Akdeniz University
Anabilim Dalı

Sanat ve Tasarım Anabilim Dalı

Akdeniz University

69

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Heykel ve fotoğraf ilişkisinde kopya kavramının Herakles heykeli üzerinden değerlendirilmesi

"Heykel ve Fotoğraf İlişkisinde Kopya Kavramının Herakles Heykeli Üzerinden Değerlendirilmesi" başlıklı tez, görsel algı kuramı çerçevesinde heykel ve fotoğraf arasındaki çok katmanlı, tarihsel ve kavramsal ilişkiyi hem kuramsal hem de uygulamalı düzeyde incelemektedir. Çalışma, özellikle "kopya", "özgünlük" ve "sanat nesnesi" kavramları üzerinden, bu iki mecranın birbirine nasıl yaklaştığını, nasıl dönüştüğünü ve çağdaş sanatsal ifade biçimleri içerisinde nasıl yeniden anlam kazandığını ele almaktadır. Heykelin maddeselliği ile fotoğrafın temsiliyet gücü arasında kurulan bu diyalog, yalnızca estetik değil; aynı zamanda tarihsel bellek, görsel anlatı ve kavramsal sorgulama boyutlarında da analiz edilmiştir. Araştırmanın merkezinde yer alan Farnese (Yorgun) Herakles heykeli hem mitolojik anlatılar hem de sanat tarihsel referanslar bağlamında güçlü bir simgesel örnek olarak değerlendirilmiştir. Bu heykelin farklı dönemlerdeki temsilleri, özellikle 1859 tarihli Gabriel de Rumine fotoğrafı "kopya" ve "orijinal" kavramları arasında kurulmuş olan geleneksel hiyerarşilere eleştirel bir bakış sunmaktadır. Heykelin parçalanmış fiziksel geçmişi, albümin baskılar aracılığıyla yeniden yapılandırılmış; yokluk, kayıp ve temsil üzerinden sanatsal bir anlatı geliştirilmiştir. Uygulama süreci, büyük format kamera ve 19. yüzyılın özgün fotoğraf tekniklerinden biri olan albümin baskı yöntemiyle yürütülmüş; bu teknik seçim yalnızca estetik değil, kavramsal bir tercih olarak da değerlendirilmiştir. Her bir baskı hem belge hem özgün sanat nesnesi olarak, fotoğrafın çoğaltılabilirliğine karşı tekil bir varlık olarak konumlandırılmıştır. Albümin baskıların üst-alt parçalar hâlinde aious ağacı üzerine monte edilmesi ise, heykelin tarihsel parçalanmışlığına görsel bir gönderme sunarak imgelerle belleğin yeniden kurulabileceğini vurgulamaktadır. Tezin kuramsal altyapısı, Rudolf Arnheim'ın görsel algı kuramı doğrultusunda şekillendirilmiş; algı, tesadüf ve yapılandırılmış anlam kavramlarıyla desteklenmiştir. Ayrıca, Photography Into Sculpture (1970) ve The Evolving Photographic Object (2011) gibi sergi örnekleri üzerinden, fotoğraf ile heykel arasındaki tarihsel etkileşim küratöryel bağlamda da değerlendirilmiştir. Bu tez; heykel ve fotoğrafın birbirine paralel değil, birbirini dönüştüren, besleyen ve yeniden kuran iki sanatsal düşünce biçimi olduğunu ortaya koymakta ve özgün ile kopya arasındaki ikilikleri sorgulayan çağdaş bir sanatsal yaklaşım önermektedir.

Alternatif fotoğrafAnıtsal heykel
Naime Taşdemir
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2025
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Serigrafi baskı resim tekniğiyle Türk resminde figüratif soyutlama

İçinde bulunduğumuz 21.Yüzyılda teknolojik gelişmeler çok hızlı ilerlemektedir. Bu ilerlemeden nasibini alan baskı, günlük yaşamda kullanılan hemen hemen bütün ürünlerin ambalajlarında uygulanmaktadır. Serigrafi baskı işlemleri tarih boyunca gelişerek günümüze kadar ilerlemiştir. Baskının ve serigrafi baskının tarihsel gelişimi, sanattaki yeri ve önemi, sanatçıların katkıları, Türk resim sanatındaki durumuyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Serigrafi baskının, Türk sanatındaki kullanımı ile ilgili sanatçı görüşleri alınarak, serigrafi baskı sanatında eserler üreten sanatçıların çalışmaları yorumlanmıştır. Serigrafi baskı sanatında figür soyutlamaları yapan Türk ressamlarının eserlerinden örnekler incelenmiştir. Konuyla ilgili uygulama çalışmaları teknik ve ifade biçimi olarak açıklanmıştır. Tez konusunun amacına ilişkin kaynaklar incelenmiş, nitel araştırma yöntemlerinden belge tarama modeli kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Baskıresim, serigrafi baskı sanatı, figüratif soyutlama

Baskı resimBaskı teknikleriFigüratif resim+4
Münüre Şahin
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimEN

Grafik tasarım malzemelerinin televizyon haber programlarının hatırlanması üzerindeki etkileri

This study investigates the role of graphic design materials in improving the recall and retention level of television news viewers, and examines the capacity and power of these materials to shape or distort people's perception of reality. To this end, two experiments have been conducted with the aim of providing an empirical framework to the role of graphics in the construction of reality. It was found that graphics increase the recall and retention level of the viewers, and that they can alter viewers' recall of the content of the news stories. Key Words: Television, newscasts, graphic design, typography, lower captions, maps, dominant ideology, recall, retention, visual perception. Ill

Graphic designVisual perceptionMass media+3
Rifat Hakan Ertep
Bilkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
DoktoraAçık ErişimEN

Telegörsel ontolojinin boyutları: Televizyondaki zamanın simyası

ABSTRACT DIMENSIONS OF TELEVISUAL ONTOLOGY: THE ALCHEMY OF TIME IN TELEVISION Başak Şenova Ph. D. in A.D.A Supervisor: Assist. Prof. Dr. Mahmut Mutman May, 1999 Departing from the social status of television in our time, this thesis investigates the dimensions of televisual ontology by concentrating on television's basic logic of operation, which is generated by time. By discussing the concept of time and capitalism with relation to television's logic of operation, this thesis appoints every qualitative and quantitative aspect of television to investigate how they operate and communicate with each other. When the logic of operation of television is considered, a concealed mechanism which, operates underneath the quantitative and the qualitative aspects of television is found. Hence, this mechanism is directed by the movement of time in televisual flow. Therefore, this thesis intents to take over the project of investigating the mentioned mechanism. To demonstrate this mechanism, this thesis also involves a case study, which presents a comparative analysis of Turkish television channels. Consequently, dimensions of the televisual ontology is examined by taking the logic of late-capitalism as the frame of this study. Key Words: Television, Time, Capitalism, Televisual Flow, and Mechanism

CapitalismTelevisionExistence philosophy+3
Başak Şenova
Bilkent University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
1999
00
DoktoraAçık ErişimEN

Modern evin "Hizmetçi Prenses"i: Türkiye'de elektriklendirme sonrası ev hayatı ve kadınlık, 1923-1950

This dissertation deals with the question how modern domesticity and modern femininity were discursively constructed in the advertisements and other promotional texts of electric appliances published between 1923 and 1950 in popular women's and family magazines in Turkey. The issue is framed within socio-historical technology studies and the feminist histories of the early republican period. Moving forward from the claim that electricity had to be first domesticated to enter the homes, the study searches for the gendered connotations of this process. Besides, it ponders over the ways women are interpellated as modern subjects by the representations in question. To this end the dissertation carries on a discourse analysis of the visual and textual representations of electricity and electric powered domestic appliances. The images are discussed in their potential to bring forth the ambiguities in the definitions of modern domesticity and femininity. Analysis revealed that neither the middle-class ethos of domesticity nor the chaste woman of this family was the only idealized form of domesticity and femininity by the official discourses. There were rather different modernities defined distinctly based on various class positions all of which were approved by the republican cadres. Keywords: Domestic Electrification, Electric Appliances, Domesticity, Femininity,Modernization

Electrical home equipmentsWomenModernization+1
Bahar Emgin Şavk
Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimEN

Sıkıntı mekanları: Hayalgücü ve sınırların muğlaklığı

This study aims to contribute readings of arguments pertaining to andconceptualizations of the experience of boredom to discussions of art, philosophyand culture. Relevant histories and readings of philosophical accounts ofboredom are considered in order to enable an understanding of boredom asgenerative of distinctive understandings of space. This is further developed as anaccount of boredom as problematic in the reception and creation of literary andvisual art. Beginning from critical discussions of boredom in recent cultural andcritical commentary, in particular discussions of the everyday, this thesisconsiders the phenomenological analysis of the everyday that is at work inMartin Heidegger?s account of boredom and in rewritings of this analysis, as theexperience of the impersonal, in texts by Maurice Blanchot and EmmanuelLevinas. Boredom is shown to provoke an ambivalence that can neverthelessunfold, or produce, spaces of thought, art and the everyday through theexperience of the impersonal. The limits of these spaces of boredom invite us tocertain passages through experiences of ambivalence where thought, art and theeveryday are opened up, by means of an imagination of boredom, to newpossibilities.Keywords: Boredom, space, ambivalence, limit, imagination.

Özge Ejder
Bilkent University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2005
00
DoktoraAçık ErişimEN

Ultrason fetus imajı: Doğum olayı, kadın bedeni ve tıbbi söylem

The use of ultrasound fetal image has become common in medical practice. The ultrasound is a contemporary result of a long medical and technological history, in which the human body and its pathologies are known and controlled by medical apparatus. It is a specific form of image produced by what Michel Foucault called the medical gaze. The thesis offers a genealogy of the ultrasound image and then turns its attention to its contemporary use. By taking the obstetrical examination room as a social context, it shows that what is at stake is not merely technological but actually a social relationship, at the center of which visibility plays a fundamental role. This new power context controls and administers both women?s body and the emergent fetal body, which it perceives as an ?originary human form.? In the culture at large, the fetus is even turned into a citizen with its rights, a metaphor which the anti-abortion movement used and abused extensively. Reading fetology as well as the fetal image in terms of a social relationship of power, it is demonstrated that the woman?s body is treated as mere environment. However, although technology is an important part of this biopolitics, it can also be read as an extension of human body through which the body knows and complicates itself.

Ersan Ocak
Bilkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayıp Hafıza belgesel filmi Kent belleği perspektifinde tarihçi Hüseyin Çimrin'e yönelik sözlü tarih çalışması

Metropol yaşamlar mutsuz, bıkkın, usanmış bireyler yaratmaktadır. Alman Sosyolog Georg Simmel mikro sosyoloji ile ilgilenerek şehirdeki gündelik yaşamların bireylerdeki yarattığı psikolojik sıkıntıları araştırmıştır. Günümüzde kentler toplumsal süreçleri ve oluşumları derinden etkileyen, ilişki ağlarının üretim merkezli kültürel mekânlarıdır dolayısıyla kentlerin şimdiki durumlarını anlamak, o toplumun nerede olduğunu ve hangi noktaya evirileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Kentlerdeki değişim ve dönüşüm özellikle o kentte eskiden beri yaşayan bireylerde geçmişe yönelik bir özlem ve huzursuzluk durumu yaratmaktadır. Son dönemde en hızlı değişime uğrayan kentlerin başında Antalya gelmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada araştırmacı ve yazar Hüseyin Çimrin'in perspektifinen Antalya kentine yönelik değişim ve dönüşümün izleri aranmıştır. Çimrin'in çocukluk zamanıyla şimdiki zaman özellikle bireyi değiştirmiş Simmel'in saptaması gibi paraya dayalı metropollerde bireyi donuk, silik ve paranın rengi griye benzer bir hale getirmiştir. Anahtar Kelimeler: Sımmel, Sözlü Tarihçe, Hüseyin Çimrin, Kent Belleği

AntalyaBelgesel filmKentsel bellek+5
Suat Erdöl
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş Türk sanatında öncü hareketler

1980'li yılların sonlarından itibaren uluslararası etkinliklerin ve kitle iletişim araçlarının da yoğunlaşması ile global sanat ortamıyla etkileşimini arttıran Türkiye, 'çağdaş' sanat altyapısını güçlendirmiştir. 1970'lerde başlayıp, 1980'lerde yoğunlaşan öncü hareketlerin etkileri 1990'lı yıllarda sanat ortamında özümsenerek, kendini göstermiştir. Süregelen konservatif sanat anlayışına köktenci bir alternatif yaratan bu süreçte politik, ekonomik ve sosyal faktörler etkili olmuştur. Türkiye tarihinin en çalkantılı dönemlerini kapsayan bu zaman aralığında sanat ortamında gelişen yeni dinamikler, yalnızca mevcut sanat anlayışını değiştirmekle kalmayıp, aynı zamanda yeni açılımlara da zemin hazırlamıştır. Türkiye'de Altan Gürman ile başlayan, sınırların sorgulandığı yaklaşımlar, başlangıçta bireysel çıkışlar ile sınırlı kalmış olsa da, ilerleyen yıllarda yeni isimlerin de eklenmesi ile Türkiye'de kavramsal yaklaşımlara öncü olan sanatçıların sayısı artmıştır. Erken tarihlerde ortaya çıkan bu kopuşlar, sonraki dönemde yeni sergileme alanlarının ortaya çıkması ve bu alana odaklanan, periyodik olarak düzenlenen sergiler ile sanat ortamına entegre olmuştur. Kavramsal yaklaşımlara yer veren ve İstanbul Bienali'ne de altyapı hazırlayan Yeni Eğilimler Sergileri, Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri gibi etkinlikler, bu süreçte geliştirici olmuş, Türkiye sanat ortamına yeni bir soluk getirmiştir. Bu sergileri izleyen süreçte İstanbul Bienali, Türkiye'de Çağdaş Sanat'ın en belirgin kırılma noktası olmuştur. Gerek sanatçıların üretimlerinde, gerek sanat izleyicisinin kavramsal yaklaşımları alımlamasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. Tüm bu dinamiklerle beslenen süreçte çeşitlilik kazanan sanat ortamında 1990'lı yılların ikinci yarısından itibaren, gerek kullanılan üslup, gerek işlenen konular açısından daha özgür bir sanat ortamının hakim olduğu gözlemlenmektedir.

Avangard sanatKavramsal sanatModern sanat+4
Gülden Ataman
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1950 sonrası Türk resim sanatında yazı ve kaligrafi kullanımının irdelenmesi

Duygu, düşünce ve kavramların birer imgeye dönüştürülmesi ile oluşan görsel ve yazılı anlatım dili geçmişten günümüze insanoğlu arasında bir iletişim aracı olarak kullanıldığı bilinmektedir. Resim sanatı tarihi boyunca da yazı ve kaligrafi plastik sanatlar içerisinde kültürel imgelerin etkileşimleriyle yer aldığı görülmektedir. Mağara resimlerindeki figüratif anlatımlarla iletişim aracı sonrasında yazı şekline bürünmüş ve resim sanatı içerisinde farklı dönem akım ve hareketlerindeki eserlerde ifadeci yaklaşım olarak kullanılmıştır. Batı resminde yazı-resim ilişkisi sanatçıların eserlerinde farklı üslupsal etkilerle kullanılmıştır. İslam ve Doğu kültürünün geleneksel kültürel motifleri olan farklı yazı ve kaligrafiler, batılı sanatçıların ilgisini çekmiş ve Doğu- Batı arasındaki sentezlenme ile resim sanatına esin kaynağı olduğu görülmüştür. Tezde Osmanlı Devleti son dönemi ile birlikte Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bir ulusun kültürünü canlandırmak amacıyla başlatılan yeni oluşumlar, Türk resmindeki sanat hareketleri araştırılmıştır. Dolayısıyla 1950 ve sonrası yazı ve kaligrafiyi görsel bir anlatım dili olarak kullanan Çağdaş Türk Resminin önemli sanatçılarının yaratıcılığı değerlendirilmiştir. Elif Naci, Sabri Berkel, Abidin Elderoğlu, Şemsi Arel, Burhan Doğançay, Özdemir Altan, Erol Akyavaş, Süleyman Saim Tekcan, Ergin İnan ve Bedri Baykam'ın sanat görüşlerine ve eserlerindeki yazı ve kaligrafi kullanımları hem plastik unsur olarak hem de kavramsal bağlamda irdelenerek sunulmuştur. Yazının görsel bir dil olarak kullanıldığı yazı, kaligrafi ve sanat özellikle resim arasındaki ilişkinin tarihsel süreci değerlendirildikten sonra, son bölümde tez konu bağlamında uygulama çalışmaları ele alınmıştır. Alaaddin Hız'ın uygulama çalışmalarındaki amacı oluşturduğu soyut resimlerde kullandığı yazı ve kaligrafi imgeleriyle içsel hareketleri dışavurumcu bir etkiyle izleyiciye aktarmaktır.

Resim sanatıTürk resim sanatıYazı sanatı
Alaaddin Hız
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Moda endüstrisinde Türk moda tasarımcı marka ve stil analizleri

Bu tez çalışmasında Moda Endüstrisinde yer alan Türk tasarımcı markaları ve stilleri, Türk tekstil ve hazır giyim endüstrisinin tarihçesi ile anlatılmaktadır. Bu tarihsel süreçte yer alan ilk hazır giyim ve tekstil firmalarına yer verilmektedir. Türk hazır giyim ve moda sektöründe marka ve tasarım yaratmanın önemine değinilmektedir. Marka bilinirlikleriyle dünya moda endüstrisinde yer alan Türk moda tasarımcıları bu alanda yapılacak çalışmalar için kaynak oluşturulması bakımından önem ifade etmektedir.

Hazır giyim endüstrisiMarkaModa+4
Nurşen Sesiz
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Porselen lithophane tekniğinin incelenmesi ve iç mekan duvar panosu olarak uygulanabilirliğinin araştırılması

ÖZET "Porselen Lithophane Tekniğinin İncelenmesi ve İç Mekan Duvar Panosu Olarak Uygulanabilirliğinin Araştırılması" başlıklı tez çalışması dört bölüm altında incelenmiştir. Birinci bölümde "Porselen" başlığı altında, porselenin tanımı, tarihçesi, çeşitleri, porselen malzeme-ışık ilişkisi ve porselenin ışık geçirgenlik özelliği bağlamında sanat malzemesi olarak kullanımı araştırılmıştır. İkinci bölümde "Porselen lithophane tekniği " tanıtılmış, tanımı, tarihçesi, uygu- lama yöntemleri incelenirken, özgün çalışmalarında bu tekniği kullanan sanaçılar araştırılmış, çalışmalarından örnekler verilmiş ve çağdaş sanat ile bağlantıları kurulmuştur. Üçüncü bölüm "İç mekan duvar panosu" adı altında incelenmiş, seramik duvar panosu, porselen duvar panosu, kullanımı ve tasarım açısından iç mekan duvar panosu; İç Mekan- Kompozisyon-Form ilişkisi, İç Mekan-Tasarımında İşlev Unsuru ilişkisi, İç Mekan-Aydınlatma ilişkisi, İç Mekan- Fotoğrafik görüntü ilişkisi kapsamında araştırılmıştır. Dördüncü bölüm ise "Porselen Lihophane Tekniği Kullanılarak Yapılan İç Mekan Duvar Panosu Araştırma Ve Uygulamaları" adı altında ele alınmıştır. Bu bölümde porselenin malzeme olarak seçildiği ve ışık geçirgenlik özelliği ile lithophane tekniği bağlamında ilişkilendirildiği, özgün iç mekan duvar panosu tasarımları, denemeleri ve uygulama çalışmaları yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise; öneriler, analizler ortaya konmuş ve genel bir değerlendirme yapılmıştır.

Duvar panosuPanolarPorselen+3
Esin Kaya
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XXI. yüzyıl perspektifinde Art Deco stilinin tekstil tasarımlarına yansımaları ve yeni öneriler

1920'li yıllarda ortaya çıkan ve 40'lı yılların ortalarına kadar Avrupa ve Amerika'da etkili olan Art Deco stili özellikle Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasında dünyanın birçok yerine yayılmış olan bir üsluptur. İsmini 1925 yılında Fransa'da düzenlenen Exposition Internationale Des Arts Décoratifs at Industries Moderns (Uluslararası Modern Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Sergisi) sergisinden alan Art Deco stili, başta Art Nouveau akımı olmak üzere Fütürizm, Kübizm, Konstrüktivizm, De Stijl ve Bauhaus gibi sanat akımlarından izler taşımaktadır. Ayrıca Antik Mısır, Aztek ve Meksika kültürlerinden de esinlenen Art Deco; mimari, iç mimari, mobilya, güzel sanatlar, tekstil ve moda alanlarında etkili olmuştur. Konusu "XXI. Yüzyıl Perspektifinde Art Deco Stilinin Tekstil Tasarımlarına Yansımaları ve Yeni Öneriler" olarak belirlenen tez çalışmasında Art Deco stilinin görsel unsurlarının ve dönemin toplumsal koşullarının oluşturduğu çerçeve içerisinde mobilya, mimarlık gibi alanlardaki etkisi göz önüne alınarak Art Deco tekstillerinin özelliklerinin belirlenmesi ve günümüz iç mekân tekstil tasarımlarına yansımalarının ortaya konması amaçlanmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında, XXI. yüzyıl perspektifinde Art Deco stiline ait 15 adet özgün iç mekân tekstil tasarımlarından oluşan bir koleksiyon hazırlanmıştır. Daha önceki yıllarda yapılan tez çalışmalarında iç mekân tekstillerine yönelik tasarım önerilerinin bulunmaması, bu konudaki uygulamaları daha da önemli kılmaktadır.

21. yüzyılArt DecoSanat akımları+3
İlay Uysal
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1950 sonrası Türk resim sanatında kam ritüellerinde kullanılan enkarnatif nesnelerin göstergebilimsel analizi

Yapılan araştırma ile Türk halkının eskiden beri var olan inanç sistemi Şamanizme ait Kam ritüellerinde kullandıkları nesnelerini ve performanslarının bir kısmını geleneksel hale getirerek bir kısmını da sanat eserlerinde sanat ifadesi olarak kullanıldığı ve günümüze kadar geldiği görülmüştür. Günümüz sanat hayatında geleneksel sanat köklerimizin yaşatılması ve dahi Uluslararası sanat içerisinde hak ettiği yeri edinerek gelecek nesillere aktarılmasında şüphesiz ki sanatın yeri çok anlamlıdır. Bu nedenle, Türk kültürünün merkezinde yer alan Şamanizme ait enkarnatif nesnelerin, görsel envanter niteliği taşıyan 1950 sonrası Türk resminde kullanılan elemanların tespit edilerek bir kısmının kaynak gösterilmesi hedeflenmiştir.. Böylece Türk toplumu nezdinde çağdaş Türk Resim sanatına yansımış olan totemist felsefe ışığında Kam ritüellerinde kullanılan enkarnatif nesnelerin göstergebilimsel analizi amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan araştırmada, 1950 sonrası Türk resim sanatı içerisinden derlenen enkarnatif nesne örnekleri incelenmiştir. İnceleme sonucunda; İp, Kartal, Davul, Nazar Boncuğu, At, Geyik, Koyun-Koç-Keçi, Kayalar ve Taşlar, Ağaç, Dağ gibi unsur ve aksesuarların Şamanizm inancından süregelen birçok materyalin gerek biçemsel gerekse doğal anlam yönünden Türk Resim Sanatı içerisinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada yöntem bakımından dil bilim sözcüğü örnek alınarak çevrilmiş olan ve göstergeleri inceleyen bilim dalı olarak tanımlanan göstergebilim analiz yöntemi esas alınmıştır. Belirlenen eserlerde kullanılan nesneler nitel ve nicel bakımdan taranarak düz anlam ve yan anlam analizleri göstergebilimsel yöntem ile ortaya konacaktır. Nitel veriler elde etmek için arşiv taraması yapılmış ve bu taramalar belge olarak sunulmuştur.

Resim sanatıSanat eserleriTotemizm+3
Cihan Yerlikaya
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stil sanat ve tasarım ilişkisinin motosiklet tasarımı üzerinden uygulanması

Sanat insanlık tarihi boyunca insanlığa hep eşlik etmiştir. Savaşlar, teknolojik gelişmeler ve toplumsal hareketler insanlığa yön verdiği gibi sanata da yön vermiştir. Günümüzde sanat, sadece güzel sanatlar olarak kalmamış daha da yayılarak başka dallar ve kollar oluşturmuştur. Modern hayatın ihtiyaçları doğrultusunda şekil alarak ürünler de üretmiştir. Grafik tasarım ve moda tasarımı bunun için iyi birer örnektir. Bu alanda bir başka örnek ise endüstriyel tasarımdır. Endüstriyel tasarım, sanattan bağımsız, ancak estetik değerler doğrultusunda sanat ile ilişkili bir alan olması açısından oldukça önemli ve dikkate değerdir. Günümüz tasarım anlayışının gelişimi, I. Dünya Savaşından bu yana çok yol kat etmemiş, günümüzde de ergonomik, ekonomik ve işlevsel temellere bağlı kalınmıştır. Endüstriyel tasarım, estetik değerler açısından sanat ile ilişkili bir alan olmasına rağmen doğrudan bir etkileşim gözlenmemektedir. Öte yandan sanat yıllar içerisinde biriktirdiği teorik ve pratik yöntemleri ile birçok alanda üretimlere katkıda bulunmaktadır. Bu tez sanat akımları ile ürün tasarımı sürecinin bir arada uygulanmasını ele almaktadır. Araştırma ve uygulama için günümüzde aktif olarak kullanılan motosiklet ürününe odaklanmaktadır. Motosiklet tasarımlarını sanatsal açıdan ele alarak -tasarım ilkeleri (ritim, denge, oran-orantı/ölçek, vurgu, zıtlık, bütünlük, hiyerarşi) gibi sanat akımlarının sahip oldukları özgün estetik değerleri ile inceleyip uygulamayı amaçlamaktadır. Bu yolla motosiklet tasarımı üzerinde görsel denemeler yapılarak sanat ve tasarım ilişkisinin uygulama boyutunda araştırılması amaçlanmaktadır. Bunlarla birlikte yapılan teorik ve pratik çalışmalar ile tasarım süreci ve tasarım yöntemleri üzerine eklenebilecek katkıların saptanması açısından araştırma önem arz etmektedir. Buradaki öncelikli kapsam, yapacağımız araştırmalar ile motosiklet tasarımını sanat ve tasarım bağlamında irdeleyip, tekrardan bu bakış açısı ile görsel olarak tasarlamaktır. Bu süreçte üç sanat akımının özelliklerini ele alınarak üç farklı motosiklet tasarımı ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Endüstriyel tasarımGrafik tasarımıMotosikletler+4
Altuğ Akarpa
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kullanılan havalimanı bilgilendirme grafiklerinin incelenmesi ve bir havalimanı bilgilendirme grafiği

"Türkiye'de Kullanılan Havalimanı Bilgilendirme Grafiklerinin İncelenmesi ve Bir Havalimanı Bilgilendirme Grafiği Tasarımı" adlı tez çalışması, ülkenin turizm açısından önemli ve uluslararası ticaret yollarında bulunan havalimanlarında kullanılan bilgilendirme grafiği tasarımlarının incelenmesi ve bu grafiklerin yorumlanmasını içermektedir. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, Ankara Esenboğa Havalimanı, İzmir Adnan Menderes Havalimanı, Antalya Havalimanı ve 6 Nisan 2019 tarihinde hava trafiğine kapılarını kapatmış olan İstanbul Atatürk Havalimanı' nın bilgilendirme grafiklerinde kullanılan renklerin yarattığı psikolojik etkileri, yazı karakterlerinin okunabilirliği ve uyumu, hazırlanan piktogramların yapı olarak birbirlerine uyumlarının detayları yer almaktadır. Tezin proje aşaması için, TAV Airport yönetimindeki Antalya Havalimanı (AYT) için hareketli bilgilendirme grafiği tasarımları hazırlanmıştır. Tasarımlarda, uluslararası bir dil olan piktogram tekniği kullanılmıştır. Piktogram ve hareketli grafikler ile havalimanı için yeni bir bilgilendirme grafiği önerisinde bulunulmuştur.

AntalyaBilgilendirmeBilgilendirme tasarımı+7
Ozan Mertcan İnanç
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi`nde M - 156 numarada kayıtlı olan el yazma eser: Nizami Gencevi`nin "Hamse"si

XVIII. yüzyılın ikinci yarısına ait olan isimleri bilinmeyen farklı katipler tarafından yazılmış M-156 numarali "Hamse" nüshasıdır. Eser bugün Bakü'de Nizami Gencevi'nin adını taşıyan El Yazmaları Enstitüsinin kütüphanesinde bulunmaktadır. El yazmada İsfahan ve Tebriz minyatür mektebine ait toplamda 48 minyatür bulunmaktadır. Eserin dijital versiyonu yoktur. M-156 Numaralı "Hamse" Bakü'de El Yazmaları Enstitüsinde incelenmiştir. Üç ana bölümden oluşmuş bu tezde "Hamse"nin yüzlerle nüshası bulunma yerleri ve detaylı bilgi listesi M-156 numaralı "Hamse"de bulunan minyatür ve tezhip listesi gösterilmiş, ana bölümlerinde ise ilk olarak yazarın hayatı ve edebi kişiliği ile ilgili açıklama verilmiştir. İkinci bölümde "Hamse" ye dahil olan 5 eser hakkında özet geçilmiştir. Üçüncü bölümde Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinin El Yazmaları Enstitüsinde bulunan "Hamseler" ilgili genel bilgi verilmiştir ve tez konusu M-156 Numaralı "Hamse" nüshasını cildi, ölçüleri minyatürleri detaylı incelemek el yazmanın tamamlanmasını yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde varılan sonuç ve burada kullanılan kaynakların açık künyesi verilmiş ve özgeçmiş eklenmiştir. Anahtar kelimler: Nizami Gencevi, Hamse, Minyatür, cilt

18. yüzyılEl sanatlarıHamse+3
Zarifa Alihanova
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

UNESCO dünya mirası kalıcı listesindeki Türkiye'nin tarihi ve turistik alanlarına ait Kültür ve Turizm Bakanlığı tanıtım afişlerinin göstergebilimsel olarak incelenmesi ve bir seri afiş kampanyası önerisi

"Unesco Dünya Mirası Kalıcı Listesindeki Türkiye'nin Tarihi Ve Turistik Alanlarına Ait Kültür Ve Turizm Bakanlığı Tanıtım Afişlerinin Göstergebilimsel Olarak İncelenmesi Ve Bir Seri Afiş Kampanyası Önerisi" adlı tez çalışması, Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2009-2016 yılları arasında UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesinde yer alan Tarihi ve Turistik alanlarının tanıtılması yönelik hazırlanan afişler incelenmiş, çeşitli işaret birimlerinden oluşan ve dizge niteliğinde bu tasarımlarda yer alan imgeler göstergebilim açısından değerlendirilmiştir. Afiş tasarımlarında mesaj aktarımı gerçekleştirmek için semiyotik birimlerden yararlanma oldukça önemlidir. Bu nedenle göstergebilimsel analiz oldukça önem arz etmektedir. Araştırma süresince elde edilen bilgi ve deneyimlerle, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesindeki Türkiye'nin Tarihi ve Turistik Alanlarına ait yeni bir takım afiş tasarımı uygulaması önerilirmiştir. Anahtar Kelimeler: Göstergebilim, UNESCO, Afiş

AfişlerGrafik sanatlarGrafik tasarımı+6
İsmail Anıl Oran
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Topkapı Sarayında bulunan evren olgusu içerikli minyatürlerin resim diliyle yorumlanması

Evren olgusu, evrenin oluşumu, yaradılış, kozmoloji ve yaşamın varoluşu geçmişten günümüze araştırılan, incelenen, merak uyandıran konular olmuştur. Bu bağlamda, "Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürlerin Resim Diliyle Yorumlanması" başlıklı tez çalışmasında yer alan evren ve yaratılış olgusu konulu minyatürler, Türk sanatı ve Türk mitolojisi çerçevesinde ele alınarak anlatılmıştır. Nakkaş Kazvini'nin 15. ve 16. yüzyıllar arasında üretmiş olduğu "Acaib'ül-Mahlûkat ve Garaibü'l-Mevcudat" adlı coğrafya ve kozmografya kitabı günümüz'de Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde yer almaktadır. A.3632, H.405, H.409 ve R.1088 envanter numaraları ile Topkapı Sarayı Kütüphanesi Arşivleri'nde yer alan "Dünya ve Evren Oluşumları" konulu minyatür yazmalar tez çalışmasının çerçevesini belirleyen başlıkla ilişkilendirilerek araştırmanın merkezini oluşturmaktadır. Tez Çalışmasının Birinci Bölümü; Giriş olarak ile ele alınmıştır. Tez Çalışmasının İkinci Bölümü; Evren Kavramı ve Yaratılışı Olgusu başlığı altında, Evren Kavramı, İnanç Sistemlerinde Evren Kavramı, Mitler ve Türk Mitolojisinde Evren Kavramı ve Kutsal Kitaplarda Yaratılış Olgusu alt başlıkları ile değerlendirilmiştir. Tez Çalışmasının Üçüncü Bölümü; Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürler başlığı altında, Topkapı Sarayı, Topkapı Sarayında Bulunan Kozmoloji Bağlamında Minyatür Örnekleri ve Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürler alt başlıkları ile değerlendirilmiştir. Tez Çalışmasının Dördüncü ve Son Bölümü ise; Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürlerin Resim Diliyle Yorumlanması başlığı altında, Nakkaş Kazvini'nin Evren Olgusu Konulu Minyatürleri ve Uygulama Çalışmaları alt başlıkları kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma süresince araştırma hizmeti kapsamında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi ile birlikte hareket edilmiştir. Uygulama çalışmaları dolayısıyla Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinden minyatür yazmaların dijital görselleri istenmiş ve görseller tez kapsamında kullanmıştır. Ayrıca araştırma hizmetleri kapsamında belirtilen yazma eserler kütüphaneden alınan araştırma izni ile eserler dijital ortamda görülmüş ve dijital görseller olarak temin edilmiştir.

El sanatlarıMinyatürResim dili+2
Sabriye Öztütüncü
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güncel sanatta ve fotoğrafta küratörlük kavramı

Küratörlük kavramın ortaya çıktığı Roma döneminden günümüze kadar geçen süreç içerisinde değişen ve gelişen küratörlük kavramı, özellikle Güncel Sanat'ın etkili bir aktörü konumundadır. Avangard Hareketle birlikte etkinliğini arttıran ve bir sanat formuna dönüşen fotoğrafla birlikte Güncel Sanat içerisinde bir anlatım oluşturan küratörün rolü, tarihsel süreci içerisinde ele alınarak değişimi ve gelişimi önemli küratörler ve sergiler üzerinden anlatılmaktadır. Güncel Sanat ve Fotoğraf olarak iki ana başlıkta ele alınan tez, küratörün koruma, saklama ve sergileme rolünün yanında bir anlatı oluşturma rolünü de irdelemektedir. Bu rolün etkinliğini aktarmak amacıyla fotoğraf tarihinin etkili isimleri, küratörün çıkış rolüne uygun olarak harika kabineleri şeklinde yeniden yorumlanarak günceli yakalamak amacıyla sanatsal bir sergi olarak düzenlenmesi sağlanmıştır.

FotoğrafFotoğraf sanatıGüncel sanat+1
Özlem Tezcan
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heykel sanatında biçimsel özellikler bakımından grafik dilin kullanılması

XIX. ve XX. yüzyıllarda gelişen teknoloji, ilerleyen bilim, değişen toplumsal ve siyasal düzenler, olgular, savaşlar, keşifler gibi sanata yön veren, sanatçının bakış açısında farklılık yaratan olaylarla birlikte sanatın tanımı ve boyutları değişmiştir. Ortaya çıkan farklı akımlar, yaklaşımlar sanatçıdan sanat nesnesine ve sanat malzemesine kadar büyük değişimlere sebep olmuştur. Bu değişimlerle birlikte sanat nesnesinin malzemesindeki kısıtlılık çağımızda yerini büyük bir çeşitliliğe bırakmış ve bununla birlikte sanatçının düşüncesinde ve yapıtındaki kısıtlayıcı etkiler ortadan kalkmıştır. Sanattaki sınırsızlık düşüncesiyle birlikte disiplinler arası etkileşimin gücü artmış, iç içe geçerek yeni türler, farklı yaklaşımlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Disiplinlerarası yaklaşımlar, disiplinlerin sınırlarının farklı ölçülerde çizimlerine göre türlere ayrılmıştır. Bu türlerden biri olan çapraz disipliner kavramı, iki farklı disiplinin birbiriyle belli oranda etkileşimini kapsayan ve bir disiplinin kendine ait yöntemlerinin diğer bir disiplinde kullanılması sağlayan bir yaklaşım olarak önem arz etmekte fakat bu terimin plastik sanatlarda kullanımına pek rastlanmamaktadır. Buradan yola çıkarak araştırmanın konusunu sanatta çapraz disipliner yaklaşıma örnek olabilecek iki disiplinin etkileşimi oluşturmakta, heykel sanatının biçimsel özellikleri, grafik tasarımın perspektifinden bakılarak şekillendirilmektedir. Bu doğrultuda grafik dili oluşturan temel unsurlar bulunup heykel alanına biçimsel özellikleri bakımından yöntem olarak aktarılmaktadır. Yapılan araştırmaların sonucunda yurt dışında son on yılı kapsayan süreçte ortaya çıkan 'graphic sculpture', grafik heykel olarak isimlendirilen çalışmalar, heykel alanında grafik dilin çapraz disipliner yaklaşım çerçevesinde kullanımını kanıtlamada örnek olarak gösterilmekte ve bu etkileşimi tetikleyen, sanat tarihinde yerini alan belli başlı sanat hareketlerine değinilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çapraz Disipliner Yaklaşım, Grafik Dil, Grafik Heykel, Disiplinlerarasılık, Çoklu Disipliner Yaklaşım.

BiçimBiçimsel betimlemeGrafik imge+5
Mukaddes Dönmez
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Plastik sanatlarda sanat nesnesi ve mekân ilişkisi

Endüstri Devrimi sonrası 19. yy. Avrupası'nın geçirdiği modernleşme süreci izleyici ve sanat nesnesi arasındaki ilişkiyi köklü bir dönüşüm sürecine sokmuştur. Bu sürecin etkisiyle izleyici ve sanat nesnesi arasındaki sınırlar kalkmış, gelenek halini alan sergileme yöntemlerine yeni alternatifler doğmuştur. Beyaz Küp olarak tabir edilen modernist düşüncenin nötr sergileme mekanları, yapısöküme uğramaya başlamıştır. Mekân ile izleyici, izleyici ile sanat nesnesi, sanat nesnesi ile mekân arasında yeni bir izleme pratiği doğmuştur. 1950'lerden sonra kavramsal alt yapıyı mekân-nesne-gözlemci-zaman öğeleriyle bir araya getiren sanatçı, içine girilip çıkılabilen 'deneyimlenebilen' mekanlar yaratmıştır. Böylelikle izleyicinin sanat nesnesi karşısındaki duruşu değişmiş ve artık yapıtı tamamlayan, onun parçası olan katılımcı pozisyonuna girmiştir. Mekân da sadece bir yer olmaktan çıkıp bir duruma dönüşmüştür.

MekanMekan tasarımıNesne+5
Selen Tokgöz Man
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Popüler kültür bağlamında Y ve Z kuşağının kahve kültürünün değerlendirilmesi

Yaşanan olay ve olgular; bireylerin tecrübelerini oluştururken, dönemin davranış ve düşünce kalıplarını belirlemektedir. Kuşaklar arasındaki farklılıkların temel sebebi olan deneyimler; aynı zamanda kültür olgusunun seyrine yön vermektedir. Küreselleşmeyi deneyimleyen Y ve Z kuşakları geleneksellikten uzaklaşarak evrensel kültüre dahil olmaktadır. Bu nedenle; Y ve Z kuşağının kahve kültürü popüler kültür bağlamında ele alınmıştır. Araştırma sonucunda; en sık içilen kahve türünün Türk kahvesi olduğu ancak X ve Bebek Patlaması kuşağından, Z kuşağına doğru Türk kahvesinin tercih edilme oranının düştüğü tespit edilmiştir. Türkiye kökenli kahve zincirlerinde daha çok Türk kahvesi tercih edilirken, yabancı kökenli kahve zincirlerinde dünya kahveleri tercih edilmektedir. Ev veya iş yerinde içmek amacıyla kahve satın alırken Z kuşağı daha çok marka kahve, diğer kuşaklar ise taze çekilmiş kahve tercih etmektedir. Kuşakların popüler ürünlere yönelim ve markaya yönelim puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu hem Türk kökenli hem de yabancı kökenli markalarla, yaşam tarzı/kültür ve tüketim alışkanlıklarının kısmen uyuştuğunu belirtmiştir. Bu durum; yabancı markaların taşıyıcı olduğu evrensel ve popüler kültürün geleneksel kültür ile harmanlandığını gözler önüne sermektedir. Anahtar Kelimeler: Popüler kültür, Kahve, Kuşaklar, Kültür.

KahveKahvehanelerKitle kültürü+7
Ebru Kavlak
Yalova University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanata yansımalarıyla 1980 sonrası sanatta kültürün özelleştirilmesi ve küreselleşme olgusu

Bu çalışma, özellikle 1980'li yıllardan itibaren, ekonomi ve politika alanlarında olduğu kadar kültür ve sanat alanlarındaki tartışmalara da damgasını vuran küreselleşme ve özelleştirme olgusunun gelişimini ve bu gelişimde sanatın ve sanatçının rolünü araştırmaktadır. Araştırma, küreselleşme ve özelleşmenin ne olduğunu, sanatın piyasalaşması sürecinde hangi aşamalarda yer aldığını ve kimlerle iş birliği içinde çalıştıklarını gözler önüne sermeyi hedeflemiştir. Tez kapsamında 1980'lerden sonra küreselleşen ekonomi politikasıyla tüm dünyayı etkisi altına alan sistemin kültür ve sanat alanına olan etkilerine odaklanılarak, ekonomiyi ve politikayı kontrolü altına alan şirketlerin, finansal büyüme, reklam ve toplumsal imajın önemli parçası olan sanat ile ilişkisi açıklanmıştır. Araştırma, birincil ve ikincil kaynaklardan literatür taraması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde kısaca küreselleşme kavramından, küreselleşmenin kültürel boyutundan ve özelleştirme politikalarından bahsedilip neo-liberalizme değinilmiştir. İkinci bölümde, sanat ve sermayenin tarihsel ilişkisi, 1980 sonrası sanatın finansal dönüşümü ve küresel sanat piyasası aşamaları ile ele alınmıştır. Son olarak üçüncü bölümde ise şirketlerin sanatı hangi çıkarlar doğrultusunda ve hangi şekillerde kullandığı durumu vurgulanmıştır.

1980 sonrasıKültürKüreselleşme+3
Güvenç Ceviz
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etnisite bağlamında giyim modası: Kolita, Tehuana ve Yao kadınları üzerinde incelenmesi

Bu tez çalışmasında etnik giyim modası Kolita, Tehuana ve Yao kadınları üzerinde incelenmiştir. Etnik kadın topluluklarının giyimleri araştırılırken Çinli Yao kadınlarının, Meksikalı Tahuana ve Bolivyalı Kolitaların kültürel inançlarını giyimlerinde taşıdıkları ve geleneksel kıyafetlerinden günlük hayatlarında ödün vermedikleri gözlemlenmiştir. Bu farklı kültürel yaklaşımların giyimlerinde oluşturdukları etkiler; imgelere indirgenerek ele alınmış, bu imgelerdeki inançlar incelenmiştir. Bu araştırma sonucunda yeni bir tasarım yapılmış, Kolitaların melon şapkası, Tehuanların kıyafetlerindeki ses imgesi ve Yao kadınlarının uzun saçları yapılan yeni tasarımda kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, bu güçlü ve feminen kadınların giyimlerinin günümüz moda tasarımı alanına nasıl ilham kaynağı olabileceğini ortaya koymaktır . Bu tez çalışması, bu kadınların inançlarını taşıyan giyimlerinin moda tasarımcılarına ilham kaynağı olma potansiyeli olduğunu ve ortaya çıkan tasarımların bu tasarımları giyen günümüz kadınının feminen gücünü ortaya çıkararak moda tasarımı alanına katkı sağlamış olacağı fikrini ortaya koymaktadır.

Ayca Acar
Altınbaş University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Moda ve takı mücevher etkileşiminin 19. ve 20. yy. bağlamında irdelenmesi

Moda ve takı/mücevher, insanların kişisel ifade ve estetik anlayışlarını yansıtan önemli unsurlar olmuştur. Bu iki unsuru bir araya getiren moda ve takı/mücevher etkileşimi, yüzyıllar boyunca toplumlar üzerinde derin etkiler bırakmış sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlere katkıda bulunmuştur. 19. ve 20. yüzyıllarda moda ve takı/mücevher etkileşimi sanayi devrimi, teknolojik ilerlemeler, kültürel değişimler ve toplumsal dönüşümlerin hız kazandığı dönemler olarak ön plana çıkmaktadır. Moda ve takı/mücevher, bu değişimlerin bir yansıması olarak yeni anlamlar kazanmış ve toplumların yaşam tarzlarını ve değerlerini etkilemiştir. Bu bağlamda moda trendlerinin evrimi, takı/mücevher tasarımlarının değişimi ve bu süreçteki etkileyici faktörler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ayrıca moda ikonları, ünlüler, sosyal elit ve moda endüstrisi aktörlerinin moda ve takı/mücevher trendlerini şekillendirdiği görülmektedir. Moda ve takı/mücevher kavramlarının sadece estetik bir ifade aracı olmanın ötesinde toplumsal, kültürel ve tarihsel bir fenomen olarak da değerlendirilmesi önemlidir.

Sebahat Yavuz Balcı
Altınbaş University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Art deco sanatında mücevher

Usta-çırak geleneğiyle binlerce yıldır var olan kuyumculuk sanatı üzerinde detaylı bir inceleme yapmak ve bu alanda yeterli bilgilerin olmayışı bu çalışmanın oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. Takının 40 bin yıllık ve kuyumculuğun 6 bin yıllık tarihi serüveni günümüze kadar gelmiştir. Tarih boyunca manevi inançlar, folklor, ekonomi, felsefe ve sanat akımlarının yansımaları takı üzerinde etkili olmuş; insanlığın tarihi gelişimiyle takı kültürü de çeşitlenerek zenginleşmiştir. Takının tarihi serüveninde kendine yer etmiş olan kuyumculuk sanatı değerli maden ve taşlardan takı ya da süs eşyası yapımını kapsar. Kuyumculuk ve mücevher tarihte birçok sanat akımının içerisinde yer almış, dönemin özelliklerine göre çeşitlenerek günümüze kadar gelmiştir. Bu çalışmada Art Deco sanatına ve bu sanat akımın içerisinde mücevherin yerine değinilmiştir. Art Deco sanatı, 1920'li yıllarda başlamış ve 1930'lu yılların sonlarına kadar popüler olmuş bir sanat akımıdır ve birçok farklı sanat dalını kapsar, mücevher tasarımı da bunlar arasındadır. Art Deco, 1920'li yıllarda Paris'te ortaya çıkmış ve birçok farklı sanat formunu bir araya getirerek, gösterişli ve geometrik şekilleri, renkli cam ve mermer gibi malzemeleri kullanarak çok renkli ve zengin bir estetik oluşturmuştur. Art Deco, dünya genelinde mimari, mobilya, el sanatları, grafik tasarım, giyilebilir aksesuarlar ve mücevher tasarımı gibi birçok farklı alanda yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Art Deco mücevher tasarımı, 1920'li ve 1930'lu yıllarda özellikle popüler olmuştur. Art Deco mücevheri, modern ve zarif bir görünüm sunar ve çok fonksiyonel bir tasarıma sahiptir. Bu mücevher tasarımları klasik antik yapıtların estetiğini yorumlayarak, modern bir yorum oluşturmuştur. Art Deco mücevheri, enstrümantal, caz ve diğer popüler müzik tarzları gibi kültür akımlarından da ilham almıştır. Art Deco mücevherleri, güncel teknolojinin etkisiyle, metal işlemeleri, cam ve plastik gibi farklı malzemeleri de kullanır. Art Deco mücevherleri, geometrik şekiller, çizgiler, kontrast renkler ve farklı malzemelerin birleşimi olarak tanımlanabilir Art Deco mücevher tasarımları, Art Deco tarzının kendine özgü bir tarzını yansıtır ve zamanın modern ve lüks ihtiyaçlarına cevap verir. Art Deco mücevher tasarımı, dünya çapında ünlü tasarımcılar tarafından da benimsenmiştir. Bu tasarımcılar, farklı malzemeleri ve teknikleri kullanarak, Art Deco tarzının güncel ve modern bir görünümünü yansıtmışlardır. Art Deco mücevheri, modern ve zarif bir görünüm sunar ve günümüzde hala popülerdir.

Fatmagül Özkan
Altınbaş University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik sanattan günümüze doğanın temsil edilişi

Doğanın sanatta temsil edilişini inceleyen bu çalışmada sanatın tarihsel süreci toplam üç bölüme ayrılarak incelenmiştir. Sanatın seyrini büyük ölçüde değiştirdiği bu üç dönem Rönesans, Barok ve Çağdaş Sanat Akımları olarak belirlenmiştir. Doğanın sanat içerisindeki yeri aslında Rönesans'tan öncesine dayanır ve çalışmanın giriş bölümünde Arkaik döneme ait doğa konulu çalışmalar da yer almaktadır. İnsanlığın var oluşu ile birlikte gelişen sanat algısı mağara duvarlarına çizilen ilk figürleri şekillendirmiş ve böylelikle doğanın sanatsal tasvirinin başlangıcı gözlemlenmiştir. Arkaik dönemden Rönesans'a geçildiğinde, resim sanatının gelişimi ve doğa ile olan öznel ilişkisi gözlemlenir. Resim sanatının fotoğrafçılıktan çok önce ortaya çıkması nedeniyle doğanın uzun bir süre sanatçıların bireysel düşüncelerinden etkilenerek sunulması ve insanların gerçeği yansıtma isteğine yardımcı olan fotoğrafçılığın zaman içinde öznelleşip sanat formu haline gelişi ile birlikte doğayı ele alışı çalışmada önem verilen noktalardan biridir. Çalışmanın son inceleme alanı olan günümüz sanatında ise, her şeyin teknoloji ile ilişkili olduğu ve bunun yanı sıra yaşam alanımızın da teknoloji ile şekillendiği görülmektedir. Tarih boyunca teknoloji, sanatçılara kendilerini ifade etmeleri için yeni araçlar sağlamıştır fakat günümüzde teknolojinin sanatın gelişiminde ve evriminde temel bir güç olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Yalnızca teknolojide yaşanan değişimler değil, doğada yaşanan değişimler de insanların doğada ifade biçimlerinin ve algılarının değişmesine yol açmıştır. Çalışmanın tümünden yola çıkıldığında doğa, ilk örneklerinden günümüze kadar her zaman sanatın içinde yer edinmiş ve sanatçılara ilham olarak var olmaya devam etmiştir. Ancak günümüzde her ne kadar mükemmel fotoğraflanmaya çalışılsa da tüm teknolojik müdahaleler ortadan kaldırıldığında çıplak gözle doğayı inceleyen sanatçılar, doğanın günden güne zarar gördüğünü ve kaybedilmek üzere olduğunu hatırlatmayı amaç edinmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Doğa, Doğa ve Sanat, Doğanın Temsili, Teknoloji, Sanat

DoğaFotoğrafFotoğraf sanatı+6
Enis Kalpak
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası iktidar formlarına karşı sanatla direniş

Bu çalışma, 1980 sonrası Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi, kültürel ve sanatsal ortamlarının gelişim sürecini ve yaklaşık 40 yıllık süreçte sanatın ve sanatçının iktidar formlarıyla arasındaki bağı incelemeyi hedef edinmiştir. Birinci bölümde, 12 Eylül 1980 sonrası Türkiye'de sanat ortamı genel hatlarıyla incelenmiştir. Siyaset, sanat ve toplum arasındaki bağın tanımıyla birlikte, soğuk savaşın bitiminde geçilen liberal sistemin ve 1980 yılında Türkiye'de yapılan askeri darbenin sanat alanına etkileri araştırılmıştır. 1980'li yılların sonrasında başlayan Uluslararası İstanbul Bienali ve Uluslararası Asya - Avrupa Sanat Bienali, Çağdaş Türk Sanatının uluslararası arenada tanınmasına neden olmuştur. İkinci bölümde, Türkiye'de 1990'lı yıllarda en çok tartışılan kimlik, göç, feminizm ve bağımsız sanatçı inisiyatifleri ele alınmıştır. Bu konular üzerinden sorgulamalar yapan sanatçıların üretimleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'de muhafazakâr bir iktidarın tek başına ülke yönetimine geçmesi ve bu iktidarın kültür ve sanat politikaları üzerindeki etkileri incelenmiş, Gezi Parkı eylemleri sırasında ortaya çıkan mizahi, ironik sanat örneklerine yer verilmiştir. 2002-2019 yıllarındaki dönemin kültür sanat politikalarına ilişkin örnekler irdelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, 1980 sonrası iktidar formlarına karşı sanatla direniş süreçleri çok yönlü olarak değerlendirilmiştir.

1980 sonrasıDirenişKültür politikası+6
Selin Kandemir
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gevaş Selçuklu mezar taşlarında geometrik görsellik

Gevaş Selçuklu mezar yapılarındaki şahide ve sandukalar, yüzlerce yıllık sürecin dolaylı dolaysız tüm olumsuzluklarına rağmen Ortaçağ'dan günümüze ulaşmışlardır. Yüksek estetik anlayışlarıyla izleklerde derin bir saygı ve merak uyandıran İslâm mezar taşları hiç şüphesiz, yaşayan tarih alanları olarak ülkemizin önemli kültür ve sanat hafızalarıdır. Barındırdıkları imge ve simge değerleriyle anıtsal kültür nesneleri olan Selçuklu sanatı mezar taşlarının, geometrik kompozisyon kurulumlarının incelenmesiyle sınırlandırılmış olan bu çalışmada; mezar taşlarında görsel ifadelendirme biçimlerinin plastik organizasyonu ve geometrik unsurları, İslâm sanat geleneğinin Ortaçağ geçmişine bağlı, kültür kodlarıyla çeşitlenmesi araştırılmıştır. "Gevaş Selçuklu Mezar Taşlarında Geometrik Görsellik" konu başlığıyla Ortaçağ Anadolu Selçuklu mezarlığında yapılan yüzey araştırmaları sonucu elde edilen veriler katalog düzeninde yapılandırılmıştır. Veriler, kaynak araştırmaları ve sanat eseri inceleme yöntemleri ile ikonografik ve ikonolojik bağlamda araştırılarak değerlendirilmiştir. Ortaçağ sanatı yüzey araştırmaları kapsamında oluşturulan katalog çalışmamızda mezar taşlarının fotoğraf ve çizim görsellerine de yer verilmiştir. Mezar taşlarında kısmen de olsa aynı yüzey üzerinde bulunan ve geometrik kompozisyonlardan bağımsız olmayan diğer kompozisyon unsurları da sınıflandırılarak, kompozisyon içindeki içkin önemi ve yapısal bütünlükleriyle katalog çalışmamıza dâhil edilmiştir. Geometrik kompozisyonların esas alınarak incelenmesi hedeflenen bu çalışmayla, geleneksel hafızanın somut örneklerini sunan Gevaş Selçuklu mezar taşlarındaki Türk İslâm estetiğinin inanç ve kültür değerlerinin, plastik sanata aktarılışındaki anlam ve önemin hatırlanmasını sağlamaktır. Zamanın izlerine direnç göstermiş olan söz konusu sanat ve kültür tarihi mirasının, açık hava müzesi standartlarında yapılanmasının önemine dikkat çekerek milli hafızaya yönelik farkındalık oluşturmak bir diğer temel hedeftir.

Hacer Alptekin
Altınbaş University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu ve batı sanatında soyut anlayış ve etkilerinin karşılaştırılması

Tarihsel süreçte her medeniyet dünyayı algılama biçimlerine göre görsel imgeler üretmiştir. Her kültür bulunduğu ortamın göstergelerinin ve kutsallarının etkisiyle düşünsel bir görme biçimi geliştirmiştir. Kültürlerin görme biçimi ve varlık yorumlaması o dönemin sanat dilini de kurgular. İmgeye bakış doğu ve batı sanatlarının yol ayrımları olmuştur. Biçim ve anlam arasındaki benzerlik ve sanatta temsilin ifadesi tarihte, bazen simgesel, bazen de soyut olarak ortaya çıkmıştır. Aynı yüzyıllarda Doğuda, tefekkürün ilahi 'sükûnetiyle' soyutu biçimlendiren kutsal sanat; Batıda 'mimesis' anlayışıyla, 'ifadeci', bir gerçeğin imgesel ve perspektifsel betimlemesi olarak tezahür etmiştir. 1900'lü yıllarda Batı'da fotoğrafın icadıyla doğadan kopuş ile birlikte, nesneyi anlamlandırma süreciyle yaşanan değişiklik, görme biçimini de değiştirmiş ve yeni bir görsel temsil ile farklı resimsel arayışlar gerçekleşmiştir. Biçimsel serbestlik, yeni akımları ve beraberinde soyuta götüren düşünceleri beslemiştir. Figürün yerini dolduran renk, çizgi, şekil, espas gibi biçimsel unsurlar, artık sanatçıların tablolarında metafizik bir anlatımının 20. yy. sanatındaki başlıca ifade biçimi olarak yerini almıştır. Tarihi dönemde zamansal farklılıkların söz konusu olduğu doğuda ve batıda, 'soyut düşünce', 'görünmeyeni görmek' felsefesiyle varlık bulan 'tinsel' bir bakıştır ve saf olanı tasarlamak şeklinde beliren naturalist bir anlayıştan ayrılıştır. Çalışmamızın bütününde anakronik bir duruma yol açmadan kendi dönemleri içerisinde ele alınan her iki kültürün sanatları, yaşadıkları coğrafya, tarihi olgular, kültür ve inanç bağlamında değerlendirilmiştir. Doğu denildiğinde yerkürenin doğusunda kalan Orta Doğu veya Yakın Doğu olarak bilinen Asya kıtasında yer alan ülkeler kastedilmektedir. Soyut düşüncenin geliştiği bu topraklarda sanat da aynı tarzda gelişme göstermiştir. Bu çalışmada karşılaştırma yaparken doğu sanatları içerisinde Çin, Japon ve Hindu sanatları da incelenerek kısmen değinilmiştir. İslam sanatlarının büyük bir coğrafyaya hâkim olması ve düşünce yapısının tezahürü olarak non-figüratif uygulamanın sanatına belirgin bir biçimde yansıması, esas konuyu belirlemiş ve batı soyut sanatının ilerleme çizgisi içerisinde karşılaştırılmalar bu mevzu üzerinde yoğunlaşarak yapılmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, iki kültürün tarihsel gelişimindeki görme biçimleri ele alınmıştır. Temsil anlayışı ile birlikte matematik, batıya perspektifsel bir bakış, doğuya ise soyut bir anlayış getirmiştir. Bu konu diğer ilgili fenomenler ile birlikte ele alınarak iki kültürdeki imge, hayal, görsel konuşma, birlik, çokluk-vahdet ve kesret, boşluk ve doluluk kavramları karşılaştırmalı olarak farklılık ve aynılıklar dâhilinde görme biçimi bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde 'Soyuta Giden Yol' başlığı altında, Doğu ve Batı felsefesinde soyut anlayış 'einfuhlung' kavramıyla açıklanmış, yine etkileri ve karşılaştırması yapılmıştır. Batıda modernizm ile birlikte soyut sanat akımının ortaya çıkışı, doğuda ise sanatın suret meselesi ile olan bağlantıları irdelenmiş, üsluplaştırmaya yöneliş ve sembolik aktarımları vurgulanmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde "dönemsel öncelik etkilenmeyi getirmiş midir" ve "Doğu sanatı Batı sanatının biçimsel referansı olabilir mi" düşüncesi doğrultusunda, Doğu ve Batı sanatının oluşumundaki felsefi farklılıklar irdelenmiştir. Bu anlamda soyut sanatın kuramcıları, felsefeleri ve eserleri İslam sanatı eserleriyle karşılaştırmalı olarak incelenmiş; soyut sanatın iç dinamiklerini oluşturan 'tinsellik', 'görünmeyeni görmek', 'varlık fenomeni-saf biçim' ve 'geometri' başlıkları altında ele alınan temel düşünceler değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Görme Biçimi, İmge, Tinsellik, Görünmeyeni Görmek, Geometri.

Avrupa sanatıDoğu sanatıGörme+4
Bahriye Nur Yörük
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanatta kelebek imgesinin örneklerle incelenmesi

İnsanlık tarihi boyunca her çağın her kültürün kendine özgü imgeleri olmuştur. Kelebek imgesi de bunlardan biridir. Kelebek imgesinin yerel kültür kodlarından evrensel kültür kodlarına uzanan bir birikimin aktarılması görsel bir dile dönüşme öyküsü sanat tarihi üzerinden incelenmiştir. Çağımızda teknoloji ve iletişim araçlarının giderek yaygınlaşması sonucunda imgeler, yüklendikleri sembol anlamları ile küçülen modern dünyanın evrensel hafızasında yer bulurlar. Kelebek zarifliğinde deyimi bugün tüm dünyada bilinen bir söylem metaforudur. Kelebek ömrü gibi denildiğinde kısa yaşam ömrünün anlaşılması gibi. İmgelerle düşünme ve imgeler tasarlama insanlığın en eski düşünsel süreçlerindendir. Kelebek bazı kültürlerde kısa ömrü temsil ederken eski Mısırlılarda sonsuz yaşamın simgesi olarak karşımıza çıkar. Kelebeklerin zengin biçim ve renk çeşitliliği, narinliği, kısa ömürlü oluşu insanın anlamı dünyasında zengin metaforların oluşmasına olanak vermiştir. Kelebeğin bir kara hayvanı olarak basit bir tırtıldan rengarenk kanatları ve desenleri olan muhteşem çeşitliliğe sahip uçan bir canlıya dönüşmesi insanı çok etkilemiş ona ilham vermiştir. Bu tezde kelebek imgesinin anlam örgüsünü çözümleyebilmek için önce biyolojik anatomisi açıklanmış sonra sanat alanlarında ele alınışı ve imge olarak kullanılmasına ilişkin örneklere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Kelebek İmgesi, Sanatta Metafor, Sanat Tarihi

Dali, SalvadorKelebeklerMetafor+5
Sinan Öztanık
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duvar resimlerinin kentsel çevreye olası nitel ve estetik etkileri (Sinop kenti örneklemesi)

Duvar resimleri, bir olguyu kamuya, herkese duyurmak maksadı ile başka bir ifade ile toplumsal bir çağrı olarak ortaya çıkmıştır. Çoğunlukla profesyonel olmayan sanatçılar tarafından, açık ya da kapalı alanlarda uygulanmaktadır. Farklı malzeme ve tekniklerin kullanıldığı bir sanat formudur. Bu özellikleri açısından değerlendirilince günümüzde duvar resimleri adeta sanatı sivilleştiren bir nitelik kazanmıştır. Duvar resimleri toplumsal gelişimin ve değişimin nesnel dışavurumudur. Bu anlamda, diğer sanat dalları ve tekniklerinde olduğu gibi, toplumun duygu ve düşünceleriyle de paralellik gösterir. Bu nedenlerle duvar resimleri, bir anlamda, konu maddesi, kapsadığı alan ya da içerikleri bakımından, zamanın genel sanat akımları ve yönelimlerinin de yansımasıdır Kuşkusuz sanatın mahiyeti ve niteliklerini kelimelerle anlatmak olanaksızdır. Ancak, yine de, toplumsal dinamiğin oluşturduğu dinsel, dünyevi ya da bireysel düşüncelerin bir yansıması olarak duvar resimleri, hangi saik ya da motivasyonla yapıldığına bakılmaksızın, konu maddesi ve yüksek ifade gücü itibariyle her tarihsel dönemin anıtsal nitelikli sanat yapıtları arasında yer almakta ve kitlelere hitabeden ayrı bir sanat formu olarak toplumsal değerini korumaktadır.

Duvar resimleriEstetikKentsel çevre+3
Hakan Yüksek
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Film afişlerinde foto manipülasyon kullanımının göstergebilimsel çözümlemesi, Yorgos Lanthimos film afişleri

Film Afişlerinde Foto Manipülasyon Kullanımının Göstergebilimsel Çözümlemesi, Yorgos Lanthimos Film Afişleri' isimli tez çalışmasında, Foto manipülasyon tekniğinin bir getirisi olan geniş ifade olanaklarının, özellikle afişlerde sanatsal bağlamda nasıl kullanıldıkları göstergebilim ekseninde detaylı biçimde incelenmektedir. Özellikle film afişlerinde kullanılan foto manipülasyonun temel tasarım ilkeleri ve film ile ilişkisinin göstergebilim üzerinden kavramsal araştırmaları yapılmıştır. Yunan Yeni Dalga sinemasının öne çıkan isimlerinden olan Yorgos Lanthimos'un foto manipülasyon tekniği ile hazırlanmış film afişleri göstergebilimsel yöntem ile çözümlenmiştir. Çözümlemenin ardından afişlerin, filmlerin türü ve teması ile olan ilişkisi yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Film Afişi, Foto Manipülasyon, Göstergebilim, Yorgos Lanthimos

AfişlerFilm afişleriFoto manipülasyon+4
Osman Uluçay
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İki boyutlu fantastik imgenin illüstratif pratiklerle evrimi

Bu tezin konusu genel hatları içinde iki boyutlu fantastik imgenin kökenine ışık tutmak ve evrimini sorgulamaktır. İnsanoğlunun fantastik imgelerinin dayandığı mitolojik kökleri karşılaştırmalı bir şekilde ele almakta ve mitler üzerinden günümüze aktarılan fantastiğe değinmektedir. İnsan ve imgelemin mitolojik kökler ile bağlantısı, ortaya çıkan fantastik imgeler ve arayış, bu imgelerin günümüz dünyasında nasıl bir mecrada hayat bulduğu ve evirildiğinden bahsetmektedir. Farklı alt başlıklar üzerinde ele aldığım bu çalışma mağara resimlerinden, fantastik akımın öncüsü veya aktarıcısı olarak kabul edebileceğimiz isimlere ve çalışmalara, bunların günümüz dijital çağına ve yapay gerçeklik teknolojisine kadar olan inşa sürecini ve bu dönem içerisinde uygulamada olan fantastik pratikler sürecini ele almaktadır.

FantastikMitlerMitoloji+4
Dinç Onur Aydın
Altınbaş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı'da kubbe gelişimi ve Osmanlı mimarisinde görülen kubbe içi süslemenin plastik değerler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın konusunu; kubbenin tarihsel gelişimi ve kubbe içi süsleme programlarından oluşmaktadır. Özellikle Osmanlı mimarisinde görülen kubbelerin yapısı ve tezyinatı incelenip, plastik değerlerle olan ilişkisi incelenmiştir. Kubbe; inşa edilen yapıların üst örtüsünde kullanılan, yapıya hem teknik hem de süsleme anlamında değer katan önemli bir yapı elemanıdır. Tarih boyunca farklı medeniyetler tarafından tercih edilen önemli bir unsur olmuştur. Fonksiyonel işlevi sayesinde daha büyük ve anıtsal yapıların inşa edilmesini kolaylaştıran bu yarım daire şeklindeki unsur, mekâna ferahlık ve estetik değer de kazandırmıştır. İnşa edilen yapılarda görülen kubbelerin, malzemesi, süslemesi ve şekli gibi etmenler medeniyetlerin kimliğinin tespit edilmesinde belirleyici rol oynamıştır. Kubbenin gelişmesiyle birlikte, kubbe geçiş elemanları olarak isimlendirilen yardımcı unsurlar da gelişmiştir. Bu sayede oluşan sorunlara getirilen çözümler mimarinin gelişimine katkı sağlarken, aynı zamanda medeniyetler arası etkileşimi de artırmıştır. Kubbenin yapısal gelişim süreci boyunca, medeniyetlerin değişen sanat ve kültür anlayışları kubbelere de yansımıştır. Araştırmamızda kubbelerde uygulanan süsleme teknik ve motifleri incelenerek, örneklendirmeler yapılmıştır. Tezyinatta uygulanan süsleme motifleri ve kompozisyonları dönemlere ayrılarak ele alınmış, yapılar üzerinden örneklendirmeler yapılmıştır. Araştırmamızın örnek sahasını Osmanlı mimarisi oluşturmuştur. Kubbe, yüzyıllar boyunca kullanılmış ancak altın çağını Osmanlı döneminde yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan yıkılışına kadar geçen sürede, mimariyle birlikte kubbenin kullanım alanları ve gelişim süreci ele alınmıştır. Osmanlı mimarisi; erken, klasik ve geç dönem mimarisi olarak üç ana başlık altında ele alınmış, cami, medrese, hamam, han ve türbe yapılarında karşımıza çıkan kubbelerin kullanım şekli, yapısı ve süsleme programları örneklendirmeler yapılarak ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Yapılar; İstanbul, Edirne, Bursa ve İznik gibi Osmanlı mimarisinin filizlendiği ve ilk denemelerin uygulandığı illerden seçilerek, belli başlı yapılar incelenmiştir.

KubbeOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+4
Cemile Eren
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günlük yaşama etkileri bakımından renk kavramının kültürel göstergelerle olan ilişkisi

İnsan hayatını büyük ölçüde etkileyen renk kavramı, görsel etkileme gücü ile bir araya gelerek insanların sosyal yaşantısına etkilerde bulunmaktadır. İçsel ya da sözsüz iletişimin bir aracı olan renkler, kültürlere göre farklı anlamlar taşımakta ve hatta bir ulusun kimlik kazanması gibi önemli bir rol üstlenmektedir. Öyle ki bütün uluslar, diktikleri bayrakların hikayesini renkler aracılığı ile anlatmaktadır ve böylelikle renkler, insanların duygu ve düşüncelerini ifade edebileceği bir değer olmaktadır. Bu çalışmada, renk kavramının günlük yaşantımızdaki yeri ve önemi anlatılmak istenmiş, kültürel göstergelere değinilerek iletilmek istenen bilgiler ele alınmıştır. Literatür taraması kullanılarak yapılan ve nitel verilere dayandırılan bu araştırmada; ülke bayrakları, ülkelerin geleneksel kıyafetleri ve mimari yapıları renk kavramı ele alınarak incelenmiştir. Tezin sonucunda ise, her kültürlerde farklı anlamlara gelen renklerin; kültürün, dinin ve mistisizmin dili olduğu ve hatta bütün uygarlıklarda, kısacası insanlık tarihinde her zaman önemli bir yer edindiği gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Renk, kültür, gösterge.

Günlük yaşamKültürKültürel göstergeler+4
Şükran Topbasan
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye Cumhuriyeti valilik logo ve amblemlerinin tasarım elemanları, tasarım ilkeleri ve içerik açısından incelenmesi

Tezin ana temasını ili temsil konumunda bulunan valiliklerin logo/ logotype ve amblemleri oluşturmaktadır. Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti idari yapısı, taşrada illerden oluşmaktadır. Literatür taramasında kent logoları kapsamında, genellikle belediye logolarının incelendiği görülmüştür. Ancak tüm ilçeler dâhil illeri yani vilayetleri, valilikler temsil etmektedir. Kent logoları bakımından valilik logo/ logotype/ amblemlerinin incelenmesinin daha doğru olacağı değerlendirilmektedir. "Türkiye Cumhuriyeti Valilik Logo ve Amblemlerinin Tasarım Elemanları, Tasarım İlkeleri ve İçerik Açısından İncelenmesi" başlıklı tez çalışmasında 81 il valiliği kurumsal kimlikleri; logo/ logotype/ amblemleri özelinde incelenmiştir. İnceleme; tasarımın künyesi, sanat elemanları, tasarım ilkeleri ve içerik başlıklarında gerçekleştirilmiştir. Eserin tasarımcısı ve kabul tarihi hakkında bilgiler derlenmiş, eseri oluşturan unsurlar, mesajı, kurumu temsili konularında değerlendirmeler yapılmıştır. Böylece illerin, tanıtım ve temsilinin belediyelerden ziyade valiliklere ait olduğunu ifade etmek ve getirilen önerilerle valiliklerin kurumsal kimlik çalışmalarına logo/ logotype/ amblem özelinde katkı sağlamak amaçlanmıştır.

AmblemKamu kuruluşlarıLogo+3
Uğur Demirkol
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endüstriyel atıkların üç boyutlu metal sanat öğelerine dönüştürülmesinde Rüçhan Keçeci'nin sanat eserlerinin analizi

Sanayi devrimi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımıza birçok yeni araç, gereç ve makine girmiştir. Bu makineler insanoğlunun iş yükünü azaltmış ve güç sınırlarını genişletmiştir. Ancak endüstrileşme hızıyla birlikte kullanılan araç gereçler sürekli yenilenmiş ve geride endüstriyel atıklardan oluşan bir yığın bırakmıştır. Bu atıkların geri dönüştürülmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmalar içinde çevre kirliğine neden olan metal atıkların hurda yığını olmaktan çıkarılarak, üç boyutlu sanat eserlerine dönüştürüldüğü çalışmalar dikkat çekicidir. Son yıllarda bu eserlerin ve ilgilenen sanatçıların sayısında artış görülmektedir. Bu çalışmada endüstriyel atıkların üç boyutlu metal sanat öğelerine dönüştürülmesinde Türkiye'deki metal heykel sanatçısı Rüçhan Keçeci'nin eserlerinin analizini yapmak amaçlanmıştır. Çalışma, bireysel monografi tekniği kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi, amaçlı örnekleme uygun olarak belirlenmiştir. Çalışmada; çok sayıda eser üretmiş olması, atık metaller kullanarak yaptığı heykellerle bilinen Türkiye'deki ilk sanatçılardan olması, özgün ve farklı niteliklerde eserleri olması, alanında ulusal ve uluslararası ödüller almış olması, ülkemizde ve yurtdışında tanınıyor olması gerekçeleriyle metal heykel sanatçısı Rüçhan Keçeci ve eserleri derinlemesine incelenmiştir. Eserler konu, kullanılan malzeme, boyut, ağırlık, yapıldığı tarih özelliklerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Ayrıca sanatçı Rüçhan Keçeci ile sohbet edilerek bilgisine başvurulmuştur. Sanatçı Rüçhan Keçeci, görsel yaratıcı zekâsıyla çevre sorunu olan atık malzemeleri, estetik açıdan değerlendirerek metal atıklarla üç boyutlu heykeller yapmaktadır. Keçeci'nin atık nesnelere farkındalık yaratmak için sanat yolunu kullandığı görülmüştür. Sanatçı yaptığı çalışmaları "art of metal" olarak adlandırmakta ve sergilerinde bu başlığı kullanmaktadır. Bu çalışmada incelenen 50 eser; insan figürleri (n=14), hayvan figürleri (n=6), anıtlar (n=3), özel tasarımlar (n=12), kullanım amaçlı dekoratif tasarımlar (n=9) ve tematik tasarımlar (n=6) olmak üzere belirlenen altı kod altında toplanmıştır. Sanatçının tek bir konuda eser üretmediği geniş bir eser yelpazesine sahip olduğu belirlenmiştir. Sanatçının özel tasarımlar altında incelenen eserlerinin, çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından sergilendiği görülmüştür. Sanatçının eserlerinde bilim ve toplum duyarlılığı dikkat çekicidir. Keçeci'nin, tasarlamış olduğu çalışmaları ile atık malzemeye farklı bir kimlik kazandırdığı, bu yeni kimlik kazanmış malzemeyi sıradan bir hurda ve atık olmaktan kurtararak sanatsal bir tavırla yorumladığı görülmektedir. Sanatçının her eseri özgündür ve başka sanatçılarla benzerlik göstermemektedir. Rüçhan Keçeci'nin eserlerinin tamamına yakını, atık malzemeler kullanılarak yapmış olması diğer metal heykel sanatçılarından ayıran önemli bir özelliğidir. Ayrıca, Sanatçının eserlerinde kullandığı parçaların özelliğini bozmadan kullanması, örneğin daha önce bir arabada kullanılan dişli çarkın, sanatçının eserinde diz ekleminde kullanılması gibi açılardan diğer metal heykel sanatçılarından ayrışmaktadır. Endüstriyel atıkların üç boyutlu metal sanat öğelerine dönüştürülmesi kavramı oldukça yenidir. Bu akımın isimlerinden olan Rüçhan Keçeci ve eserlerinin incelendiği bu çalışma, gelecekte daha fazla karşılaşacağımız atıklardan oluşan metal heykellerle ilgili çalışma yapacak araştırmacılara katkı sağlayacaktır. Ayrıca bu çalışmanın, Sanatçı Rüçhan Keçeci'nin atık metallerden yaptığı eserlerinin analizi ile sanatseverlere faydalı olacağına inanılmaktadır.

AtıklarEndüstriyel atıklarGüzel sanatlar+7
Ahmet Abuzeroğlu
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı dönemi Türk minyatür sanatının çağdaş Türk resmine etkileri

Osmanlı Dönemi Türk Minyatür Sanatının Çağdaş Türk Resmine etkileri nelerdir? Konulu araştırmanın amacı; Osmanlı Dönemi minyatür sanatçılarının kimler olduğu, Osmanlı Dönemi minyatür sanatçılarının eserlerinin nasıl analiz edildiği, minyatür sanatından etkilenen Çağdaş Türk sanatçılarının kimler olduğu, minyatür sanatından etkilendiği belirlenen sanat eserlerinin neler olduğu, Çağdaş Türk resim sanatına minyatür sanatının etkilerinin neler olduğudur. Çalışmanın problem durumunu "Osmanlı Dönemi Türk Minyatür Sanatının Çağdaş Türk resmine etkileri nelerdir?" Sorusu oluşturmaktadır. Araştırma Osmanlı imparatorluğu sanatçılarından: Nakkaş Levni, Nakkaş Nigari, Nakkaş Seyid Lokman Aşuri, Nakkaş Sinan Bey, Musavver Hüseyin, Matrakçı Nasuh, Nakkaş Osman, Mehmet Siyah Kalem ve incelenen sanatçıların, Uyuyan Genç Kadın, Sultan 3. Ahmet ve Şehzadesi, Sultan Selim Ok Atarken, Kanuni ve İki has Odalısı, Sultan 2. Beyazıt, Zübdet'ül Tevarih, Fatih'in Gül Koklayan Portresi, Fatih Sultan Mehmet'in Portresi, Sultan 4. Mehmet Tahta, Âdem İle Havva, Süleymanname Tarih-i Feth-i Şikloş Estergon ve Estonibelgrad, Beyan-i Menazil-i Sefer-i Irkatey-i, Sultan 1. Murad'ın Vize, İzceğiz ve Çatalcayı Fethinden sonra bir kavak gölgesinde dinlenmesi, Peştemalcıların tören alanından geçişi, Demonların Dansı, Dans eden şamanlar, adlı eserleri ile sınırlıdır. Çağdaş Türk sanatçılarından: Ülker Erke, Turgut Zaim, Engin İnan, Erol Akyavaş, Devrim Erbil, Nedim Günsür, Taner Alakuş ve incelenen sanatçıların: Kasaptan kaçan öküz, Mevlana'nın Tebrizli Şems ile konuşması, Beşik, Orta oyunu, Mesnevi, İlyas mektubu, Kerbela, Miraçname, Bir Anadolu kasabasında yaşantı, Haliç'e bakış, Cezayir savaşı, Karabasan, Yıldırım Beyazıt, Siyah Kalem tarzı adlı eserleri ile sınırlıdır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada analiz edilen sanatçılar ve eserleri amaçlı örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Veriler tablo haline getirilerek ekler bölümünde sunulmuştur. Araştırmada Osmanlı Dönemi minyatür sanatı ve tarihçesi, önemli temsilcileri, teknik ve uygulamaları, amaçlı örneklem ile seçilen eserlerin betimsel analizi aktarılmıştır. Çağdaş Türk resminde seçilen sanatçı ve eserleri kompozisyon, düzen, perspektif, biçim, renk, ritim, bakımından ilişkilendirilerek incelenmiştir. Elde edilen veriler sonuç bölümünde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda Minyatür sanatı kitap anlatımı olarak sanat çevrelerini, yaşam tarzlarını anlatıldığı gibi görülse de çağdaş Türk resim sanatı kompozisyon ve renk, anlatım ilkeleri olarak etkilenildiği görülmüştür. Bu etki yer yer Çağdaş Batı Sanatına etki ettiği geniş örnekleri ile yer almaktadır. Renk ve perspektif, figür, deformasyon, kurgu, çizgi, konu, ışık, soyut biçimler açısından Osmanlı Dönemi minyatür sanatından etkilendikleri ve bu etki doğrultusunda Türk resminden daha çok gelişmekte olan Türk sanatı bu etkileri bizlerden önce faydalanan Avrupalı sanatçılar, bu özellikleri kavrayarak Çağdaş Batı Sanatının klasik resim öğretiminden koparak soyut perspektiften uzak, çağdaş akım alanlarının doğmasına minyatür resminin sanat anlayışının estetik görüşün varlık bulmasında etkili olmuştur. Anahtar Kelimeler: Minyatür, Osmanlı Dönemi, Çağdaş Türk Resim Sanatı.

MinyatürOsmanlı DönemiOsmanlı sanatı+3
Nagihan Gündüz
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş Türk Gravür sanatında Ahmet Aydın Kaptan

Toplumların uygarlık tarihi, sanatında tarihidir. Sanat evrende insanın varlığıyla başlar. Dünya sanat tarihine bakıldığında plastik sanatların, ilkel insanın mağara resimleriyle ortaya çıktığı görülür. Uygurlar, Sümerler ve Eski Mısırlılar gibi tarihteki önemli medeniyetler zamanına ait mağara resimleri bunu kanıtlamaktadır. M.Ö. 3000'li yıllarda Çin'de alfabenin bulunmasıyla, 15.y.y' da Avrupa'da baskı çağdaş anlamda başlamıştır. Daha sonra 20.y.y' ın başlarında, ressamlar kalıpları oyarak resim basma tekniklerini geliştirmişlerdir. Çağdaş Türk Gravür Sanatının başlangıcından bugüne tarihsel gelişimi incelenmiştir. Türkiye'de gravür sanatı, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Leopold Levy ve Sabri Berkel ile başlamıştır. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Muammer Bakır, Nevzat Akorol ve Mürşide İçmeli, İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Mustafa Aslıer ve onların yetiştirdiği sanatçılar ile özgün baskı teknikleri adı altında bugünkü yerini almıştır. 1950 sonrası gravür sanatı dünyanın her tarafında gelişme göstermiş sanatçılar tarafından kullanılarak başlı başına bir sanat dalı olarak kabul edilmiştir. Araştırmamızın amacı olan ''Ahmet Aydın Kaptan'ın Çağdaş Türk Gravür sanatındaki yeri, sanatsal yaklaşımı, eserlerinde kullanmış olduğu teknikleri, renk çeşitliliği, gravür tekniğine getirdiği farklılıklar ile çağdaşlarına ve günümüze etkileri'' kapsamında birinci bölümde araştırmanın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları, gravürün Avrupa'da ve Türkiye'deki tarihi anlatılmış, ikinci bölümde konu ile ilgili tanımlar, gravür tekniklerinde bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde araştırmada kullanılan yöntem ve teknikler belirlenmiştir.Dördüncü bölümde bulgular ve yorum kısmında Çağdaş Türk Gravür sanatı içinde sanatçı ve akademisyen olan Ahmet Aydın Kaptan'ın sanata bakış açısı, sanatçı duruşu, gravürde kendine has yöntemi, tekniği ve çalışmalarındaki özgünlükten bahsedilmiştir. Çalışmanın beşinci bölüm olan son kısımda sanatçının Türk gravür sanatına çok renkliliği, birçok baskı tekniği bir arada kullanarak bu tekniğin gelişmesine katkı sağladığı saptanmıştır. Ayrıca yapıtlarında resimsel öğelerin gerisindeki yaşamsallığın düşünsel yapısında olduğu bilincine ulaşılmıştır. Ahmet Aydın Kaptan'ın gravür sanatını yurt içinde ve dışında tanıtıp sevilmesine ve bu sanat dalının Türkiye'de gelişmesinde ve yayılmasında büyük katkı sağladığı görülmüştür.

GravürGravür sanatıKaptan, Ahmet Aydın+3
Ebru Yeliz Benli
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafik tasarımda görsel okuryazarlık açısından piktogramların incelenmesi

Günümüz dünyasında grafik tasarım hayatın her alanına girer. Bireyi, toplumu bilgilendirme, yönlendirme amacıyla birçok farklı alanda kullanılır. Oluşturulan bu tasarım ürünlerinde izleyiciye verilmek istenen mesajı etkin kılmak için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunur. Rastgele oluşturulmuş bir tasarım ürünü mesajın hedef kitleye etkili bir şekilde ulaşmasında başarılı olmaz. Evrensel bir algı düzeyine göre tasarlanmış piktogramlar verilmek istenen mesajı etkili bir şekilde aktarır ve güçlü bir iletişim aracı olur. Oluşturulan piktogram tasarımlarının algılanması görsel okuryazarlık düzeyiyle de doğrudan ilişkilidir. Görsel okuryazarlık verilmek istenen mesajı okuma ve okuduğunu anlama gibi yeterlilikleri içinde barındırır. Birey için görsel okuryazarlık gelişim gösteren bir süreçtir. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir topluluğun, o topluluğun en küçük parçası olan bireyin görselleri algılama ve anlamlandırma biçimi farklılık gösterir. Tasarımcının hedefi; anlaşılır olmak ve vermek istediği mesajı farklı sosyokültürel yapıdaki insanlara, tasarımında ortak bir dil kullanarak ulaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda tasarımcı tüm dünya tarafından kabul görmüş ve evrensel temeller üzerine kurulmuş olan temel tasarım ilke ve öğelerini kendine rehber edinerek amacına ulaşmaya çalışır. Grafik tasarımda yapılan tüm uygulamalar yüzyıllar boyunca kullanılan ve günümüz yaşantısında da önemli bir yere sahip olan görsel ileti araçlarıdır. Günlük yaşantımızın her alanında karşımıza çıkan piktogramlar ise ortak yaşam alanlarında bulunan her kesimden insanın anlayacağı ortak bir görsel dil oluşturma amacı taşır. En kolay ve anlaşılır biçimde her kesime ulaşmayı amaçlayan piktogramlar görsel olarak en etkili ve kısa sürede mesaj verme düşüncesine bağlı olarak kurgulanır. Bu tez çalışmasında da güçlü bir ileti aracı olan piktogram örnekleri alanında uzman kişiler tarafından incelenerek, seçilen piktogramların anlaşılırlık düzeylerinin görsel okuryazarlık açısından ne derece etkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada tezin giriş bölümün de problem durumu, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, araştırmanın sınırlılıkları ve varsayımlar gibi tezin temel yapısal içeriğinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde ise grafik tasarımın tanımı, doğuşu, tarihsel gelişimi, tasarım kavramı, tasarım ilke ve öğeleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise piktogram kavramı, tarihsel gelişimi ve manipülasyon kavramı, okuryazarlık kavramı, piktogramlar da görsel okuryazarlık kavramı detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Değişen teknolojiler görsel okuryazarlığı da etkilemiştir. Bu bağlamda görsel okuryazarlığın önemi, tarihçesi ele alınmıştır ve görseli algılama- anlama da hangi yolların izlenmesi gerektiği seçilen piktogramlar üzerinden açıklanmıştır. Piktogramların görsel okuryazarlık açısından incelenmesinde uzman kişilerin görüşlerine yer verilmiştir. Günlük yaşantımızda her gün karşılaşılan piktogramların açık ve anlaşılır olması açısından bir grafik tasarımcının çalışmasın da kullandığı unsurları nasıl seçtiği, hangi ilke ve öğelere göre bir araya getirdiği analiz edilmiştir. Ayrıca görsel bir ileti sanatı olan grafik tasarım ürünün de izleyici kitleye verilmek istenen mesajın nasıl daha etkili hale gelebileceği amacı güdülerek görsel okuryazarlık kavramı ve kullanım amaçlarının anlaşılıp yorumlanması anlatılmıştır. Üçüncü bölümünde ise araştırmanın modeli, evren ve örneklem, veri toplama teknikleri ve verilerin analizi gibi tezin temel yapısal içeriğinden bahsedilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde seçilmiş olan 25 adet piktogram; 33 uzman tarafından cevaplanan "uzman görüş formu" ile görsel okuryazarlık düzeyleri tespit edilerek veriler tablo haline getirilmiştir. Sonuç ve öneriler bölünde ise alanında uzman olan kişilerin görüşüne dayanarak temel tasarım ilke ve öğelerine göre değerlendirilen piktogramların görsel okuryazarlık düzeylerinin ne olduğu açıklanmıştır.

Grafik tasarımıGörsel okuryazarlıkPiktogram+1
Serkan Aktaş
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TÜBİTAK yayınları beş yaş üstü çocuk hakları serisi kitap kapaklarının tasarım ilkeleri bakımından incelenmesi

Okul öncesi yaş grubu olarak 0-6 yaş aralığındaki çocukların eğitiminde kullanılan kitaplar, bu yaş gruplarında çocuk kitaplarının ya da kitap sevgisinin kazandırılmasında önemli bir yere sahiptir. Çocuğa kitap alışkanlığı kazandırmanın önemli bir adımı olan resimli çocuk kitaplarının, çocuklarla buluşması ve çocuğun dikkatini çekmesi kitabın kapak tasarımı sayesinde daha etkili olacaktır. Dolayısıyla resimli çocuk kitapları hazırlanırken estetik önceliğin kapak tasarımına verilmesi ve kapak tasarımı hazırlanırken de görsel tasarım öğeleri ve ilkelerinden bilinçli bir şekilde faydalanılması gerekir. Kapak tasarımını yapan grafik tasarımcının görsel tasarım öğe ve ilkelerine hâkim olmasını gerektiren bu durum, tasarımcının sorumluluk alanını genişletir ve hedef kitleye iletilmesi gereken mesajın daha sağlıklı ulaşmasını sağlar. TÜBİTAK Yayınları Beş Yaş Üstü Çocuk Hakları Serisi Kitap Kapaklarının Tasarım İlkeleri Bakımından İncelenmesi başlığıyla yapılan bu tez çalışmasında, TÜBİTAK'ın Popüler Bilim Yayınları, Çocuk hakları serisi kitapları incelenmiştir. Araştırmada evren olarak resimli çocuk kitapları ele alınmış ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma (TÜBİTAK) Popüler Bilim Yayınları web sayfasında bulunan 362 kitap içerisinden araştırma yapılarak TÜBİTAK'ın Popüler Bilim Yayınları, Çocuk hakları serisi kitapları ele alınmıştır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesinin maddelerinden oluşan Çocuk Hakları serisine ait 10 adet resimli çocuk kitabının kapak tasarımlarının tasarım ilkelerine uygunluğu incelenmiş ve araştırmanın örneklemi oluşturulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemi kullanılarak oluşturulmuş ve betimsel analiz yöntemi ile likert tipi sorular kullanılarak değerlendirme kriterleri belirlenmiş elde edilen veriler doğrultusunda doküman incelemesi yöntemiyle veriler değerlendirilmiş ve araştırmacı tarafından verilere bağlı kalınarak tablo yorumlamaları yapılmıştır. Okul öncesi dönem resimli çocuk kitaplarının kapak tasarımlarını tasarım ilkelerine göre değerlendirmek amacı ile tasarım ilkelerinin her maddesi için 3 farklı değerlendirme kriteri ile bir uzman değerlendirme formu hazırlanmıştır. Formun gönderileceği uzmanlar belirlenirken temel sanat eğitimi almış, temel sanat eğitimi alanında yetkin, Yükseköğretim Kurumlarının Güzel Sanatlar Fakülteleri ile Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi bölümlerinde bulunan öğretim elemanlarının da görüşleri alınmış, uzman değerlendirme formunun kapsam geçerliği uzmanlara danışılarak sağlanmıştır. Dört alan uzmanının ortak görüşleri doğrultusunda, TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları Çocuk Hakları Serisine ait 10 farklı kitap için tasarım ilkelerinin maddelerinden oluşan değerlendirme kriterleri belirlenmiş ve uzman görüş formu oluşturulmuştur. Elde edilen verilerin bulgular ve yorumlar kısmında kullanımı için bu uzman görüş formlarındaki verilerden yararlanılmıştır. Kavramsal çerçeve boyutunda tasarımın tanımı yapılarak, tasarımın tarihi ve kullanım alanları, tasarım ilkeleri ile ele alınmış; genelden özele gidilerek, kitap kapağı tasarımı ve kitap kapağı tasarımını oluşturan görsel öğeler açıklanmıştır. Kapak tasarımlarının tasarım ilkelerine uygunluğunun incelendiği araştırmada tasarım ilkeleri alan ile ilgili birçok kaynaktan araştırılmıştır. Tasarım ilkelerinin kaynaklarda farklılıklar göstermesi gerekçesi ile bir bütün olarak sadece tasarım öğeleri ve ilkelerini ele alan; Görsel Tasarım Öğe ve İlkeleri (PEGEM Akademi Yayınları) kitabında bulunan ilkeler araştırmada kullanılmış, ilkelerin içerikleri alan ile ilgili diğer kaynaklarla desteklenmiş ve araştırmanın incelenmesinde kullanılmak üzere araştırma içeriğine eklenmiştir. Resimli çocuk kitapları ve bu kitapların biçimsel özelliklerine, çocuk edebiyatı ve çocuk kitapları ile ilgili kaynaklardan erişilerek; resimli çocuk kitaplarında dikkat edilmesi gereken hemen her aşamanın önemi de kavramlarla açıklanmıştır. Uzman görüş formunda 27 değerlendirme kriteri ile incelenen çocuk hakları serisine ait 10 adet resimli çocuk kitabının kapak tasarımları, alan uzmanlarının değerlendirmelerinden elde edilen sayısal verilere göre incelenmiştir. İnceleme, yükseköğretim kurumlarında görev yapan 9 öğretim elemanı ve araştırmacı tarafından yapılmıştır. Her bir değerlendirme kriteri için uzmanlardan kitap kapak tasarımlarına; kesinlikle katılmıyorum, katılmıyorum, kısmen katılıyorum, katılıyorum ve kesinlikle katılıyorum seçenekleri sunularak uzmanlar tarafından bu seçeneklerden biri ya da bir kaçı şeklinde seçim yapmaları istenmiştir. Değerlendirme kriterlerine göre incelemesi yapılan her kapak tasarımı için uzmanların değerlendirme puan ortalamaları alınmış ve bu formdan elde edilen sayısal sonuçlar ile oluşturulan tablolar araştırmacı tarafından açıklanarak sonuç bölümü için veriler belirlenmiştir. Kitaplar incelendiğinde genel olarak dikkat edilmesi gereken durumların; çocuk kitabındaki resimlemelerin (illüstrasyonların) estetik duyarlık ile yapılması, bu görsel unsurların sanat değeri taşıması gerekliliği ve tasarım ilke ve öğelerine uygun formatta hazırlanmasının önemine vurgu yapılmıştır. Bu noktada okul öncesi öğretmenleri ile ebeveynlerin de kitap seçiminde araştırmadaki bulgular neticesinde bu kriterleri göz önünde bulundurmalarının gerekliliği tespit edilmiştir.

Grafik sanatlarGrafik tasarımıKapak tasarımı+7
Serdar Dik
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk animasyon filmlerindeki karakterlerin, kültürel açıdan incelenmesi

Çocukların medyada, İlgi, alaka ve algı yönünden izledikleri programların gelişimlerine, olumlu veya olumsuz katkıları büyüktür. Bu katkıda çizgi filmlerdeki karakterlerinde çok büyük rolü ve önemi vardır. Ülkemizde çoğunlukla yabancı çizgi filmler yayındadır. Bu filmler aracılığıyla yabancı kültürle çok erken yaşta karşılaşan gelişme çağındaki çocuklarımız, olumsuz yabancı kültürün etkileri altına girmekte-dirler. Kendi kültürümüz gelecek yeni nesillerimize tanıtılmadan, unutulmaya bıra-kılırken, çocuklarımız uyduruk hayallerle büyümektedirler. Kültür kaynaklarımızı her tür sanat alanına ve üretilen yerli çizgi filmlere yansıtmalıyız. Ülkemizi kültür zenginliğini dünyaya taşımak, gelecek nesillere aktarmak, ilgili tüm vatandaşlarımızın ortak ödevi olmalıdır. Bununda başlıca yolu çizgi filmlerden , filmlerin içindeki karakterlerden ve benzeri albenisi güçlü enstrümanlardan geçecektir. Bu film karak-terlerini dünyaya tanıtmak sureti ile, tüm dünya ülkelerinde tanınan ve gelecek nesil-lerin temsilcileri olan çocuklar ve gençler üzerinde etkileri olan dünya karakterleri arasında yer edinmeleri sağlanarak, ülkemizi tanıtmak mümkündür. Her vatandaşı-mızın bu çok önemli konuyu desteklemesi şarttır. Bu araştırmada, bu hayati konu üzerine dikkat çekilerek, üretilen çizgi film senaryolarında, milli kahramanlarımızın geleneklerimizin daha çok kullanılması ile bizim ulusumuza has bir çizgi film çıka-rılmasının gereği ve şartı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çizgi filmlerde kullanabile-ceğimiz bir çok karakterimiz ve kahramanımız açığa çıkarılıp dünyaya yeterince ta-nıtılamamaktadır. Bunların göz göre göre unutulmalarını, yok olmalarını ve dünyadaki insani değerlerden uzak çizgi filmler altında , kültür emperyalizminin acımasızlığı altında ezilmelerini kabul edilmemelidir. Anahtar Kelimeler: Çizgi Film, Çizgi filmlerdeki Karakterler, Kültürel Miras, Çizgi Film Eğitimi.

Animasyon filmlerGrafik sanatlarKarakter+5
Arif Bülbül
Giresun University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halk oyunlarında alan araştırması Bursa İnegöl örneği

Halk oyunları, toplumun kültürel kimliğini yansıtan ve tarihin derinliklerinde oluşan yapısı, içeriği ve işlevleriyle toplumun belleğinde yer eden özgün halk bilgisi yaratmalarıdır. İnegöl' de yaşayan etnik grup sayısının fazla oluşu halk oyunlarında da çeşitliliği beraberinde getirmekle birlikte söz konusu bu oyunların ortaya çıkarılıp literatüre katılması oldukça önemlidir. İnegöl' de yaşayan etnik grup sayısının fazla olması, halk oyunlarında da çeşitliliği beraberinde getirmekle birlikte söz konusu bu oyunların ortaya çıkarılıp literatüre katılması oldukça önemlidir. Nesilden nesile aktarılmamış İnegöl yöresi halk oyunlarının ortaya çıkarılıp sergilenmesi ve literatüre katkı sağlanması amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada İnegöl' ün köyleri ziyaret edilerek sorular yöneltilmiş ve geçmişten günümüze farklı kültürlerle alışveriş ve etkileşim halinde olması Bursa'nın halk kültürüne, halk müziğine ve halk oyunlarının oluşumu ve şekillenmesinde de etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca yöredeki insanların genellikle iki ya da daha fazla kişi ile halka biçiminde oyunlar ile karşılama biçiminde oyunlar oynadığı görülmüştür. Bu bağlamda "Halk Oyunlarında Alan Araştırması İnegöl Örneği" adlı bu çalışmada, İnegöl' ün toplamda 91 köyü ziyaret edilerek kaynak kişiler ile görüşülmüş ve yöneltilen sorular neticesinde ortaya çıkan oyun ve türküler derlenerek kayıt altına alınmıştır.

Türk folkloruTürk halk giysileriTürk halk müziği+1
Fatih Oral
Ardahan University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel giysili damal bebeğinin incelenmesi ve üretim aşamaları

Toplumlar, kendi iç yapılarında ihtiyaç duyduğu örf, adet ve gelenekleri kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirmiştir. Ancak zaman içinde çevre ve yaşam koşullarındaki değişikliğe göre bu değerler değişim göstermektedir. Damal yöresinin geleneksel kadın giysileri bu bağlamda ele alındığında, günlük yaşamın dinamiğine ayak uyduramadığı için artık tercih edilmemektedir. Ancak Damal kadını giysileri üzerinden çıkarmış olsa da duygusal bir bağla bağlı olduğu bu giysileri bez, tahta ve plastik bebekler üzerine giydirerek yaşatmaya devam etmektedir. Bebekler üzerine giydirilen giysilerin biçimi, motifleri ve aksesuarları, kökleri Orta Asya'ya dayanan Türkmen gelenekleri ve inanışlarıyla bağ kurmakta ve önemli bir kültür aktarıcısı rolü oynamaktadır. Günümüzde artık günlük olarak kullanılmasa da bu geleneksel elbiseler turizm ve tanıtım amaçlı yapılan Damal bebeklerinde yaşatılmaktadır. Damal bebeği yapımı, hem Damal ilçe merkezi ve köylerinde yaşayan kadınlar tarafından hem de Ardahan Halk Eğitim Merkezine bağlı Damal Bebek Evinde yapılmaktadır. Damal bebeği yapımı, yörenin tanıtılmasına katkı sunmasının yanında yörenin kadınlarının gelir sağlayan bir iş kolu olmaya da başlamıştır. Çalışmada, Damal bebeğinin yapım aşamaları, bebeğin üzerindeki motif ve aksesuarların incelenmiş, geleneksel Damal kadın giysileri ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca geleneksel Damal kadın giysileri için Damal ilçe ve köylerinde alan araştırması yapılmış, elde edilen bilgi ve görseller kayıt altına alınarak çalışmada sunulmuştur. Bu belgelemenin yapılması ile gelecek kuşaklara geleneksel Damal kadın giysilerinin doğru şekli ile aktarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde geleneksel giysili bebek tanımı yapılmış, geleneksel giysili bebek yapımına temel olan kültür, inanç ve geleneklerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Damal bebeğinin ait olduğu kültür ve geleneğin daha net anlaşılması için Damal ilçesi ve geleneksel giysili Damal bebeği yapım tarihçesi anlatılmıştır. Yerel bir değer olan geleneksel giysili Damal Bebeğinin gerek turizm gerekse tanıtım açısından önemine vurgu yapılmıştır. Üçüncü bölümde geleneksel Damal Kadın giysileri tanıtılmış, giysinin Türkmen kadınları açısından önemine değinilmiştir. Bölümün sonunda, geleneksel giysili Damal bebeği yapım aşamaları anlatılmıştır.

Ardahan
Saffet Esra Çora
Ardahan University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk halk oyunları lisans programları ders planlarındaki ritim bilgisi ve vurmalı çalgılar dersleri: İçerikler, farklılıklar ve öneriler

Türk halk oyunları içinde çeşitli unsurları barındıran ve bunların harmanlanması ile ortaya çıkan bir kültür ögesidir. Bu unsurların başında ise olmazsa olmaz olarak değerlendirilen müzik kavramı gelmektedir. Müzik ve oyunun ortak temeli ritimdir. Ritmi hem müzikte hem de oyunda yer alan bir alt unsur gibi düşünmek gerekmektedir. Ritim, müzik ve oyun birbiriyle iç içe geçmiş üç olgudur. Müziğin oyunu şekillendirdiği noktalar olduğu gibi oyunun da müziği şekillendirdiği noktalar bulunmaktadır. Burada vurguyu, karakteri ve ayrımın yapılmasını sağlayacak unsurların başında da ritmik yapılar gelmektedir. Türkiye'de birçok farklı ritmik yapı örneğini bulmak mümkündür. Müzik içerisinde ritmik yapılar çeşitli vurmalı çalgılar kullanılarak vurgulanmakta veya öne çıkartılmaktadır. Vurmalı çalgılar, Türk halk oyunlarında yer alan tüm oyun türlerinde kullanılmaktadır. Bu sebeple Türk halk oyunları ve vurmalı çalgılar, müzik ile ritim birbiriyle sürekli iletişim içinde olan ve iç içe geçmiş kavramlardır. Türk halk oyunları eğitiminde de bu unsurların olması elzemdir. Çalışmanın birinci bölümünde ritim kavramı, genel müzik terimleri, Türk halk müziği usullerinin yanı sıra Türk halk oyunları ve vurmalı çalgılar ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde Türk halk oyunları hakkında genel bilgiler, Türk halk oyunlarının akademide yer alma süreci ve Türk halk oyunları lisans programlarında yapılan ilk eğitim planları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde üniversitelerin Türk halk oyunları lisans programlarında yürütülen Ritim Bilgisi ve Vurmalı Çalgılar derslerinin içerikleri hakkında bilgiler verilirken yürütülen bu derslerde kullanılan asma davul notasyon modelleri de tespit edilmiştir. Modellerde yer alan notalar hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. Bu bölümlerde ilgili dersleri yürüten akademisyenlerin neredeyse hepsi ile görüşülmüştür. Bu kişilerden derslerin işleyişine dair bilgi ve belgeler temin edilmiştir. Son bölümde ise çalışma genelinde elde edilen sonuçlar belirtilmiştir. Ayrıca bu sonuçlar göz önünde bulundurularak farklı önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın Türk halk oyunlarına, Türk halk oyunları araştırmacılarına, Türk halk oyunlarının akademik eğitiminin gelişimine, bölümlerde Ritim Bilgisi ve Vurmalı Çalgılar konularında çalışmak isteyen araştırmacılara kaynak olması en büyük temennidir.

Geleneksel dansTürk halk oyunlarıVurmalı çalgılar
Yasin Yaşar
Ardahan University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel eğitim ihtiyacı olan çocuklarda müziğin terapötik etkisi

Müzik hayatın hemen her alanında insanların hayatına eşlik etmiş ve artık neredeyse hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu kalite şüphesiz müziğin insanlara dokunma, onları etkileme ve hızla başka boyutlara taşıma yeteneğine dayanmaktadır. Yüzyıllar boyunca müzik farklı ülke ve kültürlere girmiş, tedavi aracı olarak kullanılmış ve bazı durumlarda dil farklılıklarından dolayı anlaşılamasa da duygu ve duygularıyla başlı başına evrenselleşmiş bir yapıya kavuşmuştur. Bu araştırmanın amacı müzik eğitiminin özel eğitim ihtiyacı olan çocukların gelişimsel özelliklerine etkisini incelemektir. Müzik eğitimi, özel eğitim ihtiyacı olan çocukların sosyalleşmesine ve kendini motive etmesine, el ve göz koordinasyonu becerilerini geliştirmesine, grup içinde yer bulmasına, işbirlikçi öğrenme yoluyla sorunlarını çözmesine ve bilişsel, duyuşsal, zihinsel, dilsel ve psikomotor gelişimlerinin gelişmesine, bilgiyi bütünleştirmesine yardımcı olur ve yaşamlarına kazandırdıkları gelişim, çevresine duyarlı ve ilgilenen insanlar yetiştirmektir. Sorumluluk duygusunun gelişmesine katkı ve özel eğitim ihtiyacı olan çocuklarda müzik eğitiminin önemli bir boyutunu göstermektedir. Betimsel modele dayalı nitel bir çalışma olan bu araştırma, müzik eğitiminin çeşitli engel gruplarına yönelik gelişimsel katkılarını ele almaktadır. Maalesef ülkemizde müzik eğitimi ve özel eğitim kavramına ilişkin çalışmaların az olması, bu alana yeni bir katkı sağlayabilmesi açısından bu araştırmayı değerli kılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın literatüre ve sonraki çalışmalara ışık tutması umut vericidir. Anahtar Kelimeler: Engelliler, müzik eğitimi, engelliler ve müzik eğitimi, zihinsel engelliler, işitme engelliler

Tolga Yaman
Ardahan University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kars yöresinin kültürel mirası: Düğün geleneği, çalgıları, halk oyunları ve türkülerinin nota kataloğu perspektifinden incelenmesi

Yaradılıştan günümüze insan, yaşadığı her çağda ve her dönemde sevinç ve hüzünlerini ifade etmek için bir figür bulmuş ve kendini, kendine özgü bir ifade ile anlatmaya çalışmıştır. Her kesim tarafından oynanan halk oyunlarının en önemli özelliği hiç yöneticisinin olmaması, nesilden nesile aktarılması ve anonim olmasıdır. Bu nedenledir ki kültür bir yörenin ezgisini, yaşanmış olaylarını, insan yapısını ve hislerini dile getirir. Çalışmada Kars ilinin tarihi, coğrafi yapısı, iklimi, sosyal yaşantıları, gelenek ve görenekleri, halk oyunları, yörenin giysileri, müzik aletleri, türküleri, manileri, türkü notaları ve mâni ele alınarak incelenmiştir. İlimiz kültürü diğer il ve yörelere göre çeşitlilik göstermektedir. Çünkü Kars'ın örf ve adetleri, yörede yaşayan Türk boylarının arasındaki az da olsa farklılıklar ve Kafkasya'dan gelen göçlerin etkisinde kalmıştır. Bu çeşitliliğin üzerinde durularak; yöre insanının giydiği giysiler, müzik aletleri, âşıklar, mahalli sanatçılar ve bunlara bağlı olarak, yöre türküleri, maniler ve oyunlar ile ilgili çalışma yapılmıştır.

Tarkan Turul
Ardahan University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Burdur ili Tefenni ilçesi Belkaya (Guluman) Köyü Teke Guluman Zeybeği'nin geleneksel oyun tavrının tespiti incelenmesi ve icrası

Geçmiş tarihlerde çok eski uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan bölgede günümüzde Yörük Türkmen Toplulukları yaşamaktadır. Teke Yöresi olarak bilinen Yörük, Türkmen ve konargöçer, yaylacı kültürünün yaşandığı alan, oyun ve müzik geleneğinin oluşmasında büyük bir etkiye sahip olmuştur. Bu gelenek, usta çırak ilişkisi içerisinde, eskiden köylerde yapılan oda eğlenceleri ile yöre düğün ve etkinliklerinden taşıdıkları geleneksel ifadeleri içermektedir. Bu çalışmada; Teke Guluman Zeybeği, geleneksel oyun ve oyun müziği tavrı üzerine inceleme, karşılaştırma ve tespitlerde bulunulmuş, amacın; geleneksel kültür ifadeleri içeren özelliklerin, unutulmaması, devam etmesi, özellikle; genç kuşak halk oyuncu ve müzisyenler tarafından icra edilerek, kültürel aktarıma katkı sağlaması gözetilmektedir. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler sırasıyla; zeybekler, Teke yöresi yöntem, Teke Guluman Zeybeği ve Sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Anahtar Sözcükler: Türk Halk Oyunları, Dans, Oyun, Müzik, Teke Yöresi, Zeybek, Guluman Zeybeği, Burdur.

Ömer Turgut
Ardahan University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00