2012-2015 yılları arasında çocuk göğüs servisinde ve çocuk yoğun bakımda plevral efüzyon tanısı ile yatan hastaların değerlendirilmesi
2016
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. İlhan Tan
Özet (TR)
Giriş ve Amaç: Çalışmada, Dicle Üniversitesi tıp fakültesi çocuk göğüs ve çocuk yoğun bakım servisinde ocak 2012 ve aralık 2015 yılları arasında plevral efüzyon tanısıyla yatırılan hastaların fizik muayene bulguları, laboratuvar ve radyolojik tetkiklerinin retrospektif olarak incelenmesive diğer çalışmalar ile karşılaştırılması amaçlandı. Materyal Metod: Çalışma Dicle Üniversitesi çocuk hastalıkları anabilim dalında ocak 2012-aralık 2015 tarihleri arasında 97 plevral efüzyon tanısı ile çocuk göğüs ve çocuk yoğun bakım servisinde yatan hastaların verileri retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen hastaların 36'sı (%37.1) kız, 61'i (%62.9) erkek idi. Vakaların en küçüğü 1 aylık, en büyüğü 18 yaşındaydı. Hastaların yaş ortalaması 6,31 ± 5 idi. Hastaların 31'i (%32) 0-2 yaş arasında, 15'i (%15.5) 2-5 yaş arasında, 24'ü (%24.7) 5-10 yaş arasında, 27'si (%27.8) 10-18 yaş arasındaydı. Hastalarda en sık görülen başvuru yakınmaları 92 hastada (%94.8) dispne, 74 hastada (%76.3) ateş, 60 hastada (%61.9) öksürük, 45 hastada (%43.3) takipne, 25 hastada (%25,8) balgam, 13 hastada (%13,4) yan ağrısı şikâyetleri mevcuttu. Hastaların polikliniğe başvurmadan önceki ortalama semptom süreleri 16.2 ± 8.9 gün (1-45 gün) idi. Hastaların 59'unun (%60.8) çocuk yoğun bakım kliniğinde, 38'inin (%39.2) çocuk göğüs kliniğinde takip edildikleri saptandı. Transuda grubundaki hastaların yaş ortalaması 7.0 ± 8.0 yıl, eksuda grubundaki hastalarda ise 7,4 ± 6,9 yıl olarak saptandı. C-reaktif protein (CRP) pozitif ve CRP negatif olanlar karşılaştırıldığında yatış sürelerinin CRP si pozitif olan hasta grubunda daha uzun olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0.05). CRP pozitif ve CRP negatif olanlar karşılaştırıldığında plevral sıvı/serum LDH oranının CRP si pozitif olan hasta grubunda daha yüksek olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p <0.05). Yoğunbakımda yatan hastalar ve klinikte yatan hastalar lökosit, CRP açısından karşılaştrıldığında, yoğun bakımda yatan hastaların lökosit, CRP değerlerinin istatiksel olarak daha yüksek olduğu bulundu (p<0.05). Parapnömonik efüzyon grubu ve parapnömonik efüzyon dışındaki hasta grubu MCV (main corpusculer volume), trombosit açısından karşılaştrıldığında parapnömonik efüzyon grubunda MCV ve trombositlerinin daha yüksek olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p <0.05). Korelasyon analizinde CRP düzeyi artıkça sedimentasyon ve lökosit düzeyininde artığı saptandı. Sonuç: Pediatrik hastalarda plevral efüzyonun ensık nedeni pnömoniye sekonder gelişen efüzyonlardır. Literatürde parapnömonik efüzyonların görülme oranı erkeklerde kızlara göre daha yüksek ve sağ akciğer tutulumu sol akciğer tutulumuna göre daha sıktır. Bizim çalışma grubumuzda da benzer şekilde plevra efüzyonun en sık olarak pnömoniye sekonder geliştiği ve erkeklerde daha sık görüldüğü saptandı. Aynı şekilde sağ akciğer tutulumunun sola göre daha sık olduğu görüldü. Çocuklarda plevra yaprakların yenileme ve iyileşme yetenekleri yetişkinlere göre daha iyi olduğundan hastalara ilk önce medikal tedavi verilmesi önerilmektedir. Tedavinin geciktirilmesi durumunda efüzyonun ampiyeme ilerliyebilr. Plevral efüzyon veya ampiyemde 48 saat içinde medikal tedaviden fayda görmeyen ve ateşi devam eden hastalar efüzyonun boşaltılması amacıyla tüp torakostomi takılmasını gerektirebilir. Bizim çalışmamızda hastalarımızın çoğunluğunun medikal tedaviden fayda gördüğü ve diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında tüp torakostomi oranımızın daha düşük olduğu saptandı. Hastalarımızın çoğunluğunun yoğun bakım servisinde takip edildiği ve eşlik eden sistemik hastalık ve malignite nedenlerinden dolayı ölüm oranımızın yüksek olduğu saptandı. Plevral efüzyon erken tanınıp tedavi edilmediğinde önemli oranda mortalite ve morbiditeye neden olabilmektedir. Bu yüzden bu hastalarda tanının mümkün olduğunca erken konması, uygun olgularda torasentez yapılarak transüda-eksüda ayırımının yapılması, gerekli kültür materyallerinin alınması ve tedaviye yanıtsız vakalarda ek sistemik hastalıklar ve malignitenin düşünülmesi gerekmektedir Kritik hastalarda uygun yaklaşım ile bu mortalite ve morbiditenin azaltılması mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Göğüs, Plevral Efüzyon, Pnömoni
Yazar
Dr. Mehmet Ülmez
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Mehmet Ülmez (Tıpta Uzmanlık Tezi). 2012-2015 yılları arasında çocuk göğüs servisinde ve çocuk yoğun bakımda plevral efüzyon tanısı ile yatan hastaların değerlendirilmesi, 2016, Dicle University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dicle University tezlerinden daha fazlası
- 6 şubat 2023 kahramanmaraş merkezli depremler sonucu Dicle Üniversitesi Tıp fakültesi hastanelerine başvuran depremzedelerin adli tıbbi incelenmesi(2024)
- El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm adlı eserin tefsir usûlü açısından incelenmesi(2024)
- Travma sonrası mine dentin kırığı bulunan maksiller santral kesici dişin iki farklı teknikle yapılan restorasyonunun mikro bilgisayarlı tomografi verilerine dayalı sonlu elemanlar analizi metodu kullanılarak stres dağılımının değerlendirilmesi(2022)
- Kronik ürtiker hastalarında uyku kalitesi(2019)
- İslam hukukunda engellilerin durumu(2010)
- İnsan immünoglobulin G'nin glikasyonu ve antijen bağlanması üzerindeki etkisi(2023)
