Atatürk University
Discipline

Horticulture

Atatürk University

1,033

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Büyümeyi teşvik eden bazı bakterilerin sivri biber ( Capsicum annuum var. longum )gelişimi üzerine etkileri

İnsanlığın var olma temelini oluşturan beslenme ihtiyacı gün geçtikçe artan nüfus neticesinde tarımın önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tarım faliyetlerinin bu denli kilit rol oynaması üzerinde yapılan çalışmaların ve tarımsal desteklerin ne kadar önem arz ettiği ortaya çıkmaktadır. Tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübreler verim artışını sağlarken maliyetlerin artmasını ve uzun vadede toprak tuzluluğunun artmasına da neden olmaktadır. Diğer yandan şu an ülkemizde gübreleme bilincinin oluşmaması sonucunda verimli toprak kayıpları, çevre kirliliği veya tam aksi bir durum gübrelemenin yeterli miktarda yapılmaması nedeniyle verimde düşüşler yaşanmaktadır. Çalışmamızda ülkemizde ve dünyada tüketimi ve üretimi doğru orantılı şeklide artan Demre Biberi bitkisine (Capsicum annuum L.) 13 adet kök bakteri (PGPR) ırkı (Bacillus megaterium RC34, Bacillus pumılus RC356, RC16, Bacillus subtilis RC631, Pseudomonas fluoresence RC77, Rodococcus erythropolis RC49, RC33, Pantoea agglomerans RC36 , RC86, RC9, Pseudomonas putida biyotip B, RC14 , RC67, RC11) 5'er ırk olacak şekilde kombinasyonlar yapılarak fidelerin kök boğazı bölgesine uygulaması yapılıp bitki gelişim parametreleri ve verim üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma Eskişehir açık arazi koşullarında ve laboratuvar çalışmaları ESOGÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde yürütülmüştür. Uygulama sonuçlarından elde edilen bulgular incelendiğinde PGPR ırk uygulamasının sivri biber (Capsicum annuum var. longum) yetiştiriciliğinde bazı özellikler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Uygulanan PGPR ırklarının gübreleme uygulamasına göre bazı kriterlerde yakın ve yüksek değerler vermesi gübrelemeden tasarrufun sağlanması, üretimde daha yaygın şekilde kullanılmasına olanak verecektir. Ancak PGPR'ler bitki türüne, uygulama zamanı ve şekli, toprak tipi, uygulama yapılan bakteri ırıkına göre bitki gelişimi ve verim artışına etkisine doğrudan belirleyici olduğu düşünülmektedir. Çalışmamız sonucunda biber bitkisine uygulanan kök bakterilerinin biyogübre olarak kullanımının bitkide gelişimi ve verim artışına etkili olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Kök Bakterileri, Biber (Capsicum annuum L.), Bitki Gelişimi, Verim

Meyve verimiRizobakterilerYeşil biber
Ahmet Kırbıyık
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İç mekan süs bitkileri sektörüne COVID 19'un etkisi: Tüketici, aracı ve üretici yönünden incelenmesi

İç mekan süs bitkileri bir mekana sağladığı estetik, işlevsel ve ekolojik faydalarının yanı sıra mekanı kullananların fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerinde de olumlu katkılar sunmaktadır. Bu durum, özellikle 2019 yılının Aralık ayında, Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs enfeksiyonuyla ortaya çıkan pandemi sürecinde uygulanan sosyal izolasyon sürecinde daha çok hissedilmiştir. İnsanların bireysel ve toplumsal yaşamında bazı değişikliklere yol açarak sağlığın beraberinde sosyal, psikolojik açılardan da etkilendiği bu süreçte doğa ve bitkilerle uğraş içerisinde olmak izolasyonla yaşanan zorluklarla baş etme yollarından biri olarak da görülmüştür. Tüm bunlara karşın pandemi sürecinde iç mekân süs bitkileri üretimi ve tüketimiyle ile ilgili yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu eksiklikten yola çıkılarak çalışmada Covid-19 pandemi süreci ve sonrasında gerek tüketici perspektifinden, gerekse üretici ve aracı perspektifinden iç mekan süs bitkilerine olan talebi, talepteki değişkenlikleri ve nedenlerini belirlemek ve sektöre yön verebilecek katkılar sunabilmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda tüketici profili ülke genelinde ele alınırken üretici ve aracı profili açısından süs bitkileri üretiminde önemli bir yeri olan Yalova ili örneklem alanı olarak seçilmiştir. Tüketicilerle olan anket çalışması online gerçekleştirilmiş, Yalova'daki üretici ve aracılarla yüz yüze görüşme ile anket çalışması yürütülmüştür. Görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre hem üretici hem de aracıların çoğunluğu pandemi sürecinde satışlarının azaldığını belirtmektedir. Tüketiciler açısından ortaya çıkan sonuçlara göre ise pandemi sürecinde iç mekan süs bitkilerine ilgilerinin değişmediğini belirtenler çoğunluğu oluştururken bunu ilginin arttığını belirtenler takip etmektedir. İlgilerinde azalış olduğunu söyleyenlerin oranı ise oldukça düşüktür. Sonuçlar üretici, aracı ve tüketici açısından ele alındığında uyumlu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Süs bitkileri
Sultan Bayrak
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin- Erdemli ekolojik koşullarında farklı dikenli incir genotiplerinin performanslarının belirlenmesi

Cactaceae ailesi, Pereskioideae, Opuntioideae ve Cactoidea adı verilen üç alt aileyi bünyesin de içermektedir. Ayrıca yaklaşık 1.600 türden oluşan bir gruba da kapsamaktadır. Amerika kıtası dikenli incirin anavatanı olarak kabul edilmektedir ve orijini ise Meksika'dır. Dikenli incir (Opuntia ficus indica L.), Adana, Antalya, Mersin, Osmaniye, Hatay ve Güney Ege kıyıları gibi bölgelerde doğal olarak yetişmektedir. Dikenli incir meyveleri, dikenli, tatlı ve çekirdekleri çoktur, ayrıca çok yıllık bir kaktüs bitkisi olarak bilinmektedir. Aroması kendine özgüdür. Dikenli incirde meyve et rengi kırmızıdan turuncuya, yeşilden sarıya kadar değişebilir. Vejetatif kısım, kladotlardan oluşmaktadır. Bu araştırmada Mersin- Erdemli ekolojik koşullarında farklı dikenli incir genotiplerinin performanslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 2003 yılında genotiplerden meyve örnekleri alınmış ve pomolojik analizleri yapılmıştır. Genotiplere ait meyve sularında bazı biyokimyasal özellikler de belirlenmiştir. Sonuçta, dikenli incir genotiplerine ait meyve özelliklerinin geniş bir dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu genotipleri içinde özellikle 01Dİ07 genotipinin meyve pomolojik özellikleri yönünden üstün özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir.

Ender Emrah Işık
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Biber (Capsicum annuum L.) anter kültüründe farklı kolhisin uygulamalarının embriyolarda spontan kromozom katlanmasına etkileri

Hibrit çeşitlerin geliştirilmesinde önemli rol oynayan saf hatların elde edilmesi için en çok tercih edilen yöntem anter kültürüdür. Kültür sonunda elde edilen bitkilerde kültür sırasındaki uygulamalar ve ortam içeriklerinden kaynaklı spontan kromozom katlanması görülebilmektedir. Spontan kromozom katlanması görülmeyen haploid bitkilerin diploid yapıya geçebilmesi için farklı antimitotik maddeler kullanılmaktadır. Bu antimitotik maddeler içinde en çok faydalanılan kolhisindir. Kolhisin maliyeti yüksek bir bileşiktir ve in vivo uygulamalarda yüksek dozlarda kullanımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, Capsicum annuum anter kültüründe kolhisin kullanımı ile haploid embriyo oluşumunun teşvik edilmesi ve oluşan embriyolarda spontan kromozom katlanmasına etkileri incelenmiştir. Yarı katı ve çift fazlı besin ortamlarında %0.0, %0.3, %0.4 ve %0.6 kolhisin 14 gün ve 21 gün süreyle anterlere uygulanmıştır. Kolhisinsiz ortamdan gelişen embriyolar kromozom katlanması için 2 saat süreyle %0.5 dozunda kolhisin çözeltisine daldırılmıştır. Uygulamalardan elde edilen embriyo gelişen bitki ve SDH bitki oranları hesaplanmıştır. Bitkilerde ploidi seviyesinin belirlenmesi amacıyla çiçeklerde polen, meyvelerde tohum, yapraklarda stoma sayısı, stoma eni ve boyu incelenmiştir. En yüksek embriyo oluşum oranı %21.03 ile yarı katı ortamda 14 gün süreyle %0.6 kolhisin dozundan elde edilmiştir. Besin ortamına ilave edilen %0.3, %0.4 ve %0.6 kolhisin dozlarından elde edilen embriyoların bitkiye gelişim oranları; yarı katı ortamda sırasıyla %52.75, %50.33 ve %47.56 ve çift fazlı ortamda ise sırasıyla %27.21, %47.32 ve %36.11 oranlarında belirlenmiştir. Kontrol grubundan elde edilen bitkilerin stoma sayısı 12-15 adet arasında, donör bitkide 10-12 adet arasında ve kolhisin içeren ortamlardan gelişen SDH'lerde 10-15 adet, haploidlerde ise 17-26 adet arasında değerlendirilmiştir. Besin ortamına kolhisin ilavesinin embriyo oranına, bitki rejenerasyonuna ve spontan double haploid (SDH) bitki sayısına önemli etkide bulunduğu görülmüştür. Yarı katı ortam çift fazlı ortama kıyasla daha başarılı olarak değerlendirilmiştir.

Bahçe bitkileri
Beyza Nur Yıldız
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Sakarya Havzasında yetiştirilen bazı nar çeşit ve yerel genotiplerinin fiziko-kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin belirlenmesi

Punicaceae familyasında yer alan ve çok yıllık bir bitki olan nar (Punica granatum L.), sıcak ve ılıman iklimlerde yetiştiği gibi yarı kurak iklimlerde de yetişebilen dayanıklı bir meyve ağacıdır. En iyi şekilde yetiştirilebilmesi için yeterli güneş ışığına ve iyi drene edilmiş toprağa ihtiyaç duyar. Narın anavatanın Kafkaslar, Anadolu, Afganistan, Güney Asya, İran ve Hindistan gibi bölgeleri kapsadığı bilinmektedir. Ülkemiz zengin nar genetik kaynaklarına sahiptir. Tarım Bakanlığı bünyesinde yer alan arazi gen bankalarında 300'ün üzerinde nar çeşit ve genotipi koruma altındadır. Ülkemiz dünya nar üretiminde Hindistan, İran ve Çin'den sonra 4. sırada yer almaktadır. Ülkemizde başlıca Akdeniz Bölgesi olmak üzere, Ege, Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilmektedir. Bu araştırmanın amacı Orta Sakarya havzasında yetiştirilen bazı nar çeşit ve yerel genotiplerinin fiziko-kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla 2023 yılında Eskişehir ili Sarıcakaya ilçesinden 3 yerel nar genotipinin yanında Hicaznar, Özbek narı, 20N02 ve 33N52 nar genotiplerinden meyve örnekleri alınarak meyve pomolojik ve biyokimyasal özellikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda 7 nar genotipine ait pomolojik ve fizikokimyasal özelliklerin geniş bir dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Orta Sakarya Havzası ekolojik koşulları içinde incelenen genotipler arasında Hicaznar ve 33N52 genotipleri başarılı bulunmuştur.

Burak Çınar
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ili Mihalgazi ilçesinde bulunan bazı yabani nar genotiplerinin pomolojik ve biyokimyasal içeriğinin belirlenmesi

Ülkemiz, narın anavatan sınırları içinde yer almaktadır. Nar, ülkemizin sahil bölgelerinden Anadolu'nun iç bölgelerinde yer alan mikroklima alanlara kadar pek çok bölgede dağılım göstermektedir. Narın anavatanlarından biri olduğu için Anadolu'da pek çok nar çeşidi ve tipi bulunmaktadır. Ülkemiz tabiatında pek çok yabani nar genotipi de yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı mikroklima iklimine sahip olan Eskişehir – Mihalgazi ilçesinden selekte edilen 10 yabani nar genotipinin pomolojik özellikler, biyokimyasal özellikler ve antosiyanin bileşenlerinin belirlenmesidir. Araştırma sonucunda yabani nar genotiplerinin küçük meyveli ve meyve SÇKM ve asit içeriğinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yabani nar genotiplerinin, biyokimyasal özellikler ve antosiyanin bileşikleri açısından geniş bir varyasyon gösterdiği saptanmıştır. Bu yabani genotiplerin pomolojik ve biyokimyasal yapısının ortaya konulması gelecekte yapılacak nar ıslahı çalışmalarını destekleyecektir.

Merve Keçeli
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkari yöresi üstün nitelikli ahlat (pyrus elaeagrifolia l.) genotiplerinin bazı özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2016-2017 yılları arasında Hakkari yöresinin Dağsu, Karaman, Gürbüz, Yıldız, Taşaltı köylerinde doğal olarak yetişen ahlat popülasyonu üzerinde yürütülmüştür. Bu projeyle; bol ve düzenli verime sahip, iyi bir vegetatif gelişme gösteren, yeterli oranda çiçeklenme potansiyelinde olan, yüksek miktarda meyve tutumu gerçekleştirebilen, çiçeklenme süresinin kısa olduğu, yörenin ekoloji koşullarına uyum potansiyeli yüksek olan, iri meyveli, yüksek et oranına sahip, aromalı, az çekirdekli ve hastalıklara karşı dayanıklı olan ahlat (Pyrus elaeagnifolia L.) gen kaynaklarının bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Beş köyde yoğun olarak bulunan Ahlat popülasyonu içerisinde gerek yöre insanının tavsiyesi ve gerekse de pomolojik ve morfolojik olarak üstün özellikli olarak gözlenen genotiplerden 100 meyve örneği alınıp pomolojik ve kimyasal analizler yapılmıştır. Analiz sonuçlarında SÇKM ortalama %13.94, pH ortalama % 4.37, titre edilebilir asit miktarı (TA) ortalama % 3.1 bulunmuştur. Meyve ağırlığı en yüksek Gürbüz köyündeki genotipte 55 gr olarak bulunmuştur. Meyve boyu Taşaltı Köyündeki genotipte 44.3mm. olarak bulunmuştur. Ülkemizin çeşitli yörelerinde kapsamlı veya nokta seleksiyonları şeklinde yürütülmüş olan çalışmalarda araştırıcıların üstün özellikli genotipleri seçerken ve / veya karakterize ederken dikkate aldıkları meyve kalite kriterlerini Temel Bileşen analizi (Principle Component analysis) yoluyla irdeleyerek, veri indirgemesi yapmak, seleksiyon çalışmalarında kullanılan seçim kriterlerine standart önermek ve araştırıcıların iş yoğunluğunu azaltmak amacı ile yürütülmüş olan bu çalışmada; genotiplerin meyve eni, meyve boyu, meyve ağırlığı, çekirdek eni, çekirdek ağırlığı, çekirdek sayısı, SÇKM, pH ve asitlik gibi özelliklerine ait ortalama değerler kullanılmıştır. Gerçekleştirilen Temel Bileşen analizlerinde genellikle 2 veya 3 temel bileşen ortaya çıkmış, 1. temel bileşen toplam varyasyonun en büyük kısmını oluşturmuştur. Bu varyasyonda da meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu ve çekirdek sayısı gibi özelliklerinin ayırt edici kriterler olarak ön plana çıktığı gözlenmiştir.

Lorin Dila Keçeci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı sebzelerde atık sularla sulamanın kalite üzerine etkisi

Dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişiklikleri mevcut su kaynaklarına olan ihtiyacın artmasına sebep olmaktadır. Artan nüfus ve gelişen sanayi ile birlikte su ihtiyacı ve su kullanımı da nüfusun artışına paralel olarak artış göstermektedir. Kentsel atık sularının uygun stratejilerle yeniden kullanılması çevre sağlığı ve su kirliliğinin önlenmesine de katkı sağlamaktadır. Sınırlı su kaynakları ve artan su talepleri karşısında atık suların geri kazanılması ve yeniden kullanılması konusu, sadece yoğun kentsel alanlarda değil, aynı zamanda kırsal alanlarda da önem kazanarak yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, ekonomik anlamda önemli tarımsal ürünlerden olan kırmızı kapya biber ve patlıcan çeşitlerinin yetiştirilmesinde arıtılmış atık suların kullanımının fizyolojik ve morfolojik özellikler, verim, kalite özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca hasat edilen ürünlerde gıda güvenliği açısından bazı ağır metal analizlerinin (Kadmiyum (Cd), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn)) yapılarak insan sağlığına uygunluğunun da belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde; önemli bir parametre olan verim değerinde, arıtılmış atık su ile sulanan tür ve çeşitlerde şebeke suyu uygulamalarına göre %98,32'e varan bir artış olduğu, ham (arıtılmamış) atık su uygulaması ile şebeke suyu karşılaştırıldığında ise en yüksek %174,16 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Verim parametrelerinde olduğu gibi diğer morfolojik ve kalite parametreleri açısından da ham atık su uygulamalarından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ağır metal içerikleri incelendiğinde; sadece ham atık su uygulaması ile üretilen Urfa İsot çeşidinde Pb değerinin sınır değerde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda biber ve patlıcan gibi meyveleri yenen sebzelerde atık sular ile sulamanın ağır metal içeriği yönünden herhangi bir sakınca oluşturmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, sulama suyu olarak kullanılan arıtılmış atık su ve atık su uygulamalarının kapya biber ve patlıcan çeşitlerinde kullanılabilir olduğu ortaya konulmaktadır. Ancak evsel ve kentsel atık suların, kalitesi ve içeriğinin atıksuyun toplandığı havzaya ve mevsimlere göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Atık suların sulama suyu olarak kullanılmadan önce sulama yapılacak bitkiler için yönetmelikte verilen ilgili parametreler analiz edilmeli ve sulama uygulamalarının kontrollü ve denetlemeli yapılması gerekmektedir.

Atık suAğır metallerKalite+3
Ozan Zambi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Organik fide üretiminde farklı ortamların patlıcan, domates ve biber yetiştiriciliğinde bazı parametreler üzerine etkileri

Bu çalışma 2020-2021 yıllarında B.U.Ü Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri bölümünde, çiftlik gübresi (ÇG), zenginleştirilmiş ortam (ZO), organik torf (T), zeolitin (Z) organik fide yetiştirme ortamı olarak kullanımı ve sonrasında fidelerin yetiştiricilikteki performanslarını saptamak amacı ile yürütülmüştür. Organik- konvansiyonel olarak yetiştirilen patlıcan, domates, biber fideleri, çiftlik gübresi, zenginleştirilmiş ortam, organik torf ve zeolitin değişik oranlarda (ÇG+T (1:1), ÇG+Z (3:1), T+Z (3:1), ZO+T (1:3), ZO+Z (3:1), ÇG+T+Z (1:2:1), ZO+T+Z (1:2:1)) karışımlarından elde edilen ortamlarda yetiştirilmiştir. Ortamların fide ve bitki gelişimine, verim değerlerine, meyve kalitesine etkileri incelenmiştir. Fide üretimi sonucunda, 1. ve 2. yılda, ZO+T ortamı konvansiyonelden daha iyi sonuç vermiştir. Patlıcanda ZO+T ortamı daha iyi sonuç verirken, domateste 1. yılda, ÇG+T+Z ortamı, 2. yılda ise ZO+T+Z ortamı olmuştur. Biberde 1. yılda ÇG+T+Z ortamı, 2. yılda ise ZO+T ortamı konvansiyonele göre daha iyi sonuç vermiştir. Bitki üretimi sonucunda, patlıcan bitkisinde en yüksek bitki boyu ve çapı 1. yılda, ZO+T ortamında 2. yılda ise, T+Z ortamında belirlenmiştir. Gövde çapında ise ÇG+T ortamının olumlu etkisi dikkati çekmiştir. Domates bitkisinde en yüksek bitki boy ve çapı 1. yılda, ÇG+Z ortamında 2. yılda ise, ZO+Z ortamında görülmüştür. Biber bitkisinde 1. ve 2. yılda, en yüksek bitki boy ve çapı, gövde çapı konvansiyonel ortamında tespit edilmiştir. Patlıcanda en yüksek verim 1. yılda, ÇG+T+Z ortamında belirlenmiş iken, 2. yılda ise, T+Z ortamında tespit edilmiştir. Domateste 1. ve 2. yılda en yüksek verim ÇG+T ortamında tespit edilmiştir. Biberde ise en yüksek verim 1. yılda ZO+T+Z ortamında 2. yılda, ZO+T ortamında görülmüştür. Ortamların meyvelerde ölçülen tüm kalite parametreleri üzerine etkisi türe, yıllara, parsellerin durumuna göre değişmekle birlikte genelde önemli bulunmuştur. Çalışma sonucunda; fide, bitki, meyve, kalite parametrelerinde ortamların etkisine bakıldığında, genelde ZO+T ortamı, konvansiyonel ortamdan daha iyi sonuç vermiştir. Özellikle patlıcan ve biberde ZO+T ortamı, domateste ise ZO+Z ortamı konvansiyonel ortamdan daha iyi sonuç vermiştir.

BiberDomatesFideler+4
Gizem Fadıllıoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Domates pas akarı zararına karşı üridin ve akarisit uygulamalarının etkisi

Domates (Solanum lycopersicum L.) bitkisi anavatanı Güney Amerika'nın batı kıyıları olan Solanaceae familyası türlerinden biridir. Sebze üretimi ve tüketimi içerisinde hem ülkemizde hem de dünya genelinde en çok üretilen ve tüketilen bitkiler arasında yer almaktadır. Domatesin pas akarına karşı toleransını arttıracak (zararın azalması ve hızlıca iyileşmesi ile bitki gelişimini teşvik etme gibi) alternatif çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmayla birlikte, kontrollü koşullarda domates pas akarı bulaştırılan domates fidelerinde sadece üridin veya sadece akarisitlerin (abamectin, acequinocyl, pyridaben, spiromesifen) yarı dozlarının uygulaması ila bunların kombinasyonlarının akar zararına olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatür taraması yapıldığında bu konuyla ilgili herhangi bir araştırmanın mevcut olmadığı gözlemlenmiştir. Denemede akarisit uygulanan kombinasyonlarda abamectin 0,25 mg/L, acequinocyl 62,5 mg/L, pyridaben 15 mg/L ve spiromesifen 25 mg/L konsantrasyonları kullanılmıştır. Bitkilerde büyüme oranı, klorofil miktarı, yaprak oransal su kapsamı ve turgor kaybı gibi fizyolojik parametreler ölçülmüştür. Bununla birlikte MDA, glutatyon ve askorbik asit miktarı ile antioksidatif savunma sistemine ait bazı enzimlerin CAT, APOX ve SOD aktivitesindeki değişimler de incelenmiştir. Çalışmada yapılan analizler sonucunda genel olarak tüm parametreler p<0,05 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrol bitkilerine göre sadece üridin kullanılan bitkilerde tüm parametrelerde önemli düzeyde iyileşmeler tespit edilmiştir. Ayrıca, sadece akarisit kullanılan bitkilere kıyasla üridin kullanılan bitkilerin fizyolojik ve biyokimysal parametrelerinde önemli düzeyde iyileşmeler belirlenmiştir. Hem akarisit dozunun azaltılmasında hem de zararın düşürülmesinde üridinin etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AkarisitKimyasal mücadelePas akarı+2
Özge Atay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ispanakta mildiyö hastalığına dayanıklılık sağlayan genlerin kalıtımı

Ülkemizde ıspanak taze, temizlenip paketlenmiş, dondurulmuş veya gıda sanayiinde işlenerek tüketilmektedir. Ispanak bitkisinin kısa sürede hasat olgunluğuna ulaşması, uygulanan kültürel işlemlerinin az olması tüm yıl boyunca yetiştirilebilmesi gibi birçok avantajı bulunmaktadır. Ispanak yetiştiriciliğinde en tahripkâr ve ekonomik hastalık ıspanak mildiyösü (Peronospora farinosa f. sp. spinaciae) hastalığıdır. Ispanak mildiyösü ıspanak yapraklarında simptomlar oluşturarak yaprak kalitesini düşürmekte ve önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. Ispanak bitkisinde tüketilen kısım yapraklar olduğu için ıspanak mildiyösü hastalığı ile mücadele oldukça önemlidir. Ispanak mildiyösü ile mücadele kültürel önlemler ve kimyasal mücadele ile yapılmaktadır. Ancak bu hastalık ile mücadelede dayanıklı çeşit kullanmak çevreci ve ekonomik bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu Yüksek Lisans Tez çalışması, Peronospora farinosa f. sp. spinaciae'nın 17 ırkına dayanıklı IG-101 çeşidinde yer alan dayanıklılığın kaç genle ve nasıl kontrol edildiği belirlemek amacıyla yapılmıştır. Birinci yıl mildiyö hastalığının tüm ırklarına duyarlı olan Viroflay çeşidi Peronospora farinosa f. sp. spinaciae'nın 17 ırkına dayanıklı IG-101 çeşidi ile melezlenmiş ve aynı zamanda IG-101 çeşidi kendilenmiştir. İkinci yıl hem melezlenmiş hem de kendileme yapılmış ıspanak bitkilerinin tohumdan yetiştirilen bitkilere ıspanak mildiyö hastalığı etmeni ile inokulasyon yapılmıştır. İnokulasyon sonucu melezleme ve kendileme ile elde edilen bitkilerindeki hastalık simptomları değerlendirildiğinde ıspanak mildiyösünün 17 ırkına dayanıklı olan IG-101 çeşidindeki genin tek bir gen olduğu ve baskın karakterde olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçların dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı, bu doğrultuda ekonomik kayıpların azaltılıp daha çevreci bir üretime yardımcı olacağı düşünülmektedir.

DayanıklılıkIspanakMildiyö+1
Beyza Kıral
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kayıtlı anaçlık patlıcan tiplerinde morfolojik karakterizasyon ve anaç-kalem performanslarının karşılaştırılması

Son yıllarda tarım arazilerinin yoğun kullanımı sebebiyle toprak kaynaklı hastalık ve zararlılarla daha fazla karşılaşılmaktadır. Buna bağlı olarak aşılı fide kullanımı giderek artmaktadır. Aşılı patlıcan yetiştiriciliğinde farklı botanik sınıftaki anaçlar kullanılabilmektedir. Ancak patlıcan anaçlarının tanınmaması, UPOV'da test rehberi bulunmayan nadir türlerden biri olması ve hergeçen gün piyasaya giren anaç sayısının artması sebebiyle anaç/kalem kombinasyonları seçiminde zorluklar yaşanmakta ve kombinasyonlardaki uyumsuzluk sebebiyle bitki ve meyve morfolojisinde olumsuzluklar meydana gelmekte, kalite ve verim kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca anaçların kalem çeşitlere etkisi ile ilgili olarak farklı görüşler bulunmaktadır. Çalışmada farklı botanik sınıftaki anaçların kalem çeşitte meydana getirdiği değişikliklerin belirlenmesi, aşılı patlıcan yetiştiriciliğinde kullanılan patlıcan anaçlarının tanınması, aralarındaki farklılıkları belirlemede kullanılabilecek minimum kriterlerin belirlenmesi ve gözlem zamanının etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda ilk olarak 11 adet patlıcan anacının özellikleri belirlenerek anaçlar arasındaki farklar ve çeşit ayrımında kullanılabilecek minimum özellikler belirlenmiştir. Ayrıca çalışmanın ikinci kısmında 3 farklı anaç üzerine 4 farklı kalem çeşit aşılanmış olup anaç/kalem kombinasyonlarının uyumluluğu ile anacın kalem üzerindeki morfolojik etkileri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; birçok ülke tarafından iklim özellikleri nedeniyle belirlenemeyen S. torvum türünün meyve özellikleri de diğer tür anaçlarla karşılaştırılarak belirlenmiştir. Ayrıca aşılamanın meyvenin her özelliğini önemli oranda etkilemediği, her çeşidin her bir özelliğinde anaçların aşıya farklı tepki verdiği ancak genel olarak anaç/çeşit kombinasyonuna bağlı olarak aşının meyve morfolojisine özellikle uzun vejetasyon periyodunda olumlu etki yaptığı tespit edilmiştir.

AntosiyaninlerAşılama-bitkiBitki ıslahı+3
Ayhan Gökseven
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı domates çeşitlerinde bitki zararlılarına karşı savunma yapıları olan trikomların araştırılması

Ülkemizde domates yetiştiriciliği beslenme ve ekonomik getiri açısından büyük öneme sahiptir. Domates yetiştiriciliğinin en önemli sorunlarından bir tanesi zararlı böcek ve akarlardan kaynaklı ürün kayıplarıdır. Bugüne kadar domates kök hastalık ve nematotlarına karşı dayanıklı bazı domates çeşitleri ruhsatlanmasına rağmen; akar ve böcek zararlılarına karşı tescilli dayanıklı bir çeşit bulunmamaktadır. Domateslerde, böcek ve akar zararına hatta doğal düşmanın aktivitesine olumsuz etki eden en önemli faktörlerden biri de domates yaprak, sap ve dalllarında bulunan keseli ve kesesiz trikomlardır. Özellikle keseli trikomların içeriğinde bulunan methyl-ketonegrubundan "2-tridecanone (2-TD), sesquiterpene'lerden zingiberene'in vepoliester'lerden acylsugar'ın bitki savunma mekanizmasında rolü yüksektir. Bu nedenle, bu tez çalışmasında 29 domates çeşidinin trikom yapıları incelenmiştir. İnceleme yapılan çeşitlerdeki trikomların tipleri ve yoğunluklarının belirlenmesiyle hem potansiyel dayanıklı çeşitlerin hem de ileride zararlılara dayanıklı domates çeşitlerinin melezleme çalışmalarına temel oluşturulacak bilgilerin sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca, bazı doğal düşmanların (phytoseiid akarlar) etkinliğini sınırlaması nedeniyle; trikom yoğunlukları ayrı bir önem arz etmektedir. Bu tez çalışması sonuçlarına göre; inceleme yapılan çeşitlerde TİP III ve TİP V kesesiz; TİP IV ve TİP VI keseli trikomların yoğunlukları belirlenmiştir. Yaprak, sap ve dallar ayrı ayrı değerlendirildiğinde; trikom tiplerinin ve yoğunluklarının çeşitlere göre önemli düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kümeleme analizine göre trikom yoğunlukları düşük, orta ve yüksek olarak gruplandırılmıştır. Bu çalışmayla, ele alınan her çeşitin trikom yoğunlukları gösterilmiştir. Elde edilen bulgular, hem çeşit dayanıklılığı hem de biyolojik mücadele için temel veri sağlayacaktır.

DomatesGıda zararlılarıSavunma mekanizmaları+2
Simge Ertaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı muhafaza şekillerinin tanelenmiş nar meyvelerinin (Punica granatum L.) fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi

Çalışmada, nar meyvesinin pratik kulanımı amaçlı muhafazası için Hicaznar çeşidinde -18 0C ve +4 0C sıcaklıkta, vakumlu ve vakumsuz paketlerde 5 ay boyunca muhafaza edilen nar tanelerinin meyve kalitesindeki değişimleri incelenmiştir. Bu amaçla başlangıçta ve birer aylık aralıklar ile ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100mL), tat ve toplam fenol (mg GAE/100g), FRAB ve ABTS yöntemlerine göre toplam antioksidant (mg TE/mL), toplam antosiyanin (mg/mL) analizleri yapılmıştır. Aynı zamanda sıcaklık ve paketleme uygulamalarının nar tanelerinde mikroorganizma popülasyonu üzerine etkileri belirlenmiştir. Meyveler kapalı paketlerde muhafaza edildiği için ağırlık kaybı görülmemiştir. Muhafaza sonunda suda çözünen kuru madde miktarlarında azalış, pH değerleri ve titre edilebilir asit miktarında kısmi bir artış izlenmiştir. Depolama süresince -18 °C ortamda vakumlu pakette muhafaza edilen nar tanelerinin tat kalitesinin daha iyi olduğu, toplam fenol, antioksidant ve antosiyanin içeriğinin daha iyi korunduğu saptanmıştır. Aynı zamanda mikroorganizma sayımlarına bakıldığında en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu tespit edilmiştir. Tüm değerlendirilen özellikler yönünden nar meyvesi tanelenmiş olarak muhafaza yapıldığı zaman en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu belirlenmiştir.

AmbalajlamaDepolamaKoruma+2
Hakan Eşiyok
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sarımsakta düşük sıcaklıkta farklı ifade olan protein profillerinin belirlenmesi

Sarımsağın insan sağlığı açısından önemi giderek artmasından dolayı üretimi ve tüketimi son yıllarda önemli seviyede artmıştır. Vegetatif yollarla üretimi yapılan bu bitki türü için diş dormansisi büyük önem taşımaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı, sarımsak dişlerinde düşük sıcaklık ve oda sıcaklığı koşullarında farklı depolama sürelerinde farklı ifade olan protein profillerinin SDS-PAGE analizi yöntemiyle belirlenmesidir. Tez çalışmasında Kastamonu ve PI515971 sarımsak genotipleri 4ºC ve 21ºC depolama sıcaklığında 0 (kontrol grubu), 4, 8 ve 12 hafta süre ile depolanmıştır. SDS-PAGE analizi sonuçlarına göre PI515971 genotipinde 4ºC'de yaklaşık 13, 17, 19, 20, 22, 28, 30, 33, 38 ve 44 kDa ağırlığında ve 21ºC'de ise yaklaşık 13, 22, 28, 30, 33, 38 kDa ağırlığında olan proteinlerin farklı ifade olduğu belirlenmiştir. Kastamonu genotipinde 4ºC düşük sıcaklıkta yaklaşık 13, 22, 30, 38, 45 ve 64 kDa ağırlığında proteinlerin depolama sıcaklığına ve depolama sürelerine göre ifade düzeylerinde farklılıklar belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlara göre sarımsakta dormansinin kırılmasında önemli rolü olan düşük sıcaklığın protein profillerini etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca denemede toplam çözünebilir protein (TÇP) içeriğindeki değişimler de belirlenmiştir. TÇP içeriği 4ºC'de depolamada her iki genotipte de istatiksel olarak önemli düzeyde artarken 21ºC'de depolamada PI515971'de artmış, Kastamonu genotipinde ise değişmemiştir. Sonuç olarak düşük sıcaklık ve oda sıcaklığı koşullarında, farklı depolama sürelerinde farklı ifade olan proteinler belirlenmiştir. Bu proteinlerin daha sonra yapılacak çalışmalarla karakterize edilmesi, sarımsakta dormansi ve vernalizasyon mekanizmasının aydınlatılmasına katkıda bulunabilir.

Aybüke İl
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuz yetiştiriciliğinde VA mikorizanın bitki gelişmesi, verim ve kalite üzerine etkisi

Araştırmada, Madera ve Crimson Trio karpuz çeşitlerinde farklı gübre dozları ve mikoriza aşılamasının tarla koşullarında karpuzun gelişmesi ve meyve özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaç için denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza potansiyeli ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Mikoriza fosfor etkileşimini incelemek amacıyla parsellere Go = 0 kg/da P205 ve N, Gı =5 kg/da P205 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu, toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanarak kurulan denemede, mikoriza uygulamasının karpuz bitkisinin gelişimine etkisini gözlemek için biri fide döneminde olmak üzere 4 farklı zamanda bitkisel ölçümler ve bu dönemlerde alınan köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda parsellerden toplanan meyvelerle toplam verimler alınmış, ayrıca meyvelerin kalite özelliklerini belirleyebilmek amacıyla analizler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre; gübre uygulaması, incelenen çoğu bitkisel özellikler, verimlilik ve meyve özelliklerine olumlu etkide bulunmuş; buna karşılık mikoriza uygulaması verim, meyve ağırlığı ve bitki kuru madde özelliklerini bir miktar artırmakla beraber istatistiksel anlamda etkili olmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Karpuz, Verim, Bitki Büyümesi, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiKaliteKarpuz+2
Özlem Bamyacıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

VA mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçan özellikleri üzerine etkisi

1998 yılında Gazipaşa'da yapılan denemede gübre ve mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçanın kalite özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza sayısı ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada, Merit ve Golden Beauty hibrid şeker mısırı çeşitleri kullanılmıştır. Mikoriz x gübre etkileşimini incelemek amacıyla parsellere GO = 0 kg/da P2O3 ve N, Gl =5 kg/da P2O5 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanıp, yansının da kontrol olarak bırakıldığı deneme 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Deneme boyunca 3 farklı zamanda biomass ölçümü yapılmış; ayrıca köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda toplam verim alınmış, ayrıca koçan Özellikleri incelenmiştir. Hasat sonunda, parsellerden alınan toprak örneklerinde mikoriza spor sayılan saptanmıştır. Araştırma bulgulan; gübre uygulamasının çıkış tarihini, kök gelişimini, verimi ve erkenciliği artırdığı; mikorizanın ise önemli bir etki yapmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Şeker Mısın, Verim, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiFosforVerim+2
Burçin Çetiner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya, Elazığ, Erzincan ve Tunceli illerine bağlı bazı ilçelerden Ümitvar dut tiplerinin seçimi

Bu çalışma 1997 yılında Tunceli-merkez, Tunceli-Çemişgezek ilçesi Ulukale köyünde, Elazığ-Ağm ilçesi Beyelması köyünde, Malatya-Arapkir ilçe merkezinde ve Erzincan-Kemaliye ilçesi Apçağa köyünde en iyi dut tiplerini seçmek amacıyla yürütülmüş bir araştırmadır. Çalışmada meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, yaprak eni, yaprak boyu, yaprak sapı uzunluğu, meyvelerde SÇKM ve asitlik değerleri gibi bazı pomolojik özellikler incelenmiştir. Çalışma sonucu kurutmalık olarak 24-BD-02 ve 62-BD-02 tipleri, Pekmezlik olarak 62-BD-03 ve 23-BD-02 tipleri belirlenmiştir. 44-MD-01 ve 24-KD-01 tipleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seleksiyon, beyaz dut, kara dut, mor dut

Bahçe bitkileriDutElazığ+4
Mustafa Mutlu Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş bazı ayva klonlarının uyuşur ve uyuşmaz armut çeşitleri ile aşı uyuşma durumunun incelenmesi

Bu araştırmada seçilerek bodur, yarı bodur ve yarı kuvvetli olarak sınıflandırılan 34 ayva klonundan 12 tanesi uyuşur BEURRE Hardy ve uyuşmaz Williams armut çeşitleri ile aşılanarak armut/ayva aşı kombinasyonlarında aşı yerlerinin aşılamadan 1, 4 ve 16 ay sonraki anatomik özellikleri incelenmiştir. Aşı yerlerinin anatomik yapılarının incelenmesi her üç dönemde, aşı yerinden alınan enine kesitlerde yapılmıştır. Bu incelemelerde, aşı yerinde meydana gelen kallus dokusu ile nekrotik tabakaların oluş yerleri ve miktarları, anaçla kalemin kambiyum, floem, ksilem ve korteks dokularının kaynama durumları ve bu dokularda görülen anormal gelişmelerin aşı kombinasyonuna etkileri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Armut, ayva, aşı, uyuşmazlık, uyuşma

ArmutAyvaAşı uyuşması+2
İlknur Karabaş Torun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Badem, kayısı ve şeftalide farklı budama uygulamalarının meyve verim ve kalitesi ile karbonhidrat birikimleri üzerine etkileri

öz DOKTORA TEZİ BADEM, KAYISI VE ŞEFTALİDE FARKLI BUDAMA UYGULAMALARININ MEYVE VERİM VE KALİTESİ İLE KARBONHİDRAT BİRİKİMLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ ALÎ İKİNCİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Ali KÜDEN Yıl: 1999, Sayfa: 215 Jüri : Doç. Dr. Ali KÜDEN Prof. Dr. Mustafa KAPLANKIRAN Prof. Dr. Ayzin Baykam KÜDEN Bu araştırma; 1996-1998 yıllan arasında TÜBİTAK - Koruklu Araştırma İstasyomı'nda denemeye alınan 8 yaşlı badem (Nonpareil ve 101-9), kayısı (Precoce de Colomer ve Canino) ve Şeftali (Earlyred ve Glohaven) ağaçlarında yapılan yaz + kış ve kış budama uygulamalarının, ağaçların meyve verim ve kalitesi ile karbonhidrat birikimleri üzerine etkilerini saptamak amacıyla yürütülmüştür. Yaz + kış budama uygulamaları, ağaçlardaki çiçeklenme işlevini geciktirdiği ve belli döneme yoğunlaştırdığı saptanmıştır. Buna karşılık, kış budama uygulaması yapılan ağaçlar ile tanık ağaçlarının daha erken çiçeklenmeye başladıkları gözlenmiştir. Derim öncesi (haziran ve temmuz) yaz budamalarının, meyvelerin olgunlaşma tarihlerini birkaç gün erkencileştirdiği, ağaç başına meyve verim miktarını azalttığı, Pazar değeri daha yüksek meyve yüzdesinde artış meydana getirdiği belirlenmiştir. Bütün türlerde en yüksek ağaç başına meyve verimi kış budama uygulaması ve tanık ağaçlarından elde edilmiştir. Budama uygulamaları yapılan ağaçlarda, sadece 101-9 badem çeşidinde 1997 yılına (%23.42) göre, 1998 yılında (% 31.49) meyve iç randımanında artış meydana gelmiş, Nonpareil badem çeşidinde ise yıllara göre meyve iç randımanında önemli bir değişkenlik meydana gelmediği belirlenmiştir. Badem, kayısı ve şeftali çeşitlerinde budama uygulamalarının meyve iriliği üzerine olan etkilerinde, yıllara göre farklılıklar olduğu saptanırken; her iki deneme yılında da kayısı ve şeftali çeşitlerinin SÇKM, pH ve % asitlik değerleri üzerine önemli bir etki meydana getirmediği belirlenmiştir. Badem, kayısı ve şeftali türlerinde yapılan yaz + kış budama uygulamalarında, uygulama dönemlerine göre ağaçların meyvelerini aynı tarihlerde olgunlaştırdığı belirlenmiştir. Kayısı ve şeftalide derim öncesi yaz budamasının ağaçlardaki meyveleri daha iyi renklendirdiği gözlenmiştir. Yapılan budama uygulamalarında, ağaçların sürgün kabuklarında saptanan karbonhidrat içerikleri bakımından yıllara göre değişik sonuçlar elde edilirken, tanık ve kış budama uygulaması yapılmış ağaçların daha yüksek karbonhidrat içeriğine sahip olduğu saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Budama, yaz budaması, kış budaması, karbonhidrat, meyve pomoiojisi, badem, kayısı, şeftali

BademBahçe bitkileriBudama+6
Ali İkinci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Kabakta (Cucurbita pepo L.) haploid embriyo uyartımı ve bitki oluşturma üzerinde araştırmalar

öz DOKTORA TEZİ KABAKTA (Cucurbita pepo L.) HAPLOID EMBRİYO UYARTIMI VE BİTKİ OLUŞTURMA ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR Ertan Sait KURTAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Nebahat SARI Yıl: 1999, Sayfa: 203 Jüri : Doç.Dr. Nebahat SARI : Prof. Dr. Kazım ABAK : Prof. Dr. Ercan ÖZZAMBAK Kabakta CoAİ) kaynaklı gama ışını ile değişik dozlarda (25, 50, 75, 100, 200, 300 ve 400 Gy) ışınlanmış polenlerle 4 genotipte (Eskenderany Fi, Acceste Fi, Sakız ve Urfa Yerli) yapılan tuzlamalardan sonra partenogenetik haploid embriyoların elde edilmesi, bu embriyoların bitkiye dönüştürülmesi, elde edilen bitkilerin ploidi düzeylerinin, kromozom sayımları ve diğer tekniklerle (stomatal incelemeler ve morfolojik gözlemler) doğrulanması araştırılmıştır. Ayrıca farklı türlerin polenleri; toluidin mavisi, kolhisin ve su uygulanmış polenlerle tozlama ile anter ve övül kültürünün etkileri üzerinde de durulmuştur. Araştırma sonuçları, sadece 25 ve 50 Gray dozuyîa ışınlanmış polenlerle tuzlamaların etkili olduğunu göstermiştir. Farklı türlerin polenleri ve diğer tip polenler haploid embriyo uyartımı sağlamamış, anter ve övül kültürlerinden ise haploid bitki elde edilememiştir. Işınlanmış polen tekniğinde genotiplerin etkisi önemli bulunmuş, Eskenderany Fi genotipinden toplam 43 adet haploid bitki elde edilirken, Sakız genotipinden 27, Urfa Yerli genotipinden 13, Acceste Ft genotipinden 10 adet ve toplam olarak 93 adet haploid bitki üretilmiştir. Samsun koşullarında en iyi tozlama döneminin haziran ve eylül aylan olduğu saptanmıştır. Elde edilen bitkilerin ploidi düzeyleri, embriyo safhalarına göre değişiklik göstermiştir. Haploid bitkilerden dihaploid hatların elde edilmesinde en uygun kolhisin dozu ve uygulama süresinin % 0.5'lik dozda 4 saat olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kabak, ışınlanmış polen, haploidi. V

Bahçe bitkileriHaploitlerKabak
Ertan Sait Kurtar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Sera hıyar yetiştiriciliğinde mikoriza kullanımının etkileri

oz DOKTORA SERA HIYAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MIKORIZA KULLANIMININ ETKİLERİ Gülsüm SAYILIKAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof.Dr. Nebahat SARI Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ (2. Danışman) Yd:2003, Sayfa: 125 Jüri : ProfDr. Nebahat SARI Prof.Dr. Kazım ABAK Prof.Dr. Ayşe GÜL Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ Yrd.Doç.Dr. H. Yıldız DAŞGAN Bu çalışmanm ilk bölümü olan saksı denemesinde hıyarda (Seraset Fi) farklı mikoriza türleri (Glomus mosseae, G.caledonium, G.etunicatum, G.clarum ve bunların eşit spor yoğunluğunda kanşımından oluşan Kokteyl mikoriza) ile farklı spor yoğunluklarının (0, 1000, 2000 ve 3000 spor/bitki) etkinliği araştırılmış ve sonuçta hıyar bitkisi için G.etunicatum 'un 2000 spor/bitki yoğunluğunun en etkili mikoriza türü olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanm ikinci aşaması olan sera denemesinde G.etunicatum mikoriza türünden 2000 spor/bitki spor yoğunluğunda olacak şekilde 3 dönemde (MTrTohum ekiminde, MF:Fide dikiminde, MT+F:Uygulanacak spor yoğunluğunun yansı tohum ekiminde kalan yansı fide dikiminde olup M0:Mikorizasız bitkilerle karşılaştınlacak şekilde) aşılandığı bitkilerle 4 farklı azot dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) ile 4 farklı fosfor dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) denenmiştir. Deneme sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki döneminde yapılmıştır. Denemenin güz yetiştiriciliğinde azot ve fosforun yüksek dozlan ile mikorizanın MT+F uygulaması, bahar yetiştiriciliğinde azotun ve fosforun düşük dozlan ve MT+F uygulamalarından iyi sonuçlar alınmıştır. Anahtar KelimelenHıyar, mikoriza, spor yoğunluğu, azot ve fosfor

