Ankara Yıldırım Beyazıt University
Anabilim Dalı

Doğu Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı

Ankara Yıldırım Beyazıt University

85

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mîhâîl Nu'ayme'nin hayatı ve Mirdad adlı eserinin teknik ve tematik yönden incelenmesi

Mîhâîl Nu'ayme değişik ülkelerde yaşamış, farklı inanç ve mezheplerle karşılaşmış, değerli bilim ve din adamlarından etkilenmiş ve birçok alanda da kendini yetiştirmiş, başta Arap dünyası olmak üzere dünyada nam salmış, çok kültürlülüğü ile temayüz etmiş fikir adamı, eleştirmen ve şair bir Mehcer edebiyatçısıdır. Hemen hemen her alanda fikir ileri sürmüş, eserlerinde bunlar dağınık halde mevcuttur. Ancak mistik yapısı eserlerinde daha yoğundur. Yaklaşık yüzyıl yaşamış olan Nu'ayme, fikirlerinin toplu olarak yerleştirdiği en önemli eserlerinden biri de inceleme konumuz olan Mirdad adlı eseridir. Bu eserde Mihail Nu'ayme'nin savunduğu ve eserlerinde vurguladığı farklı inanç ve mezhepler ile vahdet-i vücuttan reenkarnasyona kadar değişik dini, mistik ve felsefi konular hakkındaki görüşleri yer alır. Bu incelememizde iki ana bölüm işlenecektir. Birinci bölümde incelemekte olduğumuz eserin yazarı Mîhâîl Nu'ayme'nin hayatı, yaşadığı ülkeler, aldığı eğitimler, etkilendiği yazarlar, edebi kişiliği ve farklı türlerdeki eserleri kısaca incelenecektir. Ayrıca Mehcer edebiyatı, sebepleri, akımları ve bunlarda Nu'ayme'nin yeri irdelenecektir. İkinci bölümde Mirdad adlı eseri iki yönden incelenecektir. Eserin olay örgüsü, karakterleri, zaman ve mekân ile dil, üslup ve anlatım gibi teknik; yazarın uzun ömrü ve birikimli ilmi ve mistik halinin eserde serpiştirdiği Tanrı, vahdet-i vücut, reenkarnasyon, doğa ve insan sevgisi, ölüm ve zaman gibi kavramları tematik yönden incelenecektir.

Turan Öz
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cebrâ İbrâhîm Cebrâ'nın hayatı, eserleri ve El-Ġurefu'l-Uḫra adlı romanının incelenmesi

Roman hikâyeden daha uzun bir hacimde yazılan edebi eserdir. İlk ortaya çıktığında sıradan görülen bu tür zaman geçtikçe edebi değerini kazandı. Roman türü Arap edebiyatına ilk kez tercüme yoluyla girmiştir. Eğitim için Avrupa ülkelerine giden aydınlar orada bu türü görüp Arap edebiyatına da kazandırmak istemişlerdir. Batı dillerinde yazılan romanlar tercüme edilmiş daha sonra bu türde eserler kaleme alınmıştır. Modern Arap edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biri olan Cebrâ İbrâhîm Cebrâ Filistinli, çok yönlü bir edebiyatçıdır. Cebrâ Filistin, İngiltere, Irak ve Amerika gibi farklı ülkelerde yaşamış ve hayatının çoğunu Irak'ta geçirmiştir. Farklı ülkelerde yaşaması onun pek çok yabancı eserle tanışmasına imkân sağlamış ve o da bu eserleri Arap dünyasına tanıtmak için tercüme faaliyetlerinde bulunmuştur. Filistinli olan yazarın yaşadığı ortam onun edebi kişiliğini şekillendirmiştir. Vatanından sürgün edilmiş olmanın etkilerini hep omuzlarında taşımıştır. Hikâye, roman, şiir, çeviri ve eleştiri gibi çeşitli alanlarda eserler veren yazarın toplam yedi romanı bulunmaktadır. el-Ġurefu'l-Uḫrâ (Diğer Odalar) Cebrâ'nın kaleme aldığı beşinci romandır. Eser ilk kez 1986 yılında basılmıştır. Yazar bu romanı gerçeküstü niteliklerle süsleyerek diğer romanlarından farklı bir tarzda kaleme almıştır. Ana karakter kendini kaybetmiş biri olarak karşımıza çıkar, diğer karakterler de farklı kişiler olarak görünür. Roman Binbir Gece Masallarını anımsatan bir hikâye ile başlar. Yazar bu eserde bir nevi Arap geleneği ile Batının anlatım tekniğini sentezlemiştir.

Ruken Uçar
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Klasik Arap nesrinde gramer istisnaları / Grammatical necessity in classical Arabic prose

Dilbilimsel bir terim olarak "istisna" veya "zorunluluk" kural, kafiye veya ölçüye ‎uymayan şiir, normdan sapma şeklinde tanımlanmaktadır. Bu durum şiirde normal ‎görülmekteyken, nesirde vuku bulması beraberinde bir takım tartışmaları da ‎getirmiştir. Gramer zorunluğuna bağlı dilsel sapmalar(istisnalar) zorunluluk kavramı ‎uzun zamandır birçok bilim insanı tarafından şiirle ilişkilendirilmiş ve genellikle ‎sadece şiirle ilgili olarak düşünülmüştür; erken dilbilimcilerin açıklamalarından alınan ‎açık kanıtlara dayandırılarak bu zorunlulukların sadece şiirle ilgili olduğu kabul ‎edilmiştir. Ancak bu dilbilimcilerin tartışmalarına ve ifadelerine derinlemesine ‎inmek, şiirdeki zorunluluğun uzmanlık alanının daha çok baskın bir durum olduğunu ‎gösteriyor, mutlak bir uzmanlık alanı olmadığını ortaya koyuyor. Bu araştırmada, dil ‎bilgisel zorunluluk konusu ve bu zorunluluğun sadece şiirde değil, secî ve atasözleri ‎gibi bazı eski Arap nesir türlerinde de var olabileceği tartışılmış ve bu durumu birkaç ‎nedene dayandırmışlardır; kullanımın yaygınlığı, uyum ve nesrin şiir gibi kafiyeler ve ‎tekrarlarla geliştirilmesi ihtiyacı gibi. Çalışmada konuyla ilgili eş ve zıt görüşler ‎ortaya konmuş, her iki tarafından delilleri objektif olarak incelenmeye çalışılmıştır. ‎Sonuçta zaruret/zorunluluğun şiirlerde olabildiği gibi bazı nesir türlerinde de vuku ‎bulabileceği kanısına varılmıştır.‎ Anahtar Kelimeler: Gramer, Arap Grameri, İstisna, Zaruret, Nesir

Nabeh Al Ahmad
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap Baharı sürecinde Suriye'de bir propaganda aracı olarak şiir, Abdulbâsit Sârût örneği

Bu tezde, Suriye devriminde Abdulbâsit Sârût'un şiirlerini bir propaganda aracı olarak nasıl kullandığı incelenmiştir. Çalışmada, Sârût'un şiirlerinin dil, biçim ve tema yönünden analiz edilerek bu şiirlerin devrim sürecindeki etkisi ve rolü değerlendirilmiştir. Sârût, şiirleri aracılığıyla devrimci mesajlarını ileterek halkı motive etmiş ve direnişi teşvik etmiştir. Araştırma kapsamında, Arap Baharı öncesi Arap ülkelerinin ve Suriye'nin siyasi ve toplumsal yapısına değinilmiş, Sârût'un hayatı ve devrimdeki rolü detaylandırılmıştır. Sârût'un şiirlerinde sıkça vurgulanan özgürlük, adalet, direniş ve dayanışma temaları, halkın devrimci ruhunu canlı tutmada önemli bir yer edinmiştir. İnternet ve sosyal medya aracılığıyla yayılan bu şiirler, devrimin kilit propaganda araçlarından biri haline gelmiştir. Sonuç olarak, Sârût'un sade ve etkili dili, şiirlerinin geniş halk kitlelerince benimsenmesine ve devrim sürecinde kalıcı bir etki yaratmasına olanak sağlamıştır. Bu çalışma, Sârût'un şiirlerinin Suriye devrimindeki rolünü ve edebi eserlerin toplumsal hareketlerdeki gücünü vurgulamaktadır.

Abdullah Azzam
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

'Abdü'l-'Azîz el-Mekâlih hayatı ve şiiri

Şiir, insanoğlunun var oluşundan bugüne önem arz etmektedir. İnsanoğlu şiire ehemmiyet atfetmekte ve duygularını şiirle ifade etmeye özen göstermektedir. Öyle ki okuması yazması olmayan insanlar bile şiirlerle duygularını ifade etmeyi tercih etmektedirler. Şiir, her toplumda mühim bir yere sahip olduğu gibi Arap toplumunda da önem arz etmektedir. Cahiliye Dönemi'nden beri şiir için Arapların divanı denmekte ve bu söz şiirin Arap toplumundaki kıymetini ortaya koymaktadır. Arap ülkelerinden olan Yemen'de de şiir önemlidir. Yemen'in değerli şairlerinden birisi de 'Abdü'l-'Azîz el-Mekâlih'dir. Bu çalışma, 'Abdü'l-'Azîz el-Mekâlih'in hayatı ve edebi eserlerini incelemektedir. el-Mekâlih, Yemen'in edebi ve kültürel sahasında önemli bir figür olarak kabul edilmekte ve şiirleriyle Arap edebiyatına önemli katkılarda bulunmaktadır. Çalışmada, el-Mekâlih'in şiirlerinin tematik ve üslupbilim analizi yapılmış, onun edebi mirası ve Arap edebiyatındaki yeri değerlendirilmiştir. el-Mekâlih'in şiirlerinde sosyal ve siyasal meseleler de işlenmekte olup, Yemen'in tarihsel ve kültürel zenginliklerini yansıtan anlamlar ve imgeler de bulunmaktadır. Şiirlerinde genellikle şiirin unsurlarını modern tekniklerle harmanlayarak, duygusal ve toplumsal bir içerik sunmaktadır. el-Mekâlih genç yaşında başladığı şiir hayatı boyunca önemli eserler vermiştir. Onun şiirleri, sosyal ve politik değişimlere ışık tutmakta ve edebi anlamda derinlik sunmaktadır. el-Mekâlih'in eserlerinin, gelecek nesiller için de önemli bir ilham kaynağı olacağı ve Arap edebiyatına olan katkılarının uzun yıllar devam edeceği öngörülmektedir.

Fatma Zehra Kavak
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İbn Hişâm'ın Evdahu'l-mesâlik isimli eserinde şiir zarureti (Sistematik ve analitik bir çalışma)

Şiirsel zaruret çalışması, dilbilgisi prensiplerinin temel konularından biri olup, bilim adamları arasında dilbilgisel tartışmalara önemli bir etki yapmıştır. Bu çalışmanın iki yönü vardır: temel ve uygulamalı. Temel yön, "zaruret" teriminin tanımlanmasına, bu konudaki bilimsel anlaşmazlıklara değinilmesine ve onu: "düz yazıda karşılığı olmayan, şairin başka bir seçeneği olmadığını söyleyenlere karşıt olarak, şiirde bulunan" olarak tanımlayan hakim görüşün sunulmasına odaklanmaktadır. İbn Hişâm'ın bu tanımı seçmesi ve hakim görüşle uyumlu olması açıklığa kavuşturulmaktadır. Uygulamalı yön ise esas olarak İbn Hişâm el-Ensârî'nin "Evdahu'l-Mesâlik ilâ Elfiyyeti İbn Mâlik" adlı kitabı ve diğer dilbilgisel eserlerini inceleyerek, dil kurallarından sapma gösteren şiirsel kanıtlarla ilgili İbn Hişam'ın tercihlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Çalışma, İbn Hişâm tarafından açıkça veya örtük olarak zaruri olarak değerlendirilen altmış altı şiirsel kanıtı içermektedir. Bu kanıtlar, elli sekiz dilbilgisi dallarıyla ve sekiz morfoloji ile ilgili olarak kategorize edilmiştir. Çalışma, İbn Hişâm'ın görüşlerini net bir şekilde açıklamakta, bazen diğer eserlerine atıfta bulunarak, bilimsel anlaşmazlıklara, onların kanıtlarına ve en güvenilir görüşlerin belirlenmesine değinmektedir. Çalışma, genel zaruret kavramıyla ilgilenmemekte, sadece İbn Hişâm'ın "Evdahu'l-Mesâlik" adlı eserinde açıkça ele aldığı konularla ilgilenmektedir.

Hind Şeyh Süleyman
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adonis'in şiirlerinde metinlerarasılık yöntemi olarak gönderge

Arap edebiyatı gerek nazım ve gerekse nesir türünde hayli geniş bir mirasa sahiptir. Özellikle şiir türünde Cahiliye döneminden günümüze kadar binlerce şair yetişmiş, çok kaliteli şiirler söylenmiş ve yazılmıştır. Arap edebiyatında yirminci yüzyılda yetişmiş ve önemli şiirler yazmış şairlerinden biri de daha çok Adonis adıyla bilinen Ali Ahmed Said Esber'dir. Adonis, geleneksel Arap şiirine yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşım getirerek, Arap edebiyatında değişiklikler yapmış bir şairdir. Adonis'in şiirlerinde sıkça rastlanan temalar arasında doğa, metafizik, mistik ve mitolojik unsurlar bulunmaktadır. Eserlerinde kullandığı imgeler, semboller ve metaforlar onun derin düşünce yapısını ve entelektüel birikimini yansıtır. Bu çalışma, çağdaş Arap şiirinin önemli isimlerinden biri olan Adonis'in şiirlerini, bir metinlerarasılık yöntemi olan gönderge bağlamında ele alıp incelemektedir. Çalışmanın giriş kısmında genelde Arap şiiri özelde ise Suriye şiiri hakkında birtakım genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Adonis'in hayatı ve edebi kişliği ele alınmıştır. İkinci bölümde öncelikle metinlerarasılığın kuramsal çerçevesi hakkında bilgiler verilmiş ardından Adonis'in şiirleri, metinlerarası tekniklerin en sık kullanılanlarından biri olan gönderge yöntemi açısından ele alınmıştır. Çünkü şair, dini, tarihi, edebi ve mitolojik göndermeler yaparak, eski ve yeni metinler arasında bir diyalog kurar. Adonis'in şiirlerinde yer alan dini göndergeler, onun felsefi ve mistik yönlerini ortaya koyar. Çalışmada ayrıca şairin bu göndergeler vasıtasıyla şiirini, yapısal ve içeriksel açıdan nasıl zenginleştirdiği tespit edilmeye çalışılmıştır.

Meryem Bürkek
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed el-Feytûrî'nin şiirlerinde şiir formları

Bu çalışmada, Çağdaş dönem şairlerinden Sudanlı Muhammed el-Feytûrî'nin hayatı ve edebi akımlar bağlamında şiir çeşitliliği ele alınmıştır. el-Feytûrî'nin şiirleri daha çok özgürlük, sömürgecilik, ten rengi, kölelik, yabancılaşma, yalnızlık, keder, vatan özlemi ve kadın gibi meseleler etrafında şekillenmektedir. Şairin alışılmış Arap kültüründen farklı etkiler taşıyan ve bu temeller üzerinde inşa edilen şiir serüveni, romantizmden realizme, sembolizmden sürrealizme kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirilmiştir. Romantizm akımı, sevgi ve coşkuyu öne çıkaran yaklaşımıyla el-Feytûrî'nin şiirinde belirgin bir yer tutmuş, bu temalar aracılığıyla ülkesini ve insanlarını sevgiye ve dayanışmaya davet etmiştir. el-Feytûrî, realist akımının etkisiyle, Afrika'nın acı dolu gerçeklerini ve sömürgecilerin halkına yaşattığı ayrımcılığı ve sömürüyü betimlemiştir. Bu eserlerinde kara Afrika'nın acıları, beyazların üstünlük iddiaları karşısında halkının çektiği zulüm ve ayrımcılık gözler önüne sermiştir. el-Feytûrî, sembolist şiirlerde ise bazı simgeler aracılığıyla yaşanan acıları ve siyasi baskıları dile getirmiştir. Özellikle politik baskılar ve eleştirel düşüncenin susturulması karşısında, gerçeklerin Bu tür şiirler vasıtasıyla ve dolaylı bir yoldan ifade edilmesine imkân tanımıştır. el-Feytûrî'nin şiirlerinde "zenci" gibi kavramlar Afrika'yı, dini figürler ise insanlığın ortak değerlerini sembolize etmiştir. Bunun yanı sıra Nelson Mandela ve Selahaddin Eyyubi gibi devrimci kişilikleri simgesel olarak çokça kullanmıştır. Şiir dili geleneksel ve modern unsurları bir arada barındırmakta olup, amacına uygun kelime seçimiyle dikkat çekmiştir. Şiirlerinde Arap dünyasına ve Afrika kıtasına duyduğu bağlılığı, İslami kültürün etkisiyle harmanlamıştır. Şiirlerinde Kur'an-ı Kerim'den bazı ayetlere de yer vererek, İslami kültürden kopmadığını göstermiştir.

Abdullah Alalı
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Cahiliye şairlerinden Teebbeta Şerran'ın el-Mufaddaliyye'sinin sarf ve nahiv açısından incelenmesi

Bu tez el-Mufaddal ed-Dabbî'nin şiir seçkileri olarak bilinen El-Mufaddaliyât kitabının ilk kasidesinde yer alan nahiv ve sarf meselelerinin analizini ve incelenmesini konu almaktadır. Bu kaside, Cahiliye dönemi şiirinin önemli şairlerinden ve en ünlü eşkiyalarından biri olan Teebbeta Şerran'a aittir. Çalışmada, bu kasidede yer alan bazı nahiv ve sarf konuları incelenmiştir. Bu konular hakkında öncelikle birtakım açıklayıcı bilgiler verildikten sonra Teebbeta Şerran'ın beyitlerinde nasıl kullanıldıkları tespit edilmiştir. Beyitlerdeki istişhad yönleri açıklanmış ve dilbilgisi âlimlerinin görüşlerini aktarılmıştır. Araştırma, bir giriş, iki bölüm ve bir sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş, araştırmanın önemi, amaçları, zorlukları, el-Mufaddaliyat ve onun derleyicisi hakkında bilgiler ile önceki çalışmaları ele almaktadır. Ayrıca, şair Teebbeta Şerran'ın biyografisini de içermektedir. Birinci bölümde, kasidede yer alan en önemli nahiv yapıları ve meseleleri analiz edilmiş, tartışılmış ve incelenmiştir. Bu incelemeler sırasında, dilbilgisi âlimlerinin görüşleri izlenerek güvenilir kaynaklara başvurulmuştur. Burada ele alınan meselelerden bazıları altı özel isim (esma-i sitte), nasih harfler, türetilmiş isimlerin işlevleri, hal (durum zarfı), istisnai leysedir. İkinci bölümde Teebbeta Şerran'ın beyitlerinde yer alan önemli sarf meseleleri incelenmiş, açıklamalar yapılmıştır. Bu bölümde kullanılan bilgiler, güvenilir sarf kitapları ve kaynaklarına dayanmaktadır. Ele alınan meselelerden bazıları üç harfli kök fiillerin ve ziyade fiillerin mastarları, ism-i fail, mübalağa kalıpları, sıfat-ı müşebbehe, illetli fiillerdir.

Maher Allbabedy
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

2015 yılı sonrası Suriye romanında gerçekçilik ve toplumsal boyut

Bu çalışmanın amacı, 2015 yılı sonrası, savaş ve trajedinin gölgesinde Suriye romanlarında realizm unsurlarını keşfetmektir. Bilim insanları, Batı'da ortaya çıkan ve genel olarak Arap edebiyatı üzerinde belirgin bir etki bırakan bir akım olan realizmi incelemeye büyük ilgi göstermiştir. Arap yazarlar, özellikle Suriye'de, bu gerçekliğin inceliklerini büyük ölçüde aktarmayı başarmışlardır. Bu yaratıcı kişiler arasında, çağdaş tarih boyunca Suriye halkının gerçekliğini yansıtmayı başaran, ayrıca Suriye'yi etkileyen entelektüel yaşam ve krizleri betimleyen birkaç Suriyeli yazar bulunmakta ve bu zorluklara çözümler bulmaya çalışmaktadırlar. Bu çalışma, Suriye devrimi sırasında yazılan meşhur romanlardan bir seçkiyi inceleyerek, Suriyeli yazarların eserlerinde realizm konusunu ele almaktadır. Bu romanlar, kırsal, kentsel, vatan, sürgün, diaspora, iltica gibi çeşitli realizm biçimlerini temsil etmektedir. Bu romanlar 2015-2023 yılları arasında sınırlı bir zaman diliminde, Suriyeli yazarların farklı anlatı deneyimlerini sunmakta ve çağdaş edebiyatta realizm modellerinin ve bu romanlarda yer alan etkilerinin neredeyse eksiksiz bir resmini sunmaktadır. Bu tezde, betimleme ve analiz temelli bir metodoloji benimsenmiştir. Buradan hareketle çağdaş Suriyeli yazarların realist akımın özelliklerini ustaca ve ikna edici bir şekilde kullanarak fikirlerini ve halklarının endişelerini Arap okura tam ve gerçekçi bir şekilde aktardıkları sonucuna varılmıştır.

Danıa Alboush
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İbnü'l-Fârız'ın şiirinde tasavvufi anlamların inşasında belagat fenomenleri ve etkisi

Bu araştırma, İbnü'l-Fârız'ın şiirlerinde görülen belâgat olgularını tasavvufî anlamların inşasında merkezi bir unsur olarak ele almayı ve bu olguların tasavvufî deneyimi nasıl biçimlendirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tasavvuf şiirinin en önde gelen şairlerinden biri olan İbnü'l-Fârız, dili derin ruhani anlamlar taşıyan bir araca dönüştürmedeki başarısıyla öne çıkmış; bu yönüyle belâgat, şiirindeki ruhani tecrübeyi kuran temel yapı taşlarından biri hâline gelmiştir. Araştırma, özellikle istiare, teşbih, mecaz, kinaye ve Kur'anî göndermeler gibi belâgat sanatlarını analiz ederek bu sanatların fenâ, ittihad, ilahî aşk ve ruhani tecelliler gibi tasavvufî kavramların ifade edilmesinde nasıl işlediğini ortaya koymaktadır. Çalışma, dilsel biçim ile manevi anlam arasındaki ilişkiyi incelemekte; belâgatın yalnızca süsleme işlevi üstlenmediğini, aynı zamanda tasavvufî anlamı kuran ve derinleştiren bir unsur olduğunu göstermektedir. Araştırmanın önemi, belâgat incelemesi ile tasavvuf araştırmalarını bir araya getiren yöntemsel yaklaşımında belirginleşmektedir. Çalışma, üslubun tasavvufî anlam üzerindeki etkisini ortaya koyarak eleştirel ve edebî araştırmalara katkı sunmakta, ayrıca başka tasavvuf metinlerine de uygulanabilir bir çözümleme modeli geliştirmektedir. Bunun yanında, İbnü'l-Fârız'ın şiirini hem belâgat hem tasavvuf açısından bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmesi bakımından literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır. Konu seçiminin gerekçeleri arasında tasavvuf şiirinin Arap edebiyatındaki seçkin yeri, İbnü'l-Fârız'ın derin ruhaniyet ile yüksek belâgatı birleştirme konusundaki benzersizliği ve bu alanda yapılan analitik–uygulamalı çalışmaların sınırlı oluşu yer almaktadır. Ayrıca belâgat ile tasavvufî anlam arasındaki ilişkinin incelenmesi, okurun ruhani tecrübeyi daha derin kavramasına yardımcı olmakta ve dilin insanın en yüksek vecd hâllerini ifade edebilen bir araç olduğunu göstermektedir. Araştırmanın temel problemi şu soruda özetlenmektedir: Belâgat sanatları, İbnü'l-Fârız'ın şiirlerinde tasavvufî anlamların ifade edilmesini nasıl etkilemektedir? Bu soru; şairin üslup ve belâgat özelliklerinin neler olduğu, mecaz ve benzetmelerin tasavvufî anlamları iletmedeki rolü, belâgatın ruhani tecrübeyi okura aktarmadaki etkisi ve İbnü'l-Fârız'ın diğer tasavvuf şairlerinden ayrılan özgün belâgat unsurlarına sahip olup olmadığı gibi alt sorulara ayrılarak detaylandırılmaktadır. Bu araştırma böylece İbnü'l-Fârız'ın şiirindeki derin belâgat yapısını çözmeyi, bu yapının tasavvufî tecrübeyi nasıl kurduğunu göstermeyi ve dil ile ruhun şiirsel düzlemde nasıl bir bütünlük oluşturduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir.

Fatema Alkhatıb
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdulganî en-Nablusî ve gezi edebiyatı bağlamında El-Hadratu'l-Unsiyye Fi'r-Rihleti'l- Kudsiyye adlı eseri

Araştırmamızda Osmanlı dönemi Arap Edebiyatında önemli bir yeri olan Abdulganî en-Nablusî'nin hayatı, eserleri, ilmi kişiliği ve "el-Hadratu'l-unsiyye fi'r- rihleti'l-Kudsiyye" adlı eseri çerçevesinde yaptığı seyahati edebi bir şekilde incelemeye çalıştık. Araştırmamız bir giriş, iki bölüm, sonuç, Kudüs'e yapmış olduğumuz seyahat sonucunda çektirdiğimiz fotoğraflar ve kaynakçadan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde; gezi edebiyatı ve Osmanlı dönemi Arap edebiyatı kavramlarını kısaca açıklamaya çalıştık. Birinci bölümde, en-Nablusî'nin hayatı, kişisel yönü, ilmî kişiliği ve eserleriyle beraber en-Nablusî'nin edebi yönü, onu etkileyen şahsiyetleri, tasavvuf anlayışı ve kaleme almış oluğu eserleri ele aldık. İkinci bölümde, en-Nablusî'nin dini bir gezisinin semeresi olan "el- Hadratu'l-unsiyye fi'r-rihleti'l-Kudsiyye" adlı eseri çerçevesinde, toplamda kırk beş gün süren, Dimeşk'ten başlayan ve Kudüs'le devam eden seyahatnamesini inceledik. en-Nablusî'nin bu seyahatnamesinde, gezip gördüğü, ziyaret ettiği yerlerin önemine ve bu seyahatte ele almış olduğu birçok şiirine yer verdik. Ayrıca, bu eser çerçevesinde gelişen seyahati, edebi yönden de inceleyerek, eser çerçevesinde Arap dilinde şiirin ve nesrin bu dönemde hangi durumda olduğunu göstermek için eseri, dil ve üslup açısından da kısaca incelemeye çalıştık. Fotoğraflar bölümünde (Ekler bölümünde) ise; Dicle Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü (DUBAP) desteği ile Kudüs'e yapmış olduğumuz seyahat esnasında çektirdiğimiz fotoğraflara yer verdik. Anahtar Sözcükler en-Nablusî, Seyahat, Arap Edebiyatı, Dimeşk, Kudüs,

Abdülgani NablusiArap edebiyatıEdebiyat+3
Musab Baran
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Safiyyuddîn el-Hillî'nin el-Kâfiyetu'l-Bedî'iyyesi

Bu çalışmada, Arap edebiyatında, bedîiyyâtın ne olduğu ve nasıl ortaya çıktığı açıklanmaya çalışıldı. Bu konudaki görüşlere yer verildi. Sonrasında Safîyyuddîn el-Hillî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri incelendi. Bedîiyyât türünde nazmedilen ilk kaside olanSafîyyuddînel-Hillî'nin el-Kafîyyetu'l-Bedî'iyye fî'l-Medaihi'n-Nebeviyye adlımanzumesi, şekil ve içerik bakımından incelendi. Bu kasidedeki her beyitin ihtiva ettiği bedîî sanatlarının lugat ve terim manaları açıklandı. Her beyit, içerdiği sanata örnek verildi. Çalışmanın sonuna ise bu kaside ve Türkçe tercümesieklendi. Anahtar Sözcükler Arap edebiyatı, bedîiyye, bedîiyyât, Safiyyuddîn el-Hillî, el-Kafîyyetu'l-Bedî'iyye, bedîî sanatları

Arap edebiyatıArapçaBedi sanatlar+3
Aziz Yavuz
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern dönemde nahivdeki yenilik hareketleri

Nahiv ilmi, Arapçayı hatalardan korumak ve yabancı milletlerin Araplara karışmasından sonra Arapları, dil yanlışlarından uzak tutmak duyarlığından doğmuştur. Zamanla bu ilim dalı, başka ilimlerden etkilenmiş; derken karmaşıklık, hem nahvi hem onun metodunu ağır aksak yürür hale getirmiştir. Öyle ki nahvin zorluğu ve manevra alanının daraldığına dair araştırmacıların şikâyet sesleri yükselmiştir. Bundan dolayı nahvin yenilenmesi, kolaylaştırılması, karmaşıklıktan ve kusurlardan kurtulması hakkında önceki dilbilimcilerin yaptığı birçok çalışma olmuştur. Onlardan en önemlisi, İbn Madâ el-Kurtubî'nin çalışmasıdır. Modern çağda farklı bölgelerde olmak üzere birçok çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmalar, çeşitli amaçlar güden, farklı ve birbiriyle çelişik metotlar formatında yapılmıştır. Bazı çalışmalar, nahiv kültürüne saldırmayan ve geleneksel muhafazakâr çizgiyi takip eden çalımalardır. Onların en meşhuru İbrâhîm Mustafâ'nın; diğeri ise modern Batı dil araştırmalarından etkilenen Temmâm Hasan'ın çalışmasıdır. Bu araştırma, nahiv alanında yapılan modern çalışmaların en önemlilerini incelemektedir. Aynı şekilde, yenilikçi nahiv çizgisinden uzak, araştıranları bıktıran, öğretmen ve öğrencilerin nefretini kazanan geleneksel nahve, alternatif olmayı amaçlayan çalışmaları incelemektedir.

ArapçaDilbilgisiDilbilim+5
Mohammad Malek Khaznawi
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Arap edebiyatında sembolizm "Muhammed el- Mâgût örneği"

Bu çalışma esas olarak Arap şiirinde sembolizm akımının incelenmesine dayanmaktadır. Çalışmanın uygulanmasına örnek olarak Muhammed el-Mâgût'un şiirlerinde sembolizmin tezahürleri ve sembolizmi çalışmalarında nasıl uyguladığı ele alınmıştır. Sırasıyla Sembolizmin kökeni, terminolijik olarak ne anlama geldiği hakkında bilgilere yer verilmiş, bunlara ek olarak sembolizm akımının tarihi - Sembolizmin kökleri eski çağlarda olsa da modern zamanlarda anlamı genişlemiştir- İslam öncesi Arap edebiyatından modern edebiyata kadar takip edilebilmektedir. Burada sembolizm, edebiyattaki yeni gelişmelerin meydana getirdiği modern bir edebi doktrin olarak, ortaya çıkış nedenleri, mahiyeti ve Arap şiirindeki en önemli özellik ve şekilleri gösterilerek ele alınmıştır. Ayrıca Muhammed el-Mâgût'un edebi bir şahsiyet olarak modern Arap edebiyatındaki yeri ve etkisinin ne olduğu; şiirlerinde sembolizmi nasıl kullandığı üzerinde de durulmuştur. Bu çalışma, sembolizmin Arap şiirinin muhtelif merhalelerinde yoğun bir şekilde bulunduğu halde modern çağda prensipleri belirli olan edebi bir akım olarak şekillendiği sonucuna varmaktadır.

Khansa Alhamad
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Osmanlı döneminde tasavvuf şiirleri (1517-1798)

Bu araştırmada Osmanlı döneminde tasavvuf şiirleri (1517 – 1798) hakkında bilgi vermeye çalıştık. Bu araştırma Arap toplumunun Osmanlı devleti hakimiyeti esnasında ve öncesindeki kültürel, sosyal ve siyasi durumlarını özetlemiş olduğum tarihin başlangıcını içermektedir. Birinci bölümde tasavvuf ve zühdün ortaya çıkışına ve her birinin sözlük ve terimsel türeyişi ve gelişme aşamaları hakkındaki ilk görüşlere yer verdik.Bunun yanı sıra tasavvuf ve zühd şiirlerinden doğan dini şiirlere değindik. İkinci bölümde tasavvufun hakikati, tarikatı tasavvuf erbabının görüşleri ve kendilerine muhalefet edenlere karşı yapmış oldukları reddiyelerini yazmış olduğum vahdetül vucud, vahdetül şuhud gibi bazı tartışmacı tasavvuf teorileri ve bu teorilerin hakiki maksadının açıklanmasına ek olarak bu edebiyatın manevi derinliğinden, mutasavvıfların kasidelerinde ebedi mahbup olan Allah'ın yerine kinaye olarak kullandıkları içki ve kadın sembollerinin kullanım keyfiyeti hakkında bahsettik. Üçüncü bölümünde nebevi methiye ve nebevi methiyenin doğuşu, gelişimi, tasavvufla ilişkisi, Muhammedi hakikat ve Muhammedi nur konuların ele alıp inceledik Sonuç bölümünde ise bu konuda vardığımız pek çok netice ve önerilerle araştırmayı özetledik. Ayrıca bu edebiyatın ilk başlangıcı ve tasavvuf kelimesinin genel manasının açıklanması gibi anlaşılmayan, kapalı pek çok meselelere ve sorulara cevap vermeye çalıştık. Buna paralel olarak meşhur mutasavvıf ve edebiyatçılar üzerinde durduk. Bu araştırmanın önemi tasavvuf edebiyatının kapsadığı bazı anlaşılmaz şeylerin açığa çıkmasına çaba sarfedilmiştir.

İsmail Hamad
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Ma'Sûm ve Sulvetu'l-Garîb ve Usvetu'l-Erîb adlı seyahatnâmesi

Osmanlı dönemi Arap Edebiyatında önemli bir yeri olan İbn Ma'sûm'un hayatı, edebi kişiliği ve Sulvetu'l-garîb ve usvetu'l-erîb adlı seyahatnâme eseri ele alınmıştır. Eser Arabistan (Mekke)-Hindistan (Haydarabad) arasında yapılan ve 19 ay karada ve denizde süren seyahat gözlemlerini, yaşanan olayları ve mevzulara göre ansiklopedik bilgileri içermektedir. İbn Ma'sûm, 1052/1642 yılında Medine'de dünya'ya gelmiş ve 1120/1708 yılında Şiraz'da vefat etmiştir. Müellif, altmış sekiz yıllık ömrünün on dört yaşına kadar olan kısmını Mekke'de, kırk sekiz yılını göç etmek zorunda kaldığı Hindistan'da, son yıllarını ise İran'da geçirmiştir. Tez çalışması; bir giriş, iki bölüm, sonuç, kaynakça ve ekler kısmından meydana gelmektedir. Giriş bölümünde; Osmanlı dönemi Arap edebiyatı, seyahat, seyahat edebiyatı, seyahatnâme, seyahatnâme türleri ve Arap edebiyatında seyahatnâmeler hakkında özet bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, İbn Ma'sûm'un hayatı, kişisel yönü, edebi kişiliği ve eserleri incelenmiştir. İkinci bölümde İbn Ma'sûm'un "Sulvetu'l-garîb ve usvetu'l-erîb" adlı seyahatnâme eseri bir bütün olarak incelenmiştir. Ekler kısmında ise İbn Ma'sûm'un seyahat güzergâhı ve eserdeki mevzu fihristi verilmektedir. Anahtar Sözcükler: İbn Ma'sûm, Sulvetu'l-garîb ve usvetu'l-erîb, Arap edebiyatı, Seyahat, Hindistan

Arap edebiyatıEdebi eserlerHindistan+3
Gül Bağatur
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdurrahim el-Bura'î ve Nebevî Methiyeleri

el-Bura'î, XIV. yüzyılda Yemen'de yaşamış tasavvufi yönü ağırlıklı bir şairdir. Şairin, üzerinde çalışma yapılmamış hacimli bir Dîvân'ı vardır. Dîvân'ı 77 şiir ve yaklaşık 3.500 beyitten oluşmaktadır. 211 sayfadan oluşan bu Dîvân'da ilk şiirlerinin 12 tanesi Rabbevî (Allah'ı övme), 40 tanesi Nebevî (Hz. Peygamber'i övme), 20 tanesi Sufiye (şeyhleri ve tarikat ileri gelenleri övme), 4 tanesi de vaazlardan oluşmaktadır. Bu çalışmada, Abdurrahîm el-Bura'î'nin Dîvân'ında geçen Rabbeviyy, Nebeviyy ve Sufiye şiir türlerinden biri olan Nebeviyy methiyeler incelenmiştir. Bu methiyelerin tespiti ve tedvini yapılmıştır. Çalışmamızda beyitler içerik ve konularına göre sıralanmış, Arap dilindeki konumları incelenip söyleniş sebepleri, söyleniş yerleri ve amaçları kısaca açıklanmıştır. Arap edebiyatında önemli bir yere sahip olan el-Bura'î'nin hayatı ve ilmi kişiliği hakkında bilgi vermek, Dîvân'ındaki diğer methiyeleri incelemek, kapalı olan edebi yönlerini açığa çıkarmak ve onun Dîvân'ının edebiyat dünyasına yaptığı katkıya değinerek çalışmamızın diğer içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: el-Bura'î, Dîvân, Nebevî, Methiye

14. yüzyılAbdurrahim el-BuraiArap edebiyatı+7
Ahmet Çimen
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oryantalizm oryantalistler ve Arap dili çalışmaları

Oryantalizmin en önemli katkılarından birisi farklı tarihsellikligin, olusumların, süreçlerin ve kavramların algılanıs ve anlasılmasına yeni bir olanak getirmesidir. Bu niteligiyle oryantalizm, metin çözümlemesine dayalı, neredeyse amprik denilen bir niteligi asmıs bir episteme olarak ortaya çıkmıstır. Farklı düzeylerde uygulanabilmesinin en önemli nedeni budur. Oryantalizm herseyden önce açık ve gizli iktidar iliskilerini içeren bir politik süreçtir. Bu iktidar tarihsel olarak iki farklı cografya arasında gerçeklesmis olabilir. Oryantalizm hem iktidar hem de söylem düzeyinde ve polemige yakın diliyle farklı bir pencere açmıs ve tartısmalara yeni bir soluk kazandırmıstır ve Batı'nın ve Dogu'ya bakıs tarzını sürekli sorgulamıstır. Bazı görüslere göre oryantalizm bilimsizdir. Dogu'nun ne oldugu hakkında kesin bir belirsizlige sahiptir. Bu çalısma oryantalizm hakkındaki degisik söylemleri, karsıt fikirleri karsılastırarak sarkiyatçılık hakkında genel bir bilgi edinilmesi amacıyla yapılmıstır.

Sinem Atalay
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katibi`nin hayatı ve kasidelerinin tahkikli metni

XV. yüzyıl Fars şairlerinden Kâtibî-i Nîşâbûrî (öl. 838-839/1434-1435)'nin hayatı ve edebi kişiliği ile beraber, onun kasidelerinin tahkikli metni, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Hazırlanan tahkikli metin, Kâtibî-i Nîşâbûrî'nin Külliyâtı'nın İstanbul Üniversitesi kütüphanesi FY 504 numaralı nüshası, istanbul Üniversitesi kütüphanesi FY 1322 numaralı nüshası ve Topkapı sarayı kütüphanesi R 990 numaralı nüshasından ibaret olan üç nüshadaki kasideler bölümünün karşılaştın İmasından meydana gelmiştir. Buna ek olarak okuyucuya kolaylık sağlaması bakımından metin içerisinde geçen kimi şahıs ya da yer adlan ile bazı isim ve terkiplere metin içerisinde kısa açıklamalarda bulunulmuş ve metnin sonuna indeks ilave edilmiştir. Kâtibî-i Nîşâbûrî'nin şiirlerinin yayıma hazır hale getirilmesi, tarih boyunca karşılıklı yoğun kültür etkileşimine sahne olan Türk ve İran kültürü üzerinde büyük etkiler bırakan ve ortak kültür ve tarih mirasımızı oluşturan Timurlular dönemine ait olup; edebi, tarihi ve toplumsal yaşamın özelliklerini günümüze aktarmak ve edebi bir değeri, yeni verilerle diriltmek bakımından önem arz etmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, Kâtibî-i Nîşâbûrî'nin hayatına dair gerekli bilgileri ihtiva etmekle beraber, onun şiirleri içinden kasidelerini yayıma hazırlayıp ilim ve edebiyat dünyasına kazandırmak suretiyle katkıda bulunmayı amaç edinmiştir.

Fars edebiyatıKasideKatibi
Ersin Selçuk
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nizami-yi Gencevi`nin Mahzenü`l-Esrar mesnevisine Osmanlı sahasında yazılmış Türkçe nazireler

Bu çalışmada, XII. asır İran şairlerinden Nizamî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l- Esrâr adlı didaktik eserine Osmanlı sahası içerisinde yazılmış Türkçe nazireler toplu bir şekilde incelenmiştir. Tez, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde İran edebiyatının Klasik Türk Edebiyatına etkileri anlatılmış; ayrıca Eski İran ve Türk Edebiyatlarında Hamse yazıcılığı ve Nazire edebiyatı konusu incelenmiştir. Birinci bölümde, Nizamî-yi Gencevî'nin hayatı, edebi kişliği ve eserlerine yer verilmiş ve Hamse' sindeki mesnevilerin özetleri yer almıştır. İkinci bölümde ise Nizamî'nin Mahzenü'l-Esrâr mesnevisine yazılmış Türkçe nazireler incelenirken, önce nazire yazarının kısaca hayatı ve eserleri anlatılmış, daha sonra da nazirenin genel özellikleri başlığı altında, nazire ile ilgili bilgiler verilmiştir.

Fars edebiyatıFarsçaNazireler+4
Hayrullah Acar
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik dönemde Arap diline giren Farsça sözcükler

Klasik Dönemde Arap Diline Giren Farsça Sözcükler" adlı tezimizbir giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır.Girişte Arapça-Farsça etkileşimi ve bunda etkili olan faktörlerhakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde Dahûl ve muarreb kavramları ve bu konudakiçalışmaların tarihçesi işlenmiştir.İkinci bölümde klâsik dönem Arap dilini günümüze ulaştıran temelkaynaklar yani klâsik Arap şiiri, Kur'ân ve hadisler ile bunlara geçen Farsçasözcükler hakkında bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde klâsik dönemde Arap diline giren Farsça sözcükleralfabetik sıraya göre anlamlarıyla birlikte verilmiş ve Farsça oluşlarıylailgili kaynaklar belirtilmiştir.Sonuçta çalışma özet bir şekilde değerlendirilmiştir

Melek Ok
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmed el-Hâşimi'nin el-Kavaidu'l-Esâsiyye li Lugati'l-Arabiyye adlı eserin metod açısından incelenmesi

Ahmet Abdülhadioğlu
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdurrahman Munif'in Şarku'l-Mutevassıt adlı romanının incelenmesi

XX. Yüzyılın başlarında pek çok Arap ülkesinde Modern Arap Edebiyatı alanındaönemli çalışmalar yapılmış ve bu ilk kalkınma hareketine ?Nahda? (Kalkınma) adıverilmiştir. Ancak Arap ülkelerinin Avrupalılar tarafından işgal edilmesi bu çalışmalarızaman zaman hem sekteye uğratmış hem de bu çalışmaların diğer Arap ülkelerineulaşmasına engel olmuştur. Modern Arap Edebiyatı'nın en önemli temsilcilerinden birisiolan Romancı-ekonomist Abdurrahman Munif'in ?Şarku'l-Mutevassıt? (Orta Doğu) isimliromanı da bunlardan birisidir.Yazar, Arap dünyasındaki yaşanan siyasû etkinliklerin demokratik olmayan siyasirejimler tarafından nasıl cezalandırıldığının romanını yazmıştır. Bu roman, Ortadoğucoğrafyasında, düşünce ve siyaset alanındaki faaliyetlerin temel insan haklarını ihlal edecekbir duruma nasıl ulaştığını, baskı ve yasaklamalarla nasıl susturulmaya çalışıldığını ve anti-demokratik uygulamaların hangi boyutlara geldiğini açık bir şekilde dile getirir. Diğertaraftan bu anti-demokratik uygulamaların cezaevi ve cezaevi hayatını nasıl etkilediğinigörürüz. Bunların yanı sıra roman, Orta Doğuda meydana gelen sosyo-politik değişimleride konu edinmektedir.Abdurrahman Munif romanlarında ve yazılarında feodalite rejimlerine, bunlarlabirlikte varlığını sürdüren gelenek ve göreneklere daima karşı çıkmıştır. Romancılığınınyanında yazar, aynı zamanda iyi bir petrol uzmanı ve ekonomisttir. Biz bu çalışmamızdaAbdurrahman Munif'in hayatı, eserleri, görüşleri ve ?Şarku'l-Mutevassıt? adlı romanını elealıp inceledik. Romandaki kahramanları, olayları, sembolleri, tasvirleri, yazarın dilini vemodern anlatım tekniklerini bir çok yönden ele alarak sunmaya çalıştık.

Ülkü Tuğrul
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şâh Kâsım Tebrîzî'nin Süleymânnâme isimli eseri (metin-inceleme)

Bu çalışmada XVI. Yüzyılın başlarında İran'dan Osmanlı topraklarına gelen ve burada Kanunî Sultan Süleymân adına eser telif etmiş şairlerden biri olan Şâh Kâsım Tebrîzî'nin (ö. 1539) hayatı ve Farsça kaleme aldığı Süleymânnâme olarak bilinen eseri ele alınmıştır. Süleymâniye Kütüphanesi, Ayasofya ve Hekimoğlu Ali Paşa koleksiyonlarında yer alan nüshalarından hareketle tenkitli metin çalışması yapılan eser muhteva ve şekil bakımından değerlendirilmiştir. Eser, ikincil kaynaklarda birbirine yakın dönemlerde yaşamış Osmanlı müelliflerinden Abdurrahman Gubârî ve Kireççizade Mahmud Gubârî'ye ait olarak gösterilmiştir. Ayrıca bazı çalışmalarda farklı eserler bu eserin nüshası sayılmış ya da eser nüshaları başka eser olarak kabul edilmiştir. Bu tezde söz konusu karışıklık ve belirsizlikler giderilmeye çalışılmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü bahsedilen eserin müellifine dair problemlerin çözümüne ayrılmıştır. İkinci bölümde eser dil ve üslup açısından analiz edilerek tarih ilminde ifa ettiği değer incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise eserin tenkitli metin neşri yer almaktadır.

Emine Saraç
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern fas edebiyatında kısa öykü ve Muhammed Zafzâf'ın "Bâ'i'atu'l-verd" adlı öykü koleksiyonunun tahlili

XIX. yy'dan itibaren sömürge rejimlerinin çeşitli politikalarına sahne olan Fas, 1912-1956 yılları arasında Fransız himayesine girmiştir. Bu dönemde diğer Arap ülkelerinde Arap Rönesans'ı olarak adlandırılan "Nahda Hareketi" başlamışken, Fas'ta ise bu hareketin I. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde başladığı görülmektedir. Diğer Arap ülkelerine kıyasla yaşanan gecikmeden dolayı Fas edebiyatı, uzun bir süre eski kültürün ve klasik Arap edebiyatının etkisinde kalmıştır. İşte bu nedenle de Mağrip ülkelerinden olan modern Cezayir ve Tunus edebiyatında olduğu gibi Fas edebiyatında da kısa öykü ve roman gibi nesir türlerinin oldukça geç bir zamanda ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada, ilk olarak modern Fas edebiyatında kısa öykü türünün doğuşundan gelişimine kadar geçirmiş olduğu merhalelerden bahsedilmiştir. Ardından Fas kısa öyküsünün en önemli öncülerinden birisi olan Muhammed Zafzâf'ın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri ele alınmıştır. Son olarak da Muhammed Zafzâf'ın Bâ'i'atu'l-Verd adlı kısa öykü koleksiyonu teknik ve tematik açıdan tahlil edilmiştir.

19. yüzyılArap edebiyatıEdebi inceleme+5
Eyüp Bozkurt
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Birleşik Arap Emirlikleri'nde modern kısa öykünün doğuşu ve gelişimi

Körfez ülkelerinde petrolün keşfiyle gelen ekonomik rahatlık, eğitim ve kültür alanlarına etki ederek toplumun gelişmesini sağlamış ve bu durum, edebî çevrenin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Tezimizde Körfez ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri ele alınmaktadır. "Birleşik Arap Emirlikleri'nde Modern Kısa Öykünün Doğuşu ve Gelişimi" başlıklı yüksek lisans tezimizde, Birleşik Arap Emirlikleri'nin sosyal, siyasi ve kültürel yapısı ışığında, ülkenin tanık olduğu önemli edebî gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. Akabinde Birleşik Arap Emirlikleri'nde kısa öykünün geçirdiği aşamalara yer verilerek bu alanda öne çıkan kısa öykü yazarları, edebî kişilikleri ve eserleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Arap edebiyatıBirleşik Arap EmirlikleriKısa hikayeler+1
Hümeyra Alibaş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
DoktoraAçık ErişimTR

Hindistan Hilafet Hareketi ve Urdu edebiyatına yansımaları

Hint alt kıtası XVI. yüzyıldan itibaren Batı'nın istilasına uğramaya başlamış, ticaret amaçlı bölgeye gelip XIX. yüzyılda bölgeyi tamamen ele geçiren İngilizlerin yönetiminde alt kıta Müslümanları yönetenden yönetilen pozisyonuna geçmişler ve yönetim kademelerinde Hindulara verilen ayrıcalıklarla da benliklerini kaybetme noktasına gelmişlerdir. Aynı dönemde Osmanlı İmparatorluğu Kırım Savaşı ile toprak kaybetmeye başlamış, 93 Harbi ve Trablusgarp Savaşları ile devam edecek olan zorlu bir sürecin içine girmiştir. Hilâfet makamı ile Osmanlı Devleti'ne bağlı olan alt kıta Müslümanları Osmanlı Devleti'ni özellikle Hilâfet makamını içinde bulunduğu tehlikeli süreçten kurtarmak için çeşitli siyasi oluşumlar içine girmişler, gazete yazıları ve şiirler aracılığıyla da bu yönde propagandalar yapmışlardır. 1919-1924 yılları arasında bu yaklaşımla oluşturulan Hindistan Hilâfet Hareketi siyasi yönünün yanı sıra Urdu edebiyatına yansımaları açısından da önem taşımaktadır. Bu çalışmamızda Hindistan Hilâfet Hareketi'nin Urduca şiir ve düz yazıya ne şekilde yansıdığı araştırılarak, edebiyatı ne şekilde etkilediği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

Edebi eserlerHilafet HareketiHindistan+1
Hatice Görgün
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şemsî-yi Bağdâdî'nin Manzar-i Ebrâr Mesnevisi ve Nizâmî'nin Mahzenü'l Esrâr'ı ile karşılaştırılması

Bu çalışmada X/XVI. yüzyıl şairlerinden Şemsî-yi Bağdâdî'nin Manzar-i ebrâr isimli mesnevîsi incelenmiş ve nazire olarak yazıldığı Nizâmî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l esrâr'ı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Eserin tashihli metni hazırlanırken Köprülü Yazma Eser Kütüphanesi Hacı Ahmed Paşa koleksiyonunda 294 demirbaş numarası ile kayıtlı tek nüshadan faydalanılmıştır. Çalışma bir giriş ile beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Şemsî-yi Bağdâdî'nin yaşadığı döneme genel bir bakış; ikinci bölüm Manzar-i ebrâr'ın incelenmesi, üçüncü bölüm Nizâmî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l esrâr'ı ve ona yazılmış nazireleri içermektedir. Dördüncü bölümde Nizâmî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l esrâr'ı ile Şemsî-yi Bağdâdî'nin Manzar-i ebrâr adlı eserinin karşılaştırılması yapılmış ve beşinci bölümde Manzar-i ebrâr'ın tashihli metnine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nazîre, Nizâmî, Şemsî, Manzar-i ebrâr, Mahzenü'l esrâr.

16. yüzyılFars edebiyatıMesnevi+2
Seyhan Karakütük
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l-Bekâ el-Kefevî ve el-'Udde 'İnde Kulli Şidde adlı eseri (İnceleme-tahkik)

Çalışmamız, Ebu'l-Bekâ el-Kefevî'nin El-'Udde 'İnde Külli Şidde fî Şerhi Kasîdeti'l-Bürde isimli eserinin tahkikidir. Kefe'de doğduğu, uzun yıllar burada yaşadığı ve aslen de Kefeli olduğu için "Kefevî" nisbesini alan müellif, XVII. yüzyıl Osmanlı döneminde yaşamış Kırım Türk'ü bir âlimdir. İlk olarak Kefe'de müftülük yapmış sonrasında ise çeşitli beldelerin yanında İstanbul'da da kadılık yapmıştır. Bazı kaynaklar müderrislik yaptığından bahsetmiştir. Ebu'l-Bekâ özellikle Hanefî mezhebi olmak üzere fıkıh alanında geniş bilgiye sahipti. Geniş bilgisi sebebiyle kendisine ilmiye teşkilatının en üst mertebesi olan Mevlevi (Molla) kadısı unvanı verilmişti. Bunun yanında Arap dili alanında büyük bir bilgi birikimine sahip olduğu bilinmektedir. Nitekim günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan ve birçok tefsir yazarının başvurduğu bir kavram sözlüğünün sahibidir. Tahkikini yaptığımız bu eserde müellif, Kasîde-i Bürde'yi sözlük, sarf, nahiv, belâgat ve dinî ilimler çerçevesinde sade bir dil ile açıklamaktadır. Yapılan bu çalışmayla eser tanıtılmış, nüshalardaki hatalar düzeltilip eksiklikler tamamlanarak okuyucuya eksiksiz bir metin sunulmaya çalışılmıştır.

17. yüzyılArap edebiyatıArapça+5
Büşra Yıldırım Köksal
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyfî-yi Buhârî'nin Farsça Dîvânı

Bu çalışma, Timurlular Dönemi İran şairlerinden Seyfî-yi Buhârî'nin Farsça Dîvânının edisyon kritikli metnini ve bu metnin incelenmesini içermektedir. Çalışma metni hazırlanırken İran Meclis Kütüphanesi'nde, İstanbul'daki Millet Yazma Eser Kütüphanesi Ali Emiri koleksiyonu Farsça Yazmalar bölümünde, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Laleli ve Nuruosmaniye koleksiyonlarında, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Farsça Yazmalar Bölümünde ve TBMM Kütüphanesi Mikrofilm Bölümünde yer alan toplam altı nüshadan faydalanılmıştır. Çalışmamız bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Seyfî-yi Buhârî'nin yaşadığı dönemin siyâsî, sosyal ve edebî durumuna değinilmiştir. İkinci bölüm müellifin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler ihtivâ etmektedir. Üçüncü bölümde Seyfî-yi Buhârî'nin Dîvân'ında kullanılan vezinler ve Dîvânının muhtevâsı belirtilmiş, nüshaların tanıtımı yapılmış, Dîvânda bulunan edebî sanatlardan örnek beyitler getirilmiş ve dil ve imlâ özellikleri ile metnin oluşturulmasında izlenen yol hakkında bilgiler sunulmuştur. Dördüncü bölümde ise eserin edisyon kritikli metnine yer verilmiştir.

BuhariDivan edebiyatıDivanlar+5
Müberra Karataş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İran çocuk ve gençlik edebiyatı

Bu çalışmanın amacı, İran'da çocuk ve gençlik edebiyatının nasıl gündeme geldiğini ve hangi tarihi süreçlerden geçip günümüzdeki halini aldığını tespit edebilmektir. Bu tarihi sürecin ortaya çıkabilmesi için İran coğrafyasında oluşturulan kadim metinlerde ve İslam'dan sonra telif edilen Klasik Fars edebiyatı eserlerinde çocuk ve gençlerin yer alışının incelenmesine ve araştırılmasına önem verilmiştir. Bu çalışmamızda önem verilen bir diğer amaç ise çocuğun tarihsel süreç içerisinde yaşadığı kültürel ortam ve aldığı eğitim hakkında bilgi verilerek günümüzdeki İranlı çocuk ve gençlerin aldığı modern eğitimin kültürel köklerini göstermektir. İran çocuk ve gençlik edebiyatını tarihi seyri çerçevesinde anlayabilmek için ortaya çıkardığımız bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İslam öncesi ve sonrası dönemlerde yaşayan çocuk ve gençlerin sosyal, kültürel ve eğitim durumları göz önüne alınarak çalışılan birinci bölüm beş kısma ayrılmıştır. Bunların ilk iki kısımda seçilen kadim metinler ve klasik Fars edebiyatı eserlerinde çocuk simasının izleri yakalanmaya çalışılmış, diğer üç kısımda da çocuk edebiyatının temellerinin atıldığı, gündeme geldiği ve çocuk eksenli kitapların yazılmaya başlandığı dönemlerin tespit edilmesine çalışılmıştır. İkinci bölümde İran çocuk ve gençlik edebiyatı türlerinin sınıflandırılması yapılmış ve bu kısımlar örnek metinlerle desteklenmiştir. Üçüncü bölümde ise çocuk ve gençlik edebiyatı alanında eser veren belli başlı İranlı yazarların hayatı ve kitapları hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca ulaşabildiğimiz on üç İranlı çocuk ve gençlik yazarı ile röportaj yapılmış ve bu röportajların Türkçe metinleri bu kısıma eklenmiştir. İranlı yazarlarla yaptığımız röportajlardaki amacımız onların hedef kitlelerindeki çocuğa nasıl bir bakış açılarının olduğunu görmek ve İran'da çocuk ve gençlik edebiyatının gelişmesindeki etkili olan unsurların bilgisine yazarların dilinden ulaşabilmektir.

Fars edebiyatıFarsçaGençlik edebiyatı+3
Yaşar Yeşim Amaç
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdu'l-Gaffâr'ın Divânçe ve Mesnevî'si ‎(İnceleme–metin)‎

Bu çalışmada 19. yüzyılda Kâçârlar döneminde İran'da yaşayan Abdu'l-Gaffâr'ın yazmış ‎olduğu Farsça Divânçe ve Mesnevî'yi inceledik. İncelediğimiz bu iki eser aynı nüshada ‎yer almaktadır. Bu iki eserin ulaşabildiğimiz tek nüshası Süleymaniye Yazma Eser ‎Kütüphanesi, Ali Nihad Tarlan koleksiyonunda, 00051 demirbaş numarasıyla kayıtlıdır. ‎Şekil ve içerik olarak incelediğimiz Divânçe‎; gazel, terci-i bent, muhammes ve rubailerden; ‎Mesnevî‎ ise ‎‏40‏‎ başlık altında, iç içe girmiş iki çerçeve hikâyeden oluşmaktadır. Dört ‎bölümlük çalışmamızın ilk bölümünde İran'ın 19. yüzyıldaki siyasî, sosyal ve edebî ‎durumunu özetledik. İkinci bölümde ise söz konusu nüshadan edindiğimiz, şairin eğitimi, ‎edebî kişiliği ve etkilendiği şairler gibi biyografik bilgilere yer verdik. Üçüncü bölümde ‎üzerinde çalıştığımız iki eseri tanıttıktan sonra içerik bakımından inceledik. Dördüncü ‎bölümde elimizdeki nüshanın sırasına uyarak ilk olarak Divânçe‎, akabinde Mesnevî‎'nin ‎metnine gerekli düzeltmelere yaparak yer verdik.‎

19. yüzyılAbdul-GaffarDivançe+5
Azer Ateş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sadık Yalsızuçanlar'ın "Gezgin" ve Muhammed Hasan Alvan'ın "Mevtun Sağîrun" adlı romanlarının karşılaştırılması

İlk olarak 18. yüzyılda Batı'da ortaya çıkan roman sanatı, tüm dünyaya yayılarak edebiyat alanında büyük bir öneme sahip olmuştur. Arap edebiyatında da 19. yüzyılda görülmeye başlanan tercüme faaliyetleriyle birlikte roman türünün ilk örneği Mısırlı yazar Muhammed Hüseyin Heykel tarafından Zeyneb başlığıyla yazılmıştır. Zamanla bütün Arap ülkelerine yayılan roman türünde eser kaleme alan birçok yazar yetişmiştir. Türk edebiyatında da roman, Arap edebiyatıyla benzer şekilde 19. yüzyılın ortalarında batılılaşmadan sonra çeviri hareketiyle ortaya çıkmış ve bu alanda eser kaleme alan birçok yazar yetişmiştir. Yine 19. yüzyılda ortaya çıkıp 20. yüzyılda bütün dünyaya yayılan karşılaştımalı edebiyat bilimi çerçevesinde farklı dillerde kaleme alınan edebi eserlerin karşılaştırmalarına dair birçok çalışma yapılmıştır. Bu tezde de Muhyiddîn İbnü'l Arabî'nin şahsiyetini biyografik olarak ele alan Türk yazar Sadık Yalsızuçanlar'ın Gezgin adlı romanı ile Suudi yazar Muhammed Hasan Alvan'ın Mevtun Sağîrun adlı romanı içerik, yapı, dil ve üslup yönünden incelenip ortak, benzer ve farklı yönleri karşılaştırılarak ortaya konmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Roman, Karşılaştırmalı Edebiyat, Arap Edebiyatı, Türk Edebiyatı, Sadık Yalsızuçanlar, Muhammed Hasan Alvan, Muhyiddin İbnü'l Arabi.

Alvan, Muhammed HasanArap edebiyatıKarşılaştırmalı edebiyat+4
Ahmet Fatih Al Hüseyni
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cezayir'de dilbilim çalışmaları ve Abdurrahman el-Hac Salih

Bu tez çalışmamız, Cezayir'deki dilbilim çalışmalarını ve 20. yüzyılda modern Arap dilbilim çalışmalarıyla kendisinden söz ettiren Cezayirli dilbilimci Abdurrahman el-Hâc Sâlih'i ele almaktadır. Abdurrahman el-Hâc Sâlih, klasik dönem çalışmalarını özgün Arap dilbilimini inşa etmek için bir mihenk taşı olarak görmektedir. Arap nahvi ve Batı kaynaklı çalışmaları objektif olarak ele alması hem Arap mirasını değerlendirmesi hem de modern Arap dilbilim teorilerine ışık tutması açısından önemlidir. Çalışmamızda Batı'da temelleri atılan dilbilimin Cezayir'de ortaya çıkışı, dilbilimcilerin babası olarak anılan Abdurrahman el-Hâc Sâlih'in dil olgusuna bakışı ve bu alandaki çalışmaları incelenmiştir. Araştırmamızın birinci bölümünde dilbilimin tanımı, konusu, amacı, alt dalları, Arap dilinde dilbilim karşılığında kullanılan kavramlar ve Arap dünyasındaki dilbilim çalışmaları yer almaktadır. İkinci bölümünde Osmanlı ve Modern dönem Cezayir'inde dilbilim çalışmaları, Cezayir'in önde gelen dilbilimcileri ve Cezayir'de Arap diline dair faaliyet gösteren kurumlar hakkında bilgi verilmektedir. Çalışmamızın son bölümünde ise Abdurrahman el-Hâc Sâlih'in hayatı, eğitimi, görev ve sorumlulukları, öğrencileri ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra dilbilim alanında yaptığı çalışmalar ele alınarak Arap dilbilimine katkısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dilbilim, Modern, Arap, Cezayir, Abdurrahman el-Hâc Sâlih.

20. yüzyılArapçaCezayir+3
Merve Görgülü
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

دراسـة مـقـارنـة لــشـعـر الـصـعـالـيــك فـي الـعـصـر الـجـاهـلـي والـعـصـر الأمـوي

Yağmacı, Cahiliye dönemindeki başıboş davranışlarına rağmen edebiyatlarından söz ettiren bir kitledir. Sadrü'l- İslam döneminde yok olan bu kitle Emevî döneminde yeniden ortaya çıkmıştır. Yağma ve soygunculuğun yanı sıra Emevî dönemindeki siyasi propagandalarıyla da ön planda yer almıştır .Yağmacı şairlerinin şiirleri Cahiliye toplumu içinde bulunan ve zorluk çeken bir kitlenin bireysel kimliğini temsil eden derin bir edebiyattır. Yağmacılık aslında Cahiliye Dönemi'ne ait bir eylem olmasına rağmen İslami dönem başta olmak üzere Emevî ve Abbâsî dönemlerine kadar devam etmiştir. Bu tez çalışmasında da Cahiliye ve Emevî dönemlerinde görülen Yağmacı şairlerinin şiirleri yapı ve içerik bakımından incelenmiştir. Çalışma nitel bir araştırma olup veriler belgesel tarama yöntemiyle analiz edilmiştir. Yağmacı şiiri ve geleneğini konu alan çalışmalar incelenerek yeni bir içerikle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede Cahiliye döneminde ortaya çıkan "sa'leke" hareketi, bu hareketin Emevî dönemine kadar devam etmesinin sebepleri, Cahiliye ve Emevî dönemleri Yağmacı şiirlerinin içerik ve yapısı ortak, benzer ve farklı yönler ortaya konarak karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın en önemli sonuçlarından biri Yağmacılık hareketinin ortaya çıkma ve Emevî dönemine kadar devam etme sebebinin Yağmacı şairlerin yaşadıkları zulüm ve haksızlık olmasıdır. Aynı şekilde Cahiliye dönemi koşullarından farklı koşulların ortaya çıkması sebebiyle hapis hayatını tasvir gibi yeni konular Emevî şiirlerinde işlenmiş olmasıdır. Yağmacı şairlerin dili sade olup sanat endişesi yoktur. Her ne kadar Emevî şiirleri genel olarak Cahiliye döneminin özelliklerini taşısa da Cahiliye dönemi sa'âlîk şairlerinin dili Emevî dönemi Yağmacı şairlerine göre daha sert ve garîb kelimeler içerir. Emevî dönemi Yağmacı şairlerinin dili birkaç şair dışında basit ve anlaşılırdır. Anahtar kelimeleri: Cahiliye dönemi, Emevî dönemi, Yağmacı, Şiir, Karşılaştırma.

Maram Alshawı
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı ilim hayatının gelişmesinde Mısır'ın rolü (1300-1550)

Osmanlı düşünce hayatı İslâm medeniyeti içerisinde uzun bir dönemi kapsar. Bununla beraber bu alan henüz yeterince incelenmiş değildir. Birçok önemli Osmanlı âlimi Kâhire'ye ilim tahsili için seyahat etmişlerdi. Dâvûd el-Kayserî, Molla Fenârî ve Alâuddîn er-Rûmî bu âlimlerden ilk akla gelenlerdir. Erken dönem Osmanlı âlim tipi Râzî mektebine ve Ekberî geleneğe bağlıydı. Naklî ilimlerin ön plana çıktığı Mısır muhitinde Râzî mektebinin kökenlerini bulmak buraya giden Osmanlı ulemâsını anlamak için önemli bir anahtardır. Mısır'da Şeyhûniyye Medrese-Hankâhı Anadolu kökenli âlimlerin toplandığı en önemli mekanların başında geliyordu. Bâbertî ve Mübârekşâh'ın öğrencileri burada Râzî mektebine uygun bir ilmî anlayışta yetiştiler ve bu mektebi Osmanlı'ya getirdiler. Ekberî gelenek dışında erken dönemde Mısır kökenli Zeyniyye tarikatı da âlimler arasında yaygındı. Anadolu kökenli olmayan âlimler içerisinde İbnü'l-Cezerî ve Molla Gürânî gibi meşhur isimler Kâhire'de ders alıp Osmanlı muhitinde etkili olmuşlardı. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ın fethi sonrasında buradan âlimleri ve zanaatkarları İstanbul'a getirmesi modern dönemde taraflı bir tarih anlatısının parçası oldu. Ancak İstanbul'a gelen âlimler burada uzun süre kalmamış, Kanuni döneminde geri dönmüşlerdi.

Fahreddin er-RaziKültür tarihiMemlükler Dönemi+7
Furkan Balahoroğlu
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emîr Humâyûn-i İsferâyinî'nin Farsça Divanı [Metin-inceleme]

Emîr Humâyûn-i İsferâyinî hicrî dokuzuncu yüzyılda yaşamış Fars şairlerindendir. Şiirlerinde Humâyûn mahlasını kullanmıştır. Emîr Humâyûn, Akkoyunlulardan Sultan Yakub'un himayesine girmiş ve Sultan'ın vefatına kadar Akkoyunlu sarayında kalmıştır. Çalışmamızda Emîr Humâyûn'un bilinen tek eseri olan Divan'ını ele aldık. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de Emîr Humâyûn'un yaşadığı dönemi siyasî ve edebî açıdan ele aldık. İkinci Bölüm'de şairin hayatı, edebî kişiliği ve eserlerine yer verdik. Emîr Humâyûn'un Farsça Divanının İncelenmesi adını taşıyan Üçüncü Bölüm'de, Divan'ın dil ve üslup özellikleri ile muhtevası hakkında bilgi verdikten sonra, Divan'ın tenkitli metnini oluştururken istifade ettiğimiz yazma nüshaları kısaca tanıttık. Dördüncü Bölüm'de şairin Divan'ının metnine yer verdik.

Cemile Gülhan
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed el-'Arûsî el-Matvî ve et-Tûtu'l-Mur adlı romanının tahlili

Ele aldığı konular itibariyle döneminin ve toplumunun sorunlarını kurgusal bir çerçevede ele alan roman, Tunus'ta modern dönemde görülen edebî türler arasında etkin bir konuma sahiptir. Salih Suveysî el-Kayravânî, Mahmûd el-Mesʽadî, el-Beşîr Hurayyif, Muhammed el-ʽArûsî el-Matvî vb. isimler, modern Tunus romanının ilk örneklerini vererek bu türün sistemleşmesine katkı sağlayan isimler olmuşlardır. Ülkemizde modern Tunus edebiyatı ve bilhassa modern Tunus romanı hakkında yapılan çalışmaların sayısının az olması, bu yüksek lisans tezinin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Buradan hareketle bu çalışmada; modern Tunus edebiyatında görülen tiyatro, şiir, öykü ve roman gibi edebî türlerin tarihsel süreçlerine; ayrıca çalışmamızın ana konusu olan Muhammed el-ʽArûsî'nin hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine dair bilgilere ve söz konusu yazarın et-Tûtu'l-Mur adlı romanının yapısal ve teknik unsurlar bakımından edebî tahliline yer verilmiştir. Bu yüksek lisans teziyle modern Tunus romanının, ülkenin bağımsızlığını kazanmasının ardından görülen edebî hareketliliğe doğrudan katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Roman, Modern Arap Edebiyatı, Tunus, Muhammed elʽArûsî el-Matvî, et-Tûtu'l-Mur.

Arap edebiyatıRomanTunus
Kübra Değirmenci
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kevkebî'nin Âyîne-i Dil adlı mesnevisi (Metin-inceleme)

Çalışmamızın konusunu XV. yüzyılın ikinci yarısında ve XVI. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamış olan Kevkebî mahlaslı Alâuddîn-i Kirmânî'nin Hamse'si içinde yer alan ilk eseri Âyîne-i Dil adlı mesnevisi oluşturmuştur. Eserin metni, Ayasofya Kütüphanesi 3855 numarada kayıtlı nüsha ile İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi FY. 1398 numarada kayıtlı nüshanın karşılaştırılmasıyla oluşturulmuştur. Çalışmamız bir giriş ile dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Kevkebî'nin yaşadığı döneme genel bir bakış; ikinci bölüm, Kevkebî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği; üçüncü bölüm, Kevkebî'nin Âyîne-i Dil Adlı Mesnevisi (inceleme); dördüncü bölüm, Kevkebî'nin Âyîne-i Dil Adlı Mesnevisi (metin) bölümlerinden ibarettir.

Alauddin-i KirmaniAyine-i DilFars edebiyatı+2
Harun Öner
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern Tunus edebiyatında kısa öykü ve 'Alî ed-Dû'âcî (1909-1949)'nin Sehirtu Minhu el-Leyâlî adlı öykü koleksiyonunun tahlili

Bu tezde, XVIIII. Yüzyılın reformist hareketleriyle karmaşık bir şekilde ortaya çıkan modern Tunus edebiyatı ve XX. yüzyıl başlarında tanık olduğu önemli edebî gelişmeler verilmeye çalışılmıştır. Fransa'nın ülkede uyguladığı politikalara karşı direniş gösteren ülkenin önde gelen aydın ve yazarlarının, bağımsızlık adına sesini duyurmak üzere kaleme aldıkları ürünler incelenmiştir. Yayın yoluyla edebiyatı araç olarak kullanmaları ve sanatsal değerde eserler ortaya koymaları üzerinde durulmuştur. Zamanla modern anlamda ortaya çıkan edebî türlerden tiyatro, roman ve özellikle de kısa öykünün geçirdiği aşamalara yer verilmiş ve öne çıkan öykü yazarları ve eserleri de ele alınmıştır. Modern Tunus'ta kısa öykünün en önemli temsilcilerinden olan 'Alî ed-Dûâcî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir ve Sehirtu minhu el-Leyâlî adlı öykü koleksiyonunun tahliline yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Modern Tunus Edebiyatı, Öykü, Kısa Öykü, Kısa Hikâye, 'Alî ed-Dûâcî

20. yüzyılArap edebiyatıDuacı, Ali b. Salih+5
Derya Kaya
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap dilinde temsili teşbih ve Kur'an'dan bazı örneklerin incelenmesi

Teşbih sanatı, Arap edebiyatı tarihinin en erken dönemlerinden günümüze kadar değerini koruyarak varlığını sürdüren en önemli söz sanatlarından biridir. Teşbih yoluyla hakkında bilgi sahibi olunmayan uzak anlamlı ifadeler yakınlaştırılır, soyut ifadeler ise somutlaştırılır. Böylece teşbih, etkileyici ve sihirli bir üslupla anlatımı kuvvetlendirir ve ifadeye üstünlük kazandırır. Teşbihin en önemli çeşitlerinden biri olan temsîlî teşbihte ise bu etkiler daha üstün bir şekilde görülür. Nitekim temsîlî teşbihte, diğer teşbih türlerinden farklı olarak hem müşebbeh ve müşebbehün bih, hem de vech-i şebeh birden fazla unsurdan oluşur. Bu bakımdan temsîlî teşbih ile, muhatabın zihninde adeta bir resim tablosu ya da bir tiyatro sahnesi canlanır. Bu nedenle temsîlî teşbih, etkili ve iz bırakan güçlü bir anlatım aracıdır. Çalışmamızda; teşbih ve teşbihin çeşitlerinden biri olan temsîlî teşbih ayrıntılarıyla ele alınacak gerek dini anlamdaki değeri gerek belâgat alanındaki üstünlüğü ve eşsizliğiyle Kur'an-ı Kerim'den örneklem olarak seçilen ayetlerdeki temsîlî teşbihler incelenecektir. Bu incelemede, örneklem olarak seçilen Türkçe mealler üzerinden, müfessir ve dilcilerin görüşleri ışığında, teşbihli ifadelerin kaynak dil ve hedef dil arasındaki mütekabiliyeti incelenecek ve mealler arasında karşılaştırma yapılarak çevirilerin edebi üslubu değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Teşbih, temsîl, temsîlî teşbih, Kur'an, meal, tercüme.

ArapçaBenzetmeKur'an-ı Kerim+3
Ayşe Yıldız
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Arap seyahatnamelerinde Osmanlı İstanbul'u ve Türkler: İbrahim el-Hiyârî Seyahatnamesi

Bu çalışmada Medineli seyyah İbrahim el-Hiyârî (ö. 1672)'nin Tuhfetü'l-üdebâ' ve selvetü'l-gurabâ' isimli seyahatnamesinde Osmanlı İstanbul'una ve Türklere dair gözlemleri incelenmiştir. İbrahim el-Hiyârî, sözkonusu seyahatnamesinde, Medine'deki medreselerden birinde müderrislik görevini yürütürken, bu vazifesinin haksız yere elinden alınması üzerine şikâyetini Osmanlı yönetimine bildirmek maksadıyla payitaht İstanbul'a yaptığı yolculuğunu kaleme almıştır. İbrahim el-Hiyârî, Şam üzerinden Anadolu'ya, buradan da İstanbul'a gelmiştir. Padişah IV. Mehmed'in ve devlet adamlarının bu sırada Selanik yakınlarındaki Yenişehir'de bulunmaları üzerine el-Hiyârî, Edirne üzerinden Yenişehir'e gitmiştir. Burada padişah, şeyhülislâm ve bazı devlet yetkilileri ile görüşmüş, vazifesine geri döneceğini bildiren bir berat alarak önce İstanbul'a ardından da Medine'ye dönmüştür. 1 yıl 9 ay 17 gün süren seyahatinde uğradığı şehirlere ve buralarda yaşayan halka dair izlenimlerini Rihletü'l-Hiyârî olarak da bilinen seyahatnamesine kaydetmiştir. Yer yer şiirler ve edebi sanatlarla kaleme aldığı bu eser, edebi önemi de haiz bir seyahatnamedir. Bu tezde, aidiyet olarak Osmanlı tebaasından olan Medineli seyyah İbrahim el-Hiyârî'nin, etnik kökeni Arap asıllı ve konuşma dili farklı birisi olarak kendi yaşadığı coğrafyadan oldukça uzakta bulunan Osmanlı İstanbul'una ve Türklere dair algı ve gözlemleri değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arap Seyahat (Gezi) Edebiyatı, Seyahatname, Seyyah, İbrahim el-Hiyârî, Tuhfetü'l-üdebâ' ve selvetü'l-gurabâ', Medine, Osmanlı İstanbul'u, Osmanlılar/Türkler, IV. Mehmed

17. yüzyılArap edebiyatıOsmanlı Devleti+7
Ayşe Türkhan
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hâkka suresinin Arap dili ve belâgatı açısından incelenmesi

Kur'ân-ı Kerîm'deki sûrelerin filolojik çalışmaları ilk dönemlere kadar dayanmaktadır. Zira tefsir çalışmaları hem dil ilimleriyle ilişki içindedir hem de lafız ve cümlelerdeki anlamı ortaya çıkarmaktadır. İmâm Mâturîdî'nin de dediği gibi "Tefsir, Kur'ân lafzı ile kastedilenin ne olduğunu kesin olarak bildirmektir." Belâgat ilmi ise, Arapçanın edebî mahsullerinin derlenmesi ile sanatlarının ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır. Bu çalışmada Kur'ân-ı Kerîm'in 29. cüzünde bulunan Hâkka sûresi ile ilgili filolojik bir çalışma yapılmıştır. Âyet-i Kerîmeler öncelikle lugavî manada tetkik edilmiş, kelimelerin asıl manası şerh edilip, muhtelif manalara da vukûfiyet sağlanmıştır. Nahiv ve belâgat çalışmalarında ise kelimelerin irâb özelliklerine ve edebî sanatlarına dikkat çekilmiştir. Anahtar kelimeler: Hâkka, Sûre, Filoloji.

ArapçaBelagatFiloloji+2
Mevhibe Kaynar
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Edhemî'nin Deh Hitâb adlı eseri (inceleme – metin)

Bu çalışmamızda Kanuni Sultan Süleyman dönemi şâirlerinden Edhemî'nin Deh Hitab adlı mesnevisini konu edindik. Bu mesnevinin Hacı Selim Ağa Yazma Eser Kütüphanesi Hüdai Efendi Koleksiyonu 1314 demirbaş numarasıyla kayıtlı tek nüshasını şekil ve içerik bakımından inceledik. Dört bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde bir nazım şekli olarak mesnevi türünü ele alıp şekil ve muhteva yönünden inceledik. Ardından çalışmamızın ilk bölümünde Edhemî'nin yaşadığı 16. yy. Osmanlı Sahası'nda mevcut siyasi ve edebi durumu aktardık. İkinci bölümde hayatı hakkında neredeyse hiçbir kaynakta bilgi bulunmayan Edhemî hakkında derinlemesine araştırma yaptık ve değerlendirmelerimizle birlikte elde ettiğimiz sonuçları aktardık. Üçüncü bölümde üzerinde çalışma yaptığımız nüsha ile ilgili bilgileri verdikten sonra Deh Hitab isimli mesneviyi inceledik. Dördüncü bölümde ise eserin metnine yer verip gerekli görülen yerlerde metin tamirini gerçekleştirdik.

16. yüzyılDeh HitabEdhemi+1
Muhammed Furkan Şahin
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik dönem Arap edebiyatında otobiyografi: İbn Haldûn örneği

Asırlardır edebiyat alanındaki varlığını muhafaza ederek günümüzde de okuyucu kitlesinin ilgisini üzerine çekmeye devam eden otobiyografi, birtakım gelişim evrelerini tamamlayarak hâlihazırdaki modern kimliğine bürünmüştür. Arap edebiyatının modernleşme sürecinin öncesindeki yüzyıllarda bu türe ilgi duyan edebî şahsiyetler ve onların telif ettiği örnek eserler, otobiyografinin diğer edebî türler arasındaki konumunu güçlendiren ana faktörler olarak addedilmektedir. Ülkemizde bu türün klasik dönem Arap edebiyatında sahip olduğu değeri ifade etmeye çalışan herhangi bir çalışmanın bulunmayışı, bu yüksek lisans tezinin şekillenmesinde rol oynayan en önemli etkendir. Buradan yola çıkarak söz konusu çalışmada, otobiyografinin Arap dilinde mukabili olarak kullanılan kavramlara ve özelliklerine, bu türün klasik dönem Arap edebiyatında bulunduğu konuma, mezkûr türe örnek sayılabilecek eserlere imza atan müelliflere, onların otobiyografik eserlerine ve İbn Haldûn'un et-Taʻrîf bi İbn Haldûn ve Rıhletuhû Ğarben ve Şarken adlı eserinin yapısal ve teknik unsurlar aracılığıyla tahliline yer verilmiştir.

Arap edebiyatıEdebi incelemeKlasik Dönem+2
Ömer Faruk Değirmenci
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necip Mahfûz'un Miramar ile Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı adlı romanlarında anlatıcı ve bakış açısı

Bu çalışmada, Modern Arap edebiyatının en önemli simalarından biri olan Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Necip Mahfûz ile yazdığı eserlerle dünya edebiyatının önemli kalemleri arasında sayılan ve Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Orhan Pamuk'un seçilen eserleri tahlil edilecektir. Bu bağlamda Necip Mahfûz'un Miramar'ı ile Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı adlı romanları çalışmamızda ele alacağımız romanlardır. Belirlenen eserler bir anlatının şekillenmesinde rol oynayan başlıca etkenlerden anlatıcı ve bakış açısı yönünden incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Modern Arap Edebiyatı, Türk Edebiyatı, Karşılaştırmalı Edebiyat, Necip Mahfûz, Orhan Pamuk, Anlatıcı, Bakış Açısı, Anlatıbilim.

AnlatıbilimArap edebiyatıBenim Adım Kırmızı+7
Emine Beyza Elmacı
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saidâ'nın Farsça divanı (İnceleme-metin)

Hicri XI. yüzyıl şairlerinden olan Saida, hayatının son dönemlerini Osmanlı ülkesinde geçirmiştir. Tenkitli metnini oluşturduğumuz Saida'nın Farsça divanı, dibace, kasideler, mesneviler, gazeller, rubailer ve müfredlerden oluşmaktadır. Sebk-i Hindi üslubu ile yazılmış olan bu divan tasavvufi bir eserdir. Saida Divanı, İran'da birkaç araştırmacı tarafından tashih edilmiş olmasına rağmen, hem tashih için kullanılan yazma nüsha sayısının az olması, hem de şairin hayatı hakkındaki bilgilerin yanlış ve yetersiz olması nedeniyle bu çalışmayı gerekli gördük. İlk bölümde şairin biyografisine yer verdik. İranlı araştırmacılar tarafından, elimizde divan nüshaları bulunan Saida ile karıştırılan Saida isimli/mahlaslı diğer iki şairin biyografilerine ve bu iki şairin biyografilerinin nasıl iç içe geçirildiğine değindik. Ayrıca bu kişilerin elimizde divanı bulunan Saida ile nasıl karıştırıldığını da açıkladık. Bunlara ilaveten, Saida'nın tek eseri olan divanından bahsedip, İran'da bu eserle ilgili yapılmış olan çalışmaları tanıttık. İkinci bölümde divan metnini üslup, konu, mazmunlar ve şekil bakımından inceledik. Üçüncü bölümde ise öncelikle tespit edebildiğimiz sekiz adet divan nüshasını tanıtarak, bunlardan nasıl bir şecere oluşturduğumuzu anlattık. Daha sonra ise bu şecere yardımıyla seçtiğimiz beş adet nüsha üzerinden hazırlamış olduğumuz tenkitli divan metnine yer verdik.

Divan şiiriDivanlarFarsça+6
Abdulhakim Arkan
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyyid Abdulkâdir Belhî'nin ''Kunûzu'l-Ârifîn'' adlı Farsça mesnevisi (inceleme-metin)

Bu çalışmamızda XIX ve XX. yüzyıl Osmanlı Devleti şâirlerinden Seyyid Abdulkâdir Belhî'nin Künûzü'l-ârifîn adlı mesnevîsini konu edindik. Bu mesnevînin Süleymaniye Kütüphanesi, Mevlânâ Müzesi Abdulbâki Gölpınarlı Kütüphanesi'nde mevcut olan iki nüshası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları tarafından basılan fotokopi nüshasını birbirleriyle karşılaştırarak eserin tenkitli metnini hazırladık eseri, şekil ve muhteva yönünden inceledik.

Abdulkadir BelhiFars edebiyatıFars şiiri+3
Emirhan Kapdan
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endülüs Arap edebiyatında kadın şairler: Vellâde Bint Müstekfî-Billâh örneği

Vizigot İspanyası'nın zayıf durumu ve Tarık b. Ziyad ile ordusunun VIII. yüzyılda bu toprakları fethiyle beraber, uzun soluklu bir egemenlik hareketi başlamıştır. Bu fetihle birlikte bölgeye yerleşen Müslümanların sahip olduğu şiir ve edebiyat mirası da nesilden nesle aktarılmıştır. Çalışmamızda Endülüs Arap Edebiyatının özünü oluşturan şiir sanatı çerçevesinde kadın şairleri ele almış bulunmaktayız. Endülüs Arap Edebiyatında önemli şiirlere imza atan kadın şairlerin meşhur olanlarının hayatları ile şiirleri incelenmiş, seçkin şairlerden Vellâde bint Müstekfî-billâh'ın hayatı, şairlik kabiliyeti, bu konudaki bilgi birikimi, ilişkileri ve şiirleri geniş çapta ele alınmıştır. Ayrıca Türkçe ve yabancı dilde kaynaklara başvurularak Endülüs Arap Edebiyatı hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Endülüs, Şiir, Vellâde, Kadın Şairler

Arap edebiyatıArap şiiriEndülüs+4
Menekşe Aydin
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
10