Cumhuriyet Halk Party
160 theses under this subject heading
1950 seçimlerinde Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısının, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'nin seçim kampanyalarına etkisi
Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili siyasal sisteme geçiş denemesi yapılmış ancak bu denemeler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. II. Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyada zihinsel ve toplumsal açıdan yaşanan değişimler Türkiye'yi de etkilemiş ve çok partili siyasal sistem nihayetinde başarılı olmuştur. Milli Kalkınma Partisi 1945 yılında, Demokrat Parti ise 1946'da kurulmuştur. Çok partili siyasi sistem büyük bir dönüşümün başlangıcı olmuştur. Küresel çapta yaşanan ekonomik krizler ve toplumsal yapıdaki sorunlar iktidar değişimine zemin hazırlamıştır. Türkiye'de çok partili siyasi sistemin başlaması ile birlikte sosyoekonomik yapısındaki değişimler, 1950 yılında Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçim kampanyalarını etkilemiştir.
Bir siyasetçi ve devlet adamı olarak Şevket Raşit Hatipoğlu
Şevket Raşit Hatipoğlu, resmi kayıtlara göre 1898 yılında doğmuş olarak kabul edilse de aslında 1900 yılında İzmir'in Menemen ilçesine bağlı Helvacı köyünde dünyaya gelmiştir. İlk eğitimini doğduğu köyde, orta eğitimini Menemen ve Kırkağaç'ta tamamlamıştır. 1913 yılında Bursa Ziraat Ameliyyat Mektebinden ardından 1923 yılında Halkalı Ziraat Mektebinden mezun olmuştur. Daha sonra girdiği yarışma sınavını kazanarak 1925 yılında iktisat ve zirai iktisat alanlarında uzmanlaşmak için Paris'e gönderilmiştir. 1926 yılında ise hükümet tarafından Almanya'ya eğitim için nakledilmiştir. 1931 yılında Türkiye'ye dönmüş ve Ankara Yüksek Ziraat Okulunda öğretim görevlisi olarak işe başlamıştır. Tek parti döneminde önce Afyonkarahisar Milletvekili olarak siyasi hayata giriş yapmıştır. Şevket Raşit Hatipoğlu, 1941 yılında yapılan ara seçimlerde Afyonkarahisar Milletvekili seçilmiştir. 1943'de yapılan genel seçimlerde Mecliste Manisa Milletvekili olarak yer almıştır. Bu arada I. ve II. Şükrü Saraçoğlu Hükümetleri döneminde ise Tarım Bakanlığı görevinde bulunmuştur. Bu görevde iken 1945 Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu Meclis tarafından kabul edilmiştir. Şevket Raşit Hatipoğlu, Demokrat Parti'nin zaferi ile sonuçlanan 14 Mayıs 1950 tarihindeki seçimlerde de aday olmasına karşın milletvekili seçilememiştir. 27 Mayıs askeri darbesi sonrasında tekrar aktif siyasete dönen Hatipoğlu, 1960 Kurucu Meclisinde CHP temsilcisi olarak bulunmuştur. II. İnönü Koalisyon Hükümeti'nde, 1962 ve 1963 yılları arasında, Millî Eğitim Bakanlığı görevine getirilmiştir. 1967 yılında CHP'den ayrılmıştır. 1967'de kurulan Güven Partisinin kurucuları arasında yer almıştır. 1969 seçimlerinde kazanamayınca siyasi hayatı sona ermiştir. 1973 yılında Ankara'da vefat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Halk Partisi, Çay, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, Şevket Raşit Hatipoğlu, Tarım Bakanlığı, Türkiye.
Demokrat Parti dönemi Hatay milletvekilleri ve meclisteki faaliyetleri (1950-1960)
1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra Türk siyasal yaşamında önemli bir kırılma noktası olan 1950 seçimlerinde bir siyasi dönüşüm yaşanmıştır. Kuruluşundan itibaren ülke yönetiminde tek söz sahibi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) muhalefete dönüşmüş, Demokrat Parti (DP) iktidara gelmiştir. Türk siyasal yaşamında Demokrat Parti dönemi olarak isimlendirilen söz konusu dönem, Mayıs 1950 seçimleri ile başlamış, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile sonlanmıştır. Bu dönem IX., X., XI. yasama dönemlerini kapsamaktadır. Demokrat Parti döneminde Hatay Milletvekilleri ve Meclisteki Faaliyetleri (1950-1960) ismini taşıyan tez çalışmasında 1950-1954, 1954-1957 ve 1957-1960 yılları olmak üzere üç dönem süresince vazife üstlenmiş Hatay Milletvekilleri'nin, özgeçmişlerinin yanında mecliste yürüttükleri yasama faaliyetleri ile verdikleri kanun teklifleri ve önergeleri incelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu çalışma, 1950-1960 yılları arasında vazife yürütmüş olan Hatay milletvekillerinin biyografileri, TBMM'de vermiş oldukları takrirleri, teklifleri, konuşmaları ve benzeri siyasi faaliyetlerinin neler olduğu ortaya konulmuştur. Her yasama dönemi kronolojik sıralamaya uygun bir şekilde ele alınarak milletvekillerinin faaliyetleri dönemler halinde aktarılmıştır. Meclis tutanaklarından ve TBMM arşivinden milletvekillerinin yasama çalışmaları ile alakalı kayıtlar tespit edilip bayındırlık, eğitim, kültür, ekonomi, sağlık, gibi benzeri hususlarda faaliyetleri ve söylemleri değerlendirilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde IX. dönemde Hatay, muhalefet partisi CHP'li Milletvekilleri tarafından temsil edildiğinden dolayı söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, hükümete karşı eleştirel bir yaklaşımla ülke ve bölge ile ilgili konuları ayrıntısıyla gündeme taşımışlardır. Hatay'ın ana vatana iltihakında önemli rol oynayan Tayfur Sökmen, Abdurrahman Melek gibi isimler bu dönemde Atatürk inkılaplarının korunmasına yönelik söylemlerde bulunmuşlardır. X. dönemde Hatay'ı DP'li Milletvekilleri temsil ettiğinden, daha çok bölgesel konulara odaklanmışlardır. XI. dönemde Hatay'ı muhalefet partisi olan CHP'li Milletvekilleri temsil etmiştir. Söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, bir sınır şehri olan Hatay'ın gümrük sorunları başta olmak üzere genel sorunlarını mecliste dile getirmişlerdir.
Adalet Partisi- CHP ilişkileri (1961-1962)
Cumhuriyet'in ilanıyla Türkiye, demokrasi açısından yeni bir döneme girmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra değişen koşullar ile beraber çok partili hayata geçilmiş ve 1950 yılından itibaren 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı başlamıştır. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesi ile DP'nin iktidarı sona ermiştir. 7 Temmuz 1960'da durdurulmuş olan siyasi faaliyetler, 6 Ocak 1961'de Kurucu Meclisin açılmasıyla 13 Ocak 1961 tarihinde yeniden başlamıştır. 11 Şubat 1961'de Adalet Partisi başta olmak üzere birçok yeni siyasi parti kurulmuştur. Adalet Partisi, ilk teşkilatını 27 Şubat 1961'de İzmir'de kurmuş ve parti ülke çapında teşkilatlanmak üzere yurt gezileri düzenlemiştir. Bu dönemde CHP de aynı şekilde yurt içi gezileri düzenlemiş ve 24 Ağustos'ta CHP 15'inci kurultayını yapmıştır. Nitekim 15 Ekim'de genel seçimler yapılmış ve bu seçimlerden sonra yeni bir düzene geçilmiştir. Siyasi partiler arasındaki görüşmelerden sonra CHP-AP arasında Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti kurulmuştur. Bu dönemde DP'li milletvekillerinin af meselesi, AP'nin en önemli gündemi olmuştur. Nitekim af meselesi, mecliste huzursuzluklara yol açmış ve koalisyon yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ortaklar arasında ilk görüş ayrılığı memur ve mebus maaşları konusu olmuştur. Tedbirler Kanunu ve 147 öğretim üyesinin üniversitelere dönmeleri koalisyon hükümetinin en önemli kazanımları olarak görülürken, 22 Şubat darbe girişimini yapanların affedilmesi koalisyonun sonunu getirmiş böylece AP-CHP iş birliği 1 Haziran 1962 itibariyle sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: 27 Mayıs Darbe Girişimi, Adalet Partisi, CHP, Seçimler, Koalisyon
Elit partiden sosyal demokrat kitle partisine: CHP'de Kılıçdaroğlu dönemi
CHP tarihsel konumlanışı itibari ile farklı parti modellerini dönemsel olarak içerisinde barındırmıştır. Devletin partisi ve halkın partisi arasında kalmışlık, CHP'nin tarihsel ikilemini yaratır. Bu ikilime çözüm aramak belki de Türkiye'nin modernleşme serüvenini ve siyasi spektrumunu anlamayı kolaylaştırabilir. CHP'nin tek parti rejiminden kalan, siyasi ve toplumsal refleksi haline gelen rejimin bekası söylemi, Deniz Baykal döneminde kendine yeniden alan açmıştır. Bu dönemde yargı, bürokrasi ve ordu ile kurulan bağ; CHP'nin 1965-1980 arasında çizdiği halkçı imajı zedelemiştir. Küresel çapta yükselen kimlik siyasetine CHP de kapılmış ve laiklik ile milliyetçiliği ön plana çıkardığı dışlayıcı bir siyasete kendini sıkıştırmıştır. Sosyal demokrat politikanın CHP'de yeniden egemen olması, 2010 yılında Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı olması ile mümkün olmuştur. Bu tezin amacı, CHP tarihinde hep var olan parti kimliğine dair çelişkinin Kılıçdaroğlu döneminde sosyal demokrasi temelinde çözüldüğünü açıklamaktır. Kılıçdaroğlu döneminde; gelir adaletsizliği, eşitlik, yoksulluk, yolsuzluk ve sosyal adalet gibi kavramlar kullanılarak sınıfsal bir siyaset izlenmiştir. Bu dönemde, kimlik siyasetinin dar kalıplarını aşacak ve toplumu yatay eksende kesecek sınıfsal bir siyaset öngörülmüştür. Sınıfsal antagonizmada CHP'ye yer açabilmek için eski kimlik çatışmalarını ortadan kaldırmayı amaç edinen Kılıçdaroğlu partinin kurduğu ittifaklar, helalleşme çıkışı ve geçmişe yönelik öz eleştiriler ile geçmişin halktan kopuk yapısını kırmaya çalışmış; siyasi söylemler ve beyannameler, seçim bildirgeleri, toplumsal hareketler ve yoksul halkla kurulan ilişki doğrultusunda sosyal demokrat siyaseti partide güçlendirmiştir. Çalışma, CHP tarihinde yer bulmasına karşı uzun yıllar geri plana atılmış sosyal demokrasinin; Kılıçdaroğlu döneminde kalıcı bir şekilde partide yer edinme sürecini açıklamaktadır.
İktidar ve başkent: Değişim ve süreklilik çerçevesinde Ankara'da şehircilik (1946-1960)
"İktidar ve Başkent: Değişim ve Süreklilik Çerçevesinde Ankara'da Şehircilik (1946- 1960)" başlıklı yüksek lisans tez çalışması kapsamında çok partili hayata geçiş ve sonrasında Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle Ankara'nın şehircilik bakımından geçirdiği değişim ve sürekliliklerin çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Cumhuriyet Halk Partisi iktidarıyla mukayeseli bir inceleme yürütülmüştür. Çalışma boyunca iktidarların siyasi karakterlerinin başkentlere yansıdığı ve dolaylı olarak da başkentler üzerinden okunabileceği kabul edilmiştir. Ankara başkent ilan edildiği andan itibaren Cumhuriyet rejiminin başarısının simgesel gösterim alanı olarak kurgulanmıştır. Bu kurgu ülkenin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından oluşturulmuş ve yıllarca yine aynı iktidar tarafından şekillendirilmiştir. 1950 yılı itibariyle iktidara gelen Demokrat Parti'nin başkent Ankara'ya yaklaşımı çeşitli açılardan CHP yönetimiyle değişiklik göstermiş ya da süreklilik arz etmiştir. Bu kriterler sorgulanırken kentin ana aksı Atatürk Bulvarı temel alınarak özellikle Ulus ve Kızılay merkezlerine yoğunlaşırmıştır. Ayrıca genel literatür içerisinde 1950 öncesi Ankara'sına dair kapsamlı çalışmalar yer almakla birlikte 1950 sonrasına dair çalışmaların görece yetersizliği giderilmeye çalışılmıştır. Değişim ve süreklilikler incelenirken bir taraftan da Demokrat Parti iktidarının Ankara özelinde şehircilik faaliyetlerinin neler olduğunu ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Ankara, Başkent, Ulus, Kızılay, Atatürk Bulvarı, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Değişim, Süreklilik.
Tek Parti Dönemi halkçılığından Demokrat Parti popülizmine geçiş: Türkiye'de merkez sağın oluşum dinamikleri ve popülizm
Popülizm dünya siyasetinde sahneye çıktığı yıllarda, Osmanlı' da da Meşrutiyet döneminde halkçılık olarak yankı bulmuş, Ziya Gökalp tarafından Durkheim'ın dayanışmacı toplum teorileri ve solidarizmin bir bileşimi olarak geliştirilen halkçılık fikirleri, zamanla devletin resmi ideolojisi haline dönüştürülmüş, cumhuriyetin kuruluşundan sonra bu fikirler, CHP' nin Altı Ok olarak adlandırılan ilkeleri arasında "halkçılık" olarak kendine yer bulmuş ve bir dönem Anayasa' da da yer almıştır. Halkçılık, popülizmin Türkçe karşılığı olsa da, CHP'nin halkçılık ilkesinde sunduğu fikirler tamamen nev-i şahsına münhasır olmuştur. Popülist politikalara tam bir tezat olarak, halkın kitlesel desteğine dayanmadan, ülkeyi gelişmiş Batı medeniyetleri seviyesine çıkarma ülküsüne dayanarak, halk adına hareket eden seçkinci ve idealist bir hareketle hayata geçirilen CHP' nin halkçı fikirleri, çok partili döneme geçiş sürecinde DP popülist hareketinin yükselişinin gölgesinde kalmıştır. DP, örgütlenmemiş ve o döneme kadar sesini siyaseten duyuramamış olan emekçi ve köylü kesimi, diğer muhalif kesimlerle birlikte CHP yönetimine karşı bir çatı altında toplamayı başararak iktidarı ele geçirmiştir. Tanzimatla başlayan siyasi elitteki büyük zihniyet değişimi, hanedandan halka yönelim süreci, halkın bizzat siyaset sahnesine çıkmasıyla farklı bir boyuta taşınmıştır. CHP halkçılığının yerini DP popülizmine bıraktığı bu dönem, aynı zamanda Türk siyasetinde merkez sağın temellerinin atıldığı dönem olmuştur.
Demokrat Parti dönemi tutan – tutmayan devrimlerin tartışması ve sonuçları
Bu tez çalışmasının amacı, 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en ana unsurlarından olan devrimlerin 1950'li yıllardaki Demokrat Parti dönemi iktidarında da ne kadar devam ettirilebilip, ettirilemediğidir. Hangi devrimlerin hayatını sürdürdüğü, hangi devrimlerin ise tasviye süreci yaşadığı incelenecektir. Cumhuriyet'in kuruluşunun ardından toplumun en önemli dayanağı olan devrimler, altı ilke Mustafa Kemal Atatürk tarafından hayata geçirilmiştir. Bu altı ilke, kurucu parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin de altı ok olarak sembolü olmuştur. İlk başlarda toplumun belirli kesimlerince kabul gören bu devrimler, 1923-1938 Kemalist dönem olarak adlandırılan Cumhuriyet'in kuruluşundan Atatürk'ün vefatına kadar olan bu dönemde etkisini daha geniş tabana yaymayı başarmıştır. Ancak Atatürk'ün vefatının ardından Kemalist rejimin devrimleri zamanla duraklama devri yaşamaya başlamıştır. İsmet İnönü döneminde 1946 yılında çok partili hayata geçilmesinin ardından çokça tavizler verilmeye başlanmıştır. İktidarın korunabilmesi adına özellikle laiklik ilkesini sekteye uğratacak hamleler yapılmış, milli ekonomi modelini oluşturan devletçilik ilkesine uymayan bazı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. 1950 yılında Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte ise bu devrimlerin içi iyice boşaltılmaya başlanmıştır. Özellikle laiklik, cumhuriyetçilik ve de devletçilik ilkelerinden çokça ödünler verilmiştir. Bu süreçte bu devrimler, tasfiye sürecine doğru ilerlemiştir. Bu devrimlerin toplumu yansıtmadığı iddia edilmiş, topluma mal olan ve de olmayan devrimler diye ikiye ayrılır hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi, İsmet İnönü, Demokrat Parti, Atatürk Devrimleri
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikası
1950'lerde uluslararası gündeme gelen Kıbrıs sorunu bu dönemden itibaren yaşanılan birçok tarihsel gelişmeyle şekillenmiş, çözümsüzlüğünü günümüze kadar devam ettirmiştir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra adada ayrı iki yönetim ortaya çıkmış, bu gelişmeden sonra da iki farklı yönetimin tek bir çatı altında birleştirilmesi için görüşmeler günümüze kadar sürmüştür. Kıbrıs sorunu, açık denizlerde doğalgazın keşfiyle ise farklı boyutlara ulaşmıştır. Kıbrıs sorununun ortaya çıktığı süreçte, Soğuk Savaş koşulları gereği aktif bir politika belirlemeyen Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi Yunanistan ile olan ikili ilişkilerin ve bölgesel barışın zedelenmemesi için Kıbrıs konusunun Türk kamuoyunda tartışılmasına engel olmuştur. 1961 yılında iktidar olan İnönü hükümetleri döneminde ise Kıbrıs konusu milli bir meseleye dönüşmüş, sorunun büyümesi üzerine adaya askeri harekât girişiminde bulunulmuştur. İnönü hükümetlerinin Kıbrıs konusundaki hassasiyeti, Başbakan Bülent Ecevit'in koalisyon hükümeti döneminde de devam etmiştir. Ecevit, adaya Barış Harekâtı'nı düzenleyerek, Kıbrıs sorununun çözümü noktasında Türk tarafının temel tezi olan taksim tezine zemin hazırlamıştır. Nitekim 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurulması, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması taksim tezinin hayata geçirilmesi hususundaki en önemli adımlardır. İnönü hükümetleri ile şekillenmeye başlayan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasında önemli test noktalarından birisi de Annan Planı olmuştur. Planı, Kıbrıs davasından taviz olarak değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığından yana tavır takınmıştır. Bu çalışma Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasının evrimleşme sürecini Kıbrıs sorununda meydana gelen gelişmelerle paralel bir şekilde inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Sorunu, Cumhuriyet Halk Partisi, Kıbrıs Barış Harekâtı, Annan Planı
Çok partili döneme geçişte demokratikleşme çabaları
II. Dünya Savaşı'nın Türkiye Cumhuriyeti ve dünya tarihinde yarattığı etkileri bakımından ayrı bir yeri vardır. Çünkü bu savaş, demokrasi cephesinin zaferi ile sonuçlanmıştır. Faşist-totaliter tek parti yönetimine dayalı ülkelerin yenilmeleri demokrasiyi yükselten değer haline getirmiştir. Demokratik sistemlerin yükselişe geçtiği bir dönemde Türkiye de buna kayıtsız kalmamıştır. Türkiye'de 1923-1946 yıllarında tek siyasi parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi yer almıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün ardından parti içerisinde önemli değişiklikler yapılmış ve İsmet İnönü'nün Milli Şef olmasıyla da tek parti ideolojisi etkin bir hal almıştır. Bu dönemde yapılan bazı antidemokratik kanun ve uygulamalar, toplum üzerinde sosyo-ekonomik açıdan büyük sarsıntılara ve iktidara karşı toplumsal bir muhalefete sebep olmuştur. Savaşın ardından ülke içinde ve dışında meydana gelen gelişmeler çok partili demokratik rejime geçişi zorunlu kılmıştır. Bu şartlar altında kurulan Demokrat Parti, belli bir süre iktidarın hoşgörüsüyle karşılanmıştır. Ancak muhalefetin hızlı örgütlenmesi ve 1946 seçimlerindeki başarısı iktidarın tutumunu sertleştirmiştir. Çok partili hayata geçildikten sonra özellikle muhalefet, antidemokratik kanunlar açısından iktidarı eleştirmiş ve köklü değişiklikler yapılmasını istemiştir. İktidar partisi ise, halkın desteğini yeniden kazanabilmek adına bu uygulamaları değiştirme ve kaldırma yoluna gitmiştir. Bu çalışma, Türk siyasal hayatında özellikle savaş sonrası başlatılan demokratikleşme hareketlerinin nedenlerini, sonuçlarını ve toplum üzerindeki tesirlerini incelemek üzere hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çok Partili Hayat, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Milli Şef.
Çok partili dönemde Malatya'da siyasi hayat (1946-1960)
Üç kıta arasındaki ticaret ve kültür alışverişlerinin yapıldığı yolların kavşak noktasında bulunması, Malatya'nın tarihi ve kültürel önemini artırmıştır. Bu özelliği Malatya'yı tarihin her döneminde önemli kılmış ve dikkatleri hep üzerine çekmiştir. Doğal, tarihi ve kültürel bereketi ile yıllar boyunca tarih sayfalarında önemli bir yer edinen Malatya siyasi kimliğiyle de önemli bir yere sahiptir. Cumhuriyetin ilanından sonra Malatya Türkiye'nin diğer şehirlerinden farklı olmayan modernleşme süreci geçirmiştir. Bu süreçte mühim sosyal, kültürel vs. değişmeler yaşanmıştır. Türkiye'nin yaşadığı modernleşme sürecinin şehirler esas alınarak mukayeseli ortaya konulması gerekmektedir. Malatya uzun yıllar boyunca CHP yönetiminde kalmıştır. 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde yurt geneli hâkimiyet DP geçmişse de bu durum Malatya'da tam tersidir. Malatya'nın CHP denetiminde bulunması hiç şüphesiz İsmet İnönü faktörünün açık bir sonucudur. 3 Haziran 1946'da yapılan Belediye seçimlerinde CHP'li bir adayın kazanması DP'nin Malatya için çok fazla emek sarf etmesi gerektiğini açıkça gösteriyordu. Nitekim 1950 genel seçim sonucuna baktığımızda DP'nin tek bir aday bile çıkaramamasına karşılık CHP'nin bütün adaylarının kazanması tezimizi destekler niteliktedir. 1954 ve 1957 genel seçimlerine bakıldığında Malatya'da ki CHP üstünlüğü 1960'a kadar kendini korumuştur. DP'nin yaptığı faaliyet yurt geneli kendini göstermiş ise de bu durum Malatya'da eksik kalmıştır. DP Malatya Gençlik Kolu çalışmaları da yetersiz kalmış muhtarlık seçimleri, Belediye seçimleri ve ardından gelen 1957 seçimleri de CHP üstünlüğüyle sonuçlanmıştır. Bu üstünlük 1957 seçiminin ardından giderek azalmaya başlamış, özelliklede 1960'lara doğru CHP'nin ciddi bir oy kaybına uğradığı belirlenmiştir. Peşi sıra gelen istifalar, CHP içindeki dalgalanmalar ve özellikle CHP'li kimi şahısların partiyi kendi menfaatleri uğruna kullanmaları halkın partiye olan güvenini sarsmıştır. 1946 ile başlayan çok partili dönem 27 Mayıs 1960 darbesiyle beraber çok farklı bir boyut kazanmış ve Türkiye demokrasi ve siyaset adına yeni bir yapıyla karşı karşıya kalmıştır. Anahtar Kelimeler: Malatya, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Çok Partili Dönem, Seçim. Sayfa Sayısı: 118 Tez Danışmanı: Doç. Dr. Mehmet PINAR
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Ekrem Hayri Üstündağ'ın hayatı ve siyasi faaliyetleri (1885-1956)
Ekrem Hayri ÜSTÜNDAĞ, Osmanlı son döneminde doğmuş, İmparatorluğun yıkılışını görmüş, Cumhuriyetin kuruluşuna şahitlik etmiş, çok partili hayata geçiş serüvenlerimizin bizzat içinde bulunmuş, iktidarı da muhalefeti de yaşamış, çok yönlü, aydın bir şahsiyettir. Bu tezde Ekrem Hayri Bey'in ailesi, eğitim hayatı, mesleki faaliyetleri, siyasi faaliyetleri, araştırmalar çerçevesinde ortaya konmuştur. Ekrem Hayri Bey iyi bir doktor, iki evlat acısı çekmiş bir aile babası, yardımsever bir yurttaş, Birinci Dünya Savaşına katılmış bir komutan, muhalefetten iktidara yürüyen sonra vicdanı hariç hiçbir zorlayıcı etken yokken tekrar muhalefete dönmüş bir insandır. Bu tez, yaşadığı dönemin hemen bütün tarihi kırılma noktalarında başrollerde bulunmuş bir adamın tanıklığıyla tarihe bakma amacı taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekrem Hayri Üstündağ, İzmir, Serbest Cumhuriyet Partisi, Demokrat Parti, Hürriyet Partisi, Sağlık Bakanlığı.
CHP parti müfettişlik raporlarına göre İzmir (1935-1950)
9 Eylül 1923 tarihinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi 1923 yılından 1946 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasi hayatında tek başına söz sahibi olarak yönetimi üstlenmiştir. Tek başına iktidarda olmanın doğuracağı parti içi ve parti dışı muhalefet sıkıntılarının olumsuz sonuçlarını engellemek, parti teşkilatı ve çalışmaları üzerinde denetim ve kontrol sağlamak, partinin merkezi otoritesini sağlamlaştırmak amacıyla 1923 yılında Parti Müfettişliği adıyla bir teftiş mekanizması kurulmuştur. Ülke birden fazla ilden oluşan mıntıka bölgelerine ayrılarak çeşitli alanlarda müfettişler ve milletvekilleri tarafından teftişlerinin yapılması sağlanmıştır. Her parti müfettişi bölgesini iki kez teftiş etmekle görevlendirilmiştir. Parti Müfettişliği kurumunun önemi kısa sürede artmış ve ülke içerisinde hem denetimin merkezi hem de halkın isteklerinin ve şikayetlerinin sesi olmuştur. 1932 yılında kurulan Halkevlerinin de denetimini sağlayan bölge müfettişlikleri ülkede her alanda yaşanan sorun ve sıkıntıları denetleyebilme gücüne sahip olmuşlardır. 1935 yılında yapılan düzenleme ile bu kurum daha etkin hale getirilmiştir. Bu çalışma, 1935-1950 yılları arasında parti müfettişleri ve İzmir milletvekilleri tarafından yapılan teftişler sonucunda oluşturulan raporlar ışığında İzmir ilinin parti örgütlenmesi, Halkevi çalışmaları, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitim, spor ve sağlık gibi alanlardaki çalışmaları hakkında bilgi vermektedir.
İngiliz kamuoyunda Demokrat Parti ve 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi
Bu çalışmada esas olarak Demokrat Parti'nin iktidar serüveninin İngiliz kamuoyunun gözünde nasıl değerlendirildiği ele alınmıştır. Demokrat Parti'nin iktidar sathı boyunca iç ve dış politikadaki meseleleri büyük bir yekûn tutmaktadır. Bu bağlamda söz konusu meseleler, tarihsel bağlam içerisinde kronolojik olarak ele alınmıştır. Ayrıca söz konusu meseleler tematik olarak değerlendirilmiştir. Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, bu iktidar sürecinde yaşadığı sorunlar, seçim zaferleri, yaşadığı siyasi krizler gibi olgular ve son kertede 1960 Askerî Darbesinin İngiliz Kamuoyunda nasıl alımlandığı tematik olarak işlenmeye çalışılmıştır. Büyükelçilik belgeleri ve gazete haberlerinden yararlanılan bu çalışmada ayrıca Türkiye'nin değişen dış politika paradigmasının İngiliz kamuoyundaki yansımalarına da değerlendirilmiştir. İlk bölümde çalışmaya bir giriş havası oluşturmak amacıyla Türkiye'yi çok partili demokrasiye götüren süreç, aynı zamanda söz konusu sürecin iç ve dış politikadaki sebepleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, ilk beş yılı sırasında uyguladığı iç ve dış politikalar önce Türkçe kaynaklardan daha sonra bunlara müzahir İngiliz belgeleri ve gazeteleri üzerinden değerlendirilmiştir. Son bölümde ise Demokrat Parti'nin 1955-1960 yılları arasındaki iç ve dış politikadaki meseleleri, daha önceki bölümlerde olduğu gibi hem Türk hem İngiliz kamuoyu gözünden ele alınmıştır. Son kertede ise 1960 Askerî Darbesi İngiliz Kamuoyu gözünde nasıl değerlendirildiği ve darbeye giden sürecin serencamı üzerinde durulmuştur. Varılan sonuç; İngiltere'nin Türkiye'deki meselelere genelde Ortadoğu'da çıkarları doğrultusunda yaklaştığı, demokratik krizleri – 1960 Askerî Darbesi gibi- ilkesel bir mesele olarak ele almak yerine, yukarıda da belirtildiği üzere öz çıkarları bağlamında değerlendirdiği görülmektedir.
Tek partiden çok partili hayata geçiş sürecinde CHP ve Halkevlerinin gayrimenkulleri (1925-1953)
Bu çalışmada esas olarak 1925-1953 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin kullandığı gayrimenkuller ele alınmıştır. Bu gayrimenkullerin illerdeki sayıları, türleri, nasıl kullanıldıkları, nasıl edinildikleri ve nasıl yitirildikleri incelenmiştir. Bu şekilde CHP'nin elindeki gayrimenkulleri nasıl değerlendirdiği ve elindeki bu serveti nasıl yönettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin gayrimenkullerinin önemli bir kısmını emval-i metruke oluşturmaktadır. Emval-i metrukenin CHP'ye nasıl transfer olduğu ve bu emval-i metrukenin nasıl kullanıldığı incelenecektir. 1950 sonrası Demokrat Parti iktidarında başlayan 1951 ve 1953 yıllarındaki aşama aşama gerçekleşen CHP'nin mülksüzleşme süreci TBMM görüşmelerinden ve ulusal basından hareketle anlatılmıştır.
Siyasî-sosyal ve ekonomik yönleriyle Diyarbakır (1946-1960)
İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerinden biri olan Diyarbakır, ticaret yolları üzerinde yer almış ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Diyarbakır'da hüküm sürmüş devletlerin kültürel, sosyal ve ekonomik zenginlikleri günümüze kadar gelmiştir. Bu bağlamda Diyarbakır'ın 1946-1960 yılları arasındaki siyasi, sosyal ve ekonomik yapısı ortaya konulmuştur. Toplam dört bölümden oluşan tezin ilk bölümünde; ilin kısa bir tarihçesi, coğrafi konumu, ilin adı üzerindeki değişiklikler ve nüfus yapısı üzerinde durulmuştur. Tezin ikinci bölümünde; Diyarbakır'da kurulan siyasi partiler ve faaliyetleri, ülke genelinde yapılan dört genel seçimin şehre yansımaları, seçim mitingleri ve propagandaları, seçilen milletvekillerinin doğum yerleri, yaş grupları, eğitim seviyeleri ve meslekleri birinci el kaynaklardan istifade edilmek suretiyle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde Diyarbakır'ın sosyal ve kültürel alandaki faaliyetleri ve değişimi üzerinde durulmuştur. Eğitim alt başlığında özellikle TÜİK verileri detaylı analiz edilerek şehirde mevcut olan okul, öğretmen ve öğrenci sayıları verilmiştir. Elde edilen veriler tek parti dönemi ve çok partili dönem olarak incelenmiş ve çeşitli karşılaştırmalar yapılmıştır. Bu bölümde ayrıca halk eğitimi, kütüphaneler ve eğitim ile ilgili dernek ve kuruluşlar, Halkevi faaliyetleri, ulaşım, sağlık hizmetleri, spor faaliyetleri, sinema ve tiyatro alt başlıkları da yer almaktadır. Tezin dördüncü ve son bölümünde; Diyarbakır'ın ekonomik faaliyetleri elde edilen veriler ışığında değerlendirilmiştir. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayandığı şehirde bunlara bağlı gelişen sanayi, fabrika, küçük imalathaneler, el tezgâhları, oda, cemiyet ve derneklerin durumu açıklanmıştır. İlde üretimi en fazla yapılan tarım ürünleri ile hayvan türleri tespit edilerek, ülke ve bölge geneli karşılaştırmaları yapılmıştır. Anahtar Sözcükler Diyarbakır, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Sosyal ve Kültürel, Ekonomi, Hayvancılık, Tarım.
Çok partili hayata geçiş ve sonrasında Çankırı: Eğitim, kültür, siyasi ve sosyal hayat (1946-1960)
Cumhuriyet tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olan çok partili hayata geçiş, Türkiye'de birçok dinamikleri değiştiren bir süreçtir. Bu sürecin Türkiye'de olduğu kadar Çankırı'da da nasıl yansıdığı çalışmada ele alınmıştır. Tez, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde 1946 yılına kadar olan Çankırı tarihi genel hatları ile açıklanmıştır. Birinci bölümde Çankırı'nın idari yapısı ve değişimleri ile siyasi hayat başlıkları ele alınmıştır. İdari yapı içerisinde ilçe, bucak, köy teşkilatındaki değişimler, 1946-1960 arasında görev yapan Çankırı valileri ve faaliyetleri ele alınmıştır. Siyasi hayat adı altında Türkiye'de çok partili hayata geçiş süreci ve çalışmamızın zaman aralığında gerçekleşen seçimlerin Türkiye ve Çankırı sonuçları ile Çankırı milletvekillerinin Meclis faaliyetleri incelenmiştir. 27 Mayıs 1960 darbesinin Çankırı'ya yansıması, 1961 anayasa oylaması ve genel seçimi de bölüm içinde ele alınarak sonraki sürecin nasıl ilerlediği hakkında çıkarımlar yapılmıştır. İkinci bölümde Çankırı'da eğitim ve nüfus, CHP ve DP dönemi olarakayrı başlıklandırılmış olup yapılan faaliyetler ve istatistik verileri ışığında, hem kendi içerisinde hem de karşılaştırılarak ele alınmıştır. Üçüncü bölüm Çankırı'da sosyo-kültürel hayat başlığı altında sağlık, ulaşım, dernekler, sinema ve tiyatro, spor ve doğal afetler konuları içinde yaşanan değişim ve gelişimleri kapsamaktadır.
1940-1950 arasında Türkiye'de kültür ve sanat
Bu çalışmada 1940'lı yıllar Türkiye'sinin kültür ve sanat ortamı, siyasi, sosyo-ekonomik gelişmeler ışığında mercek altına alınarak on yıllık bir dönemin dökümü yapılmıştır. 1940-1950 arasına denk gelen 10 yıllık dönem, İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığına ve CHP'nin iktidarda olduğu bir sürece karşılık gelmektedir. 1939-1945 yılları arasında yaşanan II. Dünya Savaşı, her ne kadar son ana dek savaş dışı tutumunu sürdürse de Türkiye'yi derinden etkilemiştir. Savaş ekonomisinin uygulandığı bu yıllarda toplumun eğitilmesi, kültür seviyesinin yükseltilmesi temel meselelerden sayılarak eğitim ve kültür alanında atılımlar yapılmıştır. Sanat, devlet tarafından desteklenmiş, büyük bir ilgiyle takip edilmiştir. Bilim, edebiyat ve sanat alanında koyduğu ödüllerle başarılı olan çalışmalar ödüllendirilmiştir. Devlet destekli sergilerinin yanı sıra sanatçı grup/birlik/cemiyetlerin sergileri, sanat eğitimi veren kurumların sergileri gibi pek çok sergi düzenlenmiştir. Sanat koruyuculuğunu üstlenen devleti yöneten erk, sergi açılışlarına katılarak halkın sanatla buluşmasına özendirici olmuştur. Özellikle 1932'den beri faaliyet gösteren Halkevleri ile Anadolu'nun pek çok yerinde sanat zevkinin aşılanması, yeni yeteneklerin keşfedilmesi, sanatçıların teşviki sağlanmıştır. Dönemin sanatçı yetiştiren tek kurumu olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi başta olmak üzere Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-iş Şubesi, Kız Sanat Okulları, Köy Enstitüleri ve Halkevleri ile toplumun geniş bir kısmında sanat bilgisinin çoğalması ve sanatın halk arasında yayılması için uğraş verilmiştir. II. Dünya Savaşı'nın da etkisiyle içe kapanmanın ve ulusal sanata dönüşün yaşandığı bu yıllarda milli/ulusal sanat tartışmaları hız kazanmış, sanat ortamında sanatın temsil sorunu, sanatçının devlet ve özel sermayedeler tarafından desteklenmesi, sergi mekânlarına duyulan ihtiyaç, sanat eleştirisi ve eleştirmen sorunu, eski-yeni sanat tartışmaları gibi konu ve tartışmalar gündemi belirlemiştir. Sanatçı grup/dernek/birliklerinin etkin olduğu bu süreçte süsleme sanatları ve el sanatları önem kazanarak millî motifler resmin içine sokulmuş; sanatçılar İstanbul temelli konu repertuvarından uzaklaşarak Anadolu gerçeğine ve insanına odaklanmıştır. Anahtar Sözcükler: 1940'lı Yıllar Türkiye'si, II. Dünya Savaşı, CHP, Milli/Ulusal Sanat, Sanat Kurumları ve Etkinlikleri
1980 sonrası dönemde Kütahya ve Afyonkarahisar'da seçmen davranışı: CHP örneği
CHP, Türkiye'de siyasal sistemin kurulmasının ve çok partili siyasal hayatın inşa sürecinin en önemli aktörüdür. Devlet kuran parti olarak da önemli bir misyonun taşıyıcısıdır. Cumhuriyetin kurulma sürecinde gerçekleştirilen devrimler CHP aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve CHP, modern bir toplumun ve Türk demokrasisinin inşa sürecinde doğrudan yer almış bir tek siyasal parti olma ayrıcalığını üstlenmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında temel bir görev üstlenen ARMHC'nin kadroları üzerinde yükselen CHP, kuruluşundan 1950 yılında gerçekleştirilen seçimlere kadar olan yaklaşık 27 yılda, ülkeyi tek başına yönetmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, devlet inşa etmiş önemli bir siyasal aktörün, bugün geldiğimiz noktada etkisiz bir konuma evrilmesinin altında yatan nedenleri araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Afyonkarahisar ve Kütahya'da CHP'ye oy veren seçmenle, oy vermeyen seçmenin CHP algıları çözümlenmeye çalışılmıştır. Her iki seçmen kitlesinin CHP algıları üzerinden, özellikle 1980 Askeri Darbesi sonrasında yaşanan değişim ve dönüşümlerin, seçmen tercihlerini belirlemedeki etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda seçmenlerin CHP'ye ilişkin düşünceleri üzerinden güncel kutuplaşma ve neredeyse sabitlenmiş oy oranları çözümlenmeye çalışılmaktadır.
Türkiye'de gençlerin siyasete katılımı: Parti gençlik kolları örneğinde bir inceleme
Temsili demokrasilerde, siyasal partilerin örgütsel yapılarındaki en önemli unsurlardan biri üyelerdir. Siyasi sistem ve partilere göre üyeliğin niteliği farklılaşsa da üyeler, partilerin hazır kıtalarıdır. Partilerin altın çağını yaşadıkları dönemde, üyelerin siyasi mesaileri sayesinde partilerle toplum arasındaki organik ilişkiler hep güçlü olmuştur. Fakat, çeyrek asırdan beri özellikle Batı Avrupa demokrasilerinde siyasi partilerin bir gerileme sürecine girdiğine tanıklık etmekteyiz. Bu veri durumun başlıca kanıtlarından biri, partilere üye olmanın cazibesini süratle yitirmesidir. Türkiye'de de 1990'ların ikinci yarısından itibaren parti üyeliği eski anlam ve önemini yitirmeye başlamıştır. Parti üyeliği mefhumunda genç üyelerin durumu ve en çok oyu alan iki partinin İzmir'deki gençlik örgütlerinde gençlerin parti üyeliği aktivizmlerinin hangi örüntülerde kristalleşmekte olduğu soruları bu çalışmanın temel sorunsalıdır. İzmir'de gençlik ve siyaset ilişkisi, gençliğin politikaya katılım boyutları, partilerin genç üyelerinin politik aktivizmleri, partilerde gençlik organizasyonlarının hukuki durumu ele alınmış ve ilgili sorunsalların Almanya örneği ile karşılaştırması üzerinden mesele uluslararası bir düzleme oturtulmuştur. Siyasal katılım ve parti üyeliği aktivizmi çatısında gençliğin siyasete parti üyeliği aracılığı ile katılımı boyutuyla meselenin teorik altyapısı oluşturulmuş ve ikinci bölümde partilerin gençlik teşkilatları hukuki ve kurumsal altyapıları ile birlikte ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Almanya örneğinde Alman Meclisinde temsil edilen siyasi partilerin gençlik örgütleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde anket sonuçları her iki partinin de üyelerini kapsayacak biçimde yansıtıldıktan sonra partiler özelinde ayrı ayrı analiz edilip değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise, İzmir'de iki parti gençliğinin siyasal katılımının söylem ve eylem boyutunda literatürde belirlenmiş ve ortaya konulmuş sorun boyutları ve motivasyonlarına ilişkin uyum ve uyumsuzlukları saptanmış ve saptanan uyumsuzlukların gelecekte alabileceği hallere dair fikirler öne sürülmüştür. Anahtar Kelimeler: siyasi parti, gençlik kolları, parti üyeliği, CHP, AK Parti, siyasal katılım, Almanya Siyasi Partileri, JUSOS, Junge Union, Linksjugend Solid, Grüne Jugend, İzmir.
Toplumsal değişme sürecinde siyasal partilerin dönüşümü: CHP örneği
II. Dünya savaşı sonrasında dünya çok hızlı bir değişim ve dönüşüm dönemine girmiştir. Bu değişimlerin ve ortaya çıkan dönüşümlerin ana kaynağı olarak teknolojik gelişmeler gösterilmektedir. İletişim, ulaşım ve özellikle bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler bir yandan üretim teknolojilerini ve üretim biçimini değiştirmekte bir yandan da sermayenin, üretimin, kültürün, bilginin küreselleşmesine neden olmaktadır. Yaşanan bu değişim süreci ülkelerin toplumsal, kültürel ve siyasal yapı ve kurumlarını da etkilemektedir. Etkilenen siyasal kurumların başında siyaset kurumu ve siyasal partiler gelmektedir. Bu süreçte siyasal partilerin ideolojik konumlanmaları, liderlik yapıları ,üye yapısı, seçmen tabanı ve baskı gruplarıyla ilişkilerinde değişimler ortaya çıkmıştır. Dünyada yaşanan değişim süreci Türkiye'yi ve Türkiye'deki toplumsal, kültürel, siyasal kurum ve kuruluşları da etkilemiştir. Siyasal kurumların başında ise Türkiye'nin siyasal partileri ve uzun bir tarihsel geçmişe sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) gelmektedir. CHP bu değişim sürecinden nasıl etkilenmektedir? CHP'de lider ve lider kadroları, üye yapısı, seçmen tabanı ve baskı gruplarıyla ilişkiler nasıl şekillenmektedir? CHP'de, Batı Avrupa'daki sosyal demokrat kitle partilerinin yaşadığı ideolojik yumuşama yaşanmakta mıdır? CHP, "toplayıcı parti" ye dönüşmekte midir? Bu tez çalışmasında bu soruların yanıtı aranmıştır. Araştırmanın verileri konuyla ilgili literatür ve 26 CHP elit siyasetçiyle yapılan mülakatlardan elde edilmiştir. Mülakatlardan elde edilen verilerden bulgulara ulaşılması içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, gerek global düzeyde gerekse Türkiye bağlamında ortaya çıkan toplumsal değişim sürecinden CHP de etkilenmektedir ve değişmektedir. Özellikle 2010 sonrasında CHP politika ve söylemlerine bakıldığında CHP'deki değişimin; ideolojik yumuşama, üyenin rolünün azalması, lider ve genel merkezin güçlenmesi, seçmen tabanını ve baskı grupları ile ilişkilerini genişletme çabası olarak ortaya çıktığı görülmektedir. CHP'deki bu değişimler CHP'nin "toplayıcı parti" olma yönünde ilerlediğini göstermektedir.
Dönemin Kayseri basınının Demokrat Parti iktidarına bakışı
İletişim, insanlık tarihiyle başlamış, doğal olarak uygarlık geliştikçe iletişim metotları da değişmiş ve gelişmiştir. İnsanlığı iletişim bahsinde arayışlara yönlendiren faktör insanın bilgiye olan ihtiyacıdır. Bundan dolayı bilgi yani haber insan için değerlidir. Öyle ki matbaanın icadıyla başladığını kabul edilen gazetenin varlığı milattan öncesine kadar uzanır. Avrupa basın tarihine nazaran geç ortaya çıkan Türk basın tarihi, Osmanlı Devleti'nin son yıllarında oluşmaya başlamıştır. Gazetenin yani basının gücünü gören Osmanlı Devleti resmî ilanlarını duyurmak gayesiyle gazete çıkarmış ardından Türk basını hızlı bir gelişme göstermiştir. Türk basını Milli Mücadelenin kazanılmasında etkin propaganda vazifesi üstlenmiştir. Türk basını Cumhuriyet Türkiye'si döneminde de gelişmeye devam etmiştir. Aslında Türk basın tarihi bir anlamda Türk demokrasi tarihidir. Gerçekten de basın, ülkemizin demokratik gelişimine paralel bir gelişim göstermiş ve toplumsal ve siyasî hayatımızın en önemli aktörlerinden birisi durumuna gelmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nda tek partili rejimlerin mağlup olması ile demokrasi idaresi bütün dünyayı etkisi altına almıştır. Türkiye de savaş sonrası oluşan bloklaşmada kendisinden toprak talebinde bulunan SSCB önderliğindeki sosyalist doğu bloğuna karşı demokrasi taraftarı ABD liderliğindeki batı bloğu saflarına katıldı ve ardından çok partili siyasi hayata geçti. 1946 yılında Demokrat Parti'nin kurulmuş ve 14 Mayıs 1950 seçimlerinde de iktidara gelmiştir. Demokrat Parti, bu tarihten sonra Adnan Menderes liderliğinde katıldığı her seçimden galip çıkmış ve Cumhuriyet Halk Partisi başta olmak tüm muhalefete rağmen on yıl boyunca kesintisiz iktidarda kalmıştır. Demokrat Parti iktidarı toplumun kamplara ayrılması ve demokrasinin tehlike altına düşmesini bahane olarak gören ordu içindeki bazı subaylar tarafından 27 Mayıs 1960'ta yapılan darbe ile sona ermiştir. Bu tez varlığı 1910 yılına kadar uzanan Kayseri basınının 1950-1960 seneleri arasında çıkarılan Yeni Kayseri, Erciyes Telgraf ve Anadolu gazetelerinin Demokrat Parti iktidarının faaliyetlerine bakışına ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Basın, Demokrasi, DP, Adnan Menderes, CHP, Seçim
Tek parti iktidarının iktisadi dış politikası
Türkiye Cumhuriyeti, bu yıl içerisinde yüz yılı aşmış bir devlettir. Devletin bir asırlık ömründe gerçekleştirmiş olduğu siyasi, ekonomik ve eğitim amaçlı birçok politikası ve bu politikalarında başta iç ve dış olmak üzere pek çok belirleyici unsur bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk yirmi yedi yılını kapsayan tek parti iktidarı dönemi, bir asırlık tarihte önemli ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bu dönemin önemi ve ayrıcalığı, ülkenin bizzat kurucuları tarafından yönetim sürecinin gerçekleştirilmiş olmasından ileri gelmektedir. Bunun yanında Millî Mücadele sonrasında ve İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki politikalara tek parti dönemi içerisinde yön verilmiş olması, bu dönemi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ayrıcalıklı bir yere taşıyan önemli konu başlıklarıdır. Söz konusu olayların yanı sıra ekonomi politikalarındaki yol haritaları ve ülke ekonomisini güçlendirmek ile beraber uluslararası ticaret faaliyetlerinde gösterilen atılım süreçleri, tek parti dönemini incelemek için önemli ekonomik sebepler arasında yer almaktadır. Bu tezde tek parti iktidarı olarak literatüre geçen yirmi yedi yıllık kesintisiz bir sürecin dış siyaseti ve ekonomi politikaları incelenmiştir. İncelenen dış ilişkiler, siyasi politika değerinde değil; ekonomik alanda irdelenmiş, ilişkilere yön veren ekonomik faktörler ve altyapıları değerlendirilmiştir. Uygulanan politikalar ile ulaşılmak istenen kazançlar ve ittifaklar, altyapıları ve uluslararası ortam dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Türkiye'de tek parti dönemi ve siyaset anlayışı
9 Eylül 1923 tarihinde kurulan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasal partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923-1945 yılları arasını kapsayan dönem içinde tek parti olarak iktidarı elinde tutmuştur. Türk siyasi hayatında "tek parti dönemi" olarak adlandırılan bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi, inkılapçı karakteri ağır basan bir siyasal parti olarak Türkiye'deki mevcut siyasal kültürün şekillenmesine etki etmiştir. Cumhuriyet'in ilan edilmesi akabinde rejimin istikrarını sağlayabilecek ve çağın gereksinimlerini karşılayabilecek bir devletin inşa edilebilmesi için bir dizi inkılap hayata geçirilmiştir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu'nun bürokratik, ekonomik ve toplumsal yapısını devralmıştır. Aynı zamanda bu süreç içerisinde tek parti rejiminin sona erdirilmesine dair girişimlerde olmuştur. Ancak çok partili siyasal hayata geçiş denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmış, kurulan siyasal partilerin ömrü uzun olmamıştır. Tek parti rejimi ise bazı zorunluluklar nedeniyle ortaya çıkan geçici bir süreç olarak değerlendirilmiştir. Söz konusu dönem, tek parti rejiminin işlemesinin yanı sıra ülkenin geliştirildiği, dönüştürüldüğü, yeni bir siyasal rejim ile birlikte yeni bir yaşam tarzının da inşa edildiği bir dönem olmasıyla nedeniyle önem arz etmektedir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı tek parti dönemini bir bütün halinde ele alarak ve tarihsel evrim bağlamında birçok yönden araştırarak dönemin temel dinamiklerini, siyaset anlayışını, modernleşme sürecini, böylece Türkiye Cumhuriyeti'nin dönüşümünü incelenmektir. Çalışma kapsamında literatür taraması yapılmıştır. Bu çalışmada kuruluşunun altında yatan neden ülkeyi çağdaş uygarlık seviyesine getirmek olan Cumhuriyet Halk Parti'sinin tek parti döneminde zamanın ruhuna göre hareket ederek, akılcılığı ve bilimselliği temel alarak birçok alanda ciddi dönüşümlere imza attığı değerlendirilmektedir.