AzotFosforHıyar+1
Gülsüm Sayılıkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Vesküler arbusküler mikorizaların topraksız kavun yetiştiriciliğinde etkinlikleri

Dört farklı mikoriza türünün {Glomus mosseae, Glomus etunicatum, Glomus fasciculatum ve Glomus caledonium) topraksız kavun yetiştiriciliğinde bitki büyüme ve gelişmesi, verim ve bitkinin beslenme durumu üzerine etkileri incelenmiştir. KKTC Türkmenköy Araştırma İstasyonu'nda yapılan çalışma perlit ortamında ön deneme ve esas deneme olmak üzere iki aşamada yürütülmüştür. Ön deneme saksılarda ve kış döneminde, ana deneme torba kültüründe ilkbahar periyodunda gerçekleştirilmiştir. Ön deneme ve esas denemede uygulanan mikorizalarm köklere çok iyi infekte olduğu görülmüştür. Ön denemede, G. caledonium ile aşılı bitkilerin bitki boyu ve çapı bakımından biraz daha iyi sonuç verdiği anlaşılmış; yaprak sayısı ve kök uzunluğu değerlerinde ise G. fasciculatum ile G. etunicatum ön plana çıkmıştır. Kök, gövde yaprak yaş ve kuru ağırlık değerlerin yönünden ise G. etunicatum ile aşılanan bitkilerin daha yüksek değerler verdiği belirlenmiştir. Ana denemede bitki uzunluğu, çapı ve kök uzunluğunda G. caledonium ile G. fasciculatum; kök, gövde ve yaprak yaş ağırlıklarında G. etunicatum ve G. fasciculatum; gövde kuru ağırlığında G. fasciculatum ve yaprak kuru ağırlığında G. etunicatum daha yüksek değerler vermiştir. Meyve irliği ve verim açısından ise G. fasciculatum etkili bulunmuş, diğerlerinin etkisi önemli çıkmamıştır. Meyvelerin Suda Çözünebilir Kuru Madde içerikleri arasında önemli farklılıklar çıkmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza, Kavun, Topraksız Kültür, Bitki Gelişimi,Verim

KavunMikorizaTopraksız kültür+1
Yeşim Rehber
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ili yaylarında açılan doğal depoların limon muhafazasında kullanım olanaklarının araştırılması

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ MERSİN İLİ YAYLALARINDA AÇILAN DOĞAL DEPOLARIN LİMON MUHAFAZASINDA KULLANIM OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI ihsan CANAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİMDALI Danışman: Prof. Dr. Tayfun AĞAR Yıl:2004, Sayfa: 127 Jüri: Prof. Dr. Tayfun AĞAR Prof. Dr. Önder TUZCU Doç. Dr. Turgut CABAROĞLU Bu çalışmada, Türkiye'de limonun yaygın olarak muhafaza edildiği bazı doğal depolar ile bu depolara konulan limon meyveleri 2002-2003 yıllan arasında 2 muhafaza sezonu boyunca incelenmiştir. Limonun üretim yerine 30-70 km mesafede bulunan yaylalarda açılan obruklarda yapılan doğal depolarda limon depolanmasının artırılması için bu depoların sıcaklık ve nem durumları ile farklı depoların, muhafaza sürelerinin ve depolara meyveleri götürme zamanlarının meyvelerin ağırlık, çürüme kayıpları ile diğer kalite kriterlerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Mersin İlinde depoculuğun geliştiği 3 yayla ile Ortahisar'da bir depo ve Alata makineli soğutmalı soğuk hava deposu karşılaştınlmıştır. Çalışma sonucunda yayla limon depolarının ağırlık ve çürüme kayıpları ile diğer kalite kriterleri açısından meyveleri Ortahisar depolan ile aynı kalitede muhafaza edebildiği belirlenmiştir. Tüm depolarda Aralık ayında derim yapıldıktan hemen sonra depolara limon götürme uygulamasının ağırlık ve çürüme kayıplarını azalttığı ve SÇKM miktan, titre edilebilir asitlik miktan, yeşil kapsüllü meyve miktan, usare miktarı gibi diğer kalite kriterlerini iyileştirdiği tespit edilmiştir. Aralık ayında götürülen limonlarda çürüme kaybı yan yanya azalmıştır. Ortahisar depolannda yüksek nem vardır ve çürüme kayıplarını azaltmak için havalandırma yapılması zorunludur. Buna karşın yayla depolannda yaz aylannda depo içi sıcaklıklar artmaktadır. Bu aylarda serinletme gereklidir. Aralık ayında limon götürmek için tüm depolarda depo içi sıcaklıklar düşüktür ve termostatlar kontrolünde gerektiğinde ısıtma yapmak gerekmektedir. Depolarda havalandırma tertibatı bulunmadığı için tüm depolarda havalandırma sorunu vardır ve havalandırma en iyi olacak şekilde tedbirler alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Limon, Depolama, Kütdiken, Depo

İhsan Canan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili ve çevre ilçelerinde yetişen sofralık ve sanayiye uygun dutların seleksiyonu

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA ILI VE ÇEVRE İLÇELERİNDE YETİŞEN SOFRALDX VE SANAYİYE UYGUN DUTLARIN SELEKSİYONU Ayşegül YILMAZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ Yıl: 2004, Sayfa: 70 Jüri : Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞ Yrd. Doç. Dr. Asiye AKYILDIZ Bu çalışma 2002-2003 yıllan arasında Adana ili ve çevre ilçelerinde dutlar üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada sofralık tiplerde incelenen kriterler; irilik, meyve eni ve boyu, meyve rengi, SÇKM, titrasyon asitliği ve pH olup, sıralık tiplerde bunlara ek olarak aken durumu ve meyve suyu randımanı incelenmiştir. Çalışmada değiştirilmiş tartılı derecelendirme yöntemi kullanılarak 56 adet dut tipi içerisinden 29 adet sofralık ve sıralık dut tipi seçilmiştir. Tartılı derecelendirme sonunda 530 ve üstü puan alan 27 adet sofralık (01 Kozan BD/4-805 puan, 01 Balcalı BD/5-530 ) ve 2 adet sıralık (01 Balcalı KaD/1 ve 01 Balcalı KaD/2) üretimine uygun dut tipleri seçilmiştir. Selekte edilen dutlarda ortalama meyve ağırlığı 2.96-6.42 g, meyve eni 1.50-2.10 cm, meyve boyu 2.20-3.43 cm, SÇKM miktarları %9.30-26.2, pH 2,29-6.21 ve titre edilebilir asit içerikleri 0.04-1.31 mg/lOOml arasında değişim göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Dut, Seleksiyon, M. alba, M. nigra, M rubra. I

Ayşegül Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Ceylanpınar'da seçilmiş tozlayıcı antep fıstığı (P. vera L.) tiplerinin bazı dişi çeşitlerde meyve tutumu ve meyve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma, 1998-2000 yıllan arasında Ceylanpınar Tarım İşletmesi 'nde, 2001 yılında ise Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü' ndeki antepfıstığı parsellerinde yürütülmüştür. Denemede, Kırmızı, Siirt ve Ohadi antepfıstığı çeşitlerine uygun olan 9 değişik tozlayıcı tipin, bu dişi çeşitlerin meyve tutumu ve meyve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi ve söz konusu tip ve dişi çeşitlerin döllenme biyolojilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 1998 ve 1999 yıllarında saf çiçek tozlanyla tozlama yapılmış, 2000 ve 2001 yıllarında ise çiçek tozu buğday unuyla seyreltilerek %1, %5, %10, %50 ve %100'lük çiçek tozu kullanılmıştır. Kullanılan çiçek tozlarının TTC ile canlılık testleri, Petride agar ve Asılı damla yöntemleriyle de in vitro koşullarda çimlendirme testleri yapılmıştır. Çiçek tozu-un karışımları, tozlama mesafeleri ve çiçeklerin reseptiflik düzeyleri ile ilgili çalışmaların yanında, 1 mm2'ye düşen çiçek tozu sayısı ve çiçek tozu üretim miktarı da belirlenmiştir. Tozlama çalışmaları sonucunda yüzde meyve tutumu, çiçek ve meyve dökümleri, çiçek tozu çim borusu büyümesi, endosperm ve embriyo gelişimi yanında kabuklu ve iç meyve büyümesi incelenmiş; meyve kalite kriteri olarak da pomolojik analizler (100 meyve ağırlığı, meyve boyutları ve meyve randımanı), fiziksel analizler (çıtlak meyve oranı, dolu ve boş meyve oranı) kimyasal analizler (yağ ve protein analizleri) yapılmıştır. Deneme sonucunda Kırmızı çeşidi için 23 nolu tozlayıcı, Siirt çeşidi için 7 nolu tozlayıcı ve Ohadi çeşidi için ise 1 8 nolu tozlayıcımn en iyi tozlayıcılar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Pistacia vera, antepfıstığı, döllenme biyolojisi, embriyo gelişimi, meyve kalitesi.

İzzet Açar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Mutlak ve oransal periyodisite gösteren bazı Antepfıstığı çeşitlerinde periyodisite ile içsel hormonlar, karbonhidrat ve bitki besin maddeleri düzeyleri arasındaki ilişkiler

öz DOKTORA TEZİ MUTLAK VE ORANSAL PERIYODISITE GÖSTEREN BAZI ANTEPFISTIĞI ÇEŞİTLERİNDE PERÎYODİSİTE ÎLE İÇSEL HORMONLAR, KARBONHİDRAT VE BİTKİ BESİN MADDELERİ DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER Hakan ÇETINKAYA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Pro£ Dr. Ahsen I. ÖZGÜVEN Yıl:2004, Sayfa 194s Jüri : Prof Dr. Ahsen I. ÖZGÜVEN Prof Dr. Ömer GEZEREL Prof Dr.Bekir E. AK Doç. Dr. Salih KAFKAS YrdDoç. Dr. Yusuf NÎKPEYMA Bu çalışmada mutlak periyodisite gösteren Uzun (Pistacia vera var.Uzun), oransal periyodisite gösteren Siirt (Pistacia vera var. Siirt), ve Ohadi (Pistacia vera var. Ohadi) antepfıstığı çeşitlerindeki içsel hormon, karbonhidrat ve bitki besin maddeleri düzeyleri aralarındaki ilişkiler ve karagöz dökümlerinin nedenleri araştırılmıştır. Çalışma 2000, 2001 ve 2002 yıllarında Gaziantep Antepfıstığı Araştırma Enstitüsünde 25 yaşındaki ağaçlarda yapılmıştır. Araştırma hem sulanan hem de sulanmayan koşullarda yapılmıştır. Bahçe, dikimden itibaren sulanan bir bahçe olup, araştırmanın yapıldığı yıllarda bahçenin bir kısmında sulama yapılmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre verim yılında yapraklarda N, P, Ca, Mg, Fe, Zn, Cu ve Mn diğer yıllara göre daha yüksek düzeyde, K ise düşük düzeyde saptanmıştır. Meyvelerde ise verim yılında P ve Mn yüksek, N, Mg, Fe, Zn, ve Cu düşük düzeyde saptanmıştır. Karbonhidratlar yapraklarda ve meyvelerde verim yılında düşük düzeyde saptanmıştır Verim yılında meyve gözlerinde I AA ve GA3 düzeyleri artarken, AB A düzeyi diğer yıllara göre daha düşük bulunmuştur. Mutlak peryodisite gösteren Uzun çeşidinde de benzer sonuçlar alınmıştır. Yapılan korelasyonlara göre de meyve gözü dökümü ile N arasında bir ilişki bulunmazken, yapraklardaki toplam şeker ve meyve gözlerindeki ABA düzeyi ile negatif, meyve gözlerindeki IAA ve GA3 düzeyleri arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca meyve gözlerindeki ABA düzeyi ile GA3 ve IAA düzeyi arasında negatif korelasyon bulunmuştur. Anahtar Kelimeler antepfıstığı, Periyodisite, Karbonhidrat, Hormon, Bitki Besin Maddeleri

Hakan Çetinkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'den selekte edilen valencia portakal tiplerinde verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİTÜRKİYE'DEN SELEKTE EDİLEN VALENCIA PORTAKALTİPLERİNDE VERİM VE KALİTE ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİKader ERÇİKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLUYıl: 2005, Sayfa : 92Jüri : Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLUYard. Doç.Dr. Bilge YILDIRIMProf. Dr. Faruk EMEKSİZBu çalışmada, 1979-1983 yılları arasında Türkiye turunçgil bölgelerindenselekte edilen 13 adet Valencia portakal tipinde seleksiyonun ikinci aşaması olarakAdana ekolojik koşullarında verim, meyve özellikleri ve bitkisel özellikler 2002,2003 ve 2004 yılları boyunca incelenmiştir. Bu özelliklerle ilgili olarak 23pomolojik, 3 bitkisel özellik analiz ve ölçümlerle değerlendirilmiş ve her özellikiçin olumlu sonuçlar veren tipler ortaya konulmuştur. Ayrıca tartılı derecelendirmemetodu uygulanarak bütün özellikler bakımından en olumlu sonuçları veren tiplersaptanmıştır.Çalışma sonucunda ağaç başına ortalama verimi en yüksek tipler 55-A, 59-Ave 76-A olarak belirlenmiştir. Ağaç başına ortalama verim ile seçilen diğerözellikler tartılı derecelendirme metodu ile birlikte değerlendirildiğinde 70-A, 88-A, 55-A tipleri en olumlu sonuçları vermişlerdir. Taç birim hacmine düşen verimve diğer özellikler bakımından tartılı derecelendirme metodu ile yapılandeğerlendirmede ise en olumlu sonuçları veren tipler 75-A, 57-D ve 76-A tipleriolmuştur.Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Portakal, Valencia, Seleksiyon Islahı

Kader Erçik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Örtü toprağı olarak farklı torfların ve değişik dozlardaki kalsiyum klorür kullanımının mantarın verim ve kalitesine etkisi

Bu çalı ma, 2003-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi ZiraatFakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde yürütülmü tür. Bitkisel materyal olarakAgaricus bisporus mantarının A15 çe idi kullanılmı tır. Mantar yeti tiricili indefarklı örtü topraklarından kaynaklanan problemlere çözüm bulmak amacıylaAdana'nın yakın çevresinden çıkarılan iki farklı torfun verim ve kaliteye etkilerikontrol olarak Bolu/Yeniça a torfu kullanılarak ara tırılmı tır. Ayrıca sulama suyunaeklenen %0.05, %0.10, %0.15 (w/v) dozlarındaki kalsiyum klorürün mantar sertli i,verim ve renk üzerine etkisi incelenmi tir. Hem verim hem de kalite anlamındadenemeye alınan torfların ve kalsiyum klorürün etkisi, toplam verim, her bir fla takiverim, karpofor a ırlı ı, mantar sertli i, mantar apka rengi, apka ve sap özelliklerigöz önüne alınarak de erlendirilmi tir.Bu çalı ma sonunda en yüksek verim Kahramanmara torfundan eldeedilmi tir. Sulama suyuna eklenen kalsiyum klorürün konsantrasyonu arttıkçaverimde azalma meydana geldi i belirlenmi tir. %0.10 kalsiyum klorür uygulamasıhem verim hem de renk ve sertlik açısından en uygun de erleri vermi tir.Anahtar Kelimeler : Örtü topra ı, Kalsiyum klorür, Mantar rengi

Neslihan Kılıç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Sakız emginar çeşidinde meydama gelen dönüşüm üzerinde araştırmalar

ÖZDOKTORA TEZİSAKIZ ENGİNAR ÇEŞİDİNDE MEYDANA GELEN DÖNÜŞÜMÜZERİNDE ARAŞTIRMALARİ. Ercan EKBİÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman I : Prof. Dr. Kazım ABAKDanışman II : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAYıl: 2005, Sayfa: 87Jüri: Prof.Dr. Kazım ABAKProf.Dr. Saadet BÜYÜKALACAProf.Dr. Nebahat SARIProf.Dr. Mehmet TOPAKTAŞProf.Dr. Benian ESERBu çalışma 2000-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi, ZiraatFakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme alanları ve laboratuvarlarındayürütülmüştür. Çalışmada Sakız enginar çeşidi ile bu çeşidin tek yönlü dönüşümüsonucu oluşmuş Ara tip ve Yerli tip bitkiler arasındaki farklılıklar morfolojik,sitolojik ve moleküler olarak araştırılmıştır.Elde edilen bulgulara göre Sakız, Ara tip ve Yerli tip bitkilerin ploididüzeyleri aynı çıkmıştır. Kök ucu kromozom sayımlarına göre her üç tipte dekromozom sayısı bakımından farklılık olmadığı ve bunların diploid olduğubelirlenmiştir. Flow sitometri analizleri de bu bulguları desteklemiştir.RAPD tekniği ile yapılan moleküler çalışmalarda Sakız, Ara tip ve Yerli tipbitkilerin genetik olarak birbirine çok benzediği ve çok az farklılıkların olduğugözlenmiştir. Oluşturulan dendogramda üç tip aynı grupta yer almıştır.GA3 uygulamaları bitkilerde hem morfolojik özellikler üzerinde etkili olmuşhem de belli bir erkencilik sağlamıştır. Sakız tipinde 12 gün, Ara tip bitkilerde 14-16gün ve Yerli tip bitkilerde 14 günlük bir erkencilik elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Enginar, C. scolymus, kromozom, RAPD, moleküler markırI

Ercan Ekbiç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Adana koşullarında bazı yerli, Amerika ve Avrupa kökenli çilek çeşitleri ile bazı melez çilek genotiplerinde verim, meyve kalite kriterleri ve bitki özelliklerinin belirlenmesi

Araştırma 2003-2004 ve 2004-2005 yetiştirme dönemlerinde Çukurova ÜniversitesiZiraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanları ileLaboratuvarlarında yürütülmüştür. Denemede bölgemizde yoğun olarak yetiştirilen Amerikakökenli Camarosa ve Sweet Charlie çilek çeşitleri yanında 16 adet Amerika ve Avrupakökenli çilek genotipi ile bölümümüzde önceki yıllarda yapılan melezleme ıslahı çalışmalarısonucu elde edilen 8 adet umutlu melez çilek genotipi ve yerli çilek çeşidimiz olan Osmanlıkullanılmıştır. Denemede yer alan çilek genotiplerinde verim, meyve kalite kriterleri vebitkisel özellikler incelenmiştir.Araştırma sonucunda denemede yer alan çilek genotiplerinin bitki başına verimdeğerlerinin 79.63 g/bitki (Sophie) ile 575.68 g/bitki (MT J24/2) arasında, ortalama meyveağırlığının 2.94 g (Osmanlı) ile 15.75 g (MT 99/163/22) arasında, askorbik asit içeriğinin ise26.33 mg (Osmanlı) ile 60.31 mg (MT 99/163/14) arasında değiştiği saptanmıştır. Genelolarak MT J24/2 ve MT 99/163/22 no'lu genotiplerin bitki başına verim, ortalama meyveağırlığı ve askorbik asit (C vitamini) içeriği açısından diğer genotiplerden üstün olduğubelirlenirken, % SÇKM içeriği açısından Osmanlı (%10.26) çilek çeşidi diğer genotiplerdenüstün bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Çilek, kalite, renk, C vitamini.

Müge Özuygur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı kayısı genotiplerinin Adana ekolojik koşullarındaki verim ve kaliteleri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI KAYISI GENOTİPLERİNİN ADANA EKOLOJİKKOŞULLARINDAKİ VERİM VE KALİTELERİMehmet Fatih BATMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANA BİLİM DALIDANIŞMAN: Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞYıl: 2005 Sayfa:91Jüri: Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞProf. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENProf. Dr. Saadettin BALOĞLUBu çalışma Çukurova Üniversitesi uygulama alanına 1999 ve 2001 yıllarındadikilen 21 yabancı kayısı çeşidi ile 11 melez ve 4 seleksiyon tipi kayısı üzerindeyapılmıştır. Dikilen kayısı genotiplerinin adaptasyon yetenekleri incelenmiş veAdana koşullarına uyum sağlayan genotipler saptanmaya çalışılmıştır. Kurulandeneme parseli damla sulama sistemi ile sulanmaktadır. Kayısı genotiplerininfenolojik gözlemleri ve pomolojik analizleri yapılmıştır.2005 yılında çiçeklenme periyodu 24 Şubat (1x89 numaralı tip) ile 11 Mart(22x90 numaralı tip) arasında olmuştur. İlk çiçeklenme ile son çiçeklenme arasında18 gün gibi bir süre geçmiştir. Denemedeki kayısı genotiplerinin 2005 yılındaolgunlaşma tarihleri 18 Mayıs (Beliana) ile 8 Haziran (22x90 numaralı tip) arasındaolmuştur.Yapılan bu adaptasyon çalışmasında elde edilen verilere göre meyve ağırlığıbakımından Antonio Errani, Fracasso, Harcot, Palstein ile 1x89 ve 22x90 numaralıtipler olumlu bulunmuşlardır.Ağaç başına düşen ortalama verim 14.058 g ile en yüksek değer olarakAntonio Errani çeşidinden elde edilirken, en düşük değer ise 1.234 g ile Katyçeşidinden elde edilmiştir. Birim gövde kesit alanına düşen verimde en yüksek değer1.02 kg/cm2 ile Antonio Errani çeşidinde elde edilmiş, en düşük değerler ise 0.14kg/cm2 ile 22x90 numaralı tipten alınmıştır.Üzerinde çalışılan kayısı genotiplerinde Precoce de Tyrinthe baz alınarakyapılan gözlemlerde düşük ağaç kuvvetine sahip olan bitkiler görülmezken,genotiplerden 17 adedinin orta ve 19 adedinin ise kuvvetli geliştikleri saptanmıştır.Adana ekolojik koşullarına uygun çeşit veya tiplerin tam olarakönerilebilmesi için çalışmaların ileriki yıllarda da sürdürülmesi gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Kayısı, Adaptasyon, Fenoloji, PomolojiI

Mehmet Fatih Batmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı biber genotiplerinde anter kültürü ile haploid embriyo uyartımında embriyo kalitesinin artırılmasına yönelik bazı uygulamalar

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI BİBER GENOTİPLERİNDE ANTER KÜLTÜRÜ İLEHAPLOİD EMBRİYO UYARTIMINDA EMBRİYO KALİTESİNİNARTIRILMASINA YÖNELİK BAZI UYGULAMALARHatıra TAŞKINÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAYıl : 2005, Sayfa :72Jüri : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAProf. Dr. Kazım ABAKProf. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLUAraştırma, 2003-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe BitkileriBölümü Sebzecilik Araştırma ve Uygulama Alanı ile Bahçe Bitkileri Bölümü Doku KültürüLaboratuvarında yürütülmüştür. Denemede Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ve bölümümüztarafından ortak olarak yürütülen bir çalışmada üç defa kendilenmiş düşük sıcaklığa tolerant olarakbelirlenen A71, A269, A313 nolu genotipler, orta derecede tolerant olarak belirlenen A109 nolugenotip ve duyarlı olarak belirlenen A74 nolu genotip kullanılmıştır. Araştırmada dört farklı kültürortamı kullanılmıştır. Denenen 5 farklı genotip için en yüksek embriyo uyartımı ve bitkiyedönüşümün belirlenmesi amacıyla anterler farklı zamanlarda kültüre alınmıştır. Ayrıca kültüre alınanortamlarda gelişmesini tamamlayamayan embriyolar 10 gün süresince 0.5 mg/l absisik asit içerenbesin ortamına alınarak absisik asitin embriyo olgunlaşmasına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.Denemenin sonucunda gerek embriyo oluşumu gerekse oluşan embriyoların bitkiyedönüşümü genotiplere, anter alma dönemlerine ve besin ortamlarına göre değişmiştir. Genotiplerarasında en yüksek embriyo verimi soğuğa tolerant olarak belirlenmiş olan 269 nolu genotipten eldeedilmiştir. Anter alma dönemlerinden ise en başarılı sonuçlar Nisan ve Mayıs aylarından eldeedilmiştir. Besin ortamları arasında ise III nolu besin ortamı (Murashige and Skoog + 30 g/l sakkaroz+ % 0.25 aktif kömür + 15 mg/l gümüş nitrat + 4 mg/l naftalen asetik asit + 1 mg/l benzil aminopurin) ve IV nolu besin ortamından (modifiye edilmiş Murashige and Skoog + 30 g/l sakkaroz + %0.25 aktif kömür + 15 mg/l gümüş nitrat + 4 mg/l naftalen asetik asit + 0.1mg/l benzil amino purin)diğer ortamlara göre daha fazla sayıda embriyo elde edilmiştir. Olgunlaşmamış embriyolara absisikasit uygulamasından olumlu bir sonuç alınamamıştır. Bitkiye dönüşüm, hormonsuz Murashige andSkoog ortamına alınan olgun embriyolardan sağlanmıştır.Anahtar Kelimeler : Biber, anter kültürü, embriyo kalitesi

Hatıra Taşkın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Narda derim öncesi meyve çatlamasının anatomisi ve fizyolojisi

ÖZDOKTORA TEZİNARDA DERİM ÖNCESİ MEYVE ÇATLAMASININ ANATOMİSİ VEFİZYOLOJİSİCenap YILMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENYıl: 2005, Sayfa: 250Jüri: Prof. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENProf. Dr. Sevgi PAYDAŞProf. Dr. Ayzin B. KÜDENProf. Dr. Uygun AKSOYYrd. Doç. Dr. Sema DÜZENLİÇalışmanın amacı narda (Punica granatum L.) derim öncesi meyveçatlamasının anatomisi ve fizyolojisinin incelenmesidir.Deneme, 2001, 2002 ve 2003 yıllarında, Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe BitkileriBölümüne ait nar parselinde bulunan İzmir 10, İzmir 15, İzmir 16, İzmir 23, İzmir26, Silifke Aşısı ve Hicaz nar çeşitleri ile 4 yinelemeli olarak yürütülmüştür.Tüm çeşitlerin verimleri, çatlamış ve çatlamamış meyvelerin pomolojik, bazıkimyasal ve anatomik özellikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda iklim verileri, topraknemi, ağaç başına meyve sayıları ve meyve gelişim eğrileri de belirlenmiştir.Sonuçta, denemenin ilk yılında, en fazla meyve çatlama oranı İzmir 10 veSilifke aşısı çeşitlerinde, en az ise İzmir 16 çeşidinde belirlenmiştir. Denemeninikinci yılında en fazla meyve çatlaması İzmir 15 ve İzmir 23 çeşitlerinde, en az İzmir16 çeşidinde, üçüncü yılında ise en fazla meyve çatlaması İzmir 23 çeşidinde ve enaz İzmir 16 ve Silifke aşısı çeşitlerinde belirlenmiştir.Çatlamış meyvelerin küçük, ince kabuklu, daha yüksek dane ve meyve suyurandımanına ve SÇKM'ye sahip olduğu, meyve kabuğunun ise daha az su, potasyum,IAA, K/Ca ve K/(Ca+Mg) oranına, daha yüksek azot, kalsiyum, ABA, suda eriyebilirpektin ve N/K oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir.Denemedeki tüm çeşitlerin meyve kabuklarındaki hücrelerde bol miktardanişasta olduğu ve kabuğun taş hücreleri içerdiği belirlenmiştir.Ayrıca, çatlamış meyvelerin, sağlam meyvelere göre daha ince bir epidermisve kütikulaya sahip olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Nar, Meyve Çatlaması, Hücresel Yapı, Kimyasal Yapı,PomolojiI

Cenap Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı kireç içerikli topraklarda yetiştirilen asma genotiplerinde değişik uygulamaların Fe alımı üzerine etkilerinin morfolojik ve fizyolojik yönden incelenmesi

ÖZDOKTORA TEZİFARKLI KİREÇ İÇERİKLİ TOPRAKLARDA YETİŞTİRİLEN ASMAGENOTİPLERİNDE DEĞİŞİK UYGULAMALARIN Fe ALIMIÜZERİNE ETKİLERİNİN MORFOLOJİK VEFİZYOLOJİK YÖNDEN İNCELENMESİGültekin ÖZDEMİRÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Semih TANGOLARYıl : 2005, Sayfa: 186Jüri : Prof. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Ömer GEZERELProf. Dr. Durmuş Ali ATALAYDoç. Dr. Sadettin GÜRSÖZBu araştırmada materyal olarak kirece dayanımları farklı olan Yalova incisiüzüm çeşidi ile 140 Ru ve 1103 P Amerikan asma anaçları kullanılmıştır. Genotipler,hazırlanan %10, %30 ve %50 kireç içeriğine sahip topraklarda denemeye alınmıştır.Her ortamda 1) 20 ppm Fe (FeSO4 olarak) + Çiftlik gübresi (100 g/saksı/5 kg toprak)2) 20 ppm Fe (Fe-EDDHA olarak) 3) 20 ppm Fe (FeSO4 olarak) + Sitrik asit(uygulanan FeSO4'ın %10'u olacak şekilde) 4) Kontrol (Fe uygulaması yok) olmaküzere 4 farklı Fe uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uygulama etkilerinin belirlenmesiamacıyla genotiplerde kloroz şiddeti, toplam klorofil, klorofil a, klorofil b, sürgünuzunluğu, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı, yaprakalanı ile yaprakların toplam ve aktif Fe, Zn, Cu, Mn, N, P, K, Ca ve Mgkonsantrasyonları incelenmiştir.Deneme sonucunda incelenen özelliklere ait genotip, kireç ve Feuygulamaları arasındaki farklılıkların önemli olduğu saptanmıştır.Yalova incisi %50 kireç içeren ortamda Fe, Zn, Ca, P ve Mg elementlerindenyararlanma bakımından 140 Ru ve 1103 P anaçlarından daha etkin bulunmuştur.Kullanılan bütün genotiplerde yetiştirme ortamlarındaki kireç miktarı arttıkça klorozoluşumunun arttığı ve Fe alımı ile birlikte diğer mikro ve makro besin elementalımlarının azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca sürgün, kök ve yaprak özelliklerinde dekireç oranının artışına bağlı olarak daha düşük değerler ölçülmüştür. Yapılan bütünFe uygulamaları kloroz şiddetini azaltma bakımından benzer etkide bulunurkenFe-EDDHA ve FeSO4 + Sitrik asit uygulamalarının incelenen diğer özellikler üzerinedaha olumlu etkide bulunduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Asma, kireç, demir, gübreleme, kloroz.I

Gültekin Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Fasulyelerde tuzluluğa tolerans bakımından genotipsel farklılıkların erken bitki gelişimi aşamasında belirlenmesi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİFASULYELERDE TUZLULUĞA TOLERANS BAKIMINDANGENOTİPSEL FARKLILIKLARIN ERKEN BİTKİ GELİŞİMİAŞAMASINDA BELİRLENMESİSibel KOÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Doç. Dr. H.Yıldız DAŞGANYıl : 2005, Sayfa : 87Jüri : Doç. Dr. H.Yıldız DAŞGANProf. Dr. Nebahat SARIYrd.Doç.Dr. Selim EKERBu çalışmada 67 farklı fasulye genotipinin tuzluluğa tolerans yönünden,erken bitki gelişimi aşamasında derin akan su kültürü tekniği kullanılarak taraması(screening) yapılmıştır. 125 mM NaCl ile tuz stresine sokulan fasulye genotipleriiyon düzenlemesi (regülasyonu) yönünden incelenmiştir. Aynı zamanda, fasulyelerdetuzluluğa tolerans için kitlesel tarama çalışmalarında kullanılabilecek, uygulamasıkolay, geçerliliği yüksek teknikler araştırılmıştır. Genotipler tuz stresi altında iyonregülasyonu yönünden farklı mekanizmalar geliştirmişlerdir. Bazı genotiplerbünyelerine bol miktarda Na iyonu alarak yüksek doku toleransı gösterip ?Na-kabullenen-inclusion? bir mekanizma ile tuzdan zararlanmaz iken, diğer bazıgenotipler ise Na iyonunu oldukça az alarak kendilerini korumayı başarmışlar ve?Na-sakınan-exclusion ? tepki vermişlerdir. Toplam 67 adet fasulye genotipinde tuzatolerans yönünden oldukça geniş bir varyasyon belirlenmiştir. 13 genotip dayanıklı,17 genotip orta düzeyde dayanıklı ve 37 genotip ise duyarlı olarak belirlenmiştir.Denemeler sonucunda, fasulye genotiplerinin tuzluluk için kitleseltaramasında (screening) erken bitki gelişme aşamasında kullanılabilecek, ?iyonregülasyonu? parametreleri bakımından ?Na-sakınan? ve ?Na-kabullenen? gruplarıiçin değerlendirilebilecek ayrı parametreler ortaya çıkmıştır. ?Na-sakınan? (excluder)genotipler için düşük Na/K, Na/Ca oranları, düşük Na konsantrasyonu, yüksek K veCa konsantrasyonları tarama (screening) parametresi olabilirken; ?Na-kabullenen?(includer) genotipler için ise yüksek Na/K, Na/Ca oranları, yüksek Na ve düşük K,Ca konsantrasyonlarının tarama (screening) parametresi olabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Fasulye, NaCl, tarama, tuz toleransı, iyon düzenlemesi(regülasyonu)I

Sibel Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ekolojilerin bazı gün nötr ve kısa gün çilek çeşitlerinde çiçek tozu, meyve verim ve kalite kriterleri üzerine etkileri

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ FARKLI EKOLOJİLERİN BAZI GÜN NÖTR VE KBA GÜN ÇİLEK ÇEŞÜLERİNDEÇİÇEK TOZU VE MEYVE VERİM VE KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ TÜMAYÇİNCANER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç.Dr. Nurgttl TÜREMİŞ Yıl: 1999, Sayfa: 105 Jüri: Doç.Dr. Nurgül TÜREMİŞ Prof.Dr. Şükriye BİLGENER Prof.Dr. Ahsen L ÖZGÜVEN OZ Bu araştırma 1997-98 yetiştirme döneminde Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri ve Pozantı Tarımsal Araştırma İstasyonuna ait Deneme ve Uygulama Alanları ile Laboratuvarlannda yapılmıştır. Denemede Selva ve Tango (gün nötr) ve Douglas ve Early Glow (kısa gün) çilek çeşitleri kullanılmıştır. Denemede yer alan çeşitler Adana ve Pozantı olmak üzere iki farklı lokasyonda denemeye alınmıştır. Bitki başına aylık ve toplam verimler incelendiğinde her Üri deneme yerinde de Selva çeşidi daha olumlu sonuçlar vermiştir. Diğer meyve kalite kriterleri arasındaki farklar ise istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Yaprak alam değerleri bakımından Adana'da Selva çeşidi, Pozantı'da ise Tango çeşidi daha yüksek değerler ortaya koymuşlardır. Denemede dört çilek çeşidinin adaptasyonları yanında döllenme biyolojileri incelenmiştir. TTC ile yapılan çiçek tozu canlılık testleri sonucunda Adana'da Tango (%71.56-Mayıs) ve Pozantı'da ise Early Glow (%77.56-Mayıs) çeşitleri en yüksek canlılık değerlerini vermiştir. Çiçek tozu çimlendirme testinde en iyi sonuçlar %1+%15 sakkaroz ortamında elde edilmiştir. En yüksek çimlenme oranlan Adana ve Pozantı'da Early Glow (Adana: %68.24, Pozantı: %76.46) çeşidinde saptanmıştır. Denemeye alınan çilek çeşitlerinin bir anterde ürettikleri ortalama çiçek tozu miktarları Adana'da 2940.0 adet/anter (Temmuz-Douglas) ile 6024.0 adet/anter (Mayıs-Early Glow) arasında, Pozantı'da ise 3089.7 adet-anîer (Haziran-Douglas) ile 5996.0 adet/anter (Mayıs- Early Glow) arasmda dağılım göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Çilek, çiçek tozu canlılık, çimlenme, üretim miktarı, yaprak alam, adaptasyon I

Bahçe bitkileriKaliteMeyve verimi+3
Tümay Çincaner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Ayva ve armutlarda anaç/kalem ilişkilerinin izoenzim analizleriyle araştırılması

Bu çalışma, bazı armut çeşitleri ile ayva anaçları arasındaki aşı uyuşmazlığının erken belirlenmesi için bir marker olarak kullanılabilecek PRX (peroksidaz) izoenziminin ve diğer proteinlerin araştırılması üzerine kurulmuştur. PRX izoenzimi çalışmaları için Bartlett (BT) ve Beurre Hardy (BH) armut çeşitleri, QA ve BA-29 anaçları ile büyüme kuvvetleri belirlenmiş ve daha önceki çalışmalarla armut için anaç olarak seçilmiş 15 ayva klonu üzerine aşılanmıştır. BT, QA anacı ile uyuşmayan, BH ise uyuşun armut çeşitleridir. İzoenzim analizleri için, aşılanmamış anaçlar ve çeşitler ile aşılanmış olanların aşı noktasının 4 cm altından ve üzerinden kabuk ve kambiyum dokuları alınmıştır. Örnekler, aşılamadan 1, 4, 8, 12 hafta sonra toplanmıştır. Ayrıca aşılamadan 12 ay sonra aşı noktasından örnekler alınarak analizlenmiştir. PRX izoenzim analizlerinde nişasta jel elektroforez (Starch jel elektroforez-SGE) yöntemi kullanılmış, anaç ve çeşitlerin asidik (anodik) ve bazik (katodik) PRX yönünden incelenmesi ise poliakrilamid jel elektroforez (PAGE) tekniğine göre yapılmıştır. Toplam proteinlerin belirlenmesi çalışmasında ise Passe Crassanc (PC), B. Hardy (BH), Beurre Bosc (BS) ve Bartlett (BT) armut çeşitlerinin QA ve armut çöğür anacı ile oluşturduğu kombinasyonlardan çeşidin yıllık sürgünlerinden kabuk dokuları alınmıştır. Toplam protein analizlerinde SDS-PAGE yöntemi kullanılmıştır. SGE'de jelin katod kısmındaki bulanık görüntü nedeniyle, sadece anodik PRX'lar değerlendirilmiştir. İki armut çeşidi ile denemede kullanılan 17 anacın SGE' de PRX profilleri karşılaştırıldığında pek çok bant gözlenmiştir. Fakat iki izoperoksidaz bandı [Rf = 0.88 (A) ve 0,68 (B)] önem kazanmıştır. A bandı BH çeşidinde, QA, BA-29 ve 9 ayva klonunda bulunurken BT çeşidinde görülmemiştir. B bandı ise sadece BH çeşidinde görülmüştür.Aşı bölgesinin izoenzim profilleri anaç ile kalemin bireysel izoperoksidazlarının birleşimi şeklinde görülmüştür. Oysa ki, A ve B bantları yönünden bazı istisnalar gözlenmiştir. A ve B izoperoksidazlan bireysel olarak aşı bileşenlerinde bulunmalarına rağmen aşı bölgesinde mevcut değildir. Bunun tersi olarak da bu bantlar aşı bileşenlerinde bulunmasa da aşı bölgesinde görülmüştür. Aşı bölgesi örneklerinin izoperoksidaz bantları, aşı bileşenlerinin bireysel (aşısız) olanlarından daha koyu olarak gözlenmiştir. Ayrıca uyuşur (BH/QA), orta derecede uyuşur (BT/BA-29) ve uyuşmaz (BT/QA) aşı kombinasyonlarının karşılaştırılması, uyuşur ve orta derecede uyuşur aşı bölgesi örneklerinin uyuşmaz olandan daha fazla izoperoksidaz bandı içerdiğini göstermiştir. Aşı bölgesi örnekleri A ve B bantları yönünden karşılaştırıldığında ise BH çeşidinin oluşturduğu tüm kombinasyonlarda A ve B bandı saptanmıştır. BT çeşidinin oluşturduğu kombinasyonlarda ise uyuşmaz olan BT/QA'mn aşı bölgesinde A ve B bantları bulunmazken, sadece BT/BA-29 ile BT'nin ayva klonlarıyla oluşturduğu 5 kombinasyonda saptanmıştır. Bu nedenle, bu 5 ayva klonu BT çeşidi ile uyuşabilir, ümit var ayva anaçları olarak belirlenmiştir. Tüm aşı kombinasyonlarında aşılamadan sonraki dönemlerde aşı noktasının altmdan ve üzerinden alınan örneklerin SGE'de PRX profilleri tamamen benzerlik göstermiş ve hiçbir farklılık saptanmamıştır. Çeşitler ile anaçların PAGE'de elde edilen bazik PRX profilinde daha iyi çözünürlük elde edilmiştir. Asidik PRX profilleri ise SGE'de belirlenen anodal PRX ile benzerlik göstermiştir. Sadece bir bazik isoperoksidaz bandı (Rf = 0.91) BH çeşidinde ve tüm anaçlarda gözlenirken BT çeşidinde görülmemiştir. Böylece izoenzim sonuçları bize, elektroforez tekniği ile izoperoksidaz analizleri yapılarak, armut/ayva aşı kombinasyonlarında aşı uyuşma veya uyuşmazlığının, aşı bölgesinin PRX profillerine bakılarak erken belirlenebileceğini göstermiştir. Dört armut çeşidi ile QA ayva anacının SDS-PAGE'de belirlenen toplam protein parmak izlerinin birbirine çok benzer olduğu dikkati çekmekle beraber 63kDa ağırlığındaki bir protein bandı QA anacı üzerine uyuşur bir armut çeşidi olan PC, BH ve orta derecede uyuşur olan BS çeşidinde belirlenirken uyuşmaz olan BT çeşidinde saptanamamıştır. Genelde, QA üzerine aşılı çeşitlerin çöğür anacına aşılı olanlardan daha fazla proteine sahip olmalarına rağmen, farklı kombinasyonlardaki çeşitlerin, toplam protein miktarları ile uyuşmazlık arasında bir ilişki kurulamamıştır. Elde edilen sonuçlar, belirlenen 2 anodal ve 1 katodal isoperoksidaz bandı ile 1 protein bandının, armut/ayva aşı uyuşmazlığı ile ilgili olabileceğini göstermektedir. Yürütülmekte olan arazi gözlemleri bu sonuçları geliştirecektir. Anahtar Kelimeler : armut/ayva aşılaması, aşı uyuşmazlığı, peroksidaz (PRX), izoenzim, protein

ArmutAyvaAşı uyuşmazlığı+4
Hatice Gülen Sertli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde yaygın bazı sofralık ve yağlık zeytin çeşitlerinin fenolojik, pomolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

ÖZ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE YAYGIN BAZI SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİN ÇEŞİTLERİNİN MORFOLOJİK, FENOLOJİK VE POMOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ. MEHMET ULAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. Ömer GEZEREL Yıl: 2001, Sayfa 94 Jüri : Prof.Dr. Ömer GEZEREL : Prof. Dr. Ali KÜDEN :Yard. Doç. Dr. Celil TOPLU Zeytin yetiştiriciliği için oldukça yüksek bir potansiyele sahip olan Çukurova bölgesinde yetiştirilen çeşitlerin büyük bir kısmını lokal çeşitler oluşturmaktadır. Çukurova bölgesi Türkiye zeytin yetiştiriciliği için çok önemli yere sahiptir. Çukurova bölgesinde yetiştiriciliği yapılan lokal ve bazı standart çeşitlerin ağaç, meyve, çiçeklenme, yaprak ve çekirdek özellilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilip çizelgelerle sunulmuştur. Çalışmada, Çukurova bölgesi içerisinde, aynı ismi taşıyan farklı çeşitlerin veya aynı çeşidin farklı yörelerde farklı isimlerle çağırılan çeşitler olduğu belirlenmiştir. Örneğin: Küncülü (Kilis Yağlık), Yerli (Erkence) çeşitlerinin faildi çeşitler olmadığı saptanmıştır. Adana Topağı, San Ulak, Edremit Yağlık ve Gemlik çeşitleri Çukurova ekolojik koşullarında diğer çeşitlere göre daha üstün performans göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler : Zeytin, Çeşit, Tanımlama, Pomoloji, Çukurova

Fenolojik özelliklerMorfolojik özelliklerPomoloji+2
Mehmet Ulaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuzda aşılı fide kullanımının bitki büyümesi, verim ve meyve kalitesi üzerine etkileri ile aşı yerinin histolojik açıdan incelenmesi

öz DOKTORA TEZİ KARPUZDA AŞILI FİDE KULLANIMININ BİTKİ BÜYÜMESİ, VERİM VE MEYVE KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ İLE AŞI YERİNİN HİSTOLOJİK AÇIDAN İNCELENMESİ Halit YETİŞİR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nebahat SARI Yıl : 2001, Sayfa: 179 Jüri: Prof. Dr. Nebahat SARI Prof. Dr. Kazım ABAK Prof. Dr. Ruhsar YANMAZ Prof. Dr. Sinan ETİ Yrd. Doç. Dr. Mustafa PAKSOY Araştırma 1999-2001 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmada 5'i açık tozlanan, 7'si hibrit 12 farklı kabak anacının Crimson Tide karpuz çeşidinde bitki gelişmesi, bitki besin maddeleri alımı, verim ve kaliteye olan etkileri ile Fusarium solgunluğuna karşı mücadelede etkinliği araştırılmıştır. Bunun yanında kabak anaçları ile karpuz arasındaki uyuşma durumları da incelenmiştir. Üç yıllık çalışmalar sonucunda Lagenaria grubuna giren anaçların karpuzla iyi uyuşma gösterdiği ve % 95'in üzerinde aşı tutma oranına sahip olduğu tespit edilmiştir. Cucurbita grubu anaçlarda bu oran % 60'Iara kadar düşmüştür. Bütün aşılı bitkiler kontrol bitkilerine göre daha hızlı büyümüş ve güçlü olmuşlardır. Aşılı bitkilerde anaca bağlı olarak kontrole göre % 200'ü aşan verim artıştan tespit edilmiştir. Bu artış Fusarium solgunluğunun sorun olduğu yıllarda daha fazla olmuş ve % 400'lere ulaşmıştır. Kalite analiz sonuçlarında kontrol bitkileri ile aşılı bitkiler arasında meyve büyüklüğü hariç, önemli bir fark bulunmamıştır. Bitkilerde yapılan yaprak analiz sonuçlarında topraktan kaldırılan toplam makro ve mikro elementlerin aşılı bitkilerde daha fazla olduğu (özellikle Fe) tespit edilmiştir. Aşılı bitkiler, anaçlar ve kalem Fusarium oxysporum f.sp. niveum'un bilinen üç ırkına karşı testlenmiş ve test sonucunda bütün aşılı bitkiler ve anaçlar dayanıklı bulunurken, C. Tide çeşidi Fusarium oxysporum f.sp. niveum'un 2 no'lu ırkına duyarlı bulunmuştur. Yapılan histolojik çalışmalarda Lagenaria üzerine aşılı bitkilerde uyuşmazlık saptanmamış, buna karşılık C. maxima, C. moschata ve bu iki türün melezleri üzerine aşılı bitkilerden alınan örneklerde aşı yerinde aşın şişmeler ve iletim demetlerinde kıvrılmalar tespit edilmiştir. Çalışmanın son yılında, üç su kabağı anacı üzerinde farklı bitki sıklığının verim ve kaliteye etkileri araştırılmıştır. Aşılı bitkilerde hektara 4000 - 5000 bitki ile ekonomik anlamda verim alınabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anaçlar, aşı uyuşmazlığı, aşı teknikleri, Fusarium' a. dayanıklılık, bitki büyümesi,

Aşı teknikleriAşı uyuşmazlığıBitki büyüme+3
Halit Yetişir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu biber popülasyonlarının dihaploidizasyon yöntemiyle ıslahı ve geleneksel yöntemlerle karşılaştırılması

ÖZ DOKTORA TEZİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BİBER POPULASYONLARTNIN DİHAPLOİDİZASYON YÖNTEMİYLE ISLAHI VE GELENEKSEL YÖNTEMLERLE KARŞILAŞTIRILMASI NURAY ÇÖMLEKÇİ OĞLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Kazım ABAK Yıl: 200İ, Sayfa 349 Jüri : Prof. T>r. Kazım ABAK Prof. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLU Doç. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Bu çalışmada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş biber populasyonlannda, kendileme ve seleksiyon ıslahı yöntemiyle saf hatların oluşturulması, yeni çeşit geliştirilmesinde anter kültürü yönteminin kullanılabilirliliğinin belirlenmesi ve populasyon ile birçok generasyon kendilenmiş hatlarda varyasyonun belirlenmesi amaçlanmıştır. Şanlıurfa populasyonuna ait elit bitkiler kendilenerek 298 hat ekle edilmiştir. Her hatta iki veya daha fazla bitkiden elde edilen kendilenmiş tohumlar kendi içinde karıştırılmış ve altıncı kendileme generasyonuna kadar yeniden kendilenmiştir. Seleksiyon sonucunda hat sayısı 9'a indirilmiştir. Altıncı kendileme generasyonunda hat içinde her bitkiden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 9 familya oluşturulmuştur. Kahramanmaraş biberinde farklı yerlerden toplanan tohumlar ayrı populasyonlar olarak değerlendirilmiştir. Her populasyonda seçilen bitkiler kendilenmiş ve 5 hat elde edilmiştir. Üçüncü kendileme generasyonunda hat içi bitkilerden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 5 familya oluşturulmuştur. Anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde etmek üzere 5 fârklı besin ortamı denenmiştir. En olumlu sonuçlar 4 mg/ NAA, 0.1 mg/1 BAP, 10 mg/l AgN03 ve 30 g/l sakaroz içeren MS besin ortamında ve kültürün ilk 2 günü amerlerin 35 °C sıcaklıkta ve karanlık koşullarda tutulduktan sonra 28 °C de 16 saat fotoperiyodikkoşullarda geliştirilen amerlerden elde edilmiştir. Biber anter kültüründe embriyo oluşumu, genotip, besin ortamı bileşiminden ve inkübasyon koşullarından önemli derecede etkilenmiştir. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen bitkilerde ploidi seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kök uçlarında kromozom sayımı yapılmış, stoma boyuttan ölçülmüş ve bekçi hücrelerdeki kloroplastlar sayılmıştır. Ayrıca bitkilerin bazı morfolojik özellikleri incelenmiştir. Her iki genotipte de haploid ve diploid bitkilerde stoma basma düşen ortalama kloroplast sayısı bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. Bitkiler arasında önemli farklılık bulunan diğer bir parametre ise stoma yoğunluğu olmuştur. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen katlanmış haploid (double haploid) hatların mutlak homozigot bireylerden oluştuğu ve bu hatlarda belirlenen varyansın yalnızca çevre faktörlerinden kaynaklanabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, Şanlıurfa biberinde altı generasyon kendilenmiş hatlarda bitkiler arasında, tomurcuk çap», taç yaprak ve anter sayısı bakımından hem çevre varyansı hem de genotipik varyansın önemli olduğu tespit edilmiştir. Meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve çapı, meyve başına verim, meyve başına tohum verimi, 1000 tohum ağırlığı, ilk çiçeklenme için geçen gün sayısı, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği bitki uzunluğu gibi incelenen diğer bütün özellikler bakımından varyasyonun tamamen çevre koşullarından kaynaklandığı, hat içindeki bitkilerin genetik yapılan bakımından homojen oldukları belirlenmiştir. Populasyon seviyesinde ise meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve et kalınlığı, meyve çapı, lob sayısı, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi ve yaprak indeksi özelliklerinde belirlenen varyasyonun daha çok çevre koşullarından ve daha düşük oranda da bitkiler arasındaki genetik faklılıklardan kaynaklandığı diğer özelliklerde varyansın çevre faktörlerinden ileri geldiği belirlenmiştir. Kahramanmaraş biberinde ise populasyonlar ve üçüncü kendileme generasyonu seviyesindeki hatlarda, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi, yaprak uzunluğu, lob sayısı, bitki başına verim, meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, ve meyve başına tohum özelliklerinde belirlenen varyasyonun çevre koşullanndan kaynaklandığı, hatları oluşturan bitkilerin söz konusu özellikler bakımından genetik farklılıklar göstermediği tespit edilmiştir. İncelenen diğer özelliklerin varyasyonunda hem genetik hem de çevre faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Capsicum annuum, ıslah, seleksiyon, haploidi, varyans. II

BiberDihaploidizasyonGüneydoğu Anadolu bölgesi+1
Nuray Çömlekçioğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Sakıt kayısılarının seleksiyonu, meyve büyüme durumları ve Sakıt vadisinin soğuklama süresinin belirlenmesi

öz DOKTORA TEZİ SAKIT KAYISILARININ SELEKSÎYONU, MEYVE BÜYÜME DURUMLARI VE SAKIT VADİSİNİN SOĞUKLAMA SÜRESİNİN BELİRLENMESİ Coşkun DURGAÇ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nurettin KAŞKA Yıl: 2001, Sayfa: 257 Jüri : Prof. Dr. Nurettin KAŞKA Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞ Prof. Dr. A.Aytekin POLAT Bu çalışma, 1997-1999 yıllan arasında 36.35 enlem derecesinde bulunan İskenderun'un Sakıt vadisinde yürütülmüştür. Araştırmada farklı olduğu belirlenen tüm kayısı tipleri toplanmaya çalışılmış ve bunlardan umutlu görülen i 15 tip üzerinde durulmuştur. Seçilen tiplerde tartılı derecelendirme yapılmış, 600 ve üzerinde puan alan 52 tip ile verim, albeni ve meyve iriliği gibi bazı özellikleri bakımından önemli bulunan 14 tip sofralık kayısı açısından umutlu görülmüştür. Tiplerin tam ciceklenmeleri mart ortası- nisan sonlan arasında gerçekleşmiştir. +7.2°C'nin altında geçen süre İskenderun'da(5 m) 293.5 saat, Suçıkağı'nda (450 m) 639.5 saat, Sakıt'ta (1000 m) ise 1462.5 saat olarak hesaplanmıştır. Tiplerin hemen hemen tamamı düzenli meyve vermiş ve meyveler,, çoğunlukla bir yıllık dallarda, bazı tiplerde spurlar üzerinde de meydana gelmiştir. 4 tip çok verimli, 39 tip verimliT50 tip orta verimli, 22 tip ise az verimli bulunmuştur. Selekte edilen tiplerde ortalama meyve ağırlığı 18.17 g ile 54.28 g, çekirdek ağırlığı 1.37 g ile 3.44 g, meyve eti/çekirdek oram 8.53 ile 19.23 arasında değişirken, meyve en/boy endeksi 0.82 ile 1.05, sertlik 0.39 kg/cm2 ile 2.80 kg/cm2, SÇKM içeriği %9.53 üe %21.03, pH 3.12 üe 4.68, asitlik ise %0.51 ile %2.76 arasında bulunmuştur. Meyve büyümesi ile ilgili elde edilen verilerden çizilen grafikler çift sigmoid eğri şeklinde olmuştur. Sonuç olarak, Sakıt'tan selekte edilen kayısı tiplerinin sofralık kayısı kavramı çerçevesinde, tat, aroma, görünüş, yola ve muhafazaya dayanma bakımlarından yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da beğeni kazanabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kayısı, Seleksiyon, Soğuklama, Meyve Büyümesi,

BüyümeKayısıKayısı+2
Coşkun Durgaç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

İn vitro koşullarda yetiştirilen bazı kiraz anaçlarının dış koşullara aktarılmasında mikoriza uygulamasının bitki gelişimi üzerine etkileri

Araştırmada mikro çoğaltılmış önemli bazı kiraz anaçlarının dış koşullara aktarılmasında mikoriza türleri olan Glomus mosseae ve G. fasciculatum 'un bitki gelişimi üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmada, iki farklı büyütme ortamı; Torf:Perlit (1:1) ve Ürgüp Taşı:Toprak:Kompost (6:3:1) kullanılmıştır. Sera içerisinde, saksılara dikim öncesinde hem Glomus mosseae hem de G. fasciculatum steril edilmiş harç karışımları içerisine inoküle edilmişlerdir. Mikoriza uygulaması ve harç ortamlarının anaçlar üzerine etkilerini belirlemeye yönelik olan bu çalışmada sera koşullarında bitki gelişimine etkilerini belirlemek amacıyla bitki canlılık oranı, sürgün uzunluğu, yaprak sayısı, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı analizleri yapılmıştır. P, Zn, Cu, Mn, Fe gibi besin elementlerinin de yapraklardaki konsantrasyonları belirlenmiştir. % kök infeksiyonu ile toplam kök uzunluğu incelenmiştir. Yapılan ölçümlerde besin elementleri önemli bulunmuş, özellikle P içeriği açısından önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlara göre, mikoriza inokülasyonunun in vitro köklenme aşamasında uygulanması, bitkiciklerin dış koşullara adaptasyonunda daha etkili olabilecektir.Anahtar Kelimeler: Kiraz anaçları, mikro çoğaltım, dış koşula adaptasyon, mikorizal inokülasyon

Aşılama-bitkiBahçe bitkileriKiraz+2
Nihat Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Asmalarda somatik embriyogenesis ve organogenesis yoluyla bitki elde edilmesi

Bu çalışmada, 41 B Amerikan asma anacı ve Yalova İncisi üzüm çeşidinin farklı eksplantlarından, embriyogenesis ve organogenesis yoluyla bitki elde edilmesinde farklı besi ortamları ve büyümeyi düzenleyici maddeler ile kültür koşullarının etkisi araştırılmıştır. Somatik embriyogenesis çalışmalarında eksplant olarak anter, in vivo ve in vitro yaprak ayası ve yaprak sapı, sülük, olgunlaşmamış ve olgun zigotik embriyo; organogenesis çalışmalarında ise in vitro yaprak ayası ve yaprak sapı kullanılmıştır. Somatik embriyogenesiste kullanılan bütün eksplantlarda uygulamalara göre değişen oranlarda embriyojenik kalluslar meydana gelmiş ancak, yalnızca olgunlaşmamış zigotik embriyo eksplantından somatik embriyolar elde edilebilmiştir. 41 B anacının olgunlaşmamış zigotik embriyoları, içerisinde 0.5, 1, 2 ve 4 mg/1 2,4-D bulunan MS, NN ve BS ortamlarının aydınlık ve karanlık kültürlerinde değişik oranlarda somatik embriyo oluşturmuşlardır. En yüksek oranda somatik embriyo oluşumu 0.S ve 1 mg/1 2,4-D içeren B5 ortamının karanlık kültürlerinde (sırasıyla %30 ve %28.9) saptanmıştır. Yalova incisinin olgunlaşmamış zigotik embriyoları yalnızca 1 mg/1 2,4-D içeren MS'in aydınlık kültürlerinde %5; 0.S mg/1 2,4-D içeren NN ortamının aydınlık ve karanlık kültürlerinde ise sırasıyla %6.3 ve %2.3 oranlarında somatik embriyo oluşturmuştur. Sekiz aylık kültür süresi sonunda 41 B'nin B5 + 1 mg/1 2,4-D + karanlık kültürlerinde 559 adet, Yalova İncisi'nin NN + 0.5 mg/1 2,4-D + aydınlık kültürlerinden ise 912 adet embriyonun torpedo devresinde olduğu belirlenmiştir. En yüksek çimlenme ve tam bitkiye dönüşüm oranı 41 B'de hormonsuz NN ortamında (sırasıyla %58 ve %75), Yalova İncisinde ise hormonsuz MS ortamında (sırasıyla %77.4 ve %45) meydana gelmiştir. Elde edilen somatik bitkiciklerin %91.9'u başarıyla toprağa aktarılmıştır. Organogenesis çalışmalarında adventif göz oluşumu bakımından her iki genotipte en uygun eksplantın yaprak ayası olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 2 mg/1 BA eklenen B5 ve NN ortamlarında diğer uygulamalardan daha yüksek değerler elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Asma {Vitis vinifera L.), Rejenerasyon, Somatik embriyo, Adventif göz oluşumu, Kallus

AsmaBahçe bitkileriBitki rejenerasyonu+2
Serpil Gök Tangolar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Sera hıyar (Cucumis sativus L.) yetiştiriciliğinde değişik dikim aralık ve mesafelerinin bitki gelişimi ve verimi üzerine etkileri

ÖZ Bu çalışma 5 sera hıyar yetiştiriciliğinde sonbahar ve İlkbahar yetiştirme dönemleri için en uygun bitki sıklığını saptamak için yapılmıştır. Araştırma Antalya ilinin Gazipaşa ilçesinde cam sera koşullarında yürütümüştür. Her iki yetiştirme döneminde} metrekareye verim, bitki başına verim, erkenci verim, meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve uzunluğu, bitki boyu, yaprak sayısı, boğum arası uzunluk ve bitki çapları ölçüm ve tartımlarla hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre sonbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim metrekareden 14.21 kg/m* ile 100-30 ;.; 40 cm' 11 dikimden (3.85 bitki/m* ) elde edilmiştir. ilkbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim ise 25.44 kg /m* ile.100-20 >ı 40 cm'li dikimden (4.16 bitki/m2) elde edilmiştir. Her iki yetiştirme döneminde bitki sıklığı metrekare veriminin dışında) bitki basına verim, yaprak sayısı ve gövde çapı özellikleri üzerine etkili, meyve uzunluğu üzerine etkisiz bulunmuştur. Sonbahar döneminde bitki sıklığı meyve çapı ve boğum arası uzunluğunu, ilkbahar döneminde ise erkenci verim, meyve ağırlığı ve bitki boyunu önemli düzeyde etkilememiştir.

Bahçe bitkileriBitki gelişimiCucumis sativus+5
Mehmet Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında örtü altı (alçak tünel) kavun yetiştiriciliğinde Malç'ın (şeffaf Pe) ve değişik budama şekillerinin erkencilik, verim ve kalite üzerine etkisi

-90- 6. ÖZET Bu araştırmada, Çukurova koşullarında yetiştirici 1 iğ-i son yıllarda yaygınlık kazanan, Macdimon Fi hibrit kavun çeşidi, alçak plastik tünel ve alçak plastik tünel+malç ortamlarında 5 değişik budama şekli uygulanarak yetiştirilmiştir (kontrol hariç). Araştırmalar 1992 ve 1993 yıllarında ç.ii. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme ve uygulama arazisinde 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Budama uygulamalarının ve malç'm kavunların erkencilik, verim ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. 1992 yılında meydana gelen don zararından malçlı ortamdaki bitkiler daha az zarar görmüş (kayıp %15), bu zarar malçsız tünellerde daha fazla olmuştur (kayıp %65). Araştırmanın 2. yılında tünel ve tünel+malç ortamlarında tünel içi hava sıcaklıkları ( + 20 cm) 2 termohigrograf yardımıyla sıcaklık ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre malçlı ortam malçsız ortama göre ortalama sıcaklığı geceleri 1.1 °C, gündüzleri 2.9 °C artırmıştır. Bu artış günlük sıcaklıkta ise ortalama 1.8 °C olarak gerçekleşmiştir. Kavun bitkilerinde en erken ilk erkek çiçek açma zamanı malçlı ortamda belirlenmiş, bu açıdan malç uygulaması 2-3 gün kadar avantaj sağlamıştır. Bu parametre açısından budama uygulamalarının hiç bir etkisi olmamıştır. En erken dişi çiçek açma zamanı ve kol atma zamanı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde olmuştur. Tepe budaması yapılan bitkiler yapılmayanlara göre 3 ile 7 gün kadar daha erken dişi çiçek açmış ve kol atmaya başlama zamanı 6-7 gün kadar daha önce gerçekleşmiştir. Bu erkencilik şeffaf plastik malç kullanımıyla daha da öne alınmıştır. Bitkilerdeki kol uzunluğunda budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine halleri etkili olurken en uzun kollara 3. (2 kol) ve 4. (2 kol+uç alma) uygulamalar sahip olmuş, diğer uygulamalar ise benzer etki göstermişlerdir. Malç kullanımı ortalama kol uzunluğunu daha da artırmış, malçlı ortamdaki bitkilerin kolları, malçsız ortamdaki lere göre 11.95 ile 15.59 cm daha fazla ölçülmüştür.-91- Tepe budaması yapılmayan bitkilerde belirlenen kol sayısı malçlı uygulamalarda daha fazla olmuştur. Bitkilerin gövde kalınlığı üzerine budama uygulamalarının bir etkisi olmamış, malçsız ortamda ortalama 15.14 mm olarak ölçülen bu değer malçlı ortamda ortalama 17.1 mm'ye yükselmiştir. Bitkilerin kök gelişimi üzerine (kök uzunluğu, kök boğazı kalınlığı, kök yaş ağırlığı ve kök kuru ağırlığı) en olumlu etki malçlı tünellerde elde edilmiştir. Budamalar ise kök gelişimini önemli düzeyde değiştirmemiştir. Erkenci ve toplam verim tepe alma ve uç alma budaması yapılmış uygulamalarda artış göstermiş, bu artış malçlamayla daha da yükselmiştir. Budama uygulamaları toplam verimi malçsız ortamda %19. 58-25. 94, malçlı ortamda %14. 21-44. 06, erkenci verimi ise malçsızlarda %76. 32-101. 78,malçlılarda ^40.43-118.73 arasında artırmıştır. Malç kullanımıyla toplam ve erkenci verim sırasıyla %52. 37-54. 13 ve %59. 3-87.4 arasında artmıştır. Meyve sayısı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde artış göstermiştir. Budama uygulamaları meyve sayısını malçsız ortamda %30. 7-40. 69, malçlı ortamda %25. 03-36. 37 artırmış; malç kullanımıyla bu değer malçsız ortama göre %24. 06-47. 21 daha fazla ölçülmüştür. Meyve ağırlığı üzerine budama uygulamalarının etkisi olmaz iken malçlı tünellerden daha ağır meyveler elde edilmiştir. Meyve çapı üzerine uygulamaların etkisi olmaz iken meyve boyu malçlı ortamda daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların meyve kabuk kalınlığı üzerine etkisi olmamış, meyve eti kalınlığı malçlı tünellerden elde edilen meyvelerde daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların çekirdek evi çapı, çekirdek evi uzunluğu, meyve suyundaki pH, meyve tadı ve meyve olgunlaşma süresi üzerine önemli etkileri olmamıştır. Suda çözünebilir toplam kuru madde üzerine uygulamaların çok farklı bir etkisi olmamakla beraber en yüksek değer malçlı tünellerden elde edilmiştir. Malçsız ortamda ortalama 8.67- 8.9 arasında olan bu değer malçl ı larda ortalama 8.83-9.13 arasında ölçülmüştür.

Bahçe bitkileriBudamaErkencilik+6
Ertan Sait Kurtar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuzda (Citrullus lanatus (Jhunb) Matsun and Nakai) Önçimlendirme (priming) uygulamalarının düşük sıcaklıklardaki çimlenme ve çıkış oranı ile süresi üzerine etkileri

- v- PEG (polietilen glikol)-4000 ve 6000' in -2, -7 ve -15 bar basınca sahip olan 3 farklı dosu (112, 224, 336 g/l) ile KN03.. H8.HO3, NH4NO3, Ca(M03)2 KC1, KEfePO^un % 2' lik taıs solüsyonlarının karpuzlarda normal ve düşük sıcaklıktaki çimlenme ve çıkış özelliklerine etkisi araştırılmıştır. 25°C'de en iyi çimlenme oranı % 100 ile KNO3 ve Ca(NÛ3>2, en kısa çimlenme süresi i. 73 ve 1.48 gün ile yine O03 ve Ca (1103)2 'tan elde edilmiştir. Çıkış oranı bakımından en iyi etki % 100 çıkış ile KN03'da bulunmuştur. Düşük sıcaklıkta yapılan denemelerde (15°C ve 20°C arasında) KNO3, HH4NQ3 ve Ca(IK>3)2 uygulamalarının çimlenme oranını önemli ölçüde artırdığı tespit edilmiş, çimlenme süresi de bir miktar kısalmıştır. PEG uygulamalarının normal ve düşük sıcaklık koşullarında çimlenme ve çıkış üzerine olumlu etkileri saptanmamıştır. Tünel ve açıkta yapılan denemelerde en iyi sonuçlar Ca(NC<3)2 ve KC1 uygulamalarından elde edilmiştir. Önçimlendirilmiş tohumların çimlenme üzerindeki etkilerinin bir yıl sonra da koruduğu saptanmıştır.

KarpuzPolietilen glikollerTohum çimlenmesi+1
Bedriye Torun Hergüner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Ova ve yayla koşullarında değişik anaçlar üzerinde bir yaşlı kiraz fidanı yetiştirme olanakları üzerinde araştırmalar

1 75 6. ÖZET Bu araştırma, 1991-1994 yıllan arasında Ç.U.Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Bahçesi ve Ç.O.Pozanü Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezinde (POZMER) yürütülmüştür. POZMER ve Artvin Fidancılık Üretme İstasyonu Müdürlüğü'nden sağlanan kuş kirazı (Prunus avium L.), idris {Prunus mahaleb L.) ve yabani vişne (Praatrs cerasus L.) çekirdeklerinin, değişik katlama sürelerinden sonra araziye ekilmesiyle elde edilen çöğürler, Sakarya-Arifiye Fidancılık Üretme istasyonu Müdürlüğü'nden getirtilen idris çöğürleri ve Bölümümüze ait araştırma ve uygulama bahçesinde, hendek daldırmasıyla çoğaltılan vegetatif Colt {P. anam X P. pseudocerasus) anacı, aşılama çalışmalarında anaç materyali olarak kullanılmıstır. Değişik kaynaklardan sağlanan farklı türlere ait tohumluk kaynaklarının çekirdeklerinden çıkartılan çıplak embriyolar ile yapılan çimlendirme testlerinde; en yüksek çimlenme oranı, ak idris (POZMER) (% 66.67) ve en düşük çimlenme oram ise kuş kirazı (POZMER) (% 44.12) ve kuş kirazından (Artvin) (% 44.45) elde edilmiştir. Yapılan çıplak embriyo testinde; idris embriyolarının çimlenme güçleri yanında çimlenme hızlarının da yüksek olduğu, buna karşın kuş kirazı embriyolarının çimlenme gücü ve hızının daha düşük olduğu saptanmıştır. 0 (tanık), 60, 90 ve 120 gün süreyle katlanan tohumluk kaynaklarına ait çekirdeklerde katlama süresinin uzamasına paralel olarak sert kabuk çatlaması ve katlama ortamında çimlenme oranlarında artış saptanmıştır. En yüksek çatlama ve katlama ortamında çimlenme oram; idris çekirdeklerinde, en az oranda çatlama ve katlama ortamında çimlenme oranı; kuş kirazında (POZMER) meydana gelmiştir. 0 (tanık), 60,90 ve 120 gün katlandıktan sonra araziye ekilen çekirdeklerde, en yüksek çıkış; oram ak idris (POZMER) çekirdeklerinden elde edilmiştir. 1991-92 yetiştirme döneminde en yüksek çıkış; oram 0 gün(tanık) ve 60 gün, 1992-93 yetiştirme döneminde ise; 90 ve 120 gün süreyle katladıktan sonra fidanlığa ekilen çekirdeklerde, çıkış oranı daha yüksek olmuştur. Katlama süresinin artmasına bağlı olarak, çekirdeklerin ekim tadilinden itibaren, toprak yüzeyine ilk çakışları arasındaki geçen sürelerin kısaldığı saptanmıştır. Deneme bloklarına ekilen değişik türlere ait çekirdeklerden, 1992 ve 1993 yılında; 90 gün süreyle katladıktan sonra yapılan ekimlerden çıkan çöğürlerde boy ve çap büyümesinin daha fazla olduğu, bu türler içerisinde de en fazla boy ve çap büyümesinin idris çöğürlerinde meydana geldiği saptanmıştır.176 1991-92 yetiştirme döneminde; 60 ve 90 gün, 1992-93 yetiştirme döneminde ise; özellikle 60 gün süreyle katlanıp ekilen çekirdeklerin aşıya gelme oram (temmuz ayı ortasında durgun göz aşısı yapılabilecek boy ve çaptaki çöğür oram) daha fazla olmuştur. 1991 yılında katlanmadan POZMER'deki deneme parsellerine ekilen çekirdeklerden ise; en fazla çıkış ve aşıya gelme oranı, idrisden elde edilmiştir. Adana' daki çöğürlere göre, POZMER'deki çöğürlerde; boy ve çap bakımından 9640-50 oranında daha az büyüme meydana gelmiştir. Araştırmada, dört farklı aşılama döneminde, -üç değişik aşı yöntemi denenmiştir. İlkbahar dinlenme döneminde doğrudan ağaçlardan alınan gözlerle yapılan aşılamalardan en yüksek aşı tutma (9692.69) ve sürme (9690. 12) oranı elde edilmiştir. Aşı tutma ve sürme oram bakımından, ilkbahar erken sürgün göz aşısı ve durgun göz aşısı dönemlerinde de %85'in üzerinde başarı elde edilmişken, haziran geç sürgün göz aşısı döneminde yapılan aşılardan oldukça başarısız aşı tutma ve sürme oram elde edilmiştir. Kullanılan ası yöntemlerinin her üçünden de %87'nin üzerinde aşı tutma ve sürme başarısı elde edilirken; özellikle haziran geç sürgün aşılama döneminde, idris çöğürleri üzerine yapılan ingiliz kalem aşısında hiç tutma ve sürme meydana gelmemiştir. POZMER'de yapılan aşılarda %75'İn üzerinde tutma ve 9587 oranında da sürme başarısı elde edilmiştir. En yüksek aşı tutma (%92. 17) ve sürme (9692.60) başarısı; kuş kirazı anacı üzerine yapılan aşılardan elde edilirken, bu anacı Colt ve idris anaçları izlemiştir. Değişik anaçlar üzerine yapılan aşılamalarda en fazla sürgün uzunluğu, sürgün çapı ve fidan boyu büyümesinin kuş kirazı anacı üzerine aşılanan çeşitlerde meydana geldiği; yonga göz aşısı ile aşılanan çeşitlerin fidanlarının daha fazla büyüdüğü belirlenmiştir. Colt anacı üzerine aşılanmış çeşitlerin fidanlarında ise en az oranda büyüme saptanmıştır. Sonuç olarak; subtropik iklim koşullarında, bir yılda sürgün aşılı, iki yılda durgun aşılı kiraz fidanı eldesinin mümkün olduğu; fidan eldesi için "T", yonga göz ve ingiliz kale s aşısı yöntemlerinin başarıyla kullanılabileceği saptanmıştır.

Bahçe bitkileriFidanlarKiraz+2
Ali İkinci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
10
Master'sOpen AccessTR

Bazı yerli ve yabancı Trabzon hurması çeşitlerinin döllenme biyolojisi üzerine araştırmalar

In this research, germination, viability and pollen production of Ghora Gali pollinatior persimmon cultivar were studied in vitro conditions and its pollen tube growths were checked in vivo conditions. Persimmon cultivars Fuyu, Ghora Gali, Kaki Tipo, Vainiglia, Amankaki, Çekirdekli, Çekirdeksiz, Persimmon Seedless and Seedless Mardan were used in this study. The effects of free pollination, artificial pollination, isolation, flower thinning by hand, 12.5, 25, 50, 100 and 200 ppm GA3 treatment on the intensity of fruit drop, fruit set, speed of fruit growth were determined. In addition to some fruit quality parameters as fruit wide, fruit lenght, fruit high, fruit weight, seed number, level of aborted seeds and seed weight, TSS, titratable acidity and pH of fruit juice were tested. Although the pollen viability were found to be high, the pollen germination were found to be low in vitro conditions. The highest pollen germination rates were determined in 1 % agar + 1 5 % sucrose medium at 20°C. Pollinatior cultivar Ghora Gali's pollen production and rate of morphological homogenity were found high. In all cultivars' flower, pollen tubes reached the ovules in 1 day after pollination. It was determined that fruit drop and fruit growth was high in 3 month after treatments in most of the cultivars. Although high fruit set was obtained in the most of seedless cultivars low fruit set were obtained from seeded cultivars after isolation treatments. As far as fruit set are considered all treatments except isolation in most of seeded cultivars and all treatments in most of seedless cultivars were found succesfull. Free pollination, artificial pollination, flower thinning by hand and GA3 treatments were found to be effective increasing fruit size. From fruit quality characteristicts, TSS values in seedless cultivars were higher than seeded cultivars. In the other quality parameters, different values were obtained acording to cultivars and treatments.

Bahçe bitkileriDöllenmeTrabzon hurması
Gülsüm Sayılıkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Domateste topraksız yetiştiricilikte değişik substrat karışımlarının ve bitki kök bölgesi ısıtmasının bitki gelişimi, verim, erkencilik ve ürün kalitesine etkileri

öz Bu çalışma, substrat kültüründe yetiştirilen domatesler için uygun olabilecek substratların saptanması ve kök bölgesi ısıtmasının etkilerinin belirlenmesi amacıyla, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde, 1992-1994 yılları arasında yürütülmüştür. Bitkisel materyal olarak birinci yıl Galit 135 Fi, ikinci yıl Fantastic 144 Fi domates çeşidi kullanılmıştır. Substrat materyali olarak, deneme I 'de perlit, ponza ve karışım (1:1:1 oranlarında ponza+torf+mantar kompost atığı); deneme II 'de perlit, ponza, mantar kompost atığı ve perlit ile ponza'ya değişik oranlarda (% 25, 50, 75) mantar kompost atığı karıştırılarak hazırlanan karışımlar; deneme III 'te ise perlit, ponza ve karışımın yeni ve daha önce bir yıl yetiştiricilikte kullanılmış olanları denenmiştir. Kök bölgesi sıcaklığı, soğuk kış aylarında kontrole (ısıtılmayan) göre ortalama 2-5°C yükseltilebilmiştir. Araştırmadan aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir; 1. Substratlardaki kök bölgesi sıcaklığının ısıtılmayanlara göre 2-5°C yükseltilmesi çok önemli avantajlar sağlamamıştır. 2. Yerli substratlardan perlit ve ponza 'nm mantar kompost atığı ile ayrı ayrı 1:1 oranında karıştırıldığı zaman, perlit, ponza ve mantar kompost atığının tek başına kullanılmasına göre daha yüksek toplam verim ve kaliteli ürün alınmıştır. 3. Torba ve kanal kültürünün toplam verim ve ürün kalitesi yönünden birbirine benzer sonuçlar verdiği anlaşılmıştır. 4. Bir yıl kullanılmış perlit, ponza ve karışım (torf+mantar kompost atığı +ponza) ortamlarından yeni perlit, ponza ve karışım ortamları kadar ürün alınabileceği saptanmıştır. Kullanılmış ortamların yeniden yetiştiricilikte kullanılması halinde, özellikle fumigasyon veya sterizilasyon yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

Bahçe bitkileriDomatesKültür ortamı+2
Mustafa Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00