Afyon Kocatepe University
Discipline

Veterinerlik Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı

Afyon Kocatepe University

6

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

6 Theses
DoctorateOpen AccessEN

Ratlarda diklofenak sodyum maruziyetinin kalp dokusu üzerindeki etkilerine karşı gum arabic'in muhtemel koruyucu rolü

Diclofenac sodium (DS) is a non-steroidal anti-inflammatory drug most widely prescribed. DS acts as an antipyretic, analgesic, anti-inflammatory, and anti-coagulant. It causes serious cardiovascular events. Gum Arabic (GA) is an exudate of the Acacia Senegal tree. GA has positive treatments for several degenerative diseases. The aim of this study is to investigate the effect of GA on the healing of heart tissue damage caused by DS exposure in rat model using stereological techniques. 40 Wistar albino male rats were divided into four groups as follows: The Control group (n=10) was assigned as a control group. However, this group received no treatment. DS group (n=10); was treated by DS with a dose of 3.6 mg/kg/day orally for 15 days. GA group (n=10); was treated by GA only with a dose of 7.5 g/kg/day orally by oral gavage for 15 days. GA+DS group (n=10); was treated by DS and GA with a dose of 3.6 mg/kg/day, 7.5 g/kg/day respectively, orally for 15 days. In this study, possible healing effects of GA against the degenerative effect of DS were examined by histological and stereological methods. The physical dissector methods were performed to investigate the difference in counts of the cardiomyocytes of the left ventricles of each animal among all groups. The study found that DS has no harmful effects on the left ventricles' structure and function when administered by oral gavage. Biochemical investigations showed no change in antioxidant levels between the groups. There is no significant difference between groups in terms of cardiomyocyte counting. However, our qualitative analysis showed a toxic effect of DS on the heart tissue cells. It can be concluded that despite some minor changes that were observed between the groups, they have not reached statistical levels, and they likely tend to be due to the toxic effects of DS. Regarding the beneficial effect of GA, we can conclude that there are no significant differences between the groups. Keywords: Gum Arabic, Diclofenac, NSAID, Heart tissue, Stereology

Anti inflammatory agents-nonsteroidalGum-arabicDiclofenac sodium+4
Abuzar Mubarak Omer Osman
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Östrojen hormonunun ovariektomize ratların kolonunda leptin reseptörü üzerine etkisi

Leptin hormonu kolon fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli rol oynar. Ovaryum steroid hormonlarının seviyelerindeki azalmaya bağlı olarak bağırsak kanalı ile ilgili bazı rahatsızlıkların meydana geldiği bilinmektedir. Çalışmamızda ovariektomi ve östrojenin kolonda lokalize olan leptin reseptörlerine olan etkisi belirlenerek, meydana gelebilecek rahatsızlıkların patogenezisinde, leptinin ve reseptörünün rolünün saptanması amaçlanmıştır.Ovariektomize ratlarda östrojenin süreye bağlı etkisini görebilmek için her biri altı hayvandan oluşan üç kontrol (K18, K90, K162), üç östrojen (Ö18, Ö90, Ö162) grubu olmak üzere toplam altı grup oluşturuldu. Kontrol grubundaki ratlara 0,2 ml susam yağı, östrojen grubundakilere ise 25 ? g 17 ß-östrodiol uygulandı. Ratlar 18., 90, ve 162. saatlerde servikal dislokasyon yöntemiyle öldürüldü. Kolon örnekleri alınarak immunohistokimyasal boyama yöntemi ile boyandı.Leptin reseptör ekspresyonu, kolon kript epiteli ve pleksüs miyenterikuslarda sitoplazmik olarak belirlendi. Östrojen hormonunun 18. saatte pleksüs miyenterikuslarda (p<0.01), 90. saatte kript epitelleri (p<0.05) ile pleksüs miyenterikuslarında (p<0.01), 162. saatte kript epitellerinde (p<0.01) leptin reseptör ekspresyonunu arttırdığı gözlendi.Sonuç olarak; östrojen eksikliğine bağlı olarak gözlenen, konstipasyon, inflamatuar bağırsak hastalığı gibi rahatsızlıkların patogenezisinde, leptin reseptörlerinin rolü olabileceği düşünülmektedir.

Mustafa Yıldız
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Sığırlarda sinoviyal sıvı kaynaklı mezenkimal kök hücrelerinin kondrojenik farklılaşmasında potansiyel adaylar olarak BMP-9 ve TGF-ß3

Sinoviyal sıvı mezenkimal kök hücreler invaziv olmayan yöntemlerle kolay bir şekilde elde edilebilmektedir. Kondrojenik farklılaşma kapasitelerinin yüksek olması sebebiyle hem tedavi amaçlı olarak hem de araştırmalarda sıklıkla kullanılmaktadır. Eklem hastalıkları ile ilgili çalışmalarda eklem kıkırdağının doğal yapısının taklit edilebilmesi çalışmadan verimli bir sonuç elde etmek için önemlidir. Çalışmamızda transwell kültürde eklemin doğal yapısını taklit edebilmek amacıyla üst tabakada kondrositler ve plaka tabanında sinoviyal sıvı mezenkimal kök hücreler yer aldı. Kıkırdağın parakrin salgısı sayesinde mezenkimal kök hücrelerin kondrojenik farklılaşmasını artıracağı düşünüldü. Bu kültür sisteminde kondrojenik farklılaşma medyumuna ilave edilen TGF-ß3 ve BMP-9 ile kültürlenerek kök hücrelerin kondrogenezisinin daha da artırılması amaçlandı. İzole edilen sığır sinoviyal sıvı mezenkimal kök hücrelerin izolasyonu ve karakterizasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Bu doğrultuda hücrelerin farklılaşma potansiyelleri ve real-time PCR analizleri yapıldı. Aynı zamanda transwell kültürde kondrojenik farklılaşma medyumuyla yapılan 21 günlük uygulamadan sonra real-time PCR'da COL2A1, ACAN, SOX9 ve COL10A1 gen ifadelerine bakıldı. Ayrıca immunfloresan ve histolojik boyamalarla farklılaşma potansiyelleri doğrulandı. Sonuç olarak transwell kültürde biraraya getirilen kıkırdak ve sinoviyal sıvı mezenkimal kök hücrelerinin kondrojenik farklılaşmayı başarılı bir şekilde artırdığı görüldü. Aynı zamanda kondrojenik farklılaşma medyumuna ilave edilen TGF-ß3 ve BMP-9'un farklılaşmayı daha da artırdığı tespit edildi. Ancak, TGF-ß3 ve BMP-9'un farklı dozlarının biraraya getirilerek ya da tek başlarına kullanılarak etkilerinin tespit edilmesi kondrojenik farklılaşma mekanizmasının daha iyi anlaşılabilmesi açısından önemlidir. Ayrıca farklı zaman dilimlerinin çalışmaya eklenmesi ve in vivo olarak test edilmesi çalışmanın önemini daha da artıracaktır.

Gen ifadesiKemik morfojenik proteinleriKondrositler+7
Elif Ece Akgün
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

TGFβ-3/IGF-1 ilave edilmiş kondrosit kaynaklı koşullandırılmış medyumun amniyotik sıvı kaynaklı hücrelerde kondrogenezis üzerine etkileri

Kıkırdak parakrin faaliyeti ile bilinen bir dokudur ve kondrositlerin salgıladığı, başta TGF-β3 ve IGF-1 olmak üzere birçok humoral faktörün kondrojenik farklılaşmada rol aldığı düşünülmektedir. Kondrogenezis SOX9, COL2A1, TGF-β3 ve ACAN gibi bazı belirteçlerin ifadesi ile karakteize edilebilmektedir. Her ne kadar kök hücrelerin kondrojenik farklılaştırması için birçok protokol var olsa da, bu yöntemler doğal intrinsik mekanizmayı yeteri kadar taklit edememekte ve başarılı bir kıkırdak rejenerasyonunu sağlayamamaktadır. Kök hücrelerin kondrojenik farklılaşmasında doğal mekanizmayı daha iyi taklit edebilmek için koşullandırılmış medyumun hem tek başına hem de TGF-β3 ve/veya IGF-1 ile birlikte kullanımın kondrogenezise etkisini görmeyi ayrıca, koşullandırılmış medyuma standart kondrojenik indüksiyon medyumu ilavesinin kondrogenezis potansiyeli üzerine etkisini göstermeyi amaçladık. Bu amaç doğrultusunda çalışmada rat amniyotik sıvı kaynaklı kök hücreler ve rat kondrositleri izole edildi. İzole edilen hücrelerin Real-Time PCR ve immunfloresan yöntemleri ile karakterizasyonları yapıldı. Karakterizasyon çalışmalarından sonra kondrositlerden, koşullandırılmış medyum elde edildi ve rat amniyotik sıvı kaynaklı kök hücreler aljinat boncuklar içerisinde TGF-β3, IGF-1, koşullandırılmış medyum ve indüksiyon medyumu kullanılarak kıkırdak hücrelerine farklılaştırıldı. Farklılaştırma çalışmalarının sonuçları Real-Time PCR, immunfloresan ve immunohistokimyasal boyama yöntemleri ile desteklendi. Çalışmada koşullandırılmış medyumun, hem tek başına hem de IGF-1 ve/veya TGF-β3 ilavesi ile kondrojenik farklılaşmayı başarılı bir şekilde indüklediği görüldü. Ancak, koşullandırılmış medyum ve kondrojenik indüksiyon medyumunun birlikte kullanımının COL-II, ACAN ve SOX9 ifadesi bakımından en iyi sonuçları verdiği görüldü. Sonuç olarak kondrojenik farklılaşma için standart indüksiyon medyumunda bulunan maddelerin, koşullandırılmış medyumda bulunan humoral faktörlerin etkisi ile daha iyi bir farklılaşma elde edildiği düşünülmektedir. Ancak koşullandırılmış medyum içerisindeki maddelerin ve miktarlarının belirlenmesi koşullandırılmış medyumun kondrojenik farklılaşma üzerine etki mekanizmasının daha iyi anlaşılabilmesi için önemlidir. Bunun yanı sıra çalışmadan elde edilen sonuçlar yapılacak in vivo çalışmalarla test edilmelidir.

AljinatlarAmniotik sıvıKondrogenez+3
Shah Nawaz
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Amniotik membran kaynaklı kök hücreleri üzerine trombositten zengin plazmanın etkisi

Kök hücreler gelişen teknoloji ile birlikte biyomedikal alanında oldukça önemli bir tedavi aracı haline gelmiştir. Amniotik membran, kök hücre kaynakları arasında daha az immunojenite ve multipotentten daha yüksek potansiyelleri ile önemli bir kaynaktır. Bu çalışmada atların amniotik membranından elde edilen kök hücreler izole edilerek, kültüre edildi ve onuncu pasaja kadar çoğaltıldı. Bununla beraber hücreler üzerinde adipojenik, osteojenik, kondrojenik farklılaştırmalar ve nörosfer oluşumu çalışmaları yapıldı. İki katına çıkma süresi analizi ile üçüncü pasaj ile altıncı pasaj arasında hücre çoğalmalarının daha güçlü olduğu ve dördüncü pasajda hem epitel (AEH) hem de mezenkimal hücrelerde (AMH) çoğalmanın en yüksek olduğu belirlendi. Büyüme eğrisi analizinde AEH ve AMH'lerde beşinci pasajın en iyi büyüme kinetiği özelliğini sergilediği görüldü. At kanından yüksek konsantrasyonda (717.17±43.34×109 /L) tombosit içeren PRP hazırlanışı için çift santrüfüjlü bir teknik geliştirildi. Çalışmada, taze ve inaktif (PRP-1), taze ve CaCl2 ile aktive edilen (PRP-2), CaCl2 ile aktive edildikten sonra dondurulan (PRP-3) ve dondurma çözdürme işlemi ile aktive edilen (PRP-4) dört grup PRP kullanıldı. Çalışmada PRP grupları arasında belirgin bir fark olmaksızın yüksek konsant- rasyonda Epidermal büyüme faktörü (EGF) gözlendi. PRP-4 grubunda en yüksek konsantrasyonda PDGF saptandı. MTT analizi ile hem AEH hem de AMH'de dondurma çözdürme ile aktive edilen PRP'nin (PRP-4) daha iyi çoğalma sağladığı ortaya kondu. Canlı hücre sayımı da dondurma çözdürme ile aktive edilen PRP'nin daha iyi hücre proliferasyonunu sağladığını gösterdi. Farklı dozlardaki PRP kullanımlarında %5 PRP konsantrasyonunun hem AEC hem de AMC'lerde bütün analizlerde hücre çoğalmasını arttırdığı belirlendi. %10 ve %15 PRP konsantrasyonları ile de yakın sonuçlar elde edildi. Farklılaştırma çalışmalarında iki tip hücre de başarı ile osteojenik, adipojenik ve kondrojenik hücrelere farklılaştırıldı; bu farklılaşmalar alizarin red boyaması, oil red O boyaması ve alsian mavisi boyaması ile gösterildi. Nörosfer oluşumunda iki tip hücrenin de küre benzeri, üç boyutlu sinir doku progenitör hücreleri oluşturabilme yeteneğinde olduğu gözlendi. PCR analizinde pluripotent hücre belirteçleri olan SOX2 ve OCT4'te oldukça güçlü ekspresyon gözlendi. Hem AMH hem de AEH'lerde P0, P3, P5 ve P7'de multipotent kök hücre belirteçleri CD14, CD44, CD73, CD90 ve CD105 ekspresyonları iyi seviyede gözlendi. Hemotopoetik hücre belirteci CD45 iki tip hücre için de negatif bulundu. Ayrıca MHC-II belirteci (CD74) de her iki hücre tipinde negatifdi. Bu sonuçlar, hem pluriopotent hem de multipotent kök hücre karakterizasyonu gösteren amnion membranından elde edilen kök hücrelerinin, allojenik uygulamalar için kullanılabilecek önemli bir kök hücre kaynağı olduklarını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Amniotik Membran Kaynaklı Kök Hücre, PRP, PDGF, EGF, At

AmnionAtlarEpidermal büyüme faktörü+3
A S M Golam Kıbrıa
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Amniotik membran kaynaklı kök hücreleri üzerine trombositten zengin plazmanın etkisi

Kök hücreler gelişen teknoloji ile birlikte biyomedikal alanında oldukça önemli bir tedavi aracı haline gelmiştir. Amniotik membran, kök hücre kaynakları arasında daha az immunojenite ve multipotentten daha yüksek potansiyelleri ile önemli bir kaynaktır. Bu çalışmada atların amniotik membranından elde edilen kök hücreler izole edilerek, kültüre edildi ve onuncu pasaja kadar çoğaltıldı. Bununla beraber hücreler üzerinde adipojenik, osteojenik, kondrojenik farklılaştırmalar ve nörosfer oluşumu çalışmaları yapıldı. İki katına çıkma süresi analizi ile üçüncü pasaj ile altıncı pasaj arasında hücre çoğalmalarının daha güçlü olduğu ve dördüncü pasajda hem epitel (AEH) hem de mezenkimal hücrelerde (AMH) çoğalmanın en yüksek olduğu belirlendi. Büyüme eğrisi analizinde AEH ve AMH'lerde beşinci pasajın en iyi büyüme kinetiği özelliğini sergilediği görüldü. At kanından yüksek konsantrasyonda (717.17±43.34×109 /L) tombosit içeren PRP hazırlanışı için çift santrüfüjlü bir teknik geliştirildi. Çalışmada, taze ve inaktif (PRP-1), taze ve CaCl2 ile aktive edilen (PRP-2), CaCl2 ile aktive edildikten sonra dondurulan (PRP-3) ve dondurma çözdürme işlemi ile aktive edilen (PRP-4) dört grup PRP kullanıldı. Çalışmada PRP grupları arasında belirgin bir fark olmaksızın yüksek konsant- rasyonda Epidermal büyüme faktörü (EGF) gözlendi. PRP-4 grubunda en yüksek konsantrasyonda PDGF saptandı. MTT analizi ile hem AEH hem de AMH'de dondurma çözdürme ile aktive edilen PRP'nin (PRP-4) daha iyi çoğalma sağladığı ortaya kondu. Canlı hücre sayımı da dondurma çözdürme ile aktive edilen PRP'nin daha iyi hücre proliferasyonunu sağladığını gösterdi. Farklı dozlardaki PRP kullanımlarında %5 PRP konsantrasyonunun hem AEC hem de AMC'lerde bütün analizlerde hücre çoğalmasını arttırdığı belirlendi. %10 ve %15 PRP konsantrasyonları ile de yakın sonuçlar elde edildi. Farklılaştırma çalışmalarında iki tip hücre de başarı ile osteojenik, adipojenik ve kondrojenik hücrelere farklılaştırıldı; bu farklılaşmalar alizarin red boyaması, oil red O boyaması ve alsian mavisi boyaması ile gösterildi. Nörosfer oluşumunda iki tip hücrenin de küre benzeri, üç boyutlu sinir doku progenitör hücreleri oluşturabilme yeteneğinde olduğu gözlendi. PCR analizinde pluripotent hücre belirteçleri olan SOX2 ve OCT4'te oldukça güçlü ekspresyon gözlendi. Hem AMH hem de AEH'lerde P0, P3, P5 ve P7'de multipotent kök hücre belirteçleri CD14, CD44, CD73, CD90 ve CD105 ekspresyonları iyi seviyede gözlendi. Hemotopoetik hücre belirteci CD45 iki tip hücre için de negatif bulundu. Ayrıca MHC-II belirteci (CD74) de her iki hücre tipinde negatifdi. Bu sonuçlar, hem pluriopotent hem de multipotent kök hücre karakterizasyonu gösteren amnion membranından elde edilen kök hücrelerinin, allojenik uygulamalar için kullanılabilecek önemli bir kök hücre kaynağı olduklarını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Amniotik Membran Kaynaklı Kök Hücre, PRP, PDGF, EGF, At

AmnionAtlarEpidermal büyüme faktörü+3
A S M Golam Kıbrıa
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2018
00