Aydın Adnan Menderes University
Anabilim Dalı

Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı

Aydın Adnan Menderes University

718

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Klasik ve biyoteknolojik ıslah yöntemleriyle yeni turunçgil çeşit ve anaçlarının geliştirilmesi

Bu çalışmada, ülkemiz turunçgil endüstrisinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kurgulanmış mutasyon ve melezleme çalışmaları klasik ve biyoteknolojik yöntemlerin kullanımıyla yürütülerek turunçgil çeşit ve anaç popülasyonları oluşturulmuştur. Fiziksel mutajen olarak 60Co gama ışınının kullanımıyla Hernandina ve Ortanique çeşitlerinden sırasıyla 363 ve 852 adet M1V3 aşamasında fidan elde edilmiş ve 1215 bireyden oluşan popülasyon araziye dikilmiştir. Ayrıca çalışmada Klemantin 22D mandarini, W.Murcott mandarini ve Moro kan portakalı çeşitlerinde kimyasal mutasyon uygulamaları yapılmış, çeşitlerin aşı gözleri ve sürgünleri farklı süre ve dozlarda kolhisin çözeltisi içerisinde bekletilerek tetraploid formları elde edilmiştir. Öte yandan, ülkemizin gereksinim duyduğu kireçli topraklara adapte olabilen, tristeza virüs hastalığı ve Phytophthora citrophthora etmeninin neden olduğu kök ve kök boğazı çürüklüğü hastalığına tolerant yeni turunçgil anaçları geliştirilmesine yönelik olarak hem klasik hem de somatik melezleme yöntemleri kullanılmıştır. Citrus ve Poncirus cinsleri içerisinde yer alan 10 genotip kullanılarak 6 melezleme kombinasyonu gerçekleştirilmiş ve elde edilen 736 adet bitkiden 273 bitkinin melez olduğu morfolojik olarak ve moleküler markırlar aracılığıyla tespit edilmiştir. Ayrıca 3 kombinasyon oluşturularak yapılan somatik melezleme çalışmasında 4 bitki rejenere edilmiş, fakat bu bireylerin allotetraploid somatik melez olmadığı, flow sitometri cihazıyla yapılan ploidi analiziyle belirlenmiştir.

Berken Çimen
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pozantı koşullarında yetiştirilen İtalia ve Hamburg misketi üzüm çeşitlerinde farklı göz yükü ve düzenlenmiş kısıntılı sulama uygulamalarının etkisi

Bu çalışma, iki farklı Düzenlenmiş Kısıntılı Sulama (RDI-Regulated Deficit Irrigation) (RDI-1 ve RDI-2) ve göz yükü uygulamasının İtalia ve Hamburg Misketi sofralık üzüm çeşitlerinin verim ve kalite özellikleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla, 2012-2013 ile 2013-2014 yetiştirme dönemlerinde Çukurova Üniversitesi Pozantı Tarımsal Araştırma Merkezi'nde (POZMER) 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Sulama zamanının belirlenmesinde çiçeklenme öncesi dönem için -1.0 MPa (-10 bar), tane tutumu-ben düşme ile ben düşme-olgunluk dönemleri arasında -1.3 MPa (-13 bar), olgunluk dönemi sonrasında ise -1.2 MPa (-12 bar) yaprak su potansiyeli değerleri dikkate alınmıştır. RDI-1 sulama konusunda tane tutumu-ben düşme ile ben düşme-olgunluk dönemleri için yığışımlı Epan değerinin sırasıyla %50 ve %75'i; RDI-2 sulama konusunda ise aynı dönemler için Epan değerinin sırasıyla %75 ve %50' si verilmiştir. Tüm sulama konularında ürün yükleri, ortalama çubuk ağırlıklarına göre: Normal göz yükü (ilk 500 g çubuk ağırlığı için 20, sonraki ilave her 500 g için 10 göz daha) ve Normal göz yükünün iki katı göz yükü olacak şekilde düzenlenmiştir. Sulama ve daha yüksek göz yükü uygulamaları üzüm verimini çeşitlere göre değişen düzeyde her iki yılda bir miktar artırmıştır. Salkım ve tane ağırlığının da sulanan asmalarda daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sulanan asmalarda toprak su içeriği değerlerinde artışlar kaydedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağcılık, düzenli kısıntılı sulama, ürün yükü, kalite, yaprak su potansiyeli

Rafet İyice
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Citrullus lanatus var. Lanatus ve C. Lanatus var. Citroides türlerinde anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde edilmesi

Bu araştırma Citrullus lanatus var. lanatus ve Citrullus lanatus var. citroides karpuz türlerinde anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde etmek amacıyla yapılmıştır. Denemede Citrullus lanatus var. lanatus alt türüne ait 1 açık tozlanan çeşit (Halep Karası) ve 1 hibrit çeşit (Crimson Tide) ve Citrullus lanatus var. citroides alt türüne ait 2 genotip (PI 296341 ve PI 189225) yer almıştır. Anter kültürü uygulamalarında 2 mg/l 2.4-D + 90 g/l sakkaroz takviye edilmiş MS besi ortamı sabit kullanılmış olup, farklı dozlarda (1 ve 1.5 mg/l) 6-Benzylaminopurine (BAP) denenmiştir. Ayrıca ortam içeriklerine, poliaminlerin etkisinin incelenmesi amacıyla da farklı dozlarda (500 ve 1000 µM/l) ayrı ayrı ve her ikisi birlikte spermidin (SPD) ve putresin (PUT) eklenmiştir. Araştırmada 14 farklı ortam kombinasyonu denenmiştir. Çalışmada iki farklı deneme kurulmuştur. Birinci denemede çiçek tomurcukları antezisten 1 gün önce toplanmış ve anterler 32°C'de 2 gün karanlıkta bekletildikten sonra kültüre alınmıştır. İkinci denemede ise antezisten 2 gün önce toplanan tomurcuklar ön sıcaklık uygulamasına tabi tutulmadan kültüre alınmıştır. Sonuçlar incelendiğinde farklı ortamlarda kullanılan genotipler bazında değişen oranlarda anter gelişimi ve kallus oluşumu görülmekle birlikte bitkiye dönüşüm gerçekleşmemiştir. Poliamin (SPD ve PUT) kullanımının karpuzda anter kültürüne etkisi ise net olarak görülmemiştir.

Furkan Cihad Akbaş
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de doğal yayılış gösteren bazı eğrelti türlerinde gametofit evreden sporofit evreye geçiş sürecinin doku kültürü ve yeni nesil biyoreaktör sistemi ile araştırılması

Bu tez çalışmasında Türkiye'de doğal yayılış gösteren bazı eğrelti türlerinin gametofit evreden sporofit evreye geçişini sağlamak amacıyla in vitro'da katı kültür ile geçici daldırma sistemlerinden Plantform biyoreaktör sistemi kullanılmış ve bitkiye dönüşümleri sağlanmıştır. Çalışmada Asplenium trichomanes, Asplenium scolopendrium ve Asplenium ceterach türleri kullanılmıştır. Tez kapsamında ön çalışma olarak NAA (0, 1.0 mg/L), BA (0, 0.5, 1.0 mg/L) ve GA3 (0.5 mg/L) kombinasyonlarını içeren 1/2 MS besin ortamında sporofit sayısı (bitkicik/kavanoz) ve sporofit boyu (cm) parametrelerine bakılmıştır. Ana deneme olarak NAA (0.1-0.5 mg/L) , BA (1.0 mg/L) ve KIN (1.0 mg/L) konsantrasyon kombinasyonlarını içeren 1/2 MS besin ortamı kullanılarak gametofitlerin in vitro'da gelişimleri gözlemlenmiştir. Plantform sistemi için Asplenium trichomanes türünde 1/2 MS içeren besin ortamında 3 saat ve 6 saat daldırma süresi denenmiştir. En iyi daldırma süresi 3 saat olarak belirlenmiş ve bu süre diğer 2 tür içinde uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda Plantform sisteminde bitkiye dönüşüm oranı ve kalitesinin daha iyi olduğu gözlemlenmiştir.

Senem Uğur
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı zeytin (Olea europaea L.) çeşitlerinde OeCHLP geni ekspresyon seviyesi ile bazı kimyasal özelliklerin belirlenmesi

Bu çalışma, 2017 ve 2018 yılları arasında Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü'nde yürütülmüştür. Çalışmada, ''Zeytin Genetik Kaynakları Koruma Parseli'nde'' yeralan 39 zeytin çeşidi örneklerinde geranylgeranyl reduktaz (OeCHL P) geninin ekspresyon seviyeleri iki olum aşamasında (yeşil ve siyah olum) belirlenmiştir. RT-PCR analizleri sonucunda OeCHL P transkripsiyon seviyesi en yüksek beş çeşitte fenolik bileşik (hydroxytyrosol, tyrosol ve oleuropein) ve α-tokoferol miktarları iki yıl süreyle araştırılmıştır. 2017 yılı yeşil olum döneminde Sinop No 5 (1,00) ve Uslu (3,01), siyah olum döneminde Girit Zeytini (1,17), İzmir Sofralık (1,07) ve Çilli (1,04) çeşitleri en yüksek gen ekspresyon seviyelerine sahip olmuşlardır. 2018 yılında Uslu (2,96) ve Sinop No 5 (2,52) çeşitleri yeşil olum döneminde, Çilli (2,75) ve Nizip Yağlık (2,05) çeşitleri siyah olum döneminde, Eşek Zeytini (Ödemiş) (1,60-2,95) ise her iki olum döneminde gen ekspresyonu yüksek çeşitler olarak bulunmuştur. Bu çalışma sonucunda OeCHL P gen ekspresyon seviyelerinin yıllara, çeşitlere ve olgunluk aşamalarına göre değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca çeşitlerin fenolik bileşik içerikleri olgunlukla azalmış, α-tokoferol içerikleri ise çeşitlerin çoğunda olgunlukla azalırken, bazılarında artmıştır.

Filiz Baysal
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kestanede farklı ortamların çimlenme ve çöğür gelişimi üzerine etkisi

Bu çalışma, kestane fidanı yetiştiriliciliğinde farklı ortamların çimlenme ve çöğür gelişimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme ve uygulama bahçesinde 2017 ve 2018 yıllarında yürütülmüştür. Her iki deneme yılında da torf, perlit, zeolit, vermikülit, pomza, bahçe toprağı, hindistan cevizi kabuğu, kestane kirpisi ve curuf ortamları ve/veya karışımlarından oluşan toplam 10 farklı ortam çalışma kapsamına alınmış ve kestane tohumları söz konusu ortamların bulunduğu 0,85 L'lik saksılara ekilmişlerdir. Denemede kullanılan ortamlara göre kestane tohumlarının çimlenme oranları ve çöğür gelişimlerine ilişkin vejetasyon dönemi sonunda çöğür boyu (cm), çöğür çapı (mm), çöğür boy ve çap üniformitesi (CV, %), yaprak sayısı gibi parametrelere ilişkin ölçümler yapılmıştır. 2017 yılı denemesinde; pomza ve torf ortamında en yüksek çimlenme başarısına ulaşıldığı; bunu hindistan cevizi kabuğu ile torf + perlit ortamının izlediği belirlenmiştir. 2018 yılı denemesinde ise zeolit ile zeolit + perlit ortamından en yüksek çimlenme oranı değerleri elde edilmiştir. Çöğür gelişim kriterleri açısından 2018 yılı denemesinde, özellikle birinci yılın sonunda aşıya gelme oranının yüksek olması açısından oldukça önemli parametrelerden olan çöğür boy ve çap değerleri açısından, ortamlar karşılaştırıldığında torf, torf + perlit ve hindistan cevizi kabuğu ortamlarında yetiştirilen kestane çöğürlerinin diğer ortamlara göre en iyi performansı gösterdiği ortaya konmuştur.

Hüseyin Bilkay
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydın'da Memecik zeytin çeşidinin farklı yüksekliklerde fenolojik pomolojik ve bazı biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma farklı yüksekliklerin zeytin kalitesine olan etkilerini ortaya koymak amacıyla, 2015 ve 2017 yıllarında Aydın'ın hemen doğusundaki merkeze bağlı Yılmazköy (100 m) ve kuzey komşusu Karaköy (750 m) sınırları içersine kalan iki farklı bahçede yürütülmüştür. Meteorolojik ölçümler 750 m yükseklikteki ortalama sıcaklığın 100 m değerlerinden 2.0-3.9°C daha düşük, nisbi nem değerlerinin ise % 0.1-12.5 oranında daha yüksek olduğunu göstermiştir. Fenolojik ölçümlerde, 100 m rakımda, ilk çiçeklenme tarihleri 17 Nisan-04 Mayıs, tam çiçeklenme 21 Nisan-08 Mayıs ve çiçeklenme sonu 25 Nisan-18 Mayıs olarak belirlenmiştir. 750 m rakımda ilk çiçeklenme 12-22 Mayısta, tam çiçeklenme 15 Mayıs-02 Haziran ve çiçeklenme sonu 27 Mayıs-07 Haziran olarak belirlenmiştir. Pomolojik ölçümlerin ortalamalarına göre; meyve eni, boyu, meyve indeksi, meyve ağırlığı, çekirdek eni, boyu, çekirdek ağırlığı ve nem oranı sonuçlarının, düşük rakımdaki zeytinlerde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yüksek rakımdaki zeytinlerde ise et oranı ve olgunluk indeksi değerleri daha yüksektir. Toplam sterol miktarının 100 m rakımdaki yağlarda yüksek olduğu tespit edilmiştir. Oleik asit, fenolik bileşikler ve yağ randımanı değerlerinin ise 750 m rakımdaki yağlarda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zeytin, Memecik, rakım, fenoloji, pomoloji, biyokimyasal özellikler.

Barış Ulubeli
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Limonda farklı kimyasal uygulamalarının muhafaza üzerine etkileri

Turuçgiller gerek dünya gerekse Türkiye açısından çok önemli meyve gruplarından bir tanesidir özellikle Citrus lemon (L.) Burm. F (Limon) türü sağlık ve gıda sanayisinde geniş kullanımı ile yetiştiriciliği gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Günümüzde yetiştiriciliğin yanı sıra muhafaza sırasındaki kayıplarıda en aza indirgemek amacı ile yapılan çalışmalarda büyük önem kazanmıştır. Bu çalışmada farklı kimyasal uygulamaların ve onların kombinasyonlarının Kütdiken limon çeşidinin muhafazası süresince bazı kalite kriterlerinde oluşturduğu değişimler araştırılmıştır. Yapılan kimyasal uygulamalar; İmazalil, Imazalil+Scholar, Imazalil+Scholar (Fludioxonil)+Propicanazole, Philabuster, Propicanazole+Imazalil ile duşlama şeklinde muamele edilmiştir. Kontrol grubu meyvelerin bir kısmı hutbak sarma kağıdı ile sarılmış, diğer kısmı kağıda sarılmadan muhafaza edilmiştir. Uygulamalar sonrasında meyveler 10C sıcaklık ve %85-90 oransal nem koşullarında 6 ay muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince aylık periyotlar ile meyvelerde ağırlık kaybı (%), kabuk rengi, çürüme oranı (%), kabuk yanma oranı (%) ve görsel kalite, kabuk kalınlığı (mm), usare miktarı (%), titre edilebilir asit miktarı (%), suda çözünür kuru madde (%) miktarına bakılmıştır. Ayrıca meyvelerde kalıntı analizleride yapılmıştır. Bu araştırmada elde edilen verilere göre Kütdiken meyvelerinin çürük oranı, ağırlık kaybı ve diğer kalite kriterleri açısından en iyi sonuç veren uygulamalar sırasıyla İmazalil+Scholar+Propicanazaole+Hutbak kağıtlarına sarma, Propicanazole+İmazalil+Hutbak kağıtarına sarma kombinasyonları olarak belirlenmiştir.

Nurhan Çıldır
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Organik zeytin yetiştiriciliğinde farklı toprak iyileştiricilerin ağaç gelişimi ile meyve verim ve kalitesi üzerine etkisi

Konvensiyonel tarım kapsamında toprak verimliliğinin sağlanması ve bitki besin madde ihtiyacının karşılanması amacıyla, sentetik kimyasal gübreler yaygın olarak kullanılmaktadır. Oysa, organik tarım kapsamında bu amaçla, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti ve toprak muhafazasını tavsiye eden uygulamalar dışında Organik Tarım Yönetmeliğinin eklerinde yer alan ve Ek-1 olarak ifade edilen "Organik Tarımda Kullanılacak Gübreler, Toprak İyileştiriciler ve Besin Maddeleri (Deniz yosunu üretimi dâhil)" listesinde yer alan ve kullanımına izin verilen maddelerin kullanımı söz konusudur. Ancak, söz konusu bu maddelerin kullanımına ve etkinliğine ilişkin yeterli literatür bilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, organik zeytin üretim sertifikasına sahip olan bir bahçede, Yamalak Sarısı zeytin çesidine ait ağaçlarda organik tarım yönetmeliğinde izin verilen toprak iyileştiriciler olan temel curuf, perlit ve zeolit (Klinoptilolit) ile besin maddesi olarak vermicompost ve deniz yosunu uygulamalarının ağaç gelişimi ile verim ve kalite üzerine etkilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Söz konusu maddelerin etkilerini belirlemek amacıyla, zeytin ağaçlarında fenolojik, morfolojik ve pomolojik gözlem ve analizler yapılmıştır. Yapılan gözlemler ve analizler neticesinde uygulama gruplarının tümünden kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Genel olarak deniz yosunu ve vermicompost uygulamaları ağaç gelişimi ile meyve verim ve kalitesi açısında en iyi sonuçları vermiştir.

Abdullah Dündar
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir (Boztepe) yöresinde doğal olarak yetişen alıç genotiplerinin bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2021-2022 yıllarında Kırşehir ili Boztepe ilçesinde doğal olarak yayılış gösteren alıç genotipleri üzerinde yürütülmüştür. Binlerce bitkinin olduğu bölgeden seleksiyon kriterlerine uygun üstün vasıflı olabilecek genotipleri tespit etmek amacıyla, Eylül ayında meyve özelliklerine göre bir ön seleksiyon yapılmış ve 50 genotip belirlenmiştir. Seçilen bu genotiplerden Ekim ayında (hasat olumunda) pomolojik analizler için meyve örnekleri alınmıştır. Pomolojik analizlerde; meyve ağırlığı, meyve eni ve boyu, meyve eti oranı, çekirdek sayısı,çekirdek ağırlığı, çekirdek eni ve boyu, meyve kabuk rengi, meyve şekli, meyve dış tüylülük, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), toplam kuru madde, titre edilebilir asit miktarı (TA) ve pH belirlenmiştir. Genotiplerin meyve ağırlıkları 0.89 g ile 2.79 g, meyve eni 12.33 mm ile 18.89 mm, meyve boyu 10.77 mm ile 16.01 mm, SÇKM miktarı %4.2 ile %19.3 ve toplam kuru madde miktarının %49 ile %90 arasında dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre 9 adet genotip ümitvar olarak belirlenmiştir.

Gizem Göztak
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı kardeş bitkilerin alabaşın (Brassica oleracea var. gongylodes ) verim ve kalitesine etkisi

Sürdürülebilir tarım hedefiyle yapılan uygulamalardan biri olan kardeş bitkiler üretim yönteminin, alabaş (Brassica oleracea var. gogylodes) yetiştiriciliğinde verim ve bazı kalite parametrelerine etkisi araştırılmıştır. Kardeş (yardımcı bitki) bitki olarak bakla seçilmiştir. Kaçırıcı bitki olarak kadife çiçeği yer almıştır. Her birinin alabaşa etkisini gözlemlemek için farklı kombinasyonlarla üretim parselleri oluşturulmuştur. Sadece alabaş dikimi ile oluşturulan kontrol uygulaması (AxA), alabaş-kadife çiçeği (AxK), alabaş-bakla (AxB), alabaş-bakla-kadife çiçeğinin (AxBxK) birlikte dikildiği uygulama olmak üzere, dört uygulama kombinasyonu düzenlenmiştir. Denemede ele alınan parametrelerin büyük kısmında alabaş ve baklanın birlikte yetiştirildiği (AxB) uygulamasının iyi sonuç verdiği gözlemlenmiştir. Alabaşın tüketilen kısmı olan gövde ile ilgili çap, boy, ağırlık değerleri en yüksek AxB uygulamasından elde edilmiş ve en yüksek verim 1074,7 kg/da olmuştur. En düşük verim ise 670,8 kg/da ile AxA kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Gövde serliği en yüksek AxBxK uygulamasından elde edilmiştir (35,08N). SÇKM değeri en yüksek olan uygulama AxK uygulaması %8,8 olmuştur, en düşük sonuç ise %7,47 ile AxA kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Yabancı ot ile mücadele sebzecilikte önemli konulardan biridir. Bu açıdan bakıldığında AxBxK uygulaması parsel başına 9,3 adet yabancı ot ortalaması ile en düşük sonucu verirken, AxA kontrol uygulamasında parsel başına 28,7 adet yabancı ot ile en yüksek sonucu vermiştir. Elde edilen sonuçlar alabaş yetiştiriciliğinde kardeş bitkiler uygulamalarının hem verim, hem kalite hem de yabancı ot ile mücadele açısından önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Daha farklı bitkiler ve ilave parametrelerle geniş alana yayılan denemeler kurarak bu yöntemin sebze yetiştiriciliğindeki sonuçları izlenmeli ve pratiğe aktarılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Kardeş bitki, Birlikte ekim, Alabaş, Bakla, Kadife çiçeği

Doğa Sümbül
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aksaray'da yetiştirilen farklı kurt üzümü (Lycium barbarum L., Lycium chinense Miller) türlerininin değişik olgunlaşma dönemlerindeki meyvelerinde bazı pomolojik ve biyokimyasal parametrelerin belirlenmesi

Kurt üzümü bitkisinin meyvesi, yaprakları, kökleri sağlıklı bir gıda olup, antikanserojen, antimutajen, antiaging özelliklerinden dolayı tıbbi amaçlı olarak insanlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışmada amaç, Aksaray ili Kargın köyünde yetiştirilen Lycium barbarum (HZR1, HZR2, HZR3) ve Lycium chinense (M1 ALTUNİ) kurt üzümü türlerine ait genotiplerin yeşil, alaca, olgun, kuru dönemlerinde alınan meyve örneklerinde bazı pomolojik [meyve eni (mm), boyu (mm), meyve ağırlığı (g/100 meyve), SÇKM (%), renk] ve biyokimyasal [şeker, organik asit ve C vitamini (mg/100g)] içeriklerini HPLC (Yüksek Performanslı Sıvı Kromotografisi) tekniği ile kalitatif ve kantitatif olarak belirlemektir. Olgun dönemde meyve ağırlığı en yüksek HZR1 genotipinde 84.49 (100 meyve/g), en yüksek meyve eni HZR1 genotipinde 11.98 mm, en yüksek meyve boyu ise HZR2 genotipinde 23.49 mm olduğu tespit edilmiştir. Renk özellikleri bakımından değerlendirildiğinde; olgun dönemdeki meyvelerde en yüksek L* değeri (40.13), en yüksek b değeri (56.55) ve en yüksek C değeri (65.51), en yüksek Hue° değeri (59.68) M1 ALTUNİ genotipinde, en yüksek a değeri (44.20) HZR1 genotipinde olduğu belirlenmiştir. En yüksek SÇKM değeri % 42 HZR3 genotipinde belirlenmiştir. Kuru dönemde en yüksek titreedilebilir asit içeriği HZR2'de (% 1.35) olmuştur. Sonuç olarak tüm olgunlaşma dönemleri dikkate alındığında dane iriliği bakımından en yüksek HZR1, renk değerleri ve şeker içeriği bakımından en yüksek M1 ALTUNİ, organik asit içeriği bakımından ise hem dönem hem de genotipler arasında önemli farklılıklar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lycium spp., kurt üzümü, pomoloji, renk, şeker, organik asit

İlbilge Oğuz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerli, standart ve hibrit biberlerde (Capsicum annuum L.) bazı verim ve kalite özelliklerinin incelenmesi

Aydın'da uzun yıllardır üretilen ve sevilerek tüketilen, dört yerli biber popülâsyonunu, piyasada bulunan standart ve hibrit biber (Capsicum annuum L.) çeşitleri ile karşılaştırmak amacıyla kurulan denemede, söz konusu biberlerin bazı morfolojik, pomolojik ve fitokimyasal özellikleri incelenmiştir. En yüksek verime 3,1 ton/da ile Bozdoğan popülasyonunda ulaşılmış, en düşük verim ise 2,1 ton/da ile Hibrit çeşitten elde edilmiştir. Meyve başına tohum sayısı açısından 89 adet tohum ile Çiftlik populasyonu ilk sırada yer alırken, hibrit çeşit 52 adet tohum ile sonda yer almıştır. SÇKM değeri olarak Çiftlik biberi (6,1) en iyi sonucu verirken, en düşük kuru madde miktarı Hibrit çeşitte (5,5) elde edilmiştir. Meyve eti kalınlığı 2,7 mm ile en kalın Hibrit çeşitte ölçülürken, 2,2 mm ile en ince Bozdoğan popülâsyonunda ölçülmüştür. İlk hasada kadar geçen gün sayısı 45 gün ile Hibrit çeşitte, 59 gün ile Çiftlik popülâsyonunda gözlenmiştir. Taze biberde fenolik madde miktarı bakımından öne çıkan çeşit Yenipazar (Kateşin 59,6 mg/kg, Şiringik 2,4 mg/kg, Ferulik 4,2 mg/kg, quercetin 3,1 mg/kg) ve Bozdoğan (Protokateşik 9,5 mg/kg, Vanilik 6,5 mg/kg, Kafeik 5 mg/kg, Rosmarinik 30,3 mg/kg) popülasyonları olmuştur. Kuru biberde fenolik madde miktarı bakımından yine yerli populasyonlardan Çiftlik (Vanilik 119,6 mg/kg), Yenipazar (Kateşin 447,4 mg/kg) ve Bozdoğan (Protokateşik 30,8 mg/kg, Kafeik 264,1 mg/kg, Sinapik 138 mg/kg, Rosmarinik 504,1 mg/kg) popülasyonları olmuştur. Sonuçlar bazı parametreler açısından yerli biber çeşitlerimizin öne çıktığını işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Biber, Hibrit tohum, Yerli tohum, fenolik madde miktarı, morfolojik özellik

Hülya Gülcan
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türler arası melezleme ile biberde (capsicum annuum) genetik tabanın genişletilmesi ve androgenesisin kalıtımının belirlenmesi

Sunulan bu çalışmada, C. annuum (253A ve İnan3363) ve C. chinense (PI 159236) arasında yapılan melezlemelerle mevcut genetik tabanın genişletilmesi ve androgenesis özelliğinin kalıtımının belirlenmesi hedeflenmiştir. Deneme süresince, toplam 54 morfolojik özellik değerlendirilmiş ve ilk üç eigen değerine göre, 253A x PI 159236 melezlerinden oluşturulan F2 popülasyonunda toplam varyans %56 ve ortalama benzerlik katsayısı r=0.99, İnan3363 x PI 159236 melezlerinden oluşturulan F2 popülasyonunda ise toplam varyans %87 ve ortalama benzerlik katsayısı r=0.89 olarak bulunmuştur. Haploid bitki üretme yöntemlerinden androgenesis özelliğinin biber ıslahında daha etkin şekilde kullanılması amacıyla kalıtımının belirlenmesinde; androgenesis özelliği yüksek İnan3363 ve düşük PI 159236 ile oluşturulan popülasyonda,özelliği kontrol eden gen sayısı 2.46, geniş anlamda kalıtım derececi (h2b) 0.97, dar anlamda kalıtım derecesi (h2n) 0.20, genetik varyans 113.83, eklemeli gen varyansı 23.92, dominans gen varyansı 89.91 ve çevre varyansı ise 3.59 olarak hesaplanmıştır. Eklemeli ve dominant gen etkisi, %21 ve %79 olarak kaydedilmiştir. 253A ve PI 159236 ile oluşturulan popülasyonda, özelliği kontrol eden gen sayısı 1.96, geniş anlamda kalıtım derececi (h2b) 0.96, dar anlamda kalıtım derecesi (h2n) 0.65, genetik varyans 91.83, eklemeli gen varyansı 62.71, dominans gen varyansı 29.12 ve çevre varyansı ise 3.49 olarak hesaplanmıştır. Eklemeli ve dominant gen etkisi, %68 ve %32 olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Biber, türler arası melezleme, genetik taban, androgenesis, kalıtım

Nihal Denli
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aminoethoxyviniylglycine (AVG) ve gibberellik asit (GA3) uygulamalarının hakko armut çeşidinde hasat önü döküm miktarı ve meyve kalitesine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışma hasat öncesi Aminoethoxyvinilgylcine (AVG) ve Gibberellik asit (GA3) uygulamalarının BA29 anacı üzerine aşılı 'Hakko' armut (Pyrus pyrifolia) çeşidinde hasat önü meyve döküm miktarına ve meyve kalitesine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2021-2022 yıllarında Ankara İli Bala ilçesinde yer alan özel bir üreticiye ait meyve bahçesinde yürütülmüştür. Tahmini hasat tarihinden 4 hafta önce 50-100-150 mg/l AVG ile 25-50-75 mg/l GA3 uygulanmıştır. Meyveler tam olgunluk tarihinde hasat edilerek; kümülatif döküm yüzdesi, verim, meyve ağırlığı, meyve eni ve boyu, meyve sapı eni ve uzunluğu, meyve eti sertliği, meyve rengi gibi pomolojik özellikler ile suda çözünür kuru madde (SÇKM), pH ve titre edilebilir asitlik (TA) gibi kimyasal özellikler değerlendirilmiştir. Hasat döneminde tüm AVG ve GA3 dozlarının kontrol uygulamasına (% 6.78) göre kümülatif döküm oranını azalttığı görülmüştür. Genel anlamda GA3 uygulamalarında ağaç başına verim yüksek bulunmuştur. Gerek AVG gerekse GA3 uygulamalarında meyve ağırlığı, meyve eni ve boyu, meyve eti sertliği, SÇKM ve pH üzerine etkisi istatistiki olarak çok önemli bulunmuştur. Hem AVG hem de GA3 uygulamalarında hasat önü meyve döküm miktarının düştüğü ve meyve kalite özelliklerinin kontrole göre daha iyi olduğu görülmüştür.

Yasin Ay
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadife çiçeğinin (Tagates erecta L.) gelişimi ve çiçek kalitesi üzerine bazı mikrobiyal gübrelerin (BBDR ve mikoriza) etkileri

Bu çalışma 2021-2022 yıllarında ısıtmasız sera içerisinde yetiştirilmiş kadife çiçeği (Tagates erecta L.) türünde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada farklı bakteri ırklarından oluşan BBDR solüsyonlarının ve mikorizanın kadife çiçeğinin gelişimi üzerine etkileri belirlenmiştir. Denemede morfolojik, fizyolojik ve fenolojik parametreler incelenmiştir. Vejetasyon süreci boyunca mayıs, haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında toplanan verilerin ortalamaları alınmış ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Bitki boyu, bitki çapı, çiçek boyu, çiçek çapı, çiçek verimi ve kök parametreleri açısından mikrobiyal gübre uygulamaları istatistiki anlamda kontrol grubundan ayrılarak daha iyi sonuçlar vermiştir. Bunlar arasında 4. uygulama genel anlamda öne çıkan uygulama grubu olmuştur. Yaprak alanı ve antosiyanin bakımından sonuçlar genel anlamda önemsiz bulunmuşken, klorofil birikimi açısından da 4. uygulamaöne çıkan uygulama grubu olmuştur. Aynı zamanda ilk çiçeklenme tarihi bakımından da uygulama gruplarının hepsi kontrol uygulamasından ayrılmış ve erken çiçeklenmeyi sağlamıştır. Veriler ışığında, mikrobiyal gübrelerin tekli veya birlikte kullanımı şeklinde yapılan uygulamaların bitkilerin gelişim parametrelerinde önemli farklılıklar oluşturduğu ve 4. uygulamanın ise öne çıkan uygulama olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadife, BBDR, Mikoriza, Tagates erecta

Arbüsküler mikoriza fungusRizobakterilerVeziküler arbüsküler mikoriza
Berna Keles
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı yararlı mikroorganizmaların kalkerli toprakta yetiştirilen çilek (Fragaria vesca) bitkisinde etkinliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma 2022-2023 yılları arasında, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ısıtmasız uygulama serasında yürütülmüştür. Araştırmada bitkisel materyal olarak San Andreas gün-nötr çilek çeşidi, bakteri uygulaması olarak ise Bacillus subtilis (27),Pantae agglomerans (86), Chryseobacterium elymi (39), Bacillus aryabhattai (33) izolatları ile oluşturulmuş2 farklı karışım A: 27+86+39, B:27+39+33 ve ticari mikorizal preparat(C) solüsyon şeklinde uygulanmıştır. Bakteri ve mikorizal mantarların tek veya karışım halinde uygulamalarının büyüme ve verim parametreleri üzerine etkileri incelenmiştir. Değerlendirmeler sonucunda meyve verimine dayalı parametrelerde bakteri ve mikorizal uygulamaların etkili olduğu belirlenmiştir. Yaprak ve yaprak özelliklerine dayalı parametrelerde ise yaprak alanı üzerine uygulamaların etkilerinin istatistiksel açıdan önemsiz olduğu, Spad ve total pigment (ACI)açısından ise etkili olduğu gözlenmiştir. Bakteri ve mikorizal uygulamar makro ve mikro besin elementi alınımını genellikle artırmıştır. Araştırmalar sonucunda bakteri mikoriza uygulamaların San andreas çilek çeşidinin verim ve kalitesinde olumlu etkiler yaptığı, daha az kimyasal kullanılarak çilek yetiştiriciliğine yardımcı olabileceği ve kalkerli topraklarda bitki besin elementi alımını iyileştirebileceği tespit edilmiştir.

İbrahim Dinç
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı ıslah kademelerindeki çerezlik kabak (Cucurbita pepo L.) hatlarının morfolojik karakterizasyonu

Bu çalışmada, S3 kademesinde 24 adet kabuksuz ve S2 kademesindeki 9 adet kabuklu çerezlik kabak hattında (Cucurbita pepo L.) Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerinin Korunması Birliği'nin (UPOV) 50 adet kriterlerine göre değerlendirme ve kendileme yapılmış olup, ayrıca 15 adet bitki, meyve ve tohum özellikleri bakımından hatların morfolojik ve agronomik özellikleri belirlenmiştir. Tüm morfolojik ve agronomik özellikler ile yapılan kümeleme analizi sonucunda dört ayrı grup tanımlanmıştır. İki grupta kabuksuz hatlar yer alırken, diğer iki grupta ise kabuklu hatlar yer almıştır. Grup 4'te sadece meyve yüzeyinde siğil bulunduran ve meyve çapı en geniş olan 30'nolu kabuklu çerezlik kabak hattı yer alırken, Grup 3'te ise tohum çapı, boyu ve kalınlığı ile bin dane ağırlığı en yüksek ve tohum şekli geniş eliptik olan hatlar yer almıştır. Grup 2'de 8 ve 12'nolu meyve yüzeyinde oluk bulundurmayan kabuksuz çerezlik hatları yer almıştır. Grup 1'de ise meyve başına tohum verimi, toplam meyve ağırlığı, bitki başına tohum verimi ve meyve sayısı fazla, meyvesi uzun, benekleri büyük, olukları derin olan kabuksuz hatlar yer almıştır. Bitki ve meyve başına tohum verimi ve bin dane ağırlığı bakımından kabuksuz hatlar arasından; 8, 10, 11, 17, 18, 19 ve 20'nolu hatlar öne çıkarken, kabuklu hatlar arasından ise 29 ve 33'nolu hatlar öne çıkmıştır. Bitki ve meyve özellikleri tanımlanmış ve ümitvar olarak belirlenmiş bu hatlar, doğrudan yetiştiricilikte kullanılabileceği gibi, çalışma sonucunda tespit edilen genetik varyasyon ileride yapılacak ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere zengin gen havuzunun oluşturulmasına da önemli katkı sağlayabilecektir.

Sinan Şengöz
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı Dozlarda Poliamin (Spermidin) uygulamalarının açık alanda yetiştirilen çilek bitkisinin gelişim parametrelerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışma, poliamin (spermidin) uygulamalarının çilek bitkisinde gelişim parametreleri ve stres koşulları üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Bahçe bitkileri üzümsü meyveler bahçesinde yürütülmüştür. Çalışma Albion çilek bitkilerine 0.5 mM 1.0 mM 1.5 mM dozda uygulanan spermidin ve kontrol gruplarından oluşmuştur. 36 adet Albion nötr gün çilek fideleri 4 ayrı guruba ayrılırken her grup 9 bitkiden oluşmuştur. 90 günlük deneme sonucunda her gruptan şansa bağlı bitkiler seçilerek bitkilerin gelişim parametreleri incenip analizleri yapılmıştır. Her grup 3 tekerrür ve her tekerrür 12 bitkiden oluşmuştur. Sonuç olarak, spermidin uygulamaları Albion çilek çeşidi üzerinde pozitif yönde etki göstermitir. 1.5 mM lik ve 1.0 mM lik spermidin uygulamaları Albion çilek çeşidinin yaprak gelişim parametreleri üzeriene olumlu etkileri olmuştur. Ayrıca bu uygulamalar çileklerin meyve fiziksel özelliklerini pozitif yönde etkilemiştir. Spermidin uygulamalarının farklı dozlarının bitkinin morfolojik özelliklerine olumlu yönde etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir

Çilek
Ahmet Furkan Baloğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Domateste besin özellikleri ve kalitenin kuraklığa dayanıklılıkla arttırılması

Bu çalışmanın amacı, kuraklığa dayanıklılığı daha önceki projelerde belirlenmiş olan domates genotiplerinde yüksek besin içeriği ve kalite özellikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu amaçla iki yıl süren arazi ve laboratuvar çalışmalarında kuraklığa dayanıklı 10 domates genotipi ve 2 şahit çeşit kullanılmıştır. Tezde kullanılan bitkiler 2017 ve 2018 yıllarında ilkbahar-yaz dönemlerinde kontrol ve kuraklık uygulamalarına maruz bırakılmıştır. Kuraklık stresinde şahit çeşitlere kıyasla β-karoten içeriği, toplam şeker içeriği, L-askorbik asit, fenol, meyve Ca içeriği, meyve K içeriği ve meyve kuru maddesi %9.5, %31.77, %65.31, %27, %13.64, %23.46 ve %12.48 oranında artmıştır. L-askorbik asit ile meyve MDA, pH ve fenol arasında; yaprak stoma iletkenliği ile meyve hacmi arasında; membran zararlanma indeksi ile fenol arasında pozitif korelasyon görülmüştür. Meyve ağırlığı ile meyve hacmi, bitki yaş ağırlığı ve yaprak osmotik potansiyeli arasında yüksek pozitif korelasyon ortaya çıkmıştır. Yaprak su potansiyeli ile bitki kuru ağırlığı ve brix arasında aynı zamanda, yaprak malondialdehit (MDA) ile brix, bitki kuru ağırlığı, meyve süperoksit dismutaz (SOD) ve yaprak su potansiyeli arasında yüksek negatif korelasyon bulunmuştur. Yaprak stoma iletkenliği ile meyve kuru ağırlığı arasında ise negatif korelasyon ortaya çıkmıştır.

Sultan Dere
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Selekte edilmiş ileri kademelerde çerezlil kabak (Cucurbita pepo L.) hatlarının tuz stresine toleranslarının belirlenmesi

Küresel bir problem olan tuzluluk bitkilerde morfolojik yapının yanı sıra, fizyolojik ve biyokimyasal olayları da olumsuz etkileyerek, tarımsal üretimi gün geçtikçe sürdürülemez hale getirmektedir. Tuzluluk ile mücadelede birçok yöntem uygulanabilse de, tuza tolerant anaç veya çeĢit ıslahı bu konuda en etkili strateji olarak tercih edilmektedir. Bu çalıĢma, morfolojik karakterizasyonu yapılmıĢ S4 kademesindeki çerezlik kabak hatları içerisinden seçilen, tohum verimi ve çerezlik olarak kullanılabilme potansiyeli yüksek kabuklu ve kabuksuz 25 adet çerezlik kabak hatlarının tuza tolerans seviyelerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüĢtür. Bitkiler 136 L‟lik saksılarda havalandırmalı durgun su kültürü tekniği kullanılarak, kontrol ve 10 dS/m tuz stresi koĢullarında 28 gün boyunca büyütülmüĢtür. Ġncelenen morfolojik ve fizyolojik parametrelere göre çerezlik kabak hatlarının tuz stresine tolerans seviyeleri belirlenmiĢtir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde 8 ve 13 nolu hatlar tüm çerezlik kabak hatları içerisinde tuz stresine en hassas hatlar olarak tespit edilmiĢtir. Kabuksuz hatlar içerisinden özellikle 2, 6 ve 18 nolu, kabuklu hatlar içerisinde ise 24 ve 25 nolu hatlar diğerlerine kıyasla tuzlu koĢullara daha fazla tolerans göstermiĢlerdir. Tuz stresi koĢullarında yetiĢtirilen, çerezlik kabak hatlarının biomass ve fizyolojik özelliklerine dayalı hatların sınıflandırılması için temel bileĢen analizi (TBA) uygulanmıĢtır. Analize göre, toplam varyasyonun yaklaĢık %99‟unu iki temel bileĢen (PC 1: %98.56 ve PC 2: %0.91) oluĢturmuĢtur. Ayrıca korelasyon analizi yapılarak incelenen parametreler arasındaki iliĢkinin yönü ve gücü belirlenmiĢtir. Belirlenen tuz stresine toleransı yüksek çerezlik kabak hatları doğrudan tuzluluk problemi yaĢanan bölgelere yetiĢtiricilik için önerilebileceği gibi, çerezlik kabak sektörünün en büyük eksiği olan hibrit çeĢitlerin geliĢtirilmesi amacıyla yapılacak ıslah çalıĢmalarında kullanılmak üzere nitelikli gen havuzlarının oluĢturulmasına da katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Çerezlik kabak, Tuz stresi, Seleksiyon, Tolerant

Serhat Doğru
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kestanelerde derim sonrası bazı uygulamaların meyve kalitesi ve depolama süresi üzerine etkileri

Kestanelerde hasat sonrası yaşam potansiyelini uzatmak üzere, yapılacak olan bazı uygulamaların meyve kalitesi üzerine etkisini belirlemek ve dolayısıyla depolama süresini uzatmak amacıyla bu tez yürütülmüştür. Denemede, yöresel Kemer kestane çeşidi kullanılmıştır. Hasat sonrası putresin, salisilik asit, ozmotik dehidrasyon + sıcak hava kurutma, sıcak su banyosu, soğuk suda ıslatma uygulamaları ve kontrol grubu meyveleri 2±1⁰C'de %80-90 oransal nem koşullarında 210 gün (7 ay) süreyle depolanmıştır. Meyve örneklerinde depolama başlangıcında ve 30 gün aralıklarla kalite değişimlerini belirlemek için bazı fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Bu amaçla; ağırlık kaybı, nem içeriği, fiziksel kayıplar, meyve kabuğu ve eti rengi, toplam şeker, nişasta, fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivitesi belirlenmiştir. Raf ömrü kısmı için de her ay soğuk hava deposundan çıkartılan meyveler 4 gün 20°C'de %60±5 oransal nem koşullarında bekletilmiş ve soğuk hava deposunda depolama boyunca yapılan tüm analizler tekrarlanmıştır. Kestanelerde depolama süresine bağlı olarak 6. aya kadar kabul edilebilir düzeyde fiziksel kayıplar meydana gelmiştir. Fiziksel ve biyokimyasal analizler dikkate alındığında, soğuk su uygulaması diğer uygulamalara göre pazarlanabilir meyve oranını arttırması ve kaliteli meyve eldesi için daha iyi sonuçlar vermiştir. Anahtar Kelimeler: Kestane, soğukta muhafaza, putresin, salisilik asit, sıcak su, suda ıslatma, ozmotik dehidrasyon

Büşra Çalışkan
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı sofralık üzüm çeşitlerinde budama zamanı ve uygulamalarının fenoloji verim ve kalite üzerine etkileri

Bu araştırmada bazı sofralık üzüm çeşitlerinde erken ve geç kış budama zamanları (BZ) ile, kontrol, tane tutumunda 1/3 oranında salkım ucu alma (SUA) ve ben düşme zamanında gövdeden bilezik alma (BA) yaz budama uygulamalarının (UYG), fenoloji ile verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Ziraat Fakültesi uygulama bağında gerçekleştirilmiştir. Deneme bölünmüş parseller deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Uç gözlerden sürgünler 1-2 yaprak oluşturduğu dönemde geç kış budaması yapılması, uyanma zamanını Samancı Çekirdeksiz'de 6 gün, Alphonse Lavallée'de 5 gün geciktirmiştir. Bununla beraber verim ve kalite erken ve geç kış budamasından etkilenmemiştir. Samancı Çekirdesiz'inde ince korukta 1/3 oranında yapılan SUA, verim ve salkım ağırlığını etkilemez iken; tane ağırlık ve hacmini artırmış; olgunluğu ve renklenmeyi hızlandırmıştır. Samancı Çekirdesiz'inde ben düşmede gövdeden yapılan BA, verim ve salkım ağırlığı üzerinde etkili olmaz iken; tane hacmini, tane iriliğini, tane sertliğini artırmış; renklenmeyi ve olgunluğu hızlandırmıştır. Alphonse Lavallée'de İnce korukta 1/3 oranında yapılan SUA ise verim, salkım ağırlığı, salkım sıklığı, tane iriliği, olgunluk ve renklenme üzerinde etkili olmamıştır. Alphonse Lavallée'de ben düşmede ise BA ile verim, salkım ağırlığı, renklenme ve olgunluk etkilendirilmez iken; tane ağırlığı ve tane genişliği artmıştır. Her iki çeşitte de geç budamanın yapılması, ilkbahar geç donlarını önlemek için önerilmiştir. Samancı Çekirdeksiz çeşidinde ben düşme döneminde gövdeden BA ve tane tumunda 1/3 SUA; Alphonse Lavallée'de ise sadece gövdeden BA tavsiye edilmiştir.

Hasan Çiftçi
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı anaçların aşılı hıyarlarda (Cucumis sativus L.) bitki gelişimi, verim ve meyve özelliklerine etkileri

Bu çalışma Mardin ilinin Kızıltepe ilçesinde Salkım köyünde bulunan plastik sera koşullarında yürütülmüştür. Şampiyon Menderes Fı ile Solo Fı hıyar çeşitleri dört adet (Nun 9075 Fı, Acar Fı, Zorba Fı, TZ 148 Fı) türler arası Cucurbita hibrit (Cucurbita maxima × Cucurbita moschata) anacı üzerine aşılanmış ve aşısız hıyar çeşitleri de kontrol olarak kullanılmıştır. Aşılamanın çiçeklenme süresi, bitki boyu, ana gövde çapı ve boğum sayısı gibi bitki büyüme parametreleri, verim ile bazı meyve özellikleri (meyve sayısı, meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve boyu) üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada yer alan hıyar çeşitlerinden Solo Fı, Şampiyon Menderes Fı'e göre daha güçlü bitki gelişimine sahip olmuştur. Verim bakımından Nun 9075 Fı ve Zorba Fı anaçları öne çıkarken, Zorba Fı anacı üzerine aşılı Şampiyon Menderes Fı çeşidinde en yüksek verim (10.55 kg/m2) elde edilmiştir. Zorba Fı anacı meyve sayısı ve meyve ağırlığı bakımından, Nun 9075 Fı anacı ise meyve çapı ve meyve uzunluğu bakımından en yüksek değerlere sahip olmuştur. Meyve ağırlığı bakımından Acar Fı anacı üzerine aşılı Solo Fı çeşidi en yüksek değere (211.63 g) sahip olurken, meyve çapında Nun 9075 Fı anacı üzerine aşılı Solo Fı çeşidi en yüksek değere (40.16 mm) sahip olmuştur. Araştırma bulgularına göre, hem bitki büyüme parametreleri hem de meyve özellikleri bakımından kabak anaçları üzerine aşılama, kontrole (aşısız) göre daha iyi sonuçlar göstermiştir.

Erdal Damar
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karpuzlarda bazı tohum karakterlerinin kalıtımının belirlenmesi

Bu çalışmada, Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü karpuz gen havuzunda bulunan 11 adet hat ve bu hatlardan resiprokal olarak elde edilen melezlerin tohum karakterlerinin F1 aşamasında kalıtımı araştırılmıştır. Tohumlarda UPOV'a göre; büyüklük (çok küçük, küçük, orta, büyük, çok büyük), kabukta zemin rengi (beyaz, krem, yeşil, kırmızı, kızıl kahve, kahverengi, siyah), kabuğun ikincil rengi (yok, var), kabuğun ikincil renginin dağılım şekli (nokta, parça, nokta ve parça), zemin rengi ile ikincil rengin alan ilişkisi (küçük, orta, büyük), hilumda leke (yok, var), kenarda leke (yok, var), tohum sayısı (adet/kg meyve), meyve başına tohum ağırlığı (g/meyve), 1000 dane ağırlığı (g), tohum eni (mm), tohum boyu (mm), tohum kalınlığı (mm) ve tohum renk ölçümleri incelenmiş ve bu parametreler için heterozis değerleri hesaplanmıştır. Yapılan gözlemlerde; 2 hat ve 5 melezde siyah renk, 3 hat ve 8 melezde kahverengi renk, 1 hatta kızıl kahve renk ve 1 hatta beyaz renk oluştuğu, 5 hat ve 9 melezde büyük tohum, 1 hat ve 4 melezde küçük tohum ve 1 hatta çok küçük tohum oluştuğu, 2 hat ve 4 melezde hilumda leke oluştuğu ve tüm hat ve melezlerde tohum kenarında leke oluşmadığı gözlemlenmiştir. Kahverengi tohum renginin beyaz üzerine baskın olduğu ve ayrıca siyah tohum renginin kahverengi ve beyaz tohum renkleri üzerine baskın olduğu bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; meyve başına tohum ağırlığı bakımından Y-2-2 × Y-55 melezi, tohum sayısı bakımından Y-2-2 × Y-55 melezi, 1000 dane ağırlığı (g) bakımından Y-55 × Y-45 melezi, tohum eni (mm) bakımından Y-45 hattı, tohum boyu (mm) bakımından Y-45 × Y-55 melezi ve tohum kalınlığı (mm) bakımından Y-21 hattının üstün olduğu tespit edilmiştir.

Süleyman Yalçın
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nar (Punica granatum L. ve P. nana L.)'da bitki boyu ile ilişkili RAPD belirteçlerinin belirlenmesi ve bazı morfolojik gözlemler

Bu çalışmanın amacı, PCR-RAPD yöntemi kullanılarak bitki boyuyla ilişkili moleküler belirteçlerin belirlenmesidir. Bitki materyali olarak Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü bahçesinde bulunan bodur ve normal boylu nar bitkileri melezleme ıslahı ve kendileme ıslahı yöntemiyle elde edilen kendilenmiş melez bitkiler kullanılmıştır. 2020 yılında yapılan ölçümlerde P. nana × P. granatum melezlemesinde 52 bitkiden en kısa bitki 129 cm, en uzun bitki 250 cm; P. nana kendilemesinde 44 bitkiden en kısa bitki 59 cm, en uzun bitki 154 cm; P. granatum kendilemesinde 2 bitkiden en kısa bitki 172 cm, en uzun bitki 174 cm ve ana 110 cm, baba ebeveyn ise 396 cm olarak ölçülmüştür. Ana ve baba ebeveynle birlikte toplam 16 bitkinin yaprağından DNA çıkartılmıştır. RAPD primerlerini BSA ile test etmek amacıyla 7'şer melez bitkinin DNA'ları eşit miktarda karıştırılarak iki ayrı küme oluşturulmuştur. Test edilen 120 RAPD primerinden kalıcı polimorfizm gösterenler, iki kümeyi oluşturan bireyler ve ebeveyni ile birlikte analiz edilmiştir. OPM07 primerinden elde edilen 650 bç büyüklüğündeki bant ana ebeveyn, bodur nar kümesi ve bodur kendilemesindeki bitkilerde gözlenmezken; baba ebeveyn, normal boylu nar kümesi ve 4 normal boylu nar melezinde görülmüştür. Çalışma sonucunda OPM07-650 RAPD belirtecinin narda bitki boyu özelliği ile %57 ilişkili olduğu tespit edilmiştir.

PCRRAPD
Meryem Şimşek Uçkun
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemleri ile kırşehir'de ceviz yetiştiriciliği için uygun alanların belirlenmesi

Bu çalışmada, Kırşehir ilinde ceviz (Juglans regia L.) yetiştiriciliği için uygun alanların belirlenmesi amacıyla Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda, iklimsel faktörler (Yıllık toplam yağış miktarı, Minimum sıcaklık, 5°C altındaki gün sayısı, Bahar nispi nemi ve Yaz nispi nemi), topografik özellikler (Eğim, Bakı), toprak verileri (Organik madde, pH, Kil Silt, Kum), yerleşim yerleri, ulaşım ağı ve su kaynakları olmak üzere 14 farklı kriter değerlendirmiştir. Yerleşim yerleri ve ulaşım ağları faktörleri dışlama faktörü olarak değerlendirilmiştir. İklim verileri, Kırşehir Meteoroloji İl Müdürlüğü'nden sağlanmış ve mekânsal dağılımları ArcGIS Pro 3.2 yazılımında IDW (Ters Mesafe Ağırlıklı Enterpolasyon) yöntemi ile enterpole edilmiştir. Topografya verileri (eğim ve bakı) ise USGS Earth Explorer platformundan elde edilmiştir. Yerleşim yerleri, yollar ve su kaynakları gibi coğrafi veriler, açık kaynaklı veri sağlayıcısı olan OpenStreetMap (OSM) üzerinden temin edilmiştir. Araziye ait toprak özellikleri ise Uluslararası Toprak Referans ve Bilgi Merkezi (ISRIC) tarafından geliştirilen ve 250 m çözünürlükte mekânsal veri sağlayan SoilGrids 2.0 veri seti kullanılarak elde edilmiştir. Tüm bu veri katmanları, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemi ile ağırlıklandırılmış ve Ağırlıklı Bindirme Analizi (Weighted Overlay Analysis) ile uygunluk haritası oluşturulmuştur. Bu çalışma, ceviz yetiştiriciliği için uygun alanların belirlenmesine katkı sağlarken, CBS tabanlı karar destek sistemlerinin tarımsal planlama ve sürdürülebilirlik açısından önemini vurgulamaktadır. Çalışma sonucunda; Kırşehir il yüzölçümünün %3,31'inin (21.741,11 ha) ceviz yetiştiriciliği için çok uygun, %8,63'lük (56. 789,07 ha) kısmının orta uygun ve % 26,90'lık (177.149,76 ha) kısmının ise az uygun olduğu belirlenmiştir.

Ceviz
Ebru Şirin
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İç ceviz yan ürünlerinden protein hidrolizatlarının üretimi ve özelliklerinin belirlenmesi

Ceviz (Juglans regia), zengin besin içeriği, nutrasötik özellikleri ve geniş kullanım alanlarıyla öne çıkan stratejik bir tarım ürünü olup, dünya genelinde pek çok ülke için önemli bir ekonomik kaynak teşkil etmektedir. İç ceviz, biyolojik ve kimyasal açıdan oldukça değerli bir besin maddesi olup Juglans regia L türüne ait ceviz ağacının meyvesinin meyve iç kısmıdır. Bileşenleriyle bilimsel literatürde önemli bir yer tutar. Son yıllarda, iç cevizin doğrudan tüketiminin yanında, işlenerek tüketime sunulmasının önemi ve talebi giderek artmaktadır. Bu artış, hem sürdürülebilir gıda üretiminin teşvik edilmesi hem de ceviz meyvesinin tarımsal ekonomik değerin artırılması açısından oldukça önemlidir. Ceviz unu, iç cevizden yağ çıkarma işlemi sonrasında kalan ceviz posasının kurutulmasıyla elde edilen bir yan üründür. Özellikle atık olarak ortaya çıkan ve etkin bir şekilde değerlendirilemeyen bu ürünlerin protein hidrolizatı üretiminde kullanımı, katma değeri yüksek ürünlerin elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında alcalase, Favourzyme® ve savinase enzimleri kullanılarak hidroliz işlemi gerçekleştirilmiş ve hidroliz işleminin iç ceviz proteinlerinin yapısal, fonksiyonel ve biyoaktif özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Hidroliz sürecinde, savinase en yüksek hidroliz sonucunu (%22,59) vermiştir. Favourzyme®, emülsiyon aktivitesi (%282,16 m²/g) ve köpük oluşturma kapasitesi (%77,67) açısından en iyi performansı sergilerken, savinase ve alcalase yağ bağlama kapasitesini artırmıştır. Antioksidan kapasite açısından Cizo fraksiyonu, yüksek DPPH inhibisyon oranı (%61,39-%67,54) ile öne çıkmıştır. Sonuçlar savinase, alcalase ve Favourzyme® gibi enzimlerin ceviz proteinlerinden biyoaktif ve çok işlevli hidrolizatlar üretmek için etkili bir teknoloji sunduğunu göstermektedir. Aynı zamanda, Cizo gibi yüksek antioksidan kapasiteye sahip numunelerin fonksiyonel gıda ve farmasötik ürünlerde değerlendirilme potansiyeli olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Ceviz proteini, Enzimatik hidroliz, Fonksiyonel özellikler, Antioksidan Aktivite

Saniye Ağca
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kral istiridye mantarının (pleurotus eryngii) üretim sürecinde farklı substratların lignoselülozik içeriklerinde meydana gelen değişimlerin değerlendirilmesi

Bu tez çalşmasında, dört lignoselülozik substrat (mercimek samanı (LS), yer fıstığı samanı (PS), yer fıstığı kabuğu (PH) ve kavak talaşı (POS)) üzerinde yetiştirilen Pleurotus eryngii'nin biyodönüşüm verimliliği, substrat bozunma dinamiklerini analiz etmek için Fourier Transform Infrared (FTIR) spektroskopisi kullanılarak değerlendirilmiştir. Farklı substratlarda, misel sarım süresi 20,2-23,7 gün arasında değişmiş, primordia oluşumu 41,8-47,2 gün sürmüş ve ilk hasat 51,5-59,9 günde gerçekleşmiş, verim ve biyolojik etkinlik 155,6-301,8 g/kg ve %45,76-86,23 arasında değişmiştir. Çalışmada FTIR spektroskopisi ve kimyasal-lignoselülozik analizler arasındaki uyum teyit edilmiştir. İlk spektrumlar substrata özgü yapısal özellikleri ortaya koyarken, hasat sonrası profiller, mantar biyokütle birikiminin (1650-1540 cm-¹'de protein/polisakkarit bantları) yanı sıra kısmi lignin (1600, 1510 cm-1) ve selüloz (1158, 1050, 896 cm-1) bozunmasını göstererek birbirine yaklaşmıştır. Düşük lignin (MS: %8,57) ve yüksek karbonhidrat içeriği ile karakterize edilen MS substratı, selüloz/hemiselüloz bantlarında hızlı düşüşler sergilemiş, bu da gelişmiş misel kolonizasyonu, daha kısa yetiştirme döngüleri (20,2 gün) ve yüksek biyolojik verimlilik (BE) (%86,23) ile ilişkilendirilmiştir. Buna karşılık, lignin bakımından zengin substratlar (YFK: %22,43; KT: %22,70) sınırlı spektral kaymalar, verimsiz polisakkarit bozunması ve uzun misel sarım süresi (25,3 ve 23,7 gün) göstererek BE'nin azalmasına (sırasıyla %55,53 ve %45,76) neden olmuştur. Lignoselülozik bileşenlerin farklı şekilde bozunması, substrata özgü enzimatik aktivitenin altını çizmiş, lignin inatçılığı YFK ve KT'da selüloz erişilebilirliğini engellemiştir. Bu bulgular, substrat bileşimi, FTIR türevli bozunma modelleri ve mantar üretkenliği arasında doğrudan bir bağlantı kurmaktadır. Ayrıca farklı substratlarda yetiştirilen P. eryngii mantarının FTIR spektrumları belirlenerek besin içeriği ortaya konmuştur. KT substratı, en zengin ve dengeli FTIR profilini göstermektedir. Bu substratta gelişen mantarlar, protein, yağ ve fenolik bileşikler açısından yüksek içerik sergilemektedir. YFS substratında yetişen mantarların FTIR absorbsiyonları en düşük yoğunluklara sahip olup, muhtemelen sınırlı besin ve düşük biyoaktiviteye sahiptir. MS substratında yetişen mantarlarda KT substratındakilere yakın bir profil sergilemişlerdir. Çalışma, FTIR spektroskopisinin substratın biyolojik bozunabilirliğini değerlendirmek için uygun maliyetli bir araç olduğunu vurgulamakta ve mantar yetiştiriciliği için sürdürülebilir tarımsal kalıntıların seçimine rehberlik etmektedir. Çalışma sonuçlarına göre MS subtratı mantar verimi ve kalitesi açısından ülkemizde P. eryngii üretiminde kullanım için ümit verici sonuçlar sergilemiştir. Ayrıca, FTIR spektroskopisi mantar yetiştiriciliğinde hem lignoselülozik değişimlerin belirlenmesi hem de mantarların besin profillerinin ortaya konmasında başarı ile kullanılabilecek bir yöntem olduğu anlaşılmıştır.

Burak Salmanoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı nar (Punica granatum L.) genotiplerinin srap markırları ile moleküler karakterizasyonu

Nar insanlık tarihinin başlangıcından beri kullanılan ekonomik olarak önemli bir bitki türüdür. Meyve olarak tüketilmesinin yanı sıra, antik çağlardan itibaren tıbbi olarak da kullanılmaktadır. Nar suyu ve nar ekstraktları meyve sularında ve meyve şurubu yapımında kullanılmaktadır. Son zamanlarda meyve suyu olarak kullanım popülaritesi giderek artmaktadır. Ülkemiz ve Dünyada son yıllarda giderek önem kazanan yeni nar çeşitlerinin ıslahı çalışmaları pazar ihtiyaçlarına göre devam etmektedir. Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Nar Genetik Koleksiyonunda yer alan 90 nar genotipinin moleküler karakterizasyonu SRAP moleküler markır tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Genotiplerin moleküler tanımlanmasında 5 forward (ileri) ve 6 reverse (geri) primerine ait kombinasyonlar kullanılarak nar genotiplerinin genetik ilişkileri araştırılmıştır. Tez çalışmasında kullanılan 30 primer kombinasyonundan 14 primer kombinasyonunun başarılı sonuç verdiği gözlenmiştir. Çalışmada 14 primer kombinasyonundan elde edilen DNA bant büyüklükleri 160-1400 bp arasında değişmiştir. Değerlendirilen 14 primer kombinasyonu, 60'ı polimorfik toplam 73 adet bant üretmiştir. Primer başına elde edilen toplam bant sayısı 2-9 (ortalama 5.2) arasında, toplam polimorfik bant sayısı ise 1-9 (ortalama 4.3) arasında değişmiştir. Çalışmada kullanılan nar genotiplerinin benzerlik oranının %65-100 arasında değiştiği ve coğrafik orijinlerine göre gruplanmadığı dağınık bir dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak nar genotiplerinin birbirinden genetik olarak ayrıldığı ancak ayrımın dar bir genetik çeşitlilikte olduğu gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Nar, SRAP, Genotip tanımlama, Moleküler karakterizasyon

Evren Bengül
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı besi ortamlarının soğan (Allium cepa L.) ıslah materyallerinde ginogenesis uyartımına etkileri

Bu tezde, Türkiye'nin değişik bölgelerinden toplanmış beş farklı soğan genotipinin (Pamukkale Üniversitesinde üretilmiş olan üç adet ıslah hattı, bir adet açık tozlanan yerli ve bir adet açık tozlanan yabancı çeşit) ginogenesis uyartımına verdikleri tepkiler gözlemlenmiştir. Beş farklı soğan genotipine ait 29010 açmamış çiçek tomurcuğu BDS ve MS temelli farklı sükroz konsantrasyonu (30 g/l ve 100 g/l) ve bitki büyüme düzenleyicileri (2 mg/l BAP ve 2 mg/l 2,4-D) içeren altı farklı besi ortamına ekilmiştir. Ekilen tomurcukların yaklaşık yarısı 21 gün sonra 30 g/l şeker içeren hormonsuz besi ortamına alt kültüre alınmıştır. Tomurcukların ekilmesinden ve alt kültüre alınmasından yaklaşık iki ay sonra ginogenik tepkiler gözlenmeye başlanmıştır. Yapılan gözlemlerde alt kültüre alınan tomurcuklardan elde edilen ginogenik bitkilerin daha sağlıklı ve güçlü geliştiği görülmüştür. Farklı soğan genotiplerinin ginogenesis oranları karşılaştırıldığında, DELFOS (%0,98) genotipinin en yüksek oranda olduğu ve MBDS-1 besi yerinden MBDS-2 besi yerine alt kültüre alınmasıyla elde edildiği görülmüştür. Elde edilen ginogenik bitkilerin 76 tanesi flow sitometri ile analiz edilmiştir. Toplamda test edilen ginogenik bitkilerin 48 (%63,10) tanesi haploid, 18 (%23,70) tanesi diploid ve 10 (%13,10) tanesi miksoploid olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Allium, Ginogenesis, Doku kültürü, Haploid

Semih Alan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenilebilir çiçek çin karanfili (dianthus chinensis L.)'nin verim ve kalite özellikleri üzerine farklı yetiştirme yöntemlerinin etkileri

Bu çalışma 2024-2025 yıllarında ısıtmasız polikarbon serada çiçeklerinin yenilebilir özelliği bulunan Çin karanfili (Dianthus chinensis L.) yetiştiriciliği üzerine yapılmıştır. Çalışmada Çin karanfili türünün farklı yetiştirme ortamlarında bitki gelişimleri ve bazı çiçek özellikleri belirlenmiştir. Denemede yetiştirme ortamı olarak katı ortam kültürü (torf+perlit cocopeat) ve hidroponik kültür kullanılmıştır. Denemeler 3 tekerrürlü ve her tekerrürde 16 bitki olacak şekilde dizayn edilmiştir. Araştırmada, bitki boyu, bitki çapı, çiçek çapı, çiçek verimi, bitkilerin yaş ve kuru ağırlıkları, kök özellikleri, yaprak alanı, yaprak ve ana dal sayıları, fenolik madde, flavonoid madde ve antioksidan içerikleri gibi morfolojik ve fizyolojik parametreler incelenmiştir. Deneme boyunca bitkilerden elde edilen verilerin ortalamaları alınarak ortamlar arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Fenolik ve flavonoid madde içeriği, bitki boyu, bitki çapı, çiçek çapı ve yaprak alanı açısından cocopeat ortamı ön plana çıkarken; dallanma sayısı kök ve gövde ağırlıkları, kök çapı ve çiçek verimi bakımından torf+perlit (3:1) ortamı daha yüksek sonuçlar vermiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde, çiçekleri yenilebilir olan Çin karanfili (Dianthus chinensis L.) türünün, yenilebilir çiçek olarak yetiştiriciliğinde, yetiştirme ortamı olarak torf+perlit (3:1) veya cocopeat ortamlarının birbirine alternatif olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Ayrıca içeriğindeki sağlıklı bileşenler ve estetik görünümü sayesinde gastronomi alanında alternatif çeşit olarak tercih edilebilecek potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

Zerrin Taş
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep'te seçilmiş bazı antepfıstığı (Pistacia vera L.) tozlayıcı tiplerinin uzun ve siirt dişi çeşitlerinde meyve tutumu ve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma, Uzun ve Siirt antepfıstığı çeşitlerine uygun tozlayıcı bulmak amacıyla planlanmıştır. Bu amaçla, tozlayıcı olarak Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün melez deneme parsellerinden seçilmiş olan 9-64, 12-119, 16-32 ve 21-125 no'lu erkek tipler kullanılmıştır. Belirtilen tozlayıcı tiplerle yapay tozlamalar ve Serbest tozlanma uygulaması yapılarak, meyve tutumu ve meyve kalite özelliklerinin ne şekilde etkilendiği belirlenmeye çalışılmıştır Ayrıca, kullanılan tozlayıcıların çiçek tozu kalite ve miktarları da tespit edilmiştir. Deneme kapsamında incelenen tozlayıcı tiplerin, dişi çeşitlerin tam çiçeklenmeden itibaren çiçeklenme döneminin sonuna doğru çiçeklenmeye başladıkları belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda tüm tozlayıcı tiplerin çiçek tozu kalite ve miktarları açısından yeterli düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Denemede toplam meyve tutumunun yeterli sayılabilecek düzeyde olmasına rağmen, normal meyve tutumunun düşük, boz meyve oluşumunun ise yüksek olduğu saptanmıştır. Bunun yanında, kullanılan tozlayıcıların her iki çeşidin de meyvelerde iç oluşumu ve gelişimi üzerine etkilerinin zayıf kaldığı belirlenmiştir. Sonuçta; kullanılan tozlayıcı tiplerin, Uzun ve Siirt antepfıstığı çeşitleri için gerek çiçeklenme dönemleri, gerekse meyve tutumu ve kalite özellikleri üzerine etkileri açısından yeterince uygun olmadıkları saptanmıştır.

Mustafa Göktürk Kır
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güney Ege Bölgesi Memecik zeytin çeşidinde meyve ve yağ özelliklerinin karşılaştırılması

Amaç: Farklı ekolojik bölgelerde yetiştiriciliği yapılan Memecik zeytin çeşidi, meyve kalitesi ve yağ özellikleri açısından farklı özellikler gösterebilmektedir. Bu nedenle, bu araştırmada, Türkiye'de Memecik zeytin çeşidinin yoğun olarak yetiştirildiği Güney Ege Bölgesinde çeşidin meyve ve yağ özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: 2018/2019 ve 2019/2020 üretim sezonlarında Güney Ege Bölgesinde yer alan Aydın, İzmir ve Muğla illerinde ağaç varlığı ve üretim alanı açısından ilk sırada olan önemli ilçeleri TUİK (2017) verilerine göre saptanmıştır. Çalışma kapsamında yer alan ilçeler Koçarlı, Söke, Çine, Selçuk, Bayındır, Torbalı, Bodrum, Milas, Fethiye olarak belirlenmiştir. Deneme kapsamında bölgelerden yaklaşık eş yükseltilerden seçilen bahçelerde hasat edilen Memecik çeşidi zeytinlerde meyvelerde pomolojik analizler, elde edilen zeytinyağlarında ise biyokimyasal ve duyusal analizleri yapılmıştır. Bulgular: Ege Bölgesi'nden elde edilen zeytin örneklerinin meyve ağırlıkları (5,78 g) ve meyve eni (19,38 mm) ile en yüksek Bayındır ilçesi zeytinlerinde, meyve boyu en yüksek Bodrum ilçesi (27,10 mm) zeytinlerinde, 1 kg'daki zeytin sayısı en az Bayındır ilçesindeki (184 adet) zeytinlerinde saptanmıştır. Hasat zamanı itibariyle, olgunluk indeksi değeri en yüksek değer Koçarlı ilçe (2,02) zeytinlerinde saptanmıştır. 2019 yılında tüm şartlar azami ölçüden eşit kabul edilerek elde edilen yağların serbest yağ asitliği ve peroksit değerleri de Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Pirina Yağı Tebliği 'Natürel sızma Zeytinyağı' değerleri limit sınırları içerisinde olduğu belirlenmiştir. Fethiye ilçesinin (571 mg/kg) zeytinyağlarının polifenol miktarı yüksek olduğu saptanmıştır. Memecik çeşidi zeytinden elde edilen yağların E vitamini miktarı en yüksek değer Koçarlı ilçesi (480 mg/kg) zeytinyağında olduğu saptanmıştır. Yağ asidi dağılımları açısından en yüksek değer alan ilçeler irdelendiğinde; oleik asit için Selçuk ilçesi (72,63), palmitik asit için Milas ilçesi (15,48), linoleik asit için Fethiye ilçesi (17,55), stearik asit için Koçarlı ilçesi (3,23) zeytinyağında olduğu saptanmıştır. Sterol kompozisonları bakımından toplam B-sterol ve toplam sterol içerikleri Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı Tebliğ'inde belirtilen limit sınırlarından yüksek olduğu belirlenmiştir. Abencor sitemi kullanılarak elde edilen zeytinyağlarına yapılan duyusal değerlendirmelere göre çalışılan ilçelerdeki yağlar, Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı Tebliği'ndeki sınıflandırılmaya göre 'Naturel Sızma Zeytinyağı' olarak tanımlanmıştır. Pozitif özelliklerinden meyvemsilik ve yakıcılık özelliklerinin en yoğun değerleri Selçuk ilçesi zeytinyağında, acılık özelliğinin en yoğun değeri Söke ilçesi zeytinyağında olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Genel olarak Ege bölgesi ve Türkiye'nin en çok ağaç varlığına sahip olan, ekonomik açıdan ve üretim miktarı bakımından da önem taşıyan Memecik zeytin çeşidinin, yoğun olarak üretimin yapıldığı Güney Ege Bölgesi'ndeki zeytin ve zeytinyağlarında incelenen saflık ve kalite özelliklerinin ilgili standartlarla uyum içerisinde olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Güney Ege Bölgesi, Memecik, Zeytin, Zeytinyağı

İnci Sarı
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Önemli turunçgil anaçlarında nuseller embriyoni ve oluşum mekanizmasının araştırılması

Bu araştırmada, ülkemizde büyük ölçüde ekonomik öneme sahip olan bazı turunçgil anaçlarında nuseller embriyoni olayının mekanizması belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada ana bitki olarak Carrizo sitranjı, Kleoptra mandarini, Volkameriana ve Yerli turunç anaçları; tozlayıcı olarak ise Yerli üç yapraklı anacı kullanılmıştır. Anaçlar üzerinde yapılan sitolojik ve histolojik çalışmalar ile nuseller hücrelerin oluşum zamanları, oluşum yerleri, nasıl beslendikleri ve bu durumun anaçlara göre ne ölçüde değişim gösterebildiği gibi konular araştırılmıştır. Çalışma sonucunda nuseller embriyo köken hücrelerinin (NEKH) oluşum ve gelişiminin her anaç için farklı olduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda NEKH'lerinin anaçlara göre değişmek üzere nusellusun kalaza veya mikropil kısımlarında oluşabileceği belirlenmiştir. Oluşum zamanları açısından ise Kleopatra mandarininde tozlanmaya ihtiyaç duymadan tozlanmadan sonra 5. günde, Volkameriana anacında uyartım olduğu koşullarda döllenme öncesinde, Carrizo sitranjı ve Yerli turunç anaçlarında döllenmeye bağlı olarak tozlanma sonrasında oluştuğu tespit edilmiştir. NEKH'lerinin beslenmesi konusunda, kullanılan anaçlarda birbirine benzer durumlar görülmüş ve söz konusu hücrelerin öncelikle nusellus hücrelerinden beslendikleri, embriyo kesesine girdikten sonra ise endospermi tüketerek gelişmelerine devam ettikleri belirlenmiştir.

Şenay Karabıyık
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı renkte fotoselektif yeni nesil örtüler altında yetiştirilen Fuji elma çeşidinin muhafaza performanslarının araştırılması

Bu çalışmadaküresel ısınmanın etkisi ile elma ve diğer birçok meyve türünde şiddetli güneş ışınlarından meyvelerin üretim aşamasında korunması,derim zamanının belirlenmesi ve derim sonrasında meydana gelen kayıpların azaltılması ve kalitenin korunmasına yönelik bitkinin farklı renkte ve spektral dağılımda renkli örtü materyallerle üzerinin örtülmesi etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada Fuji elma çeşidinde Kontrol(örtüsüz), Beyaz, Kırmızı ve Pearl renkte net örtüleri kullanılmıştır. Fuji elma çeşidinde derim öncesi fizyolojik ölçümler, derim zamanın belirlenmesi ve derim sonrası muhafaza süresince bazı parametrelerinde inceleme yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda farklı renkte net örtü sitemlerinin meyve yetiştiriciliğine göre meyve gelişim dönemlerinde güneş yanıklığı zararlanmasını azalttığı ve çalışılan elma çeşidinde renk yoğunluğunu artmasını sağladığı gözlemlenmiştir. En iyi renklenme ise beyaz ve pearl örtü altında sağlanmıştır. Fuji elma çeşidinde örtü altındaki meyvelerin ağırlıkları birbirine yakın olduğu saptanmasına karşın, en ağır meyveler pearl renkte net örtülerinde görülmüştür. SÇKM miktarı bakımından farklı renkte örtü materyalleri altında yetiştirilen meyvelerde artış olduğu görülmüş ve farklı örtüler altındaki meyvelerdeki SÇKM değerlerinin birbirine yakın olduğu saptanmıştır. Meyve eti sertliği incelendiğinde, hasat zamanı yaklaştıkça tüm örtü renklerinde azalma olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen değerler ışığında farklı renkte net örtü kullanım olanaklarının avantajlarının bulunduğu ve çalışmaların bazı modifikasyonlar ile geliştirilerek üretim ve depolama uygulamalarında kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Nurcan Dölek
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı terbiye sistemleri uygulanmış incir ağaçlarında ilekleme sıklığının meyve verim ve kalitesi üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma, Aydın ili bölgesinde sofralık taze tüketim amacıyla yetiştirilen Bursa Siyahı incir çeşidinde ana mahsulün oluşması için yapılan ilekleme işleminin sıklığının meyve tutumuna, verime ve meyve kalitesine olan etkisinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışma Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü uygulama alanında 2012 yılında dikilen, Y Trellis ve Kordon şeklinde terbiye sisteminin uygulandığı, Bursa Siyahı incir çeşidi ağaçlarından oluşan parselde 2019 yılı vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Deneme her iki terbiye sistemi için de, 3 tekerrürlü ve her tekerrürde 10 ağaç olacak şekilde planlanmış ve toplam 60 ağaç üzerinden tez yürütülmüştür. Seçilen sürgünler izolasyon torbalarına alınarak, kontrollü olarak, 2, 3, 4 ve 5 kez olacak şekilde ilekleme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Deneme kapsamında Bursa Siyahı incir çeşidi ağaçlarında, fenolojik, pomolojik ve morfolojik gözlem ile analizler yapılmıştır. Bulgular: Çalışmadan elde edilen tüm bulgular genel olarak değerlendirildiğinde, Kordon sisteminde yaşanan sorunlar nedeniyle çok sağlıklı sonuçların elde edilemediği, ancak sürgün boyu gelişimi ve sürgündeki ortalama meyve sayısı dikkate alındığında ümitvar olduğu, diğer terbiye sistemi olan Y trellis sisteminde ise gerek meyve tutum oranı, gerek sürgündeki meyve sayıları dikkate alındığında, geleneksel uygulamanın aksine (2-3 kez ilekleme), 5 kez ilekleme yapılmasının özellikle meyve tutum oranı üzerinde çok önemli katkıları olduğu saptanmıştır. Sonuç: Üreticilerin alışılagelmişin dışında, ilekleme sıklıklarını arttırması, hatta bu süreçte ilek meyvesinin pazarda olmaması durumunda bile buzdolabı gibi basit şartlarda bile bir süre muhafaza edildikten sonra uygulanabileceği sonucuna varılmıştır.

Amine Şirin
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı dut çeşit adaylarının fenolojik, morfolojik ve biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, M. rubra L. ve M. alba L. türlerinden ve seleksiyon çalışmalarıyla belirlenen P1 ( M. alba var. Laevigata L. ), 01-Gerdan-KD (M. rubra L.), S7 (M. rubra L.) ve A5 (M. alba L. ) dut genotiplerinin Adana koşullarında fenolojik, morfolojik ve biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada 4 genotipe ait fenolojik, morfolojik ve biyokimyasal özellikler ve ölçülebilir pomolojik veriler incelenmiştir. Çalışma sonucunda genotipler arasında en erken çiçek açan genotip P1 olarak bulunmuş, bu genotip aynı zamanda en iri meyveli ve aroma özellikleri açısından da ön plana çıkmıştır. En tatlı meyveler 01-Gerdan-KD genotipinden alınmış, bu iki genotip diğer görünür özellikleriyle de sofralık olarak bölgeye uygun olarak 4 genotip arasından seçilmiştir. A5 ve S7 genotipleri bazı meyve özellikleri açısından daha geride kalmış ve özellikle A5 soğuk bölgeler için daha uygun bir genotip olarak önerilmiştir. Kromozom sayıları flow sitometri yöntemi ile 4 genotipte de diploid olarak belirlenmiştir. Gerek albeni gerekse zengin biyokimyasal özellikleri açısından öne çıkan 01-Gerdan-KD ve P1 genotipleri Adana bölgesi için tescile uygun olarak belirlenmiştir.

Neziha Manga
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı nar (Punica granatum L.) genotiplerinin ISSR markırları ile moleküler karakterizasyonu

Kültüre alınan en eski tarım ürünlerinden olan nar, insanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir. Nar, antik çağlarda tıbbi bitki olarak kullanılmıştır. Günümüzde yapılan araştırmalarda tansiyon dengeleyici, enerji verici, bağışıklık sistemini geliştiren, kanser hücrelerinin çoğalmasını engel olan bir meyve olduğu kanıtlanmıştır. Ülkemizde ve Dünya da giderek önem kazanan narın pazar ihtiyacını karşılamak için çeşitli ıslah yöntemlerine başvurulmuştur. Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Nar Genetik Koleksiyonunda yer alan 90 nar genotipinin moleküler karakterizasyonu ISSR moleküler markır tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nar genotiplerinin genetik ilişkileri, 23 ISSR primer kullanılarak incelenmiştir. Tez çalışmasında kullanılan 23 primer arasından 21 primerden amplifikasyon elde edilmiştir. 21 primerin 20'si polimorfik bantlar üretirken, 1 tanesi sadece monomorfik bant üretmiştir. Değerlendirilen 21 primer, 80'ı polimorfik olmak üzere toplam 96 adet bant üretmiştir. ISSR analizleri sonucunda oluşturulan dendrogram incelendiğinde, 90 adet nar genotipinin genetik benzerlik düzeyinin 0.52 ile 1.00 arasında değiştiği görülmüştür.

Murat Batmaz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Patlıcanda Solanum melongena × Solanum torvum melez populasyonlarının oluşturulma olanaklarının araştırılması ve patlıcan anaçlarında androgenesis yoluyla dihaploidizasyon

Fertil Solanum melongena × S. torvum melez populasyonlarının elde edilmesi için yapılan bu çalışmada, 35 adet S. melongena × S. torvum melezleme kombinasyondan, 33 kombinasyonda hibrit bireyler elde edilmiş ve sadece bir kombinasyonda iki yıllık bitkilerden %18.8 çiçek tozu canlılık ve %9.2 çimlenme oranları gözlemlenmiştir. Bu bireyler kullanılarak yapılan kendileme ve geri melezlemelerde, başarı sağlanamamıştır. Tetraploid S. melongena × S. torvum hibritlerinin elde edilmesi için, toplam 7 kombinasyonda in vitro ve in vivo'da kolhisin uygulamaları yapılmış, sadece in vitro uygulamalardan 5 adet tetraploid birey elde edilmiştir. Tetraploid bireylerde çiçek tozu canlılık değerleri %9.60 ile %31.60, çimlenme değerleri ise %3.4 ile %15.60 arasında değişmiştir. Tetraploid bireyler kullanılarak yapılan anter ve mikrospor kültürü çalışmalarından embriyo ve bitki gözlemlenmezken, Sm18 × 23 tetraploid hibrit kombinasyonunda 2 no'lu mikrospor kültürü ortamında 8. günde 3 ve 5 çekirdeğe sahip pro-embriyolar gözlemlenmiştir. S. americanum'un kullanıldığı köprü melez çalışmalarında herhangi bir hibrit birey elde edilemediği gibi; S. torvum'un ana ebeveyn olarak kullanıldığı S. torvum × S. aethiopicum melezlerinde de meyve tutumu gerçekleşmemiştir. Baba ebeveyn olarak S. torvum kullanılan 6 adet S. aethiopicum kombinasyonunda, tohum taslakları dejenere olmuştur. Sadece bir kombinasyonda tohumlar ve tamamen ana ebeveyne benzeyen sağlıklı bitkiler elde edilmiştir. Diallel S. melongena × S. aethiopicum kombinasyonlarından hibrit bireyler elde edilmiştir. Bu hibritlerin ana ebeveyn, S. torvum'un baba ebeveyn olarak kullanıldığı melezleme çalışmalarında, S. torvum'un genomunu taşıyan üçlü hibritlerin yanı sıra, taşımayan ikili hibritler de elde edilmiştir. Üçlü hibritlerin hiçbirinde, çiçek tozu canlılık ve çimlenme performansı yeterli olmamıştır. Patlıcan anaçları ile yapılan anter kültürü çalışmasında, anterlerin hemen hemen hepsinde somatik hücre kökenli kallus gelişimi gözlemlenirken, embriyo oluşumu tespit edilmemiştir. AGR 703.1 F1 anacından tohum elde edilemezken, Köksal F1'de tohum oluşumu meydana gelmiştir. Bu tohumların F2 ve F3 bireylerinde yapılan morfolojik karakterizasyonda, toplam 22 morfolojik özellik değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: patlıcan, türler arası melezleme, köprü melez, kromozom katlama, androgenesis

Atilla Ata
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lavanta (L.x intermedia var. Super A.)'da farklı toplama zamanları ve muhafazanın derim sonrası kalite üzerine etkileri

Bu çalışma Adana'da yetiştirilen ve çiçeklenme başlangıcı (25 Mayıs 2018), tam çiçeklenme (5 Haziran 2018) ve çiçeklenme sonu (28 Haziran 2018) devrelerinde derimi yapılan lavanta (Lavandula.x intermedia var. Super A.) bitkisinde farklı muhafaza koşullarının lavanta kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla farklı zamanlarda derilen lavanta bitkilerinde mevcut su içeriği (%), yaprak oranı (%), lavanta çiçek rengi, görünüm, uçucu yağ verimi, uçucu yağ bileşenleri incelenmiştir. Kurutulan lavantalar 4°C'de ve 20°C'de %65 oransal nemde, 12 ay vakumlu polietilen poşet içinde muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince lavantalarda çiçek renk değişimi (h°), antioksidant aktivitesi (%), toplam fenol içeriği (mg gallik asit/L), toplam antosiyanin içeriği (Siyanidin-3-glikozid mg/L) gibi fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Ayrıca farklı derim zamanında elde edilen uçucu yağlar 4°C'de cam şişede muhafaza edilmiş ve periyodik olarak 2 ayda bir yağ bileşen değişimlerine bakılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda lavanta farklı dönemlerde derim yapılmasının ve farklı muhafaza koşullarının incelenen kriterlere etkili olduğu bulunmuştur. Adana koşullarında yetiştirilen lavanta (L.x intermedia var Super A.) bitkisinin Derim 2 döneminden elde edilen uçucu yağ 4°C'de 12 ay muhafaza edildiğinde yağ bileşenlerinin kalitesinin korunduğu; çiçeklerin ise 4°C'de 12 ay muhafaza edildiğinde kalite değerlerini koruduğu tespit edilmiştir.

Adem Dal
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çinko (Zn+2) toksisitesi koşullarında aynısefa (Calendula officinalis) bitkisinin morfolojik ve fizyolojik değişimlerinin ve fitoremediasyon potansiyelinin belirlenmesi

Bu çalışmada aynısefa (Calendula officinalis) bitkisinde çinko toksisitesinin etkileri ve bitkinin fitoremediasyon potansiyeli araştırılmıştır. Çalışma tohum çimlenme ve bitki gelişimi olmak üzere iki aşamada ve beş farklı çinko konsantrasyonu (0, 250, 500, 750 ve 1000 ppm) kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmanın birinci bölümünde iki çeşitte de (Bon Bon ve Gitana) tohum çimlenmesi ve fidecik gelişimi incelenmiştir. Deneme sonunda her iki çeşitte de çinko uygulamalarının engelleyici etkisi çimlenme aşamasından ziyade fidecik gelişim aşamasında görülmüştür. İkinci bölümde ise çalışmalar, Zn uygulanmış saksı topraklarında yürütülmüştür. Bu aşamada Bon Bon çeşidi bitki materyali olarak kullanılmış ve bitkilerde morfolojik ve fizyolojik parametreler değerlendirilmiştir. Deneme sonunda çinko düzeyinin artışı ile; bitkisel parametre değerlerinde azalış, stoma boyut ve sayılarında değişim, toplam klorofil, klorofil a klorofil b ve yaprak oransal su kapsamında azalış, turgor kaybı, iyon sızıntısı ve membran zararlanmasında artış ve bazı besin elementlerinin içeriğinde değişim belirlenmiştir. Çinko içeriğindeki değişim ise aynısefa bitkisinin fitoremediasyon kapasitesini ortaya koymuştur. Uygulama düzeyi artışı ile bitkilerin topraktan kaldırdığı Zn miktarı artmıştır. En yüksek çinko düzeyinde (1000 ppm), kontrole göre, sürgünlerde 5 kat ve köklerde 7 kat daha fazla Zn bulunmuştur.

Bahereh Karımı Ansarı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tuz stresi altında Zinnia (Zinnia sp.) türlerinde morfolojik, anatomik, fizyolojik ve biyokimyasal değişimler

Tuz stresine toleransın araştırıldığı bu çalışmada denemeler iki aşamada yürütülmüştür. Birinci aşama (ilk yıl) mevsimlik çiçek olan yirmi Zinnia çeşidinde screening (tarama) çalışması, ikinci aşamada (ikinci yıl) ise seçilen hassas ve tolerant çeşitlerle ayrıntılı çalışmalar yürütülmüştür. Birinci yıl çalışmalarında tuz stresi uygulanan (0 ve 100 mM NaCl) çeşitlerde bazı morfolojik ve fizyolojik özellikler bakımından değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda göreceli hassas olarak Zinnia elegans 'Zinnita Scarlet' çeşidi, göreceli tolerant olarak ise Zinnia marylandica 'Double Zahara Fire Improved' çeşidi seçilmiştir. İkinci yıl seçilen iki çeşitte farklı tuz konsantrasyonları (0 [Kontrol], 50, 100, 150, 200 mM NaCl) uygulanmıştır. Yapılan çalışmada bazı morfolojik, anatomik, biyokimyasal ve fizyolojik parametreler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak hassas (Zi. Scarlet) ve tolerant (D. Za. Fire Improved) olarak seçilen çeşitlerin farklı tuz konsantrasyonlarına verdikleri yanıtlardaki farklılıklar çok yönlü araştırılarak ortaya konulmuştur. Sonuç olarak Zinnia bitkisinin tuz stresine tolerans mekanizmasını açıklamak bakımından iyon sızıntısı, prolin, klorofil, Na+, Cl- içeriğinin önemli ve etkin parametreler olduğu ortaya konulmuştur.

Sara Yasemin
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klemantin ve orlando melezlenmesi ile elde edilen hibrit meyvelerin muhafaza performanslarının belirlenmesi

Bu çalışma Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü mandarin parsellerinde yeni geliştirilen melez P20 mandarininin muhafaza koşullarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla hibrit P20 ve ebeveyn (Klemantin, Orlando) mandarinler derim sonrası 4 oC ve 6 oC' de %85-90 nem içeren soğuk hava depolarında her uygulama 3 yinelemeli ve her yinelemede 15 meyve olacak şekilde üç ay süre ile muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince her 15 günde bir fiziksel ve kimyasal analizler yapılarak meyvelerde meydana gelen değişiklikler izlenmiş melez meyvelerin depolanma koşulları belirlenmiştir. Muhafaza süresi sonunda hibrit P20 ve ebeveyn mandarinlerin ağırlık kaybı % 4.29 olarak tespit edilmiştir. 4 oC ve 6 oC' de titre edilebilir asitlik (TEA) değeri ve meyve kabuk rengi L*, a* ve b* renk değerleri muhafazanın başlangıcına göre azalırken, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) değerleri artmıştır. C vitamini (L-Askorbik asit) miktarı yönünden P20 mandarini ebeveynlerinden yüksek bir değer göstermiştir (632.80 mg/L). Fruktoz ve glikoz miktarları yönünden P20 ve Klemantin'de aynı değerler bulunurken, sakkaroz miktarında azalmalar tespit edilmiştir. Ağırlık kaybı, mantarsal nedenlerle ve fizyolojik nedenlerle bozulma toplamı 4oC ve 6 oC' de (sırasıyla 5.95 ve 9.63) kabul edilebilir sınırların (%10 ) altında olduğu için, çalışma sonucunda Klemantin ve Orlando melezlenmesi ile elde edilen hibrit mandarinlerin 4oC de %85-90 nem içeren soğuk hava depolarında muhafaza süresince kalite kriterlerinde fazla bir azalma görülmeden üç ay muhafaza edilebileceği tespit edilmiştir.

Binnaz Güvenç
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trakya İlkeren üzüm çeşidinde sulama ve malç uygulamalarının verim, kalite ve ekofizyolojik özelliklere etkisi

Çalışmada, malç uygulamaları ile ilgili olarak Pomza, Kuru malçlama, Saman ve Siyah Plastik kullanılmıştır. Kontrol parselinde toprak hiçbir materyalle örtülmemiştir. Sulama uygulamaları için deneme alanında sulamaya gün ortası yaprak su potansiyeli (YSP) değeri 1.0MPa' ın üstüne çıktığında başlanmıştır. Sulama miktarının belirlenmesinde haftalık olarak ölçülen buharlaşma değerinin %50' si ve %100' ü dikkate alınmış, kontrol parsellerinde sulama yapılmamıştır. Sulama ve malç uygulamaları arasında YSP değerleri bakımından önemli farklılık saptanmamıştır. Verim ve salkım ağırlığı üzerinde uygulamaların etkisi önemli bulunmuş ve Sulamasız ile %100 su uygulamasında daha yüksek değerler saptanmıştır. Verim ve salkım ağırlığında 4947 g omca-1 ve 412.3 g ile en iyi sonuç Saman malçından alınmıştır. Ben düşme (1-2 Haziran) döneminde ölçülen Yaprak klorofil düzeyleri (SPAD değerleri) Sulamasız; infrared değerleri ise % 100 su ve Sulamasız uygulamalarında daha yüksek çıkmıştır. Toprak nemi ve sıcaklığının % 100 su uygulamasında arttığı saptanmıştır. Toprak nem içeriğini Saman malçının; toprak sıcaklığını ise Kuru malçlama (Fiğ malçı) ve Siyah Plastik malç uygulamalarının yükselttiği belirlenmiştir. Sonuçta, sulama ve malç uygulamasının ekofizyolojik özellikler üzerindeki bir miktar olumlu etkisine karşın, denemenin mevcut yağış rejimi koşullarında Trakya İlkeren gibi erkenci üzüm çeşitlerinden asmalar sulanmadan da yeterli miktar ve kalitede ürün elde edilebileceği kanaatine varılmıştır.

Gülten Doğan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

In vitro'da tuz stresi altında yetiştirilen bazı amerikan asma anaçlarının genotipik tepkileri ve bitki besin elementi tercihlerinin belirlenmesi

Bu çalışma, in vitro'da tuz stresi uygulanan altı Amerikan asma anacının (41B, 5BB, 140Ru, SO4, Salt Creek ve Harmony) morfolojik tepkilerini ve mineral beslenme tercihlerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Murashige and Skoog besi ortamında çoğaltılan bitkiciklere 0, 0.75 ve 1.5 g L-1 NaCl uygulanmıştır. Uygulamaların etkisini saptamak için; bitki zararlanma derecesi, sürgün uzunluğu, boğum sayısı, ortalama kök uzunluğu, kök sayısı, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı, yaprak klorofil ve besin elementi konsantrasyonu incelenmiştir. Çalışma sonucunda artan NaCl dozlarıyla bazı anaçlarda büyüme ve gelişmede gerileme, bazılarında ölümler görülmüştür. Benzer şekilde sürgün yaş ve kuru ağırlıkları ile kök yaş ve kuru ağırlıklarının da azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca yaprak klorofil içerikleri ile besin elementi içerikleri de artan NaCl dozundan olumsuz etkilenmiştir. 41B anacı iki NaCl uygulamasında; SO4, 5BB ve 140Ru anaçları ise 1.5 g L-1 NaCl dozunda canlılığını yitirmiştir. Bütün çeşitlerde artan tuz uygulamalarına bağlı olarak Cl ve Na konsantrasyonları artış göstermiş, makro ve mikro elementlerde ise genel olarak azalış dikkati çekmiştir. İncelenen tüm parametreler dikkate alındığında, anaçlar hassastan dayanıklıya doğru; 41B, SO4, 5BB, 140Ru, Harmony ve Salt Creek şeklinde dizilmiştir.

Kaan Fethi Kaya
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yetişen bazı sıklamen türlerinin yumrularında somatik embriyogenesis ve sentetik tohum üretimi araştırmaları

Bu çalışmada, Türkiye'de doğal yayılış gösteren C. persicum, C. graecum, C. cilicium, C. coum ve C. pseudibericum türlerinin yumrularından somatik embriyo elde edilmesi ve sentetik tohum üretim olanakları araştırılmıştır. Somatik embriyo yapılarını elde etmek için BBD olarak 2,4-D ve 2iP kullanılmıştır. C. persicum türünde 2 mg L-1 2,4-D + 0.5 mg L-1 2iP ve 1.5 mg L-1 2,4-D + 0.8 mg L-1 2iP içeren, C. coum türünde ise 2 mg L-1 2,4-D + 0.5 mg L-1 2iP ve 2 mg L-1 2,4-D + 0.3 mg L-1 2iP içeren ½ MS ortamlarında somatik embriyo yapıları elde edilmiştir. C. cilicium türünde ise yalnızca 2 mg L-1 2,4-D + 0.5 mg L-1 2iP içeren besi ortamında somatik embriyo yapıları sağlanmıştır. C. graecum türünde organojenik yapılar elde edilirken, C. pseudibericum türünde yalnızca düşük oranda kallus gelişimleri gözlenmiştir. Sentetik tohum denemelerinde, rejenerasyon denemelerinde elde edilen somatik embriyolar ve C. graecum türüne ait sürgün yapıları kullanılarak enkapsülasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kaplama materyali olarak kullanılan sodyum aljinatın içerisine ilave edilen MS besi ortamı ve bitki büyüme düzenleyiciler, C. persicum ve C. coum türlerinde çimlenme üzerine olumlu etki gösterirken, C. cilicium türüne ait somatik embriyolarda çimlenme gözlenmemiştir. Enkapsülasyon işleminin C. graecum türüne ait sürgün yapılarının rejenerasyonu üzerine ise olumsuz etki gösterdiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cyclamen, in vitro, enkapsülasyon, sodyum aljinat

Hüsamettin Aycan Alp
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derim sonrası farklı paketleme ve 1-methylcyclopropene uygulamalarının muzun raf ömrü üzerine etkileri

Araştırma Ç.Ü.Z.F. Bahçe Bitkileri Bölümüne ait Derim Sonrası Fizyoloji Laboratuvarında ve Depolarında yürütülmüştür. Yüksek lisans tez çalışmasında Dwarf Cavendish muz çeşidinin yeni bir modifiye atmosfer paketleme (MAP) sistemi olan Ripelock ve farklı 1-methylcyclopropene (1-MCP) dozları (100 ppb, 200 ppb, 800 ppb) uygulanarak depolama öncesi raf ömrü ile depolama sonrası raf ömrü performansları araştırılmıştır. Denemede uygulamaların Dwarf Cavendish muz çeşidinin depolama öncesi raf ömrü ve depolama sonrası raf ömrü süresince meyve kalite kriterleri üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Denemeye alınan meyvel uygulamalar sonrasında 2 gruba ayrılmıştır. İlk grup meyveler 20°C'de 7 gün raf koşullarında bekletilmiştir, diğer grup meyveler ise 10 gün muhafaza edilmiş ve muhafaza sonrası 10 °C'de %85-90 oransal nemde 7 gün raf ömrü koşullarında bekletilmiştir. Meyvelerde depolama önce ve depolama sonrası raf ömrü süresince ağırlık kaybı (%), çürüme, meyve renk değişimi (ho), görünüm (1-5 skala), solunum oranı (ml CO2 kg -1 h -1 L), etilen üretimi (µl/kg.sa), meyve eti sertliği (N), kabuk sertliği (N), suda çözünebilir kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, meyve şeker içeriği (glikoz, mannoz, fruktoz) gibi fiziksel kimyasal ve biyokimyasal analizleri yapılmıştır. Çalışmada yapılan fiziksel ve kimyasal analizler sonucunda; MAP içine konulan ve farklı dozlarda 1-MCP (100 ppb, 200 ppb, 800 ppb) uygulamalarının karşılaştırılması sonucunda 1-MCP 800 ppb uygulamasının meyve kalite parametreleri üzerinde pozitif etkilileri olduğu ve hem depolama öncesi 7 gün raf ömrü koşullarında hem de 10 gün depolama sonrasında 7 gün raf ömrü koşullarında analizlenen meyvelerde çürüme kayıpları olmadığı belirlenmiştir. 1-MCP 800 ppb ve 1-MCP 200 ppb uygulamalarının diğer uygulamalara göre daha başırılı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir.

Halil Mert Dikel
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Washıngton navel portakalında farklı dönemlerde fertigasyon yöntemiyle yapılan azot uygulamalarının meyve verim ve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışmada Washington Navel göbekli portakal çeşidinde İlkbahar veYaz döneminde fertigasyon yöntemiyleN'un farklı zamanlarda ve dozlarda uygulanmasının meyve verim ve kalitesine etkisi araştırılmıştır. Deneme parseline yıllık uygulanacak N'nin 1/2'si ilkbahar döneminde topraktan uygulanmıştır.Geri kalan 1/2'lik N ise parsel-1'e tek seferde, parsel-2'ye üçe bölünerek, parsel-3'e beşe bölünerek ve parsel-4'e ona bölünerek verilmiştir. Çalışmada en geniş çaplı ve en ağır meyveler 77.55mm çap ve 241.36 g meyve ağırlığı ortalamaları ile N'nin Yaz döneminde tek seferde uygulandığı P1'de elde edilmiştir. Yüksek pazarlanabilme özelliğine sahip meyveler % 51.83 oran ile P1'de, pazarlanabilir meyve oranı en az olan meyveler ise %5 ile P4'de tespit edilmiştir. En düşük meyve çapı 71.18 mm ve en düşük meyve ağırlığı 183.47 g ortalamaları ile N uygulamasının ilkbahar-yaz döneminde on parçaya bölünerek uygulandığı P4'de tespit edilmiştir

Akşın Zeytinoğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı biber (Capsicum annuum L.) ıslah genotiplerinin anter kültürü performanslarının belirlenmesi

Sunulan bu çalışmada, farklı tiplerde 23 biber genotipinde anter kültürü performansı belirlenmiştir. Çiçek tomurcuklarının dezenfeksiyonunda, tomurcuklar öncelikle %70'lik etil alkolde 30 saniye bekletilmiş ve sonrasında 10 dakika süresince 1-2 damla Tween-20 içeren %15'lik sodyum hipoklorit çözeltisinde tutulmuştur. Alınan anterler ilk aşamada; 30 g/L sakkaroz, 2.5 g/L aktif kömür, 15 mg/L gümüş nitrat (AgNO3), 4 mg/L 1-Naphthaleneacetic acid (NAA), 0.5 mg/L 6-Benzylaminopurine (BAP) ve 6.5 g/L agar içeren Murashige and Skoog (MS) besin ortamında kültüre alınmışlardır. Sonrasında anterler, 30 g/L sakkaroz ve 6.5 g/L agar içeren ve büyümeyi düzenleyici içermeyen MS besin ortamına aktarılmışlardır. Elde edilen embriyolarda, aynı besin ortamına alınmışlardır (ikinci ortama). Anterler, ön uygulama olarak, +35ºC'de ve karanlık koşullarda 2 gün süresince bekletilmişlerdir. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde, genotiplere göre 100 canlı anter için ortalama embriyo sayıları 0.83 ile 44.44 arasında değişmiştir. En yüksek oran FT-509 genotipinde gözlemlenmiş ve bu genotipi FT-508 (23.61 embriyo/100 canlı anter), FT-1181 (23.37 embriyo/100 canlı anter) ve FT-905 (22.89 embriyo/100 canlı anter) genotipleri takip etmiştir. En düşük performansı, 0.83 adet embriyo/100 canlı anter ile FT-1178 genotipi göstermiştir. Genellikle oluşan embriyoların tamamı bitkiye dönüşebilmiştir. Bu nedenle, 100 canlı anter için ortalama bitki oluşturan embriyo sayısı değerleri, 100 canlı anter için ortalama embriyo sayıları ile aynı olmuştur. En yüksek ortalama bitki sayısı 20 adet ile FT-508 no'lu genotipte gözlemlenmiş ve FT-509 (17.5 bitki-yaklaşık 17), FT-1181 (16 bitki), FT-905 (12 bitki), FT-263 (10.5 bitki-yaklaşık 10) ile FT-507 (8.25 bitki-yaklaşık 8) genotipleri tarafından takip edilmiştir. En düşük bitki sayısı ise 0.5 (yaklaşık 1) adet ile FT-1178 no'lu genotipte kaydedilmiştir. Çalışma sonucunda; FT-509 no'lu genotipin anter kültürü performansı 44.44 embriyo/100 canlı anter ile yüksek; FT-508, FT-1181, FT-905, FT-501, FT-1179, FT-1174, FT-908, FT-507, FT-1173, FT-1180, FT-1182, FT-903, FT-901, FT-1183 FT-907 ve FT-263 genotiplerinin anter kültürü performansı 11.47-23.61 embriyo/100 canlı anter ile orta; FT-900, FT-500, FT-906, FT-902, FT-1175 ve FT-1178 genotiplerinin performansı 0.83-9.87 embriyo/100 canlı anter ile düşük olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Biber, Capsicum annuum, anter kültürü, genotip

Didem Atasoy
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00