Transportation

243 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

AK Parti ulaştırma politikaları (2002-2018)

AK Partinin Seçim Beyannameleri ve Hükümet Programlarında ulaştırma vaatleri, hedef ve politikaları geniş yer bulmuştur. Hatta AK Partinin iktidarı boyunca en önemli söylemlerinin başında ulaştırma ile ilgili yapmış olduğu yatırımlar gelmektedir. AK Parti; bölünmüş yol, yüksek hızlı tren, havalimanı ve liman yatırımları ile öne çıkan bir siyasi parti olmuştur. Ancak AK Partinin benimsemiş olduğu ulaştırma hedef ve politikaları ile yapmış olduğu ulaştırma yatırımları günümüze kadar tartışma konusu olmuştur. Tez çalışmasında AK Partinin seçim beyannameleri ve hükümet programlarında ulaştırma modlarından kara yolu, demir yolu, deniz yolu, hava yolu ve boru hattı ulaştırması ile ilgili yer alan vaatler, hedefler ve politikalar çerçevesinde ulaştırma politika ve yatırımları doküman analizi yöntemiyle analiz edilerek AK Partinin 2002-2018 yılları arasındaki ulaştırma politika ve yatırımlarının nasıl bir dönüşüme uğradığı, hangi süreçlerden geçtiği, ulaştırma hedeflerine erişme noktasında ulaştırma yatırımlarının ne kadar başarılı olduğu, ulaştırma yatırımları ile ulaştırma hedef ve politikalarının ne kadar tutarlı olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Adalet ve Kalkınma PartisiParti politikalarıSiyasi partiler+3
Furkan Bebek
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2020 öncesi trafik kazalarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Trafik kazaları her yıl 1 milyondan fazla insan hayatını kaybetmesine ve 20-50 milyon kişinin yaralanmasına veya sakat kalmasına neden olmaktadır. Trafik kazası yaralanmaları küresel olarak önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada meydana gelen trafik kazalarının sayısal analizi kullanılarak trafik kazasına karışan kişi ve araç sayıları ile hangi bölgelerimizde ve hangi zaman aralığında yoğunluk yaşandığının tespit edilmesi ve trafik kazalarının nedenlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: TÜİK web sitesinin trafik kazası ve araç istatistiki verileri kullanılmıştır. TÜİK veri tabanından, 2016-2020 yılları arasındaki trafik kazaları analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Veriler temel istatistik yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada 2016-2020 yılları arası baz alınarak değerlendirildiğinde, ölümlü ve yaralanmalı kaza sayılarında 2019 ve 2020 yıllarında bir düşüş yaşandığı, motosiklet ile kazaya karışan sürücülerin büyük bir kısmının kaza sonrasında yaşamını kaybettiği, traktör kazalarında yüksek oranla kaza yerinde ölüm oluştuğu, ölümlü kazalarda erkeklerin %55,91' inin sürücü olarak, kadınların %65,08' inin yolcu olarak hayatını kaybettiği, trafik kazası neticesinde Türkiye'nin doğu bölümünde batı illerine göre daha düşük yaralanma ve ölüm oranının yaşandığı, ölüm oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 65 yaş ve üzeri, yaralanma oranının en yüksek olduğu yaş grubunun ise 15 – 24 yaş grubu olduğu, ölüm ve yaralanma oranlarının yaz aylarında ve hafta sonlarında pik yaptığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Trafik tedbirlerinin hafta sonu ve yaz aylarında arttırılması, kara yollarının iyileştirilmesi ile veriler dâhilinde daha etkili tedbirler alınması sonucunda trafik kazalarının azalacağı kanaatindeyiz.

Sayısal analizTrafikTrafik kazaları+2
Cem Birvar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya-Ukrayna savaşının ulaştırma sektörüne finansal etkilerinin olay çalışması yönetimi ile analizi – BIST örneği

Tarihteki savaşlar incelendiğinde ekonomik ve finansal etkilerinin yanında üretim, lojistik ve tedarik zinciri gibi sektörlerde de sorunlara yol açtığı bilinmektedir. Savaşların etkileri sadece taraf ülkelerle sınırlı kalmayıp, zamanla diğer bölgelerde yayılarak küresel krizlere neden olmaktadır. Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı etkiler birçok ülke gibi Türkiye'yi de etkilemiştir. Rusya ve Ukrayna'nın güçlü oldukları enerji ve tarım sektörü, savaştan etkilenerek, tedarik zincirinde ve lojistik sektörlerinde akasmalara neden oldu. Avrupa enerji tedariğinde yeni önlemler alarak tasarruf politikaları izlemek zorunda kaldı. Avrupa Birliği ülkeleri, Ukrayna'dan ithalat ettikleri başta ayçiçek ve buğday ürünlerinde yeni tedarikçiler aramak zorunda kaldı. Savaş yüzünden Karadeniz'in gemi trafiğine kapatılması İstanbul ve Çanakkale Boğazlarındaki gemi trafiğini düşürürken, başta Gürcistan, Bulgaristan ve Yunanistan Türk sınır kapılarında ticari araç geçişlerinde yoğunluklar meydan gelmiştir. Savaşın, Türkiye'deki tedarik zinciri, lojistik ve ulaştırma sektörlerine negatif etkiler oluşturduğu görüldü. Bu çalışmada Rusya-Ukrayna savaşının BİST Ulaştırma Endeksinde bulunan şirketler üzerindeki olası etkileri olay çalışması yöntemiyle analiz edilmiştir. BİST Ulaştırma endeksinin seçilme amacı lojistik ve tedarik zincirini ilgilendiren en yakın endeks olmasıdır. 24 Şubat 2022 tarihi Rusya'nın Ukrayna işgali olay günü olarak seçilmiştir. Olay çalışması yönteminde tarihsel ortalama modeli kullanılmıştır. Bu model ile ortalama anormal getiriler (AAR) ve kümülatif ortalama anormal getiriler (CAAR) verilerine ulaşılarak veriler analiz edilmiştir. Analizler, savaşın başlangıcını temsil eden olay günü ve yakın çevresinde, endekste yer alan şirketlerin istatistiksel olarak anlamlı negatif anormal getiriler (AAR) ürettiğini ortaya koymuştur. Kümülatif etkinin incelendiği 14 farklı olay penceresinin 12'sinde de bu negatif etkinin (CAAR) anlamlılığını koruduğu saptanmıştır. Ancak, etkinin büyüklüğünün olay gününden uzaklaştıkça zayıfladığı gözlemlenmiştir. Bu bulgular ışığında, Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcının BIST Ulaştırma Endeksi şirketleri üzerinde ani ve güçlü bir negatif şok yarattığı, fakat bu etkinin kalıcı olmadığını ve istatiksel olarak etkisinin azaldığı anlaşılmıştır.

Etkin piyasa teorisiFinansLojistik+2
Ebubekir Uysal
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sektörel enerji tüketiminin büyümeye etkisi

Bu çalışma Türkiye'nin 1987-2015 yıllık verileri kullanılarak sektörel enerji tüketimi ile büyümenin gerçekleşebileceğini test etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın hipotezi Türkiye'nin tarım, sanayi, ulaştırma ve hizmetler sektöründeki enerji tüketiminin ekonomik büyümeyi sağladığını iddia etmektedir. Çalışmada sektörel enerji tüketiminin ekonomik büyümeyi sağladığını araştırmak için öncelikle modeldeki değişkenlerin durağanlık analizleri ADF testiyle yapılmıştır. Değişkenler arasındaki, uzun dönemli ilişkiler Johansen eşbütünleşme testiyle araştırılmış ardından Vektör hata düzeltme modeli kurulmuş ve Engle Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Son olarak uzun dönem katsayıların tahmini için FMOLS, CCR ve DOLS yöntemleri kullanılmıştır. Uygulanan testlerde bulunan sonuçlar şu şekildedir: a) Augmented Dickey Fuller testi sonuçlarına göre değişkenlerin durağan olmadıkları, değişkenlere fark alma işlemi uygulandıktan sonra %5 seviyesinde durağanlaştıkları sonucuna ulaşılmıştır; b) Johansen eşbütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki araştırılmış ve değişkenler arasında %5 seviyesinde uzun dönemli ilişki bulunmuştur; c) Vektör hata düzeltme modeline göre uzun dönem dengesinden sapmanın %24'ünün bir dönem içerisinde dengeye geldiği tespit edilmiştir; d) Engle Granger Nedensellik testi sonucuna göre tarım sektöründeki enerji tüketimi büyümenin nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır; e) FMOLS, CCR ve DOLS'a göre uzun dönemde sanayi sektörü enerji tüketiminde meydana gelen %1'lik artış GSYH'yi sırasıyla %0,2516, %0,2573, %0,3105 kadar ve ulaştırma sektöründe meydana gelen %1'lik artış ise GSYH'yi sırasıyla %0,4770, %0,5116, %0,6549 kadar arttırmaktadır.

Ekonomik büyümeEnerjiEnerji kaynakları+5
Eda Emeti Karagöz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaştırma sistemlerinin altyapısına etki eden faktörlerin belirlenmesi ve önem derecelerine karar verilmesi; Manisa ili örneği

Günümüzde hem ulusal hem de uluslararası ulaşım ihtiyacının artması, ulaştırma sistemlerinin alt yapısının önemini daha da arttırmaktadır. Bu doğrultuda ulaştırma sisteminin alt yapısının kurulmasında önemli olan faktörler, maliyet ve zaman unsurları nedeniyle proje aşamasında da önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, literatür araştırması ele alınacaktır. İkinci ve üçüncü bölüm çalışmanın uygulama aşamasını oluşturacaktır. Bu doğrultuda, ikinci bölümde Manisa İlinde aktif olarak çalışan İnşaat Mühendislerinin görüşlerine bağlı olarak ulaştırma sisteminin alt yapı faktörleri SPSS paket programı ile belirlenecektir. Üçüncü bölümde, belirlenen faktörler doğrultusunda karar verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP)yöntemi kullanılarak ulaştırma sisteminin alt yapısının kurulmasında önemli olan faktörlerin sıralaması önem derecelerine göre yapılacaktır.

UlaştırmaUlaşımUlaşım sistemleri
Burak Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Hava yolu yolcu taşımacılığı hizmet kalitesinin müşteri tatmini ve ağızdan ağıza iletişim üzerindeki etkisi: COVID-19 pandemi döneminde bir araştırma

COVID-19 pandemisi insan sağlığının yanı sıra dünyada birçok sektörü etkilemiştir. Hava yolu taşımacılığı, sokağa çıkma sınırlamaları ve ülkeler arası geçişlerin durdurulmasıyla başlayan yolculuk sayılarındaki azalmalarla birlikte bu etkinin en fazla hissedildiği sektörler arasında yer almıştır. İlerleyen dönemlerde aşının bulunması ve hızlı bir şekilde uygulamaya geçilmesi dünyada birçok ülkede yeni normal olarak adlandırılan bir dönemin başlamasını sağlamıştır. Bu dönemde uygulamaya konulan tedbirler kapsamında yolcuların hava yollarının hizmet kalitesi hakkındaki değerlendirmelerini ve bundan duydukları memnuniyeti etkileyen faktörleri araştırmak mühim bir konu haline gelmiştir. Bu bağlamda ilgili literatür incelendiğinde COVID-19 pandemi döneminde bu konudaki çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı hava yolu yolcularının COVID-19 pandemi döneminde hava yolu hizmet kalitesine yönelik algılarını etkileyen faktörleri ve bunların müşteri tatmini üzerindeki etkisini, müşteri tatmininin ise ağızdan ağıza iletişim üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırma verileri kartopu örnekleme yöntemiyle Türkiye genelinde toplanmıştır. Verilerin toplanmasında çevrimiçi anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada toplanan verilerin analizinde yapısal eşitlik modellemesi (YEM) analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda hava yolu fiziksel umsurlarına ilişkin hizmet kalitesi algısı ve hava yolu ve alanı ortak unsurlarına ilişkin hizmet kalitesi algısının hava yolu genel hizmet kalitesi algısı ve havaalanı genel hizmet kalitesi algısı üzerinde; hava yolu genel hizmet kalitesi algısı ve havaalanı genel hizmet kalitesi algısının müşteri tatmini ve ağızdan ağıza iletişim üzerinde; müşteri tatmininin ağızdan ağıza iletişim üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur.

Ağızdan ağıza iletişimCOVID 19Hava yolları+5
Sıla Avgan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistik ulaştırma faaliyetlerindeki hizmet kalitesinin müşteri değeri yaratmadaki rolü: Kütahya Yurt İçi Kargo Şirketinde bir uygulama

Yaşanan globalleşme sürecinde pazarların, müşterilerin, ihtiyaçların ve tüm bunlara paralel olarak kurumsal yapılanmalar ile iş anlayışlarının değişmesi, lojistik yönetiminin büyük bir anlam ve önem kazanmasında etkili olmuştur. Birbirine benzer markaların ortaya çıkması müşterilere hizmet sunumlarında farklılaşma gereğini ortaya çıkarmıştır. Lojistik hizmetlerde sağlanan üstün performans işletmelerin rekabet edebilmelerinde önemli rol oynamaktadır.Günümüzde işletmelerinin en önemli amaçlarından birisi, müşteriye yönelik hareket etmektir. Bu amaç etrafında üretimde ve tüketimde dikkat çeken araçlar maliyet, kalite, zaman ve hızdır. İşte lojistik bu amaç ve araçların bir noktada birleşmesini sağlayarak, isletmeler ile müşterileri arasında ulaşımı ve iletişimi sağlamaktadır. Müşterilerin pazarda daha fazla söz sahibi olmaları ile birlikte daha üstün hizmetler sunma gereği lojistiğe olan ilgiyi arttırmıştır. Lojistik hizmetlerde sağlanacak kalite ile müşteriye yakınlık, müşteri ile hizmet sunumu ve sonrasında ilişki kurarak müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve bu taleplere uygun hizmet ve değer üretmek ve müşteri tarafından kabul edilen faydaları sunmak mümkün olabilmektedir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Ulaştırma, Ulaştırma Faaliyeti, Hizmet, Kalite, Hizmet Kalitesi, Değer, Müşteri Değeri.

Hizmet kalitesiKaliteKargo+6
Yasemin Durmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde Türk kabotajının yeniden yapılandırılması

Bir ülkenin denizlerinde, karayollarında, hava sahasında o ülke vatandaşları için uygulanan öncelikleri ve yabancılara uygulanan yasakları belirleyen kabotaj hakkı ülkenin denizcilik sektörünü geliştirmesinin yanı sıra içinde ekonomik, siyasal, stratejik unsurlar da barındırır.Kabotaj Kanunu ülkemizde zor koşullar altında 29 Nisan 1926 tarihinde kabul edilmiş ve üzerinde hiçbir değişikliğe gidilmeksizin günümüze gelmiştir. Günümüz Türkiye' sinin koşulları 1926 yılı Türkiye' sinin koşullarından oldukça farklıdır. Kabotaj Kanunu' muzun günümüz ihtiyaçlarına layıkıyla cevap verebilmesi ve taşımacılığımızın değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmesi için kabotaj altyapısının yeniden yapılandırma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Bu tezin amacı Avrupa Birliği' ne giriş sürecinde olan ülkemizin 1926' dan bu yana değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmek için kabotaj taşımacılığımızda nasıl bir yapılandırmaya ihtiyaç duyulduğu sorusunu irdelemektedir.Bu bağlamda tezin ilk bölümünde kabotaj hakkı öncelikle bir tanım olarak irdelenmiş, Türkiye' de ve Dünya'daki kabotaj uygulamaları incelenmiştir.İkinci bölümde Avrupa Birliği'nin kabotaj rejimi üzerinde durulmuş, Roma Antlaşması ışığında Birlik içinde daha önceden kabotaj uygulamış olan ülkelere yer verilmiştir. Üyelik sürecinde bulunduğumuz Avrupa Birliği'nin temel Denizcilik Politikası ve Ortak Denizcilik Politikasının oluşum süreci bağlamında alınan kararlar incelenmiştir.Üçüncü bölümde kabotaj rejimi incelenmiş, Avrupa'nın kendi iç ulaşımını oluşturan temel öğeler irdelenmiş ve bu doğrultuda, 92/106 Sayılı Konsey Direktifi' ne, Kısa Mesafeli Deniz Yolu Taşımacılığı kavramına yer verilmiştir. Ayrıca Bu bölümde Avrupa Birliği' nin diğer kıtalar ve ekonomik bloklarla ulaşım bağlantıları ve Pan- Avrupa Ulaşım Koridorları, Trans Avrupa Ulaşım Koridorları, TRACECA ve Deniz Otoyolları incelenmiştir.Cumhuriyetle birlikte ülkemizde ilk kez kabotaj tekeli hakkı tesis edilmiş, Türk sermayesi ile Türk vatandaşının denizlerle iç içe olması sağlanmıştır. Bu bağlamda tezin dördüncü bölümünde, kabotaj hakkının kazanılması ile ilgili tarihsel süreç incelenmiştir.Beşinci bölümde, Ülkemizdeki kabotaj taşımacılığı karayolu, demiryolu, denizyolu ve limanlar altyapıları çerçevesinde araştırılmış ve Beş Yıllık Kalkınma Planları öncesi ve sonrasındaki durumlar karşılaştırılmıştır.Tezin son bölümünde ise Türk ulusal taşımacılığının dünyadaki gelişmelere ayak uydurabilmesi ve günümüz ihtiyaçlarına gerektiği gibi cevap verebilmesi adına yapılması gereken yenilikler ortaya konmuştur. Bu bağlamda İntermodel taşımaya dönük yükçün destekli tümleşik hizmet anlayışıyla dünyada hızla yaygınlaşan ve günümüz modern taşımacılık anlayışının temelini oluşturan kapıdan kapıya taşımacılık hizmetini ana taşımacılık felsefesi olarak benimsemenin önemi vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler: İntermodal Taşımacılık, Kapıdan Kapıya Taşımacılık, Multimodal Taşımacılık, Tümleşik Taşımacılık, Kombine Taşımacılık,

Avrupa BirliğiDeniz yoluDeniz yolu taşımacılığı+9
Gizem Kodak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet kalitesi ve hizmet değerinin müşteri memnuniyetine etkisi: Kara yolu ve demir yolu taşımacılığında bir uygulama

ÖZET HİZMET KALİTESİ VE HİZMET DEĞERİNİN MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNE ETKİSİ: KARA YOLU VE DEMİR YOLU TAŞIMACILIĞINDA BİR UYGULAMA BAYRAKTAR, Uğur Yüksek Lisans Tezi, İşletme Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Cemalettin DEMİRELİ Ağustos, 2014, 166 sayfa Müşteriler, günümüz iş yaşamında işletmelerin geleceğini etkileyen en önemli aktörlerdir. Müşterilerin tatmin olması ve işletmelerden memnun ayrılmalarının temelinde ise müşterilere sunulan hizmetlerin kaliteli ve değerli olması yatmaktadır. İşletmelerin gelecek ile ilgili planlarında ve karlılık analizlerinde bu derece önemli bir hal alan müşteri memnuniyeti bilimsel açıdan incelenmeli ve müşteri memnuniyetini etkileyen faktörlerin neler olduğu ayrıntılı olarak tespit edilmelidir. Müşteri memnuniyetini etkileyen hizmet kalitesi ve hizmet değeri, müşterilerin her zaman iyi hizmet almasını ve aldıkları hizmetlerden tatmin olmasını hedeflemektedir. Hizmet kalitesi ve hizmet değeri tüm sektörler için önemli bir kavramdır. Ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren kara yolu ve demir yolu işletmeleri de müşteri odaklı çalışmasından dolayı hizmet kalitesini ve hizmet değerini her zaman ön planda tutmakları gerekir. Ulaştırma sektörü işletmelerinde hizmet kalitesi ve hizmet değerinin müşteri memnuniyetine etkisi ve bu etkiyi sağlayan faktörlerin tespit edilmesi, daha verimli hizmetlerin sunulması ve daha mutlu müşteriler sağlamanın anahtar rolüdür. Bu araştırma ile hizmet isletmelerinin müşterilerinin algıladıkları hizmet kalitesi ve hizmet değeri faktörleri ölçümlenmeye çalışılmıştır. Uygulama da ise hizmet işletmeleri arasında önemli bir yere sahip olan ulaştırma sektörü işletmeleri olan kara yolu ve demir yolu taşımacılığında seyahat eden müşteriler üzerinde yapılmıştır. Araştırma bulguları işletmenin sunduğu hizmetin müşterilerce nasıl algılandığını gösterirken, işletmenin artan rekabet koşulları çerçevesinde işletme politikaları ve uygulamalarında yapması gerekenler hakkında da gösterge niteliğinde olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Demir yolu, Kara yolu, Hizmet Kalitesi, Hizmet Değeri, Müşteri Memnuniyeti

Demir yolu taşımacılığıHizmet değeriHizmet kalitesi+3
Uğur Bayraktar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Otobüs işletmelerinin işletme işlevlerini uygulama başarısı üzerine bir araştırma

ÖZET Kara Ulaştırma Hizmetlerinde çok önemli bir yere sahip olan, Otobüs İşletmeciliği, toplu insan taşımacılığı sonucunda, toplumun bünyesinde oluşturduğu, ekonomik, sosya! ve kültürel etkileri yadsı namayacak kadar önem teşkil etmektedir. Söz konusu hizmetler, ülkelerin ekonomik yapılarını değiştirmekte ve devletlerin makro ekonomik plan hedeflerine ulaşmalarında etkin bir rol oynamaktadır. Günümüz teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak, kara ulaştırma araçlarındaki güvenilirliğin artması ve bunun yanı sıra taşıma süresinin kısalması, verilen hizmetlerin kalitesindeki artışlar, Otobüs İşletmeciliği'nin gelişim sürecine bir ivme kazandırmıştır. Ülkemizin en eski işletmelerinden olmasına karşın, Otobüs İşletmeciliği, oluşturduğu güç oranında, ekonomik yapı içerisinde, bilimsel işletmecilik gelişmelerinin gerisinde kalmıştır. Özellikle, 18. Yüzyılda başlayan ve günümüzde de devam eden gelişmeler, toplu insan taşımacılığı sektörünü yakından ilgilendirmiştir. Ekonomik sistemin önemli bir parçası olma özelliği gösteren taşımacılık, süratli bir gelişim göstererek, bağımsız bir meslek halini almıştır. Bu gelişim, işletmecilikle ile ilgili birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu görüntünün bir versiyonu olarak Otobüs İşletmeciliği günün koşullarına ayak uydurabilecek, işletme düzenlerine bağlanma gereğini ortaya çıkarmıştır. Otobüslerle yapılan insan taşımacılığının, bilimsel işletmecilik temellerine oturtulması zorunluluğunu doğurmuştur. IIIBu çalışmamızda, küreselleşmenin bile boyutlarının değiştiği günümüzde, Otobüs İşletmeciliğini, bilimsel standartlara kavuşturulması amaçlanmıştır. Çalışmamızın Birinci Bölümünde, Ulaştırmaya Genmel Bir Bakış yaparak, ulaştırmanın unsurları, özellikleri ve önemi vurgulanmıştır. İkinci Bölümde, Ulaştırma Sektörü'nde Karayolu Ulaştırmasının yeri, özellikleri ve kapsamı incelenmiştir. Üçüncü Bölümde, Otobüs İşletmeciliği'nin, tanımı yapılarak günümüzdeki durumu araştırılmıştır. Dördüncü Bölümde, Otobüs İşletmeciliği'nin çalışmaları, işletme işlevleri açısından nasıl oluşturulmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur. Beşinci Bölümde, İşletme İşlevlerinin uygulanması ve başarısı üzerine bir araştırmaya yer verilmiştir. IV

Karayolu taşımacılığıOtobüs işletmeleriUlaşım+1
Hakan Kara
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaştırma hizmetlerinin dış kaynaklardan yararlanma (Outsourcing) yöntemi ile karşılanması: Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı'nda bir uygulama

Günümüzde; globalleşen dünya yapısı insanları ulaştırma hizmetlerine bağımlı daha hale getirmiştir. Son yüzyılda hızlı bir ilerleme gösteren ulaştırma sektörü, bağlantılı olarak sunulan hizmetlerde de birtakım gelişmelere olanak sağlamıştır. Kısıtlı olan ülke kaynaklarının ağırlıklı olarak askeri alanlara sarf edilmesi bu alanda gerçekleşebilecek her türlü yeniliğin araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Özellikle harekata yönelik olmayan ulaştırma hizmetlerinin maliyetleri, günümüzde yaygınlaşan dış kaynaklardan yararlanma yöntemi ile karşılanması, bu alana ayrılan kaynağın en verimli şekilde kullanılması konusunda fayda sağlayacaktır. Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum çalışmamda bu gelişmelerden biri olan dış kaynaklardan yararlanma (outsourcing) yönteminin Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı ulaştırma hizmetlerinde uygulanabilirliği ve uygulanması durumunda Hava Kuvvetleri Komutanlığına ileri vadede sağlayacağı avantajlar ve dezavantajlar değerlendirilmiştir. Çalışmada Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı Oto Ulaştırma Bölük Komutanlığı 2003 yılı ulaştırma hizmetleri maliyetleri analiz edilerek, uygulanabilirliği araştırılan dış kaynaklardan yararlanma yöntemini uygulayan Kamu Kurum ve Kuruluşları ile karşılaştırılması yapılmıştır.

Dış kaynaklardan yararlanmaHava Kuvvetleri KomutanlığıKütahya+6
Tayfun Kökten
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hava kargo taşımacılığının gelişimi ve OECD ülkeleri ile Türkiye karşılaştırması

Hava kargo taşımacılığı dünyada son yıllarda önemi artan bir sektör olmuş, dünya ticaretinin önemli ve ayrılmaz bir unsuru haline gelmiştir. Hava kargo taşımaları, dünya ticaretinin miktar yönünden nispeten küçük bir yüzdesini temsil etse de tutar yönünden yaklaşık %40'ını oluşturmaktadır. Hava kargo taşımacılığı; ticaret, tedarik zinciri, rekabet ve genişleyen pazarlama alanlarında beklentilerin karşılamasında işletmelere güvenlik ve hız avantajı sağlayarak, iş ve endüstrilerin büyümesi için hayati bir rol üstlenmektedir. Aynı zamanda ülkelerin kalkınmasında doğrudan, dolaylı ve katalitik etkilere sahiptir. Bu çalışmada Türkiye ve OECD grubu ülkelerinin hava kargo taşımacılığı sektörü karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda Türk hava kargo sektörünün OECD ülkelerinde göre 2000-2019 yılları arasında önemli bir gelişme kat ettiği, dünya ticaretindeki rolünün arttığı, yakın ve orta vadede önemli fırsatların olduğu görülmüştür. Türk hava kargo sektörünün önündeki en önemli fırsat coğrafi olarak merkezi bir konumunda olmasıdır. Dünya hava kargo taşımacılığının ve trafiğinin yaklaşık %60'tan fazlasının Avrupa-Asya-Güney Asya hattında gerçekleşmesi Türkiye için değerli bir potansiyel olarak görülmektedir. Türkiye'nin hem bölgesel hem de küresel olarak hava kargo sektöründe gelişme gösterebilmesi ve rakebet edebilmesi için coğrafi konuma yönelik yatırımlar yapması ve politikalar geliştirmesi önerilebilir. Bu kapsamda konvansiyonel lojistik operasyonları ile hava kargo sektörü arasındaki entegrasyonun sağlanması ve tüm modlarda lojistik üs olma yolunda çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Hava yollarıHava yolu taşımacılığıKargo+5
Abdullah Ozan Danış
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok modlu taşımacılık sistemlerinin stratejik planlamasında kritik faktörlerin modellenmesine yönelik bir çözüm yaklaşımı

Ürün maliyetlerinin büyük bir kısmını oluşturan lojistik ve özellikle taşımacılık maliyetleri, işletmelerin ve dolayısıyla ülkelerin rekabet gücü üzerinde büyük etkiye sahiptir. Bu etkinin pozitif yöne doğru çekilebilmesi için, taşımacılık sektörünün ekonomik etkinlik ve hizmet kalitesi açılarından belirli performans kriterlerini sağlaması gerekmektedir. İlgili performansın artması ise, bu alanda uzmanlaşmış lojistik hizmet sağlayıcılarının lojistik kaynakları en uygun şekilde kullanarak optimum sonuçlar elde etmesine bağlıdır. Tez çalışması kapsamında, taşımacılık faaliyetlerinde bulunan lojistik hizmet sağlayıcılarının taşıma ağı kurma gibi stratejik düzeyli bir konuda kararlar alırken oluşturacakları modelde, taşıma modlarının etkisini dikkate almaları gerekliliği üzerinde durulmuştur. Uygun taşıma modunun seçim sürecinde, gerekli tüm kriterler literatür bazlı ve uzman görüşlerine dayalı olarak belirlenmiş ve analitik ağ süreci metodolojisi ile çözüm getirilmiştir. Yine taşıma ağının farklı aşamalarında kullanılacak taşıma modları ile aktarma noktaları arasındaki yakın ilişki üzerinde durulmuş ve belirli aşamalardaki alternatif lokasyonların seçimine de analitik ağ süreci uygulanmıştır. Bu iki önemli nokta üzerinde kararlar alındıktan sonra, çok modlu taşımacılık ağı içindeki tüm aşamalarda uygun noktaları seçerek, tedarik ve talep noktaları arasındaki yük akışının optimize edilmesi hedeflenmiştir. Bunu gerçekleştirmek için, çok seviyeli programlama tekniğinden faydalanılarak lojistik hizmet sağlayıcı işletmenin organizasyonunda, hem hiyerarşik açıdan farklı seviyelerde bulunan, hem de fonksiyonel alan açısından farklı ilgi alanları olan karar vericilerin amaçları etkileşimli ve uzlaşımcı şekilde optimize edilmiştir. Son olarak, çok modlu ve çok aşamalı bir taşıma ağı üzerinde taşımacılık yapan bir lojistik hizmet sağlayıcısının spesifik bir taşıma projesi üzerinde, önerilen model uygulanarak elde edilen sonuçlar, farklı senaryolar üzerinden mevcut durum ile kıyaslanmıştır. Anahtar kelimeler: Çok modlu taşımacılık, çok aşamalı taşımacılık ağı, analitik ağ süreci, çok seviyeli programlama, bulanık yaklaşım.

Analitik ağ süreciBulanık matematiksel programlamaLojistik+2
Umut Rıfat Tuzkaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Metrobüs sistemlerinin planlama, tasarım ve işletim özellikleri

Metrobüs (Bus Rapid Transit) sistemlerinin yurtdışındaki uygulamaları gün geçtikçe yaygınlaşmakta, ülkemizde de uygulanmakta ve yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Metrobüs, bir toplu taşıma sisteminin sahip olması gereken bileşenleri, literatürdeki tanımı gereğince, esnek ve yüksek performanslı bir yapıda bünyesinde toplamaktadır. Bu nedenle, sistem ve bileşen özelliklerinin doğru seçilmesi ve bunlar arasındaki ilişkilerin doğru kurulması gerekmektedir. Metrobüs sistemlerinin temel bileşenleri arasında seyir yolları, istasyonlar (duraklar), taşıtlar, ücret toplama, Akıllı Ulaştırma Sistemleri (ITS) ile ilişkiler, hizmet ve işletim planları bulunmaktadır. Bu bileşenlerin Metrobüs sisteminin performansına olan etkileri seyahat süresi, güvenilirlik, sistem kimliği, güvenlik ve sistem kapasitesi bağlamında ele alınmaktadır. Sistem kapasitesi, metrobüs sisteminin bileşenleri ve amaçlanan hizmet düzeyine göre farklılık göstermektedir. Sistem kapasitesini arttıracak alternatif işletim planları oluşturmak mümkündür. Sistem, toplu taşıma sisteminin geneline yolcu sayısı ile maliyet verimliliği artışı ve etkin yönetim biçimiyle katkı yaparken; sistemin sosyal faydaları arasında toplu taşımanın desteklenmesi, çevreyle olumlu ilişkiler, arazi kullanımı üzerindeki olumlu etkiler, yatırım maliyeti verimliliği ve işletme verimliliği artışı bulunmaktadır. Çalışmada, İstanbul Metropoliten Alanı Avcılar-Topkapı Metrobüs Hattı'na da değinilmekte, sisteminin işletilmesine yönelik bazı öneriler sunulmaktadır.

Ulaştırma planlamasıUlaşımUlaşım sistemleri
Gözde Güven
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir kara ulaştırma koridorunda yük taşımacılığı tür seçiminin lojistik maliyete göre modellenmesi

Yük taşımacılığı, ülke ekonomileri için çok önemli bir sektördür. Yük taşımacılığının doğru bir şekilde planlanması sadece doğru yatırım alanlarının belirlenmesini değil, çevre kirliliği, ticaretin gelişmesi, ekonomik büyüme gibi yaşam kalitesini arttırıcı etmenleri de olumlu etkiler.Ülkemizde yük taşımacılığında son yıllarda ağırlıklı olarak karayolunun kullanılmasından dolayı trafik kazaları, hava kirliliği gibi birçok olumsuz etkiler meydana gelmektedir. Bir ülkenin ulaştırma sistemi planlanırken temel amaç, bütün taşımacılık türlerinden dengeli bir şekilde faydalanmak olmalıdır. Yük taşımacılığında ağırlığın karayolu taşımacılığından kombine taşımacılığa verilebilmesi için, hangi etmenlerin tür seçimi kararını etkilediğini bilmek çok önemlidir. Bu etmenlerin saptanması ve iyileştirmelerin bunlara dayalı olarak yapılması halinde, gelecekteki tür seçimi kararlarının kombine taşımacılık yönünde olacağı düşünülmektedir.Doktora tez çalışmasının asıl amacı, müşteri gereksinimlerinin belirlenmesine dayalı olarak, yük taşımacılığında hangi faktörlerin taşımacılık sistemi tercihlerinin kombine taşımacılık yönünde değiştirilmesinde etkili olacağını belirlemektir. Günümüzde, taşımacılık faaliyetinin lojistik zincirin bir parçası olarak ele alınmasından dolayı, bu çalışmada yük taşımacılığı sistemi lojistik zinciri kapsamında ele alınmış ve lojistik maliyet modeline göre analiz yapılmıştır. Taşımacılık türü seçimi kararının modellenmesi için stokastik seçim modellerinden logit model kullanılmıştır. Elde edilen modellerin kalibrasyon işleminde, çok değişkenli istatistiksel analiz yöntemlerinden lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz işleminde, üretim merkezi Çan'dan, dağıtım depolarının bulunduğu Antalya ili ve çevresine, karayolu ve kombine taşımacılıkla gerçekleştirilen seramik taşımacılığı verileri kullanılmıştır. Bu veriler, 2006 yılında Antalya'daki 14 adet firma ile anket yapılarak elde edilmiştir. En yüksek tahmin başarımına sahip olduğu belirlenen model, ürünü satın alanın tercihine göre belirlenmiş lojistik maliyete dayalı lojit tür seçim modeli olarak seçilmiştir. Seçilen model duyarlılık analizi uygulandıktan sonra, karayolu ya da kombine yük taşımacılığı tür seçimi kararında etkili etmenlerin taşımacılık maliyeti, taşımacılık süresi ve aktarma gecikmesi olduğu tespit edilmiştir. Tez çalışmasının en sonunda, kombine taşımacılık tercihini arttırmak amacı ile, kombine taşımacılığın geliştirilmesi için geçmiş yıllarda yapılmış çalışmalara da dayanılarak, modelleme sonucu tespit edilen etmenleri iyileştirmek için özel sektörün vagon sahipliğinin teşvik edilmesi, ürün tipine ve miktarına bağlı olarak esnek fiyat politikası uygulanması gibi kısa, orta ve uzun vadede politikalar önerilmiştir.

Ulaşım
Sevil Köfteci
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayar destekli yöntemlerle bölmeden çıkarma ve orman ürünleri nakliyatının planlanması

Orman ürünlerinin nakliyatının planlanması, orman ürünlerinin bölmeden çıkarılması, ürünlerin yüklenmesi ve uzak nakliyatı da dahil olmak üzere çeşitli ormancılık faaliyetlerinin etkin ve uyumlu bir şekilde tasarlanmasını ve uygulanmasını gerektiren karmaşık bir sorundur. Bu faaliyetler, orman ürünleri üretiminin toplam maliyetinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır; bu nedenle en uygun (minimum maliyet/maksimum net kar) ulaşım planının geliştirilmesi ekonomik açıdan giderek artan bir öneme sahiptir. Orman ürünlerinin taşınmasının planlanması ve sistematik olarak en uygun çözümün aranması için bilgisayar destekli modeller kullanılmaktadır. Bu çalışmada, iki tomruk kamyonu tipi (orta ve büyük boy) dikkate alınarak orman ürünleri üretiminin toplam maliyetini minimize eden ve maksimum net karı maksimize eden optimum rotaları belirlemek için ağ analizi tabanlı bir Network 2000 programı kullanılmıştır. Çözüm sürecinde, bölmeden çıkarma faaliyeti için iki adet traktör (4x2 ve 4x4) ve yükleme faaliyeti için iki adet yükleyici (paletli ve lastik tekerlekli) değerlendirilmiştir. Minimum maliyeti veren alternatif güzergâh Network 2000 programı kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma alanı olarak seçilen Kınık Orman İşletme Şefliğinde (OİŞ) altı bölmede üretilen çeşitli orman ürünlerinin (tomruk, maden direği, sanayi odun ve kâğıtlık) bölmeden çıkarılarak ulaştırıldığı beş rampa alanı ve ürünlerin nakliyatının gerçekleştirildiği iki orman deposu dikkate alınmıştır. Çalışmada, birinci senaryoda sadece Kınık OİŞ'de yaygın olarak kullanılan orman deposu dikkate alınırken, ikinci senaryoda bölgedeki komşu işletmenin orman deposu da değerlendirilmiştir. Birinci senaryodan elde edilen sonuçlar, büyük boyutlu traktör kullanımının, nakliyat maliyetini %8 oranında düşürdüğünü ve bunun da toplam üretim maliyetinde 1000 TL'nin üzerinde bir tasarrufa yol açtığını göstermiştir. İkinci senaryoda elde edilen nakliyat maliyetinin ve toplam üretim maliyetinin, büyük boyutlu kamyon için birinci senaryoda elde edilen maliyetten sırasıyla yaklaşık %16 ve %2 daha az olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan, ikinci senaryoda orman ürünlerinin toplam net karının, büyük boyutlu kamyon için birinci senaryoda alınan net kârdan yaklaşık 35.000 TL daha fazla olduğu belirlenmiştir. Üretim birimlerindeki arazi koşulları ve ekipmanın bölgede mevcudiyeti dikkate alınarak, Network 2000 programı tarafından sürütme çalışması için en uygun tarım traktörü tipi başarıyla belirlenmiştir. Aynı şekilde orman ürünlerinin rampa alanlarındaki dağılımı da dikkate alınarak en uygun yükleyici tipi de belirlenmiştir.

Analiz teknikleriMaliyet iyileştirmeOrman ürünleri+3
Nedimcan Şeşen
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

M1 sınıfı ulaşım araçları için engelli lifti tasarımı ve analizi

Toplumu oluşturan tüm bireylerin her türlü fırsat ve imkanlardan eşit derecede faydalanmaları gerekir. Bu konu hem ulusal hem de uluslararası çeşitli hak ve yasalarca güvence altına alınmıştır. Son yasal düzenlemelere göre 2018 yılından itibaren ülkemizdeki toplu taşıma araçlarında ve özel araçlarda engelli bireylerin araçlarına erişebilmeleri için yeni sistemler geliştirilmeye başlamıştır. Bu çalışmada, M1 sınıfı araçlara uygun 350 kg kapasiteye sahip bir engelli lifti tasarlanmıştır. Tasarlanan liftin platformunun sonlu elemanlar yöntemi ile analizi yapılmıştır. Platform üzerinde kullanılan 30x30 kare profillerin kalınlıkları değiştirilerek analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Platformun olağan koşullarda dayanımlarının ve yorulma ömürlerinin azamiye çıkarılmasına çalışılmıştır. İlk olarak, M1 sınıfı aracın ölçüleri tanımlanıp liftin araca montaj braketi tasarlanmıştır. Montaj braketi tasarlanırken aracın şaseleriyle bağlantılı olması, yüksek mukavemetli, düşük ağırlıklı ve boyutlarının minimum seviyede tutulması gözönünde bulundurulmuştur. Sonrasında montaj braketi ile ana kol bağlantısı arasına parallel kollar tasarlanmıştır. Paralel kollar ile beraber ana kolun tasarımı tamamlanmıştır. İkinci olarak standart bir platform tasarımı yapılmıştır. Platform tasarımında 30x30 kare profili kullanılmıştır. Kare profilin kalınlığı 3 mm olarak seçilmiştir. Platform üzerinde yanlara açılır iki kanat sistemi tasarımı yapılmıştır. Bunun sebebi araç içerisinde acil bir durumda yolcunun sağ ve sol tarafı kullanamaması durumunda arka kapıdan çıkmasını sağlamaktır. Üçüncü aşamada ele alınan platformun 1 mm, 2 mm ve 3 mm kalınlıkları için sonlu elemanlar yöntemiyle analizleri yapılmıştır. Çıkan sonuç değerlerine göre 1 mm profilin sisteme uygun olmadığı anlaşılmıştır. 2 mm ve 3 mm kalınlık değerleri için yorulma ömürleri ve ağırlıkları karşılaştırılmıştır. Lift tasarımı yapılırken 2006/42/AT Makine Emniyet Yönetmeliğinin ve TS ISO 9386-1 Hareket Engelliler için Güç Tahrikli Kaldırma Platformları Emniyet, Boyutlar ve İşlevsel Çalışma ile İlgili Kurallar Bölüm 1: Düşey Kaldırma Platformları yönetmeliğinin kuralları uygulanmıştır. Tasarım ile beraber liftin hidrolik şeması ve elektrik şemaları çizilmiştir. Mekanik tasarım yapılırken CAD programı olan Catia V5 [24], hidrolik şema için FluidSIM [25], elektrik şeması için Proteus [26] ve analiz için Ansys [23] programlarından yararlanılmıştır. Anahtar kelimeler: Engelli lifti, tasarım, yorulma analizi, statik analiz

LiftlerStatik analizTasarım+2
Hasan Tatoğlu
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin ortak ulaştırma politikaları kapsamında Türkiye'de denizyolu taşımacılığı

Bilindiği üzere Avrupa Birliği (AB), güvenlik, adalet ve özgürlük alanı çerçevesinde malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımını sağlamayı hedeflemektedir. Bir hizmet kolu olan ulaştırma sektörü, ekonomi, kalkınma ve uluslararası ticaretle doğrudan bağlantılıdır. Bu hususta ulaştırmanın serbestleştirilmesi ve AB içinde ortak ulaştırma politikasının oluşturulması önem arz etmektedir. Ortak ulaştırma politikasına ilişkin düzenlemeler, ilk defa 1957 Avrupa Ekonomik Topluluğunu Kuran Antlaşma'da belirtilmiştir. Bununla birlikte ortak ulaştırma politikalarında ilerleme oldukça yavaş bir gelişim göstermiştir. Kurumsal reformların istenilen seviyede gerçekleşmemesi ve AB üyesi devletlerin ulusal ulaştırma politikalarını ortak ulaştırma politikalarıyla yakınlaştırma konusundaki güçlükler, 1980'lere kadar bu alanda yeterli girişimin yapılması önündeki engeller arasında yer almaktadır. 1980'li yıllarda ortak ulaştırma politikalarının eylem planları ortaya konulmuş ve 1990'larda Kurucu Antlaşmalar seviyesinde ortak ulaştırma politikasının altyapısını oluşturan düzenlemeler yapılmıştır. 2000'lere gelindiğinde ise çerçevesi ve amaçları çizilen ulaştırma politikalarına gereken finansal desteği ve ulaştırmada sürdürülebilirliği sağlamak odak noktası olmuştur. Bu dönemde sürdürülebilirlikle birlikte ulaştırma modları arasında dengenin sağlanması bir diğer gündem maddesini oluşturmuştur. 2016 yılından itibaren ulaştırmanın çevreye verdiği zararların azaltılması, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gündem maddeleri ön planda yer almıştır. AB'nin ortak ulaştırma politikalarının alt sektöründen biri olan denizyolu taşımacılığı, Birlik dış ticaretinin %90'ının denizyolu ile gerçekleşmesi sebebiyle ayrı bir önem taşımaktadır. Denizcilikte AB standartlarını yansıtan AB denizyolu taşımacılığı politikaları, standart dışı taşımacılığı önleyen, sürdürülebilir, deniz emniyeti ve güvenliğini koruyan, yeşil dönüşümü destekleyen ve denizde dijitalleşmenin sağlanması yönünde adımlar atan bir politikalar bütünüdür. Güvenlik ve emniyetin sağlanmasının yanında denizciliğin sosyal boyutu üzerinde de çalışmalarını sürdüren AB, sektör çalışanlarının uluslararası rekabete karşı korunması, denizde çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve nitelikli gemi personeli yetiştirilmesi gibi konulara da ağırlık vermektedir. Bu bağlamda AB, denizcilik politikalarının her bir zincirini ayrılmaz bir bütün olarak değerlendirmektedir. Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı politikaları, 1950'lerde karayolu taşımacılığının gölgesinde kalmıştır. 1962'de hazırlanan Kalkınma Planları ile birlikte denizciliğe önem atfedilerek deniz ticareti filosunun geliştirilmesi ve limanlara yatırım yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte denizcilik sektörüne yönelik hizmetlerin ihtiyaca göre yapılandırılabilmesi için altyapı ve yönetim konularında personel eğitimine öncelik verilmesi benimsenmiştir. 1999 yılında Türkiye, AB'ye aday ülke statüsü elde etmiştir. Bu bağlamda ulusal politikalarını AB standartlarına taşımak için adımlar atan Türkiye, ulaştırma konusunda da AB'ye uyum sağlamayı hedeflemiştir. Uyum konusunda Ulusal Eylem Planları hazırlayan Türkiye, denizcilik alanında teknik ilerleme ve denizciliğin çevresel etkilerini azaltma yönündeki hassasiyetleri dikkate almış ve yeni stratejiler üretmiştir. Nitekim AB ülke raporlarında 2020 yılından itibaren Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı ile ilgili olarak AB müktesebatına uyum konusunda iyi düzeyde hazırlık yaptığı vurgulanmıştır. Bu çalışmada AB'nin ortak ulaştırma politikaları bağlamında Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı politikaları ve AB denizcilik politikalarına uyum süreci ele alınmıştır. Bu yapılırken belirtilen politikalara ilişkin yazılmış yerli/yabancı bilimsel eserler ile AB ve Türkiye'nin ilgili organları tarafından yayımlanmış çalışmalar ve kararlardan yararlanılmıştır. Türkiye'nin AB denizcilik politikalarına uyumu konusunda kayda değer ilerlemeler kaydettiği, özellikle liman devleti kontrolleri konusunda kara listeden beyaz listeye yükseldiği, ulusal müktesebatın AB müktesebatına uyumu konusunda yasal düzenlemelerin yapıldığı, Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda eylem planı oluşturulması konularında spesifik olarak iyileştirmelerin yapıldığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte uluslararası antlaşmaların imzalanması, denizde ve özellikle limanlarda akıllı sistemlerin kullanılması konusunda eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. AB ile ilişkilerde 14 Nolu Taşımacılık Faslının kapalı olmasına ve açılması hususunda AB ile Türkiye'nin karşıt argümanları olmasına rağmen, Türkiye denizcilikte AB standartlarına erişmek ve müktesebatını AB ile uyumlu hâle getirmek için çalışmalarına devam etmektedir. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, Ortak Ulaştırma Politikaları, Denizyolu Taşımacılığı, Türkiye, Ulaştırma.

Avrupa BirliğiDeniz yolu taşımacılığıTürkiye+3
Nisa Parıldar Yılmaz
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası lojistikte taşımacılık faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkileri

Uluslararası lojistik insanlık için çok önemli bir noktada konumlanmaktadır. Yaşam var olduğu sürece, üretim ve tüketim de var olacaktır. İnsan istek ve ihtiyaçlarının, malzemelerin, hammaddelerin taşınması, insan ulaşımının sağlanması, yüklerin veya insanların istenilen yerde istenilen zamanda olabilmesi Lojistik biliminin faaliyet konusudur. Bu faaliyetler ulusal yapılabileceği gibi uluslararası boyutta da gerçekleştirilebilmektedir. Günümüzde malların taşınması işlemi taşımacılık olarak adlandırılırken, insanların taşınması işlemi ulaştırma olarak adlandırılmaktadır. Sürdürülebilirlik ortaya çıktığı zamandan günümüze kadar pek çok farklı alanda birlikte kullanılmıştır. Tanımlamak gerekirse Sürdürülebilirlik kısaca günümüz faaliyetlerinin gerçekleştirilirken kaynakların tüketilmemesi, geleceğin de varlığını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyabileceği kaynakları tüketmemek olarak tanımlanabilmektedir. Sürdürülebilirliğin uygulanabilirliği, kaynakların tüketilmemesine ve kullanılan kaynakların yerine konulabilmesine bağlıdır. Doğa kendi içerisinde bir bütün halinde çalışan bir ekosisteme sahiptir. Bu ekosistemde tüm canlı ve cansız varlıklar birlikte bulunmaktadır. Her biri birbiri ile bağlantılı ve birbirleri için önemi büyüktür. Bu durum bir zincirin halkaları gibi düşünülebilir. Bu canlılardan bir tanesinin yok olması demek, zincirin halkalarından birinin yok olmasına, etkileşimde bulunduğu diğer canlıların varlığını olumsuz yönde etkileyebilecek, hatta yok olmasına neden olabilecektir. Sürdürülebilirlikle ilişkili olan bir diğer husus çevre kirliliğidir. Ekologlara göre çevre kirliliği aşırı yapılaşmanın, sanayileşmenin ve ulaşım araçlarındaki artışla beraber artmaktadır. Artan çevre kirliliği, doğal felaketler, küresel ısınma gibi pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın konusu olan Lojistik Faaliyetlerin Çevresel Etkilerinin incelenmesi, sürdürülebilirlik kapsamında ele alınması ve lojistiğin alt unsuru olan taşımacılık sektörünün araştırılması büyük önem taşımaktadır. Lojistiğin sürdürülebilir bir sisteme dönüştürülebilmesi için sadece çevre değil, sosyal ve ekonomik yönlerinin de sürdürülebilir bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Taşımacılık sektöründe sürdürülebilir bir sistemin geliştirilebilmesi için, uygun taşıma modunun seçilmesi büyük önem taşımaktadır. Böylece yakıt tüketiminin minimuma indirilerek karbon salınımının azaltılması sağlanacaktır. Lojistikte kullanılacak taşıma araçlarının periyodik bakımlarının gerçekleştirilmesi, doğru taşıma modlarının seçilerek taşıma trafiğinin azaltılması sürdürülebilir lojistik faaliyetlerinin bazıları olarak sıralanabilmektedir. Lojistiğin sürdürülebilir bir şekilde çalıştırılması sadece taşımacılık alanında yapılacak iyileştirmelerle kalmayıp, lojistikte kullanılacak depolama hizmetlerinin de sürdürülebilir bir lojistik çerçevesinde gerekli düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir. Stok maliyetlerinin düşürülmesi, sera gazlarının azaltılması ile doğru orantılı olacaktır. Stokların azaltılması muhafaza edilen hammaddelerin veya malzemelerin ısıtılma ve soğultulma işlemlerinin azaltılmasını, depolama maliyetlerinin düşürülmesini, enerji tüketiminin azaltılmasını sağlayacaktır. Çalışma kapsamında uluslararası taşımacılık faaliyetlerinin çevreye verdiği zararlar emisyon değerleri üzerinden incelenmektedir. Sera gazları atmosferde birikerek küresel ısınmayı tetikleyen gazlardır. Bu gazlar içerisinde en tehlikeli sera gazı miktar bakımından en fazla olan karbondioksit gazı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle çalışmada karbon emisyonları değerleri esas alınmıştır. Günümüzde artan çevre sorunları, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, nesli tükenen hayvanlar düşünüldüğünde, bu ve bu gibi konuların araştırılması konunun önemini ve ciddiyetini anlatmaktadır. Uluslararası lojistik faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisi ekonometrik analizler aracılığıyla test edilmektedir. Araştırma modelinin temeli Çevresel Kuznets Eğrisine dayanmaktadır ve lojistiğin çevre üzerindeki etkisi panel veri yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Çalışma taşımacılık türleri hakkında oldukça kapsamlı bilgiler vermekte, taşımacılık türlerinin emisyon değerleri üzerinden yeni taşıma modellerinin uygulanabilmesi açısından fikir vermektedir. Uluslararası lojistiğin karbon emisyonları üzerinden çevresel etkilerinin incelenmesi konusu, alanında yazılmış ilk tez olması bu çalışmanın önemini vurgulamakta ve literatüre katkı sağlaması açısından önemlidir.

Deniz taşımacılığıHava yolu taşımacılığıKarbon emisyonu+7
Derya Kesgin Ertürk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir (yeşil) demiryolu yolcu taşımacılığı: Yolcu perspektifinden bir değerlendirme

21.yy'ın başından itibaren çevresel problemler, artık insanoğlunun en büyük problemi olarak tanımlanagelmektedir. Bu problemler sadece şimdi değil, gelecek kuşakların yaşam kalitelerini de kesinlikle etkileyecektir. İnsan ve endüstri faaliyetlerinden kaynaklı çevresel problemleri çözmek için iktisat ve işletme bilimlerinin her dalından otoriteler, klasik kalkınma felsefesi içerisindeki sürdürülemez nitelikteki boşlukları yeşille doldurmak için optimum nitelikte yaklaşımlar geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu noktada yeşil pazarlama sürdürülebilir bir kalkınma kurgusunun yaratılması için kritik bir rol üstlenmektedir. Bir çok makale, pazarlama bilimini ekoloji ile endüstri arasında ve dünyadaki insanlar arasında sürdürülebilir bir ilişkinin kurulması için en önemli bileşen olarak işaret etmektedir.Çalışma öncelikle sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir parçası olarak sürdürülebilir (yeşil) pazarlama felsefesi ve yeşil taşımacılığa, ikincil olarak ise yeşil bir taşımacılık enstrümanı olarak demiryollarına odaklanmaktadır.Grant'in yeşil pazarlama manifestosu ise çalışmanın üçüncü bölümünde tartışılmakta ve sonuç olarak Adana-Mersin arasında seyahat eden yolcuların yorumlarını içeren pazarlama araştırma verilerinin analiz ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. Grant'in yeşil pazarlama çerçevesi, yolcu görüşleri kullanılarak, iki şehir arasında yeşil bölgesel bir yolcu taşımacılığı modeli oluşturma amacı ile doldurulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir pazarlama, yeşil pazarlama, yeşil taşımacılık, sürdürülebilir taşımacılık, demiryolu taşımacılığı

Demir yolu taşımacılığıKalkınmaPazarlama+10
Ekrem Alper Canan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hava ulaşımında çalışanlarda uzun süre ayakta kalmanın ayak morfolojisine etkisi

Bu çalışmada; ayakta uzun süre çalışanlarda ofis ortamında oturarak çalışanlara göre vücut ağırlığının ayağın kubbemsi yapısı ve şeklini bozacağı hipotezine dayanarak, ayakta uzun süre kalmanın ayak morfolojisine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda havayollarında çalışan ve çalışma saatlerinin büyük bir bölümünü ayakta geçiren 21-43 yaş arası 42 kişilik (17 erkek, 25 kadın) kabin memuru populasyonunda ve kontrol grubu olarak da 20-55 yaş arası 35 kişilik (17 erkek, 18 kadın) Adana Havalimanı'ndaki ofis çalışanı populasyonunda ayak ölçümleri yapılmıştır. Demografik özellikler ile ilgili bilgi alınıp, ayakta deformasyon olup olmadığına bakılmıştır. Kilo, boy ve alt ekstremite uzunluğu ile ilgili ölçümler yapıldıktan sonra mezura ve antropometrik set kullanılarak ayak ile ilgili ölçümlere geçilmiştir. Bu ölçümler; ayak ve segmentlerinin uzunluk, genişlik, yükseklik ve çevresi ile ilgili ölçümlerdir. İstatistiksel analizler için SPSS 17.0 programı kullanılmıştır. Tüm bireyler birlikte ele alındığında; cinsiyete göre bacak uzunluğu, sağ ayaktaki tüm arkuslar ve Feiss çizgisi-navicula arası mesafe dışında tüm parametrelerde erkekler lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001-0,003). Ayakta uzun süre çalışanlarda, ofis çalışanlarına göre navikular yükseklik, tarsal yükseklik, ayak genişliği, ayak bileği çevresi, bimalleoler çevre ve Feiss çizgisi-navicula uzaklığında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Bu bulgulara dayanarak; ayakta uzun süre çalışmanın ayağın yapısında değişiklik oluşturabileceği ve bunun statik kasılmadan kaynaklandığı söylenebilir. Sonuç olarak, hava ulaşımı çalışanlarında ayağın morfolojik analizi konusunda ilk kez yapılan bu çalışma bulgularının; ayakta uzun süreli durmanın ayak yapısı ve şekline etkilerinin anlaşılmasına ve uzun saatler boyunca ayakta kalan çalışanların ayak ölçülerinin belirlenmesine katkıda bulunulduğu düşünülmektedir.

AyakAyak bileğiAyak bileği eklemi+7
Nazire Kılıç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Hizmetler sektörü ticaretinin serbestleştirilmesi ve ekonomik büyüme üzerine etkileri: Havayolu taşımacılığı sektörü ve Türkiye

Hizmetler, başlı başına bir sektör olarak ülke hasılasına ve ekonomik büyümeye sağladığı katkının yansıra, ekonomik büyümeye ilişkin unsurlar üzerindeki etkileri açısından da önem arz etmektedir. Hizmetler sektörünün küresel ekonomi içerisinde giderek artan payı dikkat çekicidir. Sanayi, tarım ve hizmetler ayrımıyla ifade edilen üç sektörlü yapı içerisinde hizmetler sektörü payının küresel anlamda arttığı, yüksek gelirli ülkelerde hizmetler sektörü payının GSİYH'nın %70'i düzeyine ulaştığı görülmektedir. Hizmetler sektörü Dünya hasılası payının sanayi sektöründen çok daha yüksek olmasına karşın, mal ticareti hacmi tüm dönemlerde hizmetler ticareti hacminden daha yüksek olmuştur. Hizmetler ticaretinin serbestleştirilmesi açısından var olan ticaret engellerinin yanı sıra; kültür ve dil farklılıkları gibi doğal engeller, hizmet sunumu için fiziki ya da kurumsal varlık gerekliliği, ülkeden ülkeye değişen standardizasyon farklılıkları gibi engeller de sözkonusudur. Bu nedenle, hizmetler ticaretinin serbestleştirilmesi mal ticaretinin serbestleştirilmesinden daha karmaşık bir yapıdadır. Kendi istihdamı ve çıktı düzeyinin yanı sıra, ekonomilerin gelişmiş havayolu bağlantılarıyla küresel pazarlara, tedarik zincirlerine katılmasını sağlayarak uluslararası ticareti kolaylaştıran, yatırım kararları için belirleyici bir unsur olan ve özellikle turizm açısından çok önemli bir rol oynayan havayolu taşımacılığı, serbestleşmenin (deregülasyon) karakteristik bir özellik haline geldiği önemli bir hizmetler sektörü bileşenidir. Hava ulaştırma anlaşmaları ve ilgili düzenlemeler ile tesis edilen destinasyon, kapasite, sıklık ve tarife ayarlamaları kısıtlamalarının aşamalı olarak kaldırılmasını ifade eden havayolu taşımacılığında liberalizasyon (deregülasyon) süreci uluslararası hava ulaştırma anlaşmalarının yapısındaki değişim yoluyla yaygınlaşmış, Chicago Konvansiyonu sonrası uygulanan korumacı Bermuda I tipi anlaşmalar yerini açık pazar ve açık semalar anlaşmalarına bırakmış, ikili anlaşmaların yanı sıra çok taraflı anlaşmalar uygulanmaya başlamıştır. 1978'de ABD'de iç hatlar serbestleşmesiyle başlayan ve hızla dünya geneline yayılan serbestleşme süreci doğrultusunda, dünya genelinde havayolu yolcu sayısı ve kargo hacminde önemli artışlar gerçekleşmiştir. Havayolu yolcu ve kargo hacmindeki artışın farklı gelir grubundaki ülkelerde GSYİH üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla, 1980-2015 dönemi havayolu yolcu sayısı, havayolu taşınan yük miktarı ve kişi başına GSYİH verileri kullanılmıştır. Yüksek gelir, üst orta gelir ve alt orta gelir grubu olmak üzere üç farklı gelir grubundaki 42 ülkede havayolu taşımacılığının ekonomik büyüme açısından etkileri Ortak Korelasyonlu Etkiler (CCE) yöntemi ile analiz edilmiştir. Panel veri analizi sonuçları; yüksek gelir grubu (YG), üst orta gelir grubu (ÜOG) ve alt orta gelir grubu (AOG) olmak üzere analize konu tüm ülke gruplarında havayolu yolcu ve kargo taşımacılığı hacmi ile GSYİH arasında anlamlı bir ilişkiye işaret etmektedir. Ülke grupları açısından havayolu yolcu hacminin ÜOG grubu ülkelerde GSYİH üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu, hava kargo hacminin ise YG grubundaki ülkelerede en yüksek etkiye sahip olduğu görülmektedir. AOG gurubunda ise havayolu kargo ve yolcu hacminin GSYİH üzerindeki etkilerinin birbirine yakın ve diğer gelir gruplarına nazaran daha düşük düzeyde olduğu gözlenmiştir. Çalışmada Türkiye'de havayolu taşımacılığı sektörüne ilişkin genel bir inceleme yapılmış ve havayolu taşımacılığında serbestleşmenin Türkiye'de ekonomik büyüme üzerine etkileri analiz edilmiştir. Bu analiz için, bir ilk olarak Türkiye'nin 1980-2015 dönemi yıllık bazda Havacılık Liberalizasyon İndeksi (HLİ) hesaplanmış ve hesaplanan indeks ile ilgili dönem kişi başına GSYİH verileri arasındaki ilişki ARDL sınır testi yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Analiz bulguları, hava taşımacılığında liberalizasyonun ekonomik büyüme üzerinde kısa dönemde etkisi bulunmadığına, uzun dönemde ise ekonomik büyüme üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir.

DeregulasyonEkonomik büyümeFinansal serbestleşme+7
Pınar Gümüş Akar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tehlikeli madde taşımacılığında risk analizi yapılarak coğrafi bilgi sistemi ile güzergah belirlenmesi

Dünyadaki ekonomik büyüme ve teknolojik gelişmelere paralel olarak tüm sanayi sektöründeki gelişmeler neticesinde gerekli olan ticari ürünlerin hammaddesi olan tehlikeli maddelerin kullanılması son yıllarda artış göstermiştir. Tehlikeli madde taşımacılığı 1970'li yıllardan günümüze kadar üzerinde sürekli çalışılan bir konu olmuştur. Özellikle tehlikeli madde taşımacılığı esnasında karşılaşılabilecek tüm riskleri en küçükleme konusu hem kamu kurumlarının hem de firmaların dikkatini çekmiştir. Çalışmada ulusal ve uluslarası mühimmat ve patlayıcı taşımacılığı yapan bir kamu kurumunda tüm riskleri (nüfus yoğunluğu, kaza olasılığı, trafik yoğunluğu, terör/sabotaj) dikkate alarak coğrafi bilgi sistemi ArcMap 10.2.2 programı vasıtasıyla riskleri en küçükleyen en uygun güzergâhları bulmak amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan bölge için elde edilen tüm veriler CBS'ye girişi yapılmış ve şebeke tasarlanmış müteakiben nüfus yoğunluğu, zaman, mesafe, trafik yoğunluğu ve terör verilerine göre en uygun güzergâhlar tespit edilmiştir. Ayrıca uzman personel görüşleri alınarak oluşturulan risk kriterleri belirlenen üç senaryoya göre AHP kullanılarak analiz edilmiştir. AHP tekniği ile belirlenen risk kriterlerinin ağırlık dereceleri hesaplanmış ve Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden olan VİKOR ve MOORA ile tüm yol dilimlerine ait girilen değerler analiz edilmiştir. Elde edilen değerler neticesinde karar verme aracı olan coğrafi bilgi sistemi ile risklerin minimize edildiği en uygun güzergâhlar bulunmuştur. Son olarak tehlikeli madde taşımacılığında oluşabilecek anlık durumlara karşı dinamik olarak en uygun güzergâhlar elde edilmiştir.

Analitik hiyerarşi süreciCoğrafi bilgi sistemleriMOORA yöntemleri+7
Şükrü Uzundağ
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de lojistik sektörünün dış ticarete etkisi

Bu çalışmada Türkiye'de lojistik sektörünün dış ticarete olan etkisi incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde lojistik ve dış ticaret hakkında temel bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Türkiye'de ve Dünya'da lojistik sistemi ve dış ticaretin durumu incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Ocak 2000-Aralık 2019 aylık verileri kullanılarak, Türkiye'nin dış ticaret, lojistik taşımacılık şekilleri ve sanayi üretim endeksine uygun VAR modeli oluşturularak varyans ayrıştırması ve etki-tepki analizleri yapılmıştır. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre, dış ticaretin lojistik taşımacılık şekillerinin tümü ve sanayi üretim endeksi ile yakından ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Dış ticaret değişkeni genel itibari ile demiryolu, denizyolu, havayolu, karayolu ve sanayi üretim endekslerine verilen şoklara pozitif tepki vermiştir. Varyans Ayrıştırması sonuçları incelendiğinde, taşımacılık şekillerinden demiryolu, denizyolu, havayolu ve karayolu değişkenlerine verilen bir şokta ikinci en büyük açıklayıcılık payına sahip değişken dış ticaret olmuştur.

Ekonometrik analizEtki-tepki analiziLojistik+4
Buse Keşir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects