Yüksek LisansAçık Erişim

Ermeni ve Süryani müverrihlerin kaleminden Selçuklular Döneminde Türklerin Anadolu'ya girişi (I. Kılıçarslan dönemine kadar )

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2019
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Türklerin yaşadıkları yerler ve olaylar hakkında yaptıklarını anlatabilecek yazılı kaynaklar VIII. Yüzyılın ortalarına kadar maalesef mevcut değildir. Bu dönemlerde yaşananları ancak farklı milletlerin kaleme aldıkları kaynaklardan ulaşılabilmektedir. Ermeni kaynaklarından Türklerin, İlk Çağ'dan itibaren batıya doğru göçler yaptıkları hakkında bilgilere ulaşılmaktadır. Ancak Ermeni kaynaklarının Türklerden detaylı şekilde bahsetmesi Selçuklu dönemi ile başlamaktadır. Türklerin Anadolu'ya geçişleri XI. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu'nun 1020'li tarihlerden itibaren doğu bölgesinde yaşayan Ermenilere karşı izledikleri politikanın değişip, bu bölgeyi savunmasız ve askeri bakımdan güçsüz bırakmaları sonucunda Türkler (Selçuklular), Anadolu'nun doğusuna kayıtsız kalmayıp, seferler yapmaya başlamışlardır. Türk tarihi açısından bu bölgeye geliş ve yerleşim sürecini dönemin İslam, Bizans, Gürcü kaynaklarından öğrenildiği gibi Ermeni ve Süryani kaynaklarından da öğrenebilinmektedir. Ermenilerin ve Süryanilerin Türklerle karşılaşması, Selçukluların Anadolu'ya gelişleri ile başlar. Aynı dönemde Ermenilerin, Bizans'ın (Doğu Roma) doğusunda bulunan eyaletlerde krallıklar halinde yaşaması, Selçukluların da keşif akınlarını Anadolu'nun doğu bölgelerine yapması, bu iki milletin karşılaşmalarına neden olmuştur. Böylelikle bire bir karşılıklı mücadele içine girip, tüm olayların sebep ve sonuçlarına hakim olan Ermeni ve Süryani halkının müverrihleri bu gelişmeleri kayıt altına almışlardır. Bu kayıtlar Vekayinameler adı altında toplanmışlardır. Vekayinameler vakaların tasviri ve sağlam bir kronolojinin tespiti için birinci derece önemli eserler olmuşlardır. Günümüze ulaşmış tarihi bilgilerin büyük bir çoğunluğunun din adamlarının elinden çıkmış olması, kaynaklardaki üslupta bilimsel aktarımdan uzak, dini ve milli duygularının güçlü olmasından dolayı, kutsal değerlerin ağırlıkta olmasına neden olmuş, galibiyetlerin nedeni olarak Tanrı'nın lütfu, yenilgilerin ise Tanrı'nın cezalandırması şeklinde kutsal anlamlar yüklenerek aktarılmıştır. Bu şekilde aktarımların en önemli nedeninin ise Hristiyanlara ait olan kutsal mekanların, Müslüman olan Türklerin eline geçmiş olmasıdır. İslam kaynakları, Türklerin batıya yönelme dönemini, bilhassa Anadolu'ya, Bizans (Doğu Roma) topraklarındaki ilk fetih hareketlerini yakından takip edebilmekten yoksun kalmışlardır. Yazılan eserlerde ise Selçuklu hükümdarlarının kazandıkları zaferleri müjdeleyen bilgiler olurken, olayların detayını, gelişimini ve sonucunu anlamak zordur. Özellikle Selçuknamelerde fark edilebilen abartılar, yaşananların gerçekliği konusunda zaman zaman kuşkulara neden olabilmekle beraber özellikle Malazgirt Savaşı'ndaki aktarımlarda bu yönde olup, eksik ya da yanlış aktarımlara rastlanabilmektedir. Bizans kaynaklarında ise Türklerin, ancak Bizans payitahtına yanaştığı ve ciddi tehlike teşkil etmeye başlaması üzerine kayıtlara alınmış özellikle batı Anadolu'daki olaylar kaleme alınırken, Türklerin ilk ele geçirdikleri Doğu Anadolu coğrafyasındaki olayları ve toprak kayıplarını kaleme almamışlardır. Yazarların sarayın isteği üzerine bu eserleri hazırlamaları da tarafsız bir gözle yazmalarına engel olmuştur. Ermeni, Süryani ve Gürcü kaynakları ilk dönem fetih hareketleri konusunda en değerli kaynaklar arasında yer almışlardır. Bu kaynakların tamamı, aynı veya farklı bilgileri bütünü tamamlayan parçalar misali dönemi tüm açıklığı ile ortaya çıkarmaya çalışırlar. Ermeni kaynaklarının sayısal çokluğu, farklı bölgelerde yaşamış müverrihlerin, farklı bakış açılarıyla olayları kaleme almaları dönemin kaynaklarına zenginlik katmaktadır. Aristakes Lastivertzi, Urfalı Mateos, Başkomutan Simbat, Tovmas Artzruni, Müverrih Vardan, Urfalı Vahram, Müverrih Hetum, Genceli Giragos, Anili Samuel, Istepanos Orbelyan adlı Ermeni, Gregory Abu'l Farac, Süryani Mihail adlı Süryani müverrihlerin ve yazarı belli olmayan bir anonim Süryani kaynağı birbirleri ile karşılaştırılarak, Türklerin Anadolu'ya gelişi, yerleşim süreci, Büyük Selçuklu Devleti ve Türkiye Selçuklu Devleti'nin başlangıç dönemi olan 1016-1105 tarihleri arası detaylı olarak incelenmiştir. Ayrıca bu Türk devletlerinin Ermeni, Süryani ve Bizans ile olan ilişkileri aktarılırken, Ermeni ve Süryanilerin Bizans ile olan ilişkileri de aktarılmış, ayrıca dönemin Arap emirleri, Halifeleri, Türk Beyliklerinden Danişmentler ve Artukoğulları, Haçlı seferleri hakkında da bilgilere ulaşılmaktadır. Türk tarihi açısından önemli olan bu müverrihlerin kısa hayat hikayeleri ve eserleri hakkında da bilgilere yer verilmiştir. Büyük Selçuklu Devlet'nin kuruluş dönemini ve Anadolu'ya geliş sürecini Çağrı Bey ve Tuğrul Bey'in hükümdarlık dönemlerinde, Anadolu'ya yerleşip, siyasi bir oluşum haline gelme sürecini ise Sultan Alparslan, Melikşah ve Berkyaruk'un hükümdarlık dönemlerinde, ayrıca 1075 tarihinde kurulan Türkiye (Anadolu) Selçuklu Devlet'nin kuruluş sürecini, hükümdarları olan Kutalmışoğlu Süleymanşah ve I. Kılıç Arslan dönemleri Ermeni ve Süryani müverrihlerin kaleminden detaylı olarak aktarılmıştır. Büyük Selçuklu Devleti Sultanlarından Berkyaruk'un ölümünden sonra tahta geçen Sultan Muhammet Tapar dönemi ve sonrası Büyük Selçuklular açısından kargaşa ve çöküş dönemi olmuş, son Sultan Sancar döneminde bir toparlanma olsa bile aynı dönmemde yaşanan iç karışıklıklar, Türkiye Selçuklularının yükselişi ve Haçlı Seferleri, Büyük Selçuklu Devleti'nin sonunu hazırlamıştır. Büyük Selçuklu Devleti'nin çöküşe başladığı 1104 tarihinden yani Muhammet Tapar'ın hükümdarlığından 1157 Sultan Sencer'in ölümü ile beraber Büyük Selçukluların yıkılış sürecine kadar olan gelişmeler çalışma konusu açısından özet olarak aktarılmıştır. Bu çalışmada ortaya çıkarılan, Anadolu coğrafyasında yaşayan Ermeni, Süryani ve Grek (Doğu Romalı-Bizans) milletlerinin Türkler ile karşılaşması, çatışması, siyasi ilişkileri ve muharebeleri dönemin Ermeni ve Süryani müverrihlerinin kaleme aldığı on üç adet kronikten yararlanılarak aktarılmıştır. Müverrihlerin yaşadığı ve kaleme aldıkları coğrafyanın ağırlıkta Doğu Anadolu olması nedeni ile de batı Anadolu bölgesinde yaşanan olaylar kısmi veya yüzeysel, kimi zaman da eksik olarak kaleme alınmıştır. Dini ve milli duygularla yazılmış olmalarına rağmen, Doğu Anadolu'nun Türkler tarafından işgal ve fetih süreçlerini bütün detaylarıyla aktarmaları açısından Ermeni ve Süryani kaynaklarının önemi, özellikle aynı dönemde yaşayan tarihçilerin bu olaylara habersiz veya ilgisiz kalmalarından dolayı son derece önem ve değer taşımışlardır. Ayrıca kroniklerde yer alan en küçük yerleşim yerlerinde dahi gerçekleşen Türk yayılımının ayrıntılarının aktarılmış olması, günümüzde bu bölgelerdeki yaşanan değişimlerin en önemli tarihi tanıkları olmalarını sağlamıştır.

Yazar

Hanriet Basoğlu

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Hanriet Basoğlu (Yüksek Lisans Tezi). Ermeni ve Süryani müverrihlerin kaleminden Selçuklular Döneminde Türklerin Anadolu'ya girişi (I. Kılıçarslan dönemine kadar ), 2019, İstanbul Beykent University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul Beykent University tezlerinden daha fazlası