DoctorateOpen Access

Türkiye'de iş döngülerin ampirik bir analizi

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2019
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

Türkiye'nin ekonomi tarihi yükseliş ve inişlerle doludur. Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber Türkiye liberal ekonomi politikası benimsemiş, fakat Lozan Anlaşması ülkenin ekonomik alanda bağımsız kararlar almasını engellemiştir. Anlaşmaya bağımlı olarak gümrüklerle ilgili sınırlamaların 1929 bitmesiyle beraber, bu sefer de dünya ekonomik buhranı baş göstermiştir. Bundan sonra, Türkiye krizin etkilerini devletin öncülüğünde minimize etmek için planlı sanayileşme dönemini başlatmıştır. Bu vesileyle, sanayinin milli gelirdeki payı artarken tarım sektörünün payı düşüş göstermiştir. 1950'lere gelindiğinde Demokrat Parti (DP) liberal ekonomi politikalarını tekrar denemeye başladı. Hükümet ekonomiyi devlet öncülüğünden piyasa ekonomisine dönüştürmeye çalışmıştır. Tarım sektörüne destek verilmiş ve tarımın üzerindeki vergiler kaldırılmıştır. Bir taraftan da ölçek ekonomileriyle, alt yapı yatırımları, enerji ve ulaşım-haberleşme alanında adımlar atılarak özel sektörün işi kolaylaştırılmaya çalışılmıştır. DP döneminde, 1953 yılına kadar başarılı bir şekilde büyüyen ekonomi daha sonra sağlıksız ekonomik yapıdan; kamu teşebbüslerindeki artış, kamu açıkları ve enflasyon artışından dolayı, büyüme yavaşlamaya başlamıştır. 1961 yılında planlama anayasal bir kural haline geldi ve kamu kesimi için zorunlu oldu. Bu, bir şekilde kapalı bir ekonomide devlet öncülüğünde kalkınmayı hedef alan devletçiliğe dönüştü. Askeri hükümet, bu dömemde ithal-ikameci ve yüksek derecede korumacı politikalara dayanan beş yıllık kalkınma planlarına başladı.. 1973 yılında petrol şoku ile cari açık genişlerken dış finansman gereksinimi artış gösterdi. Türkiye ekonomisinde planlamacılar tarafindan göz ardı edilen esas sorun kapalı bir ekonomide ölçek ekonomisi ve kapasite kullanım sorunu olmuştur. Gerçekçi olmayan döviz kurları ve suni fiyat yapıları oluşturulmuştur. Türkiye içe dönük ve fakat dışa bağımlı bir ekonomiye sahip olmuştur. Bu sebeple tarihinde, her seferinde ödeme dengesi açıkları, parasal krizler, işsizlik ve enflasyon sorunlarıyla karşılaşmıştır. Bu sorunları ortadan kaldırmak için IMF'nin desteğiyle 24 Ocak 1980 istikrar programına başlandı. Bu programın en önemli amaçlarından biri, ekonomiyi ithal ikameci bir yapıdan ihracata dayalı bir yapıya kavuşturmaktı. Bu manada önemli adım, finansal piyasaların serbestleştirilmesiydi. Bu sebeple sermaye hesabı 1989 yılında serbestleştirildi. Daha sonraki yıllarda, popülist politikalarla idare edilen ekonomik yapı bütçe açığı ve para arzının artışına ve dolayısıyla enflasyona sebep oldu. Kısa vadeli politik fırsatlara dayanan ekonomiden dolayı, döviz krizleri ve devalüasyonlar 2001 krizi öncesi dönemlerde Türkiye'de hiç bitmedi. İstikrar programlarıyla beraber reel ve finansal piyasaları düzenlemek için ihdas edilen kurumlar ekonomideki aksaklıkları minimize etmede önemli yer tutmaktadır. Sermaye Piyasası Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, bağımsız Merkez Bankası bu önemli kurumlardan bazılarıdır. 2001'de Merkez Bankasının bağımsız olması, hükümetlerin popülist amaçlarla kaynaklarını kullanmasını engellemiştir. Yasal ve düzenleyici altyapıyla güçlendirilen bağımsız kurumlardaki gelişmeler Turkiye ekonomisinin kriz dönemi sonrası uygun bir şekilde çalışmasını sağlamıştır. Bu çalışmada 2001 krizi dönemi sonrası herhangi bir yapısal kırılmanın olup olmadığını, iş döngü modelindeki dalgalanma değişikliklerine bakarak öğrenmeye çalıştık. 2001 krizi öncesi ve sonrasını değerlendirmek için, reel GSYH ve bileşen verileri modifiye edildi, baz yılı değiştirildi ve son yılllara kadar uzatıldı. İş döngü model sonuçları, 2001 krizi sonrası Türkiye ekonomisinde yapısal değişimin olduğunu gösterdi. Yapısal değişimin varlığı için ekonometrik modeller de çalıştırıldı. Bu manada Chow istikar testi kullanıldı. Test sonuçları, 2001 krizi sonrası dönemde yapısal kırılmanın Turkiye ekonomisinde varlığına işaret etti. Bu da gösteriyorki kriz dönemi sonrası, Avrupa Birliğine katılım müzakereleri dâhil olmak üzere siyasal, sosyal, kurumsal ve yapısal ekonomik reformların ekonominin yapısal dönüşümüne katkı sağladığıdır. İlaveten, Türkiye ekonomisi için iş döngü istatistiklerini 1987:1-2016:2 dönemde çeyrek verileri kullanarak, Kydland ve Prescott (1990) yılı araştırma metodu, çerçevesinde araştırdık. Tüketim ve yatırım harcamalarının GSYH ile beraber hareket ettiği ve reel GSYH'den daha fazla dalgalandığı, ihracat ve ithalat rakamlarının çıktıyla beraber hareket ettiği, fiyatların ve enflasyonun çıktıyla ters hareket ettiğini ve M1, M2, M3 parasal tanımların farklı dönem verileri için GSYH ile farklı sonuçlar verdiği bulgularını elde ettik. Diğer taraftan, istihdam verileri farklı tanımlamalarla, verimlilik ve imalat endeksleri, tümü ekonomik aktiviteyle beraber hareket etmekte ve gelişmekte olan ülkelerle ilgi literatürde yapılan çalışmalarla tutarlılık arz etmektedir.

Author

Sadık Yıldırım

How to Cite

Sadık Yıldırım (Doktora Tezi). Türkiye'de iş döngülerin ampirik bir analizi, 2019, Ankara Yıldırım Beyazıt University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Ankara Yıldırım Beyazıt University