DoktoraAçık Erişim

Beycesultan ve Laodikeia örneklerinden hareketle kazı alanlarındaki arkeolojik koruma olgusunun değerlendirilmesi

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2019
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Arkeolojik kazılarda açığa çıkarılan kalıntılar gömü ortamındaki stabil koşulların aksine açık havadaki atmosferik şartlardan hızla etkilenerek bozulmaya başlarlar. Bu noktada ortaya çıkan bozulma reaksiyonlarının tamamı suyun varlığında kendini göstermektedir. Su atmosferik gazlarla etkileşime geçtiğinde meydana gelen asit formdaki ikincil ürünler yağışlarla kalıntı yüzeylerine taşınarak kimyasal bozulmalara neden olurken, artan sıcaklığın etkisiyle suyun buharlaşması veya soğuk havada donması sonucunda ise kalıntılarda geri dönüşü mümkün olmayan fiziksel bozulmalar kendini göstermektedir. Beycesultan Höyüğü ve Laodikeia Antik Kenti'nde bunun gibi hızla gelişen bozulma mekanizmalarına karşı "Basit Koruma" veya "Önleyici Koruma" adını verdiğimiz oldukça etkili koruma çözümleri geliştirilmiştir. Ana materyal olarak kazı toprağının kullanıldığı uygulamalar sayesinde kalıntılar özellikle donma-çözünme, ıslanma-kuruma ve tuz kristalizasyonu gibi döngüsel devam eden bozulma hadiselerden etkilenmeden geçici olarak korunabilmektedir. Arkeolojik alanlarda açığa çıkarılan kompleks nitelikli yapıların kalıcı ve sürdürülebilir biçimde korunması ise daha kapsamlı bir çabayı zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda Laodikeia Kilisesi örneğinde olduğu gibi anıtı oluşturan yapısal unsurların belgelenerek kayıt altına alınması ve özgün malzeme özelliklerinin ayrıntılı analizlerle ortaya koyulması oldukça önemlidir. Onarımlarda özgün yapıyla uyumlu geleneksel malzemelerin kullanılması ve yapılan uygulamaların tersinir olması gereklidir. Yıkıntı vaziyetteki mimari öğelerin ayağa kaldırılmasında anastylosis esasına bağlı kalınması ve zorunlu haller dışında yeni malzeme kullanımının tercih edilmemesi büyük önem arz etmektedir. Statik noksanlıkların tamamlanmasında çimento veya sentetik imitasyonlar yerine doğal taş uygulamalarından faydalanılmasına ve fikirsel sunum kaygısıyla gerçekleştirilen tümlemelerde ise uygulama alanının sınırlı tutulmasına özen gösterilmelidir. Çalışmalarda ayrıca anıtın tarihi kimliği ile farklı evre ve olaylara ilişkin izlere zarar verecek müdahalelerden kaçınılmalıdır. Anıt üzerinde kalıcı koruma örtüsü gibi sürdürülebilir koruma önlemlerinin alınması durumunda yalın strüktürdeki tasarımlar tercih edilerek ziyaretçilerin ve kalıntı grubunun arkeolojik sahadan soyutlanmasının önüne geçilmelidir.

Yazar

Çağrı Murat Tarhan

Kurum

Ege University
Ege University
Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Bilim Dalı

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Çağrı Murat Tarhan (Doktora Tezi). Beycesultan ve Laodikeia örneklerinden hareketle kazı alanlarındaki arkeolojik koruma olgusunun değerlendirilmesi, 2019, Ege University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Ege University tezlerinden daha fazlası