Türkiye'de, dünyanın diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde de görüldüğü üzere, vergi kanunlarını ihlal edilmesi suretiyle vergi kayıp ve kaçağına neden olan fiillerin ortaya çıkmasına engel olmak ve/veya söz konusu kayıp ve kaçakları en aza indirmek amacıyla vergi ceza sistemi kurulmuştur. Bu sistemin temel amacı, vergi kanunlarının eksiksiz ve doğru bir şekilde uygulanıp yürütülmesidir. Böylelikle; vergi kanunlarına aykırı nitelikte olan suç ve kabahat fiilleri önlenerek, vergi sisteminde mükellefler arasındaki adalet tahsis edilecektir. Bunun neticesinde mükelleflerin vergi sistemine olan güven duygusu da sağlanmış olacaktır. Ancak söz konusu sistemin etkin bir şekilde yürütülebilmesi, mükellefleri caydıracak nitelikte olmasına bağlıdır. Vergi ceza sisteminin caydırıcı nitelikte olabilmesi de; vergi denetimlerinin sık ve tabana yayılmış olmasına, vergi cezalarının yeterli ağırlık ve şiddette olmasına, ilgili cezaların kesin olarak uygulanır olmasına, aynı doğrultudaki suç ve kabahatlere eşit ölçüde cezai yaptırımların varlığına bağlıdır. Bu çalışmanın temel amacı, ülkemizdeki vergi cezalarının vergi mükellefleri üzerindeki farklı türlerdeki etkilerini çeşitli yönleriyle ele alarak incelemektir. Bu bağlamda, vergi cezalarının mükellefleri psikolojik olarak etkileyip etkilemediği, mükelleflerin vergi cezalarını caydırıcı bulup bulmadığı, vergi ceza uygulamaları neticesinde vergi adaletine ve vergi sistemine güven algılarının ne yönde değişiklik gösterdiği; psikolojik etki, caydırıcılık etkisi, vergi adaletine güven etkisi ve vergi sistemine güven etkisi olmak üzere dört boyut altında incelenip, bulgu sonuçları analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmadaki araştırma yöntemi nicel bir araştırma yöntemi olup, veri toplamaya yönelik anket tekniği ve veri toplama aracı olarak da tarafımızdan ölçek geliştirme süreci ile hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Araştırma evrenini Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde faaliyet gösteren vergi mükellefleri oluşturmaktadır. Anketlerimiz, öncelikle güvenilirliği ve geçerliliğini test edebilmek için 241 mükelleften oluşan pilot bir gruba uygulanmıştır. Söz konusu pilot uygulamadan elde edilen sonuçlar, istatistiki veri analizi programları olan SPSS ve AMOS ile istatistiksel olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Elde ettiğimiz bulgulara uygun bir şekilde anketteki sorular yeniden gözden geçirilerek, asıl uygulamaya geçilmiştir. Asıl uygulamamızın analiz sonuçları, eksik ve yanlış doldurulan anketlerin çıkarılmasıyla kalan 502 mükelleften elde edilen cevaplar doğrultusunda oluşturulmuştur. Bu çalışmayla; vergi cezalarının mükellefler üzerinde psikolojik olarak etkili olduğu, caydırıcılık noktasında karasızlık yaşadıkları, vergi cezalarına ilişkin çeşitli uygulamalar nedeniyle vergi adaletinin bozuluyor olduğu bilincinin oluştuğu ve yine vergi cezalarına ilişkin olarak vergi sistemine güveni zedeleyen bir görüşün ortaya çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.

CezaMali hukukTürk vergi hukuku+6
Gökçe Kafkas
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel tüketim vergisinin Türk mali sistemi içerisindeki yeri

Günümüzde ülkelerin vergi sistemleri gelir, servet ve tüketim üzerinden alınan vergilerden oluşmaktadır. Tüketim vergileri, uygulanma kolaylığı ve sağladığı yüksek hâsılat bakımından, vergi sistemlerinin en önemli öğelerinden birisi haline gelmiştir. Tüketim vergileri kendi içinde genel tüketim vergileri ve özel tüketim vergileri olarak ikiye ayrılmaktadır.2002 yılından beri Türk Vergi Sistemi içerisinde de yer almaya başlayan Özel Tüketim Vergisi?nin dünya mali tarihindeki geçmişi oldukça eskilere dayanmaktadır. Günümüz vergi sistemlerinde Özel Tüketim Vergisi?ne yer verilmesinin iki ana nedeni bulunmaktadır Birincisi, kamu geliri elde etmektedir. İkincisi ise toplumsal açıdan tüketimi zararlı olan ürünlerin tüketiminin kısıtlanmasını sağlamaktır. Özel Tüketim Vergileri, Katma Değer Vergisi gibi üretim veya tüketimin her aşamasında değil, sadece herhangi bir aşamasında belirli mal ve hizmetlerden alınmaktadır. Türk Mali Sistemi içerisindeki geçmişi çok kısa bir süre olmasına rağmen, kapsamına giren ürünlerin niteliği ve vergi oranlarının yüksekliği dolayısıyla, çok kısa sürede genel bir tüketim vergisi olan Katma Değer Vergisi?nin payına yaklaşmıştır. Tüketim vergilerinin Dünya?daki eğilimi daha ziyade genel tüketim vergileri ağırlıklı iken, Türkiye gibi bazı gelişmekte olan ülkelerde bu eğilim tersine işlemektedir.Bu tezin amacı Özel Tüketim Vergilerinin Türk Mali Sistemi içerisindeki uygulanışının ve vergi gelirleri içerisindeki payının gelişiminin, diğer dünya ülkeleri ile kıyaslanarak analiz edilmesidir. Tez üç bölüm halinde hazırlanmıştır. Tezin birinci bölümünde, ilk önce mali sistem kavramı ve Türk mali sistemi üzerinde durulmuştur. Daha sonra Türk Mali Sisteminde yer alan vergiler önce tarihsel açıdan açıklanmış, sonra da mevcut Türk Vergi Sistemi?nin tüm vergi türleri bakımından özeti yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde, ilk olarak özel tüketim vergisi ile bu vergilerin dünyadaki genel eğilimi üzerinde durulmuştur. Sonrasında bu vergilerin diğer ülkelerdeki uygulanışı üzerinde durulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde Türkiye?deki özel tüketim vergisinin analizi yapılmıştır. Bu analiz hem yapısal hem de mali nitelikte bir analiz olmuştur. Bu bölümün son kısmında ise Türkiye?de uygulanan özel tüketim vergisinin çeşitli ülkelerdeki uygulamalarla kıyaslamasına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Vergi Sistemi, Dolaylı Vergiler, Tüketim Vergileri, Özel Tüketim Vergisi

Dolaylı vergilerFinansal sistemTüketim vergileri+3
Esra Hanbay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de profesyonel futbol kulüplerinin ve futbolcuların vergilendirilmesi

"Türkiye'de Profesyonel Futbol Kulüplerinin ve Futbolcuların Vergilendirilmesi" isimli çalışmamızda temel konu, var olan küreselleşme akımının etkisiyle beraber, futbolcu oynama haklarının kulüpler arası geçişi esnasında oluşan yüksek bedeller ve bu bedellerin gerek futbol kulüpleri, gerekse de futbolcular açısından vergilendirme altına alınması çabasının incelenmesi ve buna bağlı olarak da ortaya çıkan ve çıkması muhtemel sorunlara, yabancı ülke örnekleri ile beraber yaklaşarak, çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu çalışmada, spor ve spor faaliyetlerinde yer alan kurum ve kuruluşların tarihsel gelişimi irdelenerek, kuruluşundan günümüze kadar, bu büyük organizasyon içerisinde yer alan kurum ve kişiler, ayrıntılı olarak değerlendirilmeye çalışılacaktır. Ülkemiz vergi sisteminde amatör futbolcular, belirli bir ücret almamakla beraber, parasal bir takım menfaatler elde ederek, sportif yaşamlarını sürdürmektedirler. Dolayısıyla, vergiye muhatap da olmamaktadırlar. Profesyonel futbolcular ise ücret karşılığında, profesyonel futbol faaliyetini gerçekleştirmiş oldukları için, vergisel anlamda mükellef konumunda yer almaktadırlar. Bu nedenle, çalışmamızda profesyonel futbolun kurum ve kişileri ile beraber, vergisel manada ne gibi avantajlara ve dezavantajlara sahip olduğu irdelenmeye çalışılacaktır. Türk futbolunda yer alan bu kişilerin, vergi kanunları ile olan ilişkileri ortaya konulmaya çalışılacak, bu bağlamda ülkemizde, profesyonel futbolun vergilendirilme anlayışı ve vergi istisnaları değerlendirilecektir. Çifte vergilendirme konusu, tanım ve istisnalarıyla açıklanmaya çalışacak ve ülkemizde profesyonel futbol faaliyetini icra eden yabancı uyruklu oyuncular açısından, genel bir değerlendirme yapılacaktır. Ücret geliri, nelerin ücret olarak sayılacağı ve sayılamayacağı belirtilerek, profesyonel futbolcuların elde etmiş oldukları gelirler ve bu gelirlerin hangi kanunlara göre, nasıl vergilendirilme altına alındıkları yabancı ülkelerdeki uygulamalarla kıyaslanarak, açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Vergi Sistemi, Profesyonel Futbol Kulüpleri, Profesyonel Futbolcular, Ücret Geliri, Ücret Gelirinde Stopaj.

Futbol kulüpleriFutbol sektörüFutbolcular+5
Anıl Olcay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects