Vektör otoregresyon modeli

147 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulanan para politikaları kapsamında fedakarlık oranının tahmin edilmesi

Başarılı bir para politikası yönetimi çerçevesinde merkez bankalarının, uygulanan para politikasının bütün etkilerini önceden tahmin edebilmesi gerekmektedir. Çağdaş merkez bankacılığının temel amacı olan fiyat istikrarının sağlanması ve sürdürülmesi, bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da temel amacıdır. Literatürde, özellikle 2008 finansal krizinden sonra fiyat istikrarının sağlanmasının yanında, dezenflasyon politikaları maliyetlerinin tartışılması hız kazanmıştır. Buna göre dezenflasyon politikaları toplam çıktı düzeyini istikrarsızlaştırmakta ve toplam üretimde bir kayba neden olarak işsizlik oranlarını arttırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de dezenflasyon politikası döneminde toplam çıktı miktarında bir kayıp olup olmadığını ölçmektir. Tahmin; 2005M01- 2013M12 dönemleri, aylık bazda tüfe ve sanayi üretim endeksi seriler kullanılarak, yapısal VAR (SVAR) modeliyle yapılmıştır. Tahmin sonucunda, teorik beklentileri destekler biçimde Türkiye'de dezenflasyon sürecinde enflasyon oranı ile sanayi üretim endeksi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir parasal şok karşısında enflasyondaki bir puanlık düşüşün, bir yıllık üretimde kümülatif olarak 0,88 puan azalmaya neden olduğu tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fedakarlık oranı, Çıktı açığı, Para politikası, SVAR

FaizFaiz politikalarıFedakarlık+5
Burak Kılıçoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

BİSTt-100 endeksi ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik: 2005-2015 yılları arasında Türkiye uygulaması

Çalışmada BİST-100 Endeksi'ni etkileyen makroekonomik faktörler arasında ilişkinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. "Çoklu Doğrusal Regresyon" analizi ile makroekonomik faktörlerin birleşik halde etkisi, "Granger Nedensellik Testi" ile yönü tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenimiz BİST-100 Endeksi için, günlük kapanış fiyatlarının oluşturduğu aylık ortalama baz alınmıştır. Bağımsız değişkenlerimiz; para arzı, enflasyon, döviz kuru, faiz oranları, altın fiyatları, öncü göstergelerden oluşan makroekonomik faktörlerdir ve bunların da gün sonu fiyatlarından oluşan aylık ortalama değerleri analiz edilmiştir. Çalışmada analiz edilen veriler, TCMB web sayfasından temin edilmiş olup, Aralık 2005- Haziran 2015 tarihleri arasındaki aylık ortalama değerleri kapsamaktadır. Çalışma sonucunda, "para arzı" ve "altın fiyatları" dışında tüm faktörlerin BİST-100 Endeksi ile "tek yönlü nedensellik ilişkisi" olduğu anlaşılmıştır. BİST-100 Endeksi enflasyon, faiz oranları değişkenlerinden negatif etkilenirken, öncü göstergeler endeksinden pozitif yönlü etkilenmektedir. Ayrıca BİST-100 endeksi, döviz kuru fiyatlarını ise negatif yönde etkilemektedir. Oluşturulan "VAR" modeli sonucu zaman serisi verileri durağan hale getirildiği için, uzun dönemli etkileri yerine "Granger Nedensellik Testi" ile 1 (ay) dönemlik gecikmelere bakılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bist-100 Endeksi, Makroekonomik Faktörler, Çoklu Doğrusal Regresyon, VAR, Granger Nedensellik Testi.

Borsa endeksiBorsa İstanbulGranger Nedensellik Testi+6
Muhammed Emin Aykut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Merkez Bankası faiz kuralı çerçevesince Taylor Kuralının incelenmesi

Ekonomik çevrelerce ve iktisat literatüründe para politikalarının kurala mı yoksa duruma mı bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği uzun zamandır tartışılmaktadır. Genel kanı olarak kurala bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği belirtilirken kuralın ne olması gerektiği konusunda ise bir fikir birliğine varılmış değildir. Genel olarak ekonomik birimlerce anlaşılabilen, karmaşık olmayan bir kuralın yürütülmesi gerektiği belirtilmektedir. Bahsedilen bu kural aynı zamanda para politikasının reaksiyon fonksiyonudur. Bu çalışmada ekonomik birimlerce anlaşılması kolay ve karmaşık olmayan bir kural olarak Taylor Kuralının geçerliliği Türkiye ekonomisi için test edilmiştir. Klasik Taylor Kuralında döviz kuru yer almadığından dolayı tahmin edilen reaksiyon fonksiyonuna döviz kuru eklenerek Genişletilmiş Taylor kuralı çerçevesince reaksiyon fonksiyonu tahmini yapılmıştır. Reaksiyon fonksiyonu 2002:07 - 2013:11 dönemleri arasında aylık veriler kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin sonucunda para politikasının performansını gösteren değişkenler arasındaki ilişki de yorumlanmıştır. Belirtilen dönemler arasında oluşturulan reaksiyon fonksiyonu sonucunda üretim açığı, enflasyon açığı ve döviz kurunda yaşanabilecek bir şoka kısa vadeli faiz oranlarının tepkisinin istatistiksel olarak anlamsız olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar uyarınca kısa vadeli faiz oranları istikrarlı bir enflasyon oranı ve üretim miktarını yakalayabilmek adına tek başına yeterli olmadığı belirlenmiştir. Kısa vadeli faiz oranlarının enflasyon oranlarında, üretim miktarında ve döviz kurunda yaşanabilecek şoklara istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif tepkiler verebilmesi için öncelikli olarak kamu kesiminin borç miktarının azaltılması ve kamu borcunun finansman şeklinin gözden geçirilmesi maliye politikası yürütücülerine bu çalışma kapsamında önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Taylor Kuralı, Faiz Reaksiyon Fonksiyonu, VAR Modeli

FaizFaiz politikalarıMerkez Bankası+4
Onur Sürmeli
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Para politikasının banka kredi kanalı yolu ile reel etkileri ve banka kredi faiz oranlarına geçişkenliği: Türkiye örneği

Para politikası uygulamaları reel ekonomik faaliyeti parasal aktarım mekanizması kanalları aracılığıyla etkilemektedir. Standart IS-LM modeline dayanan faiz oranı kanalının etkilerini genişleten kredi kanalında, bankalar finansal sistemde özel bir rol oynamaktadır. Kredi kanalının alt dalı olan banka kredi kanalında, para politikası uygulamaları bankaların kredi arzını değiştirerek reel sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye ekonomisinde 2002:01-2014:1 dönemi için VAR yöntemi kullanılarak banka kredi kanalının etkinliğini incelemek bu çalışmanın ilk amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla ampirik analiz yapılmadan önce, Türkiye ekonomisin banka kredi kanalının etkinlik koşullarını büyük ölçüde sağladığı belirlenmiştir. Yapılan etki-tepki fonksiyonları sonuçları, banka kredi kanalının etkin olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, para politikasının bankaların kredi arzı üzerindeki etkisinin yanında kredi talebinin en önemli belirleyicilerinden olan kredi faiz oranları üzerindeki etkisi de incelenerek, para politikasının kredi arz ve talebini yönlendirme gücü tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle, politika faiz oranının bankaların ihtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faiz oranlarına geçiş etkisi aynı dönem için ARDL modeli ve Kalman filtresi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelenen dönemde en yüksek geçişkenliğin ihtiyaç kredisi faiz oranında bulunduğunu ve politika faiz oranının kredi faiz oranları üzerindeki dinamik etkisinin genel olarak 2008 yılına kadar azaldığı ve küresel finans krizi sonrası daha istikrarlı olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmada, TCMB'nin banka kredi kanalı yoluyla makroekonomik değişkenleri etkilediği ve kredi faiz oranlarını ve dolayısıyla kredi talebini etkileme gücünün yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Para Politikası, Banka Kredi Kanalı, Faiz Oranı GeçiĢkenliği, VAR, ARDL, Kalman Filtresi.

ARDL Sınır TestiBanka kredi kanalıBanka kredileri+5
Pınar Karahan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal liberalizasyon ve kriz öncü göstergelerinin analizi

Dünya ekonomisinde küreselleşmeyle birlikte nedenleri ve etki alanları birbirinden farklı sayıda kriz yaşanmıştır. Özellikle, 1900'lü yıllarda artan krizler kriz öncü göstergelerinin belirlenmesine yönelik çalışmaları beraberinde getirmiştir. Artan krizler, McKinnon ve Shaw'un teorik temelini oluşturduğu finansal liberalizasyon kavramının da sorgulanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada ilk olarak, finansal liberalizasyonla ilgili teorik çalışmalar ele alındıktan sonra, 1980 sonrası finansal liberalizasyon sürecinde, Türkiye ekonomisinde yaşanan yapısal dönüşümlere paralel olarak artan krizlere dikkat çekilecektir. Bunun için, Türkiye'de yaşanan 1994, 2000-2001 ve 2008 krizleri incelenecektir. Ekonometrik analiz bölümünde ise finansal liberalizasyon göstergeleri ve Kaminsky, Lizondo ve Reinhart'ın KLR yaklaşımı olarak bilinen çalışmasından esinlenilerek seçilen kriz öncü göstergeleri incelenecektir. Türkiye ekonomisi için, finansal liberalizasyon sürecinin tamamlandığı 1989 sonrası zaman aralığında, bu göstergelerin birbirleriyle olan etkileşimleri, şokların analizi ve nedensellik ilişkileri VAR modeli ve Toda-Yamamoto testi aracılığıyla araştırılacaktır. Amaçlanan, finansal liberalizasyon göstergeleri olan kredi büyümesi, reel faiz oranları ve sıcak para akımlarının kriz öncü göstergelerini olumsuz etkileyerek Türkiye'de yaşanan krizleri tetiklediğini göstermektir. Ayrıca, Türkiye ekonomisi için, kriz öncü göstergeleri üzerindeki en etkin finansal liberalizasyon göstergelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. VAR modeli ve Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre finansal liberalizasyon göstergelerinden sıcak para hareketleri ve reel faiz oranlarının kriz öncü göstergeleri üzerindeki olumsuz etkisi, bu göstergeleri açıklama yüzdesi ve nedensellik ilişkileri kredi büyümesine göre daha fazla çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal liberalizasyon, Kriz öncü göstergeleri, KLR yaklaĢımı,VAR modeli, Toda-Yamamoto nedensellik testi.

Ekonomik kriz 1994Ekonomik kriz 2008Ekonomik kriz+7
Ömer Uğur Bulut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Savings rates in Turkey: The prospects for a sustainable growth

The objective of this study is firstly to explain the development process of savings rates and to reveal particularly the reasons for decline in domestic savings in recent years in Turkey. The second objective of the study is to investigate the effect of domestic savings on sustainable economic growth by employing time series analysis over the period 1975-2014. According to results of the study, domestic savings in Turkey remain considerably lower than world average and different income groups. Also, Turkey's economic growth is found to have long run relationship with total domestic savings, private savings and public savings by using vector autoregressive (VAR) approach of Johansen co-integration analysis. In addition, based on the vector error correction model (VECM), it is found that there is a bilateral Granger causality relationship between economic growth and total domestic savings, private savings and public savings in the long-run. In the short-run, main finding based on the VECM is that there is a unilateral Granger causality running from economic growth to total domestic savings, private savings and public savings. It is also seen that impulse response and variance decomposition analyses are consistent with the results based on VECM. Key Words: Sustainable Economic Growth, Vector Autoregressive Model, Johansen Cointegration Test, Vector Error Correction Model, Granger Causality Test

EconomyEconomic growthCointegration+6
Muhammet Daştan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Keynesyen konjonktür teorileri ve Türkiye'de uygulanabilirliği

Bu çalışmada, Türkiye ekonomisine ilişkin 1990:01-2008:06 periyoduna ait zaman serileri kullanılarak hesaplanan kısıtsız VAR(Otoregressif Vektör) modeli yardımıyla Yeni Keynesyen konjonktürel dalgalanma teorisinin öngörülerinin geçerliliği test edilmeye çalışılmaktadır. Analize dahil edilen seriler şunlardır: M1 büyüme hızı (GM1), bankalar arası para piyasası faiz oranı (I), tüketici fiyat endeksi (IR), döviz kuru değişim oranı (GER), İMKB Ulusal 100 endeksi değişim oranı (GN100), sanayi üretim endeksi büyüme oranı (GIPI), sabit sermaye yatırımları büyüme oranı (GFC), ve kamu kesimi borçlanma gereğindeki değişimdir (DPBR).Keynesyen bir model tahmin edildiğinden, parasal bir şoktan hareket etmek esastır. Ancak çalışmada karşılaştırma amacıyla, mali bir şokun etkisi de analize dahil edilmiştir. Bu amaca yönelik altı ayrı model oluşturulup bu modellere ilişkin dönemsel ve birikimli tepki fonksiyonlarının 36 aylık projeksiyonları elde edilmiştir.Dönemsel tepki fonksiyonlarına göre, GM1'de ortaya çıkan pozitif bir şok GIPI'de 12 ay boyunca ve GFC'de 6 ay boyunca dalgalanmalara neden olmaktadır. Parasal şokların ekonomik dalgalanmaların kaynağı olduğunu ileri süren yeni Keynesyen modelin öngörüsü doğrultusunda, GM1'nin GIPI ve GFC üzerinde kısa dönemde (6 veya 12 ay boyunca) etkili olduğu görülmektedir. I'da ortaya çıkan pozitif bir şok GIPI'de ve GFC'de 12 ay boyunca dalgalanmalara neden olmaktadır. Parasal şokların ekonomik dalgalanmaların kaynağı olduğunu ileri süren yeni Keynesyen modelin öngörüsü doğrultusunda, I'nın GIPI ve GFC üzerinde kısa dönemde (12 ay boyunca) etkili olduğu görülmektedir.Birikimli tepki fonksiyonlarına göre, GM1'in GIPI ve GFC üzerindeki birikimli tepkisinin pozitif olduğu görülmektedir. Bu durum, ekonomik dalgalanmalar teorisi çerçevesi yerine politika etkinliği çerçevesinde baktığımızda, Yeni Keynesyen modelin para politikasının kısa dönemde reel ekonomik aktivite üzerinde etkin olduğu öngörüsünün Türkiye'de geçerli olduğuna işaret eder. I'nın GIPI üzerindeki birikimli tepkisinin ihmal edilebilir olduğu görülmektedir. I'nın GFC üzerindeki birikimli tepkisinin pozitif ama düşük olduğu görülmektedir.Diğer taraftan altı modele ait dönemsel ve birikimli tepki fonksiyonları incelendiğinde, Türkiye'de reel ekonomik aktivitenin reel şoklara daha belirgin bir tepki verdiği görülmektedir.Bu çalışma Yeni Keynesyen konjonktürel dalgalanma teorisinin öngörülerinin Türkiye için geçerliliğini test etmesi yönüyle literatüre katkıda bulunmaktadır.

Konjonktür dalgalanmalarıKonjonktürel modellerReel Konjonktür Teorisi+3
Jülide Yalçınkaya Koyuncu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru politikaları-dış ticaret hadleri ilişkisi Türkiye uygulaması (1984-2007)

Çalışmada döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İlk olarak döviz kuru politikaları ve döviz kurları, çeşitleri itibariyle ele alınmış daha sonra dış ticaret hadleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasındaki ilişki teorik olarak da incelemesi yapıldıktan sonra 1984- 2007 yılları arası, Türkiye'de uygulanan döviz kuru politikaları dört farklı döneme ayrılmıştır. İlk olarak 1984-1988 dönemi esnek kur politikası, ikinci dönem 1989 -1994 esnek kur politikası, üçüncü dönem 1994-2001 sabit kur politikası ve son olarak 2001-2007 esnek kur politikası dönemleri olarak döviz kuru ve dış ticaret hadlerinin aylık verilerinden yararlanılarak, VAR analizi yöntemi kullanılarak, ekonometrik analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar granger nedensellik, etki-tepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırma yöntemlerinden yararlanılarak yorumlanmıştır. Analiz sonucunda ilk dönemde döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasında anlamlı bir ilişki ve nedensellik bulunamamıştır. İkinci dönemde ise döviz kuru değişkeninden dış ticaret hadlerine doğru bir nedenselliğin olduğu sonucu elde edilmiştir. Üçüncü dönemde ise döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasında zayıf bir ilişkinin varlığı sonucuna ulaşılmıştır. Son dönemde ise döviz kurundan dış ticaret hadlerine doğru bir nedenselliğin varlığı sonucuna ulaşılmıştır ve iki değişken orta derecede ilişkili çıkmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDış ticaret hadleri+6
Şevki Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Emtia fiyatlarının belirleyicileri: Altın ve petrol fiyatları üzerine bir inceleme

20. yüzyılın sonlarında, finansal piyasalarda ve teknolojideki gelişmelerle birlikte emtia piyasalarındaki yatırımlar büyük bir artış yakalamıştır. Kurulan çeşitli emtia borsaları sayesinde, spekülatörler için hisse senedi borsalarında geçerli olan kurallar, emtia borsalarında da geçerli olmaya başlamıştır. Fiziki piyasalardaki öngörülerin yanında, fiyat hareketleriyle uygulanan teknik analizler, emtia fiyatlarındaki değişmelerin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada, emtia piyasasındaki işlem hacimleri ve stratejik önemlerinden dolayı ele alınan altın ve petrol emtialarının fiyatlarında belirleyici olabilecek etkenler incelenmiştir. Vektör otoregresyon modeli (VAR) kurularak, gümüş fiyatları, Dow Jones sanayi endeksi, Dolar-Sterlin paritesi ve FED fon faiz oranı bağımsız değişkenlerinin altın ve petrol bağımlı değişkenlerine etkileri, etki tepki analiziyle belirlenmiştir. Bağımsız değişkenlerin altın ve petrol emtialarının fiyatlarını açıklama güçleri ise varyans ayrıştırmasıyla gösterilmiştir. Elde edilen bulgular şu şekildedir: Bağımsız değişkenlerin dünya emtia fiyatları üzerindeki etkilerinin üç ya da dört ay sonra kayboldukları görülmüştür. Fakat altın emtiasının geçmiş fiyat verilerinin spot fiyatı açıklama gücü %97'nin altına düşmemiştir. Aynı şekilde petrol emtiası için de bu oran en az %87 olarak gözlenmiştir. Bu sonuçlar, yatırımcıların kararları için önemlidir. Anahtar Kelimeler: Altın, Petrol, Emtia Fiyatları, Vektör Otoregresyon Modeli, EtkiTepki Analizi, Varyans Ayrıştırması

AltınBorsaBorsa işlemleri+7
Doğan Yalçın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yatırımların risk yönetiminde risteki değer (VaR) yaklaşımı ve Türkiye` deki hayat sigortası şirketleri için bir uygulama

Finansai piyasaların gelişme süreci içerisinde kurumsal yatırımlar önemli rol oynamaktadır. Gelişmiş ekonomilerin finansai piyasalarında kurumsal yatırımcıların payı büyük olup, sermaye piyasalarının gelişmesinde kurumsal yatırımların büyümesinin etkisi göz ardı edilmemelidir. Kurumsal yatırımcılardan olan hayat sigortası şirketleri hane halkı tasarruflarım toplayarak oluşturdukları uzun vadeli fonları çeşitli yatırım araçlarında değerlendirerek şirketler aracılığıyla ekonomiye kaynak sağlamaktadırlar. Türkiye'de genel olarak kurumsal yatırımlar ve hayat sigortası şkketlerinin finansai piyasalardaki etkisi henüz oldukça sınırlı olsa da bu konuda hızlı bir gelişme beklenmektedir. Bireysel emeklilik sisteminin yerleşmesiyle birlikte özel emeklilik şirketleri ve hayat sigortası şirketlerinin topladıkları tasarruflar ve dolayısıyla yaptıkları yatırımlar artacaktır. Ayrıca vadeli işlemler piyasalarının gelişmesi ile türev ürünler de, kurumsal yatırımcıların yatırım portföylerinde önemli paya sahip olacaklardır. Hızla büyüyen sektörde rekabet edebilmek için yatırımlarda risk yönetimi hayat sigortası şirketleri için her zamankinden daha önemli hale gelecektir. Riskteki Değer (VaR) Yaklaşımı, son yıllarda önce bankalar sonra da diğer kurumlar tarafından kullanılmaya başlanan nispeten yeni bir risk yönetimi aracıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de potansiyel vaad eden hayat sigortası şirketlerinin kullanabilecekleri bir risk yönetimi uygulama yöntemi önermektir. Bu amaçla, mevcut riskteki değer yöntemlerinin Türkiye koşullarında ve hayat sigortası şirketleri için uygulanabilirliği test edilmiştir. Riskteki değer yöntemlerinden Risk Metrics metodolojisinin, uzun vadeli yatırımlara uyarlanmak kaydıyla, bugünkü koşullarda Türkiye'deki hayat sigortası şirketleri için en uygun yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.

Risk yönetimiRiske maruz değerSigorta şirketleri+2
Levent Çıtak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal piyasalarda kalite ölçümü: Nasdaq 100 indeks futures kontrat piyasasındaki kalitenin vektör otoregresyon metodu ile ölçümüne ilişkin bir uygulama

ÖZET Finansal piyasalarda ortaya çıkan teknolojik, yapısal veya işleyişe ilişkin yenilikler, piyasanın fîyatlama etkinliği, kalitesi ve diğer piyasalarda yaratabileceği etki ve yansımaların değerlendirildiği çalışmaların yapılmasına neden olmaktadır. Hatta bu tür gelişmeler, ampirik çalışmaların yapılabilmesine fırsat yaratmaktadır. Bu doktora tezi çalışmasının konusunu, menkul kıymet piyasalarının mikroyapı incelemelerinin bir boyutunu oluşturan piyasa kalitesinin ölçülmesi oluşturmaktadır. Piyasa kalitesinin ölçülmesine ilişkin uygulama ise, Amerika Birleşik Devletlerindeki Nasdaq 100 İndeks futures piyasası üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu piyasanın kalitesinin ölçümü, CUBEs'un piyasaya çıkışının etkisi dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Cubes, borsada işlem gören fonlar (BİF) grubunda yer alan yeni bir tür yatırım aracı olup, Nasdaq 100 İndeksini takip eden hisse senedidir. Piyasa kalitesinin ölçümü, Hasbrouck'un Vektör Otoregresyon (VAR) yaklaşımı aracılığıyla, gün içi işlemden- işleme veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, fiyatlama hatası varyanslan hesaplanmıştır. Fiyatlama hatası, işlem fiyatının etkin fiyattan sapması olarak ifade edilmektedir. Fiyatlama hatasının varyansı ise; gerçekleşen işlem fiyatının, etkin fiyatı ne kadar yakından takip ettiğini ölçmektedir. Dolayısıyla, piyasa kalitesinin doğal bir ölçütü olarak kabul edilmektedir. Çalışmada, VAR analizi Cubes 'dan önceki ve sonraki 200'er günlük dönemler için gerçekleştirilmiştir. Cubes öncesinde 0.20030 olan fiyatlama hatası varyansı, Cubes sonrası dönemde 0.03907'ye gerilemektedir. Bu sonuçlar, indeks futures'un piyasa kalitesinde, Cubes sonrası beklenen piyasa kalitesi artışının gerçekleştiğini göstermektedir.

Finansal piyasalarKaliteKalite ölçme+3
Seyfettin Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik ticaret politikası teorileri ışığında ihracat teşviklerinin performansı: Türkiye örneği

Dış ticaret politikaları kapsamında bir takım teşvik veya kısıtlamalarla serbest rekabetçi koşullar aksamaktadır. Her ülke kendi çıkarları çerçevesinde sürece müdahale ettikçe reaksiyon göstermeyen ülkeler aleyhine bazı kazanımlar elde edebilmektedir. Stratejik ticaret politikaları, oligopolistik piyasalarda oluşan aşırı karların daha yüksek seviyede ülkeye aktarılması için firmaların desteklenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu çalışma 2006-2020 yıllarını dikkate alarak, Türkiye'de uygulanan ihracat teşviklerinin küresel ihracat pazar payını nasıl etkilendiğini zaman serisi analizi ile açıklamaktır. Kurgulanan model sonucunda, ihracat teşviklerinin istatistiki olarak anlamlı ve iktisadi olarak pozitif yönde küresel ihracat pazar payını etkilediği tespit edilmiştir. Küresel ihracat pazar payı 2023 İhracat Stratejisi Belgesi'nde yer alan 2019 yılı ülke hedeflerinin altında gerçekleşmiştir. Bu durum belgedeki tedbirlerin tam olarak hayata geçmediği ve ihracat teşviklerinin miktarının artırılması gerektiği şeklinde yorumlanabilir. Ülkelerin çoğunluğunun yararına olacak uzun dönemli etkin çözüm; serbest ticaret ortamında, küresel rekabete ayak uyduracak makul tedbirlerin alınması şeklinde olacaktır.

Etki-tepki analiziEşbütünleşmeStratejik ticaret politikaları+5
Mehmet Sinay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçlanmanın ekonomik büyüme üzerinde etkisi (Türkiye örneği)(2000-2020)

Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin istedikleri büyüme hızına ulaşılabilmesi için tasarruflarını destekleyecek finansman kaynakları yeteri kadar bulunmamaktadır. Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ihraç oranlarının az olması döviz azlığına sebep olmaktadır. Söz edilen bu nedenlerden dolayı dış borçlanma Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıkça kullanılan mali bir kaynağa dönüşmüştür. Literatürde dış borçlanmanın ekonomik büyümeye etkisi, tartışılsa da araştırmaların çoğunda çok fazla dış borcun ekonomik büyümeye olumsuz etkisi olduğu neticesine ulaşılmıştır. Bu çalışmamızda Türkiye'de dış borçların ekonomik büyümeye etkisi 2000-2020 yıllarında senelik verilerden yararlanarak yapılan VAR analizi ve Granger Nedensellik Testiyle incelenmeye alınmıştır. Uygulanan analizlerin neticesinde dış borçlanma ve büyüme arasında bir nedensellik ilişkisine rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Borçlanma, Dış Borçlanma, Ekonomik Büyüme, Türkiye Ekonomisi, VAR Analizi, Granger Nedensellik Testi.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomik büyüme+3
İbrahim Halil Terlemez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Madencilik sektörünün Türkiye'de sürdürülebilir kalkınmaya etkisi

Gelecek kus?akların ihtiyac?larını kars?ılayabilme olanag?ından o?du?n vermeksizin gu?nu?mu?zdeki neslin ihtiyac?larını kars?ılayabilecek bir kalkınma modeli olan su?rdu?ru?lebilir kalkınma, 20. yu?zyılın son c?eyreg?inde du?nya gu?ndemine, 1990'larda imzalanan anlas?malarla global anlamda uygulanan bir kalkınma stratejisi konumuna gelmis?tir. Madencilik sekto?ru?nu?n gu?c?lu? ve dog?rudan, sosyal, c?evresel ve ekonomik etkileri mevcuttur. Madencilik dog?ası gereg?i c?evre u?zerinde negatif etkiler olus?turması ve sonlu bir kaynag?ı tu?ketmesinden dolayı, su?rdu?ru?lemez bir aktivite olarak deg?erlendirilmektedir. Ancak madencilikten elde edilen gelir, yeni teknolojilerin gelis?tirilmesi, sosyal yapının gelis?tirilmesi ve yeni madencilik sahalarının aras?tırılması gibi alanlara yatırım yapılırsa, madencilik su?rdu?ru?lebilir kalkınmaya pozitif katkı sag?layabilmektedir. Bu c?alıs?manın amacı Tu?rkiye'de madencilik sekto?ru?nu?n su?rdu?ru?lebilir kalkınmaya pozitif katkı sag?layıp sag?lamadıg?ını VAR (Vector Auto Regressive) model kurularak test etmektir. Etki- tepki fonksiyonuyla madencilik gelirinin madencilik dıs?ı gelir u?zerine uzun do?nem c?arpanı hesaplanmıs?tır. Su?rdu?ru?lebilir kalkınma kriteri olarak elde edilen c?arpanın hesaplanan su?rdu?ru?lebilirlik kriterinin minimum oldug?u yıldan daha yu?ksek olması gerekmektedir. C?alıs?mamızda 1989-2010 yılları arasındaki veriler kullanılıp, veri seti Tu?rkiye I?statistik Kurumundan elde edilmis?tir.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Türkiye'de Madencilik Sektörü, VAR

Madencilik sektörüSürdürülebilir kalkınmaVektör otoregresyon modeli
Umut Ökten
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal istikrarsızlık sorunu ve iktisat politikası bağlamında Türkiye örneği

Finansal piyasaların giderek büyümesi, finansal liberalleşme programlarının uygulanması yoluyla yurtiçi piyasaların uluslararası finansal sisteme eklemlenmesi, ulusal finansal yapıları iktisadi değişkenlerdeki değişimlere karşı daha duyarlı hale getirmiştir. Bu koşullar altında, özellikle gelişmekte olan ülkelerde finansal istikrarsızlık sorunu öne çıkmıştır. Son yıllarda finansal istikrarsızlık ve finansal krizlerin neden olduğu sosyal ve ekonomik maliyetler, merkez bankaları açısından finansal istikrar olgusunun önemini arttırmıştır. Dolayısıyla, finansal istikrarsızlığın ülke içi dinamikler ve uygulanan ekonomik politikalardan nasıl etkilendiğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, finansal istikrarsızlık olgusunun kavramsal düzlemde değerlendirilmesine ek olarak, finansal istikrarsızlık ile iktisat politikası değişkenleri arasındaki ilişkiler Türkiye örneği üzerinden analiz edilmektedir. Para ve maliye politikası değişkenleri ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasındaki ilişkiler araştırılmaktadır. Bu bağlamda, para ve maliye politikası değişkenlerindeki beklenmedik değişimlere finansal istikrarsızlığın nasıl tepki verdiği incelenmektedir.Faiz, fiyatlar genel düzeyi ve kamu borçları ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasında dikkat çekici ilişkilere ulaşılmıştır. Yüksek fiyat düzeyindeki oynaklıklar finansal istikrar açısından olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.Uygun vektör otoregresyon modellerinden elde edilen etki-tepki fonksiyonları, faiz ve kamu borçlarına yönelik şokların finansal istikrarsızlık sorununu arttırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal istikrarsızlık, finansal kriz, para politikası, maliye politikası, vektör otoregresyon, etki-tepki fonksiyonları

Finansal krizMaliye politikalarıPara politikaları+1
Cevat Bilgin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Genel olarak gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve İMKB'de bir araştırma

Gayrimenkuller pek çok ülkede en çok tercih edilen yatırım araçlarından biri olmuĢtur. Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO), gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçları arasında önemli bir yere sahiptir. Bu çalıĢmada GYO‟ların Türkiye‟de ve dünyada ortaya çıkıĢı, geliĢimi, hukuki boyutları ve Ģimdiki durumu incelenmiĢtir. ÇalıĢmanın uygulama bölümünde, GYO endeksi getirisi Ocak 2003-Aralık 2011 dönemleri için Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeli (SVFM) ve Vektör Otoregresif Model (VAR) kullanılarak analiz edilmiĢtir. ÇalıĢmadaki ampirik bulgular, GYO‟ların incelenen dönemde pazar endeksi ile hemen hemen birebir iliĢki içinde olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Gayrimenkule Dayalı Sermaye Piyasası Araçları, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeli, Vektör Otoregresif Modeller

FiyatlandırmaGayrimenkul yatırım ortaklıklarıSermaye piyasası araçları+3
Seda Turnacıgil
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru ile makroekonomik büyüklükler arasındaki ilişki: Türkiye üzerine bir uygulama

Bretton Woods sisteminin yıkılmasından sonra esnek kur sistemine geçilmesiyle birlikte, döviz kurlarında büyük dalgalanmalar meydana gelmiş ve döviz kurlarındaki bu oynaklığı açıklamak üzere çeşitli modeller geliştirilmiştir. Döviz kuru davranışlarını açıklamada kullanılan geleneksel makro temelli modellerde genel olarak döviz kurlarının para arzı, enflasyon, faiz oranı gibi makroekonomik değişkenler tarafından belirlendiği kabul edilmektedir. Ancak döviz kuru davranışlarını açıklamada kullanılan makro temelli modeller kısa vadede büyük ölçüde başarısız olmuşlardır. Makroekonomik modellerin kısa vadede döviz kuru hareketlerini açıklamadaki ampirik başarısızlığı ekonomistleri döviz kuru sapmasının nedenlerini araştırmaya ve döviz kurunu belirlemek için yeni modeller araştırmaya teşvik etmiştir. Döviz kuru sapmasıyla anlatılmak istenen; cari reel efektif döviz kurunun uzun dönem (denge) reel döviz kurundan sapması değil, kısa vadede döviz kurları ile temel makroekonomik değişkenler arasında son derece zayıf bir ilişki olmasıdır. Döviz kuru sapmasına neden olan faktörleri incelediğimizde genel olarak piyasanın özellikleri (müşteri emir akımları, işlem maliyetleri), piyasa katılımcılarının davranışlarındaki farklılıklar (teknik analizciler ve temel analizciler, söylenti tacirleri) ve firmaların fiyat davranışlarındaki farklılıklar (ulusal para ile fiyatlandırma, üretici ülkenin parasına göre fiyatlandırma) ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada döviz kuru ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki Türkiye ekonomisine ait 2003:Q5?2012Q5 dönemi aylık verilerle birim kök ve Vektör Otoregresif (VAR) yöntem kullanılarak test edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar döviz kuru ile makroekonomik büyüklükler arasında kısa ve orta vadede son derece zayıf bir ilişki olduğuna ve döviz kurunun makroekonomik değişkenlerden sapması olarak değerlendirileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Sapması, VAR Modeli, Söylenti Tacirleri, Müşteri Emir Akımları

Döviz kuruMakroekonomiMakroekonomik büyüklükler+3
Ahmet Kardaşlar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Üçüz açık hipotezinin geçerliliği

Dünyada 1980'li yıllarda ortaya çıkan İkiz Açık sorununun tespitinde tasarruf ve yatırımların önemi göz ardı edilmiştir. Ekonomik büyümenin temel belirleyicilerinden olan tasarruf ve yatırım göstergeleri küreselleşmenin hız kazanması ile önem kazanmıştır. Ekonominin iç denge unsuru olan bütçe açığı, tasarruf ve yatırım açığı, ile dış denge göstergesi olan cari işlemler açığının aynı anda varlığıÜçüz Açık olarak adlandırılmaktadır. Birbirlerini etkileyen bu dengelerin herhangi birinde görülen olumsuzlukların ülkelerin ekonomik istikrarının bozulmasına neden olacağı üzerinde durmaktadır. Üçüz Açık Hipotezi temelinde ele alınan bu çalışmanın birinci bölümde ekonomik istikrar olgusuna teorik ve iktisadi düşünceler tarihindeki gelişimi açısından yer verilmekte ve ekonomik istikrarsızlık durumunda bütçe politikalarına dayalı çözüm önerileri detaylı bir şekilde incelenmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ödemeler bilançosu ve ana kalemleri ortaya konulduktan sonra cari işlemler hesabına ve cari işlemler dengesini açıklamaya yönelik yaklaşımlara yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise İkiz Açık ve Üçüz Açık Hipotezlerinin kavramsal çerçevesine ve bunlara yönelik yaklaşımlara yer verilerek, 1980'den itibaren Türkiye ve OECD ülkelerinin ekonomik gelişmeleri üzerinde durulmaktadır. Yöntem ve modelin sunulduğu dördüncü bölümde, çalışmada kullanılan verilerin analizi için yararlanılantestlerden bahsedilmektedir. Son olarak, beşinci bölümde analizden elde edilen sonuçlara yer verilmektedir. Çalışmada 1980-2014 yılları arası yıllık veriler kullanılarak hazırlanan birinci ve üçüncü modellerde Türkiye'de ve OECD ülkelerinde Üçüz Açık Hipotezinin geçerliliği test edilirken ikinci modelde Türkiye'de Üçüz Açık Hipotezi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki irdelenmektedir. Analiz sonuçlarında Türkiye'de Üçüz Açık Hipotezinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. OECD ülkelerinde kısa dönemde Üçüz Açık Hipotezi geçersiz iken uzun dönemde geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye için yapılan analiz sonuçları, cari işlemler açığından özel tasarruf- yatırım açığına doğru nedensellik ve cari açıktan bütçe açığına doğru tek yönlü nedensellik olduğunu göstermektedir. OECD ülkelerinde ise cari işlemler açığı ile tasarruf–yatırım açığı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu görülmektedir.

Cari açıkCari işlemler dengesiEkonomik büyüme+5
Eda Dineri
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de döviz kurunun yansıma etkisi

Bretton Woods sisteminin çökmesinin ardından pek çok ülke sabit döviz kuru uygulamasını terk ederek, dalgalı döviz kuru sistemini uygulamaya başlamıştır. Bu durum döviz kurunun fiyatlara yansıma etkisinin literatürde önemli bir araştırma konusu haline gelmesini sağlamıştır. Döviz kurunda meydana gelen değişmelerin yurtiçi fiyatlar üzerinde etkisi yansıma veya geçiş etkisi olarak tanımlanmaktadır. Döviz kurundaki değişmelerin, yurtiçi fiyatlara yansıma derecesi Türkiye gibi fiyat istikrarını hedefleyen gelişmekte olan ülke ekonomileri açısından son derece önemlidir. Bu nedenle çalışmanın temel amaçlarından birisi, Türkiye'de döviz kurlarının yurtiçi fiyatlar (ithalat fiyatları ve tüketici fiyatları) üzerindeki etkisini kıyaslamalı olarak incelemektir. Bir diğeri ise, Türkiye'de döviz kurlarının yurtiçi fiyatlara yansıma etkisi ve enflasyon arasında bir ilişki olup olmadığının test edilmesidir. Bu çalışmada Türkiye ekonomisinde döviz kuru değişimlerinin yurt içi fiyatlar üzerindeki etkisi 'Yapısal VAR (SVAR) modeli' kullanılarak analiz edilmiştir. Yansıma etkisi üç ayrı modelde ele alınmıştır. Her üç model için analizler 1994:02-2001:12, 2002:01-2013:09 ve 1994:2-2013:09 dönemlerini kapsamaktadır. Araştırmada üç farklı dönemin kullanılmasındaki amaç, dalgalı döviz kuru sistemine geçilmesiyle yansıma etkisindeki değişimleri incelemektir. Yapısal VAR modelinin yorumlanması için etki-tepki analizi ve varyans ayrıştırması modellerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye'de döviz kurunun yansıma etkisinin düşük olduğunu ve serbest dalgalanan döviz kuru sistemine geçilmesiyle birlikte döviz kurunun fiyatlara yansıma etkisinin azaldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Döviz kuru, yansıma etkisi, yapısal VAR modeli, etki-tepki analizi, varyans ayrıştırması.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru sistemleri+5
Filiz Yetiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme ve kalkınma ilişkisi'nin dinamik panel veri analizi: Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler örneği

Küresel sistem içinde gelişen "Kalkınma Ekonomisi" toplumun yaşam standartlarını en iyi seviyeye çıkararak sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum oluşturmayı amaç edinmektedir. Küreselleşme sürecinin beraberinde doğru kalkınma stratejileri uygulanmadıkça, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ilerleme gösterememektedir. Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde küreselleşme ve kalkınma ilişkisinin küreselleşmenin boyutları ve makroekonomik değişkenler yardımı ile araştırılmasıdır. Bu amaçla 1990-2017 yıllık verileri kullanılarak Türkiye özelinde "Vektör Otoregresif Model" (VAR) tekniği ve gelişmekte olan ekonomilerde, "Dinamik Panel Veri Analizi, Genelleştirilmiş Momentler Metodu" (GMM) ile analizler gerçekleştirilmiştir. Tüm ampirik bulgular doğrultusunda, tezin kavramsal ve teorik bölümlerinde savunulan görüş desteklenmektedir. Ekonomik büyüme kalkınmanın bir koşulu olmakla birlikte ülkelerin kalkınma kriterlerinde tek başına yeterli olamamaktadır. Küreselleşmenin ekonomik, sosyal ve politik boyutlarının küresel arenada rekabet üstünlüğü sağlayabilmesi kalkınmışlık düzeyi ile gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle politika yapıcıların vereceği kararlar da öncelikle beşerî sermayeye yapılacak yatırımların geliştirilmesi ve anlamlı bulunan ekonomik, sosyal ve politik küreselleşme de geliştirilebilecek yönetmelikler bu ülkelere politika önerisi olarak sunulabilmektedir.

Beşeri sermayeGelişmekte olan ülkelerGenelleştirilmiş momentler yöntemi+5
Sinem Dündar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de lojistik sektörünün dış ticarete etkisi

Bu çalışmada Türkiye'de lojistik sektörünün dış ticarete olan etkisi incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde lojistik ve dış ticaret hakkında temel bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Türkiye'de ve Dünya'da lojistik sistemi ve dış ticaretin durumu incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Ocak 2000-Aralık 2019 aylık verileri kullanılarak, Türkiye'nin dış ticaret, lojistik taşımacılık şekilleri ve sanayi üretim endeksine uygun VAR modeli oluşturularak varyans ayrıştırması ve etki-tepki analizleri yapılmıştır. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre, dış ticaretin lojistik taşımacılık şekillerinin tümü ve sanayi üretim endeksi ile yakından ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Dış ticaret değişkeni genel itibari ile demiryolu, denizyolu, havayolu, karayolu ve sanayi üretim endekslerine verilen şoklara pozitif tepki vermiştir. Varyans Ayrıştırması sonuçları incelendiğinde, taşımacılık şekillerinden demiryolu, denizyolu, havayolu ve karayolu değişkenlerine verilen bir şokta ikinci en büyük açıklayıcılık payına sahip değişken dış ticaret olmuştur.

Ekonometrik analizEtki-tepki analiziLojistik+4
Buse Keşir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borçlarının ekonomik büyüme üzerine etkileri: Türkiye örneği

Ülkelerin büyüme ve kalkınma süreçlerinde son dönemlerde sürekli artmakta olan ve kamunun olağan geliri niteliğini kazanan kamu borçlanmalarının ekonomik büyümeyi ne yönde ve hangi büyüklükte etkilediği günümüzde sıklıkla tartışılmakta olan bir konu haline dönüşmüştür. Kamu borçlarının ekonomik büyümeyle olan ilişkisi hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler açısından oldukça önem taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkeler öncelikle kalkınmaya yönelik finansman sağlanması için tasarruflardaki yetersizlik sebebiyle devlet borçlanması yolunu sıklıkla tercih etmektedirler. Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'nin de iç tasarruflarının yatırımlara finansman sağlama konusunda yetersiz gelmesi, ulaşılmak istenen ekonomik büyüme hızına erişmesine engel teşkil etmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye'deki kamu borçlarının ekonomik büyümeye olan etkilerinin tespit edilmesidir. Bu hususta iç ve dış kamu borçlanmalarının 2002Q3-2020Q3 döneminde ekonomik büyüme üzerindeki etkileri Vector Otoregresyon (VAR) analizi yardımıyla test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de kamu iç borçlanmalarındaki azalmalar GSYİH'da yukarı yönlü harekete sebep olurken; kamu dış borçlanmalarındaki azalmalar GSYİH'de azalmalara neden olmaktadır. Dolayısıyla Türkiye ekonomisinde kamu iç borçlanmaları ile GSYİH arasında ters yönlü; kamu dış borçlanmaları ile GSYİH arasında doğru yönlü bir ilişkiden bahsetmek mümkündür. Bu hususta Türkiye ekonomisinde ekonomik anlamda büyüme ve gelişme sağlanması için kamu borçlanmalarına yönelik politikaların tespitinin iyi yapılarak en uygun politikanın belirlenmesi oldukça önem arz etmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Ekonomik Büyüme, Kamu Borçları, Türkiye Örneği, VAR Analizi

Dış borçlanmaEkonomik büyümeEkonomik etki+3
Zeynep Sertkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üçüz açık hipotezinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmada Türkiye'de 1980'den 2017 tarihine kadar takip eden yıllarda üçüz açık hipotezinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın amacı; üçüz açık hipotezini oluşturan bileşenlerin birbirlerini nasıl etkilediğini bilmek ekonomi içinde oluşan bu açıklar ile mücadele etmek ve bu üçüz açığın ülkenin ekonomik büyümesini de etkilemesi açısından önem taşımasıdır. Çalışmanın ampirik uygulamayı kapsayan son bölümünde yıllık veriler kullanılarak 1980-2017 dönemi üçüz açığı oluşturan bileşenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi Vektör Otoregresyon (VAR) model yöntemiyle test edilmiştir. Analiz sonucunda üçüz açık bileşenlerinin ekonomik büyüme üzerinde etkin rolleri olduğu ve en fazla açıklayan değişkenler olduğu görülmüştür. VAR Granger Nedensellik testine göre yapılan analiz sonuçlarına göre ise ithalattan kamu bütçe gideri ve özel tasarruflara doğru tek yönlü bir nedensellik, kamu bütçe gideri ve ihracat arasında çift yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Aynı zamanda kamu bütçe giderinden gayri safi yurtiçi hâsıla yani ekonomik büyümeye doğru tek yönlü nedensellik, kamu bütçe gelirinden de ihracat ve kamu bütçe giderine doğru tek yönlü bir nedensellik bulunmaktadır.

Bütçe açıklarıBüyümeCari açık+7
Sevil Solak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi (Türkiye örneği)

Ülkeler arasında ekonomik büyüme ilgili karşılaştırmalar yapılırken birçok farklı kriter kullanılmaktadır. Bu kriterler parasal ölçeğe dayalı unsurlar olabileceği gibi sosyal alanda özellikle beşeri sermayeye ilişkin kriterler de olabilmektedir. Sosyal sermaye içinde ise en önemli etken eğitim harcamalarının aldığı paydır. Bu nedenle eğitim harcamaları emek verimliliği üzerinde oluşacak etkinin temel yapısını oluşturmaktadır. Eğitim harcamalarının ekonomik büyüme içindeki payının nasıl şekillendiği ve etkisinin nasıl olacağının belirlenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, eğitim harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanması için Zaman Serileri Analizi kapsamında Vektör Otoregresif (VAR) Model oluşturulmuş, Türkiye'nin 1997-2017 yılları arasına ait 21 yıllık verileri kullanılmıştır. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Eğitim Harcamaları, Okullaşma Oranı, Eğitim Endeksi, Araştırma ve Geliştirme Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İçindeki Payı, Kamu Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İçindeki Payı, Eğitim Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İçindeki Payı değişkenlerinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda GSYH değişkeni ile eğitim harcamları değişkeni arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu yani eğitim harcamalarındaki değişimlerin ekonomik büyümenin nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik büyümeEğitimEğitim harcamaları+4
Nihan Şeker
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects