Antalya

471 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Kentlerde iklim değişikliğinden kaynaklı afetlere karşı dirençli/uyumlanabilir planlama metodolojisi: Antalya örneği

Planlama yapılırken iklim değişikliğinden kaynaklı afet risklerinin göz önünde tutulmaması risklerden etkilenebilirliği artırmaktadır. Bir başka ifade ile afetlerin istihdam, konut, enerji, ulaşım, su kaynakları vb. üzerinde daha fazla hasara yol açtığı anlamını da taşımaktadır. Kent planlama ve iklim değişikliği boyutu ve riskleri arasında henüz tanımlanmamış bir boşluk bulunmakta ve planlama, bu risk bileşeninden bağımsız olarak ele alınmaktadır. İklim değişikliğinden kaynaklı afetlerin risklerinin/etkilerinin önlenmesinde/ azaltılmasında kent ve bölge planlama disiplini önemli bir araç olarak rol alır. Bu nedenle çalışmada, iklim değişikliğinden kaynaklı afetlere karşı dirençli/uyumlanabilir planlama metodolojisini geliştirebilmek için kent ve bölge planlama disiplininde (a) mekânsal alanda iklim değişikliğinden kaynaklı afetlerin ortaya çıkarabileceği riskleri/etkilenebilirliği araştırmak, (b) iklim değişikliğinden kaynaklı afet risklerini azaltmada Türkiye'de planlamayı ilgilendiren yasal ve yönetsel çerçevede dirençli/uyumlanabilir planlama için gerekli politika ve önlemlerin boşluğunu doldurabilecek öneriler ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma amacı doğrultusunda iklim değişikliğinin etkilerinden en fazla zarar görecek Türkiye kentlerinden biri olan "Antalya ili" evreni ve bu evren içerisinde üretilen onanlı planlar araştırma alanını oluşturmaktadır. Bu çerçevede, Antalya ili genelinde iklim değişikliğinden kaynaklı afetlerin risk boyutları zamansal ve mekânsal karşılaştırmalar ile analiz edilmiştir. Çalışmada, kent ve bölge planlamayı ilgilendiren yasal ve yönetsel mevzuatlar incelenmiş ve evren özelinde de sınanarak yasal ve yönetsel boşluklar tespit edilmiştir. Bu boşlukları dolduracak dirençli/uyumlanabilir planlama için kuramsal ve uygulamalı çözümler önerilmiştir.

AfetlerAntalyaDirençlilik+1
Sümeyye Kahraman
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otel çalışanlarının algıladıkları liderlik tarzının bireysel yaratıcılık ve personel güçlendirme düzeyleri üzerindeki etkisi: Antalya örneği

Hizmetin ve müşteri memnuniyetinin ön planda olduğu otel işletmelerinde, personelin güçlendirilmesi ve yaratıcılık düzeylerinin arttırılması işletmelerin rakip işletmelere karşı fark yaratabilmesi ve sürdürülebilir başarı elde edebilmesi noktasında kilit rol oynayan faktörlerden biridir. Ayrıca çevrenin ve teknolojinin dinamik bir yapıya sahip olması rekabet edebilmenin önemini de her geçen gün daha da arttırmaktadır. Bu çerçevede otel işletmelerinin müşteri memnuniyetini sağlayabilmeleri, müşteri istek ve ihtiyaçlarını zamanında karşılayabilmeleri ve sürdürülebilir başarı elde edebilmeleri de personelin güçlendirilmesi ve yaratıcılıkları ile doğru orantılı olabilmektedir. Personelin güçlendirilmesi ve yaratıcılık düzeylerinin arttırılması birçok etkene bağlı olarak değişim gösterebilmektedir. Bu etkenler arasında en önemli olanlardan bir tanesi liderlerin çalışanlarına karşı benimsemiş oldukları davranışlardır. Bu bağlamda otel işletmesi yöneticilerinin personeli güçlendirecek ve yaratıcılıklarını arttıracak liderlik davranışlarını benimsemeleri gerekmektedir. Bu kapsamda araştırmanın temel amacı, Antalya'da bulunan beş yıldızlı otel işletmesi çalışanlarının algıladıkları liderlik davranışının bireysel yaratıcılık ve personel güçlendirme üzerindeki etkisini belirlemek ve personel güçlendirmenin çalışanların bireysel yaratıcılık düzeyleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda Türkiye/ Antalya'da bulunan beş yıldızlı 391 otel işletmesi çalışanından kolayda örneklem yöntemi ile Nisan 2022- Haziran 2022 tarihleri arasında anket yöntemi kullanılarak veri toplanmıştır. Anketin bir kısmı online bir kısmı ise yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde frekans, faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda algılanan üretim odaklı, çalışan odaklı ve değişim odaklı liderlik davranışlarının bireysel yaratıcılık ve personel güçlendirme düzeyleri üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda personel güçlendirmenin çalışanların bireysel yaratıcılık düzeyi üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda akademiye ve otel yöneticilerine yönelik öneriler sunulmuştur.

AntalyaBeş yıldızlı otellerLiderlik+5
Ruken Ertoğrul
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Social sustainability and tourism: Antalya case

Developments in technology, economics, and ideology have increased mobility since the 1950s. Their impact on the field of tourism is particularly significant. Most of the travels since then have been for touristic purposes. Due to this, the tourism industry has grown rapidly and become a reasonable area of investment, especially for developing countries. While tourism has economic benefits, it can also have negative environmental and social effects. Accordingly, the conditions of the economy, environment and society have become important areas when studying tourism. Prior studies indicate that tourism is not economically efficient in countries with political problems or when it is limited to sea-sand-sun activities. Additionally, existing research asserts that uncontrolled growth in the tourism industry can physically impact the environment and the condition of local areas. Since the 1980s, economic efficiency, environmental sensitivity and social concerns have become the focus of tourism studies. The concept of sustainability became an important tool for measuring the societal impact of developments in tourism. Tourism activities in Turkey began in the 1970s, but the industry really started to develop in the 1980s after "the Tourism Incentive Law" was published. Antalya, became the fastest growing city in terms of tourism. Today, one out of three tourists visiting Turkey are hosted in Antalya. Although the expansion of the industry was planned, tourism in Antalya grew faster then anticipated. Therefore, the use of space was impacted. Previous tourism studies on Antalya have focused on tourism's economic, environmental and social impacts. However, these studies are mostly industry-oriented. Comprehensive studies are also absent in the literature. Social sustainability is a useful tool to measure tourism's social impact without neglecting its economic and environmental dimensions. In this study, tourism developments in Antalya are measured in terms of social sustainability. Tourism developments, plannings, press releases, statistics, and existing literature are used as data for the study. The first chapter of the study is about the development of tourism in Antalya; the second chapter defines social sustainability; and the last chapter evaluates the case area, analyzing Antalya through the lens of social sustainability. The study's findings show that developments in the tourism industry are profit-oriented, while social sustainability is neglected within the sector.

AntalyaSocial sustainabilitySustainable tourism+2
Musa Kökçen
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili kesme çiçek seralarından toplanan tetranychus urticae koch (Acarina: Tetranychidae) popülasyonlarının abamectine direnç düzeyleri ve g314d mutasyonun belirlenmesi

İki noktalı kırmızıörümcek Tetranychus urticae Koch (Acari: Tetranychidae) ülkemizde ve dünyada birçok üründe zararlı olan akar türlerinden birisidir. T. urticae birçok endüstri bitkisinde, süs bitkilerinde, açık ve örtüaltı sebzelerinde önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada Antalya ili kesme çiçek üretim seralarından toplanan T. urticae popülasyonlarının abamectin için LC değerleri, direnç oranları ve G314D nokta mutasyonunun varlığı araştırılmıştır. LC değerlerinin belirlenmesinde ilaçlama kulesi yaprak disk yöntemi kullanılmıştır. Tarla popülasyonlarının LC50 değerleri hassas popülasyonun LC50 değerlerine oranlanarak direnç düzeyleri belirlenmiştir. GSS, SV1, SV2, AO1, AO2, AO3, AO4, AO5 ve AO6 popülasyonlarının LC50 değerleri sırasıyla 1,63; 381,55; 350,25; 1385,71; 1207,79; 2,62; 321,95; 414,29 ve 377,73 μl/100 ml su olmuştur. LC50 değerlerine göre hassas popülasyonla karşılaştırılan tarla popülasyonlarının direnç oranları 1,61 ‐ 850 kat arasında değişmiştir. Bu çalışmada dirençli akarlarda yaygın görülen G314D nokta mutasyonu mutasyonlara özel problar kullanılarak real‐time PCR ile incelenmiştir. Realtime PCR ile mutasyon taraması yapılan 8 tarla ve bir hassas popülasyonda G314D nokta mutasyonu belirlenememiştir.

AcarinaAntalyaBitki koruma+7
Erdem Solmaz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili okaliptüs ağaçlarında yaprak zararlısı böcekler, biyolojileri ve popülasyon değişimleri

Bu çalışma, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Orman Mühendisliği Anabilim Dalı'nda "Yüksek Lisans Tezi" olarak 2017-2018 yıllarında, Antalya'da bulunan okaliptüslerde yaprak zararlısı türler ile bu türlerin yayılışları, biyolojileri, popülasyon değişimleri ve doğal düşmanlarının tespiti amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, okaliptüslerin yayılış yaptığı alanlar belirlenmiş ve bu alanlardaki ağaçların yaprak kısımlarında görülen zararlı böcek türleri, zarar durumu, alana ait bilgiler ve zararlıların parazitoit türleri kaydedilmiştir. Çalışmada Antalya ili okaliptüs ağaçlarında beş tür yaprak zararlısı ve altı tür parazitoit saptanmıştır. Zararlı türler; Leptocybe invasa (Fisher & La Salle, 2004), Ophelimus maskelli (Ashmead, 1900) (Hymenoptera: Eulophidae), Glycaspis brimblecombei (Moore, 1964), Platyobria biemani (Taylor, 1987) (Hemiptera: Psyllidae) ve Aphis gossypii Glover, 1877 (Hemiptera: Aphididae)'dir. Platyobria biemani Türkiye okaliptüs zararlı faunası için, Glycaspis brimblecombei ise Antalya bölgesi için yeni kayıttır. Leptocybe invasa gallerindeki parazitoit türler Selitrichodes kryceri Kim & La Salle, 2008 (Hymenoptera: Eulophidae: Tetrastichinae), Quadrastichus mendeli Kim & La Salle, 2008 (Hymenoptera: Eulophidae: Tetrastichinae) ve Megastigmus sp. (Hymenoptera: Torymidae)'dir. Ophelimus maskelli'nin larva ve pupa parazitoiti olan Closterocerus chamaeleon (Girault, 1922) (Hymenoptera: Eulophidae) ve larva parazitoiti olan Stethynium ophelimi Huber, 2006 (Hymenoptera: Mymaridae), Glycaspis brimblecombei'nin larva parazitoiti olarak Psyllaephagus bliteus Riek, 1962 (Hymenoptera: Encyrtidae) tespit edilmiştir. Bu türlerden S. kryceri, Q. mendeli ve S. ophelimi Türkiye faunası için yeni kayıttır. Anahtar Kelimeler: Okaliptüs, yaprak zararlısı, biyoloji, doğal düşman, Antalya.

AntalyaAğaçlarBiyoloji+6
Gülşen Çıkaran
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Boylu ardıç'ta (Juniperus excelsa bieb.) bazı kozalak ve tohum özellikleri bakımından populasyonlar arası farklılıklar

Bu çalışmada, Boylu Ardıç'ta (Juniperus excelsa Bieb.) bazı kozalak ve tohum özellikleri bakımından populasyonlar arası farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Isparta, Burdur ve Antalya illerinde türün doğal yayılış alanlarından 30 farklı populasyondan kozalak toplanmıştır. Toplanan kozalakların eni ve ağırlığı ile bu kozalaklardan elde edilen tohum sayısı, tohum eni, tohum boyu, bin tane ağırlığı, dolu tohum oranı ölçümleri değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS paket programında değerlendirilmiştir. Bu kapsamda tohum ve kozalak özellikleri bakımından populasyonları karşılaştırmak amacıyla varyans analizi ve Duncan testi yapılmıştır. Ayrıca, kozalak toplanan populasyonları bulundukları bakı ve rakıma göre iki gruba ayırarak gölgeli ve güneşli bakılar ile alçak ve yüksek rakıma göre tohum eni ve tohum boyu bakımından kıyaslamak amacıyla da "t" testi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, hem kozalak eni ve tohum sayısı hem de tohum eni ve tohum boyu bakımından populasyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Güneşli bakılarda ortalama tohum eni 2,52 mm, gölgeli bakılarda ortalama tohum eni 2,41 mm; güneşli bakılarda ortalama tohum boyu 4,54 mm, gölgeli bakılarda ise 4,40 mm'dir. Bin üç yüz metre rakımın üstündeki populasyonlarda ortalama tohum eni 2,46 mm; ortalama tohum boyu 4,42 mm iken, bin üç yüz metrenin altındaki populasyonlarda ortalama tohum eni 2,48 mm; ortalama tohum boyu 4,54 mm olarak ölçülmüştür. Tohum eni ve tohum boyunun gerek güneşli bakılarda gerekse bin üç yüz metre altındaki populasyonlarda daha yüksek değerlerde olduğu görülmektedir. Bu sonuçlardan hareketle Boylu ardıçta kozalak, tohum özellikleri ile tohumların çimlenme kabiliyetleri, morfolojik ve fizyolojik fidan özellikleri bakımından populasyonlar arası ve populasyon içi farklılıkların belirlenebileceği araştırma çalışmaları tamamlanarak kozalak ve tohum hasat alanlarının belirlenmesi uygun olacaktır.

AntalyaArdıçBurdur+7
Süleyman Demir
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ilinde yetiştirilen çileklerde hastalığa neden olan fungal etmenlerin belirlenmesi

Bu tez çalışmasında Antalya ilinde çilek ekim alanlarında hastalığa neden olan fungal patojenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Antalya ilinde çilek yetiştiriciliğinin yapıldığı 8 ilçede, toplamda 28 farklı serada örnekleme yapılmıştır. Arazi çalışmaları fideler dikildikten yaklaşık iki hafta sonra (Eylül-Ekim) ve hasat dönemi başladığında (Mart-Nisan) olmak üzere iki dönemde yapılmıştır. Seralarda toprak örnekleri yanında, hastalık belirtisi gösteren bitkilerden yaprak ve meyve örnekleri de alınarak laboratuvara getirilmiştir. Bitki ve toprak örneklerinden yapılan izolasyonlar sonucunda 13 fungus türü tespit edilmiştir. Topraktan yapılan izolasyonlarda % 96.43 ile yaygınlık oranı en yüksek fungus türü Rhizoctonia solani olurken, %75 ile Fusarium spp. ve % 35.71 ile Pythium sp. onu izlemiştir. Gliocladium roseum, Alternaria alternata, Aspergillus niger, Penicillium sp., Rhizopus stolonifer, Botrytis cinerea ve Verticillium sp. ise toprak örneklerinde düşük yaygınlık oranıyla bulunan diğer funguslar olmuştur. Yaprak örneklerinde Alternaria alternata % 96.43 oranıyla en yaygın fungus olarak belirlenirken, % 71.43 oranıyla Mycosphaerella fragariae onu izlemiş, Cladosporium cladosporioides'in yaygınlık oranı ise % 3.57 olmuştur. Meyvelerden yapılan izolasyonlarda ise % 85.71 oranıyla Botrytis cinerea en yaygın fungus olarak saptanmış, % 35.71 oranıyla Penicillium sp. ve % 10.71 oranıyla Aspergillus niger çürük meyvelerden izole edilen diğer funguslar olmuştur. Laboratuvar koşullarında yürütülen patojenite denemelerinde tüm funguslar kendilerine özgü belirtileri oluşturmuşlardır. Bu sonuçlara göre; Antalya ilinde yatiştirilen çileklerde A. alternata, M. fragariae ve B. cinerea en önemli patojenler olarak belirlenirken, R. solani, Fusarium spp., Pythium spp., Verticillium spp. gibi bazı toprak kökenli patojenlerin de ciddi kayıplara neden olabileceği ortaya konulmuştur.

AntalyaBitki hastalıklarıBitki koruma+5
Fatma Kaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili keçi işletmelerinin barındırma olanaklarının belirlenmesi ve hayvan refahı açısından değerlendirilmesi

Koyun ve keçi yetiştiriciliği coğrafi ve iklimsel şartların uygunluğu sebebiyle ülkemizde tercih edilen bir hayvancılık kolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle meraya dayalı olarak yapılan ve yem masraflarını minimize eden, yüksek döl verimine sahip küçükbaş hayvan yetiştiriciliği kar marjı yüksek bir yetiştiricilik çeşidi olarak bilinmektedir. Ülkemizde keçi yetiştiriciliğinin en yoğun olarak yapıldığı yer Akdeniz Bölgesi'dir ve Akdeniz Bölgesi'nde bulunan Mersin ve Antalya illeri keçi yetiştiriciliğinde ön plana çıkmaktadır. Yüksek lisans tezi kapsamında, Antalya ilinde keçi yetiştiriciliği yapılan işletmelerin genel özellikleri, yapısal durumları, hayvan refahı ve sağlığı uygulamaları araştırılmıştır. Bu amaçla istatistiksel yöntem kullanılarak belirlenen 95 adet işletme araştırmaya dahil edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda işletme sahiplerinden %62,11'inin ilköğretim, %28,42'inin lise ve %9,47'sinin üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Keçi yetiştiriciliği yapan işletmelerin %75,79'u yetiştiriciliği ana geçim kaynağı olarak ve %24,21'i ek gelir kaynağı olarak yapmaktadır. İşletmelerin %72,63'ünde kapalı ağıl sistemi kullanılırken %27,37'sinde açık ağıl sistemi tercih edilmektedir. Ağılların %98.95'sinin projesinin bulunmadığı ve sadece %1,05'inin projesinin olduğu belirlenmiştir. Ağıl yapılarında genellikle yöreden kolayca temin edilebilen ve yatırım maliyeti düşük naylon ve taş gibi yapı malzemelerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Yörede keçi yetiştiriciliğinin merada otlatma yöntemiyle yapılmasından ve barındırma koşullarındaki olumsuzluklardan dolayı keçilerde topallık, sarkık ve kör meme gibi meme anomalilerinin sıkça yaşandığı belirlenmiştir.

AntalyaHayvan barınaklarıHayvan refahı+2
Ercan Soydinç
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili marul üretim alanlarında mirafiori marul iri damar virüsünün belirlenmesi

Bu çalışma 2019-2021 yılları arasında Antalya ili marul üretim alanlarında mirafiori marul iri damar virüsü (mirafiori lettuce big vein virus: MiLBVV)'nün belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Arazi çalışmalarında 240 marul örneği toplanmış ve bütün örnekler MiLBVV'ye spesifik antiserumlar kullanılarak double antibody sandwich enzyme linked immunosorbent assay (DAS-ELISA) yöntemiyle testlenmiştir. Testlenen bitki örneklerinin 44 adedinin MiLBVV ile enfekteli olduğu tespit edilmiştir. Testlenen örneklerdeki hastalık oranı ise %18.33 olarak belirlenmiştir. DAS-ELISA'da pozitif çıkan 44 örnekten, absorbans değeri yüksek olan 29 adet bitki örneği total RNA izolasyonu ve reverse transcription polimerase chain reaction (RT-PCR) çalışmalarında kullanılmıştır. RT-PCR çalışmalarında, MiLBVV'ye spesifik primer çiftleri kullanılmış ve MiLBVV'nin 469 bp'lik kılıf protein gen bölgesi çoğaltılarak agaroz jelde UV altında görüntülenmiştir. Agaroz jel elektroforezde MiLBVV'ye özgü beklenen seviyede bant gözlemlenmiştir. Vektör fungus olan Olpidium spp.'nin oluşturduğu spor yapılarının belirlenmesi için marul bitkilerinin enfekteli kökleri trypan blue solüsyon çözeltisi ile boyanmış ve vektör fungusun sporları tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Antalya ili marul üretim alanlarında MiLBVV'nin varlığı ilk kez ortaya konulmuştur.

AntalyaGerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR)Kantitatif+3
Emine Erdaş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya-Gebiz yöresi kızılçam meşcereleri için uyumlu gövde çapı ve gövde hacim denklemlerinin geliştirilmesi

Kızılçam (Pinus brutia Ten.), ülkemizde 5.8 milyon ha alanda yayılış gösteren önemli bir orman ağacımızdır. Orman endüstrisinde önemli bir yere sahip olan bu tür için, sürekli değişen pazar şartlarındaki talebi karşılayabilmek için, güvenilir ve doğru hacim tahminlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde hacim tahminleri halen tek girişli hacim tabloları ile yapılmaktadır. Ancak söz konusu bu yöresel hacim tabloları, güvenilir ve doğru hacim tahmini konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu konudaki yetersizliği karşılayabilecek olan en doğru yaklaşım tarzlarından birinin, uyumlu gövde çapı ve gövde hacim denklemlerinin kullanılması olduğu belirtilmektedir. Bu çalışmada, Antalya-Gebiz yöresinde yayılış gösteren kızılçam meşcereleri için uyumlu gövde çapı ve gövde hacim denklemleri geliştirilmiştir. Bu amaçla, Kozak vd. (1969), Max ve Burkhart (1976), Parresol vd. (1987) ve Clark vd. (1991) tarafından geliştirilen gövde çapı ve gövde hacim denklemleri için parametre tahminleri yapılmıştır. Geliştirilen tüm modeller gerek gövde çapı gerekse gövde hacim tahminlerinde başarılı sonuçlar vermiştir. Çap tahminlerindeki hatalar 3 cm'den, gövde hacim tahminlerindeki hatalar da 0.01 m3'ten az bulunmuştur. Bununla beraber, gövde üzerindeki değişik noktalar için geliştirilen modellerin doğruluğunu ve güvenilirliğini belirlemek için 10 farklı noktada çap ve hacim tahminleri yapılmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında geliştirilen gövde hacim modelleri, Alemdağ (1962) tarafından geliştirilen çift girişli hacim tablosu ile elde edilen hacim değerleri ile karşılaştırılmış, test edilen dört hacim modelinin de yöresel hacim tablosundan daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Geliştirilen dört gövde çapı ve gövde hacim modeli arasında en başarılı sonuçları ise Clark vd. (1991) tarafından geliştirilen model vermiştir.

AntalyaGövde çapı modelleriHacim+1
Mustafa Turgut
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya ili meyve bahçelerinde Drosophila Suzukii (Matsumura, 1931) (Diptera: Drosophilidae)'nin yayılışı, kiraz bahçelerindeki popülasyon değişimi, zarar oranı ve tuzaklara yönelimleri ile ilgili araştırmalar

Drosophila suzukii Matsumura (Diptera: Drosophilidae), dünyada hızlı bir yayılış göstererek önemli ekonomik zararlara neden olan istilacı bir türdür. Geniş konukçu aralığına sahip olan zararlı, olgunlaşmakta olan meyvelerde zarar yaparak ürünlerin pazar değerinde kayıplara neden olur. Zararlı ülkemize 2014 yılında giriş yapmış günümüze kadar birçok ilde ve üründe kaydedilmiştir. Zararlının ülkemizde ve Antalya'da yeni olması, çiftçilerin zararlıyı tanımaması nedeniyle mücadelesi hakkında sınırlı bilgi vardır. Bu tez çalışması 2020-2022 yılları arasında 3 yıl süreyle yürütülmüştür. Antalya ilinde zararlının yayılışını belirlemek için 18 ilçede toplam 68 bahçede sörveyler yapılmış, 17 ilçede 37 bahçe zararlı ile bulaşık kabul edilmiştir. Konukçuları belirlemek üzere meyve bahçelerinden bulaşık meyveler incelenmiştir. Kiraz, vişne, kayısı ve şeftali örneklerinde D. suzukii türüne ait farklı biyolojik dönemler tespit edilmiş ve konukçu olarak değerlendirilmiştir. Korkuteli ve Konyaaltı'ndaki birer kiraz bahçesinde iki yıl süreyle tuzaklar ile 2-3 günde bir kontroller yapılmıştır. Konyaaltı ilçesinde ilk ergin çıkış zamanı 2021 yılında 27 Mayıs 2022 yılında 26 Mayıs, Korkuteli ilçesinde sırasıyla 27 Mayıs ve 9 Haziran olarak tespit edilmiştir. Aynı bahçelerde haftalık sayımlar değerlendirilmiş olup en yüksek popülasyona Konyaaltı'nda 2021 yılında 2 Temmuz'da, 2022 yılında 24 Haziran'da, Korkuteli'nde ise sırasıyla 18 Haziran'da ve 24 Haziran'da ulaşılmıştır. Tuzaklarda son görülme tarihleri ise Konyaaltı'nda 2021 yılında 13 Ağustos, 2022 yılında 1 Ağustos iken Korkuteli'nde sırasıyla 25 Haziran, 1 Temmuz olarak tespit edilmiştir. Zarar oranı çalışmaları ile Antalya ili ilçelerindeki kiraz bahçelerinde belirlenen zarar ortalama %16.6 olarak belirlenmiştir. Cezbedici sirkelerin laboratuvar ve arazi koşullarında denemeye alınması sonucu en etkili sirke kiraz sirkesi olarak tespit edilmiştir.

AntalyaCezbedici pazarlamaMeyve bahçeleri+3
Tuba Kahraman
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya susam alanlarında susam güvesi Antigastra catalaunalis Dup. (Lepidoptera: Pyralidae) ve tütün beyaz sinek Bemisia tabaci (Hemiptera: Aleyrodidae) üzerinde biyolojik mücadele olanakları

Susam güvesi ve Beyaz sinek susam bitkisinde çok önemli zarara sebep olmaktadır. Özellikle ikinci dönem susam ekim alanlarında erken müdahale yapılmazsa önemli ölçüde zarara sebep olmaktadırlar. Bu durum verimi çok düşürmektedir. Ülkemizde bu zararlılar için genel olarak kimyasal mücadele tercih edilmektedir. Günümüzde kimyasal mücadelenin kullanımı birçok zararlı sonuçlar meydana getirmektedir. Bundan dolayı, çalışmamızda kimyasal mücadeleye alternatif olması için biyolojik mücadele etmenleri ve preparatlarının kullanımı amaçlanmıştır. Bu çalışmada %1.5 Beauveria bassiana strain Bb-1 1x108 kob/mil min sporları içeren Nostalgist Bl biyolojik insektisidi, 0.3 g/L Azadirachtin etken maddesi içeren Nimbecidine biyolojik insektisiti ve yumurta parazitoiti olan Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae) uygulamaları yapılmış ve etkinlikleri belirlenmiştir. Uygulama alanı (2000 m2) 3 bloğa ayrılmış, her blok A, B ve C harfleri ile isimlendirilmiştir. Her blok 4 parsele ayrılmıştır. Her blokta kontrol parselleri olmak üzere her parselde ayrı ayrı yukarıdaki etmenlerin ve biyolojik insektisitlerin uygulaması yapılmıştır. Yapılan çalışmada A3, B3, C3 parsellerine toplam 20 000 adet T. evanescens ergini Susam güvesi yumurtası için salınmıştır. A1 Nimbecidine, A2 Nostalgist, B1 Nostalgist, B2 Nimbecidine, C1 Nimbecidine, C2 Nostalgist şeklinde uygulamalar yapılmıştır. A4, B4, C4 parselleri kontrol parselleri yapılmıştır. Uygulama sonuçlarına göre yapılan sayımlarda yaprak yüzeyinde beyaz sinek yumurtası ve nimfinde önemli ölçüde azalma olmuştur. Susam güvesi larva sayımlarında bitki başına düşen populasyonlarda çok önemli düşüş gözlenmiştir. En fazla verim Nimbecidine ve Nostaljist uygulamalarında elde edilmiştir. Parazitoid uygulaması yapılan parsellerde verim orta düzeyde olmuştur.

AntalyaAzadirachtinBeauveria bassiana+3
Hasan Part
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal destekleme politikalarının serada domates üretiminde agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi: Antalya ili Kumluca ilçesi örneği

Çalışmada Antalya İli Kumluca İlçesinde serada domates üretiminde destekleme politikalarının agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Antalya ili Kumluca ilçesinde 115 domates üreticisi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Üreticilerin sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistiklerden, agroekolojik uygulamaları gerçekleştirme düzeyine göre yararlanılan desteklerin ortaya konmasında t-testi, sera üretimindeki destekleme politikalarının ve sosyo-demografik özelliklerin agroekolojik uygulamalara etkisinin belirlenmesinde ise lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca domates üretiminin sürdürülebilirlik düzeyinin belirlenmesi amacıyla sürdürülebilirlik indeksi de hesaplanmıştır. İncelenen işletmelerde üreticilerin %70.43'ünün düşük düzey kategorisinde, %29.57'sinin orta düzey kategorisinde agroekolojik yöntemleri uygulama düzeyine sahip olduğu ve yüksek düzey kategorisinde hiçbir üreticinin yer almadığı saptanmıştır. İşletmelerin tarımsal desteklerden yararlanma düzeyi %98.26 olup verilen desteklerin sadece %19.35'inin agroekolojik uygulamalara verilen destekleri kapsadığı belirlenmiştir. Serada tarımsal deneyim süresinin, herhangi bir üretici örgütüne üye olma oranının artması ve domates üretim alanının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının azaldığı; üreticilerin düzenli olarak kitle iletişim araçlarını kullanarak tarımsal bilgi edinme düzeyinin artması, aile işgücü sayısının yükselmesi ve tarımsal destekleme miktarının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının arttığı saptanmıştır. Bu kapsamda, serada domates üretiminde çevre koruyucu önlemlerin alınması, agroekolojik uygulamaların teşvik edilmesi ve üreticinin refahının korunması tarımsal sürdürülebilirlik açısından oldukça önemli olup, politika yapıcıların tarımsal destekleme politikalarını buna göre planlaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domates, Tarımsal destekler, Agroekolojik uygulamalar, Antalya, Örtüaltı üretim

AntalyaDomatesTarımsal destekleme+1
Merve Mürüvvet Dağ
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Calosoma sycophanta L.'nin habitat isteklerinin belirlenmesi ve potansiyel dağılım haritalaması

Bu tez çalışması, predatör bir böcek olan Calosoma sycophanta Linnaeus, 1758 (Coleoptera: Carabidae) ile çam kese böceğinin (ÇKB) [Thaumetopoea pityocampa Denis & Schiffermüller, 1775 ve T. wilkinsoni Tams, 1926 (Lepidoptera: Thaumetopoeidae)]'nin çevresel değişkenlerle ilişkilerinin ortaya konulması ve söz konusu değişkenler aracılığıyla habitat uygunluk haritalarının oluşturulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma sahası 2×2 km olacak şekilde karelere bölünerek sistematik örnekleme yapılmış ve 191 adet örnek alanda gerçekleştirilen arazi çalışmaları sonucunda C. sycophanta ve ÇKB'nin var-yok verileri elde edilmiştir. İstatistiksel açıdan yeterli var verisine sahip deneme noktası sayısına ulaşılmıştır. Çevresel değişken arasındaki ilişkiler Maxent yöntemi ile analiz edilmiş ve haritalandırılmıştır. C. sycophanta ve ÇKB türleri için elde edilen tür dağılım modelleri arasından en uygun olanının seçiminde, modele ait eğitim veri seti ve test veri seti ROC değerleri arasındaki standart sapma değerleri dikkate alınmıştır. En düşük standart sapma değerine sahip model ideal model olarak seçilmiştir. C. sycophanta için elde edilen habitat uygunluk modeli (ROC: 0.917-0.916) incelendiğinde, türün dağılımına etki eden çevresel faktörler; aok_ibreli, Bio17, Bio4, Bio7, eğim_sınıf, jeo, AYSİ, ri ve yükselti olarak belirlenmiştir. ÇKB'nin habitat uygunluk modelini (ROC: 0.900-0.897) oluşturan çevresel değişkenler ise; aok_ibreli, aok_yas_sın, Bio1, Bio4, Bio7, eğim_sınıf ve jeo değişkenleri olarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar ile çalışma alanındaki iki türün habitatları adına önemli veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler, başka sahalardaki C. sycophanta'nın potansiyel dağılım habitatlarını tahmin etmede ve biyolojik mücadele planlamalarının yapılmasında bir rehber niteliği sunabileceği düşünülmektedir.

Antalya
Ayhan Serttaş
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya için iklim değişikliğine uyum stratejileri önerisi

İklim değişikliği etkisini azaltmak, sürdürülebilir bir planlama anlayışını ortaya koymak, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını yaygınlaştırmak, küresel ısınmaya sebep olan ve doğal dengeyi bozan sera gazı etkilerini azaltmak için bir takım projeler geliştirilmektedir. Küresel ölçekte iklimle mücadele konusu çok önemli bir hadise olarak yerini almaktadır. Bu sebeple kentlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması için bir çok adım atılarak konferanslar, paneller ve sözleşmeler oluşturulmuştur. Avrupa Komisyonu'nun sera gazı azaltım hedefi gözeterek, iklim değişikliği etkilerini azaltmayı amaçlayan, bunun yanı sıra iklim değişikliğine karşı kentleri dirençli hale getirecek projeleri taahhüt etmesini sağlayan Başkanlar Sözleşmesi bunlardan biridir. Sözleşme kapsamında yerel yönetimlerce yapılan eylem planları, 2020 ve 2030 yılları taahhüdüyle iklim değişikliği azaltımını ve iklim değişikliğine adaptasyonu hedef göstermektedir. Antalya kenti 2013 yılında Başkanlar Sözleşme'sine taraf olarak, iklimle mücadelede uluslararası bir eylem çabası başlatmıştır. Antalya'nın nüfus yoğunluğu, kentsel yapısı ve kentleşme hızına baktığımızda iklim değişikliği etkilerinden etkilenebilirliğinin yüksek olduğu ihtimali karşımıza çıkmaktadır. 2013 yılında enerji envanterinin hesaplanması ve azaltım stratejilerinin ortaya konması, bir sonraki aşama olan 2030 hedefli iklim uyum planına altlık olarak değerlendirilebilir niteliktedir. Bu çalışma Antalya'nın mevcut durumu ve 2013 yılı Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı gözetilerek, kentin iklim değişikliğine dirençli hale gelebilmesi için, iklim değişikliğine uyum stratejilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Antalya için iklim uyum stratejileri geliştirilirken Bursa Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı ve Başkanlar Sözlşemesi kapsamından çıkarım yapılarak beş tema başlığı ile çerçeve oluşturulmuştur: Kent içi sular ve dereler, kentsel ısı adası, halk sağlığı, yeşil alanlar ve biyoçeşitlilik, idari örgütlenme ve planlama yaklaşımı. Bu tema başlıklarına göre, kentin iklimle mücadelesindeki mevcut durumunu ortaya koymak için Mart 2018 tarihinde, Antalya kentinde 40 kişilik bir anket çalışması yapılmıştır. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili birimleriyle yapılan görüşme ve anket sonucu, oluşturulan stratejilerde karar verilmesini sağlamıştır. Bununla birlikte şehir planlamanın doğal çevre düşünülerek ele alındığı, daha yaşanabilir olan, çevreye duyarlı, bu konuda iyi uygulama örneklerine ve projelerine sahip olan ve Başkanlar Sözleşmesi'ne taraf olan üç Avrupa kentinin eylem planları örnek olarak incelenmiştir. Tez çalışmasında elde edilen anket sonucuna göre, belirlenen temalar kapsamındaki müdahale edilmesi gereken riskli durumlar tartışılarak, iklimle mücadele için Antalya'nın acil olarak ortaya koyması gereken eylemler belirlenmiştir. Çıkan neticeye göre beş temayla ilgili de Antalya'nın başlangıç evresinde kaldığı ve iklim değişikliği ile ilgili olarak risk altında olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonucunda, uluslararası ölçekte kabul görmüş, bilimsel ve doğal esaslı çözümler belirlenerek, kentin adaptasyon stratejileri geliştirilmiştir. Bunun yanı sıra iklimle mücadelede, yerel yönetimlerin üzerine düşen sorumluluk, kurumlar arasında sağlanacak organizasyon ve koordinasyon, kamu-özel ortaklığı ve katılımcı planlama anlayışının şüphesiz ki son derece önemli bir hale geldiği ortaya konmuştur. Farklı sektörlerdeki enerji kullanımı sonucu ortaya çıkan sera gazı salımlarının mekansal planlama pratikleriyle, enerji verimliliğinde kurumsal, bireysel ve toplumsal davranış değişiklikleriyle, teknolojik etmenlerle önemli ölçüde düşürülebildiği incelenen Avrupa kentleriyle ortaya konmuştur. Antalya Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı birinci olarak enerji envanterini ve sera gazı salımı oranlarını belirlemiştir. Bunu takiben çalışma kapsamında üretken, yaşanabilir ve iklime dirençli bir kent yaratma hedefiyle Antalya'nın iklim değişikliğine uyum stratejileri geliştirilmiştir. Oluşturulan stratejiler kapsamında, mevcut tarihsel veriler ve iklim değişikliği senaryoları bağlamında bir etkilenebilirlik analizi değerlendirilmesi de oluşturulmuştur. Son olarak doğal yapı bileşenlerinin kent kimliğini belirleyen girdiler olarak tanımlanması ve korunmasının son derece önemli olduğu, bu durumun iklim değişikliğine adaptasyon için oluşturulacak kentsel stratejilerdeki merkezi yeri vurgulanmıştır.

AntalyaSürdürülebilirlikUyum+3
Oya Tabanoğlu
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel bir merkeze başvuran kişilerin Akdeniz diyeti beslenme düzeni ile depresyon düzeyinin saptanması

Bu çalışma Antalya'da bulunan bir Beslenme ve Diyet merkezine başvuran bireyler ile bir aylık akdeniz diyeti uygulaması sonrasında diyete uyumluluklarının antropometrik ölçümlerine ve depresyon durumlarına etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışma yaş ortalaması 30,127,34 olan, %69,2'si kadın %30,8'i erkek 52 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak; demografik özellikleri ile antropometrik ölçüm bilgilerinin yer aldığı form ve geriye dönük 2 günlük besin tüketim kaydı kullanılmıştır. Katılımcıların Akdeniz diyetine bağlılıklarını incelemek için Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ile depresyon için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılmıştır. Katılımcılara gereksinimlerine göre Akdeniz beslenme tipi uygulanmış olup her iki ölçek diyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Diyet uygulamasından sonra katılımcıların akdeniz diyeti uyumluluklarının arttığı ve bu artışın kadınlarda anlamlı şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Diyet uygulaması sonrasında katılımcıların depresyon düzeylerinin azaldığı görülmüştür (p>0,05). Uygulama öncesinde katılımcıların MEDAS puanları ile BDÖ puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p>0,05). Diyet sonrası durumda katılımcıların BDÖ puanları ile karbonhidrat ve yağ alımları arasında zayıf derece anlamlı bir fark bulunmuştur(p>0,05). Katılımcıların BDÖ puanı arttıkça CHO (%) alımı azalırken, yağ (%) alımı artmıştır (p<0,05). Kadınların diyet öncesi ve sonrası besin ögesi alımları incelendiğinde TÜBER'e göre karşılama oranları sırayla enerji %82,7-%74,1, karbonhidrat (g) %106,8-%63,1, protein (g) %125,1-%95,2 olarak belirlenmiştir. Erkeklerin karşılama oranları sırayla enerji %81,4-%78,4; karbonhidrat (g) %158,8-%64; protein (g) %118,4- %72,8 olarak bulunmuştur. Tüm bu durumlar incelendiğinde bireyleri akdeniz diyetine teşvik etmek bireysel ve toplumsal sağlığı ve ekolojik dengeyi koruyacaktır. Bu nedenle elzem makro ve mikro besin öğelerini dengeli ve yeterli miktarda içeren akdeniz diyetinin depresyon üzerine etkileri geniş çaplı araştırılmalıdır.

Akdeniz diyetiAntalyaAntropometri+4
Nurşen Gül
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı 'nın yıkıcı ekonomik ve toplumsal sonuçları Türkiye'nin kendine has ekonomik, toplumsal ve iç güvenlik sorunlarını bir derece daha ağırlaştırmıştır. Buna karşın İsmet Paşa iktidarı artan huzursuzluklara karşı ekonomik ve sosyal politikalar geliştiremediği için halk tarafından içten içe eleştiriliyordu. Ülkenin; boğucu gündeminden sıyrılması, ekonomik ve sosyal buhranın aşılması için farklı bir bakış açısı gerekliliği ortaya çıkarmıştır. Modern Türkiye yolunda hükûmete muhalefet edebilecek bir partinin gerekliliğini arzusu içinde olan Mustafa Kemal; 1930 yılında artan toplumsal ve ekonomik huzursuzlukları bertaraf etmek amacıyla yakın arkadaşı Ali Fethi Bey'i (Okyar), Paris Büyükelçiliğinden istifa ettirerek Cumhuriyet tarihimizin ikinci muhalefet partisi olan Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdurmuştur. Fethi Bey'in(Okyar) liderliğinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, Mustafa Kemal'in önerisi ile kurucu kadrolarını tamamlayarak 1930 Belediye Seçimlerinden kısa bir süre öncesinde yurdun çeşitli bölgelerinde teşkilatlanma çalışmalarına başlamış ve teşkilatlanma yapabildiği yerlerde 1930 Belediye Seçimlerine katılmıştır. Bu kapsamda Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz Bölgesinin 1930 yılında dört önemli kenti olan Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de de teşkilatlanarak belediye seçimlerine katılmıştır. Öte yandan çok partili yeni siyasi düzen karşısında iktidarı elinde bulunduran CHF'nin yeni partiye bakış açısı ve rekabetçi ortama karşı tutumu da merak konusu olmuştur. Yapılan bu çalışmanın amacı; Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri sırasında, Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de yaşayan halkın yeni partiye karşı sergilediği yaklaşımı ortaya koymak olduğu gibi, 1930 Belediye Seçimlerinin yapıldığı dönemde tek parti olarak iktidarı elinde bulunduran CHF'nin merkez ve yerel teşkilatlarının, Akdeniz'de Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın teşkilatlanma ve faaliyetleri karşısında geliştirdiği yaklaşımı ortaya koyarak, CHF'ye karşı muhalefet görevini üstlenen Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın söylem ve eylemlerini, dönemin arşiv belgelerini, siyasi nutuklarını, meclis konuşmalarını ve gazetelerini tarayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kısa sürecek çoğulcu demokrasiye geçiş denemesi yolunda yaşadığı sancılı sürece ışık tutmaktır.

AdanaAkdeniz bölgesiAntalya+6
Mehmet Çaparlar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hilal-i Ahmer cemiyeti Antalya şubesi'nin kuruluşu ve faaliyetleri

Bu tezde; savaş, yangın, deprem, sel felaketi, salgın hastalıklar gibi afetler karşısında her zaman Türk halkının yanında olan Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin kuruluşu, yaptığı hizmetler ile Cemiyetin önemli şubeleri arasında yer Antalya Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin kuruluşu ve faaliyetlerini incelenmektedir. Başlangıçta İstanbul'da bulunan ve Milli Mücadele sırasında Ankara'ya nakledilen merkez yönetimi dışında, ülkenin her yerinde şubeler açan Hilal-i Ahmer Cemiyeti, hem hizmetlerinin halka ulaşmasında hem de Türk halkının yardımını sağlamada önemli mesafeler kat etmiştir. Osmanlı Devleti'nin son yılları ile Cumhuriyet idaresinin ilk yılları arasındaki zaman dilimi esas alınarak hazırlanacak çalışmada, Hilal-i Ahmer Cemiyeti Antalya Şubesi hakkında bilgiler verilerek, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecindeki devamlılık vurgulanmıştır.

AntalyaHilal-i Ahmer CemiyetiKızılay
Buket Sarı
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele Döneminde Antalya Limanı

Antalya Limanı, antik çağlardan itibaren tarihi süreçte askeri ve ticari olarak stratejik önemini koruyan, Akdeniz Bölgesi'nin en önemli limanları arasında yerini aldı. Çalışmamız Milli Mücadele döneminde Antalya Limanı'nı kapsamaktadır. Antalya Limanı, stratejik konumu nedeniyle Anadolu'nun giriş kapısı olarak, İtalyan işgallerinde ve Ankara Hükümeti'nin Milli Mücadele hareketinde önemli bir merkez haline geldi. I. Dünya Savaşı'nı kaybeden Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Mütarekesi'nin ardından, Londra Gizli Anlaşması ile İtalya'ya verilen Antalya ve komşu bölgeleri işgal edilmeye başlandı. Milli Mücadele döneminde, stratejik konumu nedeniyle İtalya'nın Anadolu işgallerinde de ilk giriş kapısı Antalya Limanı olarak belirlendi. İtalya'nın farklı işgal siyaseti ve Batı Cephesi'nde Yunanlılara karşı verilen Milli Mücadele hareketini desteklemesi, Antalya Limanı'nı askeri ve ticari olarak önemli bir liman konumuna getirdi. Milli Mücadele yıllarında, Ankara Hükümeti'nin Akdeniz'de dış dünyaya açılan kapısı olarak da Antalya Limanı ön plana çıktı. Batı Cephesi'ne lojistik desteğin sağlanmasında önemli vazife yaptı. Ankara Hükümeti'nin başta İtalya olmak üzere, yurtdışından satın aldığı askeri malzeme, daha güvenli olması sebebiyle Antalya Limanı'ndan giriş yaparak cepheye sevk edildi. TBMM'nin kuruluşundan sonra oluşturulan denizcilik, istihbarat, propaganda, sansür, askeri sevkiyat kuruluşları ağırlıklı olarak sahil bölgelerinde örgütlendi. Antalya ve Antalya Limanı da, Akdeniz Bölgesi'nde, bu kuruluşların faaliyette bulundukları önemli bir merkez olarak görev aldı. Savaş şartlarının diğer Türk limanlarını olumsuz etkilemesi nedeniyle Antalya Limanı ticarette de ön plana çıktı. Antalya Limanı, Milli Mücadele döneminde, askeri ve ticari olarak önemli limanlar arasında yer aldı. Ankara Hükümeti tarafından Anadolu'ya girişte, Akdeniz'deki tek resmi giriş kapısı da Antalya Limanı oldu. Ankara Hükümeti'nin otoritesini kabul ettirdiği, siyasi, askeri ve ticari anlamda stratejik bir merkez olarak; Akdeniz Bölgesi'nden, Milli Mücadele'ye destek vermiş önemli bir liman olarak Antalya Limanı karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızda Türk, İtalyan, İngiliz ve Amerikan kaynakları kullanılmıştır. Türk, İtalyan askeri arşiv belgeleri; İngiliz ve Amerikan ticari, askeri ve konsolosluk raporları çalışmamızın temelini oluşturmaktadır. Ayrıca; Antalya tarihi ile ilgili hatıratlar ve ikincil kaynaklar da, çalışmamız kapsamında incelenmiş ve kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Antalya, Port, National Struggle, Harbour

AntalyaLimanlarMilli Mücadele Dönemi+1
Sevgi Korkmaz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya Ovası'nda tarımın yapısal değişiklikleri

Araştırma konusu olarak Antalya Ovası'nda yer alan tarım arazileri ve bu arazilerde yetiştirilen tarım ürünlerinin zaman içerisinde fizikî ve beşeri unsurlar neticesindeki değişimi incelenmiştir. Sahada, iklim ve toprak özellikleri tarımsal üretime elverişli olmasına rağmen, şehirleşme ve turizm faaliyetlerinin artmasına bağlı olarak tarımsal alanlar daralmış, nüfus miktarının artması ile de ürünlere olan talep artarak, birim alandan yüksek oranda faydalanma arayışları artmıştır. Antalya Ovası'nda, iklimin ılıman geçmesi ve don olaylı gün sayısının az olması sebebi ile yılda birden fazla ürün alınabilmektedir. Bu doğal ortam teknoloji ve ulaşım sistemlerinin gelişmesi ile de seracılık faaliyetlerini desteklemiş ve geleneksel ürünlerden günümüz ihtiyaç ve taleplerine göre bir dönüşüm yaşanmıştır. Fakat tarım toprakları erozyon tehlikesi ile karşı karşıyadır ve ilin tarım arazilerinin bir kısmı özellikle sulamanın yetersiz olduğu alanlarda (Konyaaltı ve Kepez) nadasa bırakılmaktadır. Ülkemizde tarımsal desteklemeler ve kooperatifleşme ile tarımsal üretimde artışlar sağlanmaya çalışılmıştır. Buna ilave olarak örtüaltı üretimde, kış aylarında meydana gelen olumsuz hava koşullarının etkisinin, devlet desteği ile giderilmeye çalışılması çiftçiler için olumlu bir adım olarak görülmüştür. Araştırma sahasında tarım sektörü çalışanlarının çoğunluğunu artık yaşlı nüfus oluşturmaktadır. Bu da Antalya tarımının yaşadığı, şehrin yapısına uygun olan, yapısal dönüşümlerden bir diğeridir. Genç nüfus daha çok eğitim ve turizm sektörüne yönelmiş, bu durum da tarımın gelecekte ki devamlılığının sağlanmasında tehlikeler ortaya çıkarmıştır. Ancak devletin genç çiftçilere destekleri ve hibeleri ile bu problemler aşılmaya çalışılmaktadır.

AntalyaAntalya OvasıOva+5
Canan Aydoğmuş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi denetimi özelinde dijitalleşmenin muhasebe meslek mensupları üzerine etkisi: Antalya ili örneği

Günümüzdeki teknolojik gelişmeler yalnızca özel sektörde meydana gelen rekabeti değil aynı zamanda kamu sektöründeki rekabeti de harekete geçirmektedir. Özel sektörde beklentileri yüksek olan toplumun devletten de beklentisi git gide yükselmektedir. Bundan dolayı dijitalleşme her sektörde etkisini göstermeye başlamışken devletler de bu dijitalleşmeye adapte olmaya başlamışlardır. Dijitalleşmenin vergi denetimi üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlayan bu çalışmada, verginin ödenmesinde mükelleflere yol gösteren ve dijital uygulamaları kullanan 210 Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak hizmet sunan meslek mensuplarının görüşleri alınmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların %54,8'i erkek, %51,4'ü 33 yaş ve üzerindedir. Katılımcıların %81,9'u lisans mezunu iken çalışanların %37,1'i 1-5 yıl arasında mesleki hizmet süresine sahiptir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre çalışanların dijital denetimden bekledikleri fayda, dijital veri güvenliğine uyumları ve denetçinin sorumluluğuna yönelik algılarının oldukça yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Katılımcılar dijitalleşme ile veri toplama işleminin kolaylaştığını ve dijital verilerin artması sonucu denetçinin rollerinde değişim ve teknoloji konusunda gelişimlerini zorunlu kıldığını düşünmektedirler. Katılımcıların genel olarak e-dönüşüme uyumları ve yeni mesleki yeterliliklerinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların e-dönüşümden memnuniyetleri ise ortalamanın üzerindedir. Katılımcılardan büyük çoğunluğu dijital dönüşümün meslek mensuplarına yeni fırsatlar ve kariyer alanı sağlayacağını düşünmektedirler. Anahtar kelimeler: Dijitalleşme, muhasebe, vergi denetimi, avantaj, risk

AntalyaDenetimDijitalleşme+3
Celaleddin İbiş
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ekoturizm kapsamında çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışına etkisi: Antalya örneği

Çevre Ekoturizm destinasyonları, çevresel ve doğal deneyimlerle ilgilenen turistlerin talebini karşılamak için popüler hale gelmektedir. Ancak popülerlik ekoturizm destinasyonlarının sürdürülebilir gelişimine çevre kirliliği, hava kirliliği, gürültü kirliliği, kalabalık, artan nüfus, artan tüketim gibi çevresel açıdan zarar verebilmektedir. Dolayısıyla, ekoturizm destinasyonlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için çevre dostu, çevre bilincine ve ekoturizm bilgisine sahip olan turistlere sahip olmak önemlidir. Özellikle çevreyi koruma odaklı yeşil ürünlerin kullanımının yaygınlaşması açısından turistlerin çevresel yönler konusunda farkındalığa sahip olması beklenmektedir. Araştırmanın bu bağlamdaki amacı, ekoturizm bağlamında çevre bilinci ile yeşil ürün satın alma davranışı arasındaki ilişkinin varlığını tespit ederek çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemi kullanılarak bir anket formu ile veriler 10 Nisan 2021 ve 22 Haziran 2022 tarihleri arasında 454 kişiden toplanmıştır. Araştırmanın evrenini, Antalya ilini ziyaret eden yerli turistler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evreni temsil edecek sayıda ulaşılan Antalya ilini ziyaret eden yerli turistlerdir. Tarama modeli niteliğinde olan araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm demografik özelliklere ilişkin soruların yer aldığı bölümdür. İkinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde sırasıyla çevre bilinci, yeşil ürün satın alma davranışı ve yeşil konaklama satın alma davranışı ölçeklerinin yer aldığı bölümdür. Anket ile elde edilen veriler, istatistik paket programından yararlanılarak araştırma amacına uygun analizlere tabi tutularak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Kurulan hipotezlere bağlı olarak korelasyon ve regresyon analizleri de yapılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda, değişkenler arasında düşük ve orta düzey ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre çevre bilinci düzeyi arttıkça yeşil ürün satın alma davranışı ve yeşil konaklama satın alma davranışı düzeyi de artmaktadır. Ayrıca, yeşil ürün satın alma davranışı arttıkça yeşil konaklama satın alma davranışı da artmaktadır. Regresyon analizi sonucunda çevre bilincinin yeşil satın alma davranışı ve yeşil konaklama satın alma davranışı üzerinde anlamlı etkisi olup; yeşil satın alma davranışının da yeşil konaklama satın alma davranışı üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, araştırma kapsamında geliştirilen H1, H2 ve H3 hipotezleri kabul edilmiştir.

AntalyaDestinasyonEkoturizm+4
Ahmet Özben
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma mekanizmalarının kardeş sayısı ve doğum sırasına göre incelenmesi

Çalışmamızın amacı, kardeş sayısı ve doğum sırasını savunma mekanizmaları açısından incelemektir. Diyarbakır ve Antalya illerinden elde edilen verilerle iki ayrı örneklem grubu ile çalışılmıştır. Diyarbakır'dan 143 (%47,7) kişi, Antalya'dan 157 (%52,3) kişi olmak üzere toplam 300 kişinin verileri katılmıştır. 1994-2000 yılları arasında doğan katılımcıların yaş ortalaması 1997.22 (SS= 1.59) iken 153'ü (%51) kadın, 147'si (%49) erkektir. Çalışmamızda veri toplama aracı olarak cinsiyet, yaş, kardeş sayısı ve doğum sırası bilgilerin sorulduğu sosyodemografik bilgi formu ile Andrews ve arkadaşları (1993) tarafından geliştirilen yirmi savunma mekanizmasını ölçen Savunma Biçimleri Testi (SBT-40) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Gruplar arasında cinsiyete göre farklılaşma olup olmadığına bakmak için bağımsız örneklem t-test; kardeş sayısı ile savunma mekanizmaları arasındaki ilişkiye bakmak için Pearson korelasyon analizi; doğum sırasına göre savunma mekanizmalarını karşılaştırmak için tek yönlü varyans analizi ve post hoc test olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık derecesi 0.05 olarak alınmıştır. Sonuçlara göre, gruplararasında cinsiyete göre farklılaşma bulunmaktadır. Diyarbakırda yaşan kadınlar Antalya'da yaşayan kadınlara oranla ilkel mekanizmaların çoğunu (yansıtma, pasif saldırganlık, fantezi, yer değiştirme, bölünme, rasyonelleştirme, bedenselleştirme); nevrotik mekanizmalardan yapma bozma ve karşıt tepki geliştirmeyi; olgun mekanizmalardan mizahı daha çok kullanmaktadır. Diyarbakır'da yaşayan erkekler Antalya'da yaşayan erkeklere göre nevrotik mekanizmalardan yapma bozmayı ve ilkel mekanizmalardan bedenselleştirmeyi daha çok kullanmaktadır. Kardeş sayısı ve savunma mekanizması arasındaki ilişkiyi analiz eden Pearson korelasyon analizinden sonra, Diyarbakır örnekleminde mizah, beklenti, altruizm, pasif saldırganlık, dışa vurma ve bedenselleştirme mekanizmaları kardeş sayısı ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Antalya örnekleminde kardeş sayısı ile mizah ters yönde; dissosiyasyon pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Diyarbakır örnekleminin doğum sırasına göre karşılaştırılmasına ilişkin tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre olgun mekanizmalardan mizah, ilkel mekanizmalardan yansıtma ve pasif saldırganlık doğum sırasına göre değişmektedir. Gruplararası post-hoc analiz sonuçlarına göre, ilk ve ortanca doğan katılımcılar son doğan katılımcılara göre mizahı daha sık kullanmaktadır. İlk doğan katılımcılar ortanca ve son doğanlara göre yansıtma mekanizmasını daha sık kullanmaktadır. İlk doğan katılımcılar son doğan katılımcılara göre pasif saldırganlık mekanizmasını daha sık kullanmaktadır. Antalya örnekleminin doğum sırasına göre karşılaştırılmasına ilişkin tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre, altruizm gruplararasında değişmektedir. Bonferroni sonuçlarına göre, ortanca doğan katılımcılar ilk doğanlara oranla altruizmi daha sık kullanmaktadır. Özetle, cinsiyet, kardeş sayısı ve doğum sırası savunma mekanizmalarının kullanımı açısından etkin faktörler olarak görülmektedir. Bunun yanında, iki örneklem karşılaştırmasından elde ettiğimiz sonuçlardan hareketle, sosyokültürel faktörlerin de savunma mekanizmalarının gelişimi ve kullanımı açısından belirleyici etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

AntalyaDiyarbakırDoğum sırası+2
Mehmet Aras
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Temiz üretim uygulamaları: Antalya organize sanayi bölgesinde ISO 14001 çevre yönetim sistemi uygulayan firmalar üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı Antalya Organize Sanayi Bölgesi'ndeki (AOSB) işletmelerde ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi'nin (ÇYS) benimsenmesinde etken olan faktörleri ve uygulama sonucu elde edilmesi beklenen iyileşmeleri ele almak ve bunların firma özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Bu çalışma, temiz üretim, sürdürülebilirlik, Çevre Yönetim Sistemleri gibi kavramları literatürden yararlanarak açıklamış; ISO 14001 ÇYS'nin reel sektörde uygulanma sebeplerini araştırarak sonuçları, firma özelliklerine göre ayrıştırabilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Firmaların ISO 14001 ÇYS'ye geçişlerinde etken olan faktörler; finansal faktörler, çevre ile ilgili faktörler, rekabet ile ilgili faktörler ve paydaşlara yönelik faktörler olmak üzere dört başlık altında incelenmiştir. Firmaların ISO 14001 ÇYS uygulamaları sonucu elde ettikleri iyileşmeler; çevre yönetim faaliyetlerinde elde edilen iyileşmeler ve firma genel performansına yönelik etkiler olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir. Bu faktörlerin firma özelliklerine göre değişkenlik gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla 14 hipotez oluşturulmuştur. Araştırma için anket yöntemi seçilmiş; daha önce Türkiye çapında uygulanan bir çalışma Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nde gerçekleştirilmiştir. Anket yöntemiyle toplanan veriler bağımsız örneklemler T-Testi, tek yönlü varyans analizi (Analysis of Variance-ANOVA), Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis Testi gibi istatistiksel yöntemlerle her alt ölçek için ayrı ayrı analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ISO 14001 ÇYS'ye geçişte etken olan finansal faktörlerin ihracat yapma durumuna göre, çevre ile ilgili faktörlerin çalışan sayısına göre, rekabetle ilgili faktörlerin sektöre göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Firma beyanlarına göre, ISO 14001 ÇYS'nin uygulanması sonucu çevre yönetim faaliyetleriyle ilgili süreçlerde elde edilen iyileşmelerin çalışan sayısına göre, firma genel performansına yönelik iyileşmelerin satış hasılatlarına göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.

AntalyaISO 14001Organize endüstri bölgesi+6
Gül Ekşi
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects