Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Ağır astım hastalarında biyolojik ajan tedavisinin anksiyete ve depresyon skorları üzerine etkisi

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Astım ataklar şeklinde gelen nefes darlığı, öksürük, hışıltılı solunum ve göğüste sıkışma hissi gibi semptomlarla ortaya çıkan, havayolu inflamasyonu ile karakterize heterojen kronik bir hastalıktır. Uygun olan en yüksek dozda ilaç uygulanmasına, hastanın uyumunun tam ve inhaler tekniğinin doğru olmasına, komorbid durumların tedavi edilmesine ve çevresel, mesleki temasın ortadan kalkmasına rağmen kontrol altına alınamayan veya bu koşullar altında ilaç dozu düşürüldüğünde kontrolu bozulan astım grubuna ağır astım denir. Astımın en iyi bilinen endotipi hava yolu ve periferik kan eozinofilisine eşlik eden Th2 sitokinlerin varlığı ile karakterize Tip 2 astımdır. Bu hasta grubunda omalizumab (anti IgE) ve mepolizumab (anti IL5) gibi biyolojik ajan tedavisi uygulanabilmektedir. Astım en sık görülen kronik hastalıklardan biri olup, hastaların yaşam kalitesini etkileyen, tedaviye uyumlarını bozan psikiyatrik semptomlara neden olabilir. Depresyon ve anksiyete başta olmak üzere psikiyatrik bozukluk görülme sıklığı zor astımlı hastalarda %25-49 olarak bildirilmiştir. Astımlı hastalarda psikiyatrik bozukluklar geliştiği ile ilgili çok sayıda çalışma varken, özellikle ağır astım tedavisi alan olgularda tedavinin psikiyatrik bozukluklara etkisini gösteren çalışma çok kısıtlıdır. Çalışmamızın ana amacı ağır astım tanılı biyolojik ajan kullanan hastalarla biyolojik ajan kullanmayan ağır astım tanılı hastaların anksiyete bozukluğu ve depresyon durumunun anksiyete ve depresyon skorları kullanılarak kıyaslanmasıdır. Çalışmamızın ikincil amacı; Biyolojik ajan olarak omalizumab ve mepolizumab alan olgular arasında da anksiyete bozukluğu ve depresyon durumunu kıyaslamaktır. Bu çalışmaya, 01.01.2020 ve 19.01.2023 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Göğüs Hastalıkları kliniğine yatan veya polikliniğe başvuran ağır astım hastaları alınmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Veri toplama aracı olarak, ilgili literatür doğrultusunda geliştirilen araştırmacı tarafından hazırlanan 29 soruluk anket formu, 21 soruluk Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve 14 soruluk Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 21.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. ix Çalışmaya 46 kadın, 23 erkek olmak üzere toplamda 69 ağır astım olgusu dahil edilmiştir. Olguların yaş ortalaması 53,4±13,5 yıl bulunmuştur. Olguların %8,7'sinin (n=6) aktif, %11,6'sının (n=8) pasif sigara tükettiği, %63,8'inin (n=44) sigara tüketmediği, %15,9'unun (n=11) exsmoker olduğu, sigara tüketenlerin ise ortalama 5,1±9,2 paket/yıl tükettiği, %2,9'unun (n=2) VKİ'nin <18.5 kg/m2, %17 4'ünün (n=12) 18.5-24.9 kg/m2, %36,2'sinin (n=25) 25-29,9 kg/m2, %43,5'inin (n=30) ≥30 kg/m2 olduğu tespit edilmiştir. Olguların %63,8'inde (n=44) kronik hastalığın var olduğu görülmüştür. Olguların tedavi öncesi ve tedavi sonrası SFT parametreleri karşılaştırıldığında FEV1/FVC, FEV1, FVC değerlerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür. Atak sayısı, eozinofil mutlak değeri, eozinofil yüzde değeri, total IgE, spesifik IgE pozitifliği, deri prick testi pozitifliği Grup 1 (biyolojik ajan alan) ve Grup 2 (biyolojik ajan almayan) olgular arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklı bulunmuştur. Grup 1 ve Grup 2 olgular arasında BAÖ, HAD A ve HAD D puanları karşılaştırıldığında tüm puanların Grup 1'de istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük olduğu görülmüştür. Omalizumab ve Mepolizumab alan olgular arasında BAÖ, HAD A ve HAD D puanları karşılaştırıldığında HAD D puanı Omalizumab alanlarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Astım ve zor astım epidemiyoloji çalışmalarına bakıldığında; ciddi astımın daha ileri yaşta kadın baskın cinsiyet olarak karşımıza çıktığı, obezitenin yaygın görüldüğü, hastaların çoğunluğunun hiç sigara içmediği literatür bilgisiyle çalışmamız verileri uyuşmaktadır. Çalışmamızda; eozinofil mutlak değer ortanca değeri 600,0 (70,0-3730,0), eozinofil yüzde ortanca değeri 6,7 (,8-30,0), total IgE ortanca değeri 161,0 (3,3-2205,0) olarak bulunmuş ve biyolojik ajan alan hastalarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Çalışmamızda olguların tedavi öncesi ve tedavi sonrası SFT parametreleri karşılaştırılmış, tedavi öncesi ve tedavi sonrası arasında SFT parametreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark saptanmıştır. Bu sonuçlar bize çalışmamız sonuçlarının literatürdeki diğer çalışma sonuçları ile büyük ölçüde uyumlu olduğunu göstermektedir. Çalışmamız sonuçları değerlendirildiğinde biyolojik ajan alan ve almayan olgular arasında BAÖ, HAD A ve HAD D puanları karşılaştırılmış, biyolojik ajan alan olgularda BAÖ, HAD A ve HAD D puanları istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır. Çalışmamız sonuçlarının literatürdeki diğer çalışma sonuçları ile büyük ölçüde uyumlu x olduğu görülmektedir. Tüm bu çalışma sonuçları bize biyolojik ajan tedavisinin depresyon ve anksiyete bozukluğu gelişimi açısından risk altında olan astım hastalarında yarar sağladığını, yaşam kalitesini arttırdığını ve ruh sağlığı bozukluğu belirtilerini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ağır Astım, Anksiyete, Biyolojik Ajan Tedavisi, Depresyon.

Yazar

Esra Çöl

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Esra Çöl (Tıpta Uzmanlık Tezi). Ağır astım hastalarında biyolojik ajan tedavisinin anksiyete ve depresyon skorları üzerine etkisi, 2023, Aydın Adnan Menderes University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Aydın Adnan Menderes University tezlerinden daha fazlası