Antalya

Bu konu başlığı altında 442 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumdilbilim açısından Antalya'da yaşayan Ahıska Türklerinin dil incelemesi

Ahıska, bugün Gürcistan sınırları içerisinde yer alan Türkiye'nin Ardahan iline komşu olan bir bölgedir. Ahıska'daki Türk varlığı yoğun olarak XI. yüzyıldan itibaren bölgeye yerleşen Kıpçaklarla birlikte kendisini göstermeye başlamıştır. Aynı dönemlerde Kıpçaklarla birlikte Başkurt, Peçenek, Karluk ve Oğuz boyları da Ahıska'ya yerleşen diğer Türk boyları arasında yer almıştır. Osmanlı Devleti Ahıska'yı XVI. yüzyılda hâkimiyeti altına almış ancak XIX. yüzyılda bölge Ruslar tarafından ele geçirilmiştir. Bunun üzerine Osmanlılar ile Ruslar arasında hâkimiyet mücadeleleri başlamış ve son olarak 1921 Moskova Anlaşması ile bölge resmî olarak Türk topraklarından çıkarılıp Gürcistan sınırları içerisinde bırakılmıştır. II. Dünya Savaşı döneminde 1944 yılının 14 Kasım gecesinde Ahıska'da yaşayan ve adlarını buradan alan Ahıska Türkleri, Sovyetler Birliği'nin kararı ile Orta Asya'nın çeşitli bölgelerine sürgün edildiler. Bu sürgün ile 100.000'in üzerinde Ahıska Türkü anavatanlarından koparılıp Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Azerbaycan'a yerleştirildi. Bugün nüfusları 500.000'i aşan Ahıska Türkleri dünyanın dört bir yanında dağınık bir şekilde yaşamaktadırlar. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte yoğun olarak Türkiye'ye göç etmeye başlamışlardır. Günümüzde Türkiye dışında Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Gürcistan ve Kafkasya'nın diğer bölgelerinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Ahıska Türkleri her geçen sene Türkiye'ye yönelik göçlerini artırmaktadırlar. Bu göçlere bakıldığında Antalya'nın tercih edilen ilk il olduğu ortaya çıkmaktadır. Bunun başlıca sebebi ise önceden yaşadıkları Orta Asya bölgelerinde Rusçayı ikinci dil olarak edinmek durumunda kalmaları ve buna bağlı olarak turizm sektöründe iş bulma imkânına sahip olmalarıdır. Bu nedenle çalışmamızı Antalya ilinde yaşayan Ahıska Türkleri üzerine dayandırmayı gerekli gördük. Ahıska Türklerinin konuştukları dil Türkiye Türkçesinin bir ağzı olarak değerlendirilmektedir. Çalışmamız da Antalya'da yaşayan Ahıska Türklerinin ağız özelliklerinin toplumdilbilim (sosyolinguistik) çerçevesinden bakılarak yapılan bir dil incelemesidir. Bir dildeki değişkeleri ortaya koymaya çalışan ve dilbilimin bir alt dalı olan toplumdilbilim, XIX. yüzyılda bağımsız bir disiplin olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Toplumdilbilimin ne olduğu, neleri kapsadığı ve bu alanda yapılan çalışmalara tezimizin birinci kısmında yer verdik. İkinci kısımda Ahıska Türklerinin kim olduklarına ve tarihî süreçlerine değinip Antalya'da yaşayan kesimin sosyolojik görünümlerine yer verdik. Üçüncü bölümde Antalya ilinde yaşayan Ahıska Türklerinin dili ses ve şekil bilgisi yönünden incelenerek dillerindeki değişkeler yaşa, cinsiyete, ölçünlü dilin ve Rusçanın etkisine göre toplumdilbilim alanı içerisinde değerlendirildi. Dördüncü bölümde ise kaynak kişilerin konuşmalarından mülakat yoluyla edinilen ses kayıtları fonetik alfabe kullanılarak metin olarak aktarıldı. Temel olarak dört bölümden oluşan çalışmamız sonuç ve öneriler kısmı ile sonuçlandırılıp kaynakça ve ekler bölümüyle tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: Ahıska Türkleri, Toplumdilbilim, Dil İncelemesi

Ahıska TürkleriAntalyaAğızlar+4
Elif Aydın
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1338-1340 (1922-1924) Antalya Eytam Sandığına mahsus İdane Defterinin transkripsiyonel değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı, Eytam Sandıklarında tutulan İdane defterlerinden hareketle sandıkların işletim sistemi hakkında bilgi vermektir. Osmanlı Devleti Eytam Nezaretini, 1851 yılında yetimlere miras yolu ile kalan malların muhafazası ve değerlendirilmesi için kurmuştur. Bu nezaret bir yıl sonra (1852) müdüriyet seviyesine dönüştürülmüştür. Taşrada teşkilatlanması 1880'lerden itibaren yoğun bir şekilde yaygınlaştırılmaya başlanmış olup, 1910 yılına kadar devam etmiştir. Değişen şartlara uygun olarak tarihi süreç içerisinde sık sık Eytam İdaresinde nizamname değişiklikleri yapılmıştır. Sosyal Devlet anlayışı ile kurulan Eytam Sandıkları, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan ihtiyaç sahibi tüm bireylerin haklarını korumak için kanunun ve nizamnameler düzenlemiştir. Devlet bu kişilerin mal varlıklarını sandıklarda işletilerek onlara gelir sağlamıştır. Eytam Sandıklarından başta esnaf olmak üzere borç almak isteyenlere, belli bir karşılık alınarak para verilmiş böylece ekonomiye de katkı sağlanmıştır. İncelediğimiz 1922-24 tarihli Antalya Eytam Sandığına Mahsus Teminatlı İdane Defteri, toplam yüz sayfadan oluşmaktadır. Bir kişi sandıktan nasıl borç alabilir? Borç alırken, kefil nasıl gösterilir? İpotek olarak ne tür mal ve eşyalar gösterilmektedir? Bu tür sorulara idane defterinde cevap bulunabilmektedir. Çalışmamız beş ana başlıktan oluşmaktadır. Giriş kısmında, yetimlerin Türk ve İslam hukukundaki yeri ile ilgili tarihsel süreç ele alınmıştır. Birinci bölümde yetim ile ilgili hukuki terminoloji üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Eytam Nezareti'nin (Müdüriyeti) kuruluşu ve teşkilatlanması hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde Sandıkların idaresi ve Antalya Eytam İdaresinin kuruluşu üzerinde durulmuş, Dördüncü bölümde, Antalya Eytam Sandığının 1922-1924 yılları arasında tutmuş olduğu defterin transkripsiyonu verilmiştir. Beşinci ve son bölümde ise Defterin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

20. yüzyılAntalyaEytam İdaresi ve Sandıkları+2
Sibel Aksungur
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Antalya Hapishanesi

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Antalya Hapishanesi, başlığını taşıyan tezde, Osmanlı Devleti'nde 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra meydana gelen hapishane reformu sürecinin Antalya hapishanesine etkileri saptanmıştır. Hapishaneler ile alakalı kaleme alınmış, Gültekin Yıldız'ın Mapusane ve Emine Gürsoy Naskali ile Hilal Oytun Altun'un editörlüğündeki makaleler derlemesi olan Hapishane Kitabı adlı eserlerini ana kaynak olarak kabul edebiliriz. Konuyla alakalı pek çok makale de yazılmıştır. Bunlar arasında Ali Rıza Gönüllü'nün, Osmanlı Devleti'nin Son Dönemlerinde Isparta Hapishanesi (1867-1920) ve Nurgül Bozkurt'un, 20. Yüzyıl Başlarında Kütahya Hapishanesinin Genel Durumu isimli çalışmaları yer alır. Bunun yanında kaleme alınan tezler de mevcuttur. Ufuk Adak'ın, 19. Yüzyılın Sonları 20. Yüzyılın Başlarında Aydın Vilayeti'ndeki Hapishaneler ve Nazmiye Akbey'in 19. Yüzyılın Sonları 20.Yüzyılın Başlarında Sinop Hapishanesi adlı çalışmaları da oldukça önemlidir. Bizim de Antalya hapishanesini ele aldığımız çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, suçun kaynağına inerek ilk hangi duygularla ne zaman baş gösterdiğini ve nasıl geliştiğinin yanında, suç, ceza ve hapishane kavramlarını İslam Tarihi'nden başlayıp, Osmanlı Devleti'ne kadar getirerek tanımlarının yanı sıra, bu kavramların gelişimleri hakkında da bilgiler verilmiştir. Bunun yanında Avrupa'daki hapishanelerden ve oluşturulan çeşitli hapishane modellerinden bahsedilmiştir. Daha sonra suç, ceza ve hapishane kavramları tamamen Osmanlı Devleti açısından incelenmiştir. Hadd, ta'zir ve kısas suçlarının neler olduğu, bu suçu işleyen kişilere ne gibi cezaların uygulandığı, İslam Tarihi'nden de faydalanarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Çünkü Osmanlı Devleti'nin uyguladığı yasaların tamamının tabanında, İslam Hukuku yer aldığından dolayı, aralarındaki bağ yadsınamazdır. Daha sonra zindandan hapishaneye geçiş sürecinin yaşandığı, Tanzimat Dönemi'ndeki ceza anlayışının ne gibi değişiklere uğradığını 1840,1851 ve 1858 tarihlerinde çıkarılan Ceza Kanunnameleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ardından Osmanlı Devleti'nde hapishaneler adına gerçekleştirilen ıslahatlara yer vermiştir. İkinci bölümde, ilk olarak hapishanenin bulunduğu yer olan Antalya şehri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Daha sonra hapishanenin yeri ve yeniden inşası sürecinden erişebildiğimiz arşiv kaynaklarındaki bilgiler kadarıyla bahsedilmiştir. Hapishanenin geçirdiği tamir süreci, genişletilmesi, ek oda inşaatları ve bunun yanında gasilhane, abdesthane gibi mahkumlar için yapılan inşa faaliyetlerine de yer verilmiştir. Hemen ardından, tayinat konusundan ve yaşanılan sorunlardan detaylıca bahsedilmiştir. Son olarak da hapishane yönetiminde kimlerin olduğu, görevleri maaşları ve tayinleri mevzusu değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, ulaşabildiğimiz arşiv belgeleri ışığında, Antalya hapishanesindeki mahkumlar tüm yönleriyle ele alınmaya çalışılmıştır.

19. yüzyılAntalyaCeza infaz kurumları+4
Ayşegül Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulus ötesi göçe katılan Antakyalı ailelerde kadınların göç deneyimi ve kendilik algısı

Türkiye coğrafi konumu itibariyle göç süreçlerine tarih boyunca tanıklık etmiştir. Türkiye'den yurt dışına işgücü göçü 1960'lı yıllarda başlamıştır. Göç hareketlerine de daha çok erkek nüfus katılırken kadınların göç süreci ise düzensiz göçlerle ya da aile birleşimi yoluyla olmuştur. Bu çalışmada Hatay ili Antakya ilçesinden göçü deneyimleyen ailelerde eşleriyle göç etmeyip köken ülkede kalan kadınların deneyimlerine odaklanılmıştır. Çalışmada bulgular ulus ötesi göç kuramı bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları Hatay ili Antakya ilçesinde yaşayan eşi ulus ötesi göçe katılmış kendisi çocuklarıyla köken ülkede kalan 17 kadınla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Kadınlara kapalı ve açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu esnek bir biçimde uygulanmıştır. Çalışmada köken ülkede çocuklarıyla kalan kadınların günlük yaşam deneyimleri, kamusal alana katılımı, aile içinde değişen ebeveynlik rolleri ve kadınların kendilik algılarına odaklanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise ulus ötesi göç deneyimlerinin aile içerisindeki rolleri de şekillendirdiği bu süreçte iletişim unsurunun ve gelişen teknolojinin önemli bir yere sahip olduğu saptanmıştır. Kadınların kamusal alandaki aktifliklerinin ise eşlerinin yokluğunda artma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlik rollerinin de şekillendiği ancak yine de büyük bir değişimin yaşanmadığı anlaşılmaktadır. Kadınların eşleri olmadan köken ülkede başarabildikleri doğrultusunda ise olumlu kendilik algıları olmuştur. Kadınların toplumsal cinsiyete dair algı ve kanaatlerin de farklılaştığı belirlenmiştir. Antakya ilçesinde yaşanan bu göçmenlik durumu kentte farklı bir iş kolu olarak devam etmektedir.

Aile içi ilişkilerAntalyaBenlik algısı+5
Yağmur Eski
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hizmet sektöründe yeşil örgütsel davranışın belirlenmesine yönelik bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı, Antalya ilinde faaliyet gösteren yeşil yıldızlı otellerde çalışan işgörenlerin, yeşil örgütsel davranış bağlamında, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel duyarlılık boyutlarının demografik değişkenlere göre farklılığı ve boyutlar arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Araştırmanın örneklem sayısı 302 adettir. Araştırma kapsamında, yirmi adet konaklama tesisine başvuruda bulunulmuş ve altı tane yeşil yıldızlı otel işletmesinden geri dönüş alınmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Ölçek, demografik sorular ve 11 adet önerme olmak üzere iki ayrı bölümden oluşmaktadır. Anket formunda 5'li likert aralıklı ölçüm ifadesinden faydalanılmıştır. Dağıtılan 400 anketten 74 tanesinin eksik veya hatalı olduğu tespit edilmiş ve araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırmaya 326 anket verisiyle devam edilmiştir. Araştırmada, yeşil örgütsel davranış, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel davranış ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri uygulanmış olup katılımcıların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra araştırmanın davranış boyutları arasındaki ilişkiyi test etmek için Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizine göre katılımcıların davranış boyutları arasında, istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların yeşil örgütsel davranış konusunda alanyazına katkı sunması beklenmektedir.

AntalyaDemografik değişkenlerHizmet sektörü+6
Gülnur Süslü
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor derslerinde teknoloji kullanım düzeyleri (Antalya ili örneği)

Bu araştırma, Antalya ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı hizmet vermekte olan kamuya ait okullarda ve özel okullarda görev yapmakta olan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin teknolojiye ilişkin tutumlarının belirlenmesi ve sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirmesi amacıyla 2020-2021 eğitim-öğretim yılında uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ilinde devlet okullarında ve özel okullarda görev yapan 73 kadın, 244 erkek toplamda 317 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, literatür kapsamında geliştirilen beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesi, teknolojiye sahiplik ve teknoloji kullanım düzeylerine ilişkin bilgi edinilmesi adına oluşturulan 11 soruluk kişisel bilgi formu ve beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin teknolojiye karşın tutumlarının belirlenmesine yönelik Akbaba tarafından geliştirilen "Teknolojiye Karşı Tutum" ölçeği ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programında, frekans-yüzdeleme, aritmetik ortalama, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) istatistiksel yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve bulgular literatür çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin genel anlamda teknolojiye ilişkin olumlu tutum içinde oldukları ve okullarda beden eğitimi ve spor derslerinde teknolojik donanımlardan faydalandıkları saptanmıştır.

AntalyaBeden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersi+2
Emre Korkmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Güney Antalya bölgesindeki gelişmelerin doğal çevre üzerine etkileri ve sürdürülebilir turizm olanakları

Bu çalışmada turizmin olumsuz çevresel etkileri plan, program, finansman ve işletme konularının birlikte ele alındığı ve Türkiye'nin ilk entegre turizm projesinin gerçekleştiği Güney Antalya Bölgesi ölçeğinde incelenmiş ve sürdürülebilir turizm olanakları araştırılmıştır. Çalışma önemli kıyı biyotoplannın belirlenmesi ve sürdürülebilir çevre yönetimleri olmak üzere iki farklı konuyu ele almıştır. Turizmin doğal çevre üzerindeki etkilerinden alan kayıplarının belirlenmesinde 1974, 1988, 1990, 1996 tarih ve 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının karşılaştırılması ile yapılmıştır. Önemli kıyı biyotoplan kayıplarının tespitinde ise Avrupa Birliği Natura 2000 sistemine uygun biyotop haritalaması çalışması gerçekleştirilmiştir. Sürdürülebilir turizm olanaklarının belirlenmesinde seyahat firmaları, konaklama tesisleri ve günübirlik rekreasyon alanlarındaki su, enerji tasarrufu, atık ayrışımı gibi mevcut çevre koruma ve yönetimi çalışmaları incelenmiş ve özellikle otellerde sürdürülebilir turizm işletmeciliğine uygun mevcut bir alt yapının olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak 1970'lerden itibaren yaşanan turizm gelişmeleri ile kıyı kumulları ve ormanı niteliğindeki 519,3 hektarlık alanın turistik tesis alanlarına dönüştürüldüğü Beldİbi'nde 20,1 hektar, Göynük'te 32 hektar, Kemer'de 40,5 hektar kıyı kumulunun, benzer şekilde Beldİbi'nde 111,4 hektar, Göynük'te 43,1 hektar, Kemer'de 46 hektar ve Tekirova'da 12,2 hektar doğal kıyı ormanının yok olduğu belirlenmiştir. Ekolojik verilere dayanarak ortaya konulan sonuçlar ülkemizde kitle turizmi ile benzer sorunların yaşandığı diğer kıyı bölgelerimize örnek olacak ve olumsuz turizm etkilerinin kontrolünde etkin bir araç olarak kullanılan sürdürülebilir turizm işletmeciliği olanakları uzun vadede bölge turizmine ve turizm sektörüne katkılar sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler: Turizm, Çevre, Güney Antalya, Biyotop, Sürdürülebilir Turizm

AntalyaBiyotoplarSürdürülebilir turizm+2
Meryem Atik
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beşeri ve ekonomik sermayenin geliştirilmesinde bölgesel kalkınma ajanslarının rolü (TR61 düzey 2 bölgesi örneği)

TR61 Düzey 2 Bölgesi toplam 2 684 328 nüfusa sahiptir. Türkiye nüfusunun %3,7'ini ve 36 996 km2'lik alanla yüzölçümünün %4,7'sini oluşturmaktadır. Türkiye'deki bölgeler arası kalkınmışlık farkının ortadan kaldırılması ve ortak yerel sosyo-ekonomik büyüme potansiyeline sahip illerin birlikte kalkınması için benimsenen bölgesel kalkınma politikası neticesinde Bölgesel Kalkınma Ajansları kurulmuştur. Bu tezin amacı, bu ajansların faaliyetlerinin ekonomik kalkınmanın en önemli göstergelerinden olan beşeri ve ekonomik sermaye üzerindeki etkisini, bu politikanın başarılı olup olmadığını TR61 Düzey 2 Bölgesi Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) örneğinde açıklamaya çalışmaktır. Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi verimli toprakları, zengin su kaynakları ve ılıman iklimi ile birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her çağda cazibe merkezi olmuş bir yerleşim alanıdır. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) aracılığıyla desteklen firmalar ile kurum\kuruluşlar tarafından yürütülmüş proje\faaliyetlerin "Gayeli Örnekleme Yöntemiyle" ile seçilenlerden anket yoluyla birincil veriler toplanarak ikincil verilerle karşılaştırılmıştır. Sonuçta, BAKA aracılığıyla desteklen firmalar/ kurum\kuruluşlar tarafından yürütülmüş proje\faaliyetler sonucunda beşeri ve ekonomik sermayenin geliştiği ve buna bağlı olarak sürdürülebilir bölgesel kalkınmanın sağlanmasında önemli bir paya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, anket uygulanan firmalar ile kurum\kuruluşların yasal statüleri, bulundukları iller ve faaliyet alanları gibi beşeri ve ekonomik sermaye ile bölgesel kalkınma kriterleri arasında ''ki-kare ( 𝜒2)'' analizi yapılarak arasındaki ilişki belirlenmiştir.

AntalyaBeşeri sermayeBurdur+3
Ahmet Başbaydar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzelerde kentsel kültür tarihinin sergilenmesinde Antalya örneği

Çalışmada, 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan ilk kent müzelerine, 21. yüzyılda artık ülkemizde de ihtiyaç duyulmaya başlanmasının ardında ne tür gereksinimlerin olduğu, Kasım 2006-Temmuz 2009 tarihleri arasında Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Tarih Vakfı danışmanlığında projelendirilmiş olan Antalya Kent Müzesi'nin ana hatlarıyla hangi noktalardan hareket ettiği ve Türkiye genelinden Antalya özeline müzelerin hangi işlevlere sahip olması gerektiği ele alınmıştır. Yaklaşık iki yüzyıllık bir oluşum olmalarına rağmen kent müzeciliği konusundaki literatürün genel müzecilik literatürü alanına göre yok denecek kadar az olması bu tez çalışmasında Dünya ve Türkiye müzecilik literatürünün ancak bir bölümünün kullanılabilmesine olanak vermiştir. Antalya Kent Müzesi temelli metinlerin bu genel literatür bilgisi aracılığıyla sağlanması gerekmekte, kentin ve projenin özgünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.Antalya kent kültürü, ana başlıkları itibarıyla diğer kentlerden farklı olmamakla birlikte kent müzesi kapsamında ele alınan sergilerin içeriği tamamen kent Antalya temellidir. Konuyla ilgili bilgi ve malzeme bulunamadığı takdirde merkezden çevreye bir açılım gerçekleştirilmektedir. Söz konusu tarihler arasında Antalya Kent Müzesi Projesi, sergilerinin yanı sıra, açıkhava konserleri ve sergileri, eğitim çalışmaları, konferansları, panelleri, uluslararası sempozyumları, kent kültür gezileri, kent-müze-tarih söyleşileri, çalışma grubu ve basın toplantıları, atölye, panel ve seminer çalışmaları, dans gösterileri ve sinema gösterimleri aracılığıyla da Antalya'nın kentsel kültür tarihini kentliyle ve ziyaretçileriyle paylaşmıştır. Antalya Kent Müzesi Projesi kentsel kültür tarihini sergileyebilmek için sürekli sergiler, geçici ve konuk sergiler olmak üzere iki tür sergileme yöntemi seçmiş ve aşağıda bu sergiler ana hatlarıyla belirtilmiştir.1-Sürekli Sergiler:-Antalya Mutfak Kültürü Sergisi-Çağlar Boyunca Antalya' da Aile ve Evlilik Tarihi Sergisi-Antalya'nın Doğası Sergisi-Antalya'yı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor? Sergisi-Karain'den Günümüze Antalya ve Antalyalılar Sergisi2-Geçici ve Konuk Sergiler: Antalya tarihi, kültürü ve doğasına ilişkin ulusal veya uluslararası araştırmacıların ve/veya sanatçıların çalışmalarını ve uluslararası nitelik ve bilinirlik sağlamış eserlerin sergilenmesi amaçlanmaktadır.

AntalyaKentsel kültürKültür+6
Kemal Demirtaş
Çukurova University
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manavgat-Alanya arasında golf sahaları için uygun alanların belirlenmesi

Son yıllarda golf sporuna dayalı turizm türü önem kazanmış bulunmaktadır. Ülkemiz, özellikle Akdeniz kıyı kesiminin sahip olduğu uygun iklim koşulları nedeniyle, golf turizmi açısından önemli potansiyele sahiptir. Bu potansiyel içinde Antalya ilinin özel bir yeri olup gerek turizmin çeşitlendirilmesi, gerekse turizm gelirlerinin artırılması amacıyla golf sahaları yapımı teşvik edilmektedir.Bu araştırmanın amacı, Doğu Antalya (Antalya-Manavgat) kıyı şeridi üzerinde hızlı bir gelişme gösteren golf sahalarına ek olarak, Manavgat-Alanya kıyı kesiminde yer alan 40'a yakın beş yıldızlı otel tesisinin ortaya koyduğu talep doğrultusunda bunların bütün yıl işlevsellik kazanmalarını sağlayabilmek için golf alanları olabilir potansiyel alanların araştırılmasıdır. Bu çalışmada alanın doğal ve sosyo-ekonomik yapısı ön planda tutularak ve özellikle golf için yer seçim ölçütleri dikkate alınarak golf sahaları için uygun alanların belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda, uygun araziler Manavgat, Oymapınar, Kızılot ve Okurcaların üst kısımlarında, İncekum, Payallar ve Türklerde dağınık bir şekilde yer almaktadır.Elde edilen sonuçlara göre, Manavgat-Alanya arasında otel sayısına paralel sayıda golf alanı olabilir alanlar ortaya çıkmaktadır.

AntalyaCoğrafi veri sistemleriGolf+1
Belma Kaplan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet Döneminde halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları 1932-1951: Akdeniz bölgesi örneği

Halk Eğitimi ihtiyacı bütün toplumlarda ilkçağdan itibaren sezilmiş ve bu ihtiyacın çeşitli etkinliklerle giderildiği tarih sayfalarına yansımıştır.Türk siyasi ve kültür yaşamında ise Halk Eğitimi ihtiyacı geleneksel yapısı içerisinde devam ederken, devletin oluşturduğu kurumlar aracılığıyla planlı ve kontrollü bir şekilde karşılanmaya da çalışılmıştır. Bu bağlamda özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda Ahilik, Loncalar, Terbiye ocakları ve Medreseler bu devlet kurumlarına örnek verilebilir. Yakın tarihimizde ise; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu 1923 yılından itibaren Mustafa Kemal Atatürk her fırsatta belirttiği gibi eğitime önem vermiş, ülkenin gelişmesinin ve çağdaşlaşmasının tek yolunun eğitimden geçtiğini belirterek, eğitim alanında önemli adımlar atmıştır. Özellikle de bu alanda Halk Eğitimine ayrı bir önem vermiştir.Örgün eğitim kurumlarında verilen eğitimin belli bir yaş grubuna hitap etmesi ve okul dışında eğitim amaçlı kullanılacak iletişim araçlarının az olması ve benzeri gibi nedenler, halk eğitimi için özel bir yapılanmaya gidilmesini zorunlu kılmıştır.Ülkenin okur-yazarlığı bir seferberlik haline getirmeyi ve %100'lük bir okur-yazarlık seviyesine ulaşmayı amaçlaması da halk eğitiminin yaygınlaştırılması çabalarının başkaca nedenleri olarak sıralanabilir. Bu amaçla, 1928'de yeni harflerin kabulünden sonra Atatürk'ün önderliği ile Millet Mektepleri açılmıştır. Bu halk eğitimi hareketinde bütün öğretmenlerle birlikte birçok aydın da seferber olmuştur. Seferberlik ruhunun verdiği heyecanla ve yeni harflerin sağladığı kolaylıkla kısa bir zamanda, az bir masrafla milyonlarca vatandaşa okuma-yazma öğretilmiştir. Bunun yansıra halk eğitimi kapsamında sayılabilecek birtakım bilgiler de halka verilmiştir.Halkevleri halk eğitimi yapmak, halkı ortak kalkınma çabalarına yöneltmek amacıyla Atatürk tarafından kurulmuş olan kurumlardır. Atatürk ilkelerinin halka anlatılması, halkın imtiyazsız, sınıfsız bir kitle halinde kaynaştırılması, halkevlerine bir görev olarak verilmiştir. Halkevleri, sınıf, yaş ve seviye farkı gözetmeksizin, kadın erkek tüm yurttaşların serbestçe girip yararlanabileceği birer kültür ve eğitim merkezleri halinde gelişmiştir. Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, ulusal ülküye bağlı bir topluluk haline getirmek için teşkilatlanan halkevlerinin Atatürk devrimi değerlerinin halk tarafından korunmasına, yayılmasına, benimsenmesine çalışması amaçları arasındadır.Devrimleri yaymak, kökleştirmek, halkı kültürel açıdan geliştirmek amacıyla 1932'de Halkevleri kurulmuştur. Akdeniz bölgesinde açılan halkevleri de bölgedeki halkın toplumsal ve kültürel açıdan gelişmesini sağlamıştır.Kısa zamanda ülke çapındaki okuma yazma oranında artış ve halkta görülen büyük değişime ve gelişme Halkevlerinin başlatmış olduğu halk eğitimi faaliyetlerinin başarısını ortaya koymuştur. Toplumun gelişmesini sağlayan bu kadar önemli bir kurumun geçmişi üzerine derinliğine, tarafsız bir araştırma ve çalışmanın günümüz eğitimi ve gelecekte yapılacak eğitim çalışmaları için de faydalı olabileceği düşünülmüştür. Şimdiye kadar Halkevleri ve Adana Halkevi konularında çalışmalar yapılmasına rağmen; Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevlerinin Eğitim ve Tarih faaliyetlerini kapsayan bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışmada Halkevlerinin 1932-1951 yılları arasında Eğitim ve Tarih Çalışmaları ile Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevinin Eğitim ve Tarih çalışmaları ele alınmıştır. Ayrıca 1932-1951 yılları arası Halkevlerinin Halk Eğitim Çalışmaları derinlemesine incelenmiş, Türk halkına olan katkıları üzerinde durulmuştur.Önce 14 ilde açılan Halkevleri, 1939 yılında sayı olarak 373'e ulaşmıştır. Halkevi açılmayan küçük yerleşim birimlerinde de halk odaları açılmıştır. 1950'de yurt çapında 63 ilde ve kimi ilçelerde çoğunun binası kendisinin olan 478 Halkevi ve 4.332 halk odası vardı.1945 yılında Halkevleri'nin irili ufaklı 35 yayın organı vardı. Aylık veya on beş günlük yayınlanan bu dergiler Türkiye'nin en önemli imzalarını sayfalarında toplamışlardır. Ankara Halkevi tarafından yayınlanan Ülkü, İstanbul Eminönü Halkevi'nin yayınladığı Yeni Türk, İzmir Halkevi'nce yayınlanan Fikirler Türkiye çapında okuyucuya sahipti. Küçük taşra illerinde ise Halkevi dergileri şehrin tek kültür organıydı.Akdeniz bölgesinde açılan halkevlerinden Antalya Halkevi 24 Haziran 1932 tarihinde, Adana, Mersin ve Isparta Halkevleri 24 Şubat 1933 tarihinde, Maraş Halkevi 20 Şubat 1934 tarihinde, Burdur Halkevi 22 Şubat 1935' de, Hatay Halkevi 25 Temmuz 1939 tarihinde açılmıştır.Akdeniz bölgesinde toplam 48 halkevi 435 halkodası açılmış bu kurumlar önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. İl ve ilçe merkezlerinde halkevleri açılmış, köy ve beldelerde halkodaları açılmıştır.İlk kurulan halkevleri arasında yer alan Akdeniz Bölgesi'ndeki halkevleri bölge için kalıcı etkisi olan çalışmalar yürütmüşlerdir.Bu çalışmada 1932-1951 yılları arasındaki Halkevleri'nin halk eğitim çalışmaları incelenmiş olup toplumsal aydınlanmaya ve bilinçlenmeye olan katkıları genel olarak eğitim ve tarih çalışmaları açısından değerlendirilmiştir. Akdeniz Bölgesi Halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları ise daha ayrıntılı olarak incelenerek raporlaştırılmıştır.Bu nedenle Halkevleri'nin bu kapsamlı etkinlikleri içinde çalışma alanımız ?Halkevlerinin Tarih ve Eğitim Çalışmaları-Akdeniz Bölgesi Örneği? (Adana, Mersin; Antalya, Isparta, Burdur, Hatay, Kahramanmaraş illeri) ile sınırlıdır.Yakın Türk tarihindeki halk eğitim kurumlarını ve bu kurumların çalışmalarının ortaya konulması, tarihin geleceğe ışık tutan özelliğinden dolayı önemli bulunmuştur. Bir tarihi sürecin hangi koşullarda, ne şekilde başlayıp hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığının bilinmesi, bugünkü ve gelecekte yapılacak çalışmalara rehberlik edecektir. Ayrıca geçmişteki halk eğitimi çalışmalarının bilinmesi, bugünkü Halkevi ve Halk Eğitimi faaliyetlerinin düzenlenmesine yardımcı olacağı düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Halkevleri, Adana, Burdur, Mersin, Antalya, Isparta, Hatay, Kahramanmaraş, Halk Eğitimi, Tarih, Eğitim.

AdanaAntalyaBurdur+7
Hediye Titiz
Çukurova University
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya Büyükşehir Belediyesinde akıllı kent uygulamaları

Türkiye ve dünya ölçeğinde kent nüfusu ve yüzölçümlerinin sürekli artması yönetim ve yönetişim zorlukları ile birlikte doğal kaynakların tüketilmesi, yaşam alanlarının sürdürülebilir kullanımı ve kent konforunun azalması gibi sorunları beraberinde getirmiştir. Bu sorunların çözülmesi için gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası ölçekli çok sayıda anlaşma ve protokol gerçekleştirilmiş ancak somut bir sonuç elde edilememiştir. Bahsi geçen durum kent sorunlarının çözümü için yeni arayışları ortaya çıkarmış ve bu kapsamda bilişim teknolojileri devreye girerek akıllı kent uygulamaları geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı Antalya Büyükşehir Belediyesi'nde gerçekleştirilen akıllı kent uygulamalarının detaylı şekilde incelenmesi ve diğer kentler ile karşılaştırılmasıdır. Çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemleri ile elde edilen veri ve bulgular çalışmanın sonuç bölümüne aktarılarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından kent merkezi sınırları içerisinde şehir yönetimi, ulaşım, enerji, atık yönetimi, güvenlik ve sağlık alanında çok sayıda akıllı kent uygulamasının kullanıldığı tespit edilmiştir. Uygulamaların yararlarının incelendiği saha çalışmalarından elde edilen bulgular ve mevcut literatüre göre bir değerlendirme yapıldığında kentte yapılan akıllı uygulamaların oldukça faydalı sonuçlar verdiği ve birçok uygulamanın Türkiye ölçeğinde ilk kez gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Antalya'da sürdürülen akıllı kent uygulamaları kapsamında turizm konusunda eksikler tespit edilmiş, uygulamaların iyi sonuçlar vermesi için yatırımların sürmesi ve konuyla ilgili belediye bünyesinde ayrı bir birim kurulması önerilerek çalışma sonlandırılmıştır.

Akıllı kentlerAntalyaBelediyeler+3
Medine Fural
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya'daki köpeklerde canine distemper virus enfeksiyonunun araştırılması

Bu araştırmada Antalya ilindeki Rehabilitasyon merkezine ve özel veteriner kliniklerine çeşitli dahili sağlık problemleriyle getirilen, 2-12 aylık yaştaki toplam 92 adet köpekten kan örnekleri Canine Distemper Virus (CDV) enfeksiyonu yönünden incelendi. Örnekler CDV-antijenlerinin saptanması için ticari immunokromatografik hızlı test (CDV Ag-Antigen Rapid Test kit®, BioNote. Inc., Kore Cumhuriyeti) ile, CDV spesifik IgG ve IgM antikorların saptanması için Enzyme Linked Immunosorbent Assay (ELISA) (Distemper IgG Ab ELISA, Biopronix Agrolabo, İtalya) ile test edildi. Örneklenen 92 köpekte en fazla gözlenen klinik bulgular sırasıyla gözde mukopurulent karakterde akıntı (%45,65), nasal hiperkeratoz (%35,87), nasal mukopurulent akıntı (%25), öksürük (%13,04), ishal (%8,70), halsizlik (%6,52) olarak kaydedildi. İmmunokromatografik hızlı test ile incelenen numunelerden %5,43 (5/92)'ü pozitif bulundu. ELISA ile IgG antikorları yönünden pozitiflik oranı %19,56 (18/92) (%17,7 düşük, %32,3 orta, %28,1 yüksek titre) olarak bulundu. ELISA ile IgM antikorları yönünden pozitiflik oranı ise %94,56 (87/92) (%60,4 düşük-orta, %31,3 yüksek titre) olarak tespit edildi. IgG ve IgM antikorlarının tespiti için ELISA ile test edilen 92 köpekten 91 tanesi (%98,91) IgG veya IgM antikorlarından biri veya her ikisi yönünden pozitif, 1 (%1,09) tanesi ise her iki antikor yönünden negatif bulundu. Bu köpeklerin 70 tanesinin (%76,09) her iki antikor (IgM ve IgG antikorları) yönünden pozitif olduğu saptandı. Örneklenen köpeklerin %4,35'inin (4/92) sadece IgG antikorları yönünden, %18,48'sinin (17/92) ise sadece IgM yönünden pozitif olduğu görüldü. Sonuç olarak, CDV enfeksiyonun Antalya ilindeki Canine distemper virus enfeksiyonunun akut ve yaygın bir şekilde dolaşımda olduğu ve bölgedeki aşısız köpekler için risk oluşturduğu belirlendi.

AntalyaAntijenlerDistemper virüsü-köpek+7
Yusuf Sayın
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Marka imajı, algılanan hizmet kalitesi,müşteri tatmini ve algılanan değerin marka sadakati üzerindeki etkisinin incelenmesi: 5 yıldızlı sayfiye ve şehir otelleri örneği

Bu çalışmada, marka imajı, algılanan hizmet kalitesi, müşteri tatmini ve algılanan değerin tutumsal marka sadakati üzerindeki etkisi ve tutumsal marka sadakatinin davranışsal marka sadakati üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu sayfiye oteller için Antalya'daki beş yıldızlı otellerde konaklayan (404) otel müşterisi, şehir otelleri için ise Ankara'daki beş yıldızlı otellerde konaklayan (400) yerli ve yabancı otel müşterisi oluşturmaktadır. Ayrıca çalışmada her iki otel türünden toplanan verilerin toplam sayısı üzerinden de değişkenlere yönelik analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, daha önce turizme yönelik çalışmalarda yaygın olarak kullanılan ölçeklerden yararlanılarak 50 maddelik bir anket formu oluşturulmuştur. Anket, değişkenlere yönelik bilgi toplamaya yönelik soruların bulunduğu birinci bölüm, katılımcıların konaklama davranışları ve deneyimleri hakkındaki sorulardan oluşan ikinci bölüm ve demografik özelliklere yönelik sorulardan oluşan üç bölüm üzerine kurgulanmıştır. Her iki otel türüne yönelik analiz sonuçlarına göre algılanan hizmet kalitesinin algılanan değer, müşteri tatmini, tutumsal marka sadakati üzerinde kısmen; algılanan değerin müşteri tatmini üzerinde; müşteri tatmininin tutumsal marka sadakati ve her üç analizde tutumsal marka sadakatinin davranışsal marka sadakati üzerinden olumlu yönde anlamlı etkisi olduğu görülmüştür.

AntalyaBeş yıldızlı otellerHizmet kalitesi+5
Bülent Demirağ
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik sözleşme ihlali algısının üretkenlik karşıtı davranışlar üzerine etkisi: Antalya ilindeki banka çalışanları örnekleminde bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, Antalya ilinde istihdam edilen banka çalışanlarının psikolojik sözleşme ihlali algıları ile üretkenlik karşıtı davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda anket tekniğinden yararlanılarak 276 kişilik bir örneklem grubu ile araştırma yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket formunun içeriğinde iki ölçek ve örneklemin demografik özelliklerini ölçemeye yönelik sorular yer almaktadır. Araştırmada psikolojik sözleşme ihlali algısı ile üretkenlik karşıtı davranışlar değişkenlerinin, bireylerin demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak için t testi ve ANOVA testi yapılmıştır. Ayrıca değişkenlerin alt boyutları arasındaki ilişkiyi saptamak için korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada bireylerin psikolojik sözleşme ihlali algılarını ölçmek için Robinson ve Morrison (2000) tarafından geliştirilen, Salha, Cinnioğlu ve Yazıt'ın (2016) Türkçeye uyarladığı 9 maddelik ölçek kullanılmıştır. Bireylerin üretkenlik karşıtı davranış sergileme seviyelerini ölçmek için Bennett ve Robinson'un (2000) geliştirmiş olduğu, Öztürk (2015) tarafından Türkçeye çevrilen, 19 maddelik ölçek kullanılmıştır. Söz konusu ölçek, bireyler arası üretkenlik karşıtı davranışlar ve örgüte yönelik üretkenlik karşıtı davranışlar olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Her iki ölçeğin de yapılan analizler sonucunda geçerlilik ve güvenilirlik değerlerinin uygun olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik sözleşme ihlali algısı ile üretkenlik karşıtı davranışlar ve alt boyutları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırma kapsamında bireyin üretkenlik karşıtı davranış sergilemesinde psikolojik sözleşme ihlali algısının anlamlı bir etkisinin olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Psikolojik sözleşme, psikolojik sözleşme ihlali, üretkenlik karşıtı davranışlar

AntalyaBanka çalışanlarıPsikolojik sözleşme+2
Bayram Toka
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Expo organizasyonları değerlendirme kriterlerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma

Mega etkinlikler; ev sahibi ülke ve düzenlendikleri kentlerin tarihi ve kültürel değerlerini tanıtma imkânı sunan büyük ölçekli organizasyonlardır. Uluslararası Olimpiyatlar ve Dünya Kupası gibi organizasyonlardan sonra düzenlenen en geniş kapsamlı etkinliklerden biri olan Expo organizasyonları hem ziyaretçi sayısı hem de süresi bakımından mega etkinlikler kategorisine girmektedir. Expo organizasyonları; Sanayi Devrimi'nin meydana getirdiği teknolojik, ekonomik ve sosyal gelişmelerin sergilenmesi talebiyle ortaya çıkmış ve tüm Dünya'dan gelen ülke temsilcileri ve ziyaretçilerine bir araya gelerek kültürel etkileşim ortamı fırsatı sunan uluslararası bir etkinlik türüdür. Çalışma ile Expo organizasyonlarının başarısını artırmaya yönelik değerlendirme kriterlerinin belirlenmesi ve Lizbon, Antalya, Kahramanmaraş örnekleri üzerinden yapılan analiz çalışmasıyla Expo organizasyonlarının başarısına yönelik bulguların elde edilmesi amaçlanmıştır. Yapılan analiz çalışmasıyla, belirlenen örneklerin Expo değerlendirme kriterlerine uygunlukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Expo organizasyonlarının başarısının birçok parametreye bağlı olduğu, ancak çalışma kapsamında belirlenen ana ve alt kriterlerin ana ölçütler sınıfına girebileceği öngörülmüştür.

AntalyaExpoKahramanmaraş+1
Ayşe Merve Rızaoğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya ili örtüaltı domates üretim alanlarında domates güvesi Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae)'nın parazitoitlerinin belirlenmesi

Bu çalışma, 2021 yılında Antalya ili sera üretiminin yapıldığı Aksu, Demre, Elmalı, Finike, Korkuteli, Kumluca ve Serik ilçelerinde zararlı Domates Güvesi, Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae)'nın parazitoitlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Örneklemeler, örtüaltı domates yetiştiriciliğinin yoğun yapıldığı alanlarda, mart ve ekim ayları arasında yapılmıştır. Antalya ilinde toplam 920 adet seradan örnek alınmış ve alınan örneklerin %10.43'ünden parazitoit elde edilmiştir. Örnekleme yapılan ilçelerin tamamında Hymenoptera takımı Braconidae familyasına ait Bracon (Habrobracon) didemie Beyarslan, saptanan tek larva parazitoiti türü olmuştur. Parazitoit elde edilen sera oranı en yüksek Elmalı (%15) ilçesinde saptanmış, bunu sırasıyla Korkuteli (%12.5), Finike (%12), Kumluca (%11.43), Serik (%9.73), Demre (%8.97) ve Aksu (%8.65) ilçeleri izlemiştir. İlk parazitoit bireyleri mayıs ayının 3. haftasında (Serik, Kumluca ve Finike) saptanmış, çıkışlar ekim ayına (Elmalı ve Korkuteli) kadar devam etmiştir.

AntalyaBiyolojik mücadeleDomates+2
Yusuf Yüksekyayla
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya'da geçici işçilik: Tarım, inşaat ve turizmde sosyal ağlar

Bu çalışmada kayıtdışı istihdam pratikleri çerçevesinde şekillenen işçi stratejilerine, enformel uygulamalar neticesinde yaygınlaşan aracılık mekanizmalarına, bu mekanizmaların günümüz işgücü piyasasına ve çalışanlara yansımasına, işgücü piyasasına özgü birtakım stratejileri içeren hemşerilik kurumuna ve sayılan tüm niteliklerin gerçekleştiği "aracı mekânlar" olan kahvehanelere Antalya kent merkezi baz alınarak değinilmektedir. Antalya kent merkezinde yer alan işçi kahvehanelerini, kırsal tarımsal faaliyetleri kapsayan çalışma yerlerini ve turistik faaliyetlerin yürütüldüğü mekânları içeren bir alan araştırması neticesinde elde edilen bulgular ışığında oluşturulan araştırmada, değişen piyasa koşullarının işçilerin gözünden nasıl anlamlandırıldığı açıklanmaya çalışılmaktadır.

AntalyaGeçici işçilerMevsimlik işçiler+5
Vedat Tosun
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgi teknolojileri kullanımının otel işletmeleri yöneticilerine etkileri: Antalya'daki beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Antalya İlindeki 5 yıldızlı otel işletmelerinin yöneticilerinin, bilgi teknolojileri kullanımından nasıl etkilendiklerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda Antalya'ya da yer alan 176 adet 5 yıldızlı otel işletmelerinde görev alan yöneticiler evren olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evreninin tamamına ulaşma imkanı olduğu için örneklem belirlenmemiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler tanımlayıcı istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir.Analiz sonucunda bilgi teknolojileri kullanımının söz konusu yöneticileri olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Yöneticilerin kontrol, planlama, koordinasyon, örgütleme gibi fonksiyonlarını bilgi teknolojileri sayesinde daha etkili bir şekilde yerine getirebildikleri sonucu elde edilmiştir. Bunların yanında yöneticilerin bilgi teknolojileri sayesinde daha etkin, daha verimli bir çalışma ortamı yakaladıkları araştırmanın bulgularınca desteklenmektedir. Bu çalışma Antalya gibi özel bir turizm merkezini kapsaması açısından önemlidir. Türkiye'deki 5 yıldızlı otellerin birçoğu Antalya ilindedir. Bu nedenle Türkiye çapında bir genelleme yapılabileceği düşünülebilir. Ancak Antalya ilindeki otellerle şehir otelleri arasında yönetimsel ve yapısal farklılıklar olduğu için genelleme yapılması çok doğru olmaz.Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, Bilgi Teknolojileri, Bilgi Sistemleri. Yönetim, Antalya, Beş Yıldızlı Oteller.

AntalyaBeş yıldızlı otellerBilgi sistemleri+7
Mustafa Işkın
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya ikliminde yetişen bitkiler ile ekolojik baskı denemeleri ve sürdürülebilir tekstil yüzey tasarımları

Çevre, doğa ve canlıların maruz kaldığı sömürü ve kayıpların önlenmesi; doğal kaynakların ve ekosistemlerin korunması; tasarım sürecinin çevre ve insan sağlığıyla birlikte değerlendirilmesi yönünde ürün tercihi yapan tüketiciler ve bu amaçlarla tasarım yapmayı ilke edinen tasarımcıların sayısı, insan farkındalığının artması ve gelişen bilincimiz doğrultusunda hızla artmaktadır. Ekolojik baskı tekniği uygulanan hayvan dostu, sürdürülebilir yüzey tasarımlarının, organik standartlar uygulanarak belgelenen, bitkisel lif kaynaklı tekstil yüzeyleriyle; baskı almak ve renklendirmek için, doğada parçalanarak tamamen çözünen bitkiler ve yine bitkilerden elde edilen doğal boyarmaddeler ile ve diğer sürdürülebilir malzeme ve araçlar kullanılarak yapılması; çevrenin, doğanın ve doğanın bir parçası olan insan ve hayvanların korunabilmesi adına önem taşımaktadır. Tekstil yüzey desenlendirme tekniklerinden olan ekolojik baskı, eko tasarım ya da sürdürülebilir tasarım felsefesine yönelik yüzey tasarımlarının oluşturulmasına ve aynı zamanda çoğaltılabilirlik veya tek biçimliliğin mümkün olmadığı özgün baskı tasarımlarına imkan vermektedir. Deneysel bir araştırma olan bu çalışmada, Antalya ili ikliminde yetişen 27 farklı bitki ve buharda rulo baskı tekniği ile şap, pirinç unu ve kül mordanları; sirke ve demir çözeltisi kullanılarak; organik ve % 100 pamuklu dokuma kumaş yüzeylerine; 81 adet ekolojik baskı denemesi uygulanmıştır. Baskı denemeleri, sürtünme (kuru-yaş) haslıkları bakımından değerlendirilmiştir. Görsel açıdan en iyi sonucu veren bitkiler ile mordanlar tespit edilerek; deneysel araştırma sonucu ortaya çıkan farklı verilerin gözlemlendiği, 46 adet, çevre, doğa, insan ve hayvan dostu sürdürülebilir tekstil yüzey tasarımı yapılmıştır.

AntalyaBitkilerEkolojik baskı+3
Didem Kaleli
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Antalya'daki beş yıldızlı konaklama işletmelerinde kraliçe arı sendromunun bağlılık ve verimlilik üzerine etkisi

Turizm sektörünün temelini oluşturan konaklama işletmeleri sayesinde ülke ekonomilerine önemli kazanımlar sağlanmaktadır. Her sektörde olduğu gibi konaklama sektöründe de örgütlerin yönetimi, faaliyetlerinin gerçekleşmesi, çalışanlarının etkinliği ve verimliliği üzerinde çeşitli faktörler etkili olmaktadır. Kadınların çalışma hayatında yer almalarında ve örgütlerinde kariyerleri süresince karşılaştıkları sorunlar, kendilerinde ve çalışma hayatlarında sergiledikleri davranışların olumsuz olmasına neden olabilmektedir. Kadın yöneticiler için kullanılan kraliçe arı sendromu ile kadın yöneticilerin kendilerine bağlı olarak görev yapmakta olan kadın çalışanlara karşı olumsuz davranışlarda bulunmaları ve yönetim kademesinde tek olmak istemeleri ifade edilmektedir. Emek yoğun yapıdaki konaklama işletmelerinde kadınların istihdamı, kariyer planlamaları, işlerine ve örgütlerine bağlılıkları, örgüt içinde sergiledikleri performanslar üzerinde kraliçe arı sendromun çeşitli etkilerinin olabileceği düşünülmektedir. Bu görüş araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Araştırmanın temeli ve amacı çerçevesinde elde edilen bilgiler ışığında konaklama işletmelerinde örgütsel davranışların açıklanması ve iyileştirilmesi için geliştirilen öneriler araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı ve önemi kapsamında Türkiye'nin en çok turist ağırlayan destinasyonu Antalya'da faaliyet göstermekte olan beş yıldızlı konaklama işletmelerindeki kadın çalışanların kraliçe arı sendromunu algılamaları ve bu durumun örgütsel bağlılıkları ve verimlilikleri üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniğinden yararlanılmıştır. Erişilen 475 kadın çalışandan elde edilen veriler çerçevesinde ise kraliçe arı sendromunun örgütsel bağlılık ve verimlilik üzerindeki etkilerini belirleyebilmek için başta korelâsyon ve regresyon olmak üzere çeşitli analizler uygulanmıştır. Araştırma sonucunda kadın çalışanların algıladıkları kraliçe arı sendromunun örgütsel bağlılıklarını ve verimliliklerini olumsuz olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

AntalyaBeş yıldızlı otellerDuygusal bağlılık+6
Onur Çelen
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya Abdal Musa Dergahı ve etki alanı: Menkıbevi kuruluş, tarihçe, deniz aşırı ilişkiler

On dördüncü yüzyılda yaşadığı bilinen Abdal Musa, Bektaşiliğin erken dönemlerinde etkili olmuş Rum Abdallarındandır. Orhan Gazi devrinde, yeniçeri ocağının kurucu pir olarak Hacı Bektaş Veli'ye bağlanmasında önemli rol oynadığı tahmin edilmektedir. Bektaşi erkânında on iki posttan on birincisi ona ithaf edilmiştir. Alevi toplulukları arasında büyük saygınlığa sahiptir ve kurduğu dergâh Bektaşiliğin tarihte bilinen en büyük dergâhlarından biri haline gelmiştir. Çalışmada Abdal Musa'nın tarihi kişiliği ve kurduğu dergâhın etki alanı farklı boyutlarıyla araştırılmıştır. İlk bölümde literatür değerlendirmesinin ardından, Abdal Musa'yı yaratan derviş geleneğinin tarihsel arka planı ele alınmıştır. Ardından Abdal Musa hakkında kroniklerde mevcut bilgi değerlendirilmiştir. Menâkıbnâmeler izlenerek söylenceler analiz edilmiş, tarihsel gerçeklikle bağları araştırılmıştır. Söylence-mekân ilişkisi üzerinde özellikle durulmuş, bölümler alanda okunarak Tekke Köyü sakinlerinin görüşlerine başvurmak suretiyle bazı sonuçlara varılmıştır. İkinci bölümde dergâhın tarihsel gelişimi araştırılmaktadır. Osmanlı-Safevi geriliminin dergâh ve derviş geleneği üzerinde yarattığı dönüşümün üzerinde durulmuş, sonuçları tartışılmıştır. Dergâh'ın kurulduğu alanın tarih boyunca ticaret yolları üzerinde yer aldığı tespit edilmiş, güvenlik ve konaklama ihtiyacının karşılanması yoluyla Osmanlı sosyal ve ekonomik sistemine entegrasyon süreci aydınlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölüm Bektaşiliğin Doğu Akdenizde yayılışı konusuna ayrılarak Abdal Musa Dergahı'nın bu gelişmeye etkisi ele alınmış, Mısır ve Girit Bektaşi gelenekleri ile Antalya arasındaki tarihsel bağlar araştırılmıştır. Abdal Musa'nın Mirası adlı dördüncü bölümde, Alevi Bektaşi geleneğinde Abdal Musa, Halk şiirinde Abdal Musa, Tekke Köyü ve Değirmenköy'ün özgünlüğü, Akçaeniş Tahtacı Türkmen ve Yörük belleğinde Abdal Musa konularına yer verilmiştir. Son olarak Batı Akdeniz ve Ege bölgesinde Abdal Musa'nın izleri alanda araştırılmış, çalışma sonuç ve genel bir değerlendirme ile tamamlanmıştır.

14. yüzyılAbdal MusaAntalya+6
Murat Küçük
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurum kimliği ve kentlerin markalaşma süreçleri (Antalya örneği)

Bir şehrin hedeflerinin ve vizyonunun belirlenmesi ve marka kent oluşturma çabaları kent markalaşması olarak ifade edilir. Bireylerin kent hakkındaki algıları ve düşünceleri ise kent imajı olarak adlandırılır. Kentlerin markalaşma sürecinin ilk basamağını kurumsal kimlik belirleme unsuru oluşturur. Kentlerin markalaşma sürecinde belirlediği kimlik bileşenleri çeşitlendirilerek yerel, ulusal ve uluslararası alanda yapılacak reklamlarla tanıtılmalı, insanlarda farkındalık oluşturulmalı ve bireylerin kente yönelik talepleri attırılmalıdır. Bu çalışmanın amacı, kent imajı oluşturulmasında etkili unsurları ve yeterlilik dereceleri arasındaki farklılıkları belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye'nin önemli turizm ve kültür merkezi kentlerinden biri olan Antalya ilinin stratejik politikalar eşliğinde marka kent formülasyonu, kurumsal kimlik çerçevesinde gelecek vizyonu, marka kent ve çevre analiz, marka kent ve sosyo-kültürel analiz, iş çevresi ve kurumsal kimlik oluşturma çabaları, iç pazarlama fonksiyonları ile marka kent oluşturma, örgütlü çalışmalar ve var olan marka sürecini etkinleştirme çabaları, kurumsal kimlik ve marka kent oluşturma sürecinde olumlu ve olumsuz süreçler, marka kent oluşturulmasında iletişim hedefleri ve logo analizi gibi içerik analizi yapılarak kent imajı oluşturma sürecinde etkili olan unsurlar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Antalya, kültürel ve doğa turizmi kenti markalaşması sürecinde yüksek potansiyeli olan bir kent olup marka kent imajını geliştirerek daha ileri boyutlara taşıyabileceği belirlenmiştir. Antalya ili marka kent imajının beklenilenin aksine düşük olduğu ve turizm kenti imajını geliştirebilmek için kentin görünen değerlerinin yanı sıra görünmeyen değerlerini de günyüzüne çıkarması gerekmektedir. Bu sayede turizm kenti imajı güçlenecek ve turizm gelirleri katlanarak ülke ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Kent İmajı, Marka Kent, Kurumsal Kimlik, Antalya, Turizm

AntalyaKurumsal kimlikMarka+3
Yusuf Görgülü
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marka kent oluşturmada sembol yapıların değerlendirilmesi ve bir uygulama

Bu araştırmada, marka, marka imajı, marka kimliği, destinasyon markalaması, sembol, sembol yapılar, kent markalama, Türkiye ve dünyadaki sembol yapılar ve marka kentler konularına değinilmiştir. Marka olarak kentlerin olumlu bir imaja sahip olması gerekliliği ve marka kimliğini oluşturan elemenlerden biri olan kent sembollerinin kentin markalaşmasına etkisi araştırılmıştır.Dünyada marka kentler ve bu kentlerin tanınmış sembolleri bulunmaktadır. Türkiye 2023 Turizm Stratejik Planında dört il (İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya) "marka kent" kapsamına alınmış ve geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Çalışmanın temel veri kaynağını bu dört il oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 2023 Turizm Stratejik Planında ?marka kentler oluşturulması? kapsamında yer alan İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya illeri sembol yapılarının tespit edilmesi ve bu yapıların kentin markalaşmasına etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaca ulaşmakta yerel halk ve yerel turistlerin görüşleri dikkate alınmıştır.Araştırmada her bir il alt evren olarak kabul edilmiş ve her bir ilde yaşayan halk ilçe, mahalle ve sosyo-ekonomik durumlarına göre belirli ölçüde ayrılarak (tabakalanarak) tabakalı örnekleme yöntemiyle örneklem seçilme yoluna gidilmiştir. Diğer taraftan araştırma kapsamındaki illeri ziyaret eden yerli turistler kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm demografik özellikleri belirlemeye yönelik beş sorudan oluşmaktadır. İkinci bölümde beşli likert ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara sembol yapıların önemi ve marka kent oluşturma sürecine katkılarını belirlemeye yönelik sorular yöneltilmiştir. Üçüncü bölümde belirtilen dört ilde bulunan en önemli sembol yapıların belirlenmesine yönelik seçenekler sunulmuştur. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya ve diğer kentlerde yerel halk üzerinde toplamda 1937 anket formu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde araştırmann amacına uygun olarak frekans ve yüzde dağılım, aritmetik ortalama, standart sapma, t- testi, one - way anova, kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda, sembol yapılar kentlerin marka oluşturma sürecinde olumlu etkisi bulunduğu ve katılımcıların sembol yapıları ziyaret etme eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Kentlerin tanıtımında sembol yapıların kullanılması gerekliliği, ancak tek başına yeterli olmadığı görülmuştur. Araştırma kapsamına alınan Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir illerinin sembol yapıları tespit edilmiştir. İstanbul'un en önemli sembol yapısı Ayasofya Müzesi olduğu tespit edilmiş, ancak az farkla Topkapı Sarayı da ikinci önemli sembol yapı olarak görülmüştür. Ankara kentinin diğer sembol yapılara göre çok güçlü bir sembol yapısı bulunduğu tespit edilmiştir. Anıtkabir Ankara'nın en önemli sembol değeri taşıyan yapı kabul edilmiştir. İzmir Kenti'nin sembol yapısı Saat kulesi olarak tespit edilmiştir. Meryem Ana Evi onu takip eden ikinci önemli yapı olmuştur. Antalya kenti'nin en önemli sembol yapısı Aspendos Tiyatrosu olarak tespit edilmiştir.

AnkaraAntalyaAspendos+12
Necibe Emin
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00

İlgili konular