Master'sOpen Access

Türk ve Avrupa Topluluğu Rekabet Hukukunda pazar paylaşımı ve pazara girişin engellenmesine yönelik anlaşmalar

2023
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Halil Ercüment Erdem

Abstract (TR)

Bu çalışmanın konusu, Rekabet hukukunda pazar paylaşımı ve pazara girişin engellenmesine yönelik anlaşmalardır. Rekabet Hukukunun temelinde "rekabet" kavramını yer almaktadır. Hayatın içinde insan olan her yerde rekabet vardır. Fazlası ve eksikliği zarar olgusu ile yan yana duran rekabet kavramını genel olarak bir yandan çeşitli özgürlüklerin, öte yandan kısıtlamaların olduğu bir ortamda meydana gelen bir "yarış" olarak tanımlayabiliriz. Rekabet kavramı denildiğinde "tam rekabet" kavramları ve "işleyebilir rekabet" kavramları ön plana çıkmaktadır. Tam rekabet piyasa yapısı ön kabul olarak "atomisite" koşulu olarak adlandırılan çok sayıda alıcı ve satıcıların olmasını, "şeffaflık" koşulu olarak adlandırılan tam bilgilenmeyi, "mobilite" koşulu olarak bilinen malların ve üretim faktörlerinin tam hareketliliğini, "homojenlik" koşulu olarak bilinen her firmanın tek tip ürün üretmekte ve satmakta olmasını, "rasyonellik" koşulu olarak adlandırılan bütün birimlerin akılcı davranacakları önkoşulunu, sektörel ve coğrafi olarak piyasalara giriş ve çıkışların serbestliğini, devletin yansızlığını ve devletin kamusal malları üretmesi koşulunu içermektedir. Tam rekabet piyasasında belirli ürün satan bir sürü satıcı vardır. Piyasaya giriş engeli maliyet değildir. Farklı satıcıların sattığı aynı ürün için fiyat dışındaki bütün hususlar karar vericidir. Ürünün fiyatını kabullenen taraftırlar. Tam rekabet koşulları gerçek hayattaki olgulardan uzak göründüğü için daha gerçekçi olarak "işleyebilir rekabet" kavramı geliştirilmiştir. İşleyebilir rekabet, tüketici egemenliğinin sağlamasını, kaynak tahsisinde etkinliğin sağlanmasını, seçme özgürlüğünün sağlanmasını yeniliklerin teşvik edilmesini gelir dağılımın daha adil hale getirilmesini ekonomide demokrasinin sağlanmasını düzenlemelerin etkinleştirilmesini başarılı olanların ödüllendirilmesini başarısızların piyasadan elenmesini içeren bir kavramdır. İşleyebilir rekabet piyasası reel ekonomide daha uygulanabilirdir. Fiyatı belirleme oyuncuların elindedir. Bu bağlamda potansiyel rekabet, sağlayıcı giriş ve çıkışlarının olması, alıcı ve satıcı rakipler arasında anlaşmaların olmaması mal farklılaşması yoluyla kalite rekabetinin olması gibi koşulları ön plana çıkmaktadır. Rekabet politikaları genel olarak serbest pazar ekonomisinin geçerli olduğu sistemlerde, teşebbüslerin ekonomik özgürlüğünü korumak amacıyla pazarda yoğunlaşmayı önlemeyi, pazarın yarışmacı yapısının korunmasını, büyük işletmeler karşısında küçük ve orta büyüklükte olan işletmelerin pazarda faaliyetlerini sürdürebilmelerini ve bunun sonucunda tüketicilerin bu süreçte azami faydayı sağlamalarını hedeflemektedir. Rekabet ile amaçlanan çok sayıda alıcı ve satıcının yer aldığı ve bunlardan hiçbirinin tek başına fiyatı etkilemek gücüne sahip olmadığı aynı zamanda malın homojen bilgi akışının tam ve piyasaya giriş engellerinin bulunmadığı bir piyasadır. Rekabet hukukunun konusu, rekabet koşullarının gerçekleştirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması ile bu koşulların gerçekleşmediği piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüslerin rekabet piyasasında faaliyet gösteriyormuş gibi davranmalarını sağlamaktır. Rekabet hukuku, devletin serbest rekabet ortamını kurmak ve korumak için koyduğu kuralların bütünüdür. Rekabet hukukunun amacı ise, verimli kaynak dağılımını sağlamaya yönelik olarak etkili bir serbest rekabet düzeninin kurulması ve ayakta tutulmasıdır. Kanunkoyucu'nun Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u hazırlarkenki amacı gerekli hukuki düzenlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır. Nitekim, rekabet bir piyasa ekonomisinde yalnızca kaynakların etkin kullanımını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda rakip malların fiyatlarının düşmesini ve bu pazarda daha büyük paya sahip olmak isteyen teşebbüslerin ürünlerinin kalitelerini artırmalarına ve yeni teknolojileri üretimde kullanmalarına yol açar. Serbest rekabetçi yapının getirdiği bu dinamizm ülke ekonomisinin sürekli ve dengeli kalkınmasını sağlar. Fiyatların düşüşü ve kalitenin artışı ise tüketicileri ve toplumun tamamını korumak gibi sosyal faydalar sağlamaktadır. Rekabet hukuku kuralları, serbest pazar ekonomisinin vazgeçilmez unsuru olan rekabetin korunmasını ve işlerliğinin sağlamasını hedeflemektedir. Rekabetin korunmasına ilişkin düzenlemelerin olmadığı bir sistemde, gerçek anlamda piyasa ekonomisinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Rekabetin bir piyasada varolabilmesi için piyasa şartları önem arz etmektedir. Giriş engellerinin olduğu piyasalarda rekabet azalma ve yok olma eğilimi gösterir. Bu sürecin sonunda yoğunlaşma ve tekelleşmeler ortaya çıkar. Rekabet düzeni ise pazara giriş engellerini ortadan kaldırarak küçük işletmelerin korunmasına yardımcı olmaktadır. Ülkemizde var olan ve kısaca "ekonomik piyasa dinamiklerine dayalı olarak yönlendirildiği ekonomik düzen" olarak tanımlanabilen piyasa ekonomisinde piyasa işlerliğinin sağlanması ve korunması için uygulanan politikanın temel merkezi unsuru rekabettir. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (RKHK), Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki mal ve hizmet pazarlarının tümünde sağlıklı bir rekabet ortamının kurulması ve korunması için uygulanacak kuralları düzenlemiştir. Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar RKHK'da düzenlenen temel yasaklardan biridir. Bu çalışmamızda RKHK'un birinci yasaklama alanına dahil olan teşebbüsler arası anlaşmalar ve özellikle RKHK'un 4. maddesinin II. paragrafında örnekleyici biçimde sayılan rekabete aykırı anlaşmaların bir grubunu teşkil eden "teşebbüsler arası pazar paylaşımı ve pazara girişin engellenmesine yönelik anlaşmalar" incelenmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde Türk Rekabet Hukuku'nda rekabeti kısıtlayan anlaşmalar, konuya ilişkin Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Komisyon kararları ile karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Zira, RKHK, Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na üyelik aşamalarında hukuki paralelliği sağlamak gayesiyle, Avrupa Topluluğu (AT) Rekabet Hukuku esas alınarak hazırlanmıştır. Türk Rekabet Hukuku ile AT Rekabet Hukuku arasındaki benzerlikler, politik kaygılarla gerçekleştirilen iki hukuk düzeni arasındaki paralellikten çok daha ileridir. RKHK ve RK tebliğ ve diğer düzenlemelerinin pek çoğu, AT mevzuatının birebir çevirisidir. Nitekim RKHK'un 4.maddesi rekabetin sınırlanması, kısıtlanması ve engellenmesine ilişkin olarak rakip teşebbüslerin kendi aralarındaki ilişkiler sonucunda birbirlerinden bağımsız olarak hareket etme serbestisini ortadan kaldıran, kendi aralarında ortak tavır sonucunu doğuran ve diğer rakip teşebbüslerin hareketlerini etkileyen çıkar yollu davranışları yasaklayan Avrupa Topluluğu Kurucu Roma Anlaşması'nın 85. maddesi birinci paragrafı ile büyük ölçüde benzerlik arz etmektedir. Ayrıca, AT Komisyonu ve Adalet Divanının rekabet hukukuna ilişkin kararları, Rekabet Kuruluna rehber olabilmektedir. 30 yıllık bir geçmişe sahip olan bu organların uygulama ve kararlarını dikkate almak hem süre kazanmak hem de Avrupa ile entegrasyon yolunda ilerleme kaydetmek için büyük yarar sağlamaktadır. Türk Rekabet Hukuku mevzuatı ve doktrini gerek Rekabet Kurumu kararları, AT Rekabet Hukukundaki yenilikleri dikkatle izlemekte ve takip etmektedir. Rekabet Kurumu kararları aracılığıyla Rekabet Kanunu'nu sistematik olarak AT içtihatlarını da göz önünde bulundurarak uygulamaktadır. Böylece, gerek Türkiye'de yatırım yapan yabancı teşebbüsler, gerek yerli teşebbüsler, gerekse tüketiciler piyasada rekabetin korunmasının verdiği güven duygusu ile ticaret yapmaktadırlar. Tüm bu sebeplerle, bu çalışmamızda Türk Rekabet Hukuku uygulaması mehaz Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku ile karşılaştırılarak ele alınmıştır. Bu bağlamda gerek Türk Rekabet Hukuku gerek AT Rekabet Hukuku açısından rekabeti kısıtlayan bir anlaşmanın varlığından bahsedebilmek için kimlerin bu anlaşmalarda taraf kabul edildiği, yani "taraf" kavramı ve anlaşmaların unsurlarının, amaçlarının ve etkilerinin ne olması gerektiği soruları incelenmiştir. Çalışmamızın merkezini oluşturan ikinci bölümünde ise, piyasanın paylaşımına ve pazara girişin engellenmesine yönelik rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar ele alınmıştır. Nitekim, maliyetlerini aşağıya çekemeyen fiyat ve kalite açısından rakiplerin gerisine düşen teşebbüsler pazar paylarını kaybetmekle karşı karşıya kalan teşebbüsler pazarda kalabilmek için aralarındaki rekabetten vazgeçerek, karlarını birlikte artırma yoluna gidebilirler. Pazardaki faaliyetlerini pazarda mevcut rakiplerinin varlığına rağmen devam ettirebilmek için teşebbüsler yasakta olsa pazardaki rakiplerinin davranışlarını garanti altına almak için coğrafi bölge paylaşımı, müşteri paylaşımı ile ilgili gizli ya da açık anlaşmalar yapabilirler. Ayrıca teşebbüsler mevcut rakiplerin artmaması ve pazardan elde ettiği gelirin azalmaması için pazara yeni girişleri engelleyebilirler. Anlaşma sonucunda üretim miktarının kısılmasından ya da fiyatların yüksek seviyelerde belirlenmesinden tüketiciler zarar görür. Fiyatları aralarındaki anlaşmalarla garanti altına alan teşebbüsler, ayrıca ürünlerin kalitesini ve çeşidini ya da dağıtım kolaylıklarını geliştirmek için yarışmaktan vazgeçerek tüketiciye zarar verebilirler. Böylece anlaşma dışında kalan rakipler düşük fiyatlara dayanamayıp piyasa dışına itilirler. Teşebbüslerin bölgeleri ya da müşteri gruplarını paylaşmaları da rekabet ortamını bozarak tüketici tercihlerinde daralmaya yol açar. Özellikle yatay anlaşmalar yoluyla piyasaların paylaşılması, rakip teşebbüsler arasındaki rekabetin ortadan kalkması, teşebbüslerin belirlenen pazarlar bakımından tekel benzeri bir konuma gelmesi ve alıcı veya tüketicilerin ticaret ve seçim özgürlüğünün sınırlanması gibi, son derece zararlı etkiler doğurmaktadır. Çalışmamızın üçüncü ve son bölümü ise piyasa paylaşımı ile pazara girişin engellenmesine yönelik rekabeti sınırlayıcı anlaşmalara uygulanacak yaptırımlara özgülenmiştir. Teşebbüsler arası anlaşmalar yoluyla rekabet ihlalinin gerçekleşmesi için doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıma ya da böyle bir amacı taşımasa bile böyle bir etkiyi doğurma ya da doğurabilecek nitelikte olması yeterlidir. Bunun sonucunda zararlı bir sonucun ortaya çıkması şart değildir. Rekabeti sınırlayıcı anlaşmalardan pazara girişin engellenmesine ve pazarın paylaşımına yönelik anlaşmaların varlığından bahsedilmesi halinde Rekabet Kurumu rekabeti koruyucu sıfatı ile teşebbüslere yaptırım uygulamaktadır. Bu yaptırımlar hem idare hukuku hem de özel hukukta geçerli olan yaptırımlardır. Bir gerçek ya da tüzel kişinin teşebbüsün Pazarın paylaşımına yönelik anlaşmalardan zarar görmesi halinde Rekabet Kuruluna durumu şikayet hakkı bulunmaktadır. Rekabet Kurulu, yaptığı inceleme sonucunda rekabeti sınırlamak ya da etkilemek amacıyla pazarın paylaşıldığına ve bu paylaşım nedeniyle rekabetin etkilendiğine karar vermesi halinde pazarın paylaşımında aktif olan teşebbüslere idari para cezası verebilir. Zararı oluşan gerçek ya da tüzel kişiler uğradıkları zararı ispat etmeleri halinde Mahkeme kanalıyla zararlarının tazminine başvurma hakları bulunmaktadır. Çalışmamızın son kısmında, yaptığımız incelemeleri değerlendirerek vardığımız sonuçlar özetmiştir. Çalışmamızda ulaştığımız sonuçlardan birisi giriş engelleri kavramının yaygın inanışın aksine mutlaka olumsuz bir kavram olarak değerlendirilmemesi gerektiğidir. Bir piyasaya yeni girişlerin olmamasının nedeni pazarın girişlerin çekici olmayacağı kadar rekabetçi olması da olabilmektedir. Piyasada yaşanan etkin rekabet sürecinin sonucunda ortaya çıkan giriş engelleri illegal olarak değerlendirilmemelidir. Bu unsurların girişleri engellemediği söylenmemektedir; ancak rekabetçi süreçte ortaya çıkan faktörler örneğin, patent, know-how gibi unsurlar, rakipler tarafından aranan unsurlar olmaktadır ve bu unsurları rakiplerin elde edememesi, piyasa dışında kalmalarına sebep olmaktadır. Giriş engelleri değerlendirilirken iktisadi teşvik unsurlarını, yenilikçiliği, icatçılığı besleyen rekabetin zarar görmemesine dikkat edilmelidir. Çünkü iktisadi ve toplumsal gelişmenin bu en önemli dinamiğinin engellenmesi söz konusu olabilir. Çalışmamızın pazarın paylaşımına ve pazara girişin engellenmesine yönelik anlaşmalarla ilgili ulaştığı sonuç ise söz konusu anlaşmaların gerek Türk Rekabet Hukuku'nda gerek AT Rekabet Hukukunda kendini belli olaylarda, belirli bir pazar içinde gerçekleşerek ortaya koyabildikleridir. Kısacası, her olay ve pazarın koşulları ayrı bir fenomen olarak farklı bir incelemeye gerek duymaktadır. Bu sebeple, pazarın paylaşımına ve pazara girişin engellenmesine yönelik anlaşmaların incelenmesi, somut olaylar değerlendirilerek ortaya çıkan bir metotla ve çeşitli kıstaslarla yapılabildiğidir.

Author

Dr. Arzu Özgen

How to Cite

Arzu Özgen (Yüksek Lisans Tezi). Türk ve Avrupa Topluluğu Rekabet Hukukunda pazar paylaşımı ve pazara girişin engellenmesine yönelik anlaşmalar, 2023, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University