
36
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Talip Özkan'ın saz icrasının tavır özellikleri açısından incelenmesi
Talip Özkan'ın icra profili geleneksel icra ile şehirleşmeyle başlayan kentli icra arasındaki geçişi yansıtan bir özellik barındırmaktadır. Talip Özkan Anadolu müzik kültürlerine ait üslupları iyi bilen bir icracı olmakla beraber Kafkasya bölgesi gibi farklı müzik kültürleri ile de teması bulunmaktadır. Bunlara ek olarak araştırmacı, derlemeci, akademisyen gibi kimlikleriyle de yer yer ön plana çıktığı bilinmekte olup her anlamda müzikle olan çeşitli etkileşimleri dikkat çekmektedir. Talip Özkan yöresel üslupları iyi özümsemiş bir icracı olmanın dışında asıl olarak gençlik dönemi sonrası olgunlaşma ve olgunluk dönemlerinde görülebilen yorumcu kimliğiyle birlikte kişisel tavrının ön plana çıktığı bir icracı profili çizmektedir. Bu doğrultuda kullandığı saz çalış tekniklerini virtüözite seviyesinde sergilemekte olup bunun paralelinde icra ettiği repertuvarı seviye bakımından seçkin eserlerden oluşturmaktadır. Özkan'ın icra tavrında öne çıkan bir diğer özellik de ezgileri sıklıkla kendi anlayışına göre yorumlamasıdır. Ezgileri işleyiş şeklinin her an yenilenebilen bir icra anlayışına oturttuğu düşünülmekte olup ezgileri ritmik, melodik ve kısmen armonik olarak yeniden şekillendirmekte ve bu doğrultuda icra ettiği birçok ezgi bulunmaktadır. Özkan multi-instrumentalist kimliği ile farklı çalgılarla olan temasını uyarlama anlayışı çerçevesinde değerlendirmekte olup bu doğrultuda çalgılara ait teknik özellikleri ve repertuvarı saz icrasına yansıttığı görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında özellikle bağlı bulunduğu kültürel yapıdan zeybek ezgilerini saza aktardığı bilinmekte ve bu konuda çeşitli çevrelerde referans icracı olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızın asıl konusunu oluşturan Özkan'ın icra tavrının ne tür özellikler barındırdığı çok yönlü başlıklar altında incelenecektir. Bu doğrultuda sırayla birinci bölümde çalışmanın amacı, yöntemi, sınırlıkları, problemler ve alt problemler ele alınacaktır. İkinci bölümde; Özkan'ın hayatı genel bir bakış açısıyla kronolojik olarak ele alınacaktır. Üçüncü bölümde Özkan'ın müzikal açıdan birden çok anlayışı ele alınacak olup bu doğrultuda transkript edilen eserler üzerinden çeşitli analizler yapılacaktır.
Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri ve mızrap kalıplarının Anadolu sazına aktarımı
Bu çalışmada, Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri, mızrap kalıpları incelenmiş olup Anadolu sazında uygulanan icra teknikleri, mızrap kalıpları ile benzerlikleri, farklılıkları tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı, Azerbaycan âşık sazında uygulanan icra tekniklerini ve mızrap kalıplarını Anadolu sazına aktarmaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili literatür taraması yapılmış olup, ayrıca ses ve görüntü kayıtları incelenmiştir. Bu kapsamda ihtiyaç duyulan yeni terimler üretilmiş ve mızrap kalıplarını ifade etmek amacıyla yeni bir kodlama sistemi geliştirilmiştir. Azerbaycan âşık sazının bünyesinde barındırdığı zengin mızrap kalıplarını ve her ne kadar Anadolu sazında benzer icra teknikleri görülse de farklı uygulanış biçimleri ile icra tekniklerini ortaya çıkarmak ve daha sonrasında yapılacak olan benzer çalışmalara farklı bir bakış açısı ile kaynak teşkil etmek hedeflenmiştir. Çalışma içerisinde tespit edilen icra teknikleri ve mızrap kalıplarına örnek olarak Azerbaycan âşık müziğinin önemli icracılarından âşık havaları notaya alınmıştır. Çalışmanın sonucunda Azerbaycan âşık sazı, yapısal olarak Anadolu sazına en yakın çalgılardan birisi olduğu ancak iki çalgının bölümlerinin adlandırmalarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Azerbaycan âşık sazı farklı tel sayıları ile görülse de yaygın olarak üç tel grubu olmak üzere sekiz ya da dokuz tel sayısı ile icra edildiği saptanmıştır. Azerbaycan âşık sazında uygulanan yedi akort biçimi tespit edilmiştir. Bu akort biçimleri kendi içinde çeşitli varyasyonları barındırmaktadır. Bazı akort biçimlerinin ise Anadolu sazında da uygulandığı görülmektedir. Ayrıca Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin ve mızrap kalıplarının Kuzeydoğu Anadolu bölgesi saz icra üslubuna ciddi etkileri olduğu ve Anadolu şehir müzik kültüründe bazı bireysel saz icracılarının da kişisel tavırlarında Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarını veya benzer uygulamaları icra ettikleri tespit edilen diğer bulgular arasında yer almaktadır. Sonuç olarak Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin Anadolu sazında görülmeyen uygulanış biçimleri Anadolu sazına aktarılmıştır. Öte yandan Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarının ise eserlerin düzüm şekline göre farklı ritmik değerlerde Anadolu sazının repertuvarında yer alan eserlere uyarlanmıştır. Ayrıca bazı uyarlamalarda âşık sazı mızrap kalıplarının birleşiminden yola çıkarak üretilen yeni mızrap kalıplarının da uyarlanabildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Saz, Âşık Sazı, Azerbaycan Âşık Müziği, Âşıklık Geleneği, Uyarlama, İcra Tekniği, Mızrap Kalıbı
J.M. Sperger'in Si-Minör Sonatının teknik açıdan incelenmesi
Johannes Matthias Sperger hem besteci hem de icracı kişiliği ile kendi dönemine damgasını vurmuş bir şahsiyettir. Johann Matthias Sperger 23 Mart 1750'de Brno yakınlarında, Yukarı Avusturya'da Feldberg'de (bugünkü adı Valtice) doğdu. Sperger'in müzik eğitimini ya saray orkestrasındaki bir müzisyenden ya da Feldsberg'deki Brothers of Mercy tarikatından aldığı ihtimalleri üzerinde durulmaktadır. Önemli devlet adamlarının himayesinde farklı orkestralarda icracı olarak çalışan bu sırada da bestecilik hayatını da sürdüren Sperger'in kariyeri üç döneme ayrılabilir: 1760'larda solo bir enstrüman olarak Viyana'da kontrbasın yükselişi, 1770'lerde ve 1780'lerde en iyi dönemi ve İmparator II. Joseph'in reformlarını takiben Viyana'da gözden düşmesi. 1777'den itibaren Sperger'in hayatı ile ilgili olarak daha detaylı bilgiler mevcuttur. 1777'de Sperger, daha sonra Macaristan kardinali olan Bratislava Düklerinden Kont József Batthyány'nin sarayında kontrbas icra etmiştir. Bu Sperger'in belgelenmiş ilk çalışmasıydı ve burada Kardinal Prens Joseph Batthyány'nin saray orkestrasında Kämpfer ile birlikte çalıştı ve bu toplulukta 1778'den 1782'ye kadar hem viyolonsel hem de kontrbas çaldığı bilinmektedir. Batthyány Dükleri'nin sarayında Sperger, en iyi eserlerinden olan yedi kontrbas konçertosuna ek olarak, 18 senfoni haricinde diğer solo enstrümanlar için de altı konçerto daha bestelemiştir. Johann Matthias Sperger, oldukça üreken bir besteciydi, kontrbas için 40 parça, 18 kontrbas yarışma eseri ile birlikte 44 senfoni, konçerto ve kantat bestelemiştir. Sperger, kontrbas icrasında kullandığı akort ve teknik ile dönemi içerisinde oldukça önemli bir yer edinmiştir. Bununla birlikte kontrbas ile ilgili olarak yaptığı hizmetler de fazlasıyla ehemmiyet arz etmektedir. Kendisinden önce kontrbas orkestra içinde belki sadece bir eşlik enstrümanı iken ve sınırlı bir solo repertuvarı bulunmaktayken, Sperger kontrbas için bestelediği eserler ile bu enstrümanın hem görünürlüğüne hem de icracılığı ile kontrbas tekniğinin gelişimine katkıda bulunmuştur. Bu tez çalışması kapsamına ele alınan Sperger'in Si Minör Sonatı da kontrbas repertuvarında oldukça kıymete haiz bir yere sahiptir. Bu nedenle tez çalışması dahilinde armonik ve form açısından incelemesi yapılarak alana katkıda bulunmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Johannes Matthias Sperger, kontrbas, Si Minör Sonat.
Müzikte aralık kavramının elektrogitara uygulanmasında CAGED sistemi kullanımı
Elektrogitar, tarihsel geliĢim çizgisinde kökleri çok eski telli çalgılara dayanan ve günümüzde birçok müzik türünde farklı iĢlevlerde kullanılan, çok yönlü bir çalgı olarak kendini göstermiĢtir. Amplifikatör ve efekt cihazlarının da yardımıyla zengin tını olanaklarına sahip olan elektrogitar, 1950‟lerde baĢlayan yaygın kullanımından beri özellikle gençler arasında en popüler çalgılardan biri haline gelmiĢtir. Bu özelliklerine rağmen mevcut elektrogitar eğitim biçimlerine bakıldığında, icraya yönelik olarak, genel iĢleyiĢte, kısa müzik cümlesi örnekleriyle beraber verilen teknik ağırlıklı çalıĢmalar sunulduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, elektrogitar gibi çoksesli, etkileĢimli ve doğaçlama içeren müzik türlerinde sıkça kullanılan bir çalgının icrasında kısıtlılıklar oluĢturabilmektedir. Bu tez çalıĢmasında, icra süreci için daha kapsamlı, aĢamaları arasında etkileĢim bulunan bütünsel bir model önerilmektedir. Müzikte aralık kavramı, hem müzik nitelikli seslerin algılanmasındaki süreçte iĢitsel kavrayıĢa olan etkisiyle, hem de icrada kullanılan akor ve dizi gibi müzik teorisi unsurlarının oluĢumundaki rolüyle, oluĢturulmak istenen modelin iki temel bileĢeninden biridir. Bu kavram ses perdelerinin ayrıĢtırılıp zihinde tanımlanmasına olanak sağlar. Elde edilen tanımlamaların, çalıĢmanın diğer bileĢeni olan CAGED sisteminin kullanımıyla elektrogitar klavyesine aktarılmasının sistematik detaylarını ve faydalarını ortaya koymak çalıĢmanın amacını oluĢturmaktadır. Bu amaca yönelik olarak, önce müzikte aralık kavramının tanımı, tarihsel geliĢimi ve bu geliĢim sürecine paralel evrilen uyuĢumluluk ve uyuĢumsuzluk kavramları teorik bir çerçeve oluĢturularak iĢlenmiĢtir. Sonrasında, aralığın uygulama aĢamasında kullanılan aralığın boyutu ve niteliği ile dizi ve akor dereceleri kavramları açıklanmıĢ olup, ele alınan tüm kavramlar karĢılaĢtırmalı gösterim için bir çizelgede bir araya getirilmiĢtir. ĠĢitme ve ses perdesi algısı ile ilgili bölümde, ses perdeleri arasında oluĢan aralıkların, müziksel iĢitme süreci ve eğitimi konuları ıĢığında nasıl zihinde ayrıĢtırılıp, tanımlandığı açıklanmıĢtır. Bunu takiben, müzik teorisi içindeki önemli unsurlar olan dizilerin ve akorların oluĢumunda aralıkların rolü iĢlenmiĢ olup, elektrogitarı tanıtan bir bölümün ardından CAGED sisteminin açıklandığı bölüme geçilmiĢtir. Bu bölümde, CAGED sistemi kullanılarak, bir oktavlık elektrogitar klavyesinin nasıl beĢ ayrı form oluĢturacak Ģekilde bölündüğü gösterilmiĢtir. Söz konusu formlar kromatik dizi derecelerinden meydana gelmektedir. Her biri özgün dizi derecelerinden oluĢan farklı türlerdeki dizi, akor, arpej gibi müzik teorisi unsurlarının, formlara nasıl yerleĢtirildiği diyagramlarla örneklendirilmiĢ ve elektrogitar icrasına faydaları anlatılmıĢtır. Son olarak çalıĢma kapsamında elde edilen sonuç ve önerilere yer verilmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Müzikte Aralıklar, Elektrogitar, CAGED Sistemi
İlhan Usmanbaş'ın Yaylı Dördül-70 eserinin formal ve çalış teknikleri bakımından incelenmesi
Bu çalışma İlhan Usmanbaş'ın yaşamını, zaman içerisinde dünyada değişen müzik dilinin Usmanbaş'ın müziğindeki yansımalarını ve Yaylı Dördül-70 eserinin incelemesini içerir. Bestecinin 1947-2006 yılları arasında yazmış olduğu dokuz yaylı dördül bulunur. Rastlamsal ögeler içeren, farklı notalama yöntemleri kullanılan bu eseri tanıtarak, seslendirmek isteyen icracılara yol gösterici olmak, bu çalışmanın amaçlarındandır. İkinci kuşak Türk bestecilerimizden olan Usmanbaş, 1950'lerde başlayan müzik akımlarını, dünya ile paralel bir şekilde takip etmiş ve sürekli yeniyi kullanarak üretmiştir. Eserlerinde, birbirini tekrar etmeyen, yenilikçi anlayışı benimsemiştir. Usmanbaş'ın 1950'li yıllarda başlayan 12 ton, dizisellik gibi yenilikçi anlayışı, 1950'lerin sonlarında yerini rastlamsallığa bırakır. 1960 sonrası yazdığı eserlerde, rastlamsal anlayış sıklıkla görülür. Rastlamsallık, açık biçim gibi kavramların müzikte kullanılmasıyla notalama yöntemleri de değişikliğe uğrar. "Açık yapıt" örneği olan Yaylı Dördül 70 eserinde de, Usmanbaş farklı notalama yöntemlerini bir arada kullanır. Geleneksel notasyondan farklı şekilde yazılmış, icracıyı da eserin oluşumuna dahil eden bu yaylı dördülün incelemesi, yorumculara yol göstermek için yapılmıştır. Bu tezde yer verilen bazı kaynak ve alıntılarda kelime "raslantı" olarak geçse de "rastlamak" kelimesinden türediği ve Türk Dil Kurumu'nda da bu şekilde yer aldığı için, çalışma boyunca "rastlamsal" olarak kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: İlhan Usmanbaş, Yaylı Dördül, Rastlamsallık
William Walton'un viyola konçertosuna tarihsel bakış
Bu araştırmanın amacı, William Walton'un viyola konçertosunun viyola repertuvarındaki yeri ve önemini ortaya çıkarmak için eseri tarihsel bağlamda incelemektir. Bu amaçtan yola çıkarak tarama yönteminin kullanıldığı araştırmada ilk olarak 20. yy. viyola anlayışı, viyolanın bu dönemdeki tarihi gelişimi, viyolanın ve viyola tekniğinin gelişimine katkı sunan önemli icracılar ve viyola repertuvarındaki önemli bazı eserler incelenerek kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. İkinci olarak bestecinin hayatı ve hayatında viyolanın yeri araştırılmıştır. Ardından viyola konçertosunun edisyonları ile ilk seslendiriliş ve sonraki seslendirilişleri araştırılmış, son olarak viyola konçertosu üzerine müzikal ve teknik öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak eserin 20. yy. viyola repertuvarında önemli bir yeri olduğu, yazıldığı dönemde ve sonrasında viyola icracıları tarafından seslendirildiği, bestecinin İngiliz müziğinde önemli bir yer tutmasında da viyola konçertosunun önemli bir yeri olduğu görülmüştür. Bu araştırma ile eseri icra etmek isteyen viyolacılar ve araştırmak isteyenler için bir kaynak oluşturulmuştur.
Ahmet Meter'in kanun taksimlerindeki teknik ve melodik özelliklerin tespiti aracılığıyla ileri icraya yönelik alıştırma önerileri
Ahmet Meter, enstrümanı üzerindeki hakimiyeti, icrâları ve tavrı ile kanun çalım tekniğinin gelişmesinde önemi büyük olan bir sanatçıdır. Türk müziği üslûbu ile kendinden sonra gelen kanun icrâcılarına yol göstermiş, icrâları ile müziğimizin gelişmesinde önemi büyük olan bir sanatçıdır. Bu çalışmada; Klasik Türk müziğinin önemli kânun icrâcılarından birisi olan Ahmet Meter'in taksimleri üzerinden ileri icrâya yönelik alıştırmalar oluşturulmuştur. 6 taksim üzerinden inceleme yapılan çalışmada, incelenen taksimler; "Süper Fasıl" albümünde yapmış olduğu Nihâvend, Mâhûr ve Hüseynî makâmlarında üç ara taksim, "Kânun ile Sevilen Şarkılar 1" albümünde yer alan Uşşâk taksim, "Ud ile Sevdiğiniz Şarkılar 1" albümünden Hüzzâm'dan Nihâvend'e geçiş taksimi ve harici ulaşılabilen bir kaset kaydında yer alan Hüzzâm taksimdir. İncelenen taksimlerin tümü notaya alınmıştır. Taksimler, "Kullandığı icra teknikleri, Kullandığı motif ve cümle yapıları, Öne çıkan ritmik özellikler ve tartım kullanımı, Form özellikleri ve Makâm uygulamarı" başlıkları altında hem teknik yönden hem de melodik yönden detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Ahmet Meter'in cümle yapılarının her taksimde dikkat çekici ölçüde uzun olduğu, taksimlerin tümünün oldukça hızlı bir giderde seyrettiği, taksimlerin tümünde uygulanan meyan geçkilerinin oldukça uzun tutulduğu, aynı makâmı gösteren taksimlerde kullanılan kalıp cümlelerin varlığı tespit edilmiştir. Meter'in taksimlerinde, kendi içinde yaratmış olduğu iç dengenin ve ahengin taksimlerine muhakkak derecede yansıdığı ve taksimlerinde adeta önceden düşünülmüş kurgusal bir yapının planlanarak oluşturulduğu hissedilip, elde edilen verilerle bu düşünceler desteklenmiş ve Meter'in müzikal kimliği ve tavrı konusunda bahsedilen sonuçlara ulaşılmıştır. Taksim incelemeleri sonucunda ileri icrâya yönelik; Hüzzâm taksimden 7, Hüseynî taksimden 5, Nihâvend taksimden 7, Mâhûr taksimden 6, Uşşâk taksimden 5, Hüzzâm'dan Nihâvend'e geçiş taksiminden 5 olmak üzere ileri icrâya yönelik toplam 35 alıştırma oluşturulmuştur. Oluşturulan alıştırmalarda, en çok yoğunlaşılan çalım teknikleri; fiske, mızrap (çapmalı mızrap, çektirmeli mızrap, sürüme), oktavlı çalım ve kromatik çalım teknikleri olmuştur. İncelenen taksimlerinden hareketle oluşturulan alıştırmalar; sekilemeye yönelik tekrarlardan oluşan müzik cümleleri, sanatçının icrâ ettiği şekilde kullanılarak, aynı makâm düzeninde, çalgının ses alanına uygun ve karar perdesinde sonlanacak şekilde oluşturulmuştur. Elde edilen tüm bulgular araştırmanın sonuç bölümünde detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir.
Hrant Kenkilyan'ın ud taksimlerinin transkripsiyonu ve icrâ tavrının incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Türk ve Ermeni Müziği'nin en önemli ud icrâcılarından biri olan Ûdî Hrant Kenkilyan'ın ud tekniğine katkıları, kendine özgü tavrı, Kenkilyan'a ait on üç adet ud taksimi üzerine yapılan transkripsiyonlar ve analizlerle tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda öncelikle; Kenkilyan'ın bu çalışma ile ilk kez yayınlanacak olan fotoğrafları, hayatı ve taksimlerini içeren dokümanlar, TRT Arşiv ve Müzik Dairesi Arşivleri, Ara Dinkjian, Mevlüt Mutlu, Tevfik Bildik, Aydemir Tuncer ve Raffi Koçun'un özel arşivlerinden ve gazete kupürlerinden elde edilmiştir. Bu dökümanlar içerisinden, sanatçının Sahibinin Sesi firması için doldurduğu plaklardaki taksimlerden her makamdan birer tane olmak üzere kayıtları en temiz ve anlaşılır olan on iki adet taksimin yanı sıra, Hicaz makamında yaptığı bir taksiminde kullandığı farklı akort sisteminden dolayı, bu makamdan iki tane olmak üzere; sırasıyla Hicaz (AX1828), Ferahnâk (AX2928), Hüseynî (AX1944), Kürdîlihicazkâr (AX1944), Hicaz Çifte Kiriş (AX2068), Rast (AX2145), Sabâ (AX2145), Acemaşîrân (AX2270), Hüzzam (AX2270), Nihâvend (AX2201), Uşşâk (AX2201), Karcığar (AX2032) ve Şedd-i Arabân (AX2422) makamlarından toplam on üç taksim çalışmamızın örneklemini oluşturmuştur. İlk olarak ilgili taksimler, transkripsiyon yapılarak günümüz nota sisteminde FINALE nota yazım programında yazılmıştır. Taksimlerin notasında icrâcının kullandığı süsleme ve ifade unsurlarına yer verilmiştir. Aynı zamanda taksimlerin ait olduğu makamların tarifleri 17. 18. 19. 20. yy. mûsikî kaynaklarından alınarak yazılmıştır. Daha sonra taksimler; süsleme teknikleri, müzikal ifade unsurları, motif ve cümle yapıları, makam ve form kullanımı, ritmik ögeleri ve icrâcının sağ ve sol el kullanımı, başlıkları altında incelenerek, sanatçının tavrı, üslûbu ve müzikalitesini ortaya çıkaran hususlara dikkat çekilmiştir. Kenkilyan'ın ud tavrının en dikkat çekici özellikleri olarak; değerini kendisinden önceki notadan alan çarpma, Glissando, çiftleme, geniş vibrato ve vibratolu tremoloları sıklıkla kullanması, uzun süre duyurmak istediği bir sesi, çoğunlukla bir oktavı aşan uyumlu aralıklarla güçlendirerek duyurması, taksimlerini klasik beste formuna benzer bir şekilde oluşturması görülmektedir. Bununla beraber, taksimlerdeki makam kullanımı değerlendirildiğinde, Ermeni azınlığına mensup olan bir sanatçı olmasına rağmen, Türk makam müziği icrâ anlayışını benimsediğini ve 17. 18. 19. yy. edvar kitapları ile 20. yy. Tanbûrî Cemil Bey'in Rehber-i Mûsıkî kitabındaki makam tasviri ile örtüştüğünü görmekteyiz. Tüm bu tespitlerin sonucunda Ermeni ve Türk müziği ud icracıları içerisinde kendine özgü tavrı ve müzikal anlayışı ile alanında ekol sahibi olmayı hak eden özellikler taşıdığını söyleyebiliriz.
İcra ve notasyon uyumu açısından Türk halk müziği notasyon anlayışlarının incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Türk Halk Müziği'nde notasyon ve icra uyumu çeşitli yöntemlerle ele alınmış, icra uygulamalarının notasyon unsurları ve anlayışları çerçevesinde yazıya nasıl aktarıldığı incelenmiştir. Yapılan incelemelerle örnekleme dahil edilen notasyon örnekleri kullanılarak icra ve notasyon üzerine durum tespiti yapmak amaçlanmıştır. THM notasyon anlayışlarında icra özelliklerinin gösterimi bakımından notasyon unsurlarının ne şekilde kullanıldığını inceleyen bu araştırmada, tarama modeli; fenomenolojik, etnografik ve sanat temelli araştırma desenleri; literatür taraması ve doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada tercih edilen veri toplama yöntemi, araştırma deseni ve araştırma modeli, bu tezin dört başlıkla şekillenmesinde etkili olmuştur. Bu başlıklar; Giriş, Müzik Yazılarının Kısa Tarihçesi, Notasyon ve Türk Halk Müziği, Sonuç şeklinde adlandırılmıştır. Çalışmanın kapsamı, niteliği, hedefi, yöntemi, problemi, evreni, örneklemi ve sınırlılıkları "Giriş" başlığı altında detaylıca ele alınmıştır. Çalışmada kullanmak için tercih edilen terminolojik unsurlar gerekçeleriyle birlikte yine aynı bölümde açıklanmıştır. Tezin giriş bölümünde müzik yazılarının tanımı, amacı, işlevi, müzik yazı sistemilerinin gereksinimlerinden kısaca bahsedilmiş, konuyla ilgili alanyazında mevcut bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde, okuyucuya konu hakkındaki genel bilgilerin verilmesi amaçlanmıştır. Sonraki başlıkta müzik yazılarının kısa tarihçesi Batı müziği ve Türk müziğinde kullanımlarına göre iki alt başlıkla ele alınmıştır. Batı müziğinde kullanılan müzik yazıları; harf yazıları, harf-şekil yazıları, nota yazıları ve tablaturlar olmak üzere dört ayrı grupta incelenmiştir. Türk müziğinde kullanılan müzik yazıları ise harf yazıları, harf-şekil yazıları ve nota yazıları olmak üzere üç ayrı grupta ele alınmıştır. Bu bölümde daha çok kronolojik bir şekilde notalama sistemlerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, ilgili alanyazında yer alan Türk Halk Müziği notasyonları özelindeki bilgiler derlenerek sunulmuştur. Anadolu'da yapılan ilk derleme çalışmalarının ardından yayımlanan notasyon örneklerinden, notasyon üzerine yapılan çalışmalardan, bazı toplantılarda notasyonla ilgili gündem maddelerinden bahsedilmiştir. Türk Halk Müziği notasyonlarında notasyon unsurlarının kullanımının ele alındığı üçüncü bölümün ilk alt başlığında her notasyon unsuru ayrı bir başlık olarak ele alınmış, notasyon unsurlarının Avrupa notasyon sistemi ve Türk Halk Müziği'nde kullanıldığı işlevler verilmiştir. Çoğunluğu Cumhuriyet Dönemi olmak üzere çeşitli dönemlerde geliştirilen notasyon anlayışları, çalışmanın üçüncü bölümünde yer alan "Türk Halk Müziği'nde Notasyon Anlayışları" başlığı ile incelenmiştir. Bu bölümde yapılan incelemelerde Charles Seeger, Erol Parlak ve Matthew Warren tarafından yapılan sınıflandırmalardan faydalanılmıştır. Seeger'in "kuralcı" ve "tanımlayıcı", Parlak'ın "tespit" ve "icra", Warren'in ise "yapısalcı" ve "yapısökümcü" notasyon sınıflandırmaları ile THM notasyonlarında notistlerin notasyon yaklaşımları ele alınmıştır. İcra kayıtları ile notasyon örneklerinin karşılaştırıldığı ve belirsizlik, kimlik, zaman-mekan ilkeleri üzerinden bazı bulguların verildiği bölüm, İcra ve Notasyon Uyumu Açısından Türk Halk Müziği Notasyonları olarak başlıklandırılmıştır. Bu başlık altında özellikle aynı eserin farklı kişi/kurum tarafından derlenmiş kayıtları ve yazılmış notasyon örnekleri, tespit edilmiş, yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde, elde edilen bulgular hedefler ve problemler doğrultusunda ele alınarak yorumlanmıştır. Yapılan çalışmada; notasyonun detay durumu, perde gösterme yöntemi ve tarihsel süreçler gibi etmenlerin notasyonların sınıflandırılmasında etkili olduğu, Türk Halk Müziği'nde notasyon anlayışlarının belli bir gelişim çizgisinde ilerlediği, notasyon anlayışlarının Charles Seeger, Erol Parlak ve Matthew Warren tarafından yapılan sınıflandırmalarda belli karşılıklarının olduğu, Türk Halk Müziği notasyonlarında farklı dönemlerde bazı yaklaşımların benimsendiği ve benimsenen yaklaşımlardan yeni anlayışların ortaya çıktığı, eğitim alanında yazılan notasyonlarda betimsel işaretlere sıkça yer verilirken analiz ve icra notasyonlarında betimsel unsurların daha az kullanıldığı, analiz notasyonlarında yeni transkript veya belli transkriptlerin renklendirilmiş versiyonlarından faydalanıldığı, dinamik ve artikülasyon başta olmak üzere bazı notasyon unsurlarının kullanılmadığı veya az sayıda kullanıldığı, notasyonlarda bu gibi belirsiz unsurların icracı tarafından yorumlanmaya müsait olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Saz icrasında bozuk düzende açık tellerin aktif kullanımıyla ezgi oluşturma yöntemleri
Altı bölümden oluşan bu çalışma "giriş", "konu hakkındaki genel bilgiler", "kavramsal çerçeve", "açık teller ile ezgisel hareket oluşturma yöntemleri", "tüm ahenklerde açık tel kullanım olanakları ve uygulama örnekleri" ve "sonuç ve öneriler" bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmada bozuk düzende ve mızraplı saz icrasında, açık tellerin aktif kullanımıyla ezgisel hareketleri seslendirme yöntemi önermek hedeflenmiştir. Betimsel araştırma modeli kullanılarak yapılan bu çalışmada belirlenen model sazın özellikleri, Sinan Ayyıldız tarafından sayısal verilere dönüştürülerek, bir tablolama yazılımı olan excel programına aktarılmış ve "SAS" isimli veri toplama uygulaması oluşturulmuştur. Çalışma içerisinde bu uygulamanın çalışma prensibi detaylı bir biçimde açıklanmıştır. Çalışmanın problem ve alt problemlerini çözmek amacıyla ihtiyaç duyulan, model sazın tüm pozisyonlarında açık tellerin kullanım olanakları, on iki ahenk ve sınırlılıklar çerçevesindeki perde düzenlerinde açık tellerin konumu, sayısı gibi verileri toplamak için "SAS" uygulaması kullanılmıştır. Dolayısıyla on iki ahenkte ve sınırlılıklar çerçevesindeki perde düzenlerinde, çalışmamızca tanımlanan "verimli pozisyonlar" ve "verimli ahenkler" tespit edilmekle beraber, verimsiz pozisyon ve ahenkler de ortaya konmuştur. Bir diğer yandan, açık teller ile mızraplı icrada ezgisel hareket oluşturma teknikleri, tüm olasılıklarıyla açığa çıkarılmıştır. Elde edilen veriler, çalışmanın problem ve alt problemleri çerçevesinde değerlendirilmiş, ortaya konulan icra yöntemlerinin, on iki ahenkte ve sınırlılıklar çerçevesindeki perde düzenleri üzerinde kullanılabilirliği, çeşitli ezgisel hareket örnekleri ve eser örnekleri ile gösterilmiştir. Çalışmanın sonucunda en verimli ahenkler, dokuz adet verimli pozisyon bulundurması sebebiyle kürdi perde düzeni için davud ahengi ve buselik perde düzeni için kız ahengi olarak tespit edilmiştir. Bütün ahenklerle ve sınırlılık çerçevesindeki perde düzenleri ilgili verimlilik bilgileri, sonuçlar bölümünde bulunan "ahenk verimliliği tablosu"nda detaylı olarak verilmiştir. Ayrıca sınırlılıklar çerçevesindeki çeşitli perde düzenlerinde altı adet hiç açık tel bulundurmayan ahenk tespit edilmiştir. Buna karşın çeşitli perde düzenleri için ahenkler incelenmiş, on sekiz tanesinde üç adet açık telin hepsinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak açık tellerin aktif kullanımıyla ezgisel hareket oluşturma yönteminin açık tel bulunduran bütün verimli ahenklerde kullanılabileceği anlaşılmıştır.
Dutar icrasında sağ el teknikleri
Bu çalışma, dutar icrasında karşılaşılan sağ el vuruş (pençe) tekniklerinin ve bu tekniklerin çeşitli konfigürasyonları sonucunda oluşan sağ el vuruş kalıplarının tespitinin, analizinin ve tasnifinin yapılması amacıyla hazırlanmış bir yüksek lisans tez çalışmasıdır. Çalışma boyunca öncelikle kapsamlı bir şekilde literatür taraması yapılmış, ardından literatür taraması sonucunda elde edilen kaynaklardan faydalanılarak dutarın bilinen yaklaşık 4350 yıllık tarihçesinden bahsedilmiştir. Daha sonra, geçmişten günümüze çeşitli değişim/gelişimlere uğrayarak türemiş olan 13 dutar türünün fiziksel özellikleri; üretim yöntemi, üretilen malzemesi, kullanılan tel türü, perde sayısı gibi hususlara değinilerek açıklanmıştır. Hemen akabinde dutarın akort sistemi, perde dizilimi, kullanıldığı repertuvarı gibi konulara değinilmiş ve dutar transkripsiyonunda kullanılan notasyon şekilleri tanımlanmıştır. Dutar icrasının notaya aktarıldığı geleneksel notasyon şeklinin ve çeşitli araştırmacı/akademisyen/müzisyenler tarafından geliştirilen diğer transkripsiyon şekillerinin farklı yönlerden eksik olduğu tespit edilmiş, çalışmada kullanılmak üzere, aslında mızrapsız saz/bağlama icrasını (şelpe) ifade etmek için geliştirilmiş olan ancak, dutar icrasını da kapsamlı bir şekilde aktarmaya olanak tanıyan yeni bir notasyon tercihi yapılmıştır. Ek olarak, dutarda uygulanan sağ el vuruş tekniklerinin mızrapsız saz/bağlama icrasında uygulanan sağ el pençe teknikleri ile uygulanış biçimi ve uygulanış amacı bakımından benzerliklerine değinilmiş, buradan hareketle, dutarda uygulanan sağ el vuruş tekniklerini ifade etme hususunda yeni bir terminoloji tercihi yapılmıştır. Daha sonra, çalışmada belirlenen örneklemlerin internet ortamındaki icra videoları analiz edilerek dutarda uygulanan sağ el vuruş teknikleri tespit edilmiş, tespit edilen tekniklerin her biri transkripsiyonlarda kullanılmak üzere sembolize edilmiş, uygulanma şekli gözetilerek fotoğraflanmış ve detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. Ardından, bu tekniklerin çeşitli şekillerde kombinasyonu sonucunda birçok sağ el kalıbının oluştuğundan söz edilmiş, bu kalıpların dutar icrasının karakteristik yapısını oluşturduğundan bahsedilmiş ve kalıpların aktarımını sağlayacak bir sınıflandırma yapılarak ilgili kalıplar ortaya çıkarılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre; dutarda iki tip sağ el kalıbı görülmektedir. İki, üç ve dört vuruştan oluşan, çok çeşitli ritmik, metrik ve teknik şekillerde icra edilen kalıplar "ana pençe kalıpları", ana pençe kalıplarının çeşitli şekillerde bir araya gelmesi sonucunda oluşan kalıplar ise "birleşik pençe kalıpları" olarak adlandırılmıştır. Bu sınıflandırma sonucunda oluşmuş ana pençe kalıplarının özellikleri kapsamlı bir şekilde açıklanmış, yapılan tasnif ve sembolizasyon yaklaşımı ile birleşik pençe kalıplarının sistematik bir şekilde analiz edilmesi sağlanmıştır. Böylelikle, çalışma sınırlılıklarında belirtilen üç dutar türünü; yani Özbek, Uygur ve Türkmen dutar icrasını temsil eden çalışmanın örneklemleri Abdurahim Hamidov, Guzal Muminova, Abdurehim Heyit, Annaseýit Annamyradow ve Yslamguly Annagulyýew'in internet ortamındaki icra videolarından birçok birleşik pençe kalıbı tespit ve analiz edilmiş, bu kalıpların transkripsiyonları ilgili başlıklar altında paylaşılmıştır.
Kanun çalgısında usta icracıların peşrev formundaki eserlerin icrasında benimsedikleri yaklaşımlar
Osmanlı/Türk müziği içerisinde en eski ve en bilinen Saz Eseri formu arasında yer alan "Peşrev Formu" ulaşılabilen en eski Osmanlı/Türk müziği arşivlerinde yer alan kadim formlardan biridir. Bu denli uzun tarihi birikimi olan peşrev formunun; farklı dönemler içerisinde askerî müzik, oda müziği, açık hava müziği, konser ve dinleti gibi farklı alanlarda yer aldığı bilinmektedir. Araştırmada; Peşrev formunun yüzyıllar içerisinde hangi alanda ve ne şekilde kullanıldığı ile birlikte gösterdiği değişimler tespit edilmiş, kuramsal çerçevede gösterilmiştir. Farklı yüzyıllarda bestelenmiş peşrevlerin ne şekilde yaklaşım gösterilerek icrâ edilmesi gerektiği konusu ise Bekir Reha Sağbaş, Celaleddin Aksoy, Deniz Göktaş, Ruhi Ayangil, Tahir Aydoğdu gibi usta kanun icrâcılarıyla yapılan görüşmelerde dört farklı yüzyılda ve farklı alanda kullanılan peşrev örnekleri doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile tartışılmış, peşrev örnekleri usta icrâcılar tarafından seslendirilmiştir. Usta icrâcılar ile yapılan bu görüşmeler "Peşrev İcrasına Yönelik Gerekli Bilgi ve Donanımlar" ve "Usta İcrâcılar Tarafından Seslendirilen Peşrevlerde Ortaya Çıkan İcrâ Özellikleri" başlıkları ile sınırlandırılmış ve bu araştırmanın alt problemlerini oluşturmuştur. Araştırmayla ilgili konular literatür taraması ile incelenmiş kuramsal temeller çerçevesinde bir araya getirilmiştir. Görüşme sonrasında elde edilen veriler dikte edilmiş, içerik analizi yöntemine dayalı olarak tema başlıklar halinde bulgular kısmında gösterilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda; her peşrevin aynı eda ile icrâ edilmemesi, sâzendenin peşrev icrâsı motivasyonunda estetik kaygının ön planda tutulması ve eserin dönemine uygun üslûpla icrâ edilmesi, icrâcının peşrevin bestecisi ve dönemin dokusu hakkında bilgi sahibi olması gerektiği sonuçları ortaya çıkmıştır. Bu çalışma; usta icrâcılardan elde edilen bilgiler doğrultusunda, Peşrev icrâsında teorik ve pratik gereklilikleri, genel estetik kaygının hangi motivasyon ile sağlanması gerektiği konusunu icrâcıya sunmayı hedeflemiştir. Usta icrâcılar ile görüşmeler dahilinde hazırlanmış çalışma; kanun ve peşrev icrâsı bağlamında ilk kaynak olması bakımından önemli olmakla birlikte müzik ile ilgilenen kimseler için literatürde yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda sâzendelerin bu çalışma ile temel davranış kazanmada olumlu yönde etkileneceği ve kalıcı müzik anlayışının oluşumu sürecinde katkı sağlayacağına inanılmaktadır.
20. yüzyıl klasik gitar müziğinde çokkültürlülük üzerine bir araştırma
Çokkültürlülük her geçen gün popülerlik kazanan son derece önemli bir kavramdır. Yaşadığımız dünyada her gün yeni gelişmeler ve değişimler meydana gelmektedir. Bu gelişim ve değişimler sırasında yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bu kavramlardan belki de en önemlisi ve popüler olanı dilimize çokkültürlülük olarak çevrilen "multiculturalism" terimidir. Bu çalışmanın yapılış amacındaki en önemli unsur, klasik gitaristlerin eserlerdeki alt metinden haberdar olmayışı ve parçaları yanlış ve hissi bir yaklaşımla benimsemelerinden kaynaklanmaktadır. 20. Yüzyılda görülen sanat ve düşünce akımlarının, dönemin önemli bestecileri olan Roland Dyens, Heitor Villa Lobos, Agustin Barrios Mangore, Manuel Maria Ponce ve Leo Brouwer'in kompozisyona yaklaşımlarını çeşitlendirdiği gerçeği yadsınamaz. Bu bestecilerin eserlerindeki çokkültürlü ögeler günümüz klasik gitar repertuvarına yön vermiş ve şekillendirmiştir. Bu amaca yönelik olarak, önce çokkültürlülük kavramının tanımı yapılmış, daha sonra bu konu politik açıdan ele alınmıştır. Yukarıda adı geçen bestecilerin hayat hikayeleri, yaşadıkları ortam ve diğer kültürlerden kendi müziklerine dahil ettikleri ögeler çokkültürlülük kavramı doğrultusunda incelemeye alınmıştır. Çokkültürlülük kavramının 20. Yüzyıl klasik gitar eserlerindeki baskın rolü irdelenmiştir. Afrika kökenli Brezilya ritimleri ve bu ritimlerin kültürler arası aktarımının önem taşımasından dolayı etnografik yöntem tezin belirli kısımlarında kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, iki kıtadaki bestecilerin eserlerinde kullandığı ritim ve yapısal düzenin kültürler arası aktarımlarların etkisiyle meydana geldiği tespit edilmiştir. Öğrencilik dönemleri boyunca kendi ülkeleri dışında aldıkları eğitim, özellikle müzik dillerinde kullandıkları armonik yapılarıaçıklar niteliktedir. Bunun yanı sıra farklı ülkelere yaptıkları ziyaretlerde o toplumun müzikal kültür ögelerine hayran kalıp kendi bakış açılarından yansıtmaları da bu döneme damga vuran klasik gitar bestecilerinin çokkültürlülük kavramına önem verdiğini göstermektedir.
Kırım Tatarlarının kültürel ve tarihi sembolü olarak Merziye Halitova'nın eserleri ve besteciliği
Bu çalışma Merziye Halitova'nın yaşamını, zaman içerisinde dünyada ve Kırım yarımadasında değişen müzik dilinin Halitova'nın müziğindeki yansımalarını, Poem- Anımsamalar ile Saksafon, Telli ve Vurmalı Çalgılar Konçertosu eserlerinin incelemesini içermektedir. Bu eserlerin müzikal analiz yoluyla yapısını ortaya çıkarmak, icraya dair teknik özelliklerini belirlemek ve bu şekilde eseri seslendirmek isteyen icracılara yol gösterici bir çalışma ortaya koymak çalışmanın amaçlarındandır. Merziye Halitova'nın bireysel tarzı, modern besteci kimliğinin sanatsal ilkelerle olan ilişkisi, lirik anlatımının özgünlüğü, inceliği ve rengi dinleyicisi üzerinde olumlu etki bırakmıştır. Onun müzik eserlerindeki özgün yapının en önemli özellikleri; Batı ve Doğu kültürlerinin sentezini yapması, bu kültürlere ait müzikal unsurları kullanması, Kırım Tatar Halk Müziğinin karakteristik ritmik ve ezgisel yapısından yararlanması ve tüm bunları 20-21. yüzyılların modern müzik teknikleri ile birleştirmesi olarak sıralanabilir. Besteci olarak Merziye Halitova'nın farklı tür ve ölçekte eserler verdiği görülür. Yazdığı küçük ölçekli eserlere örnek olarak, 1947-2006 yılları arasında yazmış olduğu dokuz yaylı dördül, vokal müzik ve çocuklar için yazdığı müzikler gösterilebilirken, büyük ölçekli eserleri arasında orkestra ve solo enstruman için çok sayıda konçerto ve 6 senfoni sayılabilir. Merziye Halitova'nın eserleri ağırlıkla Kırım Tatar Halkının hayatını, yaşadığı olayları ve tarihini yansıtır. Besteci bu yönelimin sebebi olarak; iç dünyasında yaşadıkları, deneyimleri ve ülkesine duyduğu sevgiyi işaret eder. Bu bileşimin etkisi doğrudan eserlerinde hissedilir. Beslendiği tüm unsurları eserlerinde işleyen besteci kendi sanatsal tarzını da bu çerçevede şekillendirmiştir. Bestecinin Poem-Hatıralar ile Saksafon, Telli ve Vurmalı Çalgılar için Konçertosu sanatsal kimliğini yansıtan önemli eserleri arasında gelmektedir. Eser, 2013-2014 yılları arasında yazılmıştır. İlk seslendirilişi 2015 yazında Kiev'de şef Vladimir Şeyko yönetimindeki Ukrayna Akademik Senfoni Orkestrası tarafından yapılmıştır. Eserin farklı kurgusu modern müzik tekniklerini içermesi bestecinin yeniliklere açık müzikal kimliğinin göstergesidir. Halitova'nın bu çalışmada incelenen ikinci eseri olan Poem-Hatıralar (Поэма-воспоминание) keman ve piyano için besteci tarafından 1986'da kışında yazılmıştır. Bestecilerin o dönemde sık buluştuğu ve karşılıklı etkileşimle sanatsal üretimler gerçekleştirdikleri bir mekân haline gelen Moskova bölgesindeki Ivanovo Besteciler Evinde yazılan eserin düşünsel teması ve ilham kaynağı o bölgenin olağanüstü doğasıdır. Betecinin her iki eserinin form ve çalgılama analizinin yanı sıra çalma tekniklerine yönelik ayrıntılı incelesi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Merziye Halitova, Kırım Tatar müziği, Poem-Hatıralar, Saksafon, Telli ve Vurmalı Çalgılar Konçertosu
Necil Kazım Akses'in solo viyola için bestelediği "Acıklı ezgi" eserinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırma; Türk müziği için yenilikçi bir yaklaşım geliştiren ve üretkenliği ile Türk müziği tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Necil Kâzım Akses'in bestelediği Acıklı Ezgi adlı eserinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi, eğitim müziği programlarında yer verilmesi ve eserin detaylı bir incelemesinin yapılarak literatüre katkı sağlaması amacını taşır. Akses, viyola enstrümanı için üç eser yazar. Bunlar arasında en ünlüsü Viyola Konçertosu'dur (1977). Sonraki yıllarda solo viyola için Capriccio (1978) ve en az bilinen eseri olan Acıklı Ezgi'yi (1984) besteler. Aynı zamanda bu çalışmanın da konusu olan Acıklı Ezgi adlı eseri daha çok dramatik halk melodilerinden oluşan ağıt tadında bir eser olma niteliğini gösterir. Eserle ilgili yapılan araştırmalar doğrultusunda öncelikle form bakımından incelenir ve "A- B- A" lied formunda yazıldığı görülür. Acıklı Ezgi'nin eser içinde kullanılış biçiminin ise "A- B1- B2- A Varyasyon" şeklinde olduğu anlaşılır. Eserin cümle yapılarına bakıldığında ise 42 cümle ve 303 vuruştan oluştuğu sonucuna varılır. Eserin dizi analizi sonuçlarına göre eserin alışılmışın dışında tonal bir yapısının olduğu, kendine özgü ton dizilerine sahip bir karakteri olduğu sonucuna varılır. Yapıtlarında Türk müziğini modernleştiren Akses, aynı zamanda bu müziğinin özünü korumayı da amaçlamıştır. Türk müziğinin ve Türk kültürünün dünya çapında tanınmasını ve takdir edilmesini sağlamak için çalışmalarına hayatı boyunca devam eden Akses'in Acıklı Ezgi adlı eseri incelendiğinde, 15 ayrı dizi olduğu görülmüş, bu dizilerde dikkat çeken Divan müziği unsurlarının hissedildiği fakat tam manası ile kullanılmadığı anlaşılmıştır. Divan müziği unsurlarının komaları ile yazılmadığı için günümüzde kullanılan "Just Intonation" entonasyon sistemine göre çalınmasına yönelik tavsiyelerde bulunulmuş, eserde kullanılan sağ ve sol el tekniklerine değinilmiştir. Bulgular kısmının en sonunu oluşturan müzikal yoruma yönelik açıklamalarda ise eserin seslendirilmesi aşamasında tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu çalışma, Necil Kâzım Akses'in viyola için bestelediği Acıklı Ezgi eseri ile ilgili yapılmış ilk yazılı kaynak olma özelliğini taşıması yanı sıra eseri seslendirmek isteyen sanatçılar için başvurulacak bir kaynak olması hedefi ile yazılmıştır.
Başlangıç seviyesi kanun eğitimi modeli önermesi
Kanun eğitim sürecinin en önemli ve kritik dönemlerinden olan başlangıç seviyesi, kaynaklar ve müfredat açısından hala netlik kazanmamış bir alandır. Bu araştırmada; 1976 yılından itibaren kanun için yazılmış yerli yabancı, metot, kitap, tez v.b kaynaklar karşılaştırılarak, eksiklikleri tamamlayarak ve mesleki müzik eğitimi kurumlarındaki kanun eğitiminin başlangıç seviyesi düşünülerek bir eğitim modeli planlanmış ve modele uygun etütler, eserler vb. yazılıp basitten karmaşığa sıralanmıştır. Türk Müziğinin kanuna, kanunun da Türk Müziğine yeni bakış açıları getirmesi hedeflenen bu eğitim modelinde amaç; kanunu tanıyan, kanunun içinde bulunduğu müziklerin dilini bilen ve icra edebilen, evrensel müzik dilinden haberdar olan bir kanun icracısı yetiştirme sürecine katkı sağlamaktır. Araştırmada kullanılan yöntem, doküman analizi/incelemesi olup bu yöntem dahilinde bahsedilen kaynaklar incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına alt problemlere ilişkin elde edilen verilerden ulaşılmış; incelenen kaynakların başlangıç seviyesi kanun eğitiminde eksik kalan yönleri ortaya çıkartılarak araştırmanın problem cümlesine çözüm aranmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar dahilinde başlangıç seviyesi eğitim modeline yönelik etütler oluşturularak bu etütlerde hedef davranışlar tespit edilmiş, eğitimde uygulamaya yönelik bilgilendirmeler etütler ile birlikte paylaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kanun, Kanun eğitimi, Kanun notasyonu
Hammâmizâde İsmail Dede Efendi'nin mevlevi ayinlerindeki makam geçkilerinin incelenmesi ve kanun icrasına yönelik etüt önerileri
Bu araştırmada; çalgı eğitiminde kanun özelinde literatür taraması yapılmış, kitaplar, metotlar, tezler incelenmiş fakat geçkiye yönelik çok fazla etüt çalışması yapılmadığı tespit edilmiştir. Yapılan çalışmada; İsmail Dede Efendi'nin bestelediği 6 Mevlevi Ayininin 3. Selamları geçki yönünden incelenmiştir. Her Mevlevi Ayini alt başlıklar halinde değerlendirilmiş, geçki tespiti yapılan makamların sırasına göre örnek etütler oluşturularak problem cümlesine çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Hem esere bir ön hazırlık olması hem de ileri seviye kanun icrasına bir katkı sağlaması düşünülerek oluşturulan örnek etütler; farklı tartımlarla ve kanunda kullanılan temel çalım teknikleri ile desteklenmiştir. Hazırlanan etütlerde; Saba Mevlevi Ayini için toplamda 5 tane, Neva Mevlevi Ayini için toplamda 7 tane, Bestenigar Mevlevi Ayini için toplamda 6 tane, Hüzzam Mevlevi Ayini için toplamda 5 tane, Ferahfeza Mevlevi Ayini için toplamda 10 tane makam geçkisi kullanılmıştır. Saba-Buselik Mevlevi Ayininin 3. Selamı, Neva Mevlevi Ayininin 3. Selamı ile aynı olduğu için Saba-Buselik makamında etüt yapılmamıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde; çalgı eğitimi özelindeki kanun icrasında hakimiyetin arttırılması amacıyla Türk Müziğinin sadece saz eserlerinden değil, sözlü eserlerinden de faydalanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dede'nin bestelediği ayinlerinde uzak makam geçkilerinin ve az kullanılan makamların çok fazla kullanıldığı tespit edilmiştir.
Mehmet Fahri Kopuz'un ud icra üslubunun incelenmesi
Bu tez çalışmasında, 20. y.y'ın en önemli Türk makam müziği sanatkarlarından biri olan Mehmet Fahri Kopuz'un, icra üslubu; 7 adet saz eserinin, 6 adet taksimin ve 5 adet saz eserinin icrasının incelenmesiyle tanımlanmaya çalışılmıştır. Çalışmada öncelikle, Türk makam müziğinin tarihinden, meşk sisteminden ve üslup kavramından bahsedilmiştir. Daha sonra, taksim türü, ud ve Fahri Kopuz'un hayatı ile ilgili bilgiler verilmiştir. Fahri Kopuz tarafından icra edilen, Hicaz, Hicazkar, Hüseyni, Hüzzam, Kürdilihicazkar ve Suzidil makamlarındaki taksimlerin transkripsiyonları yapılmıştır. Ayrıca kendisinin bestelediği saz eseri türündeki, Ferahnak Saz Semai, Hicaz Oyun havası/Arab Raksı, Isfahan Saz Semai, Mahur Medhal, Nikriz Sirto, Nişaburek Peşrev, Suzidil Saz Semai ve kendisinin Darü't-talim-i Musiki Heyeti ile birlikte icra ettiği, Hicaz Oyun havası/Arab Raksı, Tatyos Efendi'nin bestelediği Hüseyni Saz Semaisi, Sebuh Efendi'nin bestelediği Kürdilihicazkar Longa, kendi bestesi Mahur Medhal ve Kevser Hanım'ın bestelediği Nihavend Longa kayıtlarında sergilediği icra da, aynı yöntemle notaya alınmıştır. Transkripsiyonların nota yazımında Finale programı kullanılmıştır. Transkripsiyonlar ve kayıtların ışığında Kopuz'un, sağ el kullanımı ve tını analizi, sol el kullanımı, akort kullanımı, süsleme teknikleri, motif yapıları, ritmik ögeleri, saz eseri icralarının notaya kıyasla tartım farkları, taksimlerin ve saz eseri bestelerinin biçim ve makamsal incelemeleri ayrı ayrı incelenerek, Kopuz'un ud icra üslubunu ortaya çıkarmaya gayret gösterilmiştir. Makam incelemelerinde, 17, 18, 19 ve 20. yüzyılda yazılmış nazari kaynaklardan yararlanılmıştır. Bu bulgular dahilinde Fahri Kopuz'un, dinamik bir icrasının olduğu ve süsleme tekniklerinden değerini kendinden önceki notadan alan çarpma çeşidinin, icralarında en çok kullandığı süsleme tekniği olduğu dikkat çekmektedir. Ayrıca saz eseri icrasında, uzun süreli sesleri daha küçük ses sürelerine bölerek mızrap kullanımını arttırdığı da gözlemlenmiştir. Biçimsel incelemeler zemin, meyan ve karar çerçevesinde oluşturulmuştur. Kopuz'un makam anlayışının sıklıkla Ekrem Karadeniz'in tarifleriyle uyumluluk gösterdiği gözlemlenmiştir. Bu ilişkinin Kopuz'un Abdülkadir Töre ile olan usta-çırak ilişkisi ile ilgili olduğu kanaatine varılmıştır. İncelemeler doğrultusunda, Mehmet Fahri Kopuz'un ud icrasındaki yetkin üslubunun, kendisinin 20. yüzyılın Türk makam müziği sanatındaki önemini kanıtladığını söylemek mümkündür.
Franz Schubert'in Arpeggione Sonata başlıklı eserinin kontrabas ve piyano için transkripsyonunun müzikal ve teknik açıdan incelenmesi
Bu araştırma Franz Schubert'in Kontrabas ve tüm yaylı çalgılarca seslendirilen Arpeggione Sonat'ının müzikal ve teknik açıdan incelenerek literatüre katkı sağlaması amacıyla yapılmıştır. Schubert, Arpeggione çalgısı için sipariş üzerine bir eser yazmıştır. Arpeggione çalgısı tarih boyunca yalnızca kısa bir süre ilgi odağı olabilmiş bir çalgıdır, buna rağmen müzik tarihine önemli bir iz bırakmıştır. Solo olarak icra edilmek üzere çok az sayıda eser yazılmış olan bu çalgı, günümüzde daha çok yaylı ailesi repertuarında yer bulmaktadır. Araştırmanın odak noktası olan Arpeggione Sonat, günümüz kontrabas repertuarında oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle Arpeggione Sonat'ın detaylı incelenmesi ve anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Bu eserin kontrabas repertuarındaki yeri, transkripsiyon çalışmaları sayesinde daha geniş bir anlam kazanmıştır. Eserin popülerliği, kontrabas icracıları tarafından giderek artmaktadır. Arpeggione Sonat üzerine yapılan bu çalışmada, arpeggione çalgısının özelliklerine, eserin ortaya çıkış sürecine ve tarihsel bağlamına dair bilgiler sunulmuştur. Eserle ilgili yapılan araştırmada arpeggione çalgısı ve kontrabasın tarihinde ortak bir yere sahip viola da gamba çalgısından da bahsedilmiştir. Arpeggione çalgısının nasıl bir enstrüman olduğuna dair detaylı bilgiler derlenmiştir. Arpeggione'nin icra teknikleri dönemine göre yenilikçi bir çalgı olarak kabul görmesine katkı sağlamıştır Klasik Dönem ve Romantik Dönem arasında kıyaslamalar yapılmış ve ayırt edici özellikleri detaylarıyla açıklanmıştır. Bu iki dönemin müzikal ve teknik açıdan temel farklarının belirlenmesi, eserin daha doğru anlaşılmasını sağlamıştır. Erken Romantik Dönemin en önemli bestecilerinden biri olan ve bu araştırmanın konusu olan sonatın bestecisi Franz Schubert'in hayatı ve müzikal bakış açısına dair detaylı bir araştırma yapılmıştır. Schubert'in müzikal bakış açısı araştırmanın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Araştırma, müzikal açıdan incelemeler ele alınarak Schubert'in bestecilik tarzının özelliklerini vurgulamaktadır. Schubet'in Arpeggione Sonat'ı form bilgisi ve müzikal açıdan incelenmiş ve kontrabas transkripsiyonu üzerine çalışılmıştır. Kontrabas ve arpeggione çalgısının ortak yönleri saptanmıştır. Arpeggione Sonat'ın kontrabas icrasında yeni teknik denemeler yapılması, eserin performans pratiğine katkı sağlamaktadır. Bu iki enstrümanın kendine has ses renkleri ele alınarak eserin bütünsel olarak müzikal anlamı ortaya konmuştur. Kontrabas çalgısıyla başka enstrümanlar için yazılmış birçok eser seslendirilmektedir. Arpeggione Sonat gibi kontrabas için transkripsiyonu bulunan bir eseri incelemek bu eseri kontrabas repertuarı açısından daha anlaşılır kılmıştır. Kontrabas çalgısında Arpeggione Sonat eserini icra etmenin zorlukları ve özel gereksinimlerine değinilmiştir. Eserin kontrabas ile performans pratiği yönünden ortaya çıkan zorluklar ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Eserin hem icra hem de müzikal açıdan ele alınması daha çok müzisyen tarafından seslendirilmesine olanak sağlayacak ve daha büyük bir kitleye ulaşmasını sağlayacaktır. Bu araştırma icracılara ve konu üzerinde çalışacak olan akademisyenlere yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Bu bağlamda, literatüre yeni bilgiler kazandırmak ve bu alandaki çalışmaları teşvik etmek hedeflenmiştir.
Çağdaş sanat akımlarının klasik gitar repertuvarına etkilerinin incenlenmesi
20. yüzyılda gerçekleşen I.ve II. Dünya savaşları, gelişen endüstrileşmeye bağlı olarak oluşan şehirleşme ve birçok yeni keşif, Avrupa'daki sosyal ve siyasal yaşamı değiştirmiştir. Bu değişim, dönemin sanat anlayışını ve sanatçılarını derinden etkilemiştir. Bu etkileşimlerin sonucunda ortaya çıkan sanat akımları, bestecileri yenilikçi eserler vermeye yöneltmiştir. Bu yönelim klasik gitar çalgısında da etkisini göstermiş ve bu çalgı için birçok eser bestelenmiştir. Bestelenen bu eserler, klasik gitar müziğine hem çalım teknikleri hem de icra olanakları açısından birçok yenilik getirmiş ve klasik gitar repertuvarında büyük bir yer edinmiştir. Bu çalışmada, 20. yüzyıl sanat akımlarından olan ve klasik gitar repertuvarının dönüşümünde öncü etkiler barındırmış izlenimcilik, dışavurumculuk, yeni klasikçilik ve ulusalcılık akımları ile bu akımların etkilerini barındıran belli başlı 20. yüzyıl bestecilerinin seçilen eserleri; form yapıları, armonik ritmik etkileri ve icra teknikleri bakımından incelenecektir.
Harput yöresindeki uzun hava formundaki eserlerin makam, form ve ses icrası özellikleri bakımından incelenmesi
Bu çalışmada, Harput yöresinde seslendirilen uzun havaların makam, form ve ses icrası özellikleri tespit edilerek müzikal analizi yapılmıştır. Daha önce Harput müziği hakkında "ses icrası"na odaklanan bir araştırma örneğine rastlanmamış olması çalışmayı özgün kılan unsurlardandır. Örneklemin içinde yer alan eserlerin müzikal analizi sonucunda Harput ses icrasının karakteristik özellikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı, yöntemi, evreni, örneklemi, sınırlılıkları, sayıltıları, literatür özeti problemi ve hipotezi "Giriş" başlığında detaylıca ele alınmıştır. Çalışmada tercih edilen notasyon kullanımı da sebepleriyle bu bölüm içerisinde açıklanmıştır. Sonraki başlıkta, "Kısa Harput Tarihi ve Harput Müziğinin Edebi Yönü" adlı ana başlık, iki alt başlık altında değerlendirilmiştir. İlk alt başlık içerisinde bu bölgedeki kültürün çeşitliliği ve zenginliğinin sebeplerinin ele alındığı bir bölüm yazılmıştır. Harput'un tarihsel süreçleri ve bu süreçlerin kent kültürü üzerine etkileri işlenerek, edebiyat ve müzikle olan bağlantısı kurulmaya çalışılmıştır. İkinci alt başlık altında edebi konulara değinilmiştir. Divan edebiyatının Harput müziğinde yansımaları ile birlikte tasavvufun ve din musikisinin bu bölgedeki önemi vurgulanmıştır. Ayrıca, bazı eserlerin ses icrasında aruz vezni olması nedeniyle aruz konusuna dair bilgiler verilmiştir. Ek olarak çalışmada analiz edilen bazı şiirlerin özgün anlamları açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde "Makam Kavramı ve Harput Yerel Makamları" başlığı ve alt başlıklarında, bu bölgedeki makamsal yapının tespiti ve yerel isimlendirilmeleri genelden özele yöntemi ile incelenmiştir. Makam kavramının ele alındığı bu bölüm içerisinde "ezgi çekirdeği" ve "ezgi kalıpları" gibi terimlerden de bahsedilmiştir. Ayrıca çalışma içerisinde müzikal analizi yapılan eserlerin ezgi çekirdekleri ve form çizelgeleri oluşturulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde "Uzun Hava Formu Ve Harput Yöresindeki Örnekleri" başlığı ve alt başlıklarında "uzun hava" kavramı işlenmiştir. Bu terimin kaynaklarda nasıl tanımlandığı açıklanmıştır. Alt başlıklarda Harput yöresinde seslendirilen "hoyrat", "maya", ve "gazel"e değinilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde "Geleneksel Ses İcracılığına Özgü Kavramlar" başlığı ve alt başlıklarında, dilbilimi ve müzikoloji açısından ağız ve hançere kavramları açıklanmıştır. Çalışmanın altıncı bölümünde "Harput Uzun Havalarının Ses İcrası Analizleri" başlığında ise belirlenen ve notaya alınan eserlerin kalıp ezgi, motif, süsleme ve hançere kavramları açısından nota örnekleriyle desteklenerek detaylıca analiz edilmiştir. Bu bölümün amacı, ses icrasının detaylı analizini yapmak ve eser içerisinde gerçekleşen önemli icra özelliklerini vurgulamaktadır. Çalışmanın yedinci bölümünde "Harput Ses Tekniği Hakkında Tespitler" başlığında; konunun daha genel bir teknik kullanım içerisinde ele alınması hedeflenmiştir. Sesin bu bölgede icracılar tarafından nasıl kullanıldığı uluslararası kaynaklardan incelemelerle desteklenerek açıklanmıştır. Çalışmada, Harput'un çok eskiye dayanan kent kültürünün müzik ve edebiyatın gelişimini sağlayan etmenlerden en önemlisi olduğu, buna bağlı olarak kent yaşamının makamsal müziğin oluşumuna etki ettiği, Harput'ta oluşan yerel makamların ifade edilen eseri tanımlayan bir "beste" anlamına geldiği, ses icrasında analiz edilen eserlerde karakteristik motif ve ezgi kalıplarının olduğu, ses icrasında mordan, tril ve vibrato süslemelerinin kullanıldığı gibi sonuçlara ulaşılmıştır.
Nida Tüfekçi'nin bağlama icrasının analizi
Araştırmacı ve akademisyen görüşleriyle birlikte "bağlama", Türk müzik kültürünün en önemli ögeleri arasında gösterilmektedir. Özellikle Türk halk müziği alanında oldukça yaygın bir şekilde kullanılan bağlama çalgısı, günümüz dünyasında çoğalmaya devam eden farklı müzik akımlarına karşın hala Türk milleti tarafından benimsenmekte ve ilgi görmektedir. Bununla birlikte tarihî bir geçmişe sahip olan bağlama çalgısının, günümüze kadar önemini yitirmemesi de birçok etken üzerinden yorumlanabilir. Bu etkenler arasında en önemli rol sahiplerinden biri de bağlama icracılarıdır. Bu nedenle bağlama icracılığında bugüne kadar ön plana çıkan isimlerin bilimsel yöntemler ile çalışılan icra analizleri oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmanın üzerinde durduğu konu ise çeşitli çevrelerce sanatkâr, icracı, eğitimci, folklorcu, araştırmacı ve akademik kimliği ile karşımıza çıkan "Nida Tüfekçi'nin bağlama icrasının analizidir." Nida Tüfekçi ile ilgili bugüne kadar yapılan çalışmaların birçoğu da biyografik araştırmalardan oluşmaktadır. Kimi çalışmalarda ise icrasına yönelik sadece birkaç bölüme yer verilmektedir. Nida Tüfekçi gibi bağlama icracılığında kendine özgü sanat ifadeleriyle anılan, bir dönem ekol olarak kabul edilen ve birçok niteliğe sahip olan bir ismin bağlama icrasının analizinin bilimsel ve detaylı bir şekilde araştırmalara yansıtılmaması ilgili literatürde büyük bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. Bu doğrultuda Tüfekçi'nin bağlama icrasında kullanmış olduğu süsleme teknikleri, sağ/sol el teknikleri, açış uygulamaları, nüans kullanımları, yöresel ve kişisel icra üslubu detaylı bir şekilde analiz edilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde Nida Tüfekçi ile ilgili biyografik, temel ve somut bilgilere yer verilip derleme çalışmalarına, Yurttan Sesler Korosu'na; radyo, Yurttan Sesler Topluluğu ve TRT ile ilişkisine, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı yıllarına, eğitim faaliyetlerine ve yetiştirdiği öğrencilerine; müzik anlayışına ve etkilendiği olgulara, Türk halk müziği ile ilgili görüşlerine, bağlama hakkındaki görüşlerine, folklorcu ve ekol olma özelliklerine değinilecektir. İkinci bölümde tavır kavramıyla birlikte "Sürmeli" tavrı ve Nida Tüfekçi ilişkisinden bahsedilip kırık havaların icra analizine geçilecektir. Üçüncü ve son bölümde ise açış, doğaçlama ve uzun hava kavramlarıyla ilgili bilgi verilip açış icralarının analizi yapılacaktır.
Davut Sulari'nin saz/bağlama icrasının tavır özellikleri açısından incelenmesi
Anadolu topraklarında yaşamış ve günümüzde var olan âşıkları incelediğimiz zaman, hepsinin ortak ve en önemli özelliklerinden biri irticalen şiir söyleme becerileridir. Saz icraları ise çoğunlukla seslerine yol gösterme görevini üstlenecek seviyededir. Davut Sulari'yi ise bu âşıklardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi üst düzey ses icrasının yanı sıra yine üst düzey saz icrasıdır. "Âşık Davut Sulari'nin Saz icrasının Tavır Özellikleri Açısından İncelenmesi" adlı bu çalışmada, Davut Sulari'nin kişisel icra özelliklerini yansıtan en önemli özellikleri tespit edilip incelenmiştir. Gezgin âşık olması, Doğu Anadolu Âşıklık Geleneği ve köklerinin yaslandığı Doğu Anadolu Alevi Âşıklık Geleneğinden beslenmesiyle kendine özel bir icra tavrı benimsemiştir. Sulari'nin saz icrasındaki tavır özellikleri çalışma içinde farklı başlıklar altında incelenmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde, çalışmanın yöntemi ve amacı, problem durumu, varsayımlar, notasyon ve terminoloji gibi bölümler yer alırken, ikinci bölümünde, âşık ve âşıklık geleneğinden başlayarak Sulari'ye kadar uzanan, genelden özele indirgenen bir yol tercih edilmiştir. Üçüncü bölümde ise transkript edilen on altı eser üzerinden çeşitli analizler yapılarak Sulari'nin saz icra tavrına ait özellikler tespit edilmiştir. Tespit edilen bu özellikler şunlardır: Genellikle 40-41 tekne ölçülerine sahip, çok büyük olmayan sazlar ile icra yapan Sulari, 19-20 perde bağlanmış kısa saplı bağlama ve 24-25 perde bağlanmış uzun saplı bağlamalar kullanmıştır. İcra esnasındaki postürü, beden dili genel olarak sazı tutuşuna göre şekil almıştır. Sazın sapını yukarı kaldırarak yaptığı icralarda postürü tam tersi yönde hareket ederken, bazı icralarını da sabit pozisyonda kalarak yapmıştır. Sazının teknesini, kolunu alt eşiğin üstünden geçirerek kavramasından kaynaklı, bileğini orta eşiğe yakın bir mesafede konumlandırılmış ve mızrabı da bu bölgede icra etmiştir. Tekil mızrap, çoklu mızrap ve takma mızrap olarak üç başlıkta ele aldığımız mızrap kullanımı oldukça zengin ve başarılıdır. Sulari'nin kendisine has ezgi kalıplarını birçok eserinde kullandığı tespit edilmiştir. Çoğunlukla dinamik bir icra tarzı benimseyen Sulari, çeşitli mızrap vuruşlarıyla aynı eser içerisinde dahi ritmik ve ezgisel çeşitlemeler yapmıştır. Bahsedilenlere ek olarak sol el tekniklerinde, ondan sıklıkla duyduğumuz kıstırma tekniği, parmak vurma ve çekme tekniği, süsleme anlayışı gibi özelliklerinin de bir araya gelmesiyle birlikte, kendisine has, çok özel bir Davut Sulari saz icra tavrı ortaya çıkmıştır.
Azerbaycan Tarı'nın icra gelişim sürecinde kırım tatar kaytarmalarının etüt olarak kullanımı
Bu tez çalışması, Azerbaycan müzik kültürünün temel çalgılarından biri olan tarın icra öğretiminde karşılaşılan ritmik çeşitlilik eksikliğine çözüm sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Günümüzde kullanılan geleneksel etüt kitaplarının büyük çoğunluğunun, 2/4, 3/4 ve 6/8 gibi daha çok basit usullere dayandığı görülmektedir. Ancak bu durum, çalgının potansiyelini tam anlamıyla yansıtmamakta, özellikle aksak usullerde çalım becerilerinin geliştirilmesini sınırlamaktadır. Oysa tar, yapısı itibarıyla hem teknik hem de ritmik açıdan son derece zengin bir çalgıdır ve gelişmiş icra düzeyine ulaşmak isteyen öğrenciler için farklı usulleri kapsayan etütlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktada, özellikle 7/8 gibi karmaşık ve aksak ritimlere dayalı etüt materyallerinin eksikliği dikkat çekmektedir. Bu eksikliği gidermek ve çalgı öğretimini zenginleştirmek adına farklı kültürel kaynakların kullanımı düşünülmüş, bu doğrultuda Kırım Tatar Halk Müziği'nde önemli bir yere sahip olan Kaytarma türü ezgiler araştırmanın merkezine alınmıştır. Kaytarmalar, hem karakteristik 7/8'lik ritim yapısıyla hem de melodik yapılarıyla tar çalgısına uyarlanabilecek nitelikte eserler olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda hem ritmik hem teknik açıdan öğretici bir kaynak oluşturma hedefiyle bu ezgiler detaylı biçimde analiz edilmiştir. Araştırma, nitel yöntem çerçevesinde, durum çalışması modeli kullanılarak yürütülmüş ve Kırım Tatar müzik repertuvarında yer alan, 7/8'lik ölçüye sahip yedi farklı Kaytarma ezgisi seçilerek kapsamlı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Eserler, ritmik yapı, melodik uygunluk, ses aralığı ve tar çalgısının teknik sınırları göz önünde bulundurularak değerlendirilmiş, ayrıca alanında uzman kişilerden alınan görüşler doğrultusunda seçilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, söz konusu ezgilerin tar öğretiminde sağlayabileceği katkıları, özellikle mızrap vuruş teknikleri, sol el pozisyonları ve bu iki unsurun eş zamanlı uyumunu ifade eden "vehted" kavramı çerçevesinde ortaya koymaktır. Yapılan analizler, Kaytarmaların pedagojik açıdan önemli bir kaynak olabileceğini göstermektedir. Bu ezgilerin teknik gelişimi desteklemenin yanı sıra, tarın icra pratiğine hem ritmik hem melodik çeşitlilik kazandırdığını da ortaya koymaktadır. Ayrıca bu tez, farklı kültürel müzik geleneklerinin çalgı eğitimine entegre edilmesinin hem sanatsal hem de pedagojik anlamda çok boyutlu katkılar sunabileceği görüşünü desteklemektedir. Sonuç olarak, Kırım Tatar müziğinden alınan ezgilerle oluşturulacak etütlerin, tar öğretimine yönelik zengin, özgün ve kültürel açıdan değerli bir kaynak oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yaylı dörtlülerde modalite: Firanghiz Ali-Zadeh String Quartet No.3 "Muğamsayağı" eserinin modalite kapsamında incelenmesi
Müzik tarihinde modalite ve tonalite kavramları, bestecilerin ifade arayışlarında ve besteleme tekniklerinin gelişiminde her zaman önemli bir yer tutmuştur. Özellikle modalite, yalnızca Batı müziğine özgü bir unsur olarak değil, dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli geleneksel müzik sistemler içerisinde özgün biçimlerde ortaya çıkan evrensel bir müzikal olgu olarak değerlendirilmelidir. Tarihsel süreçte Antik Yunan'dan başlayarak Orta Çağ kilise müziği, Rönesans ve Romantik dönem gibi birçok evrede dönüşerek gelen modal sistemler, zamanla modern müzik anlayışı içinde yeni anlamlar kazanmış ve çağdaş bestecilerin eserlerinde yeniden yorumlanmaya başlamıştır. Modlar, yalnızca ezgisel ve armonik yapıların inşasında kullanılan teorik kalıplar değil, aynı zamanda müzikal anlatının özüne hitap eden bir kavramdır. Her bir modun kendine özgü karakteristik özellikleri, kültürel kökenleri ve estetik etkileri bulunmaktadır. Bu kapsamda modalite hem evrensel müzik dili içerisinde hem de yerel müzik kültürlerinin korunması ve yeniden inşasında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu tarihsel ve kültürel zemin üzerinde yaylı çalgılar dörtlüsü gibi klasik müzik formları, modal yapıların çok yönlü kullanımlarına olanak tanıyan en verimli zeminlerden biri olarak görülmüştür. 18. yüzyıldan itibaren klasik müzik repertuvarında gelişmiş bir ifade biçimiyle öne çıkan yaylı dörtlü formu zamanla sadece tonal anlayışla sınırlı kalmayarak, modların da etkin biçimde yer bulduğu bir alan haline gelmiştir. Özellikle geleneksel tınılara eserlerinde yer vermek isteyen besteciler için modal unsurların kullanımı en mühim araçlardan biri olmuştur. Azerbaycanlı besteci Firanghiz Ali-Zadeh eserlerinin karakteristik yapısı bakımından modal unsurları yoğun şekilde kullanan çağdaş besteciler arasında öne çıkmaktadır. Bu araştırmada, bestecinin String Quartet No. 3 – Muğamsayağı başlıklı yaylı çalgılar dörtlüsü merkezî bir inceleme nesnesi olarak ele alınmış ve eser modalite perspektifinden kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Eserin adından da anlaşıldığı üzere Ali-Zadeh bu yapıtında Azerbaycan'ın geleneksel müzik türlerinden biri olan muğam geleneğinden ilham almıştır. Melodik yapısı, ifade biçimi gereği muğamlar modlara büyük ölçüde benzemekte olup, bu yönüyle modal müzik kapsamında değerledirilebilmektedir. Bu bağlamda, araştırma çerçevesinde Muğamsayağı adlı eserde yer alan modal yapıların çözümlemesi yapılmış, analiz sürecinde hem nota örneklerine hem de ilgili müzik kayıtlarına yer verilerek eserin modalite açısından taşıdığı anlam çok boyutlu bir yaklaşımla ortaya konmuştur.
Davul-zurna ile icra edilen ağır zeybeklerin müzikal çözümlemesi, transkripsiyonu ve bağlamaya uyarlanması: Saadettin Doğan örneği
Ege Bölgesi'nin karakteristik müzik formlarından biri olan zeybekler, Anadolu'nun yerel müzik gelenekleri içerisinde özellikle çalgı repertuvarı ve müzikal yapı bakımından önemli bir yer tutar. Bu formun en özgün örneklerinden biri olan "ağır zeybek" müzikleri, Aydın ve çevresinde, kendine has stil ve orkestra düzeniyle öne çıkar. Aydın yöresi ağır zeybeklerinde temel belirleyici unsur olan ağır tempolu usûl yapısı, davul-zurna eşliğinde doğaçlamaya açık melodik yapılarla birleşerek, usta icracıların bireysel üslupları doğrultusunda bölgeye özgü bir müzik estetiği oluşturur. Bu çalışmanın temel amacı, Aydın yöresine özgü ağır zeybek müziklerini, Saadettin Doğan örneği üzerinden derinlemesine analiz ederek, bu geleneksel müzik formunun teorik bir düzleme oturtulması ve bağlamaya nasıl uyarlanabileceğine üzerine özgün bir model geliştirmektir. Bu tez çalışmasının araştırma kapsamı, Saadettin Doğan'ın albüm kayıtlarındaki ağır zeybek icraları temel alınarak belirlenmiştir. Araştırma, nitel araştırma modelini içermektedir. Araştırma sürecinde, hem literatür taramaları hem de alan araştırmaları gerçekleştirilmiş; ağır zeybek müzikleri ile Saadettin Doğan'ın müzikal yaşamına ilişkin bilgi edinilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda, konuyla ilgili akademik tez, makale, kitap gibi yazılı kaynaklar incelenmiş; ayrıca yöre müziği konusunda uzmanlaşmış yerel icracılar ve alan uzmanlarıyla birebir görüşmeler yapılmıştır. Literatür taramaları, nitel veri toplama teknikleri ve yerel müzik kültürü bağlamında yürütülen alan araştırmalarının bulguları doğrultusunda, araştırmanın izleyeceği yöntemsel çerçeve oluşturulmuştur. Bu çalışmanın merkezinde, Aydın'da yaşamış ve 'usta icracı' kimliğiyle yöresel müzik kültürünün önemli temsilcilerinden biri olan Saadettin Doğan'ın albüm ses kayıtlarına dayanan ağır zeybek icraları yer almaktadır. Literatür taramaları ve alan araştırmaları neticesinde, ağır zeybek müziğinin bölgesel bağlamda halen canlı bir şekilde varlığını sürdürdüğü; özellikle Saadettin Doğan'ın bu gelenekte belirleyici bir icra kimliği taşıdığı tespit edilmiştir. Çalışmada, Doğan'ın icralarından derlenen repertuvar temel alınarak, ağır zeybeklerin müzikal yapısı teorik ve pratik yönleriyle değerlendirilmiştir. Müzikal analizler, alfabetik sıraya göre sistemli bir biçimde ele alınmış; her bir zeybek ezgisi için müzikal yapı çözümlemeleri, çalgısal teknikler, form şemaları ve icra özellikleri ayrıntılı biçimde sunulmuştur. Özellikle davul-zurna takımlarının çalgılama teknikleri, ritmik kalıplar, süslemeler, duraklar ve geçiş biçimleri, bağlamaya hangi yöntem ve müzikal malzemelerle uyarlanabileceğinin sorusu üzerinden ele alınarak analiz edilmiştir. Ayrıca, ağır zeybek müziğinde literatürde henüz olgunlaşmamış kuramsal tartışmalar ele alınarak, mevcut yaklaşımlara karşı alternatif bakış açıları geliştirilmiştir. Sonuç bölümünde ise yapılan analiz ve uyarlamaların bağlama icrasına kazandırdığı teknik, estetik ve repertuvar yönlü katkılar kapsamlı biçimde tartışılmıştır. Bu yönüyle tez, hem mahalli müzik geleneklerinin belgelenmesi hem de çağdaş icralarla buluşturulması açısından özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında incelenen eserlerin nota transkripsiyonları "Ekler" bölümünde detaylı biçimde sunulmuş, ayrıca analiz edilen müziklere ait ses ve görüntü kayıtlarına karekodlar aracılığıyla erişim sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Ağır zeybek, Kaba zurna, Asma davul, Bağlama, Uyarlama.
Jörg Widmann'ın "Fantasie" adlı eserinin modern klarnet icracılığı bağlamında incelenmesi
Bu çalışma, modern müzikte — özellikle Jörg Widmann tarafından bestelenen Fantasie adlı eserde — Klarnet icra tekniklerinin evrim sürecine ilişkin kapsamlı bir inceleme sunmaktadır. Araştırmanın temel çıkış noktası, günümüzde modern müzik ve özellikle Klarnet repertuvarına yönelik analiz ve araştırmaların yetersizliği olmuştur. Modern müzik üzerine literatürün sınırlı kalmasının başlıca nedenlerinden biri, çağdaş eserlerin toplum genelinde yeterince yaygınlaşmamış ve benimsenmemiş olmasıdır. Çoğu zaman soyut ve alışılmadık biçimde algılanan bu müzik türü, yeni fikirler, teknikler, yazılı kaynaklar ve yorumlama biçimlerini içermesi nedeniyle dinleyiciler tarafından kolayca erişilebilir veya anlaşılır bulunmamaktadır. Bu çalışma yalnızca modern müzik analizine odaklanmakla kalmayıp, aynı zamanda eserde kullanılan icra tekniklerini de ayrıntılı biçimde açıklamaktadır. Fantasie adlı eser çağdaş müzik kapsamında değerlendirildiğinden, kullanılan çalma teknikleri barok, klasik ve romantik dönem eserlerinden belirgin biçimde farklılık göstermektedir. Söz konusu farklılıklar, çağdaş müziğin diğer dönemlere kıyasla daha özgün, çeşitli ve ilgi çekici olmasına katkı sağlamaktadır. Bu araştırmanın başlığında da belirtildiği üzere, çalışmanın odak noktası Jörg Widmann'ın Fantasie adlı eserinde Klarnet çalma tekniklerine getirilen yeni kavramsal yaklaşımdır. Söz konusu eserde kullanılan Klarnet teknikleri, önceki dönemlere ait müzik kurallarının büyük ölçüde terk edildiği ve daha önce garip karşılanan ya da hiç düşünülmemiş fikirlerin normalleştirildiği bir evrim sürecini temsil etmektedir. Bu bağlamda, eserde kullanılan tekniklerden biri olan mikrotonalite tekniği, Klarnetin geleneksel olarak yalnızca tek ses üretebilmesine karşın birden fazla sesi aynı anda çıkarabilmesini mümkün kılmaktadır. Bir diğer örnek ise, glissando tekniğinin yeni varyasyonlarla icra edilmesidir. Bunun yanı sıra, ornamentasyon (süslemeler) da eserde önemli bir rol oynamaktadır. Eser içerisinde çeşitli ornamentasyon tekniklerinin geliştirilerek yeni karakteristik yapıların ortaya çıkarıldığı görülmektedir. Teknik açıdan getirilen yeniliklerin dışında, eserin biçimsel yapısı da dikkat çekicidir. Fantasie, geleneksel Klarnet repertuvarından farklı olarak, herhangi bir eşlik olmaksızın yalnızca solo Klarnet için bestelenmiştir. Oysa Klarnet genellikle piyano, orkestra ya da trio veya kuartet gibi topluluklarla birlikte icra edilir. Ancak Fantasiede yalnızca solo Klarnet kullanılması, icranın tamamında en küçük teknik detayların dahi öne çıkmasına ve Klarnetin tüm olanaklarının sergilenmesine imkân tanımaktadır. Araştırma sorularına yanıt aramak amacıyla, nitel bir yaklaşım benimsenerek betimleyici analiz yöntemine dayalı veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Veriler; nota partisyonları, kitaplar, ses ve video kayıtları gibi kaynakların yanı sıra internet ortamından elde edilen materyaller ve Fantasie adlı eserin bestecisi Jörg Widmann ile e-posta aracılığıyla gerçekleştirilen doğrudan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Besteciyle yapılan bu görüşme, araştırma sürecine önemli katkılar sağlamıştır. Buna ek olarak, araştırma kapsamında başka uzmanlardan da yararlanılmıştır. Bu kişiler arasında, eserin kompozisyonel yönlerinin değerlendirilmesinde destek sunan MGU Kompozisyon Bölümü Profesörü İlyas Mirzayev ile hem genel Klarnet teknikleri hem de modern kompozisyonlarda kullanılan 'geliştirilmiş teknikler' (extended techniques) üzerine görüş bildiren ve aynı zamanda profesyonel Klarnet icracısı olan İtalyan profesör Giuseppe Corpina yer almaktadır. Kompozisyonel yapı ve icra tekniklerinin yanı sıra, bu araştırmada dikkat çeken bir diğer husus ise Fantasie adlı eserin müzik dünyasında sıkça karşılaşılan belirli sorunlara potansiyel bir çözüm sunmasıdır. Nitekim bestecilerin, özellikle eserlerinde kullandıkları çalgılara özgü icra teknikleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları, zaman zaman bestelenen eserlerin doğru biçimde icra edilememesine ve yorumlanmasında zorluklar yaşanmasına yol açmaktadır. Ancak Jörg Widmann, profesyonel düzeyde Klarnet çalan bir besteci olarak hem temel hem de ileri düzey Klarnet bilgisine sahiptir ve bu durum Fantasie adlı eserinin teknik anlamda uygulanabilirliğini ve icracılara sunduğu açıklığı önemli ölçüde artırmaktadır. Fantasie eserindeki Klarnet icra tekniklerinin yanı sıra, bu araştırmada odaklanılan diğer iki önemli unsur, eserin notasyon sistemi (partisyon yazımı) ve eserin icrasında müzisyenlerin yorumlama (interpretasyon) biçimleridir. Klasik dönemden itibaren müzik kompozisyonlarının geleneksel olarak el yazısıyla notaya alındığı bilinmektedir. Ancak zamanla teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgisayar destekli yazılım uygulamaları devreye girmiş ve bu durum notasyon yazım yöntemlerinde ve kullanılan sembollerde önemli değişimlere yol açmıştır. Fantasie adlı eserde kullanılan notasyon sembolleri oldukça çeşitli ve yenilikçi niteliktedir. Bu bağlamda, partisyonun ayrıntılı ve açık biçimde yazılması büyük önem taşımaktadır. Zira bu durum, bestecinin eserine dair temel fikir ve kavramları net bir şekilde iletmesine olanak tanır. Fantasiedeki partisyon, tüm yönleriyle açık ve ayrıntılı şekilde kaleme alındığından, eserin icrasında oluşabilecek muhtemel sorular büyük ölçüde ortadan kalkmakta ve yorumlamada birlik sağlanmaktadır. Bu durum doğrudan ikinci odak noktasına, yani yorumlama (interpretasyon) konusuna da yansımaktadır. Yapılan literatür taraması ve Fantasie eserinin yedi farklı ülkede icra edilen performanslarının karşılaştırılması neticesinde, eser yorumları arasında dikkate değer ölçüde bir farklılık bulunmadığı gözlemlenmiştir. Bu da eserin açık ve yönlendirici bir partisyon ile yazılmış olması sayesinde mümkündür. Elbette bu noktada hem bestecinin hem de icracıların temel müzik teorisi bilgisi ve enstrüman tekniğine dair yeterliliği belirleyici bir rol oynamaktadır. Özellikle Fantasie eserinde, enstrümantal odak Klarnet olduğundan, yorumun doğruluğu ve tutarlılığı açısından icracının teknik bilgi birikimi büyük önem arz etmektedir.
Caz'ın dönüşümünde bir lider: Art Blakey ve Hard bop döneminin incelenmesi
Bu çalışma, modern caz davulculuğunun öncülerinden biri olan Art Blakey'nin müzikal kimliğini, grup liderliğini ve caz tarihine damga vuran Hard Bop akımına katkılarını çok yönlü bir yaklaşımla incelemektedir. 1950'li ve 1960'lı yıllar boyunca caz müziğinde önemli bir figür olarak öne çıkan Blakey, yalnızca teknik becerileriyle değil, aynı zamanda sanatsal vizyonu ve eğitici kimliğiyle de caz dünyasında özgün bir konum edinmiştir. Blakey'nin müziği, swing ve latin ritimleri gibi farklı ritmik yaklaşımlarla biçimlenirken, doğaçlama anlayışı ve baget tutuş teknikleri gibi teknik detaylarla da dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, Blakey'nin davul üzerindeki ifadesi ve yenilikçi çalım tarzı, yalnızca performans düzeyinde değil aynı zamanda kültürel, pedagojik ve tarihsel bağlamda da kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Blakey'nin liderliğinde kurulan ve zamanla bir caz okuluna dönüşen Jazz Messengers grubu, Hard Bop akımının hem temsilcisi hem de taşıyıcısı olmuş, bu akımın geniş kitlelere ulaşmasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. Grubun müzik endüstrisindeki etkisi ve bu etkinin kapsamı ayrıca bu çalışma içerisinde detaylı biçimde incelenmiştir. Blakey, grup içi disipline verdiği önem ve genç müzisyenlere sunduğu gelişim alanlarıyla, bir liderden çok mentör ve eğitici kimliğiyle öne çıkmıştır. Jazz Messengers grubundan çıkan birçok müzisyen, daha sonraki dönemlerde caz dünyasında önemli isimler haline gelmiş ve bu yönüyle grup, pedagojik bir model olarak caz tarihinde benzersiz bir işlev üstlenmiştir. Çalışma kapsamında yalnızca Blakey'nin teknik becerileri değil, aynı zamanda grup içi dinamikleri nasıl yönettiği, müziği nasıl yapılandırdığı ve cazı bir ifade aracı olarak nasıl konumlandırdığı da incelenmiştir. Blakey'nin Afro-Amerikan müzikal mirasa olan bağlılığı, ritmik kökenleri sahiplenme biçimi ve müzik aracılığıyla kültürel bir duruş sergilemesi, onun caz tarihindeki konumunu daha da anlamlı kılmaktadır. Bu özellikleri, Blakey'nin sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda kültürel bir sembol olarak da tanımlanmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda, Blakey'nin sanatsal üretimi yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir aktarıma da hizmet etmektedir. Bu tez, hem bireysel müzikal kimlik hem de kolektif müzik üretimi açısından Art Blakey'nin caz müziğine sunduğu katkıları disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Teknik analizlerin yanı sıra tarihsel ve sosyokültürel çerçevede yapılan değerlendirmeler sayesinde, Hard Bop döneminin gelişim süreci daha bütüncül bir perspektifle ele alınmıştır. Blakey'nin grup liderliği anlayışı, swing kalıplarına kattığı yenilikler, doğaçlama diline özgü karakteristik unsurlar ve pedagojik yaklaşımı, bu çalışmanın temel inceleme alanları arasında yer almaktadır. Bu açıdan çalışma, müzikal tekniklerin ötesine geçerek Blakey'nin sanat anlayışının çok boyutlu yönlerini kapsamlı biçimde ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu tez, Art Blakey'nin müzikal liderliğini, yenilikçi davul anlayışını ve Jazz Messengers aracılığıyla ortaya koyduğu eğitsel vizyonu detaylı biçimde ortaya koyarak, caz literatürüne hem tarihsel hem de uygulamalı düzeyde özgün bir katkı sunmaktadır.
Yaylı çalgılarda kullanılan modern icra tekniklerinin çağdaş müzik viyolonsel repertuvarı kapsamında incelenmesi
Bu tez çalışması, müziğin gelişim süreci doğrultusunda çağdaş müzik viyolonsel repertuvarı icrasında ortaya çıkan modern icra tekniklerini kapsamlı bir şekilde incelemeyi hedeflemektedir. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren viyolonsel icrasının yeni ifade şekilleri, hem bestecilerin hem de icracıların keşif arayışlarıyla birleşerek yaylı çalgılar repertuvarında önemli bir değişim sürecine yol açmıştır. Bu bağlamda, viyolonsel repertuvarının icrasındaki teknik çeşitlilik hem ses üretimi hem de yorum anlayışı bakımından zenginlik sunmaktadır. Böylece çağdaş müzik viyolonsel repertuvarının modern çalma tekniklerini analiz etme ve bu konuda görüş edinme fırsatı sağlamaktadır. Bu çalışma, çağdaş müzik viyolonsel repertuvarından seçilmiş dört önemli eseri inceleyerek modern icra tekniklerini ve bunların yazım şekillerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada kapsamında hazırlanan uzman görüş formu ile, viyolonsel öğretim elemanlarından eserlerin belirlenmesine yönelik olarak görüş alınmıştır. İncelenen eserler, uzmanlar tarafından yalnızca müzikal içerik açısından değil, aynı zamanda notasyon sistemleri ve icra sürecinde karşılaşılan teknik zorlukları da göz önünde bulundurarak seçilmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan teknikler, geleneksel arşe kullanımının ötesine geçerek çeşitli modern arşe tekniklerini içermekte; sol el pizzicatosu, doğal ve yapay armonikler, glissando, tremolo gibi modern icra tekniklerinin yanı sıra, enstrümana uygulanan vurmalı efektler ve performans sırasında yenilikçi işitsel ifadeler gibi uygulamaları da kapsamaktadır. Bu tekniklerin uygulaması, yalnızca duyusal bir deneyim sunmakla kalmayıp, icranın görsel boyutunu da zenginleştirerek derinlikli bir performans yaratmaktadır. Araştırma sürecinde nitel analiz yöntemi kullanılmıştır. Seçilen eserler tezin amacı doğrultusunda doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu süreçte, uzman görüşlerine dayanan bir eser topluluğu oluşturulmuş ve çağdaş notasyon tekniklerinin incelemesi yapılmıştır. Elde edilen bulgular, teknik zorluklar, icraya yönelik yorumlar ve eğitimsel yaklaşımlar üzerine bir fikir geliştirilmesine olanak tanımıştır. Bu çalışma modern viyolonsel icrasındaki teknik dönüşümü açıklamakta ve icracıların bu yeni tekniklere bilinçli ve hazırlıklı bir biçimde yaklaşmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu tez, çağdaş müzik viyolonsel repertuvarının incelenmesi ile eğitim, performans ve araştırma alanlarına katkı sağlayacak nitelikte bir kaynak oluşturma hedefi taşımaktadır. Bu bağlamda, çalışmaların müzik eğitimi ve çağdaş müzik viyolonsel icrası üzerindeki etkilerini değerlendiren gelecekteki araştırmalar için bir temel oluşturması hedeflenmiştir.
Bozuk düzen saz/bağlama icrasında akor yürüyüşleri ve modal diziler üzerine icra yöntemleri
Bu çalışmada, bozuk düzene akort edilmiş saz/bağlama ile majör dizi modları ve akor yürüyüşleri üzerine icra yöntemleri sunulmuştur. Çalışmanın amacı, modal dizi ve akorların saz klavyesi üzerinde birbirleri ile olan konumsal ilişkileri belirlenerek modal haritalar vasıtası ile on iki tonda icra olanaklarını tespit etmeye yönelik katkı sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili teorik bilgiler, çalışmanın sınırlılıkları çerçevesinde temel olarak verilmiş olup özellikleri tanımlanan model saz ile ilişkilendirilerek aktarılacak olan icra yöntemlerine yönelik bir zemin oluşturulmuştur. Sazın bünyesinde barındırdığı bozuk düzen akort sistemi özelindeki çokseslilik unsurlarını ortaya çıkarma ve daha sonrasında yapılacak olan benzer çalışmalara farklı bir bakış açısı ile kaynak teşkil etme gayreti içerisinde geliştirilen icra yöntemleri, çalışma içerisinde ayrı bir bölümde yer alan özgün etütler ile desteklenmiştir. Son olarak çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar ve icra yöntemlerine dair öneriler çalışmanın sonunda paylaşılmıştır
Türk Klarnet Okulu'nun gelişimi, temsilcileri ve Türkiye'de müzik alanındaki çalışmaları
Bu tez çalışmasında Türkiye'de klarnet alanında benzer görüşe sahip ve benzer özellikler taşıyan klarnet sanatçılarının oluşturduğu Türk Klarnet Okulu adı verilen oluşum, temsilcileri ve çalışmalarıyla birlikte incelenmiştir. Her ne kadar Türk klarnet icracılarıyla ilgili daha önceden bazı incelemeler yapılmış olsa da bulunan kaynaklarda görüldüğü kadarıyla bir çalgı okulu (ekolü) olarak inceleme yapılmamış ve bu çalışmalarda birçok önemli klarnet sanatçısı hakkında bilgi yer almamıştır. Bu çalışma içerisinde dünyada ve Türkiye'de klarnetin gelişimi, sistemleri, klarnet sanatçıları ve onları etkileyen kurum ve kişiler anlatılmış, diğer ulusal klarnet okulları ile Türk Klarnet Okulu'nun kendine özgü özellikleri açıklanmış ve karşılaştırılmıştır. Bununla birlikte klarnet okulu temsilcisi müzisyenlerin hayatları, eserleri ve sanat alanındaki çalışmaları yer almıştır. Bu çalışma, kaynaklarda bulunabilmiş batı müziği icra eden ve vefat etmiş olan klarnet sanatçılarıyla sınırlı tutulmuştur. Türkiye'de birçok şehirde Türk Klarnet Okulu içerisinde yer alabilecek ve ülkede klarnetin gelişiminde emeği geçen klarnet sanatçılarının var olabileceği bilinmekle birlikte tez içerisinde kaynaklarda ulaşılabilinen bilgiler ışığında İstanbul ve Ankara şehirlerindeki gelişmeler yer almaktadır. Çalışmanın giriş ve yöntem bölümler sonrasında yer alan bulgular ve yorum isimli üçüncü bölümünde klarnet çalgısı hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlamak amacıyla kısa teknik ve tarihsel bilgiler ile günümüzde kullanılan başlıca klarnet sistemlerinin açıklandığı bulgular bulunmaktadır. Sonrasında çalgı okulu veya ekolü kavramı, ulusal çalgı okullarının klarnet çalım özellikleri, çalışmaları ve önemli temsilcileriyle ilgili bilgiler yer almaktadır. Bir sonraki başlık altında Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Dönemi'nde Türkiye'de Türk Klarnet Okulu'nu etkileyen batı müziği ile ilgili çalışmalar, okul temsilcilerinin doğrudan ilişkili olduğu kurumlar ve kişilerle ilgili bilgiler bulunmaktadır.Türkiye'de yaşanan sanatsal gelişmelerle ilgili bulguların sonrasında klarnetin Osmanlı'da kullanılması ve günümüze kadar çalım ve eğitim özellikleri yer almaktadır. Türk Klarnet Okulu'nun oluşumu ve gelişimi konusu, temsilcilerin hayatları ve eserlerindeki klarnet yazımına ilişkin örneklerle birlikte incelenmiştir. Türkiye'de sanatın farkı dallarında faaliyet gösteren Türk Klarnet Okulu temsilcilerinin katkıları da bu bölümde bulunmaktadır. Sonuç kısmında Türk Klarnet Okulu'nun bir çalgı okulu olarak özellikleri, diğer ülke klarnet okullarıyla karşılaştırılması, okul temsilcisi müzisyenlerin Türkiye'de klarnet ve sanata katkıları, bulgular ışığında ve yorumlarla ele alınarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme sürecinin ve Avrupa tarzında müzik yazan besteci padişahların eserlerinin incelenmesi
Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan (1299) çöküşüne (1922) kadar geçen süreçte hüküm sürmüş otuz altı padişahtan modernleşme yolunda büyük değişiklikler yapmış olan beş padişahın, sanat ve müzik alanındaki katkılarını sistematik bir yaklaşımla incelemeyi hedeflemektedir. Osman Gazi'nin Söğüt'te attığı temellerle başlayan ve VI. Mehmed Vahdeddin'in saltanatının sona ermesiyle nihayetlenen 623 yıllık tarihsel süreçte, padişahların bestekârlık faaliyetleri, müzik kurumlarına sağladıkları himaye, inşa ettirdikleri mimari eserler ve dönemsel müzik pratikleri, disiplinler arası bir perspektifle ele alınmıştır. Çalışmanın temel odak noktası, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme sürecinde müzik alanında yaşanan dönüşüme ek olarak, Avrupa müziğinden etkilenen, Avrupa müziği formunda eser yazan beş besteci padişahın hayatlarını, aldıkları eğitimleri ve Avrupa müziği formunda yapmış oldukları bestelerini oluşturmaktadır. Bu beş Padişahın yazmış oldukları besteler üzerinden seçilen eserler doğrultusunda, analiz sürecine gidilmiş ve eserler arasındaki farklılıkların ortaya konulması hedeflenmiştir. Sultan III. Selim, Sultan II. Mahmud, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve Sultan V. Murad gibi dönemin sanata yatkın hükümdarlarının müzikle olan ilişkileri ele alınarak, almış oldukları eğitim aracılığıyla yazmış oldukları eserlerin farklılıklarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Buradan yola çıkarak, elde edilen kaynaklar neticesinde seçilen eserler; form, armonik, ritmik ve melodik olmak üzere analiz edilerek, Avrupa müziğinin yapısal etkilerini sistematik biçimde ortaya koymak hedeflenmiştir. Çalışmada, müzikolojik verilerin yanı sıra siyasi, askeri, sosyo-ekonomik ve toplumsal bağlamlara da değinilmiştir. Buradan yola çıkarak, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme adına yapmış olduğu ilk hareketin aslında müzik alanında olmadığı, kaybedilen savaşlar neticesinde askeri açıdan Avrupa'ya nazaran geri kalmış olduğu düşüncesiyle yapıldığı anlaşılmıştır. Yapılan detaylı araştırmalar ve analizler sonucunda, yukarıda bahsedilen beş padişahın sadece Avrupa müziğine estetik bir ilgi duymadıkları, bu müzik tarzını sadece bir modernleşme unsuru olarak görmedikleri ve tüm bunların aksine Avrupa müziğine derinden ilgi duydukları anlaşılmaktadır. Avrupa müziği formunda eserler yazan Padişahların yazmış oldukları bu eserlerin, Osmanlı İmparatorluğu'nda çok sesli müziğe geçişinin önemli örnekleri olarak değerlendirilebilecek nitelikte oldukları düşünülmektedir. Bununla birlikte, tez kapsamında ele alınmak istenen besteci padişahlarının, klasik Avrupa müziğine yönelmelerinin sadece kişisel beğeni ya da sanatsal merakla sınırlı olmadığı, bu ilginin aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme ve modernleşme politikalarının bir uzantısı olduğu düşünülmektedir. Bu padişahların Batı müziği formlarında eser yazmaları, dönemin kültürel atmosferinde Avrupa ile kurulan ilişkilerin sanat alanındaki yansıması olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda müziğin sadece estetik bir ifade biçimi olmadığı aynı zamanda kimlik, aidiyet ve yönelim gösteren bir kültürel araç olarak görüldüğünü söylemek mümkündür. Padişahların eserleri incelendiğinde, Avrupa müziğiyle kurulan bu ilişkinin ne kadar bilinçli ve derinlikli olduğu dikkatleri çekmektedir. Çalışma, bu eserlerin hem müzikolojik açıdan hem de tarihsel, toplumsal ve ideolojik bağlamlar açısından incelenmesi sonucunda, Osmanlı modernleşmesi süresince müziğin taşıdığı çok katmanlı anlamlara ışık tutmayı amaçladığı düşünülmektedir. Tezin bu yönüyle, Osmanlı İmparatorluğu'nda modernleşme sürecinin yalnızca askeri ya da idari alanlarda değil, kültür ve sanat gibi daha incelikli alanlarda da derin etkiler yarattığını göstermesi bakımından literatüre önemli bir katkı sunacağı düşünülmektedir. Sonuç olarak yapılmış olan çalışmanın bu yönüyle, Osmanlı İmparatorluğunda modernleşme adına yapılan yenilikler neticesinde, müzik ve sanat literatüründeki boşlukları doldurmaya yönelik akademik çabaları destekleyeceği ve gelecekteki araştırmalara metodolojik bir çerçeve sunacağı öngörülmektedir.
Yeni bir kanun modelinde icra tekniğinin geliştirilmesi ve farklı müzik türlerine ait seçilmiş eserlere uygulanması
Araştırmada, Yeni Bir Kanun Modeli üzerinde geliştirilen tekniklerin neler olduğu ve geliştirilen bu tekniklerin, farklı müzik türlerine ait seçilmiş eserlerde uygulanabilirliği üzerinde çalışılmıştır. Geleneksel kanun modelinden farklı bir fiziki yapı ile ortaya konulan YBKM 'nin icra edilebilmesi, farklı bir tekniğin uygulanması sonucunu doğurmuş ve bu teknik Orçal kanun tekniği (OKT) olarak isimlendirilmiştir. YBKM 'nin İlk prototipi 2004 yılında oluşturulmuş olup, günümüze gelinceye kadar farklı aşamalardan geçirilip teknik açılımları yapılmıştır. Bu araştırmanın öncelikle YBKM icrası ve geleneksel kanun icrası olmak üzere her iki icraya yönelik farklı çalım tekniklerinin geliştirilmesi adına önemli olduğu; bununla birlikte yorumlama aşamasında yeni kazanımların ortaya konması ile farklı bakış açılarının kazandırılması açısından önemli olduğu düşünülmüştür. Yapılmış olan bu araştırmanın amacı YBKM üzerinde geliştirilen OKT ile farklı türlere ait birçok eserin icrasının gerçekleştirilmesi (uyarlanması) ve ortaya çıkan yeni tekniklere yönelik alıştırmaların oluşturulmasıdır. Araştırmada bulgular dördüncü bölümde ele alınmıştır. Bu bölümde, geleneksel kanun tekniğinde kullanılan süsleme tekniklerinin OKT' de nasıl uygulandığına yönelik görsellerle de desteklenen anlatımlara yer verilmiştir. OKT' deki mızrap hareketleri detaylı olarak ele alınmıştır. Orçal kanun tekniği başlığı altında ise YBKM' nin görseli verilip OKT tutuş pozisyonu ve her iki eldeki görevleri anlatılmış, parmak numaraları ve mandal tutuş pozisyonları detaylı bir şekilde gösterilmiştir. Orçal kanun tekniğine yönelik alıştırmalar basitten zora mantığı ile oluşturulmuş, ilgili tekniklere göre gruplandırılmış ve hedef davranışlara yönelik bilgiler sunulmuştur. Bulgularda, araştırmanın örneklemini oluşturan "Haydar Haydar", "Asturias" ve "Nihavend Sigan" isimli üç eser üzerinde çalışılmış, orijinal notası ve OKT' ne uyarlanmış yeni notası yazılarak gösterimi verilmiştir. Eserlerde uygulanan OKT' ne yönelik icra teknikleri, notasyonda gösterilerek açıklanmıştır. Araştırmada; nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi/incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem dahilinde belgesel tarama modeli uygulanmıştır. Araştırmada tarama modeline dayalı olarak; klasik Türk müziği, Türk halk müziği ve klasik gitar repertuvarına ait eserler tespit edilmiştir. Belirlenen eserlerin teknik açıdan icra edilebilirliği incelenmiş ve eserlerin YBKM tekniğine uygun şekilde notası bilgisayar ortamında yeniden yazılmıştır. Araştırmada OKT' nin, geleneksel kanun icrası tekniklerinden farklı olduğu ve buna bağlı olarak yeni bir icra şeklinin oluştuğu ortaya çıkmıştır. Her iki elin farklı görev yüklenmesi ve sağ-sol mızrap hareketlerindeki sorumluluğun artarak farklılaşması repertuvar açısından geniş bir imkanın sağlanması sonucunu doğurmuştur.
Dilsiz Kavalda transpoziyon üzerine PaR (Practice as Research) temelli bir değerlendirme
Bu çalışma, Türk halk müziği icrasında yaygın olarak kullanılan dilsiz kaval çalgısının transpoze edilebilirlik kapasitesini makamsal bir perspektiften değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, özellikle Kürdi, Hicaz ve Uşşak makamı dizileri üzerinden seçilen eser bölümleri, sekiz farklı perdeye transpoze edilerek icra edilmiş; her bir transpozisyon, teknik yeterlilik, makamsal uygunluk ve icra kolaylığı ölçütlerine göre sistematik biçimde analiz edilmiştir. Bu yönüyle çalışma, yalnızca icra pratiklerini belgelemekle kalmamış, aynı zamanda çalgının yapı itibariyle sunduğu olanakları ve sınırlılıkları işitsel, görsel ve teorik verilerle ortaya koymuştur. Araştırmanın yöntemi, uygulamalı analizlerle desteklenen nitel bir desen temelinde yapılandırılmıştır. Her bir transpozisyon örneği, ses kayıtlarıyla belge altına alınmış; icralarda kullanılan parmak pozisyonları ve kademe geçişleri detaylı şekilde sunulmuştur. Bu bağlamda, makamsal yapı, icra pratiği ve teknik uygulanabilirlik gibi açılardan değerlendirilen her icra, karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bulgular tablolar aracılığıyla yapılandırılmıştır. Araştırmacı, sürecin tümünde hem icracı hem gözlemci konumunda bulunmuş; analizler doğrudan uygulamaya dayalı deneyimlerle bütünleştirilmiştir. Çalışmanın öne çıkan yönlerinden biri, her biri farklı tonda akortlanmış kavallardan oluşan sistematik bir kaval seti modeli önerisidir. Mevcut durumda, transpozisyon için 13 farklı kaval gereksinimi bulunmasına karşın, bu tezde geliştirilen analiz yaklaşımıyla, daha az sayıda kaval kullanılarak, 12 tonun tümünde makamsal icranın gerçekleştirilebilirliği noktasında çıkarımlarda bulunulmaktadır. Bu öneri, çalgının pratik kullanımı açısından önemli bir sadeleştirme ve optimizasyon imkânı sunmakta; repertuvar planlamasında da yeni açılımlar ortaya koymaktadır. Böylece transpozisyonun yalnızca teknik bir araç değil, aynı zamanda sistematik repertuvar organizasyonunun merkezine yerleşebilecek bir kavram olduğu ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak, bu tez, dilsiz kavalın yalnızca geleneksel icrasına değil, aynı zamanda çağdaş müzik analizleriyle ele alınmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Transpozisyonun teknik sınırları, icra edilebilirlik düzeyi ve makamsal yapı ile olan çok katmanlı etkileşimi kapsamlı biçimde değerlendirilmiş; dilsiz kaval çalgısının geniş ve çok boyutlu potansiyeli bilimsel bir bağlamda açık şekilde ortaya koyulmuştur. Bu yönüyle tez, dilsiz kaval icrasında transpozisyonun sistematik olarak nasıl kurgulanabileceğine dair özgün, uygulanabilir ve geliştirilebilir bir yaklaşım geliştirmektedir.
Hoca kanuni Mehmet Bey'in saz semailerinin biçimsel analizi
Geleneksel Türk müziği tarihi içinde önemli bir yer tutan Osmanlı dönemi geleneksel Türk müziği, zengin melodik yapısı, makâm sistemi ve çeşitli formlarıyla kültürel mirasın en değerli ve köklü unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu müzik geleneği içerisinde özellikle saz semâîleri, çalgısal repertuvarın özgün, etkileyici ve belirgin türlerinden biri olarak dikkat çekmekte, geleneksel Türk müziğinin hem teknik hem de estetik yönünü ortaya koyan önemli bir saz formu olarak öne çıkmaktadır. Bu form, aynı zamanda eğitici yönüyle de dikkat çekmekte ve müzik eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır. 17. yüzyılın önemli bestekârlarından biri olan Kanuni Mehmet Bey, bu formda verdiği eserlerle hem dönemin estetik anlayışını yansıtmış, hem de saz semâîlerinin biçimsel gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca, repertuvarında 10 şarkı, 6 peşrev, 2 sirto ve 12 saz semâî ile toplam 30 eser yer almaktadır. Onun besteleri, geleneksel Türk müziği repertuvarında teknik açıdan incelenmeye değer örnekler sunmakta, aynı zamanda dönemin müzik anlayışı ve kompozisyon tekniklerine dair önemli ipuçları vermektedir. Bu çalışma, Kanuni Mehmet Bey'in saz semâîlerini biçim, estetik ve sanatsallık açısından ele alarak, bu eserlerin yapısal özelliklerini ve bestecinin üslûb anlayışını detaylı biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, öncelikle saz semâîsi formunun tarihsel süreç içindeki gelişimi ve karakteristik özellikleri üzerinde durulacak, ardından Kanuni Mehmet Bey'in eserleri detaylı bir analiz çerçevesinde değerlendirilerek biçim bakımından kapsamlı bir incelemeye tabi tutulacaktır. Araştırmada yapılan biçimsel analizde Akdoğu'nun biçimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca, bestecinin sanatsal yaklaşımı ve eserlerinin geleneksel Türk müziği repertuarındaki konumu, dönemsel müzik anlayışı bağlamında yorumlanacaktır. Bu araştırmanın, geleneksel Türk müziğinde saz semâîsi formunun süreç içindeki gelişimi ve işlevi hakkında önemli çıkarımlar sunacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda, Kanuni Mehmet Bey'in sanatsal yaklaşımını ve bu form içindeki yenilikçi yönlerini ortaya koyarak, literatüre yeni ve özgün bir bakış açısı kazandırması hedeflenmektedir. Elde edilen bulguların, geleneksel Türk müziği teorisi, icrası, eğitimi ve bestecilik anlayışı açısından önemli katkılar sunacağı ve bu nedenle geniş kitlelerce incelenip değerlendirileceği öngörülmektedir.
Ravel'in piyano müziğinde Empresyonizm'in yansımaları: Müzikalite ve ifade
Bu çalışma, 20. yüzyılın başında Fransız müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan Maurice Ravel'in sanat hayatını ve müzikal stilini, empresyonizm akımı bağlamında ele alarak bestecinin özgün sanatsal kimliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, beş temadan oluşan bir tasarım çerçevesinde sunulmuştur. Bu temalar sırasıyla "Empresyonizm akımının temel estetik ve müzikal bileşenleri", "Ravel'in müzikal yaşamı ve sanatsal kimliği", "Ravel'in Les Apaches grubundaki konumunun estetik anlayışı ve bestecilik yaklaşımı üzerindeki izleri", "Ravel'in müzikal stilinin armoni, form ve renk anlayışı bakımından empresyonizmin estetik ilkeleriyle ilişkilendirilmesi" ve "Ravel'in Sonatine adlı eserinin form yapısı ile müzikal özellikleri" şeklinde belirlenmiştir. Ravel'in eserlerinde gözlemlenen klasik formlara bağlılık ile empresyonizmin getirdiği yenilikçi armoni, atmosfer yaratımı ve renk anlayışı arasındaki denge, araştırmanın temel problem durumunu oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, hem Ravel'in yaşamı ve sanatsal gelişimi hem de eserlerindeki kültürel ve estetik etkiler çok yönlü bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Çalışmanın bir diğer odak noktası, bestecinin seçili piyano eserlerinden olan "Sonatine" adlı yapıtının form, atmosfer ve müzikal açıdan incelenmesidir. Böylelikle Ravel'in yalnızca empresyonist bir besteci olarak değil, aynı zamanda klasik geleneğe bağlı fakat farklı kültürlerden beslenerek yeni ve özgün olanı gerçekleştiren bir sanatçı olarak ele alınması hedeflenmiştir. Araştırmada, öncelikle empresyonizm akımının doğuşu ve farklı sanat alanlarındaki (resim, edebiyat ve müzik) yansımaları ele alınmış; akımın estetik ve teknik bileşenleri tanımlanmıştır. Claude Monet'nin "İzlenim: Gün Doğumu" tablosundan hareketle başlayan bu estetik yaklaşımın, sanatçılar üzerinde yarattığı atmosfer aktarılmış, Debussy ve Ravel gibi besteciler tarafından müzikte nasıl dönüştürüldüğü üzerinde durulmuştur. Resim sanatında başladığı gibi müzikte de bestecileri etkisi altına alan bu akımın, eserlere yoğun bir şekilde işlendiği görülmüştür. Empresyonist müzikte görülen mod kullanımı, serbest ritmik yapılar, renkli tını arayışları ve atmosfer yaratma kaygısı, romantik dönemin yoğun duygusallığına bir tepki olarak ele alınmıştır. Ravel'in bu akım içindeki yeri, Debussy ile olan benzerlikleri ve farklılıkları üzerinden değerlendirilmiş; özellikle onun klasik biçimlere bağlılığı ile detaycı kişiliğinin üslubunu belirleyen unsurlar olduğu ortaya konmuştur. Çalışmada araştırma yöntemi olarak literatür taraması kullanılmış; Sérullaz (1983), Kelly (2001), Orenstein (1991), Aydınoğlu (2010), Tulga (2009) gibi yerli ve yabancı araştırmacıların eserlerinden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra Ravel'in seçili piyano eseri "Sonatine", form, armoni ve stil bakımından analiz edilmiştir. Literatürdeki önceki çalışmalar Ravel'in orkestrasyon tekniği, Debussy ile karşılaştırmalı müzik stili, piyano yazımındaki incelikleri ve empresyonist özellikleriyle ilgili önemli veriler sunmuştur. Bu tez ise söz konusu araştırmalara ek olarak Ravel'in müzikal stilini çok boyutlu şekilde ele alarak özellikle Sonatine üzerinden ayrıntılı bir inceleme gerçekleştirmektedir. Tezin kapsamı içerisinde, Ravel'in sanat yaşamı erken, olgunluk ve geç dönemleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Erken döneminde Bask kökenli annesinden aldığı halk ezgilerinin ve Paris'in sanat dolu ortamının, olgunluk döneminde orkestrasyon ustalığı ve piyano yazımındaki yeniliklerin, geç döneminde ise savaşın ve hastalıkların etkilerinin bestelerine nasıl yansıdığı tartışılmıştır. Ayrıca bestecinin Les Apaches topluluğu içerisindeki yeri, dönemin avangard sanat çevreleriyle kurduğu ilişkiler bakımından ele alınmış, bu grubun Ravel'in sanat anlayışına sağladığı katkılar üzerinde durulmuştur. Ravel'in müzikal stili; armoni, form, orkestrasyon, melodik yapı, kültürel etkiler ve kişisel özelliklerin stilindeki yansımaları bağlamında analiz edilmiştir. Bestecinin geleneksel formları yenilikçi armonilerle birleştirmesi, modal diziler ve pentatonik yapıların kullanımı, orkestral renkleri zenginleştirmesi onun müziğinin temel taşları arasında yer almıştır. Ayrıca ayrıntılara verdiği önem, titiz kişiliği ve estetik duyarlılığı, eserlerinde gözle görülür şekilde hissedilmektedir. Çalışmanın uygulamalı kısmında Ravel'in "Sonatine" adlı piyano eseri üç bölüm halinde incelenmiş; Modéré, Mouvement de Menuet ve Animé bölümleri form yapısı, armonik özellikler ve piyano yazımı açısından değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda, eserin klasik form yapısını koruduğu, ancak armonik renkler, ritmik çeşitlilik ve nüans kullanımı açısından empresyonist özellikler taşıdığı tespit edilmiştir. Bu durum, Ravel'in empresyonist atmosfer ile klasik form anlayışını özgün bir sentezde buluşturduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, Ravel'in müziği yalnızca empresyonist akımın bir uzantısı olarak değil, aynı zamanda klasik gelenek ile modernist eğilimlerin kesişiminde gelişen bir üslup olarak değerlendirilmelidir. Ravel, eserlerinde titizlik, detaycılık ve estetik bütünlüğü ön plana çıkararak 20. yüzyıl müziğinin önemli kilometre taşlarından biri olmuştur. Bu tez, hem Ravel'in müzikal kişiliğini ve empresyonizm içindeki konumunu hem de Sonatine'in ayrıntılı analizini sunarak müzikoloji literatürüne katkı sağlamaktadır. Ayrıca, icracılar açısından da eserin teknik ve yorum açısından sunduğu zenginliklerin anlaşılması bakımından önemli bir kaynak işlevi görmektedir. Elde edilen bulguların, dinleyici ve icracılar için anlamlı bir referans noktası olacağı değerlendirilmektedir.