
14
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Özgün baskı atölye çalışmalarının tasarım eleman ve ilkelerine göre değerlendirilmesi
"Özgün Baskı Atölye Çalışmalarının Tasarım Eleman ve İlkelerine Göre Değerlendirilmesi" başlıklı bu araştırmada, resim-iş öğretmenliği seçmeli sanat atölye 3. sınıf öğrencilerinin, özgün baskıresim derslerinde linolyum ve gravür tekniği ile tasarladıkları çalışmalarının, tasarım eleman ve ilkelerine göre değerlendirilerek tasarım eleman ve ilkelerinin kullanım düzeylerinin ölçülmesi, tasarım sorunlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Güz Dönemi Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Öğretmenliği Seçmeli Sanat Özgün Baskı Atölye 3. sınıf öğrencilerinden toplam 30 öğrenci oluşturmaktadır. Özgün baskı seçmeli sanat atölye dersi alan 30 öğrencinin tasarlamış olduğu linol ve gravür çalışmaları siyah beyaz olmak üzere toplam 60 adet baskı çalışmasından oluşmaktadır. Öğrencilerin tasarlamış oldukları linol çalışmaları X, tasarladıkları gravür çalışmaları ise Y olarak numaralandırılmıştır. Tasarlanan çalışmaların tasarım eleman ve ilkelerine göre değerlendirilmesi için araştırmacı tarafından toplam 16 maddelik (kriter) bir "Değerlendirme Ölçeği" hazırlanmıştır. Değerlendirme ölçeğinde yer alan maddelere göre alanında uzman 3 kişi tarafından çalışmaların değerlendirilmesi yapılmıştır. Uzmanlar tarafından her bir çalışma (1) çok başarısız, (2) başarısız, (3) orta, (4) başarılı, (5) çok başarılı olacak şekilde ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Değerlendirilen her bir çalışma için 3 uzmanın belirlemiş olduğu puanların ortalaması alınmış ve alınan bu ortalama o çalışmanın değerlendirme puanının oluşmasını sağlamıştır. Daha sonra değerlendirme ölçeğinde bulunan her bir maddeye göre tasarlanan tüm çalışmaların değerlendirme puanlarının genel ortalamaları da hesaplanmıştır. Alanında uzman kişilerin değerlendirmeleri sonucu elde edilen tüm veriler araştırmacı tarafından analiz edilerek tablo haline getirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın genel sonucunda; linol baskı çalışmalarında tasarım elemanlarının kullanım düzeylerinden 1 elemanın "başarısız", 4 elemanın "orta", 1 elemanın ise "başarılı" düzeyde, tasarım ilkelerinin kullanım düzeylerinden 5 ilkenin "orta", 4 ilkenin ise "başarılı" düzeyde kullanıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Gravür baskı çalışmalarında tasarım elemanlarının kullanım düzeylerinden 1 elemanın "başarısız", 5 elemanın ise "başarılı" düzeyde, tasarım ilkelerinin kullanım düzeylerinden 3 ilkenin "orta", 6 ilkenin ise "başarılı" düzeyde kullanıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda linol baskı ve gravür baskı çalışmalarında tasarım eleman ve ilkelerinin çoğunluğunun başarılı düzeyde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat akımlarının yaratıcı drama yoluyla öğretilmesinin öğrenci başarısına etkisi
Görsel sanatlar dersinde, öğrenciler resim, heykel, fotoğraf, seramik ve bunun gibi farklı sanat alanlarını tanırken, yaratıcılıklarını ve estetik anlayışlarını geliştirme fırsatı bulur; renk, çizgi, kompozisyon gibi temel kavramlar üzerinde çalışarak görsel ifade becerilerini güçlendirirler. Aynı zamanda sanat tarihi hakkında bilgi edinir, sanat akımlarını, temel özelliklerini ve dönemlerinin öncü sanatçılarını tanıyarak kültürel birikim elde ederler. Eğitimde kullanılan eğitim öğretim yöntemleri verilen bilgilerin kalıcılığını arttırması bakımından oldukça önem taşımaktadır. Bu yöntemlerden bir tanesi farklı disiplinlerin yanında sanat eğitiminde de kullanılan eğitim öğretim yöntem tekniklerinden biri olan yaratıcı drama'dır. Yaratıcı drama, sanat eğitimi alanında öğrencilerin öğrenme sürecini canlandıran ve onları aktif katılımcılar haline getiren etkileyici bir yöntemdir. Öğrencilerin kendilerini ifade etme, işbirliği yapma ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmelerini sağlarken, aynı zamanda sanatın gücünü ve etkisini deneyimlemelerine olanak tanımaktadır. 12. sınıf görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat akımlarının yaratıcı drama yoluyla öğretilmesinin öğrenci başarısına etkisini tespit etmeyi amaçlayan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Biltem Koleji Anadolu Lisesinde öğrenim gören 12.sınıf öğrencilerinden rastgele seçilmiş 40 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu deney ve kontrol grubu olarak 2 gruba ayrılmıştır. Çağdaş sanat akımları, deney grubuyla yaratıcı drama yöntemiyle, kontrol grubuyla geleneksel anlatım yöntemiyle işlenmiştir. Araştırmanın verileri her iki gruba uygulanan ön ve son anket uygulamaları ile elde edilmiştir. Verilerin analiziyle elde edilen bulgulardan hareketle ulaşılan sonuçlara göre yaratıcı drama yöntemiyle ders alan deney grubu ile geleneksel anlatım yöntemiyle ders alan kontrol grubu öğrencilerinin başarıları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Araştırmanın sonunda tespit edilen sonuçlarından hareketle önerilere yer verilmiştir.
5-6 yaş çocuklarının sebze tüketme alışkanlığına ilişkin resimli kitap tasarımı
Okul öncesi çocuklarına sebze tüketme alışkanlığının kazandırılması amacıyla resimli hikâye kitabı yazmak ve resimlemek bu tezin genel konusunu teşkil etmektedir. Bu konu ele alınırken de Türk mitolojisinin en önemli öğelerinden olan at figürü kitabın ana kahramanı olarak seçilmiştir. Okul öncesi, kişinin daha sonraki yaşamında ana davranışların kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönemdeki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanması, büyüme ve gelişme adına oldukça önemlidir. Sebze tüketimi, sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli alışkanlıklarındandır. Bu alışkanlığın çocukluk yıllarında şekillendiği araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Beslenme alışkanlığı kazanmış olan birey, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda ortaya çıkabilecek hastalıklardan korunmuş olarak sağlıklı bir yetişkin olacaktır. Bu birey kendinden sonraki neslin de beslenme alışkanlıkları üzerinde etkili olacağından, gelecek nesil için olumlu bir örnek ve bilinçli bir yol gösterici olacaktır. Bireyin, sağlıklı olması için en önemli unsurlardan biri sağlıklı beslenmedir. MEB'in 2013 yılında yayınladığı okul öncesi eğitim programına göre okul öncesi eğitimin temel ilkelerinden birinin çocuğa motor gelişimini, sosyalleşmesini, duygusal olarak gelişmesini sağlaması olduğu ifade edilmiştir. Sağlığı yerinde olmayan çocuk; motor, sosyal ve duygusal, dil ve bilişsel gelişimini istenilen seviyeye çıkaramaz. Sağlıklı beslenmeyen çocuk yaratıcı olma noktasında da eksik kalır. Eleştirel düşünme yeteneği de gelişemez. Bu durum çocuğun yeni bilgiler üretememesine sebebiyet verir. Sağlıklı beslenmeyen ya da yeterli beslenemeyen çocuk düşünceye dayalı aktivite ve beceri alanlarında geri kalacağından eleştirel düşüncelerini tam anlamıyla ifade edemez. 5-6 yaş gurubu çocukları hikayelerdeki kahramanlarla kendilerini özdeşleştirirler. Kahramanların davranışlarını taklit ederler. Bundan dolayı bu yaş grubu çocuklarının eğitiminde resimli hikâye kitaplarının rolü büyüktür. Bu kitaplar sayesinde çocuklarda olumlu davranışlar meydana gelebilmektedir. Çocuklar çoğu zaman, masallardaki karakterlerle bağlantı kurup kendilerini maddi ve manevi olarak düzeltmekle kalmayıp, ailelerini ve hatta toplumu düzeltebilmektedirler. Bu açıdan bakılınca, çocuk mitleri, sosyal yenilenmenin mesajlarının verildiği edebi bir formattır. Bu çalışmanın kahramanı Tulpar da masalsı bir kahramandır ve masallardaki kahramanlar, çocuklar üzerinde olumlu etki bırakabilmektedir. Böylece çocuklarda, bu kitapta vurgulanan sağlıklı beslenme ve sebze tüketiminde olumlu davranışlar meydana geleceği düşünülmektedir. Bu çalışmada öncelikle üç beslenme uzmanı, üç çocuk gelişimi uzmanı, beş hikâye uzmanı ve dört uzman tasarımcıyla yüz yüze ve çevrim içi görüşmeler sağlanmıştır. Bu görüşmeler neticesinde 5-6 yaş grubu çocuklarda sebze tüketme alışkanlığı eğitimini ve dengeli beslenmeyi destekleyecek hikâye metni oluşturulmuş daha sonra ise bu metni destekleyen illüstrasyonlar yapılmıştır. Bunları yaparken de mitolojik, düşsel ve görsel öğelerden faydalanılmıştır. Böylelikle illüstrasyonla desteklenmiş yukarıda belirtilen amaca yönelik hikâye kitabı oluşturulmuştur. Bu kitaba çocuk edebiyatı ürünü olarak bakılabilir. Kitaptaki resimler sayesinde kavramlar çocuğun zihninde daha algılanabilir ve kavranabilir hale gelebilmektedir. Kitabın kahramanlarının davranışları model olma yoluyla çocukta olumlu davranışların meydana gelmesine katkı sağlayabilmektedir. Bu kitap sayesinde çocukların dengeli beslenmesini destekleyecek sebze tüketme alışkanlığının artacağı düşünülmektedir.
Görsel sanatlar dersinde müzik kullanımının öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmada, ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin görsel sanatlar dersinde müzik kullanımının öğrencilerin başarılarına etkisini değerlendirmek amacıyla nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma modeli olarak tarama araştırması tercih edilmiş, deney ve kontrol gruplu bir desen oluşturulmuştur. Deney grubundaki öğrenciler müzik eşliğinde resim yaparken, kontrol grubundaki öğrenciler müzik olmadan resim yapmıştır. Araştırmanın amacı, iki grup arasındaki başarı farkını ölçmek ve müziğin görsel sanatlar dersindeki etkilerini ortaya koymaktır. Veri toplama sürecinde, Hüseyin Uysal'ın "Farklı Müzik Türlerinin Çocuk Resimlerine Etkisi" (2016) adlı doktora tezinde yer alan değerlendirme ölçeği, müellifin izniyle kullanılmıştır. Bu ölçek, öğrenci çalışmalarının objektif bir şekilde değerlendirilmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca, Resim-İş Eğitimi alanında uzmanlaşmış Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinde görev yapan üç akademisyen tarafından, öğrencilerin resimleri "Resim Değerlendirme Ölçeği" ile değerlendirilmiştir. Bu sayede, görsel sanatlar dersinde yapılan resim çalışmalarının standart bir ölçütle değerlendirilmesi sağlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ankara Mamak Ata Ortaokulu'nda öğrenim gören 7. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Deney ve kontrol grupları olarak ikiye ayrılan bu öğrenciler, örneklem grubunu temsil etmektedir. Veri toplama sürecinde, Özmenteş (2006) tarafından geliştirilen Müzik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek, öğrencilerin müzik dersine yönelik tutumlarını ölçmek için geliştirilmiş olup, 20 maddeden oluşan Likert tipi bir ölçektir. Ölçeğin yapı geçerliliği temel bileşenler analizi ile incelenmiş, güvenirliği ise Cronbach alfa katsayısı yöntemiyle hesaplanmıştır. Araştırmada, ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayısı α = 0,88 olarak bulunmuş ve ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna varılmıştır. Veri toplama ve analiz süreci, çalışmanın en kritik aşamalarından biridir. Öncelikle deney ve kontrol gruplarına ön test uygulanmış, ardından deney grubuna müzik eşliğinde resim yapmaları için teknik destek sağlanmış ve son testler uygulanmıştır. Araştırma sürecinde görsel sanatlar dersleri, öğretim programında belirtilen kazanımlar doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda teknolojik destek kullanılarak ders işlenmiş, kontrol grubunda ise teknoloji kullanılmamıştır. Deney grubunda bilgisayar ve hoparlör yardımıyla ders işlenirken, kontrol grubu geleneksel yöntemlerle ders görmüştür. Müziğin görsel sanatlar dersindeki etkilerinin değerlendirilmesi, gelecekte bu tür çalışmaların eğitim programlarına entegre edilmesi açısından önemli bir veri sunmaktadır.
Animelerin eleştirel düşünme bağlamında yaratıcılığa etkisi: Stüdyo ghıblı ruhların kaçışı örneği
Anime, günümüzde popüler kültürü oluşturan bir etmen olmanın dışında içinde barındırdığı yaratıcılık ve eleştirel düşünme bağlamında çok katmanlı bir yapıya sahip, kültürel, psikolojik ve estetik unsurların bir arada bulunduğu bir anlatı ve medya aracıdır. Japon ulusunun animasyonu kendine has kültürel ögeleriyle harmanladıkları, ulus bilinçlerine uygun şekilde ortaya koydukları görsel bir anlatımdır. Ulus bilincinin gelişimi, geçmişten günümüze kadar uzanan Japon eğitim sisteminde saklıdır. Anime stüdyolarından özellikle Stüdyo Ghibli animasyonları izleyicileri eğlendirmenin yanında eleştirel bir bakış açısı sunmaktadır. Stüdyo Ghibli kurucularından ve yönetmenlerinden Hayao Miyazaki'nin filmleri, metinsel ve duygusal bütünlükleri bakımından metalaşmanın karşısında duran, evrensel ve kültürel kodları göz önünde bulunduran yapıtlardır. Miyazaki, eleştirel gücün yoğunluğunu yaratıcılıkla harmanlamış bu şekilde anlatılarını daha derin ve incelikli bir boyuta taşımıştır. Eleştirel düşünme; akıl yürütme, çıkarım yapma, ilişkilendirme ve çözümleme gibi belli zihinsel faaliyetleri ifade ederken; yaratıcılık, esnek düşünme kabiliyeti ile alışılmışın dışında özgün fikir ya da ürün sergileyebilmektir. Bu nedenle bazı noktalarda yaratıcılık ile eleştirel düşünme kesişmektedir. Yaratıcılık, ortaya özgün bir fikir ya da ürün koyarken; eleştirel düşünme var olanı değerlendirmektedir. Bu da, eleştirel düşünme var olmadan yaratıcılığın olamayacağını göstermektedir. Bu nedenle yaratıcılık için eleştirel düşünme önemlidir. Araştırmanın amacı, ulusal ve uluslarası literatüre yeni bilgilerle katkı sağlayıp Stüdyo Ghibli filmlerinden Hayao Miyazaki'nin yönetmeni olduğu Ruhların Kaçışı filmi üzerinden animelerin eleştirel düşünme bağlamında yaratıcılığa etkisinin incelenmesidir. Bu araştırmada, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nden toplam 31 gönüllü katılımcıyla Stüdyo Ghibli'nin Ruhların Kaçışı filmi izletilerek eleştirel düşünme ve yaratıcılık üzerine bir çalışma gerçekleştirilmiştir. 15 kişi Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde 16 kişi ise Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde eğitim görmektedir. Gönüllü katılımcılar, Görsel Sanatlar Eğitimi bölümü 2. ve 4. sınıf, Seramik bölümü 2. sınıf, Görsel İletişim Tasarımı bölümü 2. sınıf ve Görsel Sanatlar Eğitimi bölümü yüksek lisans 1. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Bu çalışmada nitel yöntem kullanılmıştır ve içerik analizi yapılmıştır. Film izleme esnasında katılımcıların dikkatini çeken duygu, durum, olgu, diyalog, filmin biçimsel özellikleri, filmin sevip sevmedikleri yönlerini not almaları istenip filme eleştirel bir gözle fark ettikleri durumları yazmaları istenmiştir. Çalışmanın bu boyutu Ruhların Kaçışı filmi üzerinden animelerin eleştirel yönünü incelemek üstünedir. Ardından resim kağıdına çizim ya da kolaj ifadeleriyle iki karakter oluşturmaları istenmiş E. P. Torrance'ın yaratıcılık ölçütleri ışığında çalışmanın yaratıcılık boyutu gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların metinlerinin yanında çizim ve kolajları incelendiğinde animelerin eleştirel düşünmeye ve yaratıcılığa olumlu katkı sağladığı görülmüştür.
Sanal gerçeklik uygulamalarının eser inceleme deneyimi üzerine etkileri
Gelişmekte olan dijital teknolojiler, eğitim ortamlarını olduğu kadar sanat eğitimi yaklaşımlarını da önemli ölçüde dönüştürmekte; özellikle sanal gerçeklik (SG) teknolojileri, sanat eserlerini deneyimleme ve analiz etme süreçlerine yeni bir boyut kazandırmaktadır. Bu bağlamda yürütülen bu araştırmanın temel amacı, sanal gerçeklik teknolojilerinin sanat eğitimi bağlamında öğrencilerin eser inceleme deneyimlerine olan etkisini incelemek ve bu yöntemin, geleneksel sanat eseri inceleme yöntemleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. Araştırma, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Görsel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde öğrenim görmekte olan 20 lisans öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 17'si kadın, 3'ü erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Katılımcıların yarısı daha önce sanal gerçeklik deneyimine sahipken, diğer yarısı SG teknolojisiyle ilk kez bu araştırmada tanışmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış; her bir öğrenciye sanal gerçeklik ortamında üç sanat eserinin 3 boyutlu dijital modelleri gösterilmiştir. Aynı eserler öncesinde geleneksel iki boyutlu görsellerle sunulmuş ve öğrencilerin her iki deneyim sonrasında görüşleri alınmıştır. Elde edilen veriler tematik analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Veri analizleri sonucunda, öğrencilerin önemli bir kısmının (%45) sanal gerçeklik ortamında eser deneyimlemenin analiz sürecini zenginleştirdiğini düşündüğü, %35'lik kısmın ise geleneksel yöntemi daha etkili bulduğu, %20'lik bir kesimin her iki yöntemin bir arada kullanımını tercih ettiği belirlenmiştir. Tüm öğrenciler, SG'nin sanat eğitimi süreçlerinde özellikle bir "deneyim ortamı" olarak kullanılmasının gerekli ve etkili olduğunu ifade etmiştir. Katılımcıların yorumlarında öne çıkan temalar arasında "hissiyat", "mekânsallık", "etkileşim", "anı yaşama" ve "derinlik algısı" gibi kavramlar dikkat çekmiştir. Ayrıca, SG ile gerçekleştirilen eser incelemelerinin, öğrencilerin estetik algılarını daha çok harekete geçirdiği; figürler, renkler ve kompozisyon gibi görsel unsurları daha güçlü biçimde yorumlayabildikleri görülmüştür. Deneyimsel öğrenme modeli bağlamında ele alındığında, sanal gerçeklik uygulamalarının Kolb'un öğrenme döngüsündeki dört aşamayı da destekleyici nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, sanal gerçeklik teknolojisinin sadece teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda sanat eğitiminin araçlarından biri haline gelme potansiyeli taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
2006-2024 yılları arası görsel sanatlar eğitimi üzerine yazılan lisansüstü tezlerinin içerik analizi
Bu araştırma, 2006-2024 yılları arasında Türkiye'de görsel sanatlar eğitimi alanında yazılan lisansüstü tezlerinin genel eğilimlerini içerik analizi yöntemiyle incelemeyi amaçlamaktadır. YÖK Ulusal Tez Merkezi verilerine dayanarak yapılan analizler, tezlerin türlerine göre dağılımı, yıllarına göre dağılımı, kullanılan araştırma yöntemleri, çalışma gruplarının özellikleri, tercih edilen konu başlıkları ve araştırmacıların sunduğu öneriler açısından sistematik olarak değerlendirilmiştir. Araştırmada, görsel sanatlar eğitimi alanında yapılmış 104 doktora ve 351 yüksek lisans tezi olmak üzere toplam 455 lisansüstü çalışma sistematik olarak incelenmiştir. Bu kapsamlı analizin, alandaki gelecek araştırmalar için önemli bir referans kaynak oluşturmasının yanı sıra, yeni araştırma yönelimlerine ışık tutması beklenmektedir. Araştırma bulgularına göre, yüksek lisans tezleri en yoğun olarak 2019 yılında, doktora tezleri ise 2018-2019 döneminde artış göstermiştir. Bu artışta, COVID-19 pandemisinin araştırma süreçlerine etkisi olabileceği düşünülmektedir. Yöntem olarak yüksek lisans tezlerinde nitel analiz en çok tercih edilirken, karma yöntem en az kullanılan yaklaşım olmuştur. Doktora tezlerinde ise nitel analiz baskın olmakla birlikte, nicel yöntemler daha az tercih edilmiştir. Çalışma grupları incelendiğinde, yüksek lisans tezlerinde en fazla görsel sanatlar öğretmenleriyle çalışıldığı, sınıf düzeyi olarak da ortaokul 6. sınıfın öne çıktığı görülmüştür. Okul öncesi düzeydeki çalışmaların oldukça sınırlı olduğu dikkat çekmektedir. Doktora tezlerinde de benzer şekilde ortaokul düzeyi ağırlıklı olup, ilkokul 1. ve 2. sınıflara yönelik çalışma bulunmamaktadır. Konusal dağılımda, yüksek lisans tezlerinde öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri ön plandayken, doktora tezlerinde disiplinlerarası yaklaşımlar ve kültürel perspektifler yoğunluk kazanmıştır. Çevre bilinci, sürdürülebilirlik ve müfredat uygulamaları gibi çağdaş konuların her iki düzeyde de yetersiz ele alındığı tespit edilmiştir. Öneriler kısmında, uygulamaya yönelik olarak müfredat geliştirme, teknoloji entegrasyonu ve disiplinlerarası yaklaşımlar öne çıkarken, sürdürülebilirlik temalarına daha az yer verilmiştir. Araştırmacı önerileri ise yöntem ve ölçme konularında yoğunlaşmış, sanat terapisi ve sağlık gibi alanlarda daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'de görsel sanatlar eğitimi alanındaki lisansüstü çalışmaların geleneksel ve disiplinlerarası konulara odaklandığı, ancak küresel öneme sahip çağdaş meselelerin yeterince araştırılmadığı görülmektedir. Bu durum, gelecek çalışmalar için sürdürülebilirlik, çevre bilinci ve yenilikçi müfredat uygulamaları gibi alanlarda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanat eğitimi, Görsel sanatlar eğitimi, İçerik analizi.
Görsel sanatlar ders içi müze eğitimi etkinliklerinin öğrencilerin artırılmış gerçeklik teknolojisine yönelik tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, ortaöğretim 6. Sınıf öğrencilerinin görsel sanatlar dersi ders içi müze etkinliklerinin, öğrencilerin tutumlarına yönelik etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Nicel verilere dayanan bu çalışma; öntest-sontest, kontrol gruplu, deneysel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırma grubu, Türkiye'nin Burdur ili Şehit Akif Altay Ortaokulu 6.sınıfa devam eden toplam 53 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin 25'i deney, 28'i kontrol grubunda yer almaktadır. Veri toplama aracı olarak, Küçük, S., Yılmaz, R.M., Baydaş, Ö., Göktaş, Y., (2014) tarafından geliştirilmiş olan Ortaokullarda Artırılmış Gerçeklik Uygulamaları Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Bu araştırmada, artırılmış gerçeklik uygulamalarına ilişkin geliştirilen etkinliklerin ve süreçlerin geçerliliğini sağlamak amacıyla, alanında uzman ve nicel araştırma yöntemlerinde deneyimli uzman görüşleri alınmıştır. Uzman görüşleri, çalışmanın farklı yönlerden değerlendirilmesine ve uygulamanın bilimsel açıdan geçerliliğini sağlamak için alınabilecek önlemlerden biridir. Veriler, 2025- 2026 Eğitim-Öğretim yılında toplanmış ve istatistik paket programında analiz edilmiştir. Katılımcılardan toplanan verilere ilişkin öncelikle tanımlayıcı istatistik metotları (frekans, yüzde, ortalama, medyan, standart sapma, çarpıklık, basıklık) kullanılmıştır. Veri setinin normal dağılıma uygunluğu, Shapiro-Wilk testi ile Çarpıklık (Skewness) ve Basıklık (Kurtosis) katsayıları incelenerek değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda verilerin normal dağılıma sahip olduğu belirlenmiş ve bu nedenle çalışmada parametrik analizler uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Grupların (deney ve kontrol) ön test ve son test puanları arasındaki farkın incelenmesinde İlişkili Örneklemler t-Testi uygulanmıştır. Katılımcıların puanlarının sosyo-demografik özelliklere ve gruplara (deney/kontrol) göre farklılıklarının incelenmesinde; iki grup arasındaki farkı belirlemek için Bağımsız Örneklem t-Testi (Independent Sample t-test), ikiden fazla grup olduğunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) testi kullanılmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı farklılığın bulunduğu değişkenlerde ise; farkın kaynağını belirlemek amacıyla Post-Hoc testleri uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test puanları ortak değişken olarak kontrol edildiğinde son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla Kovaryans Analizi (ANCOVA) yapılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, görsel sanatlar dersinde gerçekleştirilen müze temelli etkinliklerde artırılmış gerçeklik teknolojisinin öğrencilerin tutumları üzerindeki etkisi değerlendirilmiş ve bu etki temelinde sonuçlar ile uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.
Öğretmen adaylarının görsel sanatlar dersinde sosyal medyanın portfolyo olarak kullanımı hakkındaki görüşleri
Günümüzde eğitim faaliyetlerinin gelişimi, değerlendirme sürecinin eğitim süreçlerinden bağımsız olmamasını sağlamış ve değerlendirme yöntemlerinin süreci yansıtması ve eğitim sürecinin bir parçası olması gerektiği vurgulanmıştır. Görsel sanatlar eğitiminde ölçme ve değerlendirme uygulamalarına bakıldığında öğrencinin daha çok oluşturulan ürünler (sonuçlar) üzerinden değerlendirildiği görülmektedir. Sanat eseri üretmek görsel sanatlar eğitiminin en önemli amaçlarından biridir. Ancak sanat eğitiminin amaçları ve bu süreçte ulaşılan değerler uygulamalı araştırmaların gölgesinde bırakılmamalıdır. Bu bağlamda, sınırlılıklara bir alternatif, öğrencinin süreçteki gelişimini yansıtan performansa dayalı bir yaklaşım olan portfolyolar olabilmektedir. Ayrıca yine teknolojideki değişim ve gelişimle birlikte özellikle daha genç kuşaktan oluşan öğrencilerin yaşamlarına sosyal medya araçları entegre olmuştur. Kullanılan birçok sosyal medya aracı, kişinin yaşamını ve faaliyetlerini yansıttığı gibi aynı zamanda görüşlerini ve kendi ortaya koyduğu ürünlerini de yansıtabildiği bir alan hâline gelmiştir. Bu çalışmada öğretmen adaylarının sosyal medyanın portfolyo olarak kullanımı hakkındaki görüşlerini ortaya koymak ve araştırmadan elde edilen bulguların görsel sanatlarda öğrenme ve öğretme süreçlerindeki çeşitli uygulamalarda yeni fikirler için yol göstermesi ve teşvik edici olması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Öğretmenliği 1.,2.,3. ve 4. Sınıfta öğrenim gören 20 öğretmen adayı ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler nitel değerlendirmeye tabii tutulmuş ve değerlendirmeler sonucunda, öğretmen adaylarının en fazla kullandıkları sosyal medya aracının Instagram olduğu ve bu aracın sanat eserlerini sundukları bir portfolyo görevi gördüğü belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının sosyal medya kullanım amaçları arasında çoğunlukla alanlarına yönelik paylaşımlarda bulunmak, fiziken erişilemeyen sanatçı ve sanat eserlerine ulaşım sağlamak, kendi sanat eserlerinin satışını sağlamak olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının sosyal medyanın portfolyo olarak kullanılması hakkında genel olarak pozitif görüşlere sahip oldukları ve sosyal medyanın bilinçli kullanımının kendilerini pek çok anlamda geliştirdiğini bildirdikleri belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Görsel Sanatlar Eğitimi, Portfolyo, Sosyal Medya.
Çağdaş Türk resim sanatı tarihinde ölüm ve mezarlıklar temalı resimlerin incelenmesi
Bu araştırma, dünya ve Türk resim sanatındaki ölüm ve mezarlık temalarının gerçek ve sembolik anlamlarını ele almaktadır. Türk resim sanatından beş farklı sanatçının ölüm ve mezarlık temalı eserleri, çeşitli yapıt inceleme kuramları ve yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Osman Hamdi Bey'in eseri, Hartmann'ın Ontolojik kuramıyla; Hüseyin Avni Lifij'in eserleri, Panofsky'nin İkonografik ve İkonolojik kuramıyla; Cihat Burak'ın eseri, Sartre'ın Egzistansiyalizm-Varoluşçuluk Felsefesini Temel Alan Ekspresyonist-Dışavurumcu kuramıyla; Balkan Naci İslimyeli'nin eseri, Freud'un Psikanalitik kuramıyla; Aydın Ayan'ın eseri ise Marx'ın Toplumcu Gerçekçi kuramı çerçevesinde incelenmiştir. Bu farklı kuramsal yaklaşımların kullanılmasıyla her eserin derinlemesine anlaşılması ve farklı katmanlarının keşfedilmesi sağlanmıştır. Yapılan çözümlemeler neticesinde: Sanat eserlerinin sadece bir kuram çerçevesinde değerlendirilmemesi ve her eserin kendi bağlamında farklı kuramsal çözümlemelerle değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Her bir eserin farklı bir kuram ya da bakış açısıyla incelenmesi, sanatın çok yönlü doğasını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, eserlerin yorumunu zenginleştirirken sanatçının niyetini ve izleyiciye iletmek istediği mesajı daha iyi anlama fırsatı sunmaktadır. Ayrıca farklı kuramların kullanılmasıyla sanat eserlerinin evrensel ve zamanüstü anlamlarının da keşfedilmesi mümkün olmaktadır. Bu çalışmanın sanat eserlerini inceleme yöntemleriyle gerçekleştirilmesinin sanat eğitimi alanlarına katkı sağlaması beklenmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin kinetik sanat algılarının uygulama yoluyla incelenmesi: Bir durum çalışması
Kinetik sanat, 1950'lerden sonra ortaya çıkan ve temelinde Konstrüktivizm ve Dadaizm'in etkilerini barındıran bir sanat akımıdır. Sanat yapıtlarında "hareketin" tasarım öğesi olarak kullanılması yaklaşımının benimsendiği kinetik sanatta, hareket eden veya izleyici tarafından hareket ediyormuş gibi görünen eserler ortaya konulmuştur. Geleneksel yaklaşımda genellikle durağan ve tek bir anı simgeleyen plastik sanatlar, kinetik sanatla birlikte farklı bir anlam kazanmış ve özellikle üç boyutlu yapıtlar konusunda ortaya konulan önemli eserlerle birlikte, sanat tarihinin önemli akımlarından biri haline gelmiştir. Bununla birlikte kinetik sanat, içerisinde fizik, mühendislik, mekanik gibi pek çok alanı barındırması bakımından da önemli ve disiplinlerarası bir akımdır. Bireylerin bilgiyi daha iyi kavraması ve bütünleştirmesi için okullarda verilen eğitimde farklı disiplinlerin bir araya getirilmesi oldukça önemlidir. Bu açıdan görsel sanatlar dersi, öğrencinin her yönden gelişmesini amaçlayan önemli bir derstir. Fizik, kimya, biyoloji gibi pek çok alanla rahatlıkla entegre edilebilecek olan görsel sanatlar dersi, eğitimin niteliğini arttırmada önemli bir araçtır. Bunun en güzel örneklerinden biri kinetik sanat akımdır. Görsel sanatlar dersi kapsamında uygulamalı olarak işlenebilecek olan kinetik sanat çalışmalarıyla, öğrencilerin fen derslerinde işlenen, ağırlıklar, kuvvetler, denge gibi konuları daha iyi kavramaları sağlanabilir. Bu ve benzeri örneklerden de anlaşılabileceği üzere görsel sanatlar dersinin eğitim-öğretim süreçlerine sağlayabileceği katkılar sayılamayacak kadar fazladır. Ancak eğitim kurumlarında hem ders saatlerinin yetersiz olması hem de fiziki koşullar nedeniyle verimli işlenemeyen görsel sanatlar derslerinde, kinetik sanat gibi uygulaması "meşakkatli" olabilecek konular göz ardı edilebilmektedir. Bu noktadan hareketle, bu araştırmada sanat tarihinin önemli akımlarından biri olan kinetik sanat akımı konusunda görsel sanatlar dersinde işlenebilecek uygulamaların geliştirilmesi ve bu uygulamalara katılan öğrencilerin kinetik sanata karşı olan algılarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışması modeli uygulanarak Bartın'da bulunan bir ortaokulda yürütülecektir. Çalışma grubunu, ilgili okulun ortaokul düzeyindeki 6. veya 7. sınıf seviyelerindeki öğrencilerinin oluşturması planlanan araştırmanın uygulama kısmı haftada bir saat olmak üzere dört hafta boyunca gerçekleştirilecektir. Araştırmada veriler gözlem ve görüşme yöntemleriyle toplanacak ve betimsel analiz yöntemi ile çözümlenecektir. Araştırma sonuçlarına göre görsel sanatlar dersi özelinde ne gibi değişiklikler yapılabileceğine dair öneriler sunulacaktır.
Görsel sanatlar öğretmenlerinin çoklu zeka kuramı hakkındaki görüşleri (Elazığ ili örneği)
Bu tezde nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılarak, görsel sanatlar eğitimi ve çoklu zeka kuramı ilişkisi incelenmeye çalışılmışır. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde; problem durumu, yani öğretmenlerin ÇZK hakkında bilgi sahibi olup olmadıkları ve kullanılabilirliğine, araştırmanın amacı olarak, görsel sanatlar öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, kıdem yılı, öğrenim düzeyi, mezun olunan fakülte, öğretim kademesi ve kuram hakkında bilgi sahibi oluşlarına göre görüşlerinin alınmasına, ÇZK kuramının, kullanılabilirliğinin artırıldığı taktirde, başarı sağlama açısından önemine, varsayımlara ve araştırmanın sınırlılıklarına değinilmiştir. Tanımlar kısmında, sanat, sanat eğitimi ve ÇZK' nın tanımları yapılmıştır. İkinci bölümde kuramsal bilgiler ve araştırmalar kapsamında sanat, sanat eğitimi ve çoklu zeka kuramından behsedilmiştir. Üçüncü bölümde, yöntem olarak nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı belirtilmiştir. Görsel sanatlar öğretmenlerinin, Çoklu zeka kuramı uygulamalarına yönelik tutumlarını incelemek amacıyla daha önceden belirlenen bir ÇZK tutum ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin uygulanması için gerekli izinler alınmış ve Elazığ MEM' e bağlı okullarda eğitim veren 103 öğretmenin vermiş olduğu yanıtlar doğrultusunda, veri analizi kısmında, SPSS24 programı ile verilerinin normal nonparametremik dağılım gösterdiği belirlenmiş olup, MWU ve KWH testi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgu ve sonuçlarına göre; Görsel sanat öğretmenlerinin, cinsiyet, yaş, fakülte türü, hizmet yılı ve eğitim kademesi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar görülmezken, ÇZK bilgi düzeyinin, anlamlı bir farlılık oluşturduğu görülmektedir. Öğretmenlerin ÇZK' a yönelik tutumlarının olumlu düzeyde oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak görsel sanatlar öğretmenlerinin, ÇZK' a yönelik bilgi ve uygulayabilme düzeylerinin de, düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Sanat, sanat eğitimi, çoklu zeka kuramı, ÇZK tutum düzeyi
Orta okul görsel sanatlar dersi öğretiminde seçilmiş bazı klasik müzik eserlerinin etkisi (A. Vivaldi Dört Mevsim Konçertosu)
Bu araştırmanın amacı, orta okul 8. Sınıf görsel sanatlar dersinde belirlenmiş olan ünitenin müzik eşliğinde disiplinler arası bir yaklaşımla işlenmesinin öğrencilerin yaratıcılıklarını, bilişsel ve duyuşsal gelişimlerine etkisini ortaya çıkarmaktır. İki sanat disiplini olan resim ve müzik, ortak öğelere sahip olması iki sanat disiplinin birlikte kullanılmasını kolaylaştırmıştır. Bu anlamda disiplinler arası yaklaşım ile ele alınan resim ve müzik birlikteliği, öğrenme ortamında öğrencilerin daha duyarlı olmasına, yeni yöntem ve tekniklerin geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Disiplinlerarası yöntemin öğrenmeye etkililiğini sorgularken, resimde müziğin etkisini araştırmak ulaşılmak istenen sonucun tespit edilmesinde ve konunun kavranmasında diğer amaçlar arasında yer almaktadır. Araştırmada görsel sanatlar dersinde işlenen konunun farklı yöntem ve teknikle ele alınması, öğrencilerin derse karşı tutum ve davranışının etkileyen önemli unsurlardandır. Araştırma kapsamında deney ve kontrol gruplarına öğrenme süreci başlatılmadan önce uygulamalar yaptırılarak ön test yapılmıştır. Ulaşılan sonuçlar sonucunda, süreç başlatılarak dört hafta ara ile mevsimler ünitesi kapsamında etkinlikler yapılmıştır. Etkinlikler sonrasında öğrencilerin öğrenme çıktıları incelenmiş, son olarak deney ve kontrol gruplarına uygulamalar dahilinde son test uygulanarak verilerin analizi sağlanmıştır. Verilerin analizi sonucunda ulaşılan bulgular göstermektedir ki görsel sanatlar dersinde müzik destekli gerçekleşen disiplinler arası uygulamaların öğrencilerin başarılarında anlamlı sonuçlar ortaya çıkardığı saptanmıştır. Görsel sanatlar dersinde kontrol grubunda geleneksel yöntemlerin uygulanması, deney grubunda ise müzik destekli uygulamaların gerçekleştirilmesi öğrencilerin uygulamalarında ulaşılan sonuçların deney grubu lehine olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bu kapsamda deney ve kontrol grupları arasında farkın beliğin olduğu, müzik destekli uygulamaların öğrenci çalışmalarında destekleyici etki yarattığı, aynı zamanda müziğin resim üzerindeki olumlu etkisini ortaya koymuş ve bu amaçla ön test son testli deney ve kontrol gruplu model kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Görsel Sanatlar Eğitimi, Disiplinler arası, Yaratıcılık, Klasik Müzik.
Görsel düşünme stratejilerinin görsel sanatlar öğretmen adayları üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı, görsel düşünme stratejilerinin görsel sanatlar öğretmen adaylarının görsel okuryazarlık yeterlikleri, eleştirel düşünme düzeyleri ve argüman yazma becerileri üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Bu araştırma karma araştırma modeli olarak desenlenmiştir. Çalışma grubu, eğitim fakültesi, güzel sanatlar eğitimi, resim-iş anabilim dalında öğrenim gören amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi ile seçilmiş öğrencilerinden oluşturulmuştur. Araştırmanın nicel verileri SPSS 27. Analiz programıyla .05 anlamlılık düzeyinde analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinden aynı grubun öntest ve sontest verilerini karşılaştırmak için non- parametrik testler kullanılmıştır. Görsel Düşünme Stratejilerinin öğretmen adaylarının görsel okuryazarlık ve eleştirel düşünme becerileri üzerinde anlamlı bir artış sağladığı, öntest ve sontest sonuçları arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Görsel okuryazarlık alt boyutlarında ve eleştirel düşünme eğilimlerinde belirgin gelişimler gözlemlenmiştir. Ayrıca, Görsel Düşünme Stratejileri argüman yazma becerilerini de geliştirmiş, yazılan argümanların hem sözcük sayısı hem de içerik derinliğinde belirgin bir artış sağlanmıştır. Sonuç olarak Görsel Düşünme Stratejilerinin öğrencilerin eleştirel düşünme, görsel okuryazarlık ve argümantasyon yazma becerilerini olumlu etkisi olduğuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Görsel Düşünme Stratejileri, Görsel Okuryazarlık, Eleştirel Düşünme, Argüman Yazma, Görsel Sanatlar