2014-2021 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvuran 65 yaş ve üstü adli olguların medikolegal açıdan değerlendirilmesi
2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Sema Demirçin
Özet (TR)
Günümüzde tıp biliminin gelişmesi ve koruyucu önlemlerin artması ortalama yaşam süresinin uzamasını ve böylece toplumda 65 yaş ve üzeri nüfusun giderek artmasını sağlamaktadır (1). Yaşlı nüfusun artmasıyla sosyal yaşamda aktif olmaları, 65 yaş ve üstü bireylerin travma maruziyeti riskinin de artmasına yol açmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılık dönemini 65 yaş üzeri kabul etmekte olup; 65-74 yaş aralığı "genç yaşlı", 75-84 yaş aralığı "yaşlı", 85 ve üzeri yaş aralığı "ileri yaşlı" olarak gruplandırmaktadır (3). Yaşlı adli olguların, hastane acil servisine başvuru sebepleri arasında; trafik kazaları, düşmeler, yanıklar, ateşli silah yaralanmaları, kesici/kesici delici alet yaralanmaları, elektrik çarpmaları, fiziksel istismar gibi travmaya bağlı nedenler ve zehirlenmeler, ihmal gibi travma dışı sebepler bulunabilmektedir. Bu çalışmada, 2014-2021 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvuran 65 yaş ve üstü adli olguların sıklığı, demografik özelliklerinin belirlenmesi ve medikolegal açıdan incelenerek, verilerin kaynaklar ışığında karşılaştırılması amaçlanmıştır. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'nun 04.04.2022 tarih 70904504/192 sayılı kararı ile onay verilen çalışmamızda; 2014-2021 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvuran 65 yaş ve üstü 132.591 olgunun 1925'i (%1,4) adli olgu olarak çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu olgulardan acile başvuranların sayısı 1142; diğer polikliniklere başvuranların sayısı 783, acile başvuran olguların 742 (%65,0)'si erkek, 400 (%35,0)'i ise kadındır. Bu olguların büyük çoğunluğunun 65-74 yaş aralığında (genç yaşlı) olduğu (%64,5) saptanmıştır. Olgular, en sık trafik kazası (%51,0) nedeni ile acil servise müracaat etmiştir. Araç dışı trafik kazasını (%26,3) araç içi trafik kazası (%22,0) takip ederken üçüncü en sık neden düşmelerdir (%19,6). Trafik kazalarının %2,7'sinde kazanın araç içi/dışı olduğu konusunda yeterli bilgiye ulaşılamamıştır. Acil servis dışındaki polikliniklere başvuran 783 olgunun en sık başvuru nedeni de trafik kazasıdır (%34,0). Bu 783 olgunun 589'u Adli Tıp Anabilim Dalı polikliniğine başvurmuştur. Adli Tıp Anabilim Dalı polikliniğine 65 yaş ve üstü olguların en sık sırası ile trafik kazası (n=140, %23,7), vasi tayini ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesi (n=131, %22,2) ve aktif psikopatoloji(n=18, %3,0)/cezai ehliyet(n=94, %16,0) varlığı açısından değerlendirme için başvurdukları belirlenmiştir (n=112, %19,0). Çalışmamızda hastane kayıtlarına göre toplam 583 trafik kazası olgusundan, %43,1'inin araç içi trafik kazasında sürücü/yolcu, %21,6'sının araç dışı trafik kazasında yaya olduğu, %3,4'ünün bisiklet, %2,4'ünün elektrikli bisiklet, % 16,0'sının motosiklet sürücüsü iken trafik kazası geçirdiği belirlenmiştir. Ölümle sonuçlanan 96 olgudan 13'ünün (% 13,6) yaya, 5'inin (% 5,2) araç içi trafik kazasında sürücü/yolcu, 5'inin (% 5,2) motosiklet sürücüsü olarak trafik kazası geçirdiği, kayıtlıdır. Yaşlı nüfusun yıldan yıla artmasıyla birlikte, yaşlıların trafik kazalarına karışma sıklığı da artmaktadır. Yaşlı bireylerin ciddi yaralanma ve ölüm riski, komorbiditeleri nedeni ile daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle, yaşlıların trafik kazalarından korunması için alt yapı ve çevre düzenlemesi ile ilgili güvenlik önlemlerine önem verilmeli, yaşlıların ve yakınlarının eğitimi sağlanmalıdır. Kesici ve kesici-delici alet yaralanması olgularının %25,0'inin (n=16) spiral makinesi ile, %20,3'ünün (n=13) bıçak ile, %12,5'inin (n=8) testere ile, %6,2'sinin (n=4) ağaç kesme makinesi ile, %4,6'sının (n=3) cam ile, %4,6'sının (n=3) çim biçme makinesi ile, %4,6'sının (n=3) hızar makinesi ile, %4,6'sının (n=3) demir parçası ile, %1,5'inin (n=1) çapa makinesi ile meydana geldiği, ateşli silah yaralanması olgularının %31,5'inin köstebek tabancası ile meydana geldiği saptanmıştır. Ateşli silah yaralanması olgularının (n=19), 9'u (%47,3) kaza, 7'si (%36,8) cinayet, 3'ü (%15,7) intihar orijinlidir. Olguların hastane otomasyon sistemindeki dosyalarında, cinsel istismar dışında ihmal ve istismar olgusuna rastlanmamıştır. İki erkek ve 1 kadın olmak üzere toplam 3 cinsel istismar olgusu saptanmış olup, çoğu kaynakta istismar olgularının kayıtlarda belirlenenlerden daha fazla olduğu bildirdiği unutulmamalıdır. Acil servise başvuran toplam 58 intoksikasyon olgusundan 23 (%39,7)'ünün ilaç ile zehirlendiği, 13 (%22,4)'ünün karbonmonoksit nedeniyle zehirlendiği saptanmıştır. Yaşlılarda ilaçların kolay ulaşılabilir olması, kontrolsüz kullanımı nedeniyle ilaç zehirlenmeleri sıktır. Vücudunda travmatik bulgu saptanan 1031 olgudan %61,3'ünde (632/1031) tek yaralanma, %38,7'sinde (399/1031) çoklu yaralanma bulunduğu, yaralanma bölgeleri incelendiğinde en sık kafa travması (%31,5), ekstremite travması (%28,5) ve toraks travması (%22,0) olduğu, en az yaralanan bölgenin ürogenital bölge (%1,0) olduğu görülmüştür. Olguların 520'sinin (%45,5) hastanede yatırılarak tedavi edildiği ve bu olgulardan 147'sinin (%28,2) yoğun bakım gereksinimi olduğu, kayıtlıdır. Hastane otomasyon sistemi kayıtlarına göre, olguların 321'inde (%28,0) multipl komorbidite, 273'ünde (%24,0) tek komorbidite bulunduğu, 513'ünün (%45,0) olay anında bilinen bir kronik hastalığının olmadığı, 35'inde (%3,0) ise kronik hastalığı olup olmadığının kayıtlı olmadığı görülmüştür. En sık görülen hastalıklar; hipertansiyon (n=323, %30,5) ve diabetes mellitus (n=189, %18) olduğu saptanmıştır. Yaşla birlikte komorbidite sıklığı artmakta ve travma sonrası hastane yatış süresinde artışa sebep olmaktadır. Acil servise başvuran olguların 406'sında (%35,5) yaralanmanın yaşamsal tehlike oluşturacak nitelikte olduğu, 736 (%64,5) olguda ise yaşamsal tehlikeye neden olmadığı kayıtlıdır. Olguların 347'sinin (%30,3) yaralanması basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte, 795'inin (69,7) yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olmadığı kayıtlıdır. Olguların %44,5'inin vücudunda kemik kırığı saptandığı, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi değerlendirildiğinde; %1'inin hafif (1), %53'ünün orta (2-3) ve %43'ünün ağır (4-5-6) olduğu saptanmıştır. En sık kırılan kemikler %24,4 (n=197) ile üst ekstremite kemikleridir. Bunu sırasıyla %20,9 (n=169) ile kosta kırıkları, %15,9 (n=128) ile vertebra kırıkları, %15,0 (n=121) ile alt ekstremite kemikleri, %10,3 (n=83) ile maksillofasiyal kemikler, %7,0 (n=57) ile pelvis kırıkları, %6,2 (n=50) ile kafatası kemik kırıkları takip etmektedir. 297 olguda çoklu kemik kırıkları olduğu anlaşılmıştır. Acil servise başvuran 65 yaş ve üstü adli olgulardan ciddi yaralanması bulunan 27 olgudan 16'sının (% 59,2) işlev yitirilmesi, 9'unun (%33,4) işlevin sürekli zayıflaması, 2'sinin (%7,4) de iyileşme olanağı bulunmayan hastalık niteliğinde yaralanma bulunduğu anlaşılmıştır. Bu olguların 10'unda füzyon ameliyatı yapılmış vertebral omur kırıkları, 5'inde protez takılması gereken kırıklar, 2'sinde femur suprakondiler ampütasyon gerektiren yaralanma olduğu, 3'ünde 4/10 – 5/10 – 6/10 – 7/10 görme dâhil görme kusuru olduğu, 2'sinde kafatasında 5-25 cm² kemik eksikliği, 1'inde splenektomi, 1'inde 2, 3 ve 4.parmak ampütasyonu yapıldığı, 1'inde ayak bileği üstü ampütasyonu yapıldığı, 1'inde parapleji, 1'inde organik beyin sendromu saptandığı kayıtlıdır. Hastane otomasyon sisteminde olguların 590'unun (%51,7) adli raporuna ulaşılabilmiştir, 552 (%48,3) olgunun adli raporu sistemde kayıtlı değildir. Hastanede adli muayene formlarının fiziki olarak doldurulduğu, sonradan taranarak sisteme aktarıldığı anlaşılmaktadır. Formun düzenlenmesinde elektronik sistemin kullanılması ve çıktısının fiziki olarak onaylanması durumunda tüm olguların adli muayene formu ve raporuna ulaşılması mümkün olacaktır. Yaşlı popülasyonda, fiziki kapasiteleri, fonksiyonel durumları ve komorbiditeleri göz önünde bulundurularak uygun önlemler alındığında; travmatik ve travmatik olmayan adli olayların önemli oranda önlenebileceği unutulmamalıdır. Tüm yaşlı bireylerin gerek özel yaşam alanlarında, gerek toplumsal ve sosyal alanlarda, gerekse bakım ve destek aldıkları kurumlarda; ihtiyaçlarının kolay ve güvenle karşılanacağı, sosyal aktivitelere katılım olanaklarının destekleneceği ve düzenli-yeterli tıbbi bakım alacakları sistemlerin geliştirilmesine önem verilmeli, yaşlıların bireyselliğinin maksimum düzeyde desteklendiği bakım ve gereğinde rehabilitasyon olanakları sağlanmalı, yaşlılığın kaçınılmaz olduğu unutulmamalıdır.
Yazar
Dr. Selver Merve Çevik
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Selver Merve Çevik (Tıpta Uzmanlık Tezi). 2014-2021 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvuran 65 yaş ve üstü adli olguların medikolegal açıdan değerlendirilmesi, 2023, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
