Yüksek LisansAçık Erişim

Türkiye'den ayrılışından tekrar katılışına kadar Hatay üzerinde Türkiye etkisi

2016
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mahmut Bolat

Özet (TR)

XX. yüzyıl başlarında, parçalanmanın eşiğine gelen Osmanlı İmparatorluğu'nun, İttifak Devletleri yanında I. Dünya Savaşı'na katılması sonunun başlangıcı olmuştur. I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Mondros Mütarekesinin maddeleri gereğince de Osmanlı Devleti fiilen tarihe karışmış ve yine İtilaf Devletleri arasında daha önce imzalanan gizli antlaşmalara göre Osmanlı Devleti'nin paylaşılmasının yolu açılmıştı. Mondros bir ateşkes olmakla birlikte, içerdiği maddeler ve uygulamaları ile Osmanlı Devleti'ne indirilmiş büyük bir darbeydi ve Mütareke'nin şartları, Osmanlı ülkesinin neredeyse şartsız bir şekilde İtilaf Devletleri'ne teslim edilmesi manasına gelecek kadar ağırdı. Özellikle 7. Madde de İtilaf devletleri tarafından stratejik bölgeleri ele geçirmek için uygun bir ortam hazırlıyordu. 16. Madde ile tüm birliklerin geri çekilmesi ibaresi ile Osmanlı Devleti'nin tamamen savunmasız kalması amaçlanmıştır. Bunun sonucu olarak Türk ordularının Adana istikametine çekilmesiyle ilk olarak Osmanlı'nın güney sınırlarında meydanı boş bulan Arap komitecileri tarafından Mekke'deki Şerif Hüseyin namına Arap hükümeti kurularak ve Fransızlar da 1918 yılının sonlarında İskenderun'a asker çıkarmışlardır. 27 Kasım 1918 tarihinde ise Fransa Yüksek Komiserliğinin bir kararnamesi ile İskenderun merkez olmak üzere Antakya, İskenderun ve Harim kazalarını içine alan "İskenderun Sancağı" kurulmuştur. 1 Eylül 1920 tarihinde idari özerkliğini korumak şartıyla Halep'e bağlanan İskenderun Sancağı, 9 Ekim 1920 tarihinde ise Halep'ten ayrılarak tekrar müstakil hale getirilmiştir. 20 Ekim 1921 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile Sancak üzerindeki bu karmaşa hali bir nebzede olsa çözülmüştür. Bu antlaşmayla Türkiye-Fransa arasındaki savaş hali son bulurken, Hatay bölgesi Türk sınırları dışında bırakılmıştır. Ancak, antlaşmanın 7. Maddesiyle bölgeye özel bir statü tanınarak, Türk kültürünün yaşatılması doğrultusunda Sancak'a haklar verilmiştir. Sağlanan bu durumun etkisi ile Türkiye'nin bölgeyle olan bağlantısı hiçbir zaman kesilmemiş, yapılan mücadeleler ile birlikte Hatay meselesinin çözümlenmesi uygun şartların oluşması beklenilmiştir. 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla da, Ankara Antlaşması'yla çizilmiş olan Türkiye-Suriye sınırı ve Ankara Antlaşması'na bağlı bütün maddelerin geçerli olduğu aynen kabul edilmiştir. Fransa tarafından Suriye ve Lübnan'a bağımsızlık verileceğinin duyulmasıyla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Sancağında bağımsız olması teklifi ileri sürülmüş ve böylece Hatay için de bağımsızlık mücadelesi başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine, Hatay'ın Türkiye'ye katılması için izlenen dış siyaset ve içte yapılan faaliyetlerle Hatay davasına tam anlamıyla odaklanılmış ve Hatay'ın Türkiye'ye tekrar katılımı için emin adımlarla ilerlenmiştir. Bunun için ilk olarak Hatay halkının yabancı kültürlerin etkisinde kalmasına engel olmak adına ve Türk kültürünü geliştirmek için çalışmalar yapılmıştır. İlk olarak Hatay'da Türkçe'nin resmi mahiyette bir nitelik kazanması ve Türklerin kendi dillerinde eğitim alabilmeleri için çalışılmıştır. Bu çalışmalar 02.09.1938 tarihinde Hatay Devleti kurulduktan sonra artarak devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte her konuda maddi ve manevi olarak Hatay Devleti'nin yanında bulunmuştur. Öncelikle Türkiye tarafından Hatay'da belirlenen kişiler, Hatay Millet Meclisi'ne sokulmuştur. Arkasından Hatay mücadelesinin başından beri bu mücadelenin içinde bulunan Tayfur Sökmen, Atatürk'ün tavsiyesi üzerine devlet başkanı seçilmiştir. Hatay adı, Hatay bayrağı Atatürk tarafından belirlenmiştir. Ayrıca Hatay Devleti'ne kurumsal olarak da, CHP, Hatay Erginlik Cemiyeti, Halkevleri tarafından destek verilmiştir. Böylece Hataylıların eğitim seviyesi yükseltilerek, halk bilinçlendirilmeye çalışılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet tecrübelerinden istifade yolu tutularak, Türkiye kanunları Hatay kanunları olarak kabul edilmiştir. Hatay güvenliği, Türk askeri tarafından sağlanırken, posta ve para konusunda Türkiye örnek alınmıştır. Ayrıca Gümrük Teşkilatı'nın kurulumunda yine Türkiye'den etkilenilmiştir. Bir yandan da Atatürk'ün Türkiye'de yaptığı Harf İnkılabı ve Şapka İnkılabı gibi devrimler Hataylı Türkler tarafından dikkatle takip edilerek uygulanmaya çalışılmıştır. Böylece Hataylılar Türkiye'den ayrı kaldığı sürece farklı kültürler etkisine girmeden ve anavatan olarak gördükleri Türkiye'yle bağlantılarını koparmadan tekrar Türkiye'ye katılacağı zamanı beklemişlerdir. Ve nihayet 29.06.1939 tarihinde de bu bekleyişleri sonuç verecek ve Hatay, tekrar Türkiye Cumhuriyeti'ne katılacaktır.

Yazar

Dr. Dilek Kurun

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Dilek Kurun (Yüksek Lisans Tezi). Türkiye'den ayrılışından tekrar katılışına kadar Hatay üzerinde Türkiye etkisi, 2016, Ahi Evran University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Ahi Evran University tezlerinden daha fazlası