Arkeoloji

171 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılları kazı buluntuları

Bu çalışmada Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılı kazılarında ele geçen küçük buluntuların ve mimari birimlerin değerlendirilmesi konu edilmiştir. Coğrafi konumu itibariyle önemli yolların kavşak noktasında bulunan Karacahisar Kalesi Ortaçağ'da, Bizans Devleti ve Osmanlı Beyliği için stratejik bir nokta olmuştur. Osman Bey'in 1288 yılında bu kaleyi fethetmesiyle birlikte Osmanlı Beyliği kendi varlığını ve gücünü bölgede hissettirmeye başlamıştır. Karacahisar Kalesi alındıktan sonra Osmanlı Beyliğinin fetihleri sürekli devam etmiş ve Beylikten, güçlü bir imparatorluğa doğru yol almıştır. Bu çalışma kapsamında beş farklı çalışma alanı ve çok sayıda küçük buluntu değerlendirmeye alınmıştır. Küçük buluntulara ve mimari verilere bakıldığında, Karacahisar Kalesi'ndeki yerleşim dokusunun Ortaçağ'da daha yoğun olduğu ve 15. yüzyıldan sonra kalenin kullanımın azaldığı ileri sürülebilir. Daha sonraları kullanılmayan kalenin zamanla çoğu bölümleri yıkılmıştır. Hala devam eden arkeolojik kazılar sonucunda kalenin toprak altında kalan kısımları, gün ışığına çıkarılmaktadır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+6
Meydan Palalı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Side Tykhe Tapınağı

Bu tezin konusunu Pamphylia bölgesinde yer alan Side antik kentinde bulunan Tykhe Tapınağı'nın arkeolojik veriler ışığında detaylı incelenmesi oluşturmaktadır. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tezin giriş bölümüdür. İkinci bölümde Pamphylia Bölgesi ve Side Kenti'nin coğrafi konumları Side şehri, şehrin tarihçesi ve şehirde yapılan araştırmaların tarihçesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Tykhe Tapınağı'nın konumu ve çevresinden bahsedilmiş, tapınak üzerine yapılan ilk araştırmalar anlatılmış ve modern bilimsel araştırmalardan bahsedilmiştir. Ayrıca tapınağın mimarisi detaylı olarak ele alınmış, yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilerden yararlanarak tapınağın tarihlendirilmesi yapılmış ve Side Kenti'ndeki Tykhe kültünden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise Yunan ve Roma mimarilerinde dairesel planlı yapıların bilinen örnekleri ele alınmış ve bu örnekler ile Side Tykhe Tapınağı'nın mimari ve işlevsel olarak karşılaştırması yapılmıştır. Beşinci ve son bölüm ise çalışmanın sonuç bölümüdür. Bu bölümde tezin konusu üzerine genel bir değerlendirme yapılmış ve son araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Pamphylia, Side, Tyche Tapınağı, Roma Mimarisi

Antalya-SideArkeolojiBizans mimarisi+5
Mehmet Baran Yürük
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Osmanlı arkeolojisinin gelişimi

Bu çalışmada Osmanlı arkeolojisinin Türkiye'deki gelişim süreci irdelenmiştir. Son yıllarda Osmanlı araştırmalarına artık arkeoloji de dâhil olmuştur. Her ne kadar uzun süredir Osmanlı dönemiyle ilgili arkeolojik kazılar gerçekleştirilse de, bir disiplin olarak anılmaya son yıllarda başlamıştır. Tezde, Osmanlı arkeolojisinin Türkiye'de arkeolojinin diğer alanlarına göre neden daha geç ve yavaş geliştiği konusu sorgulanacak, Osmanlıların egemenlik sürdüğü Avrupa ülkelerindeki belli başlı bazı çalışmalar irdelenmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda Türkiye'de gerçekleşen Osmanlı dönemi kazılarının tespit edilmesi tezin önemli çıktılarından birini oluşturmaktadır. Tezde, kazı sonuçları toplantılarından elde edilen bilgiler başta olmak üzere, konu ile ilgili birçok çalışma ve tartışma karşılaştırılmalı olarak sunulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma Türkiye'de gerçekleşen ve Osmanlı dönemine ait veri sağlayan başta ortaçağ odaklı kazılar olmak üzere, araştırma amacı daha erken dönemler olan arkeolojik kazılar ile Osmanlı dönemi arkeolojik çalışmaları ve ayrıca yurtdışındaki belli başlı bazı Osmanlı dönemi kazı ve yüzey araştırması çalışmaları ile sınırlandırılmıştır. Türkiye'de asıl amacı Osmanlı dönemine ait veri toplamak olan kazılar tespit edilerek, bu kazıların yapılış amacı irdelenmiş ve Osmanlı tarihi ile arkeolojisine olan potansiyel katkıları ortaya konulmuştur.

ArkeolojiOsmanlı DönemiTarihsel gelişim+1
Ercan Semih Er
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit heykelleri

Hitit Devleti M.Ö 18. yüzyıl ile M.Ö. 12. yüzyıl arasında geniş bir yayılım alanına sahip olmuştur. Genel olarak Kızılırmak kavsi içinde yaşadıkları bilinse de ana nokta bu bölgeden ibaret olmakla birlikte zaman zaman batıda düşmanlarını Ege Adalarına kadar sürdükleri, güneyde Kizzuvatna bölgesinin onların vasalı olduğu, hatta Babil'e kadar ilerledikleri bilinmektedir. Haliyle kültürel anlamda geniş bir coğrafyayı da etkilediği ve bu bölgelerin kültürlerinden de etkilendikleri ortadadır. Kültür ve sanata dair etkileşimler sonucunda ortaya birçok kültürel miras ürünü çıkmıştır. Çalışmamız bu eserlerin bir kısmını oluşturan heykelcikler üzerine olacaktır. Çalışmamızın konusu günümüze kadar ortaya çıkan Hitit devletinin insan figürlü heykellerinin tipolojik olarak incelenmesi, tanrılar ve insanlar arasındaki tasvir farklılıklarının anlaşılabilmesi ve Hitit çivi yazılı metinlerinde anlatılan heykel tasvirleri ile ele geçen heykellerin benzerliklerinin ortaya konulması yönünde olacaktır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerHeykel+4
Esra Cam Özveri
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üçgöl kaya odası mezarları duvar resimleri

Üçgöl Kaya Odası Mezarları, Gaziantep İli, Yavuzeli İlçesine bağlı Üçgöl Mahallesi'nin 600 metre batısında yer almaktadır. Gaziantep Müze Müdürlüğünce 2016 yılında yapılan kurtarma kazısı sonucunda Roma Dönemi'ne tarihlendirilen iki adet kaya odası mezarı temizlenerek ortaya çıkarılmıştır. Bu mezar odalarının iç kısımları yüksek kalitede duvar resimleriyle süslüdür. Yapılan bu çalışmayla Üçgöl Kaya Odası Mezarları özelinde kaya mezarları, duvar resimlerinin tarihsel gelişimi, yapım teknikleri ve kullanılan renkler, Roma Dönemi resim atölyeleri ve stil evreleri hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Ayrıca teze konu olan duvar resimleri Gaziantep, Gaziantep çevresinde ve diğer yerlerdeki duvar resimleri, mozaikler ve stellerle karşılaştırılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+4
Mehmet Sait Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik yerleşimlerin sayısal olarak modellenmesi ve etkileşimli sanal çevrede görselleştirme yöntemleri: "Bodrum Pedasa örneği"

Gelişen ve yenilenen teknoloji, bir çok disiplinde olduğu gibi mimarlık ve arkeolojide de görselleştirme ve sunumun önemini arttırarak, kullanılan tekniklerin ve ortamların, niteliğini ve şeklini değiştirmektedir. Arkeolojik ve tarihi yerleşimlerdeki alan çalışmalarında gelişen teknolojiyle birlikte, mimarların rolü de değişmektedir. Artık mimarlar, her aşamada diğer disiplinlerle karşılıklı iletişim içinde kazıya yön verebilmektedirler. Arkeologlardan ve araştırmalardan elde edilen bilgiler, bilgisayar ortamında gerçekçi simülasyonlara dönüştürülerek, gerçekçi ortamlarda arkeologlara ve ziyaretçilere sunulmakta, böylelikle hem arkeologlar uygulama öncesi kazı deneyimi yaşayarak, yorumlama kabiliyetlerini arttırabilmekte, hem de ziyaretçilere, bölgenin inşa edildiği tarihteki durumu, yaşam koşulları, yaşam kültürü, insanları hakkında gerçekçi sunumları, etkileşimli ve sarmalayan çevrelerde deneyimleyebilme imkanı sağlanabilmektedir. Arkeolojik ve tarihi yerleşimlerle ilgili bu tarz çalışmalar dünya genelinde yaygın olmasına rağmen, ülkemizde çok fazla uygulanmamaktadır. Uygulanan çalışmalar da yurtdışında yapılmış diğer çalışmalarla karşılaştırıldığı zaman, görsellik ve sunum açısından zayıf kalmaktadırlar. Bu tez çalışmasında, araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi anlatıldıktan sonra, ilk bölümde arkeoloji ve mimarlık disiplinlerinin kesiştikleri noktalar ve alanlarla ilgili açıklamalar yapılmıştır. Bir sonraki bölümde, sanal mimari oluşturma teknikleri ayrıntılı bir şekilde anlatılarak, etkileşimli çoklu ortamlarla ilgili bilgi verilmiştir. Bu bölümdeki bilgiler aynı zamanda, gerçek zamanlı etkileşimli bilgisayar modeli oluşturma ve sunumuyla ilgili kapsamlı bir kaynak da oluşturmaktadır. Daha sonra arkeolojik yerleşimlerin dünya genelindeki sayısal çoklu ortamlarda modelleme ve görselleştirme çalışmalarına örnekler verilerek, yöntem, teknik ve süreçler incelenip analiz edilmiş, tablo ve şemalarla karşılaştırmalar yapılarak, projelerin nitelikleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İncelenen örnekler, kapsamları ve tez sonunda anlatılan pilot projeyle kesişimleri baz alınarak seçilmiş örneklerdir. Son olarak incelenen örneklerdeki yöntemler ve teknikler doğrultusunda, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Muğla Üniversitesi ortaklığında, Bodrum Pedasa Arkeolojik Yerleşimi'ndeki Çiftlik Evi'nin çoğul ortamda oluşturma ve sunma projesinin hazırlığında kullanılan yöntem ve teknikliklerle ilgili bilgiler verilerek süreç anlatılmış, araştırmanın niteliği ve önemi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Etkileşim, sanal gerçeklik, canlandırma, benzetim, görselleştirme, arkeoloji ve mimarlık

ArkeolojiMimarlık
Pınar Efe
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemlerini kullanarak Ceyhan Ovası'nda test alanlarında höyüklerin incelenmesi

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ UZAKTAN ALGILAMA VE COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİNİ KULLANARAK CEYHAN OVASINDA TEST ALANLARINDA HÖYÜKLERİN İNCELENMESİ FARIS DEMİR ARKEOMETRİ ANABİLİM DALI FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ Danışman : Doç.Dr. A. Oğuz DİNÇ Yıl: 2002 Sayfa: 115 Jüri : Doç.Dr. A. Oğuz DÎNÇ Yrd. Doç. Dr. K. Serdar GİRGİNER Yrd. Doç. Dr. Erhan AKÇA Ceyhan Ovasında günümüze kadar bölgenin sağlıklı bir kültür envanteri çıkarılamamıştır. Bu bölgede yayını yapılmış arkeolojik yerleşmelerin bulunduğu alanlarda tarım, hızlı yapılaşma, endüstriyel gelişme gibi olumsuz gelişmeler nedeniyle höyüklerin kısmen ya da tamamen düzlenmiş olması, yerlerinin arazide gezilerek tespitinin mümkün olmaması bizi yeni yöntemleri ve yeni teknolojileri kullanmaya yöneltmiştir. Bu çalışmada temel amaç; Uzaktan Algılama teknolojisi ile höyükleri tespit etmek, Coğrafî Bilgi Sistemleri teknolojisiyle de sorgulamalar ve analizlere yönelik hızlı erişilebilir etkin bilgi üretmektir. 1956, 1957 ve 1973 tarihli pankromatik hava fotoğrafları ve 21 Ocak 2000 tarihli Landsat 7-ETM uydu görüntülerinde belirli bir yükseltisi olan höyüklerin dışında, düzlenmiş veya alüvyon altında kalmış yeryüzü yüzeyi seviyesinde sıfır yükseltideki höyükler de tespit edilmiştir. 21 Ocak 2000 tarihli Landsat 7-ETM uydu görüntülerinde 3,4 ve 5. bantlar diğer bantlara göre daha fazla yansıma değeri, yani yeryüzeyi bilgisi taşıdığı ve höyüklerin diğer objelerden farklı yansıma değerleri verdiği tespit edilmiştir. Ayırım gücü az olan 6. ve 7. bant kullanılmamıştır. Aynım gücü fazla olan 8. pankromatik bant görsel algılamada görüntü zenginleştirme işleminde kullanılmıştır. Görüntü zenginleştirme işleminde Landsat 7-ETM 3,5 ve 8. bantlar ile Histogram Equalization ve Oto linear metodu kullanılmıştır. Eğitimsiz sınıflandırma işleminde ise Landsat 7-ETM 3,4, ve 5. bantlar ile 7 sınıf seçilerek gerçekleştirilmiştir. Eğitimsiz sınıflandırma işleminde höyükler, yollar, güncel yerleşimler ve kurumuş dere yatakları yansıma değerleri birbirlerine yakın olduğu için aynı sınıfta yer almaktadır. Sayısallaştırılmış haritalar ile çakıştırılmasıyla höyükler güncel yerleşimlerden, yollardan ve kurumuş dere yataklarından ayırt edilebilmektedir. Bu çalışmada seçilen 3 test alanında toplam 22 höyük tespit edilmiştir. Bunlardan 5 tanesi yeni bulunmuş olup kayıtlarda geçmemektedir. Doğa ve Fen Bilimleri yöntemlerini kullanan arkeometrik çalışmalar arkeolojik araştırmalarda göz ardı edilmemesi gereken bir araştırma yaklaşımıdır. Anahtar Kelimeler: Ceyhan Ovası, Arkeoloji, Höyük, Uzaktan Algjlama, Coğrafi Bilgi Sistemleri.

ArkeolojiCeyhan OvasıCoğrafi bilgi sistemleri+2
Faris Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Geç Hitit Dönemi stelleri

Anadolu topraklarında M.Ö. 1650-1200 yıllarında yaşamış olan Hititler kendine özgü, Yakındoğu'da benzeri olmayan ve birçok uygarlığın karışımı ile sentezlenmiş, yüksek düzeyde bir uygarlık yaratmışlardır. Hitit İmparatorluğu'nun M.Ö. 1200 yıllarında çeşitli etkenler nedeniyle yıkılmasının sonucunda M.Ö. 700 yıllarına kadar varlığını sürdürmüş olan Geç Hitit Şehir Devletleri kurulmuş ve bu şehir devletleri kendinden önceki ve çağdaşı diğer uygarlıkların sanatsal özelliklerinden etkilenerek ve de kendi özgünlüğünü de katarak günümüze kadar ulaşabilen tasvirli sanat eserleri bırakmışlardır.Geç Hitit Şehir Devletleri taş yontu sanatında gelişmişler ve özellikle bazalt malzemeden yapılmış olan birçok tasvirli sanat eseri üretmişlerdir. Söz konusu eserlerin üzerinde insan ve hayvan figürleri ile diğer tamamlayıcı nesne betimlemeleri gösterilmiştir. Bu tasvirli sanat eserleri ile Geç Hitit Şehir Devletleri'nin gelenekleri, ikonografisi, günlük alışkanlıkları ve yaşam biçimleri öğrenilmiş ve sanatsal özellikleri incelenmiştir. Geç Hitit Sanatı eserleri arasında yer alan steller üzerinde farklı statülere sahip birçok figür yaşamı içinde, duygularını ve diğer uygarlık sanatsal özellikleri ile gösterilmiştir.Geç Hitit Dönemi sanatsal özelliklerini gösteren steller arkeolojik kazılarla çok sayıda bulunmuştur. Bu stellerin çoğunluğu müzelerde bulunmaktadır. Bu çalışmada Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan steller incelenmiştir. Steller müzeye satın alma yoluyla gelmiştir.Anahtar Kelimeler: Adana Arkeoloji Müzesi, Geç Hitit, Taş Eserler, Steller

AdanaArkeolojiArkeoloji müzeleri+5
Özlem Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Smyrna-Bayraklı tarım endüstrisi ve teknolojisi

İzmir İli, Bayraklı İlçesi sınırları içerisinde yer alan Eski Smyrna (Bayraklı Ören Yeri) Kenti İzmir'in kent olarak kurulan en eski yerleşim yeri olarak kabul edilmiştir. 1948 yılından itibaren sürdürülen arkeolojik çalışmalar neticesinde kentte, Erken Tunç Çağı'ndan Hellenistik Döneme kadar kesintisiz yerleşimin olduğu anlaşılmıştır. Kuzeyinde Sipylos'un koruduğu güvenli bir alana ve batısında Ege Denizi'ne açılan limana elverişli bir körfeze sahiptir. Doğusunda tarıma elverişli düzlükler bulunmaktadır. Bu nedenlerden dolayı Erken Tunç Çağı'ndan itibaren İzmir Körfezi'nin en önemli yerleşim alanlarından biri haline gelmiş ve MÖ VII. yüzyılda oldukça parlak bir dönem yaşamıştır. Eski Smyrna Kenti'nin sakinlerinin temel geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılık olduğu bilinmektedir. Tarımsal ürünlerden özellikle tahıl, zeytin ve üzümün ağırlıklı olarak tüketilmiş olduğu düşünülmektedir. Tarımsal ürünlerin tüketime hazırlanma sürecinde kullanılan tahıl öğütme taşları, üzüm ve zeytinde kullanılan taş pres hazneleri ve birçok kullanım alanına sahip olan mortarlar (havanlar) ve taş kaplar bu tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Tez kapsamında eski kazılar ve 2014 sonrası kazı çalışmaları sırasında açığa çıkarılan öğütme taşları ve üretim sırasında kullanılan farklı taş kaplar incelenmiştir. Söz konusu öğütme donamları; tahıl, şarap ve zeytinyağı üretiminde kullanılan basit üst öğütme taşları, Olynthos tipi öğütme taşları, alt öğütme taşları, pres hazneleri, mortlarlar ve taş kaplar başlıkları içerisinde değerlendirilmiştir.

ArkeolojiTarım endüstrisi
Senem Şimşek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilikçi tarih öğretiminde arkeolojinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı sosyal bilimlerin içerisinde yer alan arkeoloji biliminin tarih ve sosyal bilgiler ders öğretimlerinde yenilikçi ve yapılandırmacı bir yaklaşım ile değerlendirilmesi sürecinden meydana gelmektedir. Bu ders içerikleri ve müfredat programlarında arkeoloji temelli konu, kavram ve kazanımlarının ne derece var olduğu; arkeolojinin tarih ve sosyal bilgiler derslerindeki etki alanı ele alınmıştır. Tarih ders içerikleri ve öğretim programlarında arkeoloji disiplinin yansımaları üzerinde durularak geleneksel eğitim yaklaşımlarının aksine yenilikçi tarih öğretim yaklaşımlarında arkeolojinin daha fazla yer dinmesinin gerekliliği aktarılmaya çalışılmıştır. Ders içeriklerindeki arkeoloji konu kavram ve kazanımların varlığının kalıcı tarihsel öğrenmeye etkisi açıklanmıştır. Tarih ve arkeoloji disiplinlerinin sınıf ortamı, okul dışı mekânlarda birlikte ele alınmasının kanıt temelli öğrenmeler üzerindeki etkileri eğitim öğretim boyutları ile aktarılması amaçlanmaktadır. Araştırma ile ilgili yurt içi ve dışındaki kaynaklar, belgeler, verilerle doküman analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler belirli düzlemde taranarak arkeoloji vurgusunun tarih ve sosyal bilgiler derslerinde daha fazla yer verilmesinin öğrencilerin tarihi ve geçmişi kalıcı öğrenmeler ile sağlayacağı gerekliliğini ortaya koymuştur. Türkiye'de, İngiltere ve Almanya'nın Thüringen eyaletlerindeki tarih ve sosyal bilgiler ders içeriklerindeki arkeoloji vurguları karşılaştırılıp yenilikçi tarih yaklaşımı doğrultusunda incelenmiştir. Tarihsel imgelemin arkeoloji etkinlik ve çalışmaları ile derslerdeki kalıcılığı üzerinde durulmuştur. Yenilikçi tarih öğretim programlarında arkeoloji ekseninin ve etki alanının geniş varlığı sonucunda öğrencilerde tarihsel öğrenmenin, tarihi değerleri korumanın, ulusal ve küresel tarihten yararlanmanın, tarihi bilince küçük yaşlardan başlanarak derinden sahip olma yolunda kalıcı izli öğrenmeler kazandırıldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji, Tarih, Tarih Öğretimi, Yapılandırmacı Yaklaşım

ArkeolojiDers programlarıSosyal bilgiler eğitimi+6
Rıdvan Ayaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kremna antik kenti savunma sistemleri Cilt I

Kremna, Burdur İli, Bucak İlçesi, Çamlık Köyü sınırlarındaki Hacıbağ Mahallesi'nde yer almaktadır. Kent, antik Pisidia Bölgesi'nin dağlık kentlerinden birisidir. Konumu ve savunma yapıları, zapt edilmesi güç kentlerin arasında gösterilmesindeki önemli faktörlerdendir. Bu çalışmada, Kremna'nın savunma sistemleri incelenmiştir. Buna göre kentin savunmasını oluşturan sur duvarları, kule yapıları ve bastionlar ile kapılar ve antik karayolları, ayrı başlıklar altında açıklanarak mimari ve askeri özellikleri yönüyle ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Kentin savunmasını somutlaştırmak için haydut lideri Lydius'un kenti işgalinden sonra Roma İmparatorluğu'nun kenti tekrardan hakimiyetine almak amacıyla kentin batısında askeri mühendislerine yaptırdığı kuşatma alanı ve ilişkili yapılar da çalışmaya dahil edilmiştir. Böylelikle kenti korumak için inşa edilen yapıların geniş bir bakış açısıyla tartışılması ve açıklanması sağlanmıştır. Ayrıca, kentin khorasındaki kırsal yerleşimler ve kırsaldaki alanın güvenliği için yapılmış yapılar incelenerek kent merkezindeki savunma yapıları ile stratejik ilişkileri belirlenmiştir. Bununla birlikte kent ve territoryumundaki yapıların arasında güçlü bir ilişkinin olduğu ve kırsal çevrede hareketli bir siyasi, askeri ve sosyo-iktisadi hayatın sürdüğü anlaşılmıştır. Bu konudaki çalışmalarda Pisidia Bölgesi'nin ve kentin tarihsel olaylarının, kentteki seramik ve metal buluntular gibi arkeolojik bulguların yanı sıra, Anadolu'daki ve Kıta Hellas'taki kentlerin savunma unsurlarının mimari ve askeri özellikleri analojileri yardımı ile incelenerek kentin savunma yapılarının yaklaşık tarihlendirilmesi yapılmıştır. Dolayısıyla Kremna'nın savunma sistemlerinin stratejik ve plan özellikleri ortaya çıkarılmış, kentin savunma olgusunun Hellenistik Dönem'den başlayarak Roma ve Bizans dönemlerine kadar aktif bir şekilde kullanıldığı ve yapısal değişimlere uğramasına rağmen korunduğu sonucuna varılmıştır.

Antik şehirlerArkeolojiArkeolojik alanlar+4
Salih Soslu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Metropolis Aşağı Hamam Palestra kazılarında bulunan Hellenistik dönem seramikleri

Metropolis antik kenti; İzmir ilinin Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasındaki bir tepede yer almaktadır. Tez konusunu oluşturan buluntuları kentin kurulmuş olduğu tepenin doğu yamacında konumlandırılmış Aşağı Hamam-Palaestra yapısına ait Hellenistik Dönem seramikleri oluşturmaktadır. 2003-2006, 2008-2016 ve 2018 yılları arasında yapılan kazı çalışmaları sonucu ele geçen Hellenistik Dönem'e ait seramik gruplarından 280 parça kataloğa alınmıştır. Metropolis Aşağı Hamam-Palaestra yapısı Hellenistik Dönem seramikleri on grup altında incelenmiştir. Bu gruplar tam astarlı, Batı Yamacı Stili, kalıp yapımı kaseler, beyaz zeminli seramikler olarak ayrılmaktadır. Form olarak ise kaseler, tabaklar, kantharoslar, kraterler, lagynolar, Unguentariumlar, kandiller, amphoralar ve chytralar yer almaktadır. Bu formlar içerisinde tabaklar ve kalıp yapımı kâseler buluntu yoğunluğunu oluşturmaktdır. Bu gruplar içerisinde en erken MÖ 4. yüzyıl örnekleri yer alırken en geç MÖ 1. yüzyıl başına tarihlenen örnekler yer almaktadır. Gruplar arasında en yoğun buluntular ise MÖ 2. yüzyıla ait parçalardır. Anahtar Kelimeler: Metropolis, Aşağı Hamam-Palaestra, Hellenistik Dönem Seramikler

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+6
Esra Sağun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nden bir grup Roma Dönemi sikkesi

Gaziantep Arkeoloji Müzesi gerek satın alma yoluyla gerekse kazıdan gelen sikkelerle her yıl çok sayıda sikke toplamakta ve koleksiyonunu zenginleştirmektedir. Bu çalışma Gaziantep Arkeoloji Müzesi sikke koleksiyonuna satın alma yoluyla kazandırılan bir grup Roma İmparatorluk Dönemi sikkesini konu edinmektedir. Konu kapsamında müzeye 2002 yılında getirilmiş 50 adet sikke incelenmiştir. Bu sikkeler Philippus I'den Licinius I'e kadar kronolojik olarak dönemlerine göre ayrılıp, gruplandırılarak incelenmiştir. Yayınlanmış sikke katalogları ile incelenen bu sikkeler karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Anahatar kelimeler: Sikke, Roma, Darphane

ArkeolojiArkeoloji müzeleriArkeolojik eserler+3
Nazime Mehveş Gölge
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesinde yer alan Bizans dönemi sikkeleri

Bağımsız devlet olma vasfının temel unsurlarından birisi tarih boyunca para basma hakkıdır. Eski çağlarda ticaretin yapılması için devletlerin başlıca hedeflerinden birisi beklide en önemlisi madenlere sahip olmak ve para basamak olmuştur. Bu tezin amacı Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Bizans dönemine ait sikkeleri tanıtmaktır. Bu amaçla Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde yapılan araştırmada çalışmaya yön verecek olan 2500 Bizans Sikkesi incelenmiştir.İncelenen sikkelerin Altın, Gümüş ve Bronz metallerden oluşan sikkeler kronolojik olarak tarihi belirlenmiştir. Sikkelerin hemen hemen tamamına yakını satın alma yoluyla müzeye kazandırılmıştır. Satın alma dışında müzeye kazandırılan sikkeler arasında hediye ve zoralım ( istirdat ) yönetimiyle alınan sikkeler oluşturur. Sikkeler üzerinde yapılan incelemede sikkelerin büyük bir kısmının silik olduğundan okunamadığı gözlemlenmiştir. Bazı sikkelerin ise oldukça korozyonlu olmasından dolayı sikke ikonografisi belirlenememiştir. Müzedeki sikkeler Genel olarak V. yüzyıl ile VII. yüzyıl arasında kesintisiz olarak devam etmektedir. Kahramanmaraş müzesinde yer alan Bizans sikkelerinin önemli bir kısmını ise "Anonim Follisler" oluşturmaktadır. Yüz yıl gibi bir dönemi (970–1072) kapsayan bu follisler Müzede A2, B, C, D, G,I ve İ Grubu ile adlandırılmıştır. Ayrıca katalog içerisindeki 1494 sikkenin Envanter numarası belirtilmiş, Müzeye geliş şekli ve tarihi belirlenerek ağırlık ve çapları belirlenmiştir. Bu uygulama ile sikkelerin daha iyi tahlil edilmesi amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerBizans Dönemi+5
Mehmet Güriçin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ 3. ve 2. binyıl Kuzey Suriye'de kentleşme süreci

Kent ve kentleşme tanımı üzerine birçok bilim insanı tarafından farklı fikirler öne sürülmüştür. Tarihte ilk kentlerin MÖ 4. binyılda Güney Mezopotamya'da doğduğu birçok araştırmacı tarafından kabul edilmiştir. Güney Mezopotamya kökenli kültürün kuzeye yayılımı da Uruk yayılımı olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde güney karakterli özellikler kuzeyde de görülmeye başlamıştır. Bu yayılım dünyadaki ilk kolonizasyon hareketi olarak da bilinmektedir. Özellikle MÖ 4. binyılın sonu MÖ 3. binyılın başlarında Kuzey Suriye Bölgesinde Güney karakterli kentsel özellik gösteren yerleşim yerlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu çalışmada MÖ 3. ve 2. binyılda Kuzey Suriye'de kentsel özellik gösteren yerleşim yerleri ayrıntılı olarak incelenecektir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
Nagihan Bulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Metropolis aşağı hamam-palaestra cam buluntuları

İzmir İli, Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasındaki bir tepe ve yamaçlara kurulmuş olan Metropolis, Küçük Menderes ovasına hakim konumdaki bir yerleşimdir. Kentte 2003-2018 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Aşağı Hamam-Palaestra yapısı cam buluntuları bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Roma hamamlarının yalnızca halkın yıkanma ihtiyacını karşılamadığı, aynı zamanda yapıya palaestra (spor alanı), yeme içme ile ilişkilendirilebilecek tabernalar, portikolar eklenerek insanların sosyal ve kültürel paylaşımlarda bulundukları yapılar haline dönüştürüldüğü bilinmektedir. Böylece sadece yıkanma değil, aynı zamanda sosyalleşme alanları olan hamamlarda saptanan cam buluntular, bu farklı işlevleri yansıtan arkeolojik veriler olarak da anlam kazanmaktadır. Metropolis Aşağı Hamam-Palaestra kazılarında tespit edilen cam buluntular MÖ 1. yüzyıl'dan başlayarak MS 7. yüzyıl'a kadar geniş bir zaman dilimine tarihlenirken, cam vazo repertuarı ve cam mamüllerin kullanım biçimini aydınlatıcı nitelikte bir bütünlük göstermektedir. Bu kapsamda, kentin günlük hayatında oldukça yaygın bir kullanım yelpazesine sahip olduğu anlaşılan cam malzeme kullanım amacı ve bulundukları mekanlar göz önünde tutularak değerlendirilmiş, form repertuarı belirlenerek tarihlendirmeleri yapılmıştır. Ayrıca, yine hamam kazıları sırasında tespit edilen pencere camı buluntuları ile yapının mimari çalışmalarına katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Arkeolojik veriler MS 4. yüzyılda hamam yapısının işlevini yitirmiş olduğunu ve ardından bir atelye alanına dönüştürüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu atelye alanında bir cam işliğine rastlanması, cam çalışmaları bakımından önem taşımaktadır. Adı geçen işliğe ait buluntular Geç Antik Dönem'de Batı Anadolu'daki bir cam işleme atelyesinin teknik özelliklerini, üretim biçimini yansıtması bakımından değer taşımakta ve çalışma kapsamında ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarCam+7
Emine Akkuş Koçak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tatarlı Höyük 2007-2016 yılları kazılarında açığa çıkarılan Hitit Imparatorluk dönemi seramikleri

Ovalık Kilikya'nın doğusunda yer alan ve bölgenin en büyük yerleşimlerinden birisi olan Tatarlı Höyük, çevresindeki bol su kaynakları ve doğal geçitlere olan yakınlığı ile jeopolitik açıdan oldukça önemli bir konuma sahiptir. MÖ II. binin ortalarında Kizzuwatna ismiyle karşımıza çıkan Çukurova Bölgesi'nin Kuzey Suriye ve Mezopotamya topraklarına yakınlığı Hitit dünyasıyla ilişkilerini beraberinde getirmiştir. Bu etkileşimin sadece siyasal değil ekonomik, kültürel ve dinsel boyutları da bulunmaktadır. Özellikle II. Suppiluliuma ile başlatılan Hitit İmparatorluk Döneminde Çukurova Bölgesi Hitit siyasi yayılımının bir parçası olarak karşımıza çıkar. Tatarlı Höyük'te bu yayılımın bir yansıması olarak öne çıkan buluntu gruplarından birisi de seramiklerdir. Bu çalışmada IVa tabakasında ele geçen ve yaklaşık olarak MÖ 14-13.yy'lar arasına tarihlenen seramikler ayrıntılı bir tipolojik sınıflama ile ele alınmış ve büyük çoğunluğu monokrom olan bu seramiklerde kullanılan hamur grupları tespit edilerek, arkeometrik analizlerle mikromorfolojik yapıları ortaya konmuştur. Özellikle tabak, çanak ve testi formlarıyla yapılan tipolojik karşılaştırmalar bu seramiklerin Hitit çekirdek bölgesi içinde yer alan merkezlerle büyük oranda benzerlik taşıdığını göstermektedir. Höyükte IVa tabakasına tarihlenen seramik fırınının varlığı ve arkeometrik sonuçların ortaya koyduğu volkanik kayaçların bozunumundan elde edilen kil ve minerallerin varlığı, bölgenin jeolojik yapısı da dikkate alındığında yerel bir üretimi işaret etmektedir. Bunun yanı sıra daha az oranda görülen boyalı parçalar OTÇ'ndan beri süregelen Suriye-Kilikya geleneğinin etkisinde yerel özelliklerle karşımıza çıkmaktadır. Tekil örnekler olmakla birlikte Ege ve Kıbrıs dünyasıyla bağlantıları gösteren seramik parçalar MÖ 14. yy içerisinde Tatarlı Höyük'ün çevre kültürlerle bağlantılı bir yerleşim olduğunun kanıtlarını sunmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Çukurova bölgesinde GTÇ IIa dönemi ile çağdaş olan Hitit İmparatorluk Döneminde, bölgenin seramik repertuarına ayrıntılı bir katkı sunulması amaçlanmış, yerleşimdeki Hitit etkisinin boyutları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+6
Özlem Girginer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eskiçağ tasvir sanatında müzik ve müzik aletleri

Günümüzde arkeoloji diğer bilim dalları ile çok yönlü ilişki içerisindedir. "Eski Çağ Tasvir Sanatında Müzik ve Müzik Aletleri" başlıklı tez çalışmasında içerisinde, arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirlerden, müzikal unsurlar, müziğin sosyal etkinlikler ve sosyal kurumlar için önemi, müzik grupları, müzisyenler, çalgılar, birbirleriyle ilişkileri, benzerlikleri araştırılmıştır. Yazılı tarihten önceki dönemden, Geç Antik Çağ başlangıcına kadar olan tarih süreci içerisinde, insanlık uygarlık tarihinin temellerinin atıldığı bugünkü Mezopotamya, Anadolu, Akdeniz, Mısır ve Avrupa topraklarında kurulmuş medeniyetlerden günümüze ulaşan arkeolojik buluntular üzerinde yer alan müzik ve müzik aleti tasvirli seramik, taş, madeni eserler, duvar resimleri, mozaikler, sikkeler, süs eşyaları vb. örnekler, litaretür taraması ve müzelerde yapılan gözlemler sonucunda incelenip, elde edilen veriler tezin kapsamında değerlendirilmiştir. Özellikle arkeolojik materyaller üzerinden müziğin ve müzik aletlerinin kültürel etkileşimleri, gelişimleri araştırılmış bu bağlamda kültürler üzerinde nasıl etkileri olduğu konusunda sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Muhakkak ki üzerinde müzik ve müzik aleti hakkında bilgi ve tasvir barındıran eserler en önemli kaynaklar olmuştur. Bunlar haricinde daha önce bu çalışmanın içerisinde yer alan başlıkları içerisinde barındıran akademik çalışmalar titizlikle incelenerek kullanılmıştır. Konu çok geniş bir coğrafyayı ve birçok eski kültürleri kapsadığı için, insanlıkla yaşıt olan müzik olgusunun geniş kitlelere yayılmasında, uygarlıklar içerisinde kendinden sonraki kuşaklara, resmi ve özel yaşantıda ne gibi uygulamalar yapılacağına dair görsel ve yazısal bilgilerin aktarılmasında, tasvir sanatının çok önemli bir araç olduğu kanısına varılmıştır. Bu konuda özellikle Türkiye'de yapılmış olan çalışmaların yetersizliği ve arkeolojik bakış açısıyla çalışmaların yapılmamış olması bu tez çalışmasının gerçekleştirilmesindeki en önemli nedendir. Daha sonra yapılacak olan akademik çalışmalara gerek yöntem gerekse içerik açısından bir alt yapı oluşturmak ise öncelikli amaçlarımızdan olmuştur. Yayınlarda arkeolojik materyaller üzerindeki müzik ve müzik aleti tasviri ile ilgili sahnelerin çözümlenmesi konusunda belirsizlik ve yanlışlıkların olduğu görülmektedir. Başlıca hata ve yanlışlıklar tasvirlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Daha sonra yapılacak olan çalışmalarda arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirler yorumlanırken, yapılması muhtemel hataların en aza indirilmesi amacıyla bazı öneriler getirilmiştir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+7
Ziya Özer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ovaören Demir Çağı mimarisinin Orta Anadolu Demir Çağı mimari gelenekleri içindeki yeri ve önemi

Orta Anadolu Bölgesi'nin jeolojik açıdan zengin Kapadokya Bölümü içerisinde yer alan Ovaören, Nevşehir ili Gülşehir ilçesine bağlı Ovaören kasabasının 2,5 km güneyinde, 3 farklı birimden oluşan arkeolojik bir bütünlüğü temsil etmektedir. "Ovaören Arkeolojik Yerleşim Alanı" olarak da tanımlanan söz konusu alan batıda Topakhöyük ve Teras Alanı, doğuda ise bu birimlere 350 m uzaklıktaki Yassıhöyük'ten oluşmaktadır. Ovaören'de 2007-2021 yılları arasında gerçekleştirilen çalışmalar, 3 birimin kronolojik olarak birbirini tamamlayan nitelikte alanlar olduğunu ortaya koymakla beraber, Topakhöyük ve Teras Alanı'nda Erken ve Orta Tunç Çağı tabakaları, Yassıhöyük'te ise Geç Tunç Çağı ve Demir Çağı tabakaları açığa çıkarılmıştır. Geç Tunç Çağı'nda mimari, seramik ve küçük buluntuları ile Hitit kültürünün temsilcilerinden biri olan Ovaören, Hitit Devleti'nin ortadan kalkması ile sonuçlanan kültürel ve politik değişimden etkilenmiş ve Erken Demir Çağı'nda geçici bir yerleşime dönüşmüştür. Orta Demir Çağı'nda Tabal Coğrafyası'nın batısındaki Göstesin Ovası'nda, savunmalı yerleşim modeli ile öne çıkan Ovaören, Geç Demir Çağı'nda ise Kapadokya Satraplığı sınırları içerisinde yer alan bir kasabaya dönüşmüştür. Bu kapsamda yerleşimde, Demir Çağı tabakalarında açığa çıkarılan mimari kalıntılar ve arkeolojik buluntular bölgenin Demir Çağı kültürünün anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Ovaören'de bu gelişim ve değişim sürecini kapsayan Demir Çağı tabakaları, Yassıhöyük'ün Erken Demir Çağı'na tarihlenen YH 8-7, Orta Demir Çağı'na tarihlenen YH 6-4 ve Geç Demir Çağı'na tarihlenen YH 3-2 tabakaları ile temsil edilmektedir. Tez çalışmasının konusunu oluşturan mimari kalıntılar, tüm tabakalarda farklı yoğunlukta açığa çıkarılmakla birlikte, Erken, Orta ve Geç olmak üzere 3 başlık altında değerlendirilen Ovaören Demir Çağı mimarisi, kendi dönemleri içerisinde detaylıca değinilen diğer merkezlerdeki örnekler ile karşılaştırılmış ve bu kapsamda yerleşimin Orta Anadolu Bölgesi, Demir Çağı mimari geleneği içerisindeki yerinin ortaya konması amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
İlkay Aklan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında geç Tunç Çağı'nda Orta Anadolu-Batı Anadolu ilişkileri

Geç Tunç Çağı Anadolu'sunun belirleyici gücü olan Hitit Devleti, yaptıkları askeri ve siyasi hamlelerle çevrelerindeki vasal ülkeleri kendisine bağlarken kültürel olarak da birçok etki bırakmıştır. Bu etkilerin izleri günümüzde arkeolojik verilerle kanıtlanmaktadır. Hitit Devleti'nin erken dönemden beri Batı Anadolu ülkeleri olan ilişkileri yazılı belgelerden anlaşıldığına göre zaman zaman düşmanca zaman zaman dostane bir şekilde ilerlemiştir. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan bazı eser grupları her iki bölge arasındaki iletişimin kültürel kanıtlarıdır. Yapılan tez çalışması kapsamında bu veriler değerlendirilerek bölgelerin birbirleriyle olan kültürel alış–verişinin sınırları detayları ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik kazılarBatı Anadolu+7
Hasan Umut Kıvrak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eski İran uygarlıkları ve yerleşim yerleri (M.Ö.6.bin-M.Ö.700)

Eski İran tarihi çalışmaları hem İran'ın hem de civar bölgelerin tarihinin aydınlatılması açısından son derece önemlidir. Eski İran adeta dünyanın merkezi konumunda olduğu için İran'da yaşanan bir olayın ya da olgunun başka bölgeleri etkilememesi mümkün değildir. Eski İran tarihine baktığımızda; İran coğrafyasına Hint-Avrupalı toplumlar gelmeden önce bu coğrafyada yaşayan kavim ve uygarlıkların olduğunu görebiliriz. Bu bölgeye yapılan göçler sonucunda ise eski ve yeni uygarlıklar arasında etkileşimin olması kaçınılmazdır. Bu çalışmada Eski İran uygarlıklarını inceleyerek onların İran ile olan bağlantısını çeşitli açılardan değerlendirip yerleşim yerleri hakkında bilgi vermeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: İran, Eski İran, İran Arkeolojisi, İran Uygarlıkları

ArkeolojiM.Ö. 6000M.Ö.7. yüzyıl+5
Filiz Teker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Nevşehir Camihöyük Helenistik ve Roma dönemi seramikleri

Bu tezde, 2009-2010 yıllarında Nevşehir Camihöyük kurtarma kazılarından elde edilen Helenistik ve Roma Dönemi seramik buluntuları değerlendirilmiştir. Çalışma sonucu elde edilen verilere göre, Helenistik ve Roma Dönemleri'ne tarihlenen kap türleri özellikleriyle birlikte tespit edilmeye çalışılmıştır.Ayrıca sınırlı sayıdaki ithal malzemeden yola çıkarak ticaretin bölgeler arası etkileşimi saptanmaya çalışılmıştır.Çoğunluğu yerel üretimden oluşan seramik buluntularının tipolojisinin belirlenmesi ve diğer merkezlerdeki benzer buluntulardan faydalanarak karşılaştırılması neticesinde, bölgenin Kuzey Suriye, Güney Anadolu ve Karadeniz Bölgesi ile bağlantısının olduğu anlaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Seramik2.Galat Seramiği3.Helenistik ve Roma Dönemi Seramiği4.Doğu Sigillata A Grubu Seramiği5.Pontus Sigillata Seramiği

ArkeolojiCamihöyükHelenistik Dönem+4
Canan Uysal Tezer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Roma dönemi öncesi agoralar

Agora genellikle halk arasında pazar yeri olarak bilinmektedir fakat agoranın ilk anlamı toplanma yeridir. Erken dönemde herhangi bir alan agora olarak adlandırılabiliyordu, örneğin bir devlet büyüğünün kapısının önünde ya da bir geminin önünde toplanıldığı an orası agora oluyordu. Zamanla agora kelimesi soyut kavramdan somuta geçerek binaların yer aldığı bouleterion, odeon, tiyatro, sunak vb. mimari ögelerin olduğu yer anlamını taşımaya başladı. Arkaik dönemde kuşkusuz gözlenebilen en güzel agora; Atina Agorası olmuştur, onu Olynthos, Kassope gibi kentler takip etmiştir. Anadolu' ya baktığımızda ise ne yazık ki Arkaik ve Klasik döneme tarihlenen çoğu agoranın kazısı yapılmamıştır. Yapılan yüzey araştırmaları ve kazılar doğrultusunda İonia, Karia, Pisidya, Mysia, Lykia, Troas bölgelerindeki belli kentlerde Arkaik ve Klasik döneme tarihlenen agoralar tespit edilmiştir. Arkaik dönem agoraları genellikle dağınık, düzensiz, plansız olmakla birlikte satıcıların ahşap tezgah vb. portatif stantlarda satış yaptığı düşünülmektedir. Klasik döneme gelindiğinde daha düzenli, malzemesi bölgesel olarak değişse de taş ya da mermerden oluşan yapılarla çevrilmiş; sunağı, tiyatrosu, odeonu, bouleterionu, dükkanları olan agoralar görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Agora, Arkaik Dönem, Klasik Dönem, Anadolu Agoraları

AgoraAnadoluArkaik Dönem+5
Didem Elif Çatalköprü
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Çağ'da Batı Anadolu'da ( Troas, Aiolis ve İonia) kremasyon

Gerek Antik Dönem ve sonrasında gerek Antik Dönem'den asırlar önce Üst Paleolitik döneme kadar uzanan süreçte; ölüme karşı bilinçli ya da bilinçsiz farkındalık oluşturmuş her toplum, o dönemin koşulları içinde ölen kişiye birtakım davranışlar aracılığı ile saygı göstermeye çalışmıştır. Bu saygıyı belli bir süre sonra belirli ritüeller ile daha resmi bir şekilde ifade etmeye başlamıştır. Bunun sonucunda ölüm ânı ve ölüm sonrası cenaze ritüelleri ortaya çıkmıştır. Antik Hellen toplumu, gömülmeyen bir bedenin asla dinlenemeyeceğine ve huzur bulamayacağına inanmış ve ruhun yolculuğunu gerçekleştirebilmesi için bu ritüeller eşliğinde onu gömmüş böylece ruhu sonsuz hayata uğurladığına inanmıştır. Ölüyü gömmek Hellen toplumunda o kadar önemlidir ki, toplumda büyük ve affedilmeyecek bir suç işlemiş biri öldüğünde ona verilebilecek en ağır cezalardan biri onu gömmemektir. Tam aksine, savaşırken ölen onurlu bir asker ya da uzakta ölen birinin bedeni bulunamadığında veya maddi imkansızlıklar yüzünden getirilemediğinde, onu şereflendirmek için ölen kişiyi temsil eden Kenotaphion (boş temsili mezarlar) yapmışlardır. Antik Çağ Toplumu'nda ölü gömme iki şekilde uygulanmıştır. Bunlar 'Kremasyon (yakarak gömme)' ve 'İnhumasyon (doğrudan gömü)' gömülerdir. Başlarda basit inhumasyon gömü tercih edilmiş ve zamanla bu gömü türü çeşitlenmiştir. Buna paralel olarak görülen ve şüphesiz ki en çok sorgulanmak istenen gömü biçiminin bir diğeri kremasyondur. İnhumasyon gömü türleri çeşitlendiği dönemlerde dahi kremasyon hemen hemen her dönem tercih edilmiştir. Bedenin yakılması olarak tanımlanan kremasyon, sorgulanabilir istisnai örnekler dışında bebek ve çocuklara uygulanmamıştır. Kremasyon kendi içinde birincil ve ikincil kremasyon olarak çeşitlenmiştir. Birincil kremasyon doğrudan bedenin gömüleceği mezarın içinde uygulanırken, ikincil kremasyonda beden belirlenen yakma alanında yakıldıktan sonra geriye kalan kül ve kemikler toplanıp dönem dönem materyal ve form olarak çeşitlenen urnelerin içine konmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Antik Dönemde yaşamış toplumların gerek birbiri ile ticari ve siyasi iletişimleri, gerekse o dönem yaşanan zorunlu göçler, toplumların birbiri ile yalnızca ekonomik açıdan değil, kültürel ve sosyal açıdan da birbirlerinden etkilenmesine neden olmuştur. Yazılı eserler ve kazı çalışmaları sonucu ele geçen buluntular aracılığı ile bu değişimleri takip etmenin ve araştırmanın mümkün olduğu alanlardan biri ölü gömme gelenekleridir. Günümüzde devam eden sistematik arkeolojik çalışmalar ve ortaya çıkan eserler aracılığı ile Antik Yunan Toplumunun Kuzeybatı Anadolu kıyılarında (Troas, Aiolis ve İonya) ölüme bakış açıları ve bu konuda sergiledikleri davranışları izlemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Troas, İonia, Aiolis, İnhumasyon, Kremasyon, Yakma Gömü, Ölü Gömme Gelenekleri, Cenaze Ritüelleri, Mezar, Antik Yunan

Aiolis bölgesiAntik ÇağArkeoloji+6
Kıymet Karaca
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects