Atatürk University
Discipline

Horticulture

Atatürk University

329

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Yerli turunç, carrizo ve troyer sitranj anaçlarının Antalya koşullarında yetiştirilen önemli turunçgil tür ve çeşitlerinin yapraktaki karbonhidrat ve bitki besin elementleri ile meyve verimi ve kalitesi ve kalitesi üzerine etkileri

ÖZET YERLİ TURUNÇ, CARRİZO VE TROYER SİTRANJ ANAÇLARININ ANTALYA KOŞULLARINDA YETİŞTİRİLEN ÖNEMLİ TURUNÇGİL TÜR VE ÇEŞİTLERİNİN YAPRAKTAKİ KARBONHİDRAT VE BİTKİ BESİN ELEMENTLERİ İLE MEYVE VERİMİ VE KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ EBRU CÜCÜ-AÇIKALIN Doktora Tezi, Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Mustafa PEKMEZCİ Aralık 2004, 193 sayfa Bu araştırmada, limonlardan erkenci olması nedeniyle İnterdonato çeşidi; mandarin ve portakallardan kaliteli ve pazar talebinin son derece yüksek olması nedeniyle Klemantin ve Washington Navel çeşitleri; altıntoplardan ise son yıllarda pazar talebinin yeniden artmaya başlaması nedeniyle Marsh Seedless çeşidi kullanılmıştır. Anaç olarak ise bölgemizde yaygın olarak kullanılan turunç anacı ve son yıllarda yapılan çalışmalarda ümitvar olarak görülen Troyer ve Carrizo sitranj anaçları seçilmiştir. Bu anaçlar üzerindeki çeşitlere ait ağaçların gelişme durumları, verim ve meyve kalitesi ile karbonhidrat, klorofil ve bitki besin elementleri içerikleri incelenerek, en iyi anaç X kalem kombinasyonları saptanmıştır. Deneme materyali olarak, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü'nün Serik- Kayaburnu Araştırma ve Uygulama Arazisi'ne 1983 yılında 7x7 m aralıklarla dikilmiş olan ağaçlar kullanılmıştır. Laboratuar çalışmaları Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Merkezi Laboratuarı ile Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait Pomoloji Laboratuarı ve Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü'ne ait Toprak ve Bitki Analiz Laboratuarı' nda gerçekleştirilmiştir. Bulgularımız sonucunda, verim ve kalite açısından en iyi sonuçlar limonda turunç anacı, diğer türlerde ise Carrizo sitranj anacı üzerindeki ağaçlarda saptanmıştır. İncelenen tüm çeşitlerde karbonhidrat içerikleri bakımından sitranj anaçlarının daha yüksek değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Mevsimsel değişim itibariyle ise karbonhidrat, klorofil ve besin elementleri içerikleri bakımından Carrizo ve Troyer sitranj ile turunç anaçları üzerindeki ağaçlarda benzer bir mevsimsel değişim izlenmiştir. Karbonhidratlardan toplam karbonhidratlar, nişasta ve karbonhidrat/azot(C/N) oranının ilkbahardan yaza doğru artıp, sonbahara doğru azaldığı ve kışa doğru tekrar arttığı; toplam şeker, indirgen şeker ve sakkaroz içeriklerinin ise ilkbahardan sonbahara kadar azalıp, kışa doğru arttığı saptanmıştır. Bitki besin elementlerinin mevsimsel değişiminde ise azot (N), fosfor (P) ve potasyumun (K) ilkbahardan yaza kadar artıp, bir sonraki ilkbahara kadar azaldığı; kalsiyum (Ca), sodyum (Na), demir (Fe) ve mangan (Mn) konsantrasyonlarının ise ilkbahardan kışa kadar artıp, bir sonraki ilkbahara doğru azaldığı; magnezyumun (Mg) ilkbahardan sonbahara kadar artıp, devamında bir sonraki ilkbahara kadar azaldığı; çinkonun (Zn) ilkbahardan bir sonraki ilkbahara kadar azalıp, devamında yaza doğru arttığı; bakırın (Cu) ilkbahardan sonbahara kadar azalıp, kışa doğru arttığı ve devamında ilkbahara doğru azaldığı belirlenmiştir. Anaçların topraktaki bitki besin elementlerinden yararlanma düzeylerinde farklılık tespit edilmiştir. Washington Navel' de Fe ve Cu açısından turunç anacının, diğer besin elementleri açısından ise sitranj anaçlarının, Klemantin mandarininde ise genel olarak sitranj anaçlarının daha başarılı olduğu saptanmıştır. İnterdonato limonunda N, Na ve Cu açısından turunç; K, Ca ve Fe açısından sitranj anaçları; Marsh Seedless altıntopunda ise K ve Zn açısından turunç, Mg, Na, Fe ve Cu açısından ise Troyer sitranj anaçlarının daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Klorofil içerikleri bakımından ise tüm çeşitlerde ilkbahardan kışa doğru artış ve devamında bir sonraki ilkbahara doğru azalış saptanmıştır. Özet olarak, bölgemiz koşullarındaki Washington Navel portakalı, Klemantin mandarini ve Marsh Seedless altıntopu için Carrizo sitranj anacının, İnterdonato limonu için ise turunç anacının incelenen tüm özellikler bakımından en iyi sonucu verdiği saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Anaç, tür, çeşit, anaç çeşit kombinasyonu, ağaç gelişimi, karbonhidrat, bitki besin elementi, klorofil, verim, kalite. JÜRİ: Prof. Dr. Mustafa PEKMEZCİ (Danışman) Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLU Prof. Dr. Lami KAYNAK Doç. Dr. Mustafa ERKAN Yrd. Doç. Hamide GÜBBÜK 11

Ebru Cücü Açıkalın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Süs bitkisi olarak kullanılabilecek, Antalya yöresindeki yetişen üç endemik Allium türünün (A. junceum subs. tridentatum, A. robertianum, A. sandrasicum) kültüre alınma ve çoğaltılabilme olanaklarının araştırılması

ÖZET SÜS BİTKİSİ OLARAK KULLANILABİLECEK, ANTALYA YÖRESİNDE YETİŞEN ÜÇ ENDEMİK ALLİUM TÜRÜNÜN (A.junceum subs, tridentatum, A. robertianum, A. sandrasicum) KÜLTÜRE ALINMA VE ÇOĞALTBLABİLME OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI Özgül KARAGÜZEL Doktora Tezi, Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı Danışman: Prof. Dr. İbrahim BAKTIR Ocak 2005, 137 Sayfa Bu çalışma, Antalya yöresinde doğal olarak yetişen endemik üç Allium türünün süs bitkisi olarak değerlendirilebilme imkanlarının belirlenmesi amacıyla dört farklı deneme halinde yürütülmüştür. 1. deneme yetiştirme alam (cam sera ve açık alan) ve soğanlara uygulanan soğuklatma uygulamalarının (5 °C ve 10 °C'de 15, 30 ve 60 gün bekletme), 2. deneme paclobutrazol uygulamalarının (A. robertianum ve A. sandrasicum türlerinde yapraktan, topraktan ve soğan daldırması şeklinde kontrol (0), 1.25, 2.50, 5.00 ve 10.00 mg/bitki dozlarında) bitkilerin büyüme ve çiçeklenme özellikleri üzerine etkilerini belirlemeve yöneliktir. 3. denemede tohum çimlenme özellikleri ve çoğaltım olanakları araştırılmış, 4. denemede ise çiçeklerin hasat sonrası özelliklerine ilişkin ön denemeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca türlerin doğal populasyonlarmda fenolojik ve morfolojik özellikler ile ilgili ölçüm ve gözlemler yapılmıştır. Çalışma, 2002-2004 yılları arasında, türlerin doğal ortamları, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünün araştırma serası, arazisi ve doku kültürü laboratuarı ile Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü doku kültürü laboratuarında yürütülmüştür.1. denemeden elde edilen sonuçlar, türlerin her iki yetiştirme alanına da çok iyi uyum gösterdiğini, cam serada yetiştirilen ve soğanlarına 10°C'lik soğuklatma uygulamaları yapılmış olan bitkilerin, bitki gelişimi ve çiçeklenme ile ilgili birçok özellik açısından en yüksek değerler aldığı, açık alanda ise daha canlı ve yeşil bitkilerin oluştuğu gözlemlenmiştir. 2. deneme sonucunda, paclobutrazol uygulama yöntemine bitki gelişimi ve çiçeklenme üzerinde önemli etkileri olduğu ve dozlar arttıkça bu etkinin arttığı belirlenmiştir. 2.5 mg/bitki dozlarının bitkilerde çiçeklenmeye kadar geçen süreyi kısalttığı saptanmıştır. 3. denemenin sonuçlan tohumların taze olarak ekildikleri zaman arazi koşullarında hiçbir problemle karşılaşmadan çimlendikleri ve yaklaşık sekiz ay sonra soğancık oluşturduklarım ortaya koymuş, in vitro koşullarında (MS ortamı ) ise çimlenme oram ve soğancık oluşumunun daha düşük olduğu belirlenmiştir. Çiçeklerin vazo ömürlerine yönelik çalışmada ise (4. deneme) GTS uygulamasının Allium türlerinde vazo ömrünü arttırdığı bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Allium, tohum, soğan, kültüre alma, çoğaltma, soğuklatma, paclobutrazol, GTS Jüri: Prof. Dr. İbrahim BAKTIR (Danışman) Prof. Dr. Mustafa GÖKÇEOĞLU Prof. Dr. İbrahim UZUN Prof. Dr. Atilla AŞKIN Prof. Dr. Osman KARAGÜZEL

Özgül Karagüzel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya florasında bulunan iki dianthus türünün (D. calocephalus Boiss. ve D. orientalis Adams.) kültüre alınması ve bazı biyolojik özelliklerinin saptanması üzerine bir araştırma

ÖZET ANTALYA FLORASINDA BULUNAN İKİ DIANTHUS TURUNUN (D. calocephalus Boiss. ve D. orientalis Adams.) KÜLTÜRE ALINMASI VE BAZI BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN SAPTANMASI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA DENİZ HAZAR Doktora Tezi, Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. İbrahim BAKTTO Ocak 2006, 173 Sayfa Bu çalışmada, Antalya florasında yayılış gösteren Dianihus türlerinden D. calocephalus ve D. orientalis'in süs bitkisi olarak değerlendirilebilme olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla türlerin doğal ortamlarındaki yetişme koşullan, morfolojileri, anatomik ve palinolojik özelikleri incelenmiştir. Doğal ortamlarında yapılan incelemelerin de ışığı altında türler kültüre alınmıştır. Kültüre alma çalışmalarında öncelikle farklı üretim yöntemleri (tohum, çelik ve in vitro kültürü) denenerek en başarılı üretim yöntemi tespit edilmeye çalışılmıştır. Üretilen fideler serada hazırlanan dikim yastıklarına, saksılara ve dış ortamda çiçek parterlerine dikilmiştir. Üç değişik kültür ortamında fenolojik ve morfolojik gözlemler yapılmıştır. Kesme çiçek olarak değerlendirmede önemli bir kriter olan vazo ömürleri bakımından da türler incelenmiştir. Ayrıca türlerin kuru çiçek olarak değerlendirilme imkanları da araştırılmıştır. Çalışma sonunda, D. calocephalus 'un kesme çiçek, saksı çiçeği ve tasarım bitkisi olarak kullanımlanmn yanı sıra kuru çiçek olarak da değerlendMlmesinin mümkün olduğu, D. orientalis' in ise yastıksı form oluşturması nedeniyle kurak ve kayalık yamaçlarda ve şeyvlerde iyi bir erozyon önleme bitkisi ve sonbaharda açan albenili çiçekleri ile de ideal bir tasarım bitkisi olma özelliklerine sahip olduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Anatomi, Dianthus, morfoloji, palinoloji, üretim yöntemleri, in vitro, kesme çiçek, saksı çiçeği, tasarım bitkisi, vazo ömrü, kuru çiçek JÜRİ: Prof. Dr. İbrahim BAKTIR Prof. Dr. Lami KAYNAK Prof. Dr. Hüseyin SÜMBÜL Prof. Dr. Ercan ÖZZAMBAK Doç. Dr. Sibel MANSUROĞLU

Deniz Hazar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Hicaznar (Punica granatum L.cv. Hicaznar) nar çeşidinde değişik uygulamaların güneş yanıklığı üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışma, Hicaznar nar çeşidi meyvelerinde kaolin uygulamaları ile gölgeleme uygulamalarının güneş yanıklığı üzerine etkilerinin belirlenmesi ve güneş yanıklığı olan ve olmayan meyve kabuğundaki anatomik farklılıkların ortaya konması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla çalışma iki bölüm halinde yürütülmüştür. 1. Bölümde öncelikle gölgeleme yapılacak alandaki ağaçlar % 35'lik gölgeleme yapan örtü materyali ile 30 Temmuz tarihinde örtülmüştür. Daha sonra gerek bu alanda gerekse açık alanda %3'lük dozda I. Dönem (KI : 30 Temmuz, 6 Ağustos, 13 Ağustos, 20 Ağustos) , II. Dönem (KII: 6 Ağustos, 13 Ağustos, 20 Ağustos, 27 Ağustos) ve III. Dönem (KIII: 13 Ağustos, 20 Ağustos, 27 Ağustos, 10 Eylül) olmak üzere üç ayrı dönemde başlayan kaolin uygulamaları yapılarak bu uygulamaların güneş yanıklığı üzerine etkileri belirlenmiştir. 2. bölümde güneş yanıklığı olan ve olmayan meyve kabuğundaki anatomik farklılıklar ortaya konulmuştur. Ayrıca deneme arazisinde sıcaklık, nem, solar radyasyon ve ışık miktarları gibi iklim verileri (Mikro metos ag. iklim istasyonu ile) alınarak güneş yanıklığı üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Ayrıca uygulamaların meyve kalite kriterleri üzerine etkileri saptanmıştır. Çalışma, 2003-2004 yıllarında, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nün araştırma arazisinde, Akdeniz Bölgesi'nde üretimi ve ihracatı en fazla olan Hicaznar nar çeşidi üzerinde yürütülmüştür. Laboratuar çalışmaları ise Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Pomoloji Laboratuarı ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Bölümü Anatomi Laboratuarı'nda gerçekleştirilmiştir. 1. deneme sonucunda, Hicaznar nar çeşidinde güneş yanıklığını önlemede en etkili yöntemin Kaolin uygulamaları olduğu, kaolin uygulanan meyvelerde SÇKM miktarı ve kırmızı rengin de belirgin bir şekilde arttığı tespit edilmiştir. Kaolin uygulamaları içerisinde ise Kaolin I uygulamalarının güneş yanıklığını azaltmada en etkili uygulama olduğu belirlenmiştir. Yine gölgeleme uygulamalarının kontrole kıyasla güneş yanıklığını önemli derecede azalttığı, ancak nemin yüksek olduğu dönemlerde gölgeleme yapılan alandaki meyvelerde çatlama oranlarının arttığı saptanmıştır. Ayrıca gölgeleme + kaolin uygulamalarının güneş yanıklığını azaltmada sadece gölgeleme uygulamalarından daha etkili olduğu tespit edilmiştir. 2. deneme sonucunda, güneş yanıklığı olan meyve kabuğu ile olmayan meyve kabuğunda önemli anatomik farklılıkların ortaya çıktığı; nar kabuğunda güneş yanıklığının ilk olarak kütikula tabakasında meydana geldiği, böylece kütikular tabakanın dağılmaya başladığı, yine kütikula ile birlikte altındaki epidermis tabakasının da dağıldığı ve parçalandığı, ilerleyen aşamalarda ise parankima hücreleri ile kabuğu meydana getiren diğer birçok hücrenin zarar gördüğü tespit edilmiştir. Yine ışık mikroskop görüntüleri göstermiştir ki; meyve kabuğunda gözle görülür renk değişimi meydana gelmeden önce güneş yanıklığının bir belirtisi olarak; özellikle epidermise yakın hücreler arasında fenolik madde birikimi, hücre duvarı kalınlaşması ve ligninleşmesi gibi birtakım hücresel olaylar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca meyvelerdeki güneş yanıklığının görünür belirtileri oluşmadan önce anatomik değişikliklerin başladığı, dolayısıyla uygulamaların buna göre düzenlenmesi gerektiği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Nar, güneş yanıklığı, kaolin, gölgeleme, anatomi, verim, kalite, meyve kabuğu

Keziban Yazıcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Hasat sonrasi putresin, salisilik asit, sitrik asit ve metil jasmonat uygulamalarinin Pleurotus ostreatus mantarinda muhafaza süresi ve kalite üzerine etkileri

Bu çalışma, Pleurotus ostreatus mantar türünde hasat sonrası farklı dozlarda (0.5, 1 ve 2 mM) putresin, salisilik asit, sitrik asit ve metil jasmonat uygulamalarının kalite özellikleri, muhafaza süresi ve besin elementi içeriği üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada toplam 13 farklı uygulama ele alınmış olup, 4 °C'de 14 gün süre ile muhafaza edilen mantarlarda gerekli ölçüm ve analizler (7. ve 14. günlerde) yapılmıştır. Araştırma sonucunda hasat sonrası uygulamalar ve muhafaza sürelerine bağlı olarak kalite özelliklerinin önemli oranda değiştiği saptanmıştır. Muhafaza süresinin artması ile ağırlık kaybı, pH değeri, fosfor, demir ve çinko içerikleri artarken, kuru madde miktarı azalmıştır. Çalışmada ele alınan uygulamaların genel olarak hasat sonrası kalite kayıplarını azaltmada olumlu etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Hasat sonrası uygulamalar arasında sitrik asit ve metil jasmonat uygulamalarının daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada özellikle 0.5 mM metil jasmonat (11 nolu uygulama) ile 0.5, 1 ve 2 mM sitrik asidin (8, 9 ve 10 nolu uygulamalar) hasat sonrası kalite kayıplarını azaltmak için alternatif bir uygulama yöntemi olarak önerilebileceği sonucuna varılmıştır.

Hasat sonuKayın mantarıMeyve kalitesi+3
Bilgehan Şahin
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı distilasyon sularının hüsnüyusuf ve kasımpatı kesme çiçeklerinde vazo suyu olarak kullanımının hasat sonrası kalite ve enzim aktivitesi üzerine etkileri

Bu çalışmada bazı distilasyon sularının Hüsnüyusuf (Dianthus barbatus) ve Kasımpatı (Chrysanthemum sp.) kesme çiçeklerinde vazo suyu olarak kullanımının hasat sonrası kalite ve enzim aktivitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada vazo ömrü (gün) için 0. 3. 6. 9. ve 12. günlerde pomolojik özellikler, kolorimetrik renk analizleri, duyusal analizler, antosiyanin miktar ve degredasyonu, poligalakturonaz enzim aktivitesi analizleri yapılmıştır. Hüsnüyusuf kesme çiçeğinde en uzun vazo ömrü (gün) kontrol (saf su) ve melisa distilasyon suyu uygulamalarında 15 gün olarak elde edilmiştir. Ağırlık değişimi Hüsnüyusuf ve Kasımpatı kesme çiçeklerinde en fazla biberiye distilasyon suyu uygulamasında olduğu belirlenmiştir. Toplam solüsyon alımı Hüsnüyusuf kesme çiçeğinde en fazla analizin 12. gününde kontrol (saf su) uygulamasında % 32.7, Kasımpatı kesme çiçeğinde ise en fazla analizin 12. gününde Biberiye distilasyon suyu uygulamasında % 28.67 olarak görülmektedir. Hüsnüyusuf ve Kasımpatı kesme çiçeğinde genel görünüm için yapılan değerlendirme sonucunda Melisa distilasyon suyunun etkisi kontrole göre en yakın değerde olduğu saptanmıştır. Defne distilasyon suyunun oda kokusu için yapılan analizler sonucunda diğer uygulamalara göre daha oda kokusu değerinin en fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışmada uygulanan farklı solüsyon ortamlarının tıbbi ve aromatik bitkilerden yağ elde ettikten sonra kalan distilasyon sularının kesme çiçeklerde vazo solüsyonu olarak kullanılmasının uygun görülmüştür. Çalışma sonucunda Hüsnüyusuf ve Kasımpatı kesme çiçeklerinde Melisa distilasyon suyu önerilebilir. Kesme çiçek kalitesi ve genel görünümün korunabildiği en uygun solüsyonun Melisa distilasyon suyu olduğu gözlemlenmiştir.

Nimet Emanetoğlu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz stresine maruz bırakılan çilek bitkisinde farklı putresin dozlarının fizyolojik faaliyetler üzerine etkileri

Sulanabilen tarım arazilerinin çoğunda tuzluluk sorunu oluşabilmektedir. Günümüzde giderek artan tuzlu alanlar tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ciddi anlamda tehdit etmektedir. Bu çalışmada sıvı kültürde ½ kuvvetinde Hoagland besin ortamı kullanılarak tuz stresi altında (1000 mg/l NaCl) yetiştirilen Albion çilek çeşidinde farklı dozlarda putresin uygulamalarının (100 ppm, 150 ppm ve 200 ppm) bazı büyüme parametreleri, antioksidant enzim aktiviteleri ve köklerde ve yapraklarda bitki besin elementi içerikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elde edilen verilere göre, tuz stersi kök ve yaprak ağırlığı, kök sayısı ve uzunluğu ve klorofil içeriğini olumsuz etkilemenin yanı sıra, DPPH süpürme aktivitesi, toplam protein, toplam antosiyanin, toplam çözünebilir karbonhidrat ve toplam fenolik madde içeriklerinde de düşüşe neden olmuştur. Tuz stresinin çilek bitkilerinin yapraklarında katalaz (CAT), hidrojen peroksit (H2O2) ve lipit peroksidasyonu (MDA) enzim aktivitelerini artırdığı, askorbat peroksidaz (APX), prolin ve süperoksitdismutaz (SOD) aktivitelerinş ise azalttığı görülmüştür. Ayrıca, stres altındaki bitkilerin kök ve yapraklarında sodyum (Na) ile magnezyum (Mg) içeriği artarken, bakır (Cu) içeriğinde düşüş gözlemlenmiştir. Putresin dozlarının tuz stresi koşullarında yetiştirilen çileklerde bitki büyüme parametreleri üzerine etkileri istatistiki olarak önemli bulunmazken, yalnız tuz uygulamasında 53,36 mg/g olan toplam fenolik madde içeriğini 95,37 mg/g'a (100 ppm putresin) kadar artırmıştır. Toplam antosiyanin miktarında da benzer bir durum gerçekleşmiş olup putresin uygulamasıyla 0,74 mg/g'dan (tuz) 1,78 mg/g'a (200 ppm) yükselmiştir. Antioksidan aktivitede ise putresinin 150 ppm dozu en iyi sonucu. Antioksidatif enzimlerden APX, prolin ve SOD aktivitelerinin tuz stresi altındaki çileklere uygulanan putresin dozlarıyla iki kattan fazla arttığı tespit edilmiştir. CAT ise istatistiki olarak farklı bulunmamıştır. Oksidatif enzimler olan H2O2 ve MDA aktivitelerinin ise putresin uygulamalarıyla birlikte önemli ölçüde azaldığı belirlenmiştir. Çalışma sonuçlşarı putresininin tuz stresi altındaki çilek bitkilerinde enzimatik aktiviteyi düzenleyerek olumlu etiklerde bulunduğunu göstermektedir.

Mırmahmud Hasanov
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hayward (Actinidia deliciosa ferg.) ve gold (Actinidia chinensis L.) kivi çesitlerinde farklı sürelerde uygulanan ultrason ve UV-C uygulamalarının hasat sonrası bazı kalite kriterleri üzerine etkisi

Bu çalışma Hayward ve Gold kivi çeşitlerinin farklı sürelerde uygulanan UV-C ve ultrason uygulamalarının etkilerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmada ultrason ve UV-C uygulamaları için 0 dakika (kontrol), 5 dakika, 10 dakika, 20 dakika süreleri ve 30-60-90 gün için uygulanmıştır. Yapılan uygulamalar sonrasında meyveler polietilen torbalar ile ambalajlanarak soğuk hava deposunda 0°C'de %85–95 oransal nemli ortamda 90 gün süre ile muhafaza edilmiştir. Çalışmada depolama süresince (3 ay) aylık fasılalarla depodan çıkarılan örneklerde ağırlık kaybı, çürüme, meyve eti sertlik, titre edilebilir asitlik, pH, boy, en, SÇKM, meyve eti ve meyve kabuğu rengi (L, a*, b*, Chroma*, hue*), duyusal özellikler (görünüm, aroma, tad) ile antosiyanin miktar ve degradasyon (polimerik renk, renk yoğunluğu, polimerik renk yüzdesi, toplam monomerik antosiyanin) durumları incelenmiştir. Hayward çeşidinde en yüksek ağırlık kaybı UV-C nin 90. gününde % 1,07; en düşük ağırlık kaybı ise ultrasonun 30. gününde % 0,16 olarak gerçekleşmiştir. Hayward kivi çeşidinde asitlik, SÇKM, meyve eti sertliği ve L renk (meyve eti) özellikleri birbirleri ile pozitif yönlü ilişki göstermiştir. pH arttıkça ağırlık kaybı artmıştır. Gold çeşidinde en yüksek ağırlık kaybı UV-C nin 90. gününde % 1,44, en düşük ağırlık kaybı ultrasonun 30. gününde % 0,16 olarak gerçekleşmiştir. Gold kivi çeşidinde en bariz görülen bulgu zaman geçtikçe çürümenin artmasıdır. Bu artışın miktarı 90. gün sonunda çok düşük olarak belirlenmiştir. Çalışmada uygulamaların sonuçlarını kontrol grubu ile karşılaştırıldığında bariz farklar görülmemiş kivi meyvesinde ultrason ve UV-C uygulamalarının etkisi önemsiz bulunmuştur. Bunun aksine meyve muhafazasında kilitli poşet, modifiye atmosfer paketi gibi muhafaza ürünlerinin ağırlık kaybı ve çürüme durumlarını uzun süre engelleme açısından önemli olduğu görülmüştür.

Abdullah Terzi
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı elma çeşitlerinin m9 klon anacı üzerindeki aşı performansı

Bu çalışma, 2020-2021 yılları arasında elma klon anaçları üzerine aşılı elma çeşitlerinin aşı başarısı ve fidan gelişim performanslarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bu çalışmada, 'Granny Challenger', 'Golden Reinders', 'Galaval', 'King Road' ve 'Early Red One' elma çeşitlerinin M9 anacı üzerine durgun T Göz Aşı yöntemiyle 07-23.08.2020 tarihleri arasında aşılanmıştır. Aşı tutma oranı bakımından M9 anacı üzerine 'Galaval', 'Golden Reinders', 'Early Red One', 'King Road' ve 'Granny Challenger' elma çeşitlerinde aşı başarı oranları sırasıyla %94, %90, %90, %88 ve %86 belirlenmiştir. Aşı tutma oranı en yüksek %94 ile 'Galaval' çeşidi, en düşük ise %86 ile 'Granny Challenger' olmuştur. Aşı sırasında anaç çapı ile fidan sökümü sırasındaki anaç çapı değişimi %321-%188 arasında değişim göstermiştir. Anaç çapları 28.08.2020-07.12.2021 tarihleri büyük oranda farklılıklar belirlenmiştir. En büyük fark %321 ile 'Galaval' çeşidinde görülürken sırasıyla 'Granny Challenger' (%302), 'Golden Reinders' (%273), 'Early Red One' (%240), ve 'King Road' çeşitlerinde tespit edilmiştir. Fidan kalite sınıfı bakımından en yüksek kaliteli fidan 'Early Red One' %100 oranında başarı sağlamış en düşük kalite ise %92.35 ile 'Golden Reinders' çeşidinde belirlenmiştir. Yapılan çalışmada M9 klon anacı üzerine durgun dönemde atılan T Göz Aşı başarısı ve fidan kalitesi üzerine başarılı sonuçların elde edildiği tespit edilmiştir.

İbrahim Aldemir
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Prunus spinosa'nın (güvem eriği) bitkisel özellikleri ve çelikle çoğaltılması üzerine araştırmalar

Bu çalışma, Bolu merkez, Abant gölü çevresi, Mudurnu ve Göynük ilçeleri olmak üzere 4 lokasyondan 2018-2019 yılları arasında Prunus spinosa (Güvem-Çakal eriği) genotiplerinin çelikle çoğaltılma başarısının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, odun çelikleri farklı dozlarda IBA (1000 ppm, 2000 ppm, 4000 ppm, 6000 ppm ve 8000 ppm) uygulamaları ile muamele edildikten sonra alttan ısıtmalı, perlit içeren köklendirme ortamlarına dikilmişlerdir. Köklendirme ortamına alınan 60 genotipten 13 genotipte köklenme gerçekleşirken, çeliklerin canlı kalma oranı % 21,67 olarak gerçekleşmiştir. En yüksek köklenme oranı % 50 (5 adet çelik) ile 4000 pppm uygulamasında 13 nolu genotipinde elde edilirken, ortalama kallüs oluşumu 1,6 adet ile 45 nolu genotipte gerçekleşmiştir. Ortalama kök sayısı uygulanan IBA dozuna bağlı olarak en yüksek 4000 ppm uygulamasında 0.17 adet ve en düşük 1000 ppm uygulamasında 0.02 adet olarak belirlenmiştir. En yüksek kallus oluşumu 1000 ve 8000 ppm uygulamasında en düşük ise 6000 ppm IBA uygulamasoında belirlenmiştir. En yüksek canlı çelik sayısı 2000 pm IBA uygukamasında belirlenirken en düşük canlı çelik sayısı ise 6000 ppm IBA uygulamasında belirlenmişti Prunus spinosa (Güvem eriği) genotiplerinde IBA uygulaması çeliklerin köklenmesi üzerine olumlu etkilerinin sınırlı olduğu ve 8000 ppm IBA uygulamasının kök sayısı, kök uzunluğu ve kök çapı üzerine olumlu etki yaptığı belirlenmiştir.

Tarık Dikmen
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilecik Gölpazarı ve çevresinde yetişen cevizlerin seleksiyon yoluyla ıslahı

Bilecik İli Gölpazarı ilçesinde ümitvar ceviz genotiplerini tespit etmek amacıyla yürütülen bu çalışmada 88 ağaçtan meyve örnekleri alınmıştır. Seleksiyon kriterlerine göre 10 genotip ümitvar bulunmuştur. Ümitvar genotiplerinin meyve ağırlıkları 16.67 gr ile 11.58 gr arasında, iç ağırlıkları 8.39 gr ile 6.19 gr arasında, iç oranlarının % 59.45 ile % 48.65 arasında, kabuk kalınlığı değerlerinin 1.66 mm ile 1.19 mm arasında, meyve boyunun 47.49 ile 34.69 mm, meyve eninin 38.80 ile 30.75 mm, meyve kalınlığının 35.29 ile 30.93 mm arasında değiştiği belirlenmiştir. Ümitvar genotiplerimizde kabuk renginin açık renkten koyu renge, iç renginin açıktan hafif koyu renge kadar değiştiği, iç damarlılığının azdan çoğa kadar, bütün çıkma (horoz) özelliğinin yarımdan tama kadar, kabuk kırılma direncinin kolaydan orta düzeye, kabuk pürüzlülük durumunun ise azdan orta düzeye kadar değiştiği tespit edilmiştir. Yürütülen bu çalışma ile Gölpazarı ve çevresinde önemli ceviz genotiplerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu ceviz gen kaynakları üzerinde yapılacak daha detaylı çalışmalar ile bu genotiplerin korunması, çoğaltılması ve standart çeşitler halinde getirilmesi ülkemiz ceviz yetiştiriciliği bakımından önemli görülmektedir.

Muhammed Mustafa Mancak
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu yöresinde doğal yetişen muşmula (Mespilus germanica L.) genotiplerinin pomolojik karakterizasyonu

Bu çalışma Bolu merkez ilçede (Aşağısoku Mahallesi, Yukarısoku Köyü, Çele Köyü, Yumrukaya Köyü, Değirmenbeli Köyü, Kartalkaya Mevkii ve Karacasu Beldesi) bulunan doğal olarak yetişen muşmula (Mespilus germanica L.) genotiplerinin pomolojik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla 2020-2021 yıllarında yürütülmüştür. Yapılan çalışmanın ilk (2020) yılında 101 muşmula genotipinden alınan meyve örneklerinden yapılan pomolojik incelemeler sonuncunda 10 g'ın üzerinde olan ve tartılı derecelendirme sonuncunda en yüksek puan alan 20 genotip ümivar olarak seçilmiştir. Ümitvar genotiplerden ikinci (2021) yıl tekrar örnek alınarak gerekli meyve özellikleri incelenmiştir. Ümitvar genotiplerde ortalam meyve kabuk rengi değerlerinden L 41,13±4,14 (S005)- 59,07±2,70 (KK008), a 14,44±0,34 (KK007)-18,68±1,36 (S006), b 21,78±2,37 (KK005)- 32,57±0,65 (KK008), Chroma 22,09±0,46 (KK004)- 36,45±1,56 (KK001) ve hue 48,48±0,72 (YK012)-60,88±1,38 (S002) aralığında belirlenmiştir. Ümitvar genotiplerin ortalama meyve ağırlığı 10,66±0,36 g (KK006) -26,60±0,80 g (S005), meyve boyutlarından meyve eni 27,26±0,34 mm (KK006)-37,27±0,63 mm (S006), meyve boyu 24,75±0,29 mm (KK006)- 37,79±0,67 mm (S005), meyve hacimi 9,00±0,24 ml (KK009)-25,11±1,21 ml (S005), meyve et oranı 81,53±1,12 % (S006)- 90,62±2,19 % (YS002), meyve çiçek çukuru derinliği değeri en düşük 6,76±0,35 mm (KK001)- 13,80±1,44 mm (S001) ve meyve çukur eni 13,28±0,51 mm (KK001)- 20,52±0,75 mm (S006) aralığında belirlenmiştir. İncelenen genotiplerde tohum sayısı 4,78±0,15 adet (KK006)- 5,00±0,00 adet (YK011) ve tohum ağırlığı 1,48±0,08 g (KK006)- 4,80±0,18 g (S006), meyve eti sertliği 2,97±0,56 kg (YS001)-1,13±0,13 kg (YS003) olarak tespit edilmiştir Ümitvar genotiplerde kimyasal özelliklerden Suda çözünür kuru madde miktarı 10,00±0,77 (YK012)- 20,40±4,26 (KK005), asitlik oranı %1,08±0,05 (YS002) ile %2,34±0,21 (KK05) ve pH değeri ise 3,74±0,38 (KK006) ile 4,73±0,19 S003) aralığında tespit edilmiştir. Muşmula gernotiplerinin incelenen karekterleri bakımından önemli bir varyasyon gösterdiği ve incelenen 20 genotip ilerideki ıslah çalışmaları için ümitvar olarak belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Bolu, Muşmula, Suda Çözünür Kuru Madde Miktarı, Meyve özellikleri.

Faruk Türkcan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bolu ilinde yetişen böğürtlen genetik kaynaklarının agromorfolojik, primer ve sekonder biyokimyasal özelliklerinin karakterizasyonu

Yapılan bu araştırmada, Bolu ilinde yetişen böğürtlen genotiplerinin agromorfolojik, fizikokimyasal özellikleri ile primer ve sekonder metabolit içerikleri detaylı bir şekilde incelenmiş ve genotip bazında farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen iki yıllık ortalama verilere göre genotiplerin meyve ağırlıkları 2,42 g (14BL06) ile 0,51 g (14ME78) arasında belirlenmiştir. Suda çözünen kuru madde (SÇKM) değerleri %16,33 (14MU57) ile %8,30 (14BL15) arasında değişmiştir. Tüm genotiplerde diken varlığı gözlenirken, diken miktarı genotipler arasında değişkenlik göstermiştir. İncelenen böğürtlen genotipleri arasında 14GY88, 14ME71 ve 14ME77 genotipleri fenolik bileşik içerikleri açısından ümit var olarak tespit edilmiştir. Bu genotipler özellikle kateşin, gallik asit ve rutin açısından zengin içeriklere sahip olduğu belirlenmiştir. Organik asit miktarlarının dağılımında, sitrik ve süksinik asit miktarında 14ME77, malik asit miktarında 14BL46 ve oksalik asit miktarında ise 14GY88 genotiplerinin öne çıktığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, fumarik asit miktarında 14GY102 ve C vitamini yönünden 14MU59 genotiplerinin öne çıktığı belirlenmiştir. Antioksidan kapasiteleri yüksek bulunan genotipler 14BL16, 14ME77, 14BL04 ve 14GY91 olarak belirlenmiştir. Böğürtlen genotiplerinin en yüksek toplam fenolik ve toplam antosiyanin miktarı 14BL42, toplam antioksidan kapasitesi 14BL16, toplam monomerik antosiyanin miktarı ise 14BL04 genotiplerinde belirlenmiştir. Yapılan bu araştırmada fenolik bileşikler, organik asitler, antioksidan kapasitesi ve agromorfolojik özellikler açısından 14BL06, 14GY88, 14ME71, 14BL46, 14GY102 ,14MU59, 14BL16, 14ME77 ve 14BL04 genotiplerinin öne çıktığı belirlenmiştir. Belirlenen ümit verici genotipler gelecekteki ıslah programları için önemli bir referans görevi görecektir. Ayrıca mevcut genetik kaynakların korunması, yeni materyallerin tanıtılması, fenolik bileşikler ve antioksidan kapasite gibi özellikleri konusunda daha derinlemesine araştırmaların yapılması önerilmektedir. Bu çalışma, Bolu ilinde yetiştirilen böğürtlen genotiplerinin genetik çeşitliliğine ve biyokimyasal özelliklerine önemli katkı sağlamakta, böğürtlen yetiştiriciliği ve genetik ıslah alanında etkin çalışmaların önünü açmaktadır.

Tuba Kırs
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hasat sonrası melatonin uygulamasının soğukta muhafaza süresince avokado meyvelerinin biyokimyasal içerikleri ve bazı kalite kriterleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, hasat sonrası çabuk bozulabilen avokado meyvesine, hasat sonrası 0,25 mM, 0,5 mM ve 1,0 mM dozlarında melatonin uygulanmış ve meyveler, 30 gün, 60 gün ve 90 gün sürelerde depolanmıştır. Ayrıca, bazı meyveler kontrol grubu olarak, yine aynı gün sürelerde herhangi bir işleme tabi tutulmadan depolanmışlardır. Meyvelerde depolama sırasında; ağırlık kaybı, çürüme oranı, meyve sertliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), pH ve meyve renk özellikleri (L*, a*, b*, kroma ve Hueo) ve belirli biyokimyasal özellikler (toplam fenolik içeriği, toplam antosiyanin içeriği, toplam protein içeriği ve DPPH aktivitesi değeri) araştırılmıştır. Çalışmada, farklı melatonin uygulamalarına göre farklı depolama sürelerinde kontrol grubu meyvelerde, genel olarak ağırlık kaybı, çürüme oranı, SÇKM, TEA ve renk değerlerinde artışlar; toplam fenolik içeriği, toplam antosiyanin içeriği, toplam protein içeriği, DPPH aktivitesi değeri ve meyve sertliği açısından ise azalışlar gözlenmiştir. Çalışmada, sonuç olarak, 30 günlük, 60 günlük ve 90 günlük depolama süreleri ve kalite parametrelerine göre değişmekle birlikte, en çok 1,0 mM melatonin uygulamasının depolanan avokado meyvesinde kalite özelliklerini daha iyi koruduğu saptanmıştır. Ayrıca, kullanılan tüm melatonin dozlarının (0,25 mM, 0,5 mM ve 1,0 mM) avokado meyvesinin kalitesini ve depolama ömrünü korumak için hasat sonrası bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Kübra Feyza Yılmaz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çilek meyvelerinin primer, sekonder metabolit içerikleri ve kalite özelliklerı üzerine putresin uygulamasının etkisi

Çilek meyveleri, hızla yumuşayan ve çürümeye yatkın yapılarıyla bilinirler, bu nedenle doğru depolama koşullarında muhafaza edilmeleri önem arz etmektedir. Bu çalışmada, çilek meyvelerinin depolama süresince yaşanan kayıpların azaltılması ve meyvedeki biyoaktif bileşik konsantrasyonunun korunması amacıyla farklı dozlarda putresin (0,5, 1,0 ve 1,5 mM) uygulanarak meyveler muhafaza edilmiştir. Meyveler, +4 °C'de ve %90 nemde 21 gün boyunca depolanmış ve 7 gün arayla yapılan analizler ve ölçümlerle depolama sürecinde meydana gelen kalite parametrelerindeki değişiklikler belirlenmiştir. Çalışmada, meyvelerin depolama sürecinde ağırlık kaybı, çürüme oranı, meyve sertliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), pH ve meyve renk özellikleri (L*, a*, b*, kroma ve Hueo) ile belirli biyokimyasal özellikler (organik asit, fenolik bileşik) incelenmiştir. Farklı putresin uygulamalarına bağlı olarak farklı depolama süreleri boyunca kontrol grubu meyvelerde genel olarak ağırlık kaybında, çürüme oranında, SÇKM ve TEA değerlerinde artışlar, organik asit ve fenolik bileşiklerde ise genel anlamda düşüşler gözlemlenmiştir. Çalışma süresince putresin, meyve kalite parametrelerini olumlu yönde etkileyerek kayıpları azaltmıştır. Meyve ağırlık kaybı açısından en uygun doz 1,5 mM iken, SÇKM değeri için 1,0 mM dozun tercih edilmesi önerilirken, pH, TEA, meyve rengi ve solunum hızı parametrelerinin korunması açısından 1,0 mM dozun daha etkili olduğu görülmüştür. Organik asitlerin ve fenolik bileşiklerin kaybının önlenmesi için ise sırasıyla 1,5 mM ile 1,0 mM dozlarının daha etkili olduğu belirlenmiştir.

Nida Ukde Silahtar
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Agaricus bisporus mantarında hasat sonrası UV-B ve UV-C uygulamalarının muhafaza süresi ve kalite üzerine etkileri

Günümüzde mantarlarda hasat sonrası kalitenin korunması ve raf ömrünün uzatılması amacıyla ultraviyole (UV) ışık uygulamalarının kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu çalışma, Agaricus bisporus mantar türünde hasat sonrası farklı sürelerde UV-B ve UV-C uygulamalarının muhafaza süresi, kalite özellikleri ve besin elementi içerikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, 2 farklı ultraviyole ışık türü (UV-A ve UV-B) ve 3 farklı uygulama süresinin (5, 10 ve 20 dakika) ele alındığı toplam 7 farklı uygulama kullanılmıştır. Mantarlar 4 °C'de 14 gün süre ile muhafaza edilmiş olup, 7. ve 14. günlerde mantarlarda gerekli ölçüm ve analizler yapılmıştır. Araştırma sonucunda UV ışık uygulamaları, uygulama süreleri ve muhafaza sürelerine bağlı olarak kalite özelliklerinin önemli oranda değiştiği saptanmıştır. Muhafaza süresinin artması ile ağırlık kaybı, protein, kül, pH değeri, solunum hızı, a*, b* ve C* renk değerleri, fosfor, potasyum, magnezyum, kalsiyum, mangan ve çinko içerikleri artarken, suda çözünebilir kuru madde miktarı, demir içeriği, L* ve h° renk değerleri azalmıştır. Çalışmada ele alınan UV-B ve UV-C uygulamalarının genel olarak hasat sonrası kalite kayıplarını azaltmada olumlu etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, UV-B ve UV-C uygulamalarının A. bisporus mantarının muhafaza süresini uzatma, kalite özelliklerini koruma ve geliştirme açısından kullanılabilecek etkili bir yöntem olduğu tespit edilmiştir. UV ışık uygulamaları arasında UV-C uygulamalarının, A. bisporus mantarının muhafaza süresi boyunca kalitenin korunmasında UV-B uygulamalarına kıyasla daha etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmada özellikle hasat sonrası 5 dakika süreyle UV-C uygulamasının (UV-C-5), mantarın besin değerinin korunmasında, ağırlık kaybı ve solunum hızının minimum seviyede tutulmasında en etkili yöntem olduğu ve muhafaza için önerilebileceği saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Mantar, Hasat sonrası, Ultraviyole ışık, Muhafaza, Kalite

Halit Murat Tezcan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Depolama süresince farklı dozlarda putresin uygulamasının, kiraz meyvelerinin bazı kalite özellikleri ve biyoaktif bileşik içerikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, kiraz meyvelerinin depolama sırasında karşılaşılan kalite kayıplarını minimize etmek ve biyoaktif bileşiklerin korunmasını sağlamak amacıyla farklı konsantrasyonlarda putresin (0,5, 1,0 ve 1,5 mM) uygulamaları kullanılarak meyveler muhafaza edilmiştir. Çalışma kapsamında, kiraz meyveleri +4 °C sıcaklık ve %90 bağıl nem koşullarında 30 gün boyunca muhafaza edilmiş ve her 10 günde bir gerçekleştirilen analizlerle depolama sürecindeki fiziksel, kimyasal ve biyokimyasal kalite değişiklikleri detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmada, ağırlık kaybı, çürüme oranı, meyve sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), pH ve renk özellikleri (L*, a*, b*, kroma, Hue°) gibi fiziksel ve kimyasal kalite parametreleri değerlendirilmiştir. Ayrıca, organik asit ve fenolik bileşik içerikleri gibi biyokimyasal özellikler de analiz edilmiştir. Putresin uygulamalarının, kontrol grubundaki meyvelerle karşılaştırıldığında kalite parametreleri üzerinde önemli etkiler sağladığı tespit edilmiştir. Kontrol grubundaki meyvelerde, depolama süresi boyunca ağırlık kaybı, çürüme oranı, SÇKM ve TEA değerlerinde belirgin artışlar gözlemlenmiştir. Buna karşın, organik asit ve fenolik bileşik içeriklerinde kayda değer azalmalar meydana gelmiştir. Ancak, putresin uygulanan meyvelerde bu olumsuz değişiklikler önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. 1,5 mM putresin dozu ağırlık kaybını (%2.15) ve çürüme oranını (%0.89), 0,5 mM putresin dozuda SÇKM değerini (%19.52) en aza indirerek kalite parametrelerinin korunmasında en başarılı sonuçları sağlamıştır. Bunun yanı sıra, putresin uygulanan meyveler, renk stabilitesini, pH dengesini ve biyoaktif bileşik içeriklerini kontrol grubuna kıyasla daha iyi muhafaza etmiştir. 0.5 mM putresin dozu en iyi solunum değerini (12.81 mg CO2/kg/h) verirken, 1.5 mM putresin dozuda en yüksek asitlik değerini (TEA: %1.21) vererek kalite parametrelerini korumuştur. Organik asitlerde en yüksek değeri 1.5 mM putresin uygulaması ile malik asit (11.49 g/kg) verirken, Fenolik bileşiklerde ise en yüksek değeri 1.5 mM putresin uygulaması ile gallik asit (98.13 mg/100g) vermiştir. Araştırma sonuçları, putresin uygulamalarının hasat sonrası süreçlerde kullanılabilirliğini destekler niteliktedir. Bu uygulamaların, kiraz meyvelerinin depolama süresi boyunca ticari değerlerini artırabileceği ve kalite kayıplarını önemli ölçüde azaltabileceği görülmüştür.

İsa Yurt
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Trabzon'un büyükliman havzasında yetişen Vitis labrusca L. türüne ait üzüm genetik kaynaklarının seleksiyonu

Yürütülen bu çalışmada, Trabzon'un Büyükliman havzası olarak nitelendirilen ilçelerinde (Beşikdüzü, Çarşıbaşı, Şalpazarı, Tonya ve Vakfıkebir) doğal olarak yetişen kokulu üzüm (Vitis labrusca L.) genotipleri iki yıl süren bir çalıma ile (2021-2022) incelenmiş, pomolojik ve kimyasal analizler sonucunda ümitvar olarak öne çıkan genotipler belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen iki yıllık verilere göre genotiplerin meyve ağırlıklarının 1,97 g (TB-17) ile 4,11 g (TB-10) arasında değiştiği tespit edilmiştir. Meyve eninin 14,21 mm (TB-17) ile 18,96 mm (TB-10), meyve boyunun 15,53 mm (TB-17) ile 19,95 mm (TB-10) arasında değiştiği belirlenmiştir. Salkım ağırlığı 31,95 g (TB-17) ile 173,66 g (TŞ-5), salkım eni 41,09 mm (TB-17) ile 79,11 mm (TB-10), salkım boyu 88,42 mm (TB-16) ile 178,12 mm (TŞ-5), salkım sapı uzunluğu 32,03 mm (TÇ-14) ile 58,03 mm (TB-25) arasında gözlemlenmiştir. Çekirdek sayısı her iki yılda da 2 adet olup herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir. İncelenen genotiplerin pH değerlerinin 2,82 (TV-23) ile 3,94 (TÇ-5), suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) miktarlarının %12,20 (TÇ-15) ile %19,15 (TÇ-7), titre edilebilir asit (TEA) miktarlarının ise %0,57 (TV-21) ile %1,72 (TB-22) arasında değiştiği kaydedilmiştir. Olgunluk indisi 40,13 (TÇ-15) ile 59,09 (TB-14) arasında değişirken, meyve şekil indeksi ise her iki yılda da ortalama 0,92 olup herhangi bir farklılık görülmemiştir. Kabuk kalınlığının 0,20 mm (TÇ-14) ile 0,38 mm (TB-17) arasında değiştiği saptanmıştır. Çalışmada belirlenen Vitis labrusca türüne ait genotipler üzerinde yürütülen biyokimyasal analizler sonucunda; toplam antioksidan içeriği %17,10 (TŞ-1) ile %76,35 (TT-3), toplam fenolik madde miktarı 3,30 mg/g (TV-12) ile 63,80 mg/g (TB-15), toplam monomerik antosiyanin içeriği 10,69 mg/L (TÇ-16) ile 170,34 mg/L (TŞ-2), toplam protein miktarı 5,20 mg/g (TB-24) ile 9,57 mg/g (TT-4), polimerik renk 0,25 (TB-13) ile 1,09 (TB-14), polimerik renk yoğunluğu 0,11 (TB-20) ile 1,43 (TB-16) ve polimerik renk yüzdesi %28,72 (TB-20) ile %295,87 (TB-16) arasında değişmiştir. Değiştirilmiş Tartılı Derecelendirme metodu sonucunda ise en yüksek puan alan 13 adet genotip (TB-11, TÇ-7, TT-3, TÇ-5, TÇ-10, TŞ-5, TV-8, TB-19, TÇ-15, TŞ-2, TŞ-3, TŞ-4 ve TV-4) ümitvar olarak belirlenmiştir.

Emre Kan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İncirde (Ficus carica L.) cinsiyet gelişiminde pleiotropik transkripsiyon faktörü duo1 (MYB125)'in doğrudan düzenlediği genlerin tanılanması

Bitkilerde cinsiyet oluşumunu yönlendiren moleküler mekanizmaların aydınlatılması, üreme biyolojisi ve tarımsal verimlilik açısından stratejik önemdedir. Dioik yapısı nedeniyle incir (Ficus carica L.), cinsiyet gelişiminin moleküler düzeyde incelenmesi için uygun bir model türdür. Bu çalışmada, erkek gamet gelişiminde merkezi bir düzenleyici olan MYB domain protein 125 (DUO POLLEN1; DUO1) transkripsiyon faktörü analiz edilmiş ve DUO1'in genom çapındaki DNA bağlanma bölgeleri tanımlanarak cinsiyet oluşumunun transkripsiyonel kontrolüne ilişkin yeni bulgular elde edilmiştir. Antikorsuz in vitro kromatin immünopresipitasyon dizilemesi (in vitro ChIP-seq) uygulanarak DUO1 bağlanma bölgeleri belirlenmiş, yüksek derinlikte yeni nesil DNA dizilemesi ile elde edilen veriler biyoinformatik araçlarla kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. DUO1 ortoloğu, BLAST, R2R3-MYB alan mimarisi ve filogenetik değerlendirmelerle tanımlanmıştır. Erkek ve dişi incir çeşitlerinde gerçekleştirilen in vitro ChIP-seq analizleri sonucunda, genom çapında çok sayıda DUO1 bağlanma bölgesi saptanmıştır. Fonksiyonel açıklama çalışmaları kapsamında yapılan Gene Ontology (GO) ve Kyoto Encyclopedia of Genes and Genomes (KEGG) analizleri, özellikle "anter ve polen gelişimi" ile ilişkili süreçlerin anlamlı düzeyde temsil edildiğini göstermiştir. Bu fonksiyonel profil doğrultusunda, on adet erkek marker adayı gen belirlenmiş ve bu genlerin promotörlerinde DUO1–DNA etkileşimleri Electrophoretic Mobility Shift Assay (EMSA) ile doğrulanmıştır. Bu çalışma, incirde DUO1'in erkek gamet gelişimiyle ilişkili hedef genlerden oluşan özgün bir transkripsiyonel ağ kurduğunu gösteren güçlü genomik ve regülomik kanıtlar sunmakta; bulgular, erken cinsiyet tayini ve erkek üreme kalitesine yönelik moleküler marker'ların geliştirilmesine olanak sağlayarak modern ıslah programlarına doğrudan entegre edilebilir bir metodolojik altyapı sunmaktadır.

Esma Akkuş Arslan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı'da meyve yetiştiriciliği, üretimi ve folklörü

Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Devleti'nde meyve yetiştiriciliği, üretimi ve meyvelerin Osmanlı toplumunda sosyo-kültürel alanlarda kullanımını incelemektedir. Çalışanın temel kaynaklarını Osmanlı döneminde yazılmış ziraat eserlerin transkripsiyonlarının günümüz Türkçesine çevrilmiş metinleri oluşturmaktadır. Ayrıca, Osmanlı meyve yetiştiriciliği ve üretimi üzerine daha önce yapılmış akademik çalışmalar incelenmiş olup Osmanlı meyveciliğindeki literatürdeki boşluklara özgün katkısı sağlanmıştır. Bu sayede, Osmanlı Devleti döneminde meyve yetiştirme teknikleri, yetiştirilen meyve tür ve çeşitleri ile saray mutfağından halk pazarlarına, dış ticaretten sanata kadar geniş bir yelpazede değerlendirilen meyveler hem ekonomik hem kültürel bakımdan folklorik unsurlar üzerinden analiz edilmiştir. Bu çalışmada, Osmanlı'da meyveciliğin yalnızca tarımsal üretimle sınırlı kalmadığı dönemin sosyal, kültürel ve sanatsal hayatıyla iç içe geçtiği görülmüştür. Ayrıca, meyvecilik tekniklerinde uygulanan dikim tercihleri, gübreleme, budama ve muhafaza yöntemleri günümüz uygulamalarına benzemekle beraber günümüzün mevcut meyveciliğinde sürdürebilir tarım planlaması yaklaşımlarına örnek teşkil eden yol gösterici bir model sunmaktadır.

Fatma Aydın
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cide (Kastamonu) yöresi kestanelerinin (Castanea sativa Mill.) pomolojik ve biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Cide (Kastamonu) İlçesinde 2022-2023 yılları arasında çalışma yürütülmüştür. Çalışmanın ilk yılında (2022) tohumdan yetişmiş 250 adet genotip kestanelerin meyve kalitesi bakımından üstün özellikleri olanların belirlenmesi hedeflenmiştir. İki yıllık araştırma sonuncunda toplam 20 genotip ümitvar olarak belirlenmiştir. Ümitvar genotiplerin bazı pomolojik ve biyokimyasal özellikleri değerlendirilmiştir. Pomolojik özellikler olarak; meyve ağırlığı 7.00-11.61 gr, meyve iç ağırlığı 5.75 gr-10.06 gr, meyve şekil indeksi 0.56-9.67, meyve kabuk kalınlığı 0.130-0.180 mm, meyve iç oranı %82-% 89, meyve iç rengi 16 genotip krem, kabuk sertliği 11 tip sert kabuklu, meyve eni 16.21-21.29 mm, meyve boyu 26.73-33.58 mm, meyve yüksekliği 24.73-30.95 testanın içeri girme durumu 19 genotipte (%95) orta, testanının soyulma durumu 18 genotipte (%90) zor, için ayrılma durumu 12 genotipte (%60) kolay, kapsüldeki meyve sayısı 18 genotipte 2 adet ve meyve tat durumu ise 14 genotipte çok iyi olarak tespit edilmiştir. Biyokimyasal özelikleri bakımından; nem içeriği %40,93-52.52, kül içeriği %2.08-%3.01, protein %3.33- 3.36, total yağ içeriği %0.59-2.11, toplam fenolitik madde içeriği %3.57-5.99 ve DPPH içeriği ise %4.97-10.51 arasında belirlenmiştir. Çalışma neticesinde seçilen genotiplerin çoğaltılabilecek nitelikte olduğu ve doğal özelliklerinin korunarak gelecek nesillere aktarılması öngörülmüştür.

Fatma Güleç
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Göğ (gGartikül (CUNP), putresin ve bunların kombine uygulamalarının etkileri

Üzümlerin hasat sonrası kısa raf ömrü ve kalite kayıpları tarımsal üretimde önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu çalışma, Gök üzümün hasat sonrası muhafazasında bakır nanopartiküller (CuNP), putresin (PUT) ve bunların kombine uygulamalarının etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, 30 ppm CuNP, 0,5 mM putresin ve bunların kombinasyonunun üzümün kalite, biyokimyasal ve enzimatik özelliklerindeki değişimler incelenmiştir. Çalışma sonuçları, uygulamaların ağırlık kaybına etkisini önemsiz olduğu görülürken, suda çözünebilir kuru madde miktarı ve titre edilebilir asit miktarına etkilerinin önemli olduğu tespit edilmiştir. Özellikle PUT ve kombine uygulamalar bu özellikleri daha iyi korumuştur. Yalnız CuNP uygulamasının ise kontrole göre daha iyi olmadığı görülmüştür. Renk değerlerine bakıldığında ise, uygulamaların yalnız Hue açısı değerini önemli derecede etkilediği görülmüştür. Biyokimyasal içeriklerden toplam antosiyanin miktarı haricindeki diğer toplam içeriklerin -fenolik, flavonoid, karbonhidrat ve protein- tamamı uygulamalardan önemli derecede etkilenmiştir. Protein, fenolik ve flavonoid miktarı tüm uygulamalara göre kontrolde daha düşük bulunmuştur. Antioksidan aktiviteler dört farklı yöntemle ölçülmüş ve CEAC ve DPPH aktivitesi üzerine uygulamaların etkisi önemsiz bulunurken CUPRAC ve FRAP üzerine etkileri önemlidir. Uygulamaların tümü kontrole nazaran daha yüksek CUPRAC ve FRAP aktivitesi sergilemiştir. Tüm enzimlerin aktivitesi üzerine uygulama, depo süresi ve bunların interaksiyonları önemli etkiler göstermiştir. Antioksidan enzimler olan CAT ve SOD özellikle CuNP+PUT uygulamasıyla önemli oranda artarken, oksidatif enzimler H2O2 ve MDA uygulamalarca azaltılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma üzümlerin hasat sonrası muhafazasında putresinin yalnız kullanımın etkin olabileceğini ancak nanobakır ile birleştirildiğinde antioksidan sistemin daha fazla aktive olduğunu göstermiştir. Ayrıca, bakırın antimikrobiyal olması dolayısıyla çürümenin de azaltılacağı göz önüne alındığında CuNP+PUT kombine uygulamasının üzümlerin hasat sonrası muhafazası için ümitvar bir yaklaşım olduğu değerlendirilmiştir.

Mohammed S M Samara
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gümüş nanopartikül (AgNP), putresin ve bunların kombine uygulamalarının seben siyahı üzüm çeşidinde hasat sonrası kalite ve biyokimyasal özeliklere etkileri

Seben Siyahı üzüm, hasat sonrası kısa ömrü ve sınırlı bulunabilirliği nedeniyle özellikle belirli dönemlerde piyasada dikkat çeken bir tarım ürünüdür. Hasat sonrası üzümlerin kalitesinin ve raf ömrünün iyileştirilmesine yönelik çeşitli yenilikçi yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu çalışmada, Seben Siyahı üzüm çeşidinin hasat sonrası dayanımını ve kalitesini korumada putresin (0.5 mM), gümüş nanopartikül (50 ppm) ve bu iki maddenin kombine uygulamalarının etkileri incelenmiştir. Ayrıca, kontrol olarak saf su kullanılmıştır. Çalışma sonuçları ağırlık kaybının tüm uygulamalarda kontrole nazaran daha az olduğunu, ancak bu azalmanın istatstiki olarak önemli olmadğını göstermiştir. Benzer durum suda çözünebilir kuru madde miktarı için de izlenmiştir. pH ve titrasyon asitliği de benzer trendler izlemiş ancak bu özelliklerdeki değişimler istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Renk değerleri nispeten stabil kalmış ve uygulamalardan önemli derecede etkilenmemiştir. Uygulamaların toplam içeriklere etkisi yalnız antosiyanin üzerine etkili olurken, protein, karbonhidrat ve flavonoid miktarı üzerine etkileri önemsiz bulunmuştur. Ancak, protein ve flavonoid miktarı üzerine uygulama x depo süresi interaksiyonu önemli etkiler sergilemiştir. DPPH indirgeme aktivitesi hariç tüm antioksidan aktiviteler uygulamalardan önemli derecede etkilenmiştir. Ayrıca, depos süresi arttıkça antioksidan aktivitelerde önemli artışlar görülmüştür. Enzimlerde ise tam aksi bir durum gerçekleşmiş ve antioksidan enzimlerin miktarları depo süresi artıkça azalırken, oksidatif enzimler depo süresine paralel olarak artmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma putresinin naogümüş ile birlikte uygulanmasının üzümlerin depolaanmasında tercih edilebilecek bir yaklaşım olduğunu ve biyokimyasal ve enzimatik aktiviteler üzerindeki etkilertini ortaya koymuştur.

Ahmad Mansoor Yarzada
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Taze doğranmış kivi ve mandarin meyvelerinde hasat sonrası arginin, sitrulin ve ferulik asit uygulamalarının bazı fizyolojik olaylar üzerine etkisi

Bu yüksek lisans tezi, ferulik asit, sitrulin ve arginin uygulamalarının iki farklı meyve türünün taze doğranmış haline, yani Satsuma mandarini (Citrus unshiu) ve Hayward çeşidi kivi meyvesine (Actinidia deliciosa) olan etkilerini değerlendirmektedir. Uygulamalar yapıldıktan sonra meyveler 4 °C'de altı gün boyunca depolanmıştır. Depolama süresi boyunca kalite parametrelerindeki değişimleri izlemek için her iki günde bir analizler gerçekleştirilmiştir. Satsuma mandarini üzerindeki uygulamalar, meyve ağırlık kaybını %0,17 gibi minimal bir seviyeye düşürerek kalitesini kontrol grubuna göre etkin bir şekilde korumuş, pH ve toplam çözünür şeker (SÇKM) seviyelerini stabil tutmuştur. Bununla birlikte, sitrulin uygulaması toplam fenolik içeriği önemli ölçüde azaltmıştır. Uygulamaların antioksidan özellikler ve renk stabilitesi üzerindeki etkisi sınırlı kalmış, bu durum gelecekte daha fazla optimizasyon yapılması gerektiğini göstermiştir. Hayward kivi meyvesinde gerçekleştirilen benzer uygulamalar, ferulik asit, arginin ve sitrulin kombinasyonunun %0,83±0,09 oranında meyve su kaybını azalttığını ve en yüksek ağırlık kaybının ferulik uygulamasında %1,40±0,33 olarak belirlendiğini göstermektedir. Depolama süresine bağlı olarak pH değerleri 3,83 ile 3,93, toplam çözünür şeker değerleri ise 12,17 ile 12,58 arasında değişmiştir. Ayrıca, bu meyvede uygulanan formülasyonların, optimum tüketim süresinin 48 saatle sınırlı olmak üzere, besin değerinin ve kalitesinin korunmasına önemli katkıda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, ferulik asit, arginin ve sitrulin uygulamalarının hem Satsuma mandarini hem de Hayward kivi meyvelerinin kalitesini artırmada etkili olduğunu ve biyokimyasal uygulamaların taze meyve koruma stratejilerinin geliştirilmesi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Gelecek araştırmalar, etkili bileşenler ve stratejilerin keşfi için önemli bir temel sağlayabilir.

Sebze ve meyve sektörü
Ayşe Nur Özarslandan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kayısı Meyvesinde Hasat Öncesi Bazı Uygulamaların Çatlama Üzerine Etkisi

Mersin /Mut bölgesinde yetişen ve erkenci çeşit olan Mogador kayısı çeşidinde hasat zamanı çatlama sorunu ortaya çıkmaktadır bu çatlama ekonomik kayba neden olmaktadır. Bu çalışma ile çatlama üzerindeki etkilerini görmek amacıyla bölgede halihazırda çiftçiler tarafından yaygın olarak kullanılan Hayvansal Menşeli Amino Asit (HMAA), Giberelik Asit (GA), Kalsiyum (Ca), İnek Sütü (İS) gibi bazı uygulamalar hasat öncesi bahçede ağaçlara uygulanarak denenmiştir. Meyveler 0 ve 7. Günde Kolorimetrik, Duyusal, Pomolojik, Antioksidant, Fenolik ve Flavanoidler ile Çatlama Özellikleri gözlenmiştir. Meyvelerin hasat anında ve +4 °C de 7 gün muhafaza sonucunda kalitedeki değişimleri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda ulaşılan sonuçlar şu şekildedir: Kolorimetrik Değerler: L*, a* ve b*: Kayısı meyvelerinde depolama süresince renklerde koyulaşma ve kırmızılaşma gözlenirken sarı tonlar azalmıştır. Kombinasyon uygulamaları (HMAA+GA+Ca) bu değişimleri geciktirmiştir. Duyusal Analizler: Görünüm, tat ve koku parametreleri, özellikle kombinasyon uygulamalarında daha uzun süre korunmuştur. Antioksidan Özellikler: CUPRAC, FRAP ve DPPH testleri, kombinasyon uygulamalarının oksidatif stresi azalttığını ve antioksidan kapasiteyi koruduğunu kanıtlamıştır. Fenolik ve Flavonoid İçeriği: Koruyucu uygulamalar, özellikle HMAA+GA+Ca kombinasyonu, fenolik ve flavonoid içeriğini önemli ölçüde korumuştur. Çatlama Özellikleri: Çatlama alanı, genişliği ve uzunluğu açısından GA grubu en kötü sonuçları vererek çatlamayı dört katına kadar artırırken, İS+Ca uygulaması en iyi performansı göstermiştir. Tek bir uygulama yapılacaksa İS veya Ca önerilmektedir. İkisi birlikte uygulandığında çatlama oranı sıfıra inmektedir. Eğer meyve tutumu veya başka amaçlarla GA kullanılacaksa çatlama riskini azaltmak için İS ve Ca'da uygulanmalıdır. Hasat öncesi uygulamalar, kayısı meyvelerinin hem fiziksel hem de kimyasal kalite parametrelerini koruyarak raf ömrünü artırmada etkili bulunmuştur. Kombinasyon uygulamaları, çatlama riskini minimize ederken meyve kalitesini ve tüketici tercihlerini daha uzun süre koruma potansiyeline sahiptir.

Sebze ve meyve sektörü
Erkan Deveci
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kiraz meyvelerinin biyoaktif ve kalite özellikleri üzerine hasat sonrası oksalik asit ve sitrik asit uygulamalarının etkisi

Bu araştırma, kiraz meyvelerinde hasat sonrası meydana gelen kalite kayıplarını azaltmak ve biyoaktif bileşenlerin korunmasını sağlamak amacıyla, 1 mM oksalik asit, 1 mM sitrik asit ve 1 mM oksalik & sitrik asit uygulamalarının etkilerini değerlendirmek üzere yürütülmüştür. Afyonkarahisar ilinden temin edilen 0900 Ziraat kiraz çeşidi meyveleri, her bir uygulama için üç tekerrürlü olacak şekilde 250 gramlık örnekler halinde hazırlanmış; 1 °C sıcaklık ve %90 bağıl nem koşullarında 30 gün süreyle depolanmıştır. Depolama süresince her 10 günde bir alınan örneklerle; ağırlık kaybı, çürüme oranı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), pH, titre edilebilir asitlik (TEA), renk parametreleri (L*, a*, b*, kroma, hue°), solunum hızı, toplam fenolik madde, DPPH indirgenme aktivitesi ve antosiyanin içerikleri analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, her üç uygulamanın da meyve kalitesinin korunmasında etkili olduğunu; özellikle oksalik & sitrik asit uygulamasının çürüme oranı ve ağırlık kaybını en düşük seviyelerde tuttuğunu ve meyve eti sertliği ile fenolik bileşik ve antioksidan kapasiteyi en yüksek düzeyde muhafaza ettiğini göstermiştir. Bu sonuçlar oksalik ve sitrik asitlerin bireysel veya kombine şekilde uygulanmasının, kiraz meyvesinin ticari kalitesini artırmak ve raf ömrünü uzatmak amacıyla hasat sonrası süreçlerde doğal ve etkili bir strateji olabileceğini ortaya koymaktadır.

Bitki fenolikleriMeyve kalitesiSebze ve meyve sektörü+2
Merdancan Çorum
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hasat sonrası putresin ve kekik yağı uygulamalarının şeftalide kalite korunumuna etkisi

Şeftali meyvesi yumuşak dokusu nedeniyle hasat sonrasında soğuk muhafazaya ihtiyaç duyan bir meyvedir. Bu çalışmada, şeftali meyvesine putresin ve kekik yağı uygulamaları yaparak depolama boyunca meyve kalitesinin korunması hedeflenmiştir. Meyveler 2 mM putresin, 1000 ppm kekik yağı ve putresin ile kekik yağı kombinasyonuna tabi tutularak soğuk hava deposunda saklanmıştır. Şeftali meyveleri 10,20,30 ve 40 gün boyunca delikli plastik kaplar içerisinde 1,5 ℃'de %80 nemde muhafaza edilmiştir. Çalışmada ağırlık kaybının ve çürüme oranının muhafaza süresince arttığı görülmüştür. Tüm muhafaza sürelerinde en düşük ağırlık kaybı ve çürüme oranı putresin uygulamalarından elde edilmiştir. Yalnız kekik yağı ve putresin kombinasyonunda genel olarak pH, titre edilebilir asitlik ve suda çözünür kuru madde miktarı olumsuz etkilenmiştir. 40 gün depolanan meyvelerde kontrol en düşük (%10,17) ve putresin ile kekik yağı kombinasyonu en yüksek (%12,00) suda çözünür kuru madde miktarına sahip bulunmuştur. Bu çalışma sonunda, kekik yağının fazla asitli olması nedeniyle muhafaza süresince şeftali meyvelerinde fiziksel hasara neden olduğu, putresinin ise meyve kalitesini korumada daha etkili yöntem olduğu kanaatine varılmıştır.

Azize Ebru Koçyiğit
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Kelkit Vadisinde doğal olarak yetişen alıç genotiplerinin( Crataegus spp ) seleksiyon yolu ile ıslahı

Orta Kelkit Vadisinde 2014-2015 yılları arasında, yörede doğal olarak yetişen Alıç (Crataegus spp.) türlerinin seleksiyon yolu ile ıslahı amacı ile yürütülen bu araştırmada üstün fiziksel özellikleri ile öne çıkan toplam 58 genotip meyve ve ağaç özellikleri; ümitvar bulunan 21 tip ise total şeker ve askorbik asit (C vitamini) içeriği yönünden incelenmiştir. Birinci yıl tüm saha gezilerek Alucra ilçesinde belirlenen 25, Şebinkarahisar ilçesinde 13, Suşehri ilçesinde 14, Koyulhisar ilçesinde 4, Mesudiye ilçesinde 2 adet olmak üzere toplam 58 alıç genotipi analiz edilerek 21 ümitvar genotip tespit edilmiştir. İkinci yıl tespit edilen ümitvar 21 genotip üzerinde ayrıca total şeker ve C vitamini içerikleri tespit edilmiştir. İki yıllık ölçümlere göre meyve ağırlıkları ortalama 1.48-7.67 gr, meyve eti ağırlığı 2.00-5.00 gr, et çekirdek oranı % 75.74-89.21, meyve boyu 12.62-20.70 mm, meyve eni 15.55-27.69 mm, çekirdek ağırlıkları 0.26-1.06 g, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) oranı % 11.75-20.00, pH değeri 3.59-4.36 ve titre edilebilir asitlik değeri % 0.27-1.50 arasında bulunmuştur. İkinci yıl ölçümlerine göre total şeker miktarı 2.52-21.18 g/100g, askorbik asit içeriği 7.92-20.88 mg/100g olarak bulunmuştur.

Cengiz Bağran
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Örtü altında ve açık alanda aşılı ayva fidan üretiminin karşılaştırılması

Bu araştırma, 2016 ve 2018 yılları arasında Abant İzzet Baysal Üniversitesi Bolu Meslek Yüksekokulu araştırma sahasında yürütülmüştür. Araştırmanın amacı, örtü altında ve açık alanda ayva fidan üretimini karşılaştırmaktır. Çalışmada, 'Eşme' ayva çeşidi iki yaşlı çöğür anaçlar üzerine T göz, yongalı göz, dilciksiz ve yarma aşı metotlarıyla örtü altı ve açık alanda aşılanmıştır. Tüm aşılar birinci ve ikinci yıl 15 Nisan tarihlerinde yapılmıştır. Araştırma, tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre 3 tekerrürlü ve her tekerrürde 15 bitki olacak şekilde kurulmuştur. Aşılamadan sonra aşı tutma, aşı sürme, aşı sürgün uzunluğu, aşı sürgün çapı ve bir yıl sonunda satışa sunulabilecek fidan sayısı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, aşı tutma oranları ilk yılda %62.22 ile %93.33 arasında, ikinci yılda ise %75.55 ile %95.55 arasında değişim göstermiştir. Aşı sürme oranları ilk yılda %48.89 ile %84.44 arasında, ikinci yılda ise %60.0 ile %91.11 arasında değişim göstermiştir. Örtü altında yapılan, yongalı göz ve dilciksiz aşılamalarda bu parametrelerde, her iki yılda en yüksek sonuçlar alınmıştır. Aşı sürgün uzunlukları ilk yılda 34.54 cm ile 44.11 cm arasında, ikinci yılda ise 37.36 cm ile 45.99 cm arasında değişmiştir. Aşı sürgün çapları ilk yılda 4.81 mm ile 6.23 mm arasında, ikinci yılda ise 5.27 mm ile 6.27 mm arasında değişmiştir. Yıl sonunda satışa sunulabilecek fidan sayıları ilk yılda %42.22 ile %80.0 arasında, ikinci yılda ise %51.11 ile %84.45 arasında değişmiştir. Örtü altında yapılan yongalı göz ve dilciksiz aşılamalarda aşı tutma oranı ve aşı sürme oranlarında her iki yılda da en yüksek sonuçlar alınmıştır. Genellikle bütün parametrelerde en iyi aşı metotları yongalı göz ve dilciksiz aşılar olmuştur. T göz ve yarma aşılardan tüm parametrelerde düşük sonuçlar alınmıştır. Bu çalışma sonucunda, Bolu ekolojik koşulları ayva fidan üretiminde çöğür anaçlar üzerine 'Eşme' ayva çeşidinin başarılı bir şekilde yongalı göz ve dilciksiz kalem aşı metotlarıyla aşılanabileceği sonucuna varılmıştır. Elde ettiğimiz sonuçların Bolu ilinde ayva fidan üretiminin gelişmesine katkı sağlayacağı ümit edilmektedir.

Masa aşısıİç mekan aşısı
Sevilay Sandıkçı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda vermikompost uygulamalarının marulda (Lactuca sativa L.) bitki gelişimi, kalite özellikleri ve besin elementiiçeriği üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışma, son yıllarda giderek kullanımı artan bir organik gübre olan vermikompostun farklı oranlarda uygulanmasının Karabük koşullarında örtüaltı marul yetiştiriciliğinde bitki gelişimi, bazı kalite özellikleri ve besin elementi içeriği üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 2017 yılı sonbahar yetiştirme döneminde ısıtmasız plastik sera koşullarında saksılarda yürütülmüş ve Maritima çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada 1) Kontrol (%100 Toprak), 2) VK1 (%97.5 Toprak + %2.5 Vermikompost, w/w), 3) VK2 (%95 Toprak + %5 Vermikompost, w/w), 4) VK3 (%90 Toprak + %10 Vermikompost, w/w), 5) VK4 (%80 Toprak + %20 Vermikompost, w/w) ve 6) TG (%100 Toprak + Ticari Gübre) olmak üzere 6 farklı uygulama ele alınmıştır. Çalışma tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada 23 adet bitkisel ve kalite ile ilgili özellik ile 24 adet element incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre uygulamalar arasında önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Bitki boyu, bitki yaş ve kuru ağırlığı, pazarlanabilir yaprak sayısı ve klorofil içeriği bakımından vermikompost uygulamalarından kontrole göre daha yüksek değerler elde edilmiştir. Genel olarak vermikompost uygulamalarının bitkideki azot, fosfor, potasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum, demir, bakır ve çinko içeriğini kontrole göre artırdığı belirlenmiştir. Kadmiyum, kobalt, nikel ve kurşun gibi ağır metaller bakımından vermikompost uygulamalarından kontrole göre daha düşük değerler elde edilmiştir. Bitki yaş ağırlığı ve fosfor içeriği bakımından VK1; bitki boyu, pazarlanabilir yaprak sayısı, klorofil, potasyum ve çinko içeriği bakımından tüm vermikompost uygulamaları (VK1, VK2, VK3 ve VK4); azot içeriği bakımından VK1 ve VK3; kalsiyum içeriği bakımından VK3 ve VK4; magnezyum içeriği bakımından VK4; demir içeriği bakımından VK2, VK3 ve VK4 en başarılı vermikompost uygulamaları olarak tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda vermikompost uygulamalarının marulda bitki gelişimi, kalite özellikleri ve bitki besin elementi içeriği üzerine olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır. Marul yetiştiriciliğinde sürdürülebilir tarım için vermikompostun iyi bir alternatif gübre olduğu düşünülmektedir.

Serap Karademir
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı evrelerde hasat edilen kivi (Actinidia deliciosa) meyvelerinin biyoaktif içerikleri

Bu çalışma, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü kivi koleksiyon bahçesinde yetiştirilen Hayward, Bruno, Greenlight, Monty ve Topstar çeşitlerine ait meyvelerin farklı gelişme dönemlerindeki pomolojik ve biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çeşitlerden iki farklı dönemde (1. Dönem: hasat olumundan bir ay önce ve 2. Dönem hasat olumu) alınan meyve örneklerinde fiziksel ve biyokimyasal özellikler incelenmiştir. 1. dönem alınan örneklerde meyve ağırlığı (92.26 g), meyve eni (49.11 mm) ve meyve boyu (68.60 mm) bakımından en yüksek değere sahip çeşit Hayward olmuştur. 2. dönem toplanan örneklerde meyve ağırlığı (97.73gr) ve eni (50.23mm) en yüksek olan çeşit Hayward iken meyve boyunun en yüksek olduğu çeşit Monty (69.71mm) olmuştur. Yapılan çalışmada suda çözünür kuru madde (SÇKM), meyve eti sertliği ve meyve rengi incelenen diğer meyve özellikleri olmuştur. Araştırmada çeşitlerin organik asit içeriğine bakıldığında okzalik asit içeriği 1. dönem 2.206 mg 100g-1 (Bruno) ile 1.349 mg 100g-1 (Greenlight) arasında ve 2. dönem 1.578 mg 100g-1 (Bruno) ile 1.221 mg 100g-1 (Topstar) arasında, sitrik asit miktarı 1. dönem 1555.908 mg 100g-1 (Monty) ile 1030.876 mg 100g-1 (Topstar) arasında ve 2. dönem 1549,446 mg 100g-1 (Monty) ile 1007.023 mg 100g-1 (Topstar) değerleri arasında bulunmuştur. Ayrıca organik asitlerden malik asit, süksinik asit, fumarik asit, askorbik asit içerikleri de incelenmiştir. Yapılan çalışmada toplam 12 fenolik bileşik incelenmiştir. Bu incelemede gallik asit miktarı 1. dönem 0.408 mg 100g-1 (Hayward) – 0.256 mg 100g-1 (Bruno) ve 2. dönem 0.655 mg 100g-1 (Monty) – 0.164 mg 100g-1 (Bruno) arasında, protokateşuik asit içeriği 1. dönem 0.237 mg 100g-1 (Hayward) – 0.067 mg 100g-1 (Greenlight) ve 2. dönem 0.221 mg 100g-1 (Hayward) – 0.035 mg 100g-1 (Greenlight) değerleri arasında bulunmuştur. Fenolik bileşiklerden kateşin, klorojenik asit, vanilik asit, kaffeik asit, siyringik asit, p-kumarik asit, ferulik asit, o-kumarik asit, rutin, kuersetin içerikleri de ayrıca tespit edilmiştir. Araştırma verileri göz önüne alındığında biyoaktif içerikleri bakımından kivi meyvelerinin hasat olgunluğuna geldiği dönemde (2.dönem) toplanmasının daha uygun olacağı kanaatine varılmıştır.

Melek Şahin Kanbur
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu ilinde karanfil yetiştiriciliği üzerine araştırmalar

Bu araştırma, Bolu ilinde karanfil (Dianthus caryophyllus L.) bitkisinin yetiştirilebilirliği ve bazı karanfil çeşitlerinin performanslarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın esas amacı, ülkemizde kesme çiçek yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı ve ihracata sunulduğu Antalya bölgesinde, yaz aylarında seralarda sıcaklığın çok artması sebebiyle kesme çiçek yetiştiriciliğinin mümkün olamaması ve bu dönemde pazarda oluşan boşluğa hitap edecek yeni bir bölge olarak Bolu'nun düşünülmesidir. Çalışmada 6 farklı sprey karanfil çeşidi kullanılmış olup ve bu çeşitlerin performansları ölçülmüştür. Çalışma sonucunda en yüksek çiçek çapı değeri kırmızı (Diantus barbatus burunello) çeşitte (51,3 mm) bulunurken en kalın çiçek sapı değeri sarı-kırmızı (Diantus barbatus carinbo) çeşitte 6,5 mm olarak belirlenmiştir. Çiçek sapı uzunluğu bakımından sarı-kırmızı (Diantus barbatus carinbo) çeşit 75,6 mm çiçek sapı uzunluğu değeriyle öne çıkan çeşit olmuştur. Sprey karanfillerde önemli bir özellik olan gonca sayısı bakımından ise sarı-kırmızı (Diantus barbatus carinbo) çeşit ortalama 5 gonca/bitki ile en yüksek gonca sayısına sahip çeşit olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızda elde ettiğimiz bulgular dünyada yapılan diğer çalışmalarla karşılaştırılmış ve karanfil çeşitlerinden elde ettiğimiz verilerin diğer çalışmalarla örtüştüğü hatta bazı çeşitlerin daha üstün performansa sahip olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla ülkemiz kesme çiçekçiliği için önemli bir tür olan karanfilin bolu koşullarında serada yetiştiriciliğinin uygun ve önerilebilir olduğu kanısına ulaşılmıştır.

Aylin Aydın
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

0900 ziraat ve starks gold kiraz (Prunus avium L.) çeşitlerinin muhafazası üzerine uv-c, ultrason ve modifiye atmosfer uygulamalarının etkisi

Bu çalışma 0900 Ziraat ve Starks Gold kiraz çeşitlerinin muhafazası üzerine UV-C, ultrason ve modifiye atmosfer uygulamalarının etkilerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmada Starks Gold çeşidinin kontrol gruplarında ağırlık kayıpları % 2.44 (4. Gün) ile %10.54 (16. Gün) arasında bulunurken modifiye atmosfer uygulamasında 4. Günde % 1.15 ile 16. Günde %1.66 olarak gerçekleşmiştir. 0900 Ziraat çeşidinde ise kontrol grubunda ağırlık kaybı 4.,8.,12. ve 16. günlerde sırasıyla %1.98, % 4.13, %6.35 ve %8.31 ağırlık kaybı kaydedilirken modifiye atmosfer uygulaması 4. gününde % 0.15, 16. günün sonunda %0.42 ağırlık kaybı sağlamıştır. İki çeşitte de ağırlık kayıpları üzerine Ultrason ve UV-C uygulamalarının etkisi önemsiz bulunmuştur. 0900 Ziraat kiraz çeşidinde hasat sonrası kayıpları zamanla artmıştır. Kontrol grubu meyvelerde muhafazanın 4. gününde %8.84 hasat sonrası kayıplar kaydedilirken, muhafazanın 8.,12.,ve 16 gününde sırasıyla %9.73,%19.05 ve %11.89 olarak tespit edilmiştir. Aynı sürelerde MAP uygulamasında sırasıyla %9.61, %7.41, %15.95 ve %15.34 kayıplar oluşmuştur. Ultrason ve UV-C uygulamasında muhafazanın 16. Gününde sırasıyla %22.11 ve %19.93 hasat sonrası kayıplar kaydedilmiştir.

MAPUltrason
İrem Coşar
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı organik kaynaklı gübre uygulamalarının ıspanakta (Spinacia oleracea L.) bitki gelişimi, verim, kalite özellikleri ve besin elementi içeriği üzerine etkileri

Bu çalışma, farklı organik kaynaklı gübre uygulamalarının Bolu ili ekolojik koşullarında yetiştirilen ıspanakta bitki gelişimi, verim, kalite özellikleri ve bitki besin elementi içeriği üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 2017 yılı sonbahar yetiştirme döneminde açık arazide yürütülmüş ve Matador ıspanak çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada 1) Kontrol, 2) Tavuk gübresi, 3) Hindi gübresi, 4) Koyun gübresi, 5) Sığır gübresi, 6) Vermikompost ve 7) Kimyasal gübre olmak üzere 7 farklı uygulama ele alınmıştır. Çalışma tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada 26 adet bitki gelişimi, verim ve kalite ile ilgili özellik ve 24 adet element incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre uygulamalar arasında önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Farklı gübre uygulamalarının kullanıldığı ıspanakta; bitki boyu 9.66-11.18 cm, bitki yaş ağırlığı 8.88-11.07 g, pazarlanabilir yaprak sayısı 7.81-8.57 adet, klorofil miktarı 54.71-68.93 spad, nitrat içeriği 518.71-1182.62 mg/kg, azot içeriği %3.43-5.91, fosfor içeriği 489.26-518.82 mg/kg ve potasyum içeriği 20724.30-25066.64 mg/kg arasında değişiklik göstermiştir. Kontrol ve kimyasal gübre ile karşılaştırıldığında bitki boyu, bitki yaş ve kuru ağırlığı, pazarlanabilir yaprak sayısı, kuru madde oranı ve verim bakımından organik gübre uygulamalarının hepsinden daha yüksek değerler elde edilmiştir. En yüksek verim sığır gübresi uygulamasında belirlenmiş olup, sığır gübresinin verimi kontrole göre %88.08 oranında, kimyasal gübreye göre ise %41.16 oranında artırdığı gözlenmiştir. Genel olarak organik gübre uygulamalarının bitkideki azot, fosfor, kükürt ve selenyum içeriğini kontrol ve kimyasal gübreye göre önemli oranda artırdığı belirlenmiştir. Organik gübrelerin uygulandığı bitkilerdeki arsenik, kobalt, krom ve nikel gibi ağır metallerin içeriği kontrolden daha düşük; alüminyum ve kadmiyum içeriği ise kimyasal gübreden daha düşük bulunmuştur. Tüm gübre uygulamaları bitkideki nitrat içeriğini artırmıştır. Organik gübre uygulamalarının ıspanağın renk özelliklerine belirgin bir etkisi görülmemiştir. Çalışmanın sonucunda ele alınan organik gübrelerin ıspanakta bitki gelişimi, verim, kalite özellikleri ve bitki besin elementi içeriği üzerine olumlu etkilerinin olduğu ve ıspanak yetiştiriciliğinde başarılı bir şekilde kullanılabilecekleri saptanmıştır.

Tarım
Özgül Yaman
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seben (Bolu) yöresi armut genotiplerinin pomolojik ve morfolojik karekterizasyonu

Bu çalışma 2017-2018 yıllarında Seben (Bolu) yöresinde (Dereboyu, Kızık ve Kozyaka) yetişen armut genotiplerinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özelliklerinin tanımlanması amaçlanmıştır. Çalışmada genotiplere ait ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, hasat tarihi, yaprak eni ve boyu (mm), meyve ağırlığı (g), meyve eni ve meyve boyu (mm), meyve et sertliği (kg), meyve şekli, meyve kabuk rengi, çekirdek sayısı, suda çözünebilir kuru madde (%) (SÇKM), titre edilebilir asit içeriği (%), meyve et yapısı, aroma, sululuk ve tat gibi fenolojik, morfolojik ve pomolojik özellikler belirlenmiştir. Iki yıllık çalışma sonuncunda 13 genotip ümtvar olarak belirlenmiştir ve belirlenen armut genotiplerinde, ortalama meyve ağırlığı 10.33±0.81 - 208.33±11.22 g, meyve eni 25.57 ±0.56 - 69.38±1.52 mm, meyve boyu 21.19±0.53 - 83.14±1.46 mm, meyve sap kalınlığı 32.19±0.09 - 20±0.18- mm, meyve sap uzunluğu 13.38±0.82 - 46.66±4.24 mm, kabuk kalınlığı 0.33±0.03 0.81±0.07 mm, meyve eti sertliği 0.97±0.27 - 7.06±0.32 kg. suda çözünür kuru madde miktarı % 13.28±0.29 - 22.74±0.59, pH 3.97±0.01 - 4.65±0.05 ve titre edilebilir asit içeriği % 1.17±0.10 - 3.69±0.23- aralığında belirlenmiştir. Selekte edilen genotiplerde yaprak sap uzunluğu 13.62±0.09-22.06±0.06 mm, yaprak eni 15.16±0.04 -19.31±0.14 mm ve yaprak boyu 55.23±0.09 - 89.65±0.21 mm olarak belirlenmiştir. İncelenen genotiplerden Dereboyu'nda yetişten genotiplerin daha erkenci olduğu belirlenmiştir.

Sinan Yayla
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce yöresi kestanelerinin (Castanea sativa Mill.) bazı pomolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2017-2018 yıllarında Düzce ilinin Akçakoca, Cumayeri, Gölyaka, Kaynaşlı, Merkez, Yığılca ve Çilimli ilçelerinde yürütülmüştür. Çalışmada yöredeki kestaneler içerisinde meyve kalitesi yönünden en üstün özellikte olan genotiplerin seçilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Akçakoca (45), Cumayeri (30), Gölyaka (15), Kaynaşlı (45), Merkez (60), Yığılca (25) ve Çilimli (30) yörelerinde toplamda 250 genotip değerlendirilmiş ve 20 genotip ümitvar olarak seçilmiştir. Araştırmada seçilen genotiplerin bazı fenolojik, pomolojik, kimyasal ve stoma özellikleri belirlenmiştir. Seçilen genotiplerde meyve ağırlığı 6.17-8.41 g, meyve iç ağırlığı 5.03-7.19 g, kabuk kalınlığı 0.106-0.143 mm, meyve şekil indeksi 0.62-0.74, meyve iç oranı %80.0-86.0, meyve iç rengi 16 genotipte beyaz/açık krem, 4 genotipte krem olarak belirlenmiştir. Kimyasal içerik bakımından genotiplerin protein içeriği %3.51 - %8.90, yağ içeriği %0.54-3.74, kül içeriği %0.74-1.32 ve nem içeriği %51,71-58.61 arasında belirlenmiştir. Genotiplere göre, yaprak boyu 19.13-27.35 cm, yaprak eni 6.60-9.75 cm, yaprakların iki damar arası mesafe 1.15-1.81 cm, yaprak sap uzunluğu 1.04-1.97 cm, yapraktaki stoma boyu 16.22-23.89 µm, stoma eni 13.99 -19.82 µm, stoma boy/en oranı 0.66-1.23 µm ve stoma sayısı 243.81-729.61 adet/mm2 arasında değişmiştir. Çalışma sonucunda selekte edilen genotiplerin gen kaynağı olarak korunması ve çoğaltılıp yeni çalışmalarda kullanılması önerilmiştir.

Koray Alpaslan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı meyve türlerinde aşılı kök çelikleri ile fidan üretim olanakları

Bu araştırma 2016-2018 yılları arasında Kahramanmaraş ekolojik şartlarında yürütülmüştür. Çalışmada Antepfıstığı (Pistacia vera), Ceviz (Junglans regia), Beyaz dut (Morus alba), Kuş kirazı (Prunus avium), Mahlep (Prunus mahaleb) ve Şeftali (Prunus persica) kök çelikleri aşılamada anaç olarak kullanılmış, aşı kalemleri ise aynı türe ait çeşit ve genotiplerinden alınmıştır. Araştırılan meyve türlerinde aşı kaynaşmalarının aşı başarıları tespit edilmiş, aynı zamanda anaç ile kalem arasındaki aşı kaynaşmanın seyri anatomik ve histolojik olarak mikroskop altında incelenmiştir. Şeftali hariç bütün aşı kaynaşmalarında anaç ile kalem arasındaki irtibatın sorunsuz bir şekilde kurulduğu, ceviz ve Antepfıstığı aşılarında anaçta kaleme göre daha fazla kallus dokusu ve buna bağlı olarak ksilem üretildiği, diğer türlerde anaç ile kalemin gerek kallus üretimleri gerekse ksilem oluşumlarının benzer olduğu, bütün aşı birleşim yerlerinde nekrotik tabakaların meydana geldiği, ancak aşı kaynaşmaları üzerine herhangi bir olumsuz etkilerinin olmadığı, geç dönem aşı örneklerinde aşı birleşme yerlerinde nekrotik tabakaların varlığını sürdürdüğü, yer yer parçalandıkları görülmüştür. Çalışılan bütün türlerin kök çeliklerinde adventif sürgünü gelişmediği, kök anaçları üzerinde Antepfıstığı hariç diğer türlerin çöğür veya klon anaçları üzerine aşılı bitkiler gibi taç oluşturdukları ve meyveye yatma sürelerinde herhangi bir zaman sapması olmadığı görülmüştür. Aşılamada kök çelikleri kullanımı zamandan, işçilikten, üretim materyalinden ve üretim alanlarından oldukça fazla bir tasarruf sağlamaktadır.

Aşı teknikleriAşı uygulamasıAşı uyuşması+3
Yakup Kadir Kömür
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

W. Murcott ve Fremont mandarin çeşitlerinde hasat sonrası farklı ambalaj uygulamalarının raf ömrü ve kalite kriterleri üzerine etkisi

Bu çalışma W. Murcott ve Fremont mandarin çeşitlerinin tüketici şartlarında muhafazası üzerine; kese kağıdı (Ambalaj 1), 3 farklı poşet (Ambalaj 2, 3, 4), 2 farklı modifiye atmosfer poşeti (Ambalaj 5, Ambalaj 6) ve streç film (Ambalaj 7) uygulamalarının etkilerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Bu sayede tüketici şartlarında bu iki çeşit için; market poşeti, Ambalaj 1, Ambalaj 7 veya modifiye atmosfer poşeti kullanımının gerekli olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada meyveler 4°C koşullarında 8 ve 16 gün muhafaza edilmiş, ağırlık kayıpları, çürüme kayıpları, asitlik, kuru madde, usare, pH, meyve eni, meyve boyu, L* a* b*, Chroma ve Hue renk değerleri ile genel görünüm, tat ve koku gibi duyusal kalite özelliklerindeki değişimler incelenmiştir. Elde edilen bulgularda; W. Murcott çeşidinin ağırlık kayıpları kontrol ve kese kâğıdında yaklaşık %4 civarında bulunurken diğer uygulamaların tümünde %1'den daha az olarak gerçekleşmiştir. Fremont çeşidinde ise kontrol ve kese kağıdı uygulamasında ağırlık kaybı sırasıyla %6.54 ile % 3.91 iken, diğer uygulamaların tümünde %1.5'ten daha az ağırlık kaybı kaydedilmiştir. Çeşitler uygulamalardan bağımsız olarak, 16 günlük muhafazada yaklaşık %3 ağırlık kaybettiği belirlenmiştir. W. Murcott çeşidinin hasat sonrası çürüme kayıpları üzerine uygulamaların önemli bir fark oluşturmadığı görülmüştür. W. Murcott çeşidinde çürüme kayıplarının tüm uygulamalarda aynı olduğu ve yaklaşık olarak %5'den daha az olduğu tespit edilmiştir. W. Murcott ve Fremont mandarin çeşitlerinin her ikisi için; ağırlık kaybı dikkate alındığında meyvelerin herhangi bir poşet içerisinde olması ağırlık kaybı olmaması için gerekli görülmektedir. Bu denemede kullanılan market ve modifiye atmosfer poşetlerinin marka ve kalitesinin ağırlık kaybı açısından önemli olmadığı belirlenmiştir. Streç film dahil, hepsi aynı düzeyde ve olumlu etkili bulunmuştur. Tüketici şartlarında çürüme kayıplarını azaltmak için; her iki çeşitte de, mandarinleri muhafaza etmek için streç film, market poşeti veya modifiye atmosfer poşeti kullanılmasına gerek olmadığı görülmektedir. Çürümeleri azaltmak için, kese kâğıdında veya ağzı açık bir kapta bekletmenin bile yeterli olacağı tespit edilmiştir. W. Murcott ve Fremont mandarinlerinin tüketici şartlarında 16 gün muhafazasında sırasıyla %5 ve %5-20 arasında çürüme olacağı öngörülmüştür.

Gökhan Özkan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı limon (Citrus limon L.) çeşitlerinin kalitesi üzerine farklı hasat sonrası uygulamalarının etkisi

Taze meyve ve sebzelerde üretim tüketim zincirinin bir çok aşamasında kayıplar meydana gelmektedir. Bu çalışmada kütdiken ve aydın çeşidi limonların raf ömrü kayıplarını azaltmak ve kalitelerini muhafaza etmek amacıyla; Ultraviyole-C (UV-C), Ultrason (ULT), Sıcak Su daldırma (SS) ve Modifiye atmosfer paketi (MAP) uygulamaları ile bunların kombinasyonları uygulanmış, 20 °C de 10 ve 20 günde meyvelerdeki kalite değişimleri incelenmiştir. Kütdiken limonda en düşük ağırlık kaybı MAP+SS uygulamasında %0.21 kaydedilmiştir. Aydın limonunda da benzer şekilde MAP, MAP+SS, Ult+UV-C+SS+MAP uygulamalarının en iyi sonuçları verdiği görülmüştür. MAP uygulamasının ağırlık kayıplarına etkisine benzer şekilde her iki çeşitte de çürüme kayıpları üzerine en etkili uygulama SS uygulaması olmuştur. Kütdiken limonda Sıcak su uygulamasının dahil olduğu tüm uygulamalarda çürümeler azalmıştır (Sıcak su %0.00, Ult+SS %0.00, MAP+SS %0.00 MAP+SS%0.00) Aydın limonda da en düşük çürüme Ult+SS uygulmasında %1.67 olarak gerçekleşmiştir. Kütdiken limonda %3.13 ile 6.51 arası asitlik, %5.50-7.33 kuru madde, 19.56-45.30 L*, 3.29-12.94 a*, 3.40-30.11 b*, 12.91-31.72 hue°, 7.60-32.89 Kroma, 2.92-3.18 pH, 5.60-6.65 meyve eni (mm), 6.72-8.50 meyve boyu (mm), 0.44-0.55(mmol/kg/s) poligalakturonaz aktivitesi, duyusal değerlendirmelerde; 4.50-5.00 genel görünüm, 4.50-5.00 renk, 2.67-3.00 tat değerleri tespit edilmiştir. Aydın limonda % 4.58 ile 6.10 arası asitlik, % 6.00-6.83 kuru madde, 19.49-43.18 L*, 2.99-11.95 a*, 1.58-26.35 b*, 11.37-47.77 hue°, 5.65-31.06 Kroma*, 2.85-3.17 pH, 5.22-6.33 meyve eni (cm), 6.42-7.57 meyve boyu (cm), 0.33-0.45 (mmol/kg/s) poligalakturonaz aktivitesi, duyusal değerlendirmelerde; 3.33-5.00 genel görünüm, 3.33-4.17 renk, 1.00-2.33 tat değerleri tespit edilmiştir. Limonlarda raf ömründe MAP+SS uygulamalarının ağırlık kaybı ve çürümeleri azalttığı, diğer kalite değerlerini koruduğu için en uygun sonuçları verdiği tespit edilmiştir.

Asil Merve Topçu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of different post harvest treatments on quality of certain orange (Citrus sinensis L.) cultivars

This work; To investigate the effect of UV-C, Ultrasound, Hot Water and Modified Atmosphere Bag and combination applications on the post-harvest quality of blood and Washington orange varieties on the preservation of orange varieties. It is important to know the physiology of my skin for the preservation of blood orange and Washington orange varieties grown in our country. Orange varieties give different reactions to post-skin applications. For this reason, UV-C, Ultrasound, Hot Water and Modified Atmosphere Bag applications and combinations of these have been done on oranges, and their effect on the preservation of orange varieties has been examined. During the shelf life of the oranges at 20 º C, on the 10th day and on the 20th day, laboratory analyzes were performed and sensory analyzes were carried out for the target audience. In the findings obtained as a result of the research, 10.27% weight loss in Ultrasound + Hot Water application in Washington orange and 4.05% in UV-C + Hot Water application in Blood orange were determined. Applications with the least weight loss were Modified Atmosphere Bag + Hot Water, Ultrasound + UV- C + Hot Water + Modified Atmosphere Bag applications. With the prolonged storage period in Washington and Kan oranges, there was no statistically significant change in the amount of juice. Decay loss in Washington and Kan orange was determined as 0.00% in Hot Water application. In Washington orange, 16.67% decay loss was detected in ultrasound application, and 5.00% in blood orange, Ultrasound, Modified Atmosphere Bag and Ultrasound + Hot Water applications.

Esma Hatice Erçin
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu yöresinde yetişen Corylus colurna l.'nin kambiyal aktivitesi ve moleküler karakterizasyonu

Bu çalışma Bolu ekolojisinde Türk Fındığı (Corylus colurna L.)'nın kambiyal aktivitesi ve genetiklilik çeşitliliğini ortaya koymak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada kambiyal aktivitenin belirlenmesi amacıyla vejetasyon sezonu boyunca 8 farklı dönemde aynı ağaç ziyaret edilerek sürgün örnekleri alınmış ve kambiyal gelişim takip edilmiştir. Genetik varyasyonun ortaya konulması amacıyla Bolu ilinde belirlenen 19 farklı Corylus colurna L. ve 5 farklı (Karafındık, Çakıldak, Yomra, Giresun Tombul Fındık, Karayağlı) standart çeşit (Corylus avellana L.) 5 adet iPBS retrotranspozon markör yardımıyla DNA testine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda yeni ksilem 1'inci dönemden itibaren oluştuğu 3'üncü ve 4'üncü dönemlerde ise 172 μm'den 242 μm'ye ulaştığı ve en fazla büyümenin 4'üncü dönemde tespit edilmiştir. Kambiyal aktivitenin bu dönemleri takiben de devam ettiği ancak gelişme hızının yavaşladığı belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan 24 izolat için beş iPBS markörü ile toplamda 85 lokus üretilmiştir. iPBS markörler Corylus colurna L. ve Corylus avellana L. gruplarını net bir şekilde ayırmışlardır. iPBS - PCR'dan elde edilen ve tekrarlanabilir 85 amplifikasyon ürününden 76'sının (%76.47) çeşitler arasında polimorfik olduğu tespit edilmiştir. En yüksek polimorfik bant oranı %88.89 ile iPBS-2395 için oluşmuş, en düşük oran ise % 44.44 ile iPBS-2378 primerinde gözlenmiştir. Çalışma sonucunda; Türk Fındığı'nda Mayıs aylarında kambiyal aktivitenin en fazla olduğu, Haziran ayından itibaren yavaşlayarak artan bir gelişimin olduğu belirlenmiştir. Çalışmada iPBS retrotranspozon markörler Türk Fındığı'nda ilk defa kullanılmış olup verdiği yüksek polimorfizm oranıyla başarıyla kullanılabileceği saptanmıştır.

Okan Yüklet
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu dağı batı yakasında yetişen mahalli armut çeşit ve genotiplerinin pomolojik, fenolojik, morfolojik özellikleri

Bu çalışma Bolu Dağı batı yakasında bulunan, Düzce ilinin Kaynaşlı ilçesine Bakacak, Yeşiltepe, Dipsizgöl ve Bıçkıyanı Köylerinde 2017-2019 yılları arasında yürütülmüştür. Araştırmada, bölgede yetiştirilen önemli 35 mahalli armut çeşit ve genotipleri fenolojik, morfolojik, pomolojik yönden incelenmiştir. Pomolojik ve morfoloik özellikler 2017 ve 2018 yıllarında çalışılırken, fenoloik özellikler 2018 ve 2019 yıllarında çalışılmıştır. Değerlendirilen mahalli çeşit ve genotiplerde tomurcuk kabarması, 2018 yılında 07 Mart ile 29 Mart tarihleri arasında, çiçeklenme sonu 13 Nisan ile 08 Mayıs tarihleri arasında, hasat tarihi 21 Ağustos ile 20 Ekim tarihleri arasında; 2019 yılında tomurcuk kabarması 14 Mart ile 05 Nisan tarihleri arasında, çiçeklenme sonu 17 Nisan ile 09 Mayıs tarihleri arasında, hasat 25 Ağustos ile 20 Ekim tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Çalışmaya konu olan malalli armut çeşit ve genotiplerde meyve ağırlığı 2017 yılında 30,25-992,46 gr, 2018 yılında ise 35,24 gr ile 1015,15 gr arasında değişmiştir. İncelenen armutların pH içeriğinin 2017 yılında 3,63 ile 6,12 arasında, 2018 yılında ise 2,82 ile 5,61 arasında olduğu tespit edilmiştir. Suda çözülebilir kuru madde miktarı 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla % 7,50- % 16,50 ve % 8,50- %15,50 arasında değişiklik göstermiş ve titre edilebilir asitlik değeri her iki yılda da % 0,10-% 0,90 aralığında ölçülmüştür. Meyve eti sertliği bakımından çeşit ve gontipler 2017 yılında 2,0 kg/cm2 ile 11,0 kg/cm2 arasında, 2018 yılında 2.1 kg/cm2 ile 12.1 kg/cm2 arasında belirlenmiştir. Çalışma sonucunda yörede kışlık olarak yetiştirilen ve özellikle meyve ağırlıklıkları bakımından öne çıkan Dalkıran, İbrik-1 ve İbrik 2 armutları ümitvar olarak belirlenmiş ve bu genotipler üzerinde ileri aşama çalışmaların başlatılmasına karar verilmiştir.

ArmutFenolojiMorfoloji+1
Recep Turalı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The selection of the genotypes arbutus unedo growing around Karasu, Sakarya

This research has been carried out between the years 2015-2016,province of Sakarya Karasu Kuzuluk and Kızılcık.Highly qualifed(superior) Arbutus Unedo has been treid to select from the ones that have gown naturally and this research has been carried out with these highly ones.This Arbutus Unedo genotypes have been evaluated by using the Weight Ranked method. In the first year (2015)of this research 70 genotypes of Arbutus Unedo have been defined and only 5 fruit genetypes have been identified because of the nonprodectiveness of the first year.In the second year of the research (2016) the number of the genotypes has raised up to 50 with the phenolojical observation,pomological analysis and weight ranked evaluation method. During the research years including both 2015 and 2016 approximately 20 fruit samples have been picked and the research has been carried out with 10 genotypes that have the importance of top priority of each species.At the end of the research,it is measured that the weight of the fruit is from 1,70 g to 9,03 g, the width is from 11,42 mm to 30,92 mm, the height of the fruit is from 10,15 to 25,24 mm,the pattern index of the fruit is from 0,75 to 1,33, the length is from 4,35 mm to 14,09 mm, the thickness of the stem is from 1,13 mm to 3,29 mm, the number f the fruit in a bunch is from 3 to 8, the amount of resoluble dry substance is from 15 % to 32 %, pH is from 3,02 to 3,66, with all these features 54 KR 08, 54 KR 11, 54 KR 16, 54 KR 44, 54 KR 49 species are superior (dominant) to others.

Serap Vildan Ersoy
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı lale çeşitlerinin (Tulipa gesneriana) Bolu ili ekolojik koşullarına adaptasyonu ile fenolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma Bolu ekolojisinde lale soğanı (Tulipa spp.) yetiştiriciliğinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada lale soğanın yıl içerisinde Bolu ekolojisine adaptasyonu, birim alandan sağlanan kâr, bölgede üretimi yapılan diğer ürünlere göre birim alandan elde edilen gelirin mukayesesi, soğan üretim kültürünün benimsetilip yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır. Çalışma 12 çeşit lale soğanı (Seadov, Agrass White, Christmas Dream, Golden Parade, Saigon, Golden Apeldoorn, White Princess, Orange Lion, Jumbo Pink, Oscar, Miranda ve First Pincy,) üzerinde, Bolu Belediyesi cadde, bulvar ve göbekleri ile, Abant İzzet Baysal Ünivesitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi polikarbon serasında ve dış ortamında yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular genel olarak değerlendirildiğinde; lale yetiştiriciliğinde çeşit faktörünün ve dikim yerlerinin çiçek boyu, çiçek çapı ve bitki boyu bakımından önemli olduğu, lalenin soğuklatma isteğinin çiçeklenme zamanı, bitki boyu, bakımından önemli olduğu görülmektedir. Tüm uygulamalarda ortalama %75 'in üzerinde bir sürme oranı elde edilmiştir. Soğuklama isteği belli oranda karşılanan sağlıklı soğanların sürdüğü gözlenmiştir. Lale soğanlarının serada yetiştirilmesi yaklaşık 35 gün erkencilik sağlandığı gözlenmiştir. Ekim-Kasım ayında dikim ile Aralık-Ocak ayında dikimin çiçek açma zamanınında ortalama 25 gün farklılık gösterdiği saptanmıştır. Lalelerin besin ve mineral ihtiyacının optimum düzeyde karşılanması durumunda, çiçeklenme oranının artırılabileceği, çiçek sapı ve bitki boyunun uuzatılabileceği düşünülmektedir. Bolu ili uygun toprak yapısı ve düzenli kültürel işlemler yapıldığında lale yetiştiriciliğine uygun görülmektedir. Kış mevsiminin uzamasından dolayı çeşitlerin çiçekli kalma süreleri azalmaktadır. Yetiştiriciliği yapılan diğer menekşe, sünbül vb. gibi süs bitkilerine oranla lale insanlar tarafından daha çok tercih edilmektedir. Bolu ilinin İstanbul ve Ankara gibi metropollere yakınlığı düzenli yetiştiricilik, uygun kültürel uygulama ve bakım ile Bolu ilini süs bitkileri yetiştiriciliği ve pazarlamasında önemli bir merkez durumuna getireceği, çiftçilerimize yeni bir gelir kaynağı oluşturacağı kanaatindeyiz. ANAHTAR KELİMELER: Bolu, Adaptasyon, Lale (Tulipa spp.), Süs Bitkiler

Mustafa Samed Erdi
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sl 64 kiraz anacı üzerine aşılı bazı kiraz çeşitlerinin Amasya ekolojik koşullarındaki performanslarının belirlenmesi

Bu çalışma, 2015 yılında Amasya ili Merkez ilçe Amasya-Zile yolu üzerinde Dadı Köy- Kavakçayırı Mevkiinde SL64 kiraz anacı (Prunus mahaleb L.) üzerine aşılı 4 kiraz çeşidinin fenolojik, morfolojik, pomolojik özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Early Lorry, Celeste, 0900 Ziraat, Regina olmak üzere 4 kiraz çeşidi üzerinde yürütülmüştür. Çalışma sırasında fenolojik gözlemler her çeşitte tomurcuk kabarması, tomurcuk patlaması, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, ilk meyve tutumu, hasat tarihi; Pomolojik incelemeler meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, meyve kalınlığı, meyve iriliği, meyve hacmi, meyve kabuk kalınlığı, meyve sap uzunluğu, meyve sap kalınlığı, çekirdek ağırlığı, çekirdek eni, çekirdek boyu, çekirdek kalınlığı, çekirdek iriliği, meyve sululuk durumu, meyve tadı, meyve et rengi, meyve kabuk rengi, meyve suyu rengi, meyve şekli, meyve çatlaması, meyve yeme kalitesi ve dış kalitesi, Kimyasal incelemeler ise SÇKM, pH ve TEA kriterleri dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada belirlenen 4 çeşidin; tomurcuk kabarması 6-27 mart, tomurcuk patlaması 14 Mart-4 Nisan, ilk çiçeklenme 3-14 Nisan, tam çiçeklenme 10-20 Nisan, ilk meyve tutumu 15-23 Nisan, ilk hasat tarihi 3-20 Haziran olarak (Early Lorry çeşidinde 3 Haziran, Celeste çeşidinde 5-7 Haziran, 0900 Ziraat çeşidinde 17-18 Haziran, Regina çeşidinde 20 Haziran) gerçekleşmiştir. Meyve ağırlık değerinin 4,81 g ile 8,02 g arasında (0900 Ziraat çeşidinde 8.02 g, Regina çeşidinde 7.00 g, Celeste çeşidinde 6.77 g ve Early Lorry çeşidinde 4.81 g), meyve eti oranının % 96.14 ile % 96.87; meyve tutum oranının %24,32 ile %40,91 (0900 Ziraat çeşidinde %29.01, Regina çeşidinde %40.91, Celeste çeşidinde %30.65 ve Early Lorry çeşidinde % 24.32), meyve hacminin 5,16 ml ile 7,00 ml, meyve iriliğinin 19,29 mm ile 22,37 mm, meyve sap uzunluğunun 35,65 mm ile 47,02 mm, çekirdek ağırlık değerinin 0,17 g ile 0,27 g, çekirdek iriliğinin 8,74 mm ile 9,36 mm olarak hesaplanmış, meyve et renginde L* değerinin (15,25) ile (36,17), a* değerinin (10,83) ile (16,48), b* değerinin (3,33) ile (19,75), C*(kroma) değerinin (11,39) ile (26,76), h değerinin (16,22) ile (54,01) arasında, meyve kabuk renginde L* değerinin (30,63) ile (39,36), a* değerinin (22,00) ile (37,29), b* değerinin (7,03) ile (19,54), C*(kroma) değerinin (23,16) ile (42,17), h değerinin (16,85) ile (27,36) arasında, SÇKM değerinin %10,03 ile %13,76, TEA değerinin %0,079 ile %0,133, pH'ın 3,48 ile 3,94 arasında değiştiği bulunmuştur.

Aydan Mete
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Pekanda (Carya illinoinensis Kosch.) mikroorganizma uygulamalarının çöğür gelişimi üzerine etkileri

Pekan, ekonomik potansiyeli yüksek bir sert kabuklu meyve türüdür. Ülkemize uzun yıllar öncesinde girmesine rağmen, henüz yeterince yaygınlaşmamıştır. Bunun en büyük nedenleri; fidan üretim periyodunun uzun zaman alması, özel sektörde güvenilir ve ismine doğru aşılı fidana zor ulaşılması ve kamuda fidan üretiminin sınırlı olması gösterilebilir. Pekanda fidan üretiminde en yaygın yöntem, çöğür üzerine istenilen çeşitlerin aşılanması şeklindedir. En önemli darboğazlardan birisi ise çöğürlerin aşıya gelme süresinin oldukça uzun olmasıdır. Çöğürlerin aşıya gelme süresinin kısaltılması konusunda dünyada yapılan çalışmalar da sınırlıdır. Bitki gelişimi üzerine olumlu etkilere sahip olan mikroorganizma faaliyetlerinin, çöğür gelişimini kısaltabileceği düşünülmektedir. Bu hipotezden yola çıkılarak planlanan bu çalışmada, bazı biyolojik preperatların pekanda çöğür gelişiminin hızlandırılması üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla bitkisel materyal olarak Wichita çeşidine ait tohumlar kullanılmıştır. Biyolojik preparat olarak ticari ürün olan Proex®, mikoriza olarak Trüf mantarı ve EndoRoots Soluble® denenmiş akabinde tepe budaması uygulaması yapılmıştır. Çalışma kapsamında, tohumların çimlendikten sonra uygulamalar birbirinden farklı olarak kontrol, Proex® (1lt suya 50ml), Trüf mantarı (1lt suya 10gr), EndoRoots Soluble® (1lt suya 1 gr), olmak üzere toplam 4 uygulama yapılarak ve her sakısıya 50 ml verilmiştir. Ortam olarak ise 2:1:1 oranında torf, perlit ve vermikülit karışımı kullanılmıştır. Fidanların saksıya aktarımından sonra, uygulamalar 15 günde bir defa olacak şekilde, 4 hafta süresince sulandırılarak yapılmıştır. Biyolojik preparat uygulamasının ardından tüm uygulamalarda bitkilerin yarısına tepe budaması yapılmıştır. Uygulamalardan sonra gövde çapı, gövde boyu, yaprak sayısı, toprak altı organların yaş ve kuru ağırlıkları, klorofil indeksi ölçümleri yapılarak veriler elde edilmiştir. Denemede farklı biyolojik preparat ve tepe kesimi uygulamalarının, çöğürlerde büyüme ve gelişme parametrelerinde başarılı bir gelişim göstermiştir. Çöğürlerin aşıya gelme süresinde gövde çapında en etkin biyolojik preparat olan Proex® bulunurken tepe kesimi tüm uygulamalarda gelişmeyi arttırmış ve en başarılı sonucuda Proex® uygulaması sonrası yapılan tepe kesiminden alınmıştır. Mikoriza olarak kullanılan Trüf mantarı ve EndoRoots Soluble® ise Proex® kadar etki göstermemiştir. Gövde çapı, klorofil ve bitki boyu ölçümlerinde Proex® uygulaması en başarılı sonucu vermiştir. Kümülatif bitki boyunu Proex® %49,3 oranında arttırmıştır. Kök yaş ağırlıkları ile saçak kök kuru ağırlığında ise EndoRoots Soluble® en yüksek değeri vermiştir.

Mikrobiyal gübreVeziküler arbüsküler mikoriza
Işın Narlıoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Grand nain (Musa spp. AAA) muz çeşidinde hevenklere yapılan bazı uygulamaların verim ve meyve kalitesi üzerine etkileri

Muz, dünya genelinde ticareti yapılan en önemli meyve türlerinden biridir. Bu nedenle, ihracat ve ithalat süreçlerinde ulusal ve uluslararası pazarlama standartlarına tabi tutulmaktadır. Türkiye, son yıllarda muz üretimindeki artışı ile muz tüketiminde kendi kendine yeterli bir konuma ulaşmıştır. Bu gelişme, iç piyasada muzun pazarlanmasında kalite standartlarını gündeme getirmiştir. Kaliteyi ve yerli üretimde verimliliği artırmak için ekonomik, pratik ve sürdürülebilir çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tez çalışmasında, tarak seyreltme (TS), giberellik asit (GA₃) ve potasyum sülfat (PS) uygulamalarının muzda verim ve kalite üzerine etkileri incelenmiştir. Bu tez çalışması, 2023-2024 yılları arasında, Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Aymuz Devtaş AŞ'ye ait muz serasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada materyal olarak 'Grand Nain' (Musa spp. AAA) muz çeşidi kullanılmıştır. Araştırma, kontrol grubu dışında iki farklı tarak seyreltme (1X TS ve 2X TS), hevenklere püskürtme şeklinde GA₃ ve PS'nin tek başına ve kombinasyonlu uygulamaları olmak üzere toplam 12 uygulamadan oluşmuştur. Araştırma kapsamında, farklı uygulamaların hevenk ağırlığı, dekara verim, hevenk oluşumundan derime kadar geçen süre, parmak çevresi, parmak uzunluğu ve parmak ağırlığı gibi parametreler ile olgunlaşma sonrası yapılan bazı fiziksel ve kimyasal özellikler üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırma sonuçları, GA₃ ve PS uygulamalarının, özellikle tarak seyreltme ile uygulandığında, verim ve kalite parametrelerinde belirgin iyileşmeler sağladığını göstermiştir. En yüksek hevenk ve parmak ağırlıkları, GA₃ ve PS'in birlikte uygulandığı gruplarda elde edilmiştir. Kontrol grubuna kıyasla, TS, GA₃ ve PS uygulamaları hevenk oluşumundan derime kadar geçen süreyi kısaltmış ve ayrıca parmak çevresi ve uzunluğunu arttırmıştır. Araştırma bulguları sonucunda, yüksek verim elde etmek için T10 (100 ppm GA₃ + %1.5 PS) ve kalite ve verim dengesini sağlamak için T11 (100 ppm GA₃ + %1.5 PS + 1X TS) uygulaması ön plana çıkmıştır. Bununla birlikte, kalite odaklı bir üretim hedeflendiğinde T12 (100 ppm GA₃ + %1.5 PS + 2X TS) uygulaması tavsiye edilmiştir.

Örtü altı yetiştiriciliği
Muhammet Mert Saygı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Melezleme ıslahında ebeveyn seçiminin pitayada (Hylocereus spp.) meyve ve tohum özellikleri üzerine etkileri

Küresel iklim değişikliği, dünya ülkelerinin tarım deseninde önemli değişime yol açmaya başlamıştır. Bu değişimin, ülkemiz tarımında bazı avantajlar oluşturabileceği düşünülmektedir. Bu avantajlar arasında, bazı tropik meyvelerin açık ve örtüaltında yetiştirilme şansının olması gösterilebilir. Zira ülkemizin Avrupa ülkelerine yakınlığı nedeniyle, bu tropik türlerin yetiştirildiği taktirde ihracat şansının olması, fiyat istikrarının korunması üreticileri bu türlerin yetiştiriciliğine olan ilgisinin artmasına neden olmuştur. Bu türlerin en önemlilerinden birisi pitaya olup, bu türün çelikle kolaylıkla çoğaltılması, ikinci yıl içerisinde meyveye yatması ve yıl içerisinde aylara bölünen derim periyodunun bulunması pitayayı yetiştiricilikte ön plana çıkarmıştır. Bununla birlikte, pitayada tozlanma sorununun tam anlamıyla çözülememesi ve yetiştiricilikte çeşit seçiminde yurt dışına bağımlı olmamız, bu tez konusunu gündeme getirmiştir. Bu nedenle planlanan bu tez çalışmasının birinci amacı, pitayada türler arası ve tür içi melezleme yapılarak daha sonra yapılacak olan ıslah çalışmalarına alt yapı oluşturulması amaçlanmıştır. Tez çalışmasının ikinci amacı ise yabancı tozlanmanın, metazenik (yabancı tozlanma nedeniyle meyve özelliklerinde meydana gelen değişimler) özelliklerinin meyve verim ile kalitesi ve zenik (yabancı tozlanma nedeniyle tohum özelliklerinde meydana gelen değişimler) ile tohum özelliklerinin üzerine etkileri araştırılmasıdır. Bu amaçlarla yürütülen çalışmada, beyaz x beyaz, kırmızı x kırmızı, beyaz x kırmızı ve kırmızı x beyaz özellik gösteren ebeveynler seçilmiştir. Toplam 25 adet melez kombinasyon ile çalışılmıştır. Melezleme amaçlı kullanılacak çeşitlerde erkek organlar emasküle edilerek resiprokal çaprazlama yapılmıştır. Tozlanan her bir çiçek başka tozdan etkilenmemesi için üzerleri kapatılmıştır. Meyve tutumu gerçekleşen örneklerde derim işlemi zamanında yapılmıştır. Bununla beraber derimi yapılan meyvelerde; meyve ağırlığı, meyve boyu, meyve eni, indeks değeri, meyve kabuk rengi, meyve eti rengi, meyve eti sertliği, meyve eti ağırlığı, meyve kabuk ağırlığı, meyve kabuk kalınlığı ile suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) miktarı ve titre edilebilir asit (TEA) değerleri incelenmiştir. Ayrıca örneklerde C vitamini miktarı, antioksidan aktivite, toplam flavonoid miktarı ve toplam fenolik madde miktarı ile antosiyanin miktarı analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, ticari yetiştiricilik açısından önemli parametrelerden birisi olan meyve ağırlığı üzerine yabancı tozlamanın etkisi olduğunu ortaya koymuştur. En yüksek meyve ağırlığı 480.09 g ile Kosta Rika Beyazı (KB) x Vietnam Jaina (VJ) melezleme kombinasyonunda saptanmıştır. Genellikle kendileme meyve ağırlığı ve boyutunu yabancı tozlanmaya göre olumsuz etkilemiştir. İndeks üzerine melezlemelerin etkisi incelendiğinde, meyve eni değerlerinden ziyade, meyve boyu değerlerinin Ruby Red (RR) çeşidinin ana olduğu tiplerde daha kısa olmasından dolayı bu melezlemelerden elde edilen meyvelerin özellikle Vietnamase White (VW) ve VJ çeşitlerinin ana olduğu tiplere göre şekilsel olarak daha yuvarlak olduğu tespit edilmiştir. En yüksek meyve eti ağırlıkları sırasıyla KB x VJ (400.02 g) ve KB x Dark Star (DS) (348.49 g) kombinasyonunda kaydedilmiştir. En düşük meyve eti ağırlıkları ise sırasıyla kendileme işlemi yapılan KB x KB (75.53 g) ve RR x RR (84.20 g) melez kombinasyonlarında belirlenmiştir. Tane ile satılan meyvelerde meyve kabuk ağırlığının ve meyve kabuk kalınlığının ince olması istenen bir özelliktir. En düşük meyve kabuk kalınlığı ise DS x KB melezinde kaydedilmiştir. Kalite kriterleri açısından pitayada en önemli özelliklerden birisi de SÇKM değeridir. Melezlemeler incelendiğinde, en yüksek SÇKM değerleri sırasıyla %13.73 [RR x Tayland Kırmızısı (TK)], %13.30 (KB x DS) ve %13.20 (KB xVJ) olarak kaydedilmiştir. Yabancı tozlama hem meyve kabuk renginde hem de meyve eti renginde değişimlere yol açmıştır. Meyve biyokimyasal özellikler, ana ve baba ebeveynlere göre değişim göstermiştir. Ayrıca türler arası melezlemenin tohum çimlenmesini etkilemediği belirlenmiştir. Araştırma bulgularımız sonucunda; meyve renginde ana ebeveynin etkili olduğu, meyve iriliğinde yabancı tozlamanın pozitif yönde etki yaptığı belirlenmiştir. Ayrıca pitayada meyve ve tohum özellikleri açısından metazenik ve zenik etkinin var olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı istenen verim ve kalite parametrelerine göre ana ve baba ebeveyn seçiminin doğrudan etkili olduğu ve plantasyonları oluştururken buna yönelik planlama yapılması gerektiği önerilmiştir.

Tropikal meyveler
Lokman Altınkaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karyağdı armut (Pyrus communis L.) çeşidinde gibberellik asit (GA3) ve oksalik asit (OA) uygulamalarının meyve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma 2022, 2023 yıllarında, Antalya ilinin, Korkuteli ilçesinde BA 29 anacı üzerine aşılı 7 yaşındaki Karyağdı armut çeşidi ile kurulmuş bir kapama bahçede yürütülmüştür. Araştırma Korkuteli ilçesine özgü bu çeşidin tanınırlılığını artırmak, kalite parametrelerinde iyileşme sağlayarak pazarda ve ihracattaki payının artırılması amacıyla yapılmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü ve her tekerrürde 1 ağaç olacak şekilde kurulmuştur. Denemede Karyağdı armut çeşidine ait ağaçlara hasat öncesi dönemde Gibberellik Asit (GA3) (25 ppm) ve Oksalik Asitin (OA) farklı dozları [1 mM (0.09g/L), 2mM (0.18g/L), 3mM (0.27g/L) ve 4 mM (0.36g/L)] uygulanmış ve meyve kalite parametreleri üzerine etkileri incelenmiştir. 'Karyağdı' armut çeşidine ait ağaçlarda 2022 ve 2023 deneme yıllarında denemeden bağımsız olarak fenolojik gözlemler (tomurcuk kabarması, tomurcuk patlaması, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu ve hasat zamanları) gerçekleştirilmiştir. Derimi yapılan meyvelerde pomolojik ölçümler (Meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, meyve kabuk rengi ve meyve eti sertliği) yanında meyve öneklerinden elde edilen meyve suyunda ise, biyokimyasal içerik analizleri (titre edilebilir asitlik; TEA, pH, suda çözünebilir kuru madde miktarı; SÇKM, C vitamini, toplam antioksidan aktivite, toplam fenolik madde miktarı ve toplam antosiyanin miktarı) yapılmıştır. Elde edilen fenolojik gözlemlere ait değişimler 2022-2023 deneme yıllarında; sırasıyla tomurcuk kabarması 18 Mart-20 Mart, tomurcuk patlaması 25 Mart-29 Mart, çiçeklenme başlangıcı 14 Nisan-6 Nisan, tam çiçeklenme 22 Nisan-17 Nisan, çiçeklenme sonu 28 Nisan-26 Nisan, hasat zamanı ise 4 Ekim-11 Ekim tarihlerinde meydana gelmiştir. Araştırmada; meyve ağırlığı, meyve en ve boy değerleri açısından 3 mM OA uygulamasından istatisti olarak farklılık olmamasına rağmen kontrol grubuna göre bir miktar daha yüksek değerler elde edilmiştir. Çalışmada en yüksek C Vitamini değeri sırasıyla 3 mM OA (10.3 mg/100g), 25 ppm GA3 (8.6 mg/100g), kontrol (8.3 mg/100g); toplam fenolik madde miktarı 3mM OA (182 mg GAE/100 g), 25 ppm GA3 (134 mg GAE/100 g) ve kontrol uygulmasında (128 mg GAE/100 g); antioksidan aktivite 3 mM OA (2.91 mmol/kg), 25 ppm GA3 (2.40 mmol/kg) ve kontrol uygulamasında (2.49 mmol/kg); toplam antosiyanin miktarı ise 3 mM OA (10.17 mg/100 g), 25 ppm GA3 (8,36 mg/100 g) ve kontrol uygulamasından (8.24 mg/100 g) elde edilmiştir. 3 mM OA uygulamasının en etkili uygulama olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak 'Karyağdı' armut çeşidinde meyve kalitesini arttırıcı tüm olumlu etkileri nedeniyle 3 mM OA uygulamasının önemli olabileceği sonucuna varılmıştır.

Volkan Coşkun
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Determinant ileri domates hatlarında çiçek tozu ve yumurtalık kalitesinin meyvede tohum bağlama ve tohum üretimine olan etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, ileri seviyedeki (F5 ve üzeri) bodur domates hatlarında polen canlılığının tohum verimine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışma Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin arazi ve laboratuvarlarında yürütülmüş, genotip olarak şirketin gen havuzundaki beef ve plum özellik gösteren bodur domates grubuna ait ileri domates hatları kullanılmıştır. Araştırmada, melezleme için kullanılan baba ebeveynde polen canlılığı; %20, %40, %60 seviyesinde oluşturularak tozlama yapılmıştır. Araştırmada; stigma kalınlığı, stil uzunluğu, stigma polen yük kapasitesi (%), stigmada üzerinde bulunan canlı polen sayısı, ovaryum çapı, stigma boyu, stil çapı, tutmayan melez sayısı, meyve çapı ve boyu, ortalama meyve ağırlığı, meyve rengi, SÇKM, meyvedeki fruktoz ve glukoz değerleri, klorofil değerleri ve ovül sayısı ile ilgili ölçümler yapılmıştır. Araştırma sonucunda, %20, %40 ve %60 oranlarında polen canlılıklarının SÇKM, meyve ağırlığı ve tutmayan melez sayısı üzerine etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuş ancak genotipler üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. SÇKM'ye etkisi bakımından en yüksek değer ise 23TSPL.0059 (%4.96) genotipinden elde edilirken ortalama meyve ağırlığına etkisinde 210.56 g'lık ortalama ile 23TSPL.0072 genotipi en yüksek değere sahiptir. Tutmayan melez sayısı bakımından ise en yüksek değerin 15.44 adet ile 23TSPL.0043 genotipine ait olduğu elde edilmiştir. Farklı polen canlılıklarının tohum sayısına etkisi ve genotipler arasında da tohum sayısına etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. %20 polen canlılığına ait ortalama tohum sayısı 65.51 adet, %40 canlılık için 77.78 adet ve %60 canlılık için 76.34 adet elde edilmiştir. Canlılıkların genotiplere etkisine bakıldığında en yüksek tohum sayısı değerinin 138.56 adet ile 23TSPL.0044 genotipinden elde edildiği tespit edilmiştir. 23 TSPL.0082 (97.9) klorofil içeriği, 23TSPL.0046 ve 23TSPL.0072 (%5.17) SÇKM, 23TSPL.0071 (238.33 g) meyve ağırlığı, 23TSPL.0045 (200 adet) tohum sayısı, 23TSPL.0086 (%29.33) fruktoz, 23TSPL.0061 (%24.97) glukoz, 23TSPL.0091 (9.2 cm) meyve boyu, 23TSPL.0045 (8.1 cm) meyve çapı, 23TSPL.0064 (46.87 C*) Chroma, 23TSPL.0076 (59.9 h°) Hue açısı, 23TSPL.0058 (46.07) L*, 23TSPL.0066 (%87.17) stigmadaki polen canlılığı, 23TSPL.0082 (97.9 adet), stigmadaki canlı polen sayısı, 23TSPL.0093 (4.27 mm) ovaryum çapı, 23TSPL.0071 (408.33 adet) ovül sayısı, 23TSPL.0077 (60 µm) stigma boyu, 23TSPL.0077 (35.33 µm) stigma kalınlığı, 23TSPL.0077 (45 µm) stil çapı, 23TSPL.0086 (9.17 mm) stil uzunluğu parametrelerinde en yüksek değerleri veren genotiplerdir. Korelasyon ilişkisinde ise tohum sayısı ile stil uzunluğu, glukoz ve meyve boyu negatif korelasyon göstermiştir. Bu parametrelerin değerleri arttıkça tohum sayısı azalmakta ya da bu değerler azaldıkça tohum sayısı artmaktadır. Tohum sayısı ile ovül sayısı (0.637), ovaryum çapı (0.337), stil çapı (0.512), stigma boyu (0.529), stigma kalınlığı (0.433), stigmadaki canlı polen sayısı (0.458), meyve çapı (0.707), Hue değeri (0.304) ve meyve ağırlığı (0.675) parametreleri arasında pozitif korelasyon katsayısı değerleri ile P<0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur. Klorofil (0.029), stigmadaki polen canlılığı (0.175), SÇKM (0.119), fruktoz (0.073), L* (0.063) ve Chroma (0.158) parametreleri ile tohum sayısı arasında pozitif korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Melez meyvelerinde ise %20 ve %60 polen canlılığında SÇKM'nin tohum sayısına etkisi önemsiz bulunmuş ancak %40 canlılık için 0.186* katsayısı ile pozitif korelasyon göstermiştir. %20, %40 ve %60 polen canlılığında meyve ağırlığının tohum sayısına etkisi sırasıyla 0.654***, 0.635*** ve 0.618*** katsayılarıyla pozitif korelasyon göstermiştir.

Beyza Karsavurdan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00